SEVGİYİ DAVET EDİN

285[1]

Bir kadın evinden çıktı, evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan üç yaşlı adam gördü. Onlara “Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız. Lütfen buyurun ve bir şeyler yiyin.” dedi.
“Kocanız evde mi?” diye sordular.
“Hayır.” dedi kadın “Dışarıda.”
“O zaman girmeyiz” dediler.
Akşam kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı. Kocası “Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et” dedi. Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti.
“Biz bir eve hep beraber girmeyiz” dediler.
Kadın, “Neden?” dedi. Yaşlı adamlardan biri cevap verdi.

“Onun adı ZENGİNLİKTİR” dedi arkadaşlarından birini göstererek.
Sonra bir diğerini gösterdi. Onun adın da “BAŞARIDIR” ve ben de “SEVGİYİM” dedi ve ekledi:
“Şimdi eşinle konuş ve hangimizi evine davet edeceğinize karar verin.” dedi.

Kadın eve girdi ve olanları kocasına anlattı. Kocası çok sevindi.
“Ne kadar güzel” dedi. “Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle doldursun.”
Kadın; “Neden başarıyı davet etmiyoruz?” dedi.
O sırada onları dinleyen kızları; “Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mı?” diye sordu. “O zaman evimiz sevgiyle dolar.”

Adam; “Bence kızımın tavsiyesine uyalım” dedi. “Dışarı çık ve sevgiyi davet et, sevgi bizim misafirimiz olsun.”

Kadın dışarı çıktı ve sevgiyi seçtiklerini söyledi ve sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı eve doğru yürümeye başladı ve diğer iki arkadaşı da kalktı ve onu takip ettiler.

Kadın şaşkınlıkla; “Ben sadece sevgiyi davet ettim. Siz neden geliyorsunuz?” diye sordu.

Yaşlı adam cevap verdi:
“Eğer siz zenginlik ve başarıyı davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık ama siz beni (SEVGİYİ) davet ettiğiniz için, ben nereye gidersem BAŞARI ve ZENGİNLİK de benimle gelir. HER NEREDE SEVGİ VARSA, ORADA BAŞARI VE ZENGİNLİK DE VARDIR.”

Bu hikayeyi sevdiğiniz herkesle paylaşarak siz de sevgiyi davet edin.

Anonim

Derleyen :  Özlem Çetinkaya  Enerji Terapisti / Yazar

Hayalhanesi.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Gül veren elde gül kokusu kalır.

10689825_728774407197383_6600423103476025153_n[1]

Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar.
Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile birlikte geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar.
Bu, Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Bir kaç ay sonra bitmek tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, eşi ve annesi arasında kalan erkek için cehennem haline gelmiştir.
Artık birşeyler yapmak zorunda olduğunu anlayan genç kız doğruca babasının arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır.
Yaşlı adam ona bitkilerden hazırladığı bir ekstre verir. Bunu 3 ay boyunca hergün kaynananın yemeklerine azar azar kat der. Fakat az koy ki belli olmasın. 3 ay sonra ölsün.
Yaşlı adam genç kıza kimsenin şüphelenmemesi için bu süre zarfında kaynanasına çok iyi davranmasını da öğütler. Çok iyi yemekler yap ona der. Genç kız artık çok iyi davranmaya başlar kaynanasına. Bir süre sonra kız böyle davranınca kayınvalidesi de değişir ve ona kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgarları esmeye başlamıştır. Bu kez genç kız kendini ağır bir yük altında hissetmeye başlar ve yaptıklarından pişman, baharatçıya yeniden gelir.
– Lütfen, der. Artık ölmesini istemiyorum. Şu ana kadar verdiklerimi onun kanından temizleyecek bir şey ver bana.
Yaşlı adam karşısında oturan Li-Li ye bakar ve gülümser.
– Sevgili kızım, der. Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni daha da güçlendirdin hepsi bu. Gerçek zehirse senin beynindeydi. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve gitti beyninden. Dargınlık sevgiye dönüştü. Böylece gerçek bir ana-kız oldunuz.

 Gül veren elde gül kokusu kalır. Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson’dan Yaşamı Anlamlı Hale Getirecek 11 Soru/Cevap

Vücudumuzu meydana getiren moleküllerin, bu molekülleri oluşturan atomların izlerinin sürülebildiğinin farkına varın. Bir zamanlar patlayarak, zengin kimyasal içeriklerini galaksiye saçan ve böylece bakir gaz bulutlarını, yaşamın yapı taşı olan kimyasallarla zenginleştirmiş olan yüksek kütleli yıldızların merkezi çekirdeklerine kadar izleri sürülmektedir. Dolayısıyla hepimiz bağlantılıyız; biyolojik olarak birbirimizle, kimyasal olarak dünyayla ve atomsal olarak da evrenin geri kalanıyla. Bu harika bir şey. Bu beni gülümsetiyor ve aslında sonunda kendimi oldukça büyük hissetmeme sebep oluyor. Evrenden daha iyi olduğumuz için değil, onun bir parçası olduğumuz için. Biz evrenin içerisindeyiz ve o da bizim içimizde.

Ne de güzel demiş Neil deGrasse Tyson.

Ünlü sosyal paylaşım sitesi Reddit’de katıldığı bir söyleşide kendisine sorular soruldu ve o da birebir cevapladı.

İşte bunlardan en ilgi çeken 11 tanesi…

#1

#1

 

Epohs: Zaman, ışık hızı ile göreceli bir şekilde yavaşlıyorsa; bu kabul, zamanın fotonlar için hiç geçmediği anlamına mı geliyor?
Neil Tyson: Evet. Aynen öyle. Fotonlar için ‘işleyen zaman’ diye bir kavram yok. Yani, onların açısından fotonlar ortaya çıktıkları ana hapsolmuş durumdalar, tüm evreni baştan sona kat etmiş olsalar dahi.#2

#2

Guitard00d123: Konu fizik olduğunda her seferinde seni şaşırtmayı başaran bir şey var mı?

Neil Tyson: İlk olarak, elektronun bilinen bir büyüklüğünün olmadığı gerçeği beni her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Elektron, şu ana kadar herhangi bir şey kullanarak icat ettiğimiz en küçük ölçüm birimlerinden bile daha küçük.

İkinci olarak, quark’ların sadece çiftler haline geliyor olması; eğer bir çifti ayırmaya çalışırsan, bunu gerçekleştirmek için sisteme sağlaman gereken enerji, tam olarak spontane bir şekilde iki tane daha quark ortaya çıkarmak ve bu yeni quarkların, birbirinden ayırdığın quarklar ile çift oluşturması için gereken enerjiye eşit.

Son olarak ise dönen bir kara delik içindeki uzay-zaman yapısı, tamamen farklı bir evrenin varlığını olanaksız kılmıyor.

#3

#3

 

h3h: Uzay ile ilgili bilim ve araştırma yapma konusunda çocukları nasıl teşvik edebiliriz? Herhangi bir öneriniz var mı?
Neil Tyson: Konu bilimse eğer çocuklar problem değil. Onlar zaten bilim insanı olarak doğuyor. Problem her zaman büyükler. Çocukların içindeki merakı öldürüyorlar. Sayıca çocuklardan üstünler. Oy verme hakkına sahipler. Kaynaklar onların ellerinde. Bu yüzden benim asıl hedef kitlem yaşça büyük olanlar.

#4

#4

 

Climberslacker: Sence bilimsel anlamdaki en büyük keşfin hangisi? Tüm yaşamın boyunca?
Neil Tyson: Yıllar önce bilim insanlarının evrene dair verileri nasıl elde ettiklerinin dikkatli bir incelemesinin ardından evrende şu ana kadar kayda geçirilmiş galaksilerin on katı galaksi olduğuna dair bir tahmin ortaya atmıştım. Gerçek sayı on değil beş kat daha fazla galaksi olduğu ortaya çıktı. ortaya attığım rakam yanlış olsa da, bu tahmin bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına vesile olmaya yetmişti.

#5

#5

Redwater: İnsanlara söylendiğinde onları düşünmeye iten bilimsel gerçeklerden hangisi favorin?

Neil Tyson: Vücutlarımızı meydana getiren atomların, kimyasal zenginliklerini evrenin her yanına saçan süper novalara kadar takip edildiği ve bu süper novaların (içlerinden en az birisinde hayat olan), gezegenlere sahip yıldız sistemlerini ortaya çıkarıyor olmaları.6

#6

Lordatlas: Sence insan aklı, en sonunda evrenin sonsuzluğunu tam anlamı ile kavrayabilecek mi?

Neil Tyson: Bu endişe uykularımı kaçırıyor fakat, bir tür olarak, evreni tam olarak anlayacak kadar akıllı değiliz. Diğer bir deyişle, nörobiyolojik limitlerimize dair olmamız gerektiği kadar samimi ya da bilgi sahibi değiliz.7

#7

 

Pneumo: 3 tane favori bilim kurgu filmini sayabilir misin?
Neil Tyson: Üçü birbirine denk: The Matrix ilki elbette. İkinci olarak Contact. Ve bir klasik: 2001 A Space Odyssey.

#8

#8

 

Antaresiv: Yirminci yüzyılın az bilinen fakat insanların tanıması gereken bilim insanlarını sorsam?
Neil Tyson: M. Burbidge, G. Burbidge, W. Fowler ve F. Hoyle. Bu kişiler hakkında mutlaka bir şeyler bilin. Google‘i aktif kullanın.9

#9

#9

 

Aggleastronaut: Bilim Senfonisi videoları ile ilgili düşüncen nedir?
Neil Tyson: Yalnızca yaratıcı insanlar kozmik buluşları sahiplendiğinde toplum bilimi olduğu kültürel aktivite olarak kabul edecek. Bu yüzden sanatçıların bu tür girişimlerini alkışlıyorum.

#10

#10

 

Masterofwomen: Müfredata bir ders ekleyecek olsan bu ne olurdu?
Neil Tyson: Her üniversitenin vermesi gereken bir ders: “Birisinin tamamen saçmaladığını nasıl anlarsınız”.

#11

#11

 

İzibo: Genç nesle bir tek şey aşılayabilecek olsa idin, bu ne olurdu? ,
Neil Tyson: Yetişkinlerin göklere çıkarıldığı kadar matah olmadığı ve birçoğunun birçok durumda yanılıyor olduğu olurdu. Çocukları ebeveynler ile yapılan ‘Soru&Cevap’ seansları yerine sık sık kendi keşif yolculuklarına çıkmaya teşvik etmek onlar için son derece ilham verici olabilir.

kaynak: onedio

Büyüklerin De Okuyup Ders Çıkarması Gereken 12 Harika Çocuk Kitabı

Bazı çocuk kitaplarına sadece çocuk kitabı demeye dilimiz varmıyor. Kitabevlerinde çocuk kitapları raflarında dursalar da aslında yetişkinlerin de başucundan ayırmaması, dönüp dönüp tekrar okuması gereken kitaplar bunlar.

Çünkü çocuk kitabı okumak, çocukluğun o saf dünyasına geri dönüş biletidir. İçine bakmanı sağlar, eksiklerini fark etmene, yeniden yeniden dersler çıkarmana yardımcı olur. Kısa bir tatil kaçamağıdır, kafanı boşaltır, ruhunu temizler ve dünyaya farklı gözlerle bakmanı sağlar.

Biz de buradan yola çıkarak büyüklerin de dersler çıkarabileceği ve tekrar okuması gerektiği “çocuk kitaplarının” en önemlilerini derledik.

Haydi zaman makinemize atlayıp çocukluğumuza geri dönüyoruz.

1. Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry

kucuk-prens
Barındırdığı felsefelerle her yıl, her yaş tekrar okunması gereken, her okunduğunda kişiye yeni bir yol açan, yaşınız kaç olursa olsun yeni dersler çıkarabilmenizi sağlayan bir kitap Küçük Prens.

2. Küçük Kara Balık – Samed Behrengi

kucuk-kara-balik
Gölden çıkıp büyük denizlere ulaşmak isteyen küçük bir kara balığın gözünden kendimizi ve dünyayı sorgulamamızı sağlar Samed Behrengi bu kitabıyla. Hayatı yalnızca yemek, uyumak, küçücük dünya sandığı gölde yaşamak olarak görmeyen küçük kara balık insanlığa hala büyük dersler vermeye devam ediyor.

3. Vahşi Şeyler Ülkesinde – Maurice Sendak

vahsi-seyler-ulkesinde
Vahşi Şeylet Ülkesinde aslında anti-otoriter çocuk edebiyatının ilk örneklerinden biri. Hatta kitap zamanında yasaklanmış bile. Sonrasında ise değeri anlaşılmış ve bugün sadece çocukların değil dünya edebiyatının en önemli kitaplarından biri olmuş durumda. Max’ın maceralarında sadece çocuklar değil yetişkinler de kendilerinden bir şeyler bulacak.

4. Momo – Michael Ende

momo
Momo bizi zaman kavramı üzerinde düşündürürken bir yandan da bir çocuk saflığıyla kaybettiğimiz değerleri hatırlatmasıyla aslında her yaşın kitabı. Daha hızlı çalışmak ve daha çok para kazanmak amacıyla zamanın kıymetini bilmeyen insanlar size de tanıdık gelmiyor mu?

5. Cadılar – Roald Dahl

cadilar
Cadılar bir çocuğun cadılarla olan karşılaşmasını ve onların kötü planlarını suya düşürmesini anlatıyor. Ama kitabın alt metnini okuduğumuzda aslında Roald Dahl’ın cadıların varlığı üzerinden son derece zekice bir kapitalist dünya eleştirisi yaptığını fark ediyoruz. Böylelikle Dahl böylelikle yetişkinlere de büyük dersler vermiş oluyor.

6. Gökyüzünden Gelen Pasta – Gianni Rodari

gokyuzunden-gelen-pasta
Gökyüzünden koskocaman bir pasta inse ne olur? Kitapta çocuklar pastayı yemek isterken büyükler pastanın Marslılar tarafından gönderildiğini düşünerek onu yok etme planları yapıyorlar. Kitabın içindeki atom bombasına yapılan göndermeler de boşuna değil yani.

7. Alev Saçlı Çocuk – Christine Nöstlinger

kirmizi-sacli-kiz
Kırmızı saçları yüzünden alay konusu olan küçük kahramanımız saçlarının süper güçlerini keşfeder ve olaylar gelişir. Tabii bu hikayeyi anti-otoriter yazarlardan biri olarak kabul edilen ve sıradan kabul ettiğimiz durumlara keskin bir yaklaşım getirmesiyle bilinen Nöstlinger’den okuyunca aslında çocuk hikayeleri üzerinden biz büyüklere dersler verdiğini de hemen anlayabiliyoruz.

8. Şeker Portakalı -José Mauro De Vasconcelos

seker-portakali
Çoğumuzun ortaokul sıralarında okuduğu Şeker Portakalı’na çocuk kitabı demeye dilimiz varmıyor. Kafası bizden çok farklı çalışan büyüklerimiz de öyle düşünmüş olacak ki kitap Türkiye’de “Türk örf ve geleneklerine aykırı” olduğu ve “müstehcen kelimeler” bulundurduğu gerekçesiyle yasaklanma noktasına geldi bile. Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü olan Şeker Portakalı’nda Zeze’den öğrenecek çok şeyimiz olduğu gerçeğini değiştiremediler ama.

9. Cömert Ağaç – Shel Silverstein

comert-agac
Çevremizdeki ağaçlar ve yeşil alanlar birer birer kesilip gudubet AVM’ler yapılmaya çalışıldığı şu dönemde yetişkin kafamızı açacak bir kitap Cömert Ağaç. Bir çocuk ile ağacın bir ömür süren dostluğunu anlatan kitap bir yandan da çok hüzünlü ve hepimizin çıkarması bir sürü ders barındırıyor.

10. Koyunların Masalı – Gülsüm Cengiz

koyunlarin-masali
Hikayemiz kara koyunlarla ak koyunların sadece renkleri sebebiyle birbirlerinden ayrılmasını anlatıyor. Ama aslında yazar buradan yola çıkarak hem çocuklara hem de yetişkinlere ayrımcılığın ve ırkçılığın ortaya nasıl çıktığını, ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve ne kadar yanlış olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış oluyor.

11. Renkler Küsünce – Neşe Türkeş

renkler-kusunce
Bu aslında bir insan hakları masalı. Kitabın içinden alıntılayalım: “Dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkmıştı. İnsanlar savaşıyor, hastalanıyor, haksızlıklar artıyordu. Dünya’nın bu halini gören renkler küstüler ona. İnsanlara bir ders vermek için tek tek yok olmaya başladılar. Önce maviler kayboldu, sonra sarılar, kırmızılar… Altı kıtadan altı bilge, altı renk kutusunu aramaya koyuldu. Dünya’nın renklerine yeniden kavuşması için kutuları bulup renk perilerinin şifrelerini çözmeleri gerekiyordu. Bilgelerin önünde zorlu bir yolculuk vardı. Kutuları bulup şifreleri çözemezlerse Dünya sonsuza dek siyah beyaz kalacaktı. İnsanlar renklerine kavuşabilecekler mi? Dünya tekrar yaşanacak güzel bir yer olacak mı?”

12. Vapurları Seven Çocuk – Behiç Ak

vapurlari-seven-cocuk
Aslında Behiç Ak’ın hikaye kitaplarının neredeyse tümünü bu listeye dahil edebiliriz. Ama örneğimizi çok sevdiğimiz Vapurları Seven Çocuk’tan vermek istedik. Çünkü metropolleşme, betona dönüşen İstanbul, çevre duyarsızlığı ancak bu kadar naif ve gerçekçi anlatılabilirdi.

Bonus: Lulu Güneşi Arıyor – Kalben Sağdıç

lulu-gunesi-ariyor
Son zamanlarda çıkan ve bizi çok etkileyen bir çocuk kitabından bahsetmezsek olmazdı. Prenses Lulu, annesi Kraliçe Umut’u kaybedince Tek Gezegen’inde güneş doğmaz, kral başta olmak üzere herkes mutsuzdur. Lulu da herkes yeniden mutlu olsun diye annesini aramak için bir maceraya atılır. İçinde bolca metafor barındıran ve umudun, sevginin, dostluğun ne kadar güzel bir şey olduğunu yeniden öğreten bu kitabın her yetişkine bir şeyler katacağından eminiz. Ayrıca Dilem Serbest’in elinden çıkan çizimlerin de en az hikaye kadar etkileyici olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Tüm yetişkinlere iyi okumalar…

kaynak: listelist.com

Duygu Arslan

AZ ve YETERSİZ UYKU NELERE YOL AÇIYOR?

12507535_770645139746957_9163919130140022977_n[1]

Sağlıklı bir hayat sürmek ve sağlığımızı korumak için ihtiyacımız olan şeyleri yeterli ve kararında yapmaktır. Örnek vermek gerekirse az yemek de zararlıdır çok yemek de. Yine aynı şekilde çok uyumak da az uyumak da sağlık için zararlıdır. Yapılan araştırmalar da bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Uzmanlar her insanın günde ortalama 6-8 saat arası uyuması gerektiğini belirtiyor. New York Times’ta yayımlanan makaleye göre yetersiz uyumak sağlığı direk etkileyen faktörlerden birisi olduğu ortaya çıktı. Yetersiz yani az uyumak kalp sorunları, diyabet ve obezite gibi çağımızın en tehlikeli sağlık sorunlarına neden olduğu ortaya çıktı.

Şimdi gelin bu sağlık için zararlı etkilere göz atalım;

👉 Az uyumanın sağlığa zararları:

-Zihinsel süreçleri etkileyerek beyindeki öğrenme, hafıza, yargı, problem çözme gibi işlevleri yerine getiren bölgelerin yenilenmesini önlüyor. Çünkü bu bölgeler uykuda yenilenir.

-Pittsburgh Üniversitesi uzmanlarına göre kalp, akciğer, böbrek rahatsızlıklarına yetersiz uyku direk etki ediyor.

-Az uyumanın neredeyse bütün dokuları etkilediğini belirten ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü kronik hastalıkları da yetersiz uykunun tetiklediğini söylüyor.

-Yetersiz uyku metabolizmanın yavaşlamasına neden olur.

-Az uyku nedeniyle Tip 2 diyabet ortaya çıkar. Bunun neni ise yetersiz uyku uyuyanlarda vücudun glikoz işleme yeteneğini olumsuz etkileniyor.

-Yetersiz uyku hipertansiyonu olan kişilerin kan basıncında günlük yükselmelere yol açıyor.

-Koroner artek ve kalp hastalığı ile bağlantılı olan faktörleri yükseltir. Kalp kireçlenmesine neden olabilir.

-Cleveland Case Western Reserve Üniversitesi araştırmacıları ise ‘Gece 6 saatten az uyurum’ diyenlerde potansiyel olarak kanserli kolorektal polip riskinin arttığını saptadı. (Kalın bağırsak polipleri)

-Çocuklarda yetersiz uyku hormonal kesintilere neden oluyor. Derin uyku sırasında harekete geçen ve büyümeyi etkileyen hormonlar çocukların kas kütlesini ve bağışıklığını etkiliyor.

-Uyku sırasında vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı hücresel hormonları üreten stokinler yavaşlıyor. Kısa uyuyanlar soğuk algınlığı ve grip gibi günlük enfeksiyonlara daha duyarlı oluyor.

-Beyindeki leptin hormonu vücuda yeterli yiyeceği tükettiği sinyalini verir. Ancak uykusuz beyindeki Ghrelin hormonu iştahı uyandırır. Buna göre, az uyuyanlar daha çok abur cubur tüketip daha çok yemek yiyor ve kilo alıyor

Dünyadaki Şefkati Büyütmek İçin 11 Yöntem…

12418099_887642948000742_8201229481748260961_n[1]

1- Gülümseyin: Gülmek sizi ve çevrenizdekileri pozitif bir moda sokar. Kötü hissediyor bile olsanız 30 saniyeliğine de olsa gülümsemeyi deneyin ve yaratacağı farkı görün.
2- İltifatlarınız samimi olsun: İltifat ve komplimanlarınızda içten olun, abartıya kaçmayın. Kişinin görünümü ya da herkesçe bilinen özellikleri yerine pek bilinmeyen yönlerini öğrenin. Mesela soul müziğe olan ilgisini… Ve iltifat edecekseniz bunun hakkında güzel şeyler söyleyerek takdirinizi sunun.
3- Sarılın: Sarılmak da gülmek gibi basit ama etkisi büyük sihirli davranışlardandır. Yakınlık ve samimiyet derecesine göre sarılmaktan, kucaklaşmaktan çekinmeyin.
4- Cesaretlendirin: Dünyada cesaret kırıcı yeterince şey var zaten. Haberler, gazeteler, konu-komşu, eş-dost kötü haberler verip durmuyorlar mı? Yüksek potansiyeli olan çok kişi, sırf cesaret kırıcı şeylerden dolayı başarısızlığa uğramakta. Bu nedenle çevrenizdeki kişilere destek olun, cesaretlerini kırmayın, hayallerine saygı duyun.
5- Pozitif duygular geliştirin: Duygular bulaşıcıdır. Pozitif düşünceyi bulaştırmak için de pozitif ve iyimser yaklaşım geliştirin. Gülümsemek yanında yaşama değer verin, olumlu hatıralarınızı hatırlayın, gündeminizde onlar olsun. Böylece pozitif duygu ve düşünceye doğru sıçrayış gerçekleştirirsiniz.
6- Hızlı ve pratik çözümler getirin: Bazen karşınızdaki kişinin cesarete değil de pratik çözüm yollarına ihtiyacı vardır. Bir kağıt mendil, bir bardak su ya da serinlemek için bir yelpaze olabilir ihtiyacı… Belki de arabadan inerken dengesini yitirmemek için elinizi tutmak istiyor. Bu tür pratik yardımlarda uyanık ve istekli olun.
7- Dinleyin: Bazen yardım falan değildir karşınızdaki kişinin istediği… Sadece konuşmaya ve birilerinin kendisini dinlemesine ihtiyacı vardır. Bu tür durumlarda yargılamadan ve sorgulamadan sadece dinleyin.
8- Perspektifinizi paylaşın: Bazen pireyi deve yaparız. Bazen de ciddi konuları hafife alırız. Karşınızdaki kişinin bu hataya düştüğünü görürseniz kendi görüşünüzü paylaşın. Böylece muhatabınızın kendisini çok üzen durumun aslında gülüp geçilecek bir şey olduğunu görmesini sağlarsınız.
9- Bunalım şarkılar dinlemeyin: Dinlediğimiz müzik ruhsal durumumuz üzerinde son derece etkilidir. Sizi depresifleştiren, bol acılı, bunalım şarkılar yerine canlandıran, mutlu eden şarkılar tercih edin. Bu şarkıları çevrenizle de paylaşın.
10- Küçük nezaket kurallarını es geçmeyin: Kapıdan içeri girerken önceliği yanınızdaki kişiye verin, çerez, bisküvi gibi şeyler yiyorsanız ikram edin, otobüste yaşlı ya da ihtiyaç halinde olanlara yer verin, kapıdan geçtikten sonra hemen ardınızda birinin olduğunu fark ederseniz kapıyı tutun (hızla içeri dalıp kapının yüzüne kapanmasını önleyin). Bunlar küçük ama ince şeylerdir; dikkat ettiğiniz takdirde nezaketinizle muhatabınızı memnun etmekle kalmaz, büyülersiniz.
11- Pozitifi başkalarına bulaştırın: Bir arkadaşınız size pozitif bir şey söyledi ya da böyle bir eylemde bulunduysa size geçen bu pozitif ruh halini siz de başkalarına bulaştırın. Güzel bir şey söyleyin, bir jest yapın ki pozitif zincir hızla büyüsün çevrenizde.
ALINTI

Sen dersin, ‘Ben onsuz yaşayamam’

10411348_1188571364503950_2999765213515314797_n[1]

Sen dersin, ‘Ben onsuz yaşayamam’
Zen der, ‘Bağlanmadan sevmeyi öğrenmelisin’

Sen dersin, ‘her şeyim olsun isterim hayatta’
Zen der, ‘Yoklukta dahi bolluğu hissetmelisin’

Sen dersin, ‘Güzel şeyler hiç mi hiç değişmesin’
Zen der, ‘Tomurcuk çiçek olur, açar, solar..göreceksin’

Sen dersin, ‘Yaptıklarını ona ödeteceğim’
Zen der, ‘Şevkatle, yargılamadan bakmayı bileceksin’

Sen dersin, ‘Konuşalım, halledelim bu meseleyi’
Zen der, ‘Sessizlikte saklı tüm çözümlerin’

Sen dersin, ‘Hayat geçiyor, yapacak çok şey var daha’
Zen der, ‘Bu ne telaş? Sen bir ruhsun,sonsuza kadar vaktin…ॐ…alıntı

Yeşim Kamala Kızılkartalın sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En Popüler Terazi… Pek Sen Nesin???

12509171_1036176319766401_7545469953298060545_n[1]

En Popüler TeRAZİ

En Sosyetik Boğa

En Özlenen Başak

En Sadık Akrep

En Romantik Yengeç

En Aranan Aslan

En Duygusal Balık

En Mutlu Kova

En Çalışkan Oğlak

En Şanslı Yay

En İlgi Odağı İkizler

En Dikkat Çekici Koç

Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz!”

12509735_1182810118403622_4205381778002653106_n[2]

PARADİGMA DEĞİŞTİRMEK ZOR DEĞİL…

“…Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur!”

Örneğin; trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına, hiç susun demeden yolculuğa devam ettiğinde, siz ona “Ne gamsız adam!” diyebilirsiniz. Ama sorsanız, onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

Prof. Covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek çok öfkelenmiş ve “Oğlumu küçümsüyorlar!” diyerek de çok üzülmüş… Yemek molasında oğluna, “Şunların kafasına çantamı indiresim geliyor!” demiş. Oğlu, “Anne, o adam Finlandiyalı, burada simültane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk…” demiş.

Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğa oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve de yemeye başlıyor… Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Herhalde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı! Hemen kadın bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış… Adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta, kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün! Kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu! Meğer, adamın kurabiyesini yiyormuş!

Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz. Covey, bu örnekleri; “Aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler…” diye özetliyor. Buradan yola çıkarak, çözemediğimiz sorunlar için paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor.

Einstein’ın bir sözünü anımsatıyor…
“Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz!”

Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi “Sorunların içinde kaybolmak” yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu aşma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir? Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi vardır. Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen, bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle, onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır…”

STEPHEN COVEY

kaynak: Charlotte Gabayın Facebook Sayfasından Alınmıştır

BEYİN GÜCÜNÜZÜ GELİŞTİRMEK İÇİN 32 ÖNERİ

BEYİN GÜCÜNÜZÜ GELİŞTİRMEK İÇİN 32 ÖNERİ
1. Derin Nefes Alın. Daha fazla hava kanınız –yani beyniniz- içerisinde daha fazla oksijen anlamına gelir. Nefesinizi burnunuzdan alın ve mümkün olduğunca diyafram kasınızı kullanarak ciğerlerinizin alt kısmını doldurmaya çalışın. Birkaç kez derin nefes aldığınızda bu sizin hem gevşemenizi sağlar, hem de daha net biçimde düşünebilirsiniz.

2. Meditasyon Yapın. Şu an hemen uygulayabileceğiniz bir meditasyon tekniği, yalnızca gözlerinizi kapayın ve dikkatinizi nefesinize yöneltin. Kaslarınızı gevşetmeniz meditasyonunuza yardımcı olacaktır. Eğer zihniniz gezinmeye başlarsa dikkatinizi yalnızca nefesinize yöneltin. Beş on dakikalık bir meditasyon sizi gevşetir, zihninizi temizler ve özellikle zihinsel bir iş için sizi hazır hale getirir. Bu konuda sitemizde yer alan meditasyon uygulamalarından yararlanabilirsiniz.

3. Dik oturun. Duruşunuz bedeninizdeki fizyolojik mekanizmaları ve dolayısıyla zihinsel süreçlerinizi etkiler. Bunu kendi kendinize kanıtlayabilirsiniz. Kafanız öne doğru sarkmış, gözleriniz yere bakar ve ağzınız açık biçimde matematik işlemleri yapmayı ya da bir problem çözmeyi deneyin. Sonra aynı şeyi bir de dik vaziyette otururken, ağzınız kapalı ve karşıya ya da hafifçe yukarıya bakar durumda deneyin. İkincisinde zihninizin çok daha kolay çalıştığını göreceksiniz.

4. Doğru düşünme alışkanlıkları. Birkaç hafta belli bir problem çözme tekniği üzerinde çalışın. Kısa sürede alışkanlık haline geldiğini göreceksiniz. Gördüğünüz her şeyi bir an için yeniden dizayn etmeyi deneyin bu da bir süre sonra alışkanlık haline gelecektir. Bir parça çaba sarf ederek yararlı düşünme alışkanlıkları geliştirebilir ve sonra bunları çabasız biçimde kullanabilirsiniz. Alışkanlığın gücünden yararlanın.

5. Ölü zamanları değerlendirin. Arabayla bir yere giderken, bekleme salonunda beklerken, ya da boş boş otururken geçen zaman değerlendirilmezse ölü olur. Bir kasetçalar ya da CD çalar ile arabanızda ya da boş zamanlarınızda yabancı dilde ya da kendi dilinizde bilgilendirici bir şeyler dinleyebilirsiniz.

6. Yabancı dil öğrenin. Yeni bir dil öğrenmenin beyin işlevlerinde yaş ilerlemesine bağlı olarak gelişen performans kaybını azalttığı görülmüştür.

7. Konsantrasyon ve farkındalık egzersizleri. Zihninizi dağılmaktan alıkoyduğunuzda konsantrasyon ve net biçimde düşünme kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Zihninizdeki karmaşayı izlemeyi ve durdurmayı öğrenin. Zihninizin arka planında sizi belli belirsiz biçimde rahatsız eden şeyler dikkatinizi çektiğinde onları halletmenin yoluna bakın. Bu, aramanız gereken birini arayıp o işten kurtulmak ya da yapacağınız işlerin listesini çıkarmak olabilir. Böylece en azından şimdilik yapacağınız işleri unutabilirsiniz. Biraz pratik yaparak bu sizin için daha kolay bir hale gelir ve düşünme süreçleriniz daha güçlü olur.

8. Yazı yazın. Yazmak zihniniz için çeşitli yönlerden yararlıdır. Belleğinize önemli olan şeyleri söylemenin bir yoludur, böylece gelecekte bazı şeyleri daha kolay hatırlayabilirsiniz. Yazmak düşünme süreçlerinizi netleştirir. Yaratıcılığınızı ve analitik becerilerinizi geliştirmek için iyi bir egzersizdir. Günlükler, parlak fikirlerle ilgili notlar, şiir ve hikayeler yazmak zihninizi güçlendirecektir.

9. Mozart dinleyin. California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bir müzik aleti çalan ve koroya katılan çocukların problem çözme ve mekansal düşünebilme konularında diğer çocuklara oranla daha büyük bir gelişme kaydettikleri görüşmüştür. Bir başka araştırmada 36 öğrenciye üç tane mekansal düşünme testi uygulanmış ve ilk testin hemen öncesinde Mozart’ın iki piyano için Re Majör sonatı on dakika süreyle dinletilmiş. İkinci testten önce gevşeme kaseti dinletilmiş, üçüncüden önce ise yalnızca sessizlik içinde oturmuşlar. Bu 36 öğrencinin ortalama skorları şöyle 1. test: 119; 2. test: 111; 3. test: 110.

10. Uykunuza dikkat edin. Herkesin uyku ihtiyacı birbirinden farklıdır. Kendi ihtiyacınızın altında ya da üstünde uyumayın. Uykunun saatinden çok derinliği önemlidir. Gün içindeki kısa kestirmeler beynin dinlenmesi ve şarj olması için oldukça yararlıdır.

11. Kafein. Kahve birçok kişi için zihin açıcı özelliğe sahiptir. Ancak fazla miktarda alındığında zihnin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kafein bazı kişiler için uzun vadede olumsuz yan etkilere sahip olabilir. Ancak kısa vadeli olarak işe yaramaktadır.

12. Şekerden kaçının. Karbonhidratlar genellikle beyninizin bulanıklaşmasına yol açar. Çünkü şeker aldığınızda onu karşılamak için kana insülin salgılanır. Eğer önemli bir zihinsel iş yapacaksanız hemen öncesinde makarna, şeker, beyaz ekmek ve patates cipsi gibi şeylerden sakının.

13. Hızlı okuma. Birçok kişinin inandığının tersine okuduğunuz şeyi daha hızlı okuduğunuzda onu daha iyi kavrarsınız. Daha kısa sürede daha fazla şey öğrenirsiniz ve hızlı okuma gerçekten çok iyi bir beyin egzersizidir.

14. Spor egzersizleri yapın. Egzersizlerin özellikle uzun vadede beyin gücünü geliştirmesi sürpriz değildir. Fiziksel sağlığınızı olumlu yönde etkileyen her şey doğal olarak beyninizi de olumlu yönde etkileyecektir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar 10 dakikalık bir egzersizden sonra bilişsel fonksiyonlarda artış olduğunu göstermektedir. Beyninizi tazelemek istiyorsanız küçük bir yürüyüş ya da birkaç hareket yapabilirsiniz.

15. Daha etkili biçimde öğrenin. Bir şeyi öğrenmeye karar verdiğinizde hem başlamadan önce, hem öğrenme esnasında, hem de sonrasında notlar alın. Başlamadan önce kendinize “Şu an bu konu hakkında neler biliyorum?” diye sorun. Ve bunları bir kağıda not edin. Bu, zihninizi öğrenmeye hazırlayacaktır. Çalışmayı bitirdikten sonra bir sonraki seans için zihninizde birkaç soru olsun. Ve kendi kendinize “şimdi ne öğrendim?” diye sorun.

16. Zihninizi netleştirin. Dağınık odalar ve ofisler dağınık düşünmeyi körükler. Zihinsel işler yapacağınız yeri buna uygun biçimde organize edin. Zor bir zihinsel işe başlamadan önce bedeninizi esnetin ve birkaç derin nefes alın.

17. Eğlendiğiniz bir şeyler yapın. Bu hem stres düzeyinizi düşürmenize hem de beyninizi tazelemenize yardımcı olacaktır. Yalnız burada önemli olan yaptığınız eğlenceli faaliyete aktif olarak katılmanızdır. Televizyon seyretmek böyle bir amaç için uygun değildir. Zihni geliştirici eğlenceli oyunlar oynamak ya da bir hobiyle uğraşmak, kısacası sizi dinlendiren ve eğlendiren bir şeyler yapmak beyninizin daha iyi biçimde düşünmesine yardımcı olacaktır.

18. Beyin egzersizleri yapın. Beyninizi sürekli değişik yönlerde çalıştırın. Bulmaca çözün, satranç oynayın, bir şeyler ezberleyin. Beynin çalıştırılması sürekli yeni nöron bağlantıları geliştirilmesine yol açar.

19. Yeni şeyler öğrenin. Bu beyne egzersiz yaptırmanın bir başka yoludur. Yeni bir şey öğrendiğinizde beyniniz buna uyum sağlamak için yepyeni bağlantılar geliştirmek zorunda kalır.

20. Bir şeyleri iyi yapan insanları modelleyin. Yaratıcı, zeki ve üretken insanlarla birlikte vakit geçirin. Onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın. Onların yaptıklarını yapın ve onların düşündüğü biçimde düşünmeye çalışın. Onların önerilerine dikkatlice kulak verin. Başarılı insanlar genellikle bunu nasıl yaptıklarını bilmez ve kendilerini başarılı görmezler. Onların söylediklerini değil yaptıklarını yapın.

21. Gülün. Güldüğünüzde salgılanan endorfin sayesinde stres düzeyiniz azalır ve bu da beyin için uzun vadede çok yararlı bir şeydir. Gülmek aynı zamanda sizi yeni fikirlere ve düşüncelere daha açık hale getirir.

22. Oyun oynayın. Beynin uyarılması ölçülebilir yapısal değişikliklere sebep olur. Yeni nöron bağlantıları ortaya çıkar ve yeni beyin hücreleri gelişir. Entelektüel oyunların yanı sıra göz – el koordinasyonunu sağlayan her tür oyun beyni uyarır ve geliştirir.

23. Şarkı söyleyin. Arabanızda yolculuk ederken veya yalnız kaldığınızda üzerinde çalıştığınız konuyla ilgili olarak şarkı söyleyin. Bu sizin sağ beyinle temasa geçmenizi ve onu çalıştırmanızı sağlar.

24. Kendinizin farkında olun. Bu beyin gücüyle direk ilgili gibi görünmemekle birlikte çok yakından ilgilidir. Kendinizi daha iyi tanırsanız ego ve duyguların etkilerinden kaçınabilirsiniz. Özellikle bir şeyleri açıklarken ya da tartışırken kendinizi gözlemleyin.

25. Stresten uzak durum. Özellikle uzun vadeli stresin bedeninizde meydana getirdiği hasarlar bir yana, beyninizi de olumsuz yönde etkilemektedir. Stres düzeyinizi bilinçli olarak azaltmak için gevşeme vb. tekniklerden yararlanın.

26. Kendinizi eğitin. Çeşitli araştırmalar az eğitimli kişilerin Alzheimer’a daha fazla yakalandığını göstermiştir. Herhangi bir alanda eğitim almak beyninizi daha güçlü hale getirir.

27. Yağdan uzak durun. Laboratuvar araştırmaları yüksek yağ oranıyla beslenen hayvanların daha yavaş öğrendiklerini göstermektedir. Mümkün olduğunca zeytin yağı ve diğer türden sıvı yağları kullanmaya özen gösterin. Doymuş yağlar beyin hücrelerinin gelişiminde olumsuz etki göstermektedir.

28. Daha az yiyin. Aşırı yemek sindirim için daha fazla kan akışı demektir ve bundan dolayı beyninize daha az kan gider. Bundan dolayı harcadığınız enerjiyle orantılı bir beslenme düzenini benimserseniz bu beyniniz için daha yararlı olacaktır.

29. Şüpheli gıdalardan uzak durun. Aşağıdaki gıdalar beyniniz için zararlı olabilir: Yapay gıda boyaları içeren besinler, yapay tatlandırıcılar, kola, mısır şurubu, yüksek şeker içeren içecekler, hidrojenlendirilmiş yağlar, şeker, beyaz ekmek ve beyaz un içeren diğer ürünler.

30. Kahvaltı edin. Kahvaltı tüm beden için çok önemli bir öğündür. Ve bu konuyla ilgili araştırmalar kahvaltı eden çocukların diğerlerine oranla daha başarılı olduğunu göstermiştir.

31. Soru sorun. Bu beyninizi formda tutmanın çok iyi bir yoludur. Yalnızca kendi zihniniz içerisinde kalsa bile soru sorma alışkanlığını sürdürün. Zihninize gelen her şeyi sorun ve muhtemel cevaplar üzerinde düşünün.

32. Beyin gücünüzü geliştirme planı yapın. Yeni alışkanlıkların edinilmesi yirmi ila otuz gün arası bir süre alır. Bu durumda uyguladığınız herhangi bir egzersizi ya da alışkanlık değişimini en azından üç hafta sürdürmelisiniz. Herhangi bir tekniğin etkisini hemen görebilirsiniz. Ama her tür tekniğin uzun vadeli yararları çok daha fazla olacaktır.

* Alıntıdır

Güven eksikliği aslında yararlı hiçbir şey üretmeyen olumsuz düşüncenin ürünüdür.

motivasyon-filmi-2[1]
Kendine inanmak, özgüvenin ve dingin, huzurlu bir aklın anahtarıdır. Akıl sakinken ve kendinden eminken en iyi şekilde çalışır. Güven eksikliği aslında yararlı hiçbir şey üretmeyen olumsuz düşüncenin ürünüdür.
 
Yönettiğim bir işletme okulunun öğ­rencilerinden biri olan Clara’dan söz etmiştim. Her mezu­numuza yaptığımız gibi, Clara’ya da iki yıllık programını bitirirken bir iş görüşmesi sağlayarak yardımcı olmayı planladık. Ama Clara kendine güvenemedi. Görüşme sa­bahı, başaramayacağına inanmış olarak büroma geldi ve görüşmeyi iptal etmemi istedi.
 
Ne kadar üzgün olduğunu görünce, görüşmeye başka birini göndermeye karar verdim. Ama ayrılmadan önce ona”sana yarın için başka bir görüşme ayarlayacağım ve buna gitmeni istiyorum. Aynı zamanda şunu ‘düşünmeni istiyo­rum: Bu okul bir öğrencisini bir iş görüşmesine gönderdi­ğinde bu, bizim sizinle gurur duyduğumuzu ve yetenekle­rinize güvendiğimizi anlatmamızın bir yoludur. Bizi utandı­racak birini göndereceğimizi sanmıyorsun değil mi Clara? Şimdi tüm yapacağın biraz kendine güven kazanmak,” dedim.
 
Clara çıktıktan sonra şehirdeki bir şirketin genel mü­dürü olan bir arkadaşımı aradım; Jim daha önce benden, büro şefi olarak yetiştirilmek üzere bir erkek aday bulmamı istemişti. Telefonu açtığında, “Selam George. Bana bir er­kek aday bulabildin mi?” diye sordu. “Sana, görüşmeni is­tediğim çok yetenekli birini göndereceğim,” dedim.
 
Sonra ona Clara’dan söz ettim. Jim durakladı. Aradığı kişinin büroda iki numaralı kişi olacağını ve erkek olmasını istediğini söyledi. Ama ben ısrar ettim: “Bu genç bayanla benim hatırım için görüşmeni istiyorum. Çok yetenekli ama buna henüz inanmıyor. Kendine güveni yok. Yalnızca de­neyim olması için birkaç görüşme yapması iyi olur diye düşünüyorum.” Jim gönülsüzce, bir kez denemeyi kabul etti.
 
Ertesi sabah Clara büroma geldiğinde hiç gergin de­ğildi. Gülümsüyordu. Kendine güvenli ve coşkulu görünü­yordu. Görüşme için ayrılırken şunları söyledi: “Bugün o işi alacağım. Kendime güveniyorum Bay Shinn. Benimle gurur duymanızı sağlayacağım.”
 
Bunun yalnızca bir alıştırma olacağını ona söyleyecek cesareti kendimde bulamadım. “Daha önemlisi Clara, ken­dinle gurur duymanı sağla,” dedim. Clara ayrılırken onun görüşmeden çok önemli bir deneyim kazanacağını umu­yordum.
 
Telefon çaldı. Arayan Jim’di. “Bana doğru kızı gön­derdiğinden emin misin?” dedi.
 
— Adı Clara mıydı?
— Öyle söyledi
— Öyleyse doğru kızdı. Ne oldu?
 
— Şey… Senin anlattığın gibi değildi. Ben ürkek birini bekliyordum; bu kız kendine güven ve coşku doluydu. El sıkıştığında neredeyse birkaç parmağımı kırıyordu.
 
— Öyle mi?
 
— Birkaç dakika konuştuk. Sonra ona sordum: “Clara, hızlı daktilo kullanmayı bilir misin?” Güvenle yanıt verdi: “Evet efendim. Hiç hatasız, Dakikada yetmiş kelime yaza­bilirim” “Peki,” dedim , “bu önemli görev için iyi hesapla­ma yapabilen birine gereksinimimiz var,” Clara masama yaklaştı ve “Hiç hatasız, bütün muhasebe kayıtlarını incele­yebilirim,” dedi. Deneyimsiz birinin bu kadar kendine gü­venli olduğuna inanamıyordum. Ve işe almadan önce ona bir soru daha sordum: “Clara, hiç yalan söyler misin?” Gü­lümsedi, gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi: “Hayır efen­dim, ama öğrenebilirim!”
 
Clara kendiyle gurur duymayı başarmıştı. Ve bu sırada özgüvenle ilgili çok önemli bir şey öğrenmişti: Kendine güvenli görünürsen ve davranırsan kendine güvenli “olur­sun”.
 
 
*Alıntı. dr.pıst.

Size Bir Sır Verelim: Kendinizi Herkese Sevdirmek Zorunda Değilsiniz

İnsan olmak zor zanaat. Özellikle çoğumuzun yaptığı gibi sevgi arayan bir insan olmak. Kendimizden yeni ve çarpık versiyonlar yaratıp onların içinde kaybolmamıza yol açabilir.

İnsan olmak zor zanaat. Özellikle çoğumuzun yaptığı gibi sevgi arayan bir insan olmak. Kendimizden yeni ve çarpık versiyonlar yaratıp onların içinde kaybolmamıza yol açabilir.

aqma size bir sır verelim.

Ama size bir sır verelim.

Kendinizi herkese sevdirmek gibi bir vazifeniz yok. Bu yalnızca imkansız değil, aynı zamanda sizi yorup kendiniz gibi hissetmenizi engelleyen bir şey.

Sizin hayattaki vazifeniz kendinize dikkat etmek. Ve bunu yapmanıza engel olmayan ve hatta bu konuda sizi destekleyen insanlar bulmak.

Onları desteklemek de sizin vazifelerinizden biri.

Onları desteklemek de sizin vazifelerinizden biri.

 

Ama bu yaptıkları her şeyi onaylayıp, kabul etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. Karşınızdakilerden beklediğiniz sevgi, nezaket, söz ve davranışlar konusunda sizin de üzerinize düşeni yapmanız anlamına geliyor.

İncelik oldukça kıymetli görülse de, çoğu zaman sahte ve yorucudur. İçimizden gelen sesi susturduğu için bazen bizi yalancı durumuna düşürür.

İncelik oldukça kıymetli görülse de, çoğu zaman sahte ve yorucudur. İçimizden gelen sesi susturduğu için bazen bizi yalancı durumuna düşürür.

 

Kendi hislerinizi görmezden gelmek duygusal yönden çok emek gerektirir. Bu da yorucudur.

Kendi hislerinizi görmezden gelmek duygusal yönden çok emek gerektirir. Bu da yorucudur.

 

Dikkatinizi, nazik olmak yerine doğru ve dürüst, bir yandan da hem kendinize hem de başkalarına karşı merhametli olmaya verin. Sahte incelik, merhametli olmak değildir.

Dikkatinizi, nazik olmak yerine doğru ve dürüst, bir yandan da hem kendinize hem de başkalarına karşı merhametli olmaya verin. Sahte incelik, merhametli olmak değildir.

İyi olmaya da odaklanın — kendinize ve başkalarına.

İyi olmaya da odaklanın — kendinize ve başkalarına.

herkes tarafından sevilmemek ve herkesi sevmemek bir sorun değil. Sevdiğiniz şeylerin ve insanların farkına varmak aslında gitgide kendinizi keşfetmeniz anlamına geliyor.

Herkes tarafından sevilmemek  ve herkesi sevmemek bir sorun değil. Sevdiğiniz şeylerin ve insanların farkına varmak aslında gitgide kendinizi keşfetmeniz anlamına geliyor.

Neyi/kimi sevdiğinizi ya da sevmediğinizi idrak ederek kendinizi gerçekleştiriyorsunuz ve gerçek size dönüşüyorsunuz.

Neyi/kimi sevdiğinizi ya da sevmediğinizi idrak ederek kendinizi gerçekleştiriyorsunuz ve gerçek size dönüşüyorsunuz.

 

Ve bu oldukça iyi bir şey.

kaynak: onedio

İlişkinin Başlarında Bahsi Geçen Fakat Asla Gerçekleştirilmeyen 15 Vaat

Her ilişkide cicim ayları yaşanır. Bitmek bilmeyen romantik dakikalar, çevrenizdeki insanları kıskandıracak öpüşmeler koklaşmalar, birbirinizin gözünün içine bakmalar… Tüm bunlar ömür boyu sürsün isteriz ama nasıl ve neden olduğunu anlayamadığımız bir şekilde bu muhteşem yaşantılar yalnızca birkaç ay sürüyor. Birbirimize tutamayacağımız sözler vermekte üstümüze yok zaten. Hem beklentiyi de yükseltiyoruz böyle yapınca. Sevgilisine “beni seviyorsan hadi camdan atla” diyecek hale geldi insanlar.

1. Bizim her günümüz birbirinden özel olacak.

Bizim her günümüz birbirinden özel olacak.

 

Ne yazık ki bunu söyleyen insanların çoğu, bir süre sonra, yıl dönümü, doğum günü gibi unutulması kabul edilmeyecek özel günleri bile unutuyor. Bari gelirken bahçeden bi çiçek koparsaydın ya
2. Biz asla diğer çiftler gibi olmayacağız.
Biz asla diğer çiftler gibi olmayacağız.

 

Birbirinize öyle alışıyorsunuz ki, ilişkinin bir süre sonra sıradan bir şekilde ilerlemesi kadar normal bir şey yok aslında. Hangi yemeği sevdiğini, sabahları kaç dilim ekmek yediğini, çaya kaç şeker attığını bilmek sizi sıkıcı değil güçlü bağları olan bir çift yapar. Bu yalana hiç gerek yokmuş aslında değil mi?
3. Benim için her zaman arkadaşlarımdan önce geleceksin.
Benim için her zaman arkadaşlarımdan önce geleceksin.

Elbette sevgiliniz hayatınızdaki pek çok insandan önemlidir fakat birkaç ay sonra erkek arkadaşlarınızla maç izlemek için sevgilinize yalan söylemek istemiyorsanız en başta dürüst olmanızı öneririm.

4. Tabi ki senin her halin güzel. Sabah yeni uyanmış halin bile Victoria’s Secret mankenlerine taş çıkarır. Hayatımdaki en güzel kadın hep sen olacaksın.

Tabi ki senin her halin güzel. Sabah yeni uyanmış halin bile Victoria's Secret mankenlerine taş çıkarır. Hayatımdaki en güzel kadın hep sen olacaksın.

 

Her ne kadar bu cümlenin gerçek olmasını diliyor olsak da aynı cümleyi kuran adam birkaç ay sonra sizi makyajsız görünce “aşkım neyin var hasta mısın” diyebilir.
5. Şifrelerini istemiyorum. Sana güveniyorum.
Şifrelerini istemiyorum. Sana güveniyorum.

Ben sana güveniyorum aşkım sen de bana güven. Güvensiz ilişki temeli sağlam olmayan binaya benzer diyen sevgiliniz bir bakmışsınız e-devlet şifrenizi bile isteyecek hale gelmiş.

6. Ben evcimen bir insanım. Hiç sevmem öyle sabahlara kadar o mekandan o mekana dolaşmayı

Ben evcimen bir insanım. Hiç sevmem öyle sabahlara kadar o mekandan o mekana dolaşmayı

&

En gereksiz yalanlardan biri de bu. Dışarı çıkıp eğlenmenin nesi kötü yahu? Tabi ki her gece evin yolunu unutacak kadar dağıtmayın kendinizi ama birlikte dans gecelerine gitseniz fena olmaz mıydı?
7. Futbol severim tabi ama senede birkaç kez maç izlerim. Onlar da önemli derbiler, milli maçlar falan.
Futbol severim tabi ama senede birkaç kez maç izlerim. Onlar da önemli derbiler, milli maçlar falan.

Bu cümleyi kurduğunu duyduğum son erkek, ismini bile ilk kez duyduğum bir ülkenin ikinci lig maçlarını takip ediyordu.

8. Asla senin telefonunu karıştırmam. Senin de kendine ait özel bir dünyan var ve buna saygı duyuyorum.
Asla senin telefonunu karıştırmam. Senin de kendine ait özel bir dünyan var ve buna saygı duyuyorum.

Gülüp geçin bu cümleye. Siz lavaboya gittiğinizde telefonunuzu alıp tüm mesajlarınızı okuması, arama geçmişinizi incelemesi ve hatta galerinize göz gezdirmesi  yakındır.

9. Ben hiçbir zaman soğan yemem.

Ben hiçbir zaman soğan yemem.

İlişkinin başlarında dürümü soğansız yemek, ay ben kelle paçadan nefret ederim demek, pizzayı çatal bıçakla yemeye çalışmak hepimizin yaşadığı şeyler. Kasmayın kendinizi. “Usta bize iki soğanlı dürüm” demenin rahatlığını yaşayın

10. Tabi ki ilerde de sana bu kadar çok mesaj atacağım. Sana günaydın demeden güne başlayabileceğimi nasıl düşünürsün

Tabi ki ilerde de sana bu kadar çok mesaj atacağım. Sana günaydın demeden güne başlayabileceğimi nasıl düşünürsün

Haklı. Uzun bir süre o günaydın mesajları hiç kesilmez. Sonra bir bakmışsınız bırakın günaydın mesajını attığınız mesaja cevap almanız bile saatler sürüyor.

11. Çok güzel kahvaltı hazırlarım. Bundan sonra her Pazar sana dünyanın en güzel kahvaltısını hazırlayacağım

Çok güzel kahvaltı hazırlarım. Bundan sonra her Pazar sana dünyanın en güzel kahvaltısını hazırlayacağım

Erkekler gerçekten mutfakta tek bir yiyecekte uzman olabiliyorlar. Krep, menemen, omlet gibi basit tatlarda oldukça iyiler. Fakat bunu yaparken mutfağı savaş alanına çevirdikleri için bir daha yapmamalarını sağlıyoruz. O mutfağı toplamaktansa bir ömür kahvaltı hazırlamayı tercih edersiniz.

12. Ben sanatsal aktiviteleri, kendime bir şeyler katmayı çok severim. Ayda iki kez sinemaya ve tiyatroya gitmezsem kendimi eksik hissediyorum.

Ben sanatsal aktiviteleri, kendime bir şeyler katmayı çok severim. Ayda iki kez sinemaya ve tiyatroya gitmezsem kendimi eksik hissediyorum.

Hmm. Sanata ilgisi olan birikim sahibi bir erkek fakat nasıl olduysa sevgili olalı 5 ay oldu ama sanata en yakın yaptığı şey internetten korsan film indirmek oldu

13. Kadınların ne giydiğine karışmayı çok ilkel buluyorum. Sonuçta sen ne giyip giymeyeceğine karar verebilecek olgunluğa ve özgürlüğe sahipsin

Kadınların ne giydiğine karışmayı çok ilkel buluyorum. Sonuçta sen ne giyip giymeyeceğine karar verebilecek olgunluğa ve özgürlüğe sahipsin

Giydikten sonra nasıl olmuş diye sorduğunuz tüm eteklere “hangi etek” diye cevap vermesine çok az kaldı. Mini eteklerinizle vedalaşmaya başlayın.

14. Sürpriz yapmaya bayılırım. Sevdiğim kadını şımartmaktan daha doğal ne var ki

Sürpriz yapmaya bayılırım. Sevdiğim kadını şımartmaktan daha doğal ne var ki

1 yıllık ilişkide sadece bir kez sizin zorlamanızla çiçek alacak erkeğin en tatlı
yalanıdır bu. O aldığı çiçeği de taşımaktan utandığı için çantasında veya bir
poşette getirir size

15. Biz hiç ayrılmayacağız.

Biz hiç ayrılmayacağız.

 

(üç ay sonra birbirlerini parçalayacak duruma geldiler)  Biz de isterdik tüm aşklar sonsuza kadar sürsün, hiç kavga edilmesin, minik tatlı bebeklerimiz olsun ama gerçekçi olmak lazım. Sonsuz ve mutlu aşk her insanın başına gelmeyecek kadar nadir bulunan bir mucize.
kaynak: onedio

Ling Gu Noktası: Anlık Siyatik Ağrı Kesici

Bu tekniği evde kendi kendinize, adet kaynaklı veya baş ile sırt ağrısı gibi durumları anlık rahatlatmak amaçlı, belirli bir bölgeye parmaklarınızla baskı yapmak sureti ile uygulayabilirsiniz.

Akupunktur alanı dahilinde kullanılan, sizi iyi hissettirecek ve ağrı veya hastalıklardan kurtulmanıza yardımcı olacak çeşitli hayati noktalar bulunmaktadır. Bütün bir akupunktur seansı, birçok farklı noktaya odaklansa da, bu noktalar belirli tip ağrılardan kurtulmak için en önemli olanlarıdır.

Bu makalede, size Ling Gu noktasından bahsedeceğiz. Bu da siyatik ve sırt ağrısı konusunda size ani rahatlama sağlayacak olan noktadır. Daha fazlasını, takip eden makaleyi okuyarak öğrenebilirsiniz.

Ling Gu: Dikkat Edilmesi Gereken Bir Nokta

Ling Gu noktası, günlük hayatta, sırt ağrısı ile ilgili birçok problemi iyileştirebilir. Bu yüzden, özellikle bu nokta, gün boyu masa başında çalışmak zorunda olan insanlar arasında, oldukça popülerdir.

Bu akupunktur noktası, hastalarına uyguladığı tedaviler sayesinde, hastalarının teşekkürlerini alan ve ülkesinin tamamında adını duyurmuş, Çinli bir doktor olan, Üstad Tung tarafından keşfedilmiştir. O, diğer tüm akupunkturculardan farklı olarak, daha az sayıda iğne kullanarak daha büyük etkiler yaratabilmiştir.

Akupunktur2

Üstad Tung tarafından keşfedilen bu noktalar, nesiller boyu, bir aile sırrı olarak saklanmıştır. Sonra üstad bunları bir grup öğrenciye öğretmeye karar vermiştir. Bugün, bizler de bu şekilde bu faydalı bilgilere sahip olabiliyoruz.

Ling Gu noktası, elin üst kısmında yer almaktadır. Daha kesin tarif ile, birinci ve ikinci tarak kemiğinin, yani baş parmağı ve işaret parmağının ortasında ve baş parmağın, diğer parmaklardan daha bağımsız olmasını sağlayan yumuşak bölgenin biraz üst kısmında bulabilirsiniz. Eğer diğer elinizden bir parmağınız ile bu noktaya dokunursanız, boş bir alan bulursunuz.

Eğer bu nokta üzerinde, doğru olarak çalışabilirseniz, siyatik ağrısı ve sırt ağrısı problemlerinizde, hızlıca bir rahatlama sağlayabilirsiniz. Sırtınızın alt kısmından, bacaklarınıza ulaşan bu korkunç ağrı, insanları genellikle günlük aktivitelerini yapmaktan alıkoyacak derecelere ulaşabilir.

İstenilen etkiyi yaratabilmek için, iğne Ling Gu noktasının ters olanına yerleştirilmelidir. Diğer bir deyişle, eğer sağ bacağınızda ağrı hissediyorsanız, sol elinizdeki nokta ile çalışmalısınız. Vakaların %75’inde, tedavi uygulanan insanlarda rahatlama hissi, sadece birkaç dakikada oluşmaktadır.

Bu nokta, çeşitli sırt ağrılarında olduğu gibi; baş ağrısı, ayak ağrısı, adet sancısı ve bel felci gibi ağrılara karşı da uygulanabilmektedir. Hamile kadınlarda, bu noktaya dokunulmamalıdır bile, çünkü bu, doğumu tetikleyebilir.

Akupunktur4

Sadece Elinizi Sıkarak Ağrıyı Rahatlatabilirsiniz

Ling Gu uzmanlarına göre (Hegu olarak da bilinirler), baş parmağınız ile işaret parmağınız arasındaki bu noktaya baskı uygulamak, kaygı durumunu sakinleştirebilir ve sırt ağrısını rahatlatabilir. Baş ağrısı ve diş ağrısı gibi, siyatik ağrısı için de oldukça etkilidir. Akupunkturcular, bu bölge ile çalışmak için iğne kullanırlar; ancak siz bir miktar baskı uygulayarak da bu bölgede çalışabilirsiniz.

Çin akupunkturunca tanınmış, vücut genelinde Ling Gu’nun da içinde bulunduğu, 300′ den fazla nokta bulunmaktadır; ancak bu nokta özellikle omurga ve sırt ağrısı söz konusu olduğunda, rahatlatıcı anlamda en etkili ve önemli olanıdır. Kanıtlanması açısından yapılan bir çalışma bulunmamasına rağmen, geleneksel Asya tıbbına göre, yüzyıllardır en ”favori” tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Ling Gu noktasının nasıl çalıştığı konusunda kimse kesin bilgiye sahip değildir. Yakın zamanlarda yapılmış bir araştırmaya göre, akupunktur iğneleri ile el üzerinde yapılan tedaviler, kan dolaşımını hızlandırarak ağrıyı hafifletme konusunda etkilidirler. Diğer araştırmalar da bu tedavinin doğal analjezik olarak da bilinen endorfin hormonu üretimini arttırdığını göstermektedir.

Akupunktur3

Akupunkturcular, kişisel tedavi planlarının bir parçası olarak Ling Gu noktasını kullanarak ağrıları iyileştirme eğilimindedirler. Bu plan, vücudun tamamında bulunan daha birçok noktayı kapsamaktadır. Örneğin, Ling Gu noktası, her iki durumda da kullanılabilecek ortak payda olsa da; kaygı sorunu yaşayan insanlar için çalışılan noktalar, adet krampları için çalışılanlardan farklıdırlar.

Eğer kendi Ling Gu noktanız ile çalışmaya karar verirseniz, akupunkturcular diğer elinizin bir parmağı ile bu elinizin baş parmağı ile işaret parmağı arasındaki derili bölgeye bastırmanızı önermektedirler. İşaret parmağınızı, bu noktaya yerleştirin ve sertçe bastırın. Eğer bu hareketi doğru yapıyorsanız, acıtacaktır.

Rahatlama için bir veya iki dakika yeterli olacaktır ancak asıl tedaviyi, 20 ile 40 dakika arası sürekli uygulama sonrası tecrübe edebilirsiniz. Bir müddet boyunca bir elinizin parmağı ile diğer elinize baskı uygulamak, herhangi bir rahatlama sağlamadıysa, diğer elinizle deneyin.

Bu tedavideki fikir, kendi kendinize, evde, ofiste veya otobüste işe giderken uygulayabilecek olmanızdır. Bir uzman gözetiminde olmadan veya gerekli bilgiyi edinmeden, iğne kullanmanızı önermiyoruz. Ling Gu noktasına baskı uygulayarak; sırt ve siyatik ağrısını olacağı gibi baş ağrısı ve adet kramplarını da minimuma indirebilmeniz mümkündür. Otuz dakika boyunca baskı uygulamayı deneyerek işe başlayın ve uygulamak için ağrının artarak kımıldamanıza dahi engel oluşturmasını beklemeyin.

kaynak: sağlığa bir adım

Akupunktur[1]

Kulak Masajı Yaparak Stresi Hafifletin

timthumb[1]

Stres ve gerginliği rahatlatmak amaçlı kulağınıza uygulayacağınız masajın, başka iyileştirici etkileri de bulunmaktadır.

Stres bugünlerde, insanların en çok yakındıkları konulardan biridir. Yaşam tarzınız, gürültü, sorumluluklar ve diğer durumlar yoğun fiziksel ve duygusal gerginliğe yol açabilir ve yaşam kalitenizi ciddi oranda düşürebilir.

Stresli yaşayan insanlar, hayatlarını daha ileri derecelerde etkileyecek daha farklı sağlık problemleri de yaşarlar. Örneğin stres; yoğun baş ağrısı, kaygı, titreme, terleme, kas ağrısı, sindirim problemleri, baş dönmesi, sık idrara çıkma ihtiyacı ve benzeri sorunlara yol açar.

Stresin, günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmesinden kaçınmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekse de; her birimiz stresi, hayatlarımızın herhangi bir döneminde, herhangi bir seviyede yaşadık veya yaşayacağız. Eğer kendinizi sık sık stresli hissetmeye başlarsanız, daha ciddi durumların oluşmasının önüne geçebilmek için, doktorunuzla görüşmelisiniz.

Stres ve kaygıyı kontrol etmek amaçlı birçok tedavi yöntemi mevcuttur. Pek çok insan bu tekniği bilmese de, kulağınızdaki belirli bir bölgeye uygulayacağınız masaj, anlık olarak stresi rahatlatıcıdır. Bu tekniğin çok bilinmediğini bildiğimiz için, bir sonraki stres atağında kendinizi koruyabilin diye, bu konuda sizlere bilgi vermek istiyoruz.

Stresten Kurtulma Amacıyla Kulağa Nasıl Masaj Yapılır?

Stresinizi rahatlatmak amaçlı kulak masajına başlamadan önce, uygulamanız gereken çok önemli bir ilk adım vardır. Bu bağlamda öncelikle, gününüzü olumsuz etkileyen ve sergilemiş olduğunuz davranışlardan kaynaklanan negatif duygulardan uzaklaşmalısınız. Duygularınızı bastırmayın, onları sadece bir kenarda bırakmayı deneyin. Böylece; hayal kırıklığına uğramış, sinirli veya huysuz olmanıza sebep olan gerginlik ve stresten uzaklaşmayı deneyebilirsiniz.

ruh-hali

Sizi, kendiniz gibi hissetmekten alıkoyan negatif enerjiden arındıktan sonra, bir sonraki adım olarak, fiziksel anlamda stresi bu akupresür teknik ile uzaklaştırabilirsiniz. Rahatlamanıza yardımcı olmasına ilaveten, bu teknik, vücudunuzda gerginlik kaynaklı oluşan şişkinlik ve ağrıdan kurtulmanıza da yardımcı olur.

Eminiz ki, birçoğunuz, basit bir kulak masajının üzerinizde bırakacağı etkiyi gördüğünüzde şaşıracaksınız. Vücudun, bu çoğu zaman görmezden geldiğimiz kısmı, masajın uygulanışına bağlı olarak, birçok iyileştirici etkiye sahip olabilmektedir. Bu masaj, nöro-vericiler aracılığı ile, organizmanın iyileşme mekanizmasını kullanır, böylelikle çok geniş bir iyileştirme etki alanına sahiptir. Eğer bu masajı bir başkasının yapmasına izin verirseniz, ayrıca duygusal anlamda da heyecanlı hissedersiniz. Bu olur çünkü kulak bölgesinde birçok sinir bulunur. Bu ayrıca, masaj uygulandığında rahatlamamızın da temel sebebidir.

Stresten-korunabilirsiniz

Kulağınızda masajı uygulayacağınız noktanın adı Çin kültüründe ”Göksel Kapısı” anlamına gelen Shen Men ismi ile bilinmektedir. Bu nokta, gerginlikle savaşmamıza, enerji akışımızın hızlanmasına ve genel anlamda iyi hissetmemize yardımcı olur.

Shen Men noktası, kulağınızın üst üçüncü merkezinde bulunur ve size ağrı ve stresten kurtulmakta yardımcı olabilir

Masaj Nasıl Uygulanır?

Uzmanlar bu konuda birçok harika tavsiyede bulunmaktadırlar. Böylelikle insanlar bu akupresür teknikten faydalanarak, kendilerini daha rahatlamış ve az stresli hissetmeye başlarlar. Haydi birlikte göz atalım:

  • Bu bölgeye, pamuklu kulak çubuğu ile nazikçe masaj uygulayabilirsiniz. Belirtilen noktaya hafifçe bastırın ve ince hareketlerle masaj uygulayın.
  • Derin nefes alın ve vücudunuzun söylemesi gereken şeyleri dinleyin.
  • Bu nefes egzersizine; nefes alırken solunuza, verirken de sağınıza bakarak, devam edin.
  • Bu terapiyi birkaç dakika uyguladıktan sonra, vücudunuzda ve zihninizde bir rahatlama hissi yaşayacaksınız. Bu tedavideki en önemli nokta konsantre olmak ve negatif enerjiden kurtulmak için elinizden gelenin en iyisini yapmaktır.

İlave İpuçları

  • Kulağınızdaki bu bölgeye masaj uygulamak için, dilerseniz parmaklarınızı da kullanabilirsiniz. Bu numarayı, ne zaman stres veya gerginlik kaynaklı ağrı hissederseniz, kullanabilirsiniz.
  • Eğer mümkünse, bu egzersizi her gece, yatmadan önce uygulamayı denemelisiniz.

timthumb[1]