Bilinçaltının Yüklerini Bırakma (Bağ Kesme Çalışması)

12049433_976324272405699_1627881881616751628_n[1]

Geçmişinden, çevrendeki insanlardan, annenden, babandan, sevdiklerinden, çatışma yaşadığın kişılerden yaşadığın alandaki herkesten ve her olay ve durumdan aldığın bilinçaltı kalıpların varlığında ve dış dünyanda çatışmaya sebep oluyor. Varlığının sonsuzluğu bu sınırlı kalıplarınla çatışıyor doğal olarak. Bu çatışma dış dünyanda da çatışma ile problemlerle karşılaşmana neden oluyor. Bu uygulamada bu yüklerin her birini tek tek bırakacak özgürleşeceğiz.

Rahat olacağın bir yerde rahat bir pozisyonda otur. Gözlerini yavaşça kapat. Ağır ağır ve derin nefesler al. Üç derin nefes alışverişinden sonra hayatında en fazla çatışma yaşadığın kişiyi gözünün önüne getir. Bu kişi bir arkadaşın olabilir, tanıdığın olabilir, bir akraban olabilir. Şu an hayatında olabilir, ya da geçmişte hayatında olmuş bir kişi olabilir. Hatta şu anda hayatta olmayan biri de olabilir. En fazla çatışma yaşadığın kişiden başla. Her seferinde bir kişi ile çalışacaksın.

Gözlerin kapalı, derin ve ağır nefesler alıyorsun. İlk önce çalışma yapacağın kişinin karşında olduğunu gör. Şu anda o kişi karşında. İmgesel olarak göremesen de yalnızca karşında olduğunu hisset. Şu anda o karşında duruyor. Ne hissediyorsun. Daha önce yaşadıgınız o çatışmadan dolayı ona kızgın olabilirsin, ya da sen bir şey yaptın, bunun suçluluğunu taşıyor da olabilirsin. O kişiden korkuyor olabilirsin hatta nefret ediyor olabilirsin. Ama bil ki bunu sen hissediyorsun. O sadece içindeki kızgınlığın, korkunun açığa çıkması, dışarıdaki yansıması. O sensin. Kendi içindeki, bilincindeki çatışan yönlerini görüyorsun. O sana onu gösterdi. Seni sana gösteren bir aynan, yüzün o. Senin iç dünyanın ayna görüntüsü. İçindeki bu çatışmayı durdurmazsan, hayatında farklı farklı görünüşlerle ayni sorunu yaşayacaksın. İsimler değişecek belki, sahneler degişecek. Ama aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacaksın eğer içinde o çatışan yönünü bırakmazsan.

Şimdi, ona hissettiğin şeyler ne olursa olsun onun gözlerinin içine bak. Ama yalnızca sevgiyle. Çünkü o sensin, senin yüzün. Sevgiyle gözlerinin içine baktıktan sonra ona söyleyeceğin iki cümle çok önemli. Bu seni onun varlığıyla ve evrenle birleştiren iki cümle. Evrenden, her şeyden kendini ayırdığın, büyük resmi göremediğin için yaşadın bunları. İki cümle.

TEŞEKKÜR EDİYORUM.

SENİ SEVİYORUM.

Bu iki cümle, seninle onu, çatışma ile çözümü biraraya getirecek. Teşekkür ediyorsun, çünkü o sana senin bir yüzünü gösterdi. Senin olmak istemediğin bir yüz olabilir bu. Ama en mükemmel yüzünü ortaya çıkarman için, önce sen olmayan yüzlerini kendine gösteriyorsun. Kendin olmayan yüzlerini görerek, en mükemmel oluş halini ortaya çıkaracaksın. Kendini hatırlıyor, her an yükseliyor, varlığın muhteşemliğini açığa çıkarıyorsun. Bunun için hayatında mutlaka çatışma yaratman gerekmiyor.Bir şeyleri öğrenmek için hayatında mutlaka zorluk yaşaman, düşmen, kafanı duvara çarpman gerekmiyor. Kafanı duvara çarpmadan da öğrenebilirsin. Acı çekmek burada öğrenmek ya da hatırlamak için kullandığın bir yöntemdi. Ama bu şekilde öğrenmek yerine her şeyi kolaylıkla, acı yaratmadan, sevgiyle, mutlulukla, bollukla hatırlayabilirsin. Acıyı kullanarak öğrenmek senin seçimin. Seçimin ne ise de onu yaşarsın.

Evrene bakarsan her şeyin kolaylıkla olduğunu görürsün. Evrende milyonlarca galaksi trilyonlarca trilyon yıldız var. Devasa boyutları ile doğal halleri ile dönüyorlar. Bir güç sarfetmelerine gerek yok. Bir tohum toprağa düştüğünde doğal hali ile çıkıyor. Bunu içinn ek bir güce, cabaya ihtiyacı yok her şey doğal haliyle ve kolaylıkla oluyor. Işığın müziğiyle birleştiğinde hayatında her şeyin kolaylıkla olduğunu goreceksin.

Gözlerin kapalı, o kişi karşında. Gözlerinin içine sevgiyle baktın. O muhteşem iki sözcüğü söyledin. Seni seviyorum, teşekkür ederim. Sonra ona SARIL. Bunu fizikselleştirebilir kendine sarılıyormuş gibi bir sarılma hareketi yapabilirsin. Bu sıcaklığı hissetmeni sağlayacaktır. Kendine sarılıyormuş gibi sarıl ona. Hisset sıcaklığını. Varlığını içine al. O senin varlığının içinde kabul etmediğin bir yüzün. O yüzünle bir arada olmak durumunda değilsin. Ama o yüzünü de kabul et. O da senin bir yüzün. Bir şeyi bırakman için önce kabul etmen gerekir. Kabul etmediğin, reddettiğin her ne varsa onları çoğaltırsın. Kabul, ruhunun, bedeninin şifasıdır.

Sarıldıktan sonra şunları söyle ona:

“Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”

Valığımızda karşılaştığımız insanların yüklerini taşyoruz. Bu sevdiğimiz insanlar için de geçerli. Sevdiğimiz biri bizimle biraraya geldiğinde yaşadığı bir sorunu anlattığında fark etmeden onun yükünü alıyoruz. Aynı zamanda onun hayata bakışını, kalıparını da bilinçaltımıza ekliyoruz. Çatıştığımız insanlar keza onların yüklerini de hala üzerimizde aşıyoruz. Geçmiş denilen zaman diliminde bir olay yaşanmış. Hala hayatımızda bu olayın yükünü taşıyoruz. Bu cümleyi söyleyin ona. Bu cümle ondan ayrılmanız anlamına gelmiyor. Varlığınızın bir parçasından ayrılamazsınız. Her biri bir çünkü. Yalnızca aldığınız, üzerinize yapıştırdıgınız yükünüzü bırakıyorsunuz. Çünkü artık yürümek, mutlulukla koşmak, ışığın muhteşem müziğini yazmak istiyoruz. Her şey birbiri ile bağlı ve bir olduğundan siz bu çalışmayı yaptıgınızda, karşınızda gördüğünüz kişi de yüklerini bırakabilir eğer arzu ederse tabi.

Ona sarıl ve bunu söyle “ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”. Sonra bir adım kadar geriye çık. Göbekleriniz arasında bir kordon ya da ip olduğunu düşün. Bu kordon, varlığına aldığın bu yükü taşıyan kordon. Kordonu gör, bu kordonla bilinçaltı kalıplarını, varlığını aşağı çekecek kabukları aldın. Şimdi eline altın renkli bir makas al. Bu altın renkli makasla o kordonu kes. Kordonun kesildiğini ve ayrıldıgını mutlaka gör. Ya da hisset. Ayrılmaz, kesilmezse tekrar dene. Daha çok sevgini ver. Bazen ip büyüyebilir, dallanıp budaklanabilir. Bu sefer makası büyüt o ip kesilsin ve ayrılsın. İp ayrıldıktan sonra tekrar gözlerinin içine bak, teşekkür ediyorum de ve uzaklaştığını gör. Yavaş yavaş gözlerini aç.

Bu çalışmayı yaparken çözülmeler yaşayabilirsin. Sarıldığında bazen birden bir duygu boşalması yaşayabilir, ağlayabilirsin. Bırak hislerin olduğu gibi aksın sen süreci yönetmeye çalışma bırak kontrolü. Varlığının çatışmaları çözülsün.

Çalışmanın aşamalarını kısaca tekrarlıyorum.

Gözlerini kapa, birkaç derin nefes al,

Çalışma yapacağın kişiyi karşına al,

Gözlerinin içine sevgiyle bakarak, teşekkür ediyorum ve seni seviyorum de,

Sonra ona sevgiyle sarıl ve şöyle söyle “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.” Bir adım geriye çık.

Aranızda bir kordon olduğunu gör ya da düşün. Yükü taşıyan bu kordonu altın bir makası eline alarak kes. İpin ayrıldıgını mutlaka gör. Ayrılmazsa makası büyüt. Eğer zorlama ya da direnç hissediyorsan o an o kişiyi bırakıp başka birine geçebilir, başka bir zaman yine aynı kişi için yapabilirsin.

Gözlerinin içine tekrar sevgiyle bakarak, teşekkur ediyorum de, senden uzaklaştığını gör ve gözlerini yavaş yavaş aç.

Bu çalışmayı her seferinde bir kişi için yap. Bir kişi için 2-3 dak. yeterlidir bunun için. Öncelikle en çok çatışma yaşadığın kişilere, daha sonra çevrendeki insanlara, geçmişte yaşamış ya da şu an yaşamayan hayatındaki kişilere, en son sevdiklerine de bu çalışmayı yap. Bir kişi için eğer kordon ayrıldı ise bir kez yapman yeterli. Tekrar tekrar yapman inancının zayıflığını, şüphe duymuş olduğunu gösterir. Bir kez yap ve olduğunu bil. Sevdiklerinle daha güçlü bağlar kurduğunu, daha mutlu ilişkiler deneyimlediğini göreceksin. Çalışma iki taraflı çalıştığından, çatışma yaşadığün bir kişi ile birden daha güzel bir diyalog içine girdiğini görebilirsin. O kişi seni hiç beklemediğin halde hemen ve kısa bir süre sonra arayabilir. Birden çatışmanın çözümlendiğini görebilirsin.

Daha açık, sevgi dolu dostluklar, ilişkiler kuracaksın. Çünkü ilişkilerin yüklerden özgürleşecek. Hayatına artık hizmet etmeyen kişilerin de hayatından birden kendiliğinden çıktığını göreceksin. Çünkü o senin bir yanındı, ve sana yalnızca bir şey anlatmak için yine senin tarafından kendi yüzlerinden birini görmen için geldi. Artık hayatındaki görevi bittiğinden, birden uzaklaştıgını görebilirsin. Hayatına yeni birileri girebilir. Hayatına yeni girenler de senin şu andaki sevgi dolu titreşimine uygun kişiler olacak. Hatırla, içerisi nasılsa dışarısı da öyledir. İç çatışma durduğuda dışarıdaki çatışma da duracak.

Çalışmayı kendinde çatıştığı yanların için de yapabilirsin. Mesela bir konuda endişeleniyorsun, ya da içinde bir yanın seni aşağı çekiyor, korkuya sevkediyor. Bu sefer, kendini karşına al ve bu çalışmayı yap. Karşındaki kendin olsun. Bak gözlerinin içine. Karşındakini tanımla, o sensin, benim …..dan endişe duyan yanım. Teşekkür ediyorum, seni seviyorum. Sarıl, “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum” dedikten sonra kendi nin o yüzü ile arandaki bağı kes. Bunu aynı şekilde, bağımlı olduğun şeylere yapabilirsin. Herhangi bir hastalığını karşına alıp onunla bağini kesebilirsin. Bu yöntemle birden hastaığın çözülmeye iyileşmeye başladığını görebilir, mucizeler yaşayabilirsin. Hatta calışmayan bir cihazla arandaki baği kestiğinde onun çalışmaya başladığını bile görebilirsin.

Bizim cansız dediğimiz cihazlarımız da enerji ile calıştıklarından bazen bizdeki enerji dalgalanmaları manyetik alan yaratıp onların bozulmasına sebep olabilir. Bazen tuttuğunuz bir şeyin bozulduğunu, ya da elinizde kırıldığını görebilirsin. Uygula bunu, aklına gelen her şeyle yapabilirsin, bitkilerin, hayvanlarınla, bununla oyna ve yaratıcılığınla bu yöntemi kullan. Çok etkili ve hızlı çalışan bu yöntem, ayağındaki taşları, prangaları atmanı, kanatlanmanı sağlayacaktır.
Yüklerini bırak ve KANATLAN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin… Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü,

yeyuil_dora_ve_bisiklet[1]

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif…

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü…

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin…

Yaşadıklarını kar sayma,

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün…

Gülebildiğin kadar mutlusun üzülme,

Bil ki ağladığın kadar güleceksin,

Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin…

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer,

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın…

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer,

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın…

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın…

Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak…

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın,

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü,

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin…

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın.

Bunu unuttuğunda, aldığın her nefes kadar üşürsün.

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutursun…

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

Bebek ağladığı kadar bebektir,

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin,

Bunu da öğren, sevdiğin kadar sevilirsin…

CAN YÜCEL

Charlotte Gabay’ın Facebook sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GÜNE MORALLE BAŞLAMANIN YOLLARI…

beautiful girl lying down of grass. Copy space

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. o yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir. Bir çok insan homur homur yataktan kalkara ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder..  Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli “sır”lar..

1- Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin..

2- Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”

3- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya ( doğaya  bakarak ) nefes alıp vermeye başlayın. Bu “Nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin..  Bunu birkaç kez tekrarlayın..

Mutluluk, mutlu olmayı istemekle başlar.

4- Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için  bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin : “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”

5- Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin.  Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin..

6- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün”. Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.

7- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın..

8- Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da  olumsuz duygularla örülü  bir çemberin bedeninizi saracağını….

9- Miş gibi oyununu oynayın ve “Bugün mutluyum” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.

10- Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak  kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın,  işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin “Bugün kendimi harika hissediyorum” deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.

11- O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin “İşe gidiyorum yine, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine” diye düşünmek yerine,  “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim” diye düşünün. (Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.)

12- İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? “Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın,

13- Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz,  bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük  işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!

14- Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, ” Herşeyin güzel,. saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.

* Yonca ÇELİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR İNSANI KABULLENMENİN FAYDASI

strong[1]

Eğer kendinizi bir başkasının davranışına tepki verirken bulursanız, yapacağınız ilk şey bu kişinin yedi yaşında olduğunu düşlemek olsun. Trafikte size yumruğunu sallayan adam, gerçekte onunla ilgilenmek için zamanı olmayan bir babaya sahip küçük bir çocuktan daha fazlası değildir.

Resmi bir iş yerindeki kaba memur, gerçekte kendisine pek çok kereler çirkin ve aptal olduğu söylenmiş utangaç, küçük bir kızdan başkası değildir.

Eğer, incinme ve acıyı görmek için kendinize zaman ayırırsanız, sevecenlik duyumsamak ve gününüze devam etmek sizin için kolaylaşır. Sevecenlik duymadan yaşamak, kişinin için için yanmayı kabullenmesi demektir. Zehir, bedeninizin her bir hücresine sızar ve genellikle de kanser gibi feci bir sonuca neden olur.

Dünyanın önde gelen kanser araştırmacıları, yıllardan bu yana normal bir hücrenin aniden kanserli bir hücre durumuna gelmesine neyin neden olduğunu bulmaya çalışmaktadırlar.

Cevap henüz bulunamamıştır.

Kabullenmemenin, sağlıklı hücrelerin değişime uğramasına neden olduğu düşüncesi öteki açıklamalar kadar olası gözükmektedir.

Eğer bir insanı kabul edebilirseniz, kendinizi de kabul edebilirsiniz ve hayatınızda benzersiz bir hafiflik duyumsarsınız.

Kızgınlıklar, kırgınlıklar ortadan kalkar ve hepimizin birbiriyle ilişkili olduğunun farkına varırsınız.

Kabullenmenin kendi içinizde, hücrelerinizde çınladığını duyumsarsınız.

Alıntıdır…

kaynak: sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

10 Soruya Doğru Cevap Verin… Dışardan Nasıl Göründüğünüzü Anlayın…

images[8]

Bu test birçok profesyonel kuruluş tarafından insanların iç dünyalarını ve insanlarla ilişkilerini değerlendirmek için kullanılmaktadır. Testin sonuç kısmına bakmadan hemen çözmeye başlayınız. Cevapları geçmişinize göre değil, şimdiki durumunuza göre veriniz.

1. Kendinizi ne zaman en iyi hissedersiniz?
(a) Sabahları
(b) Öğlenden sonra ve akşama doğru
(c) Gecenin ilerleyen saatlerinde

2. Nasıl yürürsünüz?
(a) Hızlı ve uzun adımlarla
(b) Hızlı ve kısa adımlarla
(c) Normalden yavaş ve etrafa bakınarak
(d) Yavaş ve başı eğik
(e) Çok yavaş

3. İnsanlarla konuşurken
(a) Kollarımı göğsümde katlamış olarak dururum
(b) Ellerimi sıkarım
(c) Bir veya iki elimi belime koyarım
(d) Konuştuğum insanlara dokunur veya ittiririm
(e) Kulağımla oynar, çeneme dokunur veya saçımı düzeltirim

4. Dinlenirken nasıl oturursunuz?
(a) Dizler katlanmış ve bacaklar birbirine bitişik olarak
(b) Bacaklar çaprazlanmış olarak
(c) Bacaklarımı uzatarak
(d) Bir bacağımı altıma katlayarak

5. Çok hoşunuza giden bir şey olduğunda ne yaparsınız?
(a) Büyük bir kahkaha atarım
(b) Gülerim ama fazla sesli değil
(c) Bir kerelik gülerim
(d) Sessizce gülümserim

6. Bir partiye veya sosyal etkinliğe katıldığınızda
(a) Herkes sizi fark edecek şekilde gürültülü bir giriş mi yaparsınız?
(b) Sessiz bir giriş yapıp etrafınızda tanıdığınız birilerine mi bakınırsınız?
(c) Çok sessizce girip kimsenin sizi fark etmemesine mi gayret edersiniz?

7. Çok zor bir işe dikkatinizi vermişken rahatsız ediliyorsunuz.Ne yaparsınız?
(a) Bölünmeyi memnuniyetle karşılarım
(b) Aşırı derecede rahatsız olurum
(c) Belli olmaz.Bu iki uç arasında değişken davranışlar gösteririm

8. En çok hangi rengi seversiniz?
(a) Kırmızı veya portakal rengi
(b) Siyah
(c) Sarı veya mavi
(d) Yeşil
(e) Koyu mavi veya mor
(f) Beyaz
(g) Kahverengi veya gri

9. Yatakta uyumadan önceki birkaç dakikada
(a) Sırt üstü yatıp uzanırsınız
(b) Karnınızın üstüne yatıp uzanırsınız
(c) Hafif kıvrılmış olarak yan tarafınıza yatarsınız
(d) Başınızı bir kolunuzun üzerine koyarsınız
(e) Başınızı yorganın altına kapatırsınız

10. Rüyanızda genellikle
(a) Düşersiniz
(b) Kavga eder veya tartışırsınız
(c) Birilerini veya bir şeyler ararsınız
(d) Uçar veya yüzersiniz
(e) Genelde rüya görmezsiniz
(f) Rüyalarınız daima hoştur

Puan Hesabı

1.
(a) 2
(b) 4
(c) 6

2.
(a) 6
(b) 4
(c) 7
(d) 2
(e) 1

3.
(a) 4
(b) 2
(c) 5
(d) 7
(e) 6

4.
(a) 4
(b) 6
(c) 2
(d) 1

5.
(a) 6
(b) 4
(c) 3
(d) 5
(e) 2

6.
(a) 6
(b) 4
(c) 2

7.
(a) 6
(b) 2
(c) 4

8.
(a) 6
(b) 7
(c) 5
(d) 4
(e) 3
(f) 2
(g) 1

9.
(a) 7
(b) 6
(c) 4
(d) 2
(e) 1

10.
(a) 4
(b) 2
(c) 3
(d) 5
(e) 6
(f) 1

Şimdi puanlarınızı toplayınız.

60 PUAN VE ÜZERİ:
İnsanlar sana kırılgan bir eşya muamelesi yapıyorlar. Kibirli, bencil ve aşırı baskın birisi olarak görülüyorsun. İnsanlar size hayranlık duyup sizin gibi olmak isteyebilirler ama size her zaman güvenmezler ve sizinle çok yakın ilişkide olmaktan kaçınırlar.

51 – 60 PUAN:
İnsanlar sizi heyecan verici, havai, düşüncesiz yapıda, doğal liderlik özellikleri olan, her zaman doğru olmasa da hızlı karar veren birisi olarak tanırlar. Seni cesur, maceraperest birisi olarak tanırlar; her şeyi bir kez denemek isteyen, macera yaşamak için fırsatları kaçırmayan birisi.. Yaydığınız heyecandan dolayı insanlar sizinle ayni iş yerinde yasamaktan zevk alırlar.

41 – 50 PUAN:
İnsanlar sizi taze, canlı, çekici, eğlendirici, pratik ve daima ilginç birisi olarak görürler; her zaman ilgi odağı olan ama çok aşırıya kaçmayacak kadar da dengeli birisi.. İnsanlar sizi ayrıca iyiliksever, düşünceli, anlayışlı ve kendilerini neşelendiren ve rahatlatan birisi olarak tanırlar.

31 – 40 PUAN:
İnsanlar sizi mantıklı, ihtiyatlı, dikkatli ve pratik birisi olarak görürler. Sizi zeki, yetenekli ve hünerli ama alçak gönüllü olarak tanırlar. Çok hızlı arkadaşlık kurmayan, ama arkadaşlarına karşı çok sadık olan ve onlardan da aynı şeyi bekleyen birisiniz.

kaynak: sağlık olsun

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AĞRILARIN DUYGUSAL SEBEPLERİ

10400770_933200586746943_8787245129112106211_n[2]
Psycology Today dergisinde yayınlanan bilimsel bir çalışmaya göre, vücudumuzdaki ağrıların fiziksel sebeplerinin yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Buraya kadar normal, çünkü hepimiz stresin bir takım ağrı ve acıları tetiklediğini biliyoruz. Ancak bu çalışmada hangi duyguların hangi bölgeleri etkilediğini de ortaya koymuş. Özellikle fiziksel sebebi saptanamayan kronik ağrıların sebebinin çözülemeyen travmalar olabileceği iddia edilmiş.
1. Baş Ağrısı – Stres ve Rahatlayamamak
Hepimizin tahmin edebileceği gibi baş ağrısının en önemli sebeplerinden biri gün içerisinde yaşanan stres, bu stresten kaynaklı kasılmalar ve rahatlayamama, düzensiz nefes almak ve beyne giden oksijenin azalması.
2. Boyun Ağrısı – Affedememek ve Kin
Bu çalışmaya göre kronik boyun ağrısının arkasında insanları affedememek ve kin beslemek yatıyor olabilir. Koy verin gitsin, tatlı canınızdan değerli mi?
Herkesi affettim ama ağrım geçmiyor diyorsanız biraz egzersiz işe yarar belki.
3. Omuz Ağrısı – Duygusal Yükler ve Suçluluk
Omuz ağrısı duygusal bir yükü taşımayı ifade edebiliyormuş. Bu yük bir başkasının size yüklediği yük de olabilir, bir suçluluk duygusu da.
4. Sırt Ağrısı – Duygusal Destek ve Sevgi Eksikliği
Sırt ağrısı çevrenizden beklediğiniz destek ve sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilirmiş. Savaşmayalım, sevelim, sevişelim ama biz yine de oturma ve duruş bozukluklarımızı da gözden geçirelim. (buyrun)
5. Bel Ağrısı – Maddi Kaygılar
Bel ağrısının sebebi maddi kaygılar ve gelecekle ilgili dünyevi endişeler (ev, iş, para, geçim derdi) olabiliyormuş. Belini doğrultamamak terimi tesadüf olabilir mi?
6. El Ağrısı – İletişim Eksikliği ve Kendini İfade Edememek
Psikologlar ellerimizin diğer insanlarla olan iletişim araçlarımız olduğunu ifade ediyor, bu sebeple vücut dilimizde en çok ellerimizi kullanıyoruz. Ellerimizde duyduğumuz ağrının kaynağı da iletişim eksikliği, anlatmak isteyip anlatamadıklarımız, kendimizi ifade edemeyişimiz olabilir.
Mouse kullanım alışkanlıklarımızı da gözden geçirmekte fayda var. (Karpal Tünel Sendromu)
7. Kalça Ağrısı ve Dirsek Ağrısı – Değişime Direnmek
Kalçaların ve dirseklerin değişime en çok direnen bölgeler olduğu söyleniyor. Hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımızda, koşa koşa seve seve değiştiğimizi düşündüğümüz zamanlarda bile kalçalarımız ve dirseklerimiz bu değişime direniyor ve düzeni korumak istiyor olabilir, böyle durumlarda ise sinyal veriyorlarmış.
8. Diz Ağrısı – Yüksek Ego

Diz Ağrılarının sebebinin yüksek ego, kibir ve kendini beğenmişlik olduğu düşünülmüş. Biraz tevazu lütfen.
Ayrıca yokuş aşağı koşmamaya da özen gösterelim, 65 yaşında emekli olup da gezmek istediğimizde o dizlere çok ihtiyacımız olacak. (Dikkat: Menisküs)
9. Bacak Ağrısı – Kıskançlık ve Kendine Güvensizlik
Bacak ağrılarının kişinin kendine güvensizliği, yetersizlik duygusu ve kıskançlıkla tetiklendiği düşünülüyor.
10. Ayak Ağrıları – Kötümserlik ve Umutsuzluk
Vücudun bütün yükünün ayaklarımızda birikmesi gibi, kötümserliğimizin olumsuz etkileri de ayakları etkiliyor, umutsuz başın cezasını ayaklar çekiyor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltının Gücüni Orataya Çıkarın …

images[7]

Bilinçaltımızda her sorunun cevabı vardır. Uykuya dalmadan önce bilinçaltına ”sabah altıda kalkacağım” emrini verirseniz sizi tam saatinde uyandıracaktır.

Her gece yatarken kendi kendinize söylediğiniz olumlu ifadeler sağlığınızın ve yaşantınızın kusursuz olması yönünde olsun, bilinçaltınız bu ifadeyi buyruk olarak algılayıp buyruğunuzu yerine getirecektir.

Bir kitap yada harika bir tiyatro eseri yazmak, fevkalade bir konuşma yapmak istiyorsanız, bu fikri sevgiyle hissederek bilinçaltınıza iletince o da size istediğiniz karşılığı verecektir.

Asla ”bunu yapamam” ya da ”şunun olması imkansız” gibi sözler söylemeyin. Bilinçaltınız bunu yalın anlamlarıyla alacak ve bu düşüncelerden dolayı yapmak istediğiniz şey için yeteneğiniz olmadığını kabul edecektir.

Size zarar verecek ya da canınızı sıkacak şeyler düşünmeyin. Çünkü neye inanırsanız onunla karşılaşacaksınız.

En doğru şekilde düşünüp hissetmeye başlarsanız huzurlu bir zihne sahip olmanız kaçınılmaz olur. Bilinçaltınız, zihninizden geçirip doğru olduğunu iddia ettiğiniz her şeyi kabul edecek ve size bunu yaşatacaktır.

Bilinciniz kapıda bekçidir. En önemli işlevi bilinçaltını, yanlış izlenimlerden korumaktır. İyi şeylerin olabileceğini ve şu anda olmakta olduğunu düşünmeyi her zaman tercih edin.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DENİZ YILDIZI

cache_2415832907[1]
Ernest Hemingway Yazı yazmak için bir gün okyanus sahillerine gider, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder.
Genç adama yaklaşır:
– Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun? diye sorar?
Genç adam gülümseyerek cevaplar;
– Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler.
Hemingway aldığı cevap karşısında şaşırarak sorar;
– Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı
daha alır, okyanusa fırlatır.
– “Onun için fark etti ama…”
-Bu cevap bilgeyi şaşırtmış ne söyleyeceğini bilememiştir
Geriye dönüp, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gider.
Ancak gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün önünden hiç gitmez.
-Sabah yaşadıklarını aklından çıkarmaya çalışır, ama bir türlü beceremez. Nihayet akşama doğru fark eder ki, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış.
– Çünkü bu gencin asıl yaptığının; evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni gözlemeyi değil, evrende bir oyuncu olmayı ve fark yaratmayı seçmek olduğunu sonradan anlar ve utanır.
– O gece sıkıntı içinde yatar. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini bilerek uyanıp;
-Yataktan kalkar, giyinip, sahile iner ve o genci bulur. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirir..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğum Tarihinize Göre Hangi Ağaçsınız?

160262__dog-tree-girl-teen-nature-landscape-sky-clouds-dog-tree-girl-teen-nature-landscape_p[1]

23 Aralık – 1 Ocak – Elma ağacı
1 Ocak – 11 Ocak – Köknar ağacı
12 Ocak – 24 Ocak – Karaağaç
25 Ocak – 3 Şubat – Selvi ağacı
4 Şubat – 8 Şubat – Kavak ağacı
9 Şubat – 18 Şubat – Sedir ağacı
19 Şubat – 28 Şubat – Çam ağacı
1 Mart – 10 Mart – Söğüt ağacı
11 Mart – 20 Mart – Ihlamur ağacı
21 Mart – Meşe ağacı
22 Mart – 31 Mart – Fındık ağacı
1 Nisan – 10 Nisan – Üvez ağacı
11 Nisan – 20 Nisan – Çınar ağacı
21 Nisan – 30 Nisan – Ceviz ağacı
1 Mayıs – 14 Mayıs – Kavak ağacı
15 Mayıs – 24 Mayıs – Kestane ağacı
25 Mayıs – 3 Haziran – Dişbudak ağacı
4 Haziran – 13 Haziran – Gürgen ağacı
14 Haziran – 23 Haziran – İncir ağacı
24 Haziran – Huş ağacı
25 Haziran – 4 Temmuz – Elma ağacı
5 Temmuz – 14 Temmuz – Köknar ağacı
15 Temmuz – 25 Temmuz – Karaağaç
26 Temmuz – 4 Ağustos – Selvi ağacı
5 Ağustos – 13 Ağustos – Kavak ağacı
14 Ağustos – 23 Ağustos – Sedir ağacı
24 Ağustos – 2 Eylül – Çam ağacı
3 Eylül – 12 Eylül – Söğüt ağacı
13 Eylül – 22 Eylül – Ihlamur ağacı
23 Eylül – Zeytin ağacı
24 Eylül – 3 Ekim – Fındık ağacı
4 Ekim – 13 Ekim arası – Üvez ağacı
14 Ekim – 23 Ekim – Çınar ağacı
24 Ekim – 11 Kasım – Ceviz ağacı
12 Kasım – 21 Kasım – Kestane ağacı
22 Kasım – 1 Aralık – Dişbudak ağacı
2 Aralık – 11 Aralık – Gürgen ağacı
12 Aralık – 22 Aralık – İncir ağacı
22 Aralık – Kayın ağacı

Elma ağacı (Aşk)

Biraz sessiz, sakin ve utangaç olur. Cezbedici özellikleri vardır. Çekici bir tarafı da olan elma ağacı grubunun çapkın gülüşleri vardır. Maceracı ruhunu her zaman ön planda tutan elma ağacı, sevmeyi ve sevilmeyi de hayatının en önemli yerine koyar. Eşine sadıktır ve aynı saygıyı karşı taraftan da bekler, çocuklara da özel bir düşkünlüğü vardır.

Dişbudak ağacı (Hırs)

Çok çekicidir. Hayat dolu kişiliği olan bu kişilerin yetenekleri de her zaman ön plandadır. Eleştiriyi hiçbir zaman önemsemez ve zekasıyla alt karşısındakini alt edebilir. Ayrıca çok zeki, egoist ve güvenilir olurlar. Zaman zaman paranın cazibesine de kolayca kapılabilen dişbudak ağacı grubu, ilgiye her zaman ihtiyaç duyar.

Kayın ağacı (Yaratıcılık)

Lider olma özelliğiyle ön plana çıkar. Çok iyi hayat ve kariyer planı yapabilir. Gereksiz risklerden her zaman uzak duran bu grup, maddi konulara da yatkındır. Kendine çok iyi bakar. Spor, diyet gibi konularda oldukça hassastır. Yaratıcı yönleri ön plandadır.

Huş ağacı (İlham)

Hayat dolu bir kişiliğe sahiptir. Dost canlısı, alçak gönüllü, dürüst ve abartıdan uzaktır. Sakinliği ve doğayı çok sever. Yaratıcı yönü çok gelişmiş olduğu için hayalperest bir tarafı vardır. Hiçbir zaman hırslarına yenik düşmez. Bu yönden ayrı bir çekiciliğe sahiptir.

Sedir ağacı (Güven)

Hediyelere bayılır. Uyum sağlama konusunda gelişmiş yetenekleri vardır. Hiç utangaç değildir. Diğerlerine biraz yukarıdan bakmayı sever. Çok iyi konuşmacıdır. Kafasında konuları çok kolay organize ederek çevresindekileri etkileme özelliğine sahiptir. Çok sayıda yeteneği vardır. Optimisttir ve gerçek aşkı bulmak için çaba harcar. Hızlı karar verebilme yetisine de sahiptir.

Kestane ağacı (Dürüstlük)

Etkileyici bir yönü vardır. Adalet duygusu çok gelişmiştir. Plan yapmayı çok sever. Adeta diplomat olarak doğmuştur. Çevresindeki diğer insanların duygularına karşı çok duyarlıdır. Çalışkan ve lider konumdadır. Aile kurmayı seven bir yapısı olan kestane ağacı grubu,sevdiğine oldukça sadıktır.

Selvi ağacı (Sadakat)

Güçlü, kaslı ve sağlam bir görüntüsü vardır. Hayatın ona sunduğu şeyleri kabul eder fakat hiçbir zaman o kadarla yetinmez. Mücadeleci bir ruha sahiptir. Maddi olarak da birine bağlı yaşamaktan pek hoşlanmaz. Aşkı sever, yalnızlıktan hiç hoşlanmaz. Sevdiğine tutkuyla bağlıdır. Zaman zaman dikkatsiz ve tez canlı davranabilir ama bilgi sahibi olmak onun en sevdiği şeydir.

Karaağaç (Asalet)

Dış görüntüsüne çok önem verir. Zevk yönü çok gelişmiştir. Hataları affetmeyi pek sevmez. Kuralları koyar ama hiçbir zaman uymaz. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever ve eli çok açıktır. Espri anlayışı oldukça gelişmiş ve pratik zekalıdır.

İncir ağacı (Duyarlılık)

Azimli ve kararlı bir kişiliktir. Dürüst, bağımsız olmayı seven ve aynı zamanda sadık bir karakteri vardır. Tartışmaktan nefret eder. Zıtlıklardan hoşlanmaz. Dost canlısıdır ve çocuklara bayılır. Hayvanları da aynı oranda sever. Aslında sosyal bir kelebektir diyebiliriz. Espri yönü gelişmiştir ve uzun çalışma seanslarının ardından tembellik yapmaya bayılır.

Fındık ağacı (Sıradışılık)

Espri yeteneği gelişmiştir. İsteklerinde ısrarcı davranır ama bir o kadar da anlayışlıdır. Sosyal ve toplumsal olaylar karşısında çok duyarlıdır. Bu konularda aktif olarak görev alır. Mükemmelliyetçi yapısı vardır ve dürüsttür.

Gürgen ağacı (Zevk)

Hayatını mümkün olduğu kadar kolaylaştırmayı sever. Zevklidir. Görsel ve tat algısı gelişmiştir. Karşısındaki kişiden nezaket bekler. Duygusal yönlerinin doyurulması onun için önemlidir. Sıradışı aşkların insanıdır. Duygu ve düşüncelerinden hiçbir zaman tam emin olamaz. Vicdan sahibidir ama çevresindeki insanlara hiçbir zaman tam güvenle bakamaz.

Ihlamur ağacı (Şüphe)

Zeki ve çalışkandır. Hayattaki kötü durumları iyiye döndürme konusunda çok başarılıdır. Kavgadan ve stresten nefret eder. Uzak tatillere bayılır. Özveride bulunmayı sever. Ailesi ve arkadaşları için birşeyler yapmayı sever. Çok yetenekleri vardır fakat hepsini kullanmak için zaman bulamaz. Liderlik vasıflarına sahiptir. Zaman zaman da kıskanç olabilir.

Çınar ağacı (Sıradışı)

Sıradan değildir. Hayal gücü geniş ve orijinal karakterdedir. Hırslı, biraz çekingen, kendine güvenen ve sürekli yeni hedeflere koşan bir yapıdadır. Yeni deneyimlere açıktır. Zaman zaman sinirli olabilir ama hayatı sever. Etkileyici olmak başlıca görevidir.

Meşe ağacı (Cesaret)

Doğa dostudur. Cesur, güçlü ve biraz da sağlamyüreklidir. Bağımsız olmayı sever. Duyarlıdır. Değişime çok açık değildir. Ayakları her zaman yere bassın ister. Kontrollüdür.

Zeytin ağacı ( Bilgelik)

Güneşi çok sever. Sıcakkanlılık ve nezaket olmazsa olmazıdır. Dengeli kişiliği her zaman örnektir. Agresif davranışlardan sakınır, sakin ve duyarlı bir yapıya sahiptir. Şiddeti hiç sevmez. Kıskançlık yapmak da adeti değildir. Daha sofistike bir kişilik yapısı vardır.

Çam ağacı (Barışçı)

Uyumlu kişiliğiyle çevresindekileri etkiler. Barışın ve iyi niyetin sembolüdür. Etrafındakilere yardım etmeyi sever. Şiir yazmaktan çok hoşlanır. Aşık olduğunda acı çeker. Başkaları tarafından korunmaktan çok hoşlanır. Duygusallık olmazsa olmazıdır.

Kavak ağacı (Kararsızlık)

Dış görünümüne çok önem verir. Yetenekleri oldukça gelişmiştir. Kendine çok güvenmez ama gerektiğinde çok cesur olmayı bilir. Seçicidir. Yalnızlıktan hoşlanır. Planlama konusunda oldukça iyidir. Felsefeye düşkündür. Her durumda güvenebileceğiniz bir yapısı vardır. İlişkilerini çok ciddiye alır.

Üvez ağacı (Duyarlılık)

Cazibelidir. Dikkat çekmekten hoşlanır. Hayatı ve dinamizmi sever. Birinie bağımlı da bağımsız da yaşayabilir. Tutkuyla sever. Artistik yönü gelişmiştir. Affedici değildir. Her konuda duyarlı bir karakteri vardır. İyi dosttur.

Ceviz ağacı (Tutku)

Zıtlıklarla doludur. Zaman zaman bencil ve egoist davranabilir. Merhamet yönü de çok gelişmemiştir. Geçinmek biraz zordur. Hırslarına yenik düşebilir. Beklenmeyen tepkiler de verebilir. Hayatını belli stratejiler üzerine kurar. Tutukuludur ama bir o kadar da kıskançtır. Uzlaşmacı değildir.

Söğüt ağacı (Melankoli)

Stresten hiç hoşlanmaz. Aile hayatını sever. Hayalleri peşinde koşmayı sever. Güzel olan herşeye ilgi duyar. Estetik yönü gelişmiştir. Dürüsttür ve başkalarını güldürmekten hoşlanır. Aşkta doğru insanı buluncaya kadar bıkmadan arayışını sürdürür. Asla yorulmaz. Egzotik yerler başlıca ilgi alanıdır.

Köknar ağacı (Gizem)

Stresle kolayca başa çıkabilir. Güzel olan herşeyi sever. Kıskançlık yönü vardır ve kendine yakın olan kimseleri korumayı sever. Dürüsttür, kötülükle mücadele eder. Çalışkan, yetenkli ve kendinden emindir. O’nun için cinsellik çok önemli değildir ama çevresinde çok insan bulunur. Oldukça güvenilir bir karakteri vardır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İLİŞKİLERDE EGO DOYUMU

1[1]

Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma, erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının ilişkideki önceliği, paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Bir kadın eşini sevdiğinde onun gelişmesine yardımcı olmayı, erkeğinin eksiklerini gidermeyi ve düzeltmeyi görev bilir ve bunun için çalışır. Bu, doğal bir eğilimdir. Kadın bunu yaparken eşini koruduğunu düşünür. Erkek ise karısını, kendisini yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki bir erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz ve eksik olarak algılandığını zanneder. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu, erkekte güçsüzlük ve beceriksizlik duygusu uyandırır. Bir erkekte ne yapacağını bilmediği duygusunu uyandıran bir kadın, erkeği anlamıyor demektir. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, “Kontrol bende!” duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.

Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı olmak hisleri sağlar. Kadın, erkekten çok daha fazla estetik kaygılara, sevgiye, iletişime, güzelliğe değer verir. Sevgi ve uyum onlar için daha önemlidir. Bir erkeğin yarışı kazanmaktan veya tuttuğu futbol takımının attığı golden aldığı zevki, kadın yakınlaşma ve paylaşma anında hisseder. Erkeğin kendisine yardım önerildiğinde bunu zayıflık olarak algılaması psikolojik konulara ilgisini de azaltır. Psikolojik yardımı kabul etmeyi zayıflık gibi telâkki eden erkek, içgüdüleriyle hareket eden bir davranış sergiler. Bu da onun kendisini aşamadığının işaretidir. Bir kadının da erkeğe istemeden öğüt vermesi tenkit şeklinde anlaşılır. Erkeğin kendisini sorunlu, arızalı, yetersiz hissetmesine meydan vermeden ona öğüt vermenin yolunu bulan kadın, kendini aşmış demektir. Erkekler bu açıdan çocuk gibidirler. Kabullenip sonra yönlendirilirlerse düşünce yanılgısına düşmezler.

Eşlerin birbirlerine verecekleri en önemli armağan, güvenlerini hissettirmeleridir. Bu, aynı zamanda karşımızdakini onurlandırma yoludur. Bir kadın, erkeğin giydiği gömleğin pantolonuna uymadığını gördüğünde “Bu olmamış” derse erkek kendisini beceriksiz hisseder. Bunun yerine “Bence böyle olsa sana daha çok yakışır” demek, olumsuz duyguları bertaraf edecektir. Ancak diğer taraftan kadın, fikrini söylemediğinde kendisini işe yaramaz gibi zannedebilir. Bu noktada erkek, kadının fikrine saygı duymayı bilmelidir. Farklı görüşü yapıcı olarak paylaşmayı becerebilmek, bir erkeğin kendisini aşmasıdır. Sorunun püf noktası, “Önce kabul et” düşüncesini alışkanlık hâline getirmektir.

* Alıntı.

İlişkilerdeki beklentilere dair genel bir bakış.

kaynak: sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünya büyük bir bal damlasıdır..

12191491_772139389562610_2836450741643390150_n[1]

Bir gün yere bir damla bal düştü..
Küçük bir karınca geldi, balın tadına baktı ve gitti…
Bal hoşuna gitmişti..
Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi…
Gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti..
Bir türlü bırakamadı..
Kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi..
Ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi..
Debelendikçe daha da battı ve balın içinde can verdi..
Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti…
Hikmet ehli der ki:
” Dünya büyük bir bal damlasıdır..
Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse kurtulur…
Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar ve helak olur…”..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sizin için en önemli anın, içinde bulunduğunuz an olduğunu hiçbir zaman unutmayın…

Kral-Sohbet[1]

En Önemli An, En Önemli Kişi, En Önemli İş…

Bir zamanlar, bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi… “Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi başarırdım.”

Krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun anı, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse, ona büyük bir ödül vereceğini duyurdu. Bilgeler, kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri yanıtlar birbirinden tümüyle farklı oldu.

Kral, hala doğru yanıtları aradığı için, yakınlardaki bir bilgeye danışmaya karar verdi. Bilge kişi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşıyor, yanına halk dışında kimseyi kabul etmiyordu. Bu nedenle Kral, halktan biri gibi giyindi ve yola düştü.

Bilge kişinin yaşadığı kovuğa yaklaştıklarında, Kral atından indi ve korumalarını orada bırakıp yola tek başına koyuldu. Bilgenin olduğu yere vardığında onu, yaşadığı kovuğun önüne çiçek tarhları kazarken gördü…

“Ey bilge kişi, size birkaç önemli konuda danışmaya geldim…” dedi.

“Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla gereksinim duyduğum, dolayısıyla ötekilerden daha fazla ilgi göstermem gereken kişiler kimdir? En önemli ve her şeyden önce gelen sorum ise şu… Kendimi vermem gereken işler nelerdir?”

Bilge, büyük bir dikkatle Kralı dinledi, fakat bir yanıt vermedi. Döndü, yapmakta olduğu işini sürdürdü…

“Yoruldunuz” dedi Kral…. “Küreği bana verin de siz biraz dinlenin.”

Bilge kişi, “Sağ olun” dedi ve küreği Krala Verdi, yere oturup dinlenmeye başladı. Kral, iki tarh kazdıktan sonra sorularını yineledi. Bilge kişi, ona yanıt vermek yerine ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve “Siz biraz dinlenin, bir parça da ben çalışayım…” dedi.

Fakat Kral, küreği ona vermedi ve tarh kazmayı sürdürdü. Saatler birbirini kovalıyor, güneş yavaş yavaş ağaçların ardından batmaya başlıyordu. Sonunda, kazmayı toprağa saplayıp bilgeye döndü… “Ey Bilge kişi, senin yanına, sorularıma bir yanıt bulmak için geldim!” dedi. “Eğer yanıt vermeyeceksen, söyle de evime döneyim…”

Bilge kişi, gözlerini uzaklara dikti… “Bak, bir adam koşarak buraya geliyor” dedi. “Bakalım kimmiş, ne istiyormuş…”

Kral, arkasına döndüğünde, bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve Bilge kişi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral, yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve Bilge kişinin havlusuyla sardı, kanı durdurdu. Adam, bir süre sonra kendisine gelince, içecek birşey istedi. Kral, dereden taze su getirdi, verdi. Bu arada akşam olmuş, hava soğumuştu. Kral, Bilge kişinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam, gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral, koşuşturmaktan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki, eşiğin dibine çöktü ve orada uyuyakaldı. Kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti…

Sabah uyanınca, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu anımsamaya çalıştı. Kralın uyandığını gören adam, zayıf bir sesle “Beni affedin!” dedi Krala.

Kral, “Sizi tanımıyorum. Üstelik, affedilecek bir şey yapmadınız ki…” dedi ama adam konuşmasını kesmedi…

“Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum” dedi.

“Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza Bilge kişiyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de pusuya yattığım yerden çıkıp sizi aramaya koyulduğumda, korumalarınıza yakalandım. Onlar beni tanıdılar ve öldürmek istediler. Ellerinden kurtuldum ama yaralıydım, yaramdan kan akıyordu. Siz dün akşam yaramı sarmasaydınız, kan kaybından ölürdüm! Ben sizi öldürmek istedim, fakat siz benim yaşamımı kurtardınız. Eğer yaşarsam, şimdiden sonra en sadık köleniz olarak size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi yapmalarını emredeceğim. Affedin beni…”

Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu. Onu yalnızca affetmekle kalmadı, uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını da söyledi. Ayrıca, el koyulan tüm mallarının geri verileceğini de bildirdi.

Yaralı adamla vedalaşan Kral, kapının önüne çıktı ve orada yine çiçek tarhı kazan Bilgeden, sorularına yanıt vermesini bir kez daha istedi…

“Siz, beklediğiniz yanıtınızı çoktan aldınız!” dedi Bilge ve şöyle sürdürdü sözlerini… “Dün eğer benim güçsüzlüğüme acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, buradan ayrılacaktınız ve geri dönerken şu adamın saldırısına uğrayacaktınız. Yani dün sizin için en önemli an, tarhları kazdığınız andı. Sizin için en önemli kişi bendim ve sizin için en önemli iş, bana iyilik yapmaktı. Daha sonra yaralı adam koşarak geldi yanımıza. Sizin için en önemli an, onunla ilgilendiğiniz andı. Çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, o adam sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla, o zaman sizin için en önemli kişi oydu. Ve yine o zaman en önemli işiniz de onun için yaptıklarınızdı…”

Bilge, bunları söyledikten sonra Krala bir de öğüt verdi…

“Sizin için en önemli anın, içinde bulunduğunuz an olduğunu hiçbir zaman unutmayın… Çünkü yalnızca o an, elimizden bir şey gelebilir! Sizin için en önemli kişi ise, o an birlikte olduğunuz kişidir… Çünkü hiç kimse, bir başka kişiyle bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez! Ve sizin için en önemli iş, iyilik yapmaktır… Çünkü, kişinin bu dünyaya gelmesinin tek nedeni budur.

LEO TOLSTOY

İnsan Ne İle Yaşar Kitabından

KAYNAK: Charlotte Gabay facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KÜÇÜK LİMON AĞACININ HİKAYESİ (KISSADAN HİSSE)

Saksıda-Limon-Ağacı[1]

Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi.
Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük boylu limon ağacından ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi.

Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı. Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi.
Büyük ağaç, iyice kasılarak:
—Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz.
Aslında büyük ağacın çekindiği başka bir şey daha vardı. Çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti. Oysa ki ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu.
Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti. Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk.
Tohumların teklifini kabul ederken:
—Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz.
Büyük ağaç bu işten hoşlanmamıştı. Fakat küçük olanı:
—Güzel yaratılanlardan kimseye zarar gelmez, diye tekrarlıyordu. Güzellerden güzellikler doğar sadece.
Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi. Bu arada ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu.
Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı. Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında, davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü. Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için sabahları artık daha erken kalkıyor ve onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu. Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu.
Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük ağacı haline geldi ve birbirinden güzel kelebeklerin ziyaret yeri oldu. Daha sonra da kendi çiçeklerini açarak bahçenin güzelliğine güzellik kattı.
Şimdi küçük ve yalnız kalmış olan limon ağacı ise, komşusuna duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SORULARI CEVAPLA AYURVEDA’YA GÖRE BEDEN TİPİNİ ÖĞREN

vatakapha[1]

Aşağıdaki sorular, beden tipinizi öğrenmek için yüzde yüz kesinlikte olmasa bile, büyük ölçüde fikir verir. Bu soruları dikkatle okuyup, hangi maddenin size ne kadar uyduğunu doğru bir şekilde cevaplamaya çalışın. Bütün soruların sonucunda çıkan toplam puanı, her bir dosha tipi için ayrı ayrı yazın. Sorgulama bölümü sonunda, bunların nasıl olduğu detaylı olarak anlatılacaktır. Ayurveda “dosha” olarak adlandırılan üç yaşam enerjisi tipi bulunur; Vata-Dosha Pitta-Dosha Kapha-Dosha Her insanda egemen olan bir, bazen iki, hatta ender olarak üç dosha vardır. Bu doshalar kişiye bütün önemli özelliklerini verirler, böylece hiç kimse bir diğerinin aynı olmaz. Eğer bu doshalar dengeden çıkarsa, artarsa azalırsa hastalıkların yolu açılmış olur. Mükemmel bir sağlık için kişinin kendi beden tipini, yani dosha tipini bilmesi çok önemlidir.

Doshaların Özellikleri:

1. VATA Dosha: Değişken, kuru, hafif, soğuk ince, hareketli, hızlı ve serttir. Diğer dosha’lara liderlik edici ve genel olarak hastalıklara en çok yol açıcıdır. Vücutta enerji ve hareketi sağlar. Sinir sistemini yönlendirir. Vücuttaki bütün hareketleri kontrol eder. Nefes alıp verme, bağırsakların boşaltımı ve idrar yolarının faaliyetleri hep Vata Dosha tarafından yönetilir. Anormal çalıştığında veya arttığında; sinirlilik, gerginlik, dinlenememe, yorgunluk, kuruluk, kabızlık, ağrı, gaz, üşüme, endişe ve kasların seyirmesi gibi durumlar ortaya çıkar.

2. PİTTA Dosha: Sıcaklık, keskinlik, hafif yağlılık, sıvılık, ekşiliktir. Sindirimi kontrol eder, metabolizmayı yönetir. İştah, susuzluk, ısı dengesi, görme, cildin yapısı ve rengi, entelekt dengesi, hayattan aldığınız keyif, neşe eğlence Pitta Dosha tarafından yönetilir. Dengede olmazsa, aşırı sıcak hissi, yanma hissi,cilt problemleri, ülser, kötü koku, direnç kaybı, görme problemleri, aşırı acıkma-susama, yüzde kızarıklık, kolay kızma hali, asabiyet, kızgınlık ve öfke oluşur.

3. KAPHA Dosha: Yağlılık, ağırlık, yavaşlık, yumuşaklık, parlaklık, sağlamlık, ve tatlılıktır. Vücutta dayanıklığı ve yapıyı oluşturur. Sağlamlık, ağırlık, direnme gücü ve canlılık verir. Nemlenmeyi ve yağlanmayı; tüm fizyolojinin ve eklemlerin bütünlüğünü sağlar. İyileşme gücü, bağışlama duygusu, cesaret, asalet, şefkat verir. Anormal çalıştığında, ağırlığa, şişmanlığa, aşırı yavaşlamaya, durağanlığa, depresyona, aşırı mukus salgılamaya, bütün alerjik durumlara, kaşınma ve aşırı uyku haline yol açar. Bu testi yaparken belirsizlik hissettiyseniz, kendinizi hiçbir kategoriye oturtamıyorsanız, sizde, Vata özellikleri ön plandadır.

Bu Testi Nasıl Değerlendireceksiniz? Puanlamanın sonucunda tek dosha tipli olanların (Vata, Pitta, Kapha) puanlarının diğer dosha tipi puanlarına göre oldukça yüksek olması söz konusudur. Çift dosha tipli olanlar, iki dosha puanının birbirine yakın veya eşit olduğu durumlardır. Biraz daha diğerine hakim olan dosha önde söylenir.

Vata – Pitta’da, Vata özellikleri daha fazladır, ancak Pitta da belirgindir. Pitta – Vata’da ise Pitta özellikleri daha fazla ancak Vata da belirgindir. Örneğin, bu testi yapan iki kişinin birinde Vata: 85, Pitta: 65, Kapha: 55 bulunmuş olsun. Bu kişinin beden tipi; Vata olarak nitelendirilir. İkinci bir kişide ise Vata: 45, Pitta: 60, Kapha: 45 bulunmuşsa, bu kişide Pitta özellikleri ön plandadır. Birinci örnekteki kişinin dosha özellikleri Vata olmasına rağmen Pitta’sının kuvveti, ön özelliği Pitta olan, ikinci örneğe göre daha fazladır.

Birinci örnekteki kişinin dosha özellikleri genelde çok kuvvetli demektir. İkinci örnekteki kişideyse her üç dosha daha zayıf düzeyde demektir. Bir Ayurveda hekimi için, dosha’ların keskinlik düzeyi ve kuvveti tedavide büyük önem taşımaktadır. Bir dosha özelliği artarken otomatik olarak diğer dosha özellikleri azalır. Bir kişi, saf olarak tek bir dosha tipi olabileceği gibi, daha önce bahsettiğimiz gibi, çift dosha karakteri de gösterebilir.

Böylelikle çift özellikli insan, değişken karakter dediğimiz pek çok kişiyi hatırlatır. Nasıl puanlandıracağız? Bu madde bana çok uyuyor: 5 puan Bu madde bana uyuyor: 4 puan Bu madde bana bazen uyuyor: 3 puan Bu madde bana nadiren uyar: 2 puan Bu madde bana uymaz: 1 puan Bu maddenin benimle hiçbir ilgisi yoktur: 0 puan Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

VATA BEDEN TİPİ 1. Yeni şeyleri her zaman çabuk öğrenirim. 2. İyi ezberliyemem, ezberlesem bile hafızam kuvvetli değildir, kolay unuturum. 3. Karar vermekte zorlanırım. 4. İşimi ve faaliyetlerimi genelde büyük bir hevesle yaparım. 5. Kolay endişelenir ve sıkıntıya düşerim. 6. Doğal yapım çok kuvvetli ve hayat doludur. 7. Hızlı konuşurum ve arkadaşlarım benim konuşkan olduğumu söylerler. 8. Ruh halim çok kolay değişir ve biraz duygusalımdır. 9. Zihnim çok aktiftir, hatta bazen hiç durmaz. Aynı zamanda çok yaratıcıyımdır. 10. Kolay öğrenir ve kolay unuturum. 11. Soğuk havaya dayanıksızım, sevmem. 12. Cildim özellikle kışın kuruma eğilimindedir. 13. Genelde ince bir vücut yapım vardır. 14. Kolay kilo almam. 15. Yürüdüğüm zamanki karakteristik özelliğim hızlı ve çabuktur. 16. Gaza eğilimim vardır ve kolay kabız olurum. 17. Genelde uykuya zor dalarım, gece uykum hafiftir. 18. Kendi kendime bırakıldığım zaman, yemek ve uyku alışkanlıklarım düzensizdir. 19. Hareketlerim hızlı ve aktiftir, enerji birdenbire patlak verir. 20. Kolay heyecanlanırım. 21. Genelde ellerim ve ayaklarım soğuktur. Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

PİTTA BEDEN TİPİ 1. İradem çok kuvvetlidir, bir dereceye kadar güçlüyümdür. 2. Birçok insana göre sıcak hava beni daha çok rahatsız eder veya yorgun düşerim. 3. Her zaman belli etmesem bile kolay kızar, öfkelenirim. 4. Faaliyetlerimde aşırı derecede titiz ve düzenliyimdir. 5. Kolay sabırsızlanırım. 6. Çok iştahlıyımdır, kendimi engellemezsem çok miktarda yiyebilirim. 7. Kendimi çok etkili ve yeterli bulurum. 8. Başkalarının soğuk bulduğu mekanlar bana sıcak gelir. 9. Kolay öfkelenir ama sonra çabuk sakinleşirim. 10. Ayrıntılarda çok titizimdir. 11. Bunlardan biri veya birkaçı benim saç yapıma uyar. Erken beyazlayan veya dökülen, ince, düz, zarif saç. Sarışın, kızıl, kumral saç rengi. 12. Pek çok insan beni inatçı olarak kabul eder. 13. Eğer bir öğünü kaçırırsam veya yemek saatini geciktirirsem rahatsız olurum. 14. Dondurma gibi soğuk yiyecek ve içecekleri çok severim. 15. Meydan okumak hoşuma gider ve bir şey istediğim zaman onu elde etmek için çok azimliyimdir. 16. Acılı ve baharatlı yiyecekler bana dokunur. 17. Anlaşmazlıklarda olmam gerektiği kadar hoşgörülü değilimdir. 18. Hem başkalarını, hem de kendimi eleştiririm. 19. Bağırsaklarım çok düzenli bir şekilde boşalır, kabızlıktansa yumuşak dışkılama eğilimim vardır. 20. Kolay terlerim. Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

KAPHA BEDEN TİPİ 1. Önemli bir rahatsızlık olmadan çok rahat öğün atlayabilirim. 2. Çok derin uyurum. 3. Soğuk ve nemli hava beni rahatsız eder. 4. Diğer insanlar kadar hızlı öğrenmem, fakat çok iyi aklımda tutarım ve güçlü bir hafızam vardır. 5. Saçım kalın, koyu ve dalgaladır. 6. Pek çok insana göre daha kolay kilo alırım ve daha zor veririm. 7. Ertesi gün kendimi iyi hissetmem için en az sekiz saat uyumam gerekir. 8. Genelde sakinimdir, kolay öfkelenmem. 9. İri, sağlam bir vücut yapım vardır. 10. Fazla uyumaya eğilimim vardır, sabah kalkınca hemen ayılamam, kendimi sersemlemiş hissederim, sabahları tutuk ve yavaşımdır. 11. İş yaparken doğal halim daha relaks ve daha sakindir. 12. Tombullaşmaya eğilimim vardır, kolay yağlanırım. 13. Şu sözler beni iyi tanımlar: sakin, tatlı huylu, sevgi dolu, muhabbetli ve bağışlayıcı. 14. Fiziksel olarak çok güçlü ve dayanıklıyımdır. Sabit bir enerji düzeyim vardır. 15. Uysal ve sakin huyluyumdur. Kolay sinirlenmem. 16. Sindirimim yavaş olduğundan yemeklerden sonra kendimi ağır hissederim. 17. Aşırı mukus, balgam, şişme, astım ödem veya sinüs problemlerine eğilimim vardır. 18. Hafif soluk olan yumuşak, pürüzsüz bir cildim vardır. 19. Yemeklerimi yavaş yerim, faaliyetlerimde yavaş ve düzenliyimdir. 20. Yavaş ve ölçülü yürürüm.

KAYNAK: ENDER SARAÇ

HÜRRÜYET AİLE

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

SAKIN KAÇIRMA! KAN GRUBUNA GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ…

images[7]
Yapılan bir araştırmada kişin kan grubu kişiliğini öne çıkarıyor. Bu bağlamda Kan grubunuza göre kişilik analizi yapabilirsiniz. Sizi keyifli bir yazı bekliyor.
İşte ilk Kan gurubumuz:
“0” GURUBU “SICAK”
Kan grubunuza göre kişilik analizi
OLUMLU YÖNLERİ:
Öz güven sahibi, güçlü karar mekanizmasına sahip, sadık, kendi kararını kendi veren, eleştirici.

OLUMSUZ YÖNLERİ:
İşkolik, duygusal, inatçı, soğuk, bencil, geçimsiz, endişeli
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %38’ı 0 negatif, %6’sı ise 0 pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Sosyal, enerji dolu, çok hareketli, gerçekçi, arkadaş canlısı, gösterişli, uçuk. Önüne çıkan şansları anında kullanır. Yeni bir projeye hemen atılabilir, yeni fikirler üretmeye yatkındır. Dikkati çabuk dağılır, kuvvetli duygulara sahiptir ve kendini iyi ifade edebilir.
Her an muhalefet olabilir ama bu duruşundan hemen vazgeçebilir. Diğer kan gruplarından olan kişilere çabuk kapılabilir. Hırslı ve detaycı olan bu kişilik ortama kolay adapte olabilir. Hissettiklerini kolayca ortaya çıkartabilir, doğuştan zariftir.
ÖZET:
Olumlu, aktif, bağımsız, risk almayı seven, dramatik bir yaşama sahip, zaman zaman bencil, romantik, arkadaşlarından etkilenen, organizasyon yeteneği gelişmiş, gururlu, birilerine dokunmayı ve birilerinin ona dokunmasını seven, hedefe kitlenen, boyun eğmeyi sevmeyen, açık sözlü.
Kan grubunuza göre kişilik analizi“A” GURUBU “SERİN..”OLUMLU YÖNLERİ:
Dikkatli, sempatik, özverili, kibar, dürüst, sadık, uyumlu, empati kurabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ:
Çok kuruntulu, duygusal, sinirli, kararsız, içine kapalı, sulu.
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %34’ü A negatif, %6’sı ise A pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Sinirlense bile sakin kalmayı başarır. İçe dönük, kamuoyuna duyarlı, sorumluluk sahibi. Sinirliyken bile güvenilir ve etrafındakilerin kafası karıştığında her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilir. Utangaç olduğu zamanlar vardır. İnsanların yanında bazen sinirli olabilir. Etrafına karşı duyarlı olmasına rağmen başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir.
Bir doğa düşkünüdür ve kalabalık ortamları pek sevmez. Değişime çok açık değildir, kendine ait bir dünyaya ihtiyaç duyar hatta karamsar bile sayılabilir. Değişikliğe açık olmadığı için duygusal tarafından dolayı bu kan grubundan olan kişiler genelde yaratıcı güce sahip sanatçılardır.
ÖZET:
Temkinlidir, yardımseverdir, sorumluluk sahibi, iç huzura ve güçlü bir hafızaya sahiptir, grup çalışmasında başarılıdır, resmiyeti sever, sakindir, kurallara uyar, insanlarla olan ilişkilerine değer verir, çok hassastır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.
Kan grubunuza göre kişilik analizi
”B” GURUBU “AKTİF”OLUMLU YÖNLERİ
Neşeli, dışarı çıkmayı seven, olumlu, maceracı, aktif, duygusal, kibar.
OLUMSUZ YÖNLERİ
Unutkan, kararsız, dağınık, gürültücü, abartmaya yatkın, spontane.
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %9’u “B” negatif %2’si ise “B” pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Mantıklı, organizasyon yeteneği gelişmiş, akla duygudan çok önem veren, yaratıcı. Her şeyin yolunda gittiğini gördüğünde kendini harika hisseder. Yaptığı işe konsantre olarak başka şeyleri görmezden gelebilir. Enerjik ve amaca yönelik hareket eder, herhangi bir konunun fanatiği olabilir ve o konuda sonuna kadar uğraşır.
Girişimciliğe açık olmasına rağmen takım oyunlarında ise pek başarılı değildir, çünkü o takım yapısına karşıt bağımsız bir kişiliktir. Olumsuz şeyleri dışa vurmak yerine içe atar, sorunları çözmek için gerçekleri göz önünde bulundurur, çok fazla soğuk ya da resmi olarak görülebilir, arkadaşlarına kendini pek açmaz.
ÖZET:
Neşeli, bencil, kaprisli, gelenek ve göreneklere karşıdır, sosyal, eğlenceli, duygusal, özünde yalnız, kolay neşelenebilen, kibar, bağımsızlığına çok düşkün, güçlü bir kişiliğe sahip, işlerini kendi yöntemine göre yapan, geçinmesi kolay, maceracı, dokunmayı ve birinin ona dokunmasından hoşlanır.Kan grubunuza göre kişilik analizi
“AB” GURUBU “RAHAT”OLUMLU YÖNLERİ
Hassas, gururlu, diplomatik, sempatik, çabuk öğrenen, zevk sahibi, herkesle kolay anlaşabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ
Devamlı şikayet eder, farklı ve değişken ruha haline sahiptir, çok düşünür.
GERÇEKLER
Dünyadaki insanların %4’ü AB negatif, %1’i AB pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ
Zıtlıkların bir arada olduğu bir karakterdir: Örneğin sosyaldir aynı zamanda utangaçtır. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Arkadaşlarına bağımlıdır fakat eğer çok üzerine gelinirse isyan edebilir, sosyal ortamlarda zaman zaman utangaç zaman zamansa cesurdur.
Yaratıcı/sanatçı bir yönü vardır. Zorlayıcıdır. Psikoloji, astroloji ve falla ilgilenir, iyi bir politikacı ya da diplomat olabilir. Çok geniş tavırlar sergileyebilir, problemleri sezmek ve engellemek konusunda çok başarılıdır.
Şehir atmosferini sever ama bazen kapalı alanlarda kalmaktan hoşlanmaz. Yaşadığı ev onu düşünmeye ve hareket etmeye motive etmeli, yaptığı her şeyde başarıya ulaşır.
ÖZET
Gizemlidir, mantıklıdır, ekonomiktir, etkilidir, genelde eleştiricidir, analitik bir düşünce yapısına sahiptir, duygusuzdur, orijinaldir, yalnız kalmayı sever, çabuk sıkılır, çevresine kolay uyum sağlar, içgüdüsel duygulardan nefret eder, insanlara faydalı olmaya çalışır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.
 kaynak: sonsuz şifa
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »