Aslında mühim olan, şu yaşamın içindeki duruşumuzdur.

Yani yaşam dediğimiz şeyden gerçekte ne anladığımız… Arzularımız, isteklerimiz, beklentilerimiz… gerçekte kim olduğumuz…!”
Yaşam dediğimiz şey; bir neden-sonuç silsilesidir. Bunu anlayabilmek
çok önemlidir. Çünkü zamanımızın büyük bir bölümünü şikayet ederek geçiririz,‘neden başıma bunlar geldi’ diyerek. Oysa eskilerin güzel bir sözü vardır. ‘Rüzgar eken, fırtına biçer.’
Yaşamın içinde anlamamız gereken öyle çok şey var ki. Neredeyse baştan başlamamız gerek. Öylesine birbirine karışmış değerler içinde nefes almaktayız ki…
Mevcudiyetimizin bir sebebi, hem de çok yüce bir sebebi vardır. Ve bunu bu kadar boşa harcamaya yeltenmek ise rüzgar ekmektir.
İnsanoğlu göremediği şeylerin varlığına inanmakta zorlanır. Hele bir de bu, menfaatlerine ters düşüyor ise hepten görmeyi reddeder. Bu binlerce yıldır da böyle. Ancak yine de bu, evrensel işleyişi değiştiremez.
Ne yaparsak yapalım ‘gerçek’ten ve olandan kaçamayız. O bizi mutlaka bulur. O yüzden yaşamdan ne anladığımız mühimdir. Çünkü, ondan anladığımız şey, bizim nedenimiz olacak ve ona göre bir sonuç belirleyecektir. Bu yüzden de, bu kıymetli zamanı çok iyi değerlendirmek gerekmektedir.
Yaşamdan anladığımız şey, yine bizim bakışımızı oluşturur. Bakışımız da, hayatımızdaki olayları belirler. İsteklerimiz, hedeflerimiz, hayallerimiz hep bu bakışa göre oluşur çünkü. Ve ona göre yönler seçeriz kendimize. O yönler de bizi sonuçlara götür.
Yani neyi seçmişsek, onunla karşılaşırız aslında…
Sebepler ve sonuçlar… Belki de zannettiğimizden çok daha önemliler
alıntı

 

FARZ ETME – ZANNETME –SOR

 
Var sayarak hayata devam etmeyin. Örneğin her gün aynı saatte arayan eşiniz, saat kaç oldu hala aramadı. Kendinizce bir sürü sonuç çıkarmak, var sayımlarda bulunmak balon gibi şişip patlamanıza neden olur. Ön yargıya girmeden önce sormayı deneyin, neden aramamış. Sorulara kendi kendinize cevap vermeyin. Bir şeyi düşündüğünüzde önce kendinize sorun. Bu düşünce gerçekten sizin düşünceniz mi? Bunu düşünürken ön yargılarınızla mı yoksa gerçek düşüncelerinizle mi düşündünüz?
alıntı

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Buradaki almak, bir eylemden öte evrenin sağladığı bir mekanizmadır. Bizim üzerine düşünmemiz gereken bir şey değildir. Bizim sadece almayı kabul etmemiz/istememiz yeterlidir.

Vermek bize düşendir, almak ise doğal olarak gerçekleşendir. Ancak, ikisi de bizim özgür irademizle çalışır. Yani, kendimizi bu döngüye teslim etmemiz şarttır.

Almak konusunda kafa yormaya gerek yoktur. Çünkü almak demek, verdiğiniz an karşılığını istemek değildir. Almak, açık olmaktır. Veren insan otomatikman alacak, karşılığını bulacaktır.

Birçoğumuzun almak konusunu fazlasıyla irdelemesi, içimizden gelerek vermekten kendimizi soyutlamamızla sonuçlanabiliyor. Bir dengeyi bozduğumuz algısına kapılıyoruz. Çünkü almak ve vermek dengesi denilen mekanizma gerçek anlamından saptırılıyor. Spiritüalizm, kapitalizm ile kirletiliyor.

Vermek, ışığının parlamasına; Almak, ışığının güçlenmesine izin vermektir.

İçinizden geliyorsa, karşılığını anında alamayacağınızı bilseniz bile vermekten çekinmeyin.

Yaptığınız hiçbir şeyi almak için yapmayın, vermek için yapın. Ancak o zaman karşılığını bulursunuz. Saf niyetle verin. Bu, parayla yaptığınız bir hizmet bile olsa, sonrasında elde edeceğiniz kazancı düşünerek değil, vermenin saf coşkusunu hissederek yapın.

Bereket, siz vermeyi tüm gönlünüzle, saflığınızla yaptığınızda akar. Önceliğiniz almak olduğunda değil.

Bu iş dünyasında olduğunuzda da böyledir, duygusal ilişkilerde de…

Her zaman önceliğiniz vermek olsun. Sevgiyle verin, içinizde herhangi bir tereddüt olmadan verin. Tereddütle verilen şeyler içlerinde kötü enerjiler barındırırlar, onlardan hayır gelmez.Verecekseniz daima sevgiyle, tam gönülle verin.

Kaynak;Simurg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OKUMADAN GEÇME !

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :

‘Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı.

Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında.

Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. !

Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.
Hayat kahveye benzer, is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.

Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.

Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Gün Yepyeni Bir Başlangıç…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KİMİ İNSANIN DÜNYA SINAVI NİÇİN AĞIRDIR ?

images[8]

Nedir dünya sınavı ?

Kişinin yaşarken önüne çıkan yolun kimi zaman düz iken, kimi zaman yokuş olmasıdır.

Bu sınavlar ayırımsız herkeste vardır. Ne var ki, kimisi bunu göğüsler ve ona sınavı kolay gelir, kimisi de en küçük bir olay karşısında bocalar. Oysa hayat yokuşu bizim dünya olgunluğumuzu sağlamak içindir.Sabredersek hem bu dünyayı hem ikinci dünyayı

( hakikat alemini ) kazanmış oluruz.

Dünya sınavının en çetinlerini YÜCE, Peygamberlere ve Erenlere vermiştir. Onlardan hiç birisi durumundan şikayet etmemiş ve bu nedenle adları ölümsüzleşmiştir. Niçin

böyle davranmışlar ? olanın görüntüde dünyasal olsa da, özde HAK’tan geldiğini bildikleri için………

ALLAH’ın muradı, kulun yaşarken O’nu bulmasıdır. Sınavsız bir yol isteyen aslında ALLAH’tan uzak olmayı dileyendir.

HER DERDİN AÇTIĞI MUTLULUK KAPISIDIR

ALLAH’ımın verdiği ve bizim ” DERT ” dediğimiz; ALLAH’ımın, bize olan sevgisindendir. Bu nasıl bir sevgidir ki bize üzüntü veriyor diyeceksiniz. Derdi olmayan kul, ALLAH’ı unutur; dert, ALLAH’ımı daha çok andırır. ALLAH’ımın ULU kulu dertli olur, dünyaya olan bağı böylece çözülür, dünyaya tamah etmez, dünya dileği kalmaz, dünyada kısa bir süre misafir olduğunu bilip dünya yaşantısını ALLAH’ımın istediği şekilde yaşar. Tek dileği dünyada ALLAH’ı bulup O’na varmaktır.

Cümlemiz O’nun YAZI’sı içindeyiz! Öyleyse niye dert edelim, niyetimiz olmaz diye kahrolalım. Bir dileğin arkasından bin dilek daha gelir, en güzeli dileksiz olup ALLAH’a teslim olmaktır. ALLAH bizi bizden iyi düşünür ve korur.

Ezelde RUH’lar yaratıldığında bazı RUH’lar düzenin dışına çıkmayı istediler, bunlara düzene uy denildiğinde asi oldular, bu asi olan RUH’ların dünyaya gelişlerinde de asi olacakları belli idi. Ezel alemi her türlü cezadan korunmuştur. Dünyaya yollanan bizler burada eğitim görüp ALLAH’ı sıfatları ve işlevleri ile tanıyıp, önce kendimizin ne olduğunu bilmek sonra da ALLAH’ı dünyada bulmak ile görevliyiz. İşlenmemiş bir maden gibi burada bütün olumsuzluklarımızdan arınıp ALLAH’ımın bizden istediği güzel ahlak ve halde olmak mecburiyetindeyiz.Ezelde asi olan kulların da o kötü hallerinden sıyrılıp mümin kul olabilmeleri için ALLAH herkese ayırmadan – kayırmadan yardım eder ve her birimize hem hakikat aleminden hem de bedenli insanlardan yardımcılar yollar.ALLAH’ımın adaleti kusursuz olduğu için, herkes dünyadaki haline göre ve imtihanlarındaki başarılarına göre göç ettiğinde yerini alır. Peygamberlerin, arif kulların, velilerin ve ALLAH’ın emirlerine uymuş olan kulların mertebeleri tabii ki yüksektir. Peygamberlere ve yukarıda saydığımız kişilere imtihanı çok verir, ta ki makamlarını hak ettiklerinde her kattan ses geldikte, ALLAH’ım düşük makamlarda olanlara şöyle seslenir.” BEN size sizi verdim, size BEN’i bildirdim, dünyada sıfatımı gösterdim.ZAT’ımı arasaydın, sen de gelirdin; sıfatın yeter ( dünya nimetleri ve dünya hayatı ), ZAT’ın senin olsun ” demezdin. ZAT’ımı dileyen, sıfatımda kahrını zevk edendir. ( Dünyadaki imtihanlara sabredip her olayın O’ndan geldiğini bilip halinden şikayet etmeyen ) Ölçüyü alanın şikayeti kalır mı ? Çalışmayan talebe;” öğretmenim; not ver ” diyebilir mi ? YÜCE’nin kürsüsü de öyledir. Bütün dünya hayatımız kayıt olarak karşımızda olacak ve hiç birimiz neden bizi daha üst makamlara kabul etmedin ALLAH’ım diyemeyeceğiz. Onun için bu dünya hayatını iyi değerlendirmeye çalışalım.

( YAZAN’ın HAK olduğunu bildikte, ” Yolundayım!..” dedikte; hala ” Dert!…” dersen, ALLAH’ım affetsin!…derim. Yol bilen, yolunda olan taştan şikayetçi olmaz.)

Her olayın daha kötüsünü düşünelim ve öyle duacı olalım! ” En kötünün içindeyim!..” dersek; ALLAH’ıma güç gelir ve bize daha kötüsünün ne olduğunu bir olayı yaşatarak gösterir.

Derdine düşmeden, anmadan bulmaz.Öyle ise, düştüğümüz dert; bize ALLAH’ı buldurur, buluşta selameti gördürür. Derdimizi söylemek için: mekan aramayalım, kul önünde de durmayalım! Derdimizi derecek, gönlümüzü görecek, düğümümüzü çözecek, sadece ALLAH’ımdır. AŞK’ımızı bilen de O, kainatı veren de O, sebebini halkeden de O…….

O’ndan geldik, O’ndan aldık, O’na döneceğiz: neden elden medet bekleyelim ?

: Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.O, Üstündür, Bağışlayandır.

Zorda kalan, kolayı arayandır.ALLAH’ım onu zora koyar ki, kolayı arasın. Darda olduğumuz an: sadece ALLAH’ım ile konuşalım, O’nun ile dertleşelim! O’nu gökte arama, ALLAH sende , içinde,sana senden yakın, O baktığın her yerde . Bakmak başka görmek başkadır, görmeye çalış; aç gönül gözünü öyle bak, ancak o gözle görürsün O’nu her yerde. Hepimize dermanı verecek ALLAH’tır.Kul – kulun derdine sadece söz ile ortak olur, ana – baba dahi olsa.

KUL DERT DEDİĞİ İLE KENDİNİ BULUR

ALLAH bir kula bir veya birden fazla musibet verdimi, şu iki sebepten verir.Kul, ya ALLAH’ın bağışlamayacağı bir günah işlemiştir.Ona musibet verir ve o günah bu musibet sebebi ile affedilir. Yahut da ALLAH onu bir dereceye ulaştıracaktır, kulun ALLAH indinde bir mertebesi bulunur ki, o mertebeye ancak ALLAH’ın vereceği bir bela sebebiyle ulaşabilir, ona o musibeti verir ve o sebeple ALLAH onu o dereceye ulaştırır.

Olanı olduğu gibi, kapımıza geldiği gibi görürsek ” Yolum ALLAH’ımdandır!..” dersek; düzenini biz duymadan bulur,kendi çizdiğince yürür…” öyle mi yapsam, böyle mi ?..” demek, boş! Her olanı ” O’ndandır !..” diyebilelim ki, çözümü bulalım.” Dileğimce uymaz, arkası bana aydınlık görülmez!..” dersek, bizim görgümüzden öteye varmaz; ALLAH’ımın SIR’rına akıl ermez! Onun için, her olayı olduğuna ver ki; çözüme şahit olasın,dünya gailesinden kendini kurtarasın. Kaderini çeviremezsin, düzenini kuramazsın.Onun için, olanda hayır bul ki, kendinde düğümü çözesin.

( YARATAN gözetir,kahrımızı silelim: bir lokmaya sahip isek,” şükür ALLAH’ım …” diyelim

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kişinin kendisiyle yüzleşebilmesi bazen yıllara yayılır

Kişinin kendisiyle yüzleşebilmesi bazen yıllara yayılır. Kabul bir anda yerleşmez. İdrak kolayca oluşmaz. Burada güzel olan rehberlik sisteminin sınırsız sabrı, koşulsuz sevgisidir. Biz kendimize tahammül edemezken, görünmeyen alem şifalı ellerini omurgamızda dolaştırır, geçmişin yükleri deva bulur.

Bazen dürüstlük apansız gelir, varlığınızı öyle bir kaplar ki yalanlar çürüyüp kokmaya başlar. Artık kendinize yalan söyleyemezsiniz. Yaralarınız kapanmak istediğini haykırırken siz kabukları yolarsanız koca bir hayatı boşa yaşamış gibi hissedersiniz.

Yine de yüzleşmek bazen ölmek gibidir, bazen doğmak gibidir. Büyüdüğüne karar verilmişken kendini büyütmek zor iştir. Birçoğumuza ne kadar değerli olduğumuz söylenmemiştir. Kendimizi sevmeyi unutarak yaşamak hatırlatacak olaylara sebep verir. Biz ne kadar değerli olduğumuzu hatırlayıncaya kadar başkaları bize tersini hissettirebilir. Şefkat senden başlar, yayılır, dolaşır ve büyüyerek geldiği yere geri döner. Neyi hesapsızca verirsen misliyle geri alırsın. Neyi vermek istemediğini görmen iyidir. Yokluk saydığın aslında veremediklerindir. Tuttuğun her şey bolluğun akışını keser.

Bazen dürüstlük apansız gelir. İçeriye aldığınızdan emin olun. En inandırıcı yalanlar kendimize söylediğimiz yalanlardır.

N.A. ♡♡♡♡♡

AĞAÇ MEDİTASYONU YAPALIM


ERGÜN ARIKDAL” Kaybettiğimiz enerjileri nasıl geri kazanabiliriz ? ” diye soruluyor. ÇAM ve KÖKNAR ( GÖKNAR ) AĞAÇLARI’nın bu konuda çok yararlı varlıklar olduğunu belirtelim . Ağaç MEDİTASYON’u yapalım . Bir çam veya köknar ağacının altına , sırtınızı ağaca yaslayarak , YOGA oturuşu ile oturun Birkaç kez derin nefes alarak gevşeyin . O güzel ağacın , ellerini , kollarını açmış , sanki sizi kucaklayacakmış gibi durduğunu , size hayatını anlattığını düşünün .Yirmi dakika kadar bu durumda kalın . İyi sonuçlar elde etmek için , haftada iki , üç kez bu uygulamayı yapmalısınız .Böylece , çam veya köknar ağacında bulunan HAYAT ENERJİSİ’ni kendi bünyenize çekebilirsiniz .O ağacı düşünerek , ona sevgimizi yollayalım . O BİZİ ZATEN SEVİYOR . Biz de ona sevgimizi anlatalım , zihnimizde kucaklayalım. Bunu hissetmemiz lazım .Kazandığımız canlılığı , diriliği , varlığımızda ve psikolojimizdeki farklılığı görürüz .

Doğadan kopmamak çok önemlidir. Bitkilerdeki , ağaçlardaki , ENERJİ TOPLANMASI , YAYILIMI bizlerden çok fazladır.Bundan yararlanmanızı öneririz . Ancak , en önemli nokta , onlarla beraber kendi varlık birliğimizi hissetmektir.Bir köknarı ağaç gibi değil , varlık gibi göreceğiz .Evet , onun varlıksal sistemi ile bizim sistemimiz birbirinden farklıdır. Ama o da enkarne olmuş bir varlıktır , biz de . İki varlık birbirlerini , sürekli olarak düzeltirler , tamir ederler , desteklerler .

ERGÜN ARIKDAL Yarınlar İçin Pozitif Yaşam Sayfa-96-97

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanoğlu hep daha fazlasını ister,

saglik-icin-uc-ceviz-bir-elma--5034191[1]

 

İnsanoğlu hep daha fazlasını ister, fazlasını istedikçe ya elindekini kaybeder yada kendi ruhunu kaybeder. Dünyadaki hiçbir şeyin tamamını elde edemeyiz. İnsanın yapacağı en güzel şey sahip olduklarını düşünerek onlarla mutlu olmak ve sahip olmadığı şeylerden de daha değerli olduğunu unutmamaktır.

Bir guzellik yap kendine!
Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla!
Sahip olamadıkların üzülsün senin olmadıklarına…

Bir güzellik yap kendine!
Keşkeleri hiç düşünme!
Mutlu ol seçimlerinle.
Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine…

Bir güzellik yap kendine!
Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini olabildiğince!
Bırak dünler üzülsün seçilmediğine…

Bir güzellik yap kendine!
Kalbinde daha da büyüt sevgisini sevdiklerinin!
Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yerleri yok diye!

Bir güzellik yap kendine!
Sev kendini, kimseleri sevmediğin kadar.
Mutlu ol varlığınla!
Bırak seni sevmeyenler üzülsün!
Yüreklerine sığamayacak kadar büyüksün diye!
Paul Auster

Umut da bizim için, kızgınlıklar da…

 

Umut da bizim için, kızgınlıklar da…
Dostluk da bizim için, kırgınlıklar da…
Sevinç de bizim için, yorgunluklar da…
Telaş da bizim için, yılgınlıklar da…
Yeşermek de bizim için, solgunluklar da…
İnan hiç bir şeyin maliki değiliz kızım…
Varsa kendi tırnağınla kaşı başını…
Akacağı varsa, şifa niyetine akıt yaşını…
Seni belden aşağı vuran olumsuzlukları reddetme
ama uyut…
Kendini sadece ömrünün geri kalanında
ayakta kalabilmek için avut…
Direnç gösterdiğin her şeyi besliyorsun aslında…
Ne kadar güçlü isek
o kadar sınanırmışız, unutma…”MERAL DEMİR

Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrayı okuyunca içimden seni öldürmek, ikinciyi okuyunca ödüllendirmek gelsin”

m36[1]

Şiirin hikayesi kısaca şöyle :
Bir gün padişah vehbiyi yanına çağırır ve “Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrayı okuyunca içimden seni öldürmek, ikinciyi okuyunca ödüllendirmek gelsin” der ve ortaya şöyle bir şiir çıkar!

Azm-ü hamam edelim,sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu,rahat etsin cism-ü can..

Lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü,hatem-i zer drahşan..
***
Eğil eğil sokayım,iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan..
***
Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan..
***
Salınarak giderken arkandan ben sokam,
Ard eteğin beline,olmasın çamur aman..
***
Kulaklarından tutam,dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi,olasın yola revan..
***
Öyle bir sokayım ki,kalmasın dışarda hiç,
Düşmanın bağrına,hançerimi nagehan..
***
Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeterki sen kulundan lokum iste her zaman..
***
Herkeze vermektesin,birde bana versene
Avuç avuç altını,olsun kulun şaduman..
***
Sen her zaman gelesin,ben Vehbi’ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümüsselam…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnanışa göre, bir eşya ya da insan hasara uğramışsa, acı… çekmişse

Japonlar kırılan eşyalarını tamir ederken, kopan veya kırılan parçanın yerini altınla doldururlarmış!!! İnanışa göre, bir eşya ya da insan hasara uğramışsa, acı çekmişse, o bundan sonra bir hatıraya sahiptir, ders almıştır ve artık olduğundan çok daha güzel ve değerlidir. Hayran kaldım bu inanışa.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlık İçin Esma-ül Hüsna’lar

563601_350004091786636_994432028_n[1]
Esma-Ül Hüsna İle Nasıl Tedavi Yapıldığına Dair Biyoloji İlminin Mucidi Dr. İbrahim Kerim Anlatıyor:
Esma-ül Hüsna’nın tüm hastalıklara şifa olduğunu keşfettim. Gözümle gördüğüm, şahit olduğum bir olayı anlatayım: Bir arkadaşımın gözleri iltihaplanmış, kıpkırmızı kesilmişti. İki elini gözlerinin üstüne koyarak ‘YA NUR, YA HABİR, YA VEHHAB’ esma-i şeriflerini okumaya devam etti ve bir süre sonra Allah’ın lütfuyla gözleri eski haline geldi.

TEDAVİ ŞEKLİ İSE ŞÖYLEDİR: Ağrıyan yere elini koyarak Esma-ül Hüsna’yı okumaya devam etmek…
Esmaül Hüsna için “bedeni ve zihni, öfke, nefret, eleştiri, hüzün, pişmanlık, kıskançlık, korku ve günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür. Hastalık genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucunda oluşur. Öfkelendiğimizde, bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir. Eğer bu zehir nötralize edilmezse bazen uzun vadede ölümle sonuçlanır.İşte bu zehrin de en büyük panzehiri Esmaül Hüsna’dır” tarifini yapan yazar bazı rahatsızlıkları ve onlara iyi gelecek adları listeliyor;
İşte bazı rahatsızlıklar ve ona şifa verecek Esmaül Hünsa:
Kulak için: EsSemi
Omurga için: El Cabbar
Saç için: El Bedi’
Adaleler için: El Kavi
Kalp Kasları için: ErRezzak
Atardamarlar için: El Cabbar
Kanser için: Celle Celaluhu

Esma-ül Hüsna:
Burun için: Latif- Ğani- Rahim
Bacak için: ErRafi’
Göz – damarları için:El Muteal
Kolon için: ErRauf
Karaciğer için: En Nafi’
Prostat için: ErReşid
Yağ keseleri için: En Nafi’
İdrar kesesi için: El Hadi
Akciğerler için: ErRazık
Kemikler için:En Nafi
Dizler için: ErRauf
Saç Kepeği için: Celle Celaluhu
Kalp için: En Nur
Kalp Damarı için: El Vahhab
Sinirler için: El Muğni
Migren için: El Ğani
Guatr için. El Cabbar
Göz için: EnNur-Basir-Vahhab
Mide için: ErRezzak
Böbrek için: El Hayy
Bağırsaklar için: EsSabur
Pankreas-Şeker hastalığı için: El Bari
Rahim için: El Halik
Romatizma için: El Muheymin
Ğudde teymusiyye için: El Kavi
Göz Siniri için: EzZahir
Tansiyon için: El Hafid
Yazar eserinde, “türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik şu zikir tekniklerini deneyebilirsiniz” tavsiyesinde de bulunuyor:
Sağlıklı bir ömür için El- Vasi
İyi bir idareci olmak için El-Vali
Yeni bir iş kurmak için El-Hakim
Küsleri barıştırmak için El- Cami
Bolluk ve bereket için El- Hamid
Bedenen güçlü olmak için El- Kaviy
Sevmek ve sevilmek için El- Vedud
Daima yükselmek için El- Mukkadim
Birinin elinizden tutması için El-Veli
Her meselenin çözümü için Ez- Zahir
Birilerine iyilik yapmak için El- Latif
İlim ve irfanınızın artması için EL-Alim
Cesur ve atılgan olmak için El –Kahhar
Alacaklarınızı tahsil etmek için El-Bais
Hafızanızın kuvvetlenmesi için El- Habir
İzzet ve şerefinizin artması için El- Mecid
Ağır hastalıklardan korunmak içi El-Mümin
İkna kabiliyetinizin yükselmesi için El- Azim
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak için El- Vacid
Üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak için El Halik
Yaşamda neşeli ve enerjik olmak için El-Hayy
İşlerinizde daha başarılı olmak için El- Muhyi
Kötü alışkanlıklardan kurtulma için Er- Reşit
Kötü birinin uzaklaştırılması için El- Muahhir
Zekanızın daha kuvvetli olması için El- Muhsi
Herhangi bir hedefe ulaşmak için El- Musavvir
Eşinizle aranızın daha iyi olması için El- Muksit
Hatırı sayılır insanların sizi sevmesi için El- Vali
Şansınızın ve talihinizin açılması için Eş- Şekkkur
Elinizdeki fırsatları değerlendirmek için El- Muid
Elinizdeki bir şeyi muhafaza etmek için Er-Rakib
İhtiyacınız olan bir şeyi elde etmek için El- Mukit
İnsanlardan hürmet ve saygı görmek için El- Kebir
Sizde eksik olan bir şeyi tamamlamak için El- Mukit
Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib
İşinizde yükselmek ve kariyer yapmak için Er- Rafi
Çocuklarınızın size daha itaatkar olması için El- Hadi
Maddi ve manevi anlamda güçlü olmak için El- Metin
Sizde eksik olan bir şeyin tamamlanması için El- Cebbar
Şefkatli ve merhametli olmak için ER-Rahim, Er-Rahman
Aranız açık bir arkadaşınızla barışmak için Celle Celelahü
İnsanlar arasında başı dik ve alnı açık gezmek için El- Hasib
Size zarar verecek kişilerin sizden uzaklaşması için Ed- Darr
Başkalarını duygu ve düşüncelerini anlamak için El Müheymin
Birinin gücü ve varlığı karşısında zayıf kalmamak için El-Müzill
Başladığınız bir işi başarıyla sonuna kadar götürmek için El-Vekil
Zihinsel,ruhsal ve bedensel olarak organize olmak için El-Kayyum
Herhangi bir konuda haklı olduğunuzu ispatlamak için El- Hakem
Birine yaptırmak istediğiniz işinizin kolaylıkla olması için El-Rezzak
Maddi ve manevi anlamda sıkıntıya düşmemek için El-Muğni, En-Nafi
Olmadık yerden başınıza felaketlerin gelmemesi için El -Mani, Es-Selam
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Chakra Tablosu…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Bildiğimiz müzik notaları isimleri hangi kelimelerin kısaltılmışı, biliyor musunuz?

Bildiğimiz müzik notaları isimleri hangi kelimelerin kısaltılmışı, biliyor musunuz?

Guido D’Arezzo’nun tarihte ilk kez notalara verdiği isimler şu kelimelerden türetilmiş (bir efsaneye göre):

Do – Dominus: Yaradan, Mutlak
Re – Rerum: Madde
Mi – Miraculum: Mucize
Fa – Familias Planetarium: Gezegenler ailesi, yani Güneş Sistemi
Sol – Solis: Güneş
La – Lactea Via: Samanyolu
Si – Siderae: Gökler

Kaynak: Anjelika Akbar