40 Altın Nasihat

images[5]

 

1- Aklını kullan.
2- İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.
3- Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma. Acı çeken sen olursun.
4- İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.
5- Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.
6- Güvenmediğin biriyle asla çıkma.
7- Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme.
8- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
9- Kimseye yalvarma.
10- Asla dönüp de arkana bakma.
11- Sır tutmasını bil.
12- Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla
sevgilin için satma.
13- Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı kendini üzme, sorun sen değilsin.
14- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
15- Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla göz yaşı için
asla yumuşama.
16- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
17- Seni dinleyip anlama niyeti olmayanlarla tartışma.
18- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
19- Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır verme.
20- Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.
21- Kendini öven insanlardan kaç.
22- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
23- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
24- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların
öğütlerini göz ardı etme.
25- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.
26- Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.
27- Sen istemediğin sürece tanrı dışında kimsenin seni üzemeyeceğini
aklından çıkarma.
28- Göz yaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
29- Sana bahsedilen zekâyı kullanmayarak tanrıya hakaret etme.
30- Senin zekâna inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
31- Kendini sev.
32- Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.
33- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek
olduğunu unutma.
34- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma .
35- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın
insanların değerini bil.
36- Aşkta bile mantığına küsme. Kalbin doğru yolu bulacak içgüdüye sahip
değil.
37- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat
verme.
38- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.
39- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
40- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme……

Nur Demirin Sayfasından Alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

5 ELEMENTIN YÜZDEKI BELİRTİLERİ

Rozasea-yuz-kızarikligi[1]

Çin tıbbına göre vücuttaki organların insan yüzünde belirti verdigi bölgeler vardır.

KALP, Ateş elementinin bir organıdır. Ve kalbin görüntüsü, sağlığı, iyiliğinin yansıdığı yer, yani bedendeki görüntüsünün yansıdığı yer… YÜZ’dür. Yani ne demek bu, ‘İnsanın Yüzü güzelse, Kalbi de güzeldir’.. Tabii burada bahsedilen, kaşın, gözün, ağzın, burnun muntazam olması değil.. Yüzün güzel bakması, şefkatli, sevecen olması.. Pek çok şey denebilir de, netice bakılan yüzden insana güzel duygular yansıması burada bahsedilen şey.

KARACİĞER, Ağaç elementinin bir organıdır. Ağaç elementinin görüntüsü bedende, TIRNAKLAR’a yansır. Karaciğer sağlıklı ve işlevi iyi ise, tırnaklar sağlıklıdır.

DALAK ve MİDE, Toprak elementinin organlarıdır. Toprak elementinin görüntüsü, DUDAKLAR’a yansır.

AKCİĞERLER, Metal elementinin organlarıdır. Metal elementinin görüntüsü, VÜCUT KILLARI’na yansır.

BÖBREKLER ve MESANE(idrar torbası), Su elementinin organlarıdır. Su elementinin görüntüsü, SAÇ’lara yansır. Sağlıklı, canlı saçlar, bedende su elentinin sağlıklı çalıştığını gösterir.

Kaynak: Evrensel Şifa

Negatif enerjilerden kurtulmak, temizlenmek ve arınmak için çok kolay uygulayabileceğiniz bir arınma tekniğini

çok-boyutlu-farkındalık-300x199[1]

Negatif enerjilerden kurtulmak, temizlenmek ve arınmak için çok kolay uygulayabileceğiniz bir arınma tekniğini sizinle de paylaşmak istedim.

Sessiz bir ortama çekilin ve aşağıdaki uygulamayı bire bir yapın.

Gözlerinizi kapatın kendinizi pembe bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Sevgiyim” deyin.

Bunu istediğiniz kadar yapabilirsiniz. Bir kaç saniye yada bir kaç dakika size kalmış ama ben 2-3 dakika kadar sürdürüyorum.

Daha sonra kendinizi yeşil bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Refahım ” deyin.
Daha sonra kendinizi mavi bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Huzurum” deyin.
Son olarak kendinizi beyaz bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Evrenle birim” deyin.

İmgelemelerinizi bitince gözlerinizi açmadan şu kalıbı bir yada birden fazla tekrar edin.

“Ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim”

Arındım, temizlendim ve evrenle uyum içinde olduğumu kabul ettim.

Bu benim çok sevdiğim bir arınma çalışmasıdır, ne zaman isterseniz yapabilirsiniz.
Hatta gün içinde ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim şeklinde afirmasyonda yapabilirsiniz.

kaynak reiki enerji nilgün

Kötü mevsim yoktur, doğa güzelliğini hep sunar: Kolyada

Kolyada Kolyada
Noel arifesine doğru yürü
Kolyada Kolyada
Penceremize o kek bırakacak
Kolyada Kolyada
Bu kutsal gecede bize duaya gel
Kolyada Kolyada
Gel ve Noel gününü bize getir”

Kolyada Günü için yapılan bir şarkıda böyle çağırıyor halk Kolyada’yı. Onun için bestelenen “Shchedryk” adlı bu güne özgü bir başka şarkıda da benzer istekler ve umutlar sıralanıyor. Kadınlar ve erkekler kutlamada doğayla kucaklaşıyorlar ve güzel günleri diliyorlar.

 

Kökeni Antik Çağ’a dayanan bu dini ritüel, Slav ülkelerinde kutlanan bir kış festivali aslında. Günleri ülkeden ülkeye farklılık gösteren bir Noel geleneği olan Kolyada, ocak ayında kutlanıyor fakat bazen tarihler farklılık gösterebiliyor. Genel olarak Antik Çağdan kalma bir tarih olarak 7 Ocak tercih ediliyor. Zira Gregorian Takvimine göre hareket ediliyor. Ortodoks inancının bir parçası gibi olan bu ritüelde, pagan inancından izler yer almakta. Her ne kadar Kolyada yani Noel Tanrısı bir erkek olsa da temsili bir doğa ananın bulunması, kadınların ritüelin pek çok anında belirgin bir şekilde yer alması ve kutlamanın doğa ile iç içe yaşanması, Pagan kültürünü anımsatmakta.

Kolyada 1
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Antik döneme tarihlendirilen Kolyada’nın, mitolojik bir yanı da var aynı zamanda. Buna göre Tanrı Kolyada –ya da başka bir kaynakta yer alan, büyük ihtimalle daha doğru olan söylenişiyle Noel Baba– 8 bin 500 yıl önce doğdu, doktrinlerinin olduğu bir kitabı da vardı. İnsanların güzellikleri beklediği Kolyada için yapılan kutlamalar ise bugüne kadar sürdü. Elbette ki farklılaşma yaşadı. Fakat beklenen, umut edilen şeyler pek değişmedi. İnsanlar Kolyada’dan, doğayla el ele vererek güzellik istedi. Yüzyıllardan beri süren bu kış festivali, ülkeler arasında farklılık gösterse de bazı ortak ritüelleri içinde barındırıyor. Bugünün içinde insanlar, geleneksel kıyafetler giyer, havanın soğukluğunu yumuşatmak için birbirlerine yöresel ve sıcak içecekler ikram ederler, o güne özel şarkıları dillendirip bölgeye özgü oyunlar oynarlar. Hatta Ortadoğu’nun, Newroz’unda olduğu gibi ateşler yakarlar.

Kolyada 2
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kimi kaynakların Ortodoks Noel’i adını verdiği Kolyada’nın St. Petersburg’daki kutlaması, geniş bir katılımla gerçekleşti. İnsanlar geleneksel kıyafetleriyle oyunlar oynadılar, evleri dolaştılar, bir alanda toplanıp kutlamanın tüm ritüellerini yerine getirdiler. Kutlamada, evlerden çok doğa tercih edildiği için gün içinde hayvanlarla sık sık bir araya geldiler.

Kolyada 3
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kolyada, Belarus’ta ise ülkenin başkenti olan Minsk’in kuzeyinde bir köyde yapıldı. Tabii burayla sınırlı değildi, Skirmantava’da da Pagan izler taşıyan bu kış festivali gerçekleşti. Burada da benzer ritüeller yerine getirildi. Fakat en dikkat çekici olanı Belaruslu kadınların Minsk’teki bir köyde, ağacın etrafında gerçekleştirdikleri ritüel oldu. Bu anlamda Pagan inancının etkisinin varlığını koruduğunu söylemek mümkün. Çünkü kadınlar burada gelecek günlerin güzelleşmesini ağacın ruhunu da içine kattıkları bir ritüelle istedi. Aynı şekilde Belarus’ta, Kolyada boyunca önemli bir yere sahip olan bir doğa ana vardı. Bu kadın, köylülerce saygı görmekteydi. Ukrayna, Kiev’de gerçekleşen Kolyada da ise yine kadınların öncülüğü söz konusu oldu. Geleneksel kıyafetler içinde antik döneme ait sembollerle gerçekleştirilen kutlamada, bir kez daha dört duvardan uzaklaşıldı.

Kolyada 4
Dmitry Lovetsky, Rusya, Ocak 2016

Slav ülkelerinde, soğuğun en sert olduğu zamanlarda gerçekleşen Kolyada, Antik Dönemden bugüne değen sıcacık bir gelenek. İnsanların doğayla kucaklaştığı ve bu kucaklaşmadan güzellikler dilediği bir gün. Kadınların ritüel anında öncü olması ise kadın ve doğa ilişkisinin, toplumların eskiden bu yana gücünü bildiği bir ilişki olduğunu göstermekte.

Kolyada 5
Sergei Chuzavkov, Ukrayna, Ocak 2016
Kolyada 6
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kaynak: Herbert H. Wernecke, Christmas Customs Around the World, The Westminster Press, USA, 1979.

Kolyada 1

kaynak: gaiadergi

Sevgilisi Olmayan İnsanların Sevgilisi Olan İnsanlardan Daha Şanslı Olduğunun 15 Kanıtı

Malum 14 Şubat Sevgililer Günü sebebiyle bu aralar etrafımız kalpler, çiçekler, böceklerle dolu. Üstünde seni seviyorum yazan kalpli yastıklar, masum masum bakan oyuncak ayılar, kalpli balonlar, kalpli çiçekler, kalpli her şey. Sevgilisi olmayanlar olarak azap dolu günler geçiriyoruz ama artık yeter. Sesimizi çıkarmaya başlıyoruz. Şanslı olan biziz!

1. Tek bir kişiye bağlı kalmak zorunda değilsiniz.

Tek bir kişiye bağlı kalmak zorunda değilsiniz.

Dünyada bu kadar çok güzel/yakışıklı insan varken neden tek bir tanesinde ısrarcı olalım ki?
2. Kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz.

Kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz.

Neredeydin, eve kaçta geldin, orada ne işin vardı gibi soruları hiç duymazsınız.

3. Kendinize daha çok zaman ayırabilirsiniz.

Kendinize daha çok zaman ayırabilirsiniz.

Spor, dans, sinema, tiyatro, kişisel bakım… Hepsi için fazlasıyla zamanınız vardır.

4. Özel günlerde hediye almak zorunda kalmazsınız.

Özel günlerde hediye almak zorunda kalmazsınız.

.Tamam hediye almak da vermek de güzeldir ama sevgililer günü, tanışma günü, doğum günü, ilk el ele tutuşma günü o.O saymakla bitmiyor. Sevgiliniz yoksa paranız da cebinizde kalır.

5. Etrafınızda, size sürekli trip atan birisi yoktur.

Etrafınızda, size sürekli trip atan birisi yoktur.

O kız kim aşkım?? Bu çocuk sana neden mesaj atıyor sevgilim? O arayan kimdi aşkitoşum? İnanın bu cümleleri duymamak dünya üzerindeki en büyük hazinelerden biri.

6. Kıyafetlerinize karışan kimse yoktur.

Kıyafetlerinize karışan kimse yoktur.

O eteği giyemezsin, o pantolonun üstüne o kazak olmuş mu hiç gibi yargılamalar sizden uzaktır. Dilediğiniz yerde dilediğiniz kıyafeti giyebilirsiniz.

7. Arkadaşlarınızla istediğiniz kadar takılabilirsiniz.

Arkadaşlarınızla istediğiniz kadar takılabilirsiniz.

Dünyanın kuralıdır: sevgiliniz olduğu zaman ne yazık ki arkadaşlarınıza zaman ayıramazsınız ama bizim öyle dertlerimiz yok. Tüm konserler, tüm partiler, tüm tatiller bizi ve arkadaşlarımızı bekliyor.

8. Ayrılık acısı gibi dertleriniz yoktur.

Ayrılık acısı gibi dertleriniz yoktur.

Evde salya sümük ağlayıp “beni neden sevmedi” diye isyan etmenize gerek kalmaz. Ayrılık acısı yüzünden kendinizi yemeklere, çikolatalara vermezsiniz böylece formunuzu da korursunuz.

9. İstediğiniz kadar bilgisayar oyunu oynayabilirsiniz.

İstediğiniz kadar bilgisayar oyunu oynayabilirsiniz.

Etrafınızda “kalk artık o bilgisayarın başından, yüzünü göremiyorum” diyen kimse yoktur. Önünüzde rahatça atlayabileceğiniz bir sürü level var!

10. Telefonunuzun şarjı bittiğinde telaşlanmanıza gerek yoktur.

Telefonunuzun şarjı bittiğinde telaşlanmanıza gerek yoktur.

“Amaan eve gidince takarım ne olacak” demenin rahatlığını sonsuz bir şekilde yaşarsınız. Size “o telefon neden kapalıydı???” diye trip atacak kimse yok.

11. Zorla romantik komedi filmleri izlemek zorunda kalmazsınız.

Zorla romantik komedi filmleri izlemek zorunda kalmazsınız.

Erkeklerin korkulu rüyası; kadınların göz bebeği romantik komediler. Sırf sevgiliniz ısrar etti diye kaç kere romantik komedi izlemek zorunda kaldınız beyler?

12. Halı saha maçından gelen erkek kokusunu duymak zorunda kalmazsınız.

Halı saha maçından gelen erkek kokusunu duymak zorunda kalmazsınız.

Erkeklerin büyük bir zevkle yaptığı halı saha maçları bizim için adeta bir kabus. Hele o kramponlardan süzülen ayak kokusu!

13. Kimseye sosyal medya hesaplarınızın şifresini vermek zorunda değilsiniz.

Kimseye sosyal medya hesaplarınızın şifresini vermek zorunda değilsiniz.

Sevgiliye verilen şifreler yüzünden en yakın arkadaşıyla bile rahat rahat konuşamıyor insanlar. Neyse ki bizim öyle dertlerimiz yok.

14. Kıskançlık krizleri yaşamazsınız.

Kıskançlık krizleri yaşamazsınız.

İnsanın ruhunu daraltan, yaşama isteği bırakmayan o kıskançlık krizlerinin hiçbirinin sizin hayatınızda yeri yoktur.

15. Telefonu açmadığında telaşlanmazsınız.

Telefonu açmadığında telaşlanmazsınız.

 

Saatlerce telefonu açmadığında “acaba kaza mı geçirdi, acaba başına bir şey mi geldi” diye düşünmek zorunda kalmazsınız. Mesajlarınıza geç cevap verdiğinde ne yaptığını merak etmezsiniz.
Kaynak: onedio

Bilinçaltımızın 11 özelliği

bilinçaltı-nedir[1]

1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.

2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.

3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.

4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.

5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.

6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.

7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.

8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.

9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.

10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.

11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir

BİRİNİN ARKASINDAN KONUŞTUĞUNUZ ZAMAN, ZANNETMEYİN Kİ O SİZİ DUYMAZ!

060420131006283673622[1]

 

Birinin arkasından konuştuğunuzda sanıyorsunuz ki o kişi bunu duymuyor?
Ahh ne kadar yanılıyorsunuuuz:)
Size o kişinin dünyevi boyutta duymasa da ruhen bunu duyduğunu söylesem..
Aynen öyle..!

Şöyle bir şey dinlemiştim yıllaar önce.. O zamanlar konuya bu kadar vakıf değildim ama beni etkilemişti.

Gün boyunca eşinizin arkasından atıp tutuyorsunuz, söyleniyorsunuz, bütün o söylediklerinizi, duymuyor sansanız da ruhuna ulaşıyor o adamı-kadını daha eve gelmeden geriyor da geriyorsunuz. Sonra da “bana niye böyle davranıyor ben ne yaptım ki” diyorsunuz. Bunun yerine sevgi enerjisi gönderin, başka hiç bi şey yapmanıza gerek yok, bakın bakalım enerji nasıl değişecek.
Şemsin sözünü hatırlayın “…Sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et..Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.”

Hepimiz görünmeyen bağlarla bağlıyız. Ruhlarımız arasında iletişim var.

Ha bu arada:) Bazen birisini görüyor ve diyorsunuz ki sanki daha önceden tanıyor gibiyim, evet aslında onu ruhen tanıyorsunuz.. Ve o kişi hakkında ilk olarak ne düşündüyseniz doğru olan (genellikle) o biliyor musunuz:)
Hani bi insanı ilk görüşte sevdiyseniz sevdiniz, sevmediyseniz çokta zorlamayın ruhunuzun vardır bir bildiği derim:

Nur Demirin yazisidir…

Çakraları uyaran yoga hareketleri

12661816_738646016268189_3124511482229608622_n[1]

Çakraları uyaran yoga hareketleri

kaynak: kampa workshop

12661816_738646016268189_3124511482229608622_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Woody Allen Filmlerinin Bize Göstermeye Çalıştığı 17 Gündelik Hayat Pratiği

Woody Allen filmlerinin kendine has bir doğası, ilginçliği, uzadıkça uzayan diyalogları var. Panik atak, manik depresif karakterler filmlerinin her yerinde. İşte bu ustaca serpiştirilmiş şeyler, kurgu, günlük yaşamın içinden kopup gelen, yapmacıklıktan uzak diyaloglar bize çok şey öğretebilir. Neler mi mesela?

Not: Burada Woody Allen filmlerinden bahsedilmektedir. Özel hayatında yaşadıkları bu içeriğin konusu değildir.

1. Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın, hayat kendi bildiği gibi akar.

Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın, hayat kendi bildiği gibi akar.

 

2. Asla olmaz olmaz deme, olmaz olabilir.

Asla olmaz olmaz deme, olmaz olabilir.

3. Aşk, insanoğlunun hala çözemediği en büyük gizemdir, nerede, ne zaman, nasıl geleceğini kestiremezsin.

Aşk, insanoğlunun hala çözemediği en büyük gizemdir, nerede, ne zaman, nasıl geleceğini kestiremezsin.

4. Hayatın sarpa sarmaya başladığında paniklersen daha dibe batacağından emin olabilirsin.

Hayatın sarpa sarmaya başladığında paniklersen daha dibe batacağından emin olabilirsin.

 

5. Şans, hayata doğrudan etki eden önemli bir faktördür.

Şans, hayata doğrudan etki eden önemli bir faktördür.

6. Hayallerinin peşinden gitmen gerektiğini hissettiğinde, git.

Hayallerinin peşinden gitmen gerektiğini hissettiğinde, git.

7. Hayatımızı şekillendiren, diğer insanlarla olan ilişkilerimizdir.

Hayatımızı şekillendiren, diğer insanlarla olan ilişkilerimizdir.

8. Hayat bazen seni hiç hak etmediğin yerlere getirebilir veya düşürebilir, durumunu ne kadar çabuk kabul edersen, o kadar başarılı olursun.

Hayat bazen seni hiç hak etmediğin yerlere getirebilir veya düşürebilir, durumunu ne kadar çabuk kabul edersen, o kadar başarılı olursun.

9. “Kelebek etkisi” gerçektir ve sıkça yaşadığımız bir gündelik yaşam parçasıdır.

“Kelebek etkisi” gerçektir ve sıkça yaşadığımız bir gündelik yaşam parçasıdır.

Bilinçsizce sarf ettiğiniz bir sözün sizi hangi olaylara sürükleyebileceğini tahmin dahi edemezsiniz.

10. Vicdanı asla küçümsemeyin, onu rahatsız eden bir şey yaptığınızda büyük bedeller ödeyebilirsiniz.

Vicdanı asla küçümsemeyin, onu rahatsız eden bir şey yaptığınızda büyük bedeller ödeyebilirsiniz.

 

11. Mutlu olmadığınız bir ilişkiyi sürdürmek için ne kadar çabalarsanız çabalayın yürümeyecektir.

Mutlu olmadığınız bir ilişkiyi sürdürmek için ne kadar çabalarsanız çabalayın yürümeyecektir.

12. Her şey bir tartışma konusudur, hiçbir şeyi tabulaştırmayın.

Her şey bir tartışma konusudur, hiçbir şeyi tabulaştırmayın.

13. İnsan tanımak önemlidir, her yeni tanıdığınız insan size yeni şeyler vadeder.

İnsan tanımak önemlidir, her yeni tanıdığınız insan size yeni şeyler vadeder.

 

14. Zeka, hem kadın hem de erkek için son derece önemlidir.

Zeka, hem kadın hem de erkek için son derece önemlidir.

15. Mizah, hayatın olmazsa olmaz olgularından biridir.

Mizah, hayatın olmazsa olmaz olgularından biridir.

16. Dinlemek önemlidir, biri konuşurken onu dinlemek çok şey kazandırır.

Dinlemek önemlidir, biri konuşurken onu dinlemek çok şey kazandırır.

17. Korkularınızı, endişelerinizi, sevinçlerinizi, saçma da olsa her türlü düşüncenizi anlatın, paylaşın, söyleyin… İçinizde tutmayın.

Korkularınızı, endişelerinizi, sevinçlerinizi, saçma da olsa her türlü düşüncenizi anlatın, paylaşın, söyleyin… İçinizde tutmayın.

Bonus – “Hayatta sevdiğim her şey ya ahlak dışı ya yasadışı ya da şişmanlatıyor.”

Bonus - “Hayatta sevdiğim her şey ya ahlak dışı ya yasadışı ya da şişmanlatıyor.”

kaynak: onedio

BAŞ AĞRISINDA YÜZÜMDE HANGİ NOKTALARA DOKUNMALIYIM DİYENLER İÇİN,YÜZDEKİ SHİATSU NOKTALARI.

10958075_345085485687747_568077087234749129_n[1]
Bu noktaları bası yapın lütfen.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SÜPER BİR HAFIZA İÇİN KULLANABİLECEĞİNİZ TEKNİKLER

beyin[1]

Hayat aynı rutininde devam ediyor ve sıkılıyorsanız, yaşamı farklılaştırmanız ve beyninizi alışkanlıklarını bırakmaya zorlamanız gerekiyor. Bu size hem zihinsel zindelik hem de rahatlamayla birlikte mutluluk getirecek. Unutmayın hayata bir kere gelme şansınız var ve ilk önce kendinize dikkat edin:

Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.

Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi… Kitap okumayı seviyorsanız bir sayfayı baş aşağı okuyun.

Birisini eleştirmek yerine övgü dolu sözler bulun ve söyleyin. Yargılayıcılığınızı askıya aldığınızda, o kişi sandığınızdan daha iyi insan olmaya başlayacak.

Buzdolabınızın içine dikkatlice bakın. Daha sonra kapağını kapatın. İçindekileri teker teker sıralamaya çalışın. Eviniz için de aynı şeyi yapabilirsiniz, pencerenin önündekileri ya da duvardaki resmin ayrıntılarını inceleyebilirsiniz.

Her gün 5 dakika, kendinizi bir başka insanın yerine koyun ve olaylarını onun bakış açısından anlamaya ve hissetmeye çalışın. Bir aktörmüş gibi yapın, rol gereği yani ve kişi gibi davranın. Ne hissederse hissedin.

Her zaman üzüntü ya da şüpheye yakalanıyorsanız ve kendinizi başkalarından daha aşağı görüyorsanız, bunun yerine en çok istediğiniz şeyi ayrıntılı olarak tasarlayın ve elde ettiğinizdeki yaşamınızı düşünün. Negatif düşünceleriniz olduğunda pozitife çevirmek için gün boyunca bunu uygulayın.

Her günün sonunda o ana kadar ne yaptığınızı 60 dakikada gözden geçirin. Bu gününüzü daha önemli hale getirmek için iyi yardımcı yoldur. O ana kadar olan tüm aktivitelerini zihinsel olarak gözden geçirin. Hafızanız gününüz hakkındaki boşlukları, anları kasıtsız olarak açığa vuracaktır. Siz de bunları daha iyi değerlendireceksiniz.

Esnek olmak ve kolayca uyum sağlamak için hayatınızı değiştirin, her gün farklı bir şeyler yapın. Farklı bir mağazadan alışveriş yapın ya da rutin ev-iş yaşamından çıkın

* Alıntıdır

Tüm Kişilik Tipleri İçin Aşk

ask%20resimleri8[1]

İlk görüşmede, birtakım karakteristik özellikler, dikkatinizi çekse ve size çekici gelse dahi, aşkta en iyi dengeyi yakalayabilmek için, kendi kişiliğiniz ile birebir uyuşabilecek kişilikte bir partner seçmeniz oldukça önemlidir.

Partnerimizi, kişiliğimize göre mi tercih ediyoruz? Belki bu konu hakkında, şu ana kadar hiç düşünmemiştiniz veya belki de bunun her zaman doğru bir davranış olduğuna inanıyordunuz. Ne olursa olsun, bugün sizi, uzun süren ve aşk dolu ilişkileri kurmada etkili, uzmanların da hemfikir olduğu dört kişilik tipi ile tanıştıracağız.

Aşkta Dört Kişilik Tipi

İnkar etmenin anlamı yok; bazen sadece beklediğiniz bir kişiye tutulabilirsiniz. Ki bu kişi, kişiliğinizle oldukça düşük oranda uyumludur ama yine de sizi bir şekilde tamamlamaktadır. Bazense, kişiliğiniz ile tamamen uyumlu bir insan ile birlikte olursunuz ancak bu ilişki bir şekilde mutsuz olarak sonuçlanır. Peki bu neden olur? Neden, uzun vadede bize acı getirecek kişilik özellikleri üzerine sabitlenmiş olarak bakarız konuya? Bu durum bozuk paranın iki farklı yüzü gibi (mutluluk ve mutsuzluk) öyle sık oluşur ki… Bu da insanları, bu konuya teorik açıklamalar getirmeye zorlayan bir durumdur.

Son zamanlarda yazılan ve insanların ”Neden O?” şeklinde sorular yönelttiği, spesifik olarak niçin özellikle de o tek bir kişiyi seçeriz konusunu işleyen bir kitap mevcuttur. Yazar Helen Fisher, Ruthgers Üniversitesi’ nde antropolojisttir. Yazdığı ilginç kitap, ilişkilerin üzerine inşa edilmekte olduğu dört kişilik tipini açıklamaktadır. Her birini aşağıda tartışacağız.

1. Kaşif

2-kuşların-aşkı

Bu insanlar, aşkı macera olarak görürler. Düşüncesiz, bağımsız, oldukça meraklı ve sık sık “anı yaşamak” düşüncesine göre hareket eden kişilerdir. Bu tarz insanların temel bazı kişilik özelliklerine göz atalım:

  • Yeni şeyler, yeni deneyimler için arayışa girmeye eğilimli,
  • Sonuçları ne olursa olsun, risk almaya gönüllü,
  • Oldukça doğal,
  • Enerji dolu,
  • Oldukça meraklı, yaratıcı ve pozitif,
  • Oldukça esnek ve uyum sağlayabilir.

2. Direktör

3-kişilik

Direktör kişilik tipine mensup kimseler, tahmin edileceği üzere “baskın” kişiler olmak zorunda değillerdir. Bu; mantığın ve sağduyunun her şeyin üstünde olduğunu vurgulayan, en analitik kişilik tipidir. Direktörler, oldukça dengelidirler. Aşağıdaki özelliklere meyillidirler:

  • Kararlı ve kendine güvenen,
  • Duygularını kontrol edebilen,
  • İsteklerini kolayca ifade edebilen kişilerdir,
  • İyi tasarlanmış görevler edinmeyi tercih ederler ve her şeyin mantıklı olması gerektiğini düşünürler. Mükemmeliyetçidirler.

3. İnşaatçı

4-kelebekler

İnşaatçılar için, aile, arkadaşlar ve çevrelerinden oluşacak birlik, en temel değerleridir. Bu gruba mensup kişiler, sakin, girişkendirler, huzurlu insanlardır ve risk almaktan kaçınırlar. Tipik özellikleri:

  • Sakin, kendinden emin ve mütevazı,
  • Israrcı,
  • Vefalı,
  • Geleneksel değerlerle ve koyulmuş kurallarla yaşamaktan memnundurlar,
  • Sosyal ağ kurmakta ve genişletmekte marifetlidirler.

 

4. Arabulucu

5-ayı

Arabulucular; etkileyici, empatik ve idealisttirler. Bu gruba dahil kişiler, genellikle duyarlı, yine de yaratıcı ve açık fikirlidirler. Duyguları derindir ve duygusal anlamda tatmin olma ihtiyacı duyarlar. Arabulucular:

  • Görünenin altında yatanı görebilirler, genellikle sezgileri güçlüdür,
  • Yaratıcı ve duyarlıdırlar,
  • Merhametlidirler, diğerlerine karşı naziktirler ve zihinsel esneklik gösterirler,
  • İdealisttirler ve başkalarını düşünürler,
  • Duygularını gizlemekten ziyade, göstermeye eğilimlidirler,
  • Sosyal durumlarda ve ilişkilerin inşa edilmesinde ustalaşmışlardır.

Hangi Kişilikler En Uyumludurlar?

6-eller

Fisher’ ın araştırmalarına göre, kişilik tiplerine göre en başarılı ilişkiler, aşağıdaki gibidir:

1. Kaşifler, Diğer Kaşiflerin Tamamlayıcısıdırlar

Sürpriz değil, duygu ve tutku temelli bir ilişki arayışında olan kişiler, kendileri gibi kişiler ile uyumludurlar. Örneğin; eğer Arabulucu veya İnşaatçı iseniz, durağanlığa veya bir aile sahibi olmaya yoğunlaştığınız zamanlarda doğallığı göremeyebilirsiniz veya anı yaşayamayabilirsiniz. Fisher’a göre, Kaşif-Kaşif kombinasyonu, sürekli iniş çıkışlarla, yeniden düzenlemelerle ve bir yerden bir yere hareket ile en patlayıcı uyum olabilirler. Birbirlerine yoğun aşk duymalarına rağmen, istediklerini elde ettiklerinde sıkılabilirler.

2. İnşaatçılar İnşaatçılarla İyi Partner Olabilirler

Bu çiftler aileye önem verirler, yeni arkadaşlarla tanışırlar, aileleri ile vakit geçirirler ve ortak geleceklerini birlikte inşa ederler. Geleceklerini; kararlı, sakin ve her alanını kontrol edebilecekleri şekilde inşa etmeyi tercih ederler. İçerisinde az miktarda heyecan ve risk vardır, yani bu ikisi, oyunu sakin ve güvenli oynamaktan hoşlanırlar.

3. Direktörler Arabulucularla İyi Anlaşırlar

Bu iki profile mensup kişiler, genellikle, uzun vadeli ve sabit ilişkiler kurmaya meyillidirler. Doğal olarak analitik, direkt ve mükemmeliyetçi olan insanlar, mutluluğu daha duyarlı, empatik ve duygusal kişiliklerde bulurlar. Bir bakıma, birbirlerini tamamlarlar. Analitik, tarafsız olan taraf sezgileri güçlü ve duyarlı olan taraf ile buluşur. Her iki taraf da, bir diğerinin ihtiyaçlarını karşılama konusunda istekli görünürler ve belki de basitçe, normalde deneyimlemeyecekleri şeyleri veya günlük hayatlarında karşılaşmayacakları durumları birlikte karşılarlar.

Açıkça görünmektedir ki; bu değerlendirme kesin bir yargı taşımamaktadır. Ancak yazarın niyeti, kişilik tiplerinin ilişkiyi nasıl daha istikrarlı ve tatmin edici kılabileceğini göstermektir. Bu fikir dikkate değerdir; çünkü eğer duygusal ve hassas bir insansanız, partnerinizle olan yaşantınızda istikrar ve huzur ararsınız. Dolayısıyla, bir ”Kaşif” ile birlikte olmak, çok iyi bir fikir olmayabilir. Zira, başlangıçta belki taraflar arasında tutku olabilir ancak uzun vadede, biri hayal kırıklığına uğrayacaktır.

kaynak: sağlığa bir adım

Sokakta Karşılaştığınızda Günümüzün Güzel Geçmesini Sağlayan 9 Şey

1. Kocaman gülümsemesiyle oynayan minik bir çocuk.

Kocaman gülümsemesiyle oynayan minik bir çocuk.

 

Bu çocuğu görüp istemsizce gülümsemeyen kimse yoktur ☺
2. En sevdiğiniz mağazanın vitrinindeki indirim yazısı.

En sevdiğiniz mağazanın vitrinindeki indirim yazısı.

Ve ne zamandır hayalini kurduğunuz çılgın bir alışveriş 💁

3. Mis gibi kokusunu yayan rengarenk açmış çiçekler.

Mis gibi kokusunu yayan rengarenk açmış çiçekler.

Burnunuza dolan baharın habercisi kokular, içinizi açan renkler 🌺🌹🌷🌸

4. Uzun zamandır görmediğiniz eski bir dostunuz.

Uzun zamandır görmediğiniz eski bir dostunuz.

Ve ona doyasıya sarıldığınız o an.

5. Büyüleyici duvar sanatıyla karşılaştığınız o an.

Büyüleyici duvar sanatıyla karşılaştığınız o an.

Bir de önünde afili bir fotoğraf çektirirseniz değmeyin keyfinize.

6. Size doğru koşan bir David Beckham.

Size doğru koşan bir David Beckham.

Bir an nefesiniz de kesilebilir tabi 😜

7. Ya da sırf onu görmek için yolunuzu değiştirdiğiniz, gizliden gizliye hoşlandığınız kişi.

Ya da sırf onu görmek için yolunuzu değiştirdiğiniz, gizliden gizliye hoşlandığınız kişi.

Sonuçta bazen tesadüfleri kendimiz yaratmamız gerekir değil mi? 😏

8. Her bölümü olay olan dizinin oyuncularından biri.

Her bölümü olay olan dizinin oyuncularından biri.

Bonus olarak beraber yaptığınız mükemmel bir selfie 😍 (Bu arkadaş gibi talihsiz bir selfie değil tabi😂)

9. Bir anda kulağınıza çalınan kıpır kıpır bir müzik. 🎶🎶

Bir anda kulağınıza çalınan kıpır kıpır bir müzik. 🎶🎶

Dayanamazsın, oracıkta oynarsın.

kaynak: onedio sutas

Erkeklerin Ağzından Duyduğunuz An Koşarak Kaçmanız Gereken 13 Cümle

“Sen kilo mu verdin?” gibi pembe yalanlardan değil gerçekten size zarar verebilecek yalanlardan bahsediyoruz. “Öyle demek istememiştir”, “aslında hiç öyle bir insan değil” , “………………ama beni çok seviyor” cümlelerinden birini bile bir kez kullanmanıza sebep olduysa o erkekle olabildiğince hızlı bir şekilde vedalaşın.

1. Sorun sende değil bende.

Sorun sende değil bende.

Bunu duyduysanız muhtemelen sorun gerçekten ondadır. Onu iyileştirmeye çalışmayın. Kaçın.
2. Kimse bana böyle hissettirmemişti.

Kimse bana böyle hissettirmemişti.

“Daha önce hiç aşık olmadım. Daha önce hiç bu kadar heyecanlanmadım. Kalbim ilk kez böyle atıyor.” Sizden önce onlarca kadına söylediği için ezberlediği cümlelerden sadece birkaçı. Daha fazla yalan dinlemeyin. Kaçın.

3. Eski sevgilim çok salak bir kızdı.

Eski sevgilim çok salak bir kızdı.

Hemcinsinizden bu şekilde-hatta daha ağır kelimelerle- bahseden adam ilerde sizden de bu şekilde bahsedip başka kadınları kandıracaktır. Kaçın.

4. Bu eteği giyemezsin.

Bu eteği giyemezsin.

“Ama beni kıskandığı için karışıyor” demeyin. Bu kıskançlık değil. Bu karşınızdaki erkeğin sizi kendisine ait bir eşya gibi gördüğünün gizli bir mesajı. Mesajı alın ve kaçın.

5. Bunu yaparken benden izin aldın mı?

Bunu yaparken benden izin aldın mı?

Çünkü o erkek. Bir şey yapmadan önce ondan onay almak zorundasınız. Onun hayır dediği şeyleri yapmamalısınız. Çünkü siz ona “ait”siniz. Bir saniye bile düşünmeden kaçın.

6. Sen ne anlarsın.

Sen ne anlarsın.

Sizi sürekli yargılayan, aşağılayan, cinsiyetinizin ötesinde bir birey olduğunuzu kabullenemeyen erkeğin en sık kurduğu cümle “sen anlamazsın”. Kaçın.

7. Sen benden daha iyilerini hak ediyorsun.

Sen benden daha iyilerini hak ediyorsun.

Bunu iltifat olsun diye söylemiyor. Gerçekten ondan daha iyilerini hak ediyorsunuz. Kaçın.

8. Bir ilişkiye hazır değilim.

Bir ilişkiye hazır değilim.

“Kafam çok karışık. Kimseye bağlanamıyorum. Buyum ben kızım. Üzerim seni.” Yazarken bile sinirleniyorum. Kaçın.

9. Kadın halinle o saatte orada ne işin var?

Kadın halinle o saatte orada ne işin var?

İstediğiniz saatte istediğiniz yerde olma özgürlüğünüz var. Sizi görünmeyen zincirlerle bağlamasına izin vermeyin. Kaçın.

10. Sinirlenince kendimi tutamıyorum.

Sinirlenince kendimi tutamıyorum.

Normalde pamuk gibi adam olduklarını ama tepeleri attığı zaman gözlerinin hiçbir şeyi görmediğini söylerler. Ona son bir iyilik yapıp öfke kontrolü terapisi önerip daha sonra kaçın.

11. İlk kez kendimi birine bu kadar açtım.

İlk kez kendimi birine bu kadar açtım.

Daha önce kimse beni böyle iyi anlamamıştı. Sen bambaşkasın. Muhtemelen yalan söylüyor ve siz psikolog değilsiniz. Kaçın

12. Kız kıza dışarı çıkamazsın.

Kız kıza dışarı çıkamazsın.

“Ben sana güveniyorum, çevreye güvenmiyorum. Bin türlü tehlike var sokakta”  Hayır hem size hem de hemcinslerine güvenmiyor. Muhtemelen geçmişinde, gece kız kıza eğlenmeye giden bir gruba asılmış, rahatsız etmiş. Kişi kendinden bilir işi. Kaçın.

13. Kadınlara asla el kaldırmam.

Kadınlara asla el kaldırmam.

“Kadına el kaldırmak bana yakışmaz. Sinirimi duvarı yumruklayarak, bardak kırarak atarım ama kadına asla el kaldırmam” Duvara yumruk atması bile size bir meydan okuma, göz dağı verme aslında. Kaçın.

BONUS

Asla yalan söylemem.

Asla yalan söylemem.

Ufak yalanlar söylediğini kabullenebilecek kadar bile olgunluğa ve dürüstlüğe sahip değil. Kaçın.

kaynak: onedio

40’lardan itibaren bırakmanız gereken 10 şey”

s-f1ccda949a3e0fec60d3a2b7206eea90e66a2299[1]

 

Hayat çok kısa. Ya da çok uzun. Nereden baktığınıza bağlı.
Ama logaritmik bir ilerleyişi olduğu kesin.
Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 35 ile 39 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki.
O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için.
Yabancı bir internet sitesinde “40’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey” konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.

1… Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle “affetmeyi öğrenin”. Affedemiyorsanız, en azından “kayıtsız kalın”.

2… Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.

3… Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin “geldiğine” odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları “parlatın”.

4… “Ümitsiz vaka” arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 40 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.

5… Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 40 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir “iş”. Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.

6… Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.

7… Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.

8… Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Fazla her kilo 50’lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.

9… Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe “evet” demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 40 yaşından sonra!

10… Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 50 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 40 yaşında da başlarsınız, kime ne?

  • Neslihan Acu
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »