Türkiye’de; Denizi Ayrı Deniz, Havası Ayrı Hava Olan 15 Muhteşem Yer…

Başka türlü bir şey istediğinizi biliyoruz! Türkiye’nin restoranlarla dolup taşan plajlarına inat, kimisinin yolu berbat olsa da hepsinin suyu berrak, gidilesi plajlarını sizin için derledik.

1. Gelibolu, Kömür Limanı

Gelibolu, Kömür Limanı

Adına inat, efsane berraklıkta bir suyu var. Türkiye’nin en iyi denizsuyu listesinde de ilk sıralarda bulunuyor.

Yer: Gelibolu’dan Eceabat yönünde 1 km gidip sağa sapın. Fındıklı Köyü tabelasını takip edin. 12 km sonra karşınıza köy çıkacak. Köy girişindeki Kömür Limanı tabelasını takip ederek yaklaşık 6 km sonra limana varacaksınız.

2. Bozcaada, Akvaryum Koyu

Bozcaada, Akvaryum Koyu

Bozcaada’ya gittiğinizde kalabalık ve restoranlar tarafından işgal edilmiş Ayazma Plajına gitmenizi tavsiye edeceklerdir. Biz bir değişiklik yapıp, Akvaryum Koyu’na gitmenizi öneriyoruz.

Yer: Ulaşımınızı kendi aracınızla veya merkezden kiralayabileceğiniz araçlarla yapmanız gerekiyor. Ayazma plajından sonra yaklaşık 20 dakikalık bir mesafe daha yol alıyorsunuz. Ulaşımınızı kendiniz sağladığınız gibi, adanın diğer yerlerine göre küçük bir koy olduğu için burada büfe, restoran gibi hizmetler bulunmuyor. Yiyecek ve içeceklerinizi kendiniz hazırlayarak buraya gitmeniz sizin için çok yararlı olacaktır.

3. Datça, Ovabükü Koyu

Datça, Ovabükü Koyu

Çakıl-kum karışımı plajı ve berrak suyu ile sizi çağırıyor! Birtakım tesis ve restoranlar olsa da, hala zarar görmemiş yerlerden biri.

Yer: Datça’dan günün değişik saatlerinde Ovabükü’ne dolmuşlar kalkıyor, onları kullanabilirsiniz.

4. Fethiye, Ölüdeniz

Fethiye, Ölüdeniz

Anlatılmaz, yaşanır… Tesisler bile olsa, büyüleyici havasını kaybetmemiş bir doğa harikası… Yamaç paraşütü yapmanızı şiddetle tavsiye ederim!

Yer: Fethiye’den yaklaşık 14 km yol yapmanız gerekiyor. Yaklaşık yarım saat sürüyor. Minibüsler Fethiye’den kalkıyor.

5. Dalyan, İztuzu Plajı

Dalyan, İztuzu Plajı

4.5 km uzunluğunda bir plaj. Söylenene göre dünyada bir benzeri daha yokmuş. Deniz suyu ile tatlı suyun arasında kalmış olması özelliğiyle tam bir doğa harikası. Plaja Caretta Caretta’lar yumurtalarını bıraktığı için, Kaplumbağa Plajı olarak da biliniyor. Kaplumbağaları rahatsız etmemek için 20.00 – 08.00 arası kapalı, diğer saatlerde halka açık.

Yer: Dalyan’dan kalkan dolmuş tekneler ya da minibüsler aracılığıyla ulaşabilirsini.

6. Selçuk, Pamucak

Selçuk, Pamucak

Kumlu ve dalgalı deniz sevenlerin her zaman tercih edeceği, palmiyelerle kaplı, kum sahil… Pek kimseler de bilmediğinden, upuzun sahilde kafa dinleyebilirsiniz.

Yer: İzmir‘in güneyine inip, Selçuk’tan dalga seslerini takip edin. En çok olduğu yer!

7. Foça, Sazlıca Plajı

Foça, Sazlıca Plajı

Foça’yı zaten huzur merkezi olarak belirleyebiliriz; ama Sazlıca bambaşka bir tanımı hak ediyor. Onlarca farklı türde deniz canlısına rastlayabileceğiniz, dalış için efsane bir mekan…

Yer: Eski Foç ile Yeni Foça arasında, çok da uzun olmayan ancak derin bir koy.

8. Marmaris, Delikyol Koyu

Marmaris, Delikyol Koyu
Tek bir tesis bulunan, sessiz, efsane bir denize sahip Marmaris koyu!
Yer: Selimiye’ye 7 km kala muhteşem doğasıyla Delikyol Koyu ile karşılaşacaksınız.

9. Fethiye, Kelebekler Vadisi

Fethiye, Kelebekler Vadisi
Artık pek çok kişi tarafından adı bilinse de, halen giden kişi sayısı çok çok fazla olmuyor. O vadide denize girmekse, gerçekten paha biçilemez…
Yer: Fethiye’den araçlarla gidiliyor. Ancak araç giren yer bir yer kadar iniyor. Gerisi, tabana kuvvet! Zaten güzel yanı da bu değil mi? 🙂

10. Kalkan, Patara Plajı

Kalkan, Patara Plajı

Tam 12km uzunluğunda, ince kum plaj, caretta carettaların yumurta bıraktıkları koruma bölgesindeki plajlar arasında. İncecik kumundan ötürü, Yeşilçam filmlerine çöl sahneleri için evsahipliği yapmış. Biraz gerisinde de antik kent bulunuyor. Rüzgar sörfü için de olduka elverişli bir bölge!

Yer: Kalkan’a bağlı, Antalya Patara arası yaklaşık 208 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 3 saat 30 dakika kadar sürer.

11. Gökova, Yedi Adalar

Gökova, Yedi Adalar

Eğer mavi yolculuk sizin içinse en doğru tatilse, burada birkaç gün kalmanızı tavsiye ederim! Dalış için de oldukça uygun olan koyda, sakinlikten de insan deliriyormuş demeyin sakın…

Yer: Gökova’da araç girmeyen enfes yerlerden biri daha!  Bodrum‘dan kalkan motorlarla gidebilirsiniz.

12. Fethiye, Kabak Koyu

Fethiye, Kabak Koyu

Her şeyin Kabak tadını vermesini dilediğiniz cennet köşelerden biri daha… Konaklama ise daha çok bungalov tarzı ağaç evler ve çadırların olduğu kamplarda mümkün. Hem doğası, hem de sıcak ortamı ile kalabalıktan hoşlanmayanlar için çok güzel bir alternatif. Ayrıca düzenlenen tekne turları ile Kelebekler Vadisi’ne günübirlik gidip gelebilirsiniz.

Yer: Fethiye’den köye giden minibüslere biniyorsunuz. Sonrasında ise ulaşım köyden büyük arazi araçları ile sağlanabiliyor.

13. Kastamonu, Gideros Koyu

Kastamonu, Gideros Koyu
Karadeniz’in hırçın sularının arasına gizlenmiş bir cennet. Türkiye’nin en sakin koylarından birinde tatil yapmak istiyorsanız çok fazla konaklayacak yer şansınız yok. Zaten burası da güzelliğini biraz bu sakinliğine borçlu.
Yer: Amasra’dan ve Kastamonu’dan araç ile ulaşım olduğu gibi, tekne ile de ulaşım mümkün.

14. Marmaris, Bozukkale Bencik Koyu

Marmaris, Bozukkale Bencik Koyu

Araçla gidiş var, ancak kamp yapmaktan başka konaklama şansınız yok. Herhangi bir kamp alanı da bulunmadığı için tatilcilerin çok tercih etmediği, yatların uğradığı, bu sebeple de tertemiz kalmış saklı bir cennet.

Yer: Datça ile Marmaris arasında minicik bir ada ile bölünen nefis koy.

15. Muğla, Akyaka

Muğla, Akyaka

Azmak nehrinin denizle buluştuğu o müthiş güzellik, Akyaka… Kamp yapmayı seviyorsanız, bir kez buraya uğradığınızda bütün yazı burada geçirebilirsiniz, bizden söylemesi!

Yer: Gökova vardıktan sonra yaklaşık 30 km’lik bir yol daha almanız gerekiyor. Ya da direk Akyaka minibüslerini de tercih edebilirsiniz.

KAYNAK: ONEDİO

karadenizi unutmamalı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Peygamberdevesinin Bize Verdiği 17 Önemli Ders

1. Peygamber devesi asla israf etmeyen bir böcektir, ne yakalarsa kanat, bacak, kuyruk, vs. demeden yer: Bize tasarruf dersi verir.

Peygamber devesi asla israf etmeyen bir böcektir, ne yakalarsa kanat, bacak, kuyruk, vs. demeden yer: Bize tasarruf dersi verir.

2. Cüssesine bakmadan her şeye saldırır peygamber devesi: Bize cesaret dersi verir.

Cüssesine bakmadan her şeye saldırır peygamber devesi: Bize cesaret dersi verir.

3. O kadar bakmaz ki cüssesine, tehdit algıladığı her şeye saldırır: Korkma der bize peygamber devesi.

O kadar bakmaz ki cüssesine, tehdit algıladığı her şeye saldırır: Korkma der bize peygamber devesi.

4. Çoğu zaman bu cesareti onun hayatına mal olur: Ne olursa olsun hayalinin peşinden git der peygamber devesi.

Çoğu zaman bu cesareti onun hayatına mal olur: Ne olursa olsun hayalinin peşinden git der peygamber devesi.

5. Havada, suda, karada fark etmez, ekmeğinin peşinden koşar: Bize azmin tanımını yapar peygamber devesi.

Havada, suda, karada fark etmez, ekmeğinin peşinden koşar: Bize azmin tanımını yapar peygamber devesi.

. Saatlerce hiç kıpırdamadan pusuda bekler: Bize sabrın önemini gösterir peygamber devesi.

Saatlerce hiç kıpırdamadan pusuda bekler: Bize sabrın önemini gösterir peygamber devesi.

7. Saldırırken ön ayaklarını açarak kendini daha büyük gösterir: Bize içinde bulunduğun şartlara göre davranma dersi verir.

Saldırırken ön ayaklarını açarak kendini daha büyük gösterir: Bize içinde bulunduğun şartlara göre davranma dersi verir.

8. Çiftleşmeden sonra dişisi erkeğinin başını yer dişi peygamber devesi: Bize çocuğun ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Çiftleşmeden sonra dişisi erkeğinin başını yer dişi peygamber devesi: Bize çocuğun ne kadar önemli olduğunu gösterir.

9. Başını yanına çevirebilen tek böcektir: Bize bakış açısının önemini anlatır.

Başını yanına çevirebilen tek böcektir: Bize bakış açısının önemini anlatır.

10. Bazı bilim insanları onu normal böcekler sınıfında değerlendirmenin hata olduğunu, ayrı bir sınıflandırma gerektiğini söyler: Bize işinde en iyisi olmanın önemini hatırlatır.

Bazı bilim insanları onu normal böcekler sınıfında değerlendirmenin hata olduğunu, ayrı bir sınıflandırma gerektiğini söyler: Bize işinde en iyisi olmanın önemini hatırlatır.

11. Dişisinin erkeğinden bir hayli iri ve heybetli olduğu böcek: Bize kadının değerini hissettirir.

Dişisinin erkeğinden bir hayli iri ve heybetli olduğu böcek: Bize kadının değerini hissettirir.

2. Ne kadar zorlanırsa zorlansın asla vazgeçmezler: Bize ısrarcı olmanın, tuttuğunu koparmanın faziletini anlatır.

Ne kadar zorlanırsa zorlansın asla vazgeçmezler: Bize ısrarcı olmanın, tuttuğunu koparmanın faziletini anlatır.

13. Zararlı böcekleri yediği için organik tarım için vazgeçilmezdir: Bize yemek yediğiniz kaba sıçmamayı öğretir.

Zararlı böcekleri yediği için organik tarım için vazgeçilmezdir: Bize yemek yediğiniz kaba sıçmamayı öğretir.

14. Bu kadar zarif ve narin olmasına karşın cüssesine göre çok güçlüdür: Bize görünüş aldatıcıdır der.

Bu kadar zarif ve narin olmasına karşın cüssesine göre çok güçlüdür: Bize görünüş aldatıcıdır der.

15. Düşmanları yok mu elbette var: Bize her an tetikte olmayı öğretir.

Düşmanları yok mu elbette var: Bize her an tetikte olmayı öğretir.

16. Adını verdiği dövüş sanatı stilleri vardır: Bize başarıyı anlatır.

Adını verdiği dövüş sanatı stilleri vardır: Bize başarıyı anlatır.

17. Ateşlidir peygamberdevesi, şehvetli, ihtiraslı: Bize tutkunun gücünü gösterir.

kaynak: onedio

Mutluluk İçimde, Çünkü Onu Yedim…

11667486_10153439267249105_4126671330370275333_n[1]

Bir yıllık mutluluk için 7 günde kazanmanız gereken 7 alışkanlık

Günlük hayatımızın koşuşturmacasında, ağaçlara gökyüzüne bakmayı unutup, mutluluk seviyemizi fazlasıyla değiştiren aktiviteleri gözden kaçırabiliyoruz. Ama şanslıyız ki; sadece sezgilerimizle hareket etmekten öteye geçip, daha mutlu bir hayata götürebilecek davranışları oluşturmaya yönelik ispatlanmış stratejilere ulaşabiliyoruz. Şimdi başlayıp önümüzdeki haftaya kadar alışkanlık haline getirebileceğiniz, mutlu bir hayat için kolay uygulanabilir tavsiyeleri siz Uplifers okuyucuları için derledik.

İşteyken bir amacınız olsun

Mesleğinizi sadece meslek/iş olarak görmeyi seçtiyseniz, zaten öyle olmaktan öteye gidemez; ama bundan fazlası da var. Tüm meslekler hizmet etmek için var, yeteneklerinizi ve güçlü olduğunuz yanları sergileme şansını elde ediyorsunuz. Diğer insanlara yardımcı oluyorsunuz. Bütün meslekler aracılığıyla dünyayı değiştirmek mümkün. Bekçi, polis memuru, öğretmen, astronot ya da yatırımcı olabilirsiniz; ne meslekle uğraştığınız fark etmez, işinizde bir anlam, bir amaç bulmak sizin elinizde. Eğer bu şekilde düşünürseniz, her gün bir amaç doğrultusunda, bir hedef için uğraştırığını hissedeceksiniz. O yüzden bugün kendinize söyleyeceğiniz şey şu olsun:

Sevdiğin şeyi yapabilme şansını elde edene kadar, yaptığın işi sev. Sevdiğin yerde olabilmek için, şu anda olduğun yeri sev. En çok sevdiklerinle birlikte olana kadar, şu an yanında olan kişileri sev.

Mutluluğu yakalamak ancak bu şekilde mümkün olabilir.

iş yerinde mutluluk

Uzmanlaşmak için rahatınızdan ödün vermeyi kabullenin

Mutlu insanların uzmanlaşmaktıkları ve ilk başta öğrenirken onları rahatsız eden belirli görevler vardır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan (hem internet üzerinden hem yüz yüze) araştırmalarda, bir yetenek konusunda uzmanlaşmanın düşünüldüğü kadar stresli bir iş olduğu sonucuna ulaşılıyor. Ancak, bu stresin pozitif bir stres olduğu düşünülüyor.

Bir konuda uzman haline gelmek stres açısından insanları olumsuz anlamda etkilese de, insanlar bu aktivitelerin aynı zamanda kendilerini mutlu hissettirdiğini ve geçmişe dönüp baktıklarında kendilerini tatmin olmuş hissettirdiğini de söylüyor. Kendilerindeki gelişmeyi görüp bu hissin mükemmel olduğundan bahsediyorlar. Doğruyu söylemek gerekirse, herhangi bir şeyde başarısız olduğunu görmek o konuda harika olabileceğine dair ilk adımdır. Zorlanmak gelişmenin kanıtıdır. Ne kadar zaman harcayıp uğraşırsanız, o kadar hızlı öğrenirsiniz. Kendinizi geliştirmek için oldukça verimli bir 10 dakika, alelade bir 1 saatten daha iyidir. Tam her şeyin kıyısındayken pratik yapmayı, gerinip yeniden başlamayı, hata yapmayı, tökezlemeyi, bu hatalardan sonuçlar çıkarmayı istemeniz gerekiyor. Uzun vadede mükemmel olmak kısa vadede çekilen zorluklara kesinlikle değecektir, emin olun.

kahraman gibi hissetmek

Kendinizi başarı ve başarısızlıklarınızdan ayırın

Dış etkenlere bağlı olarak değerlendirilen özsaygı oldukça değişken olabilir. Örneğin, üniverite öğrencilerini ele alalım. İyi bir not alan ya da master programına kabul edilen öğrencilerin özsaygılarında ufak artışlar olurken, bu durumların tersiyle karşılaştıklarında oldukça sert düşüşler yaşıyorlar. Bu öğrencilerin unuttuğu şey şu ki; başarısızlık sizin olduğunuz kişiyi göstermez, sadece tecrübe ettiğiniz bir durumu gösterir. Aynısı başarı için de geçerlidir.

Mutlu ve başarılı insanların uzun dönemde mutlu ve başarılı olmalarının çok basit bir nedeni olduğunu unutmayın: Başarı ve başarısızlık kavramlarını farklı düşünmeleri. İşler yolunda gitmiyorsa bunu kişisel bir durum olarak yorumlamıyorlar, her şey mükemmel gidiyorsa da bunun tamamen kendilerinden kaynaklandığını düşünmüyorlar. Bu kişilerin izlerini takip etmek mutluluğa götürecektir. Elinizden geleni yapın, hayat boyu mütevazı bir öğrenci olmaya, başkalarından bir şeyler öğrenmeye çalışın. Başarılı olduğunuz bir durumu kafanızda sürekli büyütmeyin, başarısız olduğunuz bir durumu da sürekli düşünüp kendinizi üzmeyin.

başarısızlık ve başarı&

Verimli olun, ama acele etmeyin

Acele ettirilmek umutsuzluğa düşmenin en hızlı yoludur. Diğer taraftan da yapacak hiçbir şeyinin olmaması da zararlı olabilir (bu haber hiçbir şey yapmadan yaşama hayali kuran okuyucuları üzmüş olabilir). Rahat bir şekilde verimli olarak çalışmak doğru dengeyi kurmak demektir. Bu da demek oluyor ki, konfor alanınızı genişletmeniz, ama bu süreçte kontrolden çıkıp çıldırmamanız gerekiyor. “Söylemesi kolay” diye düşünebilirsiniz, ama bir şeyleri başarmak için gereken pozitif perspektif kesinlikle bu.

Bunu yapmak için izlemeniz gereken metod ise her gün için ayarlamanız gereken “ağır yük” ve “hafif yük” zaman aralıklarıdır. “Ağır yük” sürecinde tüm gücünüzle uğraşmalı, “hafif yük” için ise tempoyu düşürmelisiniz. Sürekli çok fazla meşgul olmamanız için yapmanız gereken zaman kontrolü prosedüründen başka bir şey olmadığını düşünebilirsiniz. Günün bilançosunu çıkarıp, dinlenmek ve enerjinizi yeniden toplamak için kafanızı dağıtın. Kendinizi kandırmayın, birkaç dakikanızı ayırıp bunu yapabilecek kadar vaktiniz var.

Ayrıca herkesin isteklerini her zaman karşılayamayacağınızı aklınızın bir köşesinde tutun; çünkü insanlar bu şekilde sizi kullanabilir. Bazen kesin sınırlar çizmek zorunda kalabilirsiniz. Hepimizin zorunlulukları var, ama herkese evet diyerek kendi rahatınızı bozmamalısınız. Çoğu şeye “hayır” diyebilin ki doğru şeylere “evet” diyebilmeniz mümkün olsun.

kendine zaman ayırmak

Verebileceğiniz bir şeyler olduğunda verici olun

Vermek, genellikle kendini düşünmeden yapılan bir eylem olarak düşünülse de; alıcıdan çok verici olan kişiye fayda sağlayan bir durumdur. Bir diğer deyişle, ne şekilde olursa olsun sosyal destek sağlamak, o desteği almaktan daha fazla katkıyı hayatınıza katar. Sezgilerimize dayanarak hepimiz biliyoruz ki, ihtiyacı olan birine yardım etmek kendimizi harika hissettiriyor. Çünkü devamlı bir mutluluk kazandıklarımızdan değil verdiklerimizden –dünyada bir fark yaratmaktan-  sağlanır.

Bunun arkasındaki matematik oldukça basittir.

Yapılan herhangi bir nazik davranış beyinde serotonik salgılanmasını sağlar. Serotonin inanılmaz faydalı ve daha neşeli hissetmenizi sağlayan bir maddedir. Bunun bir diğer faydası da sadece siz kendinizi iyi hissetmeyeceksiniz, yaptığınız olumlu davranışı gören insanların da aynı şekilde serotonin salgılayıp mutlu olmasını sağlayacaksınız. (Küçük bir not olarak belirtelim, çoğu antidepresan ilacın da fonksiyonu serotonin salgılanmasını sağlamaktır.)

mutluluk

En yakın ilişkilerinizi büyütün

Yapılan bir araştırma sonucunda, önemli sorunlarını yakın birkaç arkadaşıyla konuşabilen kişilerin %60 daha mutlu olduğu gözlemleniyor. Ayrıca, ortalama insan ölümü oranının yalnız insanlarda 2 kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?

İyi ilişkiler, her ne kadar klişe olsa da, altın kadar değerli. Burada önemli olan kaç arkadaşınız olduğu değil, bu arkadaşlık ilişkilerinize ne kadar emek verdiğiniz. Yeterince ilgilenilmediği zaman en sağlam arkadaşlıklar ve en iyi ilişkiler de çözülüp kopuyor olsa da ve bunu düşünmesi çok ağır gelse de, biriyle yakınlık kurmak sürekli olarak kazanmanız gereken bir durumdur, o nedenle bunun size verilmiş olduğunu, o kişinin sürekli yanınızda olduğunu garantilenmiş olarak görmemeniz gerekir.  Size yakın olan kişilerle ne zaman bir araya gelseniz, hem bağlarınızı güçlendiriyorsunuz, hem de mutluluk seviyenizi yükseltiyorsunuz. Her iki taraf için de kazançla sonuçlanan bir durum.

O nedenle sevdiklerinixle büyük planlar yapmak için beklemeyin. Beraber zaman geçirerek beraber plan yapın. Düzenli olarak açık ve net iletişim kurun. Ele geçirdiğiniz her fırsatta birlikte bir şeyler yapın.

Akıllı telefonunuzu bir kenara koyun, bilgisayarınızı kapatın ve beraber geçirdiğiniz zamanın tadını çıkarın, yüz yüze ve olması gerektiği gibi. Güzel bir sohbetin, içten bir kahkahanın, uzun bir yürüyüşün, arkadaşlarla çıkılan bir gece eğlencesinin, birbirine sarılmanın kattığı mutluluğun yerini doldurabilecek çok fazla şey olmadığını unutmayın. Oldukça sıradan görülebilecek şeyler, doğru insanlarla yapıldığında sıradışı hale getirilebilir. Bu insanların etrafında olmayı seçin ve birlikte olabildiğince güzel vakit geçirin.

arkadaşlık<img class=”alignnone size-full wp-image-41669″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2015/03/arkadaşlık.jpg?21eee8″ alt=”arkadaşlık” width=”630″ height=”400″ />

Kendinize karşı dürüst olun

“Bunu sürekli duyuyoruz” deseniz de, belki de diğerlerine kıyasla en önemli olan tavsiye de bu.

Bir araştırma sonucuna göre, insanların ölmeden önce söyledikleri ve en büyük pişmanlıkları olarak bahsettikleri şey şu: “Keşke kendime karşı dürüstçe yaşadığım, başkalarının benden beklentileri doğrultusunda olmayan bir hayat yaşasaydım…” Belki bu cümle aklınızda kalır ve kendi ihtiyaçlarınızı öncelik haline getirmenizi size hatırlatır.

Çünkü ne yaparsanız yapın, nasıl yaşadığınız ya da nasıl harika bir insan olduğunuza bağlı olmaksızın, birileri hep hayal kırıklığına uğramış olacak. O yüzden kendi isteğinize göre hareket edin. Açıklamalarla vaktinizi harcayıp tereddüte düşmeyin. Sadece birileri sizin bakış açınızı anlamıyor diye sürekli kendinizi açıklamak zorunda değilsiniz.

Ciddi olalım, tüm dünya size kim olmanız gerektiğini söylemeden önce kim olduğunuzu hatırlayabiliyor musunuz? Ancak kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayı ve başkalarının ne istediklerini düşünmeyi bıraktığınızda mutluluğu bulabilirsiniz. Hayatınızdan sorumlu olan tek kişi sizsiniz.

gözünü kapatıp düşünmek<img class=”alignnone size-full wp-image-41670″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2015/03/gözünü-kapatıp-düşünmek.jpg?21eee8″ alt=”gözünü kapatıp düşünmek” width=”630″ height=”400″ />

Sormanız gereken tek soru şu olmalı: Hayatımın geri kalanıyla ne yapmak istiyorum?

Bu soruya verdiğiniz cevap her ne ise onu yapmaya başlayın.

“Bir ara” yaparım dediğiniz şeyleri yapacağınız o arayı artık ertelemeyi bırakmanızın vakti geldi.
kaynak: uplifers.com

Yeşilyoladurde…

11667405_10206982915468245_2445893578809412838_n[1]

”Kimdir devlet?” Devlet bizim sayemizde devlettir. Ben halkım!

Havva Ana

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

Kişilik özelliklerimizi; karmaşık biyolojik faktörler, genetik özellikler ve büyüdüğümüz çevrenin belirlediği düşünülmekte. Peki deneyimler kişiliğimizi değiştirebilir mi? Kesinlikle mümkün.

1. Organ nakli

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

Organ nakli yapılan hastaların, gizemli bir şekilde nakledilen organın sahibinin kişilik özelliklerini göstermeye başladığına dair birçok örnek mevcut. Bunun arkasında yatan nedenin hücre hafızası teorisi ile ilgili olduğu düşünülüyor. Bu teoriye göre, vücuttaki hücreler, genlerimizden bağımsız olarak, kişilik özelliklerimizin, tercihlerimizin ve geçmişimizin işaretçilerini taşımakta. Bu teori tüm dünya genelinde kabul edilmemiş olsa da, yapılan araştırmalar hücresel hafızanın varlığını gösterdi; örneğin Honolululu Hemşirelik Okulunda yapılan son 10 kalp nakli hastasında, kalbin eski sahibine ait 2-5 arası kişilik özelliği görüldü. Bu özellikler yemek zevkinden, sanata, eğlence aktivitelerine kadar çeşitlilik göstermekte.  İlginç bir vakada ise 8 yaşındaki kız çocuğu kendine organı nakledilen kişinin cinayetine dair kabuslar görüp duruyordu. Psikiyatristinin değerlendirmesi sonucu kız çocuğunun gerçek olaylardan bahsettiği anlaşıldı ve polise götürüldü. Çocuk, polise cinayetin tarihi, yeri ve katilin kullandığı silah da dahil olmak üzere bilgiler verdi.
Kaynak:  Russel L, Pearsall P, Schwartz G, et al. Changes in heart transplant recipients that parallel the personalities of their donors. Integrated Medicine. 2000.

2. Sihirli mantar yemek

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

Hayal gördüren uyuşturucular zihinde garip deneyimler yaratmalarıyla bilinirler ama sihirli mantarları bir kere bile kullanmanın kişiliğinizi değiştirebileceğini, hem de muhtemelen iyi yönde değiştirebileceğini biliyor muydunuz? Live Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, katılımcılara sihirli mantarda bulunan bir bileşen olan psilocybin verilmesinin ardından katılımcılar yeni deneyimlere aha açık olduklarını belirttiler. Bu kişiler deneyden bir sene sonra bile bu etkilerin devam ettiğini belirttiler. Araştırmacılar bu durumun nedeninin psilocybin isimli ilaç bileşeni değil, insanların ilaç etkisindeyken yaşadıkları içebakış deneyimlerinin hayata bakışlarını değiştirmesi olduğunu düşünüyor.

3. Mikrop kapmak

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

Mikrop kapmak genelde sadece birkaç gün hasta olmaya yol açsa da, bazı bilim adamları mikrop kapmanın davranışlarınızda değişikliklere yol açacak daha kalıcı etkileri olduğunu düşünüyor. Psychology Today yazarlarından psikiyatrist Robert Bransfield’e göre, yaklaşık 65 adet mikrobun zihinsel hastalıklarla, kişilik değişiklikleriyle ve bilişsel yetenekte düşüşle bağıntısı var. Buna dair en şaşırtan örnek ise Lyme hastalığı. Brainsfeld’in belirttiğine göre Lyme hastalığı sahibi kişilerden bazılarında, depresyon ve intihar eğiliminde artışa ilave olarak daha önceden bu kişilerde görülmeyen şiddet içeren saldırgan davranışlar ortaya çıkıyor. Lyme hastalığı bulunan çoğu kişide bu durum görülmese de hastaların küçük bir yüzdesinde, saldırganlık eğilimini artıran nörolojik bir bozukluk oluşuyor. Bu tip rahatsızlıkların korku eşiğini düşürdüğü, depresyona, bilişsel sorunlara ve ruh hali değişimlerine yol açtığı; ve daha da önemlisi bazı hastalarda intihar eğilimini ve saldırganlığı artırdığı görüldü.

4. Beyin ameliyatı

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

Beyin, insan vücudundaki en karmaşık ve en az anlaşılan organlardan biri, bu yüzden de beyin ameliyatının kişilik üzerinde tahmin edilemeyen etkilerinin olması pek şaşırtıcı değil. Psychology Today’e göre; ön ve temporal loplarda, amigdalada ve hipokampüste gerçekleştirlen ameliyatlar sıklıkla fisiksel saldırganlıkta artış, beklenmeyen duygular, hafıza kaybı ve dürtüleri kontrol yetersizliğine yol açmakta. Birçok durumda ise, beyin travması sonrası gerçekleşen beyin ameliyatı depresyon, endişe ve obsesif kompulsif bozukluk gibi zihinsel hastalıklara yol açabilmekte. Beyin ameliyatı geçiren kişiler ayrıca madde bağımlılılığına da daha yatkın.

5. İşsizlik

Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim

İşinizi kaybetmek hiçbir zaman kolay bir durum değildir ve ardından gelen aylar süren işsizlik de herkesi depresif yapmak için yeterli bir neden. Ancak araştırmacılara göre, işten çıkarıldıktan sonra birçok kişi tatminsizlik duygusunun da ötesinde, iş sahibi olmayan kişilerde görülen bazı kişilik değişiklikleri yaşıyor. 6797 işsiz katılımcı üzerinde yapılan ve The Journal of Applied Psychology dergisinde yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre, yıllardır işsiz kalan insanlarda sorumluluk duygusuyla hareket etme, dürüstlük ve uyumluluk gibi özelliklerde değişiklikler gerçekleşiyor. Özellikle kadınlar bir yıllık işsizlik durumunun ardından daha az uyumlu hale gelirken, erkekler işsizlik durumunda önceleri daha uyumlu olurlarken üç yıllık işsizlik ardından bu özelliklerinde dibe vuruyorlar. Araştırmadan çıkan sonuçlardan biri de birçok kişinin kariyerlerinde kimliklerini buldukları ve kariyerleri olmadan kimliklerinin ellerinden gittiği.
Kaynak: Boyce C, Wood A, Daly M, Sedikides C. Personality Change Following Unemployment. Journal of Applied Psychology. 2015.

mynet

7 TEMEL ÇAKRA VE GÖREVLERİ

11700853_1070267119659732_6830280244372434425_n[1]
1 ÇAKRA :
Kök ya da destek kaynağı anlamına gelir Sanskrit ismi Muladhara olan Çakranın Ortak ismi, Kök çakradır Başlangıç yeri, Omurga başlangıcıdır Temel görevi ve etkileri ; güvenlik hassasiyeti, genel sağlık, elemedirÇakrada sorun olduğunda, Kilo alma, korkusuzluk, kabızlık, direnme gibi problemler yaşanır Çakrayı açma yolu ise ; Bacakları ve kolları güçlendiren, sıkılaştıran hamle yapar gibi yoga duruşu uygulamasıdır
2 ÇAKRA :
Birinin kendi yeri nalamına gelen 2 çakranın Sanskrit ismi, Svadhisthanadır Ortak isim, Su çakrası olarak bilinier2 çakra bölgesi , Alt karın, Kasık bölgesinin hemen yukarısıdır Temel görevleri ve etkileri ;Hassasiyet, ****üel enerji, yaratıcılık, duygular, mahremiyet, deneyimsel zevk, sirkülasyon 2 çakrada sorun olduğunda, Kontrol sorunu, bağımlılık, çok çalışma, eğlenmeme, duygusal drama, ****üel problemler, kalça ve bel ağrısı gibi sorunlar yaşanır Çakrayı açma yolları, Derin derin nefes almaktır
3 ÇAKRA :
Parlak mücevher anlamına gelen 3 çakranın ,Sanskrit ismi, Manipuradır Ortak isim, Ateş çakra olarak bilinir 3 çakra Bölgesi, göbeğin arka kısmıdır Temel Görevleri ve etkileri, Özgüven, karalılık, disiplin, sindirim, metabolizma ile ilgilidir 3 Çakrada Sorun olduğunda, Sindirim problemleri, beslenme bozuklukları, kendini küçük görmek, nefret, titizlik gibi sıkıntılar yaşanır Çakrayı açmanın yolları, Bükülme hareketleri gibi 20 dakika boyunca hoşunuza giden bir şeyler yapmaktır
4 ÇAKRA :
İncinmez anlamına gelen 4 çakranın Sanskrit ismi, Anahatadır Ortak adı Kalp çakra olarak anılır 4 çakra bölgesi Kalp, göğüs altıdır Etkileri ve temel görevleri , Merhamet, aşk, akıl ve beden arasında birliği sağlamaktır 4 çakrada sorun olduğunda, Yalnızlık, solukluk, kıskançlık, kendini düşünmeme, akciğer sorunları, tansiyon gibi problemler ortaya çıkar Çakrayı açmanın yolları; Sıkılaşma egzersizleri, göğüs açma hareketleri, şekerleme gibi kestirme gibi sevdiğiniz şeyleri yapmak, yalnız olduğunuzda ya da yorgun olduğunuzda yalnız bir arkadaşınızla plaudunlar yapmak 5 ÇAKRA :
Saf anlamına gelen 5 çakranın Sanskrit ismi, Vissudhadır Ortak ismi, Boğaz çakrası olarak bilinir 5 çakranın Bölgesi, Boyun, boğaz, ağızdırEtkileri ve temel görevleri ; İletişim, duygusal anlatım, dinlemedir 5 çakrada sorun olduğunda, Boyun ve omuzlarda gerginlik, çeneyi sıkmak, diş gıcırdatmak, zor konuşma, dinleme yeteneksizliği, işitme sorunları, boğaz sorunları, aşırı konuşma gibi sorunlar ortaya çıkar Çakrayı açmanın yolları, Aşırı su içme, sigarayı bırakma, peynir ve süt tüketmek, şarkı söylemek, boyun ve omuz çevirme egzersizleri yapma, yüksek sesle duyguları açıklama, iç çekmek, esneme, yüksek sesle gülmektir
6 ÇAKRA :
Sezgi merkezi anlamına gelen 6 çakranın Sanskrit ismi, Ajnadır Ortak ismi ise, Üçüncü gözdür 6 çakra bölgesi, Alın aşağısındaki merkez noktası, sinüs noktasıdır Temel görevleri ve etkileri; Bilgelik, sezgi, kendi duygu ve düşüncelerini inceleme, hayal gücü, rüyalarda oluşur 6 çakrada sorun olduğunda, Eski konulara takılıp kalma, baş ağrıları, halüsinasyonlar, kabuslar, zayıf hafıza gibi sorunlarala Çakrayı açmanın yolları; Kendi kendinize pozitif şeyler söyleme, ilham kaynağı resimlere bakmak, diğer açılardan bakabilmek için gözlerinizi kapatarak zaman geçirmek
7ÇAKRA :
Nilüfer anlamını taşıyan 7 çakranın Sanskrit ismi, Sahasraradır Ortak ismi ise, Taç çakradır 7 çakra bölgesi, Kafatasının en üst noktasıdır Temel görevleri ve etkileri ; Ruhsallık, ilahi bağlantıyı sağlamaktır 7 çakrada sorun olduğunda, Açgözlülük, kronik baş ağrısı, derin ayrılma, üstünlük duygusu gibi sorunlar yaşanır Çakrayı açmanın yolları, Meditasyon yapmaktır
Zeki Özel

İyi Karma Kazanmanın 20 Yolu

c5e04af61668174cb3944eb774f111ed_L[1]

1. Büyük sevginin ve büyük başarıların büyük risk içerdiğini hesaba katın.

2. Kaybettiğinizde, alacağınız dersi de kaybetmeyin.

3. Şu üç “S”ye dikkat edin:

– Kendine saygılı ol

– Başkalarına saygılı ol

– Tüm eylemlerinin sorumluluğunu al.

4. İstediğinizi elde etmemenin bazen çok büyük bir şans olduğunu hatırlayın.

5. Kuralları öğrenin ki onları nasıl uygun biçimde yıkacağınızı bilesiniz.

6. Küçük bir tartışmanın büyük bir ilişkiyi zedelemesine izin vermeyin.

7. Bir hata yaptığınızı fark ettiğinizde onu düzeltmek için derhal adım atın.

8. Her gün bir süreliğine yalnız başınıza kalın.

9. Kollarınızı değişime açın ama değerlerinizin gitmesine izin vermeyin.

10. Sessizliğin bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın.

11. İyi, onurlu bir hayat sürün. Böylece, yaşlandığınızda geriye dönüp baktığınızda hayatınızdan ikinci kez tad alabilirsiniz.

12. Yuvanızdaki sevgi dolu ortam, yaşamınızın temelidir.

13. Sevdiklerinizle fikir ayrılığına düştüğünüzde, yalnızca o anki durumu ele alın. Geçmişi öne sürmeyin.

14. Bilginizi paylaşın. Bu, ölümsüzlüğe erişmenin bir yoludur.

15. Yeryüzüne nazik davranın.

16. Yılda bir kez, hiç gitmemiş olduğunuz bir yere gidin.

17. En iyi ilişkinin birbirinize duyduğunuz sevginizin birbirinize duyduğunuz ihtiyacı kat be kat aştığı ilişki olduğunu hatırlayın.

18. Başarınızı, onu elde etmek için nelerden vazgeçmek zorunda kaldığınızla değerlendirin.

19. Başkalarının mutlu olmasını isterseniz, müşfik olun.

20. Mutlu olmak isterseniz, müşfik olun.

spiritualnow adresinden çeviren: Yasemin Tokatlı

kaynak: derki.com

BİR KAŞIK YOĞURDUN DEĞERİNİ BİLMEK

dogan-cuceloglu_400x400[1]

Bir konferansımda öfkeli bir makine mühendisi, “Bu konferans salonundaki sekiz yüz kişinin hepsi sizin dedikleriniz kabul etse ve aynen uygulasa ne yazar; dışarıda yetmiş milyonluk bir güruh var, güruh! Bu tip konferanslar ve kitaplarla topluma hizmet ettiğinizi sanarak teselli oluyorsanız, yanılıyorsunuz!” dedi.

“Elimde bir kaşık yoğurt var; benden yetmiş kazan sütü yoğurt yapmamı istiyorlar,” diyen çok öfkeli öğretmen, ana baba, yönetici gördüm.

Ben ise, bir kaşık yoğurdum olduğu için sevinirim; şükür duygusu içinde olurum; “iyi ki bir kaşık yoğurdum var,” derim. O bir kaşık yoğurt benim etki alanımdır; onu bilirim. Ufak bir tencere bulurum, yetmiş kazan sütten ufak tencereme alırım. O ufak bir tencere süt, ana baba isem benim çocuklarım, öğretmensem benim öğrencilerim, yazar isem okurlarım olur. O küçük tenceredeki sütün uygun koşullarda hazırlanarak bir kaşık yoğurdumla mayalanmasına, çocuğumu yetiştirmeye, öğrencime öğretmen olmaya, bir bilim insanı olarak konuşmaya, yazmaya özen gösteririm. Ve umutla, güvenle, şükürle küçük bir tencere yoğurdum olmasına gayret ederim.

Etki alanım bir kaşık yoğurttu, şimdi küçük bir tencere yoğurum oldu. Şimdi Facebook’ta yazıyorum, sizlerin işbirliğiyle takip edenlerin sayısı bu günlerde dokuz yüz binlere ulaştı. Elimdeki bir küçük tencere yoğurt büyüdü, bir kazan yoğurt oldu.

Zorluklarla karşılaşınca hayal kırıklığı içinde bir köşeye çekilmek, şikâyet edip beklemek, sürekli birilerini suçlamak bir seçenektir. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak, şevkle, umutla, güvenle, şükür duygusu ve sevgiyle elindeki bir kaşık yoğurdun değerini bilerek çalışmak da bir seçenektir.

Siz, bir kaşık yoğurdun değerini bilen ana baba mısınız?
Siz bir kaşık yoğurdun değerini bilen öğretmen, doktor, çiftçi, yönetici, iş adamı, polis, hakim, yazar, muhtar, milletvekili, üniversite öğretim üyesi, üniversite öğrencisi, dernek başkanı, esnaf mısınız?

Sizlerin gücüne inanıyor, güveniyor saygı ile, sevgi ile gönülden selamlıyorum

Doğan Cüceloğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kendini İyi Edemeyen Yaralı Şifacı

9b6f1c_9676f9d6c68b4839a17cba90c48f7b13.jpg_srb_p_322_435_75_22_0.50_1.20_0[1]

Bu yazıya erişen herkesin yaşamın bir noktasında canını çok acıtan yaralar aldığına eminim. Pek çok insana yardım edebilirken neden kendini iyi edemediğini defalarca sorguladığını da düşünüyorum. Bir türlü içinden çıkılamayan, iç sıkan, yürek burkan, acı veren ve çaresizce nefes kesen olaylar yaşayıp, bu acının ve sıkıntının bitmeyeceğinden endişelenen insanlar görüyorum. Çırpındıkça acının arttığını, artık bir şeylerden vazgeçmek zorunda olduklarını fark ediyorum. Belki de doğdukları anda hak olarak kazandıkları bazı şeylerden artık vazgeçmek zorunda olduklarını. İşte bu öfkelendirir ve acı verir. Bununla birlikte… artık çaresizliğin ve acının geçmesini istiyoruz.

Yarası olmayan şifacı/iyileştirici olamaz çünkü gerçek iyileştirici güç yaranın kendisinden gelir. Bu noktada Carl G. Jung’un ”Wounded Healer of The Soul” kitabından bir alıntı, konuyu daha net anlatmaya yardımcı olacaktır:

”Doktor ancak kendisi de etkilenmişse etkili olabilir. Yalnızca yaralanmış hekimler iyi edebilir. Ama doktor kendi karakterini bir çelik yelek gibi giyinirse, işte o zaman hiç etkisi yoktur.”

İşte bu nedenle, gelin hep birlikte bir yolculuğa çıkalım. Yüzlerce, binlerce yıl önceden anlatılmış olan bir öyküye tanıklık edelim. Belki de bu öyküde kendimize dair bulacaklarımız vardır.

((( Herkül, Akileus ve Asklepios gibi pek çok mitolojik kahramanın ve hatta söylentilere göre bazı Tanrıların da öğretmenliğini yapmış olan At-Adam (Centaur) Chiron’un hikayesine göz atacağız. Nymph (su perisi) ve Tanrı Cronos’dan doğma olan Chiron, yarı-at yarı-insan oluşu nedeniyle annesi tarafından doğaya terk edilmişti. (Bağlanma Teorileri, Erken Dönem Kesintisi 0-7 yaş arası anneden herhangi bir sebeple ayrı düşmek)

Bu süreçte Chiron hayatta kalmış (belki de annesinden ayrı kalmanın acısını dindirmek üzere) doğadaki bütün bitkilerin neye iyi geldiğini öğrenmiş, şifacılık ve hekimlik sanatında uzmanlaşmıştı. Aynı zamanda güçlü bir savaşçı, iyi bir müzisyen ve en başarılı kahinlerden biri olmuştu.

Tanrılar kendi çocuklarını Chiron’un eğitimine gönderir ve kaderlerinde gerçekleşecek olanlarla başa çıkabilmeleri için hazırlanmalarını isterdi. Pek çok kahramana öğretmenlik ve yoldaşlık yaptı Chiron. Büyük bir başarıyla onlara savaşçılığı, hekimliği, şifacılığı, müzisyenliği ve kehaneti öğretti. Yarı-at yarı-insan olarak doğaya ve doğal bilgeliğe derin bir bağlantısı vardı zaten. Havyan ve insan benliğinin mükemmel uyumuydu.

Bir gün öğrencilerinden ve sevdiği dostlarından olan Herkül’ün zehirli oklarından biri tarafından yanlışlıkla vuruldu. Bu oktaki zehir ölümcüldü. Fakat ölümsüz olan Chiron için ne yazık ki ölebilmek bir seçenek değildi. Oktaki bu zehir inanılmaz acı veriyordu. Ölümsüz olduğu için acısı yaşamının sonuna kadar devam edecekti. Şifacıların hocası olmasına rağmen bu acıyı iyileştirmeyi başaramamıştı.

Bu dayanılmaz acıdan çıkabilmenin tek yolu vardı. Chiron, doğum hakkı olarak sahip olduğu ”ölümsüzlüğü” feda edecek ve kurban edecekti. Ölümsüz Tanrılara yakardı ve onlarla anlaşarak ölümsüzlüğünü feda etti. İnsanlığa ateşi getirmiş olan ve Tanrılar tarafından cezalandırılmış olan Prometheus’a ölümsüzlüğünü armağan etti. Artık bir ölümlü olduğu için huzur içinde acısına son verebilecekti. ”Ölümsüz Şifacı” kimliğinden vazgeçmiş ve ”Ölümlü Şifacı” kimliğini kabul etmişti.

Chiron’un bu fedakarlığını takdir eden Tanrılar onu yıldızlara yükseltti ve şimdilerde astrolojide ”Yay” sembolünün temsil ettiği Takım Yıldızı oluşturdular. Böylece Chiron, acısından kurtularak fedakarlığıyla yükselmişti.  )))

Bu hikayede pek çok alt metin ve derin bilgelik olmasına rağmen, en açık mesajlardan biri şudur:
”Büyük acılardan kurtulmak için bazen yapılması gereken şey ‘doğum hakkımız’ olan bir şeylerden vazgeçmek olabilir.”

Chiron vazifesini tamamlamış ve efsanevi pek çok şifacı, hekim, savaşçı, kahin ve sanatçı yetiştirdikten sonra artık göklere, daha da yüksek mevkilere yücelmiştir.

Çalışmaların hepsi duygular, ihtiyaçlar ve değerlerin açığa çıkarılması ve bunların bir noktada tatmin edilmesiyle dengeye alınır. Böylece bu duygular, ihtiyaçlar ve değerler, başka kavramlar altında dönmekten özgürleşirler ve örneğin para artık sadece paradır, kilo vermek sadece kilo vermektir, bir partner sadece bir partnerdir. Eğer bazı kavramlar duygularla, ihtiyaçlarla ve değerlerle fazlasıyla dolaşık (hatta kördüğüm) olmuş vaziyetteyse bu dolaşıklıktan çıkmadan o kavramlar ile ilgili bir tatmin duygusu geliştirmek mümkün olmayabiliyor. Para neyi ifade ediyor? Kilo vermek ne anlama geliyor? Sevecen bir partner nasıl bir ihtiyacı tamamlama fırsatı veriyor? İyileşmek ve sağlıklı olmak neyi çağırıştırıyor? Güç mü? Özgüven mi? İntikam mı? Kıyaslama mı? Büyüklük taslamak mı?(Gördün mü ey anne/baba? İşte böyle iyi bir partner olunur!)

Chiron hikayesinde de acıdan kurtulmak, sadece acıdan kurtulmaya dönüşmüştür. Bir şifacı olarak kendi yarasına şifa bulamamak, onun şifacı kimliğinde müthiş bir zarara sebep olmuş olabilir. Bu bitmek bilmeyen zehir acısı, derin bilinçdışında takılı kalmış olan ”anneden ayrı kalmak acısını” müthiş bir şekilde yeniden tetiklemiş olabilir. Fakat Chiron’u efsaneleştiren de annesinden ayrı kalışı ve bundan sonra hayatta kalıp dönüştüğü yeni kimlik olmuştur.

Hayat macerasına bir noktada eksik başlanılmışsa, YAŞAM bu eksikliği fazlasıyla giderecek hediyeler verecektir. Chiron bize der ki: ”Yaşamda aynı anda her şeyi elinizde tutamazsınız. Vazgeçmeniz ve feda etmeniz gereken şeyler var.”

Mazlum Davutoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

40’ından Sonra Başarılı Olmak: Bize Hiç Bir Zaman Geç Olmadığını Hatırlatan 23 Kişi

Birçok evhamlı insan için doğum günleri bir senenin daha nasıl geçtiğinin ve en büyük isteklerimizin nasıl sonraki dönemlere ertelendiğinin hatırlatıcısı olabilir. Fakat birçok alanda asla 30 yaşın geç olmadığını kanıtlayan başarılı insanların örnekleri bulunmaktadır.

Biz bu yazımızda 40 yaşına kadar ilk elbisesini tasarlamamış olan ünlü modacı Vera Wang’dan tutun da 96 yaşında ün yakalayan ve daha önce sayısız reddedilen kitapların yazarı olan Harry Bernstein’in da içinde bulunduğu, 40 yaşından sonra başarıyı yakalayan insanların bazılarını inceleyeceğiz.

Asla geç olmadığını kanıtlayan bu insanlardan ilham almanız dileğiyle…

1. Stan Lee

Stan Lee
Stan Lee, “Fastastik Dörtlü” adlı ünlü ilk mizah dergisini 1961 yılında 39. yaş gününden önce oluşturdu. Gelecek birkaç yıl içinde ise Amerika’nın kültürel simgeleri haline gelen  Örümcek Adam, X-Men gibi karakterleri içeren Marvel Dünyası’nı yarattı.

2. Donald Fisher

Donald Fisher

Donald Fisher, 1969 yılında San Francisco’da eşi Doris ile birlikte ilk Gap mağazasını açtığında 40 yaşındaydı ve perakende sektöründe hiçbir deneyimi yoktu. Kısa bir süre içerisinde mağaza hızlıca popüler oldu ve günümüzde şirket dünyanın en büyük giyim zincirlerinden biri.

3. Vera Wang

Vera Wang

Vera Wang 40 yaşında moda sektörüne girmeden önce artistik patinajcı ve gazateciydi. Şimdi ise günümüzün önde gelen kadın tasarımcılarından biri.

4. Gary Heavin

Gary Heavin

Gary Heavin 90’ların hızlıca büyüyen bayiliklerinden biri olan  Curves Fitness merkezini ilk 1992’de açtığında 40 yaşındaydı.

5. Robin Chase

Robin Chase
Robin Chase 2000 yılında  Zipcar’ın kurucu ortaklarından biri olduğunda 42 yaşındaydı. Şirketten 2000 yılında ayrıldı. Kendisi şu anda Dünya Ekonomi Forumu’nda görev yapmaya devam ederken aynı zamanda yeni şirketler kurmaya ve yeni kurucular için tavsiyeler vermeye devam ediyor.

6. Samuel L. Jacson

Samuel L. Jacson

Samuel L. Jacson yıllardır Hollywood’un başta gelen oyuncularından biri. Fakat 43 yaşında 1991 yapımı olan  Spike Lee’nin  “Jungle Fever” adlı filminde ödüllü bir rol almadan önce küçük rollerde oynayan bir oyuncuydu.

7. Sam Walton

Sam Walton

Sam Walton 20’li, 30’lu yaşlarında perakende yönetiminde başarılı bir kariyere sahipti. Fakat onu zirveye taşıyan Wal-Mart’ı 1962 yılında Rogers, Arcansas’da  ilk kez kurduğunda  44 yaşındaydı.

8. Henry Ford

Henry Ford

Henry Ford T Model arabayı 1908 yılında yaptığında 45 yaşındaydı.

9. Jack Weil

Jack Weil
Jack Weil, Rockmount Ranch Wear adlı kovboy giyim markasını kurduğunda 45 yaşındaydı. 2008 yılında 107 yaşında vefat edene kadar bu şirketin CEO’su olarak görevde kaldı.

10. Rodney Dangerfield

Rodney Dangerfield

Rodney Dangerfield efsanevi komedyen olarak bilinmekte. Fakat 46 yaşında “The Ed Sullivan Show”da sahneye çıkana kadar kendini göstermek için pek bir şans yakalayamamıştı.

11. Momofuku Ando

Momofuku Ando

Momofuku Ando abur cubur sektöründe yerini 1958’de icat ettiği hazır erişte ile sabitleştirdiğinde 48 yaşındaydı.

12. Charles Darwin

Charles Darwin

Charles Darwin hayatının büyük bir çoğunluğunu natüralist olarak geçirdi fakat 1959 yılında 50 yaşındayken yazdığı “Türlerin Kökeni” adlı kitabı bilim dünyasını sonsuza dek değiştirdi.

13. Julia Child

Julia Child

Julia Child, 1961 yılında onun ünlü bir şef olarak kariyerine başlamasına sebep olan ilk yemek kitabını 50 yaşında çıkarmadan önce medya ve reklamcılık sektöründe çalışıyordu.

14. Jack Cover

Jack Cover
Jack Cover 1970 yılında, 50 yaşındayken elektroşok cihazını olarak da bilinen “Taser Stun Gun”ı icat ederek başarılı bir girişimci olmadan önce NASA ve IBM gibi enstitülerde bilim adamı olarak çalışıyordu.

15. Betty White

Betty White

Betty White komedi tarihinin en çok ödül alan kadın oyuncusudur. Fakat 1973 yılında 51 yaşında  “The Mary Tyler Moore Show” a katılana kadar tanınmıyordu.

16. Tim ve Nina Zagat

Tim ve Nina Zagat

Tim ve Nina Zagat 1979 yılında Zagat adı altında restoranlar hakkında topladıkları değerlendirmelerini paylaştıklarında ikisi de 51 yaşında avukattı. Neticede bu değerlendirmelere yemek sektöründe önemli bir yere sahip oldu.

17. Taikichiro Mori

Taikichiro Mori

Taikichiro Mori 51 yaşında Mori İnşaat Şirketi’ni kurduğunda emlak yatırımcısı olan bir akademisyendi. Mori’nin parlak yatırımları onu 1992 yılında 13 milyar dolar kazanarak dünyanın en zengin insanı yaptı.

18. Ray Kroc

Ray Kroc

Ray Kroc 1954’te 52 yaşında McDonald’s’ı satın almadan önce bir milshake makinesi pazarlamacısıydı. Kroc McDonald’s’ı dünyanın en büyük fast-food şirketlerinden biri haline getirdi.

19. Wally Blume

Wally Blume
Wally Blume 1995 yılında 52 yaşında “Denali Flavors” adlı dondurma şirketini kurmadan önce mandıra sektöründe köklü bir kariyere sahipti. Şirket 2009 yılında şirket gelirinin 80 milyon dolar olduğu açıklamıştır.

20. Laura Ingalls Wilder

Laura Ingalls Wilder
Laura Ingalls Wilder eğitimli kızı Rose’u editör olarak kullanarak yarı otobiyografik hikayeler yazmıştır. İlk hikayesini “Küçük Ev” adlı isimle 1932 yılında 65 yaşındayken yayınlamıştır. Daha sonra hikayeleri çocuk edebiyatı klasiğinin bir parçası oldu ve “Little House on the Prairie” adlı televizyon dizisinin alt yapısını oluşturdu.

21. Harland Sanders

Harland Sanders
Harland Sanders diğer bir adıyla Colonel Sanders 1952 yılında Kentuck Fried Chickens’ı açtığında 62 yaşındaydı. 12 yıl sonra bu şirketi 2 milyon dolara satmıştır.

22. Anna Mary Robertson Moses

Anna Mary Robertson Moses

Anna Mary Robertson Moses diğer bir adıyla Büyükanne Moses boyama kariyerine 78 yaşında başlamıştır. 2006 yılında bir resmi 1.2 milyon dolara satılmıştır.

23. Harry Bernstein

Harry Bernstein
Harry Bernstein hayatının uzun bir kısmını bilinmezlik içinde yazılar yazarak geçirmiştir fakat 96 yaşındayken, 2007 yılında kendi biyografisi olan “The Invisible Wall: A Love Story That Broke Barriers” adlı kitabıyla ün yakalamıştır.

Duygu detoksu için duyguların bedende yerleşim yerlerini aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz./

11709691_657707421028716_2653136444335907714_n[1]

kaynak: kampa workshop

Kadınların Bir İlişkiye Girmekten Korkmasının 15 Sebebi

şık olmak kadar güzel bir duygu yok. Yaşattığı mutluluk, verdiği keyif, hayatınıza kattığı heyecan vazgeçilmez şeyler. Ancak aşk ile başlayan bir ilişki her zaman böyle seyretmiyor. Burada aşkın ömrü kaç yıldır tartışması yapmıyoruz ama şu da bir gerçek ki kadınların çoğu ilişkinin beraberinde getirdiği sıkıcı, ortalama yaşamı sevmiyor. Kadınların ilişkiden korkmasıyla, erkeklerin ilişkiden korkmasını karıştırmayın. Erkekler seks için yalan söylerken, kadınlar duyguları için endişe ediyor.

1. Bir kadın hayatını bir erkekle paylaşmaktan korkmaz, onun korktuğu kendi önceliklerinin değişmesidir.

Bir kadın hayatını bir erkekle paylaşmaktan korkmaz, onun korktuğu kendi önceliklerinin değişmesidir.

2. Bir kadın asla bağlanmaktan korkmaz, onu korkutan arkadaşlarından ayrılma ihtimalidir.

Bir kadın asla bağlanmaktan korkmaz, onu korkutan arkadaşlarından ayrılma ihtimalidir.

3. Bir kadın “aman ne olacaksa olsun” demekten çekinmez, onun çekindiği kendini boş verme ihtimalidir.

Bir kadın “aman ne olacaksa olsun” demekten çekinmez, onun çekindiği kendini boş verme ihtimalidir.

4. Bir kadın ateşi hissetmekten korkmaz, o kendi içindeki kıvılcımı kaybetmekten korkar.

Bir kadın ateşi hissetmekten korkmaz, o kendi içindeki kıvılcımı kaybetmekten korkar.

5. Bir kadın incinmekten, yaralanmaktan korkmaz, bir daha toparlayamamaktan korkar.

Bir kadın incinmekten, yaralanmaktan korkmaz, bir daha toparlayamamaktan korkar.

6. Bir kadın ilişkisinin kendisini yumuşatmasından tedirgin olmaz, onu tedirgin eden köşelerini kaybetmesidir.

Bir kadın ilişkisinin kendisini yumuşatmasından tedirgin olmaz, onu tedirgin eden köşelerini kaybetmesidir.

7. Bir kadın kalmaktan korkmaz, bir daha çıkamamaktır onu asıl korkutan.

Bir kadın kalmaktan korkmaz, bir daha çıkamamaktır onu asıl korkutan.

8. Bir kadın hayatının geri kalanını tek bir erkekle geçirecek olmaktan çekinmez, onun çekindiği o erkeğin aynı kalıp kalamayacağıdır.

Bir kadın hayatının geri kalanını tek bir erkekle geçirecek olmaktan çekinmez, onun çekindiği o erkeğin aynı kalıp kalamayacağıdır.

9. Bir kadın beraber vakit geçirmekten asla sıkılmaz, onun sıkıntısı her şeyi beraber yapmaktır.

Bir kadın beraber vakit geçirmekten asla sıkılmaz, onun sıkıntısı her şeyi beraber yapmaktır.

10. Bir kadın ileri gitmekten, ilerlemekten korkmaz, o geçmişe saplanıp kalmaktan korkar.

Bir kadın ileri gitmekten, ilerlemekten korkmaz, o geçmişe saplanıp kalmaktan korkar.

11. Bir kadın rahatlıktan korkmaz, rahatlığın onu boşvermiş, umursamaz biri yapacağından korkar.

Bir kadın rahatlıktan korkmaz, rahatlığın onu boşvermiş, umursamaz biri yapacağından korkar.

12. Bir kadın sürekli aynı partner ile sevişmekten korkmaz, bir daha asla sevişememe ihtimalidir onu korkutan.

Bir kadın sürekli aynı partner ile sevişmekten korkmaz, bir daha asla sevişememe ihtimalidir onu korkutan.

13. Kadın partnerini sevmekten değil, bir daha kendini eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

Kadın partnerini sevmekten değil, bir daha kendini eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

14. Bir kadın kendi isteklerinin gerçekleşmeyeceğinden korkmaz, hiç istemediği şeylerin hayatına girmesinden korkar.

Bir kadın kendi isteklerinin gerçekleşmeyeceğinden korkmaz, hiç istemediği şeylerin hayatına girmesinden korkar.

15. Ve bir kadın bir gün yalnız kalmaktan değil, yalnızlığı bir daha eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

kaynak: onedio

Bir Şu Kadına Bak Bir de Yanındakine Cümlesinde Geçen ‘Yanındaki’ Hakkında Bilmeniz Gereken 14 Şey

Hepimiz son derece güzel bir kadının yanında bize göre çirkin sayılabilecek bir erkek gördüğümüzde hayrete düşeriz ve hemen aklımıza “bu kadın bu erkekte ne bulmuş acaba?” sorusu düşer. Sizler için konuya değinme ihtiyacı hissettik ve güzel kadının yanındaki erkeği masaya yatırdık.

1. Çirkin olması, çekici olmaması sizi şaşırtmasın çünkü kadınların büyük çoğunluğu dış görünüşe sizin sandığınızdan çok daha az önem veriyor.

Çirkin olması, çekici olmaması sizi şaşırtmasın çünkü kadınların büyük çoğunluğu dış görünüşe sizin sandığınızdan çok daha az önem veriyor.

2. Muhtemelen bu erkeğin tek dezavantajı çirkinliği ve bunu diğer yönlerindeki başarısı ile kapatmış durumda.

Muhtemelen bu erkeğin tek dezavantajı çirkinliği ve bunu diğer yönlerindeki başarısı ile kapatmış durumda.

3. Kadınların bir ilişkide en çok ihtiyacını duyduğu şey güven ve dürüstlük, bu arkadaşın bunları verdiğinden emin olabilirsiniz.

Kadınların bir ilişkide en çok ihtiyacını duyduğu şey güven ve dürüstlük, bu arkadaşın bunları verdiğinden emin olabilirsiniz.

4. “Zengin demek ki” demeden önce bir durun, istisnalar dışında kadınlar para için ilişki yaşama eğiliminde değil.

“Zengin demek ki” demeden önce bir durun, istisnalar dışında kadınlar para için ilişki yaşama eğiliminde değil.

5. “Belli ki yatağı iyi” diye de düşünebilirsiniz, mutlaka öyledir ama tek sebebin bu olması sizce de saçma değil mi?

“Belli ki yatağı iyi” diye de düşünebilirsiniz, mutlaka öyledir ama tek sebebin bu olması sizce de saçma değil mi?

6. İç güzelliği dediğimiz şey tam da bu erkeklerde vücut bulmuş bir olgu.

İç güzelliği dediğimiz şey tam da bu erkeklerde vücut bulmuş bir olgu.

7. Duygusal olarak kesinlikle tatmin edici erkekler oluyorlar ki duygusal tatmin bir kadının ilişkide aradığı en önemli şeylerden.

Duygusal olarak kesinlikle tatmin edici erkekler oluyorlar ki duygusal tatmin bir kadının ilişkide aradığı en önemli şeylerden.

8. Bir kadının ilişkide kendini iyi hissetmesi paha biçilemez, bu erkekler bunu çok iyi başarıyor.

Bir kadının ilişkide kendini iyi hissetmesi paha biçilemez, bu erkekler bunu çok iyi başarıyor.

9. Tutku kavramı erkekler için çok önemli olmasa da kadınların önemsediği bir duygu, işte bu erkekler tutkulu oluyor.

Tutku kavramı erkekler için çok önemli olmasa da kadınların önemsediği bir duygu, işte bu erkekler tutkulu oluyor.

10. Kadınlar güçlü erkeklerden hoşlanıyor, hayatının ipleri kendi elinde olan, kendi kararlarını veren, cesur erkekler, işte sizin yanındaki dediğiniz erkek büyük olasılıkla kendi doğrularıyla yaşayan biri.

Kadınlar güçlü erkeklerden hoşlanıyor, hayatının ipleri kendi elinde olan, kendi kararlarını veren, cesur erkekler, işte sizin yanındaki dediğiniz erkek büyük olasılıkla kendi doğrularıyla yaşayan biri.

11. Kadının daha güzel olmasının sebebi toplumun dayattığı güzellik anlayışı.

Kadının daha güzel olmasının sebebi toplumun dayattığı güzellik anlayışı.
Kadının kendine bakması gerektiği, medyanın pompaladığı bakımlı kadın olgusu, vb. hususlar kadını güzel görünmeye zorlarken erkek üzerinde böyle bir baskı yok. Haliyle kadının erkeğin yanında çok daha güzel görünmesi aslında bir tercih değil, bir zorlama hali oluyor.

12. Kadınlar bir ilişkiden ne beklediklerini çok iyi biliyorlar, bu arkadaşların kadının ilişkiden beklentilerine tam olarak cevap verdiğini söyleyebiliriz.

Kadınlar bir ilişkiden ne beklediklerini çok iyi biliyorlar, bu arkadaşların kadının ilişkiden beklentilerine tam olarak cevap verdiğini söyleyebiliriz.

13. Kadın erkeği kocası, çocuklarının babası, iyi bir ailenin parçası olarak görüyor ve yakışıklı olmasından ziyade bu hususları sağlayacak olmasına önem veriyor.

Kadın erkeği kocası, çocuklarının babası, iyi bir ailenin parçası olarak görüyor ve yakışıklı olmasından ziyade bu hususları sağlayacak olmasına önem veriyor.

Yani bu erkeğin çocuklarla iyi anlaşıyor olması, evcimen olması, ev işlerinden anlıyor olması çok yüksek bir ihtimal.

14. Son olarak “ona bir oda ver adam”daki adam bu adam işte.

Son olarak “ona bir oda ver adam”daki adam bu adam işte.
Ne çok adam dedik.
kaynak: onedio.com

Lotus Çiçeği Olduğunu Hatırla

tumblr_kxfv2w2csk1qzpe8uo1_500_large[1]

Köklerin karanlıkta diye,
Çiçek açamayacağını mı sandın?
Geçmişin acı dolu diye,
Hediyelerinden yaşamı mahrum edeceğini mi sandın?

Halbuki aynı lotus çiçeği gibisin,
Çamurun, bataklığın içinde koskocaman açan.
Çamurun içinde çiçeği,
Çiçeğin içinde çamuru barındıran.

Unutma, çamur yoksa,
Lotus çiçeği de yok.
Bu nedenle reddetme köklerini artık,
Bırak geçmişinden kurtulma,
Kendini düzeltme çabanı.
Keşkelerle, pişmanlıklarla, niçinlerle,
Harcama kıymetli vaktini.

Şu an bataklığın içinde bile olsan,
Hatırla, aslında lotus çiçeği olduğunu.
Bahane etme artık çamurunu, kirini,
Sadece izin ver çiçek açmaya.
Belki de çicek açma vaktin gelmiştir bile…

Aylin Sofia Deniz, 2015

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »