7- Eğer bir gülümseme istiyorsanız, gülümsemeyi öğrenin. Gülümseme hem kalbe iyi gelir, hem ruhu zarif kılar…..

images[6]
YAŞAMAYA DAİR…
1- İnsanlar arasındaki ilişkilerinizde OLduğu gibi hayatınızda da “esnek” OLun. İnsanların huyları ve gariplikleri vardır ve içinde bulunulan durumlar da değişik OLabilir. Başarıya ulaşmış bir insan, her ne durum içinde bulunursa bulunsun uyum göstermeyi bilmeli, ard niyetli OLmadan gönlünün içi “dürüst” OLmalı ve kendini daima rahat hissedebilmelidir.Tutamayacağınız sözleri vermeyin. Size duyulan… güvenin artmasını sağlayın.
2- Konuştuğunuz kimselerin adını sık sık tekrarlayın. Bir insanı övmek ve ona değer vermek, onun en iyi tarafını ortaya çıkarmak demektir. İlişki kurduğunuz insanın değerini ve özelliklerini bilmek ve ona iltifat etmek çok önemlidir.
3- Bir tartışmaya herkes kendine göre fikirleri ile katılır: başkalarının farklı OLmalarına izin verin (sizden daha kötü olduklarını düşünmek doğru değildir). Yapıcı OLmayan bir rekabete katılmayın ayrıca alışılagelmiş bayağı eleştirilerden kaçının: eğer onları düzeltmeye yardımcı OLamıyorsanız, hataları belirtmek ilişkiyi düzeltmez. Yine de yararlı olan kuşkuya da yer verin: Düşüncelerinizde her zaman ve mutlaka haklı olduğunuzu sanmak doğru değildir.
4- Başkalarına yardım etmek istediğiniz zaman kendinizi unutun. Herkesi sorunlarınızla sıkmayın, unutmayin ki onların da sorunları vardır. Birsatıcının en güzel huyu “dinlemeyi bilmek”tir.
5- Günlerinizin faal OLmasını temin edin, ufuklarınızı genişletin, yeni kişilerle tanışın. İnsanlar pozitif OLma eğilimindedir ve ilerlemek isterler. Aynı yerde durmak imkansızdır, eğer ileriye gidilemezse geriye doğru gidilecektir. Konuşma tarzınız coşkulu ve her zaman neşeli olarak daima en iyi yönünüzü göstermeye çalışın.
6- Hayatınız için istediğiniz her şey başkalarını da ilgilendirmelidir. İyi bir insan ilişkisi size saygı, sevgi ve sempati kazandıracaktır. Eşyalar size herhangi bir şey kazandırmaz. Bu cümle üzerinde durmanızı isteriz: “İnsan hiç bir şeye sahip değildir; aldığı herhangi bir nesnenin geçici bekçisi”dir.
7- Eğer bir gülümseme istiyorsanız, gülümsemeyi öğrenin. Gülümseme hem kalbe iyi gelir, hem ruhu zarif kılar…..
ALINTI
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kabullenme ektim. Baş eğme değil Olduğu gibi kabullenme…

Temizlik yaptım bugün
Hem de tüm benliğimde
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye. Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım.
Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini,toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E… ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı, ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım, böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan, pişmanlık duymadan çıkardım..
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Temizlik yaptım bugün..
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim..
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim..
Korkusuzlukları ektim alabildiğine…
Saatlerce ektim korkusuzluğu…
Mutluluk ektim, doğallık.
Sonsuzluk…
Bağışlama ektim.
Sevgi ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana…
Kabullenme ektim. Baş eğme değil Olduğu gibi kabullenme…

Ve Öyle Biri Ol Ki…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Asla Sıradan Olmamı Beklemeyin…

Bakış Açısı Herşeydir…

Daha ne olsun… Şimdi sıra adım adım vedalaşmaya geldi tamamlanmışlıklar ile ve kucak açmak zamanı yeniye…

 

 

2014’e girdik ve ben önce hemen aylardır ertelediğim şeyleri yapmaya başladım: Mesela dolabıma girdim ve artık eskimiş, yıllarımı benimle geçirmiş çamaşırlarımı, çoraplarımı doldurdum torbalara ve attım. Nasıl bir rahatlama geldi… Bu, sene boyunca sürecek çünkü bu senenin temel konseptlerinden birisi de bu. Artık enerjisi bizim için tamamlanmış her ne varsa onlarla vedalaşmak… Niye mi? Çünkü çok net bir durum var: Dünya’nın titreşimi değişiyor. Yani Schumann Rezonansı ve bizlerin de frekansları etkileniyor bundan otomatikman. Nasıl mı?

Geçenlerde sesim kısılmıştı ve müzisyen arkadaşım Ayfer’e nasıl iyileşebilirim diye sorduğumda, bana önerdiği şeylerden birisi de tiz seslerden uzak durmam gerektiğiydi. Neden dedim? “Çünkü ses telleri yakında sesin titreşimini taklit eder. Sen konuşmasan bile o çevredeki sese göre titreşir, bu yüzden opera sanatçıları, müzisyenler vs. sesleri kısıldığında tiz seslerden uzak dururlar” yanıtını verdi. İşte o anda kafamda yandı ampül. Ruhlarımız da titreşiyorlardı, Dünya’nın titreşiminden ve rezonans yükseldiği için artık zorlanmaya başlamıştık. Yükselmiş titreşimlere karşılık verebilecek titreşimde ruhlarımız yoktu henüz; çünkü ruhlarımız taşıdığımız gerekli gereksiz nice anı, acı, keder vs. sebebiyle ağırlaşmışlardı. İşte bu yüzden safraları atmamız gerekiyordu. Yoksa Dünya’nın titreşimine karşılık veremeyince, bu durum bizim üzerimizde gelip patlıyordu. Bu yüzden üfleyip püflüyorduk, ay üzerime daral geliyor hepten diye söylenip duruyorduk. Gelen sıkıntının sebebi Dünya değildi, Dünya bize hafiflik, dinginlik, huzur dolu bir enerji sunuyordu; ama biz beş altı bavulu birden yüklenmiş yürümeye çalışıyorduk. Problem de buradan çıkıyordu… Bu nedenle önce sembolik olarak evdeki eskimiş enerjileri yollamamız, sonra da esasında ruhumuzda artık bizimle yolculuğunu tamamlamış duygularımızla vedalaşmamız gerekiyor.

Yine bu bağlamda alışkanlıklarımızı da değiştirmemiz gerekiyor ki en zoru da bu: Alışkanlıklarından vazgeçmek… Bugün ben bunu denedim ve sonucu muhteşem oldu… Neyi mi değiştirdim? Berberimi…

Erkekler iyi bilirler ki erkeğin en zor değiştireceği kişilerin başında berberi gelir. Bir yere alıştık mı neredeyse ölene kadar orada takılırız biz. Mesela ben Ankara’da yaşadığım 11 sene boyunca Berber Astronot Kadir’e gittim geldim. Sonra İzmir’e taşındık ve Narlıdere’de ilk gördüğüm berbere daldım ve bugüne kadar da hep ona gittim. Fakat son iki üç senedir artık savsakladığını hissediyordum beni. Yani eskisi kadar ilgilenmiyordu ve nerdeyse koyun gibi biçip yolluyordu. (Oha yalnız son iki üç sene diyorum dikkat edin.) Ben yine de aynı adama gidip duruyordum. Derken kızımın sınıf arkadaşının babası, “Hocam, bir de bize buyur” dedi. Ben de hadi bakalım deneyeyim dedim. İyi ki denemişim var ya… Ben bugüne kadar berbere gittiğimi zannediyordum. Bana öyle bir muamele çektiler ki yani kendimi berberde değil, güzellik salonunda hissettim. Normalde berber seansım en fazla yarım saat sürerken; bu sefer bir buçuk saat geçti, halen içerdeydim. En son bir de maske yapacakken artık okuldan çocuğu alması gerektiği için çıktık salondan, o derece. Bir de bu harika servise istediği rakamı duyunca içimden “O ne be!” çektim. (Sadece 10 tl; eskisi 20 alıyordu.) Kısaca elveda sekiz senelik berberim, bir daha anca selam veririm sana…

Tabii yaşadığı her olaydan bir sürü mesaj çıkartan bu güzel kardeşiniz; anında altı çizilen cümleyi gördü: Alışkanlıklarını birer birer değiştir, Hasan. Sen aman iyi olur mu ki diye onlardan vazgeçmezken, bak neleri kaçırıyorsun… Hem de yarı fiyatına…

Daha ne olsun… Şimdi sıra adım adım vedalaşmaya geldi tamamlanmışlıklar ile ve kucak açmak zamanı yeniye…

Hasan Sonsuz Çeliktaş

1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…

ABD’li ünlü komedyon George Carlin’in ilginç önerileri var:
1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…
2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara yaklaşmayın.
3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa iblisin tezgâhıdır. İblisin adı da, Alzheimer’dir.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün. …
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş, balık, müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa, düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.
9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.
10. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

Yaşamdır,keyif almayı değerli kılan.

imagesCAANRPFW
 
Franklin bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş. Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zapt edememiş, sonuncusunu düşürmüş yere…
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk. Hayat böyledir işte…
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder. “Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır,keyif almayı değerli kılan.

“Hayattaki zorluklar bir tutam tuz gibidir, onu duygularınla geniş karşılarsan sana zarar vermez.

“Hayattaki zorluklar bir tutam tuz gibidir, onu duygularınla geniş karşılarsan sana zarar vermez. Sarayda kederli, zindanda mutlu olmak senin elindedir.”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
‘ Mutluluk Psikolojisi Kitabından…’

Negatif Düşünce Kalıplarımız Hastalıklarımızın Ana Nedenidir…!!!

İnsan vücudu üst üste binmiş 5 bedenden oluşur, bunlar sırasıyla;
1.) Fiziksel Bedenimiz …
2.) Eterik Bedenimiz
3.) Astral Bedenimiz
4.) Zihinsel Bedenimiz
5.) Ruhsal Bedenimiz
Tüm hastalıklar Fiziksel Bedenimize inmeden önce ağırlıklı olarak zihinsel bedenimizde oluşur ve bu oluşumun ana kaynağı negatif düşüncelerimiz ve Evrenin dilini bilmiyor olmaktan kaynaklanır.
Bizi Evrenin mükemmelliğinden ayırmış olan blok ya da müdahalelerin, zihinsel veya duygusal düğümlerin serbest bırakılması veya ortadan kaldırılmasına da ŞİFA adı verilir. Buradan çıkartmamız gereken en önemli sonuç tüm fiziksel hastalıklarımızın, ana nedeni: duygusal anlamda taşıyamadığımız ama korktuğumuz için de adım atarak değiştiremediğimiz, ağırlıklı zihnimizde oluşan negatif düşünce kalıplarımız’dır.
Bakalım mı biraz, mesela neler diye? Okuduktan sonra düşünmenizi rica ediyorum…!!!
Bel Ağrıları, Bel Fıtığı, Sırt Ağrıları = Gereksiz Yaşam Yüklerini Taşıma…
Huzursuz Ayak Sendromu, Otururken Sürekli Ayağını Sallama = Yapmayı İstediğiniz Şeyleri, Bildiğiniz Halde Yapmıyor, Yapamıyor Olma Hali…
Mide Ağrıları, Ülser, Gastrit = İçe Atılmış Negatif Duygular…
Sinüzit, Ağır Baş Ağrıları = Baskı Görme, Onaylanmama…
Nefes Yolu Rahatsızlıkları, Kalp Ritmi Bozuklukları, Tansiyon = Hayatı Sindirememe, Hayat İle Mücadele Etme…
Panik Atak, Anksiyete = Gelecek Kaygısı, Endişeler…
Diz, Bacak Ağrıları = İlerleme Korkusu, Kabul Etmeme…
Böbrek Rahatsızlıkları = Hayatı Doya Doya Yaşayamama…
Kalp Hastalıkları = Sevgisizlik, Sevilmeme ve Sevememe…
Kabızlık = Duygulardan Arınmama, Yaşananları Unutamama…
Ağız Aftları = Hayattan Zevk Almama…
Vajinismus, Rahim Kanserleri = Kadın Kimliğini Kabul Etmeme…
Kanser = Yoğun Nefret Duygusu, Ağır Öfkeler…
Diye devam ediyor ve gidiyor. Bu güne kadar yapılan tüm incelemeler de % 70 ve üzerinde yukarıdaki hastalıkların nedenlerini bu duygular olarak göstermekte. Peki ne yapmamız gerekiyor diye sorduğunuzu duyuyorum. Düşünce sistematiğinizi değiştirmekle başlayabilirsiniz. Hemen arkasından geçmişten taşıdığınız tüm negatif duygulardan arınmak ve temizlenmek gerekiyor, ayrıca gelecek kaygısı ve endişelerinden de temizlenmek gerekiyor.
alıntı

Bütün maskelerimi çıkarıp, ruhumu özgür bırakabilecek miyim yanında..

images[2]

Sevebilir misin beni, olduğum gibi.. Hiçbir kurala, sınıra, beni bana hapsetmeden, Değiştirmeye, benzeştirmeye, çözümlemeye çalışmadan,
Yargılamadan, sorgulamadan, tanımlamadan, Başı sonu belli olmayan bir sonsuzluklar coğrafyasında,
Sevebilir misin beni, olduğum gibi..
Anlam veremediğin hallerim, sözlerim, tavırlarımla,
Yersiz hüzünlerim, suskunluklarım, kıskançlıklarımla,
Sebepsiz duygusallıklarım, pişmanlıklarım, özlemlerimle,
Kabına sığmaz coşkularım, isyanlarım, en deli çılgınlıklarımla,
Kırılganlığım, inatçılığım, gururum ve arzularımla,
Sevebilir misin beni, olduğum gibi.. Yanlışlarım, yetersizliklerim, güçsüzlüklerim var..
Aştığım, aşamadığım, aşmaya çalıştığım sıra dağlar var önümde..
Kırmaya çalıştığım zincirlerim var ruhumda, yüreğimi daraltan, nefessiz bırakan..
Dipsiz kuyularım, göstermeye çekindiğim yaralarım, derinlere attığım korkularım var.. Sevebilir misin beni, olduğum gibi.. Hayallerim var benim; büyük, küçük, rengarenk..
Umutlarım var; imkanlı, imkansız..
Düşlerim var hadsiz hesapsız..
İçimde bir çocuk var; saf ve alabildiğine günahsız..
Bütün maskelerimi çıkarıp, ruhumu özgür bırakabilecek miyim yanında.. Sevebilir misin beni, bütün doğrularım ve yanlışlarımla….!!!!

Bütün maskelerimi çıkarıp, ruhumu özgür bırakabilecek miyim yanında..

images[2]
Sevebilir misin beni, olduğum gibi..
Hiçbir kurala, sınıra, beni bana hapsetmeden, Değiştirmeye, benzeştirmeye, çözümlemeye çalışmadan,
Yargılamadan, sorgulamadan, tanımlamadan, Başı sonu belli olmayan bir sonsuzluklar coğrafyasında,
Sevebilir misin beni, olduğum gibi..
Anlam veremediğin hallerim, sözlerim, tavırlarımla,
Yersiz hüzünlerim, suskunluklarım, kıskançlıklarımla,
Sebepsiz duygusallıklarım, pişmanlıklarım, özlemlerimle,
Kabına sığmaz coşkularım, isyanlarım, en deli çılgınlıklarımla,
Kırılganlığım, inatçılığım, gururum ve arzularımla,
Sevebilir misin beni, olduğum gibi..
Yanlışlarım, yetersizliklerim, güçsüzlüklerim var..
Aştığım, aşamadığım, aşmaya çalıştığım sıra dağlar var önümde..
Kırmaya çalıştığım zincirlerim var ruhumda, yüreğimi daraltan, nefessiz bırakan..
Dipsiz kuyularım, göstermeye çekindiğim yaralarım, derinlere attığım korkularım var..
Sevebilir misin beni, olduğum gibi..
Hayallerim var benim; büyük, küçük, rengarenk..
Umutlarım var; imkanlı, imkansız..
Düşlerim var hadsiz hesapsız..
İçimde bir çocuk var; saf ve alabildiğine günahsız..
Bütün maskelerimi çıkarıp, ruhumu özgür bırakabilecek miyim yanında..
Sevebilir misin beni, bütün doğrularım ve yanlışlarımla….!!!!

Ben tünediğim dala değil, kanatlarıma güvenirim…

Ben tünediğim dala değil, kanatlarıma güvenirim…

Alıntı

Ruhunu hissederim.

Ben de bir hayvanın gözlerine baktığım zaman onu hayvan olarak değil, yaşayan bir canlı olarak görürüm.
Arkadaş olarak değerlendiririm.
Ruhunu hissederim.
“Bir” olduğumuzu kavrarım. Kendimden farklı görmem…
Hele kendimi asla o varlıktan üstün görmem..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HAKUNA MATATA…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »