Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey

Atıp tutmak kolay.

Hiç tanımadan insanları yargılamak kolay.

Zor olan iyi insan olabilmek, her şeye rağmen öyle kalabilmek.

Birisinin yuvasına düşen ateşte ellerini ısıtıp, etrafa tükürüklerle karışık kötü sözcükler saçmak kolay. Zor olan, o ateşi bu topraklarda üşüdüğün halde söndürebilmek…

İşte “Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey”

1. Kimsenin acısından haz duymazlar. Ortada acı çeken birileri varsa, o acı onların da acısı olur.

2. Her canlının kıymetini bilirler. Ölümü değil, yaşamı kutsarlar.

Her canlının kıymetini bilirler. Ölümü değil, yaşamı kutsarlar.

3. İnsanların yüzlerindeki ufak bir tebessüme bile neden olabilmek için ellerinden geleni yaparlar.

4. Bir iyiliği, karşılık bekledikleri için ya da bir güçten korktukları için yapmazlar. Doğru olanın o olduğunu bilirler.

5. Yargılamazlar kimseyi durduk yere. Bölüştürmezler sen şusun, o zaten böyleydi diye!

6. Delikanlılığın can acıtmak, ahkam kesmek olmadığını bilirler. Kendi başına gelmesini istemeyeceği şeyi, başkaları için istemezler.

7. Başkaları onların arkasında iş çevirmeye kalksa da temiz kalpli olmaktan vazgeçmezler.

8. Kirletmezler yaptıklarıyla; denizi, gökyüzünü, bir çocuğun küçük kalbini. Nefret tohumları ekmezler hiçbir zaman kimsenin yüreğine.

9. Kendi ayakları üstünde dururken yadırgamazlar kollarından destek alıp yürüyeni. Hor görmezler, başkasını. Bilirler aslında her insanın özde aynı olduğunu.

10. Düşmezler maddiyatın, paranın pulun peşine. Kimsenin ekmeğine yağ sürdüğü o bıçak olmazlar, yanlışlıkla birinin elini keserim de can acıtırım diye.

11. Ruhunu koyarlar, inandıkları şeyler için ortaya. Maskeleri yoktur. Ne ise odurlar. Rol kesmezler, hiçbir zaman, hiçbir yerde.

12. Sevmezler başkaları gibi boş konuşmayı. Susarlar çoğu zaman, kendi içlerinde hiç kesilmeyen çığlıklar duysalar bile.

13. Sırf birini seviyor diye onun yanlışlarına göz yummazlar. Bugün ak dediğine ertesi gün kara diyenlerin yollarından yürümezler.;

14. Kötülüğün de kanser hücresi gibi, insanın içerisine bir kere düştükten sonra hiç durmadan büyüdüğünü bilirler.

15. Bu dünya ona hep yeni acılar verse de, acılarını içine gömüp zor da olsa çevrelerine bir ufak tebessüm etmeyi çok görmezler.

16. Kandırmazlar başkalarını da kendilerini de; dünyanın yalanlarıyla. Kötü konuşmazlar kimsenin arkasından, o insanın iyi ya da kötü olduğunu umursamadan.

17. Kırmazlar, heves edenin hevesini “Sen yapamazsın!” demezler. Şefkatle omuza konan el olmanın bile ne kadar kıymetli olduğunu bilirler.

18. Beklerler, günün birinde gelecek adaleti ve sevgiyi. Parıltılı hayatları olmamıştır belki hiçbir zaman ama gözlerinin içindeki parıltıyı da kaybetmezler.

19. İnsanın en çok ihtiyacı olduğu anda türkü olurlar yüreklerde. Gıdası müzik olan ruhun, sargı bezi olurlar. Sararlar, bu topraklarda açılan onlarca yarayı iyilikleriyle.

20. Umut olurlar, başkalarının yaşamlarına, hiç umut kalmamışken avuçlarında. Bilirler; asıl hayatta kalmanın, başkalarını hayatta tutabilmek olduğunu.

21. Ve bir gün perde kapanırsa arkalarından, kimin ne söyleyeceği ya da ne kadar susacağı az çok bellidir.

kaynak: onedio

Ve bir gün perde kapanırsa arkalarından, kimin ne söyleyeceği ya da ne kadar susacağı az çok bellidir.
Onlar bir karıncanın canına kıymadan, bir kuşun kanadını kırmadan oynamışlardır hayat denilen oyunu. Ve “iyi insan” olabilmek olmuştur, onların en büyük ödülü…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir

20302_488316851373457_4295293655350840967_n1[1]

“Olduğun yeri sevmeden olmak istediğin yere gidemezsin” dedi Bilge. “Olduğum yeri seviyor olsam, olmak istediğim tek yer burası olurdu zaten” diye yanıtladım. Anlayışla gülümsedi ve en baştan kısaca tekrar anlattı.

“Olduğun yeri sevmelisin çünkü orası olabileceğin en iyi yer ve bunu anlamadan ileri gidemezsin. Geçmişinde söylediğin veya yaptığın şeyler seni buraya getirdi, bundan daha iyi bir başlangıç noktası olamaz, çünkü buradasın.”

“Ben öyle düşünmüyorum, daha farklı davransaydım daha ileri bir noktada olabilirdim. 5 yıl önce bugünkü aklım olsaydı varmak istediğim yere belki de çoktan varmış olurdum.”

“Bugünkü aklım dediğin şeyin önemli bir kısmı son beş yılda şekillendi, son beş yılda öğrendiklerini senden geri alsam ve seni zamanda beş yıl öncesine geri göndersem muhtemelen yine aynı şeyleri yapar ve üç aşağı beş yukarı aynı yolu izlerdin.”

Düşündüm, Bilge haklıydı, ama yenilgiyi bu kadar çabuk kabul etmek istemiyordum.

“Ya benim sahip olmak istediklerime doğuştan sahip olanlar ya da çok genç yaşta kavuşmuş olanlar?” diye sordum.

“Herkesin yolculuğu farklı, seninki de öyle, bu bir yarış değil. Hayal ettiğin her şeye zamanla kavuşacaksın, sabırlı ol ve keyfini çıkar. Unutma, zamanı gelince meyveler olgunlaşır, dallar eğilir, senin olan sana gelir. İyi ki her istediğin henüz gerçekleşmemiş yoksa gerçekten çok sıkıcı bir hayatın olurdu. Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir, buna son verdiğimizde yaşamaya da son veririz aslında farkında olmadan”

“Başarılı olmak için dua ediyorum ve sahip olduklarıma şükrediyorum.”

“Dua ettiğin şeyler gerçekleşmiş gibi şükretmelisin, bunu unutma”

“Yapmak istediği çok şey var ve zaman çok kısa” diye son bir serzenişte bulundum.

“Zaman izafi bir kavram, bazen az bazen çok, olduğun yeri seversen olmak istediğin yere daha hızlı gidersin” dedi ve geldiği gibi aniden ortadan kayboldu.

Bilge’nin ziyaretlerini seviyorum, belki bir gün onları kitaplaştırırım, kim bilir?

Sevgi ile kalın.

Mert Çuhadaroğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HIZIR İLE YAŞLI ADAMIN HİKAYESİ

12079225_980218175375225_3385409316184251962_n[1]

Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış.

Hızır demiş ki: – Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi. İhtiyar adam şöyle cevap vermiş: –
Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş: –
Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş: Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi? Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırmış. Allah’ım demiş, bana verdiğin Seni sevenlerin listesinde bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur? Yüce Allah şöyle demiş: “Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik ancak bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır…

” Hz Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî der ki; İnsanın kalbinde saklı öyle şeyler vardır ki verdikçe çoğalır,
Bu hazinelerin başında SEVGİ gelir. İşte bir dostun bir dosta verebileceği hediyelerden bazıları şunlardır ki; Gönlü rahatlatacak bir TEBESSÜM! … Kalbe kuvvet verebilecek bir TATLI SÖZ! … Morali düzeltecek bir TAKDİR! … Neşesini yerine getirecek bir ŞAKA! … Kızgınlığını söndürecek bir HOŞGÖRÜ! … Hoşa gidecek bir güzel DAVRANIŞ! … ALLÂH’ın Râhmetini çekecek bir HAYR DUÂ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

SİGARAYI BIRAKAMIYORSANIZ BU MEDİTASYONU DENEYİN..

12122687_538691772945613_4068145115802262771_n[1]
Adamın biri bana geldi. 30 yıldır zincirleme sigara içmenin sıkıntısını çekiyordu. Hastaydı ve doktorlar ona; “sigarayı bırakmazsan, hiçbir zaman sağlıklı olamayacaksın” demişlerdi.
O bir sigara tiryakisiydi, sigarayı bırakmak elinden gelmedi. Çaba harcadı-harcamadı değil- çok çaba harcadı, çaba harcarken çok sıkıntı çekti; ama bir iki gün dayanıyor, sonra dürtü çok güçlü bir biçimde gelip onu sürüklüyordu. Yine aynı yinelenen duruma düşüyordu.
Sigara içme yüzünden, özgüvenini yitirmiş, kendine saygısı kalmamıştı. Kendi gözünde değerini yitirmiş, ve kendini dünya’nın en işe yaramaz adamı olarak görüyordu, sigarayı bırakamadığını biliyordu. Bana geldi.
– Ne yapabilirim, sigarayı nasıl bırakabilirim.
– Sigarayı kimse bıramaz. Bunu anlamalısın. Sigara içmek, şu anda yanlızca senin kararın değildir. Senin alışkanlıklar alemine girmiş bu; kök salmış. 30 yıl uzun bir zaman, bedeninde ve kimyanda kök salmış bu; her yana yayılmış. Bu kafandan verilen bir karar değil sadece, kafan birşey yapamaz o gayet güçsüzdür. Kafa bir takım şeyleri başlatır ama kolayca durduramaz. Sigara içmeyi durduramaz, bunu sen uzun bir süre uyguladın sen çok büyüksün -30 yıl sigara içmeyi uygulamak! Sonuçta sigara içme kendiliğindenleşti, onu otomatiklikten çıkarmak zorunda kalacaksın.
-Otomatiklikten çıkartmakla ne demek istiyorsun?
-Bırakmayı kafandan çıkar. Buna gerek yok. 30 yıl sigara içtin ve yaşadın, kuşkusuz sıkıntı çektin, ama buna da alıştın. Sigara içmeden ölmektense birkaç saat önce ölmenin ne önemi var? Burada ne yapacaksın? ne yaptın? Onun için, sorun ne -şu yıl, bu yıl, pazartesi ya da salı öldün, ne önemi var bunun?
-Evet doğru önemi yok
-O zaman sigarayı bırakmayı unut gitsin; onu hiç durduramayacağız. Daha ziyade onu anlayacağız, o halde, gelecek defa bir meditasyon yap. Meditasyon tamamen kendiliğinden oluştan çıkarmakla ilgilidir. Zen mensupları çay içerek meditasyon yapabiliyorsa ve bundan bir tören yaratabiliyorsa, neden olmasın?
sigara içme güzel bir meditasyon olabilir.
Adam önce dehşet içinde “ne diyorsunuz” dedi. Sonra birden canlandı “meditasyon mu? hemen söyleyin bana, bekleyemem!” dedi.
-Cebinden sigara paketini çıkardığın zaman, yavaş hareket et, keyfini çıkar aceleye hiçbir zaman gerek yok. Bilinçli, tetikte, farkında ol; tam farkındalık içinde onu yavaşça çıkar. Sonra sigarayı paketten tam farkındalıkla çıkar -eski telaşlı biçimde, bilinçsiz, mekanik bir şekilde değil- sonra sigara paketine hafifçe vurmaya başla-ama çok tetikte durarak-. Sesini dinle; aynen Zen mensuplarının semaverin mırıltısına, çayın kaynamaya başlamasına ve…aromasına yaptıkları zaman gibi, sen de sigarayı duy ve ondaki güzelliği kokla.
-Ne diyorsunuz siz? güzellik mi?
-Evet güzeldir o.
Tütün de herşey gibi tanrısaldır. Kokla onu Tanrı’nın rayihasıdır o.
-Ne ? Şaka mı yapıyorsunuz?
– Hayır şaka yapmıyorum, şaka yaptığım zaman bile, şaka yapmam. Çok ciddiyim ben. Sigarayı tam farkındalıkla ağzına koy, onu tam farkındalıkla yak. Her eylemini törene dönüştür ve keyfini çıkart, çok sayıda eyleme böl ki böylece gitgide daha çok farkında olabilirsin. İlk nefeste elde ettiğin duman biçimindeki Tanrı’dır. Hintliler “Annam Brahm” der “yiyecek Tanrı’dır” Neden sigara içme de olmasın. Herşey Tanrı’dır. Onu ciğerlerine derinliğine doldur-bir Pranayam‘dır bu. Sonra dumanı salıver, rahatla, bir başka nefes çek-çok yavaşça sürdür bunu. Bunu yapabilirsen hayret edeceksin, yakında bu yaptığın budalalığı göreceksin. Başkaları budalaca olduğunu söylediği için değil, kötülüğünü söylediği için değil, bunu kendin göreceksin. Bu görüş sadece aklın aydınlatmasıyla olmayacak. Tüm varlığından kaynaklanacak; bütünlüğünün görüşü olacak. Günün birinde eğer sigarayı bırakırsan bırakırsın, sürdürürsen sürdürürsün. Bunun için kaygılanmana gerek yok.
Adam 3 ay sonra geri geldiğinde “sigarayı bıraktım” dedi. “Şimdi de bunu diğerlerinde de dene” dedim. Gizem budur; gizem :
Otomatiklikten çıkarmaktır.
Yürürken yavaş, gözlemleyerek yürüyün. Bakarken, gözlemleyerek bakın, ağaçların daha büyük veya küçük olmaları, yeşil yapraklarını veya solmaya yakın kahverengi tonlarını, veya çiçeklerinin daha önce hiç olmadıkları kadar pembe göründüklerini göreceksiniz. Dinleyin! birisi konuşuyor, dedikodu yapıyor. Dinleyin dikkatli dinleyin. Konuştuğunuz zaman dikkatli konuşun. Bırakın uyanıklık, eylemleriniz otomatiklikten kurtulsun. Etkinliklerinizi otomatik hareket olmaktan çıkarabilirseniz, tüm yaşam bir meditasyon haline gelir. O zaman her küçük şey, bir duş alma, yemeğinizi yeme, arkadaşlarınızla konuşma meditasyon halini alır. Meditasyon bir niteliktir; herhangi birşeye sevk edilebilir. O, belirli bir edim değildir. İnsanlar bu şekilde düşünür, meditasyonu belirli bir edim sanırlar-yüzünüz doğuya dönük oturduğunuz zaman, belirli mantraları tekrarlarsınız, bir tütsü yakarsınız, bunu belli bir zamanda, belli bir biçimde, belli bir tavırla yaparsınız. Oysa ki meditasyonun tüm bu şeylerle hiçbir ilişkisi yoktur. Bunlar onu otomatikleştirme biçimleridir, meditasyon ise otomatikleşmeye karşıdır.
Gerçekten tetikte olursanız, herhangi bir eylem meditasyondur; herhangi bir hareket size çok faydalı olacaktır.
OSHO

kaynak esra reiki

Reiki Terapist Ve Holistik Şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlık Problemlerinin Nedenlerini Anlamak ve Çözebilmek için Organların Anlamları

12096482_10156114380570557_939878629426388923_n[1]

Aşağıdaki organların yaşamdaki simge anlamları verilmiştir. Bunlar dünyada yapılan istatiksel bilgilere ve duyudışı algıları güçlü bütünsel / holistik uygulayıcıların deneyimlerine göre şekillenmiştir. Her organın birden fazla derin anlamı da vardır. Organların anatomik yapıları ve teşhis-tedavi için uzman doktorunuza görünmeniz salık verilir.

Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemizi temsil eder.

Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntılarını temsil eder.

Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesini temsil eder.

Ayakbileği: Hareket ve yol belirlemeyi temsil eder.

Dizler: Egoyu, kendimize ve çevreye yargımızı temsil eder.

Bacaklar: Yaşam yolunda ilerlemeyi temsil eder.

Kalça: Büyük kararları ve gidilecek yönü temsil eder.

Omuz: Bedenin eylem merkezidir. Taşıdığımız sorumlulukları temsil eder.

Kollar: Hayat deneyimlerini, sevgiyi kucaklama kapasitesi, yeteneğini ve eylemi temsil eder.

Dirsekler: Eylemlerimize zindelik ve esnekliği temsil eder.

Eller: Hayatla ve kendimizle alış verişi temsil eder. Sağ; alan el (eril). Sol; veren el (dişil). hayatı ele alış biçimimizi temsil eder.

El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil eder.

El Parmakları: Hayatın detaylarını simgeler.

Boyun: Zihin beden dengesini, mantık duygu dengesini ve başı dik tutmayı temsil eder.

Diş ve Diş eti: Sınırları, kararlılığı temsil eder.

Çene: Rahat olmayı ve güveni temsil eder.

Sırt, Hayata karşı dik durmamızı ve gücü temsil eder.

Karın: Kendimize ve çevreye güveni, değeri temsil eder.

Göğüs: Dışarıdan nasıl göründüğümüzü, imajımızı temsil eder.

Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil eder.

Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil eder.

Kaslar: Hareketi, gücü ve kararlılığı temsil eder.

Kaba etler (butlar): Gücü temsil eder. Gevşek olması, kabahatler, gücün kaybolması.

Omurga: Hayatın esnek desteğini temsil eder.

Kemikler: İnsanın temel yapısını, dengesini ve gücünü temsil eder.

Rahim ve Yumurtalıklar : Yaratıcılığı, yaşam kaynağını temsil eder.

Vajina: Açıklık ve teslimiyeti temsil eder.

Testisler: Cinsel arzu ve gizli tutkuları temsil eder.

Prostat: Cinsel ve yaşamsal gücü temsil eder.

Kan: Bedende hazzı temsil eder.

Mide: Kişi ve olayları sindirimi, kaygıyı temsil eder.

Böbrek: Duyguları, ikili ilişkileri ve dengeyi temsil eder.

Mesane: Yaşanılan korku ve sorunların depo edilişini temsil eder.

Bağırsaklar: Özümsemeyi, alış-verişi ve duyguları temsil eder.

Rektum: Boşaltmayı, öfke ve şiddet duygularının dışa vurumunu temsil eder.

Karaciğer: Değişimi, dönüşümü ve öfke – kin – tepki duygularını temsil eder. Varlık amacımızla da ilgilidir.

Safra: Bilgileri değerlendirme ve özümsemeyi temsil eder.

Kalp: Sevgi, güven ve neşeyi temsil eder.

Akciğerler: Yaşam alanımızı, duyguları ve bağımsızlığı temsil ederler.

Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneğini temsil eder.

Diyafram: Duygu paylaşımını temsil eder.

Epifiz: Gece gündüz dengesini, dünyevi – uhrevi dengeyi temsil eder. Ruhun yeri olarak bilinir.

Hipofiz: Başkalarını ve kendimizi ( otokontrol ) kontrolü temsil eder.

Tiroid: İletişim ve hayattaki akış hızımızı temsil eder.

Timüs: Bağışıklık sistemini temsil eder.

Böbreküstü: hayattaki heyecanı ve kendi ayaklarımız üzerinde duruşu temsil eder.

Pankreas: Hayatın tadını simgeler.

Eşeysel bezler: Üreticiliği, yaratıcılığı, hayattan alınan keyfi temsil eder.

5 Duyu

Antik filozoflar duyuları “ruhun pencereleri” olarak tanımlamışlardır. Aristo bugün en çok bilinen 5 duyudan bahsetmiştir.

Duyu organları, en basit haliyle, “5 duyu” olarak da adlandırılan; görme, koklama, işitme, tat alma ve dokunma işlevlerini yerine getiren göz, burun, kulak, dil ve deridir.

Gözler: Geçmişteki, an’daki ve gelecekteki berrak görüşü ve vizyonu simgeler. Gözler ruhun aynasıdır.

Kulaklar: İşitme kapasitesini, duymak isteyip istemediğimiz kişi ve olayları temsil eder. “Kulak kesilmek.”

Burun, oksijeni ve yaşam enerjisi prana’yı akciğerlere alış yolumuzdur. Yaşamın hem tatlı hem de sert yanlarını algılamamızı temsil eder. “Havayı koklamak.”

Dil, hayatın tadını ve söylenen şeyleri yutmayı, kendimizi ifade etmemizi temsil eder.

kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bir kadın, bir arkadaşıyla aslında çok az tanıdığı bir kişi hakkında dedikodu yapmış.

kaanil_1347614795171[1]

Bir kadın, bir arkadaşıyla aslında çok az tanıdığı bir kişi hakkında dedikodu yapmış. O gece bir rüya görmüş. Tam tepesinde bir el belirmiş ve bu kadını işaret etmiş. Bir anda müthiş bir suçluluk duygusuyla dolmuş içi!

Ertesi gün, günah çıkarmak için kiliseye koşmuş. Yaşlı bir rahip varmış, ona her şeyi anlatmış ve sonra… “Dedikodu yapmak günah mı?” diye sormuş. “Beni işaret eden o el, Tanrı’nın eli miydi?”, “Özür dilemeli miyim?”, “Yanlış bir şey mi yaptım?”

Yaşlı rahip… “Evet” demiş.
“Cahil kadın, bir kimsenin etrafta nasıl tanınacağını etkileyecek dayanaksız sözler söyledin. Utanmalısın!”

Kadın üzgün olduğunu söyleyip af dilemiş.
Rahip, “O kadar çabuk değil, dur bakalım. Önce evine gitmeni istiyorum, eline bir yastık alıp, çatıya çıkmalısın. Bir bıçakla yastığı kesip, bana gelmelisin…”

Kadın biraz şaşkın, evine dönmüş. Yataktan bir yastık, çekmeceden bir bıçak almış, çatıya çıkmış. Yastığı kesmiş. Sonra rahibe gitmiş…

Rahip sormuş: “Tamam mı?”
Kadın: “Evet, yaptım!” diye cevap vermiş.,
Rahip: “Ne gördün?”
Kadın: “Tüyler…”

“Tüyler!” diye tekrarlamış Rahip…
“Her yerde tüyler vardı…” demiş Kadın.
Yaşlı Rahip, “Şimdi geri dönmeni ve rüzgarla uçuşan tüm tüyleri toplamanı istiyorum. Hepsini!”

Kadın: “Ama bu imkansız. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Rüzgar hepsini aldı götürdü…”

Rahip… “İşte!” demiş.
“Dedikodu tam budur.Bir kere başlatınca bir daha durduramazsın, pişman olsan bile! Belki birkaç kişiye söylediklerinin yalan olduğunu anlatabilirsin, fakat dedikodu rüzgarları artık onları her yere taşıdı bir kere. Tek bir kibriti üfleyerek söndürebilirsin, fakat tek bir kibritin başlattığı koca bir orman yangınını bir üflemeyle söndüremezsin!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğum Tarihinize Göre Hangi Renksiniz?

renkler_dogumgunu[1]

25 Haziran – 4 Temmuz Kırmızı

5 Temmuz – 14 Temmuz Turuncu

15 Temmuz – 25 Temmuz Sarı

26 Temmuz – 4 Ağustos Pembe

5 Ağustos – 13 Ağustos Mavi

14 Ağustos – 23 Ağustos Yeşil

24 Ağustos – 2 Eylül Kahve

3 Eylül – 12 Eylül Turkuaz

13 Eylül -22 Eylül Bej

23 Eylül Zeytin Yeşili

24 Eylül – 3 Ekim Mor

4 Ekim – 13 Ekim Lacivert

14 Ekim – 23 Ekim Gümüş

24 Ekim – 11 Kasım Beyaz

12 Kasım – 21 Kasım Altın

22 Kasım – 1 Aralık Krem

2 Aralık – 11 Aralık Gri

12 Aralık – 21 Aralık Kestane

22 Aralık Nefti

23 Aralık – 1 Ocak Kırmızı

2 Ocak – 11 Ocak Turuncu

12 Ocak – 24 Ocak Sarı

25 Ocak – 3 Şubat Pembe

4 Şubat – 8 Şubat Mavi

9 Şubat – 18 Şubat Yeşil

19 Şubat – 28 Şubat Kahve

1 Mart – 10 Mart Turkuaz

11 Mart – 20 Mart Bej

21 Mart Siyah

22 Mart – 31 Mart Mor

1 Nisan – 10 Nisan Lacivert

11 Nisan – 20 Nisan Gümüş

21 Nisan – 30 Nisan Beyaz

1 Mayıs – 14 Mayıs Mavi

15 Mayıs – 24 Mayıs Altın

25 Mayıs – 3 Haziran Krem

4 Haziran – 13 Haziran Gri

14 Haziran – 23 Haziran Kestane

24 Haziran Gri

KIRMIZI

Şirin ve sevgi doludur. Her zaman aşık olmasını sever. Genellikle neşeli ve haraketlidir, ama arada mutsuz oduğu anlar da yok değildir.İnsanlarla iyi ilişkiler kurar, çekingenlik yapmaz.

TURUNCU

Sorumluluğu ve uyumlu ilişkiler kurmayı sever. Bir şeye ulaşmak için çok çalışır, rekabetçidir. Arkadaşlık konusunda kimseye güvenmez, ancak doğru insanı bulunca ona sonsuza kadar güvenebilir.

SARI

Abartısız, müşfik, cömert ve tatlı bir tiptir. İnsanlara güvenir, ilişkilerde önder olma ruhuna sahiptir. Asla altta olmayı sevmez. Başkaları için karar vermeye bayılır. Romantik bir aşk arar.

PEMBE

Her zaman yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışır. Diğer insanları korumayı ve anlara yardım etmeyi sever. Ancak zaman zaman olumsuz düşüncelere sahiptir. Masallardaki gibi bir aşk ister

MAVİ

Kendine fazla güvenmeyen, gerektiği zaman cesur olabilen bir yapıya sahiptir. Artistik bir doğası vardır ve aşık olmayı sever. Kalbinin sesini dinlemek yerine mantığını kullanmayı tercih eder.

YEŞİL

Her ortama ayak uydurur, kolaylıkla yeni insanlarla tanışır. Zarif, lüksü seven, kendine güvenen, sağlığına düşkün kararlı , sabırsız ve başkalarını yönlendiren bir tiptir. Hayatının tek ve gerçek aşkını bekler

KAHVE

Haraketli ve sportiftir.Başkalarını kendine yaklaştırmaz, kimseyle kolay kolay yakınlık kurmaz, kuramaz. Ancak buna rağmen çabuk aşık olur. Ateşı de çabuk söner. İdeal olanı bulana kadar da arayışını sürdürür

TURKUAZ

Duyguları aniden ve kolay değişebilir. Genellikle yalnızdır. Seyahat etmeyi sever.Sadık ve iyi bir dinleyicidir, fakat anlatılanlara kolay inanır. Aşkı bulmak ona göre zordur, aşk yüzünden çok kolay incinebilir.

BEJ

Sakindir, ama hemen strese girebilir. İlişkilerinde kıskançtır, küçük şeylerden mızmızlanır. Sezgileri güçlüdür ve çalışkandır, bencilliği hiç sevmez. Ayrıca merhametlidir. Arkadaşları için her türlü fedakarlığı yapar.

SİYAH

Sağlam yaratılışlı, cesur , güçlü , bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu pek yoktur. Bir karar almadan evvel, uzunca bir süre düşünür, ayaklarını yere sağlam basar. Aşkı da farklı yaşamayı sever

ZEYTİN YEŞİLİ

Sakin ve yumuşak mizaçlıdır.Şiddeti sevmez, kavgadan her zaman uzak durur. Yerine göre davranmasını ve konuşmasını iyi bilir. Hassas, nazik ve neşelidir. Kıskançlıktan hoşlanmaz. Adalet duygusu gelişmiştir.

MOR

Gizemli, çekici, anlayışlı, insanları etkilemeyi seven asla bencil olmayan bir yapısı vardır. Arkadaşları arasında oldukça popülerdir. Gününün nasıl geçeceği belli olmaz; çünkü psikolojik durumu çok çabuk değişir

LACİVERT

Dikkat çakici, zevkli, yaşamayı seven ve hayata bağlı bir tiptir.Genellikle yaptığı işe konsantre olmakta güçlük çeker. Aşkta duygusal, hassas ve tutkulu olabilir. Birisine kızdığı zaman çok zor affeder.

GÜMÜŞ

Hayal gücü yüksektir. Bu yüzden orijinal fikirleriyle ünlüdür. Utangaç, hırslı, kendine güvenen ve yeni deneyimlere açık bir özelliği vardır. Kolay öğrenir. Çapkınlıkları yüzünden aşk hayatı biraz karışıktır. gururlu

BEYAZ

Tutkulu ve hırslıdır. Bu yüzden de çabuk kıskanır ve her şeye kolay tepki veremez.Asil bir ruhu vardır, takdir etmeyi de bilir.Bazen kandini diğer insanlardan farklı ve üstün görür.

ALTIN

Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Neşeli, adil ve dışadönüktür. İnsanları etkilemeye çalışmaz. Çok kolay huzursuzluğa kapılır. İlişkilerinde hassastır, bu yüzden aradığını bulmakta güçlük çeker.

KREM

Yarışma ruhuna sahip ve sportiftir. Kaybetmeyi asla sevmez ve çoğunlukla neşelidir. Güvenilir ve dışa dönüktür. Aşkı dikkatlice seçer , ancak çabuk aşık olmaz. Doğrusunu bulmak için uzun süre beklemeyi tercih eder

GRİ

Çekici, hayat dolu, dost canlısıdır. Hayal gücü fazlasıyla yüksektir. Duygularını asla gizlemez, bazen bencil olur. Başkalarının gününü aydınlatır,doğru sözü doğru yerde söyler.

KESTANE

Zeki, güçlü, bağımsız ve ne yapacağını bilen biridir. Sosyal olmayı sever, ancak başkalarını düşünmeden kendi bildiğini de yapmaktan kaçınmaz. Espriden anlar. Akıllı ve pratik olmasına rağmen tembelliği de sever.

NEFTİ

Zevklidir , görünüşüne çok önem verir, materyalist de denebilir. Hayatı ve kariyeri için çok düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Liderlik , ruhunda vardır. Arkadaş edinmekte üstüne yoktur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DÜŞÜNCELERİ DEĞİŞTİRMEK – Neale Donald Walsch

86119[1]

Ne düşünüyorsan O’sun. Düşünce olumsuzsa kısır bir döngü oluşturuyor. Döngü’yü kırmak için bir yol bulman gerekiyor.

Şu andaki deneyimlerinin kaynağı, daha önceki düşüncelerindir. Düşünce deneyimi yaratır, deneyim düşünceyi pekiştirir, düşünce yine benzer deneyimi yaratır. Eğer Çekirdek düşünceniz haz doluysa, bu, yaşamınızda haz yaratır. Olumsuzsa sürekli cehennem yaratır.

Yol, Çekirdek düşünceyi değiştirmektir.

Öncelikle düşünce-söz-aksiyon paradigmasını tersine çevir.

“Adım atmadan önce düşün” sözünü biliyorsun değil mi? Unut onu. Çekirdek düşünceni değiştirmek istiyorsan önce adım atmalısın.

Örneğin; yolda yürüyorsun ve ihtiyar bir kadın para dileniyor; onun bu ihtiyar haliyle günbe gün yaşadığını fark ediyorsun. İlk tepkin ona cebindeki paranın bir kısmını vermek oluyor. Eline cebine atıyor ve çıkardığın paranın beş dolar olduğunu görüyorsun. Tam verecekken düşünce devreye giriyor. Ne yapıyorsun? Deli misin? Cebinde zaten topu topu yedi dolar var. Ona beşini verirsen, sana iki dolar yeter mi? Bu kez cebindeki tek dolarlardan birini bulmaya çalışıyorsun. Yine düşünce: hey! Onlardan sende çok yok ki vermeye kalkıyorsun. Ona bozuk para ver de gidelim. Elini öbür cebine atıp bozuk para bulmaya çalışıyorsun. Bir yandan da utanıyorsun. Senin burada karnın tok, sırtın pek ve ihtiyar kadın için bozuk para arıyorsun. Eline küçük madeni paralar geliyor. En büyük madeni para birimini bulmak için elinin cebinde biraz fazla dolaştırırken kadının önünden çoktan uzaklaşmış olduğunu fark ediyorsun. Artık geriye dönmek de istemiyorsun. İhtiyar kadına katkın olmuyor. Kendine de. Bolluk bilinciyle paylaşmanın hazzını yaşamak yerine, kendini o kadın kadar fakir hissediyorsun.

Neden, kadına kağıt parayı vermedin! İlk tepkin buydu. Ama düşüncen davranışını engelledi. Bir daha ki sefer, düşünmeden yapmaya karar ver. Parayı ver. Onun kaynağında daha çook var. Seni o fakir kadından ayıran tek şey düşüncen. Sen paranın yine sana geleceğini biliyorsun. O bilmiyor.

Çekirdek düşünceni değiştirmek istiyorsan, yeni düşüncene göre davran. Ama bunda çabuk olmalısın, yoksa zihnin yeni düşünceni hemen öldürür. Öldürmeyi kelimenin gerçek anlamıyla söylüyorum.

Yeni bir gerçek, yeni bir düşünce, daha onu uygulamaya fırsat bulamadan ölecektir.

Karşına fırsat çıktığında, hemen yeni düşünceni uygula. Bunu sıklıkla yaparsan bir süre sonra zihnin yeni mesajı algılayacaktır ve senin düşüncen haline gelecektir.

Yeni düşünce, senin tek şansın. Gerçekten Kim Olduğuna doğru seni geliştirecek olan tek gerçek imkanın. Zihnin, şu anda eski düşüncelerle dolu. Sadece eski düşünceler değil, başkalarının eski düşünceleri. Düşünceni bazı konularda değiştirme zamanı.

Evrimleşme, gelişme denilen şey zaten bu.

* Neale Donald Walsch – Tanrı İle Sohbet

kaynak: sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYATINIZDAKİ “DUYGUSAL VAMPİR” KİM?

493329Hope_by_coyotepam[1]
Hayatınızdaki “duygusal vampir” kim
İlgi çekici ve kısalığı bakımından okunulabilir olduğunu düşündüğüm için paylaşıyorum;

Hayatınızdaki “duygusal vampir” kim?

Doktor olarak hastalarımda ilişkilerin, hayattaki en büyük “enerji emiciler” olduğunu gözlemledim. Bazı ilişkiler olumludur ve ruh halinizi olumlu etkilerler. Bazıları ise sizdeki iyimserlik ve huzur duygusunu yok ederler. Ben böyle sizi kurutan insanlara “duygusal vampirler” diyorum. Bu insanlar sadece fiziksel enerjinizi emmekten çok daha fazlasını yapıyorlar. Kötü niyetli olanları size kendinizi değersiz ve sevilemez hissettirebilir. Diğerleri size kendinizi kötü hissettirmek için küçük zararlar verebilirler. Örneğin, “ Birkaç kilo aldığını fark ettim, şekerim” ya da “Çok hassassın!” onların en sevdiği cümlelerdendir. Bir anda sizi güveninizi sarsacak, tehlikeli alanlara doğru sürüklerler.

Enerjinizi korumak için duygusal vampirlerle savaşmak gerekir. “Duygusal Özgürlük” kitabımdan aktaracağım stratejiler, size hayatınızdaki duygusal vampirleri tanımada ve onlarla savaşmada yardımcı olacak.

Bir duygusal vampirle karşılaştığınıza dair işaretler:
• Göz kapaklarınız ağırlaşır ve şekerleme yapma ihtiyacı hissedersiniz.
• Ruh haliniz bir anda düşüşe geçer.
• Sizi rahatlatan, bol karbonatlı yiyecekler yemek istersiniz.
• Kendinizi endişeli, depresif ve olumsuz hissedersiniz.
• Kendinizi eleştirilmiş hissedersiniz.

Duygusal vampir çeşitleri

1. Narsist

Sloganları “Önce ben”dir. Her şey onlar hakkındadır. Abartılmış bir kibirleri vardır, dikkat çekmeye bayılırlar ve beğenilmeye ihtiyaç duyarlar. Tehlikelidirler çünkü empatiden yoksundurlar ve koşulsuz sevme konusunda hiç iyi değillerdir. Eğer bir şeyleri onların istediği gibi yapmazsanız, cezalandırıcı ve soğuk olurlar.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu insanlar duygusal anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle birine aşık olmamaya çalışın ya da onlardan koşulsuz sevgi beklemeyin. Hiç bir zaman sizin değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin ve onlarla en saklı sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla başarılı bir şekilde iletişim kurmak için, bir şeyin onların nasıl yararlı olacağını göstermelisiniz. Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı egosantrikle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer ilişki kaçınılmazsa bu yaklaşım işe yarar.

2. Kurban

Bu vampirler “zavallı ben” tavrıyla sinirlerinizi yıpratırlar. Dünya her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde her zaman sizi şöyle yanıtlarlar “Evet ama…” Onları arayıp sormaktan vazgeçme ya da onların aramalarını görmezden gelme noktasına gelebilirsiniz. Arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz ama hüzün dolu öyküleri sizi yorabilir.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Nazik fakat kesin sınırlar koyun. Kısaca dinleyin ve arkadaşınıza veya akrabanıza “Seni seviyorum ama eğer çözümü tartışmak istemiyorsan, seni ancak beş dakika dinleyebilirim” deyin. Söz konusu iş arkadaşınızsa “Senin için her şeyin iyi olmasını tüm kalbimle dileyeceğim” deyin ve ardından “Umarım anlarsın, yetiştirmem gereken bir iş var ve ben çalışmaya dönmek zorundayım” diye ekleyin. Bunun iyi bir zaman olmadığını belirtmek için vücut dilinizi kullanabilir; göz kontağını keserek veya kollarınızı birbirine kavuşturarak sağlıklı sınırlar koyabilirsiniz.

3. Denetleyici

Bu insanlar takıntılı olarak sizi kontrol etmeye ve nasıl olmanız ve hissetmeniz gerektiğini size dikte etmeye çalışırlar. Her şey hakkında bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların kitabına uygun değilse, duygularınızı geçersiz kılarak sizi kontrol etmeye çalışırlar. Çoğu zaman “Aslında senin neye ihtiyacın var, biliyor musun?” diye cümleye başlarlar. Sonunda hükmedilmiş, küçültülmüş ve değersizleştirilmiş hissedersiniz.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Başarının sırrı denetleyici kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde girişken olun, ancak onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeyin. Şöyle diyebilirsiniz “Tavsiyene değer veriyorum ama bunu gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor.” Güvenli olun ve kurbanı oynamayın.

4. Sürekli konuşan

Bu insanlar sizin hislerinizle ilgili değildirler. Onlar sadece kendileriyle ilgilenirler. Lafa girebilmek için bir boşluk beklersiniz, fakat o an hiç bir zaman gelmez. Ya da bu insanlar size fiziksel olarak o kadar yaklaşırlar ki, neredeyse üstünüzde nefeslerini hissedersiniz. Siz geriye gidersiniz ve onlar size bir adım daha yaklaşır.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Bu insanlar sözsüz ipuçlarına cevap vermezler. Yapması zor olabilir, ama sözlerini kesmeli ve konuşmalısınız. 2-3 dakika dinleyin ve sonra kibarca “Sözünü kestiğim için kusura bakma ama, başka insanlarla konuşmam gerekiyor… ya da randevum var… ya da tuvalete gitmem gerekiyor.” Bunlar “Kes sesini, beni deli ediyorsun!” diye bağırmaktan çok daha yapıcı taktiklerdir, aklınızdan geçenler tam olarak bunlar olsa da. Eğer bu bir aile üyesiyse, kibarca “Eğer bana da söz hakkı tanırsan, belki ben de aramızdaki diyaloga bir şeyler ekleyebilirim” diyebilirsiniz. Eğer bu nötr bir şekilde söylersiniz, anlaşılma ihtimaliniz artar.

5. Drama kraliçesi

Bu insanların küçük olayları abartarak onlardan dört başı mamur dramalar çıkarmak konusunda doğal yetenekleri vardır. Hastalarımdan Sarah, işe devamlı geç gelen bir eleman aldığında, bu durumdan muzdaripti. Bir hafta, söz konusu elaman grip oldu ve “neredeyse ölüyordu”. Ardından arabası park yerinden çekildi! Bu çalışan ofisi terk ettiğinde Sarah kendini kullanılmış ve yorgun hissediyordu.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Drama kraliçesi, ağırbaşlılıktan nasibini almamıştır. Sakin olun. Derin nefes alın. Bu size onların etkisine girmekten alıkoyacaktır. Kibar fakat kesin sınırlar koyun. Örneğin “Bu işi istiyorsan, zamanında burada olmalısın. Başına gelen talihsizliklerden dolayı üzgünüm, ama iş önce gelir.

İlişkilerinizi geliştirmek ve enerji seviyenizi yükseltmek için, hayatınızda kimlerin sizin enerjinizi emdiği, kimin enerjinizi yükselttiği hakkında bir keşfe çıkmanızı öneririm. Size iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizin enerjinizi emenlere karşı sağlıklı sınırlar koyun. Bu hayat kalitenizi artıracaktır.

* Judith Orloff

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

renk_529660[1]

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. “Bu gençliğin sırrı nedir” diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya. Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. “Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş.

Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş. “Hatun, şu kilerden bir karpuz getirir misin bize sana zahmet!..”  Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da: “Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet” demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş. “Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş. Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış . Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.

“Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı?” Herkes birbirinin yüzüne bakmış. Kimse bişey anlamamış..

“Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!” Dedecik gülmüş. “Efendiler” demiş “O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıttırıyorsun bana defalarca) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.”

“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.” demiş.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır..

Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKİNİZ, bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ, zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.

Hayat kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burun Şeklinize Göre Karakterinizi Keşfedin…

nslnt[1]

1.Kalkık Burun…

Siz başkalarına ilham veren bir yapıdasınız. Ayrıca kriz zamanlarında ortalığı çok güzel idare etmesini bilirsiniz.

2. Geniş Burun…

Siz bu dünyaya lider olmak için gelmişsiniz. Çok güçlü bir karakteriniz var.Sakin olmayı pek beceremiyorsunuz.

3. Sivri Burun

Çok akıllısınız.  Çok hızlı ve çabuk hareket ederseniz.

4. Düşük Burun

Optimist ve nazik bir insansınız. Karşılıksız veren birisiniz ve yeni deneyimlere açıksınız.

5.Kemikli Burun

Çok başına buyruksunuz. Kimseyi dinlemezsiniz ve kendi kafanız doğrultusunda gitmeyi seversiniz.

Kaynak: higherperspectives

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgilinizle Tartıştığınızda Nasıl Davranırsınız? Testi Çözün Cevabı Bulun…

Fırtına çıktı. Aniden bastıran sağanakta yürüyorsunuz. Son sürat koşsanız bile gideceğiniz yere beş dakika uzaklıktasınız. Aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

41536_3[1]

  1. Büyük bir ağaç bulup yağmur dinene kadar altında beklerim.
  2. Yağmurun ne kadar süreceğini bilemiyorum, bu yüzden gideceğim yere kadar koşarım.
  3. Şemsiyesini paylaşabileceğim biri ya da şemsiye alabileceğim bir dükkan olup olmadığına bakarım.
  4. Çantamda daima katlanabilir bir şemsiye taşırım, onu kullanırım.

Yanıt:

Fırtına hayattaki beklenmedik, kontrol edilemeyen güçleri temsil eder. Yanıtlarınız, sevgilinizle  tartıştığınızda nasıl davranacağınızı simgeler.

  1. Siz aranızdaki sorunları halletmeden önce karşı tarafın öfkesinin dinmesini bekleyenlerdensiniz. Onların istedikleri kadar bağırıp çağırıp içlerini boşaltmalarını izlersiniz, sonra da kendi bakış açınızı soğukkanlılıkla sunarsınız. Bazıları bunu akıllıca bulurken, bazıları sinsice bulabilir.
  2. İçinizdekilerin hepsini döktüğünüz sürece kavganın sonunun ne olacağı umrunuzda değil. Sizce siz haklısınız ve tartışılacak bir şey yok. Sizin taktikleriniz arasında alma-verme yok. Eğer karşınızdaki öfkelenirse, siz daha çok öfkeleniyorsunuz. Eğer karşınızdaki bağırırsa, siz haykırıyorsunuz. Bu sizi tartışmak için çok uygun bir insan yapmasa da en azında nerede durduğunuzu anlamak çok kolay.
  3. Karşıtlıklar ve tartışmalar size göre değil, bu nedenle kavga çıktığında bile siz daima karşı tarafı sakinleştirmeye çalışıyorsunuz. Ama ne yazık ki bu davranış bazen işleri daha da kötüleştirir. Zaman zaman durup fırtınayı göğüslemelisiniz.
  4. Her suçlamaya verecek bir cevabınız, her yanlışınıza bir özrünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Size göre bir tartışma, atışma yeteneğinizi bilediğiniz bir gösteri, ama bu tavrınız başkalarına kaypak, sahte ve bunaltıcı geliyor. Ama büyük olasılıkla bunun için de bir açıklamanız vardır.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Annenizle Olan İlişkinizi Anlamak İstiyorsanız Bu Testi Mutlaka Yapın…

Küçük bir balina izleme gemisinin güvertesindesiniz. Dört bir yanınız mavi okyanusla çevrili. Derinliklerin gizemli yaratıklarını izlemek için küpeşteden eğildiğinizde tuzlu sular yüzünüzü ıslattı. Ve işte o anda bir balina ailesi size yakın bir noktada su yüzüne çıktı.

whale-tail-31[2]

Aşağıdakilerden hangisi bu aileyi en iyi tanımlar?

  1. Devasa annesinin peşi sıra yüzen küçük bir bebek balina
  2. Annesinin karnına sokulan bir bebek balina
  3. Bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar
  4. Su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina

Yanıt:

Bu senaryoda, balinaların arasındaki ilişki tanımınız sizin kendi annenizle olan ilişkinizin duygusal tanımıdır.

  1. Sizin hayatınızda annenizin rolü inanılmaz derecede önemlidir. Yetişkin olmanıza karşın davranışlarınız ve düşünceleriniz annenizden etkilenmektedir. Birazcık ana kuzusu olmaktan kurtulmanız ve yeni bir bağımsızlık seviyesi için çalışmanız yerinde olur.
  2. Fiziksel şefkat görmeye çok gereksinim duyuyorsunuz. İnsan sıcaklığını istemek doğal bir gereksinimdir ama siz buna diğerlerinden daha fazla muhtaçsınız.
  3. Anne ve babanızın rollerini eşit olarak takdir ediyorsunuz (Baba bu tür hayali resimlerde genellikle unutulan bir figürdür). Çocukken ev hayatınız büyük bir olasılıkla mutlu ve güvenliydi. Bu da hayata karşı dengeli bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı oldu.
  4. Kişisel özgürlüğünüzü elde etmişsiniz ve bir birey olarak gelişmişsiniz. Ama kimi zaman kendiniz olmaktaki ısrarınız sizin hırslı, inatçı ya da bencil olarak algılanmanıza neden oluyor. Bu kadar bireysel olmamaya özen gösterin, yoksa çevrenizdeki insanlara yabancılaşabilirsiniz.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınızın amacı doğum tarihinizde gizli…

0_z0ku477fx7wzsdymhr7n[1]

“Hayat -Amacı Sistemi bir insanın doğum tarihini kullanarak, üç ya da dört sayıdan (sıfırdan dokuz kadar tam sayıların üç ya da dört tanesinden) oluşan doğum sayısını belirler; sonra bu doğum sayısını, o kişinin hayat amacı hakkında anlamlı bilgiye dönüştürür.

(Dan Millman’ın “Hayatınızın Amacı” adlı kitabından derleyen: Asuman Tümer)

“Eğer hangi limana doğru seyrettiğimizi bilmiyorsak, hiçbir rüzgar bizim için uygun değildir.” SENECA

BU DÜNYA YA GELİŞ AMACINIZIN NE OLDUĞUNU HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? NEDEN BURADASINIZ? HAYAT AMACINIZIN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN EVRENİN HANGİ YASALARINA UYMAK ZORUNDASINIZ? AMACINIZI GERÇEKLEŞTİREMEDEN GEÇİP GİTMEK İSTER MİSİNİZ VE DOĞDUĞUZUNDA AİLENİZİN BİR İSİM, EVRENİN İSE SİZE BİR SAYI VERDİĞİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?”

Eğer doğum tarihinizi tam ve kesin olarak biliyorsanız, sayının her şeyin özü, aslı olduğunu söyleyen Pitagor’un mirası üzerine inşa edilen bu araştırmanın sonucunda, hayatınızın büyük tablosunu görmenizi sağlayacak kesin bir merceğe sahip olabilirsiniz.
————–
Hayat -Amacı Sistemi bir insanın doğum tarihini kullanarak, üç ya da dört sayıdan ( sıfırdan dokuz kadar tam sayıların üç ya da dört tanesinden) oluşan doğum sayısını belirler.; sonra bu doğum sayısını, o kişinin hayat amacı hakkında anlamlı bilgiye dönüştürür. Doğum sayısının açığa çıkarttığı o bilgiyle o sayı ile ilişkili sipritüel yasaların uygulanışı hayatları değiştirebilir.

1- Doğum tarihinizi mutlaka tam ve doğru olarak bilmelisiniz.
Örneğin: 22 şubat 1946.

2-Doğum tarihinizi sayı ile yazın. Önce günü, sonra ayı, sonra da yılı yazın: 22.2.1946
sayıları toplayın.
2+2+ 2+1+9+4+6=26

3- çıkan sayıyı tekrar toplayın: 2+6=8 (evrenin size verdiği sayı 8 olarak belirlenmiştir.)

4- eğer ilk toplamınız 20,30,40 gibi sıfırla bitiyorsa o iki sayıyı da toplayarak son sayıyı bulun.
4+0=4 gibi.

doğum tarihine bağlı olarak tek sayıya düşüreceğiniz bir doğum sayısı elde edeceksiniz.
Öreğin:21/3, 27/9, 30/3, 32/5
28/10, 29/11, 38/11, 48/12

HER ANA SAYININ ENERJİLERİ VE SORUNLARI
1- Yaratıcılık ve güven
2- İşbirliği ve denge
3- İfade ve duyarlılık
4- İstikrar ve süreç
5- Özgürlük ve disiplin
6- Vizyon ve kabul
7- İtimat ve açıklık
8- Bolluk ve güç
9- Bütünlük ve bilgelik
0- İçsel yetenekler

1′ den 9’a kadar elde ettiğiniz sayılardan biri sizin hangi yaşam enerjisine sahip olduğunuzu gösterecektir. Örnekte ki 26/8 enerjisine sahip olanlar bu dünyaya 8’in temsil ettiği bolluk ve güç, 6’nın temsil ettiği Vizyon ve kabul, 2’nin temsil ettiği işbirliği ve denge için gelmişlerdir.

(1) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ.
-YARATICILIK VE GÜVEN’i temsil ediyor,
Yaratıcı ve sanatçıları oluşturuyorsunuz.
Hayat amacı 1 olanlar dünyaya pozitif yaratıcı enerji sunmak için burada bulunmaktadırlar.bu amacı gerçekleştirebilmeleri için , riskler almalı az seçilen yolu seçmeye cüret etmeleri ve güven duygularını geliştirmeleri gerekir. Başarılı olabilmek için yükse yaratıcılık ve güven sergilemiş bir kişiyi düşünün ve onu imgeleyerek gözünüzde canlandırın, bir yaratıcılık dinamosu oluşturarak niteliklerinizi geliştirin.
(2)ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ
İŞ BİRLİĞİ VE DENGE Yİ TEMSİL EDİYOR, en iyi diplomatları oluşturuyorsunuz. Bu bireyler sorumluluklarının sınırlarını belirlemek ve başkalarıyla uyum ve denge ve karşılıklı destek ruhu içinde çalışmayı öğrenmek için buradadırlar. Hayat amaçları çetin bir tırmanış içerdiğinden zorlu yollardan geçerler. 2 çok güçlü bir hizmet sayısıdır. Bu sayı hizmet etme, yardım ve yol gösterme itilimi yaratır ve genellikle bu kişiler isimsiz kahramanlar olarak hizmet edeceklerdir.
Denge yasasını başarabilen ikiler dünyada sevgi dolu hizmetlerin kaynağı haline gelerek büyü saygı uyandırabilirler.

(3) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ
İFADE VE DUYARLILIĞI TEMSİL EDİYOR,en iyi hatipleri oluşturuyorsunuz. Duygusal hassasiyetlerinden yararlanarak dünyaya pozitif, yürekten kendilerini ifade etmek için buradadırlar. 3′ ler kendilerinden kuşku duymak, aşırı hassasiyet gibi duygularla karşı karşıya gelebilirler. Hayat amaçları kolayca gerçekleşmediğinden zorlu bir sınavdan geçerler. Sevgi enerjileri ile açık bir kanal oluşturarak başkalarına sevinç ve ilham verirler. Dünya da bir ışık gücü oluşturabilecek kadar güçlüdürler. Kendilerinden kuşkuyu aştıkları an; bolluk ve bereket neredeyse hiç çaba göstermeden doğal biçimde onlara akar.

(4) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ
İstikrar ve süreç için buradasınız ve en iyi analistleri oluşturuyorsunuz.
Dünyada istikrara kavuşabilmek için , önce fiziksel , duygusal ve zihinsel yönden bir iç istikrar duygusu yaratmanız gerekir.”Uygun hazırlık, ortaya kötü işlerin çıkmasını önler,” sözü 4 ler için iyi bir öğüt olabilir.
Başarıya kesin bir niyetle ve uzun süre bir noktada odaklanmış çabalarla ulaşılır. Başarıya ulaşana dek, zorluklar ve sorunlar karşısında sebat göstermeniz gerekir. Sebat ve kararlılıklarınızın sınanacağı özel durumlar yaşayabilirsiniz. İçinizdeki sabırsızlık , her şeyin adım adım gerçekleşmesi sizi yorabilir ama hayat amacınızın bu şekilde gerçekleşeceğini unutmayınız. Eğer yukarıda belirlenen evrenin yasalarına ve sabırlı davranmaya gerekli dikkati gösterebilirseniz en uzak hedefleri bile aşacağınızdan şüpheniz olmamalıdır.
Büyük anonim şirketlerin, çok uluslu dev firmaların, imparatorluk haline gelmiş yatırımcıların büyük bir bölümü dört enerjisi ile dünyaya bırakılmışlardır.
Benliğini en yüksek düzeyde geliştirebilen dörtler Öz’ün (içlerindeki Tanrının) sorumluluğu almasına izin verirler. Yaratıcının sürecine güvenmeyi öğrendiklerinden zaman çerçevesi sınırına aldırmamayı ve başarının kendilerine doğru hızla yol aldığını bilebilirler.

(5) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ ,ÖZGÜRLÜK VE DİSİPLİNİ TEMSİL EDİYOR VE EN İYİ KAŞİFLERİ OLUŞTURUYORSUNUZ.
Hayat amacı beş olan bireyler, disiplin, odaklanma ve deneyim derinliği vasıtasıyla iç özgürlüğe ulaşmak için burada bulunmaktadırlar.
İç özgürlüğü deneyimlemek 5’ler için en önemli şey haline gelebilir. İç özgürlüksüz, koşulları ne olursa olsun kendilerini mahkum gibi hissedebilirler. Eğer ona sahipseler, hiçbir şey onları bağlamaz ve bu tür iç özgürlük, dünyada kendine güven ve bağımsız hareketler olarak tezahür eder.
Disiplin beşler için bir anahtar, bir çözüm yoludur; çünkü disiplin eksikliği odaklanma ve içsel kuvvetin gelişmesini önler. Disiplinli yaşam yoluyla özgürlüğün kapısını açacakları bilincindedirler hayatın tüm temelini oluşturan evrenin sipritüel yasalarının farkına vardıklarından daha derin bir özgürlük duygusuyla donanırlar. Sadece yüzeyde sekmekten çok, hayatı derinlemesine, deneyimin kalbine doğru kazacak disiplini geliştirmişlerdir. aşırı tutkuları ve serüvenci kişilikleri; onların heyecanlı ve sıradan olayları olağan üstü şeylere dönüştürmelerini sağlar.
Çabuk kavrayan ve hızlı öğrenen kişiler olduklarından canları kolayca sıkılabilir. Evrenin oyun alanı olacağı noktaya dek bilinçlerini geliştirmeye çalışırlar. O noktada bedenlerine hapsolmaktan kurtulurlar, çünkü doğal duru görü yeteneği ile bedenlerinin çok ötelerine yolculuk yapabilecek haldedirler.

(6) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ VİZYON VE KABULÜ TEMSİL EDİYOR VE EN İYİ YARGIÇLARI OLUŞTURUYORSUNUZ.

Hayatın doğasında var olan mükemmelliği görmeyi başararak, kendilerini, dünyalarını ve yaşanan anı olduğu gibi kabullenmek için buradadırlar. bu bireyler idealizmin ateşini canlı ve parlak bir biçimde yanar halde tutarlar. Onlar insanları ellerinden geldiği kadar daha da iyisini yapmaya çağıran vizyonerlerdir. Esneklik ve kusursuzluk yasalarını uygulamayı başarabilirlerse vizyon ve umutla yaşayarak ideallerine ulaşırlar. Jan Dark, Kristof kolomb, İsaac Asimov gibi bizi harikalar diyarına götüren, Thomas Edison gibi dünyayı bir anda ışıklara boğan 6 enerjiisine sahip vizyonerler; bu yasaları eksiksiz uygulayabilenlerdir.
Kendi doğalarında ve dünyada var olan hayatın pozitif yönünü keşfedenler, form dünyasının ardında parlayan mükemmellik ışığını görebilecek derinliğe erişebilirler.
6 enerjisiyle doğduysanız hayat amacınızın gerçekleşmesi için mutlaka kendinizi iyi ve başarılı biri olarak imgeleyin. Başkaları ve dünya için iyi şeyler hissetmeye ve yüksek adalet mekanizmasına güvenmeye devam edin.

(7) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ EN İYİ BİLGİNLERİ OLUŞTURUYOR, İTİMAT VE AÇIKLIĞI TEMSİL EDİYORSUNUZ.

Hayat amacı 7 olan bireyler, kendi içlerindeki, başkalarının içindeki ve yaşam süreçlerindeki ışık ya da öze itimat edebilmek için burada bulunmaktadırlar. Ama burada yapmakta oldukları şey kolayca gerçekleşmeyeceğinden sorunlarla karşılaşabilirler. Bağımsızlığa meyilli ve yalnızlığa ihtiyaç duyan kişilerdir. Topluluğu sever gibi gözükseler de, mahcup düşme konusundaki süptil korkuları nedeniyle özel süreçlerini nadiren paylaşırlar.
7’ler evrene büyük bir inanç duyabilirler. Bunu adeta çok önceden biliyorlarmışçasına güvenle kendilerini evrenin yasalarına bırakarak telaşsız bir yaşam sürebilirler. Derin gevşeme hali korkusuzluğa ve mistik bir doyuma ulaştırabilir.
Bunu başarabilen 7’ler istismar edilmeye bile izin vermeye başlarlar. Artık korkusuz olduklarından içlerindeki ışığı açığa çıkarmak ve paylaşmak istediklerinden duygularını açığa vurarak büyük güçlerini gösterirler.
Başkaları tarafından aldatılma ve ihanete uğrama beklentisi olan 7’ler büyük deneyimler yaşarlar. İtimat duygusunu geliştirdikleri ölçüde deneyimler hafifleyerek yok olur. Beklentiler yasasına uymayı başaranlar bu deneyimleri kolaylıkla aşarlar.
Korkularından kurtulmayı başaramayan 7’ler korkuları nedeniyle “gerçek ben”lerini saklama eğilimindedirler. Hayatın satır aralarını okuyabilecek keskin zekaya sahip olan 7’ler, dünya çapında büyük düşünürler, yazarlar, mistikler, felsefeciler olabilirler. Onlar bazı şeyleri nasıl bildiklerini bilmeden bilebilirler ve içlerinde ulaşılmayı bekleyen zengin kaynaklara ancak cilalarından sıyrılarak ulaşacaklarını keşfettiklerinde tüm şekil ve detaylardan sıyrılmış sanatçılar haline gelmişlerdir.

(8) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ EN İYİ HAYIR SEVERLERİ LUŞTURUYOR BOLLUK VE GÜCÜ TEMSİL EDİYORSUNUZ.
Hayat amacı bolluk, güç ve itibarla çalışmak ve başarılarını kamu yararı için kullanmak üzere burada bulunan 8’ler, büyük arenalarda olduğu gibi, küçük arenalarda da doyum verici başarılar kazanabilirler.
8’lerin kaderinin merkezini oluşturan maddi başarı, kaçınılmaz surette parayı içerir. para bir enerji biçimi, hayatlarımızın termometresinde bir civa sütunudur. 8 enerjisi ile doğanlar bolluğu tezahür ettirirken sadece para için burada bulunmazlar. Dürüstlük yasasını iyi uygulayabilen 8 ler için itibar,başarı ve güç asla tanrılaşmayacaktır. yararlı hizmetler yaparak yasalar yeterli uygulanmış olacağından emeğin önemini anlayacaklar ve başarının aslında ter koktuğunu anlayacaklardır.
8’ler dikkat çekmekten hoşlanmasalar da , süptil yollardan dikkat çekmeyi başarabilirler. Saygı ve itibar görmenin çeşitli yollarını bilirler.
Dürüstlük yasasını iyi uygulamayanlar, at gözlüklerini takıp insanları çiğneyerek para ve güce kestirmeden ulaşabilirler, ama en sonunda çok ağır dersler alırlar.
Pozitif yönde çalıştıklarında ellerindeki bolluğu cömertçe paylaşabileceklerinden hayatlarının amacına ulaşacaklardır. Eğer aç gözlü davranırlarsa daha aç gözlü olurlarken, sevgiyle davranırlarsa, daha büyük sevgi gelişimi ile büyük bir enerji kazanabilirler.

9 – ENERJİSİYLE DOĞDUYSANIZ EN İYİ LİDERLERİ OLUŞTURUYOR VE BÜTÜNLÜK VE BİLGELİĞİ TEMSİL EDİYORSUNUZ.

9 ENERJİSİYLE HAYAT YOLUNDA OLANLAR, içlerinde ve başkalarının içinde tezahür eden ÖZ’E ( Tanrıya) itimat ederek ve onu izleyerek, dengeli sorumluluk, kendine itimat ve bütünlük (özü-sözü birlik) sorunlarını halletmek ve kalbin yüksek bilgeliğiyle uyum içinde yaşamak için burada bulunmaktadırlar.

Deneyimleri aklileştirmek , gerçeklerle yüzleşmek ve onları aşmak zorundadırlar. Ayrıca kalplerde yazılı olan spiritüel yasaları öğrenmek için , zihinsel süreçlerden çok duygularda açığa çıkan yüksek bilgeliği yakalamak zorundadırlar.

Özellikle 9 enerjisiyle bu dünyada yer alanların “kalplerinin danışmanlığını” en yüksek otorite olarak tanımak ve bunu deneyimlemek için burada yer aldığını söylemek gerekir.

Önce kendilerine itimat ederek yüksek prensiplere ulaşabilirler. Duygu boyutu çok gelişkin olan 9 enerjisi vicdan ve evrensel bilinçaltı ya da sezgileriyle kendi yolunu rahatça bulabilir.

Çoğu kendine güvenli görünür ve liderlik enerjisiyle ilişkili doğal bir karizmaya sahiptirler. Sürekli kendilerini yeniden tanımlamaya çalışırlar ve kendilerini tanrının iradesiyle karıştırabilirler. Yüksek hizmete adanmışlıkları ve başkalarına destek sağlama arzuları hayat amaçlarını oluşturur. Bunu yaparken sipritüel bir dil kullanmazlar.

Mahatma Ghandi, Elvis Presley, Albert Schweitzer, gibi ünlüler de aynı hayat enerjisiyle doğmuşlardır.

Ateşe yaklaşmaktan değil yanmaktan korktuğundan spiritüellikten de bu yüzden korkarlar.

(SIFIR ENERJİSİ İLE DOĞANLAR İÇSEL YETENEKLERİ TEMSİL EDERLER. O BİR HAYAT AMACINI İÇERMEZ. DAHA ÇOK POTANSİYEL KAYNAKLARI VE SEZGİYİ İFADE EDER.)

Kendilerini ne kadar hizmete adarlarsa o kadar içsel yetenekleri gelişecektir. Güçlü sezgileriyle yerinde kararlar vererek başarıya ulaşacaklar ve içsel yolculuklarında büyük bir mutluluk yaşayacaklardır. Boş bir odada bile o odada yaşananları hissedebilecek kadar incelmiş duyarlılıkları, önceden yaşanmış olayları bilmelerini sağlar. Bu niteliklerini kötüye kullandıklarında zorlu bir hayat yaşayabilirler. Pozitif kullanımda ise en yüksek dağları aşabilecek gücü yakalarlar. Bu gücü daha verimli hale getirebilmenin yollarını aramak ve yararlı olmak hayat yolculuğunda en büyük mutluluğu yaşamalarına neden olacaktır.

* Daha detaylı ve geniş bilgi için DAN MILLMAN’ın “Hayatınızı Amacı ” adlı kitabı okuyunuz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM İÇİN BEDENİNİZİ İZLEYİN…

12115738_908782042562088_3380755023816181756_n[1]

Mideniz ağrıyorsa; olan herseyin bizim hayrımıza oldugunu bilip sevgiyle hazmedin

Boynunuz ağrıyorsa; olaylara farklı açılardan bakıp pozitif taraflarını görmeye çalışın, inadı bırakın

Beliniz ağrıyorsa; paraya olan kötü bakış açınızı farkedin

Ayak ve bacaklar ağrıyorsa:
Sol taraf için ; geçmişle bağlarınızı kopartıp geçmişte yasamaktan vazgeçin
Sağ taraf için ; gelecekten korkmayın, kendi geleceğiniz için ÖZ’e ve akış’a güvenin!!!

Başınız ağrıyorsa; değersizlik duygunuzun farkına varın, kendinizi önemseyin!!!

Geceleri uykunuzda dişlerinizi gıcırdatıyorsanız; öfkelerinizi serbest bırakın!!!

Göz bozukluğu ve ağrısı varsa; görmeniz gereken neyi inatla görmek istemiyorsunuz farkına çarın ve görmeyi seçin

Kulak ağrısı ve duyma bozukluğu için, inatla kendinizi etrafın seslerine kapatmayın, duymayı seçin, o seslerden size mesaj var!!!

Regl ağrınız varsa; dişiliğinizi ve size sundugu avantajlari sevgi ile kabul edin

Sırtınız ağrıyorsa; suçluluk duygusundan vazgecin!!!

Omuzlarınız ağrıyorsa; başkalarının yüklerini, sorumluluklarını taşımaktan vazgeçmenin Zaman’ı gelmiş de geçiyor!!!

Boğazınız ağrıyorsa; kendinizi sevgiyle ifade etmeyi seçin, çekingenlikten vazgecin

Alerjiniz varsa; kendi gücünüzü reddetmeyi bırakın. Kime alerjiniz oldugunu dusunun!!!

Diş ağrınız varsa; kararsızlığı bırakma vakti gelmiş demektir.

Bağırsaklarda problem varsa; ihtiyaç duymadığınız şeyleri atmanın zamanı geldi de geçiyor…

Kalbiniz ağrıyorsa; SEVİN

kaynak: aşiyan kutlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »