CİLT HASTALIKLARIN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ NELERDİR ?NEFES CİLT HASTALIKLARINA NASIL İYİ GELİR ?

cilt+hastalıkları[1]

Cilt hastalıkları, başkalarının üzerimizde baskı kurduğunu hissettiğimizde, kendimizi özgürce ifade etmediğimizde, kendimizi baskı altında, sıkışmış hissettiğimizde genellikle ortaya çıkar.

Kurdeşen, sedef, isilik benzeri cilt hastalıkları ortaya çıkar.
Kişi hayatına müdahale edildiğini hissettiği için kendini özgür hissetmez bu da içinde öfke birikmesine neden olur. Yağlı sivilcelerin genelde nedeni küçük öfke patlamalarını temsil eder.

 Nefes seanslarında, içimizdeki öfkeyi çıkartmak için tonlama yaptırırız. Nefes seansı sırasında söylediğimiz olumlamalarla kişinin öfkesinin dışa çıkartmasını ve rahatlamasını sağlarız.
Söylediğimiz olumlamalar “ Kendimle  uyum ve bütünlük içindeyim. Bu bedende olmak güvenli. Kendi varlığımı ortaya koymak güvenli ”
 
Böylece cilt hastalıklarında geçme gözükür.
 
                                                     nefesterapisi.net/
                                                                 Gülin Sarıyiğit
                                                     0 532 665 41 15 FREE  
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Parmaklarla şifa: Mudralar… SAKIN KAÇIRMAYIN…

 1208882_424752800978944_1163847934_n[2]1014240_424752817645609_328415131_n[1]1234465_424752804312277_312363402_n[1]   1240208_424752847645606_1801930930_n[2]1231353_424752850978939_1668245294_n[1] 1001258_424752860978938_562725730_n[1] 1239370_424752880978936_142434199_n[1]1185664_424752897645601_1295305360_n[1]

1157664_424752924312265_1898981207_n[1] 1175442_424752937645597_787385246_n[1]1174922_424752947645596_1587138027_n[1]  1240085_424752970978927_1178622925_n[1]  1157498_424752980978926_592783238_n[1]

Mudra, şifaya ulaşmak amacıyla el parmakları kullanılarak yapılan çeşitli hareketlere verilen isimdir. Asanalar (yani beden duruşları) ve pranayamadan (nefes kontrolu/ egzersizleri) oluşan Hatha Yoga’nın bir parçası kabul edilirler. Bu nedenle mudralarla şifaya, parmak yogası da denir.

Mudraların Faydası Nedir?

Her bir parmak ucunda bulunan sinirlere temas edilerek, sinirsel bir aktivite başlatılır ve her bir mudra, bedenin bir başka bölgesine ya da zihinsel/ ruhsal bir duruma şifa verir. Her elin 5 parmağı ayrı bir enerjiyi temsil eder. Baş parmak, solar pleksus çakrası (göğüs kemiğinin altından göbek deliğine kadar); işaret parmak, kalp çakrası; orta parmak, boğaz; yüzük parmağı, kök çakra (genital organların merkezine); serçe parmak, sakral çakraya (karın çakrası) denk gelir.

Zannımca evlilik yüzüklerinin yüzük parmağına takılması tesadüf değil, “kök çakramın sahibi var” manasına geliyor:))) Yine İslamiyet’e şahadet getirmek için, işaret parmağının kaldırılması, “tüm kalbimle buna inanıyorum” anlamındadır. Müslümanların dua için ellerinin ayalarını yukarı doğru açmaları, Hiristiyanların kutsal üçlemeyi belirten el işaretleri dizisi de aslen mudradır.

Nasıl Uygulanır?

Mudrayı uygularken, o mudra ile ilgili niyeti zihinden geçirmek ya da seslendirmek de mümkün olduğu gibi, sessizlik içinde beklentisiz de uygulanabilir. Kanımca, meditatif olarak bakıldığında, ikincisi daha uygundur. Oturarak, yatarak, yürürken de uygulanabileceği belirtilmişse de, oturmak en uygunu olacaktır. Ben bağdaş kurarak, omurgam dik bir şekilde ve sakince nefes alarak uygulamayı tercih ediyorum. Rastgele uygulamak yerine, bir süre ihtiyaç duyulan mudrayı uygulamak daha işlevsel olacaktır.

Süre: 5 dakika yeterlidir. Ne kadar uzun uygulanırsa, o kadar etkili olmaktadır. Parmaklarda ya da bedenin başka bir bölümünde bir mudrayı uygularken başlangıçta acı ya da ağrı hissedilebilir, bu da aslında mudranın işe yaradığı anlamına gelir. Bir süre sonra esenlik hali yaşanacaktır.

Mudralardan Örnekler: Bir çok mudra bulunmakla beraber, ben en çok kullandığım mudraları açıklamayı tercih edeceğim: (Şekillerin sırası, soldan sağa doğrudur. Yani
1. sıranın en solundaki şekil, 1. mudranın; 2. sıranın ilk solundaki şekil ise 4. mudranın şeklidir)

1. Korkusuzluk mudrası (Abhayaprada): Güçlü ve korkusuz olmayı sembolize eder. Ellerin avuçları oldukça düz ve parmaklar bitişiktir, elin ayası bedenin dışına doğru dönüktür. Birçok savaşçı heykelinde ya da resminde görüldüğü üzere, elin bu duruşunun karşı tarafa “dur” manasına da geldiğini düşünebiliriz. Beden diliyle uğraşan birçok uzman, doğruyu söyleyen insanların el ayalarının genelde düz ve karşısındakine doğru açık olduğunu fark etmiş olduklarından, dürüstlüğü de sembolize ettiği düşünülebilir. Zaten kanımca, dürüstlük, korkusuzluğun bir sonucudur.

2. Kalp mudrası (Akash): Enerjiyi bedenin merkezine getirmeye yarar. Bedenin her bir parçasını, enerjinin yokluğunda besler.

3. Dünya Bağlantısı Mudrası (Apana): Dengeye ve kararlılığa ihtiyaç duyduğumuz zaman, dünya enerjisine bağlanmamıza yardım eden topraklayıcı bir güce sahiptir.

4. Sezgi mudrası (Bhudy): Kendi içimizdeki en derin ve gizli duygulara ulaşmamızı sağlar.

5. Meditasyon Duruşu (Dhyana): Bu duruş evrensel olarak, meditasyon ve rahatlama durumlarında kullanılır. Bedenin, sonradan konsantrasyon gerektiren bir işe hazırlanması öncesinde (misal bir dövüş sanatı ya da sportif bir aktivite öncesi), içsel sessizlik yaratması amacıyla da sıklıkla kullanılır.

6. Engellerin üstesinden gelme/Cesaret mudrası (Ganesha): Bir mücadele durumunda, zorluklarla yüzleşme gücünü sembolize eder, gerginliğin üstesinden gelerek cesaret kazanmayı sağlar. Eller gergin bir şekilde birbirlerini çekiyormuş gibi gergin tutarlar. Eller, kalp hizasında birkaç kez hızla gerilip de bırakılabilir.

7. Mistik Kuş (Garuda): Yükseltilmiş sezgiye ulaşmak ve ruhsal dünya ile iletişim kurmak amacıyla kullanılır.

8. Hatırlama mudrası (Hakini): Düşünme ve konsantrasyona yardım eder. Zihinsel faaliyetleri güçlendirir. Konferans dinleyen bir çok kişinin ellerinin bilinçsizce bu şekilde tutulduğunu gözlemişimdir…

9. Mutluluk mudrası (Kapitthaka): Gülen Buda mudrası olarak da bilinir. Saadet hali verir.

10. Dilek mudrası: (Kubera): Dilek mudrası bir konudaki isteğimize erişmek ve erinç hali için kullanılır. Dileğimizi seslendirirken, avuç içimize parmaklarımızla bastırabiliriz.

11. Koruyucu mudra (Linga): Soğuk havalarda akciğerleri korumanın bir yolu olarak kullanılır, vücudun bağışıklık sitemini güçlendirir.

12. Rahatlama mudrası (Suchi): Sabırsızlık, öfke krizleri, başkalarına bağımlılık gibi, kontrol altına alınamayan davranışların uysallaştırılmasında kullanılır.

13. Kaygıyı Yenme Mudrası (Kalesvara): Kaygıyı yenmek, taşkın ve huzursuz (ajite) ruh halini gidermek için uygulanır.

14. Aydınlanma mudrası (Uttarabodhi): İlahi bir güçle ilişkilendirilir ve mükemmel oluşu sembolize eder. İşaret parmağının, her zaman İlahi olanla birliği sembolize ettiği görülmüştür.

15. Kadınlık mudrası (Yoni): Dişi enerjiyle teması ve rahimi sembolize eder. Bu mudranın sadece kadınlar için olduğunu düşünmemek lazımdır. Tabiat ve toprakla ilgli ve her türlü yaratıcılık ve sezgi gerektiren eylemin, geniş anlamda evrendeki dişi enerjiyle teması gerektirdiği düşünülür.

10312497_716987198348692_3044146809724709897_n[1]

(Alıntı)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

40 yaş, bir kadın için, en önemli dönemeçlerden biri.

11699008_875321895895342_6617122563574663348_o[1]

40 yaş, bir kadın için, en önemli dönemeçlerden biri.
Artık, kendinizi gencim diye kandıramadığınız, ama olgunlaşmaktan haz ettiğiniz, azıcık da olsa, duyguya mantık kattığınız bir dönem.
40 yaş, kadın için ağır, hem de çok . Birileri sizi çok genç görse de, fiziksel olarak yaşınızın çok gerisinde olsanızda, fark etmiyor. Ruhunuz en az 40.
40 yaş, artık karar vermeliyim dönemi.
Yeterince duygularımla yaşadım, artık mantık lazım dönemi…
40 yaş, hiç bir kafese sığılamayacak bir dönem,
40 yaş, elden ayaktan düşmeden, tüm dünyayı gezecek dönem,
40 yaş, akıl ile akil arasındaki farkı algılayacak dönem,
40 yaş, başkalarını merkeze koymaktan kurtulup, kendine kıymet verilecek dönem,
40 yaş, onun için ne yapabilirim yerine, ne istiyorum denilecek dönem,
40 yaş bencilleşmek için harika bir yaş,
Seyahat etmek,
İstediğin yerde yemek,
İstediğin zaman uyumak, uyanmak, çalışmak ve aynı zamanda gönlünden geldiği gibi, ket vurulmadan yaşamak için karar mercinin sadece kendin olması gereken, kimseye uymayan, size has, başkaları için, çok feci bir dönem,
40 yaş, hayatındaki herkese, hey ben de varım dediğin bir dönem,
40 yaş, kırmak istemediğinden çok, kırılmak istemediğin bir dönem,
40 yaş, Çağlayan’ın tam tepesi,
Oraya kadar gelebilenlerin, o andan sonra, seninle aşağı atlayıp, atlayamayacağına karar vermesi gereken dönem,
40 yaş, sonbahar gelmeden, şortunla bahçede oturabileceğin son dönem.
Ya adam gibi, gönlünce , keyifle yaşarsın…
Ya, kış gelir, o baharı yana, yana ararsın.
40 yaş var ya 40 yaş…
Hata yapamayacağın kadar geç,
Dünyayı baştan yaratacak kadar güçlü,
Boyun eğmeyecek kadar sağlam,
Ama bir kez daha kırılmayacak kadar yorgun olursun,
Bir çok şey için erken, yeniden başlamak için,hata yapmak için geçtir 40…
Ama herşey içinde aslında, yeni bir başlangıç,
40 yaş, yorulmuş bir yüreğin, iyileşme zamanıdır aslında,
Atacağı her adımı doğru atmak için uğraşır,
40 yaşında bir kadın, hata yapmak istemez artık,
Yüreğinin götürdüğü yere gitmekten korkar,
Aklını dinlemeyi öğrenir,
Artık gidilen yol çok , varılacak yer az kalmıştır.
40 yaş, büsbütün, şekil değiştirdiğin bir noktadır aslında,
Karar verme zamanıdır.
Başkaları için değil, kendin için yaşama zamanıdır.
Başkalarının, seni düşünme zamanıdır.
Tek atımlık kurşunun vardır artık…
Zor zamandır, çok zor…”alıntı

Evlilikte böyle bişey işte yavrum geçmiş konuları bayat yemek gibi ısıtıp getirirsen bir kaç ısıtmadan sonra tadı kaçar karın doyurmaz hale gelir.

5261[1]

Evlendiğimden beri annem evime ilk defa geliyordu. Daha önce eşya yerleştirmeye gelmişti ama bu başkaydı. Evimi güzelce temizleyip yemekleri yaptım. Öğleye 1 saat kalmıştı neredeyse gelir derken. Zil çaldı ve annem geldi.

Ev hediyesi diye birde hediye getirmişti. Paketi açınca şok geçirdim içinden kullanılmış sünger çıktı.

Sordum anneme senin yatak odandaki aynanın üzerinde duran sünger mı bu diye evet dedi. Evde temizlik bezleri vardı ama bunu da kullanırım dedim.
Annem bunu kullan diye getirdim ama temizlikte kullan diye değil dedi..
Yaa peki nasıl kullanacağım dedim geçmişe sünger çekmek için kullanacaksın dedi. anlamamıştım.

Anneannem ve dedem hep kavga ederlermiş anneanneme dedem geçmişe bir sünger çek dermiş ama anneannem bunu hiç yapamazmış. Dırdırları ile dedemi bıktırırmış.

Peki neden kadınlar geçmişe sünger çekiyor da erkekler çekmiyor dedim anneme annem çünkü erkekler unutkandırlar geçmişi hatırlamazlar kadınlar ise hassastır kendilerini üzen hiçbir şeyi unutmaz aklına geldikçe acı çeker ve etrafındakilere de acı çektirirler dedi.

Anneannem de hatasının farkında olduğu ama düzeltemediği için anneme nasihat amacıyla onun ilk evlendiği zaman ev ziyaretine bu hediye ile gitmiş.

Bize yaptığın taze kuru fasulye ve pilavını afiyetle yedik karnımız doydu dedi.
Ama bayat yemeği önümüze çıkarsan keyifle yiyemez tam doymadan kalkardık dedi.
Evlilikte böyle bişey işte yavrum geçmiş konuları bayat yemek gibi ısıtıp getirirsen bir kaç ısıtmadan sonra tadı kaçar karın doyurmaz hale gelir. Ama geçmişe sünger çekersen tadınız hiç kaçmaz .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Doğduğunuz Ay Ve Yakalandığınız Hastalıklar Arasında Bir İlişki Var Mı?

11026305_818236178283636_5210160957647278227_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hepimizin İhtiyacı Olan 0 10 Sihirli Cümle

10169440_10155732085810557_8322630101692497039_n[1]

Eğer hissettiğiniz gibi olduğunuza inanıyorsanız, hayatınız gerçekten de düşüncelerinizden ve duygularınızdan filizlenir. Olumlamalar veya olumlu cümlelerin tekrar tekrar söylenmesi ruh halinizi çok daha yüksek seviyelere çıkarabilir. Düşüncelerimizi kelimelere dökerek ve daha sonra da niyete çevirerek istediğimiz şeylerin gerçek olmasını destekleyebiliriz. Olumlamalar kendini geliştirmenin kanıtlanmış bir yöntemidir çünkü beynimizin yeni bir şekilde çalışmasını sağlarlar ve insanların hayatını değiştirebilirler. Bilimsel kanıtlar da kendinle pozitif konuşmanın beyinde değişiklikler yarattığını doğrulamaktadır. Aşağıdaki 10 güçlü olumlama hayatınızı değiştirebilir:

1- Büyük Şeyler Başarabilirim

En ilham verici olumlamalardan biri günlük olarak kendinize hayatınızda büyük şeyler başarabileceğinizi söylemektir. Tüm vizyonunuza ve hayallerinize odaklanın ve daha sonra bu vizyona duyguları ekleyin. Kendinize söyleyerek ve büyük şeyler başarabileceğinize inanarak bu durumu gerçeğe dönüştürebilirsiniz.

2- Bugün Enerji ve Neşeyle Doluyum

Neşe sizin içinizden gelir, dışarıdan değil. Ayrıca uyanır uyanmaz başlar. Dolayısıyla sabah kalktığınızda bu olumlamayı tekrarlamayı alışkanlık haline getirin.

3- Kendimi Olduğum Gibi Kabul Ediyor ve Seviyorum
Kendini sevmek, sevmenin en saf ve yüksek şeklidir. Kendinizi sevdiğinizde otomatik olarak kendinizi kabullenmeye ve kendinize saygı duymaya başlarsınız. Eğer yaptığınız şeylere özgüven duyar ve bunlardan gururlanırsanız kendinizde yeni bir ışık göreceksiniz. Böylece daha büyük ve güzel şeyler yapmak için cesaretiniz olur ve ilham alırsınız.

4- Vücudum Sağlıklı, Zihnim Parlak ve Ruhum Sakin

Sağlıklı bir vücut sağlıklı bir zihin ve ruhla başlar. Bunlardan herhangi biri olumsuz duygulardan zarar görürse, diğerleri de etkilenir. Hastalığın ve sağlığın bir numaralı kaynağı sizsiniz. Dünyadaki tüm sorunlara bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde size gelmeleri için verdiğiniz izni geri alabilirsiniz Hastalıklarınızı ve kusurlarınızı fethedebilir, her gün yenmeye devam edebilirsiniz.

5- Her Şeyi Yapabileceğime İnanıyorum

Bunu her gün kendinize söylemeniz gerekir. Çünkü hevesli kalmanız için çok önemli bir cümledir. Bunu söyleyerek her şeyi yapabilme, başarabilme yetisine sahip olursunuz

6- Şu An Olan Her Şey Benim Nihai İyiliğim İçin Oluyor

Kurbanlar, kazalar, tesadüfler yoktur. Siz ve çevrenizdekiler parçası olduğunuz şeyleri çekersiniz. Her şeyin gerçekleşmek için bir nedeni olduğuna ve mükemmel bir senkronizasyonla aktığına inanın. Gerçekleşen ve gerçekleşecek her şeyle barış içinde olun. Böylece korkularınız eriyip gider.

7- Hayatımın Mimarı Benim, Temelini Ben Attım ve İçindekileri Ben Seçtim

Her gün uyandığınızda kendinize bu cümleyi söyleyin. Her yeni gün yeni bir başlangıç sunar ve etrafınızdakiler üzerinde bir etki bırakır. Bu günü istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz çünkü hayatınızın mimarı sizsiniz. Eğer gününüze olumlu bir düşünceyle başlarsanız gününüzü mükemmele dönüştürebilirsiniz.

8- Geçmişte Bana Zarar Verenleri Affettim ve Onlardan Sakince Uzaklaştım

Bu yapılanları unuttuğunuz anlamına gelmez ancak yaptıklarıyla ve aldığınız derslerle barışık halde olabilirsiniz. Affetme gücünüz hayatınıza devam etmenizi sağlar ve herhangi bir tecrübeye tepkiniz diğerlerinin sizin hakkında ne düşündüğünden bağımsızdır. 1000 kişiyi affetseniz ve hiçbiri sizi affetmese bile, onların aynı noktaya gelene kadar sahip olamayacağını bildiğiniz bir barış ve özgürlük hissi tadarsınız. Onları affetmek ayrıca size nasıl tepki verdiklerini de anında değiştirir.

9- Zorlukları Başetme Yeteneğim Sınırsızdır, Başarma Potansiyelim Sonsuzdur

Basitçe şöyle söylenebilir: Kendinize koyduklarınız dışında hiçbir limitiniz yoktur. Nasıl bir hayat istiyorsunuz? Sizi durduran ne? Kendinize hangi engelleri zorluyorsunuz? Bu olumlama bütün sınırları fark etmenizi sağlar.

10- Bugün Eski Alışkanlıklarımı Bırakıyorum ve Yeni, Daha Olumlu Alışkanlıklar Ediniyorum

Zor zamanların hayatın geçici dönemleri olduğunu fark edin. Eski alışkanlıklarınızı bıraktıkça bunlar da geçecektir. İçinizde bulunan yaratıcı enerjiyle her şeye uyum gösterebilen bir varlık olmanız sizi sürekli yeni ve parlak fikirlere doğru götürüyor.

Sağlıkla Kalın

kaynak: facebook sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

Dünyanın En Köklü Uygarlığı Çin’den, Kulağınıza Küpe Olacak 23 Atasözü

1. İyimser insan, her felakette bir fırsat, kötümser insan da her fırsatta bir felaket görür.

İyimser insan, her felakette bir fırsat, kötümser insan da her fırsatta bir felaket görür.

2. İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse Devlet kurar.

İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse Devlet kurar.

3. Anlatırsanız unuturum, gösterirseniz hatırlarım, yaptırırsanız anlarım.

Anlatırsanız unuturum, gösterirseniz hatırlarım, yaptırırsanız anlarım.

4. Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür.

Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür.

5. Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır.

Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır.

6. Ancak durgun su, yıldızları yansıtır.

Ancak durgun su, yıldızları yansıtır.

7. Isıracak köpek dişini göstermez.

Isıracak köpek dişini göstermez.

8. Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.

Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.

9. Ata eyeri ile kıymet biçme.

Ata eyeri ile kıymet biçme.

10. Kurbağa gökyüzünü, kuyunun ağzı kadar sanır.

Kurbağa gökyüzünü, kuyunun ağzı kadar sanır.

11. Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır.

Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır.

12. Dağın tepesine hangi yoldan çıkarsan çık, manzara aynıdır. Ancak çıkarken gördüğün manzara farklıdır.

Dağın tepesine hangi yoldan çıkarsan çık, manzara aynıdır. Ancak çıkarken gördüğün manzara farklıdır.

13. Derin olan kuyu değil kısa olan iptir.

Derin olan kuyu değil kısa olan iptir.

14. Evlilik kale gibidir, dışındakiler girmeye, içindekiler çıkmaya uğraşır dururlar.

Evlilik kale gibidir, dışındakiler girmeye, içindekiler çıkmaya uğraşır dururlar.

15. En fazla ileriye giden ok, en çok geriye çekilmiş yaydan çıkar.

En fazla ileriye giden ok, en çok geriye çekilmiş yaydan çıkar.

16. Geleceğin bütün çiçekleri, bugünün tohumları içindedir.

Geleceğin bütün çiçekleri, bugünün tohumları içindedir.

17. Nasıl yapabileceğini bilmek, yapmaktan daha zordur.

Nasıl yapabileceğini bilmek, yapmaktan daha zordur.

18. Rüzgar yoksa dalga da yoktur.

Rüzgar yoksa dalga da yoktur.

19. Satın alırken kulaklarını değil, gözlerini kullan.

Satın alırken kulaklarını değil, gözlerini kullan.

20. Yavaş gitmekten korkma, öylece durmaktan kork.

Yavaş gitmekten korkma, öylece durmaktan kork.

21. Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur.

Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur.

22. Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan, oraya şakıyan kuşlar gelir.

Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan, oraya şakıyan kuşlar gelir.

23. Eğer bir ülkede cücelerin gölgeleri uzamaya başlamışsa, o ülkede güneş batıyor demektir

Arkadaşınızın Aslında Sevgiliniz Olmayı İstediğinin 11 İşareti

Normal bir erkek arkadaşınızın aslında sizden hoşlandığını hissettiğiniz ama ona bu konuda hiçbir şey söyleyemediğiniz elbette olmuştur. Bu konuda dikkatsiz olduğunuzdan değil ama bunu gösteren birçok işaret olsa bile sadece iyi bir arkadaş olmaya çalışan birine de size asılıyor muamelesi yapmak istemezsiniz.  Siz sadece iyi bir arkadaş olmaya çalışıyor düşüncesine sığınmaya çalıştıkça, bazı hediyeler, piknikler, beklenmedik zamanlarda gelen çiçekler sizi ‘Acaba?’ düşüncesine iter ve etrafınızdaki herkes ‘Evet, farkında değil miydin?’ der. Bu konuda size birkaç ipucu için buyurun :

1. Arkadaşlarınız sürekli ”Hala bir ilişkiye başlamadınız mı?” diye soruyorsa.

Arkadaşlarınız sürekli ''Hala bir ilişkiye başlamadınız mı?'' diye soruyorsa.

Bir gece bir barda otururken çocuğun biri yanıma gelip bana çıkma teklifi etmediğini çünkü yanımdakinin sevgilim olduğunu düşündüğünü söylemişti. Yanımdakiyse benden gerçekten hoşlandığını düşündüğüm arkadaşımdı. Sözün kısası, eğer yabancılar ya da arkadaşlarınız uzaktan baktıklarında sizin bir çift olduğunuzu düşünüyorlarsa, bu muhtemelen yanınızdaki kişinin öyle olmak istemesindendir.

2. Size sarıldığında size karşı bir şeyler hissettiğini hissediyorsanız.

Size sarıldığında size karşı bir şeyler hissettiğini hissediyorsanız.

Eğer sarılmalarınız eskisinden daha uzun ve şefkatliyse bu muhtemelen artık işin içinde duygular olduğu içindir. Yeni ya da değil, ama kesinlikle daha yoğun
duygular.

3. Eğer sürekli sadece ikiniz takılıyorsanız, kabul edelim bu sevgililere özgü bir hareket.

Eğer sürekli sadece ikiniz takılıyorsanız, kabul edelim bu sevgililere özgü bir hareket.

Ah tabi, sadece birlikte yemeğe, müzeye, sinemaya giden, saatlerce başbaşa vakit geçiren arkadaşlarsınız. Onun içten içe elinizi tutmak için vakit kolladığını gözden kaçırmamalısınız.

4. Sürekli ortak yanlarınızdan bahsediyorsa.

Sürekli ortak yanlarınızdan bahsediyorsa.

Bilinçli ya da değil, size aranızda ne kadar güçlü bir bağ olduğunu, ortak yanlarınızın ne kadar çok olduğunu anlatmaya çalışıyor. ‘Birlikte ne kadar güzel vakit geçiriyoruz! Aramızda mükemmel bir bağ var, sanki iki sevgili gibi.!’

5. Size asla ondan hoşlanan diğer kadınlardan bahsetmez, çünkü onun için tek bir kadın vardır.

Size asla ondan hoşlanan diğer kadınlardan bahsetmez, çünkü onun için tek bir kadın vardır.

Siz onun yalnız ve çekici bir adam olduğunu ve ondan etkilenen bir kadının
olmamasının mümkün olmadığını bilirsiniz ama o asla böyle şeylerden bahsetmez. Bahsediyorsa da muhtemelen hala doğru kişiyi bulamadığını söylüyordur. Aslında buldu ve o sizsiniz.

6. Şu anki bütün arkadaşlarınızla çok iyi geçiniyorsa.

Şu anki bütün arkadaşlarınızla çok iyi geçiniyorsa.

Onlarla sizin sayenizde tanışmıştır ama şu an hepsiyle takılıyordur çünkü günü gelince onların seni onunla bir ilişkiye başlaman için dürtmelerini dört gözle
bekliyordur.

7. Sürekli sizinle ne kadar çok eğlendiğini anlatıp duruyorsa.

Sürekli sizinle ne kadar çok eğlendiğini anlatıp duruyorsa.

Bunu  aslında ‘ O kadar mükemmelsin ki tek istediğim sana bunu söylemek ama sonra sen, senin için ne kadar delirdiğimi anlayacaksın ve korkup benden uzaklaşacaksın. Bu yüzden ben sadece ‘ Seninle takılmak çok eğlenceli!’ diyebiliyorum.’ demektir.

8. Mesajınıza her zaman anında cevap veriyorsa.

Mesajınıza her zaman anında cevap veriyorsa.

Bu tabi ki de her yakın arkadaşın yapması gereken bir şey ama onlar bile zaman zaman unutup cevap vermeyebiliyorlar. Ama o bu konuda çok özenli davranıyor çünkü size ne kadar çok değer verdiğini görmeniz için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

9. Kimsenin sizin moralinizi bozmasına izin vermiyorsa.

Kimsenin sizin moralinizi bozmasına izin vermiyorsa.

Diyelim ki bir ortamda birkaç kişi oturuyorsunuz ve bir kişi sürekli üstünüze oynuyor ve moralinizi bozacak şeyler söylüyor. O tabi ki de çaktırmadan ya konuyu değiştirir ya da kapatır. Siz hala onun sizin için doğru kişi olduğunu anlamasanız da, o hep sizin arkanızı kolluyor.

10. Eğer bir kampanya ya da bu tür bir olayda yer alıyorsanız ve o reklam için kendini parçalıyorsa.

Eğer bir kampanya ya da bu tür bir olayda yer alıyorsanız ve o reklam için kendini parçalıyorsa.

Diyelim ki bir parti düzenliyorsunuz ya da çalıştığınız şirket için bir kampanya düzenliyorsunuz. Öyleyse reklamınızı bütün sosyal medyada görmeye hazır olun. O bütün dünyaya bunun ne kadar eğlenceli ve önemli olduğunu duyuruyordur çünkü size sonuna kadar inanıyordur.

11. Ona söylediğiniz en ufak şeyi bile hatırlıyorsa.

Ona söylediğiniz en ufak şeyi bile hatırlıyorsa.

Diyelim ki yoğun bir gün geçiriyorsunuz. Endişelenmeyin çünkü o sizin ona haftalar önce söylediğiniz ve bugün yapmanız gereken şeyi o size hatırlatacak. Bu demek oluyor ki söylediğiniz her şey onun için önemli çünkü siz de öylesiniz. Artık birinizden biri bir şeyler yapmalı ve bir an önce mükemmel bir çift olmalısınız.

İLK TÜRK KADIN AVUKAT LOKANTAYA GİDİNCE…

10941427_10206445441275212_4541927478925592429_n[2]

 

Ülkemizde avukatlık mesleğini seçen ve yapan ilk Kadın Avukat Süreyya Ağaoğlu, kadınların yemek yiyemediği lokantada yemek yiyince…

Süreyya Ağaoğlu, Türkiye’nin ilk kadın avukatıdır. 1924-25 ders yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Ankara’ya ailesinin yanına döner.
Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı’nda staja başlar.. İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir ? Evlerine gidemezler, evleri bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler.. Aslında o zamanlar Ankara’da yemek yenebilecek bir lokanta, İstanbul Lokantası vardır. Ama, hep milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir..

Türkiye’nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar..

Zamanın Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu’na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası’nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, peki, der..

İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu’nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikayetler yükselir.

Şikayetler aynı gün, zamanın başbakanı ‘Rauf Bey’e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu’nu arayıp durumu anlatır.

Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, “Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı.. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin,” der..

Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur..

Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu’na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk’e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa, onu dinleyen Atatürk, “Babanın da, Rauf Bey’in de hakkı var,” demesin mi ?..

Büyük bir hayal kırıklığına Süreyya, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : “Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş !..”

Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, “Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor,” der.

Süreyya hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası’nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, “Bugün Süreyya’yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek..” der.

Süreyya’nın şaşkınlığı daha da artar.

Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, “Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi,” deyince durumu anlar..

Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası’na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez..
Bu bir ilk olur… Atatürk ve Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir…

MİDE SORUNLARININ DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ?NEFES MİDE SORUNLARINA NASIL IYI GELİR ?

mide[1]

Mide Sorunları genelde, yaşadığımız bir olayı, bir düşünceyi hazmedemediğimizde, yaşamda yeni deneyimleri kabul edemediğimizde, kendimizi bir olayın içinde sıkışmış hissettiğimizde ortaya çıkar.

Kendi özümüzün ihtiyaçlarını farkına varmadan, bir koşuşturmanın içine girdiğimizde de midemiz bulanır.
Mide bulantısı genelde değişime karşı koyduğumuzda, direnç gösterdiğimizde mide bulantısı olur. 
Nefes, Akışta bir nefes almamızı sağlar. Mide ye dokunarak Mide Sorunlarına genelde söylediğimiz olumlamalar
 “ Kontrolu bırakmak güvenli , Olanı olduğu gibi kabul etmek güvenli, teslim etmek güvenli, Kendim ile yaşam ile barış içindeyim ” olabilir.

                                               nefesterapisi.net/
                                                                 Gülin Sarıyiğit
                                                            Tel : 0 532 665 41 15

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DESTEKLENMEDİĞİNİ HİSSETTİĞİNDE; HATIRLA!..

11011092_836377213076961_4363543156961457651_n[1]
İnsan, bazen hayatın kendisini (yeterince) desteklemediğini hisseder!..
Oysa, hayat-evren-yüksek zeka daima destektedir!..
O halde, desteklenmediğini her hissettiğinde işareti-hediyeyi-dersi-gözünün önündekini görmüyor; özünün seni yönlendirişini duymuyor; ve/veya görmemezlikten-duymamazlıktan geliyor olabileceğin ihtimaline yoğunlaşmalısın!..
Ve şimdi lütfen; kendinden başlayarak hediyeyi-işareti-dersi; görmeye-duymaya ve demeyimlemeye niyet et-izin ver!..
Haydi!.. 💖

Koza Noya

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞEKER HASTALIĞININ DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ? NEFES NASIL FAYDA SAĞLAR?

sekerhastalığı[1]

Şeker hastalığın hayatına baktığımızda yaşamdan çok tat almadıklarını, doyumlu bir yaşantıların olmadığını gözlemleriz.

Geçmişlerinde keşkeleri çok fazladır. Hayata dair pişmanlıkları veya yapamadıklarını çok düşünürler. Buda onları üzüntülü bir ruh halinde olmalarına sebep olurlar. Geçmişteki yaşantılarından memnun değildirler.

Şeker hastalarının nefesine baktığımızda nefeslerini sığ aldıklarını görürüz. Tam kapasite nefes alamayınca negatif duygulara hüzün, kader duygulara çabuk kapılırlar. Nefes seanslarında tam kapasite nefes almaları sağlanır. Nefesini tutmadan hemen vermeleri ve hemen nefes almaları çok önemlidir. Nefesi tutmak geçmişe çok fazla tutunmak anlamına gelebılır. Nefesi hemen verip tam kapasite nefes almak keyifli doyumlu bir hayatı içimize çekmek demektir.

Nefes seanslarında Şeker hastalarına göre

“Beni beslemeyen bana kader veren, duygu ve düşünceleri bırakıyorum, hayatıma neşe , doyum, keyif ve zevki, tatlı düşünceleri  alıyorum.”

kaynak: Gülin Sarıyiğit

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GEÇMİŞ ŞİMDİKİ ZAMANI ETKİLEYEBİLİYOR , PEKİ GELECEK ETKİLEMİYORMU ? KUANTUM ZAMAN VE TERSİNE NEDENSELLİK

11230591_1603027093285090_8907957964554750001_n[1]
Tam şu an saatinize bakın. Gördüğünüz zaman anına nerden geldiniz? Elbette bir önceki andan, yani geçmişten geldim diyebilirsiniz. Peki ya tersi mümkün olamaz mı? Geçmişte değil fakat gelecekte yer alan olaylar sizi bu noktaya getirmiş olamaz mı? Yapılan yeni deneyler bu konuda tartışmalı sonuçlar sunuyor.
Şu an bu yazıyı okuyor olmanız, öncesinde gelişmiş olan olayların sonucunda geldiğiniz bir durum mudur? Geçmişte olanların bizi şu an bulunduğumuz noktaya getirmiş olduğu konusunda çoğumuz hemfikiriz. Ancak bilim dünyası ikinci bir ihtimalin de üzerinde duruyor. Bu teoriye göre yalnızca geçmişteki olaylar değil, henüz gerçekleşmemiş gelecekte yer alan olaylar da yaşadığımız anın üzerinde etki sahibi olabilir. Neden-sonuç ilişkisinin sadece geçmişten geleceğe değil, fakat gelecekten geçmişe doğru da akabileceğini ön gören ve tersine-nedensellik diye isimlendirebileceğimiz bu düşünce, geçmişimizin bizi geleceğe doğru ittiği tablonun yanında geleceğin geçmişe uzanıp bizi kendine doğru çektiği bir senaryoyu da gündeme getirmektedir.

Kuantum teorisi belirsizlik ilkesine dayalı bir olasılıklar kuramıdır. Bu nedenle parçacıkların örneğin konum veya hız gibi kesinlik barındıran özellikleri yoktur. Bunun yerine, konumu veya hızı bir ölçüm yaparak tespit etmeye kalktığımızda, hangi olasılıkla hangi sonuçları elde edeceğimizin bilgisini barındıran olasılıklar bütünü veya teknik tabiriyle “kuantum olasılık dalgası” vardır. Herhangi bir parçacığın durumunu tespit etmek için bir ölçüm yapıldığında, parçacığa ait olasılık dalgasının barındırdığı olasılıklardan biri gerçekleşmiş olarak gözlenir. Bu ölçüm gerçekleştirilmeden önce bütün olasılıkların bir arada bulunduğu bir superpozisyon durumu geçerlidir. Dolayısıyla ölçüm yapmak suretiyle parçacığın hangi konumlarda bulunabileceği bilgisini oluşturan olasılık dalgasını ve dolayısıyla superpozisyon durumunu imha etmiş ve belirli bir konum tespit ederek belirli bir kesinlik meydana getirmiş oluruz. Ölçüm olayı bu bağlamda yıkıcı bir olaydır ve herhangi bir kuantum sisteminin olasılık dalgasını yıkmadan netice veren bir ölçüm veya gözlem yapmak imkânsızdır. Ancak en büyük problem, ölçüm sonucu hangi olasılığın gerçekleşeceğini belirleyen hiçbir mekanizmanın olmamasıdır. Yani olasılıklardan biri “rastgele” gerçeklik kazanır.

Örneğin radyoaktif bozunmaya uğrayacak olan birbirinin tıpatıp aynısı iki atom hayal edelim. Bozunma olayının ne zaman olacağı kuantum mekaniksel çerçevede tamamen olasılığa bağlıdır. Atomlardan biri 5 dakika sonra bozunurken diğeri 5 yıl sonra bozunabilir. Bu olasılıkları hesap edebiliriz ancak olasılıklardan hangisinin ne zaman gerçekleşeceğini kesin olarak söyleyemeyiz. Çünkü olasılıklardan hangisinin gerçekleşeceğini belirleyen bilinen hiçbir neden-sonuç ilişkisi yoktur. İhtimallerden biri tamamen rastgele gerçekleşir. Geçmişten geleceğe akan etkileşimi esas alan klasik nedensellik modeli bu olayı izah etmekte yetersiz kalır. Çünkü atomların geçmişi, bozunmanın ne zaman gerçekleşeceğine dair neden-sonuç ilişkisi kurabileceğimiz herhangi bir bilgi taşımamaktadır. Dolayısıyla atomların başından geçmiş olanları incelemek hiçbir işe yaramaz. Bozunuma anının rastgele değil, fakat bir etki ile belirlenmekte olduğunu kabul edersek ve bu etki bozunma anının öncesinde, yani geçmişte yer almıyorsa, o halde gelecekte yer alıyor olabilir mi? Neden-sonuç ilişkisi kuramıyor olmamızın nedeni, aradığımız nedenin henüz gerçekleşmemiş olması olabilir mi? Tersine nedensellik teorisine göre bu sorunun cevabı evet olmalıdır. Bu teoriye göre birbirinin tıpa tıp aynısı olan iki atomun durumunda aslında bir fark vardır ancak bu fark geçmişten değil, gelecekten gelmektedir. Bu ihtimali kabul edersek, neden-sonuç ilişkisiyle barışık bir kuantum teorisinden söz edebiliriz belki.

Bu iddiaların deneylerle test edilebileceğini düşünen Jeff Tollaksen ve Yakir Aharonov, her bir aşamada parçacıkların spin özelliklerine yönelik özel ölçümlerin gerçekleştirildiği üç aşamalı bir deney tasarladılar. Gelecekteki olayların geçmişi etkilediğini iddia eden tersine nedenselliğe delil getirmek için 2.aşamada gerçekleşen ölçümlerin, gelecekte yer alan 3.aşamadaki ölçümlerden hali hazırda etkilenmiş olduğunu göstermek gerekir. Deneyi daha iyi anlamak adına suyun ortasında duran bir sandal düşünelim. Suyun zamanı temsil ettiğini kabul edelim. Sandalın bulunduğu konum şimdiki anı, arkasındaki su kütlesi geçmişi, önündeki su kütlesi ise geleceği temsil etsin. Bu temsilde geçmişin şimdiki anı etkilemesi, sandalın arkasındaki su kütlesinde yayılan bir dalganın gelip sandala çarparak onu sallaması gibidir. Geleceğin şimdiki anı etkilemesi ise sandalın önündeki su kütlesinde yayılan bir dalganın gelip sandala çarparak onu sallaması gibidir. Hem geçmişin hem de geleceğin şimdiki anı etkileyebildiğini söylemek, hem önden hem de arakadan gelen dalgaların aynı anda sandala çarpması demektir. İki dalganın sandala çarpması, tek bir dalganın çarpmasına kıyasla daha şiddetli bir tepkiye neden olur diyebiliriz. O halde su dalgalarını kuantum olasılık dalgası ile değiştirelim. Sandal örneğinde geriden gelen dalga gerçek deneydeki 1.ölçümü, sandalın konumundaki durum 2. ölçümü, önden gelen dalga ise deneydeki 3. ölçümü temsil etsin. Eğer sadece geçmiş değil fakat gelecek de şimdiki anı etkileyebiliyorsa, 2.ölçümde tespit ettiğimiz durum, hem geçmişten hem de gelecekten yayılarak gelen kuantum olasılık dalgalarının bileşik etkisini taşıyacağından (tıpkı sandala iki dalgalanın çarparak daha şiddetli sallaması misali) bazı kuantum olasılıkların şiddetlenmesine neden olacaktır. Geleceğin şimdiki anı etkilemesi söz konusu değilse, bu durumda bahsini ettiğimiz şiddetlenme olmayacaktır. Deneyde 2.ölçüm esansında buna benzer bir şiddetlenmenin gözlenmesi, henüz gerçekleşmemiş 3.ölçümün 2.ölçümü etkilemiş olduğuna işaret edecektir.

Ancak dikkat ederseniz bu deney senaryosunda çok önemli bir problem var. Daha önce belirttiğimiz üzere ölçüm işlemi, kuantum olasılık dalgasını imha etmektedir. Deneyin kilit noktası 2.ölçümdeki olasılık dalgasının durumudur. Ancak ölçümler neticesinde olasılık dalgaları imha olacağından deneyin gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyordu. Bu problemin üstesinden gelmek için “zayıf ölçüm” adı verilen yeni bir teknik geliştirildi. Normal ölçüme kıyasla son derece zayıf bir etkileşim sergilediğinden dolayı bu ölçüm işlemi sistemin kuantum superpozisyon durumunu imha etmez. Yani olasılık dalgası halen varlığını devam ettirir. Ancak bunun bedeli olarak tek bir ölçüm işleminde kesinlik içeren bir sonuç bilgisi elde edilemez. İşe yarar bir bilgiye ancak zayıf ölçümleri binlerce kez tekrarlamak suretiyle elde edilen büyük bir veri yığınının analiz edilmesiyle erişilebilir. Bu metot ile yapılan deneyler gerçekten de 2.aşamada bir şiddetlenmenin olduğunu gösteren sonuçlar verdi. Ancak deneylerin tersine nedenselliği ispatladığını söyleyemeyiz. Öncelikle zayıf ölçüm işleminin binlerce kez tekrar edilme gereksinimi, her üç aşamanın tek bir deneyde incelenmesini imkânsız kılmaktadır. Elde edilen sonuçlar toplam değerlerdir. Daha net bir şey söyleyebilmek adına geleceğin şimdiki anı etkileyip etkilemediğini deneylerde tek tek incelemeye kalktığımızda ise elde edilen veriler, ölçümlerin çok zayıf olmasından dolayı, cihazların hata paylarının dahilinde kalmakta ve kesin bir şey söylemeyi mümkün kılmamaktadır. Görünen o ki bu teori bilim dünyasını bir süre daha meşgul edecek ve yeni deneylerin çıkış noktası olacak.

Kaynak: Artificial Intelligence Önder Dağ’ya aittir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞANS KAPILARINI KENDİN AÇABİLİRSİN

11535876_657680324332240_5229980071701494451_n[1]
Bir çok insan yaptığı iş, veya çok istediği bir şey olmamışsa hayal kırıklığına uğrar ve şansız biri olduğuna inanır.
BEN ŞANSIZ BİRİYİM.
HANGİ DALA ELİMİ ATSAM O KURUR
BAŞARILI OLMAK KİM BEN KİM
ZATEN BU GÜNE KADAR HANGİ İSTEDİĞİM OLDU Kİ
O KİŞİ ŞANSLI BENİM GİBİ ŞANSSIZ DEĞİL Kİ
BU BÖYLE GELDİ BÖYLE GİDECEK
BİZ SÜRÜNMEYE MAHKUMUZ
Bu sözleri eminim bir çok kişiden duymuşsunuz ya da, siz de kullanıyorsunuzdur..Okuduğunuz bu olumsuz cümleleri görüyorsunuz..Şimdi bir düşünün..Bilinçaltınızı nasıl umutsuzluklarla kodladığınızı..Bu bilinçteki bir kişi, nasıl olumlu olur ,nasıl kendinden emin bir enerji yayar.?
Artık hepimiz biliyoruz hayata bakışınız neyse, hayat size onu sunar..Şimdi, hemen şu an, kendinize yeni bir bakış açısı geliştirmeye karar verin..Siz her şeyin en iyisine layıksınız o yüzden şansız olduğunuzu düşünmeyi bırakın..Eğer teşebbüs ettiğiniz bir iş olmamışsa sizin hayrınız adına olmamıştır..Daha iyisi olacaktır o yüzden olmamıştır.
BEN ŞANSLI BİRİYİM
BAŞARILI OLMAK BENİM DOĞAL HALİMDİR.
ELİMİ NEYE ATSAM ORADA BOLLUĞU BEREKETİ GÖRÜYORUM.
TÜM İSTEKLERİM HAYRIM ADINA OLUYOR
HERKES GİBİ BEN DE ŞANSLI OLDUĞUMU BİLİYORUM
YARADILIŞTA BOLLUK BEREKET VAR
BEN EN İYİYE EN GÜZELE LAYIĞIM
Sevgi ve bütünün hayrı adına paylaşın…Sevginiz ve ışığınız bol olsun..smile ifade simgesi
Serap Özger

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dibe vurmuş insanların 2 tercihi vardır

11218229_676681275770978_9059021595799551336_o[1]

1 . Hayatlarını BEN merkezci olarak yaşarlar..
Tolerans , esneklik , sevgi ,saygı , paylaşım , yaratım , empati , sabır yoktur ;aşka yer vermezler..
Kabadırlar.
Kırıp dökerler..
Gösterişte inançlılardır..
Güvenmezler
Adına da : Biz de böyle derler..
Hep bir bahaneleri vardır böyle olmalarının

2. Alınması gereken dersleri öğrenmiş , yolunda ki herşeye farkındalıkla , uyumla , sevgiyle yaklaşırlar
Gelene de , gidene de kabul buyururlar..
Daha ılımlı , daha uyumlu daha umutlulardır..
Dikkatli ve özenlilerdir..
Bahaneleri yoktur..

O yüzden dibe vurdum diyenlere dikkat edin..
1.Özelliğe yatkın olanları yasamınızdan uzaklastırın
Size zarar verirler…
Berna Aysu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »