Ayaklarımız Sağlığımız Hakkında Neler Söylüyor

2454_ayak_haritasi[1]

 

Ayaklarımız ve Sağlığımızla Bağlantıları

Sağlık sorunlarını kontrol etmenin en kolay yollarından biri de değişiklik olup olmadığına bakmak için dikkatlice ayakları incelemektir. Örneğin:

•Ayaklar ve ayak parmaklarında iyi bir dolaşım ve kan akışını işaret eden, çeşitli yoğunlukta kılcal damarlar bulunur. Bu kılcal damar sayısı azaldığı ve bazı durumlarda neredeyse yok olduğu zaman, bu durum yetersiz dolaşımın habercisi olabilir. Buna ayak kalıbımıza uymayan ayakkabılar veya dar çoraplar sebep olabilir.
•Ayak ağrısının ani ve sık yaşanması besin yetersizliği, susuz kalma veya yetersiz dolaşımı işaret edebilir. Sebeplerine bakmak ve uygun tedaviyi uygulamak önem taşır.
•Ayak krampları aktif insanlarda veya sporcularda görülüyorsa, yeteri kadar su içmemek muhtemel sebep olabilir. Bu durum en kısa süre içinde tedavi edilmeli ve aktif zamanlarda daha çok su içerek ve günlük önerilen miktarda su içmeye here zaman dikkat ederek çözülebilir. Susuz kalmak bu durumdan sorumlu değilse, o zaman muhtemel diğer sebepleri potasyum, kalsiyum veya magnezyum gibi besin maddeleri eksikliğidir.
•Bir şeylerin ters gittiğinin diğer bir işareti de hiçbir zaman geçmeyen yaralardır. Bu diyabet işareti olabilir; çünkü diyabet hastalarının uzuvlarında bulunan sinirlerinde kalıcı hasar bulunur ve bu sebeple yara ve ülserlerinin iyileşmesi daha uzun sürer.
•Sürekli üşüyen ayaklar da tiroidinizin düzgün çalışmadığının işareti olabilir ve hipertiroidizm söz konusu olabilir. Üşüyen ayakların diğer bir sebebi de yetersiz dolaşımdır. Bunun tam sebebini tespit etmek için doktorunuza danışmalısınız.
•Şiş ayaklar genelde düzgün çalışmayan böbrekler ve ödemin sonucudur. Belli ilaçlar da ikincil bir yan etki olarak şiş ayaklara sebep olabilir.

Sakın unutmayın!

Ayaklarınızdaki değişikliklere dikkat etmek ve gerektiğinde doktorunuza görünmek büyük önem taşır; çünkü bu değişiklikler potansiyel bir sağlık sorununa işaret edebilirler. Hepimizin bildiği gibi, pişman olmaktansa temkinli olmak daha iyidir. Ayaklarınıza veya vücudunuza dikkat edin; size bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veriyor olabilirler.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

RENKLERE GÖRE BESLENME

renklere-göre-beslenme[2]

Yeşil Toksin AtıcıSarı Güzellik
Beyaz Bağışıklık Sistemi
Mor Uzun Hayat-Kırmızı Kalp Sağlığı
Turuncu Kanserden Koruyucu Olarak kulanabilirsiniz….
Şekil olarak da sebze meyveler ve organlarımız arasında bir bağ olduğunu biliyor musunuz?

* Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

* Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp… ve k
an için faydalı olduğunu göstermiştir.

* Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

* Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

* Fasulye böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

* Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyum yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

* Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.

* İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

* Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.

* Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

* Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

* Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski Çağlardan İtibaren Yoğurt Hastalıkların Tedavisinde Kullanılmış…

e4bc324540fb5eeb2bc4a742fd611837[1]

Yoğurt çok eski çağlardan itibaren hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılmış ve sağlıklı yaşam için vazgeçilmez besin olarak tanımlanmıştır. Yoğurdu sağlık açısından bu kadar önemli kılan şüphesiz içerdiği besin maddeleri ve farklı elementlerdir.

Yoğurt özellikle kemik ve iskelet sağlığına iyi gelen besinleri fazla miktarda içermektedir. Bu besinlerin başında C ve B 12 vitaminleri gelir. Bunun yanında kemik sağlığına iyi gelen potasyum, sodtum, kalsiyum, demir ve namganez içermektedir. Ayrıca vücut sağlığı için çok önemli olan omega-4 ve omega-4 yağlarını içerir.

Özellikle evde yapılan yoğurtlar sağlık açısından daha faydalıdır. Fabrikalarda üretilen yoğurtlar bir takım prosedürden geçtiği için bazı vitamin ve minerallerin değerlerini kaybetmektedirler.

İşte günün her saati yoğurt tüketmeyi ihmal etmemeniz gereken 10 önemli sebep…

1 – KİLO VERMEYE YARDIMCI OLUR

Yapılan bir çok bilimsel araştırma yoğurdun kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Yoğurdun içerdiği kalsiyum ve amino asitler bünyede bulunan fazla yağları yakarlar. Bunun yanında kasları kuvvetlendirir. Bununla birlikte gereksiz yağların dışarı atılmasında yağ hücrelerine katkıda bulunurlar.

2 – KAN ŞEKERİNİ DENGELER

Yapılan araştırmalarda, ekşimemiş ve kaymağı alınmış yoğurt yiyen kişilerin kan şekerlerinin düzene girdiği bildirilmiştir. Ayrıca yoğurt bağırsaklardan geçişi de yavaş olan bir yiyecek olduğundan yedikten sonra kan şekerine yansıması da çok yavaş olur. Yemeklerinizin yanında bu nedenle yoğurt sade, kaymağı alınmış ve ekşimemiş şekilde yenilmelidir.

3 – DİŞ SAĞLIĞI İÇİN FAYDALIDIR

Marmara Üniversitesinde yapılan bir araştırma sonucu, yoğurdun diş mineleri için çok faydalı bir besin kaynağı olduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanında yoğurdun bol miktarda içerdiği laktik asitler diş etlerini korumada önemli görevler üstlenmektedirler. Günlük olarak tüketilen bir kase yoğurt dişs ve dişe bağlı hastalıklara yakalanmaz riskinizi azaltır.

4 – TOK HİSSETTİRİR

Washington Üniversitesi’nde açlık, tokluk ve sonraki öğünde tüketilen kalori miktarıyla ilgili bir çalışma yapıldı. Bireylere; yoğurt, şeftali aromalı içecek ve şeftali suyu, ara öğün olarak verildi. Yoğurt tüketenlerde diğerlerine oranla daha yüksek tokluk geliştiği görüldü. Yoğurt gibi proteini yüksek besinler, düşük proteinli gıdalara göre her zaman daha doyurucudur.

5 – ANTİBİYOTİK KULLANANLARDA PANZEHİR ETKİSİ YARATIR

Ne zaman antibiyotik kullanmak zorunda kalırsanız, yoğurdun günlük beslenmenizde daha önemli hale geldiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Antibiyotikler, hastalık etmeni olan zararlı bakterilerin vücutta yok olmasını sağlarken bağırsaklarda yararlı bakterilerin de ölmesine neden olur. Eğer antibiyotik kullanımına bağlı yararlı bakterilerin bağırsakta korunmasını istiyorsanız, antibiyotik içtikten sonra yoğurt tüketmeyi ihmal etmemelisiniz.

6 – CİLT İÇİN DE ÇOK FAYDALI

Yoğurdun cilt sağlığına bir çok faydası vardır. İçediği çok farklı ve zengin miktardaki bileşen ve besinler cilt sağlığını korur ve cilt hücrelerinin yenilenmesine, onarılmasına yardımcı olur. İçeriğindeki çinko ve laktik asit sayesinde gözenekleri açar, cildi ölü hücrelerden temizler ve cilde sağlıklı bir parlaklık sağlar. Ayrıca cilde meydana gelen çizgilerin ve tahrişlerin ortadan kalmasında etkili olabilir.

7 – YÜKSEK TANSİYONU ÖNLEYEBİLİR

Günlük olarak tüketmemiz gereken tuz miktarını aşmanız durumunda hipertansiyon, böbrek ve kalp hastalıklarına yakalanma ihtimalimiz yükselir. Yüksek tansiyonda bir çok hastalığın ana sebebidir. Özellikle kalp sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Bu yüzden günlük bir kase yoğurt tüketimi hipertansiyonu engeller ve dolaylı olarak bu genel vücut sağlığını korur.

8 – SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUR

Bu konuyla alakalı yapılan bir çok bilimsel çalışma yoğurdun soğuk algınlıklarını önlediğini ortaya koymuştur. Günlük düzenli olarak tüketilen bir miktar yoğurt hücrelerin mikroplarla savaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca yoğurdun kan hücrelerini güçlendirme özelliği vardır. Yoğurdun hücreleri güçlendirmesi genel anlamda bağışıklık sisteminin faydasınadır. Güçlü bağışıklık sistemi kış aylarında soğuk algınlığından kaynaklanan hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

9 – B VİTAMİNLERİNİN ÜRETİMİNİ TETİKLER

Vücudumuz çok az vitamini kendisi üretir. Bağırsaklarda olan bu biyolojik olay sadece B grubu vitaminlerinden bazıları ve K vitamini için geçerlidir. B grubu vitaminlerinin; vücudun enerji dengesi, sinir sistemi iletimi ve bağışıklık sistemi hastalıklarından korunmak için önemli yeri olduğundan besinlerle alınması şarttır. Ancak yoğurdun sihirli bir etkisi bulunur. Düzenli yoğurt yiyenler, bağırsaklarında B grubu vitaminlerini üretmeye başlar. Bu etkinin olabilmesi için yoğurdu suyu ile beraber tüketmelisiniz. Bu nedenle süzme yoğurt değil normal yoğurt yemelisiniz.

10 – KADINLARA FAYDASI BÜYÜK

Kadın sağlığında da yoğurt önemli bir yere sahiptir. Yoğurtta bulunan laktobasiller, vajinada candida üremesini önleyerek bu mikroba bağlı vajinit oluşumunu önler. Düzenli yoğurt yiyen kadınların vajinal sağlıklarının daha iyi olduğu araştırmarla desteklenmektedir.

kaynak: tarım pusulası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kan Şekerini Düzenlemenin Doğal Yolları

nopal-suyu[1]

 

Tarçın tüketmek vücudun insüline olan hassasiyetini geliştirir, vücudu kan şekerini düzenlemek için insüline daha az bağımlı yapar.
Kan Şekerini Düzenlemenin Doğal Yolları

Yüksek kan şekeri olan insanlar sürekli bunu kontrol altına almak için yollar bulmalıdır. Bu durum, dikkat edilmezse, ölümle bile sonuçlanabilir. Sağlıklı bir insanın kan şekeri desilitre başına 80 ila 100 miligram arasında olmalıdır. Vücuttaki glukoz seviyeleri insülin hormonu ile düzenlenir. Bu hormonun ana görevi kan şekerini düzenlemektir. Ama diyabeti olan insanlar bu hormonu yeterince üretemez veya ona karşı direnç geliştirirler, böylece de yüksek kan şekerini kontrol altına alamazlar.

Diyabet hastaları doğru bir yöntemle tedavi olmalıdırlar, ancak aşağıdaki önerileri ve doğal tarifleri uygulayarak da kan şekerinin düşmesini sağlayarak tedaviye destek olabilirler.

Düzenli egzersiz yapın

Kandaki şeker oranı vücut için benzin gibidir, ve ne kadar fiziksel egzersiz yaparsanız o kadar fazla benzininiz olur. Düzenli egzersiz yüksek kan şekeri ile savaşmak için çok faydalıdır ve ayrıca hastaların ihtiyaç duyduğu insülin miktarını da azaltmaya yardımcı olur. İyi bir seçenek güne 20-30 dakika düzenli egzersiz yaparak başlamaktır.

Karbonhidrat tüketimini azaltın

Her tür yiyecek vücuda karbonhidrat verir ve sonuçta kanda biriktirilen glikoz oranını arttırır. Yüksek kan şekeri ile savaşmak ve bundan korunmak için, karbonhidrat zengini gıdaları daha az tüketmenizi öneriyoruz.

Protein alımını arttırın

somon
Balık, tavuk göğsü gibi beyaz etleri tüketmek karbonhidratın kanda glikoza dönüşmesini önler ve vücudun kan şekerini düzenlemesini kolaylaştırır.

Öğünlerinizi gün içine dağıtın

Yüksek kan şekeri olan kişiler her iki üç saatte bir sağlıklı gıdalar tüketmelidir. Bu çok önemlidir çünkü bu sağlık problemi sık sık kan şekerinin düşmesine neden olur, bu da kişinin sürekli şeker istemesine sebep olabilir.

Rahatlama teknikleri üzerine çalışın

yoga-reiki
Sürekli stres altındaysanız, karaciğeriniz kan dolaşım sisteminize glikojen bırakıyor olabilir. Glikojen vücudun ikinci glikoz deposudur ve kan şekerini hemen arttırır. Eğer mümkünse gün içinde stresle savaşmak için rahatlama ve meditasyon teknikleri uygulayın.

Her gün düzenli reiki yapmak enerjinizi düzenleyip sizi rahatlatacaktır…

Tarçın

Bir çok çalışma tarçının diyabet ve yüksek kan şekeri oranlarına iyi geldiğini ortaya koydu. Bu baharatı aktarlarda, süpermarketlerde kolayca bulabilirsiniz. Vücudun insülin hassasiyetini arttırır. Bunun sayesinde, zamanla kan şekerini düzenlemesi için bu hormona daha az bağımlı olacaksınız.

Nopal kaktüsü

nopal
Konu ile ilgili çalışmalar nopal kaktüsünün kandaki yüksek glikoz oranlarını düşürdüğünü ortaya koydu. Bu kaktüs çok fazla lif ve diğer yararlı maddeler içerir ve vücudun şekeri metabolize etmesini kontrol eder, normal seviyelerde tutar. Bu yüzden diyabet hastaları için idealdir.

Sarımsak

Yüksek kan şekeri yaşayan kişilerin diyetine eklemesi gereken bir diğer gıda ise sarımsaktır. Düzenli sarımsak tüketimi Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Peki nasıl? Nopal kaktüsü gibi vücudun glikozu metabolize etmesine yardımcı olur ve içinde insülinle benzer tepkiler yaratan maddeler içerir.

Soğan

soğan
Sudan Gezira Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar gün içinde çiğ yenen 100 gram soğanın Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerini düşürdüğünü ortaya koydu. Bunun sebebi soğandaki flavanoid ve sülfür.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ödemin ilacı hurma suyu…!

12805673_560255464141070_563110117670711767_n[2]

‘Hurma suyunu iç ödemden kurtul’

Kadınları daha çok seven, el ve ayak bileklerinde sıkça görülen ödemler ciddi hastalıkları habercisi olabiliyor. Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Ödem,vücutta sıvı birikmesidir ve yaygın karşılaşılan bir sorundur. Ödemi hücre içi sıvının hücre dışına çıkması ile doku aralarında ve cilt altında birikmesi olarak da tanımlayabiliriz. Böbrek ve karaciğer hastalıkları, kalp-damar sorunları, hormonal hastalıklar ödeme yol açabiliyor” şeklinde konuşuyor.
kilo artışı olab ilir…

Regl dönemi, menopoz, fazla kilo, az su tüketimi, fazla karbonhidrat tüketimi, bol tuzlu diyetlerin de ödeme neden olduğunu belirten Enç, hurmanın ödem gidermede etkili olduğunu bildiriyor. Ayrıca tansiyon dengesizliğin de ödeme neden olduğunu aktaran Enç, “Tüketilen su ve tuz miktarı şişme ve ödem oluşmasında çok önemlidir. Ödemin en erken belirtileri göz kapaklarında, el, ayak ve ayak bileklerinde şişme meydana gelmesidir. Ödem ile birlikte kilo artışı da tipik bir bulgudur. Ödemin tedavisi özellikle nedene yönelik olmalıdır. Eğer hastalığa bağlı bir ödem söz konusu değilse, ilaç kullanmadan bazı tedbirlerle ödemlerinizden kurtulabilirsiniz” diyor. Enç şu önerlerde bulunuyor: şekerden
uzak durun

Hazır yiyecekler, et suyu tabletleri, turşular, konserveler tuz yönünden zengin besinlerdir. Bu sebeple bu besinlerin tüketimde dikkatli olunmalıdır.
Yemeklerinizi pişirirken az tuz ile edin ve tuzdan çok baharat kullanın.
Şeker tüketiminize dikkat edin. Çünkü şekerin sindirilmesinde çok miktarda su gerekir ve vücut suyu tutar. Tüketilen şeker miktarının azalmasıyla ödem sorunu da azalacaktır.
Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa gün içinde ödem atımını hızlandıran biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı ve funda yaprağı gibi bitki çayları için.
Yeşil yapraklı sebzeler vücuttun fazla su yu atmaya yardımcı olur.

ÖDEM ATTIRAN TARİF
– Gece yatmadan önce 1 bardak suya , 1 adet kuru hurma koyup bekletin. Sabah hem suyu hem hurmayı tüketin. Bağırsak hareketlerinin hızlanmasına ve ödemin atılmasını sağlar.
– 1 demet maydanoz, 2 salatalık ve 1 orta boy havuç suyunu karıştırıp için. Dilerseniz 1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil de ekleyebilirsiniz. Günde 2 kere öğün aralarında tüketmek ödem atmanın sihirli formülünden biridir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bu Pancar Bir Harika… Kanserle Savaş Onda, Karaciğeri Temizleme Onda, Kan Basıncını Azaltma Onda…

pancar[1]

Pancar vücudun toksinlerden kurtulmasına yardımcı olur, kolon ve karaciğer sağlığını desteklerken ağır metallerin atılımını sağlar.

Pancar, hem yemeklere verdiği güzel tat hem de sağlığa faydaları ile dünyada ünlü olan bir sebzedir. Bu kök sebze A ve C vitaminleri, demir, karotenoidler, lifler gibi mineraller açısından zengindir.

Olağanüstü besleyici öğeleri sayesinde, pancar hayat kalitesini arttırmak ve vücut sağlığını geliştirmek için birebirdir. Araştırmalar düzenli olarak pancar tüketen insanların erken yaşlanma yaşamadıklarını, kan dolaşımlarının geliştiğini, kardiyovasküler problemlerden ve hatta belli kanserlerden korunduklarını ortaya koyuor.

Pancar düşük tansiyona nasıl iyi gelir?

Science Daily dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, içeriğindeki nitrat sayesinde pancar yüksek tansiyonu azaltmak için etkilidir. Nitrik oksit kan damarlarını rahatlatır ve böylece kan dolaşımına iyi gelerek yüksek tansiyonu azaltır.

Günde bir bardak pancar suyu içmek kan basıncını önemli ölçüde azaltır. Ancak uzmanlar pancar suyu içmenin uzun vadede kan dolaşımını nasıl etkilediği üzerine daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor.

Kan basıncını azaltmak için pancar suyu

Bu tarif kan basıncını azaltmak, kan dolaşımını arttırmak, varisli damarlarla savaşmak ve kalp problemlerinden korunmak için önerilir.

Malzemeler
•3 pancar
•1 parça zencefil kökü
•2 elma
•1 diş sarımsak
•2 kereviz sapı

Hazırlanışı

Malzemeleri soyun ve iyice yıkayın, küçük küçük dilimleyin. Her şeyi bir miksere koyun ve karıştırmadan önce biraz su ekleyin. Bu karışımı her gün öğünlerden sonra için.

Pancar kanserle nasıl savaşır?

pancar suyuPancar içerdiği flavanoidler sayesinde doğal anti-kanser ögeleri arasında kabul edilir. Bu betanin içeren güçlü antioksidanlar insanlardaki kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini önler ve azaltır. Bu buluşa dayanarak, araştırmacılar pancarı kansere iyi gelen diğer gıdalarla beraber tüketmeyi öneriyor (sarımsak, soğan, domates ve dahası).

Antikanser pancar suyu

Bu güçlü içecek vitaminler, antioksidanlar ve lif açısından çok zengindir. Bunların hepsi vücudu kanserden korumaya yardımcı olur.

Malzemeler
•1 bardak su
•1 orta boy pancar
•1 orta boy havuç
•1 orta boy elma
•4 buz kübü

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri soyun ve doğrayın. Miksere ekleyin. İstediğiniz kıvama gelene kadar karıştırın ve süzmeden için.
Pancar karaciğeri temizlemeye nasıl yardımcı olur?

karacigerPancar karaciğeri temizleyen bir çok özellik taşır. Karaciğer toksinlerle ve zamanla biriken atık maddelerle dolduğunda pancar muhteşem bir yardımcıdır. Bu sebze öd üretimini azaltır ve karaciğerin performansını arttırır. Pancar vücuttan ağır metallerin atılımına yardımcı olur ve hatta karaciğer kanseri oluşumunu önler.

Karaciğeri temizlemek için pancar suyu

Bu basit pancar suyu karaciğerini temizlemek ve genel işlevini arttırmak isteyen kişiler için önerilir. Bu içecekteki malzemeler vücuttan toksinleri atmaya yardımcı olur ve ayrıca kolon sağlığını geliştirir.

Malzemeler
•1 doğranmış büyük bir pancar
•1 büyük limon

Hazırlanışı

Limonun suyunu sıkın ve doğranmış pancar ile mikserden geçirin. Yarım bardak su ekleyin ki daha iyi karışsın. Her şeyi iyice karıştırın, soğutun. Tercihen boş mideye için.

Karaciğer detoksu için pancar

Karaciğer alkol tüketimi, zayıf beslenme, kirlilik, tütün ürünleri kullanımı ve dahası yüzünden kötü etkilenir. Bu içecek pancarın yararlarını marul, lahana ve elma ile birleştirerek detoks gücünü arttırıyor.

Malzemeler
•1 doğranmış pancar
•1 baş marul
•3 kıvırcık lahana yaprağı
•1 elma

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri mikserde karıştırın. Kıvama gelince soğuk kalacağı bir yere koyun. 7 gün boyunca için.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Elmanın Faydaları/ Muzun Faydaları

12799254_560519430781340_38068730527903913_n[1]

Elma: Bunamayı önler, kolestrolü düşürür, akciğer ve kolon ve prostat kanseri riskini azaltır

Muz: Gece görüşünü güçlendirir, hipertansiyonu ve ülseri önler, kemikleri güçlendirir, ishalken kaybedilen elektrotları dengeler, böbrek kanser riskini azaltır

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Boğaz Ağrısı İçin 12 Doğal Çözüm

boğaz-ağrısı[1]

Boğaz ağrısı çok rahatsız edicidir ve verdiği sıkıntı nedeniyle adeta başka bir şeyi düşünmenizi engeller. Yutkunurken veya hatta nefes alırken şiddetli bir ağrı hissettiğinizde genel sağlığınız kötüleşir. Bu ağrı bir soğuk algınlığının, örneğin boğaz anjininin başlangıcı olabilir. Boğaz ağrınızı hızlı ve etkili bir şekilde iyileştirmek için aşağıdaki doğal çözümleri göz önünde bulundurabilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için En İyi Ev Tedavileri Nelerdir?

Gerekli malzemeleri bulmak kolaydır ve birçoğu zaten evde mevcuttur. Bunlar evinizde olmasa bile marketten kolayca temin edebileceğiniz malzemelerdir.

Kırmızı Biber

1/8 çorba kaşığı kırmızı biberi 1/2 fincan sıcak suyla karıştırıp günde birkaç kez gargara yapın. Kullandığınız kırmızı biber miktarına dikkat edin, çünkü bu oldukça kuvvetli ve acıdır.

Tuz

Bir fincan sıcak suya bir çay kaşığı tuz ekleyin ve bununla saat başı gargara yapın.

Elma Sirkesi

2 çorba kaşığı elma sirkesini bir fincan sıcak suyla karıştırın. Bunun biraz soğumasına izin verin ve saatte bir kere gargara yapın.

Zencefil Çayı

zencefil3

Bunun etkili olabilmesi için taze ve öğütülmüş olması gerekir. Her fincan kaynar su başına 3 çay kaşığı zencefil ekleyin. Bunu 5 dakika bekletin ve bir poşet çay veya bir çorba kaşığı bal ekleyin.

Kekik Çayı

Bu dem sayesinde boğaz ağrısını neredeyse hemen hafifletebilirsiniz. Bunu her bir fincan kaynar su başına 1 yemek kaşığı kuru kekik kullanarak hazırlayabilirsiniz. Bunu süzün, soğumaya bırakın ve gargara yapın.

Bal ve Limon Çayı

bal

Bu çay en popüler seçeneklerden biridir ve hazırlaması oldukça kolaydır. Bu sadece bir fincan kaynar su başına iki çorba kaşığı bal ve bir limonun suyunu gerektirir. Bu karışıma sıradan bir poşet çay ekledikten sonra bir süre soğumasına izin verin ve yavaş yavaş için. Bu boğaz ağrınızı hemen yatıştıracaktır.

Meyan Kökü Çayı

Bu çayı her bir fincan su başına bir veya iki adet meyan kökü parçası kullanarak hazırlayıp yudumlayın. Bir diğer fikir, meyan kökü içeren çay poşetleri hazırlamak, hatta kökün tükürüğünüzle karışmasını sağlamak için bir miktar çiğnemektir. Bu boğazınıza iyi gelecektir. Bunu kullanırken dikkati olmanız önerilir, çünkü çok fazla tüketmeniz durumunda kan basıncını yükseltebilir. Hamile kadınlar veya hipertansiyondan muzdarip olan insanlar için önerilmez.

Karanfil

karanfil

Yutkunurken hissettiğiniz ağrıyı yatıştırmak için birkaç adet karanfil çiğneyebilirsiniz. Karanfil ayrıca hemen hemen her tür enfeksiyonla mücadele etmeye yardımcı olacağı için, bununla gargara da yapabilirsiniz. Karanfili diyet ürünleri satan dükkânlardan ufak torbalar şeklinde kolayca temin edebilirsiniz.

Karbonat ve Tuz

kabartma-tozu-6

Yarım çorba kaşığı karbonatla yarım çorba kaşığı tuzu yarım fincan ılık suda karıştırın. Bu karışımla günde birkaç kez gargara yapın.

Papatya Çayı

Diğer özelliklerinin yanı sıra, bu çay boğaz ağrısına da iyi gelir. Bu sizi rahatlatır, mide ağrılarına iyi gelir ve sizi soğuk günlerde ısıtır.

Oksijenli Su

Boğaz enfeksiyonuyla mücadele edebilmek için, %3 hidrojen peroksit ile gargara yapın. Eğer bunun tadı size çok kötü gelirse, eşit miktarda suyla seyreltebilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için Diğer Ev Tedavileri
•Bir fincan su başına üç adet limon yaprağını 10 dakika süresince kaynatın. Ardından ateşi kısın ve bir çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu soğutmadan yavaş yavaş için. Suyla veya balla karışık limon suyuyla günde beş kere gargara yapabilirsiniz. Limonun dişlerinizin üzerinde etkiye sahip olması nedeniyle bu karışımı kullandıktan sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.
•Bir çorba kaşığı papatya yaprağı ve iki fincan kaynar suyla bir bandaj hazırlayın. Bunun için yaprakları suya koyup birkaç dakika pişirin ve bir bezle çıkarın. Bezi iyice sıkın ve soğuyana kadar boynunuza uygulayın. Bunu günde birkaç defa tekrarlayın.
•1 çorba kaşığı saf arı balı, 1 fincan nar, 1 fincan az yağlı yoğurt, yarım fincan yaban mersini ve bir buçuk fincan dilimlenmiş muz kullanarak bir karışım hazırlayın. Homojen bir karışım elde edene kadar bütün malzemeleri blendırda karıştırın ve karışımı günde iki kere için.
•Ilık suya az bir miktar viski katın ve gerektikçe gargara yapın.
•1 adet soğan dilimleyin ve bunu yarım litre suya katın. Üç çorba kaşığı şeker ekleyin ve bunu 12 saat bekletin. Her iki saatte bir, boğazınızın ağrısı geçene kadar bir fincan için.
•2 adet havuç, 4 adet kereviz sapı, 1 diş sarımsak ve 1/4 rezeneyle bir sebze suyu hazırlayın. Bunu blendırda iyice karıştırın ve günde iki kere için.
•25 gram çilek, 700 mililitre su ve 30 gram çilek yaprağını 15 dakika kaynatın. 1 çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu süzün ve kapalı bir şişe içerisinde buzdolabına koyun. Her 45 dakikada bir gargara yapın.
•Bir avuç maydanoz, bir adet soğan ve bir diş sarımsağı yıkayın ve dilimleyin. Karışım homojen bir macun kıvamına ulaşana kadar blendırdan geçirin ve günde bir bardak için.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR AY BOYUNCA GÜNDE İKİ TANE LEKELİ MUZ YERSENİZ NE OLUR

12794452_10153998135579169_6448993803472982453_n[1]

Muzun vücuda faydaları açık. Ancak normal muzdan ziyade tamamen olgunlaşmış ve üzeri lekeli muzları yemek daha da faydalı.
1. Tansiyonun düşmesini sağlar
Muzların tansiyonu düşürmesinin ve seni felç veya kalp krizi geçirmekten korumasının sebebi az sodyum ve çok potasyum içermesidir. Sağlıklı bir kalbin meyvesidir.
2. Mide ekşimesine karşı tedavi
Muzu doğal bir antiasit, asit bağlama maddesi olarak görünebilir. Bir muz bile mide ekşimesine faydalı olabilir ve böylece semptomları azaltabilir.
3. Demir kaynağı
Kansızlık demir içeren bir beslenme ile tedavi edilebilir ve muz demir içerir. Kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin oluşturmakta yardımcı olur ve vücudundan akan kanı güçlendirir.
4. Enerji sağlar
Eğer spor salonuna veya herhangi bir yere gidip spor yapmak istiyorsan öncesi bir veya iki muz yemen faydalı olabilir. Bir veya iki saat süre boyunca daha enerjik olmanı sağlayacak. Yani sporunu bitirmek için yeterli olan bir süre.
5. Mide için iyiler
Mide urları çekenler bazı besinlerden uzak durmaları önerilir. Besleyici meyve olsa bile, ağrılara sebep olması veya çıbanlara zarar vermesine sebep olabilir. Mide urları çeken insanlar muzu yumuşak ve hafif olmalarından dolayı sorunsuz yiyebilir. Hatta muzun lapa gibi olması mide duvarını asitler ve diğer yanılmalardan korur.
6. Depresyona karşı yardımcı olur
Muzun depresyona karşı iyi gelmesinin sebebi yüksek düzeyde triptofan içermesi ve bunun vücutta serotine dönüşmesi ile açıklanır. Serotin ise insanı daha mutlu ve daha dengeli hale getirir ve genelde moralini daha yüksek tutar.
7. Kabızlığı önler
Muz yeterli miktarda safra maddesi içerir ve bu nedenle barsak hareketliliğini sürekli kalmasını destekler. Böylece doğal bir şekilde kabızlığa karşı korur.
8. Sinirleri sakinleştirir
Bazı şeyler senin zaman zaman stresli olmanı veya moralinin bozulmasını sağlar. Muz yemeği hiç düşündün mü? Şeker seviyeni düzenlemene yardımcı olabilir ve içerdiği B vitamini ile sinirlerini sakinleştirebilir. Sonuç daha rahat bir kişiliğe sahip olmandır.
9. Vücut sıcaklığını kontrol eder
Dışarısı çok sıcak ise eğer, muzun vücudunun sıcaklığını düzeltmesini unutmayın. Vücudun ateş nedeniyle sıcaklamış ise muzun bu sıcaklığı düşürebildiği de doğrudur.
Cumhuriyet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şekeri Bırakın Gençleşin…

şeker-kübü[1]

Şeker tüketimi, karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir. Şekerin karaciğer üzerindeki etkisinin alkolün bıraktığı etki ile benzer olduğu düşünülmektedir.
Şekeri Bırakınca Hayatınızda Değişecek 7 Durum

Son birkaç yıldır uzmanlar bizi şekerin sağlığımız üzerindeki tehlikeleri hakkında uyarmaktadırlar. Şeker; tip-2 diyabet, kalp rahatsızlıkları ve obezitenin temel nedenidir.

Şekerin kendisi tam anlamıyla zararlı değilse de, aşırı tüketilmemesi gerekir; özellikle de rafine şeker, ki bu da sıklıkla marketlerde karşılaştığımız ve sürekli tükettiğimiz şeklidir.

Şeker, meyvelerde bulunan doğal hali ile tüketildiğinde sağlığımız için zararlı değildir; ancak aşırı miktarda tüketilmemelidir. Sağlık uzmanlarını endişelendiren konu, çoğu insanın beslenmesinde rafine şekerin bulunmasıdır. Rafine şeker, kimyasal işlemlere tabi tutulur ve kokain kadar bağımlılık yaratıcı olabilir.

Hayatınızdan şekeri tamamen çıkarmak imkansız gibi görünebilir. Çünkü besinlere katmak için rafine şeklinde satılmasının yanı sıra, şekerlemeler, ekmek, işlenmiş gıdalar, soslar ve diğer birçok seri üretilen gıdaların içinde de şeker bulunur.

Buna rağmen, doktorlar ve beslenme uzmanları, şekerin vücudumuza çok ciddi sağlık tehditleri oluşturduğunu, ve daha da önemlisi bu durumdan nasıl sakınabileceğimizi üzerine basa basa anlatmaktadırlar.

Diyetinizden şekeri çıkarmak, sağlığınızı yaşam kalitenizi ciddi anlamda arttıracak şekilde etkileyecektir. Aşağıda, bugün hayatınızdan şekeri çıkarmak için 7 önemli neden bulacaksınız.

Daha tok hissedersiniz

Şeker, yemek yedikten sonra doyma hissini sağlayan leptin adı verilen hormonu bastırır. Bunun sonucunda yemeye devam etmekten kendinizi alıkoyamazsınız.

Şekeri bıraktıktan sonra vücut iştahı düzenlemeye başlar ve artık gıdalar daha çok tokluk hissi yaratmaya başlar. Bu da daha az kalorili yiyecek ve daha az tatlı tüketmek anlamına gelir.

Kalbinizi korursunuz

kalp

Bol şeker içeren yüksek glisemik indeksli bir beslenme ve kalp hastalıklarının oluşma riskinde artış birbiriyle bağlantılıdır.

Şekerden kaçınmak, kalbi korumanın ve trigliseritleri kontrol altına almanın bir yoludur. Trigliseritler şekerden gelen ekstra kalorilerin depolandoğo yağ türüdür ve iyi kolesterolün vücudumuzdaki etkilerini azaltırlar.


Bu yazımızı okumayı unutmayın: Kalp Sağlığınız İçin Sarımsak Çorbası

Karın yağları azalır

Şeker; vitamin, mineral ve lif yönünden yoksun, çok yüksek kalorili bir gıdadır. Bu yüksek kalorili, besin değeri düşük gıda, vücudumuzda kolayca yağ birikimine ve ilerleyen dönemlerde ise obeziteye dahi yol açabilmektedir.

Endokrin Topluluğunda (Endocrine Society) yayınlanan bir çalışmada; şeker tüketiminin, mide etrafında ve vücudun bel kısmında yağ birikimine neden olduğu ortaya konmuştur.

Karaciğerinizi korursunuz

karaciğerNature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; aşırı şeker tüketimi tıpkı alkolde olduğu gibi karaciğeri olumsuz yönde etkiler.

Şekerden kaçınmak, karaciğerin işlevlerinin düzenli bir şekilde devam etmesine katkıda bulunarak bu organın yorulmasının önüne geçer.

Böbrek taşı oluşumu engellenir

Diğer zararların yanında göz ardı edilen bir şey de, şekerli içecekler ve rafine şekerlerin böbrek taşı oluşumu riskini %25 oranında arttırmakta olduğudur. Daha kötüsü ise tükettiğimiz şekerli meşrubatların bu riski %33 gibi ciddi bir oranda arttırabilir düzeyde olmasıdır.

Bu riski önlemek için bu içecekleri tüketmeyi bırakıp doğal meyve suları veya su gibi daha sağlıklı içecekleri tercih etmek gerekmektedir.

Beyninizi korursunuz

beyin

Kanıtları çok kesin olmamakla beraber, bazı çalışmalar kan şekerindeki ani değişimlerin hafızayı etkileyen beyin hasarının nedenlerinden olabileceğini bulmuştur. Bu çalışmalarda sorunun kaynağının kontrolsüz kan şekeri seviyeleri olduğu tespit edildi; ancak şekerin doğrudan bir etkisi bulunamadı.

Ancak, çok fazla şeker tüketiminin, kan şekerinin yükselmesinin temel nedeni olduğu yaygın olarak bilinmektedir.


Beyin sağlığınızla ilgili daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Bu yazımızı okuyun: Beyin Sağlığı için İpuçları ve Tavsiyeler

Cildinizi genç görünümlü tutarsınız

Şeker tüketmek glikasyon adı verilen bir süreci çalıştırır; bu da cildinizdeki elastin ve kolajenin hasarına neden olur.

Şekeri hayatınızdan çıkarmak cildinizin genç görünümünü koruyacak ve yaşlanmanın erken belirtilerini engelleyecektir.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D VİTAMİNİ SIRT AĞRISI, DEPRESYON, DİYABET, PROSTAT KANSERİ VE BAĞIRSAK KANSERİNDEN KORUYOR

D%20vitamini%20eksikliği_1efeb7ce-6af7-483d-9a63-7ff6c4a38b84[1]

 

Yeni Yapılan Çalışmalar D vitamininin sırt ağrısı, depresyon, prostat kanseri, Diyabet (Şeker Hastalığı), kolon (bağırsak) ve rektum kanserinden koruduğunu ortaya koydu. Bu çalışmaların özetleri kısaca şöyledir:

D Vitamini kronik sırt ağrılarında faydalı oluyor. D vitamini alan ve sırt ağrısı olan kişilerde bu ağrı azalmakta,

D Vitamini kan düzeyi 40’ın altında olanlarda Depresyon daha sık görülmektedir,

Kolon ve rektum kanserleri ve Prostat Kanseri D Vitamini alanlarda daha az görülmektedir,

D Vitamini Beyin hasari ve beyin iskemisinde faydalı olmakta,

D vitamini ve kalsiyum alan kilolu kişilerde kilo kaybı daha fazla oluyor,

D vitamini alanlarda Diyabet (Şeker Hastalığı) kontrolu daha iyi olmakta ve şeker hastalığı çıkışı gecikmekte yani önlemektedir.

D VİTAMİNİ KONTROLU İÇİN kanda (25 OH D3 ) VİTAMİNİ DÜZEYİNİ HER YIL ÖLÇTÜRÜN. Bu ÖLÇÜMÜN 50 CİVARINDA OLMASI GEREKİR. DAHA DÜŞÜK İSE BİR ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURARAK TEDAVİ OLUNUZ.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

• Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
• Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
• Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
• Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
• Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
• Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
• Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
• D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
• D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
• D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
• Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.

D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.

En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.

D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.

Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.

Fatoş Pabucçu Tuncay

Sağlıkla kal

2n14.com
Genetiği korunmuş lezzetler

İletişim

Telefon : 0212 951 03 01

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KAYA TUZUNUN BİLİNMEYEN 20 FAYDASI

8abf96d7a78622f3633a1a07bebefa35[1]

Kaya tuzunun insan ömrünü uzattığını söyleyen Sağlıklı Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kaya tuzunun faydalarını anlattı…

Kaya tuzu sağlıklıdır. Kaya tuzu en önemli bir mineraldir. Saftır, rafine olmamıştır. Rafine edilmemiştir. Hiçbir ek kimyasal ve çevresel kirlenme içermez. İnsan vücudunun ihtiyacı olan 92 elementten 84’ünü doğal olarak dengeli bir şekilde içermektedir. Doğal ve dengeli ömrü uzatır.

Ömrü uzattığını zeytin ağacından biliyoruz. Zeytin ağaçları 13 asır, 20 asır yaşıyorlar ve zeytin ağaçları kayalardan besleniyorlar. Zeytin ağacının kökü kayalardadır. Kayalardan beslendiği için ölmüyorlar. Zeytinde öyle, zeytin yağı da öyle, zeytin ağacının yaprağı da öyle kayalardan aldığı kaya tuzunun onlara sağladığı minerallerden ayakta duruyorlar. En önemli 84 element var ama en önemlileri bizim insan vücudumuzda makro dediğimiz, kalsiyum, demir, çinko, potasyum, magnezyum, bakır bunların hepsi kaya tuzunda var.

KAYA TUZUNUN 20 MUHTEŞEM FAYDASI

Hazmı kolaylaştırır.

Gaz gidericidir.

Mide yanmasını önler.

Gastriti önler.

Vücuda giren minerallerin, hücrelerin içerisine girmesini hızlandırır.

Vücudumuzdaki elektrolitlerin tuz dengesini sağlar.

Kan dolaşımımızı uyarır, düzenler ve vücuttaki bütün hücreler mineralle çalışır.

Böbreklerimiz, kalbimiz, akciğerlerimiz tuzla çalışır.

Vücudumuzda biriken toksit mineralleri redakte edilmiş diğer tuzların atılmasını sağlar.

Kan basıncını düzeltir.

Kan basıncını yükselten rafine tuzdur.

Çünkü o solfür filörürdür.

Rafine tuz mineral değildir ve o tehlikelidir.

Acıkmayı önler ve tok tutar.

Hastalandığımız zaman kaya tuzu ile yapılmış suyla eritilmiş bir gargara boğaz ağrılarını giderir.

Nefes açıcıdır. Kaya tuzu mağaralarında astım tedavisi yapılıyor.

Tuzlu su buharı ile astımlı, alerjik çocuklara, bronşite ve burunu ve nefesi açar.

Kulak tıkanıklığı şikayetlerini azaltır.

Banyonuza tuzlu su koyup içerisine girdiğiniz zaman evde yapılmış kaynak suyu gibidir.

Eklem ve kas ağrılarını hemen giderir.

Vücuttaki birikmiş ödemleri çözer.

Özelikle adet öncesi ödemleri çözer.

Adalelere ve eklemlere güç sağlar.

En önemlisi bağışıklık sistemini güçlendirir.

Solunum, dolaşım sistemlerini güçlendirir.

Kemik ve bağ dokusunu güçlendirir.

Ostiyogorozu önler.

Metabolizmayı hızlandırır.

Tuz lambaları ise oda havasını temizler.

kaynak: Gaye Doğanay

Sağlıkla kal

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MİNERALLER HANGİ GIDALARDAN NASIL ALINIR?

14ce21514251687727fc42b7f19e2108[1]

VÜCUDUN GELİŞMESİ VE SAĞLIĞIN KORUNMASI İÇİN MİNERALLERE İHTİYAÇ VARDIR.

Minerallerin birçok işlevi düzenlediğini belirten Diyetisyen Özge Yüksel, hangi mineralin hangi gıdadan alınabileceğini açıkladı…

Mineraller doğada yaygın olarak görülen inorganik maddelerdir. Vücudun büyümesi ve gelişmesi, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için minerallere gereksinim vardır. Mineraller birçok işlevi düzenleyen elzem besin öğeleri grubudur. Vücut yapısının oluşmasına da yardımcıdırlar. Kemik, diş, kas, kan ve diğer dokuların da yapısında bulunurlar.

MİNERALLER HANGİ GIDALARDAN NASIL ALINIR?

1-KALSİYUM

Süt ve süt ürünleri en iyi kalsiyum kaynağıdır. Süt ve süt ürünlerindeki kalsiyumun emilimi çok yüksektir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyve, kuru baklagillerde kalsiyum kaynakları arasındadır. Yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagillerdeki kalsiyum emilimi ise süt ve süt ürünlerine göre daha düşüktür. Yeşil yapraklı sebzelerde bulunan okzalatlar (okzalik asit) ve tahıllarda bulunan fitatlar (fitik asit) kalsiyumla birleşerek ince barsaklardan emilimi engeller.

2-POTASYUM

Fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz, alkol ve stres bu mineralle vücuttan atılır. Et, süt, sebze, meyveler ve kurubaklagillerde bulunur.

3-MAGNEZYUM

Magnezyum kaynakları soya fasulyesi, kuru yemişler, kuru baklagiller, süt, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllardır. Besinlerin Haşlanma veya buharla pişirilmesi magnezyum değerlerini düşürmektedir. Olabildiğince taze şekilde tüketmek gerekmektedir.

4-DEMİR

Yumurta sarısı, et, balık, ciğer, dalak hayvansal kaynaklı demir içerir. Yeşil yapraklı sebzelerde ise bitkisel kaynaklı demir bulunur. Bitkisel kaynaklı demirin emilimi hayvansal kaynaklı demire göre zordur. Diyette C vitamininin ve demir yönünden zengin yiyeceklerin birlikte bulunması, bitkisel kaynaklı demirin emilimini arttırır. Bu yüzden demirden zengin gıdaları bol yeşillikle birlikte tüketmeniz önerilir. Yemek esnasında çay içilmesi de demirin emilimini azalttığından, çayın öğün aralarında ve açık olarak içilmesi gerekmektedir.

5-KROM

Yumurta sarısı, istiridye, yer fıstığı, üzüm suyu, peynir, buğday ve mayada bulunur.

6-FOSFOR

Protein yönünden zengin besinler fosfor içeriği açısından da yüksektir. Süt ve ürünleri, et ürünleri, tavuk, balık, yumurta, tahıllar, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar önemli fosfor kaynağından zengin besinlerdendir.

7-SODYUM, KLOR

Sodyum ve klorun temel kaynağı tuzdur. Salamuralar ve taze sebzelerde de bulunmaktadır. Sodyum ve klor eksikliği oldukça nadir gözükmektedir.

Diyetisyen Özge YÜKSEL

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Su: Hayatın Anahtarı…

12832408_796503907161080_8718165511939611182_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayaklarımız ve Sağlığımızla Bağlantıları

Refleksolojiye göre, organlarımız ve ayağın üstünde bulunan belli noktalar arasında doğrudan bir bağlantı mevcut.

Ayaklarımız tüm gün boyunca vücudumuzun ağırlığını taşıdıklarından ekstra özene ihtiyaç duyarlar. Ne yazık ki, hak ettikleri ilgiyi çoğu zaman görmezler.

Hem fiziksel hem duygusal birçok sağlık problemini yalnızca ayaklarınızı inceleyerek tespit edeayaklara-peelingbileceğinizi biliyor muydunuz? Bu onlara sağlıklı olmaları için gereken ilgi ve özeni göstermek için yeterli bir sebep değil mi? Bugünkü yazımızda bu konudan bahsedeceğiz.

Sağlık sorunlarını kontrol etmenin en kolay yollarından biri de değişiklik olup olmadığına bakmak için dikkatlice ayakları incelemektir. Örneğin:

  • Ayaklar ve ayak parmaklarında iyi bir dolaşım ve kan akışını işaret eden, çeşitli yoğunlukta kılcal damarlar bulunur. Bu kılcal damar sayısı azaldığı ve bazı durumlarda neredeyse yok olduğu zaman, bu durum yetersiz dolaşımın habercisi olabilir. Buna ayak kalıbımıza uymayan ayakkabılar veya dar çoraplar sebep olabilir.
  • Ayak ağrısının ani ve sık yaşanması besin yetersizliği, susuz kalma veya yetersiz dolaşımı işaret edebilir. Sebeplerine bakmak ve uygun tedaviyi uygulamak önem taşır.
  • Ayak krampları aktif insanlarda veya sporcularda görülüyorsa, yeteri kadar su içmemek muhtemel sebep olabilir. Bu durum en kısa süre içinde tedavi edilmeli ve aktif zamanlarda daha çok su içerek ve günlük önerilen miktarda su içmeye here zaman dikkat ederek çözülebilir. Susuz kalmak bu durumdan sorumlu değilse, o zaman muhtemel diğer sebepleri potasyum, kalsiyum veya magnezyum gibi besin maddeleri eksikliğidir.
  • Bir şeylerin ters gittiğinin diğer bir işareti de hiçbir zaman geçmeyen yaralardır. Bu diyabet işareti olabilir; çünkü diyabet hastalarının uzuvlarında bulunan sinirlerinde kalıcı hasar bulunur ve bu sebeple yara ve ülserlerinin iyileşmesi daha uzun sürer.
  • Sürekli üşüyen ayaklar da tiroidinizin düzgün çalışmadığının işareti olabilir ve hipertiroidizm söz konusu olabilir. Üşüyen ayakların diğer bir sebebi de yetersiz dolaşımdır. Bunun tam sebebini tespit etmek için doktorunuza danışmalısınız.
  • Şiş ayaklar genelde düzgün çalışmayan böbrekler ve ödemin sonucudur. Belli ilaçlar da ikincil bir yan etki olarak şiş ayaklara sebep olabilir.

Sakın unutmayın!

Ayaklarınızdaki değişikliklere dikkat etmek ve gerektiğinde doktorunuza görünmek büyük önem taşır; çünkü bu değişiklikler potansiyel bir sağlık sorununa işaret edebilirler. Hepimizin bildiği gibi, pişman olmaktansa temkinli olmak daha iyidir. Ayaklarınıza veya vücudunuza dikkat edin; size bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veriyor olabilirler.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »