Hadi İnşallah…

hadi-insallah-geliyor-6667880_x_4704_o[1]

Pucca’nın hayranlarından biri olarak filmi dört gözle bekliyordum. Fakat vizyonda oynadığı dönem gidemedim dvd’sini anca alıp seyredebildim. Bir kere şunu net olarak söyleyebilirim kitabın filmle hiç bir alakası yok. Karakterler isimleri ve genel özellikleriyle alınmış ve baştan bir film olarak yeniden yazılmış. A bunu beğendim mi diye sorarsanız;  hoş, sevimli, kafa dinlendiren, bazı yerlerinde eğlendiren, romantik bir film olmuş.  Buşra role pek bi yakışmış. Murat zaten Murat diyecek bir şey yok. Sözün özü; dvd’yi alın hoşça vakit geçirin derim.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Kıbrıs’ta Lezzetli Bir Lağos Yemenin Keyfi

Girne’de denize bakan odalarımıza yerleştik. Karnımız zil çaldığından hiç oyalanmadan arabaya atladık ve tavsiye üzerine ‘’Kemal’in Yerine’’ doğru yola çıktık. Kıbrıs “şööle sıcak, böyle sıcak” dedikleri için aldım bavula en ince şeyleri lâkin burada yağmur yağıyor, hava da serince. Yol boyunca balıkçıda dışarda oturmak istediğimden inşallah orada yağmur yoktur dileklerimle çevreyi inceliyorum.

Sarı otlar, araya serpiştirilmiş zeytin ağaçları, arkadaki heybetli görüntüsüyle Beşparmak Dağları hoşuma gidiyor. Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra ‘’Kemal’in Yerine’’ varıyoruz. Neyse ki Yeni İskele-Boğaz dedikleri bu mevkide yağmur yok, hava da sıcak sadece biraz rüzgarlı o kadar.

Açık havada, tahta masa ve sıraların olduğu, çevrenin çiçeklerle bezendiği hoş bir mekân burası. Denize sıfır değilsiniz, ama hemen karşısında gözleriniz mavi çırpıntıyı görüyor.

anette 1173 anette 1154

Garson gelince siparişimizi veriyoruz ve hemen arkasından soğuklar pat pat önümüze diziliyor. Sirkesi-limonu tam kıvamında diri yeşil salata, taze ve lezzetli cacık ile humus, taze fakat biraz tuzlu tahini bayıla bayıla yemeğe başlıyoruz. Kızartıp getirilen köy ekmeğini de salatanın sosuna banmadan edemiyoruz.

036anette 1159

Arkasından ızgara ahtapot alıyoruz. Pişmesi, yumuşaklığı, tadı tuzu tam kıvamında geliyor. Onu da keyifle midemize indirdikten sonra sıra ana yemeğe, yani balığa geliyor.

038

Biraz bekledikten sonra kocaman ızgara lağosu ortaya koyuyorlar (yanında çıtır patatesle beraber servis ediliyor). Kuyruğu senin, yüzgeci benim, başı onun derken bir çırpıda bu lop lop eti bitiriveriyoruz. Bana göre biraz daha pişebilirdi onun dışında her şeyi iyiydi. Bu yemeğin üstüne Kıbrıs kahvesi Con’la yapılmış orta kahvelerimizi içerken çevrede oynayan yavru kediler bize de sırnaşıyor. Onlarla biraz oyalanıp karşıdaki ufak sahili ve arkasından küçük marinayı turlayıp otelimize geri dönüyoruz.

anette 1182 anette 1193

Yolunuz Kıbrıs’a düşerse bu lağos ziyafetini kaçırmayın derim.

Mekân: 4

Hizmet: 4

Lezzet: 4

Sağlıcakla…

Anette Inselberg

Alaçatı’dan Uzandım Langusta’ya Istakoz Yemeye…

Arabayla İstanbul’dan Alaçatı’ya kadar geze geze indik. Bir iki gün de Alaçatı’da dinledikten sonra çevrede nereye gidilir diye araştırmaya başladık. İlk tavsiye edilen yer “ıstakoz seviyorsanız Langusta’ya gidin” oldu. “Sevmez miyiz, bayılırız” dedik ve 15-20 dakika içinde bu salaş ve kendi halindeki lokantaya vardık. Hava güzel olduğundan dışarda Sakız adasına doğru keyifle oturduk. Bizi ‘’buranın sahibi biraz aksidir, ne yiyecekseniz söyleyin fazla da lafa tutmayın’’ dedikleri için hızlı hızlı ne yiyeceğimizi söyledik, beklemeye başladık.

75951296_Lq31zCRF59OMX23Rlm8pcTSo6tVc55REzMCSaiveTfk[1] 261

IMG_2839

Biraz sonra Tuğrul dayı (garsona sorup, öğrendik) ‘’evet gençler bunlar da başlangıçlarınız’’ diyerek masaya salatamızı (taze), deniz börülcesini (sarmısaklı, zeytinli ve lezzetli) ve köpeoğlunu (taze ve başarılı) bıraktı. Biz bunları konuşa, gülüşe yedikten ve biraz da etrafa bakarak oyalandıktan sonra ana yemeğimiz olan kocaman böceği getirdi. ‘’Aferin size güzel seçtiniz’’ dedi. Sonra da anlatmaya koyuldu. ‘’Sizin aldığınızın kıskaçları yok o yüzden böcek’’ denir ‘’eğer kıskaçlı olsaydı ıstakoz olurdu ee o da bugün biz de yok’’ dedi. Baktık dayı konuşmaya meyilli nereli olduğunu soruyoruz, 1950’lerde Kavala’dan göç ettiğini söyleyip, yöresel hikayelerini anlatmaya başlayacakken “aman siz keyifle böceğinizi yiyin ben sonra uğrarım masanıza’’ diyor. Böylece bizi o nefis böcekle baş başa bırakıyor.

209  DSC00211[1]

Önce yemeğimizin bol bol fotoğrafını çekiyoruz, arkasından yumuluyoruz. Hem de ‘’Allah’ım bu ne güzel lezzet’’ diye diye yumuluyoruz. Tam kıvamında pişmiş, lop lop etleri keyifle ağzımıza atıyoruz. Bazen lezzeti arttırmak için üzerinde zeytinyağı da gezdiriyoruz. Bacaklarda, kenar köşelerde kalmış olan kısımları da getirdikleri aletlere yemeye çalışıyoruz. Bu iş bir saatten fazla sürüyor. Böceği bitirdiğimizde keyifle arkamıza yaslanıyoruz. Arkasından dayı bize Türk kahvesi ve sakız likörü ikram ediyor. Onları da kızıyla sohbet ederek içiyoruz. Likör o kadar güzel ki kendime de not düşüyorum Alaçatı’ya dönünce sakız likörü alınacak diye.

215 264

Oradan keyifle ve son derece doymuş bir şekilde çıkıyoruz. Bize denileni, ben de size söyliyeyim, böcek, ıstakoz türü kabukluları seviyorsanız ne yapın edin, buraya gidin.

Mekan: 4

Hizmet: 4

Lezzet: 4.5

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

İnsan Hayatlarıyla Bezenmiş Bir Kitap: Konstantiniyye Oteli

AA850-500x500[1]

İstanbul’da çok büyük bir otelin açılışına davetli 30 masa yani 300 kişi var. Bu kişilere ait anlatılan hayatlar bizlere yeni bakış açıları kazandırıyor. Gezi parkından kadın cinayetlerine, çocukluğunu hapishanede geçiren çocuklardan, karısını aldatan beylere, mutsuz kadınlardan, İstanbul tarihini anlatan yazarlara  kadar bizi büyüleyen yaşamlar okumak çok etkileyici.Kitabın kahramanı Zehra’nın yaşadığı aşkı ve işine olan bağlılığını okumak keyifli. Ayrıca zaman ve boyut kavramını irdelediği bazı yerler var ki  çok beğendim.Bu kitabı mutlaka tavsiye ederim.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Sevimli Ve Romantik Bir Film Arayanlara Önerim: Karışık Kaset

195234.jpg-r_160_240-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx[1]

İrem’le Ulaş çocukluk aşkıdır ama aralarında bir şey olmaz. 10 sene sonra karşılaştıklarında (yani kariyer mücadelesi verildiği, aileyle hesaplaşmaların en yoğun olduğu) olay pek hayırlı bitmez. Sonra bir karşılaşma daha yaşanır. Bu sefer de geçmiş ilişkilerin sorgulandığı, karşılıklı hesaplaşmanın yapıldığı bir buluşma olur. Yine bir sonuç çıkmaz.  Bir sonraki karşılaşmalarıysa çok tatlıdır. Tüm düğümler çözülür bizim de yüzümüzde tatlı bir tebessüm kalır.Benim gibi sinemalarda oynarken kaçırmış olabilirsiniz ama bu sevimli filmin dvdsini mutlaka alın.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Beyoğlu’nda Eşsiz Bir Lezzet: Münhasır Kebap

Merhabalar,
Bundan sonra lokantalar, butik oteller, kahvaltı yerleri, çiftlikler gibi mekanların tanıtımını ”Jolly Tours’un Bloğu” (Türkiye’nin ilk 500 bloğu arasında) aracılığıyla yapmaya başladım. Beyoğlundaki ”Münhasır Kebap” ilk yazım…
Tanıtımını yapılmasını istediğiniz yerlere beni davet edin. Herkese duyuralım…
Anette İnselberg

Vedat Milor’u son bir iki senedir takip ederim. Önerdiği ve kafama yatan bazı yerlere gittim. Kimisini sevdim, kimisini sevmedim. Ama Münhasır Kebap’a bayıldım…

Münhasır Kebap, Beyoğlu’nda Ferhan Şensoy Tiyatrosu‘nun olduğu Halep Pasajı’nın içinde. Yeri ayak altı değil o yüzden bu şahane lezzetin tanıtıma ihtiyacı var. Eskiden Cafe Krepen vardı, büyükçe teraslı ama yemekleri vasat bir yer, bildiniz mi? İşte oraya gideceksiniz.

münhasır - 1

Yer kocaman, büyükçe bir teras, masalara iskemlelere özenilmiş. Çalışanlar samimi ve içten. Biz ilk gidişimizde önden tulum peyniri ve lavaş, ara sıcak olarak ise minik lahmacun ve çöp şiş söyledik. Bu arada acılı ezme ve sezon yeşillikleri müessesenin ikramı olarak geliyor. Ana yemek olarak da kaburga ve adana kebap istedik. Acılı ezme vasat, tulum peyniri ve lavaşlar ise güzeldi. Çöp şiş ortayı geçerdi. Minik lahmacun ise süperdi. Adana kebap anlaşılacağı üzere acılı olduğu için ben uzak durdum ama iyiydi. Ama en iyisi kaburgaydı. Allah’ım o ne lezzet. Kıvamı, pişmesi, kaburganın üstündeki eti, lokum gibiydi lokum…

084 085

Münhasır Kebap’ın bir artısı da diğer kebapçılara göre inanılmaz ferah bir ortama sahip olması. Özellikle yaz aylarında tentelerin açılmasıyla da şahane bir restoran halini alıyor.

Bir hafta sonra tekrar gitmeye karar verdik. Bu sefer şalgam suyu, bir büyük boy klasik lahmacun, bir büyük boy antep lahmacunu (sarımsaklı), müesseseye özel münhasır kebap (üzerine bonfile dilimleri sarılmış adana kebap), tabii ki yine kaburga ve künefe aldık. Ben klasik lahmacunu sarımsaklıya tercih ettim ama inanın onun dışında her şey süperdi. Özellikle münhasır kebap mutlaka tadılması gereken bir lezzet. Bol fıstıklı ve kaymaklı künefe de İstanbul’da yediklerim arasında en iyilerinden birisiydi. Etler nasıl lezzetli anlatamam (anlayacağınız burada mezelere takılma, etlere koş durumu var). Hatta bu yazıyı yazarken kaburganın lezzeti aklıma geldi de yeniden gideyim diye plan yapmaya başladım…

münhasır - 2    Şalgam Suyu

Ambians: 3

Servis: 4

Yemekler: 4,5

Et severler için kaçırılmayacak bir mekan…

Sağlıcakla…

Anette İnselberg

Yves Saint Laurent’in Marjinal Yaşamı…

images[1]

Film biyografi olduğun için etkileyici ama Yves Saint Laourent’in marjinal yaşamı bana biraz fazla geldi. Sevigilisine duyduğu aşk ve onu dile getirdiği sahneler gerçekten çarpıcı. Aşk sahneleri, marka tutunma ve yükselmesini gösteren sahnelerin önüne geçmiş. Dikiş atölyesinin, kesimlerin, dikimlerin gösterildiği sahneler çok başarılı  özellikle defileleri izlemek keyifliydi. Hele zaman içinde defilelerin, podyumların gösterdiği gelişmeyi görmek inanılmaz. İnsan nereden nereye diyor…

Fransızca seviyorsanız, moda dünyasına ilgi duyuyorsanız gidilebilir. Bana göre notu altıdan fazla değil…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Tomorrowland- Yarının Dünyası

yarinin-dunyasi-izle[1]

Oh be sonunda biri düşüncelerimi anlatan bir film yapılmış. Son dönemdeki her film dünyanın sonunun geldiğini ve artık çare olmadığını ve uzaydaki yeni yaşamı anlatıyordu. Bu film ise bu düşünceye kulak asmamamız gerektiğini,  kolaycılık ve rahata kaçma yerine mücadele etmemizi, bugün hala bir şeyler değiştirebileceğimizi müjdeliyor. Tabi eğer çalışırsak, uğraşırsak, bunu ciddiye alırsak. Ve bunu ciddiye alan herkese üstünde T harfi olan bir rozet dağıtmak istiyorum filmdeki gibi…

Ayrıca filmde beni çok etkileyen bazı sahneleri ise şöyle sıralamak istiyorum: zamanı durdurabilmek, bir boyuttan başka bir boyuta geçebilmek, bu dünyada ışınlanma, kişisel uçma aygıtı,  yer üstünden giden trenler…

Filme tek kelimeyle bayıldım, verdiği mesajlar, vermek istediğim mesajlar… Bu dünya için çalışın ama şimdi çalışın… Mutlaka gidin derim…

Not: Tabi ki Cloony’i seyretmek te başlı başına bir zevk:)

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Takanik’te Deniz Levreği Zevki…

FullSizeRender 2

FullSizeRender

Bir zamanlar denizin üstündeki şirin teknelerde balık yerdik. Daha sonra onlar yasaklanınca bazıları karada lokanta açtı. İşte Takanik onlardan biri. Önce Arnavutköy’de sonra Yeniköy’de ve Suadiye’de şubeler açtı.

En güler yüzlü servisi  Arnavutköy’de gördüğüm için genelde oraya gitmeye tercih ediyorum. Son gidişimde ortaya peynirli salata aldık. Çok güzeldi. Yalnız balzamik sirke istediğimiz de dün bitti, yarın öbür gün anca gelir cevabı beni biraz şaşırttı. Ne yani köşedeki bakkaldan almak bu kadar zor mu anlamadım. Mısır ekmeği fırından yeni çıkmıştı, sıcacıktı.

Balık çorbası alan arkadaşlar memnun kalmadı. Ortaya alınan patlıcan salata çok tuzluydu. Sanki şef bir kere tuzlamış, sonra tuzladığını unutmuş ikinci kez tuzlamış gibiydi. Karides güveç tuzsuzdu ama güzeldi.

Benim aldığım somon şiş iyi pişmemişti. İçi biraz çiğ kalmıştı. Pişsin diye tekrar göndermeye üşendim sonra göndermediğime pişman oldum. Deniz levreği alan arkadaşlar çok memnun kaldılar. Merak ettim ben de tattım. Hakkaten lop lop bir etti. Ağızda dağılıyordu. Kesinlikle tavsiye ederim.

Mekan sempatik, garsonlar ilgili, ama fiyatları fast food tadında bir balıkçı açısından pahalı buldum. Hele eskiden fiyatları ucuz diye gittiğimiz bir yer olduğunu düşünecek olursak hayli abartmışlar. Yine de gideri var ama beklentiniz çok yüksek olmasın…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Hugh Jackman’i Seyrederken…

hj

Bazılarının çevresinde ekstra bir ışıltı olur ya. İşte Hugh Jackman onlardan. Bir kere çok yakışıklı. Ama onu sevdiren yakışıklılığı değil, mütevaziliği, enerjisi, babasından ve özellikle karısından bahsediş tarzı. Sen bu kadar meşhur ol, yakışıklı ol, ünlü ol ve 20 senelik karından bu kadar güzel bahset. Sevgi dolu bahset. İnsanın hoşuna gidiyor ne yalan söyleyeyim.

Karısıyla ilgili bir hikaye anlattı onu size aktarmalıyım: Karısının insan yüzlerini tanıma sorunu varmış (benim gibi). New York’ta bir lokantada yemek yerlerken bir adamın ona doğru yaklaştığını görmüş, ”nerden tanıyorum” diye düşüncelere dalmışken adam tam yanlarına kadar gelmiş, kadın onu hatırlayamamış ama pot kırmamak için kalkıp sarılmış. Ve adam kim çıkmış biliyor musunuz??? Masanın garsonu hahahahahha. Çok güldüm ama ben de böyle şeyler çok yaptığım için diyorum ki Hugh Jackman’ın karısı olabilirmişim. Adam demek ki azcık deliliği seviyor:)))

Türk halkının batıl inançlarıyla ilgili çok eğlendirici bir gösteri yaptı, eski müzikallerinden performanslar sergiledi. Beni en çok etkileyen durumlardan biri bir an önce neşeli bizi güldüren adam, Sefiller’den bir parça söylerken rolünün gereği olarak: isyan, gözyaşı, minnet, şükran gibi duygulara girebildi, hatta nerdeyse o hüzünlü sahnede ağlayacak gibi oldu. Sefilleri seyredemediyseniz mutlaka bulun seyredin, çok ama çok güzel bir müzikal…

Aborjinler’den ve kendisiyle ilgili bir kaç hikayeden sonra ”Singing in the rain” müzikalini seslendirmeye geldi sıra. İnanabiliyor musunuz o da benim gibi defalarca ama defalarca bu müzikali seyretmiş. Yani adamla ortak zevklerimize bakın:) Başka bir dünya da belki de karısıydım:)))Şaka bir yana adamın sesi muhteşemmmmmm!!!

Gösteride dört tane güzel hatunun ve çok güzel bir orkestranın ona eşlik ettiğini söylemeliyim fakat gecenin starı yaptığı şovla, sesiyle, esprileriyle tabi ki Hugh Jackman’di…

Anette İnselberg

Mayıs 2015

Mad Max Hakkında…

images[1]

Filme gitmeden önce eleştirileri okudum yerden göğe koyamıyorlar, ben mi günümde değildim seyrettiğimi mi anlamadım bilemiyorum ama filmi bir türlü beğenemedim. Kızlar nefisin ötesi. Başrollerdekiler lokum gibi… Aksiyon şu bu her şey tamam… Ama sevemedim işte.

Bir de artık filmlerde ;dünyanın artık sonu geldi, kurtuluş yok,gelecek nesilleri açlık, susuzluk bekliyor, belki de birbirlerinden beslenecekler teması yaygınlaşıyor ve bunu bir türlü kabullenemiyorum…

Hepimizi ”dünya için daha fazla ne yapabiliriz”  sorusuna cevap bulup harekete geçmeye davet ediyorum…

Anette İnselberg

Mayıs 2015

Anadolu Yakasında Harika Bir Balık Lokantası ”Misina”…

FullSizeRender

m

Uzun süredir gidesim vardı anca kısmet oldu. Yer çok sevimli, içeri dışa uçan kumrulara ise bayıldım. Mezeler çok çeşitli; torik lakerda, avokadolu karides, levrek pesto soslu, ege otları… böyle devam ediyor. Ara sıcaklardan ahtapot ızgara lokum gibiydi. Balık şiş, mantarlı karides… Allah’ım sana geliyorum şeklinde yedikçe yedim ve balığa yer kalmadı.

İkram ettikleri kiraz,erik ve çileği midemin bir bölümüne sıkıştırıp zevkle masadan kalktım. Yolunuzu mutlaka buradan geçirin ve patlayana kadar yerin derim…

Not: Facebook sayfasından daha çok ayrıntıya ulaşabilirsiniz..

Anette İnselberg

Mayıs 2015

The Affair Dizisi…

2699110[1]

Dizi klasik hikaye olan evliyken karısını/kocasını aldatma hikayesidir. Fakat çarpıcı yanı: (her bölümde) aynı olayları erkeğin gözünden 20 dk, kadının gözünden 20dk seyretmeniz. Aynı şeyi yaşamışlar ama olayları algılayışları, hatırladıkları, önemli buldukları konuşmalar bambaşka… Valla şaka gibi… En çok dikkatimi çeken şey de iki tarafta anlattıkları  hikayeler de kendini haklı çıkarıyor.. Bulun buluşturun izleyin derim…

Sağlıcakla,

Anette

Yıldızlararası Filmine Gitmeliiiii….

Kapak fotoğrafı

Macera aksiyon filmi tadında izlenebileceği gibi, spiritüel konulara gönül vermiş kişiler bilgi dağarcıklarını arttırmak için izlenebilir. Filmin bu spirüel perspektifini anladım mı? çoğunlukla hayır. Ama yine de insanın  zihnin de kapılar açıyor.

Filmin en vurucu yaklaşımlarından biri: Anne babanı, sevgilini, eşini, kardeşini sevdiğin gibi başkalarını da sevebilsek ne muazzam olur…

Herkese bu sevgiyi akıtabilmek dileğimle filme gidin derim…

Çağan Irmak/ Tamam Mıyız?

Son zamanlarda gördüğüm en anlamlı film. Herkes takmış bir aşka, yok aşkım bana dönecek mi, yok aşk varsa hayat var, yok onu elde etmek için ne yapmayalım, yok şu aşkta şuna pişmanım yok şu yok bu… Valla gına geldi bunları dinlemekten…
Bu filmse; hayatın, sadece yaşamak için ne kadar güzel ve anlamlı olduğunun altını çizmiş..
Yaşamak, sadece var olmak ne kadar kıymetli…
Şu aldığımız nefes ne kadar kıymetli…
Her karşılaştığımız zorluk sadece ruhumuzun büyümesi için oluşturulmuş sınavlar…
Bir bunu anlayabilsek,
Her anın kutsallığını içimize çekip, yaşamı kutsayabilsek…
Ruhumuzun yaralarını bir aşkta onaramayacağımızın ayırdına varsak…
Bu filme giderek ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg