SÖZLE ŞİDDETE UĞRAMAK

11013191_647205082046431_1512073511317039628_n[1]
Hakarete uğradığınız ve kendinizi değersiz hissettiğiniz hiç bir yerde durmayın..Sözle şiddet, şiddetlerin en onarılmazıdır.Zira hakaret, insanın onurunu yaralar..Onur bir insanın özüdür kişiliğidir..Sürekli sözle şiddete maruz kalan kişi kendine olan saygısını kaybeder..İnsanın kendine duyduğu saygı başkalarının ona duyduğu saygıdan çok daha önemlidir..Öte yandan zaten bir insana hakaret eden kişi de esasında kendine saygısı olmayan insanlıktan nasibini almamış karanlık ruhlu biridir.Unutmayın karanlıklar ışığı meydana çıkarmak için vardır..Siz kendi özünüzden aldığınız güçle onurunuzu ( insanlığınızı ) korumak adına bu tarz insanlardan mümkün olduğunca uzak durun.
BEN YÜCE EVRENİN DEĞERLİ ÇOCUĞUYUM
KENDİ DEĞERİMİ BİLİYOR KENDİMİ SEVİYORUM
IŞIĞIMI SEVGİNİN ÖZÜNDEN ALIYORUM
KENDİMİ BÖYLE KABUL EDİYOR BÖYLE ONAYLIYORUM
Bütünün hayrı adına paylaşınız..Sevginiz ve Işığınız bol olsun.smile ifade simgesi
Serap Özger

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ağaç Meditasyonu

dilek-agaci-doga-gaia-tabiat-ana-rituel-caput-baglama-meditasyon-5[1]

Kökleri kültürlerimizi okşayıp toprağın derinliklerine yol almış. Dalları hep göğe koşmuş tanrılara dokunmuş. Yaşamın nefesi ölümün sessizliği olmuşlar. Bereket canlılıklarındaymış ve bilgi cüsselerinde.

Birçok inançta ‘en kutsal’dır ya ağaçlar. Paganizm ağaç etrafında anlamlanır. Eski Türklerin ve Moğolların inancı Tengricilikte ve Kuzey Amerika’nın yerli inançlarında, dünyanın merkezinde durduğuna, yer ve gök alemini birleştirdiğine inanılan ‘Dünyalar ağacı’, Druid rahipleriyle ünlü Keltlerin ağaç burçları vardır. Ağacın dinsel ve kültürel anlamda edindiği yer, yüksek enerjisi ile nitelendirilebilir.

Spiritüel hissedilebilirliğini odak alacak olursak, onunla yakınlaşmamız etkili bir ruhani yolculuğun bileti olacaktır. Yapacağımız meditasyon özümüze dokunmamız, huzura varmamız için bize sonsuz yeşil yöntemler sunuyor.

Ağaç meditasyonu’ yeryüzünün sonsuz ezgisinde edilen bir doğaya kavuşma dansıdır. İşte bilincimizde hakiki bir akış ve aydınlanmaya vesile olacak ‘Ağaç Meditasyonu’‘.

Ağaç meditasyonu nasıl yapılır?

•  Meditasyonumuzu gerçekleştirebilmek için öncelikle toprakla temasta olacak şekilde (mümkünse bir ormanda yahut betonlardan olabildiğince uzakta herhangi bir yerde) ve seçtiğiniz rahat bir pozisyonda oturuyor olmalısınız. Sırtınız dik ve algılarınız açık olmalı. Birkaç dakikalık dış dünyayı dinleme egzersizi ile hazırlanabilirsiniz.

•  Gözleriniz kapalı, ağaç olduğunuzu imgeleyin. Kökleriniz çıkıyor ve bu köklerden dünyaya tutunuyorsunuz. Mevcut kötü enerjinizi sırtınızdan, kuyruk sokumunuzdan, bacaklarınızdan uzayan kökler ile toprağa verin. Yavaş soluk alıp verme hareketleri ile toprak ananın bilinci ile kendi bilincinizi birleştirin. Onu hissedin. Onun burnundan nefes alın. Onun kulakları ile duyun.

•  Devasa bir ağaç olun. Dalları gökyüzünü tutan, yaşatan ve yaşayan bir ağaç!

•  Minnetlerinizi sunun. Toprak ananın bereketine duyduğunuz şükranı hissettirin.

•  Ardından enerjinizi doğru kullanıp, güzel dileklerinizin gerçekleşmiş hallerini de imgeleyebilirsiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bir çocuğun anne ve babasına mesajı

BOBuFGlCIAEijwN[1]

1- Bana  su  getirtmeyin,  siz de bana su getirmeyin. Aramızda  hizmetçi  yok. Herkes  kendi  işini  yapsın. Evde   küçük  yaşta iş  gücü  kullanmaya  ve  sevgi  istismarına son.

2- Hata  yapmama  izin  verin  ki,  gerçekten  hata  ise  sonuçlarını  görüp  ders  alayım.Hata  değilse  siz  ders  alın.
3- Her  istediğimi  bana  almayın. Size  karşılıksız kimse  bir şey  vermiyor. Her  şeyin  bir  çalışma karşılığında  elde  edileceğini  öğrenmemize  izin  verin. Sonuçlar  çalışmanın  ürünüdür.
4- Benim  özgürlüğüm  sizin  özgürlüğünüzdür. Bir  yere  gitmek  istediğimde  beni  bırakın. Bana  kaçta  döneceğimi  değil,  ilkeler  söyleyin. İyi  insanlarla  birlikte  ol  ve  kendini  koru  gibi  bir  söz  benim  için  saat  kaçta  döneceğimden  daha  anlamlı  ve  yararlı. Yoksa  ben  yapacağımı  gündüz  gözü  de  yaparım.
5- Okulun  amacı  öğrenmektir. Derslerden  kaç  aldığım  değil ,  bir  şeyler  öğrenip  öğrenmediğime  bakın. Beni  yarın  yaşamda  ayakta  tutacak  olan  aldığım  notlar  değil   öğrendiklerim  olacaktır.
6- Benimle  ilgili  fikirleriniz  elbette  var.  Ama  arada  benim  ne  düşündüğümü,  ne  hissettiğimi  sorun,  gerçekten  dinleyin. Aramızda  ki  sorunların  çoğu  iletişimsizlikten  kaynaklanıyor. Konuşmak   kadar  dinlemeyi de  öğrenelim.
7- Ben  dürüst  olmak  istiyorum. Beni  yalan  söylemek  zorunda  bırakmayın. Size  yalan  söylemeye  başlarsam;  bazen bilmeniz  gerekenleri  de   öğrenemeyeceksiniz.
8- Söylediklerinize  karşı  çıktığımda   size  değil,  söylediklerinize  karşı  çıkıyorum. Siz  de  bana  değil ,  söylediklerime  karşı  çıkın. Kelimeler  incilmez,  ama  bizler  inciniriz.  Yani  ” sen  aptalsın”  değil.”  Bu  söyleğin  fikir  güzel  değil”  diyelim  birbirimize.
9- Toplum  içinde  gurur  duycağınız  bir  şey  olmam,  sizin  bana   bir  birey  gibi  davranmanıza  bağlı.
10- Sizden  beklediğim  şey  tek  başına  sevgi  değil,  aynı  zamanda  saygı. Küçüklerime  sevgi,  büyüklerime  saygı  hikayesi  geçen  yüzyılda  kaldı. Benden  saygı  istiyorsanız  bende  sizden  saygı  istiyorum.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gül veren elde gül kokusu kalır.

11110498_488982541306888_952953915604899945_n[1]

Uzun yıllar önce Çin de Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar.İkisininde kişiliği tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.

Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev onun ve kayın validesi ile arada kalan esi içinde cehennem haline gelmiştir.
Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek , böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.

Sevinç içinde eve donen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular . Her gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diyede ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayın validesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.
Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı, Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.
Sevgili Li-Li dedi ;
Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gercek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi.

Eski bir Çin atasozu şöyle der ;
Gül veren elde gül kokusu kalır.

Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

YATARKEN SAĞ TARAFIMIZA NEDEN YATMALIYIZ.?

11110858_381419918720970_5926585511732284947_n[1]
Sağ tarafa yattığımızda bir süre sonra ,sağ burun deligimiz kapanır.Sol burun deliginden nefes almaya başlarız.
Böylece parasempatik sinir sistemi aktive olur.Kalp ve beyin dalgaları yavaşlar,tansiyon düşer,tüm organlar korumaya alınır.Çok kaliteli uyku uyursunuz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEN’LER.

13495_381919942004301_420475775169584344_n[1]
Göz kapagındaki benler;hassas cana yakınlıgı anlatır.
Göz altındaki benler;dostluk,cömertlik,cana yakın oldugunu gösterir.
Kulak üzerindeki benler;başına buyruk bir mizacı.
Gögüs üzerindeki benler;sanat,ilim,aşk ve edebiyatta başarıyı.Çok kazandıkları halde daima parasızdırlar.Kurallara uymazlar.
Şakaklardaki ben ; kararsızlığı ifade eder.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kalkan Sembolü İle Korunma

10408036_726113047511349_2908300924523850965_n[1]
İstenmeyen etkilerden, olumsuz enerjilerden, nazar ve bedduadan korunmak amacıyla, dünyanın farklı coğrafyadaki pek çok ülkenin geleneklerinde kalkan sembollerinin kullanıldığı bilinmektedir. Geleneklerdeki çeşitlilik gibi kullanılan kalkanların şekillerinde ve büyüklüklerinde de farklılık gözlenir. Kalkanlar genellikle yuvarlak olarak düşünülür.
Egzersiz
Sabahları evden çıkmadan önce her bir şakranızın üstüne kalkan koyduğunuzu, size gelen olumsuz etkilerin kalkanlara çarpıp geri döndüğünü imgeleyin.
Bazı durumlarda kalkanları sadece belli şakralarınızın üstünde tahayyül edin. Örneğin; aşırı duygusal, öfkeli veya çok sinirli insanlarla bir arada olmanız gerekiyorsa, onlarla bir araya gelmeden önce solar pleksus şakranızın önünde büyükçe bir kalkan imgeleyin. Sevigisiz ve kıskanç insanlarla görüşmeden önce kalp şakranızın önünde bir kalkan imgeleyin. Bazı insanların cinsel avcı olduğunu düşünüyorsanız, onların bakışlarından ve cinsellikle ilgili düşüncelerinden rahatsız olmak istemiyorsanız,çevredeki insanların farklı niyetlerdeki bakışlarına muhatap olmak istemiyorsanız üreme organınızın ve kök şakranızın üstüne bir kalkan yerleştirin. Aynı ortamda bulunmanız gereken birisi kara kara düşünüyorsa onun düşüncelerinden etkilenmemek için; alın şakranızın üstüne ve gözlerinizin önüne, imajinasyonla birer tane kalkan yerleştirin.
Boyunuzla eşit uzunluktaki büyük birt kalkanı gövdenizin önünde ve arkasında olmak üzere de imgeleyebilirsiniz. Ya da yaratıcılığınızı kullanıp kendi kalkan sembollerinizi istediğiniz renk ve şekillerde kullanmayı deneyebilirsiniz.
Fadime Çelik

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sabah Uyanınca Bedene Yeniden Odaklanma Egzersizi

11063587_726971697425484_370780732630943912_n[1]
– Uyanır uyanmaz yataktan fırlamayın
– O günkü işlerinizi ve projelerinizi düşünmeyin
– Endişelenip acele etmeyin ve sırt üstü uzanın
– Ayak parmaklarınızı ve ayaklarınızı düşünün ve onların hareket ettirin
– Baldır ve bacaklarınızı kasıp bırakın ve bacaklarınızı düşünüp hissedin
– Karnınızı ve gövdenizi, kollarınızı fark edin, düşüncenizi bu bölgeye yönlendirin. Ellerinizi birkaç kez yumruk yapıp açın
– Tüm bedeninizi bir bütün olarak fark edin, hissedin ve bedeninizi esnetin
– “Bedenimin farkındayım, bilincimi tüm bedenime odaklıyorum, güne uyanık ve enerjik olarka başlıyorum” deyin
– Fiziksel bir ağrınız ve rahatsızlığınız varsa bile bu egzersizi yapın. Ağrıyan bölgeleri de fark edin. O bölgeye dokunun, okşayın ve enerji verdiğinizi düşünün.
– Beden farkındalığınıza ve bedeninizdeki tüm hücrelere teşekkür edin. Onlar aracılığı ile fizik dünyada bulunduğunuz için hücrelerinize ve bedeninize sevginizin sunun. Sevginin gül pembesi ışığının kalp şakranızdan içeri girerek tüm bedeninizi doldurduğunu imgeleyin ve gülümseyin. Sonra nazik bir şekilde kalıp yataktan çıkın.
– Bu egzersizin dışında bilinvi bedene odaklamak için yapılabilecek başka şeyler de var elbette. Uyanınca yataktan çıkıp fiziksel bazı egzersizler yapılabilir. Nefes egzersizi yapılabilir, yoga disiplinine ait bazı hareketler yapılabilir veya müzik eşliğinde dans edilebilir.
Fadime Çelik

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

… Ey Kadın!Bırak saçını süpürge etmeyi, süpürgene bin ve uç…

11295761_1089509584412527_9163973215917493337_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Kadın Dünyadaki Tek Kadın Oymuş Gibi Hissettiren Bir Erkekle Yaşlanmak İster…

10982412_1089593464404139_8044554851725814590_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

16 Psikolojik Tespitle “Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri”yle Yüzleşmek

Psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak @IKucukparlak duygusal ilişkiden kaçınma yöntemlerimize ayna tutuyor.

Bilinçli ya da bilinç-dışı olarak geliştirdiğimiz bu yöntemleri ya biz sevdiklerimize uyguluyoruz ya da sevdiklerimiz bize.

Yüzleşmeliyiz…

1. Bazen insan geçmişine takılır kalır, bazen de gelecekle ilgili saplantılı olarak düşünür durur. Bu hal genelde “şimdi”den kaçınmak içindir.

Bazen insan geçmişine takılır kalır, bazen de gelecekle ilgili saplantılı olarak düşünür durur. Bu hal genelde

2. Geçmiş veya geleceğe saplanıp kalma “şimdi”nin duygusunun ağırlığından kaçınmanın bir yoludur.O yüzden terapide “şimdi ve burada”ya bakarız.

Geçmiş veya geleceğe saplanıp kalma

3. Örneğin kişi geçmiş bir çatışma ve küskünlüğünü tekrar tekrar getirirse “şimdi ve burada” olan aslında pişmanlık ve özlem olabilir.

Örneğin kişi geçmiş bir çatışma ve küskünlüğünü tekrar tekrar getirirse

4. Duygudan kaçınmanın sık rastlanılan bir yolu da planlama ve hayatı bir projeye çevirme eğilimidir. Bu kişiler şimdi yerine gelecekte yaşarlar.

Duygudan kaçınmanın sık rastlanılan bir yolu da planlama ve hayatı bir projeye çevirme eğilimidir. Bu kişiler şimdi yerine gelecekte yaşarlar.

5. Duygu bireyin diğerine ihtiyacını hatırlatan bir fenomen. Diğeri ile yakınlaşmaktan kaçınmanın yolu duyguyu görmezden gelme olabilir.

Duygu bireyin diğerine ihtiyacını hatırlatan bir fenomen. Diğeri ile yakınlaşmaktan kaçınmanın yolu duyguyu görmezden gelme olabilir.

6. Bazı kişiler diğerlerine yakınlaşmamaya gayret ederler. Bu bağlanma biçemine ‘kaçıngan bağlanma’ denir.

Bazı kişiler diğerlerine yakınlaşmamaya gayret ederler. Bu bağlanma biçemine 'kaçıngan bağlanma' denir.

7. “Issız Adam”: Diğerine ihtiyacı inkar edemeyeceği düzeye gelince -kendi de anlamadığı biçimde- ilişkiyi sabote edip hüzünlenen biri.

8. Duygusal yakınlıktan kaçınma yöntemleri (1): Hobilerle aşırı uğraşı: Saatler maket yaparak geçiyor ve bir yakınınızı aramaya zaman kalmıyor.

Duygusal yakınlıktan kaçınma yöntemleri (1): Hobilerle aşırı uğraşı: Saatler maket yaparak geçiyor ve bir yakınınızı aramaya zaman kalmıyor.

9. Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (2): İşkoliklik/Aşırı Akademik Uğraş: Eve zaten gece yarısı geliyorsunuz, eve de iş getiriyorsunuz..

Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (2): İşkoliklik/Aşırı Akademik Uğraş: Eve zaten gece yarısı geliyorsunuz, eve de iş getiriyorsunuz..

10. Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (3): Aşırı İnternet Kullanımı: Evet, burada da arkadaşlarınız var ama ortamdan kaçmanız bir “ARV”ye bakar.

Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (3): Aşırı İnternet Kullanımı: Evet, burada da arkadaşlarınız var ama ortamdan kaçmanız bir
ARV: Sosyal medya platformlarında “Allah Rahatlık Versin” anlamına gelen kısaltma.

11. Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (4): Uyku Düzensizliği: Bir şekilde herkes uyurken uyanık, herkes uyanıkken uyuyor oluyorsunuz hep.

Duygusal Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (4): Uyku Düzensizliği: Bir şekilde herkes uyurken uyanık, herkes uyanıkken uyuyor oluyorsunuz hep.

12. Yakınlıktan kaçınan bireylerin bir diğer özelliği de mantık fetişidir. Böylelikle duyguları ile aralarına mesafe koyabilirler.

Yakınlıktan kaçınan bireylerin bir diğer özelliği de mantık fetişidir. Böylelikle duyguları ile aralarına mesafe koyabilirler.

13. Diğerine olan ihtiyacın kaçınılmaz olduğu yakınlıkta ilişkiyi sabote etmek için elinden geleni ardına komama…

Diğerine olan ihtiyacın kaçınılmaz olduğu yakınlıkta ilişkiyi sabote etmek için elinden geleni ardına komama...

14. Duygusal İlişkide Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (5): Unutmak. Özellikle de anneye ilişkin anıları…

Duygusal İlişkide Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (5): Unutmak. Özellikle de anneye ilişkin anıları...

15. Duygusal İlişkide Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (6): Kendi duygularının farkında olamamak (Aleksitimi)

Duygusal İlişkide Yakınlıktan Kaçınma Yöntemleri (6): Kendi duygularının farkında olamamak (Aleksitimi)

16. İnsan insanla ve insan için yaşar. Duygusal yakınlıktan kaçınarak geçen bir ömür ziyan edilmiştir.

-İKİ ŞEY-

11096724_870831562980204_1287856173695468886_n1[1]

 

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar:
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki şey kâşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba

İki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Her organın birden fazla derin anlamı da vardır.

11847104-1385463453187[1]

 

Dünyada yapılan istatiksel bilgilere ve duyudışı algıları güçlü bütünsel / holistik uygulayıcıların deneyimlerine göre şekillenmiştir.

Organların anatomik yapıları ve teşhis-tedavi için uzman doktorunuza görünmeniz salık verilir.

Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemizi temsil eder.

Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntılarını temsil eder.

Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesini temsil eder.

Ayakbileği: Hareket ve yol belirlemeyi temsil eder.

Dizler: Egoyu, kendimize ve çevreye yargımızı temsil eder.

Bacaklar: Yaşam yolunda ilerlemeyi temsil eder.

Kalça: Büyük kararları ve gidilecek yönü temsil eder.

Omuz: Bedenin eylem merkezidir. Taşıdığımız sorumlulukları temsil eder.

Kollar: Hayat deneyimlerini, sevgiyi kucaklama kapasitesi, yeteneğini ve eylemi temsil eder.

Dirsekler: Eylemlerimize zindelik ve esnekliği temsil eder.

Eller: Hayatla ve kendimizle alış verişi temsil eder. Sağ; alan el (eril). Sol; veren el (dişil). hayatı ele alış biçimimizi temsil eder.

El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil eder.

El Parmakları: Hayatın detaylarını simgeler.

Boyun: Zihin beden dengesini, mantık duygu dengesini ve başı dik tutmayı temsil eder.

Diş ve Diş eti: Sınırları, kararlılığı temsil eder.

Çene: Rahat olmayı ve güveni temsil eder.

Sırt, Hayata karşı dik durmamızı ve gücü temsil eder.

Karın: Kendimize ve çevreye güveni, değeri temsil eder.

Göğüs: Dışarıdan nasıl göründüğümüzü, imajımızı temsil eder.

Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil eder.

Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil eder.

Kaslar: Hareketi, gücü ve kararlılığı temsil eder.

Kaba etler (butlar): Gücü temsil eder. Gevşek olması, kabahatler, gücün kaybolması.

Omurga: Hayatın esnek desteğini temsil eder.

Kemikler: İnsanın temel yapısını, dengesini ve gücünü temsil eder.

Rahim ve Yumurtalıklar : Yaratıcılığı, yaşam kaynağını temsil eder.

Vajina: Açıklık ve teslimiyeti temsil eder.

Testisler: Cinsel arzu ve gizli tutkuları temsil eder.

Prostat: Cinsel ve yaşamsal gücü temsil eder.

Kan: Bedende hazzı temsil eder.

Mide: Kişi ve olayları sindirimi, kaygıyı temsil eder.

Böbrek: Duyguları, ikili ilişkileri ve dengeyi temsil eder.

Mesane: Yaşanılan korku ve sorunların depo edilişini temsil eder.

Bağırsaklar: Özümsemeyi, alış-verişi ve duyguları temsil eder.

Rektum: Boşaltmayı, öfke ve şiddet duygularının dışa vurumunu temsil eder.

Karaciğer: Değişimi, dönüşümü ve öfke – kin – tepki duygularını temsil eder. Varlık amacımızla da ilgilidir.

Safra: Bilgileri değerlendirme ve özümsemeyi temsil eder.

Kalp: Sevgi, güven ve neşeyi temsil eder.

Akciğerler: Yaşam alanımızı, duyguları ve bağımsızlığı temsil ederler.

Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneğini temsil eder.

Diyafram: Duygu paylaşımını temsil eder.

Epifiz: Gece gündüz dengesini, dünyevi – uhrevi dengeyi temsil eder. Ruhun yeri olarak bilinir.

Hipofiz: Başkalarını ve kendimizi ( otokontrol ) kontrolü temsil eder.

Tiroid: İletişim ve hayattaki akış hızımızı temsil eder.

Timüs: Bağışıklık sistemini temsil eder.

Böbreküstü: hayattaki heyecanı ve kendi ayaklarımız üzerinde duruşu temsil eder.

Pankreas: Hayatın tadını simgeler.

Eşeysel bezler: Üreticiliği, yaratıcılığı, hayattan alınan keyfi temsil eder.

Gözler: Geçmişteki, an’daki ve gelecekteki berrak görüşü ve vizyonu simgeler. Gözler ruhun aynasıdır.

Kulaklar: İşitme kapasitesini, duymak isteyip istemediğimiz kişi ve olayları temsil eder. “Kulak kesilmek.”

Burun, oksijeni ve yaşam enerjisi prana’yı akciğerlere alış yolumuzdur. Yaşamın hem tatlı hem de sert yanlarını algılamamızı temsil eder. “Havayı koklamak.”

Dil, hayatın tadını ve söylenen şeyleri yutmayı, kendimizi ifade etmemizi temsil eder.

Deri, cilt ise kendimizle çevremiz arasındaki sınırdır. Çevremizle, içselliğimizle iletişimi ve sınırlarımızı temsil eder.

alıntı

DEDİ : bir daha evlenmeyi düşündün mü?

3796ee_Gelinlik_507[1]

DEDİ : bir daha evlenmeyi düşündün mü?
DEDİM : düşündüm tabi…
zaman zaman düşünüyorum da
ama aynı zamanda korkutucu geliyor

DEDİ : Hani cesurdun
DEDİM : tek başıma uçurumdan atlayacak halim yok

DEDİ : atlama
DEDİM : elimi tutan olursa düşünürüm
DEDİ : güzel söz
elini tutan olursa düşmezsin zaten
DEDİM : ben de bunu beğendim bak
Litsi Arditi bu “DEDİ”‘yi al derim ben de sana:-))
Al bunu sen al dinle beni:-))
İcraat gördükten sonra ama!!:-))

Yeni Zelanda, hayvanların insanlar gibi duygusal varlıklar olduğunu yasalaştırdı

Yeni Zelanda, geçtiğimiz günlerde Hayvan Hakları İyileştirme Yasası’nda yaptığı değişiklikle hayvanları da insanlar gibi duygusal varlıklar olarak tanımladı.

Ulusal Hayvan Etiği Danışma Kurulu üyesi Dr. Virginia Williams yeni yasa değişikliğini şöyle açıklıyor:

“Hayvanların da acı, stres, mutluluk, huzur, heyecan gibi negatif ve pozitif duyguları barındırdığı, hayatlarını bu şekilde devam ettirdiği açıkça söylenebilir. Bu konuya açıklık getirmek, hayvan haklarını iyi bir konuma getirmek için yapılacak çalışmaların daha da olumlu yönde ilerleyeceğini gösteriyor.”

Ceylan ve Kedi

Geçtiğimiz ay Yeni Zelanda’da hayvanların kozmetik ürün deneylerinde kullanılmasının yasaklanmasının hemen ardından yapılan bu huzur verici yasal değişiklik, birçok hayvan hakları savunucusu kuruluşun da gündeminde bulunuyor. Bu kuruluşlardan biri olan Nelson SPCA’nın yöneticisi Donna Waltz bu konudaki düşüncelerini belirtirken bunun ne kadar harika bir gelişim olduğunu özenle vurguluyor:

“Bu yasanın onaydan geçtiğini görmek gerçekten mutluluk verici. Hayvanların ayrılık kaygısı yaşıyor oluşu bile onların ne kadar güçlü duygularının olduğuna muhteşem bir kanıt. Terk edilmiş hayvanların çektiği acıyı gözlerinden okuyabilirsiniz, bu yasayla hayvan istismarı ve tacizlerinin hukuki olarak tamamen önlenebileceğine dair artık daha çok umudumuz var. Yasa önünde birer obje olmaktan çıkıp yaşayan canlılar,bireyler olarak adlandırılmaları hayvan hakları konusunda atılacak güzel adımların habercisi.”

Anne fil ve bebeği

Yeni kanun, aynı zamanda hayvan haklarını savunan insanların daha etkili ve güçlü olabilmeleri adına hukuki denetlemeler yapabilmeleri için imkan da sağlıyor.

Yeni Zelanda Veterinerler Birliği Başkanı Dr. Steve Merchant, bu kanunun hayvan haklarının iyileştirilmesine dair beklentileri tamamıyla olumlu yönde değiştirdiğini ve toplumun hayvanlara olan bakış açısını daha barışçıl bir hale getirdiğini vurguluyor.

Kaynak: Ecorazzi, Animal Equality

Hulya Tokdemir Reisin sayfasından alınmıştır