A Addison hastalığı: (Derin boyutta duygusal yoksunluk. Kendine duyulan kızgınlık.) “Bedenimin, düşüncelerimin, duygularımın bakımını sevgiyle yapıyorum.”

A Addison hastalığı: (Derin boyutta duygusal yoksunluk. Kendine duyulan kızgınlık.) “Bedenimin, düşüncelerimin, duygularımın bakımını sevgiyle yapıyorum.”

Adrenal sorunlar: (Yenilgi duygusu. Kendine aldırış etmemek. Endişe) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Kendime bakma isteğini duyuyorum.

” Ağlamak: (Gözyaşları hayatın ırmaklarıdır. Üzüntü ve korkudaki kadar sevinçte de gözyaşı dökülür.) “Tüm duygularımda huzur içindeyim. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum

” Ağrılar, Sızılar: (Sevgiye hasret çekmek. Dokunulmayı özlemek.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Sevecen ve sevilen bir insanım.

” AIDS: (Kendini reddetmek, cinsel suçluluk ve yetersizlik duygusu.) “Hayatın kutsal ve görkemli bir ifadesiyim. Cinselliğimden haz duyuyorum. Kendimi seviyorum.

” Akciğer sorunları: (Hayatı kabul etmemek. Depresyon. Üzüntü. Dolu dolu bir yaşama kendini layık görmeme.) “Hayatım mükemmel bir denge içinde. Hayatı dolu dolu yaşamaya hakkım ve kapasitem var.

” Akıntı: (Eşe duyulan kızgınlık. Cinsel suçluluk duygusu. Kendini cezalandırma.) Başkaları, kendime duyduğum sevgi ve saygının aynalığını yapıyor. Cinselliğimin coşkusunu yaşıyorum.

” Allerjiler: (Kime allerji duyuyorsunuz? Kendi gücünü reddetmek) “Dünya güvenli ve dostça. Güvencedeyim. Hayatla barış içindeyim.”

Alkolizm: (Ne yararı var? Yararsızlık, suçluluk, yetersizlik duygusu. Kendini reddetme.) “Şu anda yaşıyorum. Her an yeni bir an. Özdeğerimi görmeyi seçiyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” Alzheimer hastalığı: (Yaşamı terketme arzusu. Hayatı olduğu gibi kabul edememek) “Herşey doğru zaman ve mekan sıralaması içinde gelişiyor. Her şey olması gerektiği gibi oluyor.

” Amfizem: (Yaşam korkusu. Kendini yaşamaya layık bulmama.) “Dolu dolu ve özgür yaşamak en doğal hakkım. Hayatı ve kendimi seviyorum.

” Amnezi: (Korku, hayattan kaçış. Kendi ayakları üzerinde duramama.) “Zeka, cesaret ve özdeğere daima sahibim. Hayatta olmayı seviyorum.

” Anemi: (“Evet, ama” yaklaşımı. Haz yoksunluğu. Yaşam korkusu. Yeterli olmama duygusu) “Hayatın her alanında zevk alacağım çok şey var. Hayatı seviyorum.

” Anksiyete (kaygı): Hayatın akışına ve gidişatına güven duymama) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayatın akışına güveniyorum. Güvencedeyim.”

Anoreksi: (Hayatı reddetmek. Aşırı korku, kendinden nefret ve reddedilme) “Olduğum gibiyim. Olduğum gibi olmaktan mutluyum. Yaşamayı seçiyorum. Hazzı ve kendimi kabul etmeyi seçiyorum.”

Anüs: (Atma noktası, boşaltma noktası.) “İhtiyaç duymadığım şeyleri kolaylıkla ve rahatlıkla atıyorum.

” Anüs- apse: (Bırakmak istediğiniz şeyi bırakamamaktan duyduğunuz kızgınlık) “Bıraktığımda güvendeyim. Sadece ihtiyacım olmayan şeyleri atıyorum.

” -Acı: (Suçluluk duyma. Cezalandırılma arzusu. Yetersizlik.) “Geçmiş geçmişte kaldı. Şimdi kendimi sevmeyi ve onaylamayı seçiyorum

-Fistula: (Gereksiz şeyleri kısmen tutarak atmak. Geçmişin olumsuzluklarına takılı kalmak.) “Sevgiyle geçmişi tümüyle özgür bırakıyorum. Özgürüm. Sevgiyim.”

-Kaşınma: (Geçmiş hakkında suçluluk duymak. Pişmanlık.) “Kendimi sevgiyle affediyorum. Özgürüm.” Anüs kanaması: (Kızgınlık ve öfke.) “Hayatın akışına güveniyorum. Doğru ve yararlı adımlar atıyorum.

” Apati: (Duygulara izin vermemek. Kendini ölü gibi hissetme. Korku.) “Duygularıma izin veriyorum. Kendimi hayata açıyorum. Yaşam deneyimlerine hazırım.

” Apandisit: (Korku, yaşam korkusu. İyi şeylerin akışını engellemek.) “Güvendeyim. Kendimi gevşetiyor ve hayatın zevkle akmasına izin veriyorum.

” Apse: (İncinme, küçümsenme, intikam duyguları içinde dönüp durma) Düşüncelerimin özgürleşmesine izin veriyorum. Geçmiş bitti. Huzurluyum.

Arter: (Yaşam sevincini taşıyan damarlar.) “Yaşam sevinciyle doluyum. Kalbimin her atışında tüm bedenime yayılıyor.”

Arterioskleroz: (Direnme, gerginlik. Katışlaşmış dar düşünceler. İyiyi görmeyi reddetmek.) “Hayata ve hazza tamamen açığım. Sevgiyle bakmayı seçiyorum.”

Artrit: (Sevilmediğini hissetmek. Eleştirilmek, kırgınlık). “Sevgiyim. Kendimi sevmeyi ve onaylamayı seçiyorum. Başkalarına sevgiyle bakıyorum.

” Artritli parmaklar: (Cezalandırma, suçlama arzusu. Kurban olduğunu hissetmek.) “Sevgi ve anlayışla bakıyorum. Tüm yaşadıklarıma sevginin ışığıyla yaklaşıyorum.

” Araba tutması: (Korku. Tutsaklık. Tuzağa düşmüş hissetmek.) “Zaman ve mekan içinde kolaylıkla ilerliyorum. Sevgi çepeçevre beni kuşatıyor.

” Astım: (Nefes almaya hak duymamak. Boğulmuşluk duygusu ve bastırılmış gözyaşı. “Hayatımın sorumluluğunu üstlenme güvenini duyuyorum. Özgür olmayı seçiyorum.

” Astım nöbeti: (Korku. Hayata güvenmemek. Çocuklukta takılıp kalmak.) “Büyümekten korkmuyorum. Hayatıma ve kendime güven duyuyorum.

” Bebek astımı: (Yaşam korkusu. Doğmaktan duyulan pişmanlık. “Bu çocuk güven dolu bir ortamda ve seviliyor. Beklenilen ve değer verilen bir çocuksun.

” Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemiz. “Anlayışım genişliyor. Değişen dünyaya ayak uyduruyorum.

” Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntıları. “Tüm ayrıntılar kendi kendine yerlerini bulurlar.

” Ayakbileği: (Hareket ve yol belirlemeyi temsil ediyor.) “Hayatta ileri doğru adımları kolaylıkla atıyorum.

” Madura ayağı: (Dışlanmaktan duyulan çaresizlik duygusu. İleri adım atamama.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. İlerlemek için kendime izin veriyorum.

” Aybaşı sorunları: (Kadın olmaktan duyulan suçluluk duygusu. Cinsel organların günah, pis olduğu inancı.) “Kadın olarak gücümü ve bedenimin normal işlevlerini kabul ediyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” B

Bacak sorunları: – Üst: (Çocukluk travmalarının etkisinden kurtulamamak.) “Benim için bildiklerinin en iyisini yapıyorlardı. Onları affediyorum.”

– Alt: (Gelecek korkusu. Kıpırdamak istememek.) “Geleceğe güvenle bakıyorum.” Bademcikler: (Korku. Bastırılmış duygular. Tıkanmış yaratıcılık.) “Yüksek düşünceler bende ifade buluyor. Her şey iyiliğim için oluyor

.” Bağımlıklar: (Kendinden kaçmak. Korku. Kendini sevmeyi bilmemek) “Artık ne kadar harikulade bir varlık olduğumun farkına vardım. Kendimi sevmeyi ve haz almayı seçiyorum.

” Barsaklar: Dışkının atılmasını sağlıyor. – Sorunlar: (Eski ve ihtiyaç duyulmayan şeyi atmaktan korkmak.) “Kolaylıkla eskiyi bırakıyor, coşkuyla yeniyi kabul ediyorum.

” Baş ağrısı (Değersizlik duygusu. Korku. Kendini eleştirme.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Yaptığım şeyleri sevgiyle yapıyorum.

” Baş dönmesi: (Kaçış. Dağınık düşünce. Görmeyi reddetmek.) “Hayatla uyum ve barış içindeyim. Canlı ve mutlu olmakla güven içindeyim.

” Bayılmak: (Korku. Başedememek.) “Hayattaki her şeyle başetme gücüm var.” Beden Kokusu: (Korku. Kendinden hoşlanmamak. İnsanlardan korkmak.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Güven duyuyorum.

” Beyin: Bilgisayar ve santralı temsil ediyor. – Tümör: “Yanlış programlanmış inançlar. İnatçılık. Değişmeyi reddetmek.) “Zihnimin bilgisayarını yeniden programlamak çok kolay. Hayat değişimler sürecidir.

” Bitkinlik: ( Can sıkıntısı. Yaptığı işi sevmemek.) “Hayattan coşku duyuyorum. Enerji ve coşkuyla doluyum.

” Boğaz sorunları: (Kendi adına konuşamamak. Yutulmuş kızgınlık. Tıkanmış yaratıcılık. Değişme ve korkusu.) “Kendimi özgürce, kolaylıkla, sevgiyle ifade ediyorum. Yaratıcılığımı kullanıyorum. Değişmeye hazırım.

” Boyun ağrıları: (Soruna bir başka açıdan bakmayı reddetmek. İnatçılık. Esnek olmamak.) “Kolaylıkla ve esneklikle bir konuyu her açıdan görebiliyorum. Birşeyi yapmanın ve görmenin bir çok yolu var.”

Böbrek sorunları: (Yargılama, düşkırıklığı, başarısızlık. Utanç. Çocuk gibi tepki gösterme.) “Daima doğru adım atıyorum. Her deneyim yararlı. Büyümeyi seçiyorum.

” Bronşit: (Bağırılıp çağrılan aile ortamı): “Çevremde barış ve uyum var.

” Bunama: (Çocuğun güven dolu sanılan dünyasına geri dönmek. Bakım ve ilgi talep etmek. Etrafındakileri bir çeşit kontrol etme yolu. Kaçış.) “Korunma. Güven. Barış. Evrensel akıl hayatın her boyutunda çalışıyor

” Burun akması: (İçsel ağlama. Çocuksu gözyaşı. Kurban.) “Hayatımın yaratıcı gücünün bende olduğunu kabul ediyorum. Hayattan zevk almayı seçiyorum.

” Burun kanaması:: (Kabul görme isteği.Önem verilmeme duygusu. ‘Sevgi istiyorum.’) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Gerçek değerimi biliyorum.

” C

Cilt sorunları: (Kaygı, korku. Eski, derine gömülmüş bir tehlike. Dokunulma yoksunluğu.) “Barış ve sevgi düşünceleriyle kendimi koruyorum. Geçmişi unuttum ve affettim. Şimdi özgürüm.

” Cinsel hastalıklar: (Cinsel organların günah ve pislik yuvası olduğu inancı. Suçluluk. Cinsellikte insanları kullanmak, sömürmek, tecavüz etmek.) “Cinselliğimi sevgiyle ifade ediyorum. Bana iyi duygular hissettiren cinselliği yaşamayı seçiyorum.

” Cushing Hastalığı: (Zihinsel dengesizlik. Sürekli çılgınca fikirler üretilmesi. Aşırı güçlülük duygusu.) “Sevgiyle bedenimi ve zihnimi dengeliyorum. Şimdi bana iyi duygular veren düşünceleri seçiyorum.

” Cüzzam: (Hayatla başedememe. Temiz ve iyi olmadığına dair uzun süreli inanç.) “Sınırlılığımı aşıyorum. Sevgi tüm hayatımı iyileştiriyor.”

Ç

Çene Sorunları: (Kızgınlık. İntikam arzusu.) “Yarattıklarımı değiştirme gücü bende.

” Çıban (şirpençe): Bize yapıldığını düşündüğümüz haksızlıklara duyulan zehirli öfke.) “Geçmişi bırakıyorum, hayatımın her alanını iyileştirmek için kendime zaman tanıyorum.

” Çocuk hastalıkları: (Takvime, toplumsal kurallara ve sahte yasalara inanmak. Etrafındaki yetişkinlerin çocukça davranışları.) “Bu çocuk kutsal sevgi ve korumasıyla kuşatılmış. Zihinsel bağışıklık talep ediyoruz.

” Çocuk felci: (Paralize eden kıskançlık. Birisini durdurma isteği.) “Her şey, herkese yetecek kadar çok. Sevecen düşüncelerle özgürlüğümü yaratıyorum.

” Çürükler: (Yaşamda küçük engeller. Kendini cezalandırma.) “Kendimi seviyorum ve saygı duyuyorum. Kendime sevecen davranıyorum.”

D

Dalak: Obsesyon. Bir şeylere aşırı tutku. “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” Delilik: (Aileden kaçış. Hayattan şiddetli bir kaçış.) “Bu kişi gerçek kimliğini biliyor ve Evrensel Aklın yaratıcı bir ifadesi.

” Denge Kaybı: (Dağınık düşünceler.) “Hayatım olduğu gibi mükemmel ve güvenli. Her şey iyi ve güzel

” Deniz tutması: (Korku. Ölüm korkusu. Kontrolü yitirme.) “Her yerde barış ve huzur içindeyim. Hayata güveniyorum.

” Dirsek: Yön değişimlerini ve yeni deneyimleri kabullenmeyi temsil. eder. “Yeni deneyimlere, yeni değişimlere ve yeni doğrultulara kolaylıkla uyum sağlıyorum.

” Disk kayması: (Hayatta hiç bir desteğin olmadığı duygusu. Kararsızlık.) “Hayat, tüm düşüncelerimi destekliyor. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” Diş sorunları: (Uzun süreli kararsızlık. Karar vermek için düşünceleri analiz edememe.) Doğruluk ilkesinden şaşmadan kararlarımı veriyorum. Doğru kararlar verdiğimin güvencesi içindeyim.

” Dişeti kanamaları: (Hayatta aldığımız kararlardan haz duymama.) “Aldığım kararların doğruluğuna güveniyorum. Huzurluyum.

” Dişeti sorunları: (Kararları kesinleştirememek, hayat karşısında güçsüzlük.) “Kararlı bir insanım. Kendimi sevgiyle destekliyorum ve kararlarımı uyguluyorum.

” Diyabet (Şeker hastalığı): Geçmişteki seçimlerinden pişmanlık duymak. Hayatı kontrol altına alma ihtiyacı. Derin üzüntü. Hayattan tat almama.) “Bu an güzelliklerle dolu. Günün tatlı yönlerini görmeyi, yaşamayı seçiyorum.”

Diz sorunları: (İnatçı ego ve gurur. Taviz verememe. Uzlaşamama. Esnek olmama.) “Affediyorum. Anlıyorum. Şefkat duyuyorum. Kolayca uzlaşıyorum.

” Doğuştan gelen sakatlıklar: (Karmik. Böyle gelmeyi siz seçtiniz. Ailemizi de biz seçeriz.) “Her deneyim, gelişim sürecimiz için mükemmel. Olduğum gibi olmaktan mutluyum ve huzurluyum.

” Dudak uçuğu: (Hayatı küçümseme alışkanlığı. Kendini ve başkalarını aşırı eleştirme. ‘Her şey ne kadar kötü, değil mi’ deme alışkanlığı.) “Hayatla birim. Kendimi ve başkalarını seviyorum. Yaşamaktan mutluluk duyuyorum.

” Düşük: (Gelecek korkusu. ‘Şimdi değil, daha sonra..’ Yanlış zamanlama.) “Hayat bana daima uygun çözümleri getiriyor.”

E

Egzama: (Aşırı muhalefet, düşmanlık. Zihinsel feveran.) “İçimde ve etrafımda uyum, barış, sevgi ve hazla çevriliyim. Güvencedeyim.”

Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesi. “Daima en iyi yöne doğru gidiyorum.

” El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil ediyor. “Tüm deneyimlerime bilgelikle, sevgiyle, kolaylıkla yaklaşıyorum ve üstesinden geliyorum.

” Epilepsi(Sara): (Eziyet çekme. Hayatı reddediş. Büyük mücadele duygusu. Kendine yönelik şiddet.) “Hayatı sonsuz ve haz dolu olarak görmeyi seçiyorum. Ben de sonsuz, haz dolu ve huzurluyum.”

F

Fıtık: (Zedelenmiş ilişkiler. Gerginlik. Yanlış yaratıcı ifade.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Kendim olmakta özgürüm.

” Fibroid Tümör ve kistler: (Eşe derinden kırılma ve bu kırgınlığı besleme. Kadınlık benliğine darbe yemek.) “Bu deneyimi bana çeken düşünce kalıbından kendimi kurtarıyorum.

” Frijitlik(Cinsel soğukluk): (Korku. Hazdan korkma. Cinselliğin kötü olduğuna dair inanç. Duyarsız eş.) “Bedenimden zevk duyarken güvencedeyim. Kadın olmaktan mutluluk duyuyorum.

” G

Gastrit: (Uzun süren kararsızlık.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.” Geğirme: (Korku. Hayatı çabucak yutmaya çalışmak.) “Yapmam gereken her şeyi yeri ve zamanı var. Huzurluyum.”

Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil ediyor. “Mükemmel bir denge içinde besleniyor ve besliyorum.”

– Kistler, yumrular, ağrılar: (Aşırı annelik. Aşırı koruma. Aşırı tahakküm. Yaşamdan beslenmeyi engellemek.) “Kendim olmakta özgürüm, başkalarının da kendileri olma özgürlüğüne saygı duyuyorum. Herkes büyüyüp gelişmeli.”

Gözler: Berrak görüşü simgeliyor. Geçmişi, anı geleceği.) “Her şeyi sevgi ve sevinçle görüyorum.”

Göz Sorunları: (Hayatta gördüğü şeylerden hoşlanmamak.) “Görmekten hoşlanacağım bir hayatı yaratıyorum.” –

Astigmat: (Kendini olduğu gibi görme korkusu.) “Kendi güzelliğimi ve görkemimi görmeyi seçiyorum.” –

Katarakat: (Geleceği karanlık görmek.) “Hayat sonsuz ve haz doludur.” – Çocuklar: (Ailede olan biteni görmek istememe.) “Bu çocuğu mutluluk ve güzellik kucaklıyor.

” – Şaşılık: (Aynı anda zıt amaçların olması.) “Gördüğüm bana güven veriyor.

” – Hipermetrop: (Anda yaşanılanların değerini bilmemek ve korkmak.) “Şimdi ve buradayım. Güvende olduğumu görüyorum.” –

Miyop: (Gelecek korkusu.) “Kutsal hayatın rehberliğine güveniyorum.” – Glakoma: (Taşlaşmış affetmezlik.) “Sevgi ve şefkatle bakıyorum.

” – Keratit: (Aşırı kızgınlık. Yumruk atma arzusu.) “Bırakıyorum yüreğimdeki sevgi gördüğüm her şeyi iyileştirsin.

” Grip: (Kitlesel karamsarlık ve inançlara uyum. Korku. İstatistiklere inanmak.) “Toplum inançlarının ötesindeyim. Toplumsal etkilerden özgürüm.

” Guatr: (Üzerinde baskılara duyulan nefret. Kurban. Doyumsuzluk.) “Hayatımın tek otoritesi ve gücü benim. Kendim olmakta özgürüm..”

Gut Hastalığı: (Tahakküm etme ihtiyacı. Sabırsızlık. Kızgınlık. “Kendimle ve başkalarıyla barışığım ve huzurluyum.

” H

Hazımsızlık: (İçgüdüsel korku, kaygı, başa çıkamama.) “Yeni deneyimleri kolaylıkla ve zevkle özümsüyorum.

” Hemoroid: (Geçmişe duyulan kızgınlık. Geçmişin sorumluluğu altında ezilme.) “Yapmak istediğim her şey için zamanım var. Sevgi olmayan her şeyi bırakıyorum.

” Hepatit: (Değişime direnç. Korku, kızgınlık, nefret.) “Düşüncelerim arınmış ve özgür. Geçmişi bırakıyorum, yeniye yöneliyorum.”

Herpes: (Cinselliğin ayıp olduğu toplumsal inancı kabullenme. Cezalanma ihtiyacı. Utanç duygusu. Cezalandırıcı bir Tanrı’ya inanma.) “Benim Tanrı anlayışım sevgidir. Cinsellik normal ve doğaldır. Cinselliğimi ve bedenimi seviyorum.

” Hipertiroidi: (İstenen şeyi yapamamaktan duyulan aşırı düş kırıklığı. Daima kendini değil, hep başkalarını düşünmek.) “Gücüme yeniden sahip çıkıyorum. Kararlarımı kendim veriyorum. Kendi mutluluğumun doyumunu yaşıyorum.

” Hiperventilasyon: (Korku. Değişime karşı duymak. Gidişata güvenmemek.) Nerede olursam olayım güven içindeyim. Hayatın akışına güveniyorum.

” Hipofiz: Kontrol merkezi. “Zihnim ve bedenim mükemmel denge içinde.” Hipoglisemi: (Hayatın yükü altında ezilmek.) “Hayatımı hafif, kolay, zevkli hale getirmeyi seçiyorum.

” Hodgkin Hastalığı: (Suçlama ve ‘yetersiz olmak’tan duyulan büyük korku. Kendini kabul ettirmeye duyulan aşırı gereksinme çabalarıyla yaşam zevkinin unutulması.) “Kendim gibi olmaktan son derece memnunum. Olduğum gibi değerliyim ve yeterliyim. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” Horlama: (Kalıplaşmış düşüncelerden kurtulmayı inatçı bir reddediş.) “İçinde sevgi ve haz olmayan düşüncelerimi bırakıyorum. Yeniyi, tazeliği, canlılığı seçiyorum.

” İ

İçe dönmüş tırnak: (İlerlemekten duyulan endişe ve suçluluk duygusu.) “Hayatta kendi yolumu çizmek en doğal hakkım. Güvenliyim. Özgürüm.

“İdrar Sorunları: (Endişe. Eski, düşünceler saplanma. Bıkkınlık.) “Eskiyi kolaylıkla ve rahatlıkla bırakıyor ve yeniye hayatımda yer veriyorum.

” İdrar yolu enfeksiyonu: (Genellikle karşı cinse veya sevgiliye duyulan öfke. Başkalarını suçlamak.) “Bu koşulları yaratan bilincimdeki kalıpları değiştiriyorum. Değişmeye hazırım. Kendimi seviyorum.

” İktidarsızlık: (Cinsel baskı, gerginlik, suçluluk. Toplum baskısı. Önceki eşe duyulan öfke. Anne korkusu.) “Cinsel gücümü kolaylıkla ve zevkle ifade ediyorum.

” İshal: (Korku. Reddetmek. Kaçış.) “Beslenme, hazmetme ve dışkılama sistemim düzenli işliyor. Hayatla barış içindeyim.

” İştah –fazla: (Korku. Korunma ihtiyacı. Duyguları yargılamak.) “Güvendeyim. Hissetmek sağlıklıdır. Duygularım normal ve kabul edilebilir şeylerdir.” -az: (Korku. Kendini koruma. Hayata güvenmemek. “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Güvendeyim. Hayat zevkli ve güven dolu.

” K

Kaba etler (butlar): Gücü temsil ediyor. Gevşek kabaetler; gücün kaybolması. “Gücümü akıllıca kullanıyorum. Güçlüyüm. Güven doluyum.

” Kadın Sorunları: (Kendini, dişiliğini, dişilik prensibini reddetme.) “Kadın olduğum için mutluyum. Bedenimi seviyorum.

” Kalça Sorunları: Büyük kararlar almada duyulan korku. Gidilecek bir yönün olmaması.) “Hayatım denge içinde. Her yaşta kolaylıkla ve zevkle hayatımda ilerleme gösteriyorum.

” Kalp: Sevgi ve güven merkezi. “Kalbim sevgi ritmiyle atıyor.” – sorunları: (Uzun süreli duygusal sorunlar. Haz yoksunluğu. Kalbin katılaşması. Stres ve zorluklar.) “Coşku, haz, mutluluk. Bunların düşüncelerimi, deneyimlerimi, bedenimi doldurmasına izin veriyorum

.” – Krizi: (Haz duygusunu para, pozisyon vb için feda etmek.) “Önce sevgi geliyor. Hayattan haz almayı seçiyorum.” – Kalp damarlarının daralması: (Zihinsel katılık, katı yüreklilik,çelik gibi irade, esnek olmama. Korku.) “Sevecen mutlu düşünceleri seçerek sevecen, mutlu bir dünya yaratıyorum. Güvenli ve özgürüm.

” Kan: Bedende hazzı temsil ediyor, özgürce akıyor.) “Hayatın mükemmel ritmi içinde haz alıyorum ve haz veriyorum.

” Kan Sorunları: (Sevinç yoksunluğu ve düşüncelerin özgürce dolaşamaması.) (Sevinç verici yeni düşünceler içimde özgürce dolaşıyor.) -Pıhtılaşma: (Haz duymaya kapalı olmak.) “İçimde yeni bir hayat uyanıyor.

” Kanama: (Haz alma duygusunu yitirmek. Kızgınlık. ama neye?) “Hayatın mükemmel ritmi içinde haz alıyorum ve haz veriyorum.

” Kan Basıncı- yüksek: (uzun zamandır çözülemeyen duygusal sorun.) “Geçmişi huzurla bırakıyorum.” -düşük: (Çocukta sevgi yoksunluğu. Yenilgi. Niye uğraşayım ki? Nasılsa bir şey değişmeyecek.) “Hep sevinç dolu olan şu anda yaşamayı seçiyorum. Yaşamım bir sevinç kaynağı.

” Kabızlık: (Eski düşüncelerden vazgeçmeyi reddetmek. Geçmişe saplanmak. Bazen cimrilik.) “Geçmişi bıraktığımda yenilik, tazelik, canlılık geliyor. Hayatın içimden akmasına izin veriyorum.

” Kandidia: (Aşırı öfke ve düş kırıklığı. Kendini parçalanmış hissetmek. Tahakkümcü ve ilişkilere güvenmeyen, alıcı bir kişilik.) “Olabileceğim her şeyi olmaya kendime izin veriyorum. Hayatta en iyi şeylere layığım. Kendime de başkalarına değer veriyorum, takdir ediyorum ve seviyorum.

” Kangren: (Marazi düşünceler. Zehirli düşüncelerin sevinci boğması.) “Şimdi uyumlu düşünceleri seçiyorum.

” Kanser: (Derin acı. Uzun süre taşınan kırgınlık, sır, hüzün bedeni kemiriyor. Nefreti içine gömmek.) “Geçmişle ilgili her şeyi sevgiyle affediyorum. Yaşamımı mutlulukla doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyorum.

” Karaciğer: Öfke ve gazabın merkezidir. Sorunları: (Sürekli şikayet etmek. Kendini kandırmak. Haklı çıkmak için sürekli başkalarında hata bulmak. Kötü hissetmek.) “Kalbim açık olarak yaşamayı seçiyorum. Baktığım her yerde sevgiyi görüyorum.

” Karın ağrıları: (Korku, başlamış bir olayı, süreci durdurmak.) “Hayatın akışına güveniyorum. Güvencedeyim

“. Karın ağrısı: (Zihinsel tahriş. Sabırsızlık. Çevreden duyulan rahatsızlık.) “Bu çocuk yalnızca sevgiyi ve sevgi dolu düşüncelere karşılık veriyor. Her şey barış dolu.

” Kas Sorunları: (Aşırı korku. Herkesi ve her şeyi çılgın bir şekilde kontrol etme arzusu. Güven duymanın derin ihtiyacı.) “Hayatta olmak güzel. Kendim olmak güzel. Kendime güveniyorum

” Kaşınma: (Akıntıya kürek çekme arzusu. Doyumsuz. Pişman.) “Bulunduğum noktada huzurluyum. Arzu ve ihtiyaçlarımın karşılanacağını bilerek, iyiliğimi kabul ediyorum.

” Katarakt: (Geleceği olumlu görememek. Karanlık gelecek.) “Hayat sonsuzdur ve haz doludur. Her ana heyecanla yaklaşıyorum.

” Kazalar: (İstediğini dile getirememe. Otoriteye karşı çıkma isteği. Şiddetle inanmak) “Bunu yaratan düşünceyi aşıyorum. Huzurluyum, değerliyim.

” Kekemelik: (Güvensizlik. Kendini ifade yoksunluğu. Ağlamaya izin verilmemesi.) “Düşündüklerimi ifade etmekte özgürüm. Kendimi güven ve sevgiyle ifade ediyorum.

” Kellik: (Korku. Gerginlik. Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışma.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayata güveniyorum.” Kemikler: Evrenin temel yapısını temsil ediyor.) “Dengeli ve sağlam yapılıyım

.” Kemik sorunları: -Kırılma: (Otoriteye karşı tepki.) “Dünyamda kendimin efendisi benim. Düşüncelerim yalnızca bana ait.

” -Deformasyon: (Zihinsel baskı ve gerginlik. Kasların ve düşüncenin esnekliğini kaybetmesi.) “Hayatın nefesini dolu dolu içime çekiyorum. Hayatın akışına güveniyorum.

” Kısırlık: (Hayat sürecine duyulan korku ve direnç Ya da anne baba olmaya ihtiyaç duymamak.) “Hayata güveniyorum. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru şeyi yapıyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum

.” Kızarıklık: (Gecikmelerden duyulan rahatsızlık. Dikkat çekmenin çocukça bir yolu.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayatta her şey gerektiği zaman oluşuyor.

” Kistler: (Acı veren eski bir filmi tekrar tekrar seyretmek. Acıları beslemek. Sahte büyüme.)

“Zihnimin sinemaları güzel filmler gösteriyor. Çünkü ben seçiyorum. Kendimi seviyorum

.” Kistik Fibroz: (Hayatın size mutluluk getirmeyeceğine dair derin inanç. ‘Zavallı ben’.) “Hayat beni, ben hayatı seviyorum. Hayatı dolu dolu ve özgür yaşamayı seçiyorum.

” Kollar: (Hayat deneyimlerini kucaklama kapasitesi ve yeteneği.) “Yaşadıklarımı kolaylıkla ve zevkle, severek kucaklıyorum.

” Kolesterol: (Haz kanallarının tıkanması. Haz alma korkusu.) “Hayatı sevmeyi seçiyorum. Haz kanallarım ardına kadar açık.

” Kolit: (Aşırı derecede katı ana babalar. Eziyet çekme ve yenilgi duygusu. Şefkate duyulan büyük ihtiyaç.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Mutluluğumu kendim yaratıyorum. Hayatta ‘kazanan’ olmayı seçiyorum

.” Koma: (Korku. Bir şeyden veya birinden kaçmak.) “Seni sevgi ve güvenle kucaklıyoruz. İyileşmen için ortam yaratıyoruz. Sen sevgisin.

” Konjunktivit: (Hayatta görülen şeylere öfke ve düş kırıklığı duymak.) “Sevginin gözleriyle görüyorum. Uyumlu bir çözüm yolu var ve bu yolu kabul ediyorum.

” Koroner Trombos (kalp damarları tıkanıklığı): (Yalnızlık duymak ve korkmak. Yeterli olmamak. Yeterince uğraşmamak. ‘Asla yapamayacağım.’) “Tüm hayatla birim. Evren beni tümüyle destekliyor. Her şey harikulade.

” Kramplar: (Gerginlik. Korku. Sıkı sıkıya yapışmak.) “Zihnimi gevşetiyorum ve huzur dolu olmasına izin veriyorum.

” Kronik hastalıklar: (Değişimi reddetmek. Gelecekten korkmak. Güvende hissetmemek.) “Gelişmeye ve değişime hazırım. Şimdi güvenli yeni bir gelecek yaratıyorum.

” Kuduz: (Kızgınlık. Çözüm yolunun şiddet olduğu inancı.) “İçimde ve çevremde barış hüküm sürüyor.

” Kulaklar: İşitme kapasitesini temsil ediyor. “Sevgiyle dinliyorum.” Kulak ağrısı: (Kızgınlık. İşitmek istememek. Fazla kargaşa. Kavga eden ana baba.) “Çevremde uyum var. İyi ve hoş şeyler işitiyorum. Sevginin merkeziyim.

” Kulak çınlaması: (Dinlemeyi reddetmek. İçimizdeki minik sese kulak vermemek. İnatçılık.) Yüksek benime güveniyorum. İçimdeki sese sevgiyle kulak veriyorum. İçinde sevgi olmayan her şeyi bırakıyorum.

” Kurdeşen: (Küçük, gizli korkular.) “Hayatımın her alanında barış var.”

L

Larenjit: (Öfkeden konuşamamak. Otoriteye kızgınlık. Konuşmaktan korkmak.) “İstediklerimi rahatlıkla dile getiriyorum. Kendimi ifade edebiliyorum.

” Lenf Bezleri: (Aile çatışmaları, kavgalar. Çocuk istenmediğini hissediyor.) “İstenen, hoş karşılanan ve çok sevilen bir çocuğum

.” Lösemi: (İlham ve yaratıcılığın hunharca yok edilmesi. ‘Ne yararı var?) “Geçmişteki sınırlılığımı aşıp, şimdiki anın özgürlüğünü yaşıyorum. Kendim olmakla güvencedeyim.

” M Menopoz sorunları: (Artık istenmemekten korkmak. Yaşlanma korkusu. Kendini kabullenmeme.) “Hayatın tüm dönemlerinde dengeli ve huzurluyum. Bedenimi sevgiyle kutsuyorum.)

Migren: (Köşede sıkışıp kalma duygusu. Cinsel korkular. (Migreni geçirmek için en iyi yol mastürbasyondur.) “Hayatın akışına kendimi bırakıyorum. Hayat benim hayatım.”)

” Mide bulantısı: (Korku. Bir fikri ya da deneyimi kabul edememe.) “Güvendeyim. Hayatın bana daima iyilikler getireceğine güveniyorum.

” N

Narkolepsi: (Her şeyden uzaklaşma isteği. Aşırı korku. Burda olmayı istememek.) “Kutsal bilgeliğin gücüne ve rehberliğine güveniyorum.

” Nasırlar: Katılaşmış kavram ve düşünceler. Somut korkular.) “Yeni düşünce ve yolları görmek ve denemek güvenli. İyiye açığım.”

Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneği.. “Hayatı seviyorum.”

Nefes Kokması: (Kızgınlık ve intikam dolu düşünceler.) “Geçmişime sevgiyle sünger çekiyorum. Sadece sevgiyi dile getiriyorum.

” Nefes sorunları: Hayatı dolu dolu yaşamaktan korkmak. Yaşamda yeri olmadığını hissetmek.) “Hayatı dolu dolu ve özgürce yaşamak en doğal hakkım. Sevilmeye layığım. Hayatı dopdolu yaşamayı seçiyorum.

” Nefrit (Bright hastalığı): (Hiç bir şeyi doğru yapamayan bir çocuk gibi hissetmek. Başarısızlık.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Değerli ve yeterli bir insanım.

” O Omurga: Hayatın esnek desteği. “Hayat tarafından destekleniyorum.

” Omurga eğriliği: (Hayata güvenmemek. Onursuzluk. Cesaretsizlik. Desteksizliğin korkusu.) Korkularımı yeniyorum. Sevgiyle dik duruyorum. Bu, benim hayatım

” Omurilik Menenjiti: (Aşırı aile uyumsuzluğu. Kızgınlık ve öfke dolu bir ortamda yaşamak. Aşırı içsel karmaşa. Destek yoksunluğu.) Düşüncelerimde, bedenimde ve dünyamda barış yaratmayı seçiyorum. Güvenliyim ve seviliyorum.”

Ö

Ödem: (Kimi yada neyi bırakamıyorsun?) “Geçmişi bırakıyorum ve özgürleşiyorum.

” P

Pamukçuk: “Dudaklardan dökülmesi engellenen çirkin, suçlayıcı sözcükler.) “Sevgi dolu dünyamda yalnızca sevinç dolu deneyimler yaratıyorum.

” Pankreas: Hayatın tadını simgeliyor. “Hayattan tat alıyorum.”

Parmaklar: (Hayatın detaylarını simgeliyor. “Hayatın ayrıntılarıyla barış içindeyim.” – Baş parmak: Akıl ve endişeyi simgeliyor. “Zihnim dingin.” – İşaret parmağı: Ego ve korkuyu simgeliyor. “Güvendeyim.” – Orta parmak: Kızgınlık ve cinselliği simgeliyor. “Cinselliğimle barış içindeyim.” – Yüzük parmağı: Birlikte olma ve üzüntüyü simgeliyor. “Sevecen ve huzurluyum.” – Küçük parmak: Aile ve sahte bir görünüm verme çabasını simgeliyor. “Hayat ailesinde olduğum gibi görünüyorum.

” Parkinson hastalığı: (Korku. Herkesi, her şeyi aşırı kontrol etme arzusu.) “Güvende olduğumu bilerek rahatım. Hayatım bana ait.”

Peptik ülser: (Yeterli olmama inancı. Başkalarını memnun etme kaygısı.) Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Kendimle barışığım.”

Prostat sorunları: (Zihinsel korkuların erkekliği zayıflatması. Vazgeçmek. Cinsel baskı ve suçluluk. Yaşlanma korkusu.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Gücümü kabul ediyorum. Ruhum daima geni

R

Rahim: Yaratıcılığın evini simgeliyor. “Bedenimle barışığım.”

Raşitizm: (Duygusal beslenme eksikliği. Sevgi ve güven yoksunluğu.) “Güvenliyim. Evrenin ta kendisi olan sevgiyle besleniyorum.

” Romatizma: (Kurban. Hep haksızlığa uğradığını hissetmek. ‘Hep benim başıma geliyor.’ Sevgi yoksunluğu.) “Deneyimlerimi ben yaratıyorum. Kendimi ve başkalarını sevip onayladıkça, gittikçe daha olumlu deneyimleri hayatımda yaratıyorum.

” Safra taşı: (Katı düşünceler. Lanetleme. Gurur.) “Geçmişi arkamda bırakmayı seçiyorum.

” Sağırlık: (Reddediş. İnatçılık. Tecrit. ‘Neyi işitmek istemiyorsun?’ ‘Beni rahatsız etme’.) “Yüce sesi dinliyorum. İşittiğim her şey bana zevk veriyor. Her şeyle birim.”

Saman Nezlesi: (Duygusal tıkanma. Zamanla yarış. Suçluluk.) “Hayatın BÜTÜNÜYLE BİR’İM. Her zaman hayata güven duyuyorum.” Sarılık: (İçsel ve dışsal önyargı. Dengesiz mantık.) “Kendim ve herkes için sevgi, anlayış ve şefkat duyuyorum.

” Selülit: (Çocukluk anılarına takılı kalmak. Geçmişteki kötülükleri unutamamak. İlerlemekte zorlanmak. Kendi yolunu çizme korkusu.) “Herkesi affediyorum. Kendimi affediyorum. Tüm geçmiş acılarımı affediyorum. Özgürüm.

” Sırt sorunları – üst: (Duygusal destek yoksunluğu. Sevilmediğini hissetmek. Sevgiyi göstermemek.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Yaşam beni destekliyor ve seviyor.” – orta: (Suçluluk. Sırta binen yükün altında ezilmek. “Sırtımdan in”.) “Geçmişimi bırakıyorum. Yüreğimdeki sevgiyle hayatta ileriye doğru yol almayı seçiyorum.” – aşağı: (Parasızlık korkusu. Ekonomik destekten yoksunluk.) “Hayatın kendisine güveniyorum. İhtiyacım olan şey daima karşılanıyor.

” Siğil: (Küçük nefretler duyma. Çirkin olduğuna inanma.) “Tüm ifadesiyle hayatın sevgisi ve güzelliğiyim.

” Sinir ağrısı (nevralji): (Suçu cezalandırmak. İletişim konusunda şiddetli üzüntü.) “Kendimi affediyorum. Sevgiyle iletişim kuruyorum.

” Sinir krizi: (Ben merkezcilik. İletişim yollarını tıkamak.) “Yüreğimi açarak, açık ve sevecen iletişim kuruyorum.

” Sinirlilik: (Korku, evham, mücadele, acelecilik. Hayata güvenmemek.) “Sonsuzluğun içinde yolculuk yaptığımı biliyorum. Her şeye zaman var. İçtenlikle iletişim kuruyorum.

” Sinüs sorunları: (Çok yakın bir insandan tedirgin olmak.) İçimde ve çevremde huzurlu ve uyumlu bir ortam var.

” Sivilce: (Kendini kabul etmemek. Kendinden hoşnut olmamak.) “Hayatın kutsal bir ifadesiyim. Kendimi şu anda olduğum gibi seviyorum ve kabul ediyorum.

” Siyah noktalar: (Kirli ve sevgisiz hissetmek.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

” Soğuk algınlığı: (Aynı anda birden çok şeyin birden olması. Zihinsel karışıklık. Küçük incinmeler. “Her kış üç kez soğuk algınlığına yakalanırım” türünden inançlar.) “Gevşemeye ve düşüncelerimin berraklaşmasına izin veriyorum. İçimde ve çevremde berraklık ve uyum var.”

Ş

Şişmanlık: (Korunma isteği. Aşırı duyarlılık.) “Kutsal sevgiyle korunuyorum ve güven duyuyorum.”

T

Tetanoz: (Kızgın, yiyip bitiren düşüncelerden kurtulma isteği.) “Yüreğimdeki sevginin tüm bedenimi ve duygularımı yıkamasına ve iyileştirmesine izin veriyorum.

” Tırnak Yemek: (Çaresizlik ve düşkırıklığı. Kendini yemek. Anne babaya öfke duymak.) “Büyümeyi seçiyorum. Artık kendi hayatımı kolaylıkla ve zevkle idare ediyorum.

” Timus: Bağışıklık sisteminin temel guddesi. ‘Herkes bana zarar vermeye uğraşıyor. Hayat bana saldırıyor.’ Sevecen düşüncelerim bağışıklık sistemimim güçlendiriyor. İç ve dış dünyamda güvenliyim. Sevgiyle iyileşiyorum.

” Tiroid: (Aşağılanmak. ‘İstediğim hiç bir şeyi yapamıyorum. Bana sıra ne zaman gelecek?) “Eski sınırlılığımı aşıyorum ve kendimi özgürce, yaratıcılığımla ifade ediyorum.

” Tüberküloz: (Bencillikle kendi kendini yok etmek. Hükmedici sabit düşünceler. Öç alma ihtiyacı.) “Kendimi sevdikçe ve onayladıkça, daha zevkli, huzurlu, barışçıl bir dünya yaratıyorum

.” U

Uçuk ve kabarcıklar: (Kırgınlık. Duygusal korunma yoksunluğu.) “Hayatın akışında, her yeni deneyime kolaylıkla uyum sağlıyorum.” Uykusuzluk: (Korku. Hayat sürecine güvenmemek. Suçluluk.) “Günü ardımda bırakıyor, huzurlu bir uykuya dalıyorum. Yarın yeni bir gün ve çözümleriyle geliyor

.” Uyuşma: (Başkalarını umursamamak. Sevgi vermemek. Zihinsel duyarsızlık.) “Duygularımı ve sevgimi paylaşıyorum. Herkesin sevgisine karşılık veriyorum.

” Uyuz: (Başkalarının fazla etkisinde kalmak.) “Hayatın yaşayan, seven, haz dolu bir ifadesiyim. Benim, kendi kişiliğim var

.” Ü

Ülser: (Korku. Yetersiz olduğuna dair duyulan güçlü inanç. Sizi ne yiyip bitiriyor?) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Barış ve huzur doluyum.

” Ürperme: (Zihinsel kasılma. Geriye çekilme. Uzaklaşma arzusu. Beni yalnız bırak.) “Her zaman emniyetteyim ve güven içindeyim. Sevgi beni kuşatıyor ve koruyor.”

V

Varis: (Bulunduğun durumdan nefret etmek. Cesareti yitirmek. Aşırı yük taşıdığını hissetme.) Hayatı seviyorum ve özgürce hareket ediyorum.

Vitiligo(ciltte beyaz noktalar): (Ait olmama. Kendini her şeyin dışında hissetmek. Bir gruba dahil hissetmemek.) “Hayatın tam merkezindeyim. Herkese ve her şeyle sevgiyle bağlıyım.”

Y

Yanma: (Kızgınlık. Küplere binmek.) “Sevgi ve coşku doluyum.

” Yanıklar: (Kızgınlık. Alev alev öfke.) “İçimde ve çevremde barış ve uyum yaratıyorum. İyi hissetmeyi hak ediyorum.

” Yaşlılık sorunları: (Toplumsal inançlar. Eski düşünceler. Kendim olma korkusu. Şimdiyi reddetmek.) “Her yaşta kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayatın her anı mükemmel.

” Yatağı ıslatma: (Ebeveyn korkusu. Genellikle baba.) “Bu çocuğa sevgi, şefkat ve anlayışla bakıyorum.

” Yılancık: (Başkalarının hayatına çok fazla karışmasına izin vermek. Kendini yeterince temiz ve iyi bulmamak.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hiç kimsenin, hiç bir şeyin üzerimde gücü olmasına izin vermiyorum.

” Yirminci yaş dişi: (Sağlam bir temel yaratmak için gereken zihinsel hazırlığı yapmamak. “Bilincimi, hayatın genişletmesine açıyorum. Gelişmek ve değişmek için hazırım. Ve bol imkanım var.

” Yumurtalıklar: Yaratıcılık noktası. “Yaratıcılığımı dengeliyorum.” Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil ediyor. “Kendimi olduğum gibi ifade ediyorum.”

Z

Zatürree: (Umutsuz. Hayattan bıkkınlık. Duygusal yaraların iyileşmesine izin verilmemesi.) “Yeni düşünceleri kabul ediyorum. Bu an, yeni bir an.

” Zona: (Korku ve gerginlik. Aşırı duyarlılık.) “Dinginim ve huzurluyum. Çünkü hayatın akışına güveniyorum.” “Düşünce Gücüyle Tedavi” kitabından alınmıştır – Louise Hay Fiziksel bir sorunun olduğunda listeyi kullanma yolu:

1. Sorunun zihinsel nedenine bak ve bunun senin için doğru olup olmadığını düşün. Değilse, sessizce otur ve kendine sor: “Bende bunu yaratan hangi düşünceler olabilir”

2. Şu sözleri tekrar et: “Bilincimde bu koşulları yaratan düşünce kalıbını bırakmaya hazırım.”

3. Yeni düşünce modelini birçok kez tekrar et. 4. İyileşmenin zaten başlamış olduğunu varsayıp, iyileşmeyi kabul ediyorum.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

sevgili bulma rehberi._________ 14 Şubat için öneriler…


Aynada gözlerinin içine bak. Kaç yaşında olduğunu kendine yüksek sesle hatırlat. Oha, o kadar oldun mu sen ya? Zaman su gibi valla. Hala bir sevgilin yok ama di mi senin? Ay, canım ya… Çok yazık. Bunca yıl, bunca tecrübe, bunca emek. Sıfıra sıfır elde var sıfır! Başarısızsın. Bunun başka açıklaması yok. Şimdi yüksek sesle bunu birkaç defa tekrarla. BEN BAŞARISIZIM. ALLAH BENİM BELAMI VERSİN. Evet, daha yüksek, daha yüksek!
Akranlarını hayal et. Güzel kızlar, yakışıklı erkekler ile geziyorlar; hepsi birbirinden mutlu, rengarenk yaşamlarından kafalarını kaldıramıyorlar, o derece. Mutluluğun su gibi aktığı günlerde, birlikte durmadan çılgınlar gibi eğleniyorlar. Hayat onlara güzel. Mesela, bak telefon defterinden rastgele sevgilisi olan birini seç, ara. Bak bakalım, ilk seferde açıyor mu o telefonu… Açmaz! Açamaz. Yüksek eğlenceden telefonu duyamaz çünkü. İnsanın sevgilisi olduğunda böyle bir yaşamı oluyor işte, kardeşim. Hep kahkaha, hep eğlence… Sevgililer niye ağlamalı fimlere gidiyorlar sanıyorsun? Hayatlarında biraz da dram olsun diye. Sen niye sanıyordun ki?
Evli ve çocuklu akranlarını düşün. Sevgililik mertebesinin dibinde bunlar! Alıp müzeye kaldırmalı bunları, bilimadamlarına inceletmeli ve senin gibiler için “Elalem hayatın şifresini nasıl çözmüş?” rehberleri çıkarılmalı. Bak adam önce tanışmış, sonra sevgili yapmış, onunla da yetinmemiş evlenmiş, barklanmış, üstüne bir de çocuk yapmış. Yuh! Valla kardeşim, sen burda aynaya bakarken atı alan çoktaaaan Üsküdar’ı geçmiş. Sen de 14 Şubat geliyor, benim sevgilim yok diye çocuk gibi ağla. Ama ağla valla. Senin durumunda ben olsam, ben de ağlarım. Zor, hayatın çok zor senin. Ha, sana son sözüm: 40 fırın ekmek de yesen, senin iş yaş kardeşim.
Eveeeeet, yeteri kadar bunalıma girdin mi? Aferin! (Eğer henüz kıvamda değilsen, 1., 2. ve 3. adımları gerektiği kadar ard arda tekrarla.)
Evden çık sen şimdi. Çık çık çık. Evde oturarak mı sevgili bulacaksın? Bak, bunlar başına hep evde çok oturmaktan geldi zaten. Tavuk değilsin sen. Tekrarla bakayım: BEN TAVUK DEĞİLİM. Aferin. Neden tekrarladın bunu şimdi? Çünkü oturarak üretim yapan tek canlı, tavuk. Sen tavuk musun? Değilsin. O zaman, hemen dışarı! Güzelce hazırlan, güzelce. Öyle üst baş pespaye çıkılmaz. Tamam bunalımdasın da, sevgili aramaya çıkıyorsun be kardeşim; bakkaldan sigara almaya gitmiyorsun.
Unutma, burada artık sen görücüye çıkmış bir bekarsın. Hedefin: Bir sevgili bulmak! Ha, sen sevgiliyi bulmadan önce sevgili seni bulabilir mi? Olabilir! Neden olmasın? Dünyanın binbir türlü hali var. Ne demişler, arayan Mevlasını da bulur belasını da.
Şimdi sen onu bunu bırak da, görevlerine odaklan. İlk görevin şu: Kimsenin bakmadığı anlarda bile hayatının aşkı seni izliyor gibi davranacaksın. Böyle bir ideal insan halleri, oturuş kalkışta bir zarafet, konuşmalarda bir nezaket göze çarpacak; giyim kuşamdaki estetik sana bakanın ağzını açık bıraktıracak. Karşıdan görene “Vayyy ne kadar mikemmel bir insan, tam sevgililik!” dedirteceksin. Dili damağına karışmış olacak, “mükemmel” bile diyemeyecek. Diyebiliyorsa, görevi başarıyla yerine getirememişsin demektir. O derece bir görsellikten ve bütünlükten bahsediyorum. Hah, işte o senin bir parçan olana kadar böyle devam edeceksin. Valla düz mantık, kardeşim: Bugüne kadar seni böyle kimse beğenmemiş. Mikemmel olduğunda bakacağız artık giderin var mı.
İkinci görevin şu: Gözlerin daima açık ve etrafta olacak. Böyle geleni, geçeni, uçanı, kaçanı tarayacaksın. Röntgenini çekeceksin, uygun adayları hemen kenara ayıracaksın. Uygun olmayanlara da salon insanı çizgini bozmadan “Ay çok meşgulüm, bana da çok talep var biliyor musun, ilgine teşekkürler” havası vereceksin. Vakur bir duruş sergileyeceksin ki, kendin de öyle olduğuna inanasın. Mikemmel insan, vakur olur di mi?
Unutma: Sevgili bulmak ciddi bir iştir. Öyle ay köşeden dönerken çarpıştık, kitaplar yerlere saçıldı, çok romantik bir andı gibi tesadüf hikayelerine kanma. Bir kere kitap okuyan insan mı var ki, yere kitaplar dağılmış? Hikayenin tırtlığını oradan anla işte. Onun için gözünü dört boyutlu aç. Hiçbir şeyi olasılıklara bırakma, tesadüflere inanma; bir hikaye yaratılacaksa sen yaratırsın; aklından çıkarma.
Aslında şehrin en lüks alışveriş merkezi de olur ama ilk etapta daha küçük metrekare olduğu için şehrin en pahalı süpermarket zincirine git. Buralara hep havalı, bakımlı, zengin hayalindeki sevgili resmine uygun tipler gelir. Orda kimse sana “Hop, kardeş ne iş, saatlerdir burda geziyorsun?” diye hesap sormaz. Ancak işte “Pardon, bakar mısınız, yardımcı olabileceğim bir şey var mı?” diye nezaketen dikkatini çekebilirler. Bu ihtimale karşı cevabın hazır olsun: “Ah, beyefendiciğim, ilginize çok teşekkür ederim. Bendeniz de saatlerdir evimde yakın dostlarıma vereceğim Pekin konseptli partim için Çin’den özel getirttiğim ördeklerime uygun Chevielier sosu arıyorum. Hiç bir yerde bulamadım, inanır mısınız?” Bunu derken, o sosu bulmadan o marketten çıkarsan ölecekmişsin gibi bir yüz ifadesi takın.
O sırada, saatlerdir süpermarkette gezerken gözüne kestirdiğin bir sevgili adayın olmalı. Hala daha yok mu? Ohooo, senden bir cacık olmaz. Yol yakınken dön sen, valla bak, beni de uğraştırma. Eğer varsa, aferin, bir umut var demektir. Buldun değil mi bir aday? Hah, şimdi onu işe dahil etme zamanı. Ölecekmiş gibi davranmayı sürdür. Gerekirse, kendi kendine konuşur gibi sosu bulamamanın şaşkınlığını, misafirlerin karşısında yaşayacağın mahcubiyeti, boynun bükük, gözlerin yerde ama ara ara da onun gözlerinde ona anlat. Bildiğin kurban rolü oyna işte ya. Kurban rolü her zaman işe yarar; şefkat uyandırır.
Amacın, kendini bir yere davet ettirmek. Bu noktaya kadar başarıyla gelmişsen, “Buyrun size şurada bir şey ikram edeyim, iyi görünmüyorsunuz” cümlesini duymuş olman lazım. Duymadın mı? Of, valla sana verdiğim emeği çiçeğe versem yazdan önce açardı. Neyse, sen devreye gir “Ay, sanırım kendimi pek iyi hissetmiyorum. Şuraya oturmam lazım. Bir su var mı acaba?” diyerek konuyu aç. Ondan sonra maharetli ol, sudan, ayrana, ayrandan yemeğe taşı olayı. Zamanı uzatabildikçe uzat. Unutma, sen mikemmelsin, tüm hikayelerini o minvalde anlat.
Buraya kadar tüm maddeleri layıkıyla geçtiysen, üstün performans madalyası olarak Cumartesi gününe ya da gecesine bir davet almış olman lazım! Aldın mı? Tık yoksa, 5’ten itibaren tüm maddeleri yeniden oku; teklifi alana kadar tekrarla. Alternatif olarak, 14 Şubat’ı işin içine karıştırmadan, “Cumartesi günü de… hava çok güzel olacakmış. Yürümeyi sevdiğinizi söylemiştiniz. Ben de çok seviyorum. Birlikte yürümeye ne dersiniz?” gibi masumane ya da “Bir şeyler içelim mi?” gibi eşitlikçi bir davette bulun.
Unutmadan, Cumartesi bildiğin 14 Şubat. Bak bakalım bu rehberin adı neymiş? Çaktın köfteyi? Hadi bakalım, afiyet bal olsun..____
Aslı Aydemir, PCC

Hayatınız içinde neye odaklanırsanız onu büyütürsünüz ve enerjinizle beslersiniz…

Kırkayağa sormuşlar: “Nasıl yürüyorsun?”

Kırkayağa sormuşlar: “Nasıl yürüyorsun?”
Kırkayak durup düşünmüş ve bir daha yürüyememiş..

Hesaplayarak yaşamaya zorlarsanız, hayat durur!”

(Anonim)

Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm…

 

Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm. Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım. Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum. Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çü…nkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum.

Bütün bildiğim, renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek beni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğimi bilmiyorum ve umurumda da değil. Bildiğim tek şey mutlu olmak, çünkü beni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihaberim. Dünyanın adil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum.

Tekrar basit yaşamak istiyorum. Günümün, bilgisayar arızaları, kağıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedil- mesinden ibaret olmasını istemiyorum. Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum. Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum. İşte, çek defterim ve arabamın anahtarları, kredi kartlarımın ekstreleri, gelir belgelerim. RESMİ OLARAK YETİŞKİNLİKTEN İSTİFA EDİYORUM. Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, önce beni yakalamanız lazım, çünküüüü; Ebeee, elim sendeeeee! Yazarı bilinmiyor.

Eyvallah Köyü…

“Bir gün bir dergâhın şeyhi, kendini din yoluna adamış bir dervişini çağırır. Şeyh, dervişine abdest almak istediğini ve bir ibrik ılık su getirmesini söyler. Derviş gidip bir ibrik ılık su getirir. Şeyhin avucunun içine döker derviş. Şeyh: “ ben senden ılık su istemiştim, sen bana buz gibi su getirmişsin. Git bana ılık su getir.” Der. Derviş içinden söylene söylene gidip ılık su getirir. Tekrardan şeyhin avucuna bir miktar su boşaltır ibrikten.

Şeyh “ Dervişim ben senden ılık su istedim, sen bana kaynar su getirmişsin. Git bana ılık su getir der. Derviş geldiği yere doğru yönelip söylene söylene tekrardan gidip su getirir. Şeyhin avucuna suyu döker ve o sırada da söylenmektedir. Şeyh kafasını yerden kaldırmadan dervişe “ Ben bir Allah’ın kuluyum ve sen daha bana sabır gösteremiyorsun. İçinden dünyanın küfrünü ediyorsun. Ben seni nasıl bu dergâhta tutabilirim. Sen, bu sabırla derviş olamazsın. Topla eşyalarını ve var git yoluna. Yolun açık olsun.” Der. Derviş bunları duyduktan sonra şeyhinin onu sabır sınavına tabii tuttuğunu anlar ve özür diler ama iş işten geçmiştir. Şeyh, dervişi affetmez.

Velhasıl derviş yollara düşer. Günler sonra bir çobanla karşılaşır. Derviş, çobana; “Yakınlarda bir köy olup olmadığını” sorar. Çoban, “ şu tepenin ardında bir köy var. Adı “Eyvallah Köyü’dür. Ne alırsan al para yerine eyvallah demen yeterli. Fakat 3 şeyden kaçınmalısın:

Birincisi kulun işine karışmayacaksın.

İkincisi Allah’ın işine karışmayacaksın.

Üçüncüsü de yalan söylemeyeceksin. Bunları yapmazsan ömür boyu rahat yaşarsın” Der.

Derviş bunu düşünür ve bundan kolay iş mi var, padişahlar gibi yaşarım. Zaten bir lokma ekmeğe ve bir kap çorbaya eşek gibi çalışıyordum dergâhta diye geçirir içinden. Çobanla vedalaşıp köyün yolunu tutar derviş. Birkaç gün sonra köye ulaşır ve çobanın dediklerini denemek için bir fırına gider. Bir ekmek alır. Fırıncıya eyvallah deyip, ekmeğin ne kadar olduğunu sorar. Fırıncı, dervişe zaten ekmeğin karşılığını eyvallah diyerek ödediğini ve bu köyde para geçmediğini, bir şey alırken eyvallah demesinin yeterli olduğunu söyler. Lakin 3 şeyi yapmayacaksın. Kulun ve Allah’ın işine karışmayıp yalan söylemeyeceksin der.

Derviş bu işe sevinir. Kısa süre sonra kendine bir ev bulup yerleşir, biriyle evlenir ve hayatını kurar. Rahatı yerindedir dervişin. Bir gün sokakta yürürken başı açık bir kadın görür ve bağırır “ ey cemaati Müslim nasıl olurda siz bu kadının sokak ortasında böyle gezmesine izin verirsiniz.” Der ve kadın “zabıta” diye bağırır. Zabıta gelir, dervişin kul işine karıştığını anlayınca nezarethaneye atar ve döverler.

Ertesi gün nezarethaneden çıkar ve bahçedeki havuzun kenarına oturur. Ellerini açıp “ Allah’ım ben kötü bir şey söylemedim. Kadın senin emrettiğin şeylere uymamıştı bende uyarmak istedim. Sen nasıl izin verirsin bu olaya.” Der ve bunu duyan zabıta gelir dervişi alıp “Allah’ın işine karıştığını söyleyip” tekrar nezarethaneye atıp dövmeye başlar.

Ertesi gün derviş, nezarethaneden çıkar. Eve gider. Karısı dervişe iki gündür nerede olduğunu ve yüzünün niye böyle şiş olduğunu sorar. Derviş olayları anlatır ve ekler: “ Benim arkadaşlarım gelecek balığa sözleşmiştik bugün için ama sen onlara benim evde olmadığımı iki gündür gelmediğimi söyle. “ der. Ve uyur. Kapı çalınır, kapıda dervişin arkadaşları dervişi sorar, karısı dervişin size yalan söylememi istediğini söyler ve dervişin arkadaşları dervişi alıp dövmeye başlarlar ve sonunda köyün önde gelenleri tarafından köyden atılır. Derviş beş parasız, yollara düşer ve yaptığı hatayı anlar.”. EYVALLAH’IN AYARINI BİLMEYEN EYVAH!! EYVAH!! DİYE İNLER..

+++

“Eyvallah”ın Tasavvuftaki ıstılâhî manasına bakacak olursak : ‘Hakla kabul ettik, haktandır’ manasını ihtiva ettiğinden eyvallah, sufîyyede hemen hemen her halde zikredilir, bir virddir adeta. “ Derviş kelimesi Farsçada “kapı kapı dolaşan”, “dilenci”, “fakir”, Arapçada “fakir, yoksul ve dilenci” anlamlarına gelir. Dervişlerin eyvallah’ı olduğu gibi illallah’hıda vardır. İllallah bıktım, usandım, yeter artık anlamlarına gelir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Burçlara göre ideal eşinizi bulun:

Evlilik yaşamı nasıldır? Evlilikte onu neler kızdırır? Doğru eşi hangi burçlardan bulur?  “Ben inanmıyorum” deseniz de, yıldızlar geleceği söylüyor, doğum tarihlerimizin kişiliklerimiz üzerinde esaslı bir yeri oluyor ve iki kişinin astrolojik uyumu en iyi ve doğru şekilde doğum haritaları yardımıyla belirleniyor.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

KOÇ BURCU KADINI

Eğlence, çılgınlık, heyecan ister… Düğünün de en az hayatı kadar heyecan verici olması ve ayaklarını yerden kesmesi gerekir. Yeni evine hemen alışır. Aşkı derin ve tutkulu bir biçimde yaşar. Bir aile kurduğu bilincini taşır; dolayısıyla para artık önemlidir.

Hayalindeki balayı: Uzak doğu ülkeleri veya alışverişten uzak olmayan bir küçük ada tatili.

Düğün hediyesi: Koç kadınına asla bir tava hediye etme cesareti göstermeyin! İç çamaşırı, gecelik gibi eğlenceli alternatifler hoşuna gider.

Makyajı: Gözlerde siyah far, uğurlu rengi ateş kırmızısı tonlarındaki iddialı bir kırmızı ruj tonunu tercih etmelidir. Kırmızı ruju, Koç kadınının cazibesine cazibe katacaktır.

Eş olarak Koç: Eğer ortada her şeyi yapabilen bir süper kadın varsa, bu bir koç kadınıdır. Çoğu zaman meydan okumayı ve mücadele etmeyi sever. Yeni evine hemen alışır. Aşkı derin ve tutkulu bir biçimde yaşar. Bir aile kurduğu bilincini taşır; dolayısıyla para artık önemlidir.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

BOĞA BURCU KADINI

Karanlık, mumlarla ve çiçeklerle süslü bir ortam tabii biraz da romantizm olan bir yerde evlenmek ister. Her şeyden önce Boğa kadınları kendilerini güvende hissetmek isterler. Fakat bu Boğa kadının para kazanmayacağı anlamına gelmemelidir.

Hayalindeki balayı: Okyanusta açılan lüks bir gemi seyahati veya teknolojiden uzak bir adada balayını geçirmek ister.

Düğün hediyesi: Boğa kadınları şık mutfaklardan hoşlanır. Bu yüzden ona düğün hediyesi olarak her şeyden iki tane alın.

Makyajı: Boğa burcu kadını makyaj yapmayı, güzel kokmayı, bakımlı olmayı ve alımlı görünmeyi sever. Uğurlu taşı zümrüt renginde bir kalem ya da far ile göz makyajı yapabileceği gibi, dudaklarında pastel tonlardaki rujları tercih etmelidir.

Eş olarak Boğa: Her şeyden önce Boğa kadınları kendilerini güvende hissetmek isterler. Eğer finansal olarak bu güven sağlanırsa, kendisi bunu fak edecek ve geri kalan işlerle ilgilenecektir. Fakat bu Boğa kadının para kazanmayacağı anlamına gelmemelidir.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

İKİZLER BURCU KADINI

Müziği, dansı ve egzotik kokteylleriyle adından söz ettirecek tam bir parti şeklinde bir düğün ister. İkizler, diğer burçların arasında en kozmopolit an olanıdır. Sizi ihtiyacınız olan bütün önemli insanlarla tanıştırabilir. Ayrıca, harika bir dosttur.

Hayalindeki balayı: bir İkizler kadını için nerede olduğundan çok, ne kadar rahat ettiği önemlidir. Dolayısıyla, rahat edeceği, hizmette kusur edilmeyen lüks bir tatil köyü onun balayı hayalidir.

Düğün hediyesi: Asırlar boyu pırlanta kalıcı bir simgesidir aslında. Sevdiklerinize dostlarınıza sürpriz hediye olarak  pırlanta takı almak isteyebilirsiniz..

Makyajı: İkizler kadınını makyajda yeni şeyleri denemeyi sever. Enerjisini ortaya çıkaracak olan ve uğurlu renkleri olan beyaz ve mavi tonlarındaki bir göz makyaj stili, pembe parlatıcı ruj bu burç kadını için idealdir.

Eş olarak İkizler: Diğer burçların arasında en kozmopolitan olanıdır. Sizi ihtiyacınız olan bütün önemli insanlarla tanıştırabilir. Ayrıca, harika bir dosttur. Sır saklar ve elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışır. Çözüm odaklıdır.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

YENGEÇ BURCU KADINI

Geleneksel olanı sever Bir kır düğünü tam yengeç kadınına göredir. Eğer bir Yengeç kadınına aitseniz bu onun hayatıdır. Reddedilmeyi bilmez ve hayatından gitmemeniz için önünüze bütün engelleri koyar

Hayalindeki balayı: Yunanistan’da pembe bir villada kalp şeklindeki yataklar Yengeç kalplerini ısıtacak bir balayı hayalidir.

Düğün hediyesi: Yengeç kadınına düğün hediyesi olarak yumuşak beyaz keten çamaşırlar, ince işlenmiş masa örtüleri, sofra takımı, kristal şarap bardakları alabilirsiniz.

Makyajı: Gizemli bir havası olan Yengeç kadını… Göz makyajında beyaz ve pembe rengi farları; allıkta ise şeftali rengini kullanarak masum bir görüntüye kavuşabilirler. Rujları ise nemlendirici özellikteki pembe tonları olabilir.

Eş olarak Yengeç: Eğer bir Yengeç kadınına aitseniz bu onun hayatıdır. Reddedilmeyi bilmez ve hayatından gitmemeniz için önünüze bütün engelleri koyar. Eğer yalnızsanız sizde sıcaklığını esirgemez ve kollarının arasına alır.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

ASLAN BURCU KADINI

Öncelikle medyayı bu düğünden haberdar etmek gerekir! Daha sonra iyi bir misafir listesiyle güzel bir gösteri hazırlanmalı. Yemekli gösterişli düğünlerden haz duyar.Hayalindeki balayı: Aslan kadınının balayı hayali sadece çılgın bir romantik değil, aynı zamanda cömerttir de…

Hayalindeki balayı: Romantik ve lüks bir tatil köyü, Aslan kadınını mutlu etmek için yeterlidir.

Düğün hediyesi: El işlemeli altın gerdanlık, kolye veya bilezik ince işlemeli broşürler düğün hediyesi için idealdir.

Makyajı: Aslan kadını güzelliği, kendine güveni ve güçlü tavırları ile hemen fark edilir. Uğurlu rengi  altın ve sarı tonlarını kullanabilir. Altın rengindeki bir far ve kırmızı simli ruju ile gelinliğin içinde vazgeçilmez  olacaktır..

Eş olarak Aslan: Kafese hapsedilmiş bir aslanın öfkeli ve sinsi bakışlarıyla karşılaştınız mı hiç? Eğer Aslan kadınına sınırlar çizmeye çalışırsanız, bu bakışla karşılaşacaksınız demektir.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

BAŞAK BURCU KADINI

Gerçek şu ki bir Başak burcu için hiçbir şey yeteri kadar mükemmel değildir. Ancak basit bir düğünle bu özelliği ile kendisini kocasına daha çok sevdirir. Yetenekli ve kurnazdır.

Hayalindeki balayı: Başak kadını balayını küçük yaşından  beri düşündüğü için tavsiye vermek anlamsız olacaktır.

Düğün hediyesi: Kolye bilezik, gerdanlık veya takı seti almanız gerektiği durumlarda kilosunu vermeniz gerekmektedir. Pratik eşyalardan uzak durun.

Makyajı: Sadeliği seven, abartıyı sevmeyen detaycı Başak kadını, gelinliği gibi makyajda da sade renkleri sever. Toprak ve koyu yeşil tonlarındaki göz makyajı, yanaklarda doğal tonlardaki allık, dudaklarda da yine doğal tonlarda ruj kullanmalıdır.

Eş olarak Başak: Mükemmeliyetçi ve zekidir. Üstelik bu özelliği ile kendisini kocasına daha çok sevdirir. Çoraplarınızı renklerine göre ayırır fakat aynı zamanda küstah, bağımsız, yetenekli ve kurnazdır. Çoraplarınızı renklerine göre ayırır fakat aynı zamanda küstah, bağımsız, yetenekli ve kurnazdır.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

TERAZİ BURCU KADINI

15 kişinin davetli olduğu sahil kasabasında gerçekleşen sakin, sıcak ve samimi bir düğün.. ve sizin olmak.

Hayalindeki balayı: İtalyan tarzı evlerde şampanyalı brunchla geçirilen bir balayı Terazi kadınına göredir…

Düğün hediyesi: Terazi kadınına düğün hediyesi olarak yüzük çiçek veya  hediye yerine bağışta bulunabilir ve bunu bilmesini sağlayabilirsiniz.

Makyajı: Terazi kadınına gri ve şampanya tonları yakışır. Rimeller göz makyajının vazgeçilmezidir. Buğulu bakışlar için ideal olan siyah far, istenilen havayı sağlamada mükemmel bir yardımcı olur. Dudaklarında pastel tonları gelinliğiyle dengeyi sağlayabilir.

Eş olarak Terazi: Bir kere sizinle ilgilenmeye karar verdiyse, hak ettiğinizden daha nazik olur. Rahat, temiz, düzenli ve huzurlu bir ortam yaratır. Evin bütçesi ve paranın nasıl kazanıldığıyla ilgilenmez.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

AKREP BURCU KADINI

Bir Akrep kadını düğününü içgüdülerini paylaşmak ve kendini daha iyi tanımlamak için bir fırsat olarak görür. Akrep kadını bir kere ışığını size çevirdiyse gözleriniz kamaşabilir. Bağımlı olmamak söz konusu bile değil

Hayalindeki balayı: Banyo, yatak, siyah saten çarşaflar… Yanında eşi olduğu sürece balayında nerede olduğunu fark etmez bile…

Düğün hediyesi: Akrep kadınına düğün hediyesi olarak ilginç, heyecan verici bir hediye verin. Örneğin tek taş mı, yoksa kalp şeklinde kocaman bir pırlanta mı?

Makyajı: Ateşli Akrep kadınına en çok kendi uğurlu renkleri de olan siyah ve kırmızı yakışmaktadır. Özellikle bakışlarını konuşturmasını iyi bilen Akrep kadınına, aynı zamanda nil yeşili ve mavi gibi su tonları da yakışmaktadır. ,

Eş olarak Akrep: Akrep kadını bir kere ışığını size çevirdiyse gözleriniz kamaşabilir. Bağımlı olmamak söz konusu bile değil. Fakat eğer hayatta kalmak istiyorsanız, en kötü huyu merhametsizlik olan Akrep kadınını sakın küçümsemeyin.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

YAY BURCU KADINI

Resmi törenler Yay kadınlarına göre değildir. Büyük bir parti düzenlenebilir. Dürüst, sıcak, yardımsever ve mantıklı bir kişiliği vardır. . Eğer kalbinizde, egonuzda veya vücudunuzda bir yara varsa, Yay kadını bu yarayı ustalıkla sarar.

Hayalindeki balayı: Yay kadınının balayı hayali tırmanabileceği bir dağ veya beraber yüzebileceği bir yunusun olduğu yerdir. Zoru ve orijinali sever.

Düğün hediyesi: Yay kadınına düğün hediyesinin ne olacağı önemli değildir. Önemli olan sevgi ile verilmesi… Aklınıza bir şey gelmediyse, hayvan veya bir spor eşyası olabilir.

Makyajı: Yay kadını, kendinden emin tavırlarıyla hem zarif ve şık hem de çekicidir. Dudaklarda bakır ve kahve tonlarındaki rujları, bakışlarının etkisini kirpiklerinin kusursuzluğu ile pekiştirecek olan Yay kadınının güzelliğine güzellik katacaktır.

Eş olarak Yay: Eğer kalbinizde, egonuzda veya sol bacağınızda bir yara varsa, Yay kadını bu yarayı ustalıkla sarar. Dürüst, sıcak, yardımsever ve mantıklı bir kişiliği vardır

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

OĞLAK BURCU KADINI

Sade, muhafazakâr ve ruhani bir düğün. Oğlak kadını, eski adetlere sıkı sıkıya bağlıdır. Bir Oğlak kadını evde temizlik yapmak yerine iyi bir şirkette yönetici olur. Eğer eş olmaya karar vermişse de bu durum aile hayatında da değişmez ve mutlaka evde lider konumunu üstlenir

Hayalindeki balayı: Oğlak kadınının balayı hayali güzel, yeşillikle dolu, sessiz ve denize yakın olan herhangi bir yerdir.

Düğün hediyesi: Oğlak kadınını mutlu etmek istiyorsanız, mutlaka gümüşçüye uğrayın. Gösterişli olmadıktan sonra bayılacaktır!

Makyajı: Hırslı, neşeli ve çekici Oğlak kadınının, mor renkteki farları tercihi olacaktır. Far kullanmayı sevmeyen Oğlak kadınları yine bu tonlardaki göz kalemlerinden biri ile de makyajını belirgin hale getirebilirler. Yine nemlendirici bir rujla gelinliğiyle akıllarda kalacak.

Eş olarak Oğlak: Bir Oğlak kadını evde temizlik yapmak yerine iyi bir şirkette yönetici olur. Eğer eş olmaya karar vermişse de bu durum aile hayatında da değişmez ve mutlaka evde lider konumunu üstlenir.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

KOVA BURCU KADINI

Farklı ve devrimci Bir düğün ister kova kadını. Belki bir sirk çadırında veya boş bir yüzme havuzunda… Bir kere evliliğe ve anneliğe teslim olmuş olsa da, her zaman gizemli bir tarafları olacaktır. Bunun yanında harika bir arkadaş ve eş olmakla beraber yaratıcılığı da ev ortamını renklendirecektir

Hayalindeki balayı: Kova kadınının balayı hayali eşine bağlıdır. Eşi ne yapmak isterse onu yapacaktır; kesinlikle bu konuyla ilgilenmediği için değil, her konu ilgisini çektiği için!

Düğün hediyesi: Kova kadınına yeni çıkan bir kitap, web tasarımı veya ilginç tasarımlı cep telefonlarını düğün hediyesi olarak alabilirsiniz. Teknoloji Kova kadının en büyük ilgi alanlarından birisidir.

Makyajı: Özgürlüğüne düşkün, zeki ve yaratıcı Kova Kadını Uranüs’ün etkisindedir ve bu etki nedeniyle de herkesten farklı görünmek ve bunun da başkaları tarafından fark edilmesini ister. Gözlerde maviden laciverte kadar olan mavi tonlarını, yanaklarda ise pembe allık ile cildine hafif bir ışıltı katmalıdır.

Eş olarak Kova: Bir kere evliliğe ve anneliğe teslim olmuş olsa da, her zaman gizemli bir tarafları olacaktır. Bunun yanında harika bir arkadaş ve partner olmakla beraber yaratıcılığı da ev ortamını renklendirecektir.

© Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

BALIK BURCU KADINI

Şiirlerin okunduğu, renkli çelenklerin kabul edildiği romantik bir düğün Balık kadının hayalidir. Her şeyiyle eşinin yanında olacak başka bir kadın daha yoktur muhtemelen. Balık kadını eşiyle her konuda ilgilenir; onun problemlerini dinler ve çoğu zaman yararlı tavsiyeler verir. Fakat mutfakla arası pekiyi değildir.

Hayalindeki balayı: Rüzgârda uçuşan saçlarının eşi tarafından okşandığı, birbirlerine öpücükler gönderdikleri en az düğün kadar romantik bir balayı. Balık kadını için balayı tutkulu bir aşktır…

Düğün hediyesi: Balık kadını pratiktir ve pratik bir kadın her zaman kullanabileceği hediyeler almayı sever. Bir seyahat çantası mükemmel olacaktır.

Makyajı: Balık burcu kadını, oval, narin ve elmacık kemikleri belirgin bir yüze sahiptir. Bu burcun kadınına yumuşak tarzda bir makyaj kahve tonlarındaki far ve kalem ile yumuşak bir şekilde belirginleştirmesini önerilir. Açık ve sıcak bir kahve tonunda bir allık da kullanarak, bu burç kadını en güzel gelinlerden biri olacaktır.

Eş olarak Balık: Her şeyiyle eşinin yanında olacak başka bir kadın daha yoktur muhtemelen. Balık kadını eşiyle her konuda ilgilenir; onun problemlerini dinler ve çoğu zaman yararlı tavsiyeler verir. Fakat mutfakla arası pek iyi değildir

kaynak: msn

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyada herkesin bir ÖYKÜSÜ vardır….!!!!!!!

Gürültü – patırtının ortasında sükunetle dolaş…

Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma…

Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış…

Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak/bağışlamak olsun….

Bağışla ve unut….

Ama kimseye teslim olma….

İçten ol .. telaşsız.. kısa ve açık seçik konuş.

Başkalarına da kulak ver…

Bilgisiz ve cahil oldukları zaman bile dinle onları ÇÜNKÜ……

Dünyada herkesin bir ÖYKÜSÜ vardır….!!!!!!!

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

İNSANLIK ANAYASASI

1- Önce sev. Başta Allah olmak üzere, onun yarattığı her şeyi; evreni, doğayı, bitkileri, hayvanları ve insanları sev.

2- Ve Allahtan aldığın bu sevgiyi çevrene dağıt. Etrafındakileri mutlu et. Onların sevinç ve kederlerine ortak ol. Mutluluğu başkalarını mutlu etmekte ara.

3- İyiliğe iyilikle karşılık ver. Kötülüğe ise iyilikle karşılık ver ki, o kişi yaptığından utansın. Ve bir dost kazan. Eğer kötülüğe kötülükle karşılık verirsen, sende ayni karşılığı görürsün ve bu böylece devam eder. Düşman kazanırsın.Kötülüğün cezalandırılmasını Allaha bırak. Unutma ki o en iyi yargıçtır.

4- Yaşamdaki amacımız; bir hedefe varmaktır. Bu hedefe doğru ilerlerken en
doğruyu Allahın gösterdiği ilkeler çerçevesinde kendi sağduyun ile bul.
İyi ve kötünün değerlendirilmesini başkalarının etkisi altında kalmadan yap.

5- Kimseye kötülük etme. Yıkıcı değil yapıcı ol. Herkese kötü yada iyi olsun, tarafsız davran. Nefret kin gibi insanlığı zedeleyici duygulardan arın. Yardımsever ol. Zor durumda olanlara daima yardım elini uzat. Onlara Allaha giden doğru yolu göster.

6- İnancını hiçbir zaman yitirme. Yaşamın boyunca birçok güçlük haksızlık ve başarısızlıkla karşılaşabilirsin. İşte o vakit asla Allaha isyan edip, inancını yitirme.
Unutma ki Allah kötü günleri, iyi günlerin değeri bilinsin diye verir. Hayatta her şeyi
Kaybedebilirsin ama asla inancını kaybetme.Allah kullarını asla unutmaz.Yeter ki kalbinde ona karşı bir sevgi ve inanç olsun. İnançsız bir insanın bir bitkiden farkı yoktur.

7- Çaresiz kaldığın zamanlar, başarısızlığa uğradığın zamanlar düşün, hatalarını değerlendir. Ve bu hatalardan kendine bir ders edin. Asla onları tekrar etme.

8- İçinde bir sıkıntı, bir boşluk belirdiğinde, Allaha dua et. Dua etmek insanı rahatlatır.

9- Hangi şartlar altında olursa olsun daima Allah’ı hatırla. Onun seni unuttuğunu asla düşünme. Çünkü o nerede olursan ol sana senden daha yakındır. Ve daima Allaha şükür etmesini bil. Unutma ki daima senden daha aciz ve yardım elini uzatacak birini bekleyen zavallılar vardır. Soluk alıp verdiğin her saniye kutsaldır, değerini bil.

10- Seni yarattığı ve dünyanın tüm nimetlerini sana verdiği için daima Allaha şükret.

11- Dürüst ol. Hangi şartlar altında olursa olsun, yalan söyleme. Çünkü Allah her şeyi görür ve bilir. Yalan söylemekle gerçeği yok edemezsin.

12- Kimseye zarar vermeksizin dilediğince yaşa, gez, eğlen, çalış, sev, sevil, seviş yalnız bütün bunları yaparken sana bu nimetleri sağlayan Allah’ı unutma.

13- Dünyaya bir kez geliriz. Onun için kısacık bu yaşamı elinden geldiğince değerlendir.
Hayatta her şeyi öğren ve sonra bu öğrendiklerini iyi ve kötü diye iki sınıfa ayır. Sonra yalnızca iyi olanları kendine mal et.

14- İnsanlık için çalış ki; öldükten sonra arkandan “iyi insandı” densin.

15- Geri kalmış düşüncelerden sıyrıl ve ilerleyen zamana ayak uydur. Allah insanlara düşünme unsuru vermiştir. Bunu kullanarak insanlık için yararlı şeyler yap.

16- Bencil davranma. Unutma ki; olgun ve erdemli kişi kendisine çevresindekilerden daha az değer verebilendir.

17- İnsanlar doğuştan hürdür. Özgürlüğünü hiç bir şeye değişme. Kendin hakkındaki kararları kendin ver. Yabani bir köpek olmak tasmalı bir köpek olmaktan iyidir.

18- Mutluluğu uzaklarda arama. Onu kendi içinde bul. Ufak şeylerden kendine mutluluk payı çıkarmasını bil. Sahip olduklarınla yetin. Aç gözlü olma, sahip olduklarını da kaybedebilirsin.

19- Güzellik bir Allah lütfu, iyilikse fazilettir. Herkes güzel olabilir ama çok az kişi, gerçek anlamı ile iyidir. Hayatın boyunca mutluluğu güzellikte değil, iyilikte ara.

20- Vücut ruhun kılıfıdır. Bir görüntüdür. Kişileri ruh güzelliğine göre değerlendir.

21- Para sadece bir araçtır. Asla para kazanmayı bir amaç haline getirme

22- Bir şeye sahip olmak istiyorsan onu Allahtan iste. Hak etmediğin bir şeyi asla kabul etme. Elde etmek istiyorsan, önce kazanmalısın.

23- Hiç kimse kusursuz değildir. Fakat hatalarımızın telafisi ile daha az kusurlu olabiliriz.

24- Bilerek yada bilmeyerek bir günah işlediğinde, Allahtan af dile. O daima bağışlayandır. Yeter ki hatanın bilincine var ve onu tekrarlama.

25- İnsanları sev. Zengin, fakir, güzel, çirkin, iyi ve kötü insan Allahın yeryüzüne vuran gölgesidir. İnsanları sevmek dolaysı ile Allah’ı sevmektir.

26- Haksızlığa karşı savaş. Boyun eğme.

27- Allahtan başka hiçbir şeyden korkma.

28- Seni sen değil bırak başkaları değerlendirsin. Kendini değerlendirirken asla tarafsız olamazsın.

29- Çalışmak ibadetin yarısıdır. Yaşamak için çalış, çalışmak için yaşama.

30- Allah her yerde var olduğuna göre, ona ihtiyaç duyduğun her an ibadet edebilirsin. Yeter ki içinden gelerek yap.

31- Sahip olamadıklarını unutup, sahip olduklarınla mutlu olmalısın…
Çünkü daima sahip olamadığın bir şeyler vardır.

31- Yanlış çoktur, oysa doğru birdir….

32- Acısız mutluluk, ölümsüz hayat olmaz.Bir anne acı çekmeden anne olmanın mutluluğunu yaşayamaz. Acıyı tanımadan mutluluğun değerini bilemeyiz.

33- Başkalarının da acılarını yüreğinde hissedebilirsen eğer, bu seni olgunlaştırır.

34- Mutluluk yalnızca gözlerinle gördüklerin değildir. Kalbinle gördüklerin sana daimi mutluluğu verir.

35- Kendini başkaları ile kıyaslarken, üstündekilere değil altındakilere bak. Ancak o zaman sana yapılmış olan lütufların değerini anlayabilirsin.

36- Sahip olduğun şeylerin değerini onlara sahipken anlamalısın, kaybettikten sonra değil.

37- Kötülüğü görmeden iyiliğin, Ölümü görmeden hayatın, Hastalanmadan sağlığın,
İhanete uğramadan sevginin değerini bilemezsin.

38- Düşman kazanmak istiyorsan nefret edersin, Düşmanını kazanmak istiyorsan seversin.

39- Kazandıkların için sevinme, kaybettiklerin için de üzülme. Bu dünyada kaybettiklerin,
Öbür dünyada kazandıklarındır.

40- Biz insanlar ruhlarımızın birer gölgesinden ibaretiz. Güneş çıkınca gölgeler kaybolur.

41- Herkes düşündüğünün doğru olduğunu sanır. Oysa doğrunun nerede bitip, yanlışın nerede başladığını yalnızca ALLAH bilir.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Mükemmel kadın olmayın.

Mükemmel kadın olmayın.
İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını,
dost, evlat, sevgili ve
daha birçok şey olan mükemmel kadın,
neden mutsuz olur...
Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar..
Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında,
iyi bir iş yapmış olmaz.
Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan,
düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın,
karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.
İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır
Mükemmel kadın,
her konuda başarılı olduğundan,
karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz.
Armut piş, ağzıma düş..
İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez..
Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar,
dersler ve çaba ile doğru orantılıdır.
Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne,
evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir.
Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir.
Eşinin işlerini üstlenen,
yapması gerekenleri onun yerine yapan,
beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın,
mutsuz olmaya mahkumdur.
İşin garip tarafı,
bu yapıdaki kadınların ilişkileri,
genellikle hayal kırıklığı ile biter.
En çok aldatılan, terk edilen kadınlar,
kusursuz kadınlardır.
Neden aldatıldıklarını anlayamazlar.
Üstelik, eşlerinin seçtikleri kadınlar,
kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır.
“Benim neyim eksikti”
Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır,
hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.
İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur.
Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. ,
Çaba göstermek uğraşmak için ortada sebep bırakmaz.
Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş,
doğal olarak gidip, kendini göstereceği,
yaratacağı başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün.
İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok m…
Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin.
Hazır bir hayat.
İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı,
tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır.
İnsani egonuz zarar görür..
Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir.
Sürekli başkaları için yaşamak,onların ihtiyaçlarını gidermek,
onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak,
hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar.
Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek,
gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek,
karşı taraftan alkış ve takdir almaz.
Düzenli olarak bunlar yapıldığı için,
görevmiş gibi algılanır ve kıymeti bilinmez.
Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir.
Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar.
lişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.
Mükemmel kadın mutlu olamaz.
Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.
İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur.
Mükemmellik, insana ait değildir.
Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın..
Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.

Sevgiyle kalın…

Candan Ünal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 13 Comments »

Bir çok kültürde insanlar saçlarını kesmemiştir.

SAÇ DEYİP GEÇMEYİN
Saç bir görüşe göre anten vazifesi görür, yani beynin alıcı ve verici özelliğini artırır. Beyin bu sayede çevresindeki hatta uzağından gelen bilgi ve dalgaları algılar, ayrıca kendisi de dışarıya daha kolay yayın yapar.
Maneviyatı güçlü bazı mistik kişilerin, hayatlarının belli dönemlerinde uzun saçlı olmalarının bir sebebi de budur. Saçı, sinir sisteminin uzantısı olarak görenler de vardır. bu görüşe göre saç, çevresinden aldığı dalga formundaki bilgileri beyin köküne, limbik sisteme ve neokortekse iletir.
Vietnam savaşı sırasında Amerikan ordusu, kızılderililer arasında iz sürme konusunda olağanüstü yetenekli kabul edilen kişileri izlemesi için özel kuvvetlerden bir ekibi kızılderili bölgesine gönderir. bu kişiler hem iz sürme hem de çevresindeki hareketleri ve yaklaşan tehlikeleri hissetme konusunda çok yeteneklidir. bu kişileri ordu bünyesine alıp çeşitli testler yapan amerikan devleti, bu kişilerin saçlarına asker tıraşı vurulduğunda bu önsezi ve algılamalarının, altıncı hislerinin neredeyse ortadan kaybolduğunu görür. Saçlarını yeniden uzattıklarında ise bu hisleri ve algılamaları geri dönmektedir. Kirlian fotoğrafçılığıyla çekilen resimlerde de uzun saçlı kişilerin çevresinde daha yoğun bir enerji alanı olduğu görülür.
Bir çok kültürde insanlar saçlarını kesmemiştir.Ancak esir edilen insanların saçları kesilirdi. Hem köle olduklarına dair bir işaret olarak hem de onların gücünün azalması için.
Alın kemikleri gözeneklidir ve ışık alarak epifiz bezi çalışmasını sağlar. Aynı zamanda tiroid ve cinsel hormonların da işlevi üzerinde etkilidir. Kahkül kesmek, alnı kapatmak bu süreci olumsuz etkiler.

Mehmet Şen’den alınmıştır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

7 Çakrayla Ve Nefsin 7 Makamıyla İlişkili 7 Tane Bilinç Düzeyi Vardır.

1- Üreme ve içgüdüsel yaşam. ( Nefs-i Emmare )
2- Korku ve ıstırap… ( Nefs-i Levvame )
3- Güç… ( Nefs-i Mülhime )
4- Hissedilen Sevgi. ( Nefs-i Mutmainne )
5- İfade edilen (verilen) Sevgi. (Nefs-i Raziye )
6- Tanrıyı tüm Yaşamda görebilmek. ( Nefs-i Mardiyye )
7- Tanrı-Ben… Fenafillah.. ( Nefs-i Kamile.. Nefs-i Safiyye )

SEN HANGİ BİLİNÇ DÜZEYİNDESİN..??? smile ifade simgesi heart ifade simgesi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer

 

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine kararverir.

Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek neolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silke leyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.

Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.

Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:

1. Kalbinizi nefretten arındır ın – Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın – Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin..

Evrende şamanların *niyet *dediği, ölçülemez, betimlenemez bir güç vardır.

 

NİYET

Evrende şamanların *niyet *dediği, ölçülemez, betimlenemez bir güç vardır.

Niyet, bir düşünce, bir nesne ya da dilek değildir. Şamanlar niyeti, her şeyi yeniden düzenleyen, değiştiren ya da onları koruyan güç olarak tanımlarlar. Niyete açıklanamaz tin, soyut, nagual gibi adlar
verirler. *Herkesin “sezgi” olarak bildiği şey, niyet ile olan bağlantının canlanmasıdır.* Yani tüm evrende var olan kayıtsız şartsız her şey bir bağlantı hattıyla niyete bağlıdır. Savaşçılar bu bağlantıyı tartışmak, onu anlamak ve onu kullanmakla ilgilenirler. Özellikle ilgilendikleri bir şey de, onu gündelik yaşamlarının sıradan tasalarının duyarsızlaştırıcı etkilerinden temizlemektir. Bu bağlamda *şamanizm, kişinin niyetle bağlantısını arındırma yöntemi olarak tanımlanabilir.

Sıradan insanın niyetle bağlantı hattı neredeyse ölüdür ve savaşçılar işe yararsız bir bağlantı ile başlarlar; çünkü o isteyerek cevap vermez. *Bu bağlantıyı diriltmek için savaşçıların gereksindiği, şiddetli yakıcı bir erktir yani sarsılmaz niyet denilen özel bir zihin durumudur*.

Şamanların fendi, sıradan insanın fendi ile aynıdır. Her ikisinin de bir dünya betimlemesi vardır. *Sıradan insan onu aklıyla destekler, şaman ise niyetiyle.* Her iki betimlemenin de kuralları vardır ama şamanın üstünlüğü niyetin daha çok şey içermesindedir.

*Niyet, düşünceleri bir insana yenildiğini söylediğinde bile onu başarılı kılan şeydir. Savaşçının düşkünlüklerine karşın işlevini sürdürür. Niyet savaşçıyı incitilemez kılan şeydir ve bir şamanı duvardan, uzaydan, sonsuzluktan geçiren şeydir.*

Evrende, büyücülerin niyet dediği, ölçülemeyecek ve anlatılmayacak bir güç bulunduğunu ve evrende var olan her şeyin bir bağlantı hattıyla niyete bağlı olduğunu söyledi.

– Naguallar, büyücülerin ‘asgari şans’ adını verdikleri şeyin, kişinin niyet ile bağlantısının farkındalığını sağlamakla yükümlüydü.

– Niyet, algılamamıza neden olan yaygın kuvvettir. Farkındalığımızın nedeni algılamamız değildir, asıl niyetin baskısı ve işgali sonucudur.

– “Niyeti bilmenin tek yolu,” diye yanıtladı, “niyet ile onu hissedebilen canlılar arasında canlı bir bağlantı olduğu zaman onu tanımaktır.

– Yorumları anlamlandırmak büyücüler için olağan işlerden biriymiş. Yanlış yorumlamalar, sadece büyücünün kişisel duygularının işin içine girip niyet ile olan bağını bulanıklaştırması durumunda ortaya çıkabilirmiş.

– Niyetin, içine girelim diye, göz açıp kapayana dek önümüze diktiği görkemli yapılar ve içeri girdiğimizde kaybolmayalım diye verdiği işaretler.

– Onlar, niyet ile olan bağlarını denetlemeyi bilirler. Böylece her zaman önceden uyarılır, tinin kendileri için neler hazırladıklarını bilirler.

– Niyetin ne olduğunu bilmek, kişinin istediği herhangi bir zamanda o bilgiyi açıklayabileceği ya da kullanabileceği anlamına gelirmiş.

– O da niyetin bilgisinin herkese açık olduğu, ama yönetiminin onunla derinlemesine uğraşan insanların elinde olduğuydu.

– Acımasızlık bi büyücünün gözünü parlatır ve bu parlaklık da niyeti çağırır.

– “Bu, insanın us dünyasını, sessiz bilgiye tercih ettiği anlamına geliyor,” diye yanıtladı. “İnsan us dünyasına ne denli bağlanırsa, niyet o denli kısa ömürlü olur.

– Büyücüler niyetin mantıkla değil, gözlerle deneyimlendiğini söylerler. … “Niyetin bi yönü olan yoğunluk, doğal olarak büyücünün gözünün parıldamasına bağlıdır,” diye açıkladı. “Büyücüler o yalıtılmış algı adacıklarını çağrıştırmak için gözlerinin parıldamasıyla birlikte dönmek istedikleri alanı niyet ederler.”

– Boyun eğmez niyetin, toplanma noktasının olağan olmayan bir konumda sabit kalmasından ortaya çıkan bir kuvvet olduğunu söyledi. Büyücülerin boyun eğmez niyeti, değişmez kararlarını ateşleyen bir katalizör olarak gördüklerini söyleyerek devam etti, ya da tersi olarak: değişmez kararları, toplanma noktalarını, sırası geldiğinde boyun eğmez niyeti oluşturan yeni konumlara iteleyen katalizörmüş.

– Niyeti hiçbir şey aynı gücü anlamak için savaşan büyücülere ait hikâyeleri incelemekten daha iyi gösteremez büyücülere.

Bir fırsatını bulduğumda Carlos’a sordum:
“Carlos, sıradan bir insanın büyücülerin bilincine ulaşması için gereken nedir?”

“Niyet,” dedi. “İnsanın niyeti tine bir teklif yapmalı ve tin onu gelişim araçlarının yolu üzerine koyarak bunu kabul etmeli. Başka zamanlarda, kullanılabilir tek araç bir naguala doğrudan doğruya haber verilmiş olmaktı. Günümüzde ise sıradan bir insan, yayınlar aracılığıyla yönlendirilmeye elverişli.

-Don Juan niyetin, kişinin kullanabileceği, denetleyebileceği ya da harekete geçirebileceği bir şey olmadığını, yine de onu arzusu doğrultusunda kullanabileceğini, denetleyebileceğini ya da harekete geçirebileceğini söyledi. Bu çelişkinin büyücülüğün özü olduğunu belirtti. Bunu anlayamamak yüzyıllarca büyücülere acı ve üzüntü vermiş. Günümüzün nagualları bu acı dolu bedeli ödememek için, savaşçının yolu ya da kusursuz eylem denilen ve büyücüleri temkinli ve düşünceli olmaya hazırlayan bir davranışlar dizisi geliştirmişler.

-“Tüm yapman gereken, niyetini bi gümrük binası gibi düzenlemek. Tonalın dünyasındayken kusursuz bi tonal olmalısın; mantıksızlığın ne yeri ne zamanıdır. Niyet bi savaşçı için nagual ile tonal arasındaki kapıdır, ne taraftaysa, kapı öteki yan için kapanır

“Nagual niyetin her yerde var olduğunu söylemişti,” dedi La Gorda birdenbire. “Bu ne anlama geliyor?” diye sordum. “Bilmiyorum,” dedi. “Yalnızca aklıma gelen şeyleri söylüyorum. Nagual ayrıca, dünyayı oluşturan şeyin niyet olduğunu söylemişti.” Bu sözleri daha önce de duyduğumu biliyordum.

-Herkesin ‘sezgi’ olarak bildiği şey, niyet ile olan bağlantımızın canlanmasından başka bir şey değildir.

-Bükülmez niyet, iç sessizliğe yol açıyor ve iç sessizlik, birleşim noktasının rüyada uygun konumlara kaydırılabilmesi için gereken iç direnci karşılıyormuş.

-Yeni görücüler, yollarına sabırsızlık, umutsuzluk, kızgınlık ya da keder çıktığında çok basit bi eylem önerirler; Savaşçıların gözlerini yuvarlamasını önerirler, herhangi bi yöne doğru olabilir. Gözün devinimi, birleşim noktasını anlık olarak yerinden oynatır. Bu seni rahatlatacak. Bu, gerçek niyet ustalığının yerine kullanılır.

-Büyücüler, niyeti çağırmak için niyet sözcüğünü yüksek sesle ve açık şekilde seslendirirler. Niyet, evrende var olan bi güçtür. Büyücüler onu çağırdıklarında, niyet onlara gelir ve ustalığın yolunu açar; bu da büyücülerin giriştikleri her işte daima başarılı oldukları anlamına gelir.

“Keyfi ve önemsiz bile olsa, büyücülerin her istediklerini elde ettiklerini mi söylemek istiyorsun?”

Hayır, bunu demek istemiyorum. Niyet, elbette her amaç için çağrılabilir ama büyücüler, niyetin onlara yalnızca soyut bi şey için geldiğini zor yoldan öğrendiler.

(Don Juan)” C. Castaneda

ERTELEMEK HAYATI KAÇIRMAKTIR

Bazıları “Yarın yapabileceğim işi bugün yapmaya ne gerek var.” diye düşünür; bazıları da “Bugünün işini yarına bırakma.” diye. Siz hangi guruba aitsiniz? Siz “erteleyenlerden” mi yoksa “hemen şimdicilerden” misiniz?

Hepimizin içinde –az ya da çok- yapmamız gerekenleri erteleme eğilimi vardır. Ben “ertelemenin zevkini” ilkokulda tatmıştım. Çalışmam gereken dersi, yapmam gereken ödevi sonraya erteleyip dilediğimi yapmanın zevkine varmıştım. Ertelediğim her şey bana istediğim gibi harcayacağım bir zaman hediye ediyordu. Beni zorlayan ve sıkan her şeyden kurtulmanın yolunu bulmuştum. Ta ki erken yaşta sınıfta kalıncaya kadar. Aslında iki kere sınıfta kalmasaydım böyle daha uzun süre devam edebilirdim ama bu yöntemin cezası ağır olmuştu.

Hayat bize, çalışmanın yorucu ve zorlayıcı; eğlenmenin ise zevkli olduğunu daha ilkokulun ilk haftasında öğretir. Hangi yaşta olursak olalım ertelemek daha keyifli ve daha “cool”; yapmak ise her zaman sıkıcıdır. “Karıncaların” özenilecek bir tarafı yoktur. Genç kızlar bile çok çalışanları değil onları eğlendiren “ağustos böceklerini” tercih ederler.

Erteleyen çoğu insan için, “sonra” geldiğinde de durum farklı olmaz; ertelenen her şey için yeni bir “ertesi gün bahanesi” bulunur. Böylece erteleme bir alışkanlığa, sonra da bir hayat tarzına dönüşür.

Erteleme, niyetle eylem arasındaki boşluktur. “Bunu daha sonra yaparım” demek de bir işe başlamak için doğru zaman ve doğru ruh halini beklemek de “son dakikacılık” da ertelemenin farklı yüzleridir.

Erteleme eğiliminin yüzeyde görünen sebebi, genelde insanın zaman yönetmedeki yetersizliği gibi görünür. Ertelemenin elbette zaman planlamasıyla ilgisi vardır; ancak çoğu zaman ertelemek zamansızlığın bir sonucu değildir. Tam tersine insanlar işlerini erteledikleri, kararlarını sürüncemede bıraktıkları için zamanı iyi yönetemezler.

Psikologlar “ertelemenin”, görünenden daha derin sebepleri olduğunda hemfikirler. Birçok davranış bilimci, ertelemenin kökeninde çocukluğa dayanan nedenler olduğuna dikkat çeker. Ebeveynlerin baskıcı ve sert davranışlarının, çocuğun görevlerini isteyerek yapmasını engellediğini söyler. Kendisine sert davranılan çocuk, “yapıyormuş gibi” davranarak, “oyalanarak” ,“işin etrafında dolanarak”, “işi ağırdan alarak” tepki verir.

İş yerlerinde korku salan yöneticiler de çalışanlar üzerinde benzer etki yaratırlar. Değerler ve ilkeler yerine, korkutarak disiplin sağlamak isteyen, yargılayan, suçlayan yöneticiler çalışanların işleri ertelemelerine neden olurlar. Böyle bir kültürün hakim olduğu iş ortamlarında çalışanlar, kendi çocukluklarından çok iyi bildikleri erteleme davranışı sergiler, işleri yapmaktansa yapıyormuş gibi davranmaya başlarlar.

İşleri erteleme ya da sürüncemede bırakma sadece bireysel değil, kurumsal performansı da tehdit eden önemli konuların başında geliyor.

Artan rekabetle gelen iş stresi, gerek çalışanlar gerekse yöneticilerin performans kaygısını artırıyor. İş hayatını tehdit eden erteleme “hastalığı”, şirketlerin potansiyelini boşa harcanmasına neden oluyor.

Erteleme, ilk başta bir rahatlama ve haz sağlasa da, uzun dönemde stres, kaygı ve huzursuzluk yaratır. Ertelenen her iş insanda ister istemez bir suçluluk, yetersizlik duygusu yaratır.

Erteleme davranışı bir kez başladı mı kronik hale gelmesi çok hızlı olur. İnsan kısa zamanda ertelemenin “haklı nedenlerini” üretmekte ustalaşır.

Erteleme eğiliminin altında birçok neden olabilir. Calgary Üniversitesi’nde bu konuda araştırmalar yapan Dr. Piers Steel bu sebeplerin bazılarını şöyle sıralar:

• Eğer bir iş bize anlamlı gelmiyorsa o işe başlamak için yeterli motivasyonu bulmakta zorlanırız. Yapılacak iş hoşumuza gitmiyorsa ilgimizi çekmiyorsa işi sıkıcı buluyorsak işi ertelemeyi tercih edebiliriz.

• Birçok araştırma, mükemmeliyetçilerin daha sık ertelemeye başvurduğunu ortaya koyar. Gerçekçi olmayan beklentiler, cesaret kırıcıdır. Mükemmeliyetçilik erteleme eğilimini tetikler.

• Nereden başlayacağını bilmemek, iş akışının net olmaması, insanın zihninde sürecin tamamını canlandıramaması, ertelemeye sebep olur. Plansızlık ertelemeyi meşru kılar.

• Kendimize olan güvenimiz yetersiz ise başkalarının bizi olumsuz bir şekilde yargılayacağını düşünüyorsak işe başlamak yerine erteleme eğilimi gösterir ve olası başarısızlığı da ertelediğimizi düşünürüz.

• Eğer bizden ne beklendiğini tam olarak bilmiyorsak işin hedefleri net değilse, işe başlamak yerine hiç bir şey yapmamak bize daha “akılcı” gelebilir. Bir ortamda iletişim, ve geri bildirim ne kadar azsa insanlar o ölçüde erteleme eğilimi gösterirler.

• Eğer sahip olduğumuz bilgi ve beceri üstlendiğimiz görevlere yetmiyorsa söz konusu işleri yapmak için gerekli donanım ve bilgiye sahip değilsek alınması gereken kararları sürüncemede bırakıp işleri erteleriz. Bir alandaki bilgi ve beceri eksiğimizi kabul etmek yerine o işi ertelemek -kısa bir süreliğine de olsa- bize kendimizi daha iyi hissettirebilir.

• Erteleme kararsızlıkla da yakından ilgilidir. Eğer karar almakta zorlanan, tercih yapmakta sıkıntı yaşayan bir insansak, kendimizi ertelemenin daha iyi olduğuna inandırabiliriz. Karar almada zorluk, kişisel olabileceği gibi kurumsal bir sorun da olabilir. Bir şirketin yönetim kadrosu şu ya da bu nedenle karar alamıyorsa, o şirkette erteleme çok sık başvurulan bir yöntem olur.

Ertelemek hayatı kaçırmaktır

Ertelemek, bilmekle yapmak arasındaki boşluktur. Eğer başarmak istiyorsak işe başlama disiplinini ve cesaretini göstermek zorundayız. Hayal etmek, istemek, arzu etmek, plan yapmak elbette küçük ya da büyük her iş için gereklidir ama başarı ancak işe başlayanların sahip olacağı bir ödüldür.

Pek çok durumda bilgimiz ve yetkinliklerimiz, yapacağımız iş için tam anlamıyla yeterli olmayabilir. Kimsenin donanımı dört dörtlük değildir. İnsan yetkinliklerini “yaparak” kazanır. Sadece düşünerek, hayal ederek, plan yaparak yetkinlik elde etmek kimseye nasip olmamıştır.

Erteleme eğilimi yerine “aciliyet hissini” yerleştirdiğimizde, inisiyatif almaya başladığımızda, “durumdan vazife çıkardığımızda” ve bu vazifeyi üstlenmeye gönüllü olduğumuzda, başarı doğal olarak kendiliğinden gelecektir.

Karar almayı sürüncemede bırakma ve işleri erteleme, masum bir tembellikten çok daha önemli bir sorundur. Bu sorunla baş etmek ve kendimizi ertelemenin rehavetinden uzak tutmak zorundayız. Hepimiz “erteleme” yerine “aciliyet kültürünü” geliştirmek için çaba göstermeliyiz.

Erteleyerek kaybettiğimiz zamanın yerine koyacak hiçbir kaynağımız yok.

“Ertelemek hayatı kaçırmaktır.”

alıntıdır.