HO ‘ OPONOPONO TEKNİĞİ

10308242_433593903503571_8446104692758544360_n[1]
Dr. Hew Len bu yöntemi, Hawai Hastanesi ‘nde içerisi akıl sağlığı yerinde olmayan, suçlularla dolu akıl hastalıkları koğuşunda uyguluyor. Dr. Len 4 yıl boyunca, o hastanede terapist olarak görev yapıyor. Ve hastaların hiç birini dahi görmeden tedavi ediyor!

Daha öncesinde, ilaçla sakinleştirilen hastaların, ilaç dozları azaltılıyor, gözetim altında tutulan hastalar gözetimden çıkartılıyor…Ve bir süre geçtikten sonra da o koğuş kapatılıyor!

Bütün bunların hepsi, sadece odasında oturup bu yöntemi uygulayan Dr. Len sayesinde ve kendisi hiç bir hastanın yüzünü dahi görmüyor. Tek yaptığı şey, odasında oturup seni seviyorum-beni affet-özür dilerim-teşekkür ederim mantrasını tekrarlamak.

Etrafımızda gelişen bütün olayların bizim zihnimiz dolayısıyla gerçekleştiğini söylüyor Dr. Len . Yani çevremizden birisi hırsızlık yapıyorsa, bunun sorumluluğu bize ait. Etrafımızda gerçekleşen kötü ve iyi olayların hepsi bizim sorumluluğumuzda! Bundan dolayı, bu problemi yine kendi zihnimizde çözümlüyoruz bu yöntemle.Beni affet diyoruz, af diliyoruz kendimizden. Zihnimizle barışıyoruz… Seni seviyorum dediğimizde kendimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim derken sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Kendimizle barışmak gibi düşünebilirsiniz? Ve teşekkür ederim derken, zihnimizin bize yaşattığı kötü şeyler için bile teşekkür ediyoruz. Bunu yaptığımızda, otomatik olarak etrafımızda kötü olan şeyler, iyileşmeye başlıyor.

Diyelim ki, A kişisinin bize karşı olan davranışları hoşumuza gitmiyor ve bunu düzeltmek istiyoruz. Burada içimizden sürekli tekrarlayacağımız şey; ”A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. ”

Diyelim ki, maddi durumumuz çok da iyi değil ve biz bunu düzeltmek istiyoruz. Bunun için içimizden sürekli diyoruz ki; ” Maddi durumumun iyi olmasına engel olan şey, içimde her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dolunayın Enerjisinde Geçmişin Yükleriyle Bağ Kesme Meditasyonu…

12243120_841519982627652_6558039443681040246_n[2]

Nefes çalışmasıyla başlayıp rahatlatıcı bir müzik eşliğinde geçmişte kalmasına rağmen bugünümüze taşıdığımız bir kişiyle ya da durumla bağ kesme meditasyonu yağacağız…

Arkasından görüntüleme tekniğiyle aklımızdaki kişiye içimizdeki her şeyi söyleyip ve ondan cevapları dinleyip kişiden iyice temizleniyoruz.

Ses meditasyonuyla çakralarımızı şifalandırıp dengeye geldikten sonda Deeksha enerjisiyle yeni niyetlerimizi evrene salıvereceğiz…

Bu çalışmayı kaçırmayın ve hemen kayıt olun derim…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

RUH EŞİNİZİ NASIL BULURSUNUZ?

ruh-ikizi-266x200[1]

 

Pek çok insan orda bir yerde hayatını başka hiç kimsenin yapamacağı kadar zenginleştirecek birinin olduğunu hissediyor. Eğer bu doğruysa o insanı bulma şansını nasıl yükseltirsiniz.ve onunla karşılaştığınızda karşınızdakinin ruheşiniz olup olamdığını nasıl anlarsınız?

Adımlar
1) aşık olmayı istediğiniz kişi olun . Ruh eşinizi ortaya çıkmasını beklemek yerine kendinizi aradığınız kişiye dönüştürün .. kendinize güvenirseniz, kendinizden emin ve mutlu olursanız farkedilme şansınız artar. bireyselliğiniizi ifade edebilmek, ruh eşi potensiyeline sizi daha çok yakınlaştırır. böylelikle benzer hedef ve ilgi alanları olan ruh eşinize, sizi yakınlaştıracak muhtemel şeyleri yapıyor olacaksınız.

2) insanları oldukları gibi kabul etmeye çalışın onlar sizin olmalarını istediğiniz şekilde olmak zorunda değillerdir. Böylelikle karşınızdaki kişinin nsıl biir olduğunu daha net görürsünüz.

3) sabırlı olun ruh eşiniz size 8 de ya da 88. yaşınızda gelebilir. Ve aradınızda yaş farklı olabilir. hatta o evli ve çocuklu olabilir. ama farklılıkla ne olursa olsuun o kişi sizin hayatınızı canlı renklerle donatacaktır.

Özetle

Öncelikle kendiniz olun,
Sonra kendinizi mutlu etmeyi bilin,
Başkasına neler verebileceğinizi ,
ve karşınzıdaki partenerin potensiyelini (değerlerin, inançları, görünümünü) net bir şekilde belirleyin
Ruh eşinizi bulma konusunda takıntılı olmayın, çaresizce aşkı arıyan bir ruh eşi yaa da başka biri için hiçde cazip değildir.
Ruh eşiniz sizi olduğunuz gibi kabul eder ve sizi anlar eğilip bükülmenize gerek yoktur

* Alıntı

sonsuz şifa sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızdığınız Kişiyle Zihninizi Meşgul Ederseniz Ne Olur?

12208553_1646903608915792_142993932933875631_n[2]

Kendi kendinize senaryolar üretirsiniz.

O kişiyle takılıp kalmakla, aileniz ve çocuklarınızı incitirsiniz.

Kızdığınız kişi belki mutluyken, siz kendi kendinizi mutsuz etmeye devam edersiniz. Çevrenizdeki dostlarınızı da incitmeye başlarsınız. Sinir hastası olmaya başlar, aşırı öfke, üzüntüye kapılıp sonunda kalp hastalığı, bel fıtığı, ülser ve kanseri tetiklersiniz.

Sizin bu durumunuz, takıntı yaptığınız kişiye asla zarar vermez.

Siz sadece kendinize ve yakın çevrenize zarar verirsiniz.

Tercih sizin: Ya kendi kendinize zarar vererek takıntı yapmaya devam edin, ya da her şeyi zamana bırakın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendine söz ver;

images[3]

Güçlü olacağına ve akıl huzurunu hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyeceğine;
Karşılaştığın insanlarla sağlık, mutluluk ve bolluk konuşacağına;
Arkadaşlarına onlarda özel bir şey olduğunu hissettireceğine;
Her olayın aydınlık yanını göreceğine ve ışığı gören olacağına;
Hep en iyiyi düşüneceğine, en iyi için çalışacağına ve en iyinin geçekleşmesini umacağına;
Başkalarının başarılarına da kendi başarına sevindiğin kadar sevineceğine;
Geçmişte olan hataları unutacağına ve gelecekteki başarıları görmeye odaklanacağına,
Her zaman neşeli bir yüz ifadesi taşımaya çalışacağına ve karşılaştığın her canlıya bir gülümseme sunacağına;
Kendini geliştirmek için çok zaman ayıracağından, başkalarını eleştirmeye zamanın kalmayacağına;
Endişelenmeyecek kadar geniş, kızmayacak kadar asil, korkmayacak kadar cesur ve sorunların varoluşuna izin verebilecek kadar mutlu olacağına söz ver..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ÇİN TIBBINA GÖRE SONBAHARIN ENERJİSİ VE HAYATIMIZA ETKİSİ

12107865_10207649866435377_1225307763153510941_n[1]

Sonbahar deyince ilk olarak aklımıza sıcak yaz günlerinin yavaş yavaş kısalması, ağaçların kışa hazırlanırken yapraklarını dökmeden önce bin bir tona girerek harika renkleriyle görsel bir şölen oluşturması geliyor.

Havadaki serinlik kış günlerinin yaklaştığının sinyalini verince biz de yazlık giysilerimizi bir kenara kaldırarak kışlık giysilerimizi çıkarıyoruz. Bu mevsimde ektiğimiz ürünleri hasat ederken aldığımız ürünler de parlak ve renkli: Balkabağı, kabak gibi. Bu mevsimde kışlık hazırlıklarımız için besinleri saklamak da fayda var. Aynı zamanda yazın rahat ve kaygısız havasından sıyrılıp daha ciddi, sonbaharın ruhuna uygun içe dönük aktivitelere yer veriyoruz.

Çin tıbbında sonbahar, akciğerlerle ve metal elementiyle ilişkilendirilir. Bu mevsim; organizasyonlar, sınırlarımızı belirleme ve korumayla ilgili eylemleri destekler. Sonbaharda yazın dışa dönük, coşkulu havasından çıkarak sonbahara uygun içe dönük ve daha kapalı bir havaya gireriz.

Yazın ya da baharda başladığınız projelerinizi bitirmek için uygundur; emeğinizin karşılığı olarak meyveleri toplamaya başlayabilirsiniz. İçe dönük bir enerji gerektirdiğinden bedeninize ve ruhunuza odaklanmak, yeni projelere başlamak için de uygundur.

Akciğerlerin enerjisi “salıvermek” tir. Öyleyse sonbahar uzun zamandır tutunduğumuz her şeyleri salıvermek için iyi bir zamandır. Böylece öğrenmemiz ve olgunlaşmamız için gerekli yeni deneyimler için hayatımızda yer açmış oluruz.

Çin Tıbbında Sonbaharla İlişkilendirilen Unsurlar:

Element: Metal
Yin Organ: Akciğerler
Yang Organ: Kalın bağırsak
Duygu: Acı, üzüntü
İklim: Kuraklık; tekdüzelik
Gelişim aşaması: Hasat; sonuç almak
Tat: Acı, keskin koku
Renk: Beyaz
Duyu organı: Burun
Doku: Deri
Ses: Ağlama
Şifa verici ses: ssssssss

ACI; AKCİĞERLERİN DUYGUSU:
Çin tıbbında, her organ bir duyguyla ilişkilendirilir, akciğerlerle bağlantılı duygu ise üzüntü ve acıdır. Akciğerler aynı zamanda berrak düşünce, iletişim, yeni fikirlere açıklık, pozitif kişilik imajı; esneklik kabiliyeti, salıverme ve neşeyi temsil eder.
Akciğerlerin dengesi bozulduğunda ya da yoğun acıyla baş etmek durumundaysanız, hayatınızdaki kayıplarla ve değişimle yüzleşmede zorlanabilirsiniz ve bir yabancılaşma, bir türlü giderilemeyen uzun soluklu bir üzüntü hali yaşarsınız. Akciğerler aynı zamanda bağlanmayla ilişkilendirilir; eğer hayatınızdaki kişileri, nesneleri, deneyimleri salıvermede sorun yaşıyorsanız ya da geçmişte takılı kalmışsanız, bu akciğerlerinizde bir soruna işaret edebilir. Eğer akciğerlerinizin enerjisi (biyoenerji olarak tabir edilen qi enerjisi) zayıflamışsa, yatıştıramadığınız yoğunlukta sürekli bir acı hali yaşarsınız. Bu bozukluk, eğer devam ederse, depresyona ve diğer vakalara neden olabilir.
Tersine, bütünüyle ifade edilen ve yatıştırabilen acı, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı güçlendirir. Bu yüzden acıdan kaçmamalı; daha çok hayatın her aşamasında dengeyi sağlama ve mutlu olmada anahtar rol oynayan acıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkılmalıdır.

AKCİĞERLER VE ORTAĞI : KALIN BAĞIRSAK
Geleneksel Çin Tıbbında her organın ortağı mevcuttur- biri “yin” diğeri ise “yang” dır. Akciğerler ying, kalınbağırsak yang tır ve vücudu dengede tutmak için beraber çalışırlar. Akciğerler, yeni olanı içeri almakla görevlidir. Bu fiziksel olarak temiz, canlandırıcı, serin sonbahar havasını teneffüs ederek berrak düşünmemiz ve vücudumuzun mükemmel seviyede işlemesi için gerekli olan oksijeni içimize çekmek demektir. Kalın bağırsak ise atıkların salıverilmesinden sorumludur. Sindirimin en son aşaması olduğundan vücudun ihtiyacının olmadığı her şeyi alır ve yalnızca bedenimiz için gerekli ve önemli unsurları alarak geri kalanı serbest bırakır.

Duygusal olarak bu durum, sonbaharın temsil ettiği gibi tutunduğumuz şeyler üzerinde odaklanıp tamamen salıvermemiz için gerekli çalışmaları yapmamız demektir. Genellikle kronik kabızlık gibi elemine problemi olan insanlar, hayatlarında da salıverme ile ilgili sorun yaşarlar. Bir akupunkturcu, bu rahatsızlıkların her birinin duygusal yönlerine de dikkat eder; çünkü akciğerler, acı ve üzüntüyle bağlantılıdır. Bu duygular yoğunsa akciğerler zarar görebilir; ya da tam tersi uzun süren bir akciğer rahatsızlığı üzüntü hissine neden olabilir.
İşte; bu sonbaharda ve gelecek sene için akciğerleri ve kalın bağırsağı uygun formda tutmak için yapabileceğiniz birkaç şeyin listesi:

DERİN NEFES ALIN
Akciğerleri güçlendirmenin en iyi yollarından biri derin nefes almaktır. Bu çok basit gelebilir ama çoğu insan kesinlikle derin nefes almıyor. Bu; hafıza, enerji düzeyi ve bağışıklık sistemi gibi pekçok şeye etki ediyor. Derin ve bilinçli nefes aldığımızda hücrelerimizi ve beynimizi vücut fonksiyonları için çok önem arzeden gerekli miktarda oksijenle yükleriz.
Aynı zamanda havadan canlılık dolu “qi” enerjisini alırız. Bu sayede ciğerlerimiz bizi sağlıklı kılan pekçok vücut fonksiyonunu yerine getirir. Yapılacak en iyi şey, ferah ve temiz sonbahar havasında dışarıda bir yürüyüş yapmak ve ciğerleri şifalı “qi” nin bize sağladığı faydalı unsurlarla doldurmaktır. Başlamanız için basit bir egzersiz:

NEFES EGZERSİZİ – DERİN NEFES
Burnunuzdan nefes alın ve karnınıza kadar nefesinizi hissedin. Alabildiğiniz kadar havayı içinize çekin. Ciğerleriniz tamamiyle dolduğunda, beşe kadar sayarak nefesinizi tutun. Beşe kadar saydığınızda, ciğerlerinizdeki hava tamamen boşalana kadar nefesinizi ağzınızdan dışarı verin. Bunu üç defa yapın. Bu egzersiz günde üç kez tekrarlanmalıdır.
HAYATINIZDAKİ NEGATİFLERİ SALIVERİN:
Tabii ki negatif şeyleri salıvermek her zaman iyi bir fikirdir; fakat özellikle sonbaharda, ciğerlerin enerjisi doruğundayken daha fazla önem taşır. Çoğu zaman hayatımızdaki negatif şeylerin kontrolümüz dışında geliştiğini düşünürüz. Eğer negatif şeylerin farkında olabilirsek mümkün olduğu kadar kaçınmak için ufak değişiklikler yapabiliriz. Negatiflik, hem fiziksel hem de ruhsal olarak son derece yıkıcı bir güçtür. Bu yüzden mümkün olduğunca negatiflikten uzak kalmaya gayret etmek iyi bir amaçtır. Bazen sadece farkındalıkla ufak ve gerekli değişiklikler yaparak hayatımıza daha çok pozitif şeyleri ve ışığı çekebiliriz. Çünkü bu bizi her seviyede besleyen ve sağlıklı, mutlu bireyler olmamızı sağlayan yaşam enerjidir.

DIŞARIDA YÜRÜYÜŞ YAPIN
Yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri de dışarıda yürüyüş yapmaktır: Birbirinden güzel sonbahar renklerini içinize sindirmek ve temiz, ferah havayı içinize çekmek… Bizim için doğayla iç içe olmaktan daha güzel bir şifa olamaz ve bunun için en uygun zamanlardan biri de sonbahardır.

YENİDEN DÜZENLE, TEMİZLE & BAĞIŞLA
Sonbahar, hayatınızdaki şeylerin değerlendirmesini yaparak yeniden organize etmek, eskiden kurtulmak ve yeniye yer açmak için mükemmel bir zamandır. Bu, sonbaharda yapabileceğiniz, fiziksel alanda olduğu kadar duygusal alanda da geçerli, faydalı bir pratiktir: Gardrobunuzu gözden geçirip uzun zamandır giymediğiniz ne kadar eski giysi varsa çıkarın – Onları yerel bir derneğe bağışlarsanız başka insanlar için yeni olacaktır – Bilgisayarınızda da artık ihtiyacınız olmayan ne kadar şey varsa silin. Dolaplarınızı yeniden düzenleyin. Bütün bu aktiviteler inanılmaz derecede özgürleştiricidir; sonbaharın ahengiyle uyumludur ve ciğerlerin salıverme fonksiyonu da pekiştirir.

FULAR KULLANIN
Sonbahar deyince elbette aklımıza rüzgarlı havalar gelir—Çin tıbbında, akciğerler, beden dışıyla yakın ilişkisinden dolayı “hassas organ” olarak nitelendirilir.
Bedenimizin dışıyla doğrudan ilişkisi olan tek “yin” organımız akciğerlerdir. Bu yüzden özellikle sonbaharda onları güçlü kılmak için çok daha özen göstermeliyiz.

SONBAHARDA YARARLI BESİNLER
Sonbaharda havalar serinlemeye başladığından yılın bu zamanında serinletici etkisi olan salata ve çiğ gıdaları daha az tüketmek gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek ve bedeni beslemek için daha uzun sürede pişirilebilen, sıcak yiyecekler kış günlerine yakın bu zamanlarda tercih edilmelidir. Sindirim sistemini desteklemek için çorbalar, biftekler tercih edilmelidir: Uzun sürede pişirilebilir olması ve ısıtıcı özellikleriyle daha kolay sindirilirler. Sonbahar, rüzgarlı ve kuru bir mevsim olduğundan, “snow-ear”(kar kulağı) mantarı gibi nemli yapıda “yin” gıdalar tüketmek önemlidir. Akciğerleri besleyen gıdalar tüketilmelidir. Sonbaharda tüketebileceğiniz faydalı gıdaların bazıları:
Sarımsak
Tatlı patates
Zencefil
Soğan
Lahana
Armut
Ceviz
Karabiber
Turp
Pirinç
Kırmızı biber
Tarçın
Kakule
Pırasa
Kuru fasulye
Soya fasulyesi
Badem
Kuşkonmaz
Brokoli
Salatalık
Kereviz
Hardal otu
Kayısı
Muz
Yumurta
Ekşi mayalı ekmek
Lahana turşusu (Sauerkraut bkz)
Zeytin
Turşu
Sirke
Peynir
Yoğurt
Limon
Misket limonu
Greyfurt
Elma
Erik
Üzüm
Çin tıbbına göre sağlıklı kalmanın en iyi yolu, her bir mevsimin doğasını öğrenmek ve o ruhla uyum içinde yaşamaktır. Etrafımızdaki dünyayla uyum içinde yaşadığımızda, doğanın ritmine ayak uydururuz: Doğa, yavaşlıyor; içine çekiliyor, dinlenmeye hazırlanıyorsa bizim için de aynısını yapmak uygundur. Biraz daha fazla uyumak, ısıtıcı ve besleyici gıdalar yemek, içe dönmek – içsel yaşantımıza çok daha fazla özen göstermek gibi.
İçimizdeki metal elementi, kendine değer verme duygusunu temsil eder. Bu mevsimde dışarıda mevki, para, güç gibi değerlerin peşinde koşmak yerine; kendimize biraz daha dikkat etmek ve kendimizi sevmek önem kazanır; böylece, ihtiyacımız olan her şeye sahip ve daima sahip olduğumuzun bilincinde olarak, tam ve mükemmel varlıklar olduğumuzu bilerek halimizden memnuniyet duyabiliriz.

Original text: Autumn in Traditional Chinese Medicine
Orijinal Metin: Geleneksel Çin Tıbbında Sonbahar
Translator/Çeviren: Gülden Nantu

kaynak: Deniz Avınca Çetin facebook sayfası

DÜNYA’NIN EN BÜYÜK SIRRI…

415242_129567547287768202730_Original[1]

Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve “Sen bu dünyanın en bilge kişisisin. Sen hayata dair herşeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki, bütün kapıları açmamı sağlasın.” der.
Bilge Platon’a döner ve, ” Ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin ?” diye sorar.
“Evet” der Platon, ” Lütfen bana dünyanın en büyük hazinelerine ulaşmamı sağlayacak sırrı ver.”
“Bunu bilmek, sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek” der bilge. ” Bu sırrı öğrendiğinde,artık bunu saklayamazsın. Bunu yapman gerekecek. Eğer sırrı öğrendikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan, sır senin başına bela olur. Bu çok kritik bir karar anıdır senin için, çünkü hem hazineyi hem de zehri tercih edebilirsin. Bunun için hazır mısın ?
“Evet” der Platon. ” Bu sırrı taşımaya hazırım. Sırrı kullanacağıma dair yemin ederim sana. Eğer kullanmazsam, o zaman da başıma gelecekleri kabul ediyorum.”
“O halde yaklaş yanıma” der bilge. ” Kulaklarını dört aç ve beni dinle. Sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum. Ama bunu bildikten sonra, kullanmazsan eğer, başına büyük bir dert alıcaksın.”
Bilge büyük bir dikkatle Platon’un gözlerinin içine baktı ve bütün gücü ile sırrı açıkladı.

“İşte budur dünyanın en büyük sırrı” dedi bilge. “Sana bütün hazineleri verecek olan sır budur. Çok basit ama çok büyük bir sırdır bu.”
Platon şaşkındı. ” Ama bu çok basit” dedi.
Bilge o sözünü bitirmeden yine sırrı haykırdı büyük bir sesle, ” YAP…”
“Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca YAP..” diye haykırdı yeniden.
“Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte!” dedi.”Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan, o zaman git ve YAP… Eğer başarı istiyorsan, zenginlik İSTİYORSAN, GİT ve YAP…”
Platon bir şeyler söylemeye çalıştıkça, şaşkınlığını dile getirmek istedikçe, bilge onu susturdu ve “Yap…” diye haykırdı. Platon sırrı öğrenmişti. Artık dünyanın en büyük hazinesine sahipti herşeyi elde edebilirdi. Sadece gitti ve “yaptı”…

İşte artık dünyanın en büyük sırrına sahipsiniz. Bu sır hayatınızı değiştirebilir. Bu sır sizi hayallerinizin de ötesine götürebilir. Başarılı mı olmak istiyorsunuz,gidin ve yapın. Zenginlik mi istiyorsunuz, gidin ve sadece yapın. Ne istiyorsunuz,sınırlı bir hayat mı yoksa, rüya gibi bir hayat mı?O zaman gidin ve yapın.

Bunu başarabilir misiniz?
Bunu yapabilir misiniz ?

YAPIN O ZAMAN!.

* Alıntıdır_

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyninize Zarar Veren 11 Alışkanlık

beyin[1]

Bazen nelerin ters gittiğini anlayamazsınız: kendinizi yorgun hissedersiniz, konsantre olamazsınız, bir şeyleri unutmaya başlarsınız, ancak bu nedense sadece örneğin erken kalktığınızda veya öğlene kadar bir şey yemediğinizde veya işte fazla stres yaşadığınızda söz konusu olur. Buradaki sorun vücudunuzun en önemli parçalarından birine, yani beyninize gereken şekilde bakmayı unutmanızdır.

Gerçekleştirdiğiniz her şey vücudunuzu mutlaka bir şekilde etkiler. Daha da ötesi, belirli aktiviteler beyninizin normal işleyişini önler ve hatta onun yapısına zarar verir. Bu zararlı faaliyetleri her gün senelerce gerçekleştirdiğinizi hayal edin. Nelerin olacağını tahmin edebiliyor musunuz? Kişisel alışkanlıklarınız beyninizi öldürmekte! Ancak endişelenmeyin, henüz çok geç değil. Yaşam tarzınızı değiştirmek hem beyninizin, hem de vücudunuzun sağlığını garanti edebilir. Bu makalede sizlere beyninize zarar veren bu günlük alışkanlıklar hakkında daha fazla bilgi sağlayacağız.

Ben ve Beynim

Beyniniz oldukça karmaşık ve hassas bir organdır ve tüm vücutsal süreçlerde dolaylı ve dolaysız bir etkiye sahiptir. Bu organ kalp atışı, sıvı dengesi, kan basıncı, hormonal denge ve vücut ısısı gibi homeostatik işlevleri düzenlemektedir. Beyin aynı zamanda hareket etme, kavrama, öğrenme, hafıza, duygular ve böylece tüm sağlıktan sorumludur.

Çok sayıda bilimsel çalışmaya göre, birisinin hayat tarzı beyin hücrelerine kısa veya uzun dönemde zarar verebilir ve böylece dejeneratif hastalıkların ve diğer durumların gelişimine neden olabilir. Diğer yandan, dengeli beslenme veya düzenli olarak egzersiz yapma gibi olumlu alışkanlıklar beyninizi uyarır ve onu tekrar sağlığına kavuşturur. Bu nedenle vakit kaybetmeden beyninize zarar veren bu 11 günlük alışkanlığı öğrenelim.

Beyninize Zarar Veren 11 Alışkanlık

1. Kahvaltı etmemek

iyi-bir-kahvaltı-beyne-yardımcı-olur

Kahvaltı, performansınızı, dayanıklılığınızı ve duygusal durumunuzu gözle görülür bir şekilde etkilediği için günün en önemli öğünüdür. Günün ilk birkaç saati süresince beyin maruz kaldığı uzun süreli açlık sonrasında fizyolojik süreçleri “yönetmeye” devam etmek için besinleri tahsis etmeye devam eder. Eğer ona enerji sağlamazsanız, rezervleri kullanması gerekir ve bunun için doğru işlevleri sürdürebilmek adına fazladan bir çaba göstermesi gerekir. Kahvaltı etmemek genel olarak enerji yetersizliğine, konsantrasyon ve hafıza sorunlarına, kötü ruh haline, zayıf fiziksel ve entellektüel performansa neden olabilmektedir. Yeterli ve sağlıklı bir kahvaltı yapmanız önerilir.

2. Sigara içmek

Korkunç bir alışkanlık olan sigara içme beyin maddesini azaltmanın yanı sıra beyne sağlanan oksijeni de azaltır. Bunun Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara neden olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca, sigara tüketimi esnasında salınan heterosiklik aminler doğru DNA üremesini etkiler ve kanser hücreleri oluşturan mutasyonların ortaya çıkmasına neden olur.

3. Arttırılmış şeker tüketimi

rafine-şeker-yemenin-beyne-zararları

Rafine şeker, beyaz un, kızarmış yiyecekler ve paketlenmiş gıdaların bir diyetteki baskınlığının yanı sıra diyette yeterince miktarda sebze, meyve ve lif olmaması vücutta zararlı maddelerin birikimine neden olur. Bu tümörlerin gelişimini arttırır, bağışıklık sisteminin işleyişini bozar, beslenme yetersizliğine neden olur ve nörolojik gelişimi etkiler.

4. Sürekli olarak kirli ortamlara maruz kalmak

Beynin sabit bir miktarda oksijene ihtiyacı vardır, ancak diğer toksik maddeler oksijenin taşınmasını ve işlenmesini etkileyebilir ve beynin veriminin azalmasına neden olabilir.

5. Yeterli uyku almamak

Beyninizin dinlenmesi, metabolik süreçlerin gerekli şekilde gerçekleşmesi ve gerekli enerjinin üretilmesi ve ayrıca hücresel yenileme için geceleyin 8 saat uykuya ihtiyacınız var. İnsanın kendisini uykudan mahrum bırakması kısa dönemde beyin hücrelerinin ölümünü hızlandırır ve sizin gün boyunca yorgun olmanıza ve kötü bir ruh haline sahip olmanıza neden olur.

6. Aşırı yeme

Vücudun ihtiyacı olmayan gıdalar yemek yağlar biçiminde kalıntı maddelerin birikimine ve beyin damarlarının sertleşmesine neden olur; bu da onun düzgün bir şekilde işlemesine engel olur.

7. Alkol

alkolizm

Alkol, başta sinir sistemi, karaciğer ve kalp dahil olmak üzere çoğu organa zarar verir. Alkol beyinde gerçekleşen kimyasal reaksiyonları etkiler. Alkolizm ayrıca nöronları öldürür ve sinir dürtülerinin iletim hızını azaltır.

8. Şiddetli reaksiyonlar veya erken stres

Stres sinir sisteminde pek çok reaksiyona neden olur. Bu reaksiyonlardan bazıları zihinsel kapasiteyi azaltır ve aynı zamanda bir inme veya kalp krizi riskini arttırır.

9. Uyurken başınızı örtme

uyku

Başınız örtülü bir şekilde uyumak karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve oksijen miktarını azaltır. Bu da beyin üzerinde zararlı etkilere neden olabilir.

10. Bir hastalık esnasında beyni zorlamak

Hastayken çok çalışmak zarar vericidir, çünkü vücudun enerjisi iyileşmeden saptırılır. Beyni bu gibi durumlarda zorlamak vücudun verimliliğini azaltabilir ve aynı zamanda bağışıklık sistemini daha da zayıflatabilir. Bu da pek çok diğer hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir.

11. Yetersiz zihinsel uyarı ve egzersiz

Beyninizi uyarmak için düşünmek, akıllıca sohbetler gerçekleştirmek, bir kitap okumak veya bulmaca çözmek gibisi yoktur. Bunlar öğrenme kapasitesini ve hafızayı geliştirir ve aynı zamanda uyarıların tepki sürelerini düzenler.

Son birkaç tavsiye

Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek beyninize bakınız:

  • Uygun bir şekilde yiyin, diyetinize beyinsel aktiviteyi uyaran lezzetli meyve ve sebzeleri dahil edin. Omega 3 yağ asitleri açısından zengin balıkları tüketmek de önerilir, çünkü bu yağlar nöronlar arasında iletişimi destekler.
  • Günde 3 veya 4 adet ufak fincan çay veya kahve için. Bu kısa ve uzun dönem hafızayı iyileştirir ve Alzheimer veya Parkinson hastalığı riskini azaltır.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • Uyuşturucu, tütün ve alkolden uzak durun.
  • Gerektiği kadar uyuyun.
  • Pozitif düşüncelere odaklanın.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kaşınızın Şekline Göre Kişilik Analiziniz…

kavislikas

Her kaş şeklinin ayrı bir anlamı olduğunu biliyor muydunuz? Örneğin, kalın kaşlara sahip olan kadınlar daha maskülen bir yapıya sahipken ince kaşlı kadınlar, nazik ve hassas oluyorlar.

Kavisli kaşlar: Kavisli kaşlar, yaratıcı bir kişiliğinizin olduğunu gösterir.

duzkas

Düz kaşlar: Dümdüz kaş şekli, kendine güvenen ve iddialı biri olduğunuzu gösterir. Düz kaşlar aynı zamanda kadınların maskülen bir yönünün olduğunu da vurgular.

acili kas

Açılı (yukarı doğru kavisli) kaşlar: Bu kaşlara sahip olan kişiler genellikle hassas ve özel bir kişilik yapısına sahiptir. Yukarı doğru daha keskin kavisi olan kaşlara sahip kadınlar, inatçı kişikleriyle öne çıkarlar.

kalinkas

Gür kaşlar: Kalın ve gür kaşlar, maskülenliği simgeler ve erkeklik hormonunun vücudunuzda daha çok olduğunu gösterir. Kaşlarınız hem gür hem de parlaksa, cinsel enerjininizin yüksek olduğu anlamına da gelir.

incekas

İnce kaşlar: İnce yapılı kaşlar, feminenliği temsil eder ve nazik biri olduğunuzu gösterir.

yukarıdakas

Yukarıda duran kaşlar: Kaşlarınızın alnınıza doğru yukarıda olması hayalperest birisi olduğunuzu gösterir.

dusukkas

Düşük kaşlar: Göz kapağına doğru inen düşük yapılı kaşlar, her şeye çok fazla dikkat eden bir yapınız olduğunu gösterir.

sag solkas

Sağ ve sol kaşın farklı olması: İki kaşınızından herhangi birinin yüksek olması ilişkideki kontrolün kimde olduğunu simgeler. Kadınların sağ kaşı havadaysa, kontrol ondadır. Erkeklerin sol kaşı havadaysa, ilişkideki ipler onun elindedir.

kalinkas4

Kaş tellerinin kalın ya da ince yapısı: Eğer kaşlarınız yumuşak ve parlaksa, cinsel enerjiniz çok yüksek demektir. Kaşlarınız donuk ve aşırı kalın yapılıysa, cinsel enerjiniz düşüktür.

kaynak: mynet

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüz Yogası…

12208825_10156207694230557_3568826458680654505_n[1]

Her gün bir kaç dakkika ayırarak yapacağınız yüz yogası, cildinizde oluşacak sarkmaları önleyecektir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gözlerinizi Nemlendirecek Bir Azmin Öyküsü: Temizlik Yaptığı Hastaneye Doktor Olacak!

azmin-zaferi-temizlik-yaptigi-hastaneye-hekim-olarak-donecek-6277417[1]

Ufuk Kilimcigöldelioğlu, İzmir Suat Seren Göğüs Hastanesi’nde temizlik görevlisi olarak çalışıyor.

Bundan tam 27 yıl önce kazandığı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden yaşadığı büyük güçlükler sebebiyle, 3. sınıfta ayrılmak zorunda kalıyor.

Kilimcigöldelioğlu için zor zamanlar öncelikle annesinin vefatı ile başlıyor.

Annesinin ölümünün ardından ise alkol bağımlısı babası tarafından terk ediliyor.

Ve tüm bunlara maddî imkânsızlıklar da ekleniyor…

Şimdi ise Kilimcigöldelioğlu, eski öğrencilere af çıkmasının ardından, hastane yöneticileri ve ailesinin de teşvikiyle döndüğü okulunu bitirmeye çalışıyor.

Sabah erken saatlerde gittiği fakültede derslere girdikten sonra, akşam hastaneye geçen, yerleri paspaslayan, hastalara yardımcı olan Kilimcigöldelioğlu’na çalışma arkadaşları “Doktor Bey” diye hitap ediyor.

“Okuldan çıktıktan sonra işe geldiğim için neredeyse 24 saatim dolu geçmiş oluyor. Ama her şeye rağmen okulumu bitireceğim.”

“Okul ile işi aynı anda yürütmek kolay olmuyor. Beni en çok zorlayan ise devam zorunluluğunun olması” diyen Kilimcigöldelioğlu yine de hayalinden vazgeçmediğini vurguluyor, “Okuldan çıktıktan sonra işe geldiğim için neredeyse 24 saatim dolu geçmiş oluyor. Ama her şeye rağmen okulumu bitireceğim.

Keşke her şey normal gitseydi de, okusaydım dediğim çok oldu. Şimdi 5’inci sınıfa geçtim. 2 yıllık sürem var. Buraya kadar gelmişken, hedefime ulaşmak istiyorum. Okulu bitirdikten sonra doktorluk yapmamda bir engel yok. Bir an önce doktor olarak göreve başlamak istiyorum”, diye belirtiyor.

Biz de azmiyle ve hayata tutunmasıyla hepimize örnek olan bu güzel insana teşekkürlerimizi iletiyoruz ve kendisini tebrik edip, doktor olarak mesleğini başarıyla icra etmesini diliyoruz! 👏👏👏

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞERİAT, TARİKAT, HAKİKAT, MARİFET-

12208295_10153670066719641_7730064401140910114_n[1]

Hz. Mevlana, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet arasındaki farkı soran bir öğrencisine; “Karşı medresede rahlelerine eğilmiş ders çalışan dört kişi var. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at sonra gel sana anlatayım” diye buyurur.
Öğrenci gider, birincinin ensesine bir tokat akşeder. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını döner ve daha kuvvetli bir tokatla Hz. Mevlana’nın öğrencisini yere yıkar. Bu kez ikincisine tokat atar. O da derhal ayağa kalkar ve elini kaldırır. Ancak tam tokadı atacakken vazgeçip yerine oturur. Üçüncü tokatı yiyince, şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam eder. Dördüncü ise, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmaz.
Bunun üzerine öğrenci durumu Mevlana Hazretleri’ne anlatır. Mevlana Hazretleri şöyle buyurur;” Birinci şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti. İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince tam iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi; “Sana kötülük yapana bile iyilik yap” Onun için döndü, oturdu.
Üçüncüsü hakikat kapısına kadar gelmişti. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bildiği için, Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye, merakından şöyle bir dönüp baktı. Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bildiği için, dönüp bakmadı bile!..”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tırnak Testi…

11223749_938678079532527_3385481245723479396_n[1]

Tırnağınıza bastırın ve ne hızla tekrar kırmızıya döndüğüne bakın. Çabucak tekrar kızarıyorsa kan dolaşımız iyi demektir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mandala Kendini Tanıma Ve Niyetleri Gerçekleştirme Atölyesi

12002156_836102989836018_3930055746485148031_n[1]

Uzun zamandır Mandalalar çok ilgimi çekiyordu. Bunun üzerine daha detaylı öğrenmek için kurslara gitmeye karar verdim. Bu kurslarda niyet, geçmişi geride bırakma, temizlik mandalası gibi çeşitli mandala çizimlerini öğrendim. Aldığım meditasyon ve enerji çalışmalarıyla birleştirerek ”Mandala- Kendine Tanıma Atölyesi” adı altında eğitimlere başlamaya karar verdim. Bu eğitim sırasında uygulayacağım psikolojik testle kendimizi, ihtiyaçlarımızı ve bırakmamız gerekenleri daha iyi anlayacak ve mandala çizerek onlardan özgürleşeceğiz. Bütünün ve hepimizin hayrına olsun… Ve öyle de oldu:)))

5 Aralık Cumartesi 2015

14.00-17.00

Mandala Hakkında Bilgi

Mandala Meditasyonu

Bırakmayı Öğrenme ve Temizlik Mandalaları Çizimi

Mandala Yakma Töreni

Yeniye Yer Açma İçin Deeksa Enerjisiyle Yıkanma

6 Aralık Pazar 2015

14.00-18.00

Hangi Saatlerde Mandala Çizmeliyiz

Kendi Mandalamızı Nasıl Yaratırız

Psikolojik Test ve Değerlendirmesine Göre Niyet Mandalanızı Belirleme

Niyet Mandalası Meditasyonu (Para-bolluk-bereket-aşk gibi niyetleri evrenle paylaşacağız)

Niyet Mandalanızı Çiziyorsunuz ve Deeksa Enerjisiyle Evrene Gönderiyoruz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ensenize kadar gerilimi rahatlatır ve dikkatinizi yeniden toplamanızı sağlar…

12249711_938685542865114_1420777573323656280_n[1]

Sağ avucunuzun ortasını yavaşça bastırın ve saatin tersi yönünde 1 dakika kadar ovalayın. Aynısını diğer avucunuza da yapın. Bu ensenize kadar gerilimi rahatlatır ve dikkatinizi yeniden toplamanızı sağlar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »