Donmuş Limon İnanılmaz Faydası KANSER BAŞARISI –

12006385_943755162338052_3772893725802338371_n[1]
Limonu yıkadıktan sonra buz dolabınızın buzluk bölümüne koyunuz. Donduktan sonra mutfak rendesi ile limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Dikkat! kabuğunu soymayınız, öylece rendeleyiniz.
Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, balık yemeklerine katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır.

Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha Fazla Vitamin İçerir. Büyük olasılıkla limonu daha önce bu şekilde değerlendirmediğiniz için şimdiye kadar bu Vitaminleri Ziyan Ediyordunuz.

Ama bundan sonra, tüm Limonu Dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek Tüm Besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha Sağlıklı Besleniyor olacaksınız.
Ayrıca Rendelenmiş limonun Dinçleştirici ve Vücuttaki Toksinleri Giderici etkisinden yararlanacaksınız.

Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır. Limon ve misket limonu.
(Burada bahsedilen limondur)
Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpası yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler, dondurma vs.. yapılabilir.
Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.

Limon (Citrus) Kanser Hücrelerini Öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden Çok Daha Tesirlidir. Bu nedenledir ki, Limon Özütünü Laboratuvarda üretmeye çalışan bilim adamları var.

Limon tedavisi Kemo­terapinin Korkunç Etkilerini Göstermez. Bu bitkinin her Tür Kansere iyileştirici Etkisi Kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür Kanserin Tedavisinde Faydalı olduğunu söyler.

Ayrıca geniş Spektrumlu Anti­bakteriyel olarak İltihaplara / Enfeksiyonlara ve Mantara karşı kullanılır. Dahili Parazit ve Bağırsak Kurtlarına karşı etkindir.
Çok yüksek Tansiyona karşı Kan Basıncını Düzene sokar. Anti­depresan dır.
Strese ve Asabi Bozukluklara karşı iyi gelir.

Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970’den beri 20’nin üzerinde yapılan Laboratuvar Testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde Kolon / Kalın Bağırsak, Meme, Prostat, Akciğer ve Pankreas da olmak üzere 12 Kanser tipinde Başarılı Sonuçlar Alınmıştır.

Limon Ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün Dünyada Kemo­terapide kullanılan Adiamycin Ürününden 10000 Kat Daha iyi olduğu saptanmış, Kanser Hücrelerinin Gelişmesini Yavaşlattığı Gözlemlenmiştir.

Daha da Şaşırtıcı Gözlem Şudur ki: Limon Özü Kötü Huylu Kanser Hücrelerini
Tahrip Ederken Sağlıklı Hücrelere Hiç Zarar Vermemektedir

kaynak: muko akay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Hasta olduğunu sananlar sadece susuzlar”

Su tüm canlılığın yaşam kaynağıdır. Dünya da, kendisinin parçası olan birçok canlı da yüzde 75 veya daha fazla su oluşumludur. Suyun canlılar üzerinde ve evrende çok büyük etkileri vardır; taşıyıcıdır, arındırıcıdır. Primer besin üretimi sırasında kullanılır. Evrende ısı kontrolü için vazgeçilmezdir.

Evren ve canlılar için bu kadar önem taşıyan bu maddenin insanlar için önemine değinmek istiyorum biraz da. Ortalama beş seneden bu yana suyun insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırıyorum. Beni bu araştırmaya sevk eden durumdan bir tanesi de kendi hastalığım oldu. Kronik taş hastalığı olan sistin üri ve bu hastalığın önüne geçebilecek tek madde, ilaç, sağlıklı içilebilir klorsuz su. Çok kendimi anlatmadan suyun şifasına geçelim.

Drink water

Çevremizdeki neredeyse herkes hasta (tansiyon, böbrek hastalığı, diabet, astım, kalp damar hastalıkları, obezite, ortopedik rahatsızlıklar, migren, kanser gibi). Bu hastalıkların tedavisi için  doktora gidiyorlar ve hergün bir avuç ilaç içiyorlar. Fakat bir çoğuna doktorları tarafından günde ne kadar sıvı tükettiği değil, su içildiğine dair bile soru sorulmuyor. Çünkü sıvı tüketimi ile su tüketimi ne yazık ki bir birine karıştırılıyor. Siz evinizi durulayıp arındırırken çay veya meyve suyu mu kullanırsınız? Hiç derişik madde ile temizlik yapmazsınız değil mi? Vücudun arınma, temizlik ve onarım işlerinde de derişik madde kullanılmaması yani katkısız içilebilir sağlıklı su tüketimi şarttır.

Birçoğunuz su gereksiniminizi ağız kuruluğu başlayınca fark eder ve su içersiniz. Fakat bu vücudunuzdaki son dalgadır artık. Hücreleriniz var olan suyunu tüketip, tıpkı kurutmalıklarınız gibi, büzüşüp size ağız kuruluğu ile son çağrıyı gönderiyor. Tabiİ bu süreçle vücut kendi kendini yeme işlemi gerçekleştiriyor. Akciğerlerinizdeki nem azalıyor ve bu kronikleştikçe astım ortaya çıkıyor, yeterli su tüketimi olmadığı için toksik madde atımı azalıyor, karaciğerde birikim meydana geliyor ve bununla birlikte kalp damar hastalıkları, böbrek hastalıkları kaçınılmaz oluyor.

“Bu kadar hastalığın tek sebebi su mu?” diye düşünüyorsunuz; yalnız susuzluk değil tabii ki, ama bu hastalık faktörlerinin en büyük sebebi dehidrasyon, yani susuzluk. Sadece düzenli su içerek cildinizi genç ve diri tutabilir, migren ağrılarını geçirip fazla kilolarınızı verebilir ve hayatınızı durgunlaştıran hastalıklardan arınabilirsiniz.

Nasıl ve ne kadar su tüketmeliyiz?

Sermaye her ne kadar zorlasa da şişelenmiş sulardan uzak durmalıyız. Saatlerce plastik petrol artığı olan şişe içerisinde sıcakta durup Bisfenol-A ve Dioksin maddesi ortama geçmektedir. Dioksinin kanser hastalığı yaptığı birçok bilimsel çalışma tarafından ortaya konulmuş ve Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından da açıklanmıştır.

Bisfenol-A ve Dioksinler vücuda girer, vücutta yağ dokusunda depolanır ve uzun süre atılamayarak birikir. Sağlığa vermiş olduğu zararın yanı sıra insan yaşamı için hava, güneş gibi vazgeçilmez bir unsurun paketlenip satılması yaşamın metalaştırılmasıdır. Bunun için hem sağlığınız hem de su hakkı için paketlenmiş sulardan uzak durmalı belediyelerden de temiz içilebilir kaliteli suyun evlerimize hatta sokaklarda kurulacak çeşmelerle ücretsiz bir şekilde servis etmeleri hususunda ısrar edip mücadeleyi başlatmalıyız.

Su icmek ve faydalari 2

Suyun ne kadar içilmesi gerektiği konusuna da gelirsek sıcak bölgelerde yaşayan bireyler hava sıcaklığının yüksek olduğu durumlarda kilolarının yüzde 5’i kadar su tüketebilirler. Serin havalarda ise kilolarının yüzde 4’ü kadar tüketmeleri sağlıkları için önemlidir. Mutsuz olduğunuz, ağrılarınızın olduğu ve hasta olduğunuz her an su içmeyi unutmayınız. Su sizin yaşamanızdaki en önemli madde ve en yakınınızdaki hekiminizdir.

Hazırlayan: Doğal Tıp Uzmanı Sergen Sucu

Gaia dergi

Sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yoğurt Mayası Nasıl Yapılır?

Evinizde hiç katkı maddesi girmemiş doğal yoğurt mayalamak istiyorsunuz, ilk mayayı nereden bulacaksınız?

Çevrenizde yoğurt mayalayanlar belki olabilir ama acaba onların yoğurtlarındaki maya gerçekten doğal mı, o mayanın geçmişine güvenebiliyor musunuz? Acaba o yoğurdun geçmişinde maya olarak market yoğurdu kullanılmış olabilir mi?

Veya İngiltere’ye gidiyorsunuz. İngiltere’ye süt ve süt ürünleri sokmak yasak. İlk yoğurdunuzu marketten yoğurt almadan nasıl mayalayacaksınız?

İşte kullanacağınız mayaya güvenemiyorsanız ve o mayanın geçmişini bilmiyorsanız kendi mayanızı kendiniz imal edebilirsiniz. Nasıl mı? Çok çok kolay. Fotoğrafları izleyin ve evde deneyin. 

Malzeme:

  • 15 Adet nohut
  • 1 Su bardağı günlük süt

1. Gün

Bir kavanozun içine 15 adet (kuru) nohut (organik) konur. Üzerine evde 65 derecede pastörize edilmiş veya kaynatılmış ve 38-40 dereceye kadar ılıtılmış doğal süt dökülür. Sütçüden süt alma imkanı olmayanlar günlük pastörize süt kullanabilirler ancak UHT süt yani uzun süre dayanan kutu süt kesinlikle kullanılmamalı. Termometre yoksa, yoğurt mayalama sıcaklığı olan 38-40 derece parmağınızın dayandığı sıcaklıktır. 

Kavanoz kalınca bir beze sarılarak yoğurt mayalar gibi 1 gün mayalanmaya bırakılır. Radyatör yanında bekletilebileceği gibi bir fırın içinde de bekletilebilir. Biz fırını önce 2-3 dakika 100 derecede ısıttık ve çok hafif sıcaklık oluşmuşken fırının içine koyarak bir gün mayalanması için beklettik.  

2. Gün

24 saat sonra mayalamaya bıraktığımız nohutlu sütümüzü fırının içinden alıp içine koyduğumuz 15 adet nohudu çıkarıp, kavanozun ağzını kapatıp buzdolabına koyduk. Ağzı açık koysak daha iyi sonuç alabilir miydik bilemiyoruz. 

3. Gün

Bir gün sonra buzdolabından çıkarılan kavanozun içindeki sıvı bir süzgeç üzerine dökülür. Süzgecin üzerinde kalanlar yapılacak doğal yoğurdun ilk mayasıdır. Maya süzgecin üzerinde toplandı ve yoğurt mayalanacak kaba alındı.

Bu ilk mayanın üzerine 65 derecede evde pastörize edilmiş ve 38-40 dereceye kadar ılıtılmış, 2 su bardağı doğal süt yavaş yavaş karıştırılarak ilave edildi ve mayanın süte karışması sağlandı. Toprak kase sarılarak 12 saat bekletilmek üzere ılık bir ortamda mayalanmaya bırakıldı. Radyatör yanında bekletilebileceği gibi bir fırın içinde de bekletilebilir. Biz fırını önce 2-3 dakika 100 derecede ısıttık ve çok hafif sıcaklık oluşmuşken fırının içine koyarak mayalanması için beklettik.

12 Saat Sonrası

Nohuttan kendi imal ettiğimiz maya ile yapılan ilk yoğurt tutmuş ve işe yaramıştı. Biraz sulu olmasına rağmen 3-5 kez mayalanmada normal kıvamına ulaşacak. Tadı çok güzel ama biraz tatlıydı. Mutlaka herkes denemeli.  

4. Gün

Kendi imal ettiğimiz biraz sulu olan ilk yoğurdu maya olarak kullanarak ikinci yoğurdumuzu mayaladık. 2-3 kaşık yoğurdu maya olarak kullanarak 2 su bardağı süt mayaladık.

5. Gün

İkinci yoğurdumuz birinciye göre daha katıydı. Bugün üçüncü yoğurdumuzu mayaladık. Yine aynı şekilde 2-3 kaşık yoğurdu maya olarak kullanarak 2 su bardağı süt mayaladık.

Bu da üçüncü yoğurdumuzun mayalanması…

6. Gün

Üçincü mayalamanın sonucunda yoğurdumuz yoğurt gibi oldu. Tadı da artık yoğurt.

Ana yoğurdumuzu mayalamadan önce bir kez daha yarım litre sütle bu yoğurttan 2-3 kaşık maya olarak kullanarak dördüncü mayalamamızı yaptık. 

6. Gün

Artık mayamız hazır. Ana yoğurdumuzu istediğimiz kadar sütle mayalayabiliriz. 

kaynak: karatay menüsü

sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 59 Comments »

Hergün Üzüm Yiyerek Bedeninizi Koruyun

Hergün Üzüm Yiyerek Bedeninizi Koruyun

Her gün üzüm yemenin sağlığımız üzerinde çeşitli faydalı etkileri vardır. Bu meyvenin tanelerinin içinde göz ardı etmememiz gereken bir lezzet ve sağlık hazinesi gizlidir. Pek çok şifalı özelliğinin yanı sıra üzümler, anti-kanserojen kapasitemizi arttırır, yorgunluk ve böbrek hastalıkları ile savaşmamızda yardımcı olur. Özellikleri üzümün türüne göre değişiklik göstermektedir. Daha fazlası için okumaya devam edin!

Hem yeşil üzümün hem de kırmızı üzümün sağlığımıza olan farklı yararları vardır bu yüzden marketlerde denk geldiğinizde, üzüm gördüğünüzde almadan geçmemenizi öneriyoruz.

Üzümün faydaları

Red-grapes-1024x680

Kırmızı üzüm Romalılar ve Yunanlılar tarafından çok kullanılan ve sevilen bir meyveydi. Tatlı tatları ve besleyici olmalarının yanı sıra, kırmızı üzümün başka özel özellikleri de bulunmaktadır:

  • Kanseri önler: cezbedici kırmızı rengi daha üzümü gördüğümüz anda bize yüksek miktarda antioksidan ve kanserle savaşmak için çok yararlı olan, fenolik karışımlarla birleşmiş serbest radikaller içerdiğini gösteriyor.
  • Kalp ve damarlar hastalıklarını önler: içerdiği antosiyaninler, tanenler ve flavanoidler kalp sağlığı için çok yararlıdır. Damar genişletici özelliği sayesinde, damarlarda tortu birikmesi önlenir ve böylece damar sertliği gibi sağlık sorunlarının oluşması engellenir.
  • Kabızlığı önler: kırmızı üzün bolmiktarda lif içerir, kabuğu ve çekirdekleri ile yediğinizde ise laksatif etkisi vardır.
  • Midenize iyi gelir: üzüm suyu içmek sindirime yardımcı olur.
  • Enfeksiyonları önler: kırmızı üzüm çok güçlü bir virüs ve bakteri önleyicidir ayrıca kan ve organları arındırmakta da çok yararlıdırlar.
  • Folik asit: beslenme uzmanları hamile kadınlara, hamileliklerinin ilk birkaç ayında kırmızı üzüm yemelerini öneriyor. Hücre bölünmesini arttırıp, ilk birkaç haftada gebeliğin düzgün ilerlemesini sağlıyorlar.

Ancak kırmızı üzümün yüksek şeker oranının diyabet hastaları için iyi olmadığını unutmamalısınız.

 Yeşil üzümün yararları

Üzüm çeşitliliğinin en iyi yanı, yıl boyunca üzüm bulabilmeniz! Eğer marketlerde veya manavda uygun fiyatlı, güzel üzümlere denk gelirseniz, olabildiğince sık almaya çalışın.

  • Düşük yağ: yeşil üzümde kırmızı üzümden daha az şeker bulunur. Karbonhidrat açısından zengindir ve tadı biraz asidiktir.
  • Kolesterol ve sodyum içermez: Böbrek, karaciğer ve bağırsak fonksiyonları için çok yararlıdır. Yüksek oranda potasyum içerirler ve pek çok farklı diyette kullanılabilirler.
  •  Mineral açısından zengindir: özellikle de demir ve potasyum açısından. Bu sayede vücuttaki dokuların yeniden oluşmasına yardımcı olur, kalp fonksiyonlarını geliştirir ve vücudumuzdaki oksijen dolaşımını sağlayan kırmızı hücrelerin üretilmesini tetikler.
  • Kolon kanseri, prostat kanseri ve Alzheimer hastalığını önler: Bütün bu özellikler in nedeni şarabın içinde bulunan antioksidan bir madde olan resveratrol ve kateşindir. Güçlü birer antioksidan olan bu maddeler, bahsettiğimiz hastalıkların önlenmesine yardım eder.
  • Kemiklere iyi bakar: İçindeki K ve B1 vitaminleri sayesinde yeşil üzüm, kemiklerin daha uzun süre sağlıklı ve güçlü olmasına yardım eder.

Sağlığınıza iyi gelmesi için ne kadar üzüm yemelisiniz?

Grape-juice

Her gün üzüm tüketmek çok yararlıdır. Yeşil veya kırmızı, ister sizin için en yararlı olanı isterseniz de en kolay bulabildiğinizi seçin. Günde bir salkım üzüm yemek sağlığınıza iyi gelecektir, eğer salkım üzüm bulamazsanız ana öğününüzden sonra bir bardak taze üzüm suyu da içebilirsiniz.

Unutmayın, üzümü kabuğu ve çekirdekleri ile tüketmek kabızlık için iyi gelecektir ama eğer bir meyve suyu karışımı yapıyorsanız kabuk ve çekirdeklerini ayıklayabilirsiniz de. Zaman içinde sağlığınızdaki değişiklikleri fark edeceksiniz. Kırmızı ve yeşil üzümlerin sağlığımıza olan inanılmaz katkılarını gösteren pek çok çalışma bulunmaktadır.

kaynak: sağlığa bir adım

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evde Sarımsaklı Antibiyotik Krem Yapmayı Öğrenin

Evde Sarımsaklı Antibiyotik Krem Yapmayı Öğrenin

Sağlığa olan faydaları herkes tarafından bilinmese de, sarımsak tüm dünyada sıklıkla kullanılan bir besindir. Enfeksiyonlara, mantara, bakterilere karşı dayanıklılık sağladığı ve hatta kanı temizlemeye yardımcı olduğu için, doğal tıp bu sebzeyi yüzyıllardır tedavi amaçlı kullanmaktadır.

Sarımsak ezildiğinde; eczacılıkta üretilen pek çok ilacın temel maddesi olan, allisin denen bir madde ve bu muhteşem faydaları ortaya çıkar. Bu makalede, çeşitli hastalıkları iyileştirmek için kullanılabilecek harika kremin nasıl hazırlanacağını göstereceğiz.

Evde Kendi İlacınızı Kullanın

Birçok yarada, ezilmiş sarımsak doğrudan yaranın üzerine sürülebilir. Bu, ağrıyı dindirecek ve enfeksiyonları önleyecektir.

Ayrıca, sarımsak sindirildiğinde sağlıklı bakteriyel flora üretimine yardımcı olur ve ağızdan alınan ilaçların mide üzerindeki olumsuz etkilerini giderir.

Ayak mantarı gibi mantardan kaynaklanan enfeksiyonlar için, sarımsak ezilerek doğrudan enfeksiyona uygulanıp üzerine çorap giyilebilir. Ancak bu tedavi için yalnızca uygun görülen çorapların kullanılması ve tedavi bittikten sonra bu çorapların çıkartılması tavsiye edilir. Sarımsak ayrıca isiliklere, aknelere ve uçuklara (genital veya ağızdaki) uygulanabilir.

Sarımsağın faydalarından bir diğeri, soğuk algınlığını ve zatürreyi hafifletmek için göğse sürülebilmesidir. Sarımsağı burun deliklerine sürmek ise, sinüs enfeksiyonlarını ve burun arkası sızıntısını azaltabilir.

Son olarak da; kulak temizleme çubuğuyla kulak içlerine sürüldüğünde, sarımsak muhteşem bir ağrı kesici ve antibiyotik görevi görebilir.

 

Sarımsaklı Krem Nasıl Hazırlanır?

Bu muhteşem, çok kullanımlı karışımı hazırlamak için, yalnızca 3×3 kuralını hatırlamanız yeterli.

Üç malzeme: sızma hindistancevizi yağı, natürel sızma zeytinyağı ve taze sarımsak. Karışımı hazırlamak için, her malzemeden dolu dolu üç yemek kaşığı kullanılmalıdır.

Hazırlanışı

Küçük bir tavanın içine hindistancevizi yağını döküp kısık ateşteki ocağın üzerine koyun. Zeytinyağını ekleyin ve iyice karıştırın. İyice kızdığında ve karıştığında, azar azar sarımsağı ekleyin ve ocağın altını kapatın. Karışımı blendıra koyun veya havan ve tokmak ya da kahve öğütücüsü kullanın. Elde ettiğiniz karışımı süzün ve bir kavanoza koyun. İşte hazır! Artık kendi antibiyotik kreminiz ve ağrıkesiciniz var! Kremi buzdolabında saklayın ve iki hafta dayanması için ara ara karıştırmayı unutmayın.

Açıklama

Karışım ilk hazırlandığında, süt rengine benzer bir renkte olur. Daha sonra yavaş yavaş yumuşar ve koyulaşır. Buzdolabına koyduktan birkaç saat sonra daha yoğun ve sürülebilir bir kreme dönüştüğünü göreceksiniz.

Makaleyi buraya kadar okuduysanız, bu eski doğal ilaca merak duyuyorsunuz demektir. Geriye tek bir önerimiz kalıyor: hindistancevizi kullanmanıza rağmen sarımsağın kokusu kalacaktır. Bu yüzden bu kremi yalnızca evde kullanmaya çalışın çünkü koku kıyafetlerinize de sinebilir. Yani yalnızca tedaviye uygun kıyafetler giymeli ve bu kıyafetleri diğer çamaşırlarla birlikte yıkamamalısınız.

İşte bu kadar. Gördüğünüz gibi bu ev yapımı sarımsaklı antibiyotik kremin hazırlanışı çok basit. Tüm aile için sayısız faydası olacak bu doğal ilacı siz de bir an önce hazırlayın.

Fotoğraf, Laureipsum izniyle kullanılmıştır.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tıkalı burnu açma ve dolan sinüslerinizi boşaltmak için pratik bir yolu sizler için paylaşıyoruz.

Burun-Tikanikligi-Nasil-Giderilir-2zus40tyga5js2rt87suf4[1]

Tıkalı burun nasıl açılır?
Burun tıkanıklığı nasıl giderilir diye düşünüyor ve bir çok yöntemi uyguladıktan sonra hala çaresizseniz bir de bu yöntemi denemelisiniz.

Tıkalı burnu açma ve dolan sinüslerinizi boşaltmak için pratik bir yolu sizler için paylaşıyoruz.

Dolu sinüsleri boşaltabileceğiniz ve burun tıkanıklığını giderecek olan bu yöntemi belki de ilk defa duyacaksınız.

Tıkalı Burun Nasıl Açılır?
Dilinizi üst damağınıza yerleştirin ve baskı uygulayın.
Dilinizle damağınıza baskı uygularken, baş parmağınızı da iki kaşınızın arasına yerleştirip baskı uygulayın.
Bu şekilde 20 saniye bekleyin. Sinüslerinizin açıldığını ve burnunuzun aktığını göreceksiniz.
Burun tıkanıklığını gidermek işte bu kadar kolay. Özellikle de hasta olduğunuzda ve burnunuz tıkandığında bu yöntemi denemelisiniz.

kaynak: sosyal tarif

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Böbreklerinizi Bir Haftada Doğal Bir Şekilde Temizleyin

 böbrekler[1]

Böbreklerinizin görevlerinin arasında, kanınızı potansiyel olarak tehlikeli olan maddelerden idrar yoluyla temizlemek ve vücutsal sıvıları düzenlemek de vardır. Bunlar hayati organlar olduğu için onlara iyi bakmanız ve dengelerini korumanız gerekir.

Yılda bir veya iki kere uygulayabileceğiniz haftalık bir detoks ile böbreklerinizi kolayca ve doğal bir şekilde nasıl temizleyebileceğinizi açıklayacağız.

Ön Öneriler

Böbreklerinizi temizleyeceğiniz hafta süresince aşağıdaki gıdaları tüketmemeye özen gösterin:

  • Süt ve süt ürünleri
  • Başta kırmızı et ve söğüş olmak üzere etler
  • Deniz ürünleri
  • Beyaz şeker
  • Rafine veya sofra tuzu
  • Alkollü içecekler
  • Kahve
  • Tütün

Eğer ilaç kullanıyorsanız öncesinde doktora görünmenizi öneririz. En iyisi temizliği ilaç kullanmadığınızda uygulamaktır.

Ulak Otu ve Ananas Kabuğu Çayı

Her gün bir litre ulak otu ve ananas kabuğu çayı hazırlayın. Ananas kabuğunu yıkayın ve pişirin. Ulak otunu 10 dakika kaynatın ve 5 dakika da demlenmesine izin verin. Ananas kabuğunu ise 20 dakika kaynatın ve 10 dakika demlenmesine izin verin. Bunları ayrı ayrı olarak veya aynı anda hazırlayabilirsiniz.

ananas-kabuğu

Bu çay ılık bir hal aldığında buna bir miktar şeker otu katarak tatlandırabilirsiniz.

Bunu gün içerisinde mutlaka öğünlerin haricinde için. Öğleden sonra bu içeceği içmemenizi öneririz, çünkü geceleyin tuvalete gitmenize neden olacaktır.

Bu çay silikon gibi mineraller açısından zengindir ve vücudunuzdan fazla sıvıların elimine edilmesine ve böbrek iltihaplanmasını durdurmaya yardımcı olur.

Eğer idrar yolu enfeksiyonlarından muzdaripseniz, çaya ayrıca papaya da katabilirsiniz.

Arındırıcı Diyet

Arzu ettiğiniz sonuçları elde edebilmek için yediğiniz gıdalara dikkat etmelisiniz ve buradaki kurallara sıkı bir şekilde uymalısınız. Ayrıca vücudunuzun ani bir değişiklik deneyimlememesi için hem arındırıcı temizliğin öncesinde, hem de sonrasında diyetinize dikkat etmelisiniz.

Kahvaltı

Kahvaltıda bir meyve veya sebze içeceğinin yanı sıra yulaf ezmesi veya birkaç adet kepek ekmeğiyle tahin, avokado, yumurta veya sarımsak ve tereyağı tüketebilirsiniz.

Öğle Yemeği

Öğle yemeğine her gün soğan çorbasıyla başlayın. Bunu hazırlamak için her bir litre su için bir adet soğan haşlayın. Buna bir miktar maydanoz, limon ve bir tutam deniz tuzu ve acı biber katabilirsiniz.

İkinci bir tabak olarak aşağıdaki seçeneklere sahipsiniz ve her gün bunların arasından istediğiniz bir tanesini yiyebilirsiniz:

  • Kahverengi pilav ve baklagiller
  • Beyaz et ve salata
  • Balık ve ızgara sebzeler
  • Pesto soslu (taze fesleğen, çam fıstığı veya ceviz, sarımsak, yağ ve bir miktar deniz tuzu, hepsi iyice kıyılmalıdır) tahıllar (darı, quinoa, yulaf ezmesi).
  • Yumurta ve guacamole ile pirinç veya mısır kekleri
  • Mantar ve bezelyeli makarna
  • Domates, roka, avokado, salatalık, kuru meyveler, mısır, zeytin ve bir adet haşlanmış yumurtayla kepekli tost.

soğan-çorbası

Akşam yemeği

Akşam yemeği her gün bir sebze çorbasından oluşacaktır (lahana, kabak, balkabağı, soğan, vs.). Bunu bir çay kaşığı toz zerdeçal ve bir çorba kaşığı yulaf ezmesiyle birlikte kaynatın.

Tatlı olarak pişirilmiş elma ve fındık yiyebilirsiniz.

Öğünlerin Arasında

Eğer gün başlarında veya ortasında kendinizi aç hissederseniz meyve veya kuru meyve (hurma, erik, kayısı) yiyebilirsiniz.

Su İçmeniz Şart

Gün boyunca öğünler dışında vücudunuzun ihtiyacına göre su içmeniz gerekir. Bunu aşırıyı kaçmadan vücudunuzun gereksinimlerini karşılayacak şekilde yerine getirin. Eğer böbreklerinizde iltihaplanma söz konusuysa ve normal bir şekilde idrar çıkamıyorsanız, o zaman bu durum iyileşene kadar sıvıları abartmamakta yarar var.

Vücudunuzun güne iyi bir şekilde başlamasını ve işlevlerini yerine getirmesini sağlamak için aç karna ılık su içmek oldukça önemlidir.

Böbreklerinizi Isıtın

Böbrekleriniz, karaciğerinizle birlikte ısı uygulamasından doğrudan yararlanabilmektedir çünkü bu organların soğuma eğilimi vardır. Böbrekler aynı zamanda enerji seviyelerinizle yakından ilişkilidir ve bunlara ısı uygulamak onların sağlığını iyileştirecektir ve onları canlandıracaktır.

Bunu günde yarım saat süresince elektrikli bir ısıtıcı veya bir su torbası gibi bir alet aracılığıyla, masajla veya tüm alanı doğal yünle sararak uygulayabilirsiniz. Bu özellikle hava soğuk olduğunda akılda bulundurulmasında yarar olan bir tavsiye.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Damarlarınızı Temizlemek İçin Doğal Çözümler

Damarlarınızı Temizlemek İçin Doğal Çözümler

Damar tıkanıklığı kalp krizine neden olabilir. Bu yüzden, yaşam kalitenizi arttırmak için damarlarınızı “temiz” ve “açık” tutmanız çok önemlidir.

Her gün yediğiniz yiyecekler sağlığınıza zarar veriyor olabilir ve damarlarınızı tıkayarak kalbinize olan kan akışını engelleyebilir. Damarlarınızı temizleyecek yiyecek ve tedavileri öğrenmek için okumaya devam edin.

Damarlarınızı temizlemek için en iyi yiyecekler

  • Sarımsak: Sarımsağın ne kadar faydalı olduğunu biliyor musunuz? Sağlığa olan yararlarından dolayı sarımsak, evde hazırlanan tedavilerin çoğunda kullanılır. Çünkü sarımsağın içerdiği antioksidanlar bedendeki hasarla savaşır. Damarlardaki yağın (düşük yoğunluklu lipoproteinler, LDL veya “kötü kolesterol”) azaltılmasını sağlar. Tansiyonu düşürür. Sarımsağı isterseniz çiğ isterseniz pişirilmiş olarak tüketebileceğiniz sayısız tarif vardır.

Artery

  • Yulaf: Yulaf kendisinin yedi katı sıvı tutabilir ve düşük karbonhidrat içerir. Genelde endüstriyel atıştırmalıklar, pastane ürünleri, kekler ve etlerde kullanılır. Yulaf çok basit bir yiyecektir, kolesterolün damar duvarlarına “yapışmasını” ve damar sertliği oluşmasını önler, kalp hastalığı riskini azaltır.
  • Nar suyu: Kaliforniya, Los Angeles, İtalya ve Nepal’de yapılan araştırmalar, nar suyunun diğer tüm meyve ve malzemelerden hatta yabanmersini, portakal ve böğürtlenden daha fazla miktarda antioksidan içerdiğini göstermektedir.
  • Elma: Bu lezzetli meyve yüksek oranda, kolesterole bağlanan ve kolesterol seviyelerini düşüren bir lif olan pektin içerir. Ayrıca düzenli tüketildiğinde kalp krizi riskini %50 azaltan flavanoidler de içermektedir.

Artery2

  • Yağlı balık: Bedenin düzgün çalışmak için ihtiyaç duyduğu, son dönemde çok popülerleşen Omega-3 yap asitlerini içerir. Ayrıca damar tıkanıklıklarını açar. Bu tür balıkların arasında; sardalya, ringa, alabalık, ton balığı, uskumru ve somon bulunmaktadır.
  • Ceviz: Yüksek miktarda mono doymamış yağ ve Omega-3 yağ asidi içerir. Badem, fındık, yer fıstığı ve pekan cevizi gibi diğer yemişler de önerilmektedir. İster ara öğün olarak ister atıştırmalık veya meze olarak tüketebilirsiniz.
  • Zeytinyağı: Bir başka süper besin. Tüm özelliklerinden faydalanabilmek için soğuk preslenmiş natürel sızma zeytinyağı tüketmelisiniz. Bu yağ hem yemeklerinize lezzet katacak hem de kalp hastalığı riskini azaltacaktır çünkü zeytinyağı mono doymamış bir yağdır. Damarların duvarlarına yapışan tabaka “oksidize” olmuş kolesterolür.
  • Avokado: Bu meyve bol miktarda, vücut içerisinde oksidize olmayan mono doymamış yağ içerir. Bu sayede damar sertleşmesi veya damarlarda tabaka oluşması riskini yükseltmez.

Artery3

 
  • Domates: Yüksek miktarda likopen içerir. Bu oksitleyici, kötü veya LDL kolesterolün oksitleşip damar duvarlarına yapışmasını önler. Her gün öğünlerinizde domates tüketmek sizin için çok faydalı olacaktır.
  • Ispanak: Temel Reis’in o kadar güçlü olmasının nedeni ıspanak yemesiydi. Ispanağın yüksek oranda, kolesterolün oksitlenmesini önleyip damar sertleşmesi riskini önlediği bilinen C ve A vitamini içerdiği kanıtlanmıştır. Ispanak, marul veya pazı gibi pek çok sağlıklı özelliği olan, yeşil yapraklı bir bitkidir.
  • Tam tahıllar: Öğütülmemiş pirinç, esmer veya çavdar ekmeği, yulaf unu; tüm bunlar kalp sağlığı için çok faydalıdır. İçerdikleri çözülebilir lifler, kötü kolesterolün azaltılmasına ve damarlarda plak oluşmasının önlenmesine yardımcı olur.
  • Kuşkonmaz: Kuşkonmaz bulunabilecek en başarılı kan ve damar arındırıcısıdır. Damarlardaki kan basıncını azaltır, zararlı hatta ölümcül pıhtıların oluşmasını önler.

Artery4

Damarlarınızı temizlemeniz için üç tarif

Kendinizi yorgun hissediyor ama nedenini bilmiyorsanız veya kan testleriniz kolesterolünüzün yüksek olduğunu gösteriyor ama siz ilaç kullanmak istemiyor veya ilaç tedavisine doğal yollarla destek olmak istiyorsanız, sizinle paylaşacağımız bu 3 doğal damar temizleme tarifini bir kenara not edin.

  • Yarım bardak elma sirkesi ve bir diş kıyılmış sarımsağı iyicene karıştırın. Sabahları kahvaltıdan önce için ardından da bir bardak su için. Bir hafta boyunca tekrarlayın.
  • 3 havuç ve iki elmanın suyunu sıkın. Buzdolabına koyup daha sonra içebilirsiniz. Sabahları kahvaltıdan önce bir bardak için. Yedi gün boyunca tekrarlayın.
  • 3 yemek kaşığı bal ve yarım limon suyu ile bir karışım hazırlayın. İki yemek kaşığı ılık su ekleyin. İyicene karıştırın ve bir hafta boyunca her gün için.

Artery5

Fotoğraflar Patrick J Lynch, Colin Davis, lowjumpingfrog, Dan Foy, Jaanus Silla ve Alan Levine’in izniyle kullanılmıştır.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.

11986915_1181132375233879_7443601413258773913_n[1]  1898010_1181132348567215_5076275826304156839_n[1]

TROİD TEDAVİSİ
Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.
Troid bezinin çok çalışması ve ya az çalışmasının tedavisinin yanısıra HAŞİMATO TROİDİ adı verilen troid bezi iltihaplanmasının da tek tedavi (ilaçsız) şekli taze sıkılmış ZENCEFİL SUYU’dur.
Kullanım:
Sabah: 1 çorba kaşığı ( sabah ezanı aç iken )
Akşam: 1 çorba kaşığı ( akşam ezanı aç iken)
Hazırlanışı: Aktardan, büyük marketlerden ( AVM lerde de bulabilirsiniz) tedarik edeceğiniz taze zencefili yıkadıktan sonra katı meyve sıkacağında ve ya rende yardımıyla suyunu elde edebilirsiniz.
Her defasında taze olarak suyunu elde edebileceğiniz gibi bir küçük kavanozda bir kaç günlük olarak da hazırlayıp kullanabilirsiniz.
Zencefilin her zerresi çok değerlidir. suyu çıktıktan sonra geriye kalan tüm kısımları çay olarak hazırlayıp ailenize limon ve bal eşliğinde bir akşam çayı keyfi yaşatabilirsiniz. (Bu sayede hem bu rahatsızlıkları hem B12 vitamin eksikliği yaşamazlar)
Not: Taze zencefil suyu oldukça acıdır. İlk defa zencefil suyu ile tanışacak kardeşlerimiz başlangıç itibari ile tadından dolayı sıkıntı yaşayabilirler. Fakat zaman içinde sıhhatinize kavuştuğunuzu gördükçe bundan bile keyif aldığınızı göreceksiniz.
HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR…!
Sadece kan sulandırma özelliği olduğundan kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil aldıkları sürece bu ilaçları almaması gerekiyor. O ilacın görevini de zencefil suyu zaten gerçekleştirir.
Troidi az çalışan da çok çalışan da Haşimato troidi olan da mutlaka sonuca ulaşıyor.
TROİDLERİNDE NODÜL MEVCUT OLAN KARDEŞLERİMİZ DE DIŞARDAN NODÜLLERİN ÜZERİNE ZENCEFİL SUYU

kaynak: şifa damlacıkları

şifa evreni facebook sayfası

SÜREREK NODÜLLERİNDEN KURTULABİLİRLER.
BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN BİR KERE PAYLAŞINIZ TEŞEKKÜRLER

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

OSMANLI HEKİMLERİNİN İLACI GÜL

osmanli-hekimlerinin-ilaci-gul[1]

Uzmanlar, gülün sağlıkta sihirli bir güç olarak kabul ettiklerini belirttiler.”

Bir tutam gülün, baş, göz ve kulak ağrılarını giderdiği, bayılanı ayılttığı, cilde, beyne kuvvet, kalbe ferahlık verdiği, mide ve karaciğere şifa dağıttığı ifade edilen kitapta sağlıklı yaşam için de önemli ipuçları veriliyor.  Kokusu, rengi ve görüntüsüyle insanların duygularını ifade ederken iyi ve güzel olan her seyle özdeşleştirdiği gülün “ilaçların da en güzeli olduğu” bir kitapla anlatıldı.

Her Birinde Şifa Saklı

Göz hastalıkları, gözler, göz altları, göz kapağı ve çevresindeki sislikler için kuru gülle hazırlanan ilaçları öneren gül kurusunun sivilce, çıban ve cilt hastalıklarına iyi geldiğini bildirdiler. Gülün şarap veya sirke içinde pişirilmesiyle elde edilen gül lapasının da bas, göz ve kulak ağrılarını giderdiğini ifade den gülün C vitamini içerdiği ve bu nedenle soğuk algınlıklarında, enfeksiyonlarda bedenin savunma sistemini güçlendirdiğini vurguladılar.

Gülün kokusunun uzun süre kalmasını sağlamak amacıyla damıtma yöntemiyle yapılan gülsuyunun da birden fazla derde deva olduğuna değinen serinletici, ferahlatıcı özelliğinden dolayı ateşlenmeler ve ateşli hastalıklara tavsiye edilen gülsuyunun, sinirlilik, öfke ve heyecanlanmalarda yüze ve basa sürülebileceği önerisinde bulundular. Osmanlı döneminde bayılanlara gülsuyu kullanıldığını anlatarak, baş ağrılarında basa sürülen gülsuyunun, baştaki ateşi aldığını, ağrılara iyi geldiğini ve beyne kuvvet verdiğini ifade ettiler.

Gülsuyunun ağız ve boğaz ağrılarında, ferahlatıcı etkide bulunduğunu kaydeden uzmanlar “Osmanlı hekimlerinin ilacı, saraylı kadınların güzellik sırrı olan gülden daha fazla yararlanmayı bilmeliyiz” dan yararlanarak elde ettikleri bilgilere de yer verdiler. 13’üncü Yüzyılın önemli hekimi İbni Baytar’ın, gülsuyunu kaynatarak, buharına bası tutmanın, göz kızarıklıklarında, göz ağrılarında faydalı olduğunu ve yeni başlayan göz hastalıklarını tedavi ettiğini, hastalığın ilerlemesini önlediğini bildirdiğini aktardılar. Gülden elde edilen macunun da birçok alanda ilaç olarak kullanıldığını anlatan bu macunun sindirimi kolaylaştırdığı, karaciğere kuvvet verdiği ve midedeki salyayı, balgamı temizlediğini söylediler.

Gül macununun hazırlanışı hakkında da bilgi veren uzmanlar şöyle konuştular: “Yaklaşık 400 gram gül yaprağı alınır ve temizlenir, 800 gram şekerle güzelce ovulur, ardından kabın içinde güneşe bırakılır. Arada karıştırılarak 20 veya 30 gün güneşte bekletilir, sonra sırlı çömleğe konur. Hazırlanan gül macunun en önemli tıbbi etkisi, balgam salgılanmasını düzeltmesi, mideyi ve karaciğeri kuvvetlendirip rahatlatmasıdır.”

Gülsuyu ile hazırlanan ve Osmanlı’da “Cüllab” ismi verilen macunun da ateşi düşürdüğü ve harareti yok ettiğini kaydeden birçok hastalığın tedavisinde gül şurubu ile gül şerbetininin kullanıldığını söylediler. Gülden elde edilen gül sirkesinin de mide ve karaciğer için adeta şifa kaynağı olduğunu dile getirdi. Kokusundan esans yapılan gülyağının da bir tür ilaç olduğunun altını çizen gülün kokusunun dahi şifa kaynağı olduğunu savundular.

kaynak: tarım pusulası

Güzellik İksiri Gül

Gülün gençleştirici, kırışıkları giderici ve onarıcı etkisinin ispat edildiğini bildiren gül maskesini, tonik olarak gülsuyu ve gülyağı kullanılmasını tavsiye ettiler.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ ŞAŞIRTICI EKTİLERİ…KAÇIRMAYIN…

images[1]

Zeytin yaprağı çayı

Zeytin yaprağı, doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olması nedeniyle hastalıklardan
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
“oleuropein” ve “eleonik” asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır

Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.

Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein’ in içeriğinde bulu-nan “elenolik asit” ve oleuropein türevi olan “kalsiyum elenolat” çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ

ANTİMİKROBİYAL ETKİ

Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.

KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ

İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein’ in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.

HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )

Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI

Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran “oleuropein” adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.

40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan “oleuropein” maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100′e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR

Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
Antioksidan Etki
Bronşit
Soğuk Algınlığı
Kulak Enfeksiyonları
Fibromalarya
Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü
Salmonella sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Hepatit A,B,C
Zatürre
Cilt Rahatsızlıkları
Zona
Romatizmal Hastalıklar

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ

Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çekirdekten Limon Ağacı Yetiştirin

Çekirdekten Limon Ağacı Yetiştirin

Özellikle iklimin güneşli ve ılıman olduğu yerlerde limon ağaçları yıl boyunca bulunur. Ancak, pek çoğumuzun bilmediği ev içerisinde limon ağacı yetiştirmenin de mümkün olduğudur. Böylece, hem çok lezzetli hem de çok sağlıklı olan limonlardan yıl boyunca yararlanabiliriz.

Eğer bir limon ağacından dal çekiği alma şansınız varsa ağacınızı yetiştirmeye başlamanız daha kolay olur ve çok daha kısa sürede meyve almaya başlayabilirsiniz. Ancak dal çeliğinden ağaç yetiştirmek çok da kolay değildir ve iyi sonuç almak için oldukça fazla bakım gerektirir. Öte yandan, limon ağıcınızı yetiştirmeye çekirdekten başlamak çok tatmin edici bir deneyim olabilir, meyve almaya başlamanız 3 ila 6 yıl arası sürecek olsa da.

Limonun da içinde bulunduğu narenciyeler sağlığımız için çok yararlıdır, özellikle evinizde yetiştirmek gibi bir kolaylık olduğunda meyveleriniz hem daha taze hem de daha kaliteli olacaktır. Üstelik hiç bir kimyasala maruz kalmadıklarından emin olabilirsiniz. Evde tohumdan kendi limon ağacınızı nasıl yetiştirebileceğinizi öğrenmek mi istiyorsunuz? O zaman okumaya devam edin!

Kendi Limon Ağacınızı Yetiştirmek İçin İhtiyacınız Olanlar

Bir Limonlimon

Burada önemli olan organik bir limonla başlamak çünkü organik olmayan limonların tohumları steril olabilir. Herhangi bir limon tohumu yani çekirdeği işinizi görecektir ancak yer sorununuz varsa ya da ilkim dışarıda tutmanıza uygun değilse Meyer denilen bir tür limonla başlamanızı öneririz. Bu daha küçük bir limon türüdür ve süs bitkisi olarak da kullanıldığından saksıda yetişmesi daha kolaydır.

Saksı Toprağı

Herhangi bir saksı toprağı işinizi görecektir ancak biz turba yosunu, perlit (incitaşı), vermikülit ve organik gübreden oluşan bir karışım kullanmanızı öneriyoruz.

Saksılimon-agaci1

Filizlenme dönemi için, altında delikleri olan 12-15 cm derinliğinde ve 7-8 cm çapında kaplar yeterli olacaktır. Filizlendikten sonra ağacınızı başka bir saksıya geçirmeniz gerekeceğini unutmayın. Limon ağacınız derin bir kaptan çok geniş bir kabı tercih edecektir.

Güneş Işığı

Limon ağaçları oldukça fazla güneş ışığına ihtiyaç duyar, özellikle de filizlenme dönemlerinde. En iyisi onları güneş alan bir pencerenin kenarına ya da bahçede güneş görecekleri bir köşeye yerleştirmektir. Eğer yeteri kadar güneş alan bir iklimde yaşamıyorsanız bitki yetiştirmek için kullanılan ışıklardan yararlanabilirsiniz.

Limon Çekirdeğini Nasıl Filizlendireceğim?

  • Önce toprağı ıslatın. Bir kovanın içerisine biraz toprak koyun ve iyice ıslak hale gelene kadar su ekleyin.
  • Limonu ikiye bölün ve size en iyi görünen çekirdeği seçin. Ardından, çekirdeği ağzınıza atın ve limon tadı gidene kadar emin. Unutmayın, çekirdeğin çimlenmeye başlayabilmesi için nemli kalması gerekir bu nedenle toprağa koyacağınız ana kadar ağzınızda tutun.
  • Çekirdeği toprağın 1-2 cm altına gömün ve üstünü kapatın. Bir sprey şişesiyle nazikçe sulayın.
  • Çekirdeği sıcak ve nemli tutmak için saksının üzerini plastikle sarın. Üzerine bir kaç delik açtığınız plastik bir torba ya da streç film kullanabilirsiniz.
  • Saksınızı sıcak ve güneş alan bir yere koyun. Sık sık kontrol edin ve toprağın tamamen kurumasına izin vermeyin. Ayrıca aşırı sıcağın ya da nemin tohumun çürümesine neden olacağını da aklınızda bulundurun.
  • İki üç hafta sonra limon ağacınızın ilk filizlerini göreceksiniz. Üzerindeki plastiği çıkarın ve küçük ağacınızı doğrudan güneş alan bir yere koyun.
  • Ağacınıza her gün bakmayı unutmayın, ona bol bol su, güneş ışığı ve organik gübre verin.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

İyi Karbonhidratlar-Kötü Karbonhidratlar

Kaynak: Aroma Sağlıklı Yaşam Kulübü

Daha sağlıklı ve bilinçli beslenmek için

Sağlıklı Yaşam Koçu Şevval Nüketi Arayınız…

0533 620 50 07

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yağ bezesi nasıl geçer?

aloe-vera-resimleri-6484[1]

Bir diğer adı “epidermal kist” olan yağ bezeleri en sık kulak arkası, yüz veya sırtta oluşur. İçi sebumla dolu olan bu kistler genellikle zararsızdır ve çoğunlukla herhangi bir tedaviye gerek kalmadan zaman içinde kendiliğinden geçer. Ancak bazı durumlarda yağ bezesi çok büyükse, ağrı yapıyorsa veya enfeksiyon kaptıysa profesyonel bir tedavi gerektirebilir.

Yağ bezeleri parmak uçlarıyla yerinden oynatılabilir, serttir, genellikle sarı, beyaz ve cildin kendi renginde olurlar, ağrı yapmazlar. Yağ bezesi oluşmasının başlıca nedeni cilde yağ (sebum) sağlayan yağ bezlerinin yolunun tıkanmasıdır. Bunun dışında aşırı testosteron üretimi, aşırı yağ üretimi, güneş ışığı, şişen saç kökleri, akneye yatkın cilt, tıraş veya ağdanın yağ bezesi oluşumuna neden olduğu bilinmektedir.

Küçük yağ bezeleri için evde bitkisel çözümleri deneyebilir veya eczanelerde reçetesiz olarak satılan merhemleri kullanabilirsiniz. Ancak büyük yağ bezelerinin enfeksiyon kapma riski daha yüksek olduğu için bir cilt doktoruna gitmeniz en güvenli tedavi yolu olacaktır.

Yağ Bezeleri İçin Bitkisel Çözümler ve Evde Tedavi Yöntemleri
Buhar: Buhar, ısı ve nem yağ bezesinin yumuşamasına yardımcı olur. Yumuşayan yağ bezesinin kendi kendine boşalma ihtimali artar. Yeterli ısı ve buharı sağlamak için sık sık sıcak suyla duş alabilirsiniz. Bir diğer yöntem ise bir havluyu buharda ısıtarak veya sıcak suyla ıslattıktan sonra iyice sıkarak bezenin üstüne kompres yapmaktır. Sıcak kompresi gün içinde 20-30 dakikalık sürelerde 3-4 defa uygulayın.

Çay Ağacı Yağı: İltihabı önleyici ve bakterileri temizleyici özelliği bulunan çay ağacı yağı sivilcelerde olduğu gibi yağ bezeleri tedavisinde de önerilen doğal yağlar arasında yer alıyor. Çay ağacı yağını gün içinde 2-3 kez direkt yağ bezesinin üstüne ve çevresine sürebilirsiniz. Bu uygulama bezenin iyileşme süresini kısaltırken bakterileri temizleyerek enfeksiyon riskini önemli oranda azaltır.

Aloe Vera: Aloe vera jeli yağ bezesini yumuşatır, boyutunu küçültür ve iyileşme süresini kısaltır. Bir miktar jeli her gün düzenli olarak bezenin üstüne sürün. Aloe veranın anti bakteriyel özelliği de vardır ve bakterileri temizler.

Hintyağı: Yağ bezesine düzenli olarak hintyağı sürmek bezenin daha kısa sürede boyutunun küçülmesini sağlar. Hintyağını uygulamak için küçük bir parça pamuklu kumaşa veya bir parça pamuğa 4-5 damla hintyağı damlatıp bezenin üstüne yerleştirin. Daha sonra yağın etkisini göstermesi için üzerine sıcak havlu koyun ve 30 dakika kadar bekletin. Bunu gün içinde 2-3 kez tekrarlayabilirsiniz.
Not: Hintyağını ağız yoluyla tüketmeyin.
Sirke: Sirke özellikle enfeksiyon riski yüksek yağ bezesini temizlemek ve küçültmek için oldukça etkili bir çözümdür. Sirkeyi beze üzerinde sürdükten sonra gazlı bezle veya beze çok küçükse yara bandıyla kapatın. 3-4 gün bu şekilde beklettikten sonra yara bandını çıkarın ve bir parça pamuğu ılık suyla ıslatıp sirkeyi temizleyin. Bu uygulamayı beze iyice temizlenene kadar tekrarlayın.

Bal: Cilt yüzeyinde kullanıldığında yaraların iyileşme sürecini hızlandıran bal yağ bezesi tedavisinde de kullanılabilir. Balı yoğun bir merhem kıvamına gelinceye kadar buğday unuyla karıştırın. 1 çay kaşığı bal için 1 çay kaşığı un yeterli olacaktır. Daha sonra bu karışımı beze üzerine sürün ve üzerini kapattıktan sonra 1 gece bekletin.

Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yağ bezesini yumuşatmadan patlatmaya çalışmayın. Bezeye iğne veya ucu sivri herhangi bir şey sokmayın, kesmeyin. Tüm bunların bezenin iltihaplanmasına ve derinin alt tabakalarına yayılmasına neden olabilir.

Bezeyi sık sık anti bakteriyel sabunla veya anti bakteriyel özelliği bulunan ıslak mendillerle temizleyin.

Bezeyi oluşturan irin akmaya başladığında temizliğe son derece özen göstermeniz gerekiyor çünkü enfeksiyon riski artıyor. Bu irinin yayılmasını önlemek için gazlı bez veya yara bandı kullanın.Yağ bezesi iltihaplanırsa, rengi kırmızıya dönerse, aşırı miktarda irin akıyorsa, çok büyükse ve ağrı yapmaya başladıysa mutlaka bir doktora gidin.

Kaynak:sağlıkhaberleri

mutlaka bir doktora gidin.

kaynak: Fatoş Pabuccu Tuncay

Sağlıkla kal syfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eklem Ağrılarına Elveda: 5 Denenmiş Çözüm

Eklem Ağrılarına Elveda: 5 Denenmiş Çözüm 

Eklem ağrısından mı şikayetçisiniz? Size ağrınızı azaltıp dindirebilecek beş önerimiz var.

Daha önce hiç sanki tüm gece hiç uyumamış gibi yorgun uyandığınız oldu mu? Ellerinizi bile oynatmak canınızı yakar, merdivenlerden inerken dizleriniz acır.

Bu dayanılmaz eklem ağrılarını nasıl tedavi edebilirsiniz? Size bu konuda günlük hayatınızda uygulayabileceğiniz bazı önerilerimiz olacak.

Eklem ağrısını geçirmek için öneriler

Pek çok kişi romatizma, artrit ve osteoartrit gibi hastalıkların neden olduğu eklem ağrılarından şikayetçidir. Bu ağrılar her zaman geçirilemeyebilir ancak çeşitli taktikler sayesinde ağrıların şiddeti azaltılıp yaşam kalitesini düşürmesi önlenebilir.

Her zaman doktorunuzun önerilerine uymalı ve anti-enflamatuar alımını abartmamalısınız çünkü onların da zararlı yan etkileri olabilir. Bu yüzden size çeşitli doğal çözümler öneriyoruz!

1: Her gün zencefil

zencefil

Yakın dönemde Miami Üniversitesinde yapılan bir çalışma, günde 2 kapsül zencefil tüketmenin eklem ağrısı ve enflamasyonuna iyi geldiğini ortaya çıkartmıştır. Zencefilin etkisi ibuprofenden hem daha faydalıdır hem de mide yanması ve dolaşım bozukluğu riski taşımaz. İster sağlık ürünü satan yerlerden ister marketlerden zencefil alabilirsiniz. Her gün, günde iki sefer bir yemek kaşığı zencefili bir bardak su ile tüketirseniz günlük önerilen miktarda tüketmiş olursunuz.

2: Çeşitli yiyeceklere dikkat edin

süt

Bu yiyecekleri ya hiç tüketmemelisiniz ya da çok az miktarda tüketmelisiniz:

  • Laktoz: Laktozun içindeki süt proteini eklem enflamasyonuna neden olur. Eğer çok sık süt ve yoğurt tüketiyorsanız, yaşam kalitenizi arttırmak için bu besinleri yavaş yavaş beslenme düzeninizden çıkartmalısınız.
  • Kırmızı et: Kırmızı etleri tamamen hayatınızdan çıkartmaya çalışın, kırmızı et hem sağlıklı değildir hem de damarlarda kolesterol sorunlarına yol açabilir.
  • Buğday: Şaşırdınız mı? Yapılan çalışmalar buğday ve diğer tahılların içerdiği glutenin, artriti olan kişilerde eklem ağrısı ve enflamasyona neden olduğunu göstermektedir. Beslenme düzeninizden gluteni çıkartmak biraz rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Gluten tüketmeyi bıraktıktan sonra bir değişiklik görmediklerini söyleyen bazı kişiler olsa da, pek çok kişi gluteni tamamen hayatlarından çıkarttıktan sonra yaşam kalitelerinde ciddi bir artış olduğunu belirtmektedir.
  • Yumurta: Eklem ağrılarını şiddetlendirecek diğer şeylerin yanısıra sarısında kolesterol barındıran bu hayvansal ürünü tüketirken dikkatli olmalısınız. Yumurta hem sağlıklı bir besin hem de iyi bir protein kaynağı olsa da, istenmeyen yan etkilere neden olabilirler.
  • Patlıcangiller: Bu ismi daha önce duydunuz mu? Patlıcangiller derken domates, biber, patlıcan gibi yiyeceklerden bahsediyoruz. Bu çiğ sebzeler kas-iskelet sisteminde soğukluğa neden olabilirler; ayrıca eklem enflamasyonu ve migrene de neden olabilirler. Bunun nedeni solanin adı verilen bir toksik bir alkaloittir ve bu madde enflamasyona neden olabilir veya zaten bu tarz bir şikayeti olan kişinin durumunu kötüleştirebilir. Bu durumda tüketebileceğiniz en sağlıklı sebze havuçtur.

3: Sabahları yeşil çay

Yeşil çay sever misiniz? Seviyorsanız çok şanslısınız! Yeşil çayın içerdiği antioksidanlar artrit ve eklem ağrısı ile savaşıp oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Her sabah bir bardak içmeyi unutmayın.

4: E vitamini, en büyük yandaşınız

e vitamini

E vitamininin artrite karşı olan faydalarını biliyor musunuz? Günde iki kapsül almanızı öneriyoruz. E vitamini kapsüllerini eczane veya sağlıklı yaşam mağazalarından alabilirsiniz. Ayrıca pek çok yeşil yapraklı sebze de E vitamini içerir ama gerekli miktarda E vitamini alabilmeniz için günde 2 kapsül almanızı öneriyoruz.

5: Ağrınızı azaltıp ruh halinize iyi gelecek besinler

süt

Yaşam kalitenizi arttırmanız çok önemlidir. Bunu düzgün beslenerek başarabilirsiniz. Ağrınızı azaltmaya yardımcı olacak yiyeceklerin yanı sıra kendinizi de daha iyi hissetmenizi sağlayacak şeyler tüketmelisiniz. Peki bunu nasıl mı yapabilirsiniz?

  • Taze ürünler tüketin, özellikle de sebze ve meyve. Dondurulmuş veya önceden hazırlanmış çeşitli kimyasallar içeren yiyecekler eklem ağrılarını arttırır.
  • Kuru meyveler: Badem, antepfıstığı ve benzeri yemişler sağlıklı birer enerji kaynağıdır.
  • Limon suyu: Limon suyu ihtiyacımız olan antioksidanları almamızı sağlar ve daha etkili olması için sabahları içilmelidir.
  • Balıkyağı: Eklem ağrılarının şiddetini azaltmaya yardımcı olduğu kanıtlanmış bir Omega 3 kaynağıdır. Her gün bir çay kaşığı tüketmeyi unutmayın.
  • Organik elma sirkesi: Ağrıyı azaltmaya yardımcı olur ve genel sağlığınız için yararlıdır.
  • Kinoa ve Amarant: Bu iki besini denediniz mi? Süper besin olarak adlandırılan bu tahıllar hem tükettikçe size harika faydalar sağlayacak hem de eklem ağrısını azaltmaya yardımcı olacaktır.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »