ALZHEİMER GÖZ TESTİ . ( UYGULAYIN,GÖRÜN )

gozt[1]

Bu GERÇEK bir nöroloji testidir.Rahatça oturun ve sakinleşin, Aşağıdaki 3 işlemi  (1) dakikadan daha kısa sürede yapmalısınız.Sadece bakarak bulmalısınız, Mouse İmleçini kullanmamalısınız, kolay gelsin…

1 – Aşağıda C’yi bulun. İmleç yardımı almayın

OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOCOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO

2- Eğer C’yi bulduysanız, şimdi de 6’yı bulun  …

9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999699999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999

3 – Son olarak N’yi bulun, biraz daha zor gibi

MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMNMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM

Bu bir şaka değildir. Üç testi de geçebildiyseniz,
Nöroloğunuza yıllık ziyaretinizi iptal edebilirsiniz.
Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzehimer hastalığından uzaktasınız.
Tebrikler!

Öğr. Gör. Dr. Erhan Şengel -Uludağ ÜniversitesiEğitim Fakültesi

CEVİZİN YAPRAĞI DAHA ŞİFALI…

11173406_443534045813213_1125006735009179708_n[1]

Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkıştırıcı (astringent), kuvvetlendirici (tonik) ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü (antihelmintik) etkisi vardır.

Yaprak çayı, sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. Başarıyla kullanıldığı öteki hastalıklar ise, ve sarılıktır. İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır. Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır. Ceviz yaprağı kaynatılarak, tüm sıraca (scrofula), frengi (sifilis), egzema (mayasıl), herpes (uçuk) ve raşitik hastalıklarda, kemik çürümesinde, kemik deformasyonunda ve ayrıca, iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir. Favus ve uyuz hastalıklarında, hasta bölgeler, taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkandığında, kısa sürede düzelme görülüyor Bu suyla yapılan banyolar, yıkamalar, ergenlik sivilcesine, iltihaplı egzemalara, ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi geliyor. Ağız boşluğu iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır. Ceviz yaprağının kaynama suyu banyo suyuna eklendiğinde, donuk kabarcıkları iyileşir. Ceviz yaprağı kaynama suyu, hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır. Bu sıvı ayrıca, kafa bitine karşı da çok etklidir. Haziran ortasında toplanan cevizlerden, mide, karaciğer ve kanı temizleyen, mide yorgunluğunu ve bağırsak çürüklüğünü gideren çok etkili bir ceviz tentürü elde edilir. Bu tentür, ayrıca kan koyuluğuna karşı da çok yararlıdır. UYARILAR: İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen bir yan etkisi yoktur. (Referans3)

Kullanım Biçimleri

Çay hazırlamak: 1) Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Gün boyunca 2 veya 3 fincan yudumlanarak içilir.

Banyo ve Yıkama Katkısı: Tam banyolar için, iki büyük avuç ince kıyılmış yaprak, akşamdan 2-3 lt suya eklenir. Sabahleyin hafif ateşte 4-5 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Gerektiğinde, bitki miktarı bir misli arttırılabilir. Tentür hazırlamak: Haziran ortasında, 20 kadar genç ceviz dörde bölünerek bir cam kavanoza koyulur ve üstüne 1 lt kanyak eklenir. Kanyak, cevizlerin üstüne çıkmalıdır. Ağzı iyice kapanan kavanoz 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda,arada bir çalkalanarak bekletilir. Sonra süzülerek koyu renkli şişelere doldurulur.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AKCİĞERLERİ TEMİZLEMEK İÇİN BİTKİSEL KARIŞIM

217426_355310564570706_2005770282_n[1]

Gerekli malzemeler:

– 1/2 lt su

– 4–5 gr (bir tutam) ebegümeci

– 4–5 gr (bir tutam ısırgan otu )

Hazırlanışı:

Suyun içine, ebegümeci ve ısırgan otunu atıp, hafif ateşte, ağzı kapalı olarak, 4 dakika kaynatın.

Ilıdıktan sonra süzün, ama içerisindeki kalan bitkileri mutlaka ayıklayın.

Aç karnına, sabah ve akşam önleyici olarak, birer çay bardağı, kanser hastaları için ise, birer su bardağı için.

Bitki suyunu içtikten en az 20 dakika sonra yemek yiyin.

Bu küre, önleyici olarak 1 ay, kanser hastaları için ise; 3 ay, hiç ara verilmeden, devam edilmesi faydalıdır.

Yılda en az iki defa uygulanır.

Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilip, tekrar 3 ay boyunca iki günde bir, bir su bardağı içilir.

Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.

Kullanım şekli:

– Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Üçüncü hafta üç (bilgi yelpazesi.net) gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

Uyarı:

Kullanılan her iki bitkinin, kullanım sırasında ya ikisi birden kuru, ya da ikisi birden, taze olarak kullanılması gerekir.

Bitkilerden birisi taze, birisi kuru olursa hiç bir faydası olmaz.

Doktor Ömer COŞKUN

İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti:

10888473_1430389143922106_7612165797951758888_n[1]

İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti:
Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti:
Düşünceleri uzayıp gitti,ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybetti bir günde:
Sevincini,öfkesini,bütün duygularını kaybetti.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.
İki noktayı kaybetti bir başka gün:
Hiçbir açıklama yapamadı.
Hayatının sonuna geldiğinde
Elinde sadece tırnak işareti kalmıştı
“İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca”

not: Yazanı bilinmemektedir

ÇİKOLATA KAPLI ÇİLEK SAĞLIĞA ÇOK YARARLI

images[1]

Kimileri yağ ve kalori oranı yüksek şekerlemeler ve çikolata yemekten suçluluk duyabilir. Ancak beslenme uzmanları az miktarda çikolata tüketmenin sağlığa son derece yararlı olduğunu söylüyor. Son …araştırmalar, siyah çikolatanın kalbe son derece yararlı olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılara göre siyah çikolata ve aspirin kanda benzer etkiyi gösteriyor. Her iki madde de kanı sulandırıp kısmen tıkalı damarlardan bile daha kolay akmasını sağlıyor. Bu da kalp krizi olasılığını azaltıyor.
 Çikolatanın yararları sadece bununla da sınırlı değil. Siyah çikolatada flavinoid adlı bir madde bulunuyor. Çok sayıda bitkide bulunan bir besin olan flavinoidler, bitkileri hastalık ve böceklere karşı koruyor. Flavinoid, bağışıklık sistemimizi, kanser, kalp hastalığı ve yaşlanmaya bağlı başka hastalıkları önlemeye yarayan bazı enzimler salgılaması için harekete geçiriyor.
TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR Voice of America’nın haberine göre; 2 bin 600 kişinin katıldığı 21 bilimsel araştırma siyah çikolatanın kalp üzerindeki etkilerini inceledi. Araştırmalar siyah çikolata tüketmenin tansiyonu düşürdüğünü, kan şekerinin daha iyi düzenlemesini sağladığını gösterdi.
Beslenme uzmanı Tammy Roberts flavinoidlerin siyah çikolatayla kaplandıklarında daha da lezzetli hale gelen çilekte de bulunduğunu söylüyor: ”Çikolata kaplı çilek sağlığa çok yararlı. İkisinde de antioksidanlar bulunuyor. Antioksidanlar bağışıklık sisteminin işlevini yerine getirmesinde ve enfeksiyonları önlemesinde çok etkili.”

Yüksek tansiyona iyi gelen besinler

fft20_mf3565779[1]

 

Bazı gıdalar içerdikleri vitamin, mineral ve bileşenlerle yüksek tansiyona karşı savaşınızda size yardımcı oluyor.

Yabanmersini

Haftada bir kase yabanmersini, yüksek tansiyona iyi geliyor.Yabanmersini içerisinde bulunan  antosiyaninler yüksek tansiyona karşı oldukça etkili bileşenlerdir.

Kahvaltılık gevrekler

Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler yüksek miktarda lif içerir ve bu lifler yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.

Patates

Potasyum ve magnezyum açısından zengin olan patates özellikle fırında pişirildiğinde bu mineralleri kaybetmez ve yüksek tansiyona karşı etkili olur.

Pancar suyu

Bir bardak pancar suyu içildikten yalnızca bir kaç saat sonra tansiyonu düşürür.

Az yağlı süt

Az yağlı ve yağsız sütler kadınlarda yüksek tansiyon riskini azaltır.

Bitter çikolata

Bitter çikolata yüksek tansiyonu düşürmesiyle bilinir. Özellikle kakao oranı %50-70 olan çikolatalar tercih edilmelidir.

Sindirim Sistemi Beyne Nasıl Hükmediyor ?

İnsanlık bunu hep sezmiştir… Hislerin makamı vücudun tam merkezindedir… Orada,
midede, heyecandan “kelebekler uçuşur”, öfke mideye “vurur”.

Artık, bilim dünyası da bunu doğruluyor ve karın bölgesi, mükemmel sindirim sistemi, tiksindirici içeriği ile araştırmaların ilgi odağı oluyor.

New York Columbia Üniversitesi Anatomi ve Hücre Biyoloji Bölüm Başkanı nöro bilimci Michael Gershon, bunun sebebini bagırsaklardaki ‘‘beyin” olarak tanımlıyor.

Bilim ve toplum tarafından tabu Kabul edilen ve çirkin gorülen bağırsaklar, yüz milyonlarca sinir hücresi tarafından çevrilmiş olup omurgadan daha fazla nörona sahiptir. Nöro bilimcilerin keşfine gore, bu “ikinci beyin” neredeyse kafadaki beynin bir ikizi;hücre tipi, etken maddeleri ve reseptörleri ile kafadaki beynin birebir aynısıdır.

sin_sis_1

“İkinci beyin”

İnsanın sindirim sistemi, yüz milyon sinir hücresi ile çevrilmiştir.
Burada, kalın bağırsağın renklendirilmiş röntgen filmini görüyorsunuz.
Bu ikinci beyin ne işe yarıyor? Düşünüyor ve hissediyor mu? Hatırlıyor mu?

En son araştırmalar, sindirim sistemi ile ruhsal süreçlerin, düşünüldüğünden çok daha sıkı bir biçimde birbirine bağlı olduğunu gösteriyor. 62 yaşındaki Gershon, bağırsaktaki beynin sevinç ve üzüntüde çok büyük rol oynadığını, fakat insanların çok azının onun varlığından haberdar olduğunu söylüyor. Gershon, genç meslektaşları tarafından “kâşif” olarak adlandırılıyor ancak bunu reddediyor. “İkinci beyin”i keşfetmediğini, ancak birçok kişinin yardımı ile onu yeniden bulduğunu söylüyor. Çünkü Gershon’un uzmanlık alanı olan nörogastroenteroloji yüzyıldan fazla bir geçmişe sahip….

Bu konuda ilk açıklama, 19. Yüzyılın ortalarında, Alman Nörolog Dr. Leopold Auerbach tarafından yazılmıştır. Dr. Leopold Auerbach, bir bağırsaktan parçacık aldı ve bunu basit bir mikroskopla incelediği zaman onu hayrete düşürecek bir olayla karşılaştı. Bağırsakların duvarında, iki katmanlı, sinir hücrelerinden oluşan bir iletişim ağı mevcuttu. Bu ağ, incecik olup iki kas tabakası arasına gizlenmişti.

Dr. Auerbach, mikroskobundan baktığı zaman aslında insanın iç evreninin hükümdarının izini bulduğundan hiç haberi yoktu. Bağırsaklar, sindirim sisteminin kumanda merkezi olup sadece besleyici maddelerin birleşimi, tuz oranı ve su miktarı gibi kaba değerleri analiz etmekle kalmaz, besin emilimi ve dışkılama mekanizmasının yanında sempatik ve parasempatik sinir iletim maddelerinin, uyarıcı hormonların ve koruyucu salgıların hassas dengesini de kontrol eder.

75 yıllık yaşam süresince 30 ton gıda ve 50 bin litre sıvıdan fazlası bağırsaklardan geçer. Gershon, bağırsakların yanında, kalbin adi bir pompa olduğunu düşünüyor. Bagırsaktaki beyin, yüksek zekâsı ile verimliliği belirliyor. Milyonlarca zehir ve tehlikenin hakkından ustaca geliyor. Bagırsaklardaki kumanda merkezi, en azılı düşmanlara karşı savaşıyor. Hergün, dışarıdan aldıgımız ve bir nevi bizimle birlikte yaşayan, milyonlarcası sindirim sistemimizde ikamet eden mikroorganizmaların,
kendi organizmamız içine sızmasını önlüyor.

Bağırsaklar vücudun en büyük organıdır ve savunma hücrelerinin % 70’i burada bulunur. Bağırsağın iç yapısında bulunan gaita salyası ve mayalama basilinden oluşanılık sıvı karışımı, çok tehlikeli bir bakteri ve mantar cennetidir. İçimizde, aşağı yukarı 500 tür ölümcül canlı barınmaktadır. Dışkının yarısı ölmüş bakterilerden oluşur. Bu ölmüş bakteriler, organizmamızın en etkili savunma hattı olan bağırsak duvarları sayesinde bizden uzak tutulur.

Bağırsaklarda bulunan savunma hücrelerinin büyük bir bölümünün bagırsak beyin ile beyine doğrudan bağlantısı vardır. Hücreleri iyi ve kötü diye ayırt etmeyi öğrenirler, bu öğrenilen bilgi hafızalarına kaydedilir ve gerektiği anda yine etkinleştirilir.

Bu işlemlerin çoğu, birinci beyinden tamamen bağımsız çalışır. Vücuda zehir girdiği zaman bağırsaktaki ikinci beyin tehlikeyi ‘ilk’ olarak “hisseder” ve kafadaki birinci beyine tehlike sinyalleri gönderir, çünkü tehlike anında kafadaki beyin hazır olmalı, kişi midesinin ne durumda olduğunun bilincinde olup plana göre davranmalı, kusma, kramp ve ishal şeklinde tepki vermelidir.

İngiliz doktorlar William Bayliss ve Ernest Starling, ancak onlarca sene sonra Alman meslektaşları Auerbach’ın keşfinden haberdar oldular ve bunu daha detaylı olarak bilmek istediler. Londra`daki
laboratuarlarında uyuşturulmuş bir köpeğin karnını açtılar ve hareket eden bir bağırsak boğumunu dışarı çıkarttılar. Köpek ile halen bağlantılı olan bu bağırsak parçası, tek tip davranış gösteriyordu. Bilim adamları, çıkardıkları parça üzerinde baskı uyguladıklarında ise bağırsak boğumu dalga halinde kasılma hareketi yapıyordu. Bu hareket sırasında, bağırsağın içeri bir yöne doğru,
her zaman ağızdan makata doğru devam ettigini gördüler. İkili, bu fenomene “Bağırsakların Kanunu” adını verdi.

Bu fenomene, “peristaltik refleks” de denir. Bu, sindirim sistemi için yaşamsal bir fonksiyondur. Bugünün bilim adamlarının bildiği, oldukça karmaşık olan bu taşıma mekanizması bagırsaktaki ikinci beyin tarafından idare edilir,en ufak baskı ve uyarıya cevap verir. Bir yemek topağı, bir bağırsak bölümünü genişlettiği zaman, harekete duyarlı olan mukoza, faaliyete geçer. Bu hücreler, mesajların iletilmesini sağlayan ve kimyasal bir madde olan nörotransmitteri salgılar. Bunlar, bağırsak iç duvarlarında bulunan “submukozal sensorik nöronlar” diye bilinen diğer sinir hücrelerini uyarır. Uyarılan bu sinir hücreleri, çok çeşitli iletişim maddeleri vasıtası ile kas hücrelerine yavaşlatıcı ve harekete geçirici sinyaller gönderir. Bunun sonucu olarak peristaltik refleks yanı dalgasal hareketler meydana gelir.

sin_sis_3Kafa ve bağırsak beyin arasındaki anatomik benzerlik resimdeki model üzerinde açıkça görülebilmektedir. Her iki beyin arasında, hücre biyolojisi bakımından hayret verici bir benzerlik vardır. Kafatasındaki birinci beyin gibi bağırsaklarda yer alan ikinci beyin de hassas bir idare merkezidir. İkinci beyin, düşünce organımız olan birinci beynimiz ve psikolojik durumumuza etki edensin_sis_2
dopamine, opiat gibi psiko-aktif maddelerin kaynağıdır. Bağırsakların anatomik kıvrımlı yapısı bile beyindeki kıvrımları çağrıştırmaktadır.

Sindirim Sistemi, Beyine Bütün Gün Hikâye Anlatıyor

Bu uzun mesafe boyunca, bağırsaklarda emilimi yapılan besinlerin sevkini mümkün kılmak için birkaç durdurucu ve hareket ettirici sinyallerle ardı ardına uyarım yapılıyor.

İkinci beyin, oldukça duyarlı ve son derece hassas bir dengeden sorumludur. Durdurucu sistem fazla aktif olursa, bağırsaklar o kadar gevşer ki, bağırsak felç olur, bunun sonucunda kabızlık meydana gelir. Eğer hareket ettirici sistem çok fazla aktif olursa, sevkiyat çok çabuk gerçekleşir ve ishal meydana gelir.

Sindirim sistemdeki nörotransmitterlerin karışımını inceleyen Michael Schermann, bağırsak beynin hissettiğini söylüyor. Schermann burada, kimin kiminle konuştuğunuöğrenmeye çalışıyor.
Hastalarda bu iletişim bozuk mu? Schermann, bu peristaltik refleksin kodunu kırmaya çalışıyor ve bu şekilde kabızlık veya bağırsak enfarktüslerine, daha iyi müdahale edebilmeyi umuyor.

Meslektaşları olan Bayliss ve Starling de, Londra ’daki laboratuarlarında bağırsak hareketlerinin sinyallerinin nereden geldiği üzerine çalışıyorlardı. Gözlerinin önünde dalgasal hareketler
yapan bağırsak parçası onları etkiliyordu. Dalgasal hareketler yapan bu bağırsak parçasının, başka organlara ve köpeğin merkezi sinir sistemine giden bağlantılarını kestiler. Bunun sonucunda, beyin veya omurilikten, doğrudan, hiçbir bilginin o izole edilmiş bağırsak kıvrımına ulaşamayacağını umuyorlardı.

Ancak bu iki araştırmacı çıkarılan bağırsak parçası üzerine baskı uyguladıkları zaman aşağıya doğru ritmik bir kasılma meydana geliyordu. ‘Eğer bu kasılmaya dışarıdaki sinirler sebep olmuyorsa
mutlaka içerdeki sinirler sebep oluyordur’ şeklinde bir sonuca vardılar. Onlar “bağırsak yasası”na bölgesel sinir ile ilgili mekanizmayı eklediler.

Bu durum bir sansasyon olmuştu. Çünkü o zamanki bilim dünyası için, beyin vücudun sınırsız hakimiydi. Sonraları, sindirim sisteminin ne kadar derinligine inilirse, kafadaki beynin hakimiyetinin de o kadar zayıfladığı keşfedildi. Bayliss ve Starling o zamana kadar bu durumdan habersizdi.

Ağız ve yemek borusu kısmi olarak, mide ise zaman zaman yukarıdan emir alıyor. Fakat mide çıkışından itibaren görevi başka bir organ devralıyor. Neyin ne zaman ve nerede olacağına bağırsaktaki ikinci beyin karar veriyor. Ancak en sonda yer alan rektum ve anüs insan beyninin bilinçli yönetimine katılıyor.

sin_sis_4 sin_sis_5

Bağırsak kafaya ne anlatır? Her iki ”beyinin” birbiriyle iletişimi artık sindirim sistemi araştırmacıları için tartışmasız bir olgudur.

Bağırsak beyin yöneticidir de… Kendi sensörlerinden gelen dataları kendisi değerlendirir, işleme koyar, bir takım reaksiyonları kontrol eder, komşu organlara emir verir, enfeksiyonlara
karşı savunma ve kas çalışmasını koordine eder. Çok çabuk karar vermek zorundadır ve depolanmış bilgilere ulaşabilir. Organize bir şekilde çalışır. Farklı durumlarda gereken reaksiyonları gösterebilir. İkinci beyinde işbirlikçi (kooperatif) bir sinir sistemi için gereken her şey vardır.

Schermann diyor ki:
Bağırsak beynin‘‘düşündüğünü’’ söyleyebiliriz.” Schermann’ın meslektaşı Gershon birçok hasta insan için yeni umut vaat ediyor. İki beyin arasındaki ileri derecedeki iletişimi çözümlemenin onun için “çok çekici” olduğunu söylüyor. Schermann’a göre mide ve kafanın bağlantısı için yeteri kadar kanıt var ve bunlar aynı lisanı konuşuyor.

Beyinde olan bitenden mide haberdardır. Alzheimer ve Parkinson hastalarında çoğu zaman, kafa beyin ve bagırsak beyinde aynı tip doku hasarı mevcuttur. Deli dana hastalarının bağırsaklarında da bu hastalığın bulaşıcı etkileri ileri derecede görülür. Bilim adamları bu belirtiyi erken teşhis için bir fırsat olarak kabul ediyor.

Psikiyatrik ilaçlar, hücre ve molekül yapısının esas itibariyle aynı olmasından dolayı hem kafa hem de bağırsaklarda etki gösterir. Bu durum, vücuda ait maddelerin neden ilaç olarak kullanılmasının düşünüldüğü ile ilgili olarak bize bir ipucu vermektedir. Mesela sindirim hormonu olan ‘sekretin’ otistik çocuklara yardımcı olabilmek umudu ile ilaç olarak test ediliyor, çok iyi bilinen bir migren ilacı fazla hareketli bağırsakları sakinleştiriyor, uyuşturucu ilaçlar sindirim sistemindeki iltihaplamaları durdurabiliyor, antidepresif ilaçlar ise indirimi olumsuz etkileyebiliyor. Prozak diye bilinen modern bir ruhsal uyuşturucunun etkisi ile seretonin nöronlar arasındaki alanlarda yoğunlaşıyor. Kafadaki bu değişim genellikle kişinin ruh halinde bir aydınlanma meydana getiriyor,
ne var ki midedeki Seretonin bağırsaktaki peristaltik refleksi etkileyerek kabızlık veya ishali meydana getiriyor.

Önsezi = Kafa ve Beyin Bağlantılarının Etkileşmesi.

sin_sis_6

Çok az bilgi, beyin tarafından bağırsaklara gönderilir. Enterik sinir sistemi (ESS) bağırsakların yönetim merkezini oluşturan gastrointestinal sistemdeki nöronlar topluluğu olup, beynin yardımı olmadan çalışır. Bağırsaklardaki sinir sistemi sensorlar ve motorik nöronlardan oluşur. Birinci beyinden bağımsız olarak bağırsaklar dalgasal hareket seklinde bir refleks yaparlar. Bağırsak duvarındaki nöronlar besin parçalarının nerede olduğunu hisseder. Bu sırada enterokromafin hücreleri serotonin salgılar bu hormon mukoza altında bulunan ve otonom sinirler tarafından oluşturulan sinir ağlarını harekete geçirir.

Sinir ağları bu sinyalleri, bağırsağı genişletip büzen, kas hücrelerine iletir. Bu reflex, ileri derecede aksarsa kabızlık, çok hassaslaşırsa ishal durumu ortaya çıkar. Genel olarak bağırsaklardan kafadaki beyine daha fazla bilgi akışı söz konusudur. İkinci beyin kendimizi iyi hissetmemizde belirleyici bir rol oynar. Bağırsak duvarında incecik iki katmandan oluşan kompleks bir sinir ağı vardır. Bu sinir ağı sindirim sistemini kaplar. İnsan vücudunda en fazla nöron birikiminin olduğu bu bölge kafa beyin ile bağ halindedir. Peki neden % 90 oranında bilgi transferi aşağıdan yukarıya dogru akar? Bağırsak beyindeki bu bilgi seli akışını etkileyen unsur nedir? Bağırsaktan beyne yollanan bilinçli sinyallerden daha başka, bilinç dışı bilgilerin de kafadaki santrale yollandığı deneylerle ortaya çıkmıştır.

Kısa zaman önce, halk hastalığı olan “Spastik Kolon”a karşı piyasaya bir ilaç sürüldü.
Bağırsak beyin ve ruhun arasındaki yoğun etkileşime dayanarak geliştirilen bu ilaç “Spastik Kolon”, İngilizce’de kısaca IBS olarak adlandırılan hastalığa karşı etkili olmasına rağmen aslında korkuya karşı geliştirilmiş bir ilaçtı ve en az on milyon hastada etkili olmuştu. “Spastik kolon” hastalığının bulguları arasında yoğun rahatsızlık hissi, düzensiz dışkılama, gaz ve karın ağrısı vardır. Halkın %20’sinden fazlası bu
rahatsızlıktan muzdariptir. Bunun dışındaki %20 de, bağırsaklardaki başka işlev bozukluklardan,
mesela kronik kabızlıktan şikâyet ediyor.

Bu insanlarda ,sindirim sistemi düzgün çalışmamakta ve bunun nedenini hiçbir doktor bilememektedir. Ne anatomilerinde, ne de kimyasal analizlerde bir anormallik görülememiştir. Bu yüzden IBS hastalarına, çoğu zaman, ‘‘hastalık hastası’’ damgası vurulmaktadır. Michael Scheman’a göre, böyle hastalıkların çoğuna midedeki bir nöronsal fonksiyon bozuklugu sebep olmaktadır veya bağırsak beyin çıldırmış durumdadır. Bazen de kafa ve bağırsak beyin arasında iletişim bozuklugu vardır. Elliden fazla hastalıkta iki beyin arasında böyle bir bağlantı hatası olmasından şüphe ediliyor.

Michael Gershon; ‘‘Bağırsak beyin kendi “nöronlarını” geliştiriyor. Kısa zaman önce bilim adamları bağırsaktan beyine giden sinir hatlarının, beyinden karına gidenlerden çok daha fazla olduğunu, öyle ki, bu bağlantıların %90 ının aşağıdan yukarı doğru (bağırsak beyinden-kafa beyine) gittiğini buldular. Peki bu neden böyle? Çünkü o yöndeki bağlantılar çok daha önemlidir. Bağırsaktan gelen sinyaller her yerde mevcuttur, fakat biz bunları bilinçli olarak algılayamıyoruz. Ancak bulantı, kusma veya ağrı gibi alarm işaretleri ile farkına varabiliyoruz. Ama bütün bu
bilinçaltı, bağırsaklardan kafadaki beyne gönderilen sinyaller organik manalarla yüklüdür.
’’
şeklinde açıklamalarda bulundu.

sin_sis_8 sin_sis_7

“Küçük Beyin” “Büyük Beyini” Bilgi Yağmuruna Tutuyor.

Los Angeles’da California Üniversitesi’nde çalışan Emeran Mayer, kendini vücudumuzdaki bu sır dolu akımı daha ayrıntılı keşfetmeye adadı. Yirmi seneden beri Amerika’da araştırma yapan bu Alman bilim adamı deneyleri ile heyecan yarattı. Mayer, bağırsağın ne tür bir haber gönderdiğini kısmen çözebildi. Deneyler sırasında bazı IBS hastalarında kalın bağırsak iritasyonları yaratmak için bağırsağa sentetik bir balon koymuşlar ve deneklerde ilk ağrı belirtileri ortaya çıkıncaya kadar balonu şişirmişlerdi.

Aynı zamanda hastanın beyin aktiviteleri tomografi cihaz ile tespit edilmişti. Bütün “spastik kolon” hastalarında sağlıklı insanlara göre rahatsız eden hisler ortayaçıkınca, limbik sistemde yüksek hareketlilik gözlemlendi.

Limbik sistem hislerin işleme ile ilgilidir, yani “rahatsız olmanın merkezi”dir. Bu bölgede menfi vücut tepkileri işlendiği sanılıyor, yani buradan sevimsiz hissedişleri baskı altına alan bir mekanizma idare ediliyor.

Mayer “Kaşıntı yaratan bir kazağı düşünün, belli bir zaman sonra bu kaşıntıyı hissetmezsiniz. Sağlıklı kişilerde sindirim sistemden gelen uyarılar çok yüksek bir eşik atlamak zorundalar, ancak ondan sonra bilinç onları algılıyor. Yani uyarıların girişi baskı altındadır“ şeklinde konuyu açıklıyor.

Araştırmacı bu durumun çok iyi, yerinde bir mekanizma olduğunu çünkü midenin bütün reaksiyonları bilinçli olarak algılaması durumunda çıldırabileceğimizi söylüyor. O zaman yemek esnasında sohbet edemezdik ve en ufak bir korku ve endişede karnımız fena ağrıyor olurdu.

Bu farkındasızlık bizim için hayırlıdır. Sağlıklı kişiler içlerinde olup bitenden haberdar olmuyor. IBS hastalarında ise, bu koruma mekanizması çalışmıyor çünkü, o ilgili beyin bölgesi yeteri
kadar baskı altında alınamıyor. Bu hastalarda rahatsız edici karın hisleri için algılama sınırları çok düşük. O sebeple her rahatsızlık, her bağırsak hareketi, her bir bağırsak sesi, her menfi dürtü, can sıkıntısı ve ağrı filtre edilmeden bilince varıyor. Buna benzer beyin aktivitelerinin depresif ve kaygılı hastalarda da görülmesi bilim adamlarını şaşırtıyor.

Nasıl oluyor da ruh halimizi koruyan bu mekanizma devre dışı kalabiliyor? Görünüşe göre, başlıca sebep dizginlenmemiş stres döngüleri… Acil durumlarda, mesela ağrı veya imtihan korkusunda bunu karnımızda hissediyoruz. Kafadaki beyin, bilinçli veya bilinçaltı stresin ve korkunun yükünü hissettiğinde, bağırsaklarda, özellikle, bunun için ayrılmış bağışıklık hücreleri aktive oluyor.

Bu hücreler, Histamin adında iltihapa yol açan maddeler salgılıyor. Bu salgılar, bağırsaktaki sinir hücrelerini duyarlı ve aktif hale getiriyor. Bu durum kas hücrelerin kasılma işlevini tetikliyor ve sonuç olarak kişide spazm veya ishal meydana geliyor.

Bağırsak beyindeki bu genel tehlikeli durum, kafadaki beyine bildiriliyor ve kafadaki beyinden aşağıya doğru feedback şeklinde cevap geliyor. Bu örnek, birinci beyin ve bağırsak beyin arasında olan binlerce döngüden bir tanesi. Bu döngüler her şeyden önce sürekli korku ve “yüksek derecede stres” yüzünden kronikleşebiliyor ve döngü nihayet bağımsızlaşıyor. Sürekli salgılanan stres kimyasalları, beyinde hücre ölümüne dahi sebep olabiliyor. Bunun sonucu olarak “limbik sistem” ve ‘‘beyin frontal bölge’’de yer yer ölçülür derecede küçülmeler meydana geliyor. Bu durum bazı depresif insanlarda da belgelenmiştir.

Erken yaştaki stresli yaşam, beyin ve bağırsaklarda izler bırakıyor ve hayat boyunca beyin- bağırsak bağlantısında hassasiyetler oluşturuyor. İnsanlar üzerindeki gözlemler de bu tezi doğruluyor.
Çocukluk döneminde, kötü bir şöhreti olan ”3 ay koliği’’ geçirenler yetişkinliklerinde çoğu zaman ‘‘spastik kolon’’ hastası oluyor.

Michael Schemann, bağırsak beyindeki bellekte “mikro düzeyde bir öğrenme süreci” yaşandığını ve beyinde bellek için kullanılan madde ve moleküllerin aynısının bağırsakta da bulunduğunu açıkladı.

Bağırsak beyin genç yaşta en iyi şekilde öğreniyor, çünkü bağırsak beyin kafadaki beyin gibi doğumdan sonra gelişiyor ve en az üç sene için kolay şekillenebilen durumda oluyor. Bağırsağın yaptığı tecrübeler bu şekilde iki beynin de “kişiliğini” etkiliyor. Aşırı ve uzun süren korkular sadece kafada iz bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda da sindirim sisteminde iz bırakıyor.
Bu hayvan deneylerinde de kanıtlanmıştır. Strese maruz kalan fareler üzerinde yapılan deneylerde, bu hayvanlarda gözlenen aşırı hassasiyetin bağırsaklara da yansıdığı gözlemlenmiştir.

sin_sis_9

En son araştırmalar, IBS hastaların %40’ ında panik, korku atakları ve depresyon görüldüğünü ve bunun bağırsak ve ruh sağlığı arasında vahim tepki zincirinin en büyük delili olduğunu da gösteriyor. Bu panik, korku ve hüzün bağırsaktan mı kaynaklanıyor?

Birinci ve ikinci beyni aşağıdan yukarı doğru bağlayan kapsamlı sinir ağında, hayret uyandırırcasına, “karın hissi” ve “sezgisi” görülüp bunun, birinci beynin biyolojik ikizi olarak tanımlanmasıyla artık hiçbir meslektaşı nörogastroentolog ve fizyoloji profesörü Emeran Mayer’in görüşünü hafife almıyor. Bu durum, birbirine sıkıca bağlı iki beynin etkileşmesinden doğuyor. Araştırmacılar sonuç olarak kafadaki beyinde, bağırsak beyinden yukarı, kafa beyine doğru yollanan ve bütün mide-karın reaksiyonlarını ve datalarını toplayan bir “duygu-bellek- bankası”nın varlığından bahsediyorlar.

Mesela çok korkutucu olaylarda ortaya çıkanrahatsız edici hisler gibi… Fakat aynı zamanda sevinçli bekleyişlerde ortaya çıkan biyolojik şifreler, mesela aşık olunca “karında uçuşan kelebekler” gibi veya bazı insanlara bakınca ortaya çıkan şaşırtıcı reddetmeler gibi… Bir insane, başka bir olayda benzer bir durumda, bir karar vermek zorunda kalırsa, o zaman bu karar sadece entelektüel bir hesaba göre verilmiyor, her zaman bu muazzam kataloğunda biriktirilmiş duygu ve vücut reaksiyonlarıda bilinçaltından katılarak bu kararı şekillendiriliyor, yani buna “gut feelings ( karın hissiyatı)” denir.

Bu durumu araştırmacılar evrim için bir dürtü olarak görüyorlar. Kafadaki frontal korteksin ileri gelişimine bağırsak sebep olmuştur, çünkü o büyük bilgi miktarı oradan kaynaklanıyor. Emeran Mayer buna “Feedback” diyor ve bu Feedback frontal korteskte değerlendirilmek zorundadır.

Kafadaki Beyin Bağımsız Olarak Karar Verdiğini Zannediyor, Hâlbuki O,Bağırsak Beynin Onu Nasıl Yönlendirdiğini Fark Etmiyor Bile…

Gün boyunca karın beyine hikâye anlatıyor. Ona duygusal profil yaratıyor. Yaşamın her dakikasında beyine bir “duygu yatağı” hazırlanıyor, geceleyin bütün bu sürekli bombardıman rüyalarda dahi gerçekleşmekte… Araştırmaların ortaya koyduğu gibi, derin uyku evresi esnasında bağırsak beyin yumuşak, ritmik dalgalanmalar ortaya koyuyor. Rüya görüldüğünde ise, uykunun REM devresinde bu ritmik dalgalanmaların heyecanla titrediği gözlemleniyor.

Bağırsakların ve serotonin hücrelerinin yoğun uyarılması, geceleyin kafada görülen resimlerle bir paralellik oluşturuyor. IBS hastalarının birçoğu uyku bozuklardan şikâyet ederler, çünkü
rüya sırasında ve balon dilatasyon deneyinde uyarılan bölgede aynı hareketlilik gözlemleniyor. Emeran Mayer “Bağırsak da mı rüya görüyor?” şeklinde bir soru soruyor. Çok ağır ve kötü bir yemekten sonra insan kâbus görmez mi?

İnsanlar o gizli bilgi deposunu gece gündüz hiç bilmeden kullanıyor. O karından gönderilen şifreler ancak yapay bir kuvvetlendirmede gizlendikleri bilinçaltından ortaya çıkıyor, mesela kronik stres durumunda. Bu durum insanı daha hassas kılar, o zaman bağırsak ve ruh dünyamızın karmaşık ilişkiler ağı içinde olduğunu birden fark ediliyor.

Mayer diyor ki: ‘‘Çok kuvvetli duyguların bilinç tarafından algılanmasının biyolojik bir anlamı var; insan korkusunu ne kadar iyi hatırlıyorsa, gelecek seferde de o kadar iyi karar veriyor. Bizim gelişimimiz bu yüzden bu kadar başarılı, çünkü menfi veya pozitif olan duygular bizi daha iyi kararlar almaya itiyor. Bizim duygusal deneyimlerimiz ne kadar kalıcı olursa, “fiziksel anı” o kadar iyi değerlendirebiliriz. Ve diyebiliriz ki: Yolumuz bu yöne gitmeli!’’

Gershon’un dediğine göre iyi bilim adamları vizyon sahibi olmalı ve doğru soru sorabilmeli… Bu bilgi ışığında “karın-mide-bağırsak” büyük bilinçaltı için biyolojik matrisin bir parçası olamaz mı? Aşağı yukarı 100 sene önce bulunmuş, içimizde saklı ve bugüne kadar nispeten araştırılmamış ruhi iç dünyamızın?

Bilinçaltı… korumacı, danışman, acımasız ve kandıran… “Bilinçaltı: Gelecek yüzyılda bilim dünyası için en büyük bilmece” diyor nörologlar. Bütün “bağırsak-beyin uzmanları” şimdiden bir şey bildikleri sanıyorlar: “Midede bilgeligin var olduğunu…”

Alman GEO-Magazin 11/00 tarihli dergisinden çeviren 
Susanne Öz

kaynak: okyanusum.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

Balık Yağı Faydaları Nelerdir?

Balık seven kişiler düzenli olarak balık tüketir ve omega yağlarından bol miktarda vücuduna alır. Sevmeyenler ise tüketmediği için bu tür yağlardan ve bu yağların faydalarından yoksun kalır. İşte bu yağların faydalarından yoksun kalındığında günümüzde birçok kişi kapsül olarak balık yağı kapsülü tüketmeyi tercih eder. Özellikle kılçıkları olduğu için balık yemeyen çocuklara aileler bu kapsüllerden verir.

Balık Yağının Faydaları Nelerdir?

Balığın yağı oldukça faydalıdır. İşte faydalarından bazıları:

  •  Bu yağ beyin için oldukça yararlıdır. Beyin fonksiyonlarının gelişmesine yardım eder.
  • Unutkanlığı önleyerek alzheimer gibi hastalıklara iyi gelir.
  • Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda somon, uskumru ve ringa gibi balıkları yiyen erkeklerin prostat kanserine daha az yakalandığı ortaya çıkmıştır.
  • Cildi güzelleştirir. Cilt bakımı sağlar.
  • Kalbi korur, kalp için oldukça faydalıdır. Koroner kalp hastalığına yakalanma riskini azaltır.
  • Kemik gelişimine fayda sağlar. Ayrıca osteoartrit gibi kemik hastalıklarına da iyi gelir.
  • Balık Yağı FaydalarıOsteoporoz yani kemik erimesini engeller.
  • Romatizmaya iyi gelir.
  • Eklem ağrılarının iyileşmesine fayda sağlar.
  • Özellikle kadınların korkulu rüyası olan yaşlanmayı geciktirir, cildin genç görünmesine yardım eder.
  • Aşırı kilolu olan yada obezite rahatsızlığı bulunan kişilerin kolay zayıflamasına ve kilo vermesine yardım eder. Egzersiz yapılarak tüketilirse kolayca kilo verilebilir.
  • Yağ yakıcıdır.
  • Hafızayı güçlendirir.
  • Kasları güçlendirir. Özellikle kanser hastalığına yakalanarak oldukça fazla kilo kaybı yaşayan hastalar düzenli olarak tüketirse kasları güçlenerek kilo kayıpları azalabilir.
  • Kötü kolesterole karşı koruma sağlar. Kolesterol rahatsızlığı yaşayan kişilere iyi gelir.
  • Depresyon, stres gibi üzgün ruh hallerini iyileştirmeye yardım eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, vücut direncini arttırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için kış hastalıkları olan nezle, grip, öksürük, ateş soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma oranını düşürür.
  • Kansere karşı fayda sağlar.
  • Ülser gibi mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Yaşlanmayla birlikte oluşan göz bozukluklarına karşı oldukça yararlıdır.
  • Vücuttaki akne ve sivilcelerin kolay geçmesine yardım eder.
  • Bir cilt hastalığı olan sedef hastalığının tedavisinde etkili olur.
  • Aynı zamanda egzama, kaşıntı, deride kızarıklık ve döküntüler gibi cilt hastalıklarına karşı fayda sağlar.
  • Balık Yağı SağlıkDerideki nem kaybının azalmasına yardım eder.
  • Hamile bayanlarda gebelik döneminde düzenli olarak somon balığı gibi balıklar tüketmelidir. Hamile bayanların düşük doğum yada erken doğum yapma riskini azaltır.
  • Yorgunluğa iyi gelir.
  • Mide ve bağırsak bozukluklarına iyi gelir.
  • Çölyak hastalığına fayda sağlar.
  • Crohn rahatsızlığına iyi gelir.
  • Özellikle çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. Konsantrasyon düşüklüğü, acelecilik, öğrenme bozukluğu olan çocuklara oldukça iyi gelir. Düzenli balık yiyen çocukların konsantrasyonları artar ve beyin gelişimleri olumlu yönde etkilenir.
  • Erkeklerdeki sperm kalitesini geliştirir. Böylece cinsel ilişki sonrasında hamile kalmayı kolaylaştırır ve doğurganlık artar.
  • Saç köklerini besler, saçlara parlaklık ve hacim kazandırır.
  • Kan dolaşımını arttırır.
  • Felç geçirme riskini azaltır.
  • Böbrek hastalığına iyi gelir.
  • Kadınların bazı dönemlerde oluşan göğüs ağrılarının geçmesine yardım eder.
  • Ağrılı adet dönemlerinde oldukça yararlıdır. Kadınların regl yani adet dönemlerindeki ağrıların hafiflemesine fayda sağlar.

Balık Yağı Nasıl Elde Edilir?

 

Balık yağı özellikle birçok balıktan elde edilebilir. Bunlar lüfer, uskumru, sardalye, somon, kefal, levrek, göl balığı, kılıç balığı, istiridye, orkinos, kalkan, hamsi, alabalık, ringa ve mersin balığı gibi çeşitlerdir. Eğer balık yemeyi seviyorsanız bu tip balıkları tükettiğinizde doğal yollardan balık yağı yemiş olursunuz, balık yemeyenler bu tip balıklardan elde edilen balık yağı kapsüllerini tüketebilirler.

Balık YağıBalık Yağı Zararları Nelerdir?

Balık yağı vücut için oldukça faydalı olmasının yanında özellikle balık yağı kapsülü fazla tüketilirse vücut için zararlı da olabilir. Aşırı tüketimde alerji oluşabilir. Sebepsiz yere özellikle doktora danışmadan balık yağı kapsülleri tüketilmemelidir. Tüketilen balıkların yüksek miktarda cıva içermemesine de dikkat edilmelidir. Ayrıca karaciğer rahatsızlığı olanlar, diyabet hastalığı olanlar, kalp ritim bozukluğu olanlar, yüksek tansiyon, deniz ürünlerine alerjisi olanlar, obezite rahatsızlığı balık yağı kapsülünü mutlaka doktora danışarak kullanmalıdır. Yani herhangi bir rahatsızlığınız varsa yada düzenli olarak herhangi bir ilaç kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza danışarak balık yağı kapsülü kullanmalısınız.

Kaynak: şifali bitki tedavisi
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Cola’nın Verdiği Hastalıklar ve Rahatsızlıklar

image[1]

 

Günümüzde Türkiye’de Milyonlarca ve dünya genelinde Milyarlarca insanın içtiği Coca Cola neredeyse herkese aşırı bir bağımlılık yapmaktadır.. Peki Araştırmacılar Cola için ve bu meşrubatların yaptığı bağımlılık hakkında ne dediler ve ortaya neler çıkardılar, zararları nelerdir ve ne değildir hepimiz gözden geçirelim.

Birçok kaynaklarda geçtiği gibi daha öncesinde doğurganlığı önlemek için kısırlık ilacı olarak eczanelerde satılarak başlanan ve daha sonra içecek haline getirilen Coca Cola’nın benzer iddialarla bir çok benzer haberler bulunmaktadır.. İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, ‘Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum’ adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı. Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, ‘Türkiye’de adeta bir kola bağımlılığı var’ dedi.Bazıları Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.

İşte bırakmanız için en önemli 12 hastalığa sebep…

1-    Fazla kilo ve yağlanma

2-    Karaciğer hasarı

3-    Diş çürümesi

4-    Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı

5-    Asit reflü

6-    Kemik erimesi

7-    Hipertansiyon

8-    Kalp hastalığı

9-    Sindirim bozukluğu

10-   Alzheimer (hafıza kaybı)

11-   Kanser

12-   Şeker Hastalığı

kaynak: Son Manşet Haber

DOĞAL AĞRI KESİCİ KREM YAPIMI;

11130128_927687727272106_8490727988274615982_n[1]
3 yemek kaşığı kadar çam iğnesi(taze),

3 yemek kaşığı mentollü nane,

3 yemek kaşığı bilya kekik(top kekik),

3 yemek kaşığı biberiye,

2 tatlı kaşığı tane karabiber(top karabiber),

2 tatlı kaşığı karanfil ve 1 tatlı kaşığı acı pul biber güzelce karıştırılıp harmanlanır.
Bir toprak çömleğe(güveç kabı)en alta 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı ezilerek koyulup üzerine yukardaki karışımdan 1-2 yemek kaşığı koyulur,üzerine tekrar 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı koyulur üzerine tekrar bitki karışımı bu böylece bir kaç kat yapılır. Daha sonra çömleğin ağzı alüminyum folyo yada kendi kapağı ile kapatılıp fırına sürülüp 35-40 derecede 15-20 dakika pişirilip fırından alınır.

Sıvı haldeki bu karışım bir tülbentten süzülerek başka bir kaba alınır ve kendi halinde soğumaya bırakılır.Elde edilen ürün mükemmel bir ağrı kesici kremdir.Bu kremi eklem ağrıları,adale ağrıları v.s. ağrılarda kullanabilirsiniz.

Sadece iltihaplı romatizma hastalarının içine karabiber ve karanfil KOYMAMALARI gereklidir,çünkü iltihaplı romatizma ısıtıcı yağları sevmez.Tabi yüzdede kullanılmamalıdır.Bel boyun dizler bacaklar v.s. bölgelerde kullanılabilir.Çömlek bulamayanlar fırına girebilecek başka kaplardada yapabilirler ama çömlek varsa daha iyi olacaktır.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

imagesQUSHH6E7

Arpa zengin demir ve lif içermektedir. Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

Arpa suyu kürü egzama, uyuz, mantar gibi çeşitli cilt hastalıklarına ve kaşıntılarına iyi gelmektedir. Arpa suyu, adale ağrıları, akciğer veremi, idrar yanması, böbrek ağrıları ve daha birçok hastalığın tedavisinde kullanılan doğal bir bitkidir. Arpa suyu, tatlımsak hoş kokulu aroması ile içimi de kolaydır. Uzak Doğu ülkelerinde oldukça popüler olan arpa çayı birçok hastalığa iyi gelmektedir. Her yıl tohumları ekilerek yetiştirilen arpa, tohum ve çimen kısmı çeşitli şekillerde kullanılır. Mide hastalıklarında iltihap giderici, sindirim sorunlarını giderici, mide bulantısını giderici etkileri bulunmaktadır.

Astım ve bronşitte etkili olan arpa suyu boğaz ağrısını alır. Kanı temizler, kalp sağlığını koruru ve kanserden korunmada etkilidir. Kurutulmuş kapsülü ve tozları üretilen arpanın, suyu başka bir deyişle çayı doğal yollarla hazırlanmaktadır.

Arpa Suyunun Cilde Yararları

Arpasuyu cildi güzelleştirir. Cildi temizleyerek yumuşatma özelliğine sahiptir. Diş etlerini korumaya da yardımcı olan arpa suyu, gece terlemelerini de önlemektedir. Arpa suyu anne sütü artıran besinler arasında olup anne sütünü hem miktar hem de kalite bakımından artırıcı özellik arz etmektedir.

Arpa çayı nasıl yapılır?

Arpa öncelikle tavada ya da fırında biraz kavrulur. Daha sonra dövülerek un haline getirir. Daha sonra 1 litre kaynar suyu 4 çay kaşığı kadar arpanın üzerine dökerek demleyin. 10-15 dakika kadar demlenince içmeye hazır olur. Zevkinize göre ılık, sıcak ya da soğuk olarak için. Arpa suyunu bal ve portakal suyu ile tatlandırarak da tüketebilirsiniz. Günde 2 kez yemeklerden sonra içebilirsiniz.

Arpa Suyunun Zararları

K vitamin açısından zengin olan arpan, kanın pıhtılaşmasında etkilidir. Fakat kanının pıhtılaşması sakıncalı olan kişileri arpa tüketmesi sakıncalıdır. Bunun dışında bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak günde 2 fincandan fazla tüketilmemesi tavsiye edilmektedir.
7günde 3 kilo zayıflayın sayfasından alıntıdır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinde yumurta kaynattığınız suyu dökmeyin

imagesHMOZ800U

Yumurta kaynattığınız suyun ne kadar yararlı olduğunu biliyor muydunuz? …

Yumurta kaynattığınız su mineral ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Evinizde bulunan çiçeklerinizi bu suyla sulayarak solmuş çiçeklerinizi bile canlı hale getirin.

SAÇINIZIN CANLI GÖRÜNMESİNİ SAĞLAR
Suyu ılıtıp saçınıza dökün protein açısından zengin olan yumurta suda kaynatılınca protein suda çözünür ve saçınızın daha canlı görünmesini sağlar.

KİRECİ TEMİZLEMEK İÇİN YUMURTA KABUĞU
Yumurtanın kabuklarını da kaplardaki kireci temizlemek için kullanabilirsiniz. Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç’in yok olduğunu göreceksiniz.

Bitter çikolata ye sağlığını koru…!

10572039_439968256169792_9206620079268748540_o[1]

Bitter çikolatanın kolesterolü düşürdüğünü söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Cihangir Akça, bitter çikolatayla ilgili bilgiler verdi.

Bitter çikolata ye sağlığını koru
Kakao oranı yüksek çikolata tüketimi, sanıldığının aksine sağlığınız için faydalıdır. Kalp sağlığınızı korumak, kendinizi daha iyi halde hissetmek, spor yaparken yağ yakımınızı hızlandırabilmek ve cilt sağlığınızı koruyabilmek için günde 20 gram %80 kakao içeren bitter çikolata tüketimi en tatlı kaçamak için idealdir.

Ancak doymuş yağ ve yüksek kalori içermesi nedeniyle yeterli miktarda tüketilmesi önemlidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Cihangir Akça, bitter çikolatanın faydaları ile ilgili şu bilgileri verdi…

Yapılan araştırmalar sonucu günde 20 gram %80 kakao içeren bitter çikolata tüketimi ile kalp sağlınızı koruyabilir, kan basıncınızı dengeleyebilir, kanser nedeni olan oksidasyonlar ile savaşabilir. Ayrıca cildinizi güneşin zararlı etkilere karşı koruyucu etki gösterebilir, cildinize ışıltı katarak güzelleştirebilir ve mevsim geçişlerinde oluşabilecek yorgunluk ve stres durumu için ruhunuzu besleyen lezzetli bir tatlıdır.

Bitter çikolota kolestrolle savaşıyor
%70-80 kakao içeren çikolatalarda, polifenoller bakımından zengin olması nedeniyle lipit peroksidayonunu engelleyebilir ve kalp damar rahatsızlıklarını en aza indirebilir. Sigara içmeyen gönüllü kişilerde yapılan çalışmaya bakıldığında, düzenli olarak 3 hafta bitter çikolata tüketen kişilerde %11,4 oranında HDL (iyi kolesterol) kolesterolün yükseldiği, serum LDL (kötü kolesterol) değerlerinde %11,9 oranında azaldığı görülmüştür. Bu sayede kakao polifenolleri ile HDL kolesterol artması ve LDL kolesterolün azalmasına bağlı olarak oksidatif hasara karşı daha dirençli hale geldiği ve bu sayede kalp sağlığınızı koruyabileceğini söyleyebiliriz.

Dengeyi tutturmak gerekiyor
Düzenli ve yeterli miktarda bitter çikolata yemek kan basıncınızın düzenlenmesine yardımcı olabilir. Flavonoidlerden zengin olması nedeniyle düzenli bitter çikolata tüketimi nitrik oksit üretimini uyarır. Nitrik oksit bu sayede kan basıncını azaltır, kanın damarlarda rahatça akmasına ve genişlemesine yardımcı olabilir ve kan basıncını düzenleyebilir. Fakat çikolata doğmuş yağ oranı ve kalorisi yüksek olması nedeniyle yeterli tüketilmesi önemlidir.

Bitter çikolata yükselişte
Bitter çikolata diğer tatlıların ve şekerin aksine glisemik indeksi düşüktür. Bu durum diğer tatlıların aksine kan şekerinizin hızlı yükselmesi değil, bitter çikolata tüketim sonrası kan şekerinizin yavaş akımını sağlaması demektir. Bitter çikolatadaki antioksidanlar insülin hormonun doku duyarlılığını arttırır, flavanoidler içermesi ile kan şekerinizi düzenler ve diyabet riskinizi azaltmaya yardımcı olabilir.

Psikolojik etkileri yüksek
Etrafı saran kokusu bile mutluluk nedeni olan bitter çikolata, yeterli miktarda tüketildiğinde yapılan araştırmalar stresi azalttığı, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonun arttırmasına yardımcı olabileceği kanıtlamıştır.

Kakao oranı yüksek olan bitter çikolatanın mutluluğun besinlerdeki ismi ve vücudun üretmediği elzem amino asit çeşidi olan triptofan içermesi ile ruhunuzu beslemesine yardımcı olabilir.

Mevsim geçişlerinde artan stresinizi azaltmak istiyorsanız eğer; 10 gram bitter çikolatayı benmari usulü eritip, 1 yemek kaşığı yaban mersini ilave edip ve buzdolabında dondurduktan sonra stres yönetimi için light süt ile tüketebilirsiniz.

Kramp önleyici etkisi mevcut
Bitter çikolata polifenollerden zengin olmasıyla, spor öncesi tüketimi ile yağ yakımınızı hızlandırabilir. Yağsız süt ile hazırlanan filtre kahvesine yarım muz ve benmari usulü eritilmiş bitter çikolata karışımı potasyumdan zengin olması nedeniyle kas kramplarını engeller ve yağ yıkımını hızlandırabilir.

Cildinizi güzelleştirin
Bitter çikolatanın antioksidan yüksek oranda içermesi nedeniyle yeterli miktarda düzenli tüketildiğinde cildinizi güneşin zararlı etkilere karşı koruyucu etkisi vardır ve ışıltı katmasına yardımcı olabilir

Karadut yorgunluk ve halsizliğe birebir…!

11150397_440369412796343_1466304021321017155_n[1]

Kendinizi yorgun hissettiğinizde taze sıkılmış karadut suyu size enerjinizi geri kazandırabilir. Tam bir enerji deposu olan karadut, ayrıca yaşlanmayı da geciktiriyor.

Karadut yorgunluk ve halsizliğe birebir
Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alan meyve ve sebzeler, birçok hastalığa da iyi geliyor. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezlerinden olan ve tadı da oldukça lezzetli olan karadut meyvesi de bunlardan biri.

Yaşlanmayı geciktiriyor
Uzmanlar, taze sıkılmış karadut suyunun, yorgunluk ve halsizliğe son verdiği, bunun yanı sıra yaşlanmayı da geciktirdiğini belirtiyor.

Bağışıklığı güçlendiriyor
Eğer sizde kendinizi sürekli yorgun ve halsiz hissediyorsanız, hareket etmeye enerjisiniz yoksa tam bir enerji deposu olan karadut suyu içebilirsiniz. Uzmanlar, içeriğinde oldukça fazla antioksidan olan karadutun ayrıca bağışıklık sisteminin güçlenmesine de destek olduğunu belirtiyor.

Bağırsakların çalışmasına yardımcı oluyor
Metabolizması yavaş olan ve kabızlık sorunu yaşayan kişilere de karadut tüketmeleri öneriliyor. Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olan karadut, mide hastalıklarında da son derece faydalı olan bir meyve. İçeriğinde şeker, organik asitler, pektin ve C vitamini bulunan karadutun kan yapıcı özelliği olduğu da belirtiliyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gribe ve faranjite evde doğal çözüm…!

11072768_440425866124031_2299214343375924963_n[1]

Kendinizi antibiyotiklerin ellerine teslim etmek istemiyorsanız kendi ilacınızı kendiniz hazırlayın. İşte grip ve faranjit için doğal çözümler…

Bitkisel ürünler konusunda deneyimi olan Dr. Mustafa Eraslan, kış aylarında ortaya çıkan hastalıklardan korunmanın doğal yolları için pratik tavsiyeler verdi.

Soğan-bal karışımı

Gribe ve faranjite karşı doğal ev formülleri hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Mustafa Erarslan, şöyle konuştu:

“Orta boy bir soğan iri iri doğranır, üzerine bir yemek kaşığı bal ilave edilerek cam kavanozda 3 saat sulanması beklenir, daha sonra, küçük çocuklarda günde 3 defa 1 tatlı kaşığı, büyüklerde günde 3 defa 1 yemek kaşığı kullanılır. Karışım, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antibakteriyel ve öksürük kesici olarak kullanılabilir.”

Adaçayı ile gargara

Dr. Eraslan’ın verdiği diğer formül ise “2-3 gram adaçayı yaprağı üzerine taze kaynatılmış ve bir miktar soğumaya bırakılmış bir fincan su ilave edilir, üzeri kapatılır ve 10 dakika demlenir. Gün içinde 5-10 kez dolu dolu gargara yapılırsa faranjit de son derece etkili olacağı görülecektir. Yapılan bilimsel çalışmalarda ekinezya ile birlikte gargara şeklinde kullanıldığında etkisini arttığı belirtilmektedir” şeklinde oldu.

KAYNAK: HERŞEYDEN ÖNCE SAĞLIK

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »