Uzun Ömür İçin 6 İpucu…Ve Bir Gizli Tarif!

kokteyl[1]

Uzun yaşamak istiyorsanız egzersiz yapmak ve yeterince dinlenmek çok önemlidir. Ayrıca uygun bir diyetin önemini de unutmayın. Aşırı şeker, un ve rafine gıdalardan uzak durun.

Uzun yaşamanın sırrının ne olabileceğini hepimiz bir veya iki kere de olsa; mutlaka düşünmüşüzdür. Gerçek şu ki; bu konuda tek bir basit sırdan ziyade, hayatımızda fark yaratabilecek ve daha fazla yıl boyunca yaşayabilmek için vücudumuzu daha sağlıklı kılabilecek iyi alışkanlıklar edinmek önemlidir. Her gün ne yediğinizi biliyor musunuz? Fiziksel aktivitede bulunuyor musunuz? Olumlu bir ruh halinde olabiliyor musunuz? Vücudunuz için en sağlıklı yiyecekler hangileri, biliyor musunuz? Eğer bu soruları kendinize sormadıysanız, muhtemelen uzun yaşamanın sırrını ve yaşama beklentinizi arttırabilmek adına düzenli olarak neler yiyebileceğinizi bilmiyorsunuz demektir.

Uzun Yaşam İçin İpuçları

Sağlıklı Beslenin

Sağlıklı olmanın ve hayatta daha fazla yıl geçirebilmenin anahtarı, sağlıklı beslenmektir. Antioksidan, meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız et tüketiminizi arttırmanız önemlidir. Aşırı kalori, şeker ve işlenmiş yiyecekler tüketmekten kaçınmalısınız.

Sağlıklı Bir Kahvaltı Yapın

sağlıklı-kahvaltı

Sağlıklı beslenmenin önemi hakkında halihazırda konuşmuş olmamıza rağmen, bunun temeline kahvaltıyı koyarız çünkü kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Çeşitli araştırmalar göstermiştir ki, sağlıklı bir kahvaltı ile güne başlamak, obezite ve diyabet gibi problemlerden kaçınmanın anahtarı gibidir. Günün ilk öğünü, metabolizmayı tetikler, sindirimi arttırır ve diyabet problemlerini önleyicidir. Ayrıca, günün geri kalanı için size ihtiyacınız olan enerjiyi verir.

Fiziksel Aktivitede Bulunun

Tekrar ve tekrar olarak belirtmekte fayda görüyoruz; düzenli olarak egzersiz yapmak sağlıklı olmak ve dengeli bir kiloda kalmak açısından çok önemlidir. Egzersiz, uzun yaşamın anahtarıdır çünkü size hem fiziksel hem de duygusal anlamda iyilik verir. Bunun için, spor salonlarında uzun saatler harcamak zorunda değilsiniz. Uzmanlar, günde sadece yarım saatlik bir egzersizin, toplamda ömrünüzü ortalama üç yıl uzattığı konusunda hemfikirler.

Yeterli Miktarda Uyuyun

4-uyku

Uyku eksikliği, yaşam kalitenizi ciddi oranda düşürebilir ve bu soruna zamanında müdahale edemeyebilirsiniz. Hem duygusal hem de fiziksel anlamda sağlık problemlerinden kaçınabilmek için uyuma alışkanlıklarınızı nasıl düzene sokabileceğinizi öğrenmek çok önemlidir. Çeşitli araştırmalarda ulaşılan sonuçlara göre, uyku eksikliği kanser, kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi hastalıklar açısından daha yüksek risk oluşturmaktadır.

İyi Bir Ağız Hijyenine Sahip Olun

“The Real Age Makeover” (Genç Kalma Sırları) isimli kitabında doktor Micheal Roizen, iyi bir ağız hijyenine sahip olmanın ortalama bir insan ömrüne 6.4 yıl katabileceğini iddia etmektedir. Kötü bir ağız hijyeninin sebep olabileceği dişeti iltihabı gibi dişeti hastalıkları, arter daralmasına sebep olabilmektedir; bu durum da kardiyovasküler hastalıkların en temel sebeplerinden biridir. Ağız hijyeniniz için, dişlerinizi günde birkaç defa fırçalayın ve diş ipi kullanın.

Zihinsel Aktivitelerde Bulunun

hafıza

Uzun bir yaşam için, hafızanızı aktif tutmak önemlidir çünkü bu sayede yaşamdan, sağlıklı olarak geçirebileceğiniz daha uzun yıllar sayesinde keyif alabilmeniz mümkün olacaktır. Bunun için sadece, merakınızı ve zihinsel faaliyetlerinizi aktif kılacak, entellektüel aktiviteler ve görevlerle hafıza egzersizleri yapın.

Uzun Yaşam İçin Gizli Bir Kokteyl Tarifi

Yukarıda verdiğimiz, daha uzun yaşamanızı mümkün kılabilecek ipuçlarının yanısıra, uzun yaşamanıza yardımcı olacak ve ayrıca oldukça sağlıklı içeriklere de sahip olan bir içecek tarifi de verebiliriz.

Bu güçlü kokteyl, her gün aç karnına, kalp ve kan damarlarını korumak amacıyla içilebilir. Bu sayede kardiyovasküler problemlerin de önüne geçebilmek mümkün olabilir. Hazırlaması ve içmesi oldukça kolay olan bu içecek sayesinde, yaşam kalitenizi ve yaşamınızdaki sene sayısını arttırabilirsiniz.

Malzemeler

  • İki litre kırmızı şarap,
  • 200 gram bal,
  • 100 gram taze ısırgan otu yaprağı,
  • 100 gram taze yabani ısırgan otu yaprağı.

Hazırlanışı

  • Bir kavanoz veya kase içine, şarap ile ısırgan yapraklarını koyun.
  • Karışımı 24 saat bekletin, ardından sıvıyı süzün ve sonra orta sıcaklığa ulaşıncaya kadar ısıtın.
  • Kaynamaya başladığında, balı ekleyin ve erir erimez altını kapatın.
  • Oluşan karışımı bir şişeye boşaltın ve her sabah boş mideye bir fincan tüketin.
  • Aroması harikadır ve sadece haftalar içinde, vücudunuzda ne denli önemli değişikliklere yol açabildiğini gördüğünüzde sizi şaşırtacaktır.
  • kaynak: sağlığa bir adım

Mate Çayının Mucizeleri Saymakla Bitmiyor

Güney Amerika’ya özgü küçük bir ağaç olan “Yerba Mate”nin yapraklarından elde edilen mate çayı kafein ve teobromin gibi uyarıcılar içermektedir. Son yıllarda bu uyarıcı etkisiyle özellikle kilo verme ve yorgunluğa karşı kullanılan mate çayı yeşil ve siyah çaya alternatif olarak gösterilmektedir

Son zamanlarda zayıflamak için bir çok yol deniyoruz. Bunlardan en sağlıklı ve en kalıcı kilo verme yöntemlerinin bitkisel yöntemler olduğunun bilincine varmaktayız. Doğada var olan bitkiler vücudumuzdaki yağları yakmada ve kolesterolü dengelemede en etkili araçlardır. Prof. Dr. Ender Saraç’a göre tamamen bitkisel bir yöntem olan Mate Çayı içerek sağlıklı bir şekilde 1 ayda 5 kilo vermek mümkün. Mate çayı vücuttaki yağları yakarak zayıflatıyor. Üstelik mate çayı kişiyi formda tutuyor ve yaşlanmayı geciktiriyor…

Mate Yaprağı & Çayının Faydaları
  • Tüm dünyada zayıflamak amacıyla oldukça fazla kullanılmaktadır.
  • Mate yaprağı zayıflatırken aynı zamanda sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmanızı sağlıyor.
  • Kaygıyı azaltır ve hafif dereceleri depresyonu tedavi edicidir.
  • Güçlü bir antioksidan kaynağıdır.
  • İdrar söktürücü etkisi vardır.
  • Zihin açıcıdır.
  • Sindirime kolaylık sağlar.
  • Vitamin bakımından oldukça zengindir.
  • Alerji oluşumuna karşı etkilidir.
  • Sinüsleri açıcı etkisi vardır.
  • Metabolizmayı çalıştırır.

Mate Çayı Hazırlamak için Gereken Malzemeler;
  • 1 tatlı kaşığı mate yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 2 tatlı kaşığı yeşil çay
  • 1 tatlı kaşığı funda yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı biberiye
  • 1 litre su

Mate Çayı Nasıl Demlenir?

 

Mate Çayının Yapılışı: İlk olarak 1 litre suyu kaynatalım. Ardından ocaktan aldıktan sonra bütün malzemeleri içerisine ilave edelim. Tüm malzemeleri ekledikten sonra 15 dakika demlemeye bırakalım. Ardından karışımımızı süzelim. Arzuya göre sıcak veya soğuk olarak tüketebilirsiniz. Dilerseniz içerisine bir kaç damla limon damlatarak tatlandırabilirsiniz. Bu karışımı düzenli bir şekilde kullanırsanız 3 gün içerisinde etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz.

 

Uzmanlara Göre Mate Çayı Kullanımı

 

Ender Saraç tüm bitki çaylarını olduğu gibi mate çayını da kaynatarak değil demleyerek tüketmeniz gerektiğini vurguluyor. Ender Saraç’a göre mate diyetiyle 1 ayda 5 kilo verebilirsiniz. Yalnızca gün içinde 2 veya 3 bardaktan  fazla bu çaydan içilmemesini tavsiye ediyor. (1 ay boyunca her gün günlük 1-2 bardak içilmesi önerilir)
Taylan Kümeli son zamanlarda mate çayının kilo vermede oldukça fazla kullanıldığını söylemiş ve bu çayı özellikle kış mevsiminde öneriyor. Vücudumuzda ki toksinleri kolaylıkla atabilen bir çay olmakla birlikte kolaylıkla zayıflama etkisi olduğunu söylüyor. Fakat Ender Saraç’ında söylediği gibi gereğinden fazla mate çayı içmek olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden tüm bitki çaylarında olduğu gibi mate çayının da dikkatli tüketilmesi gerekmektedir.

Mate Çayı Zararları Hakkında Bilmeniz Gerekenler;

 

Mate çayı kahveden daha az kafein içermesine karşın uykusuzluğa neden olabilir ya da uyku kalitesini düşürerek gün içinde daha çabuk yorulmanıza ve uykunuzu alamamanıza yol açabilir. Mate çayının aşırı tüketimi sinirleri gerer ve kaygıyı arttırabilir. Brezilya’da “Memorial Sloan-Kettering Cancer Institute” tarafından yapılan bir çalışmada uzun süre mate çayı tüketiminin gırtlak kanseri, ağız kanseri riskini arttırdığı belirlenmiştir. Onkologlar tarafından tavsiye edilen başvuru kaynakları arasında yer alan “Caring 4 Cancer” web sitesinde yer alan bir makalede aşırı sigara tüketen ve düzenli olarak mate çayı içenlerin gırlak ve safra kesesi kanseri riskinin arttığı berlirtilmektedir.

 

Az miktarda mate çayı bağırsakları çalıştırır ancak aşırı tüketilmesi, kahve gibi kabızlığa yol açabilir. Bazı kişilerde mide bulantısına, kusma ve baş dönmesine neden olabililir. Geçici olan kan basıncını yükseltip ve kalp çarpıntısına neden olabilir. Hamilelikte ve emzirme döneminde mate çayı tüketilmesi tavsiye edilmez ve düzenli olarak ilaç kullananların mate çayı içmeye başlamadan önce yan etkileri hakkında bilgi almak için doktora danışmaları gerekmektedir
kaynak: sağlık haberleri
Not: Arjantinde herkes bundan içiyor şimdi ben de içiyorum:))) Aldım tüm malzemeleri

Bu yöntemlerle gripten kısa sürede kurtulabilirsiniz

12573120_10153811976715900_3314637805796645148_n[1]

 

Soğuk havalarla birlikte hortlayan grip salgınını günlük yaşamda çok kolay uygulayabileceğiniz basit yöntemlerle kısa sürede atlatabilirsiniz. İşte altın değerinde tavsiyeler…

Gribal enfeksiyon soğukla birlikte herkes etkisi altına almaya başladı. Hepimizin bildiği gibi gribin en büyük ilacı C vitaminidir ve limon en büyük C Vitamini deposudur. Sizde gribal enfeksiyondan kurtulmak için aşağıdaki yolları deneyebilirsiniz.

AYAKLARINIZI 10 DAKİKA OVUN

Topuk ve ayakların emiş gücü yüksek olduğu için ayak ve topuklarımıza sürdüğümüz maddeler hızlı bir şekilde bedenimize yayılır. Limonu topuk ve ayak üzerine masaj yaparak 10 dakika uygularsanız grip enfeksiyonunu hızlıca atmış olacaksınız.

LİMON SUYU, TUZ VE KARABİBER KARIŞIMI

1 çorba kaşığı limon suyu, tuz ve karabiberi karıştırın ve için. Bu karışım içimizdeki tüm gribal enfeksiyonları etkisiz hale getirecektir.

LİMON SUYU İLE GARGARA YAPIN

2 çorba kaşığı limon suyu ve yarım çar bardağı suyu karıştırın. Ağzınızda gargara yapınız. Boğazınızdaki mikropları ve ağzınızdaki yaraları yok edecektir.

LİMON SUYUNU BURNUNUZA UYGULAYIN

Eğer burnunuz tıkalı ise birkaç damla limon suyunu 2 pamuğa uygulayıp burun deliklerinize uygulayın. Burnunuz hemen açıldığını ve nefes borunuzun temizlendiğini göreceksiniz.
Not: Grip olmadan önce günlük olarak tükettiğiniz nane ve limon çayı sizi harika bir şekilde zinde tutacaktır.

kaynak: her şeyden önce sağlık

Diz Tendon ve Bağlarını Güçlendirme Yöntemleri

Jelatin, tendon ve bağlarınızı güçlendirmek için etkili bir yoldur. Ayrıca saçınıza, tırnaklarınıza ve cildinize de iyi gelir. Isırgan otu da tendon ve bağlarınızı güçlendiren silis, magnezyum, potasyum ve klorofil yönünden oldukça zengindir.

Özellikle dizin hareket etmesini sağlayan noktalarında bulunan tendon ve bağlar vücut yapısının kritik yapı taşlarındandır. Kas ve kemikleri birbirine bağlayarak eklem fonksiyonlarının düzgünce çalışmasını sağlarlar.
Eğer dizlerinizde çok fazla zorlanma varsa ve ağrı çekiyorsanız, bu makale tam size göre. Diz tendon ve bağlarının güçlü olmaları için bütün vitamin ve mineralleri sağlayan uygun bir beslenmeye ihtiyacınız olduğunu

bilmelisiniz. Bu hem hayat kalitenizin artmasını sağlar hem de ağrılarınızı azaltır. Daha fazlası için gelin makalemize bakalım.

1. Diz tendon ve bağlarını güçlendirmek için kolajen yönünden zengin bir tarif
Yazımıza güzel bir tavsiye ile başlayacağız: Şekersiz jelatin her zaman evinizde elinizin altında bulunması gereken bir şeydir. Neden? Çünkü jelatin saç, tırnak ve cildinizin yanında tendon ve bağlarınızı da beslemek için mükemmel bir yöntemdir. Şekersiz doğal jelatin en sağlıklı seçimdir, çünkü “kolajen protein” olarak bilinen maddeyi yüksek oranda içerir.

 

Bu, diz tendon ve bağlarınızı güçlendirir, saçlarınızın daha canlı görünmesini sağlar, ayrıca tırnaklarınızı güçlendirir. Aşağıdaki tarifi rahatlıkla deneyebilirsiniz:
  • İyice olgunlaşmış 1 muz
  • 1 portakal suyu
  • 2 yemek kaşığı şekersiz jelatin (40 gram)
  • 2 yemek kaşığı bal (60 gram)
Hazırlanışı;
Öncelikle portakalın suyunu sıkarak işe başlayın. Ardından muzun kabuklarını soyup ezin. Tamamen sararmış ve üzerinde küçük siyahlıklar oluşmuş olgun muzları tercih etmelisiniz, çünkü tendon ve bağları güçlendirmek için en uygun besini bunlar içerir. Buna ek olarak, muzun vücudunuzu canlandıracak karbonhidratın yanında ayrıca size doğal enerji ve protein de sağladığını unutmayın. Portakaldan elde edeceğiniz C vitaminini de eklediğiniz zaman haftada en az iki kere içmeniz gereken “ilaç gibi bir kokteyl” oluşturacaksınız. Ezdiğiniz muza bal ekledikten sonra jelatini hazırlamaya geçebilirsiniz. Öncelikle jelatinin suda çözünmesini sağlayın, ardından daha iyi sonuç alabilmek için benmari usulüyle ısıtın. Ayrıca portakal suyunu da biraz ılık hale getirin ve ardından topaklanmasını engellemek için jelatini yavaşça portakal suyuna ekleyin.
Şimdi uygun bir kalıp bulma zamanı. Jelatin ve portakal suyu karışımını bu kalıba dökün ve ardından buzdolabında beklemeye bırakın. 15 – 20 dakika bu şekilde bekleyin. Süre dolduktan sonra kalıbı bir tabağa ters şekilde kapatarak ayırın ve üzerine bal ve muz karışımını ekleyin. Bu tatlıya bayılacaksınız!

2. Yulaf ezmesi, ananas ve tarçınlı tarif

 

Yulaf ezmesi, ananas ve tarçın tarifi için gereken malzemeler;
  • 1 bardak yulaf kepeği
  • 250 ml su
  • 1 bardak ananas suyu
  • 1 bardak portakal suyu
  • 2 yemek kaşığı bal (40 gram)
  • 1 çay kaşığı öğütülmüş tarçın (7 gram)
  • 2 yemek kaşığı badem kırığı (40 gram)
Hazırlanışı;
Bu smoothie magnezyum, silis, C vitamini ve bromelain yönünden oldukça zengindir. Son saydığımız şey olan bromelaini içeren meyve ananastır. Diz problemlerinin neden olduğu klasik iltihaplanmalara karşı çok etkilidir. Bu tariften en etkin şekilde yararlanmak için her sabah kahvaltıda bir bardak içmelisiniz. Hazırlaması çok basittir ve dizdeki tendon ve bağları beslerken aynı zamanda ağrı ve iltihaba karşı da mücadele eder.
Suyu kaynatarak işe başlayın ve ardından kaynayan suya yulaf kepeklerini ekleyin. Yavaşça karıştırarak pişirin. Piştikten sonra ananas suyu, portakal suyu, bal, tarçın, badem ve yulafı bir blendıra koyun.
İçindeki malzemeler iyice parçalanıp birbirine karışana kadar blendırı çalıştırın. Eğer bir iki tane buz eklerseniz tadı daha da güzel olur. Vakit kaybetmeden bugün deneyebilirsiniz.

3. Limon ve ısırgan otlu tarif

 

Gereken malzemeler;
  • 80 gram ısırgan otu
  • 1 limonun suyu
  • 1 litre su
Hazırlanışı;
Hazırlaması oldukça kolay bir tariftir. Bu ısırgan otlu karışımı haftada üç kere içebilirsiniz. Tek yapmanız gereken gün boyunca içebileceğiniz çayınızı bir litre suyla hazırlamak. Isırgan otu, vücuttaki tendon ve bağları güçlendirmek için harika olan silis, magnezyum, potasyum ve klorofil yönünden çok zengindir.

Peki bu kolay tarifi nasıl hazırlayacaksınız?

 

Öncelikle bir litre suyu kaynatın. Ardından ısırgan otunu ekleyin. Taze veya kurutulmuş olmasının önemi yoktur. Ardından karışımı 15 dakika demlenmeye bırakın.

 

Hazırladığınız karışımı cam bir şişeye süzün. Kapağını kapatın ve bir saat öylece bırakın. Bu süre geçtikten sonra oda sıcaklığındaki çayınızdan ilk bardağı içebilirsiniz. Fakat bundan sonra çayınızı tekrar ocağa koyun. Birkaç damla limon ve iki yemek kaşığı bal ekleyin. Çok güçlü bir aroma elde edeceksiniz; ancak eklediğiniz doğal tatlandırıcıyla tadı daha iyi olacak. Isırgan otu ve limonla hazırladığınız bu çayı haftada üç kez içmeyi unutmayın. Diz sağlığınızın nasıl arttığını fark edeceksiniz.
kaynak: sağlık haberleri

Sağlığınız İçin 8 Alkali Beslenme Önerisi

Günlerinizi stresli geçirmek vücudunuzun dengesini bozar. İdeal bir durumda, sağlığınızı korumak istiyorsanız her güne oda sıcaklığında bir bardak limon suyu ile başlamalısınız.

Neden alkali beslenmelisiniz? Bu tarz bir beslenmenin faydalarını mutlaka duymuşsunuzdur ve bunlar gerçektir. Çalışmalar vücudunuzun dengesi için alkali pHı olması gerektiğini gösteriyor ve dengeli vücut da sağlıklı vücuttur.

Günlük olarak tükettiğimiz çoğu yiyecek çok fazla asitlidir. Tuz, yağ, işlenmiş gıda, hamur işleri… Tüm bu yiyecekler vücudunuzun hücreleri için asitli bir ortam yaratırlar ve bu da uzun vadede sağlık problemlerinden şikayetçi olma ihtimalinizi arttırır. Peki, ne yapmalısınız? İşe alkali değerlere sahip bir beslenme şekli oluşturarak başlayabilirsiniz.

Bugün size bunu nasıl başaracağınıza dair birkaç ipucundan bahsedeceğiz. Okumaya devam edin.

Alkali beslenme: 8 kahvaltı seçeneği

meyve-yoğurt-yemiş

Daha önce de sayısız defa tekrarladığımız üzere, sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey güne oda sıcaklığında bir bardak limon suyu ile başlamak. Bu içeceği her zaman kahvaltıdan yarım saat önce aç karna içmelisiniz.

Bu süreyi duş almak veya güne hazırlanmak için kullanabilirsiniz. 30 dakika geçtikten sonra, aşağıdaki ilginç kahvaltı seçeneklerinden birini deneyebilirsiniz:

  • Bir kase dilimlenmiş elma ve kavun. Badem sütü.
  • Ispanaklı omlet ve bir bardak havuç suyu.
  • Pita ekmeği ve çeri domates ile yeşil çay.
  • Bir elma ve pancar smoothiesi. Bal sürülmüş ekmek.
  • Ispanaklı pankek. Bir bardak doğal ananas suyu.
  • Armut suyu, bir kase vişne, üstüne kavun ve fındık veya badem.
  • Yeşil çay, bir kase kuru meyve. İki diş sarımsaklı omlet.
  • Bir bardak doğal elma suyu, haşlanmış ve ardından bir tutam tarçın ile fırına verilmiş iki havuç. Pita ekmeği ve birkaç çeri domates. Leziz!

Alkali beslenme: 8 öğle yemeği seçeneği

öğle-yemeği

Öğle yemeği vakti geldi ve tahmin edebildiğiniz gibi en popüler önerimiz güzel, taze bir salata olacak. Salata sever misiniz? Öyleyse, yaratıcılığınızı kullanın ve vitamin ve besin maddesi dolu olduğu kadar mükemmel alkali ve asit pH dengesine sahip leziz ve farklı salatalar hazırlamaya başlayın. Bizden birkaç örnek ister misiniz?

  • Yeşil salata: Roka, marul ve semiz otu. Siyah zeytin. Dilimlenmiş salatalık ve birkaç kırmızı üzüm. Tofu ekleyip üzerine elma sirkesi ve biraz da zeytinyağı ekleyin. Başka bir tabağa biraz humus servis edin. Şu ana kadar humusun nohut püresinden başka bir şey olmadığını öğrenmiş olmalısınız. Bu da humusu öğle yemeği için sağlıklı ve leziz bir alternatif yapıyor.
  • Yeşil smoothie: Lahana, yarım avokado, salatalık ve yarım bardak su ile smoothie hazırlayın. Ayrıca biraz da zeytinyağı eklemelisiniz. Pita ekmeği ve kenarına da birkaç çeri domates ile servis edin.
  • Ispanak ve sarımsaklı omletavokado, ceviz, pırasa ve roka salatası ile beraber servis edin.
  • Buharda brüksel lahanası, elma sirkesi ve zeytinyağı ile beraber. Bir bardak pancar ve elma suyu. Üzerinde doğranmış sarımsak ile çeri domates.
  • Frenk soğanı ve kuşkonmaz ile ızgara tavuk göğsü: Biraz elma sirkesi ile hindiba yaprakları.
  • Ispanak ve pırasa ile lahana suyu. Hardal, su teresi, domates ve biraz avokado ile pita ekmeği.
  • Kuşkonmazlı çırpılmış yumurta. Ispanak, ceviz ve portakal dilimli salata.
  • Domates, sarımsak ve kuşkonmazlı tavuk göğsü. Pırasa, roka, ceviz ve dilimlenmiş elma ile beraber servis edin.

Alkali beslenme: akşam üzeri için öneriler

yeşil-elma-smoothiesi

  • Doğal kavun suyu
  • Badem sütü
  • Yeşil çay
  • Ceviz veya bademli dilimlenmiş elma
  • Yaban mersini veya böğürtlen gibi herhangi bir dutsu meyve. Bu meyveler muzlu smoothieye eklemek için çok idealdir.

Alkali beslenme: 8 akşam yemeği seçeneği

havuç

  • Kabaklı havuç çorbası. Zeytinyağı ve frenk soğanı ile beraber fırında pişmiş somon.
  • Kabak püresi. Biraz hardal ve çeri domatesle beraber fırında tavuk göğsü.
  • Basmati pirinçli (Hint pirinci) tonbalığı, üzerine biraz limon suyu ve zeytinyağı serpin.
  • Fırında kabak. Kuşkonmazlı omlet.
  • Bademli pırasa çorbası. Pita ekmeği, avokado, domates ve biber.
  • Biraz humus. Roka, lahana, domates ve küçük hindi göğsü parçaları salatası.
  • Zeytinyağlı bir adet pişmiş patates. Somon ve elmalı smoothie.
  • Tarçınlı karamelize havuç. Yarım limon suyuyla tam buğday basmati pirinci, avokado, üzüm ve badem.

Sonuç olarak, idealde bu tip bir beslenmeyi haftada en az üç kez uygulamalısınız. Ancak, dikkate almanız gereken özel bir nokta daha bulunuyor. Günlerinizi stresli bir şekilde geçirmek sizi dengeli bir bünyeye sahip olmaktan alıkoyar. Bu da bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve pHınızın dengesini kaybetmesine yol açar.

Hücreleriniz yüksek asidite düzeyine sahip olduğunda, gerektiği kadar oksijen taşıyamazlar ve uzun vadede bu küçük reaksiyonlar genel sağlığınız üzerinde olumsuz bir etki yapacaktır. Bu sebeple yaşam kalitenizi arttırmak için aşağıdaki ipuçlarını deneyebilirsiniz:

  • Bu alkali beslenme seçeneklerini hafta en az üç defa deneyin.
  • Stresli ve anksiyete yol açan durumların üstesinden düzgün şekilde gelin.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • Bol sıvı için.
  • pH dengenizi kontrol etmek üzere checkupınızı aksatmadan düzenli olarak yaptırın.
  • kaynak: sağlığa bir adım

Uzun hayatın sırrı bağırsaklarda mı saklı?

bagirsak-kanserinin-belirtileri-nelerdir[1]

 

Bilim dünyası son 10 yıldır bağırsak florasını daha yakından inceliyor. Bağırsaklarda bakterilerin kanser, diyabet, obezite, kalp ve damar, alerji ve başka bazı metabolizma hastalıklarıyla ilişkili olduğunu ortaya koyan bilim adamları, yararlı bakteriler içeren besinleri öneriyor.

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği Prof. Dr. Yüksel Altuntaş, zararlı bakterilerin vücut metabolizması ve enerji dengesini bozduğunu söylüyor. 12’inci Metabolik Sendrom Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Altuntaş, son yıllarda bağırsaklarla ilgili yapılan pek çok araştırmanın sonuçlarının çıktığını söyledi. Bağırsaklarlar hem yararlı hem de zararlı bakterilerin bir arada bulunduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Bağırsaklarda 100 trilyon bakteri var. Faydalı bakteriler azaldığında zararlıları artıyor. Artan zararlı bakteriler ise vücut metabolizması ve enerji dengesini çok olumsuz etkiliyor. Kanser, obezite, alerjik-astım, kalp ve damar hastalıkları, diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor” dedi.

BESİNLERE KALORİ OLARAK BAKMAYIN

Bağırsaktaki bakterilerin, yediklerimizin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Bazı yediklerimiz yararlı, bazıları ise zararlı bakterilerin üremesi için ortam hazırlıyor. Örneğin et ve et ürünlerini çok fazla tüketenlerde zararlı bakteriler oluşuyor” diye konuştu.

Faydalı bakteriler içeren probiyotik gıdaların sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Prebiyotik gıdalar ise faydalı bakterilerin üremesi için ortam hazırlıyor. Ev yapımı yoğurt, kefir, sirke, ev turşusu, ev salçası gibi gıdalar yendiğinde, iyi bakterilerle koruma kalkanı oluşturuyor. Sindirilemeyen karbonhidratlar da önemli kaynaklardan. Bunlar aslında lifli ve sindirilmeyip vücutta fermente oluyor. Kuru baklagiller, bezelye ciddi oranda yararlı bakteri sağlıyor. Ekşi mayalı ekmekler (beyaz undan yapılmış ekmek hariç) de ciddi bakteri kaynağı. Artık besinleri sadece kalori olarak görmemeli, probiyotik-prebiyotik gücüne bakmalıyız. Et yerken mutlaka yanında liften zengin olan baklagillerden yemeliyiz. Örneğin sirkeli, soğanlı piyaz gibi. ” dedi.

Sağlık sorunu bulunmayanların ara sıra aç kalmasının bağırsaktaki iyi bakteriler üzerinde olumlu etkisi bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Örneğin haftanın 2-3 günü akşam yemeği (meyve dahil) yememek benzer bir dekots etkisi yapar ve bağırsağın florasını değiştirir.

ARAŞTIRMALAR BAĞIRSAKLARDA KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA İLİŞKİYİ GÖSTERİYOR

Cleveland Clinic’den kalp ve damar hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Tuzcu, son 10 yılda yapılan hayvan çalışmalarının sindirim sistemindeki bakterilerin şişmanlık, insülin direnci gibi olumsuzluklarla da ilgisi olabileceğini gösterdiğini söyledi. Meslektaşı Dr. Stanley Hazen 5 yıldır sürdürdüğü, Amerikan devletinin desteklediği araştırmaların, bağırsaklardaki bakterilerle kalp hastalıkları arasındaki bir ilişki olabileceğini düşündürdüğünü belirten Prof. Dr. Tuzcu, “Bu araştırmalardan ‘et yemeyelim’ sonucu çıkmıyor. Et önemli bir protein kaynağı. Ayrıca çinko, demir gibi vücuda çok gerekli maddelerden zengin. İşlenmemiş ve çok yağlı kırmızı eti makul miktarda yemek gerekiyor. Her öğün veya her gün bolca et yemenin yararlı olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok. Ama zararlı olabileceğini gösteren birçok bilimsel veri var” diye konuştu. Prof. Dr. Tuzcu, kırmızı etin kanserle ilişkisini gösteren bazı bulgular da bulunduğunu belirtti.

kaynak: medimagazin

Baş Ağrısı ve Karaciğer Arasındaki İlişki

Karaciğerimiz sağlıklı olduğu zaman, yaşam kalitemiz de iyileşir ve bu organ hakkında düşünmeyiz bile. Ancak bazen hazım problemleri, yorgunluk ve baş ağrısının yanı sıra başka belirtiler de yaşamaya başlarız. Bu da orta derece veya ciddi bir rahatsızlığı işaret edebilir, ancak belirtiler göz ardı edilmemelidir.

Peki baş ağrısının hastalanmış bir karaciğer ile ne gibi bir ilgisi olabilir? Bu ağrı gidip gelen bir ağrı olacaktır, şiddeti şakaklar veya başın arkasında kendisini gösterecektir. İnsanlar çoğu zaman bunu gerginliğin neden olduğu baş ağrısıyla karıştırırlar, ancak gerçek sebebini bulmak için baş ağrısının yanı sıra karında bir ağrı, şişkinlik hissi, ağızda acı bir tat, dilin üzerinde beyaz veya sarı bir kaplama ya da bulantı belirtilerinin görülüp görülmediğine bakılmalıdır.

Doktorlar aynı zamanda gece uykusuzluk ve sabahları da uyanmakta zorlanmanın da yaygın rastlanan belirtiler olduğunu söylemektedir. Kadınlar da oldukça şiddetli PMS (adet öncesi sendromu) yaşayabilirler.

Genelde yaşanan durum baş ağrılarının karaciğer sağlıksız ve toksikken, beyne ve uzuvlara ihtiyacı olan enerjiyi gönderemeyip normal fonksiyonlarını yerine getiremediğinde ortaya çıkmasıdır. Bu yüzden de ağrı ve yorgunluk belirtileri beraberinde gelir.

Karaciğerinize daha iyi nasıl bakabilir ve bu baş ağrılarından nasıl uzak kalabilirsiniz?

yürüyüş

1. Beslenme kuralları

  • Büyük porsiyonlar yemekten kaçının: Doyana kadar yemek yemenin bir sakıncası yoktur. Ancak bunu gün içinde birkaç öğüne dağıtmalısınız. Sağlıklı bir metabolizmanın gereği olan kahvaltıyı asla atlamamalısınız.
  • Yağ, kızarmış gıda, işlenmiş şeker, süt ve süt ürünleri ile tuz tüketiminizi kısıtlamalısınız.
  • Günlük taze sebze meyve alımınızı arttırmalısınız. Besin maddelerini kaybetmemek için en iyisi sebzeleri buharda pişirmektir.
  • En iyi sebzeler vücut üzerinde “yenileyici” bir etkisi olan, acımsı tatlı yeşil yapraklı sebzeler gibi sebzelerdir. Peki neden? Çünkü bu sebzeler karaciğerin sakinleşmesine yardımcı olurlar; diğer bir deyişle fonksiyonlarını yerine getirmesine yardımcı olan iltihap sökücü bir etkileri bulunur. Bu kategorideki en iyi gıdalardan biri enginardır.
  • Boğa dikeni, hindiba ve yeşil çay gibi bazı bitkiler çok faydalıdır. Boşaltımı ve iyi çalışan bir karaciğeri teşvik eden arıtma özellikleri bulunur.

2. Davranışsal ve duygusal kurallar

Sizin de bildiğiniz gibi, günlük alışkanlıklarınız doğrudan karaciğer sağlığınızı etkilemektedir. Herhangi bir fiziksel aktiviteye günde en az yarım saatinizi ayırmanız veya 15 dakika boyunca koşmanız, daha doğrusu kalp atışınızı hızlandırması koşuluyla herhangi bir aktiviteyle uğraşmanız önerilmektedir.  

Ayrıca, duygusal durumunuza da dikkat etmekte fayda var. Stres ve anksiyete seviyenizi düşürün ve önceliklerinizi hatırlayın: sağlığınız, mutluluk ve günlük yaşamdan zevk alma. Bir parkta düşüncelerinizle baş başa kalmak ya da birkaç arkadaşla kahve içmek (unutmayın, kahve karaciğere iyi gelir) bile olsa basit şeylerden zevk almak için günde birkaç saati kendinize ayırmaya çalışın. Etrafınızı sizi seven, sayan ve sizin için en iyisini isteyen insanlarla doldurun. Belli insanlardan uzak kalmaya ihtiyacınız varsa, sağlığınız olumsuz etkilenmeden önce bunu yapın!

Bütün bunlar görünüşte ne kadar küçük gözükse de toplamda karaciğerinize zarar verebilir ve vücudunuzun doğal dengesini bozabilir. Bunu unutmayın.

Baş ağrılarından kurtulmak için uygun bir beslenme örneği

enginar-limon

Uygun bir zamanda denemeniz için size basit bir örnek vereceğiz. Aşağıdaki gıdalar hem karaciğerinize bakacak hem de karaciğerin yeterli çalışmamasından kaynaklanan baş ağrılarından uzak kalmanıza yardımcı olacaktır.

1. Kahvaltı

  • Yarım limonun suyu ile bir bardak ılık su
  • Şekersiz yabanmersini reçeli ile bir dilim tam buğday ekmeği
  • Yarım elma ve birkaç fındık

2. Öğle öncesi

  • 1 elma veya 1 armut
  • Kızarmış tam buğday ekmeği ve birkaç parça zeytinyağı ile beraber bir bardak yeşil çay

3. Öğle yemeği

  • Izgara sebzeler (brokoli, Brüksel lahanası)
  • Izgarada pişmiş beyaz balık
  • Küçük bir kase dilimlenmiş papaya

4. Atıştırmalık

  • Bir kase yulaf ezmesi ve çilek ile bir bardak su

5. Akşam yemeği

  • Zeytinyağı ve sirke ile haşlanmış enginar
  • Zeytinyağı, az miktarda tuz ve defne yaprağı ile pişirilmiş esmer pirinç pilavı
  • Kivi
  • Marulun hazmı için bol enerji gerektiğinden, salataların  akşam yemeği için uygun olmadığını unutmayın. Salatayı öğle yemeğine ayırın.

6. Yatmadan bir saat önce

  • Limon, nane veya kekikle bir çay yapın. Uykunuzu daha iyi alacağınız garantidir.kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kanınızı Arındırmak İçin 6 Sağlıklı İçecek

Akne problemlerine kanda birikmiş toksin sebep olabilir.

Kanınız birçok sebepten kirlenmiş olabilir: böbrek, karaciğer veya bağırsak gibi arındırma organlarının yeterli çalışmamasından dolayı toksinlerin birikmesi, yağlı gıda ve toksik maddelerle dolu yetersiz beslenme, kirlilik… Organizmanız toksik madde ve atık biriktirmeye başladığında, bu ürünler vücudu deri yoluyla terk etme çabasıyla kan dolaşımından geçerler. İşte bu yüzden akneden muzdarip bazı insanlar kan zehirlenmesi için bu cilt rahatsızlığını suçlarlar.

Kanınız deri yoluyla toksinleri atarak kendini arındıramıyorsa, kirli kalacaktır ve bu da kronik problemlere ve obezite gibi hastalıklara yol açacaktır. İşte bu yüzden kanınız için arındırma sürecini teşvik etmek oldukça önemlidir.

Meyve ve sebze suları ve çaylar kanınızı temizler ve vücuttan toksin atılmasına yardımcı olur. Sizlere bu yazımızda kanınızı doğal yollarla arındırmak için en iyi içeceklerden birkaçını anlatacağız, bu sayede birikmiş toksinlerin yol açtığı hastalıkları daha kolay önleyebileceksiniz.

Pancar suyu

pancar

Pancar suyu doğal yollarla basit bir şekilde kanınızı arındırmak söz konusu olduğunda en iyi seçeneklerden bir tanesidir. Bu suyun içinde bulunan pancar ve pancar yaprakları kan için güçlü bir arındırma maddesidir.

Malzemeler

  • 2 pancar
  • Pancar yaprağı
  • Su

Yapılışı:

Pancarı ve pancar yapraklarını kirden tamamen arınana kadar iyice yıkayın. Ardından kurulayın ve blendere sığacak kadar küçük parçalara bölün. Bu parçaları daha kolay karışmalarına yardımcı olmak için biraz su da ekleyerek blenderden geçirin. Blenderi birkaç dakika çalıştırdıktan sonra tercihen bu içeceği aç karna içmelisiniz.

Sarımsak ve kırmızı şarap

Bu güçlü içecek metabolizmanızı etkinleştirmek ve vücut yağını azaltmak için mükemmel bir içecektir. Ayrıca, vücudunuzdan fazla tuzu da atmanıza yardımcı olur ve bu da kan arındırma işleminin bir bölümüdür.

Malzemeler

  • 12 diş sarımsak
  • ½ litre kırmızı şarap

Hazırlanışı

12 diş sarımsağı doğrayın ve yarım litre kırmızı şarap ile beraber cam kavanozun içine dökün. Kavanozun ağzını sıkıca kapatın ve iki hafta boyunca pencere kenarı gibi doğrudan gün ışığı alan bir yerde bekletin.

Önerilen zaman dilimi geçtikten sonra kavanozun içindeki sıvıyı başka bir cam kabın içine aktarın. Bir ay boyunca günde üç defa bir yemek kaşığı kadar bu sıvıyı tüketin.

Kanınızı temizleyen yeşil sıvı

maydanoz

Bu yeşil sıvı kan dolaşımınızdaki toksinlerden kurtulmanıza yardımcı olmak için son derece idealdir. Ayrıca, metabolizmanızı aktif hale getirmek ve kilo vermek için de oldukça iddialıdır.

Malzemeler

  • 1 avuç ıspanak
  • 3 dal pazı
  • 2 elma
  • 1 avuç maydanoz
  • 1 limon
  • 1 salatalık

Yapılışı

Tüm malzemeleri blenderden geçirin ve bu smoothieden tam fayda almak için soğuk olarak için.

Dulavratotu çayı (Arctium lappa)

Dulavratotu kanınızı ve lenf sistemini arındırmaya yardımcı olabilen çok güçlü bir arındırıcı çaydır. Bu çayı deri veya idrar yoluyla toksin atmak, tıkanıklık ve şişliği azaltmak ve vücudunuzda bulunan ürik asit fazlasını atmak için içebilirsiniz. Özellikleri o kadar etkilidir ki bu çayı aynı zamanda siyatik sinir problemleri, gut, döküntü, asitli kan, ödem, böbrek taşı, karaciğer sorunları ve eklem yangısı gibi sorunlardan şikayetçi olanların da içmesi önerilmektedir.

Hindiba çayı

karahindiba

Hindiba çayı en arındırıcı içeceklerden biridir ve son derece etkili olması sebebiyle çok tercih edilmektedir. Bu içecek ödemle savaşmak, toksinleri ve vücudunuzda birikmiş atığı atmak için mükemmeldir. Bu çay kandan toksinleri atmak için de tamamen güvenli ve etkilidir.

Isırgan otu çayı

Bu çay kanınızı doğal yollarla toksinlerden arındırmak ve sağlığınızı etkileyebilecek toksik maddeleri atmak için başka bir arındırıcı çaydır. İdrar sökücüdür ve karaciğer böbrek sorunlarının tedavisinde kullanılır.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım…

Bir Ayda Sinüzitten Kurtulun…

12705324_781730241971780_3517608898388755960_n[1]

İŞTE ÇÖREK OTU YAĞI FAYDALARI…!
[Dr. Ömer Coşkun]

Dr. Ömer Coşkun, sinüzit hastalarına çörek otu yağını tavsiye ettiğini belirterek, “Çörek otu sayesinde 1 ayda sinüzitten kurtulabilirsiniz” dedi.

Sinüzitin, sinüslerin iltihaplanması ve şişmesine verilen isim olduğunu hatırlatan Dr. Coşkun, “Üst solunum yolu enfeksiyonları sinüzite yol açar. Etken bakteri ya da virüslerdir, alerji de sinüzite neden olabilir. Burundaki tıkanıklık sonucunda sinüslerin boşalması bozularak içlerinde bakteri kalabilir ve bu bakteriyel sinüzite neden olabilir.

Eğer başınız ağrıyorsa, kafada basınç hissi yaşıyorsanız, öne eğilmekle artan yüz ağrınız varsa, burnunuz sürekli tıkanıyorsa ve akıyorsa hemen doktorunuza hekiminize başvurun. Geniz akıntısı gerçekten çok kötü durumdur. Özellikle saçınız ıslakken, yeni banyo yapmışken, rüzgara hava akımı buna kapılırsanız sinüzit azar” dedi.

Dr. Coşkun, sinüzit hastalarına ve bu durumlardan şikayetçi olan vatandaşlara çörek otu yağı tavsiye ettiğini kaydederek, “Çörek otu ölümden gayri her derde devadır Hadis-i Şerifi unutulmamalıdır. Çörek otu yağı hem damlatılabilir hem içten dahilen kullanılabilir. Çörek otu sayesinde 1 ayda sinüzitten kurtulabilirsiniz.

Ayrıca bol ılık su için. Çünkü sinüslerde günde yaklaşık 2 litre su döner. O bölgeyi temizlemek için suya ihtiyaç vardır. Her iki buruna birer damla damlatılabilir ayrıca bir çay kaşığı içilebilir.

1 aydan sonra sinüsler rahatlar şikayetler azalmaya başlar ve siz daha rahat nefes almaya, ağrılardan kurtulmaya başladığını görebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

kaynak: Sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bronşit Reçetesi: Muz ve su deneyin mucizeyi görün

12439504_1583719611883465_4471077128854649080_n[1]
Gerçekten işe yarıyor ve hazırlaması da çok basit ve kolay.
Muz ve su karışımının öksürüğe karşı mucizeler yaratan doğal bir şifa olduğu kanıtlandı. Söz konusu karışım, kalıcı öksürük ve bronşit tedavisinde test edildi ve yetişkinlerin yanı sıra, özellikle çocuklarda inanılmaz etkili olduğu görüldü.

Gayet lezzetli, süper sağlıklı ve midenize de oldukça faydalı. Eğer çocuğunuz boğaz ağrısı ve öksürükten şikayetçiyse, hemen bu harika doğal ilacı deneyin. Gerçekten işe yarıyor ve hazırlaması da çok basit ve kolay.

Öksürüğe karşı muzlu tarif;

Malzemeler:
2 orta boy olgun muz (tercihen benekli olanlardan)
400 ml. kaynar su
2 yemek kaşığı
şeker veya bal
Not: Eğer bal kullanacaksanız, balı karışım biraz soğuyunca ekleyin, çünkü bal yüksek sıcaklığa maruz kalınca besin değerini kaybeder.

Hazırlanışı:

1. İlk önce muzları soyun ve bir kaşık veya çatal yardımıyla püre haline getirin. Tercihen plastik veya ahşap kaşık/çatal kullanın ki muzlar kararmasın.

2. Ardından muz püresine şekeri ilave edip iyice karıştırın. Karışımın üzerine kaynar suyu ekleyin ve kabın üzerini örtüp yarım saat bekletin. Yukarıda da belirtildiği gibi, eğer şeker yerine bal kullanıyorsanız, balı karışım hafif soğuduktan sonra ekleyin.

3. Son olarak (bu aşama isteğe bağlı) karışımı süzgeçten geçirin.

Tüketim: Karışımı ısıtın ve günde dört defa tüketin (yaklaşık 100 ml). Her gün yeni karışım hazırlayın. Öksürüğünüz, ilaç kullanmanıza gerek kalmadan birkaç gün içinde geçecektir.

kaynak: lokman hekim mucizeleri

Vitamin Eksikliğinin Az Bilinen Belirtileri…!

12670236_546738035492813_8400055001169431247_n[1]

Vücudunuzda oluşan herhangi bir dengesizliği yok edebilmek için ortaya çıkan belirtilere dikkat etmek oldukça önemlidir.

Arabanız bozulduğu zaman olduğu gibi, vücudunuzda da bir sorun olduğunda size devamlı sinyaller gönderir. Gerekli önlemleri çok geç olmadan alabilmek için bu sinyallere kulak vermeniz gerekir. Aşağıdaki makalemizde hem vitamin eksikliğini işaret eden az bilinen sinyallerden hem de her bir vitamin eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan farklı belirtilerden bahsedeceğiz.

Bugünlerde vücudunuzun ihtiyacı olan her vitamin çeşidini günlük sıradan beslenme düzeninizle karşılamakta zorlanabilirsiniz. Diyette olduğunuz için yeterli yemek yememeniz vücudunuzdaki vitamin seviyesinin normalin altında olmasının bir nedeni olabilir.
Yeteri kadar vitamin almadığınızda ne olur?

Doktorlara göre, sadece günlük vitamin eksikliği kendi başına hastalıkların oluşmasına neden olmaz, ancak ortaya çıkmaları için “ortam hazırlar.” Yani vücudunuz normal şekilde çalışmak için mücadele eder. Vitaminler vücudunuzda oluşan bütün reaksiyonlarda katalizör görevi görür. Vitaminler azaldığı zaman ise vücudunuz size bir şeylerin yanlış gittiğine dair sinyaller verir. Bu sinyallere dikkat etmeniz gerekir.

İşte vitamin eksikliğinin en az bilinen 5 belirtisi:
Ağız kenarında görülen çatlaklar

Eğer aynada bunu görüyorsanız sebebi muhtemelen daha hızlı yaşlanmanız değildir. Demir ve çinko eksikliğine ek olarak özellikle riboflavin (B2), niacin (B3) ve B12 gibi B vitamini türlerinin eksikliğinden kaynaklanma ihtimali daha fazladır. Dengeli bir beslenme düzeni olmayan vejetaryenlerde oldukça sık görülen bir durumdur. Vejetaryen olmayanlarda çözüm daha fazla somon, yumurta, deniz tarağı ve istiridye (ya da genel olarak tüm deniz ürünleri) yemektir. Balık da yemeyen koyu vejetaryenler ise mercimek, fıstık, kurutulmuş domates, susam ve ıspanak yemeyi deneyebilir. Vücudun demir emilimini arttırmak için C vitamini almak da iyi bir fikirdir. Yukarıda saydığımız yiyecekleri brokoli, lahana, karnabahar ve kırmızı dolmalık biberle birlikte tüketebilirsiniz.
Ciltte kırmızı lekeler ve aşırı saç dökülmesi

Çinko eksikliği bunların oluşmasına neden olabilir. Saç dökülmesi bu mineral eksikliğinin açık bir göstergesidir, ancak yaraların geç iyileşmesi, kalıcı cilt kuruluğu, isilik, ciltte kırmızı lekeler ve morluklar da görülebilir. Eğer B7 (biotin) vitamini eksikliği ve yağda çözünen vitaminler olan A, D, E ve K vitamini eksiklikliği çekiyorsanız bu belirtileri de gözlemleyebilirsiniz.

Eğer çiğ yumurta yiyorsanız bu durum belli bir proteinin emilimini engellediği için muhtemelen biotin eksikliği ile karşılaşabilirsiniz. Çözüm ise daha fazla ceviz, kabak çekirdeği, tam tahıl, pastörize edilmemiş süt, somon, avokado, karnabahar, mantar, ahududu ve muz tüketmektir.

avokado
Yanak, kol ve kalçadaki akne benzeri kırmızı ve beyaz şişkinlikler

Bu, temel yağ asitleri ile A ve D vitamini eksikliği çektiğinizde ortaya çıkar. Akneden farklı olarak bu lekeler daha serttir ve kopartmaya çalıştığınızda canınızı çok fazla yakarlar.

Bunun çözümü doymuş ve trans yağların tüketimini azaltıp sağlıklı yağların tüketimini arttırmaktır. Beslenmenize daha fazla somon, keten tohumu, chia ile badem ve ceviz gibi kabuklu yemişleri eklemelisiniz. Eğer daha fazla A vitamini almak istiyorsanız havuç, tatlı patates ve kırmızı dolmalık biber yemeyi deneyebilirsiniz. Bu gıdalar sayesinde beta karoten ihtiyacınızı karşılarsınız.
El ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma

Böyle bir durumda eksikliğini çektiğiniz şey B vitaminidir. Daha detaylı söylemek gerekirse B6, B9 (folik asit) ve B12 vitaminleridir. Bu vitaminler doğrudan deride bulunan dış sinirleri etkiler. Karıncalanma ve uyuşma belirtilerine depresyon, sıkıntı, yorgunluk, anemi ve hormonal dengesizlikler eşlik edebilir. Çözüm ise kuşkonmaz, ıspanak, fasulye, yumurta, istiridye, midye, ahtapot ve deniz tarağı gibi yiyecekler tüketmektir.
Kramplar ve ayaklara, baldırlara, ayak tabanına ve bacakların arka tarafına saplanan ağrılar

Bunların oluşmasının sebebi potasyum, magnezyum ve kalsiyum eksikliğidir. Biri, ikisi veya üçü birden olabilir. Eğer sıkı bir antrenman programı uyguluyorsanız aşırı terleme nedeniyle daha fazla mineral ve suda çözünen vitamin (B grubu vitaminleri) kaybedersiniz. Sıkı çalışmanızı durdurmak yerine aşağıda sayacağımız gıdaları beslenmenize eklemeyi deneyebilirsiniz: Muz fındık, badem, bal kabağı, kiraz, vişne, elma, brokoli, greyfurt, lahana, karahindiba ve ıspanak.

ayak krampları
Her bir vitamin eksikliğinin ortaya çıkardığı sonuçlar

Yukarıda saydığımız vitamin eksikliğinin 5 belirtisine ek olarak, beslenme düzeniniz dengesiz olduğunda karşılaşabileceğiniz başka problemler de vardır.
A vitamini

A vitamini eksikliği yorgunluğa, gece görmede zayıflığa, cilt ve diş problemlerine, diş eti kanamalarına ve genel olarak hastalıklara yatkınlığa neden olur.
B vitamini

Eğer B1 vitamini eksikliği çekiyorsanız karşılaşacağınız sorunlar uykusuzluk, yorgunluk, halsizlik, kaslarda zayıflık, depresyon, asabiyet, kilo kaybı, mide ve bağırsak problemleri ile kalp rahatsızlıklarıdır.
Eğer B2 vitamini seviyenizde düşüklük varsa gözleriniz kanlanır, ağız ve dilinizde yaralar çıkar, saçlarda yağlanmayla birlikte deri iltihapları oluşur ve kendinizi devamlı yorgun hissedersiniz.
B3 vitamini eksikliği ise baş ağrılarına, enerji düşüklüğüne, ağız kokusuna, asabiyete, ülsere, iştah kaybına, mide ve bağırsak problemlerine neden olur.
B5 vitamini eksikliğinde kramplar, yorgunluk, ayaklarda yanma hissi, kalpte ritm bozukluğu, uyuma zorluğu ve devamlı bir kusma hissi yaşarsınız

B6 vitamini eksikliği uykusuzluğa, anemiye, cilt rahatsızlıklarına, saç dökülmesine, kramplara ve ödeme neden olur.
Son olarak B12 vitamini eksikliği ise yorgunluğa, ishale, denge problemlerine, depresyona, iştah kaybına, sinir iltihabına, ağız ve dilde yaralara sebep olur.

C vitamini

Eğer yeteri kadar C vitamini almıyorsanız bu durum yara veya çatlakların daha yavaş iyileşmesine, burun ve diş eti kanamasına, eklemlerde ağrı ve şişkinliğe, sindirim problemlerine, anemiye ve vücutta morluklara neden olur.
D vitamini

D vitamini eksikliği kemiklerin zayıf olmasına, yaraların iyileşmesinde gecikmeye, rikets problemine, diş çürümelerine, böbrek taşlarına, kas zayıflıklarına ve kalsiyum emiliminde zorluğa neden olur.
E vitamini

anemi

Bu vitaminin eksikliği anemiye, kalp rahatsızlıklarına, üreme problemlerine, asabiyete, reflekslerde zayıflığa, yürüme zorluğuna veya denge sağlamada güçlüğe neden olabilir.

kaynak: Her şeyden Önce Sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burun Tıkanıklığından Bir Dakikada Kurtulun

Tıkanıklığın sebebine göre mücadele için doğru yolu seçmeli ve semptomlardan tamamen kurtulmalısınız. Akupresür tekniği ile bir dakika içinde rahatlayabilirsiniz.

Burun tıkanıklığı, mikrop ve alerjenlerin varlığından dolayı burundaki mukus zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir sağlık problemidir. Bu durumu tetikleyen birçok faktör vardır, ancak öylesine rahatsız edici bir hal alır ki insanları günlük aktivitelerini yapamaz duruma getirir. 

Burun tıkanıklığı çoğu zaman soğuk algınlığı, grip ya da başka bir nefes yolu rahatsızlığına yakalanmak üzere olduğunuzun belirtisidir. Alerji, mevsim değişikliği ve hava kirliliği de bu rahatsızlığı tetikleyen diğer faktörlerdir. Tıkanıklığın sebebi ne olursa olsun çok rahatsız edici bir problemdir. Çünkü, normal şekilde nefes almanızı engeller ve hatta şiddetli baş ağrılarına bile neden olabilir.

Burun tıkanıklığının ve akıntısının temel sebepleri nelerdir?

Daha önce de söylediğimiz gibi, burun tıkanıklığı grip, soğuk algınlığı ve alerjinin sık görülen semptomlarından biridir. Tıkanıklığa neyin sebep olduğunu bulmak oldukça önemlidir. Çünkü, böylece onunla nasıl mücadele edeceğinize karar verebilirsiniz.

Burun tıkanıklığı ile mücadele etmek için bu harika alternatif yolu öğrendikten sonra bu problemin tedavisi için haplara ve ilaç tedavisine bir daha hiç ihtiyaç duymayacaksınız. Bu, tıkanıklıkla alakalı problemlerinizle mücadele etmek için kolay, sağlıklı ve etkili bir yoldur.

Burun tıkanıklığı bir dakikadan kısa süre içerisinde nasıl tedavi edilir?

sinüsler 3

Tıkanıklığı bir dakika içerisinde tedavi etmek imkansız gibi görünse de gerçek şudur ki, bu geleneksel Çin tıbbından türetilen akupresür tekniği sayesinde mümkündür. Aslında bu kolay teknik burun deliklerinizi açmaya yardım etmesinin yanında, birçok çeşit ağrıyı da dindirmeye yardımcı olur.

Parmak uçlarınızı vücudunuzun belli bir noktasına bastırıp bırakma şeklinde uygulanan aküpresür tekniği oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak verim alabilmek için günde üç defa uygulanması gerekir.

  1. 1. baskı noktası kulak memesi: Kulak memenize 10 defa nazikçe masaj yapın.
  2. 2. baskı noktası kulak memelerinin arkası, kıkırdaklı kısmın biraz altı: Doğrudan kıkırdağa baskı uygulamadan 10 defa bastırıp bırakın.
  3. 3. baskı noktası burun kemerinizin üstü, gözlerinizin arası: Bir dakika boyunca bu bölgeye hafifçe baskı uygulayın. Bu özellikle sinüslerin iltihaplanmasını ve kurumasını engellemek için faydalıdır.
  4. 4. baskı noktası yanaklarınızın gözbebeklerinizle aynı hizada olduğu alt kısımları: Yüzünüzün bu bölgesine bastırıp bırakın. Bu baskı noktası tıkanıklıkla mücadele etmesi için sinüslerin açılmasını sağlar.
  5. 5. baskı noktası burun deliklerinin altı: Parmak uçlarınızı burun deliklerinin hemen altına yerleştirin ve dairesel hareketlerle hafifçe bastırın ve bunu 10 defa tekrarlayın.
  6. kaynak. sağlığa bir adım

Kemik Kütle Kaybını Engelleyen Kuru Erik

Kuru erik, kalsiyum içermese de sayısız araştırma göstermektedir ki, günde üç ile beş adet arası kuru erik tüketmek, kemik hastalıklarına yakalanma riskinizi düşürebilmektedir.

İnsanlar her zaman, kemik sağlığınızı korumak istiyorsanız, bol miktarda kalsiyum almanız gerektiğini söylerler. Kalsiyum almanın en iyi yolunun ise; süt içmek ve diğer süt ürünlerini tüketmek olduğunu belirtirler. Peki bu varsayım doğru mudur?

Takip eden makalede, kalsiyuma bir başka açıdan yaklaşacağız ve size bu bağlamda oldukça faydalı bir başka besini önereceğiz: kuru erik.

Kalsiyum ile İlgili Gerçek

Osteoporoz gibi kemik problemlerinden söz ettiğimiz zaman, kalsiyumun kemiklerimiz için ne kadar da faydalı olduğu yönündeki bilgilere boğuluruz adeta. Ve elbette, bu mineral sağlığımız için hayati öneme sahip olabilir, ancak unutmamalıyız ki kalsiyum ile eşdeğer öneme sahip başka minerallere de ihtiyaç duyarız; çünkü bu mineraller, vücudumuzun kalsiyumu emebilmesi için gereklidirler. Bu sebeple, yapmanız gereken kalsiyum içeren gıdalara saldırmak değil, dengeli bir beslenme diyeti izliyor olmak olmalıdır. Bu bağlamda, kalsiyumun yanısıra diğer mineralleri içeren besinleri de tüketmelisiniz. Kuru erik bu besinlere bir örnektir.

 

peynir

Asitleştirme

Sizin de muhtemelen duyduğunuz üzere, vücudunuz asidik veya alkali pHa sahip olabilir. Birçoğumuz, bu anlamda, kötü beslenme alışkanlıkları (şeker, kızarmış yiyecekler ve işlenmiş şeker tüketimi gibi), diğer zararlı alışkanlıklar (sigara ve alkol tüketimi gibi), negatif duygular, stres ve kirlilik sebebiyle asidik tarafa yatkınızdır.

Bu aşırı asidite, kemiklerinizden kalsiyumun çalınmasına ve idrar aracılığı ile atılarak pH dengenizin temin edilmesine sebep olur.

Bu nokta, kuru eriğin neden muhteşem bir besin olduğunun ilk örneğidir. Kuru erik, pH dengenizi alkalize etmek açısından harikadır.

İçerdiği Diğer Besleyiciler

Kuru erik ayrıca, potasyum, magnezyum, bor, bakır ve demir açısından olduğu gibi, A ve K gibi vitaminler açısından da zengindir. Konu kemik kütle kaybından kaçınmaksa, kuru erik bu konuda harikadır. Enteresandır ki, içeriğinde hiç kalsiyum bulunmamasına rağmen, birçok araştırma günlük bazda kuru erik tüketmenin kemik hastalıklarına yakalanma riskini azaltabildiğini göstermektedir.

Kuru erik (ve hatta taze erik) oldukça besleyicidir ve kabızlığı engellemede oldukça etkilidir. Bu özelliğinden faydalanmak için her sabah birkaç tane tüketmeniz gerekir.

erikler

Nasıl Tüketmelisiniz?

Kuru eriği tüketmenin en sağlıklı yolu, gece boyunca suda bekletmek ve ertesi sabah aç karnına erikleri yemek ve ayrıca suyu da içmektir.

İdeal miktar, günlük üç ile beş adet arası erik tüketmektir.

Eğer kuru erik yeme fikri size iştah açıcı bir fikir gibi görünmüyorsa, başka kuru meyve veya sebzelerle karıştırarak tüketmeyi deneyebilirsiniz. Hatta dilerseniz, pişireceğiniz ekmek veya keklere de ekleyebilirsiniz. Tatlı aroması sayesinde, tariflerinizden bir miktar şekeri de azaltabilirsiniz böylelikle.

kuru erikler

Beslenme Diyetinizi Tamamlayın

Kemik sağlığınız açısından oldukça faydalı ve yüksek oranda vitamin ile mineral içeriğine sahip olan diğer harika yiyecekleri de günlük beslenme diyetinizde bulundurmalısınız. Üstelik bu yiyeceklerin emilimi, süt ürünleri ve bazı kalsiyum ilave edilmiş yiyeceklere nazaran çok daha kolaydır:

  • Susam: Bu besinde, sütten daha fazla kalsiyum bulunmaktadır ve emilimi de daha kolaydır. Çiğ susam yemeyi deneyebilirsiniz veya dilerseniz tuz ile kavrulmuş ve öğütülmüş susam olarak da tüketebilirsiniz veya susam yağı ya da tahin tüketmeyi deneyebilirsiniz. Tahini ayrıca su, limon, tarçın ve bal ile karıştırarak, lezzetli ve susamlı bir içecek elde edebilirsiniz.
  • Maca Kökü: Bu bitki, yüksek miktarda demir ve kalsiyum içermektedir ve hormonlarınızı dengelemek açısından harikadır. Kontrolsüz hipertansiyon veya hassas bağışıklık sistemi problemleri yaşayan kişiler, bu bitkiyi tüketmeden önce, hakkında yeterince bilgi edinmelidirler.
  • Pişmiş Havuç: Havuç pişirildiğinde, çiğ haline nazaran daha fazla kalsiyum içermektedir.
  • At Kuyruğu Otu: Selenyum açısından zengindir. Günde iki veya üç fincan tüketebilirsiniz.
  • Tuzlu Su: Ek besin olarak ilgili dükkanlarda satılmaktadır ve oldukça fazla faydası mevcuttur. Her yemekten önce bir yemek kaşığı tüketmenizi tavsiye ederiz.

Kemiklerinize İyi Gelecek Bir Smoothie Tarifi

Kemiklerinizi kuvvetlendirmek için, bu tarifi bir deneyin deriz:

  1. 1. Bir yemek kaşığı susam ile bir bardak suyu karıştırıcıya ekleyin ve en az bir dakika boyunca karıştırın.
  2. 2. Hazırladığınız susam sütünü süzün ve liflerini bir kenara ayırın (başka bir tarif için kullanabilirsiniz).
  3. 3. Sonra sütü karıştırıcıya geri ilave edin ve içerisine, daha önceden ıslatmış olduğunuz üç adet kuru eriği ilave edin.
  4. 4. Az miktarda tarçın ekleyin.

Smoothie hazır bile! Kahvaltı veya atıştırma öğünleri için ideal bir içecektir. Ayrıca, sizi ve ailenizi sağlıklı tutacaktır.

kaynak: sağlığa bir adım

Enginarın Şifalı Kullanımları…!

12670849_546709805495636_5643808017556927620_n[1]

Enginar lif bakımından zengindir ve sindirim sistemine yardımcı olur, ayrıca temizleyici özelliği sayesinde kabızlık ile de savaşmaya yarar.

Enginar. Kim koca bir tabak dolusu hafif sirke ve zeytinyağıyla tatlandırılmış haşlanmış enginarı sevmez ki? Lezzetli değil mi! Tek özelliği lezzeti değildir; bu dolgun yapraklı zengin sebze farkında olmanız gereken bir çok şifa barındırıyor. O zaman bu yazımızda enginarın bu faydalarına göz atmaya ne dersiniz?
Enginarın Şifalı Özellikleri

Enginar bütün ailelerin beslenmesine dahil olması gereken şifalı bir sebzedir. Bazı insanlar enginarı nasıl pişireceklerini bilmezler ve bu nedenle faydalarından ne yazık ki mahrum kalırlar. En iyisi nasıl pişirileceğini hemen öğrenmek, çünkü enginarı hem dünyanın dört bir yanında bulabilirsiniz hem de sağlık için tonlarca faydasını kaçırmamalısınız.
1. Enginar, karaciğer için sağlıklıdır

karaciğer

Bu çok bilindik bir gerçektir. Enginar karaciğerin toparlanmasını hızlandırır, bu yaşamsal organı yenilemeye yardımcı olur. Sadece hasta hücreleri yenilemekle kalmaz, aynı zamanda safra üretimini sağlar. Enginar hepatit (karaciğer iltihabı), siroz veya zayıf karaciğer fonksiyonu gibi hastalıkları tedavi etmek için harika bir seçenektir. Enginardan yapılan çay bütün faydalarını görmek için çok tesirli bir yöntemdir.

Peki nasıl yapacağız? 1 adet enginarı alın, 1 litre kaynar suyun içinde yumuşayana kadar pişirin. Yarım limonun suyunu bu suyun içine ekleyin, ve öğünlerinizden sonra bu çayı için.
2. Kilo vermenize yardımcı olur

ideal kilo

Enginar yağ yakmak için muhteşem bir seçenektir. Diüretik ve temizleyici özellikleri zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardım eder. Üstte karaciğer için anlattığımız aynı çayı hazırlayın ve her gün bunu tüketin. Fakat aynı zamanda dengeli ve düzenli bir beslenme takip etmeniz gerektiğini de unutmayın.
3. Kalp dostudur

kalp

Düzenli olarak enginar tüketmek kanı temizler. Enginar yemek, kötü kolesterolü ve trigliserit seviyesini azaltmak için müthiş bir yoldur. Ayrıca, kan şekerini düşürmeye yardımcı olduğundan diyabet hastaları için mucize bir sebzedir. Kalbiniz için de harika bir sebzedir!
4. Metabolizmayı ve sindirimi hızlandırır

hazımsızlık

İçeriğindeki lif ve temizleyici özellikleri sayesinde, enginarın sindirim sistemine büyük katkısı vardır. Ağır ve yorgun hissettiğiniz günlerde, iştahınızı kaybetmişseniz ya da kabızlıktan şikayetçiyseniz enginarı kaynatmaktan veya buharda pişirmekten çekinmeyin. Bağırsak enflamasyonunu tedavi eder ve metabolizmayı düzenler. Aynı zamanda da bağışıklık sistemini güçlendirir.
5. Enerji verir

koşu

Enginarın içinde ne kadar vitamin olduğunu biliyor musunuz? A ve B6 vitamini bakımından eşsiz bir hazinedir, ayrıca kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum ve demir gibi mineralleri de içinde barındırır… ki bunların hepsi vücudunuzun kullanabilmesi açısından karbonhidratın enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
6. Safra kesesi için ilaç niteliğindedir

safra

Bazen safra kesesi fonksiyonunu yerine getiremeyebilir, böyle zamanlarda sindirim yavaşlar ve bu da safra taşı oluşumu ihtimalini gündeme getirir. Bunu tedavi etmek için 5 adet kurutulmuş enginar yaprağından bir çay hazırlayın. Bir kaç damla limon ekleyin ve bunu öğle yemeğinden sonra için. Bazı insanlar da bu çayın şifalı etkilerini arttırmak için, çayını boldo bitkisi ile birleştirmeyi tercih ediyor.
7. Ürik asit seviyesini azaltır

ürik-asit

Yüksek seviyedeki ürik asitin etkilerinden muzdaripseniz, kanın içinde kristal birikebilir, bu da damarların ve arterlerin kapanmasına yol açarak ağrı oluşturur. Bu atık ürün pürin bakımından yüksek gıdalardan kaynaklanır, bütün etlerin içinde bulunur. Düzenli olarak enginar tüketmek ürik asit seviyesini günden güne azaltır ve gut ile ilgili problemleri ortadan kaldırır.
8. Baş ağrılarının azalmasına yardımcı olur

baş ağrısı

Uzmanlara göre, bazı tip baş ağrıları karaciğer problemlerinden kaynaklanır. Karaciğer fonksiyonunu düzgün olarak yerine getiremiyorsa, toksinlerle doluysa veya çok fazla yağ biriktirmişse, malez ile birlikte baş ağrılarına maruz kalırız. Daha fazla enginar tüketmeye başlayın, özellikle de çayını içmeyi deneyin.

Sonuç olarak, haftada 2 veya 3 kez enginar tüketmenizi öneriyoruz. Bu güzel sebzeyi hazırlamanın bir çok orjinal yöntemi var; karidesli bir salata sosu hazırlayabilirsiniz, tam tahıllı pirinç ile yapabilirsiniz veya fasulye, mercimek ile birlikte pişirebilirsiniz – bütün hepsi de ailenizin bütün üyeleri için çok yararlı. Sadece enginarın çok fazla sodyum içerdiğini aklınızdan çıkarmayın – eğer sodyum açısından düşük bir diyette iseniz, enginar tüketimini sınırlandırmanız daha iyi olabilir.

kaynak: herşeyden önce sağlık

Anksiyeteyi Kontrol Altına Alıcı 6 Meyve Suyu

Anksiyeteyi-kontrol-altına-alacak-meyve-suları[1]

Kadınlar, erkeklere nazaran, onları daha sık anksiyeteye sevk edebilecek oranda fazla konu hakkında düşünmeye meyillidirler. Bu durumu çözümleyebilecek ve sıklığını azaltabilecek birçok doğal alternatif mevcuttur.

Birçok insanın sahip olduğu modern yaşam tarzı sayısız yükümlülüklerle doludur; bu da insanların kendilerini daha sık endişe içinde bulmalarına sebep olur. Bu sorun da, diğer sağlık sorunları gibi tedavi edilmelidir çünkü eğer zamanında ve doğru şekilde tedavi edilmezse, yaşam kalitesini düşürebilir ve daha ciddi fiziksel ve duygusal problemlere sebep olabilir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermektedir ki; her gün daha fazla görev üstlenmek durumunda olan kişiler, doğru orantılı olarak daha yüksek oranda kaygılanırlar. Açıklamalar yine benzer şekilde, kadınların erkeklere oranla daha fazla anksiyete sorunu duymaya meyilli olduklarını göstermektedir. Bu da, kadınların daha çeşitli konular hakkında düşünüp kaygılanmaları ile açıklanmaktadır.

Ciddi anksiyete problemleri, konunun uzmanı tarafından tedavi edilmeliyse de; bu problemin oluşmasını engelleyebilecek ve muhtemel semptomlarını azaltabilecek harika alternatifler de mevcuttur. Takip eden makalede, endişenizi kontrol altına alabilmenize yardımcı olacak en iyi meyve suyu tariflerinden bahsedeceğiz.

Papaya ve Elma Suyu

Papaya

Bu harika meyve suyu, anksiyete seviyeniz açlığınızı tetiklediğinde ve ekstra bir tabak daha yeme isteği oluştuğunda, endişenizi kontrol altına almaya yardımcı olacaktır. Bu meyve suyunun içeriğindekiler anksiyeteyi kontrol altına alacak ve tok hissetmenize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda da sindirim sistemi açısından da oldukça faydalıdır.

Malzemeler:

  • 1 adet doğranmış papaya,
  • 1 adet çekirdekleri çıkarılmış kırmızı elma.

Nasıl Hazırlanır:

Her iki meyveyi de karıştırıcıya koyun ve daha kolay karıştırabilmek için içine biraz su ekleyin. Bu meyve suyunu, yatmadan 2-3 saat önce veya yemeklerden yarım saat önce içmelisiniz.

Lahana ve Havuç Suyu

Yüksek miktarda antioksidan ve C vitamini içeriği sayesinde lahana ve havuç suyu, anksiyete ile baş etmenize yardımcı olacaktır. Anksiyete ile savaşmanıza yardımcı olmasının yanısıra, bağışıklık sisteminiz açısından da oldukça faydalıdır.

Malzemeler:

  • Orta boy bir lahananın dörtte biri, doğranmış olarak,
  • Üç adet büyük boy havuç,
  • İki ampul rezene, dörde bölünmüş şekilde.

Nasıl Hazırlanır:

Tüm malzemeleri karıştırıcıya koyun ve güzelce karıştırın.

Anksiyeteyi Kontrol Altına Alacak Güçlü Meyve Suyu

Maydanoz

Bu güçlü meyve suyu, sarımsağın, soğanın, biber ve de maydanozun iyileştirici özelliklerini barındırmaktadır. Bu sayede de anksiyetenizi kontrol altına alabilmenize yardımcı olur. Bağışıklık sisteminiz açısından da oldukça faydalıdır.

Malzemeler:

  • Bir avuç maydanoz,
  • İki adet biber,
  • İki adet soğan,
  • İki diş sarımsak.

Nasıl Hazırlanır:

Tüm malzemeleri karıştırıcıya ekleyin ve daha kolay karıştırabilmek için içerisine bir miktar da su ekleyin. Bu meyve suyunu iki günde bir ve soğuk olarak tüketmelisiniz.

Muz, Çilek ve Armut Suyu

Bu lezzetli meyve suyu, anksiyete ile savaşta size yüksek oranda yardımcı olabilecek özelliktedir. Ayrıca, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar; dolayısı ile aşırı yemek yeme isteğinizi azaltmış olur. Bu meyveler size enerji verecektir, ayrıca ruh halinizi de iyileştiricilerdir. Bu sayede de, yapmanız gereken tüm görevlerin üstesinden gelebilmenize olanak sağlayacaktır.

Malzemeler:

  • Bir adet muz,
  • 250 gram çilek,
  • Bir adet armut.

Nasıl Hazırlanır:

Tüm malzemeleri, yarım fincan su ile birlikte karıştırıcıya ekleyin ve akışkan bir kıvam elde edinceye dek birkaç dakika boyunca karıştırın. Bu meyve suyunu sabahları için.

Yulaf Ezmeli Armut Suyu

Yulaf-ezmesi1

Anksiyete ve onun semptomları ile savaşmak dendiğinde, armut ve yulaf ezmesi harika bir ikilidir. Yulaf ezmesi, kahvaltılık olarak harika bir alternatif olmasının ötesinde, bu meyve suyu içerisinde sizi daha tok tutmaya ve aşırı yeme isteğinin yok edilmesine yardımcı olacaktır. (Aşırı yemek yeme isteği, anksiyetenin en yaygın görülen sonuçlarındandır.)

Malzemeler

  • Olgun bir armut,
  • İki yemek kaşığı yulaf,
  • Bal,
  • Bir fincan nane çayı (200 ml).

Nasıl Hazırlanır?

Armutun suyunu çıkarabilmek için, katı meyve sıkacağı kullanın. Sonra bu meyve suyunu, yulaf ve nane çayı ile birlikte karıştırıcıya alın. Birkaç dakika boyunca, homojen bir karışım elde edinceye kadar karıştırın. Son olarak, tatlandırmak için içerisine az miktarda bal ekleyin.

Elma ve Ceviz Suyu

Elma ve ceviz suyu, anksiyetenizi kontrol altına alabilecek sağlıklı bir içecektir. Ayrıca, kendinizi tok hissetmenizi ve elma ile cevizin tüm iyi özelliklerinden faydalanmanızı sağlayacaktır. Eğer ruh halinizi iyileştiremiyor veya anksiyete durumundan bir türlü kurtulamadığınızı hissediyorsanız, bu mükemmel meyve suyunu içmekte bir an bile şüphe etmeyin.

Malzemeler:

  • Bir adet yıkanmış elma,
  • Badem sütü,
  • Dört adet ceviz (sinir sistemi için faydalıdır),
  • Az miktarda portakal çiçeği balı (rahatlatır).

Nasıl Hazırlanır:

Bir adet soyulmamış elmanın suyunu çıkartabilmek için katı meyve sıkacağı kullanın. Sonra bu meyve suyunu, ceviz ve badem sütü ile birlikte karıştırıcıya koyup bir müddet karıştırın. Son olarak içine az miktarda portakal çiçeği balı ilave edin ve soğuk olarak tüketin.

kaynak: sağlığa bir adım