Samuray’ın Bilgeliği

Bir zamanlar, Uzakdoğu’da büyük bir savaşçı yaşardı. Artık yaşlanan bu samuray, vaktini gençlere manevi dersler vererek geçiriyordu. İlerlemiş yaşına rağmen, insanlar onu kimsenin mağlup edemediğine inanıyordu…

 

Bir gün, yaşlı samurayın kasabasına, vicdansızlığıyla tanınan bir savaşçı geldi. Adam, rakibini kışkırtma teknikleriyle tanınıyordu. Değişmez şekilde, kışkırttığı ve kızdırdığı rakibine ilk hareketi yaptırır, sonra da en küçük bir hatayı affetmeden adeta bir rüzgar hızıyla karşı hücuma geçerek, mücadeleyi kazanırdı. Bu genç ve sabırsız savaşçı, hiç kimseye yenilmemişti. Samurayın adını duyarak buraya gelmişti ve onu da yenerek şöhretini büyütmeyi amaçlıyordu. Bütün öğrencileri böyle bir müsabakaya karşı çıktıysa da, yaşlı savaşçı onun kavga davetini kabul etti. Herkes, kasaba meydanında toplandı. Genç savaşçı rakibine hakaretler yağdırmaya başladı. Ona doğru taşlar attı, yüzüne tükürdü, akla gelebilecek her türlü aşağılamada bulundu. Yaşlı savaşçının, atalarına bile dil uzattı. Onu kızdırıp ilk hareketi yaptırmak için, saatlerce uğraştı. Fakat, yaşlı adam hep sessiz ve hareketsiz kaldı.
İkindiye geldiğinde durum değişmişti. Artık yorgun düşmüş, kibri kırılmış aceleci savaşçı, dayanamayıp müsabaka meydanını terk etti. Öğrencileri, hocalarının bu kadar hakarete karşı tek kelime etmemesiyle hayal kırıklığına uğramışlardı. Dayanamayıp sordular:
“Böylesi bir aşağılamaya nasıl dayanabildiniz? Neden kaybedeceğinizi bilseniz de kılıcınızı kullanmadınız? Onun yerine, hepimizi utandırarak korkaklığı seçtiniz?
“Yaşlı samuray sükunetle şöyle dedi:
“Birisi size bir hediye getirse ve siz de kabul etmezseniz, o hediye kime ait olur?”
,
“Hediyeyi vermeye çalışana” diye cevap verdi öğrencilerden birisi.
“Aynı şey kıskançlık, öfke ve hakaretler için de geçerlidir” diyerek, son noktayı koydu samuray.
“Eğer kabul edilmezlerse, onlar taşıyana ait olmaya devam ederler.”

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 5 Comments »

Takdir ettiğiniz ve sevdiğiniz insanları onurlandırmakta cimri olmayın!!!

New York’ta yasayan bir öğretmen, lise son sınıfındaki öğrencilerinin “diğer insanlardan farklı özelliklerini” vurgulayarak onurlandırmaya karar vermiştir.
California Del Mar’dan Helice Bridges tarafından geliştirilmiş süreci kullanarak, her bir öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı.

 

İlk önce öğrencilere sınıf ve kendisi için ne kadar özel olduklarını belirtti. Sonra her birine üzerinde altın harflerle “Siz çok önemlisiniz” yazılı birer mavi kurdele verdi.
Daha sonra kabul görmenin toplum üzerinde ne gibi etkileri olacağını anlayabilmek amacıyla sınıfına bir proje yaptırmaya karar verdi. Her bir öğrencisine üçer tane daha kurdele verip, onlardan bu töreni gerçek dünyada devam ettirmelerini istedi. Öğrenciler, daha sonra sonuçları takip edecek, kimin kimi onurlandırdığını tespit edecek ve bir hafta boyunca sınıfa bilgi vereceklerdi.
Çocuklardan biri, gelecekteki kariyer çalışmaları için kendisine yardımcı olan yakınlarındaki bir şirketin üst düzey görevlisini onurlandırmış, adamın yakasına mavi kurdeleyi iliştirmişti.
Ardından, iki tane daha kurdele vermiş ve;
– Sınıfça bu konuda bir projemiz var. Sizden onurlandırmanız için birini bulmanızı istiyoruz. Onurlandırdığınız insanlara ekstra kurdele de verin. Böylece onlarda bu projenin devam etmesi için başkalarını bulabilirler. Daha sonra, lütfen bana ne olduğu konusunda bilgi verin, diye rica etti.
O gün üst yönetici, suratsız biri olarak bilinen patronunun yanına gitmeye karar verdi. Patronun odasına girdi ve “iş dünyasında bir deha olduğundan ötürü” onu takdir edip örnek aldığını söyledi. Bu mavi kurdele’yi yakasına takması için izin verip vermeyeceğini sordu?
Şaşkına dönen patron;
– Tabi ki, şeklinde cevap verdi.
Yönetici de mavi kurdele’yi, patronun tam kalbinin üstüne, ceketine iliştirdi. Ekstra kurdeleyi verirken de;
– Bana bir iyilik yapar mısınız?… Siz de  bu kurdeleyi onurlandırmak istediğiniz birine verir misiniz?… Bunu bana veren çocuk, okulda bir proje yaptıklarını söyledi. Bu kabul görme töreninin devam etmesi gerekiyormuş. Böylece bunun, insanları nasıl etkilediğini belirleyeceklermiş…, dedi.
O gece patron evine geldiğinde, on dört yaşındaki oğlunun yanına oturdu.
– Bugün inanılmaz bir şey oldu, dedi. Ofisteydim. Üst düzey yöneticilerimden biri içeri geldi, bana hayran olduğunu söyleyip, iş dünyasında bu kadar başarılı olduğum için göğsüme bu kurdeleyi iliştirdi… Bir hayal etmeye çalış… Benim bir dahi olduğumu düşünüyor. “Siz çok önemlisiniz” yazılı bu kurdeleyi tam göğsümün üstüne taktı. Bana ekstra bir kurdele verdi ve onurlandıracak başka birini bulmamı istedi.

Arabayla eve gelirken, bu mavi kurdeleyle kimi onurlandırabileceğimi düşündüm ve aklıma sen geldin…

Ben “seni” onurlandırmak istiyorum. Günlerim aşırı yorucu geçiyor. Eve gelince sana pek ilgi gösteremiyorum. Bazen derslerden aldığın notları beğenmeyince veya odanı toparlamayınca sana bağırıp çağırıyorum… Oysa bu gece bir şekilde buraya oturup, sana benim için ne kadar farklı ve özel olduğunu söylemek istedim. Annen gibi sen de benim hayatımdaki en önemli insansın. Sen mükemmel bir çocuksun. Seni seviyorum, diye devam etti…
Şaşkına dönen çocuk simdi ağlamaya başlamıştı. Bütün vücudu titriyordu… Başını kaldırdı, gözleri yaş içinde olarak babasına baktı, ve:
– Yarın intihar edecektim baba, dedi… Baba, ben senin…çünkü ben senin… beni hiç sevmediğini… beni hiç önemsemediğini düşünüyordum… Ama artık her şey çok farklı. Sen baba şu an… oğlunun hayatını kurtardın!…

***

Takdir ettiğiniz ve sevdiğiniz insanları onurlandırmakta cimri olmayın!!!

ÖNCE KENDİ ÇİZGİNİ UZAT (Mutlaka Oku)…

 
Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye : “Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyo…rsun?” diye sordu.
Öğrenci, bir süre düşündükten sonra, “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım. ” Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak, “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.
Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi. Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu. Öğrenci utana sıkıla, “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi.
Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi: – Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir . .

Nefes Al ve Sakinleş… Her Şey Oması Gerektiği Gibi Olur…

Tatlı Arkadaşım Reneta Sibel Yolağın Son Kitabı Çıktı…Hem de Benim Önsözümle…Hem de İçinde Bana Ait Bir Makaleyle…Eeee Ne Duruyorsunuz…

Tatlı Arkadaşım Reneta Sibel Yolağın Son Kitabı Çıktı…Hem de Benim Önsözümle…Hem de İçinde Bana Ait Bir Makaleyle…Eeee Ne Duruyorsunuz…

A.I.

ÖLÜMDEN SONRA YARGILANDIĞIMIZ İLAHİ MAHKEME… :)))

images[2]

 

Bir adam ölmüş ve öbür dünyada yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş. Sıra kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde bir de ne görsün..?   Yargıç kürsüsünde bir İnsan oturuyor. Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış. Adam şaşkın, “Aman Tanrım, bu nasıl oluyor? Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir İnsan otur…uy   or.” Tanrı gülümsemiş, “Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım. Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz, sizi seçiminizde özgür bıraktım. Bana yargılamak değil, sevmek yakışır. Çünkü ben saf sevgiyim.

Sizi kendimden yarattığım için sizi yargılamak kendimi yargılamak olur. Ayrıca benim yargılamama ne gerek var ki? Her şeyi bilen BEN sadece burada tanıklık ediyorum. Dünyada olduğu gibi burada da insanlar tarafından yargılanıyorsunuz. Birazdan salonu hayattayken, senin zarar verdiğin, hoşgörülü davranmadığın, yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar dolduracak.

Onlara kendini affettirmeye çalış. Onlar seni affederse ne ala. Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor.” demiş. Adam merakla sormuş: “Peki ya affetmezlerse ne olacak?” Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş, “Ben cenneti de, cehennemi de yeryüzünde yarattım. Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim. Orada öyle bir yaşam süreceksin ki, tüm yaptığın kötülükler, verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani ettiğini bulacaksın. Ama bunun amacı sana ceza vermek değil. Sadece o insanların hissettiklerini bizzat yaşayıp anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine varman. İşte o zaman sen kendini affetmiş olacaksın.” Adam bir süre düşünmüş, “Peki, cennet nasıl bir yer?” diye sormuş Tanrı’ya. “Cennet, bir yer değil, bir bilinç düzeyidir evladım.

Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu, insanlara destek olmaktan haz duyan, yarattığım canlı ve cansız her varlığa saygı göstermeyi bilen insanlar var ya, işte onlar, Dünyada Cenneti yeniden yaratmaları için geri gönderdiğim cennetliklerdir. Cennet de dünyadan başka yerde değil.” demiş Tanrı. “Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi.” diye karşı çıkmış adam. “Kutsal olan tek şey yaşamdır.

Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz kıldınız. Her şeye sevgi ile bakmasını bilerek yaşayan insan, en büyük ibadeti yapandır.” demiş Tanrı. “Peki dünyaya döndüğümde doğru yolu görmemde yardımcı olacak mısın?” diye sormuş adam. “Ben bunun için siz insanların içine “vicdan” denen bir pusula koydum.

Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz kalın bencillik duvarlarını yıkarsanız, vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz.” “Peki biz insanlara ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam. “Hem size şah damarınızdan daha yakınım, hem de düşman olduğunuz kadar sizden uzağım.” demiş Tanrı. “Çünkü düşmanlarınız da Ben’im. Siz de Ben’im.” “Yani mahkeme salonunda insanlara hiç mi hesap sormuyorsun Tanrı’m?”   “Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara.” diye gülmüş tanrı.

DÜNYA OKULUNDA SEVMEYİ NE KADAR ÖĞRENDİNİZ..???   NE KADAR BİLGİ KAZANDINIZ..??? ♥♥♥
Alinti

Kendini Mutlu Eden Biri Ol…

Fotoğraf

Doğaçlama Takıl… Planlar Asla İşe Yaramaz…

Mutsuz Kişilerin Özellikleri\Mutlu Kişilerin Özellikleri…

alıntı

Vücudumuzun Duygusal Dili ve Olumlamalar…


Vücudumuz deneyimlemekte olduğu duygusal ve bilinçaltı mesajları bize ağrılar ve hastalıklar şeklinde ifade ederek iletişim kurmaya çalışır. Genel olarak hayatımızla ilgili doğru yolda olup olmadığımızı bu mesajlar sayesinde anlarız. Karmaşık hayatlarımız, bazen vücudumuzdan bize gelen mesajlar farketmemizi engeller. Kendi iyiliğimiz için dönüşüm ve berraklık, bu mesajları anlayarak gereğini yapmaya niyet ettiğimizde başlayacaktır. Aşağıdaki listede yer alan bilgiler sezgisel olup, bu listeye bir çok ek yapmak ve onu geliştirmek mümkündür.
• Ergenlik sivilcesi: Kabul edememek, kendini beğenmemek
Olumlama: Kendime duyduğum sevgi ve anlayış vücuduma ve yüzüme yansıyor.
• Bağımlılıklar: Kendinle yüzleşmekten kaçmak. Korkuyla yüzleşmemek. Kendini sevmenin nasıl olacağını bilememek
Olumlama: Aradığım cevapları bulabilmek için içime dönmek ve içime bakmak güvenlidir.
• Alkolizm ve Suistimal: Faydasızlık hissi, suçluluk, yetersizlik ve kendini reddetme hisleri.
Olumlama: Şu an şimdi de yaşıyorum. Her an benim için yeni. Kendi değerimi görüp farketmeyi seçiyorum. Kendimi şu an seviyorum ve onaylıyorum.
• Alerji: Kendinizin veya başkasının sizin gücünüzü inkar etmesi
Olumlama: Dünya güvenli ve dostça. Ben güvendeyim. Hayatla barışığım.
• Ayak Bileği: Esnek olamamak, suçluluk duygusu. Bilekler keyif alabilme yeteneğini temsil eder.
Olumlama: Hayattan keyif almayı ve neşeli olmayı hakkediyorum. Hayatın bana sunacağı tüm keyifleri şu andan itibaren kabul etmeyi seçiyorum.
• Kaygı ve Sinir: Hayatın doğal akışına güvenmemek.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayatın akışını ve aşamalarına güveniyorum. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
• Kol problemleri: Hayatın getirdiği deneyimlere tutunamamak.
Olumlama: Bana gelen tüm deneyimlere sevgiyle sarılıyorum ve bu tecrübeleri keyifle kucaklıyorum.
• Sırt Ağrısı (üst): Duygusal destek eksikliği. Kimse tarafından sevilmeme hissi, aşık olmaktan korkmak.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayat beni her zaman sever ve destekler.
• Sırt Ağrısı (orta): Suçluluk duymak, geçmişe takılı kalmak. Sırtında yük olarak taşıdığı insanlardan kurtulma ihtiyacı.
Olumlama: Geçmişi evrene serbest bırakıyorum. Kalbimdeki sevgiyle birlikte hayatımda ilerlemekte özgürüm.
• Sırt Ağrısı (Alt) : Parasal endişeler, finansal kaygılar.
Olumlama: Hayatın tüm aşamalarına güveniyorum. Tüm ihtiyaçlarım hallediliyor. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
• Yüksek Tansiyon: uzun süreli ve çözümlenememiş duygusal problemler.
Olumlama: Geçmişi sevgiyle evrene serbest bırakıyorum. Kendimle barışıyorum. Huzura ulaşmayı seçiyorum.
• Alçak Tansiyon: Çocukken az sevgi görmek. Yenilgiyi kabullenme, “neye faydası olacak, nasılsa işe yaramayacak “ duygusu
Olumlama: Şu andan itibaren hiç bitmeyecek keyifli bir hayat yaşamayı seçiyorum. Hayatım çok keyifli.
• Kemik Kırılması: Bir otoriteye karşı isyan etmek
Olumlama: Hayatım için tek otorite benim. Kendim için en iyi olanı en hayırlı olanı seçecek olan kişi de benim.
• Göğüs Ağrısı (sol): Sevilmeme, sevgiden beslenememe hissi. Fazla fedakar olmak, hep başkasını düşünüp hiç kendini düşünmemek.
Olumlama: Ben etrafımdaki herkes tarafından sevilirim. Çevremden gelen sevgi enerjisi beni besler.
• Göğüs Ağrısı (sağ): Aşırı korumacı olmak, aşırı çocuk sahibi olma isteği, sevgiyi göstermekte güçlük.
Olumlama: Güvende olduğumu ve sevildiğimi bilerek hayatı kucaklıyorum ve ona güveniyorum. Sevmeyi seçiyorum. Sevilmeyi seçiyorum.
• Nefes Almada Güçlük: Hayatta iyi bir rol almaktan duyulan endişe veya red edilme korkusu. Layık olamama korkusu.
Olumlama: Özgür ve tam bir şekilde yaşamak benim doğuş hakkım. Sevmeyi hakkediyorum. Hayatı bana sunduğu hayrıma olan herşey ile tam olarak yaşamayı seçiyorum.
• Kanser: Affedeemek, derin yaralar, sırlar, derin üzüntüler ve kırgınlıklar.
Olumlama: Geçmişi ve geçmişteki yaşadığım tüm üzüntüleri ve bu üzüntülere sebep olan herşeyi affediyorum. Sevgi enerjimle hayrıma olmayan tüm bu enerjileri evrene serbest bırakıyorum. Hayatımın içini keyifle ve mutlulukla doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.
• Öksürük: Dünyaya ve çeyreye haykırma isteği. “ beni dinleyin mesajı “
Olumlama: Farkediliyor ve en pozitif yollarla takdir ediliyorum. Seviliyorum.
• Kulak Problemleri: Duymak istememek. Öfke yada etrafta çok fazla karmaşa
Olumlama: Sevgiyi duymaya niyet ediyorum
• Dirsek Problemleri: Yön değiştirmeyi ve yeni deneyimleri yaşamayı kabul etmemek
Olumlama: Hayatımda meydana gelen yeni yönlerin, yeni değişikliklerin akışına kolaylıkla adapte oluyorum.
• Baygınlık, Fenalaşma: korkular, başedememek. Gerçekten olup biteni anlamak istememek.
Olumlama: Ben tam bütünüm ve en önemlisi güçlüyüm. Hayatımda karşıma çıkacak herşeyle başedebilecek güce ve bilgiye sahibim. Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve onaylıyorum.
• Bayansal Problemler: Kendini kabul edememek içindeki kadınsal yönleri reddetmek.
Olumlama: Kadınlığımdan keyif alıyorum ve gurur duyuyorum. Kadın olmayı seviyorum. Vücudumu seviyorum.
• Gaz Sancısı: Hazmedilememiş fikirler yada endişeler
Olumlama: şu an artık rahatım. Hayat rahatlıkla ve kolaylıkla benim içimden akar.
• Başağrısı: Kendini çok eleştirme. Aslında olanbiteni kabullenmek istememek
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendimi görüyorum ve etrafımdaki olayları sevgi enerjisiyle kabule geçiyorum. Güvendeyim.
• Sinuzit: Bir kişiye karşı irite olmak. Özellikle yakınınızda olan birinin sizi irite etmesi
Olumlama: Etrafımdaki herkesle huzur ve barış içinde yaşamayı seçiyorum. Çevremi iyi niyet ve sevgi enerjisi ile sarıyorum. Güvendeyim. Mutlu ve huzurluyum

Sevgiyle
Serkan Sorguç – Kuantumdaben.com

Not: bu yazı Louise Hay ve Caroline Myss’in kitabından özetlenmiş ve kuantumdaben.com tarafından tercüme edilmiştir

Herkes Dost Olmaz…

Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; ‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’ Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki, … Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki… Devam eder durur konuşma… Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya… Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala. Baba der ki oğluna,
‘Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna’. Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı, Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner. Ama içten yıkılır…
Babasına dönerek; haklıymışsın baba ‘ der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba ‘hayır Evlat ‘der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona. Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar… Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak… Genç adam gelir babasına; ‘Baba, işte dost buymuş’ diye konuşunca, Babası; ‘daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O’na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana…’
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! Der ki tokadı yiyen DOST; ‘Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını Böyle iki tokada’!
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli…
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı…
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı…
Dost dediğin; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı…
Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı… Üzüntüyü bölmeli… Geçmişi çıkarmalı… Yarını toplamalıi…
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı…
seni her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı… İşi bitince seni bir tarafa atmamalı…
Mevlana
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu.

kristal_kure_tahmin_th[1]

Kahin: Yarını Göremiyorum…

Başkalarının kararları ve bakış açılarıyla yaşayanlar için düşündürücü bir hikaye

İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu.

En iyisi ona gitmekti. O, yardımcı olabilirdi.

Telefon açtı kahine.

“İmkansız, tam çıkmak üzereydim.”

“Lütfen” dedi kadın, kendisini kıramayacağını düşünerek… Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden. Doğaüstü güçlere inanırdı ve kahinin müdavimlerindendi…

Tabii ki kahin böyle iyi bir müşterisini kıramamıştı.

Karşılıklı oturuyorlardı.

Önlerindeki suya baktı kahin, kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudağı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı “Çok üzgünüm” dedi, durakladı, belli ki söylemek istemiyordu.

“Ne?” dedi kadın ısrarla ve kahin söyledi:

“Su’da yarını göremiyorum…”

Yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı. Yarın olmadığına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti, vasiyetini yazdı, biraz televizyon izledi. Uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacağını bilmiyordu.

En iyisi uyumaktı. Böylece ölürken hiç bir şey hissetmezdi. Yatağına uzandı, gözlerini kapattı ve… derin bir uykuya daldı.

Uyandığında güneş yeni doğmuştu. Kuş sesleri geliyordu.

“Cennette miyim?” diye düşündü.

Herşey gece bıraktığı gibiydi. Kalktı, sabahlığını giydi, salona indi. Herşey normal gözüküyordu kahin bu kez yanılmış mıydı acaba?

Masanın üstündeki gazeteye gözü ilişti..

Manşette şöyle yazıyordu : “Ünlü kahin öldü”

YAŞAM İÇİN ÖNERİLER…

images[1]

Kepekli pirinçten çok ye.

İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.

En sevdiğin şiiri ezberle.  Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.

‘Seni seviyorum’ dediğinde, cidden söyle.  Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal. İlk bakışta aşka inan.

Başkalarının düşleriyle asla alay etme.  Tutkuyla ve derinden sev. Sonradan yara alabilirsin belki, ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.

Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.

Kimseyi kırma, hakaret etme.

İnsanları akrabalarına göre yargılama.

Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

Biri sana, yanıt vermek istemediğin bir soru yöneltirse, gülümse ve en büyük aşkın ve en büyük başarıların daha büyük riskleri olduğunu hatırla.

Anneni ara.

Biri hapşırdığında ‘çok yaşa’ de.

Kaybettiğinde, ders al.

3 ‘S’yi unutma: Kendine Saygı; başkalarına Saygı; herşeyde Sorumluluk.

Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.

Hata yaptığını farkettiğinde, onu hemen düzelt.

Telefona cevap verirken gülümse.

Seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.

Konuşmaktan, sohbetten hoşlanan bir kadın/erkekle evlen.

Yaşlandığınızda, konuşma yeteneğiniz her şeyden daha önemli olacak.

Biraz yalnız kal.

Değişikliklere kucak aç, ama değerlerini yitirme.

Suskunluğun, bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.

Daha çok kitap oku, daha az televizyon seyret.

İyi ve saygın bir hayat sür.

İleride, yaşlandığında ve geçmişi hatırladığında, bir kez daha nasıl zevk aldığını göreceksin.

♻Allah`a güven ama arabanı kilitle. (Deveni bağla sonra tevekkül et).  Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir.

Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

Sevdiklerinle anlaşmazlığa düştüğünde, o anki duruma önem ver.

Geçmişte çok yaşama.

Satırlar arasını oku.

Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.

Gezegenimize karşı nazik ol.  Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.·

Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.

Başkalarının işine burnunu sokma.

Onu öperken gözlerini kapatmayan bir kadın/erkeğe güvenme.

Yılda bir kez hiç gitmediğin bir yere git.

Çok para kazanıyorsan eğer, hayattayken, başkalarına yardım et. Bu, Şansın sana verebileceği en büyük tatmindir.

Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir şanstır.

Bütün kuralları öğren, sonra bazılarına uyma.

İki insan arasındaki aşkın birbirine duydukları gereksinimden daha büyük olduğu ilişkinin, en iyi ilişki olduğunu unutma.

Başarını, onu elde etmek için vazgeçmek zorunda kaldığın şeylere bağlantılı olarak değerlendir.

Tantra şans totemi…Rivayete göre ne kadar çok insanla paylaşırsan dileklerinin gerçekleşme ihtimali o kadar artar:)))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YAŞAM İÇİN ÖNERİLER…

images[1]

Kepekli pirinçten çok ye.

İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.

En sevdiğin şiiri ezberle.  Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.

‘Seni seviyorum’ dediğinde, cidden söyle.  Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal. İlk bakışta aşka inan.

Başkalarının düşleriyle asla alay etme.  Tutkuyla ve derinden sev. Sonradan yara alabilirsin belki, ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.

Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.

Kimseyi kırma, hakaret etme.

İnsanları akrabalarına göre yargılama.

Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

Biri sana, yanıt vermek istemediğin bir soru yöneltirse, gülümse ve en büyük aşkın ve en büyük başarıların daha büyük riskleri olduğunu hatırla.

Anneni ara.

Biri hapşırdığında ‘çok yaşa’ de.

Kaybettiğinde, ders al.

3 ‘S’yi unutma: Kendine Saygı; başkalarına Saygı; herşeyde Sorumluluk.

Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.

Hata yaptığını farkettiğinde, onu hemen düzelt.

Telefona cevap verirken gülümse.

Seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.

Konuşmaktan, sohbetten hoşlanan bir kadın/erkekle evlen.

Yaşlandığınızda, konuşma yeteneğiniz her şeyden daha önemli olacak.

Biraz yalnız kal.

Değişikliklere kucak aç, ama değerlerini yitirme.

Suskunluğun, bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.

Daha çok kitap oku, daha az televizyon seyret.

İyi ve saygın bir hayat sür.

İleride, yaşlandığında ve geçmişi hatırladığında, bir kez daha nasıl zevk aldığını göreceksin.

♻Allah`a güven ama arabanı kilitle. (Deveni bağla sonra tevekkül et).  Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir.

Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

Sevdiklerinle anlaşmazlığa düştüğünde, o anki duruma önem ver.

Geçmişte çok yaşama.

Satırlar arasını oku.

Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.

Gezegenimize karşı nazik ol.  Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.·

Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.

Başkalarının işine burnunu sokma.

Onu öperken gözlerini kapatmayan bir kadın/erkeğe güvenme.

Yılda bir kez hiç gitmediğin bir yere git.

Çok para kazanıyorsan eğer, hayattayken, başkalarına yardım et. Bu, Şansın sana verebileceği en büyük tatmindir.

Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir şanstır.

Bütün kuralları öğren, sonra bazılarına uyma.

İki insan arasındaki aşkın birbirine duydukları gereksinimden daha büyük olduğu ilişkinin, en iyi ilişki olduğunu unutma.

Başarını, onu elde etmek için vazgeçmek zorunda kaldığın şeylere bağlantılı olarak değerlendir.

Tantra şans totemi…Rivayete göre ne kadar çok insanla paylaşırsan dileklerinin gerçekleşme ihtimali o kadar artar:)))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YAŞAMAYA DAİR…

images[6]
1- İnsanlar arasındaki ilişkilerinizde OLduğu gibi hayatınızda da “esnek” OLun. İnsanların huyları ve gariplikleri vardır ve içinde bulunulan durumlar da değişik OLabilir. Başarıya ulaşmış bir insan, her ne durum içinde bulunursa bulunsun uyum göstermeyi bilmeli, ard niyetli OLmadan gönlünün içi “dürüst” OLmalı ve kendini daima rahat hissedebilmelidir.Tutamayacağınız sözleri vermeyin. Size duyulan… güvenin artmasını sağlayın.
2- Konuştuğunuz kimselerin adını sık sık tekrarlayın. Bir insanı övmek ve ona değer vermek, onun en iyi tarafını ortaya çıkarmak demektir. İlişki kurduğunuz insanın değerini ve özelliklerini bilmek ve ona iltifat etmek çok önemlidir.
3- Bir tartışmaya herkes kendine göre fikirleri ile katılır: başkalarının farklı OLmalarına izin verin (sizden daha kötü olduklarını düşünmek doğru değildir). Yapıcı OLmayan bir rekabete katılmayın ayrıca alışılagelmiş bayağı eleştirilerden kaçının: eğer onları düzeltmeye yardımcı OLamıyorsanız, hataları belirtmek ilişkiyi düzeltmez. Yine de yararlı olan kuşkuya da yer verin: Düşüncelerinizde her zaman ve mutlaka haklı olduğunuzu sanmak doğru değildir.
4- Başkalarına yardım etmek istediğiniz zaman kendinizi unutun. Herkesi sorunlarınızla sıkmayın, unutmayin ki onların da sorunları vardır. Birsatıcının en güzel huyu “dinlemeyi bilmek”tir.
5- Günlerinizin faal OLmasını temin edin, ufuklarınızı genişletin, yeni kişilerle tanışın. İnsanlar pozitif OLma eğilimindedir ve ilerlemek isterler. Aynı yerde durmak imkansızdır, eğer ileriye gidilemezse geriye doğru gidilecektir. Konuşma tarzınız coşkulu ve her zaman neşeli olarak daima en iyi yönünüzü göstermeye çalışın.
6- Hayatınız için istediğiniz her şey başkalarını da ilgilendirmelidir. İyi bir insan ilişkisi size saygı, sevgi ve sempati kazandıracaktır. Eşyalar size herhangi bir şey kazandırmaz. Bu cümle üzerinde durmanızı isteriz: “İnsan hiç bir şeye sahip değildir; aldığı herhangi bir nesnenin geçici bekçisi”dir.
7- Eğer bir gülümseme istiyorsanız, gülümsemeyi öğrenin. Gülümseme hem kalbe iyi gelir, hem ruhu zarif kılar…..
ALINTI
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »