Allahın kullarına böylece isteğini ulaştıracağına kalpten iman ettim

563601_350004091786636_994432028_n[1]

Pakistanlı Dr. İşân Hüseyni yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak için uluslararası bir konferansa gidiyordu. Uçağa bindi. Ancak havada bir arıza olmuş ve yıldırım çarpması sonucu uçak en yakın havaalanına inmek zorunda kalmıştı.

Bir sonraki uçak 16 saat sonra kalkacaktı. Sinirlendi ve “O toplantıya muhakkak yetişmem lazım. 16 saat bekleyemem” diye bağırdı. Görevliler gideceği şehrin 6 saat uzaklıkta olduğunu ve isterse araba kiralayarak gidebileceğini söylediler.

Acele yola çıktı ama aksilik bu sefer de yolda şiddetli yağmurdan göz gözü görmez olmuş ve selden dolayı araç gidemez olmuştu. Yol kenarında eski bir evin kapısını çalıp hızla içeri girdi. Yaşlı bir kadın içeride oturuyordu. Süratle ona “Telefonu verir misin telefon etmem lazım” dediğinde kadın tebessüm ederek dedi ki: “Görmüyor musun evladım ne telefonu. Burada ne telefon ne de elektrik var. Geç az dinlen, yemek ye, çay iç sonra düşünürsün bu işleri”

Adam çaresiz az ısınarak yemek yedi ve çayını yudumlarken yaşlı kadın namaz kılıp uzun uzun dualar etti.

Dikkatle baktığında kadının bir beşiği salladığını ve beşikte çok küçük bir bebeğin hareketsiz durduğunu gördü. “Kimin bu bebek anacığım? Hayırdır bu kadar uzun ağlayarak dua ettin”

Yaşlı kadın: “Hem annesi hem de babasından yetim olan torunumdur. Ağır hastalığı var. Bölgedeki hiçbir doktor çaresini bulamadı. İşan Hüseyni adlı bir doktor var. Çaresi ondadır dediler. Ancak çok uzakta olduğundan birkaç gündür Allah’a dua ediyorum ki Allah bu bebeğin işini kolaylaştırsın.

– Doktor Hüseyni ağlayarak dedi ki “Kalk anacığım. Allah senin duanı kabul etti. Senin duan yıldırımlar çaktırıp uçağı yere indirdi. Seller akıttı ve sonunda beni size ulaştırdı. Dr. İşan Hüseyni benim. Allahın kullarına böylece isteğini ulaştıracağına kalpten iman ettim. Bütün yollar kapanınca yeri göğü yaratana sığın. Onun iltiması dua”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamında , hep, kendini, girmek istemediğin durumlara sokmak isteyeceksin- ve sokacaksın…

ŞAHMARAN EFSANESİ NEDİR?

Şahmaran asırlar önce Tarsus?da yaşamış yılan vücutlu kadın başlı biridir. Çok güzel bir bahçesi bulunan kimsenin bilmediği bir yerde insanoğlundan uzakta yer altında yaşamıştir.
Onu burada insanoğlu Camsab tarafından bulunmuştur.
Camsab yoksul bir ailenin oğludur. Camsab ve arkadaşları birgün bir kuyuya bal düşürürler camsab bal için kuyuya iner arkadaşları balı çektikten sonra Camsab?ı kuyuda bırakırlar. Bu sırada camsab kuyuda ufak bir delikten ışık geldiğini görür ve bıçağıyla kazırken önüne koskocaman bir bahçe çıkar. Bahçeye girer. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab?a kendi diliyle hitap etmiş; ?Hoşgeldin insanoğlu, çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin?
Şahmaran Camsab?a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış? Camsab?ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp ?İnsanoğlu nankördür, hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur? demiş.
Şahmaran?ın güvenin kazanmış. Uzun yıllar burada yaşamıştır. Ama bir süre sonra ailesini özlemeye başlayan Camsab Şahmarana ailesine kavuşturması için yalvarmış. Şahmaran bunu kabul etmiş fakat burayı kimseye söylemeyeceği ve asla hamama girmeyeceği yönünde yemin verdirmiş. Hamama gitmemesini istemiş çünkü kendisini görüpte hamam giderlerin vücudu pullarla kaplanıyormuş.
Şahmaran?a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran?ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş.
Camsabın yaşadığı ülkenin padişahı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmaran?ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Herkes hamam gelmiş Camsab çok direnmesine rağmen onuda hamama götürmüşler. Vücunun pullarla kaplandığı görülüncü türlü işkencelerle Şahmaran?ın yerini söyletmişler. Kuyuyaya gidilerek Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsabı orada gören Şahmaran ?İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım? demiş. Ölüme giderken de Camsab?a ?Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir? demiş Şahmaran?ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab?ı veziri yapmış.
Efsaneye göre Şahmaran?ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemektedir. Tarsus?un Şahmaran?ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

STRES VE ENDİŞE İLE BAŞ ETME YOLLARI

Elimde yapmam gereken bir sürü iş var ve hiç birisini tamamlayamıyorum!”. “Hep kendime biraz zaman ayırayım istiyorum ama hiçbir şeye vaktim yetmiyor!”. “Birileri benden yardım istediğinde hayır diyemiyorum ama sonunda kendimi gerçekten bitkin ve yetersiz hissediyorum!”. “Hayatımda ki krizler hiç bitmiyor!”. “Sürekli bir yerlerim ağrıyor ve devamlı olarak başka şeylerinde kötüye gideceğini
bekliyorum. Artık dayanacak gücüm kalmadı!” Bu sözler size tanıdık geliyorsa muhtemelen stres ve endişe ile baş etme konusunda sorun yaşıyor olabilirsiniz.

Hayat genellikle stres doludur ve baskıların birikmesi kolaydır…

Anksiyete (bunaltı) birçok insanın hayatının bazı dönemlerinde yaşadığı, korkuya benzeyen yoğun bir duygu… Hastalık derecesinde olmayan anksiyete, genellikle tehlike anlarında ya da endişe verici durumlarda verilen normal bir tepkidir ve kişinin hayatta kalmasına yardımcı olur. Yani normal düzeydeki anksiyete mantıklı, gerekli ve yaşamsaldır. Ancak gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda oluştuğunda ya da stresli durum sona erdikten uzun süre sonra hala devam ediyorsa problem yaratır.
Hayat genellikle stres doludur ve baskıların birikmesi kolaydır. Aslında bir durum hakkında nasıl düşündüğümüz bu durum ile ilgili olarak ne kadar stresli veya endişeli olduğumuzu belirler. Stres ve endişe ile ilgili düşüncelerinizi kontrol altına almanız, endişenin çok ciddi boyutlara erişmesini engelleyecek araçlardan biridir. Ama her zaman dışarıdan gelen stresi kontrol altında tutamayabiliriz. Ancak kendi kendimize yarattığımız stresin miktarını azaltacak yollar bulabilir, stresle daha iyi baş edebilecek yöntemler geliştirebiliriz.

Anksiyete için 10 altın tavsiye

Hoşlandığınız şeyleri yapın

Öncelikle yapmaktan hoşlandığınız şeyler için vakit ayırmayı deneyin. Hoşunuza gidecek veya size zevk verebilecek şeylerin pek çoğunu bu aralar yapmıyorsanız, sizi rahatlatacak bir hobi edinmeyi düşünün. Örneğin daha gençken neler yapmak hoşunuza giderdi? Bunları yeniden hayatınıza sokabilirsiniz.

Düzenli egzersiz yapın

Egzersiz yapmak sağlıklı ve güçlü hissetmenize yardımcı olacaktır. Fiziksel aktivite bedeni stres ile ilgili hormonlardan arındırır. Özellikle açık havada yapılacak yürüyüşler çok faydalıdır.

Kaliteli uyuyun

Uyku en temel ihtiyaçlardan biridir ve uyku düzeniniz bozulduğunda strese, endişelenmeye ve depresyona daha yatkın olursunuz. İyi bir uyku alışkanlığına sahip olmak önemlidir.

Düzenli beslenin

Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyini strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerinde kontrolünüzü arttırabilirsiniz. Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmaya ve bunu belli bir rutin içinde yapmaya çalışın.

Nefes ve gevşeme egzersizleri yapın

Meditasyon ve yoga gibi hem bedensel hem de zihinsel gevşeme yöntemlerini hayatınıza yerleştirmek de oldukça faydalı olacaktır.

Zamanı iyi yönetin ve planlayın

Zaman yönetimi yapmazsak, yapmamız gereken işler nedeni ile kendimizi stres altında hissetmemiz çok kolaydır. Kısa zaman içinde, yapılacak işler üst üste yığılmaya ve dağ gibi olmaya başlar. Bu durumda büyük bir işi ufak işlere bölün. Bu ufak işleri önem sırasına göre sıraladıktan sonra ilk önce en önemli olanı halledin. Elinizdeki iş bitmeden bir sonraki işe geçmeyin.

Zihninizi bir şekilde oyalayın   

Hoş olmayan olaylar üzerinde düşünmek genellikle endişenin daha fazla hissedilmesine ve diğer belirtilerin ise ortaya çıkmasına neden olabilir. Düşüncelerinizi belirtilerden uzaklaştırdığınızda, belirtiler iyiye doğru gitmeye başlayacak veya ortadan kalkacaktır. Bunu yapmanın bir yöntemi zihninizi oyalamanızdır. Kitap okumak, müzik dinlemek, bulmaca çözmek dikkatinizi daha olumlu şeylere yöneltmenize yardımcı olur.

EFT ve NLP tekniklerini uygulayın

Maalesef stres ve endişeyi bir gecede ortadan kaldıracak bir tedavi yoktur. Uzun süredir yaptıklarınızı veya edindiğiniz düşünme şeklini değiştirmeniz zordur. Ancak denediğinizde bakış açınızın zamanla değişip, iyileştiğini göreceksiniz. EFT (duygusal özgürleşme tekniği ) ve NLP desteği almak sizi birikmiş duygusal yüklerinizden ve fobilerinizden kurtarabilir ve daha pozitif bir bakış açısına sahip olmanızı sağlayabilir.

Şu an ve şimdide kalın

Anı yaşayın. Dünü ve yarını düşünmeyin. Bunlar için harcayacağınız enerji sizin bütün enerjinizi emecektir. Bugüne konsantre olun ve yapabildiğinizin en iyisini yapın.

En kötü ihtimali kabullenin

Mucizevi formülü uygulayın, yani durumu tüm açıklığıyla ve korkusuzca analiz edin ve olabilecek en kötü senaryoyu belirleyin. Olması durumunda en kötü ihtimali kabullenin. Sonrada sakin olarak kabul ettiğiniz bu durumu nasıl iyileştirebileceğinizin yolunu belirleyin.

hürriyet aile merih keçe

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aura rengini görmek…

Aura rengini görmek için kullanılan basit teknik insan aurası da dahil tüm aura çeşitleri için aynıdır. Aynı teknik ayrıca tüm kahinliğin bir parçasıdır. Bu yüzden insan aurasını görmek için aura renklerine bakmak çok iyi bir eğitimdir. Aura renkleri insan aurasını görmekten daha kolaydır. Aura görmek için dinlenmiş ve konsantre olmalısın aynı zamanda bir de gözlerine özel bir yöntemle odaklanmalısın. Auraya yukarıdan kabataslak bakılmalı ona direk bakmamalısın.

Işık

Eğitim için loş ışık olmamalı. Yumuşak (fazla parlak olmayan) ışık olmalı (normal gündüz ışığı). (Fazla parlak ışığın gözüne çarpıp görmeni engellememesi için.)

En iyisi ışık senin arkandan ve üstünden gelsin. Senin görüş alanına gelen ışık aura görmeye çalışırken seni rahatsız edecek ve aura görmeyi zorlaştıracak. Üstünden ve arkandan gelen 100 watt ampül ışığı iyi.

BİRİNCİ Adım

Bir kitap al ve onu mavi veya kırmızı parlak bir kaplama ile kapla ve onu masada dik yerleştir. Ondan 2 metre veya en az 1.2 metre uzakta ol. Duvarın soluk renkte olsun. Parlak renkli duvara doğru aura görmeye çalışma. Duvarın rengi uygun değilse arka plana uygun bir çarşaf veya kağıt yerleştir.

Notlar;

1- Kitap sadece renkli kağıt için bir destek.Bakacağın renkli kağıdın aurası kitabın aurası değil.Renkli kağıtla kaplanmış bir tuğla kullanmak da duvarda asılan renkli kağıt parçası ile aynı sonucu verecektir.

2- Mavi ve kırmızı renklerin auraları en parlak ve görülmesi en kolay olanlar.

3- Rengin aurasının ton ve parlaklığı kullanılan rengin gölge ve tonuna göre değişir bu yüzden sadece parlak ana renkleri kullanın.

4- Bunun için herhangi bir palak renkli cisimleri kullanabilirsiniz. (Giysi, oyuncaklar vs.)

İKİNCİ Adım

1- Gözlerini kapat ve biraz derin nefes al ve rahatla. Sakinleştiğin zaman kitaba bak. Gözlerini herhangi bir şeye odaklama sadece kitabın biraz kenarından ve onu geçicek şekilde bak. Kabataslak bakıyormuşsun gibi fakat arkasındaki duvara odaklanma.

2- Cisme cismin merkezinden değil cismin kenarından bak. (2 inç kadar.)

3- Bu bakışını sabit tut ve gözlerini dinlendir. Yaparken gözlerini veya alnını zorlama ve germe. Konsantre ol. Yoğunlaşmaya ihtiyacın var fakat rahat ve durgun bir bakış olmalı aynı hayal ederkenki bakış gibi.

Göz Kırpmak

Gözlerini kırpman gerektiği zaman kırpabilirsin yoksa bu gözlerini yorar yakar ve sulandırır. Odağını değiştirmeden gözlerini kırp. Göz kırpmak auranın bir veya 2 saniyeliğine kaybolmasına sebep olacak fakat hemen yeniden görünecek. (Eğer sakin ve rahat odak bakışına devam edersen).

Alın Çakrasını Açma Yöntemi

1- Çok yorgun olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırla. Günlerce uyumadığın zaman nasıl hissettiğini ve gözlerini nasıl zorlukla açık tuttuğunu hatırla.

2- Yorgun gözlerini açmaya çalışmak 3. göz çakrasında güçlü bir zihinsel açmaya sebep olur. -onu uyararak-

Bu nasıl çalışır:

a- Zihinsel açma işi senin bedensel bilincini 3.göz çakrasına yöneltir.

b- Senin bedensel bilincin bedeninin bir bölümüne odaklanınca ve sen düşünce ile bu bölgeyi uyarınca bu bölgendeki enerjin kuvvetli bir şekilde harekete artacak.

c- Zihinsel olarak açma işlemi yeteri kadar uygulandıktan sonra 3. göz çakrası açılmaya başlayacaktır.

d- Bu zihinsel açma işini dinlenmişken ve bir nesneye belli bir bakış açısından bakarken uygularsan aurayı görebilirsin. (Direkt objeye bakarak değil).

Renkli kitaba geri dönelim:

Durgun ve rahat odağınla kırmızı veya mavi kaplı kitaba bakarken üste anlatılan zihinsel işlemi uygula.Vücut bilincini alın çakrasına kaydır.Bu bölgeyi zihni olarak hisset.

İpucu:

1- Alın çakrasını tırnağınla hafifçe eşele. Bu, beden bilincini o noktaya kaydırmaya yarar.

2- Göz kapaklarını kaldıran zihni komutu iptal et. Gözlerinin çok ağırlaştığını ve hayal et ve onları kapa biraz sonra yeniden aç. Hangi kasların bunu yaptığını gözlemle. Aynı kas komutunu zihinsel olarak bu bölgede uygula fakat göz kaslarının buna uymasına izin verme.

3- Bunu tekrar tekrar yap. Gözlerinin arkasındaki ağır karanlığı kaldırıyormuş gibi.

4- Zihinsel açma işine devam edersen, 3. göz çakranı uyarırsın. (Onu aktif hale gelmeye zorlarsın.) Objene devamlı rahat bakışın alın çakranı nesne tarafından gönderilen enerjiye uyarlıyacak. Bu enerji beynin görüş merkezine gidecek. Böylece o görüntü resmi olarak algılanacaktır. -parlak bir renkli ışık bandı olarak-

İlk Auran:

Rahat bir bakış ile objenin kenarından onu biraz geçecek şekilde baktığında bir süre sonra (birkaç saniye ila birkaç dakika içinde-ilk başlarda) kitabın etrafında silik bir parlama göreceksin. Sonra kitabın etrafını saran soluk ince bir ışık bandı göreceksin. Bu kitabın eterik aurası.

Biraz sonra kitap mavi ise parlak sarı aura veya kitap kırmızı ise parlak yeşil aurayı göreceksin.

Auraya direk bakarsan kaybolur ona cismin kenarından ve biraz üzerinden bakmalısın. Eğer kaybolursa merak etmeyin birazdan gene görünecektir.

ÜÇÜNCÜ Adım:

1- İlk adımları tamamladıktan sonra birkaç tane kitap al ve onların her birini farklı ana renklerle kapla.

2- Daha parlak renk ; daha parlak aura- ve görmesi daha kolay.

3- Bu renkli kitaplar üzerinde çalış ve gördüğün rengi not et.

4- Aynı anda 2 farklı kitabı incele böylece birbirlerinin aura renklerini nasıl etkilediklerini gözlemle.

DÖRDÜNCÜ Adım

1- Bir saksı çiçeği veya taze çiçek al ve onların aurasını görmeye çalış. Onların etrafında göreceğin canlı aura olacak. Çiçek ve yaprakları etrafında göreceğin aura renklerinin etkilerini aklında tut. Bitki sapı ve yapraklar etrafında göreceğin turuncu renk tonu yeşil rengin aurasıdır. -aynı yeşil kitap gibi-

2- Canlı auralar daha incedir bu yüzden görülmesi daha zordur.

BEŞİNCİ Adım:

1- Bir ağacın aurasını gözlemle. Güneş senin arkanda olursa daha iyi olur. Sabah erken vakitler veya öğleden sonra. Eğer güneş güçlü olursa bu gözlerini rahatsız eder ve görmeni zorlaştırır.

2- Bir ağacın aurası, ağacın büyüklüğüne ve ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak devasa büyüklükte olabilir. Ağaçların tepesindeki aurada sanki aura yavaşça oradan etrafa yayılıyor gibi fıskiye etkisi görebilirsin. Buna neyin sebep olduğuna emin değilim ve bunu gözlemlediğim her ağaçta görmedim. Bazıları ağacın ruhu olduğunu veya ağacın içinde doğal yaşayan bir ruh olduğunu ve bunun ona sebep olduğunu söylerler.

ALTINCI Adım:

Herhangi bir hayvanın aurasını o dinlenirken görmeye çalış. Hayvan auraları insanlarınki gibi renkli değil.

Hayvan auralarına bakarak onlardaki hastalık gözlemlenebilir.

YEDİNCİ Adım:

Kendi auranı gözlemle.Kolunu ileriye uzat ve elinin aurasına bak. Ayrıca bacak ve ayaklarının aurasını incelemek için uzanabilirsin.

SEKİZİNCİ Adım:

Bir insanın aurasını görmek:

Kişinin boynu açık olsun. Onun direk boynuna bakma. Biraz kenarından ve onu geçecek şekilde bakmalısın.

Sonra bakışını kişinin başına doğru kaydır. Burada sarı renk görebilirsin. Gördüğün zaman kişine biraz zihinsel hesap yapmasını veya zor bir şeyle düşünmesini söyle. O bunları yaptığında aura parlaklığını gözlemle.

İpucu: Bir insanın aurasının parlaklığı ne yaptığına ve nasıl hissetiğine bağlı.Eğer mutlu ve yaşam dolu hissediyorlarsa auraları daha güçlü ve parlak olacaktır. Alıntıdır.

Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz?

0663a-pencere

Bir bilge çölde öğrencileriyle otururken demiş ki: “Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman aydınlanır?”
Öğrencilerden biri: “Uzaktaki sürüye bakarım, koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.” diye cevap vermiş.
Başka bir öğrenci söz almış: “İncir ağacını zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.”
Bilge uzun zaman susmuş öğrenciler meraklanmışlar ve ne düşündüğünü sormuşlar. Bilge şöyle demiş:
“Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, beyaz mı, siyah mı diye ayırmadan ona kız kardeşim diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi, yoksul mu diye bakmadan erkek kardeşim sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sükunetini Kaybetme!

10847980_848946645167580_5920444274873071322_n[1]

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Rahat Meditasyon Yapmak ve Zihninizi boşaltmak için 20 ipucu

Meditasyon, kişinin sessizlik, sakinlik, iç huzur ve farkındalığa ulaşmasını sağlayan deneyimlerin bütünüdür. Hayatla kurulan bağları güçlendiren meditasyon, aynı zamanda bağların koparılmasına da olanak verir. Başka bir deyişle meditasyon, zihninizi boşaltma ve tüm bedeninizle tek bir yere yoğunlaşma sanatıdır.

Konsantrasyonu arttıran, stresi azaltan ve iyi hissetmenize yardımcı olan meditasyon; birçok kişi tarafından hayatının bir bölümünde denenmiş olsa da, uygulama sırasında başarısız olarak yarıda kesen çok kişi vardır.

1. Düzenli olarak zaman ayırın. Meditasyon yapmayı alışkanlık haline getirebilmenin tek yolu, düzenli olarak zaman ayırmak.

2. Nefesinizle başlayın. Derin nefes almak kalp atışınızı yavaşlatarak, kaslarınızın rahatlamasına ve zihninizi odaklayabilmenize yardımcı olur.

3. Esneyin. Esneme hareketleri kasları gevşeterek, daha rahat oturmanızı sağlar. Ayıca esnemek, içinize dönmenize ve sadece kendinize odaklanmanıza yardımcı olur.

4. Amaç edinin. Meditasyonun aktif bir süreç olduğunu kabul edin. Gerçek anlamda meditasyon yapabilmek ve faydasını görebilmek için, süreci sadece araç değil, amaç haline getirin.

5. Vazgeçmeyin. Başaramadığınızı düşündüğünüzde, olumsuz düşüncelerinizden sıyrılarak yeniden başlayın. Nefesinize odaklanarak, kötü duygulardan arının.

6. Deneyin. Meditasyon gözünüzde bacak bacak üstüne atılmış ve yeşillikler arasında yapılıyor gibi canlansa da; önemli olan kendiniz için en uygun pozisyonu bulmak. Farklı oturma şekillerini, gözlerinizi açıp kapamayı deneyin.

7. Vücudunuzu hissedin. Meditasyon süreci başladıktan sonra, tüm dikkatinizi sadece ayaklarınıza verin. Sonrasında, iç organlarınız da dahil olmak üzere, vücudunuzun üst bölümlerine doğru ilerleyin.

8. Belirli bir yer seçin. Meditasyon yapmak için seçtiğiniz yerin, çalıştığınız, egzersiz yaptığınız ya da uyuduğunuz yer olmamasına özen gösterin. Bulunduğunuz yeri, daha spiritüel bir atmosfere dönüştürün.

9.Okuyun. Meditasyon konusunda bir üst kademeye yükselmenize yardımcı olacak ya da meditasyonun faydalarından bahseden kitaplar okuyun. Bu durum motivasyonunuzu arttıracaktır.

10. Uzun vadeli düşünün. Meditasyon, hayat boyu süren bir uygulamadır. Meditasyonun etkilerini her gün kontrol etmek yerine, uzun süreli faydalara odaklanın.

11. Müzik dinleyin. Meditasyon yaparken, sizi havaya sokacak ve zihninizi boşaltmaıza yardımcı olacak müzikler dinleyin.

12. Farkındalık anları geliştirin. Gün içerisinde, sadece nefesinize odaklanmak ve anda var olmak için belirli zamanlar belirleyin.

13. Rahatsız edilmediğinize emin olun. Zihninizi meşgul edecek tüm etkenleri ortadan kaldırın. Telefonunuzun çalması ya da odaya birinin girmesi ihtimali, tamamen odaklanmanıza ve rahatlamanıza engel olacaktır.

14. Değişiklikleri fark edin. Nefes alışverişinizde, odaklanma becerinizde ve ruh halinizdeki olumlu gelişmelerin farkında olun.

15. Mum kullanın. Gözleriniz kapalı meditasyon yapmayı tercih etmiyorsanız, mum yakın ve odak noktası olarak mumu kullanın.

16. Stres yapmayın. Meditasyon yaptığınız süre içerisinde, herhangi bir şeyi dert etmemeyi öğrenin. Meditasyın öncesinde, olumsuz duygularınızı azaltmaya çalışın.

17. Birlikte yapın. Bir arkadaşınızı meditasyon partneriniz olarak seçin. Beraber meditasyon yapmak, uygulamanızı geliştirecektir.

18. Sabahları yapın. Şüphesiz ki, sabahın erken saatleri meditasyon için en uygun zamandır. Meditasyon yapmak için, yarım saat daha erken kalkmayı deneyin.

19. Minnettar olun. Meditasyon süreci sonra erdikten sonra, 2-3 dakika kadar sizi mutlu eden şeylere odaklanarak minnettar olun.

20. İlginizi kaybetmeyin. Meditasyona olan ilginizi kaybetmek, hayatınızın diğer alanlarına olan ilginizi kaybetmekle paraleldir. Böyle bir durum söz konusuysa, meditasyonun faydalarına odaklanarak, kendinizi motive edin.
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Stresin Sebep Ve Sonuçları…

Hala Öğreniyorum… ( 87 yaşındaki Michelangelo böyle demiş…)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SAĞLIK İÇİN TOPRAKLAMA YÖNTEMİ

Dr. James Oschman enerji tıbbı alanında bir uzman,Pittsburgh Üniversitesinde biyofizik alanında lisans eğitimi almış,Biyoloji dalında doktora yapmış.

Yazdığı kitaplar ile biyofizik ve enerji tıbbı alanında bir otorite.

Bu röportajda topraklama uygulamasını anlatacak.
SAĞLIK İÇİN TOPRAKLAMA YÖNTEMİ

Doğal Tedavi alanındaki bütün modern okullar,farklı kelimelerle tanımlasalar da “enerji” den bahsederler.

Nedir bu enerji?

Dr. Oschman araştırdıkça bu gizemli kelimenin üzerindeki sis perdesini kaldırmış.

Bir dergide,konu hakkında bir kaç makale yazmış.Okuyuculardan gelen teşvikler 2 kitap yazmasıyla neticelenmiş:Enerji Tıbbının Bilimsel Temeli ile Tedavide ve İnsan Performansında Enerji Tıbbı adlı iki kitap.

Dr. Oschman’ın topraklama dediği yöntem Yerkürenin daha sağlıklı bir hayat sürmenize nasıl yardımcı olabileceği hakkında ilginç bilgiler ortaya çıkarıyor.

Dr. Oschman 2010 yılında ,Clinton Ober, Dr. Stephen T. Sinatra ve M. Zucker tarafından yazılmış “Topraklama:Şimdiye Kadar Keşfedilmiş En Önemli Sağlık Keşfi mi?” isimli kitaba önsöz yazdı.(Basic Health Publications, Inc., Laguna Beach, CA.)

Siz de pek çok insan gibi lastik tapanlı ayakkabılar giyiyorsanız,giydiğiniz ayakkabının modern insan için ne kadar önemli olduğunu görmek için okumaya devam edin.

Topraklamanın Ortaya Çıkışı

Topraklama tabiri Clint Ober tarafından geliştirildi.Topraklama en basit anlatımla çıplak ayakla yürümek olarak tanımlanabilinir.

Oschman,Ober ile Jeff Spencer vasıtasıyla tanışmış.Spencer ABD’li bisikletçi Lance Armstrong’un takımında sağlık ekibinde çalışıyor ve profesyonel sporcuların tedavisi alanında bir uzman.

“Clint Jeff’e topraklama fenomeninden bahsettiği zaman,Jeff hemen beni aradı ve bu konu üzerinde nasıl bir araştırma yapılabileceği üzerine konuştu.

İnsanlar çok uzun zamandır çıplak ayakla yürümenin iyi hissettirdiği üzerine bilgi sahibi.Almanya,Avusturya,İsviçre gibi ülkelerde sabah kalkıp çıplak ayakla yürümeye çıkan gruplar var.

Benim topraklama konusuyla tanışmam 5-6 sene önce Jeff Spencer vasıtasıyla oldu, konuyu ilgi çekici bulmakla beraber ilk başta şüpheyle yaklaştım.Çok basit bir kavram ve bazılarına aşırı basit gelebilir.

Çok şükür, Dr. Oschman topraklama esnasında ne olduğunu bilimsel olarak anlatıyor.

Çıplak Ayakla Yürüdüğünüz Zaman Ne Olur?

Cildiniz çok iyi bir iletkendir.Cildinizin herhangi bir parçasını topraklayabilirsiniz.Fakat bütün bölümler arasında öyle bir yer varki,topraklanma konusunda en büyük potansiyele sahip:Ayak topuğunuzun tam ortası.

Akupunktur ilminde Böbrek 1 (Kidney 1-K1) noktası olarak tanımlanan,ve bütün akupunktur meridyenlerini birbirine bağlayan nokta.

Modern çağın hastalıklarının tedavisinde topraklama yöntemi ile yapılabilecek pek çok şey var.

Nasıl ?

Dr. Oschman’ın topraklama üzerine yaptığı araştırma kronik iltihaplanmayı daha iyi anlamasını sağlamış.

Daha önce söylediğimiz gibi kronik iltihaplanma diyabetten kansere kadar neredeyse tüm hastalıkların birincil sebebi.

Topraklama esnasında ne olduğuna bakılınca kronik iltihaplanmanın neden bu kadar yaygın olduğu ve nasıl engellenebileceği daha iyi anlaşılıyor.

Topraklandığınız zaman yerküreden vücudunuza doğru serbest elektron akışı oluşur.

Ve bu serbest elektronlar insan için muhtemelen bilinen en güçlü anti oksidanlar.

Bu antioksidanlar topraklama üzerine yapılan klinik araştırmalara göre şu faydalara sahip.

Kalp atışında düzelme
Cilt geriliminde azalma
İltihaplarda azalma

Topraklamanın arkasındaki bilimin ve bunun iltihaplanma üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılması için Dr. Oschman bir yaralanma olduğu zaman neler olduğunu anlatmakla başlıyor.

En ufak bir çarpmada bile,mesela kapıya çarpsanız,bağışıklık sisteminiz hasarlı bölgeye beyaz kan hücreleri gönderir.

Beyaz kan hücreleri serbest radikaller salgılar.Bu serbest radikaller pac-man oyunundaki sevimli canavar gibi karşılarına şıkan herşeyi yok ederler.Eğer bakteri varsa bakterileri yok ederler,eğer yaralı dokuyla karışalışlarsa yaralı dokuyu parçalarlar böylece sağlıklı doku için yer açılır.

Bu İltihaplanma Tepkisi olarak bilinir.

Araştırmamız neticesinde bizim keşfettiğimiz şey ise şu:

Ağrı,kızarıklık,yanma,hareket kısıtlığı ve şişme olmak üzere 5 özelliği bulunan iltihaplanma tepkisinin neden ortaya çıktığını keşfettik.

Bu beş şey de iltihaplanmanın işaretleri ve olmak zorunda değiller.

Tıpta iyileşme sürecinin bir parçası olarak kabul edilen iltihaplanma tepkisi aslında dokulardaki serbest elektron azlığından meydana geliyor.

Beyaz kan hücrelerinin salgıladığı serbest radikaller yaralı doku etrafında birikip sağlıklı dokuya da zarar veriyorlar.İltihaplanmanın esas nedeni bu.

İlginç ama,topraklama araştırmalarımız gösterdi ki eğer topuğunuzu toprağa basarsanız,ya da topraklama levhaları veya topraklama için üretilmiş ayak bantları kullanırsanız,serbest elektronlar vücudunuza akacak ve bütün dokulara yayılacak.Ve sağlıklı doku etrafında toplanmış serbest radikalleri nötralize edecek.

Çünki elektronlar negatif yüklüdür ve serbest radikaller pozitif yüklüdür ve birbirlerini iptal ederler.

Yani topraklama ile vücudunuzu benim “tamamlayıcı zarar”dediğim şeyden korumuş oluyorsunuz diyor Dr. Oschman.

Aslında olmaması gereken fakat ayaklarımıza giydiğimiz terlik ve ayakkabılarla toprakla bağlantımızı kestiğimiz için ortaya çıkan zarar.

Yaşlanma Geciktirici Olarak Topraklama Yöntemi

Yaşlanma üzerindeki en baskın teorilerden biri serbest radikaller teorisidir.

Herhangi bir yaralanma neticesinde ya da kronik iltihaplanma sonrası,nefes aldıktan sonra,yediğiniz besinler yoluyla vücudunuza serbest radikaller gelir.

Serbest radikallerin tedavideki önemi nedeniyle tamamen yok olmasını istemeyiz fakat antioksidan elektronlar ile onları belli bir dengede tutmak isteriz.

Topraklanma bu dengeyi sağlayabilir.Serbest radikallerin neden olduğu yaşlanma süreci ile ilgili 3 alt model vardır.

1-Serbest radikallerin neden olduğu DNA hasarı ve mutasyonu

2-Her hücrede bulunan hücrenin enerji merkezi mitekondrinin oksidatif metabolizması ve bunun sonucu ortaya yan ürün olarak çıkan serbest radikaller

3- Proteinlerin çapraz bağlanması teorisi,proteinler birbirine yapışır ve enzimlerin etkisini azaltırlar bu cildinizdeki kırışıklıkların nedenidir.

Biyofizik ve hücre biyolojisi üzerine yaptığım çalışmalar neticesinde,bana öyle görünüyorki vücudun bütün parçaları bir yarı iletken kumaş ile birbirine bağlanmış.Hücre içi birimler de dahil diyor Dr. Oschman.

Ben bu sisteme yaşam matriksi diyorum.Ayaklarınızdan giren serbest elektronlar bu sayede vücudunuzun herhangi bir yerine yayılabilir.

Serbest radikallerin biriktiği herhangi bir yere.Ve böylece serbest elektronlar,serbest radikallerin neden olduğu mitekondri hasarını,proteinlerin birbirine bağlanmasını ve dna mutasyonunu engelleyebilir.

Bu yüzden vücudumuzda bulunan yarı iletken sistem temel olarak bir anti-oksidandan koruma sistemi.

Biz bu maddeye topraklama maddesi diyoruz.Bu madde bağ dokunun bir parçası.Vücudun her yerine gider.Jelimsi bir maddedir ve elektronları depolar.

Eğer çıplak ayakla toprakta gezerseniz serbest elektronları vücudunuza alacaksınız.bu elektronlar bu yarı iletken kumaş dediğimiz jelimsi maddelerde depolanacak.Ve herhangi bir yaralanma ya da serbest raikallerin oluşacağı herhangi bir şey yaşadığınız zaman elektronlar,fazla serbest radikali nötralize etmek için hazır olacak.

Topraklama Kanınızı Nasıl Etkiler

Diğer bir önemli keşif şu ki topraklama kanınızı inceltir,kıvamındaki koyuluğu azaltır.

Bu keşif dünyada birincil ölüm sebebi olan kalp-damar rahatsızlıkları için çok derin bir etki yapabilir.

Tüm kalp damar rahatsızlıkları kan kıvamının koyuluğu ile alakalıdır.

Dr. Sinatra Dr. Oschman’ın ekibine zeta potansiyel demnilen bir yöntemle kan kıvamının nasıl ölçüleceği konusunda yardımcı oluyor.Bu yöntemle kırmızı kan hücrlerinin elektirk alan içinde ne kadar hızlı hareket ettiklerini ölçüyor.

Bu yöntem vücudunuzu toprakladığınız zaman zeta potansiyelinin hızla yükseldiğini ortaya çıkarıyor.Bu kırmızı kan hücrelerinin daha fazla elektrik yüke sahip oldukları ve birbirlerini daha fazla itip birbirlerinden ayrıldıkları anlamına geliyor.

Bu olay kanın incelmesini ve daha kolay akmasını sağlıyor.Aynı zamanda tansiyonu düşürüyor.

Kırmızı kan hücreleri topraklama neticesinde daha fazla elektrik yükü alıp birbirlerini itince,damar tıkanıklığı riski de azalıyor.Çünki kırmızı kan hücrelerinin birbirine yapışım pıhtı oluşturma riski azalıyor.

Ayrıca beyinde oluşabilecek,mikro düzeyde pıhtılaşma kaynaklı, beyin dokusu kaybı riski de azalıyor.

Topraklama İçin En İyi Alanlar

Topraklamanın en basit yolu güvenli bir alanda çıplak ayakla yürümektir.

Etrafları asfalt ve betonla kaplı büyük şehir insanları nasıl topraklama yapacaklar?

Topraklama için en iyi yerler olan doğal alanlar hangileri?

Çeşitli yüzeyler arasında belirgin farklılıklar var.

Topraklama için en uygun yer deniz kenarı.Suya yakın ya da suyun içindeki alanlar.Deniz suyu çok iyi bir iletken çünki.

Deniz kenarından sonra en etkili 2. topraklama alanı kırlar.Özellikle sabahın erken saatlerinde olduğu gibi çiğle kaplılarsa.

Dr. Oschman’ a göre eğer kaplanmış değilse beton da iyi bir iletken.Boyaynmış beton elektron akışına tam olarak izin vermiyor.

Asfalt,tahta,ve ayakkabı tabanlarında bulunan malzemeler iyi bir yalıtkan olduğundan topraklama için uygun değiller.

Yüksek ve Yalıtkan Tabanlı Ayakkabılar Giymek ve Yüksek Katlarda Yaşamak Sağlığınız İçin Neden Zararlı Olabilir?

Dr. Oschman açıklıyor:

“Yeryüzü elektrikle yüklüdür ve vücudunuza elektron gönderir.Bu yüzden başınızın tepe bölgesiyle yerküre arasında bir potansiyel elektrik oluşur.Bunu hissetmezsiniz çünki herhangi bir akım olmaz,bu potansiyel elektrik yüzlerce volt olsa bile.Eğer akım gerçekleşseydi bir elektrik şoku yaşardınız.

Havalar bozuk olduğunda bu potansiyel elektrik çok büyük boyutlara ulaşır.100 volttan 10.000 volta çıkabilir.

Bu miktar yıldırım düşmeden önce havada oluşan miktardır.

Bu potansiyel,güneş ışınlarıyla elektrik yüklenen ionosfer tabakasıyla yeryüzü arasındaki potansiyeldir.

İonosfer tabakasındaki elektrik yüklü parçacıklar dünyaya ulaşır ve yıldırım düşmesiyle bütün yeryüzünü elektrik yükler.Yerkürenin herhangi bir noktasına bu elektrik yükü vardır.Bu elektrik güneşten,iyonosfere ordan yeryüzüne gelir.

Şu anda bulunduğunuz yerde yıldırım düşmüyor olabilir ama dünyanın başka bir yerinde mutlaka düşüyor.Ve bu sayede yerküre vücudumuz için gerekli elektronları depoluyor.

Başınızda oluşan potansiyel elektrik ve onun zararlı etkileri, eğer vücudunuzu topraklamazsanız yeryüzü ile aranızdaki mesafe arttıkça yükselir.

Eğer 20.katta yaşıyor ve topraklama yöntemi ile bu potansiyel elektriği boşaltmıyorsanız,1. katta yaşayanlara göre bu potansiyel elektrikten daha fazla zarar görürsünüz.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Geride bırakmanız gereken 10 düşünce

Hayat karşımıza birçok olumsuzluk, kabullenemediğimiz değişiklikler ya da çaresizlik anları çıkarabilir. Ancak geçmişi geride bırakıp ilerleyebilmek istiyorsanız, bakış açınızı değiştirmeniz ve olumsuz düşüncelerinizi kafanızdan atmanız şart.

Uplifers olarak, sizi geçmişe bağlayan ve kurtulmanız gereken düşünceleri Marc and Angel blogunun yaratıcılarından Marc’ın kaleminden sunuyoruz.

1. “Başka seçeneğim yok.”

Geleceğinizi şekillendiren, yaptığınız seçimlerdir. Kişiliğiniz, düzenli olarak yaptığınız şeyler üzerine kuruludur. Hayat yolunda hangi yöne ve nasıl gittiğiniz ise, oraya hızlı şekilde varmaktan çok daha önemlidir.

Benzer problemlerle karşılaştığınızda, benzer şekilde karşılık vermek çok doğaldır. Ancak alacağınız sonuçları değiştirmek istiyorsanız, bakış açınızı ve davranışlarınızı da değiştirmeniz gerekir. Bu noktada cevap bulmanız gereken soru, “geçmişte takılı kalmak mı, yoksa geleceğe bakmak mı?” olmalı. Karar verme zorluğu

2. “Hayat çok kolay.”

Hayat kolay değil, aksine oldukça zor. İlerlemek ise, ancak bu gerçeği kabullendiğiniz zaman mümkün.

Hayatın kolay olmadığı düşüncesini kalbinizde ve beyninizde kabul ettiğiniz zaman, problemlerinizi çözmeniz daha kolay olur. Çünkü zorlukları kabul etmek, şaşırma, hayal kırıklığına uğrama ihtimalinizi azaltarak, pes etmemenize yardımcı olacaktır.

3. “Hiçbir şey değişmiyor.”

İlerlemek istediğiniz yolu, kaderinizle karıştırmayın. Şu an yaşadığınız zorluklar, gelecekte de devam etmek zorunda değil. Önemli olan, sabırlı olmak. Çünkü hedefinize ulaşmak ne kadar zaman alırsa alsın, sonunda yaşayacağınız mutluluk yaşadığınız zorlukların tümüne değecek.  Hayatınızı yönetebilmek için sorumluluk alın

4. “Her şey kötü gidiyor.”

Hayatınızda her şey yolundayken, her şeyin bir sebebi olduğu düşüncesine tutunmak kolaydır. Ancak işler kötü gittiğinde, aynı düşünceye tutunmak ve güçlü kalmak birçoğumuz için oldukça zor.

Umudunuzu canlı tutun, cesur ve güçlü olun. Her şeyin bir nedeni olduğunu, her kötülükte bir iyilik olabileceğini kabul edin ve pes etmeyin. Ruhun güçlenmesi

5. “Herkes benden daha iyi.”

Siz güvensizliğinizi ne kadar beslerseniz, güvensizlik sizi o kadar tüketir.

Bazen güvensiz hissetmenizin nedeni, kendi koşullarınızı başkalarının “görünen” hayatlarıyla kıyaslamak; kendi iç sesinizi değil, çevrenizdekilerin ne söylediğini dinlemektir.

Bu noktada yapmanız gereken, karşılaştırma yapmayı bırakarak içinize dönmek ve kendi ruhunuzu dinlemektir. Kendimizle pozitif iletişim kurmanın önemi

6. “Gerçekçi olmalıyım.”

Başarılı olabilmek için, bazen gerçekçiliği bir kenara bırakıp biraz hayalperest olmanız ve koşulların değişebileceğine inanmanız gerekiyor.

Gerçekçi olmak hiçbir şeyi değiştirmez, ancak hayal kurmak değiştirebilir. Thomas Edison’un ya da nice bilim insanının yaptığı gibi.

7. “Keşke”

Kendiniz için atacağınız en olumlu adımlardan biri, “keşke” demeyi bırakmak. Sonrasında kendinizi “yapacağım”, “olacak” diyerek motive etmek ve harekete geçmek.

Hoşunuza gitmeyen durumları, değiştirmek için kararlı olmanız şart. Değişmek ve değiştirebilmek için, harekete geçin.

8. “Artık çok geç.”

Yapmak istediğiniz şeylerin zamanının geçtiğini düşünmek, yolun sonudur; kendinize inanmak ise sonsuz bir yolculuk. Kendinize inanın ve zincirlerinizi kırın. Hata yapmaktan korkmayın. Sizden şüphe duyanlara kulak asmayın.

9. “Yapamam.”

Hayat bazen sizi hazırlıksız yakalayarak, dibe vurmanıza neden olabilir. Ancak siz izin vermedikçe, orada tutamaz.

Önemli olan hayatın size ne kadar sert bir darbe vurduğu değil, sizin hayatın akışı içinde darbelere karşı ne kadar dayanıklı olduğunuzdur. Hayat mücadelesinde sizi öne geçirecek olan gerçek güç budur. Kendimize olan inançsızlığımız

10. “Daha kötüsü olamaz.”

Bir şeyi iyi ya da kötü yapan, sizin bakış açınızdır. Hangi durumda olursanız olun, mutlu ve neşeli olmak için kararlı olun.

Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; mutluluk ya da mutsuzluk yaşadığınız koşullarla değil, karakteriniz ve bakış açınızla şekillenir.  Kaygı bozukluğu hayatınızı zorlaştırmasın

ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gözün açıkken gördüğün ne ki? Çoğu zaman bir yalan.

Gözlerini kapat! Karanlıkta da görür insan.

Gözün açıkken gördüğün ne ki? Çoğu zaman bir yalan.

Özendiğin, üstüne giydiğin, pullu elbise aldatmasın seni. Yırtılır, sökülür, pulları dökülür sonra.

Kapat gözlerini! Sustur dilini.

Özlediğin, ayak basmaya cesaret edemediğin yuvanın yoludur, girdiğin tüneller. Her tünel, ışıkla buluşur. O yoldaki virajlar, yolculuğun gereği.

Kapat gözlerini; aç kalbinin kapılarını.

İçeri giren, senin niyetlerindir. Daima iyiliğe, güzelliğe baksın penceren. Rüzgar; yüreğindekileri sana doğru savuracak çünkü.

Kapat gözlerini; avuçların yansın. Yağan rahmeti, hissediyor musun?

Nefis bir koku ile doldu oda.

Şimdi sorsalar sana; hangi dünya zevki değişilir buna?

O yüzden ROTANI RUHUNA ÇEVİR SEN! Bütün kıymetli hazinen o yönde.

Bu secde ruhunda kopan fırtınadan doğdu.

Çoğu zaman sen secde et diye sertleşir rüzgar.

Sen, her gün biraz kapat gözlerini; ruhunu duymak istersen eğer.

Kalbin kıblen olsun.

Her gün biraz daha fazla kapat.

Kapat ki, senden başlayarak arınsın dünya.

nazlı akın

 

‎EFT‬ Yüz ‪#‎Vuruş‬ Noktaları


1- Kaş ucu: Kaş’ın başladığı, altında ki kemiğin burun ile birleştiği nokta.
2- Göz yanı: Gözün dış köşesindeki kemiğin üzerindeki nokta.
3- Göz altı: Tam karşıya bakarken gözbebeğinin, iki buçuk santim altındaki kemiğin üzerindeki nokta.
4- Burun altı: Burnun hemen altındaki, dudak üstünde orta nokta.
5- Çene: Çenenin alt sınırı ile alt dudağın ortasındaki nokta.
6- Köprücük kemiği: Köprücük kemiği ile ilk kaburganın, göğüs kemiği ile birleştiği nokta.
7- Kol altı: Koltuk altında, biraz aşağıda bulunan nokta.

Vuruş Serisi
Vuruş yaparken iki elinizin de parmak uçlarını kullanabilirsiniz. Yazı yazarken kullandığınız eli kullanmanız daha kolaydır. İşaret parmağınızı ve orta parmağınızı birleştirin ve sağlam bir şekilde (fakat acıtmadan) orta şiddette vurun. Fazla güçlü vurmanız acıtmanıza neden olabilir.
Her ‪#‎noktaya‬ 7-8 kez vurmanız önerilir. Başka birine uygulama yaparken, içinizden sayabilirsiniz. Kendinize vuruşlar yaparken bir yandan da “hatırlatıcı tanım” tekrarlayacağınız için kaç kez vurduğunuzu sayamazsınız. Bunun yerine, 3 kez hatırlatıcı tanımı söylediğinizde diğer noktaya geçebilirsiniz.

Hatırlatıcı Tanım
Onaylama cümlesinde belirttiğiniz sorunun, birkaç sözcükle özetlenmiş halidir. Vuruşlar sırasında yüksek sesle tekrarlanmalıdır. Böylelikle ‪#‎odaklanmanın‬ sürdürülmesi sağlanır. Bulunduğunuz ortam nedeniyle yüksek sesle söyleyemeyecekseniz, mırıldanın yada içinizden sürekli tekrarlayın. Sorunu aynı sözcüklerle özetlemeye özen gösterin.

Örnekler:
‪#‎Onaylama‬ Cümlesi; Başarısızlıktan korkmama rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.
Hatırlatıcı Tanım; Bu başarısızlık korkusu.
Onaylama Cümlesi; Babama karşı duyduğum öfkeye rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.
Hatırlatıcı Tanım; Babama karşı bu öfke.

‪#‎Apex‬ (Doruk) Etkisi
Bazen #EFT uygulandığında, sorunundan tümüyle kurtulan kişiler bu sorunu kendilerinin hiç yaşamadığını, hiç hatırlamadıklarını yada sorunun kendiliğinden çözüldüğünü iddia ederler. Bu nedenle her vuruş serisinden sonra ölçüm yaparak azalmayı hatırlamaları, adım adım bu sorundan kurtulmalarını izlemeleri ve yeni durumu kabullenmeleri sağlanır.

‪#‎Yan‬ Etkiler
EFT tamamen güvenli bir ‪#‎yöntemdir‬, yan etki olarak bir zarar görmeniz mümkün değildir. Bununla birlikte her enerji çalışması esnasında ve sonrasında olabileceği gibi kısa bir uyum süreci yaşanabilir. Bu süreç boyunca izlenen birkaç tepki şöyledir;
Yoğun bir şekilde esneme ve uyuma
Uyuşukluk
Gözlerin yaşarması, bazen ağlama
İç geçirme, karın guruldaması
Bol su içmek her zaman yarar sağlar ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Her seanstan sonra bir büyük bardak su içilmesi tavsiye olunur.
Alıntı

Denge evrenin kapısını açan ”anahtardır”