İncirin faydaları;

11143198_1642003182703920_1401270835851646782_n[1]

* İncir, içerisinde fazla miktarda bulunan kalsiyum ve fosfor sayesinde kemik ve dişlerin gelişimine katkı sağlar.
* Vücut için gerekli olan kalsiyum, fosfor gibi mineraller ve B1 ve B12 vitaminleri karşılar.* Bakteriler karşı kalkandır.
* Kanserli hücrelerin ilerlemesini engeller va hatta bazı hastalarda kanser hücrelerini yok ettiği gözlenmiştir.
* Kabızlık sorunlarını ortadan kaldırır.
* Düzenli yenildiğinde yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırıyor ve vücuda zindelik veriyor.
* Erkeklerde kısırlığı önlüyor.
* Ceviz ile birlikte yenildiğinde vücuttaki zehirin dışarı atılmasını sağlar.
* Basur ve çıban tedavisinde kullanılmaktadır.
*İncir kandaki kolostrol miktarını düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı korumaktadır.
* İçeriğinde bulunan yüksek miktardaki protein ve vitamin sayesinde hücre yenilenmesini sağlamaktadır.
* İncirin kurusu boğaz ağrısı, bronşit ve astıma karşı iyileştirici özelliği vardır.
* İçeriğindeki omega 3 ve omege 6 sayesinde çocuklarda beyin gelişimine katkıda bulunur, ayrıca unutkanlığı önlemektedir.
* Özellikle düzenli yenilen kuru incir bağırsakta oluşan iltihabın sökülmesine yardımcı olur.
* Balgam söktürücü ve boğazı yumuşatıcı etkisi vardır.
* Sinir sistemini düzene sokarak insan pisikolojisini önemli ölçüde düzene sokar.
* Demir eksikliğini giderir.
* Tembel miğde yi çalıştırır.

UYARI
İçerisinde fazla miktarda fruktoz ve glikoz bulunduğundan şeker hastalarının dikkat etmesi gerekir.

kaynak: karbonat sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kansere Karşı 8 İçecek…!

11755746_477021502464467_4087711461085706272_n[1]

Kanser herkesin başına gelebilecek bir hastalık. Bildiğimiz kadarıyla genetik sorunlardan yaşam biçimlerine kadar farklı pek çok nedeni var. Zamanla teknoloji ve tıp alanında bu hastalığın tedavi biçimleri gelişiyor, ancak kanser günümüzde hala dünyada en çok ölüme neden olan hastalıklardan biri. Dolayısıyla bir çok bireyin sıkıntı hissettiği bir durum. Bu makalede kansere karşı sizlere yardımcı olabilecek sekiz içeceğin hazırlanışını göstereceğiz.

Dünyada yapılan bir çok tıbbi araştırma; beslenme alışkanlıkları ile bu hastalıktan korunma arasındaki sıkı bağı ortaya koyuyor. Sonuç olarak, A, B, C, D vb. vitaminleri içeren ve antioksidan özelliği olan gıdaların, bedeni kansere karşı doğal olarak ve uzun süreli koruduğu keşfedildi.

Bu makalede sizlere kanser olasılığını azaltmak için sık sık içebileceğiniz 8 doğal içeceğin hazırlanışını göstereceğiz.

Ananas ve Zencefilli Smoothie
Ananas bromelayin adlı bir enzimi içerir. Bu enzim hem kansere karşı koruma sağlar hem de kemoterapi ve radyoterapinin olumsuz etkilerini gidermede yardımcı olur. Bromelayin içeriğindeki bileşenler sağlıklı hücreleri sağlam tutarken kanserli hücreleri azaltır.

zencefil

Zencefil, kansere karşı savaşta ve tümörlerin ortadan kaldırılmasında tıbbi ilaçlara göre daha etkili olmasıyla bilinmektedir.

Ne yapmalısınız?
Ananas, zencefil ve sütü bir mikserde karıştırın, ve kanser karşıtı smoothienizi afiyetle için.

Portakal ve Frambuaz Suyu
Yukarıda belirttiğimiz gibi antioksidanlar ve vitaminler kanserden korunma veya kanser tedavisinde büyük rol oynamaktadır. Portakal veya frambuaz gibi meyveler bu hastalıktan korunmanızı sağlayacak veya tedavinizi hızlandıracak dört dörtlük antioksidanlar.

Ne yapmalısınız?
Portakal suyu ile frambuazları karıştırın ve tercihen boş mide ile için.

Elma ve Havuçlu Smoothie
Havuç vücudu korumak için uyarır ve kanser vb. hastalıklarla savaşmak için birebirdir. İçeriğinde bulunan falkarinol adlı maddenin kansere karşı çok büyük etkisi vardır.

havuç suyu

Öte yandan elmanın kabuğu kansere karşı çok güçlü olan bir çok vitamin ve antioksidan içermektedir. Bu yüzden bu iki yiyeceği karıştırarak harika bir anti-kanser içeceği elde edeceksiniz.

Ne yapmalısınız?
Mikserde biraz su, havuç ve soyulmamış elmaları karıştırın. Smoothieyi hazırladıktan hemen sonra için.

Muz ve Mangolu Smoothie
Bu her iki meyve de bol miktarda vitamin, mineraller ve antioksidanlar içerir. Muzun içeriğindeki mineralleri diğer meyvelerde bulmak oldukça zordur. Bu meyveler hastalıklardan korunmaya yardımcı olur ve vücudun işleyişine katkı sağlarlar.

Ne yapmalısınız?
Her iki meyveyi de miksere koyun biraz su ekleyin, ve bal ile tatlandırın.

Böğürtlenli Smoothie

Wancai Yang tarafından yapılan çalışmalar yabani böğürtlenlerin antioksidan, anti-kanser, anti-inflamasyon, anti-nöro dejeneratif özellikleri olduğunu ortaya koyuyor. Bu maddeler özellikle kolon kanserine ve diğer kanser türlerine karşı koruma ve tedavilere destek sağlıyor.

Ne yapmalısınız?
Böğürtlenleri süt veya su ile mikserde karıştırın ve sık sık için.

Zencefil Çayı
Yapılan çalışmalar zencefilin kanserli hücreleri yok etmekte kanser için üretilmiş ilaçlara göre daha etkili olduğunu göstermektedir.

Zencefil kanser tedavisinde mükemmel bir dost ve vücutta herhangi bir yan etki bırakmadan tümörlerin ortadan kaldırılmasında muhteşem etkili.

Ne yapmalısınız?
Zencefili ince ince doğrayın ve limon suyu ile karıştırın. Bir bardak suyu ısıtın ve kaynamaya başlayınca karışımı suya ekleyin. 10 dakika bekletin ve çayınız içmeye hazır.

Şarap
Amerikan Kanser Derneğine göre kararında içilen bir bardak şarap kanser ölümlerini %20 oranında azaltıyor. Şarap, süper antioksidan görevi gören ve kansere karşı koruma sağlayan fenolikler (resveratrol ve kersetin) içerir.

Tuzlu Su
Su

Tuzlu su içmek vücudunuzda su kaybına veya diğer değişikliklere yol açabilir, ancak tuzlu suyun içerdiği bir çok madde yüksek oranda kanser karşıtıdır ve vücut sağlığınızı yeniler.

Ne yapmalısınız?
Vücudunuzu etkileyeceğini düşünerek asla saf tuzlu içmeyin. Bir tuzlu suya beş saf su oranında karıştırın. Litre başına bir limon ekleyebilirsiniz ya da tercih ederseniz biraz tatlandırabilirsiniz.

kaynak: şifa evreni

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hiçbir Baş Ağrısını Zerre Kafanıza Takmamanızı Sağlayacak 13 Doğal Yöntem

Çoğu zaman nedensizce günümüzü mahveden baş ağrısını geçirmek için hemen ilaçlara başvurmayın! Doğal yöntemler uygulayarak da geçirebileceğiniz baş ağrısı için ilaç kullanmak vücudunuza sandığınızdan daha çok zarar veriyor.

İşte size uygulayabileceğiniz doğal yöntemler:

1. Limon ve nanenin doğallığından yararlanın.

Limon ve nanenin doğallığından yararlanın.

Yarım limonun suyu ve 3 yaprak naneyi bir bardak su içerisine koyun ve bir süre bekletin. Ardından bir bezi bu suda ıslatıp alnınıza koyun ve bezi her 15 dakikada bir ıslatın.

2. Koku duyunuza dikkat edin!

Koku duyunuza dikkat edin!

Baş ağrısını tetikleyen duyulardan biri de kokudur. Çok güçlü ve yoğun kokular (güzel olsalar bile) baş ağrısı yapabilirler.

Nane yağı ya da eczaneden alacağınız migren taşını koklamak baş ağrınıza iyi gelecektir.

3. Sıcak suyun yararını küçümsemeyin.

Sıcak suyun yararını küçümsemeyin.

Ayaklarınızı sıcak su içerisine koyup, ensenize buz dolu bir poşet koyabilirsiniz. Bu sayede sıcak ve soğuk farkı vücudunuzdaki kan akışını değiştirerek, kan damarlarınızın rahatlamasını sağlayıp baş ağrınızı azaltacaktır.

4. Zencefil her daim yardımcınız.

Zencefil her daim yardımcınız.

1/3 T.K toz ya da taze rendelenmiş zencefili bir bardak sıcak su içerisine atın ve için. Zencefilin yoğun aroması ve bitkisel etkisi kan damarlarınızın genişlemesine neden olacağı için ağrınızı yavaş yavaş dindirecektir.

5. Sadece bir buz bile çare olabilir.

Sadece bir buz bile çare olabilir.

Avucunuzun içine aldığınız bir buz küpünü iyice bütün gücünüzle sıkın. Elinizin donduğunu hissetmeniz en önemli  püf noktası! Elinizdeki buz ağrı eşiğinizi yükselteceğinden baş ağrınızı hissetmemeye başlayacaksınız.

6. Ağrı eşiğinizi başka bir yere yönlendirin.

Ağrı eşiğinizi başka bir yere yönlendirin.

Tıpkı buz gibi, baş parmağınız ve işaret parmağınız arasındaki dokuyu sıkmanız acı eşiğinizi yönlendirecektir. Acı eşiğinizin yönlenmesi baş ağrınızı hafifletecektir.

7. Başınızdaki baskıyı azaltmanın bir yolu da kalem!

Başınızdaki baskıyı azaltmanın bir yolu da kalem!

Bir kalemi dişlerinizin arasına sıkıştırın ama güçlü bir şekilde ısırmayın. Alt çenenizin serbest kalması başınızdaki basıncı azaltarak ağrınızı hafifletecektir.

8. Yemişlere önem verin.

Yemişlere önem verin.
Çiğ badem içerisindeki salisilin enzimi ile baş ağrınızı azaltacak en güzel yemiş olabilir. 20 tane yemeniz yeterli olacaktır.

9. İngilizler çaydan anlarlar.

İngilizler çaydan anlarlar.

Evinizi güzelleştiren kasımpatı 1980’li yıllarda İngiltere‘de migren ilacı olarak kullanılmaktaymış.

Sizde kasımpatıyı çay olarak demleyin ve için, baş ağrılarınızı geçirecektir.

10. Papatya her derde deva!

Papatya her derde deva!

Kimi zaman minik bebeklerin gaz sorunlarına ya da yetişkinlerin sindirim ve uyku sorunlarına yardımcı olan papatya baş ağrısının da çaresi.

Bir tencere içerisine su doldurun ve kaynaması için ateşin üzerine koyun. Tencere içerisine bir süzgeç yerleştirin ve süzgece taze ya da kuru papatya koyun ve üzerini kapatın. Bir süre sonra yumuşayan papatyalardan çıkan buharı içinize çekerek baş ağrınızı hafifletebilirsiniz.

*Buhara ilk etapta yakından yaklaşmayınız, yüzünüzü yakmanızı istemem.

11. Mis kokulu lavantanın yağı sizin için bulunmaz nimet.

Mis kokulu lavantanın yağı sizin için bulunmaz nimet.
Lavanta yağı rahatlatıcı özellik taşımasından dolayı birçok aroma terapi uygulamasında yer almaktadır. Baş ağrınız için uygulayabileceğiniz iki yöntem bulunmakta.
  • Yarım tencere kaynamış su içerisine 4-5 damla lavanta yağı damlatıp buharını solumanız sizi rahatlatacaktır.
  • Lavanta yağı ve badem yağını 1/3 oranında karıştırarak şakak bölgenize masaj yaparak uygulayın.

12. Fazla kahve baş ağrısı yapabilir ama kararında tüketirseniz sizi baş ağrısından kurtarabilir de!

Fazla kahve baş ağrısı yapabilir ama kararında tüketirseniz sizi baş ağrısından kurtarabilir de!

Kahve normal miktarlarda tüketildiğinde ağrının beyne ulaşmasını engelliyor, aynı zamanda içine sıkılan yarım limon da kafeinin hızlı etki etmesini sağlamakta.

13. Son olarak mineral eksikliğine dikkat etmelisiniz.

Son olarak mineral eksikliğine dikkat etmelisiniz.
Baş ağrısının baş sebeplerinden biri de mineral eksikliği, bu nedenle mineral dengenizi korumak için günde en az bir şişe maden suyu içmelisiniz.

Bonus: Psyduck gibi olmamak için;

Bonus: Psyduck gibi olmamak için;

Uyku düzeninizi bozmayın.

  • Çok fazla televizyon ya da bilgisayara bakmayın/karşısında uyuyakalmayın.
  • Susuzluk baş ağrısının en büyük nedenlerinden.
  • Fazla alkol almayın.
  • Çok yoğun ışıktan/güneşten/kokudan uzak durun.
  • Sinüziti olanlar; nemli saçla bile dışarı çıkmayın.

Yazın Üzerinize Pelesenk Olan Sıcaklarını Dindirmenin En Güzel Yolu 13 Soğuk Çay

Biz Türkler çayı sıcak içmeyi pek severiz hatta sıcaklarda bile içelim diye çay hakkında söylenen “harareti alır” şeklinde efsane yalanlar vardır. Her seferinde kanıp içeriz 50 derece sıcakta çayı; sonrası belli boncuk boncuk terlemeye başlarız.

İşte bu sorununuza çözüm olacak hem çayı küstürmeyecek hem sizi serinletecek enfes soğuk çay tarifleri.

İster meyveli ister naneli isterseniz de sütlü olarak yapabileceğiniz çaylarda, tarife bağlı kalmadan evdeki meyveleri kombinleyerek de yapmanız pek mümkün.

1. İlk olarak meyvelilerden başlayalım; Ahududulu Limonlu Soğuk Çay

İlk olarak meyvelilerden başlayalım; Ahududulu Limonlu Soğuk Çay

İlk olarak klasik olarak çayı demliyoruz. Bir kenarda soğumaya alıyoruz.

2 S.B taze ya da dondurulmuş ahududu
1 S.B şeker
1/4 S.B su
4 limonun suyu
3-4 dilim limon

Demlenmiş çay soğurken bir tencereye su, ahududu ve şekeri alın ve bir şurup olana kadar kaynatın. Bütün sıcak içecekler iyice soğuduktan sonra bütün hepsini birbirine karıştırın. Servis ederken bardağa buz, limon ve ahududu ile süsleyin.

2. Hmmm yazın mis kokulusu şeftaliyi çaya katmazsak olmaz: Şeftalili Ahududulu Soğuk Çay

Hmmm yazın mis kokulusu şeftaliyi çaya katmazsak olmaz: Şeftalili Ahududulu Soğuk Çay

Çayı istediğiniz gibi demleyip soğumaya bırakın.

1 S.B taze ya da dondurulmuş ahududu
2 Şeftali
3 Y.K bal
nane/limon ya da portakal dilimi

Ahududu, şeftali ve balı blendera atın ve püre olana kadar karıştırın. Demlenmiş soğumuş çay ile püreyi blenderda karıştırın. Bardağa alıp içerisine buz nane yaprağı ve istediğiniz bir narenciyenin dilimlerini koyarak servis yapın.

3. Yaz renklerini çayınıza da yansıtın: Böğürtlenli Zencefilli Soğuk Çay

Yaz renklerini çayınıza da yansıtın: Böğürtlenli Zencefilli Soğuk Çay

Çayı demleyip soğumaya alın.

2 S.B  dondurulmuş böğürtlen
1 S.B su
1 Y.K bal
1 küçük şişe zencefilli gazoz

Su böğürtlen ve balı bir tencereye alın ve sos olana kadar pişirin ve soğutun. Ardından soğumuş olan gazoz, çay ve meyve püresini iyice karıştırın. Buz ve böğürtlen ile servis yapın.

4. Şimdi mis kokulu dağ çileği mevsimi: Çilekli Limonata Soğuk Çay

Şimdi mis kokulu dağ çileği mevsimi: Çilekli Limonata Soğuk Çay
Çayı demleyip soğumaya bırakın.
1 S.B dağ çileği
1 S.B şeker
1 S.B su
3 limonun suyu
1,5 S.B maden suyu

Çay soğurken; su ve şekeri bir tencerede ısıtmaya başlayın, şeker tamamen eridiğinde çilekleri içerisine atın ve pürüzsüz bir karışım olana kadar pişirin. Çilekli şurup da soğuduktan sonra; limon suyu, soda çilek şurubu ve demlenmiş çayı karıştırın. Buz ve küçük çileklerle servis edin.

5. Şeftaliden sonra bir de miniği olan nektarin ile devam edelim: Nektarinli Fesleğenli Soğuk Çay

Şeftaliden sonra bir de miniği olan nektarin ile devam edelim: Nektarinli Fesleğenli Soğuk Çay

Çayı her zamanki gibi demleyip soğumaya alıyoruz.

4 adet nektarin
5-10 fesleğen yaprağı
1/3 S.B şeker
1 S.B su

Nektarinleri dilimliyoruz. Adından su ve şeker ile birlikte ateşin üzerine alıyoruz. İyice kaynayıp şurup haline geldikten sonra ateşin altını kapatıp fesleğen yapraklarını ekliyoruz. Karışım soğuduktan sonra süzerek çay ile karıştırıyoruz. Servis ederken nektarin dilimleri, buz ve taze fesleğen yaprakları ile süslüyoruz.

6. Bahar meyveleri olur da çiçekleri olmaz mı?! Çilekli Soğuk Yasemin Çayı

Bahar meyveleri olur da çiçekleri olmaz mı?! Çilekli Soğuk Yasemin Çayı

Yasemin hem sakinleştirir hem de midenizi rahatlatır. Mis kokulu olan bu çiçeğin çayı da mis kokulu olur.

Çayı demleyin.

2 S.B çilek
1,5 S.B şeker
1,5 S.B su

Çilek şeker ve suyu kaynatıp bir şurup elde ediyoruz. Ardından çileklerimizi iyice püre haline getiriyoruz. Soğuyan demlenmiş yasemin çayı ile karıştırıyoruz. Daha fazla serinlik isteyenler içerisine soda katabilirler.

7. Birazcık sağlıklı olalım: Limonlu Biberiyeli Soğuk Yeşil Çay

Birazcık sağlıklı olalım: Limonlu Biberiyeli Soğuk Yeşil Çay

Iyy biberiye ne ya o bir tek etlerle iyi oluyor diyenler bir de bu yeşil çayı denemeliler.

Yeşil çayı demleyin.

1 adet portakal
2-3 dal biberiye
1 adet limonun suyu
1-2 Y.K bal

Bütün malzemeleri sıcak yeşil çayın içine atın ve o şekilde soğutun. Servis etmeden önce birkaç limon/portakal dilimi, buz ve biberiye dalı koymayı unutmayın.

8. Sağlık ile başlamışken yeşil çay ile devam edelim: Ballı Zencefilli Yeşil Çay

Sağlık ile başlamışken yeşil çay ile devam edelim: Ballı Zencefilli Yeşil Çay

Zencefil hastalık dolu kış akşamlarını hatırlatsa da yazın da metabolizmamızı hızlandıran en önemli besinlerden biri.

6 S.B su
4 poşet yeşil çay
1/4 S.B taze zencefil (soyulmuş ve dilimlenmiş)
1/2 S.B taze nane
1/3 S.B bal
1 dilimlenmiş limon

Suyu bir tencereye alıp içine zencefilleri koyun ve kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra altını kapattığınız su içerisine nane ve yeşil çayları koyun. 15 dakika sonra nane ve çay poşetlerini alın. Karışıma bal ve limon suyu ekleyin, soğutup servis yapın.

9. Yeşil çayın toz hali matcha’yı da soğuk çaya ekleyebiliriz.

Yeşil çayın toz hali matcha'yı da soğuk çaya ekleyebiliriz.

İsterseniz yeşil çay yapraklarını evde bir havanda ya da öğütücüde toz haline getirebilirsiniz. İsterseniz aktarlardan yeşil çay tozu olarak temin edebilirsiniz. Tadı yeşil çaydan biraz daha hafif olan matcha bir çok kek kurabiye ve içecek ile mükemmel bir uyum sağlıyor.

2 T.K matcha
1 adet yeşil limon suyu
1 avuç taze nane yaprağı
1 Y.K bal
2 S.B su

Bir kavanoz ya da shaker’ın içerisine matcha ve suyu koyup iyice çalkalayın. Ardından kalan malzemeleri içine ekleyip çalkalamaya devam edin. Buz, nane yaprağı ve limon dilimleri ile servis edin.

10. Böğürtlene biraz ferahlık katmak için nane çayı ile denemek ister misiniz?

Böğürtlene biraz ferahlık katmak için nane çayı ile denemek ister misiniz?
Yaz demek renk demek ve hiç şüphesiz serinlemek demek. Bu nedenle yazın renklerinden olan böğürtlene farklı bir hava katmak için nane çayı ile birleştirmek hem size hem midenize iyi gelecek.

Nane çayını dilediğiniz gibi demleyin ve soğumaya bırakın.

1/3 S.B böğürtlen
1/2 S.B şeker
1 adet limon

Limon suyu böğürtlen ve şekeri blenderda püre olana kadar karıştırın. Ardından demlenip soğumuş olan nane çayı ile karıştırıp soğuk olarak servis edin.

11. Nane ve limonun ferahlığına bir de buz atın! 🍃🍋

Nane ve limonun ferahlığına bir de buz atın! 🍃🍋

Limonatadan buz yapmayı denediniz mi? İnanın harika oluyor.

1 S.B limon suyu
3 limon kabuğu rendesi
4-5 S.Bsu
1 S.B şeker
5-10 yaprak taze nane.

1 S.B su ile 1 S.B şekeri bir kaba alın ve üzerine limon kabuklarını koyun, şeker eriyip şurup olana kadar kaynatın.  Ardından şurubu soğutun ve limon suyu ve kalan su ile karıştırın. Buz kalıplarına naneleri minik minik doğrayıp koyun. Üzerine limonatayı ilave edip dondurun. Demlenip soğutulmuş çay ile birlikte servis edin.

12. Biz kraliyet ailesindeniz sütsüz çay içemeyiz diyenlere buyurun; Baharatlı Çaylı Buz Kalıpları

Biz kraliyet ailesindeniz sütsüz çay içemeyiz diyenlere buyurun; Baharatlı Çaylı Buz Kalıpları

Sütü soğuk sevenlerin sütlerini renklendirecek bu buz kalıplarına bayılacaksınız.

2,5 S.B su
1 adet yıldız anason
1 adet çubuk tarçın
3-4 adet karanfil
4-5 adet kakule
2-3 dilim taze zencefil
1/4 S.B+2 Y.K esmer şeker
3-4 poşet siyah çay

Bütün malzemeleri suya atıp kaynatın, kaynadıktan sonra 5-15 dk (sertliğine göre) demlenmeye bırakın. Karışımı süzüp buz küplerine koyun ve dondurun. Süt ile servis edin.

13. Yok ne o öyle buz falan uğraşamam ama sütlü bir çay öner diyenlere: Baharatlı Sütlü Soğuk Çay

Yok ne o öyle buz falan uğraşamam ama sütlü bir çay öner diyenlere: Baharatlı Sütlü Soğuk Çay

Bol baharatı ve tatlı tadı ile sizi bu yaz sıcaklarında en farklı şekilde serinletecek bu çaya bayılacaksınız.

1 adet yıldız anason
2 adet kakule
5 S.B su
8 poşet çay
1/4 S.B bal
2 S.B süt
2 Y.K hindistan cevizi

Suyu ateşe koyun içerisine bal, anason, hindistan cevizi, kakule ve çayları ekleyin. Kaynadıktan sonra 5-15 dk demlenmeye bırakın. Çayın iyice soğuduğundan emin olduktan sonra; büyükçe bir bardağı buz ile doldurun ve 3/4’ünü çay ile doldurun kalan kısıma süt ilave edin.

Baharatların Faydalarını Kaçırmayın…

11014862_1134907289856388_7399375356106986889_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çağımızın biyolojik silahı buğday

Çağımızın biyolojik silahı buğdayÇağımızın biyolojik silahı buğday

Fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a göre pek çok hastalığın sorumlusu genetiği değiştirilmiş buğday. “Tam tahıllı ürünleri hayatınızdan çıkartırsanız bir senede yepyeni bir bedene kavuşursunuz” diyen Aktaş uyarıyor: Eğer hemen önlem alınmazsa 30 sene sonra bebeklere altın yerine insülin kalemi takılacak

– Niye buğday yememeliyiz?
– Çünkü genetiği değiştirilmiş bir üründür buğday. 1943’te başağın verimini arttırmak ve sapını kalınlaştırmak için yapılan müdahalelerle bugün dünyaya yayılan buğday tohumu ortaya çıktı. Bu tohumla ilgili GDO patenti falan aramayın, çünkü tüm bu işler 1940’lı yıllarda yapıldı, o yıllarda dünyada GDO diye bir kavram yoktu, ilk patentin alınmasına daha 40 yıl vardı. Çağımızın biyolojik silahı buğday. Sapı kalınlaştırıp kısaltmayı başaran Dr. Norman Borlaug , Minnesota Üniversitesi’nde çalışan bir genetikçiydi zaten.

ÇÖLYAK DİYE BİR HASTALIK YOKTU
1970 yılında Nobel ödülü aldı. Tüm bu çalışmalar yapılırken meydana getirilen buğdayın insan sağlığı üzerine etkileri araştırılmadı. Sonuç neydi? Çölyak hastalığı ilk defa 1953’te tanımlandı, buğdayın genleri değiştirilene kadar Çölyak diye bir hastalık yoktu. Yani ilkel buğdayın içindeki gluten, hastalık falan yapmıyordu. 1980’li yıllarda tam buğdaylı ürünlerin yoğun şekilde tavsiye edilmesiyle Çölyak, Diyabet ve obezitede patlama yaşandı: Çölyak çocuklarda 11 kat arttı. Tüm toplumda diyabet dört kat, obezite üç kat arttı. Genetiği değiştirilmiş buğdayın insan sağlığına zararları ile ilgili yayın aramayın, bulamazsınız. Bugünkü bilimsel yayın “pazarında” buna kimse izin vermez. Bugün GDO için bu kadar çalışma yapılırken, dünyanın en yaygın tüketilen gıdasıyla ilgili neredeyse hiç çalışma yapılmaması, size de tuhaf gelmiyor mu? Bu kadar büyük bir pazar için neden kimse çalışmıyor? Çünkü zaten yapılacak olan yapıldı, ekstra mesai harcamıyorlar.

– “Önce insanları hasta edip sonra ilaç veriyorlar” diyorsunuz…
– Aynen. Diabeti ve obeziteyi engellemek için Amerikalıların yarattığı besin piramidi ve beslenme düzeni tam tahıllı ürünler önerir. İki saatte bir beslenilmesi gerektiğini söyler. Oysa iki saatte insanı acıktıran bir besin önermese bu öneriye de gerek yok. “Ekmek yemezsen kaslarını yersin” diyor diyetisyenler. Bunun hiçbir bilimsel dayanağı yok. Külliyen yalan. İki saatte bir yemek yiyen herkes obez olur.

GÜNDE İKİ ÖĞÜN YETERLİ

– Fitoterapi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
– Türkiye’de doktora gittiğinizde sizin ne yiyip içtiğinizle hiç ilgilenmez. Oysa beslenme çok önemli. Doktorlar bu konuda çok bilgisiz. İlacı yazar ve geçer. Oysa o hastalığı tedavi etmez o ilaç. Belirtilerini yok eder. Oysa bitkilerle yapılan tedavilerde diabeti yüzde 95 oranında tedavi ediyoruz. Bir hasta geldiğinde önce beslenmesini düzenleriz. Hipokrat’ın bir sözü var: “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun.” Sonrasında ihtiyaçlarına bağlı olarak ozonterapi, akupunktur ve fitoterapiyi beraber kullanırız. En önemli nokta hastanın bizimle birlikte çalışması. Sigarayı bırakmalı, beslenmesine dikkat etmeli, spor yapmalı ve tedavilerini aksatmamalı. Benim en büyük şikayetim hastaların bana geç gelmesi. Teşhis konulduğunda kapımı çalsalar her şey çok başka olur. Oysa 20 seans kemoterapi aldıktan sonra geliyor insanlar. Yapacak çok da bir şey kalmıyor.

– Güvenilir bitkiyi nereden alabiliriz?
– Türkiye’de tıbbi bitki bulunamıyor. Aktarlar denetlenmiyor. Bitkiler açıkta. Bugün papatya diye satılan bitkilerin çoğu aslında başka bir çiçek. Bebeğiniz iyi uyusun diye alıp onu zehirleyebilirsiniz. Bu sebeple eczanelerde, bilinen markaların, kapalı paketlerde satılan, üzerinde etiketi ve son kullanma tarihi olan bitkiler satın alınmalı.

– Nasıl beslenmeliyiz sizce?
– Her konuda olduğu gibi bu konuda da denge önemli. Kimi insan dört bardak suya ihtiyaç duyar. Kimi dört litre. Bedeninizi dinleyin, gözleyin. İdrar renginiz açıksa yeterli miktarda su içiyorsunuz demektir. Mutfak alışverişi yaparken doğal ürünler tercih edin. “Light” tamamen ticari bir kavram. Doğal ürünlerden ölçülü tüketilmeli. Ekmeğin her türü, makarna, pilav kesinlikle yenmemeli. Eğer sağlıklıysanız ve canınız çok ekmek yemek istiyorsa siyez buğdayından yapılan ekmek yiyebilirsiniz bir dilim. Yağdan uzak durmayın ama ölçülü tüketin. Günde bir tane mevsim meyvesi yiyebilirsiniz. Ara öğün olarak çiğ kuruyemiş tavsiye ediyorum. İki saatte bir yemek yenmesini kesinlikle önermiyorum. Zaten kim durmadan yemek yiyebilir ki? Ben günde iki öğün yiyorum.

– Yeşil çay iyi geldiği için herkes bardak bardak içiyor oysa siz kitabınızda yüksek tansiyon ve kalp için zararlı olabilir diyorsunuz. Bitkiler de aslında bilinçli tüketilmeli değil mi?
– Faydalı diye bir besinden kilo kilo yememelisiniz. Bir saatte bir litre su içerseniz su zehirlenmesinden ölürsünüz. Bir bardak bile su içmezseniz susuzluktan ölürsünüz. Bitkiler de ölçülü kullanılmazsa zehre dönüşebilir. Çayları bile hastalıklarınıza göre tüketmelisiniz.

GLUTENSİZ ÜRÜNLER LÜKS DEĞİL

– Siz sirkenizi, peynirinizi, yoğurdunuzu evde kendiniz mi yaparsınız hep?
– Hayır, her şeyi evde yapmak bu hayat şartlarıyla, bu kadar çalışırken imkansız. Ama mümkün olduğunca doğal olan ürünleri tüketmeye çalışıyorum. 12 yaşında bir kızım var. Özellikle onun en sağlıklı ürünleri yemesini sağlamaya çalışıyoruz. Bir arkadaşımın evde yaptığı sirkeyi kullanıyorum. Organik ürünler tercih etmeye çalışıyorum. Ankara’da bir firma evde peynir yapma setleri satıyor. Ekşi maya yaygınlaşıyor. Trakya’da şirden mayasıyla peynir yapan bir fabrika var. Bu ürünleri marketten bulamadığınız için biraz çaba sarfetmeniz, sabretmeniz gerekiyor ama değiyor. Aynı şey glütensiz ürünler için de geçerli. Bugün bu ürünlerin hepsi daha pahalı ama aslında bu insanlar hasta olduğu için bu ürünleri tüketiyor. Lüks ürün muamelesi yapılmamalı glütensiz ürünlere. Devletin teşviği şart.

– Peki ilaç kullanmaz mısınız hiç?
– Arada, gerçekten ihtiyacım olduğunda kullanıyorum elbette. Hatta hastalarıma da yazıyorum gerekli gördüğüm taktirde. Acil müdahale ilaçları konusunda tıp gelişmiştir. Ama leblebi gibi ilaç yutulmasına karşıyım. Bilinçsiz ilaç tüketiyoruz. Kimya fabrikaları önce kimyasal silah üretiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilaç sektörüne geçtiler. Kimyasal silahlarla yüzbinlerce kişiyi öldüren bu sektör ne oldu da bir anda insan sağlığını düşünür oldu?

– Kanser hastaları ve aileleri büyük umutlarla her türlü tedaviye saldırıyor. Siz kemoterapiye karşı mısınız?
– Kemoterapi bazı kanser türlerinde çok etkilidir. Onkolojinin de elindeki tek tedavidir. Elbette karşı değilim ama Türkiye’deki uygulanış biçimine karşıyım. Burada ölünceye kadar kemoterapi anlayışı var. 3-4 kür denenir ve faydası olmuyorsa bırakılır kemoterapi. Birinci Dünya ülkelerinde kimse 50 kür almaz. Çünkü yok eden, toksik bir tedavidir kemoterapi. Kansere bağlı ölüm oranlarının artışının sorumlusu yanlış kemoterapi uygulamaları.

AKTARLARIN ELİNDE HEBA OLAN HASTALARIN SORUMLUSU DOKTORLAR

– Hem modern tıbba karşı çıkıyorsunuz hem de bitkilerle tedaviyi ancak tıp doktorları uygulamalı diyorsunuz. Bu çelişkili değil mi?
– Modern Tıp kanıta muhtaç. İnsanoğlu 200 bin yıllık tarihi boyunca bugün alternatif denen tıpla tedavi oldu. Gerçek tıp budur. Modern Tıp hastalığın belirtilerini yok etmek için ilaç kullanır. Oysa insanı hasta eden şeyi bulup yok etmez. İnsanın elinden huzuruyla ölme hakkını bile aldı. Ben de bir tıp doktoruyum. “Bir hastalığı nasıl tedavi ederim?” sorusuna yanıt aradığım için fitoterapiye yöneldim. Bugün hastaların aktarların elinde heba olmasının sorumlusu yine doktorlar. Bir kanser hastası doktora gidip bitkisel tedavi dediği anda doktor tepki gösteriyor. Azar, kıyamet! Siz kanser olsanız ne yaparsınız? Çare ararsınız. Aktara yönelteceğine kendi bilse fitoterapi çok daha sağlıklı bir şekilde tedavi eder aslında hastasını. Dünyanın her yerinde böyledir bu.

Bebeklere altın değil insülin kalemi takacağız
Genetiği değiştirilmiş ürünler diabeti artırıyor. Türkiye’de 1998-2010 yılları arasında diabet görülme sıklığı yüzde 7.2’den yüzde 13.2’ye çıktı. Bugün 10 milyon diabet hastası var. Böyle devam ederse 30 yıl içinde Türkiye’nin tamamı diabet olacak. Doğan çocuklara altın yerine insülin kalemi takacağız.

kaynak sabah gazetesi

Bademin Faydaları ve Badem Sütü

18789_1598934900375378_230666587827964626_n[1]

Edebiyatımızın vazgeçilmez güzel göz metaforlarından badem, Türk kültürüyle iç içe geçmiş, hem sağlıklı hem de kıymetli saydığımız yemişlerden bir tanesi. Batı dünyası bademin faydalarını henüz yeni yeni keşfetmeye başlamışken, biz ziyafet sofralarımızın ana yemeklerine bile bademi eklemeyi başarmış bir milletiz. Yaz aylarında buz kütleleriyle seyyar satıcılar tarafından taze badem satışının yapıldığı ülkemizde, tadına doyamadığımız bir besin olarak, acı bademini bile değerlendirip, kurabiyelerimize eklemiş, çok da iyi etmişiz.

Batının son zamanlarda bademi bu kadar el üstünde tutmasının sebebi ise, günlük olarak tükettiğimiz sütlerin artık maalesef besleyici değerleri konusunda sorunlar yaşanıyor olmasıdır.

Kapalı alanlarda, GDO’lu mısır slajlarıyla beslenen hayvanların sütünün, bedenimize faydadan çok zarar verebileceği endişesine ek olarak, sağlıklı yaşamın vejetaryen ve ya vegan beslenme alışkanlığıyla kazanılacağı, hayvansal hiçbir gıdanın tüketilmemesi fikriyle birleşiyor.

Hal böyle olunca sütü hayvanlardan değil, bitkilerden elde etmeye çalışıyorlar ve ayrıca bademin besin değerinin fazlalığı da bu bilgilere eklenince, ortaya superfood olarak tabir edilen en mantıklı seçimlerden bir tanesi çıkıveriyor. Badem yağını milletçe çok iyi bilmemize karşın, badem sütü henüz bizim ülkemizde çok da yaygın olmayan bir içecek. Bademin yararları konusuna geldiğimizde ise, bademe bir kez daha hayranlık duyuyor, en iyi atıştırmalıklardan bir tanesi olduğunu da vurgulamak istiyoruz.
Badem mükemmel bir kalsiyum kaynağı, içinde E vitamini, folik asit, omega-3 yağ asitleri ve yüksek oranda lif barındırıyor. Bademin faydalarına ve dolayısıyla badem sütünün bedenimiz üzerindeki etkilerine göz attığımızda ise:

Beyin Sağlığı:

Ruh halini stabilize edici, beyin gücünü ve çalışmasını hareketlendirici içeriğe sahip olan badem, sağlıklı nörolojik fonksiyonları destekliyor.

Badem ve Kolesterol

Çoklu doymamış yağ asitleri, lif ve steroller bakımından zengin içeriği, bademi kolesterolü düşüren ilk 5 gıda içerinde yer almasını sağlıyor.

Kalp Sağlığı:

Badem arter duvarlarını güçlendirici ve kan pıhtısı gelişme riskini azaltan L_arginin maddesi zengini bir gıda. Ayrıca kalp ritimlerini düzenleyici omega-3 yağ asitlerini de içeriyor.

Son bir tavsiye: Kuruyemişçiden alacağınız tuzla kavrulmuş kabuklu badem yerine, mevsiminde bol bol taze, çiğ bademi yemenizi ve kış ayları için taze bademi derin dondurucularına stoklammanızı tavsiye ediyoruz

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ballı – Elma Sirkeli Ilık Su

10985286_10155774477605557_6842513260001775134_n[1]
Faydaları tüm dünyada bilinmektedir ve kuşaktan kuşağa aktarılarak -kaba tabirle bir koca-karı ilacı olarak :)- bir çok rahatsızlığın tedavisinde ve hatta yaşlanma karşıtı –anti aging- iksiri olarak kullanılmıştır.

Birçok insan bu içeceğin temizleme ve dezenfekte etme özelliğinden faydalanarak bedenlerini toksinlerden temizlerler. Ayrıca mikroplarla ve bakterilerle savaşıp antibiyotik ve antiseptik hale gelen güçlü bir temizleme ajanı ve doğal bir iyileştirme iksiridir.

Peki ballı-elma sirkeli su nasıl bunları yapabiliyor?

Kan dolaşım sistemimiz, yağ, nişasta ve işlenmiş gıdalar(fast food, etler, alkol ve kahve vb.) içeren modern beslenme alışkanlıkları ile asidik hale gelmektedir ve bedenimiz asidik ise, hastalıklar ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Ancak alkali ise, beden dengededir ve bakterilerle, böbrek, osteoporoz, kırılgan kemikler, eklem ve kas ağrıları, düşük enerji ve kronik yorgunluk ve yavaş sindirim sistemi gibi rahatsızlıklarla mücadele edebilir.

Çiğ meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve çay gibi gıdalar alkali-yapıcı yiyeceklerdir. İlginç ve ironik bir şekilde, yiyeceğin kendi içindeki pH oranı, bedenimize yaptığı asit-baz etkisi ile doğru orantılı olmayabilir. Örneğin limon çok asidiktir ancak bedenimize alkali yapıcı etkisi vardır. Et ise sindirilmeden önce alkalidir ancak bedende asidik kalıntı bırakır, dolayısıyla yaklaşık tüm hayvansal ürünler gibi et çok asidik-yapıcıdır bir yiyecektir.

Önemli not: Mide asidi veya midenin pH’ı, beden sıvılarının ve dokularının pH’ından farklı konulardır. Burada bahsedilen beden sıvı ve dokularının asit-baz dengesidir.

Bedenin pH olarak adlandırılan bir asit-alkali dengesi vardır. Bu pozitif şarj olmuş iyonlarla, negatif şarj olmuş iyonların dengesidir. Bu denge bozulduğunda birçok problem baş gösterebilir. Beden, asidi etkisizleştirmek ve güvenli bir şekilde atmak için, hayati organlardan ve kemiklerden kalsiyum, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minareleri ödünç almaya zorlanır. Ve yüksek asiditeden dolayı bedende ağır hasarlar oluşabilir. Kişinin ideal beslenmesi 75% alkalize-yapıcı, 25% asitleştirici yiyecekler olmalıdır. Ayrıca alerjik reaksiyonlar ve stres gibi olumsuz duygular da bedendeki asidi arttırır.
Elma sirkesinin alkali yapıcı özelliği sistemimizdeki asit fazlalığını düzeltebilir ve enfeksiyonları önler. İşlenmemiş bal da alkali yapıcıdır.

Elma sirkeli- ballı suyu ilk içtiğinizde tadı berbat gelebilir smile ifade simgesi, ancak bedeniniz daha az asidik ve daha çok alkali hale geldikçe, keyif alarak içeceğiniz bir içecek haline dönüşecektir.

Elma sirkeli- ballı su tarifi:

1 tatlı kaşığı doğal, iyi bir bal
1 tatlı kaşığı elma sirkesi – tercihen organik (ev yapımı sirkenin asit-baz oranı ayarlanamayabilir)

Bal ve sirkeyi büyük bir bardağa koyun ve üzerine ılık su ilave edin. Önce soğuk su, sonra kaynattığınız suyu ekleyerek ılıklaştırabilirsiniz. Ancak önce sıcak suyu eklemeyin, bal asidik ve zararlı bir hale dönüşür. Oda sıcaklığından daha sıcak ama çok da sıcak olmaması önemlidir. Karıştırın ve yudum yudum için. Detoks ve temizleyici özelliğinden faydalanmak için, sabah uyandıktan ve dişinizi fırçalayıp, dilinizi kazıdıktan sonra, bir şey yemeden önce içmelisiniz. İçtikten sonra da en az 20 dakika bir şey yemeyin.

Ballı – elma sirkeli suyun faydalı olabileceği rahatsızlıklardan bazıları şunlardır:

1- Erken yaşlanma
2- Obezite
3- Besin zehirlenmesi
4- Sıcak basması
5- Mide yanması
6- Kırılgan tırnaklar
7- Ağız kokusu
8- Artirit
9- Yüksek kan basıncı
10- Yüksek kolesterol seviyesi

Kaynak: ezinearticles.com

facebook kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

MUTFAĞINIZDAKİ GÜZELLİK İKSİRLERİ

11241616_687562324682249_2145634843885284721_n[1]

Bu tariflerler sayesinde, kendi kendinizin ‘güzellik uzmanı’ olacaksınız

KABAK :

Bir adet kabağı soymadan pişirin.

Soğuduktan sonra alın ve soğutun. İçine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı katın.

Bu karışımı ezin ve yüzünüze sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin.

Canlı bir cilt elde edeceksiniz.

PATATES :

Rendeleyin ve içine bir çay kaşığı zeytinyağı ekleyin.

Yarım çay bardağı da pastorize olmayan süt ilave edin. Bu karışımı maske olarak yüzünüze sürün.

Bunun en büyük özelliği, yaz boyunca günlerce cildinizde yer eden kahverengi güneş lekelerini yok etmesi.

MAYDONOZ :

Bir bahçeden maydanozu kökleriyle birlikte alın.

3-4 kök maydanozun köklerini, yaprakları ile birlikte 1 bardak suda 5 dakika (çeşme suyu değil hazır aldığınız su ile) kaynatın ve soğumaya bırakın.

İçine çeyrek limonun suyunu sıkın. Cildiniz için güzel bir besleyici…

Bu su ile günde 2 kez (sabah akşam) cildinizi bir pamuk yardımı ile silin.

BEZELYE :

Bebek gibi bir ten için bezelyeden yararlanın.

Bezelyede B1 ve C vitaminlerinin haricinde protein, lif ve folik asit bulunuyor.

Bir avuç tane bezelyeyi iyice ezin. İçine üzüm pekmezi katıp bulamaç yapın.

Bir yumurtanın akını ekleyin. Bir iki damla zeytinyağı ve bir tutam yulaf unuyla birlikte yine karıştırın.

Bu maske cildi besler, canlandırır.

ELMA :

Elma maskesini sakin ihmal etmeyin. Deriye çok yararlı.

En önemli özelliği hem normal hem de kuru ciltlere iyi gelmesi.

Bir orta boy elmayı rendeden geçirin. Bir kaşık bal koyun.

Bu maskeyi on dakika sonra silin.

Elmayı sütte de pişirebilir, sadece (soğuduktan sonra) sütlü lapa haline gelen haliyle de sürebilirsiniz.

ZENCEFİL :

Yağlı cilt için; 1 çay bardağı zeytinyağı içine bir çay kaşığı zencefil ilave edin ve 2 saat bekletin.

Yüzünüze parmağınızla bu sıvıyı sürün. (Gözlerinize ve altlarına sürmeyin.)

Bir saat sonra pamukla temizleyin. Ardından sabunlu su ile yıkayıp yağların gitmesini sağlayın.

Uygulamadan sonra, pırıl pırıl bir cilde sahip olacaksanız.

YAĞLAR :

Lavanta yağı, biberiye yağı ve gülyağı da kırışık ciltlere çok fayda sağlıyor ve bu ciltleri düzgünleştiriyor.

Tabii yağların saflık derecesi ve katkısız olması da önemli.

kaynak: şifa evreni

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

15 Doğal İdrar Söktürücü Besin…!

11701142_473730142793603_2401689609866063213_n[1]

Şişkinlik probleminiz varsa ve ne yaparsanız yapın bu durumdan kurtulamıyorsanız, doğada bulunan ve idrar söktürücü özelliği olan besinleri denemelisiniz. Bu besinlerin idrar söktürücüler, özel diyetler izleyen insanlar için de yararlıdır. Bu besinler sayesinde şişkinliği azaltıp kilo verebilir ve vücudunuzun fazla su toplamasını engelleyebilirsiniz. Bu yazıda, vücuttaki fazla suyu atmaya yarayan besinleri anlatacağız.

Su Toplama Nedir?
Bilimde ödem veya hidropsi olarak bilinen rahatsızlık, dokularda sıvı toplanmasıdır. Bu sorun, tek başına görülen bir rahatsızlık değildir, yani bu durum, kalp rahatsızlığı, sindirim sistemi veya böbreklerde görülen rahatsızlıklarla birlikte kendini gösterir. Ödem; karın, bilekler ve ayak bileklerinde toplanan sıvıya denir. Eğer bu sıvı toplanmaları çok fazla olursa, şiddetli rahatsızlıklara neden olurlar.

Şişkinliklerin en çok görüldüğü yerler ayaklar ve bacaklardır ve bu şişkinlikler ödem olarak adlandırılır. Ödemler genelde hamile kadınlarda ve kilolu insanlarda yaygın olarak görülür. Ödemler vücudun herhangi bir yerinde acıya veya başka sorunlara neden olmazlar ve sıcak basmalarına neden olmazlar. Ödemli bölgelere basınç uygulamak, deride izler bırakabilir. Bu sorun, böbrek ve karaciğerdeki sorunlardan veya yavaş çalışan tiroid bezlerinden kaynaklanabileceği gibi, vitamin eksikliği de ödemlere neden olabilir.

En İyi Doğal Ödem Söktürücüler Nelerdir?
Karpuz
Karpuz çok fazla su içerir, bu nedenle iyi bir ödem söktürücüdür. Aynı zamanda karpuz, likopen adı verilen ve vücudun serbest radikallerden korunmasını sağlayan antioksidanlar içerir. Karpuzun içerdiği bu aminoasitler damarları genişletir ve damarlarda sıvının daha kolay akmasını sağlar. Ayrıca dokularda kalan fazla sıvıyı çekerler. Karpuzun alkalileştirici ve arındırı özelliği vardır, ayrıca vücuda mineraller de sağlar. Bağırsakları temizler ve vücuttan toksinleri atmaya yardımcı olur.

Domates

Domatesin %90’ı sudur ve C vitamini, selenyum, bir çeşit A vitamini olan beta-karoten ve likopen gibi antioksidanlar içerir. Ayrıca kan damarlarını etkileyip su tutmaya ve iltihaplanmaya neden olan serbest radikallerden vücudu korur.

Salatalık
Salatalık çok fazla su içerdiğinden dolayı en iyi ödem söktürücülerden biridir. Salatalıktaki sülfür ve silikon, böbreklerden ürik asidi temizlemede yardımcı olur. Böylece vücuttaki ödem azalır. Ayrıca salatalık içindeki askorbik ve kafeik asit de ödem söktürmeye yardımcı olur. Ayrıca bir potasyum deposu olan salatalık, vücudu kramplardan korur.

Yaban Mersini Suyu
Yaban mersini yemek çok faydalı olsa da, yaban mersini suyunu sıkmak daha faydalıdır. İdrar yolları iltihaplarını giderici özelliği de olan yaban mersini, ödem söktürücü etkisiyle de bilinir. Ödem söktürürken potasyumu yok etmemesi de önemli bir özelliktir. Antibiyotik özelliğiyle idrar kesesini temizler ve sağlıklı tutmaya yarar. Diyabet problemi olan bireyler için de yaban mersini suyu iyi gelmektedir.

Havuç
Havuçta bulunan yüksek orada antioksidan, mineral ve vitaminler; bu sebzeyi ödem söktürücüler arasında popüler kılmaktadır. Ayrıca havuç, vücuttan toksinleri atmaya yarar, metabolizmayı hızlandırır ve göz kuruluğundan kaynaklanan görme sorunlarını azaltmaya yardımcı olur.

Patlıcan
Patlıcan yüksek miktarda su ve flavonoidler içerir ve bu sayede vücuttaki fazla suyu atmaya yardımcı olmakla kalmaz, kan dolaşımına da iyi gelir. Patlıcanı kaynatıp suyunu içmek ve çiğ patlıcak tüketmek de kilo kaybetmeye yardımcı olur.

Enginar
Enginar, içerdiği kafeik asit ve flavanoidler sayesinde böbrek fonksiyonlarını düzenler. İçindeki vitamin ve minareller ile ödemleri atmaya yardımcı da olur. İçindeki maddeler ile safra akışını hızlandırarak, ödem tutmayı azaltır.

Kereviz
Özellikle kereviz çekirdeği, idrar söktürücü ve arttırıcı özellikler taşırken, bu sebze ürik asit salgısını arttırır ve böylece vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur. Kerevizde ayrıca bolca sodyum bulunur fakat yüksek potasyum oranı, sodyumun potansiyel etkilerini azaltır.

Üzüm

Üzümdeki bol su ve potasyum, onu iyi bir ödem atıcı yapar. İçindeki düşük sodyum oranı sayesinde, idrar yoluyla vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlar.

Kuşkonmaz
Kuşkonmaz içerdiği maddeler sayesinde hem düşük kalorili hem de içerdiği amino asitlerle güçlü bir ödem söktürücüdür. Romatizmal ağrıların giderilmesi ve adet öncesi su toplanması ile kireçlenmeyi önlemeye yardımcı olur. Ayrıca içerdiği bol miktarda lif ile, bağırsakları temizlemede de etkilidir.

Marul
Marul salataları tatlandırdığı gibi, içerdiği yüksek miktardaki su oranıyla boşaltıma da yardımcı olur. Marulun içindeki demir ve magnezyum, yağ hücrelerini boşaltmaya yarar.

Yeşil Çay

Yeşil çay, kilo kaybına yardımcı olur ve idrar ile yağ atılmasına yardımcı olur. İçerdiği kafeinden dolayı, günde dört bardaktan fazla yeşil çay içmek çok fazla önerilen bir durum değildir.

Yulaf
Yulaf, sağladığı yavaş salınan enerji ile ve içindeki silikon ile, doğal bir ödem söktürücüdür.

Maydonoz
Maydonoz, içindeki hafif miktardaki ödem söktürücü özellikler sayesinde, böbreklerden toksinleri temizlemeye yardımcı olur. Maydonoz, çiğ olarak tüketilebilir veya kıyılıp yenebilir.

Pancar

Pancar; böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler ve vücuttaki yağ depolarını temizleyen demiri vücuda sağlar.

kaynak: şifa evreni

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YATMADAN ÖNCE İÇİLEN SUYUN BÜYÜK SIRRI

11205495_677201185718363_8617541048344293336_n[1]

Su içmenin vücut için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Su, doğru zamanlarda içildiğinde, faydaları da en üst seviyeye çıkıyor. Gün içinde içtiğiniz suyun dışında, uyumadan önce ve uyandıktan sonra içtiğiniz bir bardak suyun önemi daha da fazla.

Su içmek için doğru zamanı seçmek, suyun insan vücudundaki etkinliğini en üst seviyeye çıkaracak.

*** Uyandıktan sonra içtiğiniz ılık su bağırsak hareketlerini artırır.

Bu da kabızlığı önler. Bazı insanların uyandıktan sonra öksürme ve hapşırma gibi alerjileri vardır. Su, boğazı temizlemeye yardım eder ve enfeksiyon riskini azaltır.

Sabah baş ağrılarını engeller ve özellikle hamilelerde olan sabah bulantılarını önlemeye yardımcı olur. Her yemekten 30 dakika önce 1 bardak su yiyecekleri hazmetmeye yardım eder.

*** Banyodan önce 1 bardak su, tansiyonun düşmesine yardım eder.

*** Uykudan önce 1 bardak su ise kalp krizini ve felci önler

Suyun hayati görevleri: Beynimizin % 75’i sudur. Vücut ısısını düzenler. Hücrelere gıda ve oksijen taşır. Solunum için oksijeni nemlendirir. Yediklerimizi enerjiye çevirir. Kanımızın % 83’üdür. Atıkları (oksitleri) yok eder. Hayati organlarımızı korur ve rahatlatır. Kemiklerin % 22’sidir. Gıdaları absorbe etmesinde vücuda yardım eder. Adalelerin % 75’idir. Eklem yerlerini rahatlatır yastık vazifesi görür.

Biyolog Muhammed Erkam ŞAHİN

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hazımsızlık nasıl geçer?

hazimsizlik-nasil-gecer[1]
İftarda yemek yemenin fazla abartıldığını belirten Dr. Coşkun, “Fazla ve hızlı yemenin getirdiği rahatsızlık nedeniyle hazımsızlık ve şişkinlik meydana çıkar. O yüzden dikkat edilmelidir.
Çok soğuk ya da çok sıcak yemekler yeyince hazımsızlık oluşabilir. Özellikle yeni pişmiş bir yemeği çok sıcakken tüketmek oldukça yanlıştır. 5-10 dakika kadar yemeğin soğumasını bekleyip öyle yemek gerekir. Kızartma gibi çok yağlı yiyecekler ile çok baharatlı ve acı yiyecekler de zaman zaman hazımsızlığa neden olabilir. Hazımsızlık birçok kişinin derdidir.
Hele ki Ramazan ayında tutulan orucun üstüne boş mideye yenilen yiyecekler hazımsızlık yapar. Rahat bir sindirim için mideniz boşken aniden çok yemek yemeyin, az az fakat sık sık yiyin. Eğer sizde de bu rahatsızlıklar sıkça meydana geliyorsa rezene çayını iftardan sonra 1 bardak tüketebilirsiniz” dedi.
Rezene çayının mideyi rahatlatacağını ve sindirimi kolaylaştıracağını kaydeden Dr. Coşkun, “Rezene çayını herhangi bir rahatsızlığınız olmasa da B, C vitaminleri ile potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineralleri almak ve vücudunuzu güçlendirmek için tüketebilirsiniz. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken kalsiyum kemik yapısını güçlendiren bir mineraldir.
Rezene çayı tarifi
Rezene çayı, laktasif etkisi ile kabızlığı önler. İftardan sonra 1 bardak tüketebilirsiniz. Aktarlarda kolayca bulabileceğiniz bir bitkidir. Bir fincan sıcak suya 1-2 çay kaşığı rezene tanesi ekleyin ve demlenmeye bırakın” şeklinde konuştu.
Kaynak: Tarım pusulası
Facebook sağlıkla kal sayfası
Fatoş Pabuccu Tuncay
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BILDIRCIN YUMURTASI ; NEFES DARLIĞI – ASTIM – BRONŞİT

images[8]

**Öncer Tükenmez NEFES DARLIĞI VE ASTIM BRONŞİT İÇİN HERGÜN TAZE BILDIRCIN YUMURTASI İÇİNİZ 40 GÜN SONRA CİĞERLERİNİZ BEBEK CİĞERİ GİBİ TERTEMİZ OLUR. KENDİM DENEDİM…**Turkan Oguz bıldırcın yumurtası dogal olmuyor gdolu yem veriliyor bıldırcına nasıl iyleştirecek limonlu su astımda cok önemli icmek iltabı önlüyor astım kürü var damla sakızı sızma zeytin yagı gogula yazın ögrenin astım hastaları asla süt ürünleri tüketmesin iltabı artırıyor buronşlarda..** Cengiz Coşkun Öncer Tükenmez bey bıldırcın yumurtasını sadece kırıp içiyoruz mu bende de alerjik astım var. 40 gün sonunda tamamen geçiyorsa hemen başlayayım.** Öncer Tükenmez

 PAZARDAN 3 ADET DİŞİ BILDIRCIN, 1 ADET ERKEK BILDIRCIN ALDIM. DARI VE BUĞDAY KIRIĞI YEM VERDİM, GDO DAN TEMİZLENDİ. HER GÜN 1 ADET İÇTİM 2O GÜN SONRA SİMSİYAH [BALGAM ] ÇIKTI 30 GÜN İÇTİM. DR. KONTROLU YANİ FİLM ÇEKTİĞİNDE İNANAMADI OLAMAZ DEDİ ÇOCUK CİĞERİ GİBİ PEMBE OLMUŞ CİĞERİN DEDİ. NE KULLANDIN DEDİ SÖYLEMEDİM, SONRA BILDIRCINLARI ÇOĞALTTIM HASTA KOMŞULARA DA FAYDALI OLDUM…SİGARA İÇMİYORDUM AMA ASTIMIM VARDI… 2 ÖZEL DR.a GİTTİM ÇARESİNİ BULAMADIM..DEDİLER Kİ ASTIMIN İLACI YOK DEDİLER. GOOGLE DAN BULABİLİRSİNİZ…[.BILDIRCIN YUMURTASI YAZIN]** 

Öncer Tükenmez BILDIRCIN YUMURTASI KUVVET İÇİN, HAŞLAYIP YİYİNİZ… ÇOK YEMEYİNİZ…

kaynak: karbonat face book sayfası

tecrübeye dayalı söyleyebilirim doğru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Astım Bronşit i olanlar için.

11046686_877501128983556_3793056400097333228_n[1]

Allah rızası için bir paylaşımdır. like ifade simgesi

Yıllardır kronik sinüzitime de bağlı olarak bronşit olurdum. Belki 25 yıldır. Arkası kesilmeyen öksürükler helede gece başını yastığa koyamazsın.Hiç uyuyamadan sabah ezanlarının okunduğunu çok bilirim.İlaçlar dersen onlar da tam çözüm değil, yan etkileri ,taşikardi ler.
Kayinvalidem yıllarca söylemişti ama herkes gibi bende pek ciddiye alıp yapmamıştım.
Neyse birara yanımızda bulunuyordu.Öksürük lerime dayanamamıştı herhalde ve kendisi hazırlayıp bana yedirdi.
Güngeçtikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Ve oksuruklerim kesildi.Akcigerlerimin iyileştiğini hissediyordum.Hışıltılı solunumum hava açlığim da geçti elhamdilillah.Birkaç yíldır hiç astim ilaci kullanmadim.Kayinvalidem de astim hastasiymis.Ve bu tedaviyle iyileşmiş. Ama bu tedavi kısa süreli değil kişiye göre değişiyor.Belki 1 ay, belki 1 kaç ay.Süre uzun gelebilir ama sonunda iyileşme varsa değer.

Evet şimdi kullandığım macunun tarifine geçiyorum.

Ölçü ler göz kararı
-Bamya tohumu( yenilebilir olacak yani ekim için ilaçlanmış olmayacak)
-Hakiki bal
-Hakiki zeytinyağı

Hazırlanışı
Bamya tohumunu aldığınız aktar da iyice çektiriniz.Kabuk kısımları biraz sert olduğu için zor çekiliyor,olabildiğince un haline getirtmeye çalíşın.Evinize getirince un eleği gibi bir elekten geçirin.Geniş bir kaseye koyun,üzerine bal ve zeytinyağından gözkararı ekleyin.biraz ondan biraz ondan ve karıstirin. Macun kıvamini alacak.Kuru temiz cam bir kavanoza doldurun.Evet macununuz hazir.

Uygulama

Sabahları aç karnina kahvaltidan en az yarım saat önce bir çay kaşıği tuketin.Kilosu biraz yuksek olanlar 1 tatlı kasigida tuketebilir. Unutmayin 3-5 gün de birakmiyoruz .Bir de astim ilaclarinizi hemen kesmeyin.
Öksürüğum başlarsa bende hemen macuna basliyorum ama artik uzun sureli değil3-5 gün belki bir hafta
Şafi ismi hurmetine Rabbim şifalar ihsan etsin.
Son günler de etrafta yine astim hastalari artti belki birilerine şifa olur ümidiyle.

kAYNAK: SAĞLIK OLSUN SAYFASI

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Topuk dikenine iyi gelen bitkisel tedaviler;

11038922_887251787979183_6725609587342524342_n[1]

 

TOPUK DIKENI
Topuk dikeni nedir?; Topuk kemiğinin yere bakan kısmında oluşan ince ve sivri bir kemik çıkıntısıdır.
Topuk dikeninin nedenleri;Ayak tabanındaki ince kasların topuk kemiğine yapışma yerinde bir zorlama, aşırı yük binmesi ya da bazı iltihaplı romatizmal hastalıklara bağlı olarak yangı oluşur. Zamanla bu bölgede anormal bir kemik dokusunun oluşması topuk dkenine neden olur.
Topuk dikeninin belirtileri; Topukta veya taopuğun arkasında oluşan ağrı.
Not:Tüm rahatsızlıklarınızda doktorunuza danışın. Doktorunuzun tavsiye ve tedavilerine uyun. Unutmayın ki bitkisel tedaviler asıl tedaviye yardımcı tedavilerdir ve asla asıl tedavinin yerini tutmazlar. Bitkisel tedavi için de doktorunuza danışın.
Topuk dikenine iyi gelen bitkisel tedaviler;
1-Bir kova sıcak suyun içine bir çay bardağı kekik ilave edilir. Su ılıyınca, hasta ayak suyun içine sokulur ve 45 dakika bekletilir.
2-Dört adet elmanın kabuğu, 1 litre suyun içine konur, 10 dakika kaynatılır. yarım saat demlenmeye bırakılır, süzüldükten sonra, günde 2 defa biri yatarken olmak üzere içilir.
3-Bir litre sıcağa yakın suya ayağınızı 30 dakika süreyle sokun. Bu arada 1 çorba kağığı viks ve 1 tatlı kaşığı balı karıştırın. Ayağınızı sudan çıkardıktan sonra, karışımı, ayağınızın tamamına sürün. Bir poşetle sarın ve bir gün bekletin.
4-İki çorba kaşığı nane yağı ile 2 çorba kaşığı kekik yağı karıştırılarak ayağınızın eklem yerlerine sürün.
5-Bir çorba kaşığı zeytin yağı ve 1çay kaşığı kırmızı pul biberi karıştırın. Topuğunuza sürün, bir bexle sarıp bağlayın.

kaynak: reiki berlin