Akıl tutulmasından şiddetle kaçınınız…Yoksa tutulma geçince yarattığınız karmalara bakıp vay canına diyebilirsiniz…
Anette

Gürültü patırtının ortasında sessizce, sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur var. Sakın bunu unutma.
KURAL 1:
“Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere göt…ürürler ya da bize bir şey öğretirler.
KURAL 2:
“Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile
değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”
KURAL 3:
” İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
KURAL 4:
“Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.”
_____ALINTI______

SENİ KÜÇÜK ASİ… SANA OKUMA DEMEDİM Mİ:)))
İki arkadaş cafeye gider ve 3 kahve biri askıda der.. garson iki kahve getirir masaya koyar ve bi tane kahve sembolünü de panoya asar.. sonra üç kişi gelir bize 4 poğaça biri askıda der.. garson üç poğaçayla gelir ve bir poğaça sembolünü yapıştırır yine panoya.. sonra bir adam gelir garson yanaşır. bana bir kahve bir poğaça askıdan der.. adam yer içer ve para ödemeden çıkar.. garson adam gittikten sonra çaktırmadan bir poğaça bir kahveyi çıkarır ordan..
Ya da kendinizi ilk kez videoda gördüğünüz zaman,
söylediginizi hatırlıyor musunuz?
Benim sesim böyle değil!
Ben böyle davranmıyorum.!
… Ama arkadaşlarınız şöyle der.
Evet, senin sesin böyle ve sen böyle davranıyorsun.
Yaşamın aynası için de bu böyle.
Aynada gördüğunüz herşey hoşunuza gitmeyebilir,
fakat aynaya bakıp kendinizle ilgili herşeyi kabul edene kadar,
istediğiniz hiçbir değişikliği gerçekleştiremezsiniz..
Eğer birine bakıp “O öfkeli ve ben bundan hoşlanmıyorum” derseniz,
bunun nedeni, kendi öfkenizden hoşlanmamanız olabilir mi?
Eğer birine bakıp, “Onlar korkak, keşke yapabilseler” diyorsanız,
bu, sizin başka şeyden korkmanızdan ya da
bir şeyi keşke yapsaydım demenizden kaynaklanıyor olabilir mi?
Diğer insanları suçlamanın bize faydası yoktur.
Bir başkasının sigara içişinde hoşunuza gitmeyen ne olabilir?
Sağlıksız mı buluyorsunuz?
O zaman siz sağlıgınız için pek de iyi sayılmayacak ne yapıyorsunuz?
Sigara içmek kötü bir alışkanlık diyorsanız,
öyleyse sizin en kötü alışkanlığınız ne?
Para ziyanı mı?
Siz neler için paranızı ziyan ediyorsunuz?
Kendini denetleyememek mi yoksa?
Öyleyse, kendinizle ilgili hangi konuda daha çok kontrol sahibi olmak isterdiniz?
Eğer birine öneriniz, daha fazla fiziksel egzersiz yapması ise
ve siz çok egzersiz yapıyorsanız,
hangi parçanızın (vücudunuz dışında) biraz daha egzersize ihtiyacı var acaba?
Anlıyor musunuz?
Başka insanların eylemleri ve bizim bu eylemlerle ilgili yargılarımız vardır.
Eğer dosdoğru yargıya bakabilirsek,
kendimizle ilgili benzer yargılara ulaşırız.
“Daima en kötü zamanda yağmur yağar”
En kötü zamanda sen ne yaparsın?
Diğerleri hakkındaki acımasız eleştirileriniz,
kendiniz hakkında kabul etmeniz gerekenlerdir.
Bunu yapabilir misiniz?
Biz yapabileceğinizi biliyoruz.
Yapacak mısınız?
Bunun yanıtını sadece siz biliyorsunuz.
Diğerlerine verdiğiniz tüm öğütlerin sonunda
gideceği tek bir yer vardır.. SİZ!
Ve gerçekten değiştirebileceğiniz tek kişi kendiniz olduğu için,
öğütlerinizi gerçekten kullanabilecek olan tek kişi de sizsiniz.
Peter MCWilliams
Adam işitme sorunu yaşadığını düşündüğü karısı için bir doktora gider.
– Doktor, eşim artık eskisi kadar net duyamıyor; ama kırılmasın, bunu dert etmesin diye kendisine söyleyemiyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
– Bakın muayene etmeden anlamam nerdeyse imkansız; ama size önerim, bu akşam gidin eşinize uzaktan seslenin ve bakın: Kaç metrede size cevap verecek? Ona göre yarın gelin konuşalım…
Adam eve gelir, kapıyı açar, eşi mutfakta, akşam yemeği ile uğraşmaktadır.
Kapı ile mutfak arası 4 metredir, kapıdan seslenir: Hayatım akşam yemeğinde ne var? Ses yok kadından. 3 metre yaklaşır: Hayatım, ne yemek var? Ses yok. 2 metre… Hayatım? Ses yok. 1 metre.. Hayatım? Ses yok. Dibine gelir: Hayatım akşam yemeğinde ne var, diyorum, cevap vermiyorsun?
Kadın döner: İhsancığım 4 defa söyledim ya çorba köfte ve makarna!!!
***
2.
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına:
“Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş.
Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış “Bak” demiş kocasına
“Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?”
“Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim” diye cevap vermiş kocası :))
***
Bir Kızılderili atasözü der ki;
Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.