Ne yapıyoruz?

Ne yapıyoruz?
Dans ediyoruz.
Kiminle?
Hayatla.
Neden?
Çünkü o sevgilimiz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OKUMAYAN ÇOK ŞEY KAYBEDER !

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.

5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEDEVİ…

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş. Devesinden inmiş ona su vermiş.

Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış: “Tamam, deveyi al git; ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”

Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp, nedenini sormuş: “Eğer anlatırsan”, demiş bedevi, “bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kutudan Çıkmak

göynük yedigoller beypazarı 159

Üzgün müsün? Dans et ya da git, duşun altına gir ve beden ısısı kayboldukça üzüntünün bedenini terk ettiğini gör. Başından aşağı akan suyun etkisiyle, aynı ter ve toz gibi üzüntünün de bedeninden temizlendiğini hisset. Neler olduğunu gör.

Zihnini öyle bir duruma sokmayı dene ki, önceki haliyle çalışamasın.
Herşey olabilir. Aslında asırlar boyunca geliştirilmiş tekniklerin hepsi, zihni eski kalıplardan uzaklaştırma çabasından başka bir şey değildir.

Örneğin, öfkeliysen, birkaç derin nefes alman yeterli. Derin bir nefes al ve derin bir nefes ver, iki dakika yeter. Sonra öfkenin nereye gittiğini gör. Zihni şaşırtıyorsun; ikisi arasında bağlantı kuramıyor. ‘Ne zamandan beri,’ diye zihin sormaya başlıyor, ‘birileri öfkeyle derin nefes alıp vermeye başladı? Neler oluyor?’
Herhangi bir şey yap ama bunu asla tekrarlama; işin aslı bu. Yoksa kendini her üzgün hissettiğinde duş alırsan, zihin bunu alışkanlık haline getirecek. Üç ya da dört kereden sonra zihin öğrenir, ‘Bu önemli değil. Üzgünsün; bu yüzden duş alıyorsun.’ O zaman duş üzüntünün bir parçası haline gelir. Hayır, bunu asla tekrarlama.

Her seferinde zihni şaşırtmaya devam et. Yaratıcı ol, hayal gücünü kullan.
Partnerin bir şey söylüyor ve sen kızıyorsun. Genellikle bu olduğunda, ona vurmak ya da bir şey fırlatmak istersin. Bu sefer değişiklik yap: git ona sarıl! Onu kocaman öp, partnerini de şaşırt! Zihnin şaşıracak, sevgilin şaşıracak. Birden hiçbir şey eskisi gibi değil. O zaman zihnin bir mekanizma olduğunu göreceksin; yeni bir şey olduğunda tamamen kayboluyor; zihin yeniyle baş edemez.

Pencereyi aç, bırak taze hava içeri dolsun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

O, ruh eşiniz olabilir mi?

O, ruh eşiniz olabilir mi?

Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız…

“Eee neler yapıyorsun?” ve “Nerelisin?”  bir randevuda sormak için yeterli ışıltıyı taşıyan sorular değil elbette. Zaten size karşınızda oturan insan hakkında cazip bilgiler de sağlamayacaklar. Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız, bundan daha iyisini yapmalısınız.

Ama ne tür sorular sormalısınız? Farklı ilişki uzmanlarının ortak söylemi, doğru ya da yanlış soru olmadığına dair bir. “Klonunuzu aramıyorsunuz,” diyor Laurie Seale, The Questions to Ask Before You Jump into Be’in yazarı. “Birisinin sizin değer ve hedeflerinizi paylaşıp paylaşmadığını yargılıyorsunuz- ki bunu onunla uzun süreli bir ilişki içine girip giremeyeceğinizi bilmek için yapıyorsunuz.”

İşte sorulabilecek bazı sorular:

Eğer şirketin sana bir senelik maaşlı izin dönemi verse, neler yaparsın?
Belki Pasifik’te bir adaya kaçacaktır; belki kendi yeni işini kurmaya girişecektir. Ne cevap verirse versin, “Bu son derece açıklayıcı bir soru, ve ilk randevuda sormak için ideal” diyor Seale. “Partnerinizin tutku ve önceliklerini ortaya koyar; bencil ya da hırslı olduğunu öğrenebilirsiniz.” Ayrıca bu insanın neyi önemsediğini ancak şu an zaman ayıramadığını de öğrenmiş olacaksınız.

Utandığın bir anını benimle paylaşır mısın?
Üzerine ketçapla çizdiği bir tabloyu kahkahalarla takdir edebileceğiniz kadar rahat bir insan mı? Eski sevgilisini etkilemeye çalışırken patenlerle tepetaklak olduğu anın gülünçlüğünü sizinle paylaşmaya hazır mı? Burada mühim olan olayın kendisi değil, savunmasız kaldığı zamanları kabullenip kabullenmediğidir. “Eğer partneriniz kabul ederse, mesela bir tv şovuna katıldığını ve gerçekten berbat bir performans sergilediğini, en azından kendisini fazlasıyla ciddiye almıyor demektir” diyor Diane Mapes, How to Date in a Post-Dating World’ün yazarı. Ve unutmayın, bir insan özel fiyaskolarını paylaşıyorsa aynı samimiyeti sizin de göstermeniz gerekir. En iyisi ilk baklanın sizin ağzınızdan çıkması! İşte bunun en basit yollarından biri : “İlk randevular beni tedirgin ediyor, ama kendime her zaman ayakkabımın topuğu kırıldığında mesaim bitene kadar masamdan kalkamadığım günü hatırlatıyorum.”

Eğer evinde yangın çıksa, kurtaracağın tek şey ne olur?
Karşınızdaki insanın duygusal mı yoksa nesnel mi olduğunu merak mı ediyorsunuz? Büyükbabasının cep saatini mi kendi laptopını mı kurtarıyor bunu öğrenin diyor Sharyn Wolf, So You Want to Get Married: Guerilla Tactics for Turning a Date into a Mate’in yazarı. “Neden özellikle onu?” diye sormayı da unutmamalısınız. Böyle tuhaf bir konuyu nasıl açacağınızı düşünüyorsanız, mesela “Bir sürü ilgi alanım ve hobim var, ama en sevdiğim şey yazmak. Evimde yangın çıksa ilk kurtaracağım şey defterlerim olur. Ya senin?”i deneyin.

İnsanların senin hakkında en büyük yanılgısı nedir?
Aslında sadece utangaç olmasına rağmen herkesin hakkında züppe ve burnu havada olduğunu düşündüğünü söyleyebilir. Bunu bilmek güzel olacaktır, özellikle de geçirdiğiniz kısa sürede siz de aynı şeyi çoktan düşünmeye başlamış idiyseniz. “Onun kendisini nasıl gördüğü hakkında fikriniz olacak” diye açıklıyor Wolf. “Ve bu da bir adım geri atıp, yeniden düşünmenize şans tanıyacak.” Bu konuya giriş için ise şöyle bir yöntem öneriliyor: “Bazen insanlar çok fazla konuştuğumu düşünüyor, oysa sadece gergin olduğumda gevezelik ederim. Senin hakkında da yanılgıya düşenler oluyor mu?”

Hayatında neleri değiştirmek istersin?
İşte potansiyel sevgilinizin geçmişiyle ilgili çok önemli ayrıntılar öğrenebileceğiniz bir soru. Üniversitede okumak istediği bölüm farklı mıydı? Ya da eski sevgilisi ile ayrılmasına sebep olan o aptallığı yüzünden hala pişman mı? Herkesin pişmanlıkları vardır, bazen kendisinin bile unutmaya çalıştığı. Kimi sorumluluk ve mecburiyetler insanın yaşamını şekillendirebilir. Bu konuya girmek için de yine kendinizi öne atmanızı öneriyor uzmanlar: “Şu an hayatımdan oldukça memnunum, üniversiteden sonra hep düşlediğim seyahate çıkmak yerine o korkunç işe başladığım günleri hatırladıkça çok kötü hissediyorum.”

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

GERÇEK DOST SENİN ŞARKINI DUYAN VE İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA SANA TEKRARLAYANDIR!!!

Bir Afrika kabilesinde, hamile kalan kadınlar arkadaşlarını toplayıp doğaya gider ve doğacak çocuğun şarkısını duyana dek meditasyon yapıp dua ederler.

Bu kabileye göre, her ruhun kendine özgü ses vibrasyonları vardır.

 

Kadınlar, bu seslere kulak verdiklerinde, hep birlikte yüksek sesle seslendirirler.

Sonra da kabileye dönüp şarkıyı herkese öğretirler.

Çocuk doğduğunda ise tüm kabile toplanarak ona şarkısını söyler.

Çocuğun sonraki önemli dönemlerinde, aynı şarkı okunur…

ÖLÜM DÖŞEGİNDE DE AYNI ŞARKI SÖYLENİR.

Aslında hepimizin içinde bir şarkı olduğunu biliriz ve sevdiklerimizin zor zamanlarımızda BUNU FARK ETMELERİNİ ve bize söylemeye yardımcı olmalarını arzu ederiz…

Bu şarkı, Afrika kabilesinde
farklı bir zamanda da söylenir.

Bir insan KABUL EDİLEMEZ BİR SUÇ İŞLEDİĞİNDE, kabile toplanır ve ona şarkısını söyler.

Çünkü bu kabileye göre, antisosyal davranışlar ceza ile düzeltilemez; SEVGİ ve KİMLİĞİN HATIRLANMASIYLA çözülebilir.

Kendi şarkını duyduğun zaman, bir başkasına zarar verecek davranışlarda bulunma isteğine ihtiyaç kalmaz.

GERÇEK DOST SENİN ŞARKINI DUYAN VE İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA SANA TEKRARLAYANDIR!!!

KENDİNİ SEVMEK

Yeni bir hayata başlamanın en olmazsa olmazı kendini sevmektir. İtirazlarınızı duyuyorum ben kendimi seviyorum” diye.

Burada bahsettiğimiz kendini sevme bilinç altında, yani asıl patronun sizin hakkınızdaki fikridir.”ben beni seviyorum diye. Yaptığım çalışmalarda bilinç altına sorduğumuzda maalesef bilinç altımızın bizim hakkımızdaki fikri hiçte bizim kendimizi sevdiğimiz yönünde değil.

Hayatı bilinçaltımızın bir yansıması olarak yaşarız. Kendinizi bir ayna olarak düşünün arkadan görebildiğiniz, size sevgiyi insanlar göstermiyorsa aynanın arkasından baktığınızda bilin ki sizde onlara sevgi vermiyorsunuzdur. Kendinizi sevdiğiniz hissi biliçaltında ise yoldan geçen bile sizin aynada sevgi görür. Sevgiyi deneyimlemeye başlar yaşamınız daha ipeksi bir hal alır.

Unutmayın sevgi insan olarak en büyük deneyimimiz ve araştırmalar göstermiştir ki bir bebek doğduktan 48 saat sonra ben seviliyormuyum diye kontrol etmeye başlar.

Başka yollarda olmasına karşın kendini sevmeye başlamanın her yerde uygulanabilir kolay bir çalışması var.

Aynanın karşısına geçin ve orada gördüğünüz en uzun süreli sizinle olan kişiye yani size

BEN KENDİMİ SEVİYOR VE ONAYLIYORUM
BEN KENDİMİ OLDUĞUN GİBİ KABUL EDİYORUM
BEN KENDİMİ TAKDİR EDİYORUM

Bu çalışma en az 21 gün sürmeli ve imkan dahilinde günde birkaç defa mümkünse ayna karşısında. Çünkü bilinç altınız ilk önce size inanmayacaktır. Yok ya diyecektir . ama 21 günden sonra eski inanışından vaz geçecek yeni inanışı yerine koyacaktır. Devam edeceğiniz olumlamalar cila olacaktır. Çevrenizdekiler size sevgi hissini deneyimleteceklerdir.

Kendinize bir fırsat vermenizi diliyorum. Zaten evrende tesadüf yoktur. Siz bu yazıyı niye okuyorum diye düşünün .. kolay olsun herşey.

Ben denedim oldu …

Sevgi ile kalın

Türkay ORTAKCI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biri hayatınıza girdiyse eğer mutlaka size birşey öğretip kendisi de sizden birşey öğrenecektir.

images[11]

Biri hayatınıza girdiyse eğer mutlaka size birşey öğretip kendisi de sizden birşey öğrenecektir. Bu öğrenmeler kimi zaman, sancılı, kimi zaman can acıtıcı olabilir.

Eğlenceli öğrenimler kişiliğinizde dönüşümler yaratmaz bu yüzden her dönüşüm bir doğuma gebedir hayatınızda ve bütün doğumlar sancılı bir geçiş yaşatır size.

Hayatınıza adım atan hemen hemen herkes bu yolda size öğretmenlik yapan bir rehber aslında. Ilk rehber öğretmenleriniz olan anne ve babanızda aşamadığınız dersleri, arkadaşınız, sevgiliniz, eşiniz, çocuğunuz hatta yanıbaşınızdan geçen biri bile olabilir. Bu süreç son nefesinize kadar devam eder.

Bütün öfke duyduğunuz, nefret ettiğiniz, unutamadığınız insanlara dönüp bakın size neyi gösterdiler kendinizde neyi görmenizi sağladılar. Bu kadar derin öfke duyduğunuz bu insanlara kocaman bir teşekkür borçlu olduğunuzu göreceksiniz… Zor değil mi? Sizin canınızı bu kadar yakmış bir insana teşekkür edebilmek. Oysa o kişi size yolculuğunuzda eşlik eden ve bilinç seviyenizi yukarı taşıyan bilge bir ruh sadece.

Bütün travma ya da acı veren olayları izleyin neredeyse hepsinde aynı duygu ve ders var. Aynı sancı, aynı problem, aynı başlangıç, aynı sonuç ve birbirine benzeyen kişiler. Üstelik gelen de gideni aratıyor değil mi?

Peki bugün ve şu an bütün bunları görüp kendinizi sevip hatta affedip yaşamınıza giren ve size birşeyler öğretme misyonu üstlenmiş herkese teşekkür edip bu oyundan kendinizi alkışlarla çıkartmaya ve yeni bir yola girmeye ne dersiniz.

Bugün öğretmenler günü ve bence hayatınızdaki tüm öğretmenleri yüreğinizde onurlandırın ve teşekkür edin. Hatırlayın sizde başkalarının öğretmenisiniz bu hayatta ve tüm varoluşun olma nedenisiniz.

Öğretmenler gününüz/günümüz kutlu olsun…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadın mutluysa güzelleşir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Herşey Ait Olduğu Yerde Hayat Bulur…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İş Yerinde Çalışma Alanını Şifalandırmak


Maaşlı çalışan biriyseniz, genelde gününüzün en az üçte birini çalıştığınız iş yerinde geçiriyorsunuz demektir. Hele bir de prestijli bir binada bulunan ofisin, herbir boşluğunu değerlendirmek adına workstation denilen 1,5 metreye 2metre ölçülerinde olan ve dörtlü, altılı, sekizerli gruplar halinde yerleştirildiğiniz çalışma istasyonlarında işinizi yapmaya çalışıyorsanız, etrafınızdaki bütün diğer gözlerin kulakların ve enerjilerin etkisi altındasınız demektir.
Güne çok mutlu da başlasanız, tam çaprazınızdaki iş arkadaşınızın evindeki sorunlar yüzünden moralinin bozuk olması, yanınızdaki arkadaşınızın sevgilisinden ayrılmasının yansımaları, diğerinin gözleri ile sizi sanki röntgen makinasına sokar gibi incelemesinin etkisi lodosun dalgaları gibi ard arda size vurmaktadır.
Telefon ile konuşurken bile, yedek birkaç çift kulak sanki o aizededir. Üstelik sanki dua etmişcesine ” müşteri ters birşey söylese de anlasa Hanyayı Konyayı”, “beceremese de o kendini birşey sanma edaları yok olsa”, “müdür hayır dese de izin alamasa” der gibi size negatif enerjiler göndermektedirler. Kimisi içinden “bak gördün mü yine kırmızı giymiş veya kırmızı oje sürmüş, bu kendini ne sanıyor nasıl böyle iddialı giyiniyor yargılamaları” yaparken, diğeri, “bu projeyi beraber üstlendik ne yapsamda onun önüne geçerek kendimi gösterebilsem” diyerek arkadaş gibi gözüküp aslında sizden öğrenebileceği herşeyi sünger gibi çekmeye hazırlanmaktadır. Siz eğer hisleri ve üçüncü göz çakrası kuvvetli biri iseniz bütün bu bakışları ve düşünceleri farkeder ve bu enerjilerden rahatsız olursunuz. Kendinizce o daracık alanda monitörü oynatarak yada bir çiçek koyarak o bakışlardan kurtulmaya çalışırsınız. Ne yaparsanız yapın, zamanla baş ve boyun ağrıları sırt ağrıları yorgunluk emareleri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.

Uzun süredir emek harcadığınız ve herşeyin yolunda gittiği projede bir anda aksilikler kendini gösterir, yapmış olduğunuz satışta hiç beklenmeyen iadeler gelmeye başlamıştır, ya da her zaman düzgün ödeme yapan müşterinizden ödeme alamamaya başlarsınız… Bunun gibi birçok aksilikler sizin sabahki neşenizi enerjinizi alıp götürmüştür. Neşe yerini korku ve endişelere bırakmıştır. Kendinizi ve çalışma koşullarınızı sorgular durursunuz ve hep aynı soru kafanızda döner durur. NEDEN???
Aslında ana faktör, küçük ve dar alanlarda çalışan bir çok insanın enerji alanlarının birbirine girmesidir. Eğer siz, çalışma alanınızda her sabah önce enerji temizliği yapmayı ve sonrada kendi güvenli enerji alanınızı oluşturmayı başarırsanız, kendinize verimli, güzel vakit geçireceğiniz harika bir ortam yaratmış olursunuz. Bunu yapabilenin birkaç yöntemi vardır. Size bunlardan en kolaylarını basitçe anlatmaya çalışacağım. Kuantuma ister inanın ister inanmayın, bu basit yöntemleri deneyin. Çok faydasını göreceksiniz.
Enerji alanını temizleme:
Her insanın avuç içlerinde birer küçük çakra vardır. Bu çakralar avuçları birbirine sürterek uyandırılır veya enerji aktarmaya hazır hale getirilir. Çalışma masanızın yanına geldiğinizde önce üç defa burnunuzdan derin nefes alıp ağzınızdan verin. İçinizden ” şu anda çalışma alanını temizlemek için Yaradanımın, Evrenin bana gönderdiği ilahi şifa enerjisi ile masamı koltuğumu ve çalışma aletlerimi hayrıma olmayan enerjilerden temizlemeye niyet ediyorum” deyin. Burnunuzda. Üç defa dafa derin nefes alıp verirken avuç içlerinizi tekrar birbirine sürtün. Ellerinizi önce koltuğunuzun üzerinde ve sırt kısmında sanki toz alıyormuş gibi gezdirin. İçinizden “hayrıma olmayan enerjiler, kötülükler kem gözler, benim yerimde olma istekleri bu alandan şu an temizlensin. Hayrıma olacak enerjiler, bolluk, bereket, huzur, başarı sağlık ve mutluluk gelsin” deyin. Koltuk bitince ellerinizi yere doğru üç defa silkin. Ellerinizi tekrar ovuşturduktan sonra aynı işlemi masanızın telefonunuzun klavyenizin üzerine yapın. Burası da bitince ellerinizi tekrar silkeleyin. Tabi bu işlemleri etrafınızdakilere çaktırmadan yapmaya çalışın ki delirdiğinizi sanmasınlar.
Negatif Enerjilerden Korunma:
Çalışma ortamınızı temizledikten sonra sıra geldi hayrınıza olmayan enerjilerden korunmaya. Üçüncü çakranız olan solar pleksus çakrası göbek deliğinizden yaklaşık beş parmak üsttedir. Bu çakra çevrenizden size gelen tüm enerjilerin giriş çıkış kapısıdır. Nazar enerjisi, kem göz v.b. enerjiler de buradan giriş yapar. Çalışma ortamınıza ya da bir toplantıya girdiğinizde burnunuzdan derin bir nefes alıp verin ve sağlaksanız sağ elinizin avuç içi ile, solaksanız sol elinizin avuç içi ile solar pleksus çakranız kapatın. İçinizden (ismini bilmeniz yada bilmememiz önemli değil) şu kişiden / kişilerden bana gelen ve hayrıma olmayan tüm enerjileri kabule geçiyorum. Hayrıma olmayan bu enerjileri bana, aurama, enerji alanıma gelmeden iptal ediyorum ve sahiplerine aynen iade ediyorum.” deyin. Derin bir nefes daha alın ve elinizi indirin. O gün boyunca bu kişi veya kişilerden size hayrınıza olmayan enerjiler gelmesini engellemek için güzel bir önlem almış olursunuz.
Enerji Kalkanı Oluşturmak:
Bu işlemlerin ardından güvenli bir enerji alanı veya enerji balonu oluşturmak çok kolaydır. Çalışma alanınızda oturduğunuzda kalbinizden harika bir ışık küresi çıktığını hayal edin veya imgeleyin. Bu kürenin rengi sarı, yeşil veya mor olabilir. Müşteri ilişkileri, call center çalışanları için mavi veya lacivert olarak imgelenmesi daha çok fayda sağlar. Bu ışık balonunu önce ayaklarınıza kadar genişletin. Derin nefes alın ve kafanızda bıngıldağınızın üzerine kadar genişlettiğinizi imgeleyin. Bir derin nefes daha alın ve size ait olan çalışma alanını kapsayacak şekilde bu ışık küresini genişletin. ” Kalbimden, koşulsuz ve karşılıksız sevgi enerjimden oluşturduğum bu ışık balonundan sadece hayrıma olan bilgiler, öğretiler ve enerjiler bana gelsin. Hayrıma olmayan enerjiler, bilgi ve öğretiler bu kalkandan bana ulaşamasınlar.” Deyin. Böylelikle güvenli ve bereketli çalışma alanı oluşturmuş olacaksınız.
Yukarıda bahsetmiş olduğum yöntemler, bu konuda olan bir çok uygulama ve yöntemden sadece bazılarıdır.
Mutlu, huzur dolu, kendinizi değerli hissedeceğiniz bolluk ve bereket içinde çalışacağınız harika bir çalışma ortamı dilerim. Sevgiyle … Serkan Sorguç Meditasyon –

Duygular Bedenin Neresini Kitliyor…

https://i0.wp.com/themindunleashed.org/wp-content/uploads/2014/04/emotional-pain-chart.jpg

alıntı

“Unutma, sana ışık tutanlara sırtını dönersen; göreceğin tek şey kendi karanlığındır.”

“Unutma, sana ışık tutanlara sırtını dönersen; göreceğin tek şey kendi karanlığındır.”
~Descartes~
Öyle özel insanlar vardır ki gittikleri yere ışıklarını, evrensel sevgilerini, okyanus yüreklerini birlikte götürürler.. Dostlukları, sevgileri, varlıkları şifa verir hayatına. Kendini iyi hissedersin ve bu yaşamındaki her alana yayılır. Her şey şifalanmaya başlar…Uğurun o uğurlu insandır bilmezsen ve ona sırtını dönersen ışığınıda kaybedersin.
Allah’ın bir lütfu olarak karşılaştığımız, seninle konuşmak iyi geldi dediğimiz okyanus yürekli insanları kaybetmemek dileğiyle sevgi dolu, huzurlu akşamlar

okyanus yürekli düşler

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akıl sağlığına zararlı 12 alışkanlık!

Depresyon genellikle sevdiğimiz birinin ölümü, işsiz kalmak, maddi güçlükler gibi bizim kontrolümüzde olmayan faktörler nedeniyle ortaya çıkar. Fakat her gün yapılan küçük değişiklikler ruh halimizi düşündüğümüzden daha çok etkiliyor.

Sosyal medya alışkanlıkları, egzersiz rutini ve hatta yürüyüş biçimi bile içinizdeki mutluluğu bir kara delik gibi emiyor olabilir.

Mutluluğunuza engel olan bu alışkanlıları değiştirebilirsiniz! Ruh halinizi sabote eden 12 alışkanlık ve bu mutsuzluk verici davranışları değiştirmenin yollarını sizler için araştırdık!

1)Ruh haliniz yürüyüş biçiminizi etkileyebilir. Fakat bu durumun tam tersi de aynı derece de etkili!

Davranış Terapisi ve Deneysel Psikoloji Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre yürüyüş biçiminiz mutluluğunuzu etkileyebilir. Araştırmacılar, çalışmaya katılan kişilerden kollarını fazla kıpırdatmadan, kambur ve omuzlar düşük bir şekilde yürümelerini istiyor. Çalışmanın sonucunda ise dik ve kendinden emin bir şekilde yürüyen kişilerin, kambur yürüyenlere göre daha mutlu ve iyi hisettiği ortaya çıkıyor.

Dahası omuzları kambur yürüyen kişiler, yürürken daha çok negatif deneyimleri hatırladıklarını belirtiliyor.

Mutlu adımlar için, yürürken çenenizi kaldırın ve omuzlarınızı geriye atın!

2)İnstagramın kraliçeleri dikkat! Psychological Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, rastgele bir şeylerin fotoğrafını çekmek, o anları hatırlamanıza engel olabilir.

Yapılan araştırmada katılımcılar bir müze turuna götürülüyor ve orada sergilenen objeleri inceleyerek resimlerini çekiyorlar. Daha sonra kendilerinden geziyi anlatmaları istendiğinde katılımcılar, fotoğrafladıkları objelerin ne olduğunu hatırlamakta, fotoğraf çekmeyen kişilere göre güçlük çekiyor.

Fotoğraf çekerken içinde bulunduğunuz anın farkında olmaya çalışın ya da arkanıza yaslanıp anın keyfini çıkarın!

3)Liseden mezun olduktan sonra zorbalardan kurtulmuş sayılmazsınız!

Yaklaşık 54 milyon çalışan kariyerlerinin bir döneminde iş yerinde kendilerine kötü muamele edilmesinden, hedef gösterilmekten ve mobbingden şikayet ediyor.

Gurur ve kendine güven duygularının ön plana çıktığı iş yerinde kötü davranışlarla karşılaşmak kişilerin duygusal durumunu değişken hale getirirken, her sabah yataktan kalkıp işe gitmeyi de zorlaştırıyor.

İş yerinde kötü davranışların hedefi oluyorsanız mobbingle mücadele derneğine başvurabilir ve psikologlardan yardım alabilirsiniz.

4)Egzersiz yapmamak kendinizi mutsuz hissetmenize neden oluyor.

Haftada 3 gun daha fazla hareket ettiğinizde depresyon seviyeniz %19 oranında azalıyor.

London College Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre spor yapan kişiler yapmayanlara göre daha mutlu bir yaşam sürüyor.

Hayatınıza yürüyüş ve daha fazla hareket ekleyerek depresyon ve mutsuzluğa elveda diyebilirsiniz.

5)Yapmanız gereken işleri sonraya bırakarak kendinizi depresif bir ruh haline mahkum ediyorsunuz!

Bir işi yapmama nedeniniz sıkıcı olması ya da o anda canınızın onu yapmak istememesiyle ilgili olarak size kimse yardımcı olamaz. Fakat kendinizi tedirgin hissettirecek ya da başarısız olmaktan korkacağınız işleri daha sonraya bırakmak sizi rahatlatmak yerine daha mutsuz ediyor.

Mutlu olmak için öncelikle kendinizi yatıştıracak bir şey yapın ve sorun yaratan işinizi halledin. Müzik dinlemek, koşmak ya da meditasyon yapmak gibi aktiviteler istemediğiniz işleri yapmakta size yardımcı olabilir.

6)İlişkiniz mutsuzluk nedeniniz olabilir.

Psikologlar birçok hastalarının ilişkilerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle depresyona girdiğini söylüyor.

İlişkileri nedeniyle depresyona giren kişiler bazen bu durumu uzun yıllar sonra fark ediyor.

Partnerinizin kendinize güven duygunuzu zedelediğini ve sizi depresyona ittiğini düşünüyorsanız, bir uzmana, ailenize ya da arkadaşlarınıza danışabilir ve bu konuda yardım alabilirsiniz.

7)Hayatı fazla ciddiye alarak kendinizi mutsuzluğa sürüklemeyin!

Yolda yürürken ayağınız takılıp düştüğünüzde utançla ayağa kalkıp üstünüzü mü düzeltiyorsunuz yoksa kendinize gülüyor musunuz?

Eğer utanç duygusu daha ağır basıyorsa hayatınızda kahkahalara ve gülücüklere daha fazla yer vermelisiniz.

Kahkaha anksiyete bozukluklarına ve depresyona en iyi gelen ilaçtır. Hayatınızdan olumsuz duyguları uzaklaştırmak için komedi filmleri izleyebilir, birlikte eğlendiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirebilir ve ilgi çekici bir hobi edinebilirsiniz!

8)Düzensiz gece uykuları mutsuzluğunuzun kaynağı olabilir.

Psikolog Diedra L. Clay, “Uyku her şeyi etkiler” diyor.
Duygusal ve bilişsel yetenekler ve vücut fonksiyonları gibi birçok şeye etki eden uyku düzeni, vücudun kendini yenileme işlemi.

Düzenli uyku uyumanıza engel olan etkenleri belirlemeye çalışın ve adım adım mükemmel gece uykusuna ulaşın.

9)İş, çocuklar, evlilik.. Kendinizle başbaşa kalacak vakit bulamıyor musunuz?

Yoğun bir tempo içinde küçük bir mola verip ve kendinize vakit ayırmanız gerçekten çok önemli.

Sahilde kısa bir yürüyüşe çıkabilir, yarım saatlik kısa bir uykuyla dinlenebilir ya da ayaklarınızı uzatıp kitap okuyabilirsiniz.

Önemli olan kendinize zaman ayırmanız.

10)En son ne zaman kendinizi elektronik aletlerden bağımsız bir halde gördünüz?

Elektronik cihazlara bağımlı yaşamak kendinizi mutsuz hissetmenize neden olabilir.

Haftanın bir günü ya da günün belirli saatlerinde akıllı telefon, laptop, tablet gibi cihazlardan uzak durmayı deneyin, daha iyi hissedeceksiniz!

Eğer ağırlıklı olarak sosyal medya ve mesajlaşma programlarını kullanıyorsanız kimseyle gerçekten iletişim kuruyor sayılmazsınız.

Facebook gibi sayfaların amacı eğlencedir. Bu tarz sosyal medya diyalogları insanları anlamamızı ve gerçek bağlar kurmamıza yardımcı olmaz.

İnsanlarla yüzyüze iletişim kurmak oldukça önemli! Bu nedenle uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla mesajlaşmak yerine bir kafede buluşup kahvenizi yudumlarken sohbet edebilirsiniz.

11)Eğer ağırlıklı olarak sosyal medya ve mesajlaşma programlarını kullanıyorsanız kimseyle gerçekten iletişim kuruyor sayılmazsınız.

Facebook gibi sayfaların amacı eğlencedir. Bu tarz sosyal medya diyalogları insanları anlamamızı ve gerçek bağlar kurmamıza yardımcı olmaz.
İnsanlarla yüzyüze iletişim kurmak oldukça önemli! Bu nedenle uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla mesajlaşmak yerine bir kafede buluşup kahvenizi yudumlarken sohbet edebilirsiniz.

12)Birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışmak mutsuzluk kaynağınız olabilir!

Öğle yemeğini çalışma masanıza taşıyor ya da televizyon izlerken bir yandan sosyal medyayı takip ediyorsanız, kendinizi strese sokuyor olabilirisniz.

Yapılan araştırmalar, birçok insanın birçok işi aynı anda yaparak kendini daha verimli sandığını fakat gerçeğin bu durumu yansıtmadığını gösteriyor.

Multitasking, yani aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak strese girmenize neden olurken, çevrenizle olan iletişiminizi etkiler.

Stresten uzak durmak için birçok şeyi aynı anda yapmak yerine işlerinizi sıraya koyun.

alıntı

Hayatınızı sabote eden 12 zehirli düşünce

Güne mutsuz başlıyor, hayatınızın hiç değişmeyen bir kısır döngü tarafından yönetildiğini düşünüyor ve bunun için başkalarını mı suçluyorsunuz? O zaman, belki farkında bile olmadığınız bazı ‘zehirli‘ düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor demektir. Huffington Post gazetesi, o düşünceleri 12 maddede derledi:

1- Kurban olduğunuzu düşünmek

mutsuz kadın3

Siz bir kurban değilsiniz. Sorunlarınızdan dolayı başka insanları ya da koşulları suçlamayı bırakın. Şu an hayatta olduğunuz yerden memnun olmamanız, durumunuzu değiştirmek için kişisel sorumluluk alamayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla kurban psikolojisinden çıkın çünkü bu hiçbir işe yaramaz. Esasında, başarılı olmanızı da engeller. Şunun farkına varın ki, ‘kader’inizden sadece ve sadece siz sorumlusunuz.

2- Başkalarını değiştirebileceğinizi düşünmek

Değiştiremezsiniz. Değişmek istemiyorlarsa ya da bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, bütün çabalarınız boşuna demektir. Dolayısıyla başkaları için endişelenmeyin. Onları oldukları gibi sevmiyorsanız, birlikte vakit geçirmeyin. Şunu bilin ki, onları değiştirme hakkınız da yok.

3- ‘Gerçek’lere sürekli direnen düşünceler

Bazı şeyleri, hatta çok fazla şeyi değiştirebilirsiniz. Kilo verebilir, daha iyi bir iş bulabilir, üniversiteye dönebilir, evliliğinizi düzeltmek için çaba harcayabilirsiniz. Fakat değiştiremeyeceğiniz şeyler de var. Patronunuzun ‘sinir’ bir tip olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. İş değiştirebilirsiniz ama patronunuzu değiştiremezsiniz. Kira ya da ev kredisi ödemek zorunda olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz. Ama bunlara direnmekten vazgeçebilirsiniz. Değiştiremeyeceğiniz şeylere direnmek sizi sinirlendirmekten ve üzgün hissettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Dolayısıyla değiştirebileceğiniz şeyler konusunda harekete geçin ama değiştiremeyeceklerinizi de kabul edin.

4- ‘Komşunun tavuğunun kaz olduğunu’ düşünmek

O kız kadar güzel ya da o adam kadar zengin olsaydım, o zaman mutlu hissederdim‘. Bu tür düşünceler doğru değil. Başkalarının hayatının sizinkinden daha iyi olduğunu zannetmeniz, bunun gerçekten öyle olduğu anlamına gelmez. Belki de o güzel kız çocukluğunda çok zorlu bir ev hayatı yaşadı ve hayatını düzene sokmakta zorlanıyor. Ve belki de o zengin adam işinde o kadar çok vakit geçiriyor ki, ailesini hiç göremiyor. Komşunun tavuğu kaz değildir. Kendi elinizdekileri takdir etmesini bilin.

5- Başka insanlardan beklentiler

Beklentiler, siz her ne kadar mantıklı olduğunu düşünseniz de, mutluluğu öldürebilir. Sırf siz öyle istiyorsunuz diye insanlar bir şeyleri yapmak zorunda değil. Beklentilerinizin kişisel deneyimleriniz ve önyargılarınızdan kaynaklandığının farkına varın. Bunların başka insanların da önceliği olmasını beklemeyin. Siz de muhtemelen yapmak istemediğiniz şeylerin sizden beklenmesinden hoşlanmıyorsunuz. Dolayısıyla başka insanlara dayatmalarda bulunmayın. Davranışlarından hoşlanmıyorsanız ya onları öyle kabul edin ya da ilişkinizi bitirin.

6- Hayatınızda birinin olmasının sizi tamamlayacağı düşüncesi

Siz kendinizi zaten ‘tam‘ hissetmiyorsanız, bir sevgiliniz olması sizi tamamlamaz. Dahası, ‘sizi mutlu etme zorunluluğu’, diğer kişi üzerinde büyük bir baskı yaratır. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, kendi kendinizle mutlu olmanız gerekiyor.

7- Haklı olduğunuzu her zaman kanıtlamak zorunda hissetmek

Bazı insanların ‘haklı‘ olduklarını kanıtlamak için ölümüne savaşmaları insanı şaşırtıyor. Amaç ne? Zayıf, savunmasız veya aptal görünmek istemiyor olabilirler. Fakat hatalı olduğunuzu itiraf etmek çok daha asil ve olgun bir davranış. Dahası, herkesin fikirleri farklıdır. Bırakın siz istediğiniz gibi, onlar istedikleri gibi düşünsün.

8- Başka insanların ne düşündüğü konusunda endişelenmek

Size ne? Sizi yargıladıklarını mı düşünüyorsunuz? Kimse sizi, sizin kendinizi yargıladığınızdan daha fazla yargılamıyor. Diğer insanlar kendilerini yargılamakla öyle meşgul ki, size ayıracak vakitleri yok. Dolayısıyla nasıl mutlu hissediyorsanız öyle davranın. Ve eğer diğerleri sizi yargılıyorsa, bu sizin değil onların sorunu.

9- Tek bir doğru ve tek bir yanlışın olduğunu düşünmek

Objektif bir doğrunun var olduğunu düşünmeyi seviyoruz ama bu bir yanılsama. Öyle bir şey yok, sadece subjektif gerçeklikler var. Bir kişinin ‘doğru‘ bulduğu şey, bir başkası için yanlış olabilir. Herkes bir şeyleri doğru buluyor çünkü o ‘şey‘, hayatına ve dünya görüşüne uyuyor.

10- Hazırlıksız hissettiğiniz için gelecek hakkında endişelenmek

Endişelenmek, istemediğiniz bir şey için dua etmektir‘ diye bir deyiş vardır. Bunun yerine şu anı yaşayın. Gelecek hakkında endişelenmeyi bırakın çünkü onu sadece bir yere kadar kontrol edebilirsiniz.

11. Paranın mutluluk getirdiğine inanmak

Paraya ve başarıya önem veren kapitalist bir düzende yaşasanız bile, varlıklı insanların çok parası olanlardan daha mutlu olduğu illa ki doğru değil. Bankada beş kuruş parası olmadan veya sıradan işlerde çalışarak da mutlu olan insanlar olduğu gibi, mutsuz milyarderler de var. Mutluluğa zengin olarak ulaşabileceğiniz fikri gibi bir tuzağa düşmeyin.

12- Geçmişin geleceğinizi belirlediğine inanmak

Geçmişte hata yapmış olmanız, geleceğinizi daha iyi bir hale getiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Fakat kendinizi geçmişiniz yüzünden ‘işe yaramaz’ diye damgaladıysanız, ‘işe yaramaz‘ tavrınızı geleceğe de taşırsınız.alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »