İNANÇ-GÜVEN VE UMUT VARSA HAYAT GÜZELDİR…

daglardan-yukselen-gokkusagi[1]

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı. Bu İNANÇ’ tır.

Babalar bebeklerini havaya attığında çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşebileceğini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babası onu tutacaktır. Bu GÜVEN ‘dir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız. Bu UMUT ‘tur.

Ve bu üçü varsa HAYAT GÜZELDİR…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beden Diliniz Herşeyi Anlatır…

12118814_932381590162176_4477364117276567524_n[1]

Göz teması çok olursa agresifliği, az olursa güvensizliği düşündürür. Dengeyi koruyun.

Ses: Sesinizin tonu ve yüksekliği çok düz olursa isteksizlik hissi uyandırabilir

Göz devirme: İnsanlar katılmadıkları konularda ve saçma şeyler söylendiğinde yaparlar.

Duruş: Dik oturun. Rahatsız olduğunuz ve kendinizi kastığınız izlenimini vermeyin.

Tokalaşma: Sıkı tokalaşma esnek tokalaşmaya göre daha pozitif etki bırakır

Masaya Vurma: Parmaklarınızı masaya vurmanız tedirgin olduğunuzu gösterir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KADERİNİZİ DEĞİŞTİRMENİN 3 ANAHTARI

close-up of three ornamented old keys isolated on white background

Kaderiniz sabit ve değişmez bir şey değildir, tümüyle önceden belirlenmemiştir. Kaderinizin bazı veçheleri bir kalıp olarak belirlenmiştir, ama bu kalıplar değişmez değildir. Kader veçheleri olasılıklardır, değişebilirler. Eğer hayatınıza yükselen ya da gerileyen bir enerji sarmalı olarak bakarsanız, hayatın enerji titreşiminizi ya yükselttiğini ya da düşürdüğünü görebilirsiniz, yani bilinç ya yükselir ya da iner.

Kaderinizi değiştirmek farkındalığınıza, seçiminize ve titreşiminize bağlıdır. Her zaman bir seçiminiz olduğunu idrak edecek yeterli farkındalığa sahip olmanız gerekir. Hayatta bir piyon ya da kurban olmadığınızı ve seçeneklere sahip olduğunuzu idrak edecek kadar farkındalığınızı yükselttiğinizde gelecek özgür olur ve değişime açık hale gelir.

Kısaca idrak değişikliği kaderinizi değiştirmenin anahtarıdır. Hayatınızda gelişen dışsal kalıpların, bilincinizde tuttuğunuz kalıpların ifadeleri olduğunu kabul ettiğinizde özgürlük yakındır. İnançlarınızın bazıları katılaşmış gibi görünse de değiştirilebilirler, ama onları sadece siz değiştirebilirsiniz. Eğer bir şey istediğiniz gibi gitmiyorsa, içinde bulunduğunuz duruma güçlü bir tepki duyuyorsanız hoşnutsuzluğunuzun gücünü yapıcı biçimde kullanabilirsiniz. Yapacağınız tek şey meydana gelen olaylarda bir seçime sahip olduğunuzu hatırlamaktır. Dışarıdaki durumu değiştirmeniz mümkün olmayabilir, ama ona duyduğunuz içsel tepkiyi değiştirebilirsiniz. İçsel tepkinizi değiştirerek üzerinde kaderinizin gelişeceği ekseni yaratırsınız. Bir olayı nasıl deneyimleyeceğiniz konusunda yaptığınız seçim bu olaydan sonra kaderin nasıl gelişeceğini belirler. Her an gösterdiğiniz tepkiyle farkında olarak ya da olmayarak geleceğinizin tohumlarını ekiyorsunuz. Farkındalıkla sonuçları ve kaderinizi olumlu bir biçimde etkileyebilirsiniz.

En yüksek seçim şefkatin kullanılmasıyla ilgilidir. Bu, size ne yapılırsa yapılsın şefkat tutumunu sürdürebileceğiniz anlamına gelir, yani diğer insanların tepkilerini ve kendi tepkinizi kabulü içerir. Şefkatle davrandığınızda, her şeyin her an en iyi şekilde evrimleştiği anlayışıyla davranmaktasınızdır. Bu, insanların en iyi ya da en kötü seçimlerde bulunma özgürlüğünü kabul etmektir. Böylece düş kırıklığı, üzüntü, öfke ve suçluluk hissettiğiniz anlarda içinizdeki şefkat tutumu duygusal tepkileri kabul tutumuna dönüştürmenizi sağlar. Başkalarına ve kendinize şefkatle yaklaştığınızda titreşim alanınızı yükseltirsiniz. Kaderi değiştirmenin üç anahtarı vardır: Farkındalık, seçim ve titreşim. İsa şöyle der: “O, ona zaten sahip olana verilecek, sahip olmayandan ise geri alınacaktır.” Burada İsa evrensel titreşim yasasını ima etmektedir. Eğer bir şeye sahip olmak, kaderinizde bir şeyi yaşamak istiyorsanız onu bilincinizde bir titreşim olarak tutmak zorundasınız. Eğer onun hissine ya da titreşimine sahip değilseniz o sizden geri alınır. Eğer sevgi dolu ilişkiler istiyorsanız sevgi dolu ilişkilerin titreşimini bilincinizde tutmanız gerekir. O zaman manyetizm yasası gereğince (benzerin benzeri çekmesi) kendinize sevgi dolu insanları çekersiniz.

Eğer sevgi dolu ilişkilere sahip değilseniz, düş kırıklığı, öfke, ayrılık ve yalıtılmışlık içindeyseniz, aynı yasa gereğince kendinize aynı duyguları çektiğinizi kabul etmelisiniz. Titreşiminizi değiştirmek için düşünce biçiminizi ve duygusal algılarınızı değiştirmelisiniz. Titreşim kaderi değiştirmenin anahtarıdır, daha büyük idrake, daha büyük yaşama ve daha büyük ödüllere giden kapıların anahtarı! Gelecekteki dışsal realitenizi değiştirmenin anahtarı yaptığınız seçimlerden kaynaklanır. Evrimin ve kaderi değiştirmenin üç anahtarını tekrarlıyorum:

1- Daima seçimlere sahip olduğunuzu fark edin.

2- Bu seçimleri uygulama yeteneğini geliştirin.

3- Daha yüksek bir titreşime ulaşmaya gayret edin.

* HATHORLAR

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KORKULARI TEMİZLEYEN VE KALP ÇAKRASINI AÇAN ŞİFA MEDİTASYONU.

yüksek-kalp-çakra1[1]

İşte sevgi hakkındaki korkularınızdan kurtulmanıza ve kalp çakranızı temizlemenize yardımcı olarak güçlü bir şifa meditasyonu. İsterseniz, bu meditasyonu yumuşak bir müzikle birlikte teybe kaydedip, sonra onu günde bir-iki kez dinleyebilirsiniz.

1. Gözleriniz kapalı ve rahat bir halde oturarak iki-üç çok derin ve temizleyici nefes alın.

2. Zümrüt-yeşili güzel bir bulutun sizi Kuşattığını imgeleyin. Nefes alırken bu şifa enerjisini akciğerlerinize, hücrelerinize ve kalbinize çekin. Kısa bir süre kalbiniz üzerinde konsantre olarak, zümrüt-yeşili ışığın size acı vermiş her türlü olumsuzluğu temizlemesine izin verin

3. Derin bir nefes alarak, ışığın sevgi hakkında duyduğunuz her türlü korkuyu alıp götürmesine izin verin. Sevgiyi hissetme korkusunu bırakmaya gönüllü olun. Sizin nefes alıp sevgi korkusundan kurtulmaya niyet etmekten başka birşey yapmanıza gerekmez. Sadece şifa bulmaya istekli olun, gerisini Tanrı’ya ve meleklere bırakın. Derin bir nefes daha alın ve eğer sevilirseniz, ardından kurnazca yönlendirileceğiniz, aldatılacağınız, kullanılacağınız, terk edileceğiniz, reddedileceğiniz, baskı göreceğiniz yada incineceğiniz korkusu da dahil olmak üzere tüm sevilme korkusunu bırakmaya gönüllü olun. Derin bir nefes daha alarak, geçmişten gelen tüm bu korkuların temizlenmesine izin verin.

4. Şimdi, ışığın sevgi verme konusunda duyduğunuz her türlü korkuyu temizlemesine izin verin. Derin bir nefes alarak, eğer severseniz kontrol edilebileeğiniz, istismar edilebileceğiniz, aldatılabileceğiniz yada incinebileceğiniz korkusunu bırakmaya gönüllü olun. Bu korkuların tümüyle temizlenmesine izin verin ve kalbinizin doğal sevecen haline doğru genişlediğini hissedin.

5. Sizi sevgi ilişkisinde incitmiş olanlara karşı barındırdığınız her türlü eski bağışmazlığı bırakın. Annenize, babanıza, diğer anne-baba figürlerine, kardeşlerinize, çocukluk arkadaşınıza, gençlik arkadaşlarınıza, ilk aşkınıza, birlikte olduğunuz ve sevdiğiniz o kişilere, birlikte yaşadığınız veya evlendiğiniz kişiye karşı olan bağışlamazlığınızı bırakmaya gönüllü olun. Sevgiye ilişkin tüm incinmelerinizin ve düş kırıklıklarınızın temizlenmesine izin verin. Siz bu acıyı istemezsiniz, ona ihtiyacınız da yoktur ve derin bir nefes daha alarak, onun ışığa kaldırıldığını ve orada dönüşüme uğratılıp arındırıldığını imgeleyin. Geriye sadece dersler ve her bir ilişkinin içerdiği saf sevgi özü kalır, ki zaten her bir ilişkinizde edebi ve gerçek olan tek şey de buydu.

6. Şimdi, derin bir nefes daha alarak, ışığın sizi tamamen temizlemesine izin verin. Kendinize karşı sevgiye ilişkin barındırdığınız her türlü bağışlamazlığı bırakmaya gönüllü olun. Kendi kendinize ihanet ettiğiniz, sezginizi önemsemediğiniz yada en yüksek hayrınızı aramadığınız için kendinizi bağışlamaya gönüllü olun. Zihnen yada kollarınızla kendinizi kucaklayın. İçsel benliğinize bir daha asla kendinize ihanet etmeyeceğinize dair güvence verin.

7. Şimdi, bir daha asla sizi incitecek bir ilişkiye girmemek yada böyle bir ilişkiyi sürdürmemek için bundan böyle sezginizi ve ayırt etme gücünüzü izlemeye kesin karar verin. Kendinizle ilişkiniz de dahil olmak üzere, herhangi bir ilişkide yaptığınızı düşündüğünüz her türlü hata için duyduğunuz bağışlamazlığı tümüyle bırakın. Ve bir başka derin ve temizleyici nefesle birlikte, şifa bulduğunuzu, bütünlendiğinizi ve gerçek kimliğiniz olan sevginin tadını çıkarmaya hazır olduğunuzu hissedin.

Sevgi korkusundan kurtulduğunuzda insan deneyimimizin bir parçasını oluşturan zengin duygu alanın daha çok farkına varabiliriz. Bu önemlidir çünkü durusezinin anlamını keşfetmek duygular tayfının farkında olmayı gerektirir.

Alıntıdır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR BAŞKASINI İYİLEŞTİRMEK İÇİN DUA.

2016-çiçek-bahçesi-fotoğrafları[1]

Şimdi bedenime, ellerime,  gözlerime ve  kalbime akıp beni tüm olumsuzluklardan arındırması için Yaşamın Muazzam Şifa verici enerjilerini çağırıyorum. Bilinçliliğim ve varlığım şimdi Şifanın Üstatları ve Melekleri ile rezonansa girsin. İlahi Işığın şifası şimdi bana gelsin. ve geliyor da.

ŞİMDİ Benden de  __alıcının ismi___  tüm korkularına, ağrılarına, acıyılarına , önyargılarına, yaralarına, gözyaşlarına,  belirsizliğine, kör inançlarına, kalbindeki nefrete, öfkeye ve  bildiği bilmediği tüm rahatsızlıklarına akıp, olanları sevgiye dönüştürsün ve koşulsuz sevginin önü açılarak uygun olan şifa bütünün ve   ___alıcının ismi___   en yüksek hayrına gerçeklesin. ve gerçekleşiyor da

Biz nefes alıp verirken, ellerimi bu beden ve bu kalp üzerinde tutarken, onu iyileştirmek  ve Sonsuz Şifa’yı onun üzerine yerleştirmek için ALLAH’IN Şifa gücünün enerjileri öne çıksın. Salıverilmeye hazır olan şeyler, Allahın gözetiminde, bu çevrenin rahatlığında ve güvenliğinde ve Şimdi burada olan Sonsuz Şifa enerjilerinin ve Sevgi Meleklerinin yardımı ile salıverilsin. Dönüşümün ve bağışlamanın enerjileri bize akıp bizi onurlandırsın. ve akıp onurlandırıyor da.

Şimdi ve her zaman sevgi dolu iyiliğin bir enstrümanı olduğumu biliyor ve kabul ediyorum.

Şimdi Işığa ve şifaya daha çok hizmet edebilmek için enerjilerimin yükseltilmesini talep ediyorum.

ve öyle oldu ve öyledir.

Amin.

* Cavit ÇAĞ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Marifet Kıymetini Bileni Bulmakta…

1908406_869468219783205_2644353400286590483_n[1]

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:

“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”

Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”

“Ne istiyorsan veririm.”

Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar:

“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”

Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir:

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

7 Kimyasal İlaca 7 Doğal İlaç…

12065504_931841046882897_8618029278233394132_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Okuyun, Güne Farklı Başlayın… Dört Hikaye Dört Ders…

12191931_931951043538564_8180626911846495766_n[1]

SAKIN OKUMADAN GEÇME !
1.Hikâye
Kavak Ağacı ile Kabak Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz.. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.
2. Hikâye
En iyi Buğday Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır.
Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.
Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.
3. Hikâye
Geleceğini biliyordum…
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.
Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…
3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.
4. Hikâye
Denizli’de arastirma yapmak icin kamp kuran bir grup universite ogrencisi, kamp yakinina tuneyen bir Denizli horozunun sabahin erken saatlerinde yuksek sesle otmesinden cok rahatsiz olmuslar….
Sabahin korunde ortaya cikan horoz, once dikleniyor, sonra dakikalarca otuyormus…
Tabii ekipte ne uyku ne de huzur birakmiyormus. . .
Sonunda sabirlar tukenmis…
Susturmak icin baslamislar horozu kovalamaya.. . Horoz onde.. Gencler pesinde…
Mahalle arasina dalmislar… Kovalamacayi goren, fakat bir anlam veremeyen yasli dede, seslenmis:
– Hey, evlatlar!.. Bu zavalli horozu niye urkutuyorsunuz? ..
– Dede, sabahin korunde otmeye basliyor, kampi ayaga kaldiriyor. O yuzden basini kesecegiz!..
– Yaziktir evladim yapmayin!.. demis ihtiyar, birakin, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsiz etmez sizi…
Gencler bunun uzerine kovalamayi birakmislar.
Ertesi sabah, hafif ‘gak – guk’ sesleri disinda horozdan kayda deger hicbir ses cikmadigini gorunce de sasirip dedeye kosmuslar:
– Yahu dede, ne yaptin da bu horozun sesini kestin?..
Ihtiyar gulmus:
– Kicina zeytinyagi surdum. Horoz kabararak otmeye yeltendiginde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsin… Ancak ‘gak – guk’ edebiliyor.. .
Kissadan hisse:
Arkan saglamsa, istedigin kadar kabarir, diklenir, sozunu dinletirsin.
Arkan bir gevsemeye gorsun, ancak ‘gak-guk’ edersin….
‘Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika’da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur. Afrika Atasözü
Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.
Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer.
Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İlişkinizi Güzelleştirmek İçin Oniki İpucu…

uyumlucift_5[1]

1. Kahkaha Ortak şeylere gülebilmek ilişkilerde çok önemli. Eşinizin mizah anlayışı sizden tamamen farklı da olsa, her şeye rağmen birlikte gülmek veya gülümseyebilmek gerekli. Bilinen o ki, ”birini sevmek, onu mutlu görmeyi istemektir”, öyleyse mutlu bir ilişki aptalca bile olsa espriler, kahkahalar ile doludur. Yaşanılan dünya çok komik ve eğlenceli olmayabilir, ama unutmayın ki bu çoğumuz için geçerli…

2. Birlikte Yenilenmek, Keşfetmek Dünya, ülkeler, kasabalar keşfedilmeyi bekleyen ilginç yerlerle dolu. Hatta oturduğunuz şehrin hala görmediğiniz mahallleri, piknik alanları, park-bahçeleri vardır. Mutlu bir ilişkinin geri bildirimlerinde, birbiriyle uyumlu çiftelerin ”yeni kişilerle tanışan ve yeni yerler keşfeden ” kişiler olduğu belirlenmiş. Biraz maceracılık aslında iyi bir şey… Taraflardan birisinin tutuk ve durağan, diğerinin çokca hareketli olması bir yere kadar denge sağlıyorsa da, ilişkiyi sıkıcı ve mecburi hale getiriyor.

3. Güvenlik Ve gelelim en temel noktaya. Mutlu bir ilişkinin en önemli kısmı eşinize güvenmekle mümkün oluyor. Hemen ilk akla gelen ”eşin” ihaneti olsa da, eşiniz ile tartıştığınızda kızgınlık anlarında ”sizi terk edebileceğine dair” korkmadan ve üzüleceğinizi gözardı ederek tehditkar sözler söylemesi, GÜVENSİZLİK hissini doğuruyor. Bu his malesef, kızgınlıkla söylense dahi çok masum olmuyor. Ağızdan çıkana dikkat etmek gerek…

4.Birbirini gördüğünde heyecanlanmak Biliriz ki, ilişkilerin üzerinden bir kaç yıl geçince, ilk görüşte olduğu gibi midemizde kelebekler uçuşmaz. Ama yine de birbirinden ”kısa” sürelerle uzak kalındıktan sonra, eşlerin ilk karşılaşması heyecan ve mutluluk içermesi lazım. Hele de, korkunç bir günün sonunda, berbat bir ruh hali içindeyken, eşinizi görünce ”mutlu olmak” yerine daha kötü hissediyorsanız, bu ilişkide sorun var diyebiliriz.

5. Tutku Tutku kelimesi ”öpüşme ve tutkulu seks” algısı yaratsa da, mutlu ilerleyen beraberliklerde başka anlamı da içeriyor. Eşlerin her daim birbirini ” güzel ve yakışıklı” bulması da TUTKULU olma anlamında. Her eş, beğenildiğini hissedecek yani… Yoksa hep beğenilme derdine düşecek..

6. Küçük jestler ”En sevmediğinizi yaparsanız, cok sevdiğinizi anlatırsınız” Bu acayip gelebilir size… Oysa basit ve ekonomik bir yoldur, hem de en etkili İLİŞKİ KUVVET MACUNUDUR… Yemek pişirmekten ya da ev temizliğinden hiç haz etmeseniz bile, arada sırada jestler yapın. Doğum günü, yılbaşı, evlilik, sevgililer gününü anlamsız bulabilirsiniz… Entellektüel ya da dini yanınız da olsa bu günleri UYANIK DAYATMALAR kabul eden, eşiniz seviyorsa arada bir yapın… Ne dinsiz olursunuz ne de ”entellektüel” halinize zarar gelir. Gönül fethedip ilişkinize katkıda bulunursunuz sadece…

7. Anlamak Eğer romantik komedi, dramatik bir film izlerken, eşiniz ağlıyorsa ve bunu ”anlamsız ve komik” buluyorsanız, sınıfta kaldınız… Birbirini ”anlamak” bildiğimiz kadar kısıtlı anlam içermiyor. Birbirimize ”benzememek” tuhaflık değil, dipteki duygularımızın açığa çıkış şeklidir… Ve bu küçük cilveli istemsiz davranışlar, büyük ve derin sevgi içerir.

8. Birisi aptal olmalı Hayat zor ve herkes ”cin” gibi olmak zorunda. Haklısınız… Aptallık zamanı değil. Ancak her doğru her konuda geçerli değil… Sosyal ve iş yaşamında ne denli akıllı olsak da, ilişkilerde ”biraz ” aptallık zarar getirmez. Aptal olmakla, aptal davranmak farklıdır ve inanın sizi küçültmez… Çata çat tartışmalar, her lafa laf kondurmalar, benimle baş edemezsin havaları, ilişkiyi AŞK olmaktan çıkarıyor.

9. Birbirinizi alkışlayın Harika bir ilişki ise aranan, formül şu, ”birbirinizi başkalarının yanında KÜÇÜK düşürmeyeceksiniz” Yalancı durumuna koymayacaksınız, alay etmeyeceksiniz, eksik gedik aramayacaksınız… Çok zor belki ama, aynı takımı tutan iki AMİGO’nun yaptığı gibi, birbirinize tezahürat yapıp, sınırsız destek sunacaksınız. Hele ki, ailelerinizin yanında eşinizi küçük düşürmek demek, ilişki cinayetidir.

10. Karşılıklı güven Güven öyle geniş anlam içeriyor ki, olmazsa olmaz PARAYI DA içine alıyor günümüz ilişkilerinde. Birbirinden para saklayan eşler, çaktırmadan başkalarına (aile fertlerine vs) ortak gelirden para transferi yapan taraflar var. Bilinmeli ki bu İYİ NİYETLİ durumun fark edilmesinden sonra İLİŞKİ ye çok ciddi darbe vuruluyor. Ve maalesef ki taraflar baltalanmış bu güveni nasıl düzelteceğini de uzun yıllar bilemiyor.

11. Saygı İyi bir ilişki içinde, her iki eşin de birbirlerine hayran ve birbirlerine saygı duydukları noktalar olmalı. Başkalarının ne söylediği ne gördüğü ve düşündüğü önemli değil… Kimse eşinizin merhametli kalbi olduğunu bilmek ve takdir etmek zorunda değil. Ama sizin bu harika davranışın farkında olmanız, farkında olduğunuzda da saygınızı belirtmek için ” takdir” etmeniz gerekir… Ve hiç kaygılanmayın, kimse böylesi güzel bir fıtrata sahipken şımaramaz…

12. Suç ortağı olmalısınız Bazı kardeşler annenin sevdiği vazo kırıldığında suçu ortak üzerlerine alırlar. Bazıları da ya hemen suçu birbirlerine yükler ve temize çıkarlar. Değerli ve sevgi dolu beraberliklerde de taraflar ortada bir yanlış karar, hata yapan çocuklar, batmış ortak bir iş vs olduğunda suçu birlikte sırtlanırlar. İlişkilerde ki elele durmak demek bolca ”kardeşlik” kutsaliyeti ” de taşır… Psikoterapist Gülhan Akşit Şener

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

3 SÜPER YÖNTEMLE RUHUNUZU TAMİR EDİN.

reenkarnasyon5[1]

Ruhumuzla ilgili olaylarda konu her zaman döner dolaşır, bize dayanır. Sorunu çözebilmemiz ise ruhumuzu ne kadar iyi tanıdığımız ve onu ne kadar iyi motive ettiğimize bağlıdır.

Ruhumuz iyi bakılıp özen gösterildikçe büyüyerek pırıl pırıl parlar, etrafına ışık saçar. Ancak ihmal edildiğinde bize yabancılaşıp kuruyan nadide bir çiçek, nazlı bir bebek gibidir.

İlk kez tanışıp kucağımıza aldığımız bir bebek ağlamaya başladığında, onu nasıl susturacağımızı bilemez, bunun için aklımıza gelen her yolu denemek zorunda kalırız. Oysa kucağımızdaki, her gün gördüğümüz ve üzerinde kafa yorup vakit ayırdığımız bir bebek ise işimiz kesinlikle daha kolaydır. Çünkü ortada olağanüstü bir durum yoksa huyuna suyuna aşina olduğumuz bu bebeğin nasıl hoş tutulacağını ve nelerden mutlu olduğunu gayet iyi bildiğimizden, bunları uygular, bebeğin ağlayarak hem kendini hem de bizi üzmesini önlemiş oluruz.

Sorunlarınızla Tanışma Zamanı
Kendini irdelemek, aksayan taraflarına karar vermek ve bunları özgürce kendinle paylaşabilmek cesaret işidir. Ama bu yapılabilmişse başarı kaçınılmazdır. Zaman zaman kendimizi yeteri kadar irdelemediğimize veya adil olmadığımıza dair şüphelerimiz olabilir. Ancak özenle üzerinde durmaya çalıştığımız gibi, şayet birkaç adet küçük aksaklık tespit ettiysek bile, hedefimiz aştığımız yolu azımsamak yerine, ileriye doğru devam etmek olmalı. Şimdi gelin tüm hayatımızda bizimle beraber olan bu narin dostumuza yardımcı olalım ve onun aksadığına inandığımız yönlerini nasıl tamir edebileceğimize şöyle bir bakalım.

Bunun için;

1- Ruhumuzla düzenli olarak, günlük on beş dakikalık buluşmalar gerçekleştirelim. Bunu onu daima yakından tanımak, değişimlerinden haberdar olmak ve yabancılaşmamak adına yapalım. On beş dakikamızı, ruhumuzun motivasyona ihtiyacı olduğu durumlarda başka hiçbir şey düşünmeden, sadece onu mutlu etmeye ayırmak sakınca doğurmayacaktır.

2- Motivasyonumuzun tam olduğuna inandığımız zamanlarda ise, bu süreyi engellerimize çözüm stratejileri üretmek için kullanmak akıllıca bir yaklaşımdır. Öncelikle yapmamız gereken, kararlı olmak, olayların üzerine gitmekten korkmayıp bize engel teşkil ettiğini düşündüğümüz şeyleri oturup somut bir şekilde kağıda dökerek bunlarla ilgili çözüm yollarını düşünmek olacak. Kendimize göre bir önem sıralaması yapmak işimizi kolaylaştıracak.

Bu aşamada önerilerim şunlar:
. Sorunlarımızı çözmek üzere sıralamaları yaparken kolaydan zora doğru gidelim.

. İlerleyen aşamalarda bazı sorunların birkaç denemede çözülemediğini de görebiliriz. Böyle engellerimiz olduğunda ise kendimizi incitmeden, bir başka soruna geçip diğerini farklı bir zamana bırakalım. Merak etmeyelim ve konuya kafamızı verdiğimiz sürece sorunun, çözüm önerisinin gelip bizi bulacağına olan inancımızı kaybetmeyelim. Cevap bize bir şekilde, bir olay veya bir örnekle ama mutlaka ulaşacaktır.

. Çözdüğümüz sorunların üzerini keyifle çizerek kendimizi kutlamayı ve ufak da olsa bir ödülle memnun etmeyi unutmayalım.

3- Ruhumuzu tamir aşamasında bize olumlu etkide bulunacak ve dikkat etmemiz gereken önemli unsurlardan biri de, içinde bulunmak durumunda olduğumuz ortamları (iş, okul, aile) ve bu ortamları oluşturan insanlarla olan ilişkilerimizi iyi incelemektir. İletişimde bulunduğumuz insanlar arasında bize olumsuz yönde etkide bulunduklarına inandığımız kişiler varsa, bunları tespit etmek ve onlarla olan iletişim aşamalarımızı yeniden gözden geçirmek sürecin tamamlanmasında yararımıza olacaktır.

Ruhunuz Size Aittir,
Ona En İyi Siz Bakarsınız
Aslına bakarsanız, bu süreç içerisinde bir süre olumsuz elektrik aldığımız insanlardan uzak durmak enerjimizin olumsuz yönde etkilenmesini önler ve tamir sürecimizin hızının artmasını sağlar. Ancak toplum içerisinde yaşadığımızdan ve iletişimimiz devam edeceğinden, bu, kolay uygulanabilecek bir kural değildir. Öte yandan, her ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, bize bu tür olumsuz duyguları bilmeden ve istemeden maalesef en yakınlarımız bile yaşatabilir. Burada önerim, hiç olmazsa tamir sürecinde onların vücut dillerini okumayı bir kenara bırakarak, bize olumsuz şeyler söylediklerini düşündüğümüz anlarda bile onları gülümseyerek karşılamaya özen göstermektir.
Yapılan konuşma bizi eleştiren, tek taraflı bir konuşma şeklinde devam etse dahi onları dinleyip söyledikleri arasındaki olumsuzlukları ayıklamak bizim yararımızadır. Durum her birimize ve olaylara göre farklılık gösterdiğinden, değişken durumlara göre yolumuzu kendimiz bulmamız gerekecektir. Bu yüzden olumsuzluk verebilecek ve ruhumuzu acıtabilecek olgulardan eleştiriyi örnek olarak vermeyi uygun gördüm.

Gördüğünüz gibi, yine biz yaptık, biz inceledik, biz karar aldık. Çünkü ruhumuzla ilgili olaylarda konu her zaman döner dolaşır, bize dayanır. Sorunu çözebilmemiz ise ruhumuzu ne kadar iyi tanıdığımız ve onu ne kadar iyi motive ettiğimize bağlıdır. Lütfen ruhumuzun bize ait olduğunu, hassas yapısını ve onu en fazla yine bizim mutlu veya mutsuz edebileceğimizi unutmayalım.

Sorunlarımızı çözmek üzere sıralamaları yaparken kolaydan zora doğru gidelim.

Yazar: Patricia Muradi

Ya bir de bişey dicem bolbol dua edin, bi de ibadet edin ruhu tamir etmeye birebir.

kaynak: sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamın boyunca tanıştığın her insanın aslında bir amaca hizmet ettiğini anlayacaksın.

12065888_893817337368658_7205157149845795294_n[1]

Yaşamın boyunca tanıştığın her insanın aslında bir amaca hizmet ettiğini anlayacaksın. Bazısı senin imtihanın olacak, bazısı seni kullanacak, bazısı sana öğretecek…

Fakat en önemlisi bazısı da içindeki en iyi yanlarını ortaya çıkarmanı sağlayacak. İşte onlar daima yanında tutmaya değer olanlar olacak…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Klozet Kapağını Mutlaka Kapayın ! Okuyun !

11059646_856636101066417_8325384406115078481_n[1]

TV de zap yaparken, bu bizim Amerikan asıllı Türk doktorumuz Mehmet Öz’ün programına denk geldim.
Tombul Amerikalıların bizim doktora duydukları hayranlık beni şaşırttı ve seyretmeme vesile oldu…

İyi ki seyretmişim, bizim Öz, programa katılacak olan seyircilerden
bir gün önce banyolarında hali hazırda kullandıkları havlu bone ve diş fırçasından birer örnek aldırmış ve laboratuara göndermiş.
Program sırasında bu sonuçları açıkladı…
Sonuç inanılmaz….

Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan x bakterisi,
yine Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan y bakterisi ve yine
Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan z bakterisi ve bunun gibi binlerce bakteri
havlularımızda diş fırçamızda bonelerimizde, paspasımızda, tavanımızda, duşa kabinimizde, küvetimizde,
aynamızda, lamba anahtarımızda, kısacası banyonun her yerinde, bu nasıl oluyor peşinden hemen anlattı… Sifonu çektiğimizde su partikülleri şiddetle çarpışıyorlar.

Bu şiddet su partiküllerinin klozetin alanın 5 m lik çevresine hızla dağılmasına sebebiyet veriyor.
Bu partiküller beraberlerinde bakterileri de taşıyorlar…
Peki bu bakteriler neler? Tahmin edebildiğiniz gibi dışkı, idrar ve koli basili vs…
Yani sifonu çekmeden klozet kapağını kapatmazsanız
milyonlarca iğrenç bakteriler banyonun her yerine havlumuzdan diş fırçamıza kadar her yere yerleşiyorlar…

Sanırım çoğumuza klozet kapağının neye yaradığını şimdi daha iyi anladık!..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İş Yerinde Negatif Enerjilerden Kurtulmak

11902528_10206310414351425_3934249635696022526_n[1]
Maaşlı çalışan biriyseniz, genelde gününüzün en az üçte birini çalıştığınız iş yerinde geçiriyorsunuz demektir. Hele bir de prestijli bir binada bulunan ofisin, herbir boşluğunu değerlendirmek adına workstation denilen 1,5 metreye 2metre ölçülerinde olan ve dörtlü, altılı, sekizerli gruplar halinde yerleştirildiğiniz çalışma istasyonlarında işinizi yapmaya çalışıyorsanız, etrafınızdaki bütün diğer gözlerin kulakların ve enerjilerin etkisi altındasınız demektir.
Güne çok mutlu da başlasanız, tam çaprazınızdaki iş arkadaşınızın evindeki sorunlar yüzünden moralinin bozuk olması, yanınızdaki arkadaşınızın sevgilisinden ayrılmasının yansımaları, diğerinin gözleri ile sizi sanki röntgen makinasına sokar gibi incelemesinin etkisi lodosun dalgaları gibi ard arda size vurmaktadır.


Telefon ile konuşurken bile, yedek birkaç çift kulak sanki o aizededir. Üstelik sanki dua etmişcesine ” müşteri ters birşey söylese de anlasa Hanyayı Konyayı”, “beceremese de o kendini birşey sanma edaları yok olsa”, “müdür hayır dese de izin alamasa” der gibi size negatif enerjiler göndermektedirler. Kimisi içinden “bak gördün mü yine kırmızı giymiş veya kırmızı oje sürmüş, bu kendini ne sanıyor nasıl böyle iddialı giyiniyor yargılamaları” yaparken, diğeri, “bu projeyi beraber üstlendik ne yapsamda onun önüne geçerek kendimi gösterebilsem” diyerek arkadaş gibi gözüküp aslında sizden öğrenebileceği herşeyi sünger gibi çekmeye hazırlanmaktadır. Siz eğer hisleri ve üçüncü göz çakrası kuvvetli biri iseniz bütün bu bakışları ve düşünceleri farkeder ve bu enerjilerden rahatsız olursunuz. Kendinizce o daracık alanda monitörü oynatarak yada bir çiçek koyarak o bakışlardan kurtulmaya çalışırsınız. Ne yaparsanız yapın, zamanla baş ve boyun ağrıları sırt ağrıları yorgunluk emareleri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.


Uzun süredir emek harcadığınız ve herşeyin yolunda gittiği projede bir anda aksilikler kendini gösterir, yapmış olduğunuz satışta hiç beklenmeyen iadeler gelmeye başlamıştır, ya da her zaman düzgün ödeme yapan müşterinizden ödeme alamamaya başlarsınız… Bunun gibi birçok aksilikler sizin sabahki neşenizi enerjinizi alıp götürmüştür. Neşe yerini korku ve endişelere bırakmıştır. Kendinizi ve çalışma koşullarınızı sorgular durursunuz ve hep aynı soru kafanızda döner durur.

NEDEN???
Aslında ana faktör, küçük ve dar alanlarda çalışan bir çok insanın enerji alanlarının birbirine girmesidir. Eğer siz, çalışma alanınızda her sabah önce enerji temizliği yapmayı ve sonrada kendi güvenli enerji alanınızı oluşturmayı başarırsanız, kendinize verimli, güzel vakit geçireceğiniz harika bir ortam yaratmış olursunuz. Bunu yapabilenin birkaç yöntemi vardır. Size bunlardan en kolaylarını basitçe anlatmaya çalışacağım. Kuantuma ister inanın ister inanmayın, bu basit yöntemleri deneyin. Çok faydasını göreceksiniz.


Enerji alanını temizleme:
Her insanın avuç içlerinde birer küçük çakra vardır. Bu çakralar avuçları birbirine sürterek uyandırılır veya enerji aktarmaya hazır hale getirilir. Çalışma masanızın yanına geldiğinizde önce üç defa burnunuzdan derin nefes alıp ağzınızdan verin. İçinizden ” şu anda çalışma alanını temizlemek için Yaradanımın, Evrenin bana gönderdiği ilahi şifa enerjisi ile masamı koltuğumu ve çalışma aletlerimi hayrıma olmayan enerjilerden temizlemeye niyet ediyorum” deyin. Burnunuzda. Üç defa dafa derin nefes alıp verirken avuç içlerinizi tekrar birbirine sürtün. Ellerinizi önce koltuğunuzun üzerinde ve sırt kısmında sanki toz alıyormuş gibi gezdirin. İçinizden “hayrıma olmayan enerjiler, kötülükler kem gözler, benim yerimde olma istekleri bu alandan şu an temizlensin. Hayrıma olacak enerjiler, bolluk, bereket, huzur, başarı sağlık ve mutluluk gelsin” deyin. Koltuk bitince ellerinizi yere doğru üç defa silkin. Ellerinizi tekrar ovuşturduktan sonra aynı işlemi masanızın telefonunuzun klavyenizin üzerine yapın. Burası da bitince ellerinizi tekrar silkeleyin. Tabi bu işlemleri etrafınızdakilere çaktırmadan yapmaya çalışın ki delirdiğinizi sanmasınlar.


Negatif Enerjilerden Korunma:
Çalışma ortamınızı temizledikten sonra sıra geldi hayrınıza olmayan enerjilerden korunmaya. Üçüncü çakranız olan solar pleksus çakrası göbek deliğinizden yaklaşık beş parmak üsttedir. Bu çakra çevrenizden size gelen tüm enerjilerin giriş çıkış kapısıdır. Nazar enerjisi, kem göz v.b. enerjiler de buradan giriş yapar. Çalışma ortamınıza ya da bir toplantıya girdiğinizde burnunuzdan derin bir nefes alıp verin ve sağlaksanız sağ elinizin avuç içi ile, solaksanız sol elinizin avuç içi ile solar pleksus çakranız kapatın. İçinizden (ismini bilmeniz yada bilmememiz önemli değil) şu kişiden / kişilerden bana gelen ve hayrıma olmayan tüm enerjileri kabule geçiyorum. Hayrıma olmayan bu enerjileri bana, aurama, enerji alanıma gelmeden iptal ediyorum ve sahiplerine aynen iade ediyorum.” deyin. Derin bir nefes daha alın ve elinizi indirin. O gün boyunca bu kişi veya kişilerden size hayrınıza olmayan enerjiler gelmesini engellemek için güzel bir önlem almış olursunuz.


Enerji Kalkanı Oluşturmak:
Bu işlemlerin ardından güvenli bir enerji alanı veya enerji balonu oluşturmak çok kolaydır. Çalışma alanınızda oturduğunuzda kalbinizden harika bir ışık küresi çıktığını hayal edin veya imgeleyin. Bu kürenin rengi sarı, yeşil veya mor olabilir. Müşteri ilişkileri, call center çalışanları için mavi veya lacivert olarak imgelenmesi daha çok fayda sağlar. Bu ışık balonunu önce ayaklarınıza kadar genişletin. Derin nefes alın ve kafanızda bıngıldağınızın üzerine kadar genişlettiğinizi imgeleyin. Bir derin nefes daha alın ve size ait olan çalışma alanını kapsayacak şekilde bu ışık küresini genişletin. ” Kalbimden, koşulsuz ve karşılıksız sevgi enerjimden oluşturduğum bu ışık balonundan sadece hayrıma olan bilgiler, öğretiler ve enerjiler bana gelsin. Hayrıma olmayan enerjiler, bilgi ve öğretiler bu kalkandan bana ulaşamasınlar.” Deyin. Böylelikle güvenli ve bereketli çalışma alanı oluşturmuş olacaksınız.
Yukarıda bahsetmiş olduğum yöntemler, bu konuda olan bir çok uygulama ve yöntemden sadece bazılarıdır.
Mutlu, huzur dolu, kendinizi değerli hissedeceğiniz bolluk ve bereket içinde çalışacağınız harika bir çalışma ortamı dilerim. Sevgiyle … Serkan Sorguç ŞifaChi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kırkından sonra aşk:

12112387_997050273692860_4149574108484775510_n[1]

Kırkından sonra aşk:

Ömrü yollarda geçen iki insanın bir yere yerleşme arzusudur.

Artık pembe panjurlu ev değil,

İki mavinin arasında, yeşil küçük bir bahçe hayalidir.

Bir fincan kahve ve kitap kokusudur.

Yatakta değil, ruhunda sevişme zamanıdır.

Sevgili olduğunuz için değil,

Yanındayım demek için elele tutuşma güdüsüdür.

Kırkından sonra aşk;

Yorgunluğunu örtecek birinin şefkatli elleridir.

Şişeyi kafaya dikmek değil,

Şarabı kadehten yudumlamanın keyfidir.

Gençlikten kısa,

Boşa geçen zamanlardan uzundur

fft16_mf441640[1]

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kadınlar yatakta, sol tarafta yatarsa kadınlık enerji ve duygusallıkları daha da artar…

10418856_428950273967934_2236167574579966720_n[1]

Kadınlar yatakta, sol tarafta yatarsa kadınlık enerji ve duygusallıkları daha da artar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »