Gerçekten Mutlu Olmak İstiyorsanız Kabullenmeniz Gereken 10 Şey

Hayatın kullanma kılavuzu veya mutluluğa 10 adımda ulaşmanın yolu yok.

Hayatta her şeyi olan insanlar bir boşluk hissederken, neredeyse hiçbir şeyi olmayanların her zaman yüzlerinde bir gülümseme ile gezinmelerini kimse açıklayamıyor.

Mutluluk, mantıklı bir formüle sahip değil, somut hiçbir şey uzun zamanlı bir mutluluğu garanti edemiyor.

Çoğumuz, var olmanın ağırlığı altında eziliyor ve mutluluğun sahip olduklarımızın tersine, hep arayışından olduğumuz ve olacağımız bir şey olarak görüyoruz.

Hedefler koyuyoruz, belirli şeylerin mutlu olmamıza yeteceğini sanıyoruz, daha fazla para, çok daha fazla ayakkabı ya da ev almak…

Sonra, bu sıraladıklarımıza kavuştuğumuzda, neden hala aynı hissettiğimiz sorusunu cevaplayamıyoruz. Olay şu ki, kimse mutluluğun ne olduğunu veya nasıl ulaşacağını bilmiyor (aslında ona sahip olsalar da).

Ama, eğer kendimizi, mutluluğun kendi kafamızda yarattığımız bir çerçeve olduğu teorisine inandırırsak, üzerinde uğraşmamız ve kabul etmemiz gereken birkaç şey kalıyor;

1. Her şeyi kontrol edemezsiniz, bunu kabullenin.

Her şeyi kontrol edemezsiniz, bunu kabullenin.
Değiştiremeyeceğiniz şeyleri takıntı yapmak yerine değiştirebileceğiniz şeylerin kontrolünü ele alın.
Aynı şeyleri yapmaya devam edip farklı sonuçlar bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız bazı değişiklikler yapmanız gerekiyor.

2. Hayatınız planladığınız veya beklediğiniz şekilde ilerlemeyebilir.

Hayatınız planladığınız veya beklediğiniz şekilde ilerlemeyebilir.

Herkesin 5 ya da 10 sene sonraki hayatı hakkında birkaç fikri vardır.

Bundan dolayı, her birimiz, kendi yarattığımız gerçekleşmemiş beklentilerin gölgesinde yaşarız ve kendimizi “Şimdiye kadar zengin olurum sanmıştım.” ya da “Şimdiye kadar evlenirim sanmıştım.” tarzında cümleler kurarken buluruz.

Gerçek şu ki, hayatınız gözünüzde canlanandan çok farklı yönde ilerleyebilir, ama çıktığınız yolculuğun farklı olması aynı yere varamayacağınız anlamına gelmez.

3. Yol tümseklerle dolu olacak.

Yol tümseklerle dolu olacak.

Sorunlarınızı değil sahip olduğunuz iyi şeyleri sayın (Gülücüğe odaklan). Hayatınız hiçbir zaman mükemmel olmayacak, çünkü öyle bir şey yok. Zamanımızın çoğunu, sahip olduğumuz harika şeylere odaklanmak yerine nelerin daha iyi olabileceği hakkında yakınarak harcıyoruz.

Sorun şu ki, yetersizliklere odaklanarak hiçbir zaman mutlu olamazsınız çünkü bir süre sonra tek görebildiğiniz şey onlar olur.

4. Sizinkinden güzel bir hayata sahip birisi illa ki olacak.

Sizinkinden güzel bir hayata sahip birisi illa ki olacak.

Mutluluğun sırrı, başka insanlarınkiyle kendinizinkini karşılaştırmamaktan geçiyor.

5. Hayatınızın tam olarak olması gerektiği gibi ilerlediğini kabul edin.

Hayatınızın tam olarak olması gerektiği gibi ilerlediğini kabul edin.

Bazı şeylerin olması gerektiği için gerçekleştiğini düşünürüz, çünkü buna mecburuz. Her ufak hareketin daha fazla rastgele şeyler doğurduğunu ya da en küçük kararların bile gelecekteki etkisinin devasa olduğunu düşünmek fazlasıyla korkutucu, o yüzden, (evde) denemeyin.

Ne olması gerektiği hakkında kafa yormayı bırakın ve şu an yaşadığınız şeyi yaşayın – bir sebebi var ki oluyor (yani, öyle umuyoruz).

6. Kontrol edebildiğiniz çok şey var zaten.

Kontrol edebildiğiniz çok şey var zaten.

Gerisi şans ve zamanlama ile alakalı… Hikayenize biraz inanın, henüz bitmedi. Şu an mutsuz olsanız bile, 24. bölümden sonra hikaye yön değiştiriyormuş diye duydum.

7. Hatalar yaptınız ve büyük ihtimalle yapmaya devam edeceksiniz.

Hatalar yaptınız ve büyük ihtimalle yapmaya devam edeceksiniz.

Dünyanın sonu değil.

Her pişmanlık sonrası kafayı yemek yerine, kendinize “Bir sene sonra önemli olacak mı?” diye sormayı deneyin, eğer cevap “hayır” ise saatler boyu üzülmenizi gerektirecek bir şey değildir belki de.

8. Herkesi memnun edemezsiniz.

Herkesi memnun edemezsiniz.

Herkesi mutlu etmek için çok fazla zaman harcarsanız, kendiniz dışında herkesi memnun etmiş bulursunuz kendinizi.

Arada bir hayır demeyi öğrenin, bazen, sadece sizin için önemli olan şeylere odaklanmanız gerekebilir.

9. Bazı şeyler kontrolünüz dışında gelişir, bırakın olsunlar.

Bazı şeyler kontrolünüz dışında gelişir, bırakın olsunlar.

Kontrol edemediğiniz şeylerle savaşmak sadece enerji kaybına yarar.

Bir tabağı fırlatıp parçaların gideceği yerleri kontrol etmeyi bekleyemezsiniz. Zor zamanlar geçirirken, parçaların nereye isterse oraya düşmesine izin vermek ondan sonra birleştirmeye çalışmak en iyisi olacaktır.

10. Hedefler seçin, sonra onları yıkın.

Hedefler seçin, sonra onları yıkın.
Hayat ihtimallerle dolu olduğunda daha heyecanlı.
Amaçlarınızı belirleyin ve istediğiniz bir şeye ulaşmak için uğraşın. Ancak bunu yaparken, mutlu olmanın, istediğiniz her şeye ulaşmak olmadığını hatırlamaya çalışın, onlara ulaşmaya çalışırken ne kadar eğlendiğiniz ile alakalı.

MUTLULUK BULAŞICIDIR

11535885_10205619434938056_6519432373802901567_n[1]
Sürekli “Çok iyiyim” demekten çekinmeyin. İnsanoğlu neye inanırsa, o olur. Unutmayın, pozitif düşünmek hayatı daha kolaylaştırır. Çok hasta iken bile “Ben çok iyiyim” diye kendinize telkinde bulunup, ayağa kalkarsanız çok daha çabuk iyileşirsiniz. Etrafta “Sürekli başım ağrıyor” diyen insanlar gö…rürsünüz. Aslında …bu insanlar, ağız alışkanlığından dolayı, psikolojik olarak kendilerini hasta etmektedirler. Gerçekten başı ağrıyan insan doktora gider, ilacını alır ve ağrısı geçer. Kronik baş ağrıları (klinik bir açıklaması yoksa) tamamen kişinin kendi yarattığı bir hastalıktır. Çünkü o, onun öyle olduğuna inanmıştır. Ayrıca mutsuzluk bulaşıcıdır. Mutlu görünürseniz, mutluluk dağıtırsınız, dolayısıyla size de daima mutluluk bulaşır.
Her zaman tanrıya şükredin, mutlu olun. Her gün sizden daha kötü durumda olan insanları aklınıza getirin. Onlardan daha iyi durumda olduğunuzu düşünüp, mutlu olmalısınız. Diyelim ki, maddi durumunuz çok iyi değil ancak eliniz ayağınız sağlam ve sağlığınız iyi. İşte size mutlu olmak için çok geçerli bir sebep. Çok paranız olsa ve sağlık açısından bunu harcayamayacak durumda olsanız daha mı iyi? Düşünün, solunum cihazında yatıyorsunuz ama paranız çok. Şimdi bu para ne işe yarar? . Şükredin ki mutlu olmak için hala çok sebebiniz var. Her şeyin aksini düşünün ve siz böyle olmadığınız için mutlu olun.
Daima gülümseyin. Bugün kendiniz için bir iyilik yapın ve güne başlarken sabah kalkar kalkmaz elinizi yüzünüzü yıkayıp, aynada zevkle kendinize bakın. Ve yüzünüzün güzel yanlarını görmeye çalışarak, kendi kendinize bugünün çok güzel bir gün olacağı konusunda söz verin ve gün boyunca sık sık “Bugün çok güzel bir gün” cümlesini tekrarlayın. Gün içerisinde oluşan olumsuzlukları olumlu gözle görmeye çalışın, bakın nasıl mutlu olacaksınız. Aklınıza hep güzel şeyler getirin. Hayata hep iyi tarafıyla bakmaya çalışın. Diyeceksiniz ki binlerce sorunum varken, nasıl gülümseyeyim? Peki diyelim ki gülümsemediniz, bütün gün somurttunuz. Sorununuz çözülecek mi? Tabii ki hayır. Ancak gülümserseniz inanın ki hayata daha sıkı bağlanıp, sorunun daha kolay çözüldüğünü göreceksiniz. Bir deneyin, ne kaybedersiniz?
*Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ZOR ZAMANLARDA AYAKTA KALABİLMENİN 12 YOLU.

web-2004-05-33-03-crop[1]

1 Fiziksel Aktiviteler

Hiçbirşey enerjinizi fiziksel aktivite gibi akışkanlaştıramaz ve bu aktivite nefes almak kadar basit olabilir Paniklemek üzere olduğunuz kimbilir kaç kez derin nefes almanız söylenmiştir size! Bunun bir yolu ritmik olarak nefes almaktır Nefesinizi verirken onu önce ayaklarınıza, sonra da toprağa indirin Nefes alırken de onu önce başınıza kadar çekin, sonra da gökyüzüne çıkartın Nefesinizi verirken onu önce kollarınıza, ardından da doğanın canlılığına ve dünyaya aktarın Nefesinizi içinize çekerken enerjiyi ilişkilerinize ve bütünselliğinize doldurun ve bu bütünselliği tekrar kalbinize ve zihninize aktarın Yürümek, enerji akışını yenilemek için bir diğer harika ve kolay yoldur Kalbinizin kan pompalamasını sağlayacak, kanınızın akmasını ve bedeninizin, korkunun üretmiş olabileceği kimyasal toksinleri atmasını sağlayacak bir şey yapın

2 Korkuyla Arkadaş Olun!

Ben soğuk havadan hoşlanmayan biriyim Hava soğuk olduğunda gerildiğimi hissederim Bunun bir nedeni de çocukluğumdan beri kronik astım hastası olduğum için ciğerlerimin zayıf olması; soğuk hava ciğerlerimin incinmesine yol açıyor ve nefes almamı zorlaştırıyor Ama eşim Julie daha soğuk bir iklimde yetişmiş biri ve bana hep şunu söyler; “Soğukla arkadaş ol” Bunu yaptığım zaman, bunu kabul ettiğim ve direnmemeye çalıştığım zaman bedenimin gevşemeye başladığını hissediyorum ve daha çok ısınıyorum
Kısa bir süre öncesi eşim bankaya gitti ve banka müdürüyle bir görüşme yaptı “Zor zamanlar yaşıyoruz” dedi müdür “Evet” diye yanıtladı Julie, “ama unutmayın, tek korkmamız gereken korkunun kendisi” Adam güldü ve şöyle yanıtladı,” Evet, ama korku korkutucu bir şey!”

Korku korkutucu Tıpkı soğuk gibi Bizim gerilmemizi bu halimizi korumamızı istiyor, hatta açık oluş halimizi ve enerji akışımızı kaybettiğimizde bile Bizi korkutan şeyden kaçmamızı, ondan korunmamızı istiyor Enerjetik olarak yapılması gereken en iyi şey bununla yüzleşmek ve korku yüklü enerjiyi kabul etmek olmalı Bu cesaret isteyecektir ama korkuyla yüzleşmek bizi güçlendirir
Bazen korku duymakta haklı da olabiliriz Korku da tıpkı acı gibi bize yanlış olan ve dikkat etmemiz gereken bir şeyleri gösterebilir Bizi bir durumu düzeltmek için eylemde bulunmaya çağırıyor olabilir Ya da bu bilinmeyene duyulan bir korku olabilir, adlandıramadığımız ya da göremediğimiz bir şeye duyulan bir korku Aslında bazı değişimler iyi olduğu gibi bizi eskisinden daha güçlü yapmayı hedefliyor da olabilir ama o an içinde bunu bilmediğimiz ve emin olamadığımız için korku duyuyor olmamız mümkün
Korkularınızı derinlemesine dinlemek üzerlerindeki yükü azaltabilir ve sizi hayatınızda önemli değişimler yapmaya yönlendirebilir Bu dinleme sırasında korku duygusunun ya da enerjisinin onu üreten olayla aynı oranda olmayabileceğini fark etmek istersiniz, tıpkı bir insanın gölgesinin tam olarak kendi bedeninin ölçülerinde oluşu gibi Bazen önemsiz şeyler bile paniklememize neden olabilir, özellikle de diğerleri de bu korkuyu hissediyor ve onu abartıyorsa “Ben korkunun içeriğini dinlemek istiyorum, yani olayın gerçek halini ve potansiyel sorunlarını dinlemek istiyorum, bunun yansıtabildiği sırf duygusal ve imajine edilmiş bir dram enerjisini değil” diyebiliriz “Eğer bu bilinmeyene duyulan bir korkuysa, olasılıklara ve pozitif sonuçlara olduğu kadar potansiyel olarak negatif olanlara da dikkatimi yöneltmek istiyorum” diyebiliriz

3 Suçlamayın

Zor zamanlar geçiriyorken ve korku kolektif enerjimizden üzerimize son sürat koşuyorken, sorunlardan dolayı suçlayacak birilerini aramak kolaydır Yanlış eylemleri ve planlamaları tanımlamak, neyin kırık dökük olduğunu tespit etmek kolaydır, bundan sorumlu olanı bulmak ve onarmak için uygun yolları ortaya koymak da kolaydır Sorumluluğun olduğu yerde sonuçlar da olmalıdır Ama suçlama oyununu oynamak enerjetik olarak her zaman zehirlidir Suçlama korkudan ve kızgınlıktan kaynaklanır, enerji alanımızı sıkıştıran ya da oluşturan duygular çalkantılı ve inciticidir, suçlama, bir insana saldırıda bulunmaktır, cezalandırmak için duyulan isteği açıkça veya dolaylı olarak ifade etmektir Bu, açık oluşa, akışkan ve bağlantıda oluşumuza karşıçalışan enerji alanımızı canlı tutmaya neden olur Sorumluluğu tanımlasanız bile kurbanlar bulmak ve suçlama yapmak için kışkırtıcılığa karşı direnin Çünkü sizler bir şeyleri onarmak ve iyileştirmek istiyorsunuz, insanlara zarar vermeyi değil Zamanınızı insanları suçlamaya ve kızgınlığınızı dışa vurmaya harcamak o an için iyi hissettirebilir, tıpkı kanınızda yükselen şeker oranı gibi, ama bu ruhunuzun diyabete uğramasına neden olur ki bu da körlükle ve başkalarını sevmek ve kucaklamak için ihtiyacımız olan ruhsal kollarımızın kesilmesiyle sonuçlanabilir Hepimiz affedilmişizdir Affetmek için çalışmak suçlamanın yıkımlarını önleyen insülindir

4 Her şey dağılmıyor- Olumlu Bakış Açısını Korumak

Bütün emeklilik birikiminiz gözlerinizin önünde erirken “her şey dağılıyor” hissine kapılmak hiç de şaşırtıcı değil Her şey dağılmıyor, ya da en azından bir asteroidin dünyaya çarpıp tüm hayatı silip süpürmek üzere olduğu bir durumda değiliz Sadece bazı şeyler dağılıyor! Diğerleri büyük ihtimalle güzelce birbirlerine tutunmuş, duruyor, hatta birbirlerini geliştiriyor Korku, dikkatinizi sizi dehşete düşüren şeye odaklıyor ve daha geniş, daha holistik (bütünsel) bir farkındalığı kaçırmanıza neden oluyor
Bu durumdayken enerjinizin sıkıştığına şüphe yok Bu durumda bakış açınızı yeniden genişletmeniz ve yenilemeniz gerekiyor Evet, bazı şeyler kötü gidiyor, siz bununla ilgili dürüstçe tahminde bulunmak ve istiyorsunuz ve gerekli eylem neyse onu yapmak istiyorsunuz Ama iyi giden ne var ki? Durup etrafınıza bir bakın ve görmeye çalışın Korkunuzun bir felaket balonu gibi dünyanıza inmesine izin vermeyin İşlerin yürüdüğü ve iyi gittiği daha büyük bir dünyanın bir parçası olan bir kentli olduğunuzu yeniden hissedin
Mücadelemiz, bir dramın içine düşmekten korunmak adına Bazı dramlar eğlencelidir, hepimiz iyi hikayelerden hoşlanırız Ama özelliği olmayan dramlar sadece enerjimizi karıştırmaya yarar, onu akışkanlaştırmaya değil Hayat ihtiyaçlarımızı varlığımızın temiz, berrak bir havuzunun içinde okuyabilir, ama eğer suyun yüzeyi sürekli çalkantılıysa bunu yapamaz

5 Pozitif Düşünceler Üretmek

Korku ve panik anlarında bize pozitif düşünmemiz ve yüksek iyiliğimizin ve tezahür gücümüzün ancak pozitif düşünceleri ve duyguları tutmakla sağlanabileceği söylenmiştir Bu, negatif düşünce ve duygular içimize sızdığında bize geri dönecek olan tuhaf bir kızgınlık ve korku yaratabilir; çünkü bunlar birbirlerine bağlı enerjilerdir ve kolektif şuurdan sızıntıya neden olacak en küçük bir çatlaktan birlikte içeri giriverirler Bu şekilde önce negatif bir düşünceye sahip olup ardından da bundan dolayı kendimizle ilgili negatif hissetmek enerjimizi kesinlikle bloke edebilir
Pozitif düşünce, başımızın üzerinde tutacağımız bir sopa değildir Gevşemiş olmak ve açık düşünmek olarak daha iyi tanımlanabilir belki pozitif düşünmek, ya da bağlantıda kalmamızı sağlayan, geniş ve akışkan kalabilmemize izin veren düşünce biçimi olarak tarif edilebilir Hayatımızda ve dünyamızda neyin iyi gittiğine dikkatimizi vermek denge ve pozitiflik duygumuzu yenileyebilir Sık sık eğlenceli hatıraları, deneyimleri, düşünceleri ve bunun gibi şeyleri düşünmek ruh halimizi değiştirebilir İnsanların enerji alanlarını kontrol etmeleri alanında tanıdığım en iyi öğretmenlerden biri olan Doktor William Bloom’un Endhorphin Effect (Endorfin Etkisi) adlı kitabında söylediği gibi, bu tür düşünceler beynin mutluluk kimyasallarının akışını tetikleyebilir ve endorfin hormonu beden kimyamız üzerinde ani ve pozitif etkiler meydana getirebilir Mutlu bir beden ise daha temiz ve akışkan bir enerji alanı yaratacaktır
Pozitif düşünce ve duyguları tutmak bizim için avantajlı olurken burada kastettiğimiz bazı kartpostallarda yazan “pozitif düşünüyorum” cümlesini benimsemekten daha öte bir eylem Bu; dünyayla ilgili, hayatla ve kendimizle ilgili her şeyin gerçekten iyi olduğuna dair, işleyişini sürdüren gerçek bir farkındalık hali Bu aynı zamanda şuursuzca korkulara kapılmayıp insanların hayatlarına pozitif enerji, pozitif imajlar, düşünce ve duygular aktarmak ve böylelikle dünyanın kalbindeki güzelliğe uyumlanmalarına yardımcı olmak demek
Eğer korku şimdiki zamanımızın *Balrog’uysa (*Yüzüklerin Efendisi isimli eserdeki Gandalf karakteriyle Khazad-Dum KöGoogle Page Rankingüsünde bir karşılaşma yaşayan şeytan) pozitif düşünce de köGoogle Page Rankingünün üzerinde cesurca durarak, “Geçemezsin!” diyen Gandalf’tır

6 Bağlantı Halini Korumak

Enerjilerimiz sıkıştığı zaman izole oluruz Tezahür Kanunları ve kutsanma, bütünsellik ve bağlantı halinde olunduğunda gerçekleşebilir Eğer korktuğumuz için bağlantımızı koparırsak bize yardımların gelebileceği daha geniş bir dünyayla olan iletişimimizi ve bağlantımızı koparmış oluruz Aynı zamanda yardım etme, başkaları için orada olabilme kapasitemizi sınırlamış oluruz Enerji bağlantılarımızı yenilemek için mantıklı ve uygun bir şekilde başkalarına ve doğaya uzanırız Bunun için en basit adım, korkularımızı bir başkasına anlatmaktır, ama bu muhtaç bir durumdaymışız gibi yapılmamalı ya da korkularımızı bir başkasına aktarıp onu da korkutmak şeklinde olmamalıdır Olabildiğince sakin ve açık olmalı ve karşımızdaki kişi de kendi korkularını bizimle paylaşırsa onu da açık ve sessiz bir biçimde dinlemelidir
Bir başkasına nasıl yardım edebileceğimizi ve etrafımızda ne tür toplu bağlantılar ve paylaşım kaynakları olabileceğini keşfetmek enerjinizi açmak ve yeniden akar hale getirmek için hayati öneme sahiptir Bolluk, bütünlük ve bağlantılı oluş halinde akar, bu, izole ve muhtaç bir durum içindeyken bize verilmiş özel bir mucize değildir Enerjinizin genişlemesini ve dünyanın iyiliğine katılımda bulunmasını istiyorsunuz ki dünya da size her zaman sizin için hazır bekleyen hediyelerini, kutsamalarını sunsun

7 Cömertlik

Zor zamanlar yaşıyorken zorluklar bize vericiliği hatırlatır İster zamanımızı verelim, ister enerjimizi ya da paramızı; cömert olmak kalplerimizi, zihinlerimizi açmanın; bir akışı yenilemenin en hızlı ve emin yollarından biridir Size bununla ilgili bir sır vermek istiyorum Vermek hediye etmektir Karşılık gerektirmez Cömertliğin doğası, kendinden gerçekten bir şeyler verip karşılığında bir şey beklememektir Eğer karşılık olarak bir şey beklersek, beklenti kendiliğinden bir sıkıştırmaya dönüşür, enerji alanımızda baskılayıcı bir güç halini almaya başlar, özellikle de cömertliğimizin kabul görmeyeceği ya da en azından tahmin ettiğimiz şekliyle karşılığını bulamayacağı hayal kırıklığına, kızgınlığa dönüşürse Bir hediye hem vereni hem de alanı özgürleştirir, onları bir zorunluluk ve beklenti zincirleriyle birbirlerine bağlamaz

8 Şükretmek

Bir ekonomik krizin doğası, kıtlığa; sahip olmadıklarımıza ya da kaybetmekte olduklarımıza odaklanmaktır Sonuç olarak korku, kızgınlık ve hayal kırıklığı getirebilir Bu dinamiği değiştirmek için sahip olduklarımıza odaklanmak ve onun için şükür duymak isteriz Sadece akılda kalır bir şarkı sözü olmaktan öte, “şükürlerimizi saymak” iyi bir enerji hijyeni sağlar çünkü bu kalplerimizi minnet duymaya açar
Minnet duymak bir bağımlılık tutumu değildir, karşılıklı bağımlılığın farkına varma hali ve sahip olduklarımızın ve hoşlandıklarımızın, hatta özel hayatlarımızın bile çoğunun başka birinden veya başka bir şeyden geldiğini fark etmektir Minnet duymak sadece takdir etmek değildir Bu bir hayatın içten bağlantılı halinin ve büyük bir varoluş birliğinin farkındalığı demektir Farkındalık kalplerimizi açar ve katılım ve akış hissimizi yeniler Hayata, Kutsal olana “teşekkür ederim” demek ve özellikle de kendi insanlarımıza bunu söylemek bağlantılı olduğumuz herkese sunduğumuz bir minnet haline gelir ve bizi kıtlık ve kayıp hislerinin üzerine çıkartır, aksi takdir de onlar bizi aşağı çekecektir

9 Zamana Minnet Duymak

İçinde bulunduğumuz zamana ve bize sunduğu mücadelelere; ekonomik krize, küresel iklim değişikliğine, terörizme, savaşlara, enerji kıtlığına ve ufukta beliren diğer tüm felaketlere minnet ve takdir duymak zor gelebilir İnsana kendini iyi hissettiren, barış ve sürekli sakinlik sunan bir çağa minnet duymak çok daha kolay olurdu Ama şunu unutmayalım ki zor zamanlar aynı zamanda büyüme zamanlarıdır Yeni içsel kavrayışların ve fırsatların, yaratıcılığın ve yeni oluşların zamanlarıdır Eğer bir programla savaşamıyorsam, ona uymalıyım Zamanın getirdiği akışa direnmek boşuna, bizler bütün bu mücadelelerle yüzyüze gelinen şimdiki zamanda yaşıyoruz Gelecek ise şimdiki kararlarımıza ve eylemlerimize bağlı olarak ortaya çıkacak Bu elbette korkutucu! Ama eğer bundan kaçarsak enerjimiz sıkışacak, yaratıcı potansiyelimiz kaybolacak ve gelecek de her halikarda gelecek ve hatta hoşlanmadığımız bir biçimde gelecek Yaşadığımız zaman mücadeleyi gerektiriyor ama aynı zamanda yaratıcılığa ve yeni doğumlara, yeni potansiyellere ve yeni olasılıklara açık zamanlar Olanlara bu yönünden bakmak enerjimizi yeniden akışkanlaştıracak ve açacaktır

10 Bağımsızlığınızı Koruyun

Enkarnasyon ruhsallığında bağımsızlık, kendimizi yönetmemizi mümkün kılan; bize seçimler yapabilme, maksadımızı ifade etme ve bireysel kimliğimizi açığa çıkarma gücü veren ruh ile kişilik arasındaki bütünselliktir Bu, yalnızca bizim hayata katabileceğimiz eşsiz hediyelerin kaynağıdır Bağımsızlığımızı korumak bu içsel bütünselliğe akort olmak ve kimliğimizi onurlandırmak (kendimizi onurlandırmak) ve hayatla birlikte oluşturduğumuz bağlantıları onurlandırmaktır
Ruhsal varlıklar olarak holistik doğamız her zaman bizi kuşatan koşullardan daha fazla genişleme potansiyeline sahip ve güçlü Bu genişlemeyi istediğimiz zaman kalplerimizi ve zihinlerimizi gerçekten daha geniş bir kişilik boyutuna açarız ve enerjimiz, bununla buluşabilmek için yükselir Kimlik duygumuzu ve kendimizi zayıflatırsak, onurunu korumazsak, kendimizi küçültürsek zor zamanların ya da herhangi bir zamanın gerektirdiği mücadeleleri nasıl karşılayabiliriz? Üretken olma yeteneğimizden şüphe ettiğimiz sürece nasıl yaratıcı olabiliriz ki? Kendi kimliklerimizin, düşüncelerimizin ve duygularımızın başkalarının korkularıyla şekillenmesine izin verdiğimiz sürece korku nerede duracaktır, özellikle de bizim korku duymamızdan yararlanabilecek olanlar nerede duracaktır? Büyük mücadeleler büyük insanlara gelir ve her birimizin içindeki ruhun ve hayatın büyüklüğü çoğumuzun umduğundan daha büyüktür Bağımsızlığımızı korumak kapıları içimizdeki genişliğe ve etrafımızdaki hayatla daha güçlü bir ilişki kurmamıza açar

11 Sevecen Olun

Yukarıda bahsettiğimiz on öneri üç kelimeyle özetlenebilir: Sevgi dolu olun Sevgi gerçekten de insani problemlere yanıttır; kendini sevmek, başkalarını sevmek, bulunduğu yeri sevmek, yaptığı işi sevmek, doğayı sevmek, hayatı sevmek, dünyayı sevmek, tüm harikalığı ve ihtişamı içinde ruhu sevmek Sevgi enerjimizi özgürleştirir Bizi açar ve pek çok düzeydeki ruh ve hayat akışının içine bırakır Sevgi tezahürün ardındaki gerçek sırdır Sevginin pek çok yüzü vardır; koruyuculuk, şefkat, farkındalık, cesaret, yaratıcılık gibi; ama o anda hangi yüzünü gösteriyor olursa olsun sevgi her zaman zor ve mücadele gerektiren zamanlara bizim en güçlü yanıtımızdır

Sevgi sihirlidir Shakespeare’in söylediği gibi, ne kadarını verirsek o kadarını alırız Sevgi adeta bir verme ekonomisinde çalışır ve bu sadece bolluğu tanıyan bir ekonomidir Dünyanın bize korkmamızı söylediği ve her şeyi kaybettiğimiz bir devirde sevgi bize güvende olduğumuzu, kendimiz ve başkaları için zenginlik yaratıcı kaynaklar olduğumuzu söyler Sevgi, ekmek somunları ve balıkların mucizelerinin arkasındaki güçtür Cüzdanları açan, dolapları, buzdolaplarını, kilerleri ve hepsinden öte kalpleri açan ve böylelikle bize birbirimizi koruyabileceğimizi hatırlatan bir paylaşım akışına izin veren bir güçtür Sevginin olduğu yerde birbirimize yardımcı olabiliriz Sevginin olduğu yerde ayrılığın üstesinden gelme ve ayrılığın getireceği korkuyu altetme isteği vardır Birbirimiz için birer yürek, zihin ve istek gücü olabiliriz İçinde bulunduğumuz zor bir zaman olabilir, ama sevgi sayesinde zor insanlar olmaktan kurtulabiliriz

12 “Tanrı Dolu” Olun

Bu son maddeyi özellikle vurgulamak için koydum, ama rahatlıkla ilk adım da olabilirdi Tanrı’nın önemi hayatidir Tanrı aynı zamanda bir gizemdir Benim dilimde Yaratıcı Gizemdir Tarih boyunca insanlar bu nihai veya zemin niteliğindeki gerçekliğe pek çok isim verdiler ve onu pek çok yönden gördüler Ama ona ne isim verdiğimiz ya da nasıl gördüğümüz onun içimizdeki varlığının ne olduğunu anlamaktan daha az önemlidir O bize gerçekten de evrende bir ev sağlamaktadır Eğer açık ve akışkansak bunun nedeni nihai varlığın açık ve akışkan olmasıdır Sevgi duyduğumuzda sevgimiz bu nihai varlığın sevgi duyuşuyla yüzlerce, binlerce, milyonlarca kat artar

Findhorn Derneği çok basit bir önerme üzerine kuruldu: “Önce Tanrıyı hayatınıza alın, ardından ihtiyacınız olan her şey size gelecek” Findhorn’un Kurucuları bunu ispatladılar ve Findhorn tezahürün bu basit prensibinin sonucu olarak başarılı oldu
Benim için, Tanrıyı en başa koymak “Tanrı Dolu Olmak” demek; sınırlı bir varlık olarak benim kendi kapasitem ölçüsünde, bu yaratıcı, sevgi dolu varlığın niteliklerini içimde barındırmak demek Kalbimi açmadan önce izin verin kalbim Tanrıyla dolu olsun Düşünmeden önce izin verin zihnim Tanrıyla dolu olsun Konuşmadan önce izin verin ağzım Tanrıyla dolu olsun Bir şey yapmadan önce izin verin kollarım Tanrı’yla dolu olsun İzin verin kişisel dünyam önce Tanrı’nın dünyası olsun, Tanrı dolu bir dünyam olduğunda biliyorum ki diğer her şey sonradan eklenecektir

Tanrı dolu olmak basitçe sevginin varlığının öncelikli oluşunu, genişliğini, ihtişamını, yaratıcılığını, koruyuculuğunu kendi dünyamda ve kendi içimde fark etmek demek Basit bir ekonomik kriz nasıl olur da bununla kıyaslanabilir ki? Yaratıcı gizem iflas edemez O, kıtlığa konu olamaz Tanrı asla bitmez
Gerçek Soru Bazen ruhsal bir öğretmen için çeşitli şeyler yapmak adına bir dizi adım atmak bir zorunluluk oluyor: bunun için on adım, şunun için oniki adım, diğer bir şey için yedi adım ve bunun gibi Ben hiçbir zaman işlerimi o kadar çok adımlara bölmedim, benim ruh algım bir adımlar dizisinden çok bir rampaya benzer, tırmandığımız bir merdivenden çok sürekliliği olan bir yüzey gibi
Ne var ki zor zamanlar yeni olasılıklar da yaratıyor ve hatta yaşlı kurtlar bile yeni oyunlar öğrenebiliyor! Dolayısıyla ben de size zor zamanlarda ayakta kalmak adına oniki adımlık bir program oluşturdum İşe yarayacak mı? Bunlar üzerinde çalıştığımızda hayatlarımız daha iyi olacak mı? Gerçek soruysa; eğer işe yaramazsa bize ve dünyamıza neler olacağıdır.

alıntıdır.

____________________________________________________________________________

Bedenimiz işte harika makinemiz…

11034909_867197580040761_7191440676685117538_n[1]
Biz hayatımızdaki kullandığımız araçlar arızalanınca
insanlarla ilişkilerimiz bozulunca,
yaşamın bize verdiği mesajları hala anlamadıkça…
Yaşam, son çare olarak mükemmel bir makinemiz olan bedenimizle hayatımızdaki sorunları göstermeye çalışıyor…
Ancak hastalanınca duruyoruz… Bana ne oluyor böyle diyoruz…
Neden hasta olunca farkına varıyoruz? Çünkü yaşamla ilişkimiz bir şekilde kesiliyor…
İşimize gidemiyoruz veya ağrılar içinde dolaşıyoruz hayattan#keyifalamıyoruz…
“Evet, yaa, bu işim beni çok strese sokuyordu, sonunda hasta etti beni” diyorsunuz…
Yaşamın size söylediklerini dinlemek için illa hasta olmayı mı bekliyorsunuz…
Kanser olduğunuz zaman mı en nefret ettiğiniz kişiyi affedeceksiniz…
Öleceğinizi bilirseniz mi yapmak istediğiniz şeyler için kendinize zaman ayıracaksınız, kızmayı, söylenmeyi bırakacaksınız…
Hastalıklar sizin düşüncelerinizle yaşamınızda yaratmış olduğunuz sıkıntıların sonuçları ve bu düşünceler sahip olduğunuz yaşam alanlarınızı#güçlü bir şekilde etkiliyor…
Öncelikle şunu da belirtmek isterim, yaşamımızdaki bu nedenleri görmemek için kendimize bahanelerde uydururuz…
Soğuk bir şeyler içtim bu yüzden boğazım ağrıyor…
Acılı yedim bu yüzden midem ağrıyor vs…
Daha önce neden soğuk içtiğinizde veya acı yediğinizde bu ağrılar yoktu…
Kendinize ‪#‎dürüst‬ olun ve yaşamın size verdiği bu ipuçlarını kullanın…
Sonuçta sadece kazançlı çıkarsınız…
Aşağıda hastalıkların zihinsel nedenleri ile ilgili birkaç örnek vermek istiyorum…
Hastalıkları kalıcı bir biçimde ortadan kaldırabilmek için
bu hastalığa neden olan düşünce kalıbınızı iyileştirmeniz gerekir…
Aşağıda hastalıkların nedeni, yerine koymanız gereken olumlu düşünce şekli yer alacak…
Eğer bu hastalıklara sahipseniz lütfen bunu yapın…
Devamlı onaylamaları tekrar edin…
İyileşmenin ne kadar hızlı olduğunu,
olumlu düşünce şeklinizin de hayatınızdaki diğer problemleri nasıl hallettiğini,
ilaç tedavinize de nasıl destek olacağını göreceksiniz.
Başınız ağrıyorsa; Kendinizi hangi konuda ‪#‎yargılıyorsunuz‬ sorusunun cevabını bulun…
Kendini ‪#‎eleştirme‬, değersiz görme ile ilgilidir…
‪#‎Migren‬ türü ağrılar ise mükemmeliyetçi olan ve bu yüzden kendilerine çok baskı yapan kişiler tarafından yaratılır…
Migrende yoğun olarak bastırılmış kızgınlık vardır…
Onaylaması; Kendimi çok seviyor ve onaylıyorum, kendimi affediyorum… Emin ellerdeyim…
‪#‎Sinüs‬ ağrıları; Burunun çok yakınında hissedilir.
Hayatınızda size çok yakın olan birisinden duyduğunuz rahatsızlığı gösterir,
o kişi tarafından ezildiğinizi hissediyor olabilirsiniz…
Onaylaması; Hayatın bütünüyle birim.
Huzur, uyum ve ‪#‎dengenin‬ her zaman içimi kapladığını ve beni kuşattığını ilan ediyorum.
Her şey yolunda. Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.
‪#‎Boyun‬ ağrıları, tutulma; Düşüncelerimizde esnek olma,
sorunun öteki yüzünü görme,
başka bir kişinin bakış açısını anlamayı temsil eder.
İnatçılığı ve hep haklı çıkma isteğini bırakmak gerekir.
Olumlaması; Hayatla barış halindeyim, rahatım.
Bir meselenin her yönünü esneklikle ve kolaylıkla görüyorum.
Başka bakış açılarını da sevgiyle algılıyorum, güvendeyim.
‪#‎Boğaz‬; Kendimizi doğru bir şekilde ifade edemiyoruz, “istediğim şeyi söyleyemiyorum…” düşünce kalıbını içerir.
Kendimizi ifade etme korkumuzu, hakkımızı aramaktan çekinme korkumuzu, “ben buyum” deme cesaretimizin olmayışını gösterir.
Kızgınlık boğaz ağrılarının nedeni.
Eğer soğuk algınlığı da varsa zihinsel karışıklık yaşıyoruzdur…
Larenjit konuşamayacak kadar öfkeli olduğumuzu gösterir.
Yaratıcılığımız engellendiğinde boğazla ilgili sorunlar olur.
Hayatlarını başkaları için yaşayan anne/ baba/çocuk/eş/sevgili/patron vs.
kendi istediklerini hiç yapamayan birçok insan
‪#‎BADEMCİK‬ ve ‪#‎TİROİD‬ sorunları yaşarlar… Engellenmiş yaratıcılığın sonucudur.
Ayrıca boğazdaki enerji merkezimiz bedende değişimin olduğu yerdir…
Değişime karşı koyduğumuzda, değişmeye çalıştığımızda genellikle boğazımızda sorun yaşarız…
Öksürdüğünüzde ya da biri öksürdüğünde dikkat edin… Ne konuşuluyordu?
Neye tepki gösteriyoruz? Direnç ve inatçılık mı yoksa değişim süreci içinde misiniz?
Öksürdüğünüz an elinizle boğazınızı tutun “değişmeye hazırım” “değişiyorum” deyin…
Olumlama; Düşündüklerimi, isteklerimi, hissettiklerimi rahatlıkla ve özgürce ifade ediyorum.
Yaratıcıyım, sevgiyle konuşuyorum.
Değişmeye hazırım. Kendim olmakta özgürüm. Emin ellerdeyim.
‪#‎Sırt‬; Destek sistemimizi temsil eder.
Sırt ile ilgili sorunlar genellikle yeterince destek görmediğimizin ifadesidir.
Yalnızca bizi işimizin, ailemizin, eşimizin desteklediğini düşünürüz.
Bu yanlış bir inanış şeklidir… Gerçeği ise, evren ve hayat bizi destekler.
Onaylama; Hayatın her zaman beni desteklediğini biliyorum ve kabul ediyorum…
Üst sırt ağrıları; Duygusal destekten yoksunluk… “Eşim, ailem vs beni anlamıyor ve desteklemiyor.”
Onaylama; Kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum. Hayat beni seviyor ve destekliyor.
Orta kısım; Suçluluk duygusuyla ilgili… Geçmişimizde arkamızda kalan bir şey.
Sırtınızdan bıçaklandığınızı mı düşünüyorsunuz,
arkanızda ne bıraktığınızı görmekten mi korkuyorsunuz
ya da arkada bıraktığınız bir şeyi mi gizliyorsunuz?
Onaylama; Geçmişi geride bırakıyorum.
Geçmişin geleceğim üzerimde hiçbir etkisi yok.
Yüreğimde sevgiyle ilerlemek için özgürüm…
Alt bölüm ise; Bitip tükendiğini hissetme, ekonomik sorunlarla bir çıkmaz içinde olma, ekonomik endişelerin ifadesidir…
Parasızlık ya da parasal korkular bu bölümle ilgilidir…
Onaylama; Yaşam sürecine güveniyorum. Gereksindiğim her şey daima sağlanacaktır. Emin ellerdeyim.
Sinir Bozukluğu; Sinirler İletişimi temsil eder.
Benmerkezcilik (sadece kendini düşünme). İletişim kanallarını kapatma
Onaylama; Yüreğimi açıyor ve sadece sevgi dolu iletişim biçimleri yaratıyorum.
Güvenlik içindeyim ve iyiyim. Rahatça ve keyifli iletişim kuruyorum.
Akciğerler; Hayatı içine alma kapasitesini temsil eder.
Akciğer rahatsızlıkları, zatürree nedeni;
depresyon, keder, hayatı içine almaktan korkma,
kendinde hayatı dolu dolu yaşama hakkını görmeme…
Hayatı reddediş…
Olumlama; Hayatı kusursuz bir dengeyle içime alıyorum.
Hayatın bütünlüğünü içime alma kapasitesine sahibim.
Hayatı sevgiyle ve dopdolu yaşıyorum.
Kalp; Sevgi ve güvenlik merkezini temsil eder.
Kendimizi sevgi ve sevinçten yoksun bırakma…
Çoktan beri süren duygusal sorunlar.
Kendini yalnız ve panikte hissetme.
“Ben yeterince iyi değilim, yeterli değilim, asla başaramayacağım” inancı ile yaşayanlar kalp hastası olurlar.
Onaylama; Kalbim sevgi ritminde vuruyor.
Neşe ve sevinci kalp merkezime geri getiriyorum.
Herkese sevgi gösteriyorum.
Sevinç içinde yaşıyorum. Sevincin, zihnimden, bedenimden ve deneyimlerinden akmasına sevgiyle izin veriyorum.
Tüm hayatla birim ve ‪#‎evren‬ beni bütünüyle destekliyor. Her şey yolunda.
Yüksek Tansiyon; Çoktan beri süren, çözülmemiş ‪#‎duygusal‬ sorun.
Onaylama; Geçmişi sevgiyle geride bırakıyorum. Huzur içindeyim.
Düşük Tansiyon; Çocukken yeterince sevgi görmemiş olma.
“Ne anlamı var ki?”
“Nasıl olsa işe yaramayacak” yaklaşımı içinde yaşama.
Onaylama; Artık daima sevinçli olan ‪#‎ŞİMDİ‬ de yaşamayı seçiyorum.
Hayatım bir sevinç kaynağıdır.
Mide; Besinleri taşır. Tüm yeni düşünce ve deneyimlerimizi sindirir…
Bu hayatta hazmedemediğiniz, kabul etmediğiniz nedir?
Yeniliklere kolaylıkla adapte olamıyoruzdur.
Mide bulantısı; Bir fikri ya da deneyimi reddetme…
Ekşimesi; Korku, korku… Sıkıştırıcı korku…
Gastrit; Büyük korku, dehşet… Yeniden korkma, yeniyi özümseyememe…
Ülser; Yeterince iyi olmadığına inanma. Kendini sevmeyi reddetme.
Birilerini hoşnut etmeye çalışma.
Olumlama; Hayatı rahatça sindiriyor ve özümsüyorum. Güvendeyim, yaşam sürecinin bana yalnızca iyi şeyler getireceğine inanıyorum. Hayat benimle anlaşma ve uyum içinde. Her gün, her an yeniyi özümsüyorum. Kendimle barış içindeyim. Kendimi seviyor beğeniyor ve onaylıyorum.
Bacaklar; İleriye doğru atılan adımlar. Adım atmaktan korkma,
bir şeyleri yapmak istemediğimiz zaman bacaklarımızda sorunlar çıkar.
Gelecekten korkma.
Olumlama; Hayat benim için var.
Geleceğimde her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve neşeyle ilerliyorum.
Dizler; Boyun gibi esneklikle ilgilidir.
Taviz verme, gurur, ego ve inatçılığı ifade eder.
İleri doğru adım atarken taviz vermekten korkar, katılaşırız.
Bu eklem yerlerini sertleştirir.
İlerlemek isteriz ama değişmek istemeyiz.
Bu yüzden dizin iyileşmesi uzun süre ego devrededir.
Huzurlu olmak için esnek olmalı, takılıp kalmamalıyız…
Olumlama; Ben esnek ve akıcıyım…
Şefkat ve merhamet, bağışlama ve anlayış içindeyim.
Kolaylıkla eğiliyor ve akıyorum.
Kazalar; Kızgınlık ifadesidir.
Birikmiş öfke, otoriteye karşı çıkma arzusu.
O kadar kızgınız ki birisine vurmak isteriz ama birisi bize vurur(çarpar). Şiddete inanma…
Onaylama; Bu durumu yaratan düşünce kalıbımı terk ediyorum.
Barış halindeyim, ben değerliyim.
Kanser; Derin bir biçimde incinme, yaralanma.
Uzun zamandır süren kızgınlık.
İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren derin bir sır ya da üzüntü.
Nefretleri taşıma.
Olumlama; Tüm geçmişi sevgiyle bağışlıyor ve serbest bırakıyorum.
Dünyamı sevinçle doldurmayı seçiyorum.
Kendimi seviyor ve onaylıyorum.
alıntı

Stres Bedeni Nasıl Etkiler…

stress[1]

stress

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Erkeklerin Gözünde Kadınların Hangi Hareketinin Ne Anlama Geldiğinin 17 Örneği

1. Seviyeli davranırsanız: ”Üff bunun da burnu amma havada yea.. Artist…” derler.

Seviyeli davranırsanız: ''Üff bunun da burnu amma havada yea.. Artist...'' derler.

2. Samimi davranırsanız: ”Kesin bana kur yapıyor ;)))” derler.

Samimi davranırsanız: ''Kesin bana kur yapıyor ;)))'' derler.

3. Birlikte olma isteğini sert şekilde reddederseniz: ”Kezo bu yea… Saygısız…” derler.

Birlikte olma isteğini sert şekilde reddederseniz: ''Kezo bu yea... Saygısız...'' derler.

4. Birlikte olma isteğini nazikçe reddederseniz: ”Aslında gönlü var ama naz yapıyor…” derler.

Birlikte olma isteğini nazikçe reddederseniz: ''Aslında gönlü var ama naz yapıyor...'' derler.

5. Sevişmezseniz: ”Geri kafalı mısın sen yea? Bu ne çağ dışılık…” derler.

Sevişmezseniz: ''Geri kafalı mısın sen yea? Bu ne çağ dışılık...'' derler.

6. Sevişirseniz: ”Edepsiz, ortalık malı!!!11!!” derler.

Sevişirseniz: ''Edepsiz, ortalık malı!!!11!!'' derler.

7. Acemi bir sürücüyseniz: ”Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd” derler.

Acemi bir sürücüyseniz: ''Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd'' derler.

8. İyi bir sürücüyseniz: ”Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd” derler.

İyi bir sürücüyseniz: ''Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd'' derler.

9. Mesajlarına zamanında dönerseniz: ”Kesin bana aşık ;)))” derler.

Mesajlarına zamanında dönerseniz: ''Kesin bana aşık ;)))'' derler.

10. Mesajlarına geç dönerseniz: ”Kendini ağırdan satıyor ;))’ derler.

Mesajlarına geç dönerseniz: ''Kendini ağırdan satıyor ;))' derler.

11. Makam, mevki sahibiyseniz: ”Kesin torpili var…” derler.

Makam, mevki sahibiyseniz: ''Kesin torpili var...'' derler.

12. Makam, mevki sahibi değilseniz: ”Zaten kadınlar bi işi beceremez yea…” derler.

Makam, mevki sahibi değilseniz: ''Zaten kadınlar bi işi beceremez yea...'' derler.

3. Çok geçe kalmadan eve dönüyorsa: ”Amma da ana kuzusuymuşsun beee :d” derler.

Çok geçe kalmadan eve dönüyorsa: ''Amma da ana kuzusuymuşsun beee :d'' derler.

14. Geç saate kadar dışarda kalıyorsan: ”Bu saate kadar dışarda takılıyorsa ‘yolludur’…” derler.

Geç saate kadar dışarda kalıyorsan: ''Bu saate kadar dışarda takılıyorsa 'yolludur'...'' derler.

15. Kapalı giyiniyorsanız: ”Bağnaz!!!1 Yobaz!!11! Sıkmabaş!!11!” derler.

Kapalı giyiniyorsanız: ''Bağnaz!!!1 Yobaz!!11! Sıkmabaş!!11!'' derler.

16. Açık giyinirseniz: ”’Taciz edilmek istiyor ki böyle giyinmiş” derler.

Açık giyinirseniz: '''Taciz edilmek istiyor ki böyle giyinmiş'' derler.

17. Ne yaparsanız yapın söyleyecek kötü bi şey bulur, sonra da ”Kadınları anlamıyorum yeaa” diye ortalıkta gezinirler…

Dünyayı kurtarabilecek ağaç: Kiri

Dünyadaki herhangi bir ağaçtan 10 kat daha fazla karbondioksit absorbe eden ve yüksek oranda oksijen üreten kiri ağaçları, gelecek senelerde Doğa Ana’ya büyük katkılar sunabilecek gibi gözüküyor.

Kiri adı Japonca kesmek kelimesinden geliyor, budanması durumunda daha iyi ve daha hızlı büyüdüğüne inanılmasından dolayı bu adı almış.

kiri ağacı

Ağacın boyu 9 metreyi geçebiliyor; nisan ya da mayıs ayında tatlı, kokulu çiçeği açıyor. Yaprakları protein ve nitrojen açısından zenginken, çiçekleri salatalara lezzet katıyor. Çiçekleri arılar tarafından da çok seviliyor. Ancak bunların hiçbiri bu ağacı esas özel kılan sebep değil. Kiri ağacı dünyadaki herhangi bir ağaçtan 10 kat fazla karbondioksit absorbe ediyor ve yüksek oranda oksijen veriyor.

Teksas’ta “Kiri Devrimi” projesine öncülük eden Chris Sanders ve Brittany Turner, ABD’de bu arındırıcı ağaçlardan 1 milyon tane dikmeyi hedefliyorlar. Son dönemlerde Teksaslıların sağlığı aşırı kirlenen toprak, hava ve su sebebiyle tehdit altında. Neyse ki kiri, kirli toprak, suda başarılı ve büyürken de yeryüzünü temizliyor, arındırıyor. Bir diğer harika özelliği ise bu ağacın dünyadaki en hızlı büyüyen ağaç olması: Tohumdan yetişen, sekiz yıllık bir ağacın boyu, kırk yıllık meşe ağacıyla aynı boyda. Kiri ağacı bir yılda dört buçuk metreden daha uzun olabiliyor.

Umarız bu özellikler herkes tarafından öğrenilir ve en kısa zamanda tüm dünyayı Kiri ile donatma projeleri başlar.

Kaynak: Ecoportal
Başlık Görseli: Kowalskyrie/Deviantart

kaynak: gaiadergi.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kürk Mantolu Madonna’dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

1.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Seni seviyorum… Deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum.”

2.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince, insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”

3.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

4.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”

5.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.”

6.Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi.”

7.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz
“Seninle şöyle bir oturup konuşamadık.”

8.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”

9.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kafamın içinde ona söylenecek uçsuz bucaksız şeyler bulunduğunu hissediyordum, senelerce söylense bitmeyecek şeyler.”

10.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.”

11.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“İlk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde, ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz.”

12.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bitmiyor, sadece bazen belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor…”

13.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz
“Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?”

14.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

Aşk öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilemediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz.”

15.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.”

16.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Sana ihtiyacım yok ki benim! İnsan yalnız da mutsuz olabilir çünkü.”

17.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”

18.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.”

19.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.”

20.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim.”

– Maria Puder

ÖFKENİN ÖĞRETTİKLERİ

ofke_ve_ofkenin_kontrolu_b[1]

Midwest hastanesi acil servisindeki bir hemşire, kendisine kritik bir durumdaki beş kişinin getirildiğini bildiren bir mesaj aldı. Zaten gergin olan durum, yaralananlardan birinin hemşirenin eşi olması yüzünden daha da karmaşık bir hal almıştı. Diğer dört kişi onun tanımadığı bir aileydi. Doktorların ve hemşirelerin büyük çabasına karşın, beş kişi de öldü.

Onları öldüren neydi? Bir bina çökmesi mi? Bir otobüs kazası? Arabalı bir silahlı saldırı mı? Bir yangın mı?

Onları öfke öldürmüştü.

Kırsal bölgedeki bir yolda arabanın biri diğerini geçmeye çalışmıştı. Ama iki sürücü de vazgeçmeyi kabul etmemişti. Yan yana, daha avantajlı bir yere geçmeye çalışarak, öfkeyle beslenerek, ileri doğru yarışmışlardı. İkisi de artık her şey için çok geç olana kadar kendilerine doğru gelen üçüncü bir arabayı fark etmemişti.

Hemşirenin eşi o öfkeli sürücülerden biriydi.
Birbirini geçmeye çalışan iki adam yabancıydılar -hiç karşılaşmamışlardı. Birbirlerine böyle bir öfke duymaları için hiçbir neden yoktu, yine de hiddetten gözleri dönmüştü, bunun tek nedeni birinin diğerini geçmek istemiş olmasıydı. Hayatta kalan sürücüye karşı dava açılmıştı.

Bazı resmi görevlilerin bugün ülkemizde meydana gelen araba kazalarının bir numaralı nedeni olduğuna inandıkları öfkenin yol açtığı bu trajik kaza üç aileyi perişan etmişti.
Hepimiz öfkeliyken araba kullanmış olabiliriz, ama şans eseri pek azımız böyle aşırı sonuçlar yaşarız. Bununla birlikte, bu iki adamın yaptığı gibi öfkenin oluşmasına izin vermek, hayatlarımızdaki önemli bir olumsuz güç olabilir. Öfkemizi, o bizi kontrol etmeden önce bizim onu kontrol edebilmemiz için sağlıklı bir biçimde ifade etmeyi öğrenmemiz gerek.

Öfke, doğal halinde, dışavurumu yalnızca birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar süren doğal bir duygudur. Örneğin, sinemada sırada beklerken birisi aradan girmeye çalışırsa bu kişiye bir dakikalığına öfkelenmek bizim için sadece doğal bir şeydir. Öfkemizi ifade ederek doğal biçimde yaşarsak -bir dakikalığına bekleyip kendi olağan akışı içinde geçmesine izin verirsek- daha iyi olabiliriz. Ancak ya öfkemizi patlayarak uygun olmayan bir biçimde ifade ettiğimizde ya da öfkemizi birikecek biçimde bastırdığımızda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bir duruma ya hak ettiğinden daha fazla öfkeleniriz ya da hiç öfke göstermeyiz.
Bastırılmış öfke kolayca uçup gitmez, tamamlanmamış iş haline gelir. Küçük bir parça öfkenin üstesinden gelmezsek, bu öfke bir yere, genellikle yanlış bir yere gitmek zorunda kalana kadar giderek büyür. O iki sürücü de eski öfkelerle çok doluydu ve birbirleriyle karşılaştıklarında bu öfke patladı. Bir iki saniyeden çok olmayan bir süre içinde volkanlar gibi patladılar.

Öfkenin birikmesiyle ilgili diğer sorun, bizi inciten insanlar hareketlerinin sorumluluklarını üzerlerine almaya istekli olsalar bile bunun yeterli olmamasıdır. Özür dileseler, biz de bu özrün içten bir özür olduğuna inansak da öfkeli halimiz devam eder, işte bu eski öfkedir. Bu öfke değişik ve beklenmedik biçimlerde defalarca yüzeye çıkabilir.

Birçok kişi öfkeyi göstermenin yanlış olduğu ailelerde yetişmiştir. Bazı kişiler de en küçük sorunun bile hiddet boyutuna yükseldiği ailelerde büyür. Bu doğal duyguyu ifade etmek için hiç iyi bir rol modelimiz olmamasında şaşacak bir şey yok. Öfkenin neyle ilgili olduğunu anlamak yerine, onu sorgular, geçerli olup olmadığını merak eder, yanlış yere koyar yani onu yaşamak dışında yapabileceğimiz hemen her şeyi yaparız. Ama öfke normal bir tepkidir, doğru zamanda, doğru yerde ve uygun ölçülerde olursa yararlıdır. Örneğin, araştırmalar öfkeli hastaların daha uzun yaşadıklarını göstermiştir defalarca. Bunun nedeninin duygularını dışa vurmaları mı, yoksa daha iyi bir bakım talep etmeleri mi olduğunu bilmiyoruz. Gerçekte bildiğimiz, öfkenin eyleme yol açtığı ve çevremizdeki dünyayı kontrol etmemize yardımcı olduğudur. Ayrıca hayatlarımızda uygun sınırlar oluşturmamıza da yardımcı olur. Uygunsuz, şiddetli ya da zarar verici olmadığı sürece öfke yararlı ve sağlıklı bir tepki olabilir.

Bedenin en önemli uyarı sistemlerinden biri olarak öfke otomatik bir biçimde bastırılmamalıdır. Öfke bizi incitilmekte olduğumuz ya da ihtiyaçlarımızın duyulmadığı konusunda uyarır; birçok durumda normal ve sağlıklı bir tepki olabilir. Diğer yandan, suçluluk gibi, bir şeylerin inanç sistemimize uymadığının bir işareti de olabilir. Arada sırada ortaya çıkan, zarar verici boyutları ayarlanmış öfke sağlıklıdır. Bazen, sorunlara yol açan duygularla ilgili olarak ne yaptığımızı ya da yapmadığımızı gösterir. Çoğunlukla kendi öfkemizden öylesine korkar ve onu öyle büyük bir ölçüde yadsırız ki artık onun farkında olmayız.

Öfke yaşamlarımızı tüketen korkunç bir hayvan olmak zorunda değildir. O sadece bir duygudur. Onu aşırı boyutlarda çözümlemek ya da doğru, uygun veya haklı olup olmadığını sorup durmak üretken bir şey değildir. Böyle yapmak, duygulara bile sahip olup olmadığımızı öğrenmeye çalışmaktır. Öfke sadece budur; bir duygu. Yargılanması değil, yaşanması gereken bir duygudur. Diğer tüm duygularımız gibi öfke de bir iletişim biçimidir, bize bir mesaj getirmektedir.

Ne yazık ki bir çoğumuz bu mesajı işitmez. Onu nasıl yaşayacağımızı çoğu kez bilmeyiz. Öfke içindeki insanlara “Ne hissediyorsunuz?” diye sorulduğunda, “Düşünüyorum da …” diyerek yanıt vermeye başlarlar. Bu duygusal bir soruya verilen zihinsel bir yanıttır. Yüreğimizden değil aklımızdan gelmektedir.
İçimizdeki duygularla ilişki halinde olmamız gerekir. Kimi zaman insanlar için bunu yapmak çok zordur, böyle zamanlarda gözlerini kapatıp bir ellerini karınlarına koymalarını sağlamak onlara yardımcı olabilir. Bu basit hareket onların hissettikleri şeylerle ilişkiye geçmelerine yardımcı olur, bunun nedeni olasılıkla duygunun sadece beyni değil bedeni de kullanması olabilir. Duygularımızla ilişki içinde olmak toplumumuza hemen hemen yabancı bir fikirdir: bizler bedenlerimizle hissetmeyi unutmuşuzdur. Düşüncelerimizi duygularımızdan ayırma eğilimi gösteririz genellikle. Düşüncelerimizin egemen olmasına izin vermeye alışmışızdır; bu yüzden duygularımızı ve bedenlerimizi unuturuz.

Bir tümcede kaç kez “Böyle hissediyorum” ifadesi yerine “Düşünüyorum” ifadesini kullandığınıza dikkat edin.

Öfke bize incinmişliklerimizin üstesinden gelmemiş olduğumuzu söyler. İncinme o anki acıdır, öfkeyse çoğu kez süregelen bir acıdır. Bu incinmeleri biriktirip onlarla ilgilenmediğimiz ve doğru adrese yönlendirmediğimiz sürece öfkemiz büyür. Birçok incinmeyi biriktirebiliriz içimizde, bu durum da onları bir düzene koymamızı son derece zorlaştırır ve en sonunda da öfkeyi fark etmek bile aşırı güç bir iş haline gelir. Duygu dünyasıyla birlikte yaşamaya öylesine alışmışızdır ki bu duygu dünyasını kim olduğumuzun bir parçası olarak düşünmeye başlarız. Kendilerimizi kötü insanlar olarak görmeye başlarız. Öfke kimliğimizin bir parçası haline gelir. Eski duygularımızı kimliğimizden ayrıma işine başlamalıyız. İyi biri olduğumuzu hatırlamak, kim olduğumuzu hatırlamak için bu öfkeden kurtulmalıyız.

Başka insanlara karşı öfkeli olmanın yanı ısıra, kendimize karşı da öfkeli, yaptığımız ya da yapmadığımız şeyler konusunda çok kızgın olabiliriz. Öfkeleniriz, çünkü, çoğunlukla kendi duygularımız pahasına karşımızdaki kişileri memnun etmeye çalışırken, kendimize ihanet etmiş gibi hissederiz kendimizi. Kendi ihtiyaçlarımız ve isteklerimizi kabul edip karşılığını veremediğimizde öfkeleniriz. Bize hak ettiklerimizi vermedikleri için “onlara” çok kızdığımızı biliriz, ama ilk önce hak ettiklerimizi kendimize vermediğimiz için yine kendimize öfkelendiğimizi hiç fark etmeyiz. Kimi zaman ihtiyaçlarımız olduğunu kabul etmek konusunda son derece dik başlı davranırız, çünkü bizim toplumumuzda ihtiyaç duymak zayıflıkla eşit görülmektedir.

Öfkemizi içe döndürdüğümüzde, bu öfke kendini çoğu kez depresyon ya da suçluluk duygularıyla ifade eder. İçeride tutulan öfke geçmişle ilgili izlenimlerimizi değiştirir ve şimdiki gerçeklikle ilgili görüşlerimizi çarpıtır. Bu eski öfkenin tümü sadece karşımızdaki kişilerle değil, kendimizle de tamamlanmamış bir haline gelir.

Öfkemizi içeride tutup “onun patlamasına izin vererek”, başkalarını ve kendilerimizi suçlayarak aşırı bir uçtan bir diğerine atlayıp durma eğilimi gösteririz. Öfkenin kendisini doğal biçimiyle ifade etmesine izin vermiyoruz, bu yüzden onun kötü bir şey olduğunu düşünmemizde şaşılacak bir yan yok. Bağıran insanları, sadece kendimiz bağırmadığımız için değil, aynı zamanda huzurlu ya da öfkeden kurtulmuş olduğumuz anlamına gelmediği için de kötü huylu biri olarak düşünmemizde şaşılacak bir şey yok.

Yaşam Dersleri, Elisabeth Kübler-Ross &

* David Kessler, Ege Meta Yayınları

ayçan berkerin facebook sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BİLİNÇALTINI Anlama ve Temizleme çalışması

bilinçaltı[1]

Bilinçaltını anlamak için çalışma ilkelerini, bilinçaltı yasalarını ve bunları hazırlayan içsel dinamikleri bilmek gerekir.
Bilinçaltını bir bilgisayarın hard diski olarak düşünebiliriz. Ekranda görülenler sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır. Yani bilinçaltınızdaki olumlu, olumsuz inançlarınızın hayatımıza yansımalarıdır.
Nasıl bir bilgisayar programında direkt emir şeklinde komutlar veriliyor ise bilinçaltımız da komutlarımızı alır ve gerçekliğimize uyarlar.

Başaramayacağımıza inanıyorsak başaramayız. Değişeceğimize inanıyor isek değişiriz. Mali, malı şeklindeki ifadeler bilinçaltımızda mulaklık yaratır. Örneğin sigara içmemeliyim dedikçe sigara içmek isteriz. Çok yememeliyim dedikçe yemek isteriz. Size sakın kırmızı bir mercedes düşünmeyin veya şu an annenizi düşünmemelisiniz diyecek olursam her ikisi de akınıza gelecektir. Korkmayın diyecek olursam o ana kadar böyle bir duygu taşımasanız bile korkmaya başlarsınız. Bilinçaltımıza ne istediğimizden emin olarak, net ve şimdiki zaman üzerinden komutlar vermeliyiz. Geleceğe yönelik ifadeler istediklerimizin bir şekilde ötelenip, gerçekleşmesine engel olur.
“Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” der. Napoleon Hill’
Evren yasalarla yönetilir. Bilinçaltlarımız da tıpkı evren gibi yasalarla yönetilir. Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı şeyler gerçekleşir. Böylesine büyük bir güce sahip olduğumuzun çoğu zaman farkında değilizdir.
Bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için, bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar, bu da genellikle stres ve endişe yaratır. Bu durum bilinç gücümüzle, bilinç altı gücümüzün kullanımındaki farktır. Örneğin bir bayan danışanım içinde bulunduğu gerçekliği kendisinin yarattığına inanmıyordu. Evlenmek istiyordu ancak karşısına uygun kişinin çıkmamasından ve birlikteliklerinin kısa sürede bitmesinden yakınıyordu. Bilinç üstü seviyede bir hayat arkadaşı istiyordu ve kendince uygun standartları belirlemişti. Yaptığım çalışmalarda fark ettik ki ! bilinçaltı seviyede evliliğin özgürlüğünü kısıtlayacağı inancı, çevresinde gördüğü mutsuz evlilikler ve kendisinin de böyle olabileceği korkusu, karşısına daha iyi biri çıktığında evliliğinin bu birlikteliğine engel olacağı endişesi taşımaktaydı. Bu kadar yoğun bilinçaltı dinamikleri ile isteğine ulaşması mümkün değildi. Bir ipi düşünelim iki tarafından aynı anda iki kişi çekiyor. İpin gerilmesi gibi kişide gerginleşir.

Bilinçaltımız mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan veya buna uyan olayları ve insanları kendine çeker. Buna son dönemlerde adı çokça duyulan çekim yasası denmektedir. Yerçekimi yasasının varlığının kesin olması gibi çekim yasasının varlığı da kesindir. Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten yaşamınız zor olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılır. Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır. Sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz, bilinçaltınız verir.
İstemediğimiz bir durum karşısında bu durumu hazırlayan içsel sebepler ne olabilir ? Bu durum çoğu zaman bilinçaltı korkularımızın bir sonucudur.

Birçok insan kendini sık sık aynı senaryonun içinde bulur. Ne yaparlarsa yapsınlar aynı sorunlarla karşılaşırlar. Böyle bir durumda dışsal şartları değiştirmek yerine içimizdeki bilinçaltımızdaki engelleyici inançlarımızı değiştirmek, korkularımızla uyumlanıp, onların varlığını kabul edip, bu korku dinamiğinin ikincil çıkarlarına saygı duyup, kişiye daha fazla fayda sağlayan, olumsuzluk taşımayan, mutluluk, huzur ve sağlık veren sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir. Bu şekilde bilinçaltımız yeniden programlanır. Bilinçaltı virüslerimizin farkına varıp olumlama çalışmaları ile temizlemeliyiz.
Bilinçaltımız sezgilerimiz aracılığıyla bizimle konuşur. Bilinçaltımızdan rehberlik veya yardım istediğimizde, bir dürtü, ilham veya önsezi hissederiz. Bilinçaltımızı programlarsak, rüyalar şeklinde cevaplar da alabiliriz. Sezgisel olarak, bir mesaj olduğunu anlarız.
Hayatınızda bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsak önce kavramak yani ne istediğimizi tam olarak tespit etmek, sonra olmuş gibi inanmak ve daha sonra da bunun için şükretmek gerekir. Kendiniz için olmasını istediğiniz şeyi bir yere yazın. Bilgisayarınızdaki ekran koruyucuya, cep telefonunuzun açılış mesajına, veya gün içinde sıkça görebileceğiniz bir yerlere koyun. Her gece, aynı yaratıcı imgelemeyi düşünün, gördüklerinizi görün, duyduklarınızı duyun ve hissettiklerinizi hissedin… istediğiniz yerlerde değişikliklerinizi yapın. İstediğiniz şeyin gerçekleşeceğine güvenin…

BİLİNÇALTI PROGRAMLAMA ARACI (ONAMALAR)
Bilinçaltımızı, yeniden programlamanın en temel yollarından biri onamadır.
Onama; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir. Bu süreç, söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar devam etmelidir. Bazı onama yöntemleri;
• Kendi onamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlamak,
• Onamalarımızı yazmak,
• Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek
• Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )
• Kitap ve makaleler okumak
Hayattan şikayet ettiğinizde bilinçaltımız şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için talimatlarınızı sadakatle yerine getirir. Ne söylediğimize ,özellikle ‘tekrar ,tekrar’ söylediklerimize dikkat edelim.
Bilinçaltı virüs programınızı çalıştırmadığınızda dışarıdan gelen olumsuz telkinlerin etkisi altında kalabilirsiniz. Her gün arkadaşlarınızdan çok gülersek çok ağlayacağımızı, çocuğu olanın derdi olduğunu, paramız olunca düşmanlarımızın çok olacağını, hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur. Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar sonra da (çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu görürsünüz.
Kendimize verebileceğimiz telkin örnekleri ; her gün, her şekilde daha iyi oluyorum, her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor, sevgi ile dolu, neşe saçan bir varlığım, keyif aldığım her şey şimdi burada, hayatımın patronu benim, ihtiyacım olan her şey zaten bende var, hepimiz için bolluk var, sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor, daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum,
Bu onamaları uyurken veya yataktan kalkmadan önce yazabilir, okuyabilir veya kaydedip dinleyebilirsiniz.
Onamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir. Onu istediğiniz şeylerle onamanız gerekir. Onamaları her gün yapmakta tembellik ederseniz, onu sizin yerinize başkaları yapacak, sonuçlar da her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacaktır
Gandi derki “Söylediklerinize dikkat edin, düşünceleriniz olabilir. Düşüncelerinize dikkat edin, davranışlarınız olabilir. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınız olabilir. Alışkanlıklarınıza dikkat edin kaderiniz olabilir.”1

BİLİNÇALTI ONAMA MEDİTASYONLARI:

Belli başlı korkularımız; değersizlik, güvensizlik, parasızlık, yalnızlık, başarısızlık, esir olma, suçlanma, acı çekme, dışlanma, çaresizlik, ayrılık, aşağılanma, güçsüzlük, yokluk, kaybetme, yetersizlik, yok olma, hastalık, incitilme, sevilmeme, reddedilme, acizlik, terk edilme, onaylanmama … korkusu
Korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir.

Bilinçaltı Onama Örnekleri

Benim………..……….korkum var.
Ben…………..………..korkumu kabul ediyorum.
Ben…………..………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben…………..………..korkumu seviyorum.
Ben…………..………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Olumlaması
Ben……………………yım.
Ben her halimle…………………olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben her halimle…………………….. olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle ……………………olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle……………………..olduğum için şükrediyorum
DEĞERSİZLİK
Benim………..(değersizlik)……….korkum var.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu kabul ediyorum.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu seviyorum.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Ben yalnız ve tek başıma çok değerliyim.
Ben yalnız ve tek başıma çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım çok degerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğum için şükrediyorm.

Ben her halimle çok değerliyim.
Ben her halimle çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğum için şükrediyorum.

Ben kendime değer veriyorum.
Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.
Ben herkese değer veriyorum.
Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum
Ben kendime değer veriyorum.
Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.
Ben herkese değer veriyorum.
Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum
Ben kendi değerime sahip çıkıyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığımı kabul ediyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığım için şükrediyorum.
Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.
Ben içimdeki değere ulaşıyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,
Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.
Şu an korku enerjisinin sevgi enerjinse dönüştüğü çok değerli bir an
Bilinçaltımız aynı zamanda duygularımıza ve hislerimize renkler verebilir. Genelde çalışmalarımda insanlar olumsuz hisleri koyu, karanlık renkler ile tarif ederler. Pembe evrende sevgi rengini temsil eder. İnsanlar bu rengin yanında karamsar düşünmezler. Kendi içinde olumlu, iyileştirici bir enerjiye sahiptir. Beş duyumuzla algılarımızın da ötesinde çok farklı titreşimlere sahip pembe renkler vardır. Bilinçaltı onama çalışmalarında da pembe renk kullanılır.

SEVGİ
Ben kendimi seviyorum.
Ben kendimi olduğum gibi seviyorum.
Ben kendimin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.
Ben herkes seviyorum.
Ben herkesi olduğu gibi seviyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

BOLLUK
Evren bolluk içinde.
Evrenin bolluğu bana akıyor.
Para bana çoğalarak geliyor.
İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana verir.
Ben çok parayı hak ediyorum.
Ben çok paraya layığım.

BEREKET-BOLLUK
Evrenin bana vermek istediği tüm bolluk ve bereketi ayırım yapmaksızın olduğu gibi kabul ediyor ve istiyorum.
Bu bilinç ve sorumlulukla onu paylaşmak için elimden geleni yapacağım.
Çok parayı hak ediyorum.Çok paraya layığım.
Ben MUTLUYUM.
Ben SAĞLIKLIY
Ben HUZURLUYUM.
Ben GÜÇLÜYÜM.
Ben BAŞARILIYIM.
Ben GÜVENDEYİM.
Ben ÖZGÜRÜM.
Ben DEĞERLİYİM
Ben YETERLİYİM

GÜÇSÜZLÜK
Benim güçsüzlük korkum var.
Ben güçsüzlük korkumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğum için kBen güçsüzlük korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben güçsüzlük korkumu seviyorum.
Ben güçsüzlük korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜÇ
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlüyüm.
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım çok güçlü olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğum için şükrediyorum.
Ben her halimle çok güçlüyümendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğum için şükrediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığımı kabul ediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığım için şükrediyorum.
Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.
Ben içimdeki güce ulaşıyorum.

DEĞİŞİME GÜVEN
Gelecekte her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.
Geçmişi kolayca ve rahatça bırakıyorum.
Yeniyi sevinçle karşılıyor ve kabul ediyorum.
Evren güvende ben güvendeyim.
Ben kendimi tam olduğum halimle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.
Ben herkesi tam olduğu haliyle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı blilyor ve inanıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı kabul ediyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için şükrediyorum.
Gerçekleşmesini istediğiniz hayalinizi bu şekilde imgeleyebilirsiniz.

GÜVENSİZLİK
Benim güvensizlik korkum var.
Ben güvensizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben güvensizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben güvensizlik korkumu seviyorum.
Ben güvensizlik korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜVEN
Ben yalnız ve tek başıma güvendeyim.
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım güvende olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğum için şükrediyorum.
Ben evrende güven içindeyim.
Ben herkese güveniyorum.
Bütün insanlar bana güveniyor.
Ben kendime güveniyorum.
Ben yaşamın akışına güveniyorum.
Ben güvendeyim.
Evren güvenli.
Evren beni seviyor,onaylıyor ve destekliyor.
(başarısızlık,başarı sevilmeme,sevgi,esaret,özgürlük…..)

BAĞIŞLAMA (AFFETME) MEDİTASYONU
Kendimize ve başkalarına karşı duyduğumuz; öfke, kızgınlık, kırgınlık, nefret, suçluluk… duygularımız enerjimizi tüketip, geleceğe umutla bakmamızı ve sağlıklı bir yaşam sürmemizi engeller. Bağışlamak geçmişin günümüz üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırır ve geleceğe umutla bakma özgürlüğünü verir. Ruhsal iyileşme sürecinin doğal bir ürünüdür. Geçmişten gelen olumsuz duygu yükünden özgürleşmektir. Bağışlamak hayatımızın en özgürleştirici ve zenginleştirici yatırımıdır.

BAŞKASINI BAĞIŞLAMA (Afettme):
Bağışlamaya karar verdiğiniz ve niyet ettiğiniz kişinin görüntüsünü imgeleyin.
Ona bakarak yüksek sesle tekrarlayın.
Ben seni bağışlamaya niyet ettim.
Ben seni kendi iyiliğim için bağışlıyorum.
Ben kendimi sevdiğim için seni bağşlıyorum.
Sana en güzel düşüncelerimi yolluyorum.
Seni serbest bırakıyorum.
Sen özgürsün.
Ben özgürüm.
Seni bağışlıyorum.
Seni seviyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız pembe ışığı onun kalbine yolla ve yüzündeki değişimleri gözlemle.

KENDİNİ AFFETME:
Kendi görüntünü imgele,gözünün önüne getir.
Ona bakarak yüksek sesle
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi seviyorum.
Tüm Yaşadıklarımı yaşanması gerektiği için yaşadım.
Yaşadığım ve yaptığım her şey için KENDİMİ ONAYLIYORUM.
Beni bir başkasının onaylaması gerekmiyor.
Ben kendimi onaylıyorum.
Ben kendimi seviyor,beğeniyor ve onaylıyorum.
Yaşadığım her şey benim kendi seçimim.
Verdiğim her karar benim kendi seçimim.
Ben tüm kararlarımı ve yaşadığım her şeyi onaylıyorum.
Ben kendimi onaylıyorum.
Ben kendimi bağışlıyorum.
Ben kendimi tümüyle seviyor ve takdir ediyorum.
Hayatı seviyorum.
Yaşamayı seviyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız pembe sevgi ışığını kendi kalbinize yollayın.Işıklar gittikçe yüzünüzdeki değişimleri takip edebilirsiniz.

OLUMSUZ HUYLARI TEMİZLEME MEDİTASYONU:
ÖRNEK-İNATÇI
Ben ……….(inatçıyım.)….
Ben ……….(inatçı)……….olduğumu kabul ediyorum.
Ben………..(inatçılığımı)…sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben………..(inatçılığımı)…seviyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.
*Meditasyonun gayesi bedenimizdeki korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmektir.Günde 1 kere sizde var olan korkular için bu meditasyonu yüksek sesle yapabilirsiniz.
*Gün içinde korku duygusunun yükseldiğinin hissedilmesi durumunda önce derin bir nefes alıp verin.Ardından mümkünse yüksek sesle aşağıdaki cümleyi tekrarlayın.
Bu benim…………………..duygum.
Ben kendimi……………….duygum olduğum halimle seviyor ve kabul ediyorum
Odağımı,ruhsal gelişimim için,özgürce, kolayca ve sevgiyle yönlendiriyorum.

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

Karşılaşıldığında Sinirden Kendinizi Tokatlama İsteği Uyandıran 16 Durum

1. Hoşlanılan kişiyle buluşmadan yarım saat önce baş parmak kadar sivilce çıkması

Hoşlanılan kişiyle buluşmadan yarım saat önce baş parmak kadar sivilce çıkması

2. Garsonun “bıçak kesmiyor” deyip bahşiş istemesi

Garsonun

Aferin delikanlı yüklü bir bahşiş bırakacaktım ama kendin kaybettin

3. Trafikte sarı ışık yanar yanmaz arkadan korna çalınması

Trafikte sarı ışık yanar yanmaz arkadan korna çalınması

4. Dosya indirirken bilgisayarın %99’da hata vermesi

Dosya indirirken bilgisayarın %99'da hata vermesi

5. Kargo şirketinin bütün gün evde olduğunuz halde “geldik ama evde yoktunuz” demesi

Kargo şirketinin bütün gün evde olduğunuz halde

6. Esnafın yalandan eline hesap makinesi alıp 7+4-6×2+4-5 gibi garip kombinasyonlu işlemler yapıp daha sonra ekranı sıfırlayarak etiket fiyatını yazıp “en son bu olur o da sırf senin güzel hatırına” demesi

Esnafın yalandan eline hesap makinesi alıp 7+4-6x2+4-5 gibi garip kombinasyonlu işlemler yapıp daha sonra ekranı sıfırlayarak etiket fiyatını yazıp

Utanmasa leblebi yazacak

7. Taksicinin kısa mesafe diye almaması

Taksicinin kısa mesafe diye almaması

8. Arkadaşın masada duran çakmağı cebine indirmesi

Arkadaşın masada duran çakmağı cebine indirmesi

. Patronun mesainin bitmesine 5 dakika kala mail atıp iş kitlemesi

Patronun mesainin bitmesine 5 dakika kala mail atıp iş kitlemesi

10. Metroda siz daha inmeden binmek için kendini yırtan insanlar

Metroda siz daha inmeden binmek için kendini yırtan insanlar

1. Bankamatiği terk etmemek üzere yemin etmiş biri

Bankamatiği terk etmemek üzere yemin etmiş biri

12. Taksicinin 11 lira tutan mesafeye 15 lira uzattıktan sonra “bozuk yok helal et” demesi

Taksicinin 11 lira tutan mesafeye 15 lira uzattıktan sonra
Vites topuzunun oradan görünen bozuklar ne olacak peki? Ayrıca bunların bir de hiçbir şey demeden arabadan inmenizi bekleyen versiyonları var.

13. Bütün vitrinini kaplayan indirim yazısına rağmen mağazada indirimde mal bulunmaması

Bütün vitrinini kaplayan indirim yazısına rağmen mağazada indirimde mal bulunmaması

14. Arkadaşın ödünç aldığı şeyi asla geri getirmemesi

Arkadaşın ödünç aldığı şeyi asla geri getirmemesi

15. Yağmurlu bir günde hızla geçen arabanın üstünüze başınıza su sıçratması

Yağmurlu bir günde hızla geçen arabanın üstünüze başınıza su sıçratması

16. Akrabaların Facebook’ta olur olmaz her şeye yorum yapması

Akrabaların Facebook'ta olur olmaz her şeye yorum yapması

Hayvanları Nasıl ve Neresinden Sevmemiz Gerektiğini Renklerle Anlatan 8 İnfografik

Hayvanları sevme kılavuzu şeklinde de karşımıza çıkan, kedi, köpek, at, kirpi, tavşan, ördek, balık ve hamam böceği gibi birçok canlının nasıl sevilmesi gerektiğini, bu hayvanlara nasıl yaklaşılması gerektiği hakkında bilgilendirici 8 muhteşem infografik.

Severken dikkat edelim..

1. Bazıları kuyruktan sever ama..

Bazıları kuyruktan sever ama..

2. Sırtı sevelim ama kuyruğa kadar gitmeyelim..

Sırtı sevelim ama kuyruğa kadar gitmeyelim..

3. Atın ayağından uzak durmak lazım

Atın ayağından uzak durmak lazım

4. Nazik nazik üstlerden sevelim..

Nazik nazik üstlerden sevelim..

5. Sıvazzzzzzzzzzzz

Sıvazzzzzzzzzzzz

6. Tavrı çok net bence..

Tavrı çok net bence..

7. Ördek sevilir, ama nazikçe.

Ördek sevilir, ama nazikçe.

8. Sevginiz batsın emi!

Sevginiz batsın emi!
kaynak: onedio
söylenenlere katılmamak elde değil
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

CENNET BİR YER DEĞİL,BİLİNÇ DÜZEYİDİR EVLADIM

Gezi 3 111

Bir adam ölümünün ardından,öbür dünyada yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş. Sıra kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde bir de ne görsün? Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor. Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış.
Adam şaşkın bir şekilde, “ Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir insan oturuyor. Aman Tanrım, bu nasıl oluyor?” diye sormuş.
Tanrı gülümsemiş ve “Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım. Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz, sizi seçiminizde özgür bıraktım. Bana yargılamak değil, sevmek yakışır. Çünkü ben saf sevgiyim. Sizi kendimden yarattığım için, sizi yargılamak kendimi yargılamak olur. Ayıca benim yargılamama ne gerek var ki?
Her şeyi bilen ben, sadece burada tanıklık ediyorum. Dünyada olduğu gibi burada da insanlar tarafından yargılanıyorsunuz. Birazdan salonu hayattayken, senin zarar verdiğin, hoşgörülü davranmadığın, yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar dolduracak. Onlara kendini affettirmeye çalış. Onlar seni affederse ne ala! Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor,” demiş.
Adam merakla sormuş: “Peki ya affetmezlerse ne olacak?” Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş ve “Ben cenneti de, cehennemi de yeryüzünde yarattım. Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim. Orada öyle bir yaşam süreceksin ki, tüm yaptığın kötülükler, verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani ettiğini bulacaksın. Ama bunun amacı sana ceza vermek değil. Sadece o insanların hissettiklerini bizzat yaşayıp anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine varman. İşte o zaman sen kendini affetmiş olacaksın,” demiş.
Adam bir süre düşünmüş, “Peki cennet nasıl bir yer?” diye sormuş Tanrı’ya. “Cennet, bir yer değil, bir bilinç düzeyidir evladım. Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu, insanlara destek olmaktan haz duyan, yarattığım canlı ve cansız her varlığa saygı göstermeyi bilen insanlar var ya, işte onlar, dünyada cenneti yeniden yaratmaları için geri gönderdiğim cennetliklerdir. Cennet de dünyadan başka yerde değil,” demiş Tanrı.
“Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi,” diye karşı çıkmış adam. “Kutsal olan tek şey yaşamdır. Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz kıldınız. Her şeye sevgi ile bakmasını bilerek yaşayan insan, en büyük ibadeti yapandır!” demiş Tanrı. “Peki dünyaya döndüğümde, doğru yola görmemde yardımcı olacak mısın?” diye sormuş adam. “Ben bunun için siz insanların içine ‘vicdan’ denen bir pusula koydum. Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz kalın bencillik duvarlarını yıkarsanız, vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz!” diye yanıt vermiş Tanrı.
“Peki biz insanlara ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam. “Hem size şah damarınızdan daha yakınım hem de düşman olduklarınız kadar sizden uzağım,” demiş Tanrı. “Çünkü düşmanlarınız da benim, siz de bensiniz”
“Yani mahkeme salonunda insanlara hiç mi hesap sormuyorsun Tanrım?”
Gülmüş Tanrı ve yanıt vermiş: “Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara: Dünya okulunda ne kadar sevmeyi öğrendiniz? Ne kadar bilgi kazandınız

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 7 Comments »

Dünyada 100 kg’sanız Güneş’te 2707.2 kg’sınız…

11666308_888533131201796_6076846928422246047_n[2]

Güneş: 2707.2

Merkür: 37.8

Venüs: 90.7

Ay: 16.6

Mars: 37.7

Jüpiter: 236.4

Satürnn: 105.4

Titan: 11.9

Uranüs: 83.8

Neptün: 152.6

Plüton: 6.7

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Herkesin hayatıyla ilgili söylemesi gereken 9 cümle

“Sadece bir kez yaşarsın fakat doğru yaşarsan, bir kez yeterlidir.”  Mae West

Hayat engelli bir koşu, hatta maraton gibi. Emekleyerek başladığımız hayatta büyüyor, karşımıza çıkan büyüklü küçüklü engelleri aşıyor, yapacağımıza inanıyor, zaman zaman yoruluyor ama finale doğru devam ediyoruz. Koştukça alışıyor, hızlanıyor, yaşadıkça yaşamayı öğreniyoruz.

Öleceğimiz zaman hayatımızın bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçeceği söylenir. Böyle zamanlarda vermediğimiz hesapların, söylemediğimiz cümlelerin ve kendimizle ilgili gerçek düşüncelerimizin de aklımızdan geçeceğini düşünmüşümdür hep. Bu yüzden, hayatımızla ve kendimizle ilgili sarf etmemiz gereken 9 cümleyi okuduğumda, Uplifers okurlarıyla bunu paylaşmak istedim.

Hayatım boyunca yeni fikirler ve deneyimlere açık oldum.

Gemiler limanda güvendedir; ama orada durmak için yapılmamışlardır. Yaşam boyunca karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmek ya da o fırsatları yaratmak adına bir miktar risk almak; her şeyin daha iyi olabileceği fikrine açık olmak demek. Tüm bilinmeyenler karşısında olumsuz bir yaklaşım benimsemek yerine, daha çok “evet” demekle başlayabiliriz.

yelkenliyle açılmak

Kalbimi ve içgüdülerimi dinledim.

Sorunların ağırlığıyla dibe batmaktan kurtulmak için hayal kurmak ve bu hayalleri gerçekleştirmek için uğraşmak gerekir. Akıllı davranmak, mantıklı olmak iyidir; fakat yeri geldiğinde içgüdülerimize ve sağduyumuza güvenmek bizi “işte bunu yaptım” dediğimiz hayata doğru yönlendirir. Olmak istediğimiz insana dönüşmek için, kalbimizi de dinlememiz gerekir. 

Kendime karşı dürüst davrandım.

Hayatta başkalarına karşı güveni yakalasak bile, en çok güveneceğimiz kişi kendimiz olmalıyız. İçgüdülerimiz bile neyin doğru olduğunu söylediğinde onu izlemek, doğru davrandığımız konusunda emin olmamızı sağlar. Doğru bir insan olduğumuza emin olduğumuz sürece de kendimizi kandırmamız gerekmez.

aynada kendine bakmak

Bir fark yarattım.

Her şeyi bir anda yapmamız ya da kitleleri peşimizden sürüklememiz gerekmiyor. Bir tek çocuğun hayatını değiştirmek ya da ihtiyacı olan birine yardım eli uzatmak bile olsa, hayatımızı anlamlandıran bir fark yaratmış olduğumuzun bilinciyle, iç huzurunu yakalayabiliriz.

Bir başkasının beni tamamlamasına ihtiyacım olmadı.

Dürüst olmak gerekirse, hayatta ruh eşimiz diyebileceğimiz insanlar; sevgililer, arkadaşlar, dostlar her zaman karşımıza çıkmayabilir. Başka insanlara ihtiyacımız olması doğal. Ancak olduğumuz gibi, bu halimizle tam olduğumuzu ve bir başkasının hayatımızı ancak zenginleştireceğini, belki kolaylaştıracağını bilirsek; o kişi ya da kişileri bulamamamız durumunda sürekli “yarım insan” olma hissinden bizi kurtarabilir. Tek başımıza yaşayabilmeyi, eğlenebilmeyi, gezebilmeyi öğrenmek de “kendi ayakları üzerinde durmak” anlamında en az maddi ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek kadar önemli.

Kırılabilecek kadar cesur oldum.

Güçlü insan asla kırılmayan, egosu zedelenmeyen insan değil; böyle durumları kaldırabilen insandır. Kendimizi bir kibir duvarıyla korumak ise pek çok durumda kolay olan yol… Kendimizi, kimsenin bilmediği tuhaflıklarımızda yalnızmışız gibi hissettiğimizde hatırlamamız gereken, dünyada bizimle aynı tuhaflıklara sahip pek çok insan olduğudur. Sadece, insanlara bunları görebilecek ve gösterebilecek kadar yakın olmamız gerekir.

Canımı yakan insanları affedebildim.

İnsanlara yakın olmak zaman zaman canımızı acıtabilir ve acı çekerken tüm bunlara değip değmediğini sorgulayabiliriz. Evet değiyor; çünkü emek verdiğimiz her ilişki, her yakınlık canımızı acıtmıyor, bir kısmı da bize en büyük mutlulukları yaşatıyor. Hataların farkında olmak kadar, hatta belki de daha zor olanı insanları affetmek  olsa da, bu üzüntü ve iç sıkıntısından kurtulmanın en kısa yolu.

özür dileyen küçük çocuk

Zor zamanların üstesinden geldim.

Anka kuşu misali, zaman zaman ölüp küllerimizden doğmamız gerekir ve bunu yaptığımızda daha güçlü oluruz. Yılmadan ilerlediğimizi, karşımıza çıkan engelleri aşmada kararlı olduğumuzu bilmek büyük bir iç rahatlığı getirir.

“Keşke”lerim olmadı.

Mutluluğa erişmenin basit formüllerinden biridir keşke’lerin hayatımıza hükmetmesine izin vermemek. Herkesin ufak tefek hataları ve pişmanlıkları olabilir ama hayatımızın orta yerinde koca bir keşke; örneğin yanlış bir evlilik, hatalı bir meslek seçimi ya da basitçe, yaptığımız yanlış seçim her neyse onu değiştirecek bir şey yapmamak bizi içten içe yiyen bir olumsuz düşüncedir. İyi olmayı seçmek, bizi mutlu eden şeyleri yapmaya çalışmak, sevdiğimiz insanlarla beraber olmak ve insanların bizi sevmesi için değişmeyi reddetmek; hayatımızın her döneminde geri dönüp baktığımızda doğru şeyi yaptığımızı düşünmemizi sağlar.

KAYNAK: UPLİFERS.COM