Aşağıdaki niyetlerden beğendiklerinizi kullanabilir yada siz de kendinize yeni niyetler belirleyebilirsiniz

niyett[1]

TÜM KALBİNİZLE NİYET EDİN !!!
GÜÇLÜ NİYETLER
Aşağıda size bazı niyet örnekleri verecegim. Aşağıdaki niyetlerden beğendiklerinizi kullanabilir yada siz de kendinize yeni niyetler belirleyebilirsiniz. Niyetlerinizi yüksek sesle okuyun ve okurken, gerçek olacaklarını hissetmeye çalışın. İnanç ve pozitif duygu çok önemlidir, bunu hissedebilirseniz bir sefer niyet etmek bile yeterli olacaktır.

NİYET ÖRNEKLERİ
SEVGİ İÇİN
“Hayatımı şu andan itibaren sevgi ve güzellik enerjisi ile dolduruyorum. Kendimi sevmeye, başkalarını sevmeye ve evreni sevmeye karar veriyorum. Evrenden bana gelen sevgi enerjisini mutlulukla kabul ediyorum ve sevgi içinde bir hayat sürmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.” (Ben sonuna bunun için teşekkür ediyorum ve Allah’a şükrediyorum diye ekliyorum. İsteyenler her niyetin sonuna bunu ekleyebilirler. Bu kişisel inançla ilgili olduğu için kalıba yazmadım.)

REFAH İÇİN
“Refah, bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Paramı huzurla edinmeyi ve huzurla harcamayı kabul ediyorum. Zengin bir yaşam sürerek, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
Not: Dikkat edin, burada zenginleşip, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum cümlesinde kabul ettiğim şeyi açıkça yazdım. Zenginleştikçe kabul ettiğim bu kuralı da uygulamak zorundayım. Aksi halde niyetim geçerliliğini kaybeder. Bu benim kişisel niyetim olduğu için yazdım ama sizin için uygulamak zor olacaksa, aşağıda parayla ilgili verdiğim diğer niyeti yapın. Niyetinizde söz verdiğiniz kurallara uymak zorundasınız bunu unutmayın.
“Bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Evrenden bana gelen zenginliği sevgiyle kabul ediyorum. kabul ettiğim bu zenginlik için evrene sevgilerimi gönderiyorum. Refah içinde yaşamaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
Not: Bu niyette de evrene sevgi göndermeyi kabul ediyorum. Alma ve verme dengesi gereği, sizde ne vereceğinizi belirtmelisiniz. Bu niyeti yapanlar sevgi meditasyonu yapmak, başka canlıları sevmek, sevgi enerjisini daha fazla üretmek zorundadırlar. Bunu yapamazsanız yapabileceğiniz bir şeyi siz koyun ama bu fakirlere yardım edeceğim gibi bir şey olmasın Yapabileceğiniz bu benim yukarıda verdiğim niyeti yapın daha iyi. Aşağıdaki tüm niyetlerin hepsinde kabuller vardır, lütfen bunlara dikkat edin, tek tek yazmayacağım ama neyi kabul ettiğinizi bilin, eğer kabul etmiyorsanız, siz kendinize göre yeni bir niyet hazırlayın, bunları kullanmayın.

EVLİLİK İÇİN
“Mutlu bir evlilik yapmayı, eşimle uyum ve denge içinde yaşamayı seçiyorum. Eşimi mutlu ettiğim gibi, kendimi ve sevdiklerimi de mutlu etmeyi kabul ediyorum. Bütün kalbimle ve beynimle evet diyeceğim, evleneceğim kişinin hayatıma girmesi için şimdi güçlü bir şekilde niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
“Eşimle evliliğimizin mutlu ve uyumlu olmasını seçiyorum. Eşimi sevmeyi ve onu desteklemeyi kabul ediyorum. Eşimin bana sevgi,saygı ve anlayış göstemesini tüm kalbimle istiyorum ve bu isteğimi elde etmeye kesin olarak niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

SAĞLIK İÇİN
“Her geçen gün daha da iyi olmayı ve sağlığımın mükemmel olmasını seçiyorum. Sağlığımı korumayı ve sağlıklı olmanın tadını çıkartmayı kabul ediyorum. Tam olarak sağlığıma kavuşmaya bütün benliğimle ve yüreğimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

ZİHİNSEL HUZURSUZLUK VE KARMAŞA İÇİN
“Zihinsel olarak sağlıklı,huzurlu ve dengede olmayı seçiyorum. Güzel şeyler düşünmeyi ve hissetmeyi kabul ediyorum. Zihnimin olumlu düşünceler üretmesine, huzur içinde dengede olmasına ve kendimle barışık olmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

BAŞARI
“İşlerimi Başarılı bir şekilde yapmayı ve Başarımın başkaları tarafından da takdir edilmesini seçiyorum. İnsanlara başarmaları için destek vermeyi ve katkı sağlamayı kabul ediyorum. İşlerimi yaparken Başarılı olmaya ve her zaman en iyisini yapabilmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

İŞE GİRME
“Yeteneklerime en uygun, Başarılı olacağım ve parasal kazancımdan memnun olacağım bir işe girmeyi seçiyorum. İşimde en verimli şekilde çalışmayı ve iş yerime faydalı olmayı kabul ediyorum. En kısa zamanda Başarılı olacağım ve refahımı yükseltecek bir işe girmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. İşim şu an hazırlanıyor ve niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başlıyor. Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum.”

DEPRESYON
“Mutlu olmayı, kendimi sevmeyi ve hayattan tat almayı seçiyorum. Mutluluğumu çevremedeki insanlarla paylaşmayı ve sevgimle onları desteklemeyi kabul ediyorum. Kendimi canlı, yaşam dolu, keyifli ve istekli hissetmeye hemen şimdi burada bütüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetimin gerçekleşmeye başladığını biliyorum ve içimde hissediyorum. Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum.”

NEGATİF ENERJİLERDEN KURTULMA
“Tamamen pozitif enerjilerle çevrelenmeyi ve bana zarar veren bütün negatif enerjileri hayatımdan uzaklaştırmayı seçiyorum. Kendimi olumlu enerjilere açmayı ve güzel enerjiler üretmeyi kabul ediyorum. Bana zarar veren tüm olumsuz enerjileri şimdi kendimden uzaklaştırmaya ve bu enerjilerden korunabileceğim çok güçlü bir enerji kalkanına sahip olmaya hemen şimdi bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

OLUMLU DEĞİŞİM İÇİN
“Hayatımın tamamen olumlu bir şekilde değişmesini ve bu değişime kolaylıkla uyum sağlayabilmeyi seçiyorum. Bu değişimin benim, ailemin ve bütünün hayrına olmasını kabul ediyorum. Hayatımın iyi ve güzel bir şekilde hızlı olarak değişmesine bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

KİLO VERME
“Sağlıklı beslenmeyi ve en ideal kilomda olmayı seçiyorum. Bedenim için en iyi kiloya ulaşınca, doğru beslenerek ve bedenime iyi bakarak kilomu korumayı kabul ediyorum. Hemen şimdi hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermeye başlamaya ve en kısa zamanda ideal kiloma ulaşmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

ŞANSLI OLMA
“Şansımın çok artmasını ve evrenden bana şans enerjisinin bol bol gelmesini seçiyorum. Şanslı bir insan olarak kendim için ve başkaları için olumlu düşünceler üretmeyi ve şansımı herkesin iyiliği için kullanmayı kabul ediyorum. Her gün daha da şanslı olmaya ve şansımı daha fazla fark etmeye hemen şimdi niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

CHAKRA TEMİZLİĞİ
“Chakralarımın tamamen dengeli ve pozitif enerjiyle çalışmalarını seçiyorum. Sahip olduğum yüksek pozitif enerjiyi en güzel şekilde ve faydalı alanlara yönelterek kullanmayı kabul ediyorum. Chakralarımın hemen şimdi nazikçe ve etkili olarak temizlenmesine, dengelenmesine ve pozitif enerjilerle dolmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

KAVGALARI SONLANDIRMA
“Sakin, huzurlu ve dengeli ilişkiler içinde olmayı seçiyorum. Çevremdeki insanlara ve sevdiklerime dengeli bir şekilde yaklaşmayı ve onlara huzur vermeyi kabul ediyorum. Tüm ilişkilerimde (buraya falanca ile ilişkimde diye de yazabilirsiniz.) uyum, iyilik ve olumlu duygular olmasına ve dostça bağlantılar kurmaya niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

İLETİŞİM YETENEĞİNİ ARTTIRMA
“Kendimi çok iyi ifade etmeyi, duygularımı ve düşüncelerimi en iyi şekilde anlatabilmeyi seçiyorum. Kendi düşüncelerime ve insanların düşüncelerine değer vermeyi kabul ediyorum. İletişim yeteneğimin artmasına, en güzel cümleleri kurarak konuşabilmeme ve ses tonumu çok iyi kullanabilmeme bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

ÇOCUKLARLA OLUMLU İLİŞKİ
“Çocuğumla ( çocuklarımla, kızımla,oğlumla gibi kelimelerde kullabilirsiniz) tamamen sağlıklı, sevgi dolu ve açık bir ilişki geliştirmeyi seçiyorum. Çocuğumu anlamayı ve ona hak ettiği değeri vermeyi kabul ediyorum. Çocuğumla ilişkimde karşılıklı sevgi, saygı, güven ve içtenlik olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”

AŞK ACISINI UNUTMAK
“Falanca ile ilgili yaşadığım olumsuz duyguları hayatımdan tamamen uzaklaştırmaya niyet ediyorum. Bundan sonra benim için en doğru insanı hayatıma çekmeyi ve bu insanla sevgi dolu bir ilişki kurmayı kabul ediyorum. Şu anda falancayla ilgili hissettiğim tüm olumsuz duygulardan, acılardan yada beni rahatsız eden her şeyden tamamen kurtulmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Ondan tamamen arındım, temizlendim ,uzaklaştım…. Ve bunu teyit ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum..”

İŞ YERİNDE HUZUR İÇİN
“İş yerimde tamamen dengeli ilişkiler kurmayı, iş arkadaşlarımla, (ve patronumla kelimesini de ekleyebilirsiniz) en doğru şekilde iletişim geliştirmeyi seçiyorum. İş arkadaşlarıma değer vermeyi ve onların iyiliğini düşünmeyi kabul ediyorum. İş yerimde hepimizin iyiliğine olacak şekilde huzurlu, pozitif ve anlayışlı bir ortamın olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
ALINTIDIR

kaynak: Berna Özcan demir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ALTIN ÖĞÜTLER..!

ABD’li ünlü işadamı ve yatırımcı Warren Buffet’tan altın değerinde öğütler..

KAZANÇ ÜZERİNE:
Asla tek bir gelir kapınız olmasın.
İkinci bir kaynak oluşturmak için yatırım yapın.

HARCAMA ÜZERİNE:
İhtiyacınız olmayan şeyleri almaya devam ederseniz,
bir gün ihtiyacınız olan şeyleri satmak zorunda kalırsınız.

TASARRUF ÜZERİNE:
Harcamalarınızdan sonra artan parayı biriktirmek yerine;
biriktirdiklerinizden sonra artan parayı harcayın.

RİSK ÜZERİNE:
Bir nehrin derinliğini, iki ayağınızla birden ölçmeye kalkışmayın.

YATIRIM ÜZERİNE:
Bütün yumurtalarınızı tek bir sepette saklamayın.

BEKLENTİLER ÜZERİNE:
Dürüstlük çok pahalı bir hediyedir; ucuz insanlardan beklemeyin.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAĞIMLI BİR KİŞİLİĞİNİZ Mİ VAR?

24130752_bagimlilik2[1]

“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?”
“Sen bunu yapabilirsin”,
“Başarabilirsin”,
“Güçlü ol”,
“Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… Demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?”

Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma.

Bunun adı kaçıştır.”

Diye bitirmişti psikoloğum son terapimizi. Anlamıştı kendisine yaslandığımı… Onsuz yapamadığımı… Tutunduğum, destek bulduğum her kişi gibi, psikoloğum da çekilmişti hayatımdan. Hem de her şey yoluna girerken…

Haklıydı belki. Tüm ömrünü bana ayıracak değildi elbet. Buna rağmen yine de incinmişti ruhum. İstediği anda bitiremezdi. “Buraya kadar” diyerek kesip atamazdı. Tüm yaşantımı didikleyip, her şeyime ortak olduktan sonra, beni böyle bırakamazdı. Ben buna hazır değildim. En azından sormalıydı bana: “Bitirmek istiyorum, sen ne dersin?” diye. Bana en ağır geleni de buydu belki: Benim de fikrimin alınmayışı…

Adam yerine konulmayışım, değersizlik, hiçlik ve aitlik duygularını tatmadan geçirdiğim geçmişimi bilmesine rağmen, psikoloğum da aynı şeyi yapmıştı. Niyet aynı olmayabilirdi; lakin beni tanıyordu. Bu durumun beni ne kadar acıtacağını hiç mi düşünmemişti? Böyle mi bitmeliydi?

Hayatıma giren, yaşantıma ortak olan her kişi gibi o da yüzüstü bırakmıştı beni. Beklentim çoktu. Buraya gelişim öyle kolay olmamıştı. Çok mücadele etmiştim kendimle. Üstelik ilk defa başka biri: “Sen bunu yapabilirsin!” demeden, ben kendim tercih etmiştim psikolojik destek almayı. Yaşantımın farkındaydım. Her şey yolunda gitmiyordu ve en küçük şeylerden dahi etkilenebiliyordum. Anneme, babama olan bağlılığım, onlarsız yapamayışım, hiç kimseye “hayır” diyemeyişim, kardeşlerim arasında hep ezik duruşum ve tüm yaşantıma yansıyan çaresiz bir zavallılık tüketiyordu beni.

Ben ki diğerleri olmadan yaşayamayan bir parazite dönüşmüşsem, elbette yaklaştığım her kişi kaçacaktır kendisini tüketmeyeyim, zarar vermeyeyim diye. Anlamsız değildi çektiğim yalnızlık…

Hangi üniversiteye gideceğimi dahi babama sormuş olmam, her Allah’ın günü anneme-babama rapor veriyor olmam yetmezmiş gibi; sevdiğim, gönül verdiğim bir kızı sırf babam istemiyor diye reddedişim, bu kararı almamda en büyük rolü oynamıştı. Üç aylık bir psikolojik tedaviden sonra hayata çok daha farklı bakıyordum. Çok şeyi değiştirmiştim yaşantımda; ancak yeterli değildi. Daha çok yol kat etmem gerekiyordu. İşte en çok takıldığım yer de burasıydı. Nasıl olur da beni benden daha iyi tanıyan ve bu işin uzmanı olan psikoloğum beni yarı yolda bırakırdı?

İlk terapimizde kendimle ilgili kararsızlıklarımı, diğerlerine olan bağlılıklarımı, hiç kimseye hayır diyemediğimi, kişisel bir bütünlük yaşayamadığımı ve tüm ezik yanlarımı anlattığımda, bana bu kişiliğimin üç günde yerleşmediği için üç günde de istediğim gibi olmayacağını söyleyen de psikoloğumdan başkası değildi. İlk günden acele etmemem gerektiğini bana öğreten oydu. Buna rağmen beni üç ay geçmeden böyle bir başıma bırakması nasıl izah edilebilirdi…

Diğerlerine olan bağımlılığım azalmış, kendime olan güvenim, inancım tam da yerine gelmişken olacak iş değildi bu… Son dört saatim hep aynı duygu-düşüncelerle geçmiş ve nihayetinde dayanamayıp: “Başka psikolog kalmadı mı be adam?” diye sormuştum kendime.

Öyle ya başka psikolog mu yoktu? Beni anlayan, dertlerime ortak ve destek olan, benimle ilgilenen, hayatımı paylaşan başka bir psikoloğa gidecektim. Evet, vardı elbet başka birçok psikolog; ancak bu halden sonra değil bir psikolog görmek, düşünmek bile istemiyordum. Aynı duyguları yıllar yılı taşımak, her seferinde aynı acıları yaşamak, her gece aynı düşüncelerle uyuyup aynı kâbuslarla uyanmak ve uyandığımda yine değişmeyen bir güne başlamak yormuştu artık beni.

Sahil yolu, her terapi sonrası yürüdüğüm ve yürürken o gün neler öğrendiğimi düşündüğüm bir yoldu. Şimdi bu son terapi sonrası yürümeyi de sonlandırmış ve durmuştum. Beni yarı yolda bırakan psikoloğum acaba beni hiç mi tanıyamamıştı? Hayata sağlam bir iple kendi başıma tutunmayı beceremeden, beni böyle bırakması ona ne kazandıracaktı? Sonra, “Acaba o da beni düşünüyor mu şimdi?” diye sordum kendime. Beni düşünmenin dışında çok daha önemli işleri vardı şüphesiz.

İşte o an elimdeki taşı denize attım ve taşın etkisiyle halka halka genişleyen su kümelerini seyrettim. Bu hoşuma gitmişti. Hem yürüyor hem de denize taş atıp oluşan halkaları izlemeye devam ediyordum. Beni yüzüstü bırakan psikoloğumun, bugünkü o son terapimizde söyledikleri gelip geçiyordu aklımdan.

Psikoloğumun söyleyecek başka sözü yoktu belki de. Daha ne kadar görüşebilirdi? Söyleyeceği her şeyi söylemiş ve özetle son bir not olarak da yazıp tekrar tekrar okumamı istemişti son sözlerini:

“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?” “Sen bunu yapabilirsin”, “Başarabilirsin”, “Güçlü ol”, “Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… Demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?” Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma. Bunun adı kaçıştır.”

Söylediği her kelime ve her cümle ruhuma fırlatılmış bir ok gibiydi. Saplanmıştı ruhuma. Acı veriyordu. Belki de en çok bunun için düşünmek istemiyordum bugünkü terapi sürecimi. Başka bir psikolog arayışımın nedeninde de bu vardı. Hayatın yükünü tek başıma taşımaktan korkuyordum. Etrafımdaki her insanın benden kopuş noktası da buydu. Can yoldaşım diyebileceğim bir arkadaşım, bir kardeşim, bir dostum olmamıştı işte bu nedenle.

Yaşım otuz dörde dayanmış ve bir eş de bulamamıştım nihayetinde. Bana bakan ve beni tanıyan her kişi uzaklaşıyordu benden. Zayıf ve silik bir kişiliğe bürünmüş ve gerçekten de psikoloğumun dediği gibi birileri bana: “Evet, sen bunu yapabilirsin, başarabilirsin, devam et, göster kendini” demelerini bekler olmuştum. Onaylanmadığım ve onaylanmayacağım hiçbir işe, hiçbir yaşantıya adım atamaz hale gelmiştim.

Evet, birilerinin gelip de beni kurtarmasını beklemek kaçıştı elbet. Hem de koca bir kaçış: Kendimden, kendi benliğimden kendi gücümden kaçıştı bu… Kendi gücümü görememek, hep başkalarında güç aramak, ancak birisine yaslandığımda güçlü olmak, o yanımda olunca cesaretlenmek, o varken güvende olmak, huzurlu olmak; fakat o olmadığında alt-üst olmak başkasına endeksli bir hayattı.

Bu düşüncelerle seyrederken denizi, bir taş daha atmıştım ve oluşan halkaların bir süre sonra nasıl da yok olduğuna şahit olmuştum. Yaşadıklarım da bundan farklı değildi. Evet, durgun bir su gibi değildim ve sürekli dalgalarla boğuşuyordum belki de… Ancak oluşan her dalga yok olurken ben hala onu düşünüyordum. Arkasından gelen diğer dalgalar da bu şekilde sahile ulaşmalarına rağmen ben takılıp kalıyordum gelen her bir dalgaya.

İşte bu şekilde yığıldıkça yığılmıştı sorunlar. Ben onları düşünürken, onların bundan haberleri bile olmuyordu. Kendi içimde kendimi kemiriyordum. Çoğu zaman durgun bir su iken ben, oluşan küçük halkaları büyütüyor, kendi suyumu bulandırıyor ve dalgalar yerini fırtınaya bırakarak kendi suyumda boğuluyordum.

Sorun belliydi… Çözüm de… Ya kendi biriktirdiğim suda boğulacak ya da ayağa kalkıp kimseye yaslanmadan kendi gücümle hayata devam edecektim. Zaman, karar verme zamanıydı…

* Yazan : Psk. Dan. İdris BİLEN

kaynak: sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEYNİ YASLANMAK TAN KORUMANİN ALTI YOLU …

sag-sol-lob[1]
Yaşlanma vücudu olduğu kadar hafıza ve beyin gücünü de olumsuz etkiler.

İyi çalışmaya devam edebilmesi için beynin de tıpkı makineler gibi yaşı ilerledikçe biraz bakıma ihtiyacı vardır. Ama makinelerin bakım kılavuzu gibi herhangi bir rehber bulunmuyor beyin için. Mevcut veriler ise birbiriyle çelişen ve kafa karıştıran nitelikte. Bu konudaki verileri tarayarak beyin gücünü korumanın en iyi altı yöntemini belirledik.

YETENEKLERİNİZE GÜVENİN

Bir odaya doğru yürüyüp içeri girerken oraya niye gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu? Yaş ilerledikçe hafızanın da zayıflamaya başladığını varsayarız hemen. Oysa bu sadece yaşlıların değil gençlerin de başına gelebilir.

Uzmanlar, gerçekte bir sorun olmasa da yaş ilerledikçe beyinsel becerilerimiz konusunda güven yitirdiğimizi belirtiyor. Bunun sonucu olarak dış desteklere ihtiyaç duyar, arabamızın navigasyonuna, cep telefonumuzun uyarıcısına başvurur hale geliyoruz. Oysa kendi kapasitemizi zorlamadığımız sürece zihinsel beverilerimizin düşüşünü hızlandırmış oluruz. Yani eğer kapıda durup oraya niye gittiğimizi hatırlamaya çalışıyorsak bundan hafızamızı biraz daha zorlamamız gerektiği sonucunu çıkarmalıyız.

KULAKLARINIZI KORUYUN

Duyularımızdan izole olmak beyni olumsuz etkiler. Örneğin işitme kaybı beyni gerekli bir uyarıcıdan mahrum bıraktığı ve dikkat konusunda ekstra yük oluşturduğu için beyindeki gri doku kaybına neden olur. Bir araştırmada, işitme kaybının altı yıllık bir dönemde algı azalması riskini yüzde 24 oranında artırdığı görüldü.

Yaş ne olursa olsun işitme yeteneğini olumsuz etkileyebilecek faktörlere dikkat etmek gerekir. Günde sadece 15 saniye yüksek sesli rock müziği dinlemek işitme duyusunu hasara uğratmak için yeterlidir. Aynı şekilde günde 15 dakika saç kurutma makinesi kullanmak da sesleri algılayan hücrelere zarar verir. İşitme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız daha fazla ilerlemeden doktora başvurmak en doğrusudur.

DİL YA DA ENSTRÜMAN ÖĞRENİN

Zihni güçlendirmek için başvurulan beyin jimnastiği programları ve bulmacaların yararları sınırlıdır. Oysa yabancı bir dil ya da yeni bir enstrüman öğrenmek beyni daha fazla çalıştıracaktır. Her iki etkinlik de birçok becerinin bir arada kullanılmasını gerektirir. Yeni notaları ve kelimeleri öğrenirken hafıza egzersizi, dikkat, duyumsal algı ve motor kontrol gibi birçok beceri devreye girer.

Bu tür etkinlikler hafızayı çevikleştirecek ve yararları ileri yaşlarda da görülecektir. Geçen yıl yapılan bir araştırmada, müzisyenlerde bunama (demans) ihtimalinin herhangi bir enstrüman çalmayan insanlara kıyasla yüzde 60 daha az olduğu görüldü. Başka bir araştırma ise yabancı bir dil konuşmanın Alzheimer hastalığını beş yıl geciktirdiğini gösteriyordu.

Kendinizi bu şekilde zorlamak en azından mevcut yeteneklerinizi daha iyi görmenizi sağlayacaktır. Eğer yaptığınız iş bu tür etkinliklere başlamanıza izin vermeyecek kadar yoğunsa yine de şanslı sayılırsınız; çünkü uyarıcı ve dikkat gerektiren işler beyin gücünü korumaya yardımcı olur.

ABUR CUBURDAN KAÇININ

Obezite beyne birçok yönden zarar verebilir. Damarlarda kolesterol birikmesi beyne giden kan akışını sınırlar ve iyi çalışması için gereken besin ve oksijenden mahrum bırakır. Ayrıca sinir hücreleri (nöronlar) insülin hormonu seviyesine karşı aşırı duyarlıdır. Düzenli bir şekilde şekerli ve yüksek kalorili gıdalarla beslenme halinde insülin sinyalleri kesintiye uğrar ve zincirleme tepkimelere ve beyinde zararlı plakların birikmesine neden olur.
Image copyrightthinkstock

Omega 3 gibi yağ asitleri, D ve B12 vitaminlerinin yaş ilerlemesiyle ilgili beyin hasarlarını azaltıcı etkisi vardır. Akdeniz diyetiyle beslenen yaşlıların kendilerinden 7,5 yaş daha genç insanlarla aynı algısal becerilere sahip olmasının nedeni budur.

SPOR YAPIN

Aslında beyin ile beden arasında ayrım yapmak doğru değildir. Beyni korumanın en etkili yollarından biri de fiziksel aktiviteyle bedeni güçlendirmektir. Böylece beyne kan akışı artacağı gibi, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları sağlayan proteinler de harekete geçecektir.

Yürümek ve aerobik gibi hafif egzersizlerden ağırlık kaldırma ve vücut geliştirmeye kadar her türlü fiziksel aktivitenin her yaşta yararı olduğu kanıtlanmıştır.

SOSYALLEŞİN

Beyni korumanın en iyi yollarından biri de sosyalleşmek, kalabalığa karışmaktır. İnsanlar sosyal varlıklardır ve arkadaşlarımız ve akrabalarımızın beyni uyarıcı etkisi vardır; yeni tecrübeler denememizi, stresten ve üzüntüden kurtulmamızı sağlarlar. 70 yaşındakiler üzerinde 12 yıl boyunca yapılan bir araştırmada, sosyal olarak daha aktif olan insanlarda algı azalması ihtimalinin yüzde 70 oranında düştüğü görülmüştür. Başka insanlarla düzenli irtibat halinde olmak hafızayı ve dikkati koruduğu gibi zihinsel işlemlerin de genel olarak daha hızlı yapılmasını sağlıyor.

Kısacası sağlıklı beslenme, uyarıcı fiziksel aktiviteler ve iyi bir arkadaş çevresi

KAYNAK: PSİKOCİTY

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bugün avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır

Her sabah hesabınıza 86400 Dolar yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz.

Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez ve akşam hesabınızdan geri çekilir. Ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeble olursa olsun saklayamazsını z. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86,400 dolar bulacaksınız. Nasıl ? keyifli değil mi ?

Farkında olsanız da olmasanız da aslında, hepimizin böyle bir bankası var.
Adı ZAMAN.

Her sabah 86.400 sn. hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor.. Hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor. Her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir.
Geriye dönüş yok, Yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız. Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün. Zaman akıp gidiyor gününüzü gün etmeye bakın!

BİR SENE’nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.
BİR AY’ın değerini anlayabilmek için, prematüre bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun.
BİR HAFTA’nın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.
BİR DAKİKA’nın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.
BİR SANİYE’nin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kılpayı atlatmış bir kişiye sorun.
BİR MİLİSANİYE’nin değerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan kişiye sorun.

Şunu unutmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez.

Dün artık mazi oldu.
Yarın ise muamma.
Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır

  • Alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜRÜYEREK NEFES‬ MEDİTASYONU

yuruyus2[1]
Meditasyon yapmak istemesine rağmen hareketsiz kalmayı sevmeyen ve bu yüzdende meditasyonun getireceği ‎bedensel‬ ve ‎zihinsel sakinleşmeyi‬ kaçıran kişiler yürüyerek nefes meditasyonu yapabilirler. Meditasyon sadece gözler kapatılarak ve oturarak yapılmaz. Profesyonel dans sahnelerinde dönen dansçılar veya sahnede müzik yapan kişiler bile meditasyonun konsantrasyonundan ve ‎bilinçli‬ farkındalığından yararlanabilirler..
Yürüyerek meditasyon yapmak, basit ama yoğun bir egzersizdir ve oturarak meditasyon yapmaktan daha etkileyicidir. Çünkü yürüme belli bir ritim içersinde gerçekleştirilir. Ritim hipnozdur‬ ve kişinin hızla içe dönmesine destek verir. Normal olarak yürümeye başlayan kişiler bile bir süre sonra zaman ve mekân kavramlarından özgürleşebilirler. Bunu yapmanın pek çok değişik yolu vardır ama ben şimdi kendi yaratımım olan birini size önereceğim.
 
Hadi Yürüyelim!
 
Ortalama 20 adım yürüyebileceğiniz bir yol veya düz bir alan seçerek yavaşça bir uçtan bir uca yürümeli sonra dönmeli ve tekrar yürümelisiniz.
 
Yürürken bakışlarınızı 45 derecelik bir açıyla önünüze çevirin ve adımlarınızı sizi yerle birleştirdiği hissine odaklanarak atmalısınız.
Normal meditasyonunda müzik sesini nasıl destek olarak kullandıysanız, burada da ayaklarınız ve vücudunuzda hissettiğiniz duyumsamaları destek amaçlı olarak kullanın.
 
Yürürken ortaya çıkan her türlü duyguya dikkat edin. Her adımınızın içine girin. Siz yürüdükçe ayağınız kalkıyor, boşluktan geçiyor ve tekrar yerle temas ediyor gibi düşünmelisiniz.
Başlarken, bir adımda burnunuzdan nefes alın ve diğer adımda yine burnunuzdan geri verin. 20 adımda gidip yirmi adımda geleceğiniz turunuzdaki döngüyü‬ birkaç kez tekrarlayın.
 
Daha sonraki turlarda iki adımda nefes alın, iki adımda verin. En son olarak dört adımda nefes alıp, dört adımda verecek şekilde devam edin.
 
Kendinizi hafif sarhoş gibi hissettiğiniz anı yakaladıktan sonra artık bir adımda burnunuzdan alıp bir adımda burnunuzdan vermeye dönerek yürümeye devam edin.
 
Tüm çalışma boyunca mutluluk duygusuna ‎odaklanın‬. Aldığınız nefeslerden sonra oluşan doyumu ve hazzı hissetmeye çalışın.
Yürüme meditasyonunu sonlandırdıktan sonra bedensel rahatlamanın, iç huzurun ve düşüncede sessizleşmenizin farkına vararak size özel ortaya çıkabilecek duygularınız üzerinde çalışabilirsiniz.
 
* Mustafa Kartal
kaynak: sonsuz şifa

____________________________________________________________________________

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dr. Chopra yaşlanma üzerindeki algının değişmesiyle yaşlanmanın da değişebileceğini anlattı.

timthumb[1]

Birinin Yaşlanma Üzerindeki Algılamasını Değiştirerek, Yaşlanmamızı Değiştirebiliriz. Nasıl?

Dr. Chopra: Pekâlâ, pek çok insan yaşlanmanın kaçınılmaz olduğunu düşünür ve bilimsel veri bunun doğru olmadığını göstermektedir. İnsanlar yaşlılıktan ölmezler; yaşlılık beraberinde gelen hastalıklardan ölürler ve onlar da önlenebilir.

Pek çok insan, yaşlanmanın değiştirilemez olduğunu düşünür ve biz; insan makinasında bile beslenme düzeninin düzeltilmesi, antioksidanlar, vücuttan toksinlerin atılması, egzersiz, yoga, nefes alma teknikleri ve meditasyon aracılığıyla yaşlanmanın tersine çevrilebilir olmasına izin veren mekanizmaların olduğunu biliyoruz.
Birçokları yaşlanmanın normal olduğuna inanıyor, fakat normal yaşlanmanın ne olduğunu kimse tanımlamıyor. Normal olarak adlandırdığımız, averajın psikopatolojisi olabilir. Pek çok insan yaşlanmanın genetik olduğunu düşünüyor, ama anne-babanız 80+ yaşa kadar yaşadıysalar; bu sizin hayatınıza üç yıl katabilir.
Düşünme biçiminiz, davranma biçiminiz, yeme biçiminiz hayatınızı 30 ila
50 yaş etkileyebilir. Çoğu kişi, yaşlanmanın evrensel olduğuna inanır, fakat asla yaşlanmayan biyolojik organizmalar vardır.
Pek çokları yaşlanmanın ağrı verici olduğuna inanır ve biz biliyoruz ki; ağrı hastalıklardandır ve önlenebilir, yaşlanmaktan değildir.
İnsanlar yaşlanma kavramlarını değiştirmeliler, onları gerçek dışı bir düşünceye dayanarak değil; bilimsel-olgusal gerçeğe dayanarak böyle yapmaya davet ediyorum. Onu değiştirdikleri zaman; çok geçmeden yaşlanma algıları değişecek ve onlara; yaşlanmak, daha bilgili hale gelmek, daha yaratıcı hale gelmek, yaratıcılık için sıçrama tahtası haline gelmek ve varlık daha anlaşılır bir hale gelecek. Tüm fenomendeki algılamanız bir kez değiştikten sonra; realiteniz değişecek, çünkü realiteniz sizin onu algılamanızdan başka bir şey değildir.

Veronica: Yaşlanmama niyetini eğer etkili olarak tetiklersek; bedenin bunu otomatik olarak gerçeğe dönüştüreceğini belirttiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Chopra: Evet, çünkü niyetler bedendeki dönüştürülme için olan tetiklerdir. Eğer ayak parmaklarınızı hareket ettirmek isterseniz; onu niyet aracılığıyla yaparsınız.
Bedeninizdeki biyolojik bilgiye iki öğe vardır: Birisi niyet, diğeri de dikkattir. Öyleyse size verdiğim örneğe, ayak parmaklarını hareket ettirmeye geri dönün. İlk olan şey, dikkatinizin oraya gitmesi ve ikinci olan şey de, orada niyetin olmasıdır; böylece bu dikkatle ve niyetle olan biyolojik bilgi, hangi biyolojik bilginin verildiğidir. Biyolojik bilgi gibi davranan farkındalık; öğelere, daha sonra bilgilendirme amaçlı olan öğeye gider ve daha sonra lokalize olmuş bir öğe vardır ve bu da bedenin nasıl davrandığıdır.
Eğer ayak parmaklarınızı niyetin önemsiz bir titreşimiyle kımıldatabiliyorsanız; biyolojik saatinizi neden yeniden ayarlayamazsınız?
Pek çok insanın onu yapamamasının nedeni, ilk olarak onu asla düşünmemeleri ve ikinci olarak da belirli şeylerin diğer şeyleri yapmaktan daha kolay olduğunu düşünmeleridir. Örneğin ayak parmaklarını kımıldatmak, biyolojik saati yeniden ayarlamaktan daha kolaydır; fakat o, batıl inançtan kaynaklanan bir inançtır. Eğer insan bedeninin bir bilgi ve enerjinin iletişim ağı olduğunu anlayabilirsek; o zaman aynı prensiplerin bedenin her yerinde uygulandığını görürüz.

Veronica: O söylemek üzere olduğum şeydi. Meselelerin özünü kavrayacak kadar yaşlanma sürecini durduran veya aslında yaşlanma sürecini tersine çeviren, birinin çalışması için derin seviyede yerleştirileceğini düşündüğü şeydir.

Dr. Chopra: Hayır, o aynı mekanizmadır. Sadece bazı şeylerin daha kolay, bazı şeylerin daha zor olduğuna inanmamız bize aşılanmış. Neticelere her zaman beklentiler karar verir!

Veronica: Siz bedenlerimizin de fiziksel ifadeye dönüştürülmüş deneyimler olduklarını, bir başka deyişle; bedenlerimizin düşünce sistemimizin içini dökmesi olduğunu söylediniz?

Dr. Chopra: Ve deneyimler. Bundan dolayı eğer endişeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz adrenalin ve kortizon yapmakta, eğer sakinliği deneyimliyorsanız; vücudunuz diyezepam yapmaya başlar, eğer canlılık ve neşeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz kanser karşıtı güçlü ilaçlar olan interlökinleri ve interferonları yapar. Bundan dolayı bedeniniz, deneyimlerinizi sürekli olarak moleküllere dönüştürmektedir.

Veronica: Ve dünya yorumumuzu veya deneyimimizi her an değiştirebiliriz.

Dr. Chopra: Bu doğru. Bir kişinin düşmanı, bir diğer kişinin en iyi arkadaşıdır. Benim en favori yiyeceğim sizin cildinize kaşıntı yapabilir, vesaire. Her deneyimimiz bize mahsustur, çünkü onun yorumunu derin düzeyde yapıyoruz.

Veronica: Siz hatta daha da ileri gidiyorsunuz ve kendinizi zamansız, ölümsüz bir varlık açısından gördüğünüzde; her hücrenin yeni bir varoluşun farkına vardığını ileri sürüyorsunuz.

Dr. Chopra: Çünkü, beden zekânın son ürünüdür ve zekânızın sizin realitenizi nasıl şekillendirdiği ise, vücudunuzun realitesini şekillendirecektir. Beden; düşüncelerin alanıdır, yorumlamalar alanıdır ve siz kendi kimliğinizin deneyimini ilahi bir varlığa dönüştürdüğünüzde beden, o ilahi realitenin fiziksel dışavurumunu ifade eder.

Veronica: Gerçek ölümsüzlüğün burada ve şu anda, bu yaşayan bedende deneyimlenebileceğini söyleyecek kadar ileri gidiyorsunuz. O, varlığın aşılamasını her düşündüğünüz ve yaptığınızın içerisine çizdiğinizde meydana gelir. Bu, zamansız zihin ve yaşsız bedenin deneyimidir.

Dr. Chopra: Evet.

Veronica: Coşkuyla yaşamak, bir rüyaya sahip olmak, bir yaşama nedeni ondan mı önemli, eğer o rüya sadece kendi neşeniz için olsa bile?

Dr. Chopra: Benim düşünceme göre; bir arzuya sahip olmak, bir rüyaya sahip olmak, hayatta bir amacının olması, çok önemli bir tamamlayıcıdır. Ve, o amaca üç tane tamamlayıcı vardır: Bir tanesi sizin gerçekten ne olduğunuzu bulmanız, Tanrıyı keşfetmek, ikincisi diğer insanlara hizmet etmek, çünkü biz onu yapmak için buradayız ve üçüncüsü de kendinize özgü yeteneklerinizi ifade etmenizdir. Kendinize özgü yeteneklerinizi ifade ederken zamanın izini kaybedersiniz.

http://www.intouchmag.com/chopra.html ’den çevrilmiştir.)
Röportaj: Veronica M.Hay (‘Rüyada Herşeyi Yapabilirsiniz’ E-Kitabının Yazarı)

Çeviren: Esin Tezer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatınızı kolaylaştıracak, 15 psikolojik yöntem

20120305__369684101[1]

Hayatınızı kolaylaştıracak, güçlü hissetmenizi sağlayacak 15 psikolojik yöntem
Zor durumlarla başa çıkmak için psikoloji biliminin enteresan tespitlerine kulak verin.

1. Bir grup insan aynı anda güldüğünde, içgüdüsel olarak hemen, o grup içinde en yakın hissettiğiniz (ya da yakın olmak istediğiniz) kişiye bakarsınız.

2. Stresli ya da gergin olmanıza sebep olan bir şey yaparken sakız çiğneyin veya yemek yiyin. İlkel beyin, yemek yediğiniz için tehlikede olamayacağınıza karar verir ve gerginliğiniz otomatik olarak azalır.
bama Hayatınızı kolaylaştıracak Hayatınızı kolaylaştıracak, 15 psikolojik hile obama

3. Birisi size kızarken sakin kalırsanız, karşınızdaki muhtemelen daha çok sinirlenir ama daha sonra muhakkak kendini suçlar.

4. Stresin ve gerginliğin neden olduğu nefes darlığı, kalbin hızlanması gibi fiziksel etkiler, neşe ve heyecanın sebep olduğu belirtilerle aynıdır. Eğer stresli durumu yeniden tanımlamayı denerseniz, stresinizi neşeli bir heyecana çevirmeniz mümkün.

5. Duygusal tepkiler, duyguları tetikler. Mesela, mutlu hissetmek istediğinizde, hiç gülümseyecekmiş gibi hissetmeseniz bile, gülümseyin. Bir süre gülümsediğinizde, gülmenize neden olacak bir şey varmışcasına neşelenebilirsiniz!

6. Bir şey söyleyeceğiniz zaman söze “bence” ya da “ inanıyorum ki” diyerek başlamayın. Söylediğiniz şeyin sizin fikriniz olduğu zaten ortadadır, “bence” dediğiniz zaman özgüven eksikliği ifadesi yaratmış olursunuz.

7. Bir görüşme yapacağınız zaman, görüştüğünüz kişileri eski dostlarınızla birlikte hayal edin. Bulunduğunuz durumu nasıl algılayacağınız sizin elinizde ve unutmayın; rahatlığınız bulaşıcı olacak!

8. Eğer birini gördüğünüzde gerçekten mutlu ya da heyecanlı görünüyorsanız, onlar da sizi gördüklerinde mutlu ve heyecanlı olacaklardır. Köpekler bu hileyi her zaman yaparlar!

9. Büyük bir iyiliği reddetmiş olan insanlar, daha sonra daha küçük bir iyiliği onaylamak durumunda hissederler. %50 indirime hayır demiş birisini daha sonra %30 indirime ikna etmeniz daha olası!

10. Diyelim ki birine bir soru sordunuz ve eksik, kaçamak bir cevap aldınız. Göz kontağını sürdürün ve sessiz kalın. Karşınızdaki verdiği cevabın yetersiz olduğunu varsayıp konuşmaya devam edecektir.

11. Birçok insan zeka ve özgüven arasındaki farkı anlayamaz. Eğer ne yaptığınızı bildiğinizden gayet emin görünürseniz insanlar zeki olduğunuzu düşünecek ve etrafınızda toplanacaklardır!

12. Müşteri hizmetlerinde çalışıyorsanız, oturduğunuz yerin arkasına bir ayna koyun. Sizinle konuşmaya gelen insanlar aynada kendilerini gördükleri için size daha nazik davranacaklardır. Kimse kendini aptalca konuşurken görmek istemez.

13. Eğer bir grup toplantısındaysanız ve ortamda sizi azarlayacağını düşündüğünüz biri varsa, onun yanına oturun. İçgüdüsel olarak size saldırmak için güvenli bir mesafede olmadığını hissedeceğinden tavırları biraz yumuşayacaktır.

14. Biriyle ilk kez dışarı çıktığınızda, onu heyecan verici bir yere götürün. Mekanın heyecanıyla sizi aynı yere koyacaktır, ilk izlenim için güzel bir katkı!

15. Biriyle konuşurken onun göz rengini fark etmeye çalışın. Göz kontağını sağladığınızda insanlar sizden daha çok hoşlanacaktır. Kaynak: HT Hayat

ayçan berkerin sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Siz, Topal Tilkiyi mi, Yiğit Aslanı mı Oynuyorsunuz?

kahve-falında-aslan-görmek[1]

Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış.

Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.

Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış.

Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş

“Allahım beni görmüyor musun?”

Gökten bir ses gelmiş: “Görüyorum da şaşırıyorum, neden sakat tilkiyi taklit ettin de, o yiğit aslanı taklit etmedin?”

Sık sık kendinize bakın. Kimi oynuyorsunuz, tilkiyi mi, aslanı mı?

Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz. Bırakın bu rolü, siz yiğit aslan olun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ON DAKİKADA NEFESLE RAHATLAYIN

dogru-nefes-alma[1]

 

 

Çok çalıştınız, az uyudunuz ve üzerinizde bir baskı mı hissediyorsunuz? Herhangi bir masajına gitmeden rahatlayabileceğiniz bir çok yol var. Tek ihtiyacınız olan bir çift ciğer, nefesiniz ve 10 dakika gibi bir süre.

Kontrollü nefes alıp vermek vücudunuzun bakımını sağlayıp en iyi halinde çalışmasını etkilediği gibi aynı zamanda tansiyonunuzu düzene sokar ve rahatlamanızı sağlar. Böylelikle stresinizin de azalmasına yardımcı olur.
Huzursuzluk sırasında nefes tekniklerinin etkileri tam anlamıyla araştırılmamış olsa da (en azından kontrollü bir klinik düzeyinde) bir çok uzman kontrollü nefes alıp vermeyi, farkındalığı ve bilinçliliği içimizdeki yogi’yi, ulaşılması zor Zen evresini, bulabilmemiz amacıyla tavsiye ediyor.
Olumsuzluk bizi her gün uyuduğumuz yatağımızda, oturduğumuz masa veya herhangi bir yerde bulabilir. Nefes uzmanı Dr. Alison McConnell, yoga hocası Rebecca Pacheco ve psikolog Dr. Ellen Langer ile kontrollü nefes konusunun derinine indik. Sıradaki altı nefes tekniği size rahatlamanız ve devam etmeniz için yardımcı olacak. Bu teknikleri dikkatli bir şekilde uygulamanızı tavsiye ediyoruz çünkü, basitçe nefes alıp vermek duyulduğu kadar kolay değil.

1. Sama Vritti veya “Eşit Nefes Alıp Vermek”

Nasıl yapılır: Nefes ile başlayarak denge, vücudunuz için oldukça yararlı şeyler yapabilir. Başlangıç olarak nefes alırken dörde kadar sayın, sonrasında nefesinizi verirken dörde kadar sayın – sadece burnunuzdan soluyun, bu şekilde nefesinize doğal bir direnç eklenir. Daha ileri seviyedeki yogacılar bu egzersizi yaparken aynı amaç ile nefeslerini altı ya da sekiz saniyeye kadar tutabilirler. Pacheco’ya göre, bu şekilde sinir sisteminiz rahatlar, odaklanmanız artar ve stresiniz azalır.
En iyi ne zaman işe yarar: Her yerde, her zaman.. ancak bu teknik, özellikle yatağınıza girmeden hemen önce oldukça etkili. Pacheco bu teknik için “Koyun saymak ile benzer, eğer uyumakta sorun yaşıyorsanız bu egzersiz sizi aklınızdaki düşüncelerden veya sizi uykunuzdan alıkoyan düşüncelerden kurtarmaya yardımcı olabilir” ifadesini kullanıyor.

2. Karından Nefes Teknikleri

Nasıl yapılır: Bir eliniz göğsünüzdeyken diğer elinizi karnınızın üzerine koyun. Burnunuzdan, diyaframınızı şişerecek (göğsünüzü değil) ve ciğerlerinizi gerecek kadar derin bir nefes alın. Hedef: McConnell, kalp atış hızınızı ve tansiyonunuzu azaltmak için her gün toplam 10 dakika, dakikada altı ile on arası derin, yavaş nefes alıp verin diyor. Altı-sekiz hafta bu egzersizi yapmaya devam edin. Yararını gören insanlar sonrasında da yapmaya devam edebilirler.
En iyi ne zaman işe yarar: Sınav veya herhangi stresli bir etkinlik öncesi. Fakat unutmayın ki, Pacheco bu durum için; “Stresli bir yaşam tarzına sahip olan insanlar nefes kontrolünün ne kadar zor olabileceğini gördüklerinde şaşırabilirler” ifadelerini kullanıyor. Nefes kontrolünüze yardımcı olabilmek için, kendi kendinize görebilmek amacıyla McConnell’ın Güçlü Nefes uygulamasını kullanabilirsiniz. Bu şekilde nerede olursanız olun, nefes ritminizi görerek kendinize yardımcı olabilirsiniz.
alternate-nostril-breathing

3. Nadi Shodhana veya “Dönüşümlü Nefes Alma”

Nasıl yapılır: Bu egzersiz bir yogacının en yakın arkadaşıdır. Bu şekilde nefes almanın kişiye huzur ve denge getirdiği, ayrıca da beynin sağ ve sol taraflarını da birleştirdiği söylenir. Rahat, medite halde başlanır, sağ baş parmağınız ile sağ burun deliğinizi kapayıp sol burun deliğinizden derin bir nefes alın. Nefesinizin en son noktasında sol baş parmağınız ile sol burun deliğinizi kapayıp sağ burun deliğinizden nefesinizi verin. Sağ burundan nefes alıp, sağ baş parmağınız ile kapadıktan sonra sol burnunuzdan nefes vererek bu sıradan devam edin.
En iyi ne zaman işe yarar: Karar anları gibi odaklanmanız ve dinamik olmanız gereken zamanlarda. Yalnız bunu uyumadan önce denemeyin. Nadi Shodhana, bu nefes alımının “kanalları temizlediğini” ve insanları çok daha uyanık hissettirdiğini söyledi. Pacheco ise: “Neredeyse bir bardak kahve gibi” dedi.

 4. Kapalabhati veya “Kafatası Parlatan Nefes”

Nasıl yapılır: İçten dışa gününüzü aydınlatmaya hazır mısınız? Bu teknik uzun, yavaş bir nefes ile başlıyor, sonrasında ise alt karnınızı kullanarak güçlü bir nefes verme ile bitiyor. Kasılma ile rahat olduğunuz zaman nefes alıp verme hızınızı (hepsi burundan) bir iki saniye, toplamda 10 nefese çıkarabilirsiniz.
En iyi ne zaman işe yarar: Uyanacağınız, ısınacağınız veya bardağın dolu tarafından bakmaya başlayacağınız zamanlarda. Pacheco’ya göre “Karın bölgesi için oldukça yoğun bir çalışma. Ancak vücudunuzu ısındırır, yorgun enerjilerden arındırır ve beynin uyanmasına yardımcı olur. Eğer dönüşümlü nefes almak bir kahve gibiyse, bu egzersiz espresso atışı olarak düşünebilirsiniz.”

5. İlerleyici Kas Gevşemesi

Nasıl Yapılır: Tüm vücuttaki gerginliğe engel olabilmek için gözlerinizi kapayın ve tüm kas gruplarını germek ve rahatlatmak için her birine iki üç saniye odaklanın. Önce ayak ve parmaklarınızdan başlayın daha sonra ise diz, kalça, arka, göğüs, kollar, eller, boyun, çene ve gözlerinize çıkın – her birine derin, yavaş nefes alımını koruyarak çıkın. Takip etmekte problem mi yaşıyorsunuz? Kaygı ve panik uzmanı Dr. Patricia Farrell burnumuzdan nefes alıp kaslarımız gerilirken beşe kadar saymamızı, daha sonra ise nefesi ağzımızdan vermemizi tavsiye ediyor.
En iyi ne zaman işe yarar: Evde, bir masada otururken veya yolda bile. Dikkat amaçlı bir uyarı: Baş dönmesi asla hedefimiz değil. Eğer nefesinizi tutmak rahatsızlık veriyor ise kendinize göre ayarlayın

6. Rehberli Görselleştirme

Nasıl yapılır: Hiç bir şey düşünmeden doğruca “mutlu yerinize” yönelin. Terapist veya yardımcı bir ses kaydı gibi bir eğitmen ile derin nefes alarak herhangi bir olumsuz düşünce yerine güzel ve olumlu görüntüler koyun. Psikolog Dr. Ellen Langer, bir kişinin farkındalığa ulaşabilmesini şu şekilde açıklıyor; “Rehberli görselleştirme, sizin kendi kafanız içerisinde tartışmanız ve strese girmeniz yerine sizi gerçekten olmak istediğiniz yere götürür.”
En iyi ne zaman işe yarar: Güvenle gözünüzü kapayıp kendinizi bırakabileceğiniz hemen hemen her yer (örneğin: Direksiyon başında değilken).
Stres, sıkkınlık ve diğer günlük sorunlar her zaman hayatımızda olacak. Ancak güzel haber, nefesimizin de her zaman hayatımızda olacak olması.
Kaynak: filminds
Özlem Soylu Çetinkaya /Hayalhanesi.com
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kötü giden hayatınızı iyiye çevirebilecek ipuçları…

bahar_ciceklenme-1680x1050[1]

Herkes kendi tercih ettiği şekilde yaşar Ama siz yine de bu hayat derslerine bir göz atın Belki de kötü giden hayatınızı iyiye çevirebilecek bir ipucu vardır

* İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma

* Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun

* İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün

* Seni takmayanı sen de takma, konuşmayanla asla konuşma

* Güvenmediğin biriyle asla flört etme

* Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme
* İnsanlara doğru değer ver, haketmeyenleri sil

* Kimseye yalvarma

* Asla dönüp de arkana bakma

* Sır tutmasını bil

* Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgini satma

* Hakettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin

* Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut

* Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz,
iki damla gözyaşı için asla yumuşama

* Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et

* Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma

* Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme

* Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme

* Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle

* Kendini öven insanlardan kaç

* Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma

* Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma

* Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini gözardı etme

* Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar

* Gözyaşlarının değerini bil Onları haketmeyenler için harcama

* Sana bahşedilen zekayı kullanmayarak Allah’a hakaret etme!

* Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma

* Kendini sev

* Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma

* Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma

* Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma

* İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil

* Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme

* Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme

* İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma

* Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni

 

Bu zamanda sevmek de sevilmek de zor :/ İlişkilerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Onca çabamıza rağmen ikili ilişkilerimizin böylesine güçsüz olmasının nedenlerini hiç düşündünüz mü? Aşık olmayı ve sevmeyi unuttuğumuzdan mı; yoksa daha da fenası, bunların ne olduğunu hiç öğrenemediğimizden mi?

1. Kolaycılık içimize işlemiş

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdda0fe4b0acd974e21ac5

İlişkilerimiz uğruna fedakarlıkta bulunmaya, uzlaşmaya; kısacası karşılık beklemeden sevmeye hazır değiliz. İyi bir ilişkinin devam etmesi için gereken emeği sarfetmeye yanaşmıyoruz. Zora geldik mi pes ediyoruz. En ufak hatada köprüleri yakıyoruz.

2. Heyecan peşinde koşuyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd8fee4b0acd974e21a84

Aradığımızın aşk değil aslında; hayatımıza heyecan ve macera katmak peşindeyiz. Ruhumuzdan anlayan birini değil, birlikte eğlenip partileyebileceğimiz birini hedefliyoruz. Anlık heyecanları kovalıyor; uzun süreli ilişkileri monoton ve sıkıcı buluyoruz.

3. Sevmeye zamanımız yok

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd93fe4b00a02454895b5

Hayatın hızına yetişmekte zorlanırken sevmekle kim uğraşacak? İlişkilerin sorunlarını çözmekle ömür tüketmeyi anlamsız buluyoruz. Maddiyata yönelik hayallerimiz, yaşadığımız ilişkilerin de rengini belirliyor. İşimize gelen insanlarla, durumumuz elverdiği süre boyunca birlikte oluyoruz.

4. Anlık ödüllerin peşindeyiz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cddbade4b0acd974e21aed

Bu devirde beklemeye tahammülümüz yok. Anlık olarak beğeniyor ve beğeniliyoruz. Sosyal medyaya yüklediğimiz fotoğraflarımızın ne kadar beğeni aldığından, seçtiğimiz kariyere ve aşık olduğumuz insanlara kadar beklentimiz aynı. Hiçbir şey uğruna fazla zaman ve emek harcamaya yanaşmıyoruz.

5. Arayış içindeyiz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd8e8e4b03fa4e5ef0f07

Yerimizde duramıyor, hep ileriyi hedefliyoruz. Bağlanmak en büyük fobimiz haline gelmiş durumda. İlişkilerin bize göre olmadığını düşünüyoruz. Yerimizde sayıp rutin bir hayatta boğulmak istemiyoruz. Hayatımızı tek bir insanla birlikte geçirmenin fikri bile kabus gibi geliyor. Herkesten farklı olduğumuz yanılgısı veya arzusu içindeyiz.

6. Açgözlüyüz, hep daha iyisini istiyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd8f2e4b00a02454895ac

Seçeneklerin sonsuz olduğunu düşünüyoruz. Mümkün olduğunca daha fazla sayıda insanla yüzelsel olarak zaman geçirmeyi, az sayıda insanla derin ilişkiler kurmaya yeğliyoruz. Her şeye hakkımız olduğunu sanıyoruz. Sevgili, kariyer, kıasacası hayatımızın her alanında hep daha iyinin peşindeyiz. Bu nedenle kimseyi beğenmiyoruz.

7. Teknolojinin içinde kendimizi kaybediyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd91fe4b03fa4e5ef0f11

Teknoloji bizi birbirimize yaklaştırmış görünüyor, ancak yalnızca sanal olarak. İnsanlarla bire bir iletişime geçmenin sıcaklığını unuttuk. Birlikte fiziken zaman geçirmek zaman kaybı gibi gelmeye başladı. Zaten birbirimizin hayatını sosyal medyadan takip ettiğimiz için sohbet edecek konu kalmıyor.

8. Aşkla seksi ayrı tutuyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd92be4b0acd974e21a8f

Aşkı seksten ayrı tutabileceğimizi düşünüyoruz. Duygusal derinliği olmayan fiziksel ilişkiler yaşıyoruz. Önce sevişip sonra sevmeye çalışıyoruz. Sadakati saçma buluyoruz. Kendimizi iyi hissetmek, egomuzu tatmin etmek için yatağa giriyoruz. Hayatımızda gerçek aşkın hissettirdiği özel duygulara verdiğimiz yer gittikçe azalıyor.

9. Mantığımızı dinliyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd92ee4b0acd974e21a9e

Faydacılık, yaptığımız her şeye ve kurduğumuz her ilişkiye damgasını vuruyor. Kendimizi duygularımıza kaptırarak sevmenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Aramıza mesafe girince kavuşmak için dağları deleceğimize, ilişkimizi bitirmenin yollarını arıyoruz.

10. Korkuyoruz

Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca  Günümüz ilişkilerinin kolayca Günümüz ilişkilerinin kolayca bitmesinin 10 gerçek nedeni 56cdd8cce4b065d494b0cb36 img 56cdd941e4b00a02454895be

Korku içinde yaşayan insanlar haline geldik: aşık olmaktan, bağlanmaktan, kalbimizin kırılmasından deli gibi korkuyoruz. Kendimizi korumak uğruna kimsenin içimizdeki korunmasız çocuğa erişmesine izin vermiyoruz. Savunmasız olmaktan nefret ediyoruz. Bu nedenle etrafımıza duvarlar örüyoruz.

KAYNAK: BİLİYOMUYDUN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SEVMEDİĞİNİZ YÖNÜNÜZÜ NASIL DEĞİŞTİRİRSİNİZ?

20120305__369684101[1]

Genel olarak her şeye olumsuz bakan, mutsuz olan biri misiniz?

Bu durumundan memnun olmayan ancak yapısı gereği bunu değiştiremeyenler için çözüm olabilecek önerilerimiz var. Hayatına daha mutlu ve yeni bir şekilde devam etmek isteyenler önerilere göz atın..

1- Değişimlere ve yaşama pozitif bakın. Bu sizin yaşamınızı değiştirmeniz için bir sinyal olabilir. Sürekli olarak değişimlerin olumlu yönlerini vurgulayarak, beyninizi daha pozitif düşünmeye programlamalısınız.

2- Olumsuz şeylerle karşılaştığınızda bu engelin geçici olduğunu ve size daha iyi şeyler katacağınızı düşünün.

3- Olaylara karşı güçlü, becerikli ve dirençli olduğunuzu kendinize sık sık hatırlatın. Direncinizi artırmak için öncesinde yaşadığınız olumsuzlukları gözden geçirin ve gerekirse listeleyin. Engellerden korkmamanız gerektiğini göreceksiniz. Korku, suçluluk, sabırsızlık gibi negatif duygular doğru şekilde odaklanmanızı engeller.

4- Hayatınızda yaşadığınız değişikliklere karşı daha güçlü biri olmak için korkularınızı nasıl yendiğinizi, deneyimlerinizden ne öğrendiğinizi gözden geçirin.

5- Hayatınızda olumlu cümleler kurmaya, mutluluk verecek kelimeleri sık sık tekrarlamaya özen gösterin.

6- Size destek olan, her an yardımcı olabilecek insanlarla iç içe olun. Bu kişilerin size verdikleri olumlu önerileri dinleyin ve uygunsa değerlendirin.

7- Harekete geçmeden önce durumu değerlendirin, konunun olumlu ve olumsuz yönlerini gözden geçirin, planlayın ve ne olursa olsun kendinizle ilgilenin.

* ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ey Duam!!! Uç Şimdi Avuçlarımdan…

12565506_543833059106707_7651117879537321038_n[1]

Eğer derdi olan varsa, dermanı için

Hasta olan varsa, şifası için,

Sıkıntısı varsa, ferahlığı için,

Dua’sı olan varsa kabulü için

Tövbesi varsa affı için

Borcu varsa, ödemesi için

Düşkünü varsa, kalkması için

Hayra niyeti varsa, amel etmesi için

Hadi UÇ Duam…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ENERJİNİZİN ÇALINMASINA İZİN VERMEYİN !

12742651_1095067857190203_7183859655800063663_n[1]

Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın.
Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin vermeyeceksin.
Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakmayacaksın kendini.
Hayatın gerçek bir mucize olduğunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdığını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşmayacaksın.
İlişkilerinde sadece sorunlarını dile getiren, yaşadıkları onca güzelliği yok sayan insanlara bir dakikanı bile ayırmayacaksın.
Hakkında hiç bir şey bilmedikleri halde konuşmaya kalkanları susturacaksın.
Değerinin farkında olmayanlardan uzak duracaksın. Değerini bilerek yok saymaya çalışanlara ise haddini bildireceksin.
Fındık kabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmanı sağlamaya çalışan insanları sileceksin defterinden.
Gülüşlerini çalmaya kalkanları çıkaracaksın hayatından.
İlişkileri bir yük haline getirenleri uzaklaştıracaksın yanından ve ilişkinin mutluluk getirmesi gerektiğini yazacaksın kafana.

Velhasıl, onca yılını vererek ışıl ışıl bir enerji deposuna çevirdiğin beynini düşünerek, beyinsizlere ezdirmeyeceksin kendini..

(Frank Sinatra )

Kaynak: Nur Demirin sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »