Barış, Şükran ve Sevgi Duasına Davet Ediyorum…Verdiğin Yaşamı, Hayatı ve Mucize Bedenimin Farkındalığına Vardığım İçin Sonsuz Şükürler Olsun…

İçinizdeki küçük kıza öğütler ;25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!

284656[1]
1. Unutma! Sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da… Ünlü olsan da olmasan da… O erkek seni istese de istemese de… Sen sen olduğun için bi’tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his… Sen şahanesin!
MUTLULUK SENİN İÇİNDE
3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin. 6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin. Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir. Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme.
HERKESE ‘SEVGİLİM’ DEME
11. Evde oturup derdine yanma. Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama. Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir… Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin. Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
HER ŞEYİN ŞIK OLSUN
16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar… Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin. Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.
19. Erkekler çocuktur. Nokta! Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.
SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA!
20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin. Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun… Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok. Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!
ALINTI
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Benim bazen durasım bazen oturasım bazen kalkasım bazen konuşasım bazen susasım var ve hatta bazen yazasım bazen bozasım var…

Benim … Sarhoş düşlerim, sınanmış gerçekliklerim, hayallerim, dualarım, umduklarım ve umup da bulduklarım var…
Benim çok sevdiğim bir hayatım, çok sorduğum kararsızlıklarım, çok sövdüğüm hayal kırıklıklarım var…
Kalbim var, mantığım var… hatta bazen bu ikisini koordine edemeyen ruhum var…
Benim bazen durasım bazen oturasım bazen kalkasım bazen konuşasım bazen susasım var ve hatta bazen yazasım bazen bozasım var…
Benim de tıpkı sizin gibi…
Sessiz çığlıklarım, hüzünlü kahkahalarım, sudan çıkmış balık anlarım, tecrübeyle sabit hatalarım var…
Benim susuzluklarım, ıssızlıklarım, neşeli kalabalıklarım, unutulmaz anılarım, saklı mucizelerim, savrulduğum fırtınalarım var…
Benim duymuşluğum, görmüşlüğüm, şaşırmışlığım, sınanmışlığım hatta yaşamışlığım var…

Kaynak: Gelişimsel Olumlama…

Hiç duydunuz mu şu duayı?"Allah seni toplasın!"

482825_10151520373972836_1058836621_n[1]

Hiç duydunuz mu şu duayı?
“Allah seni toplasın!”
Eskiler böyle dua ederlermiş hep. Ne güzel bir duadır bu Ya Rabbi! hele ki bu çağa karşı! Allah seni toplasın! -Gözünü.. -Kulağını.. -Aklını.. -Yüreğini.. … -Hayalini toplasın ağyardan.. Sana “el” olan sınırlardan.”Allah seni toplasın”
Toplanmazsan dağılacaksın çünkü.
Dağılınca da dağıtacaksın!

Bir Kartal Hikayesi


Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar…
Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı,ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı….  Herkes mutluydu,böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum,yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!. “Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da öğretti annesi: “Bak yavrum, eğer kedi buradan gelirse aksi istikamete doğru kaç,şuradan gelirse buraya kaç… “

Büyük tavuk büyüdükçe güzelleşiyordu. Oldukça uzun kanatları vardı. Ara sıra diğerleri onun kanatlarına bakmak için geliyorlardı…
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken büyük tavuğun gözü,gökyüzünden süzülerek korkunç bir ihtişamla geçiş yapan başka bir canlıya ilişti.

-Anne bu ne? Dedi büyük tavuk. -Ha o mu? O kartal yavrum,kuşların padişahı. -Ne de güzel uçuyor! -Evet yavrum! Ama sen sakın ona özenme. Asla onun gibi olamazsın! Sen bir tavuksun. Senden önce baban,deden,amcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı.. SEN BİR TAVUKSUN VE BİR TAVUK GİBİ YAŞAMALISIN.
O günden sonra büyük tavuk,ömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çekti…  ve her seferinde “keşke bende bir kartal olup uçabilseydim. ” Dedi. Yine bir gün siyah kanatlı büyük tavuk ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gitti… O nu bir tavuk gibi defnettiler; kii hakikatte ölen bir kartaldı..
“Bir kartal gibi doğup,bir tavuk gibi yaşayan ve kartallara özenip sonunda bir tavuk gibi ölen binlerce kartal var. Yıl 2013, yer DÜNYA.. Şu anda kendi gücünün farkına varamayan,milyonlarca hatta milyarlarca insan var yeryüzünde.
HİÇ BİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR… HİÇ BİR ŞEY ANLATILDIĞI GİBİ DEĞİL… HER DUYDUĞUNA İNANMA….(BUNA BİLE ) GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN DÜNÜN DEĞİL, YARININ HAYALLERİDİR
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

FREKANS & TİTREŞİM .•♥•.¸¸.•♥•.¸¸(¸.•♥•.¸ … Titreşim ve İlişkilerimizi Nasıl Etkilediği Gerçeği…


“Eğer , Evreni anlamak istiyorsan ; enerji , frekans ve titreşim üzerine düşün..”    Nikola TESLA..

Herkes bir frekansa, yani titreşime sahiptir. Yani DNA’nın salınım oranı. Bu titreşim 50 ile 150 Ghz arasında gezinir. Rezonans yüzünden, frekans son derece önemlidir. Bir titreşime (frekans) sahipsiniz ve yakın titreşimdeki diğer insanlarla, yerlerle, zamanla, olaylarla rezonansa girersiniz. Bu durum sizin diğerleriyle olan ilişkilerinizi nasıl etkiler?
İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yan yana gelebilirler.
Bunu kavramak o kadar önemli ki, son cümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim. Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi, mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur.
İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yan yana gelir ve birlikte olurlar. Örneğin, bir restorana girdiğinizde, belli bir masada insanların birlikte oturduğunu görürseniz, onların hepsinin yakın frekanslarda olduklarını fark edersiniz. Bu yüzden arkadaşlar yan yana gelirler. Yine bu yüzden arkadaşlar ve eşler birbirlerinden ayrılırlar. Aralarından birinin frekansı yükselir; diğeri aynı kalırsa, ikinci kişi diğerinin hologramından düşer. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, diğerinin frekans aralığının dışına düştüğünden bağlantı kuramazlar. Hiç düşündünüz mü, okuldan bazı arkadaşlarınız artık arkadaşınız değildir ve onlarla hiç bir bağlantınız yoktur? Çünkü frekansınız değişmiştir ve literal anlamda onları “göremiyorsunuzdur” artık.
Bizler gerçeği, şimdiki kitlesel bilincimizin odaklandığı bir alt boyutta var olan frekans bantlarının titreşimlerinin alt frekanslarının içinde olan kolektif kitlelerin düşünce formları şekliyle algılayabiliyoruz. Yani örneğin DNA sarmallarınızın 5 tanesi aktive olmuşsa ve bilinçliliğiniz beşinci boyuttaysa düşünce formlarının 4. Boyuttaki gibi yoğun (katı) olduğunu görürsünüz. Bu yüzden farklı insanlar, yaşamı bütünüyle birbirlerinden farklı algılarlar. Bilinç ve DNA aktivasyon düzeyi farklılıkları yüzünden…
Düşünün bakalım dışarıdaki gerçekten tuhaf kombinasyon oluşturan çiftleri, asla yan yana gelmelerini hayal bile edemeyeceğiniz insanlar birliktedirler. 🙂
Birliktedirler çünkü aynı frekanstadırlar. Konuya frekans açısından bakarsanız kendinizin de neden artık bir takım insanlarla birlikte olmadığınızı görürsünüz ve ilişki “yürümüyorsa” kendinizi kötü hissetmek zorunda kalmazsınız. Eğer frekansları uyumlu değilse 2 kişi yan yana duramaz. Aynı şekilde eğer rezone olmadığınız bir çevrede çalışıyorsanız, orada fazla kalamazsınız. Gerçekten de o çevre ve oradaki insanlarla aynı titreşimde salınmadığınızı hissedersiniz ve sonunda sizin oradan ayrılmanızı gerektirecek bir olay vuku bulur. Eğer titreşim yasalarından haberdar değilseniz, bu hoş olmayan ve sıkıcı bir durum gibi gözükebilir.
Yine, ailenin bir araya geldiği Noel ya da benzeri tatillerde bu frekans konusu gerçekten de çok hissedilir bir hale gelir. 🙂
Çoğu kişinin birlikte rezonansa giremediği kardeşleri ya da aile üyeleri vardır. Ve olan şey, bu durumun frekansla ilgili olduğundan haberdar olmayan anne-baba, büyükbaba-büyükanne gibi diğer aile fertlerinin “aileyi bir arada tutabilmek için” herkesi “geçinmeye” zorlamasıdır. Bu yüzden bir çok dram vardır ailelerde, frekans ve bilinçlilik hallerindeki düzey farklılığı yüzünden. Belirli bir ailede enkarne oldunuz diye, otomatik olarak tüm aile fertleriyle aynı titreşim seviyesinde olmanıza olanak yoktur. Zaten genellikle, eski yaşamlarımızdaki azılı düşmanlarımız bu hayatta aynı ailede doğmayı seçerek, bizim annemiz, babamız ya da kardeşimiz olurlar. Bu son derece sık rastlanan bir durumdur. Bunu yapmalarının sebebi, nefreti iyileştirmek ve kişinin kendi bilgeliğini kazanarak ruhsal anlamda tekamülü içindir.
Bir durum, Her şeyi yönetenin frekans olduğunu gerçekten kanıtlıyor, genellikle danışanlarımdan bir tanesiyle ilk görüşme için iletişime geçmeye çalışırken oluyor bu. Eğer danışanımın frekansı bana uyuyorsa internet’ten hemen bağlanıyorum ve harika bir iletişime geçiyoruz. Eğer frekans uymuyorsa mutlaka teknik ya da internetle ilgili bir “sorun” oluyor – ki aslında titreşimimiz uymuyor. Sonra yaptığım bir iki terapiden sonra, bizi iletişime geçmekten alıkoyan blokajları kaldırıp ona titreşimini yükseltmesi için yardım ediyorum, bu işlem biter bitmez herhangi bir sorun olmadan internet üzerinden bağlanabiliyoruz.
Peki, titreşimimizi nasıl yükseltebiliriz? 3 temel yol var:
1) Enerji çalışmalarına katılın
Titreşiminizi düşüren enerji blokajlarını, ailenizden miras kalan karmik damgalarınızı kaldırmak, ruhunuzdan ve ruh düzeyinden daha yüksek frekans çekmeniz ve tutmanızı sağlayacak uykudaki DNA’yı aktive etmek için enerji çalışmalarına katılın. Bu çalışmalar aura temizliği, karma çalışmaları ile birlikte başlayabilir. Ve DNA aktivasyonları kendi üzerinizde nasıl çalışacağınızla ilgili genişlemiş bir bilgiyle birlikte devam edebilir.
2) Zihin bedenini kontrol eden egzersizler
Sadece koşulsuz sevgi, neşe, mutluluk, minnettarlık gibi güç veren duygusal yüksek frekanslı düşünceler içinde olarak zihin bedeninizi kontrolünüz altına alın. Korku, anksiyete, umutsuzluk ve depresyon gibi durumlardan uzak durun. Bu durumların tümü düşük frekans taşıdığından, size düşük frekanstaki insan ve durumları çekerler.
3) Mediyasyon / Yoga yapın
Mümkün olduğunca meditasyon, yoga ya da diğer teknikler yoluyla, teta, delta dalgaları gibi derin zihin hallerine girin. Bu gibi derin haller, sizin Tanrı kimliğinize ve kuantum fiziğinde “gözlemci” denen duruma en yakın olduğunuz, düşünce tezahüründe, enerji dalgalarının uzay / zaman atom-altı parçacıklarının içinde çöktüğü anlardır.
Umarım bu yazıyla rezonansa girmiş ve titreşimin yaşamımızın her halinde nasıl etkili olduğunu fark etmişsinizdir.
Toby Alexander tarafından kaleme alınmıştır. UNIVERSAL LOVE PEACE & HARMONY

Meleklerin Renkleri (Colors of Angels) Uyumlaması


Meleklerin Renkleri

Meleklerin Renkleri 7 Başmelek ve onların ilgili Işınları ile 7 bağlantı sunar. Bu 7 bağlantı tek bir inisiyasyon ile verilir, sizi her bir başmeleğe bağlar ve diledi…ğiniz her zaman bu Başmeleklerden herhangi birini veya hepsini çağırabilirsiniz. Melekler asla sizi terk etmez veya boş vermez ve günü veya gecenin her saatinde sizi dinlerler.

Her bir Başmeleğe bağlanırken, ayrıca Başmeleklerin hizmet ettikleri Işına ve onun ilgili rengine bağlanırsınız. Bağlandığınız Başmeleğin rengini basitçe gözünüzde canlandırarak, bağlantının güçlendiğini hissedersiniz. Bu, imgeleri gözünde canlandırmada zorluk yaşayanlar için idealdir, tüm gerekli olan rengi gözünüzde canlandırmaktır.

Yedi Başmelek ve Işınlar aşağıda anlatılıyor:

Başmelek Mikail: Mavi renkli olan ve Koruma ve Gücün Işını olan Birinci Işında hizmet eder.

Başmelek Jophiel: İkinci veya Sarı renkli olan Aydınlanmanın ve Bilgeliğin Işınında hizmet eder.

Başmelek Chamuel: Sevginin Işını olan Üçüncü veya Pembe Işında hizmet eder.

Başmelek Cebrail: Uyum ve Saflığın Işını olan Dördüncü veya Beyaz Işında hizmet eder.

Başmelek Rafael: Şifa ve Gerçeğin Işını olan Beşinci veya Yeşil Işında hizmet eder.

Başmelek Uriel : Huzurun Işını olan Altıncı veya Altın Işında hizmet eder.

Başmelek Zadkiel: Özgürlüğün Işını olan Yedinci veya Mor Işında hizmet eder.

Her bağlantı sizi daimi olarak her Başmeleğe ve Işına bağlayan uzaktan yapılan tek bir inisiyasyon ile arka arkaya yapılır.

Meleklerin Renkleri İnisiyasyonunu Nasıl Alacaksınız..

Gün içinde uygun olduğunuz zaman diliminde,

30 – 45 dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde olun.

Telefonlarınızı kapatın ve aileniz veya arkadaşlarınızdan rahatsız etmemelerini isteyin.

Gerekirse, hafif bir müzik çalın ve tütsü ve mum yakın.

Uyumlamayı almadan hemen önce, kendinizi rahatlatın ve tüm bedeninizi ve zihninizi gevşetin.

Sonra yüksek sesle veya içinizden,
“Bana (Ş…Ö…) tarafından gönderilen Meleklerin Renkleri İnisiyasyonunu almaya şimdi hazırım.” deyin.

Sonra gözlerinizi kapatın ve uyumlamanin sizden akmasina izin verin.
Başmeleklerden herhangi birini etrafınızda hissedebilirsiniz, renkler görebilirsiniz veya sıcaklık hissedebilirsiniz.

Uyumlamanın bittiğini hissettikten sonra Başmeleklere teşekkür edin ve yavaşça kalkın. Bol bol su için.

https://www.facebook.com/pages/%C5%9Eifac%C4%B1/338814226220340

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruhun Yasaları


DENGE YASASI: ORTA YOLU BULMAK Nasıl yerçekimi evreni bir arada tutan bir yapıştırıcı ise, denge de evrenin sırlarının kapısını açan anahtardır. Denge; beden, zihin ve duygularımız, varlığımızın her boyutu için geçerlidir. Y…aptığımız her şeyde, az ya da çok yaptığımızı bize hatırlatır. Yaşam sarkacımız ya da alışkanlıklarımız en uçlara gittiğinde diğer uca gitmemiz de kaçınılmazdır.
SEÇİMLER YASASI: GÜCÜMÜZE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK Özgür iradenin sorumluluğu hem yıkıcı hem yapıcıdır. Seçimin gücüdür bu. Geleceğimizi büyük ölçüde belirleyen şimdi yaptığımız seçimlerdir. Koşullarımızı her zaman kontrol edemeyiz ama tepkilerimizi seçebiliriz. Seçim gücümüze sahip çıktığımızda dünyada dolu dolu yaşama cesaretini de buluruz.
SÜREÇ YASASI: HAYATI ADIM ADIM YAŞAMAK Süreç, her seyahatin küçük adımlarıdır. Adım adım her amaca ulaşılır. Süreç, zamanı aşar, sabrı öğretir, dikkatli bir hazırlanmanın sağlam temelini oluşturur. Ve ortaya çıkmayı bekleyen potansiyelimize güvenmeyi sağlar.
ŞİMDİ YASASI: ANDA YAŞAMAK Zaman “geçmiş’ten geleceğe” uzanan bir paradokstur. Zamanın gerçekliği yalnızca zihnimizdedir. Zaman kavramı düşüncenin, dilin ve toplumsal fikir birliğinin bir ürünüdür. İşte daha derin bir gerçek: Yalnızca bu an var.
ŞEFKAT YASASI: İNSANLIĞIMIZIN UYANIŞI Evren bizi yargılamaz; sadece sonuçları ve dersleri gösterir. Neden-sonuç yasasıyla bize öğrenme ve denge kurma olanaklarını sunar. Şefkat her birimizin o andaki inanç ve kapasite sınırlarımız içinde yapabildiğimizin en iyisini yaptığımızın anlayışını kazanmaktır.
GÜVEN YASASI: RUHA GÜVENMEK Güven, evrensel bilinçle doğrudan bağlantımızdır. Güven işittiğimizden, okuduğumuzdan, öğrendiğimizden daha fazlasını bildiğimizi bize hatırlatır. Hepimizin içinde olan Evrensel Ruhun bilgeliğini, sevgisini hissetmek için görmemiz, dinlememiz ve güvenmemiz yeterlidir.
BEKLENTİ YASASI: REALİTEMİZİ GENİŞLETMEK Enerji düşünceyi takip eder. Hayal edebildiğimizin ötesine değil, ona doğru gideriz. İnandığımız, beklediğimiz, umut ettiğimiz şeyler deneyimlerimizi yaratır ve renklendirir. Mümkün olabileceğini gördüğümüz en derin inançlarımızı genişleterek yaşam deneyimizi değiştirebiliriz.
ONUR YASASI: GERÇEK DOĞRULARIMIZI YAŞAMAK Onur, ruhsal yasalarla uyum içinde yaşamak ve davranmaktır. Koşullar bize ne kadar karşı olursa olsun, onurlu yaşamak, içsel gerçeğimizi bilmek, kabul etmek ve ifade etmektir. Başkalarına söylediklerimizle değil, davranışlarımızla ilham vermektir.
EYLEM YASASI: YAŞAMI UYGULAMAK Ne kadar hissedersek ya da bilirsek bilelim, potansiyelimiz ve yeteneklerimiz ne olursa olsun, yalnızca uygulamayla onları gerçekleştirebiliriz. Çoğumuz kendimizi adama, cesaret ve sevgi gibi kavramların ne olduğunu anlıyoruz. Ama ancak bunları uyguladığımızda ne olduklarını bilebiliriz. Yapmak, anlayışı getirir. Uygulamak bilgiyi bilgeliğe dönüştürür.
DEĞİŞİM YASASI: DOĞANIN MÜZİĞİYLE DANS ETMEK Doğanın ritmi, dönemleri, devreleri vardır. Mevsim dönemleri, yıldızların ritmi, gel git hareketlerinin devreleri gibi. Mevsimler birbirini itmez. Bulutlar gökyüzünde yarış etmez. Her şey kendi zamanında olur. Tıpkı yükselen ve alçalan okyanus dalgaları gibi.
TESLİMİYET YASASI: YÜKSEK İRADEYİ KUCAKLAMAK Teslimiyet, açık kollarla bu anı, bu bedeni, bu hayatı kabul etmektir. Teslimiyet, kendi yolunun önünden çekilerek, yüksek irade ile uyum içinde yaşayabilmektir. Teslimiyet, yüreğin bilgeliğidir. Teslimiyet, pasif bir boyun eğme değildir. Teslimiyet, her zorluğa ruhsal gelişim ve genişleyen farkındalık olarak bakabilmektir.
BÜTÜNLÜK YASASI: BAĞLANTIMIZI HATIRLAMAK Dünyada farklı yaşamları olan farklı varlıklar gibi görünüyoruz. Ama her farklı yağmur damlası nasıl okyanusun bir parçasıysa her birimiz de farkındalık okyanusunun, Tanrı’nın bedeninin bir parçasıyız. Hepimizin bir olduğu yüce gerçeğinin derinliklerinde sevgiyi ve huzuru bul. Korku, kıskançlık ve öfkenin ağırlığını geride bırakarak, anlayışın kanatlarında uç. Şefkat ülkesine doğru…
(Dan Millman’ın “Ruhun Yasaları” adlı kitabından alıntıdır.)Devamını Gör
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hayat Dediğin Ne Ki; Bugün Varsın, Yarın Yoksun…Adam Gibi Yaşa Ki; Arkandan ”İyi Bilirdik” Diyenin Çok Olsun!..

BAŞMELEK MIKAIL İLE NEGATİF ETERİK KORDON KESME ÇALIŞMASI

Yaşadığımız her türlü ilişkide; ister ailemiz, ister iş arkadaşları, ister normal arkadaşlarımız ya da aşık olduğumuz insanlarla aramızda gözle görünmeyen eterik kordonlar oluşur. Ve bu kordonlardan enerji transferi gerçekleşir. Yani eğer karşımızdaki kişi ile kötü birşey yaşadıysak bu kordonlardan bizden ona, ondan bize devamlı negatif düşük enerjiler gidip gelirler. O yüzden o kişiyi unutamayız, o kişi aklımıza her gelişinde ( ki, sık sık gelir ) kendimizi birden çok güçsüz, mutsuz, tükenmiş hissederiz. Motivasyonumuz düşer, kendimize olan inancımız azalır, geleceğe güvenle bakamaz ve herşeyden şüphe duyar vaziyete geliriz. Yani bir anlamda o kişinin esiri oluruz. Hayatımızdan zevk alamayız, her zaman birşeyler eksikmiş gibi hissederiz, hiçbir zaman gerçek huzuru yakalayamayız.

 

Yani özetle An’ ı yaşayamaz, An’ da kalamayız.

Günlerimiz geçmişe bağlanıp, üzülmekle ve enerjimizi düşürmekle geçer.

Peki bu durumdan kurtulmak için ne yapabiliriz?

 

Benim ve benim gibi kişilerden eğitim, danışmanlık ve şifa uygulamaları alabileceğiniz gibi; BaşMelek Mikail’ i de yardıma çağırabilirsiniz.

 

Şunu da belirtmek istiyorum; kesilecek olan kordonlar sadece negatif enerjilerin gidip geldiği kordonlardır.

Sevgi ile ilgili kordonları kesmeniz mümkün değildir, o yüzden içiniz rahat olsun.

İlk önce Baş Melek Mikail’ i zihinsel (düşüncesel ) olarak üç kere çağırın.

Ve aşağıdaki yazdığım cümleleri kısık sesle ya da zihninizden alın çakranıza ( iki kaşın ortası, biraz üstü ) yoğunlaşarak üç kez tekrar edin.

 

BaşMelek Mikail, negatif kordonlarımın kesilmesi için yardımını rica ediyorum. Allah’ ın izni ile lütfen şimdi  …… ile aramdaki geçmişte oluşan ve beni bugüne kadar engelleyip, tüketen bütün negatif kordonları ve korku bağlarını kes. Şimdi; acıyı, korkuyu, kederi ve bütün olumsuz duyguları huzur ile takas etmeye hazırım. Teşekkür ederim.

 

Gözlerinizi kapatın. Derin ve yavaş nefesler alın.

Kordonlarınız kesilirken hiçbirşey hissetmeyebilir, yada ürperti tarzı bir his yaşayabilirsiniz.

Merak etmeyin acı olmayacak 🙂

 

Bu uygulamayı istediğiniz sıklıkta, sizi rahatsız eden durum ve kişiler için yapabilirsiniz.

Uygulama sonrası, kısa bir zaman içinde aradaki farkı anlayacaksınız. Gerçekten de büyük bir rahatlama, hafifleme, keyif, huzur ve pozitif enerji hissedeceksiniz. Hatta gece çok daha rahat uyuyabileceksiniz.

 

Sevgi ve Işık Dolu Zamanlara …

 

İLAYDA GÜÇLÜ

 

Reiki GrandMaster / Teacher

www.ametistterapi.com

”Ebedi” Mutluluk İstiyorsan…

MUTLAKA OKUYUN ! Hayatın %10’u , başınıza gelenlerden oluşur.Hayatın diğer %90’ı ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla gelişir.


Hayatın %10’u , başınıza gelenlerden oluşur.

Hayatın diğer %90’ı ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla gelişir.

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, çay fincanına çarpıyor ve bir fincan çay gömleğinizin üzerine dökülüyor.

Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek:

Lanet ediyorsunuz. Çayı üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz.

Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor.

Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve çay fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor.

Öfkeyle odaya gidiyorsunuz ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz.

Odadan çıktığınızda kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz.

Kızınız servisi kaçırıyor.

Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz.

Geç kaldığınız için, saatte 40 km hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 80 km hızla gidiyorsunuz.

15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 83 milyon trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz.

Kızınız size “Hoşça kal” demeden binaya koşuyor.

İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz.

Gününüz korkunç bir şekilde başladı!

Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.

Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.

Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak!

Neden kötü bir gün geçirdiniz?

A) Çay sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz

Cevap “D” şıkkı.

Çayın dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.

Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.

90/10 Sırrını keşfedin

Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi.

Üzerinize çay döküldü.

Kızınız ağlamak üzere.

Siz nazikçe

“Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek” diyorsunuz.

Havluyu kaptığınız gibi odaya gidiyorsunuz.

Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra odadan çıkıyorsunuz ve ayni anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz.

Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkıyorsunuz.

5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor.

Farka bakın!

İki farklı senaryo.

İkisi de ayni başladı.

İkisi de farklı bitti.

Neden?

90/10 sırrı inanılmazdır!

Çok azımız bunun farkındadır.

Sonuç?

Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve başarısından acı çekmektedir.

Bu sır nedir?

Hayatın %10’u, sizin başınıza gelenlerden oluşur.

Hayatin diğer %90’na ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir.

İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar.

İnsanlar hasta olurlar.

Arabalar bozulurlar, uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler.

Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s.

Bu %10’luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir.

Diğer %90’lık kısım farklıdır.

Bunu siz belirlersiniz.

Nasıl?

Olaylara yaklaşımınızla!

Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.

{ OKUDUYSAN BEĞEN, BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ ! }Devamını Gör

Çocuklarınıza; sahip çıkmayla, sahip olmanın farklı olduğunu öğretin…

Tam bir teslimiyet halinde rızkının verileceğini bilir

Hücreler en az enerjiyi tüketirler. Tipik bir hücre, hücre duvarının içinde sadece üç saniyelik yiyecek ve oksijen tutar. Tam bir teslimiyet halinde rızkının verileceğini bilir. Aşırı gıda, hava ya da su tüketimi, ya da istifçilik gibi bir seçimleri yoktur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlu Olmak İçin Vazgeçmeniz Gereken 16 Şey…Takıntılı Olmaktan Vazgeçin…

16.TAKINTILI OLMAKTAN VAZGEÇİN…