Spotlihght Filmi Çok Gerçekçi

spotlight-izle-621[1]

Oscar adaylarını da , ödüllerini de, kırmızı  halı kıyafetlerini de kısaca her bi şeyini severim bu oscarın. Baktım en iyi film ödülü almış Spotlight dün akşam koşa koşa gittim.

Yorumuma gelince konusu da, olaylar da çok gerçekçi ve sıkmadan işlenmiş. Gidilesi ve izlenilesi bir film…

Notum: 7

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

The Hatefull Eight

the-hateful-eight-2015-turkce-altyazili-546[1]

Tam bir Tarantino hayranı olduğumdan film açılır açılmaz koştum gitti ee oynayanlar da boru değil tabi…

Film tam bir söz düellosu, zekayla örülmüş sohbetler lezzetli, arada ki iğrençlikler zaten Tarantino imzası taşıyor . Ama iki saat aynı hafif karanlık mekanı seyretmek bazen canımı sıktı doğrusu. Sonlara  doğru da Agatha Critsie’nin romanlarından birinde miyim diye düşündürttü bana-  Katil kim diye arandım durdum-…

Yani bu film bir Pulp Ficion değil, bir Kill Bill değil ama kötü de değil. Ortalamanın biraz üstü öyle diyeyim.

Beni en çok etkileyen ise adın karakterin ışıldamasıydı…

Yani notum 7 ona göre karar verin gariiii

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

Star Wars : Güç Uyanıyor 7

Star-Wars-Güç-Uyanıyor_Afiş[1]

Başladığı ilk hafta koşa koşa filmi seyretmeye gittim. Ne de olsa Star Wars la büyüyen bir kuşağın çocuğuyum ben. Işın kılıcı denince bütün sular durur valla. Yine aklıma Jedi olma fikri de düştü tabi…Hele o sevimli r2 d2 yok mu eve bir tane alasım geldi…

İyi kötü savaşı beni yeniden içine çekmeyi başardı, kurgular da savaşlar da müthiş ben star wars hayranıyım diyorum tabi ki tüm filme bayıldım. 3 boyutlu gözlükle seyretmeye de bayıldım. Tabi ki gidin diyeceğim başka ne diyebilirim ki…

Sevgi, saygı herkese:)

Anette İnselberg

 

Casuslar Köprüsü

25112015_18045[1]

Hafta sonu gittiğim son zamanlarda tadı damağımda kalan ender filmlerden biri. Vurdu kırdıdan, sabun köpüklerinden, anlamsızlıktan sıkıldıysanız size anlamlı ve ruha dokunan bir film olan ‘’Casuslar Köprüsü’’nü tavsiye ederim.

Doğu Berlin’le Batı Berlin arasına duvarın örüldüğü zamanda geçen film biraz yavaş ilerlese de dialoglar ve verdiği mesajlar çok etkileyici.

Mesela Rus casusa soruyorlar ömür boyu hapis yatmaktan korkmuyor musn? Cevap şu: Korkmanın bir faydası var mı?

İdam cezası almaktan korkmuyor musun? Cevap yine: Bir faydası var mı?

Tom Hanks insan ruhunun analizini yapıp ona göre bir sonraki hamleyi çok güzel belirleyip başarıya ulaşıyor. Buda bana şunu düşündürdü: önce kendimizi tanımalı ve bundan yola çıkarak başkalarını tanımalıyız ki, hayatımızda başarılı kararlar alabilelim.

Tom Hanks Oscar alır mı bilemem ama çok güzel oymadığını düşünüyorum. Yönetmen Steven Spilberg, senaristler ise Coen Kardeşler… Eh bu filme gitmek için daha ne bekliyorsunuz ANLAYAMADIM…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Sonbaharın Gelmesiyle 21 Günlük Değişim Programı Başlıyor… Duyduk Duymadık Demeyin…

Slide111924960_979962195399233_2262772948252417140_n[1]

Karşımda sağlıklı, fit, içten, sıcak, insanlara yardım etmeyi hayatının amacı haline getirmiş bir insan yani ‘’Şevval Nüket Saraç’’ duruyor. Gözlerindeki ışıltıyı takip etmekten ilk başta anlattıklarına odaklanamıyorum , 39 yaşına kadar sağlıksız beslenme kaynaklı bir çok problemle boğuşmuş sonra bir gün (15 sene evvel oluyor o gün :)) artık bu böyle devam etmez demiş, ve önce kendi değişim programını uygulamaya başlamış.

11904700_981004791961640_7452140271210177442_n[1]  4
Sağlıklı beslenmeye, su içmeye, yürümeye ve Herbalife ürünlerine kullanmaya başlamış. Arkasından sonuç inanılmaz olmuş, enerjisi yükselmiş, güzelleşmiş, forma girmiş, dostluklar kurmaya başlamış ve ben bunu insanlarla büyütmeyelim demiş. Sağlıklı yaşam koçu olmuş, her gün danışanlarıyla birebir çalışmaya başlamış, beraber yürümüş, cesaret vermiş, yaşam enerjisi aşılamış, her telefonlarına cevap vermiş, Herbalife shakelerini beraber hazırlayıp içmiş, onlara nefes koçluğu yapmış. Anlayacağınız dokunduğu her hayatta mucizeler yaratmış…

10897119_858969454165175_4116552114565905897_n[2]  3
Ve sonbaharın gelmesiyle 21 günlük değişim programını başlatmaya karar vermiş. Aman kaçırmayın. Beylerbeyindeki kulübüne katılın, kendisini arayın, gülün, eğlenin, shakelerinizi için, doğru nefes alın ve yaşamınızı yenileyin derim…
Kendisinin Facebook Sayfası: Aroma Sağlıklı Yaşam Kulübü (Sayfa harika bilgilerle donatılmış mutlaka göz atın)
İnstagram Adresi: Herbalifeaktifkoc

8 6
Bir iki paragrafta da Nüket Hanım size kendisini ve programı anlatacak… Buyrun…
Yaşam bize hediye. Nasıl yaşıyacağımızı biz belirliyoruz. Gün, çabuk geçsin de diyebiliriz. Gün, ne çabuk bitti de diyebiliriz. İkisiniz arasındaki tek fark amacımızın olması ve onun için ne yaptığımız. Benim amacım her gün bir gün öncesinden daha iyi bir insan olabilmek, ruhumu beslemek, insanlara ve hayvanlara yardım edebilmek. Ben seçimimi 15.5 yıl önce yaptım. Daha sağlıklı, daha fit, daha aktif, daha özgür yaşamayı, daha çok insana yardım etmeyi seçtim. Sizin seçimleriniz ne?
Benim koçluğum ve Herbalife ile 21 günlük değişim programına var mısınız?

11986953_982622408466545_4531530661357052393_n[1] 11880680_975731419155644_2713761104787217348_n[2]
-Sağlıklı beslenerek, aç kalmadan kilolarınızı kolayca kontrol edin -Günlük takip ve ücretsiz koçluk
-Beslenme alışkanlığınızı değiştirin -Yağlara meydan okuyoruz 🍏
-Kilolarımı aşağı ya da yukarı kontrol etmek istiyorum, -Kas dokumu artırmak istiyorum,
-Daha fazla enerjiye sahip olmak istiyorum, -Daha sağlıklı beslenmek, daha fit ve aktif olmak istiyorum,
-Sporcu beslenmesine ihtiyacım var Diyorsan… Çözümümüz var Bu senin yaşamının değerini artıracak lezzetli bir çözüm.

2 7

Sizi hedeflerinize ulaştırmak için müthiş bir programımız var.
Şevval Nüket Saraç Sağlıklı Yaşam Koçu (Whatsapp 0533 620 50 07)

Herbalife Bağımsız Distribütörü

Dana Pirzola Klasiği: Nusret…

Vejeteryanlar bana kızmasın ama et yemeği seviyorum. Kendimce et yerken de şöyle bir yöntem geliştirdim: Yemeden önce yediğim hayvanın ruhuna teşekkür ediyorum ve bundan sonra bir parçasının benim bedenimde yaşayacağını söylüyorum (Avatar filmindeki bir sahneden etkilendim). Ve bu ritüeli en çok yerine getirdiğim mekanlardan biri de Etiler’deki Nusret Steakhouse.

Nusret (13)Nusret (2)Nusret

Fakat yemeklere geçmeden önce sahibinin dillere destan başarı öyküsünü kısaca anlatayım. “Nusret” Günaydın Et lokantasında çok çok uzun yıllar her kademede hizmet etmiş sonra tamam benim zamanım geldi diyerek Etiler de küçük bir dükkan işletmeye başlamış. Burası zaman içinde o kadar çok tutmuş ki Doğuş Grubu hisselerinin bir bölümünü satın almış (anlayacağınız Nusret köşeyi dönmüş) ve yine Etiler’de şimdiki büyük ve güzel mekanına taşınmış. Nusret yine işinin başında ama Instagram’a mekana gelen ünlülerle çektirdiği fotoğrafları koyma işini biraz abarttığını söylüyorlar. Neyse biz gelelim yemeklere…

Biz mekanın arka tarafında üstü açılan yerde oturmayı tercih ediyoruz. Yerimize kurulduktan sonra garson koca bir içki masasıyla karşımıza geçip bir şeyler alır mısınız diye soruyor. Yalnız ben içkiyi alsaydık ikram mı, paralı mı olduğunu anlayamıyorum ve internete girip yorumlara bakıyorum. İkram olmadığını ve gayet de pahalı olduğunu öğreniyorum (aklınızda bulunsun).

Nusret (16)Nusret (6)Nusret (3)

Daha sonra sipariş vermeye başlıyoruz. Başlangıç olarak tulum peynirli & cevizli mevsim salatası (çok taze, çok lezzetli, yağı, limonu kararında), füme et (denemek lazım) ve lokum (dana bonfilenin tam göbek kısmı, yumuşak ve ince bir et) alıyoruz.

Nusret (8)Nusret (9)Nusret - 5 (2)

Arkasından T-bone ve ribeye (dana pirzola) steak alıyoruz. Çok pişmiş olsun diyoruz ama garson bize çok pişerse kurur deyince, olabildiğince iyi pişmiş diyoruz ve beklemeye başlıyoruz. Tahta bir altlıkta koca iki et, yanında mantarlı-ıspanak sote ve fırında patatesle geliyor. İsteyen fırında patates yerine baharatlı kızarmış patateslerden (çıtır çıtır) sipariş edebilir. Etler az kanlı ama nasıl nefis anlatamam. İnsanın ağzının içinde resmen eriyip gidiyor. Bu arada ribeye’ın daha güzel olduğunu söylemeliyim.

Nusret - 1Nusret (15)Nusret -16

Tatlı olarak dondurmalı havuç baklava (tadı insanı baymıyor, fıstığı tam kararında) ve portakallı trüf (çikolatanın tadı yoğun ve çok güzel) alıyoruz. Üstüne de açık çay ve kahve alarak yemeğimizi bitiriyoruz. Bitirmesine bitiriyoruz da gözümüz hep diğer masalara giden “kafes” yani iki kişilik kuzu pirzola tabağına takılıp kalıyor. Bunu da denemeli deyip kalkıyoruz.

Ve ikinci gidişimizde garson Ali Bey bize yardımcı oluyor. Çok terbiyeli, hoş sohbet ve her istediğimiz anında geldiğinden adını yazmadan geçemedim. Neyse başlangıç olarak peynirli salata aldık ve arkasından o meşhur kuzu kafesten istedik.

Nusret (10)Nusret (12)Nusret (14)

Biraz sonra az pişmiş pirzolamız yekpare kaburga görüntüsünde kesilmeden masamıza geldi. Özel eğitimden geçen garson eldivenlerini giydi, yaklaşık 12 parçalık pirzolayı önümüzde kesti, üst üste koyarak kemiklerin duruşuyla bir nevi kafes görüntüsü verdi. Sırttaki parçalar küçük küçük bonfile şeklinde kesildi, üstlerine kaya tuzu ve kekik serpilerek önümüze sunuldu. Anlayacağınız sunum tam bir görsel şölen şeklindeydi. Tadına gelince hiç fena değildi, pirzolaları elimize alıp sıyırmak, kemikleri kemirmek güzeldi. Ama dana pirzolayı hala tek geçerim haberiniz ola. Üstelik kafesin fiyatı da bir hayli tuzlu. “Değer mi?” derseniz bir kerelik denemelik anca o kadar…

Neyse havuç baklava tatlımız ve çay & kahve sefamızdan sonra epeyice şişmiş olarak masadan kalkıyoruz. Steak seviyorsanız buraya mutlaka gelin ve dana pirzola yiyin derim.

 

Mekan: Nusr-Et Steak House (Etiler)

Mekan: 4.5

Lezzet: 4.5

Servis: 4.5

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Sonbaharın Gelmesiyle 21 Günlük Değişim Programı Başlıyor… Duyduk Duymadık Demeyin…

7  Slide1

Karşımda sağlıklı, fit, içten, sıcak, insanlara yardım etmeyi hayatının amacı haline getirmiş bir insan yani ‘’Şevval Nüket Saraç’’ duruyor. Gözlerindeki ışıltıyı takip etmekten ilk başta anlattıklarına odaklanamıyorum , 39 yaşına kadar sağlıksız beslenme kaynaklı bir çok problemle boğuşmuş sonra bir gün (15 sene evvel oluyor o gün :)) artık bu böyle devam etmez demiş, ve önce kendi değişim programını uygulamaya başlamış.

11904700_981004791961640_7452140271210177442_n[1]  4
Sağlıklı beslenmeye, su içmeye, yürümeye ve Herbalife ürünlerine kullanmaya başlamış. Arkasından sonuç inanılmaz olmuş, enerjisi yükselmiş, güzelleşmiş, forma girmiş, dostluklar kurmaya başlamış ve ben bunu insanlarla büyütmeyelim demiş. Sağlıklı yaşam koçu olmuş, her gün danışanlarıyla birebir çalışmaya başlamış, beraber yürümüş, cesaret vermiş, yaşam enerjisi aşılamış, her telefonlarına cevap vermiş, Herbalife shakelerini beraber hazırlayıp içmiş, onlara nefes koçluğu yapmış. Anlayacağınız dokunduğu her hayatta mucizeler yaratmış…

10897119_858969454165175_4116552114565905897_n[2]  3
Ve sonbaharın gelmesiyle 21 günlük değişim programını başlatmaya karar vermiş. Aman kaçırmayın. Beylerbeyindeki kulübüne katılın, kendisini arayın, gülün, eğlenin, shakelerinizi için, doğru nefes alın ve yaşamınızı yenileyin derim…
Kendisinin Facebook Sayfası: Aroma Sağlıklı Yaşam Kulübü (Sayfa harika bilgilerle donatılmış mutlaka göz atın)
İnstagram Adresi: Herbalifeaktifkoc

8 6
Bir iki paragrafta da Nüket Hanım size kendisini ve programı anlatacak… Buyrun…
Yaşam bize hediye. Nasıl yaşıyacağımızı biz belirliyoruz. Gün, çabuk geçsin de diyebiliriz. Gün, ne çabuk bitti de diyebiliriz. İkisiniz arasındaki tek fark amacımızın olması ve onun için ne yaptığımız. Benim amacım her gün bir gün öncesinden daha iyi bir insan olabilmek, ruhumu beslemek, insanlara ve hayvanlara yardım edebilmek. Ben seçimimi 15.5 yıl önce yaptım. Daha sağlıklı, daha fit, daha aktif, daha özgür yaşamayı, daha çok insana yardım etmeyi seçtim. Sizin seçimleriniz ne?
Benim koçluğum ve Herbalife ile 21 günlük değişim programına var mısınız?

11986953_982622408466545_4531530661357052393_n[1] 11880680_975731419155644_2713761104787217348_n[2]
-Sağlıklı beslenerek, aç kalmadan kilolarınızı kolayca kontrol edin -Günlük takip ve ücretsiz koçluk
-Beslenme alışkanlığınızı değiştirin -Yağlara meydan okuyoruz 🍏
-Kilolarımı aşağı ya da yukarı kontrol etmek istiyorum, -Kas dokumu artırmak istiyorum,
-Daha fazla enerjiye sahip olmak istiyorum, -Daha sağlıklı beslenmek, daha fit ve aktif olmak istiyorum,
-Sporcu beslenmesine ihtiyacım var Diyorsan… Çözümümüz var Bu senin yaşamının değerini artıracak lezzetli bir çözüm.

2 11924960_979962195399233_2262772948252417140_n[1]

Sizi hedeflerinize ulaştırmak için müthiş bir programımız var.
Şevval Nüket Saraç Sağlıklı Yaşam Koçu (Whatsapp 0533 620 50 07)

Herbalife Bağımsız Distribütörü

Gitme Zamanı- Aret Vartanyan

YARIN-Aramizda-Kalmasin-studyosunda-yazar-Aret-Vartanyan-sizlerle-birlikte-olacak...-Yeni-kitabi-GIT[1]

Aret Vartanyan daha önce de çok kitap yazdı ama beni çağıran ilk kitabı bu oldu. Kitap kolay okunan, kolay anlaşılır bir dille yazılmış. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde; kahramanımız  Selim’in kendisini, evliliğini, hayatını, hayatındaki kadınları, hayatın anlamını sorguladığı sayfaları okuyoruz.

İkinci bölümdeyse; yeniden doğuş, tekamül, evrensel yasalar, felsefecilerin görüşleri, zaman, akışta kalma gibi konuların işleniyor. Ben Selim’in olduğu bölümü daha çok sevsem de diğer bölüm de tamamlayıcı olarak kitaba bir bütünlük getirmiş.

Son on sayfa biraz havada kalıyor ve ikinci kitaba hazırlık yapılıyor. Size diyebileceğim okunmaya değer fikirler ve üzerine düşünülecek konular veren bu kitabı alın ve okuyun.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Nefis Bir Çin Lokantası: Suchico

Alışveriş merkezleriyle pek aram yoktur, ama Kanyon onlardan değil. Oranın sürekli esen halini, yemek katını, sinemasını, alt kattaki havuz başını seviyorum. Hele orada bir Çin lokantası var ki bayılıyorum. Adı ne mi diyorsunuz: Hemen açıklıyorum Sushico

Sushico - 0

Sıcak bir İstanbul gününde hem serinlemeye hem lezzetli yemek yemeye oraya gittik. Başlangıç olarak “Spring Roll” yani Çin böreği aldık. Çıtır çıtır ve çok güzeldi. Ben içine soya sosu dökmeden yemeyi seviyorum, ama soslayıp yemekte bir alternatif tabii. Arkasından ortaya bir suşi klasiği olan ‘’San Diego Roll’’ (somonlu, avokadolu, salatalıklı suşi) alıyoruz. Her türlü lezzete açık olan ben suşiyi sevemediğimden arkadaşım bir bir onları götürüyor ve tatlarının çok güzel olduğunu söylüyor.

Sushico - 1

Sonrasında ortaya ‘’General Tso Tavuk’’ ve ‘’Sebzeli Erişte’’ söylüyoruz. Tavuğun sosunu nasıl tarif etsem bilemedim, böyle tatlısı baskın ama inanılmaz lezzetli. Yemek bittikten sonra ben hala tabaktaki sosları sıyırmakla meşgulüm. Tavuk parçaları kızarmış, biraz sağlıksız ama ne yapalım bu lezzet için değer. Eriştenin kıvamı için ne yumuşak, ne sert ama diri diye tanımlayabiliriz. Bir başka sefer ‘’Sebzeli Pilav’’ almıştık ama o daha yavandı. Size erişteyi tavsiye ederim.

Sushico - 12

Bir defasında da burada “Kızarmış Pekin Ördek” sipariş ettik. Sunumu çok hoş, tadıysa nefisti. Bir kere ördeği içine koymanız için getirdikleri lavaşlar sıcacık. Elime lavaşı aldım, üstüne getirdikleri sostan ince bir kat sürdüm. Yine yanında getirdikleri jülyen şeklinde doğranmış salatalık ve taze soğandan koydum. En üste de çıtır çıtır pişmiş ördek dilimlerini koyup, bir güzel dürüm gibi kıvırıp yedim. Aman dikkat edin sosu üstünüze dökülmesin. Diyeceğim o ki eğer ördek seviyorsanız burada mutlaka yemelisiniz.

Sushico - 4

Bir başka sefer de başlangıç olarak “Edamame” alıyoruz. Yani anlayacağınız haşlanmış fasulye. Fasulyeleri elinize alıyorsunuz, içini açıp o bütün ve iri taneleri tıkır tıkır ağzınıza atıyorsunuz. Galiba haşlarken zeytinyağı da atıyorlar tadı biraz yağlı çünkü. Bu seferki suşi tercihimiz ise “California Roll” (yengeç bacağı, avokado, kıvırcık, mayonez) oluyor. Ben yine yemiyorum, ama arkadaşım yine bayılıyor. Arkasından İstiridye Soslu Dana Eti alıyoruz. Et güzel, malzemeler taze ama ben burada tavuklu yemekleri tercih ediyorum.

Sushico - 2Sushico - 3

Bu güzel yemeklerden sonra da aşağı havuz katına inip Datça Murat Çiftliği’nden gelen organik ürünleri inceleyip, biraz alışveriş yapıp arkasından da çaylarımızı içip evimize dönüyoruz.

Keyifli bir öğleden sonrası için size bu programı öneririm.

Mekan: Susciho (Kanyon AVM)

Mekan: 4

Servis: 4

Lezzet: 4

Sağlıcakla

Anette İnselberg

Burgazada’da Kalpazankaya Sefası…

Yazın bu sıcak günlerinde, asfalttan buram buram sıcak yükselirken, ne yapsak ne yapsak dedik ve Burgazada’ya gitmeye karar verdik. Sezonda olmamız dolayısıyla deniz otobüsü seferleri de bayağı sık olduğundan bir saat sonraki feribotu almaya karar verdik. Apar topar hazırlandıktan sonra kendimizi feribotun klimalı ortamına attık. Ben İstanbul’u seyre dalarken fotoğraf çekmek çok sonra aklıma geldi, o yüzden bir tek kız kulesi görüntüsünü sizle paylaşabileceğim.

IMG_5874

Neyse adaya vardık ve hafif esintili, çam kokulu yollarda Kalpazankaya’ya doğru yürümeye başladık. Aşağıdaki çarşıyı dönüşe bıraktık. Zakkumların arasından yürürken bol bol fotoğraf çektik. Yaklaşık 40 dakikalık bir yürüyüşten sonra lokantaya vardık.

041 047IMG_5798IMG_5851

Bayağı büyük bahçesi olan lokantada denizi görebileceğimiz masalardan birine kurulduk. Soğuk başlangıçlardan patlıcan salatası (taze ve lezzetli), fesleğen soslu levrek (fesleğen sosu güzel, balık iri parçalı ve tazeydi) aldık. Yanına kızarmış ekmek ve içkilerimiz de gelince, değme keyfimize. Çam ağaçlı, tekneli, teknesiz, kıyı görünümlü bol fotoğraf çekiminden sonra ahtapot ızgaramız geldi. Anam anam ahtapot ızgara çok lezzetliydi. Kolları büyüklerinden seçmişler, bitmesin diye yemeyeceğim nerdeyseJ.

028029

Ana yemeği beklerken aşağıda denize girenleri seyretmeye koyulduk, biz pek deniz meraklısı olmadığımızdan çamların arasında sohbeti tercih ettik (ama siz isterseniz mayonuzu getirip bir de deniz sefası yapabilirsiniz). Sonra güveçte cızır cızır fener kavurmamız geldi. Biberi, domatesi, zenyinyağı, balığı her malzemesi ayrı kıvamındaydı. Kilo alır mıyım endişemi bir kenara bırakıp, ekmekleri bandırıp bandırıp suyuna yedim valla. Bir de buranın kuzu tandır günüymüş ama o kadar doyduk ki deneyemedik bir dahaki sefere inşallah demekle yetindik. Yemeğin arkasından kahvelerimizi içip biraz daha keyif yaptıktan sonra çarşıya doğru yürüyüşümüze başladık. Aaa unutmadan söyleyeyim akşamları ve haftasonları mutlaka rezervasyon yapmanız gerekiyor, yoksa yer bulamazsınız.

035034

Dönüşte Sait Faik Abasıyanık’ın (SFA) müzesine de kısaca bir göz atıp, o güzel yazılarını yazdığı evini gezdik. Mobilyalarına, koltuklarına dokunduk, aynı merdivenlerden inip çıktık. Belki ilhamı bulaşır diye her yere dokundum artık sonucu hep beraber göreceğizJ. Çarşıya indiğimizde ilk yaptığımız şey SFA’ğa ait üzerinde “yazmasam deli olacaktım” yazılı buzdolabı magneti almak oldu. Daha sonra ıvır zıvırlara da şöyle bir göz gezdirdik (bardaklar, küllükler, anahtarlıklar…). Arkasından deniz kenarındaki banklarda oturup buranın iri martılarını seyrettik, yelkenlilerin süzülüşüne baktık, mis gibi deniz kokusunu içimize çektik. Deniz otobüsümüzün gelişiyle de adadan ayrıldık.

057

Eğer İstanbul’dan bir günlüğüne kaçmak isterseniz Burgazada bunun için çok ideal. Çarşısı, Kalpazankaya’ya yemek için yürüyüşü (isterseniz faytonla da gidebilirseniz ama biz tercih etmedik), lezzetli mezeleri, müze gezisi, çam kokusu isterseniz bir deniz otobüsü uzaklığında olduğunu unutmayın.

Mekan: Kalpazankaya /Burgaz

Mekan: 3.5

Lezzet: 3.5

Servis: 3.5

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Görevimiz Tehlike 5

370461.jpg-r_160_240-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx[1]

Bu yaz sıcağında ne yapılır diye düşündüm ve biraz serinlemek için kapalı bir yere hatta filme gitmeli diye düşündüm. Açtım neti ne var diye baktım, aaa  bir de ne göreyim bizim ”Tom Cruise”un filmi başlamış; ”Görevimiz Tehlike 5” vizyona girmiş. Yazılanlara göre ilk sahnedeki uçaktan uçağa atlama sahnesinde de dublör kullanmaış oh nefis dedim…

Oh süper dedim hemen biletimi aldım sinemaya yollandım. Anacığım yalnız sinema bir soğuk anlatamam. Üstüme şal aldın da anca öyle idare ettim, dışardaki sıcağı falan unuttum.

Neyse gelelim filme, beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Serinin ilk filminin yakınından uzağından geçmiyor. Klasik maske sahnesi, aksiyon sahneleri (motosikletler süperdi), girilmesi imkansız bir yere girebilmeleri şeklinde klişelerle iki saatinizi  klimalı ortamda öldürüyorsunuz işte. Yalnız kızı çok beğendim, dolgun dudaklar, mavi gözler,bir içim suydu hakkaten.

Öylemesine bir film işte gidin gitmeyin bir şey kaybetmezsiniz. Tabi gişe yapacağı çok açık…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ev Yapımı Makarna ve Pizzanın Adresi: Eataly

Zorlu Center ilk açıldığında gitmiş, açıkçası pek de bayılmamıştım. Sonrasında konseriydi, sinemasıydı, arkadaşlarla buluşmasıydı derken bayağı bayağı ısındım. Hatta “Eataly” diye bir market ve lokanta zincirleri var ki oraya bayılıyorum fırsat buldukça da gidiyorum. Size biraz oradan bahsedeyim.

İki katlı, ferah, marketi ve bir sürü lokantayı içinde barındıran bir konseptleri var. Aşağı kattaki girişten giriyorum ve manav, baharatçı, pastane, dondurmacı gibi bölümlerinin yanından geçiyorum. Benim favorim üst kat olduğundan doğru oraya yöneliyorum.

Eataly (3)Eataly (4)

Eataly (8)Eataly

Üst katta çeşit çeşit ev yapımı makarnalar mı istersiniz, o makarnalara lezzet katan çeşit çeşit soslar mı istersiniz, her seferinde zeytinli ekmek almadan geçemediğim ekmek reyonu mu istersiniz, yeme de yanında yat peynir çeşitlerinin olduğu şarküteriyi mi istersiniz (gravyer peyniri almadan buradan ayrılmıyorum) şaraplar, etler, zeytinyağları, balıklar mı istersiniz, yani ne isterseniz burada var. Say say bitiremiyorum valla. Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, yemeğe gidene kadar elim, kolum alışverişle doluyor.

Eataly (2)Eataly (6)

Eataly (5)Eataly (7)

Eataly (9)Eataly (10)

Sonra hangi bölümde yemek yiyeceğimiz sorunsalı başlıyor; balığı var, eti var, peynir ve salam lokantası var, geleneksel İtalyan lokantası var. Var oğlu var… Biz genelde pizza ve pasta lokantasını tercih ettiğimizden size burayı anlatacağım.

Eataly - 0 (4)Eataly - 0 (2)

Buranın hem içerde, hem dışarda terasta kocaman bir yeri var. Garsonlar çok ilgili ve sempatik. Masaya oturur oturmaz rustik ekmek ve zeytinyağı getiriyorlar. Zeytinyağı konusunda çok hassasımdır, her yerin yağını beğenmem ama buradaki çok lezzetli…

Eataly - 0Eataly - 0 (3)

İlk gidişimizde başlangıç olarak “Bruschetta’” alıyoruz. Sizin anlayacağınız rustik ekmek üzerine organik domates, zeytin, kapari, sarımsak koydukları dilim. Ama o domatesler nasıl güzel anlatamam. Eee girdi iyi olunca, çıktı da iyi oluyor anlayacağınız.

Eataly - 1

Ana yemek olarak ‘’Linguine Al Pesto’’ (ev yapımı fesleğenli, pesto soslu linguine, yeşil fasulye ve patatesli) ve ‘Porcini Pizza’’ (ev yapımı mozzerella, porcini mantarı, kestane mantarı, karamelize soğan, fesleğen) alıyoruz.

Eataly - 7Eataly - 6

Linguine ince uzun makarna, gayet güzel diri pişirmişler. Pesto sosları taptaze (yemekten sonra marketten gidip onu da almak gerekiyor). Fasulye ve patates jülyen doğranmış, makarnanın tadı olağanüstü. Pizzanın hamuru incecik ve bir mantar canavarı olan bana, bu kadar çeşit mantar koyarsanız, mutluluktan uçarım o kadar. Hele karamelize soğan nasıl tam kıvamında anlatamam.

İkinci gidişimizde “Fettucine Al Frutti Di Mare” yani deniz ürünlü makarna ve “Fume Pizza” (taze füme et, mozzerella, domates sos, roka, taze fesleğen) alıyoruz. Deniz ürünlü makarnanın diriliği iyiydi ama sosu falan yoktu biraz vasat buldum, zaten sonraki sefer gidişimizde de menüden kaldırdıklarını gördüm. Çok da iyi etmişler. Pizzanın hamurunun inceliği ve domates sosu nefisti. Malzemeler de çok taze ve lezzetliydi.

Eataly - 3Eataly - 4

Üçünci gidişimizde ‘’Tagliatelle Integrali” (tam buğday unu ile yapılmış ev yapımı tagliatelle, pesto sos ve ızgara sebzeleri) ve “Pizza Diavola” (acılı dana salam, domates sos, mozerella, fesleğen ve acı zeytinyağı) aldık. Sebzelerin de makarnanın da diriliği iyiydi. Pizza ise benim için çok acılıydı o yüzden sadece bir dilim yiyebildim ama acı severler için lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Eataly - 5Eataly - 2

Bu üç gelişimizin hangisini en çok beğendik derseniz ilk gelişimizde hem pizza hem makarna için çok başarılıydı diyebilirim. Öncelikle size onları tavsiye ederim. Burası tam bir lezzet şöleni, mutlaka ama mutlaka gelmenizi öneririm.

Ayrıca buraya her gelişimizde “Lasagne” yiyeceğim diyorum ama makarna ve pizza çeşitlerini denemekten fırsat kalmıyor. Belki bir dahaki sefere olur, ne dersiniz?

Mekan: Eataly (Zorlu Center)

Mekan: 4.5

Servis: 4.5

Lezzet: 4.5

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Karmi Köyünün Renkli Dar Sokaklarında Gezinti ve Archway Restaurant’ta Meze ve Kebap Ziyafeti (Fırtınası)…

Girne’de denizimize girdik, kumlarda yürüdük, güneşlendik, duşumuzu aldık, sıra geldi çevreyi gezmeye ve karnımızı doyurmaya. Önce otelimize (Girne) 20 dakika uzaklıkta Beşparmak Dağı’nın eteklerine kurulu Karmi Köyü‘ne gittik (yalnız oraya giden yol köy girişinden itibaren daraldığından gidiş dönüş biraz sıkıntılı ama olsun kesinlikle değiyor).

Arabamızı Karmi Köyü’nün merkezi olan Bakire Meryem Kilisesi’nin oraya bırakıyoruz ve dar sokaklarda yürümeye başlıyoruz. Etraf incir, nar, badem, zeytin ve çam ağaçlarıyla süslenmiş. Begonviller her yerden fışkırıyor – tam bir görsel şölen. Birkaç lokanta ve kafenin önünden geçiyoruz ama her yer pek bir tenha. Sıcak havadan dolayı köy ahalisi etraftaki sevimli villalarına çekilmiş diye düşünüyoruz. Beşparmak Dağları’nın eteklerinde olduğumuzdan dağın bir sürü fotoğrafını çekiyoruz, arkasından da bu dar sokaklarda biraz daha dolanıp Karmi Köyü’nün az ilerisindeki Zeytinlik Köyü‘ndeki Archway Restaurant’a doğru yola çıkıyoruz.

karmik3

k14k17

On beş dakika sonra Archway’e varıyoruz. Buranın terası çok güzel. Bir tarafı denize, bir tarafı dağa bakıyor. Ben dağ tarafına bakan masalardan birini tercih ediyorum. Masamıza oturduktan sonra yöresel kıyafetler içerisinde olan garsonlar etrafımızda dolanmaya başlıyor. Fiks menü alacağımızı duyunca da bu gitmelerin gelmelerin arkası kesilmiyor. Ben size gelenleri yazayım da bu kadar çeşit karşısında dudaklarınız uçuklasın. Sırasıyla masamıza şu soğuk mezeler geldi:

a4a9

a10a12

10295414_563670983764407_7123220526732979246_o[1]

  • Taze ıslak badem (lezzetli)
  • Sarımsaklı tereyağ ve zeytin ezmesi, kızarmış köy ekmeğiyle (sarımsaklı tereyağını kaşık kaşık yedik)
  • Beyaz peynir (ne tuzlu ne tuzsuz ve çok lezzetli)
  • Çakızdes (Kıbrıs’a özgü yeşil zeytin)
  • Humus (tabağı sıyırdım, taptaze)
  • Cacık (burda cacığı su koymadan yapıyorlar)
  • Tahin (güzeldi)
  • Pancar (küp küp kesilmiş taptaze)
  • Enginar (pek sevmediğimden yemedim)
  • Havuçlu-turp salatası (kütür kütürdü)
  • Salamura et (sevmediğimden yemedim)
  • Yoğurtlu kabak-patlıcan kızartma
  • Süzme yoğurt (inanılmaz lezzetli)
  • Kereviz saplı karışık salata (kereviz saplarına bayıldım)
  • Bıldırcın yumurtası
  • Gabbar (kapari) turşusu

a2a16

Allah’ım bu kaç çeşit nasıl bitecek bunlar derken, bu lezzet bombardımanı karşısında meze tabaklarını bir bir sıyırmaya başladık. Arkasından sıcak mezeler başladı. Sıkı durun onları da saymaya başlıyorum:

  • Sigara böreği (çıtır çıtır)
  • Huni şeklinde kıymalı yufka (tadı süper)
  • Ciğer tava (yala yut kıvamında)
  • Döner (tam sevdiğim gibi hafif yanık, az yağlı ama lezzzetli)
  • Mumbar dolması (buradakilerin deyişiyle bumbar)
  • Izgara mantar (o kadar güzeldi ki hakkım olan bir tane yerine iki tane yedim)
  • Izgara siyah zeytin (bundan sonra göz yumurta, sucuk, kaşar üçlüsüne dahil edilecek)
  • Yöresel bir peynir: hellim kızartma (ağızda dağılıp gidiyor)
  • Sucuklu pide (yummy)

a1a7

a13a14

Bu arada güneş hafiften batmaya başladığından ben kalkıp kızıllaşan Beşparmak Dağları‘nın ve St. Hilarion Kalesi’nin resimlerini çekmeye başlıyorum. Aslında yerimden kalkmak için biraz da mazeret yaratıyorum, çünkü daha ana yemek – yani kebaplar var – ve ben tamamen şişmiş durumdayım. Neyse biraz oyalandıktan sonra kebap geçidi başlıyor onları da sırasıyla yazıyorum:

  • Yöresel şeftali kebabı (kıymayı hayvanın mide zarının yağına sarıp yapıyorlar -enfes bir lezzet – mutlaka tadın)
  • Kuzu şiş (biraz sert)
  • Pirzola ( çok leziz iki tane yedim)
  • Tavuk şiş (güzel)
  • Köfte (yerim kalmadı)

a6

Bu enfes yemek fırtınasını atlattıktan sonra garsona tatlı ve kahve için biraz aralamasını söylüyoruz ve kendi aramızda gülüp eğleniyoruz. Bu arada etrafın bayağı kalabalıklaştığını fark ediyoruz. Size tavsiyem buraya gelmeye niyetlenirseniz mutlaka rezervasyon yaptırın. Neyse garson yavaş yavaş bizim karışık meyve tabağını ve yöresel macunlardan oluşan tatlı  tabağını getirip ortaya koyuyor. Karpuzdu, üzümdü, şeftaliydi diyerek mevsim meyvelerini yiyoruz sıra macunu tatmaya geliyor. Tadını size şöyle tarif edeyim, böyle meyve reçelinden bozma ama daha az tatlısı güzel bir şey. Bize ceviz, turunç ve kırmızı bir macun geliyor. Ben en çok kırmızı renkli macunu beğeniyorum. Arkasından da orta türk kahvelerimi içip tamamen şiş bir karınla ama mutlu bir şekilde otelimize dönüyoruz.

Size bu meze ve et fırtınasını mutlaka tavsiye ederim 😉

Mekan Adı: Archway Restaurant

Adres: Dereboyu Cad. N.5 Zeytinlik Girne Tel: 0392 816 03 53

Mekan: 4.5

Lezzet: 4.5

Hizmet: 4

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Hafta Sonu Kaçamağı İçin Lezzet Önerisi: Uzunya Beach Restaurant

“Havalar böyle parçalı bulutlu gidiyor oh ne rahatız” diye sevinmeyin, İstanbul ‘un havası delidir. Bir anda sıcak bastırır hepimiz nerede serinlesek, ne yapsak diye kaçacak delik ararız. İşte bu sıcak günler için harika bir önerim var.

Sabahtan arabaya atlıyorsunuz yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuktan sonra (yolun sonları orman havasını içine çekeceğiniz keyifli bir yolculuk) Karadeniz’e bakan, koyun tek hakimi bu mekâna geliyorsunuz.

187185

Havlunuzu, şapkanızı, güneş yağınızı, kitabınızı, gazetenizi koyduğunuz çantanızla kuma mı yerleşsem, çimene mi diye bakıyorsunuz. Biz yeşil aşığı olarak çimen bölgesini tercih edip oraya yerleşiyoruz.

Keyifle etrafı (malum hafta sonu ortam kalabalık tabii) seyredip Karadeniz’in tatlı rüzgârı sayesinde bunalmıyorsunuz. Biraz kitap okuduktan sonra denize büyük bir cesaretle ilerliyorsunuz. Deniz temiz, isterseniz hemen orada, isterseniz denizin ortasına yaptıkları sala gidip serinleyebilirsiniz (denizdeki sala halat sistemiyle kurdukları düzenekle gidip gelebilirsiniz). Biz sala gidip oradan denize girmeyi tercih ediyoruz.

uzunya-beach-plaj-kilyos%20(1)[1]uzunya01[2]

Bütün bu deniz, sal, kurulanma, kuş seslerini dinleme, etrafa tekrar göz atma fasıllarından sonra kurt gibi acıkacağınız için balık restoranına doğru koşar adım gidiyorsunuz. Valla biz öyle yaptık. 🙂

Deniz kenarında püfür püfür bir masaya yerleştikten sonra masanızı istediğiniz meze ve balıkla donatabilirsiniz. Biz önce yoğurtlu patlıcan, (yoğurdu köy yoğurduydu ve tadı enfesti) arkasından levrek marin (sosunun kıvamı çok iyiydi), salata (idare eder) ve lakerda (alıştığım tarzda değil de turşu olarak geldi ama fena değildi) aldık. Ara sıcak olarak güveçte ahtapot (tazeliği ve tadı iyiydi) ısmarladık. Ana yemek olarak ise deniz levreği (tam kıvamında pişmiş ve lezzetliydi) söyledik. Üstüne de mevsim meyveleri, çay ve Türk kahvesi aldık. Çok beğendik.

180181

182anette 066

Çok ilgili olan garsonlardan öğrendiğimiz kadarıyla açık büfe kahvaltısı da çok meşhurmuş. Ayrıca vakit bulup hafta arası gelebilirsek ortalık daha sakin olurmuş. Kışları da (iç mekânları da oldukça büyük ve güzel) şömine başı sohbete ve yemeğe çok insan geliyormuş.

184183

Bu güzel yemekten sonra çimlerdeki yerinize dönüp kitabınıza, gazetenize dalabilirsiniz. Veya isterseniz çevrede küçük bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Eee artık ben size daha ne yapayım. Gelin görün, güneşlenin, yiyin, eğlenin, hayatın tadını çıkarın…

 

Mekan: 4.5

Hizmet: 3.5

Lezzet: 4.0

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Karadeniz Kıyısında Balık Şöleni…

Hafta sonu evde pineklemek yerine şöyle güzel meze balık yapayım üstüne de yürüyüş diyorsanız işte size şifreyi veriyorum: Karaburun’da Hanımeli Restaurant…

Avrupa yakasından yaklaşık 50 dakika süren bir araba yolculuğundan sonra Karaburun adı verilen bu sakin ve şirin balıkçı kasabasına geliyorsunuz. Çevreyi gezmeyi sonraya bırakıp direk yemeklere yumulmayı isteyen bizler doğru lokantaya gidiyoruz. Birkaç kez buraya gelip her seferinde memnun kaldığımızdan istediklerimizi sırasıyla söylüyoruz. Garsonumuz her zamanki gibi kibar ve yardımcı. Bugün hava sakin olduğundan dışarıda oturabiliyoruz, ama burası Karadeniz, bazen şehirde hava iyiyken bakıyoruz burada rüzgarlı mecbur içeri oturuyoruz.

Başlangıçlar tek tek masaya konmaya başlanıyor: Lakerda nefis (tadı tuzu yerinde, taze köy ekmeğiyle nefis oluyor), levrek marin (başlarda arkadaşların zoruyla tattığım şimdiyse bayıldığım bir lezzet) çok taze ve sosu harika, zaten maharet sosunda ve köpeoğlu (soslu patlıcan ve yoğurt karışımı bir klasik) o kadar güzeldi ki bir keresinde iki porsiyon söyledik. Salata vasat ısmarlamasanız da olur.

175

Ara sıcaklara gelince; ahtapot bacağı gramla söyleniyor, biz biraz abartmışız galiba 🙂 Önümüze kocaman bir şey geliyor. Nasıl biter derken yağı, tuzu, yumuşaklığı, terbiyesi o kadar iyi ki dakikasında silip süpürüyoruz. Izgara kalamar da gayet başarılı. Kayış gibi değil. Tarator sosuna banıp banıp yedik bitirdik.

060

Ana yemek olarak birkaç kez kalkan tava aldık. Hiç yağ çekmemişti ve eti lop loptu. Garsonumuzun tüm ısrarlarına rağmen buranın spesiyali olan kuyuda kalkanı almadık, serde klasikçilik var. Bir sonraki gidiş için sıraya yazdık tabi. Yan masaya gelen kuyuda kalkanı da resmetmekten geri kalmadık. Yalnız pişimi uzun sürdüğünden baştan arayıp haber vermenizde fayda var. Benden söylemesi…

062anette 1050

Bir başka gidişimizde ise sinarit ızgara aldık. Onu da kurutmadan, her tarafı eşit şekilde pişmiş olarak servis ettiler. Çok çok başarılıydı.

054

“Hala doymadınız mı, tatlı da mı yiyeceksiniz” diye sormayın. Tabi ki yiyeceğiz. Buranın dondurmalı ilmik helvası müthiş. İrmiği çok güzel kavuruyorlar, birbirine yapışmıyor, kaşıkladıkça içinden akan vanilyalı dondurma şelalesi ise helvayla çok uyumlu. Masaya nasıl geliyor, nasıl bitiyor anlamıyorum bile.

055

Eeee bu kadar yemekten sonra biraz dolanmak şart oldu. Lokantanın hemen önünde küçük bir marina var sadece resimlik. Sağ tarafında ise kumluk, kilometrelerce giden plaj var. Yürü babam yürü, yürü babam yürü bitmiyor. Ayakkabıları çıkarıp, enerjimizi de kumda toprakladıktan sonra arabamıza dönüp gerisin geri o hengameye, yani şehre doğru yollanıyoruz.

029032

Not: Denize girmek isteyenlerin burasının Karadeniz olduğunu unutmamasını ve kenarlarda bulunan uyarıları mutlaka okumasını tavsiye ederim.

Mekan: 3.5

Hizmet: 4

Lezzet: 4.5

Sağlıcakla,

Anette İnselberg