Zencefil sarmak: Akciğerlerinizden balgamı söker ve bir gecede öksürüğü tedavi eder

zencefil1

 

Özellikle küçükler öksürük yüzünden bazen uyku bile uyuyamaz. Bağışıklık sistemi zayıf olduğu için ve soğuğa karşı dirençleri güçlü olmadığından soğuk algınlığı en kötü haliyle çocukları etkiler.
Öksürük yüzünden doktora giderseniz doktor size büyük ihtimalle bir öksürük şurubu yazacaktır. Ancak öksürük şurubu mucize bir ilaç değildir, ve yan etkileri vardır. Baş ağrısı, uykusuzluk ve migren yapabilir. Öksürük şurubunda en çok bulunan maddeler ise dextromtrorfan ile kodeindir.
Eğer denemek isterseniz bir defa da doğal bir çözüm yolu deneyin. Zencefil sargısı ve bal ile öksürüğü anında kesecek bir çözüm de var.
İçerik:
1 çorba kaşığı taze zencefil ya da zencefil tozu
bal
zeytinyağı
un
Ayrıca peçete, yapışkan bant ve gazlı beze de ihtiyacımız olacak.
Bal ile unu karıştırın
Zeytinyağını ve zencefili ekleyin, tekrar karıştırın.
Sonuçta oluşan karışımı peçeteye koyun ve tül ile sarın.
Göğsünüze ya da sırtınıza yapışkan bant ile yerleştirin.
Eğer bir çocuk için bunu yaptıysanız uykudan önce 3 saat boyunca bunu tutmalıdır.
Yetişkinler gece boyunca tutabilirler, ancak bilmelisiniz ki zencefil sargısı, normalde terlediğinizden çok daha fazla terlemenize neden olur.
Zencefil sargısının hiçbir yan etkisi yoktur, ancak çocuklar hassas ciltlere sahip oldukları için çok daha dikkatli hazırlanmalıdır.
Biz bu haberi burada gördük. Bir denemede sakınca yok, kim bilir belki bu da doğadaki binlerce mucizevi şifadan bir tanesidir.

Kaynak: Su perileri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1 Gramı Yetiyor… Hafızaya Etkisi İnanılmaz…

db3_zerdecal1

ZERDEÇAL MUCİZESİ
ZERDEÇAL’IN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR…!
Bu bitkinin bir çay kaşığı kadarı bile hafızayı güçlendirmeye yetiyor
Tayvan’da yapılan araştırma, kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketmenin diyabetin ilk evresinde ve bilişsel becerilerinde azalma riski bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi.

Diyabet teşhisi koyulan 60 yaşın üzerinde kadın ve erkeklerin katıldığı araştırmada, bilim adamları zerdeçalın hafızaya etkisini araştırdı.
Katılımcılar kahvaltıdan önce ve saatler sonra hafıza testine tabi tutuldu. Kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketen katılımcılar testlerde daha başarılı oldu.
Araştırmanın sonuçları, “Asia Pacific Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlandı.
ZERDEÇAL İLE SÜPER ZAYIFLAMA
Malzemeler:
4-5 yemek kaşığı yağsız yoğurt
1 çay kaşığı toz tarçın
1 çay kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı zerdeçal tozu
1 çay kaşığı zencefil tozu
Zayıflatan İksirin Yapılışı:

4-5 yemek kaşığı yağsız yoğurdu bir kaseye koyuyoruz ve içine malzemelerin tamamını ekleyip karıştırıyoruz. Hazırladığımız bu yoğurt kürünü sabah, öğlen ve akşam yemeklerden 1-2 saat önce aç karnına tüketiyoruz.

PEKİ ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLMELİ?
Hindistan’da günde en az 1 çay kaşığı zerdeçal kullanılmaktadır. Bu nedenle, Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri daha az görülmektedir. Ayrıca Alzheimer oranı yaşlılarda yok denecek kadar azdır.
Zerdeçalın zeytinyağı, karabiber, kırmızıbiber ile birlikte tüketilmesi vücut tarafından tamamen emilmesini sağlamaktadır.
Zerdeçalı kaynayan her yemeğe 1 tatlı kaşığı eklemekle kullanabilirsiniz. Hemen hemen her yemeğe yakışan bir tadı vardır. Süte ekleyerek içilebileceği gibi çayı da tüketilebilir. Fakat belki de en etkili kullanım salatalara ekleyerek, limon ve baharatlar ile kullanımıdır.
LÜTFEN BEĞEN ve PAYLAŞ Kİ HERKES BİLSİN…!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

NAR EKŞİSİ YAPIMINA DAİR TÜM PÜF NOKTALAR ve DOĞAL GERÇEK NAR EKŞİSİNİN FAYDALARI

dogal-gercek-nar-eksisi-728x4101

 

Organik Günler – Nar meyvesi faydalı ve tedavi edici meyveler arasında ön sıralarda yer almaktadır. Yalnızca meyvesi değil kabuğu, çekirdeği ve suyu bir çok hastalığa şifa olur. Aynı şekilde nar ekşisi de hem lezzetiyle sofralarımızda yer almakta hem de şifa açısından önemli bir yere sahiptir. Tabi doğal – gerçek nar ekşisi kullanırsanız…
Piyasada çok fazla nar ekşisi diye satılan fakat çoğunluğu glikoz ve sitrik asitten oluşan ürünler bulunmaktadır. Bunlar genellikle nar ekşili sos diye satılmaktadır. Bu sebeple nar ekşisinden fayda sağlamak istiyorsanız, alırken Tarım Bakanlığı onayı olup olmadığına dikkat etmeniz ve güvenilir yerlerden katkısız gerçek ve doğal ürünleri satın almalısınız. Ya da dışarıdan satın almak yerine evinizde nar ekşisini kendiniz tamamen doğal yöntemler ile yapabilir, güvenle tüketebilirsiniz. Ev yapımı nar ekşisine dair püf noktalar;
Evde Gerçek Nar Ekşisi Nasıl Yapılır?
Yaklaşık olarak 145 ml nar ekşisi elde etmek için 2 kg nar gerekmektedir. Nar ekşisi elde etmek için ekşi nar kullanmalısınız.
İlk olarak narları üzerinde beyaz kısımları kalmayacak şekilde ayıklayın. Eğer beyaz kısımlarını dikkatli bir şekilde ayıklamazsanız nar ekşisi acı bir tatta olacaktır. Ayıkladıktan sonra bir tülbentin üzerine az az koyarak suyunu çıkaralım. Bu işlemi elinizle veya sert bir cisim yardımıyla yapabilirsiniz. Dilerseniz robot veya portakal sıkacağı da kullanabilirsiniz.
Sonrasında yine tülbentten geçirmelisiniz. Elde edilen suyu tencerenin içerisine koyun ve kısık ateşte ara ara karıştırarak pişirin. Nar suyunuz pekmez kıvamına geldikten sonra ocaktan alabilirsiniz. Yalnız bu 4-5 saati bulabilir.
Kaynama sırasında üzerinde beyaz köpükler oluşursa bu köpükleri düzenli bir şekilde alın. Nar ekşisinin kıvama gelip gelmediğini anlamak için bir kaşık nar ekşini bir kaseye alın ve soğutun. Eğer soğuduktan sonra kıvamı koyu oluyorsa nar ekşisi hazır olmuştur.
Ocaktan aldığınız nar ekşisini soğuduktan sonra cam şişe veya kavanoza doldurabilirsiniz. Koyduğunuz kabın ağzını sıkıca kapatın. Bu şekilde buzdolabında uzun bir süre bozulmadan muhafaza edebilirsiniz.
Nar ekşisini evde yapmak zahmetli görünse de aslında kolaydır. Üstelik satın aldığınız hazır nar ekşisine  (nar ekşili soslara) göre çok daha lezzetlidir.
Gerçek Nar Ekşisinin Faydaları Şöyle Özetlenebilir;
* Şeker hastaları için şifa sağlar.
* Kellik probleminin tedavisinde kullanılır.
* Ağız için yara ve kanamalarda tedavi edicidir. Kanamaları hemen keser. Diş ve diş eti için faydalıdır.
* Mide yanmalarına karşı şifa sağlar.
* Güçlü bir idrar söktürücüdür.
* İshal ve kabızlığa karşı faydalıdır.
* Kalp dostudur. Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlar.
* Gerçek bir nar ekşisi vücuda enerji verir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kansızlık İçin Mukemmel Karışım

14495312_1162157743851225_6114471454682082252_n1

5 Bardak Su

20 gr kınakına kabuğu

500 gr çekirdekli siyah kuru üzüm

Hazırlanışı Kuru üzümü, bir havanda çekirdekleriyle beraber dövün. Sonra 5 bardak suyun içine koyun. 20 gr. kınakına kabuğu üzerine ilave edilerek kısık ateşte su 4 bardak kalıncaya kadar kaynatın. Sonra ocaktan alıp soğumaya bırakın.

Vücudumuzdaki demir eksikliğini giderir.

Yorgunluğu gideren doğal formüldür

Tüm yorgunluk ve halsizliğinizi giderecektir.

Kaynak: Sağlık olsun

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Tok tutan, protein kaynağı 5 atıştırmalık

 

İki yemek arası acıkınca aklınıza ilk ne atıştırmak gelir? Çikolata? Kek? Bisküvi? Kraker? Cips? Bunların hepsi şeker ve karbonhidrat oranı yüksek seçimler. Belki fark etmişsinizdir, yedikçe yiyesiniz gelir ama buna rağmen uzun süre tok tutmazlar. Şeker içeriği düşük, protein içeriği yüksek atıştırmalıklar açlık krizlerinizi bastırıp uzun süre tok tutarak kilo vermenize yardımcı olur.
FISTIK EZMELİ MUZ

Hem görüntü, hem lezzet hem de besin değeri açısından kendinize bir ziyafet çekmek için bu tarifi deneyin.

Bir bütün muzun üzerine 1 çorba kaşığı fıstık ezmesi sürün. Üzerine 1 tatlı kaşığı Chia tohumu ve 1 tatlı kaşığı tuzsuz antep fıstığı parçacıkları serpin. Sonra muzu sushi gibi 14 parçaya bölün. İster hemen yiyin ister buzluğa atıp acıktığınız veya tatlı istediğiniz bir zamana saklayın.

Şeker ve yağ ilave edilmemiş, saf fıstıktan yapılmış bir fıstık ezmesi kullanmanız önemli.

Yaklaşık 6.5 gram protein, chia tohumları sayesinde günlük ihtiyacınızı karşılayacak miktarda Omega 3 içerir. Yaklaşık 234 kalori.
ÇİĞ FINDIK FISTIK

Kabuklu yemişler protein açısından zengin olmanın yanı sıra yüksek oranda lif de içerirler. Lif ve protein kombinasyonu uzun süre tok kalmanızı sağlar. 2015 yılında yayınlanan klinik bir araştırma, her gün simit, poğaça, kek, cips gibi yüksek karbonhidrat içeren atıştırmalıklar yerine badem yemeye başlayan kişilerde kötü kolesterol LDL’nin düştüğünü ve göbek çevresi yağlanmasının azaldığını tespit etmiş.

Kabuklu yemişlerin sağlıklı yağ içeriği de yüksek olduğu için ne kadar yediğinize dikkat etmeniz iyi olur. Tek seferde 28 gram yani bir avuç kadarı idealdir. Diğer bir önemli nokta da kabuklu yemişleri en doğal haliyle yani çiğ, tuzsuz, kavrulmamış tüketmenizdir.

Badem (28 gram, yaklaşık 23 adet): 6 g protein, 162 kalori

Antep fıstığı (28 g, yaklaşık 49 adet): 6 g protein, 157 kalori

Kabak çekirdeği (28 g, yaklaşık 142 adet): 7 g protein, 153 kalori

Kaju fıstığı (28 g, 18 adet): 5 g protein, 155 kalori

Ceviz (28 g, yaklaşık 14 adet yarım): 4 g protein, 185 kalori

Fındık (28 g, yaklaşık 21 adet): 4 g protein, 177 kalori

Yerfıstığı (28 g, yaklaşık 28 adet): 7 g protein, 159 kalori
FIRINDA ÇITIR NOHUT

Canınız cips mi istiyor? Yağlı, tuzlu, katkı maddeli, besin değeri fakiri patates ve mısır cipsleri yerine son derece lezzetli, pratik ve protein açısından zengin bir alternatifiniz var: fırında çıtır nohut! Yapılan pek çok araştırma nohut ve diğer baklagillerin kolesterolü düşürdüğünü gösteriyor.

Hazırlaması son derece kolay bu tarifi denediğinizde vazgeçemeyeceksiniz:

Fırını 200 dereceye ısıtın. Bir gece önceden ıslattığınız yarım bardak nohutu, yumuşayana kadar haşlayın. Haşlanmış nohutu soğuk sudan geçirip kağıt havlu ile iyice kurulayın. 3-4 kaşık zeytinyağı, bir tatlı kaşığı toz kırmızı biber, ya da acı seviyorsanız toz Arnavut biberi, isteğe göre az miktarda himalaya tuzu ile iyice karıştırın. Arada karıştırarak çıtır çıtır kızarana kadar, 20-30 dakika fırınlayın.

¾ bardak dolusu çıtır nohutta yaklaşık 9 gram protein ve aynı miktarda lif var. Yaklaşık 300 kalori. Kalanını hava almayacak şekilde, fermuarlı poşette, buzdolabı dışında muhafaza ederseniz birkaç gün tazeliğini korur.
YUMURTA

Yumurta doğadaki en mükemmel besin kaynaklarından biri. Tek bir yumurtada 6 gram protein var. Ama daha önemlisi, bol miktarda amino asit içerdiği için, yumurtadan gelen protein diğer pek çok besinden daha yüksek oranda vücut içinde proteine çevriliyor.

Pratik bir ara öğün için haşlanmış yumurta tercih edin. Bir yumurta 6 g protein ve yaklaşık 77 kalori içerir.
FINDIK VEYA FISTIK EZMELİ ELMA SANDVİÇİ

Tok tutan, protein kaynağı 5 atıştırmalık 5 dakikada hazırlayabileceğiniz ekmeksiz bir sandviç tarifi.

Yeşil ekşi elmayı dilimleyin. Bir dilim elma üzerine bir tatlı kaşığı şekersiz fıstık veya fındık ezmesi sürüp diğer dilimi üzerine kapatın, sandviçiniz hazır!

4 tatlı kaşığı şeker ve yağ ilavesiz saf fıstık ezmesi ve bir orta boy yeşil elma ile hazırlayacağınız sandviçlerde 8 g protein ve yaklaşık 268 kalori var. Arasına isteğe göre şekersiz müsli veya chia tohumu da koyabilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EL EKLEM YERLERİNDEKİ AĞRILARDAN MUZDARİP OLANLAR.

14523085_565559376973689_917002817782404053_n1
Doğal ürünlerle ovarak rahatlayalım.Bunlar neler aşağıdaki resimde isimleri var.

Kaynak Luna Akademi

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Tıkalı Burnu Açmak için 6 Öneri

 

 

İnsan her an hastalanabilir, özellikle de hava ve ısı değişimleri sırasında ve bahar ile sonbaharın başlangıcında. Bu durum genelde soğuk algınlığı olarak kendini gösterir ve ana göstergesi de tıkalı bir burundur.

Her şeyden öte, bu durum vücuda yeterince oksijen gitmesini önler ve ikincil olarak ağızdan nefes almak burun yerine geçmez.

Bu yüzden tıkalı burnu açmak için etkili yöntemler bulmak önemlidir: bu yöntemler soğuk algınlığıyla beraber gelen genel sıkıntıları giderebilir.

Aşağıda tıkalı burnu çabucak açabilmek için size anlatacağımız yöntemlere göz atın, çünkü bunları değerlendirmezseniz, kendinizi daha da kötü hissetmeye devam edersiniz.

1. Tıkalı burnu açmak için acı yiyecekler yiyin

Acı baharatlar mukusun rahatlamasına yardımcı olur, böylece de bloke olmuş sinüsler çabucak açılır. Etkisi uzun sürmeyebilir, ama neden yediğiniz şeylerden faydalanmayasınız?

Bunlardan yararlanmak için öğünlerinize tercihen çiğ soğan ve sarımsak ekleyin ya da wasabi veya acı biber kullanın. Ayrıca hardal ve diğer biberler de etkilidir.

Bu besleyici gıdaları öğünlerinize ne kadar eklerseniz, bunlardan o kadar çok faydalanırsınız. 

2. Sinüslerinize masaj yapın

burun1

Sinüsleriniz solunum yolunuzun çevresindeki alanlardır.

Burada çok fazla mukus birikebilir, bu yüzden onları rahatlatmak için çevrelerine masaj yapın, bölgeye hafif baskı uygulayın ve böylece tıkanıklık daha az rahatsız edecektir. 

Nasıl yapacaksınız?

  • İşaret ve orta parmağınızın uçlarını göz altındaki bölgeye koyun ve dairesel hareketlerle masaj yapın.
  • Bunu 20-30 dakika yapın, burnunuza yakın yerlere ve göz altlarınıza yakın yerlere bastırın.
  • Son olarak, baş parmaklarınızı yanaklarınıza bastırın ve dışarıya doğru dairesel hareketlerle masaj yapın.

3. Nefesinizi kontrol edin

burun-nefes

Sinüslerinizi açmak için hiç kulaklarınızı ve burnunuzu tıkadınız mı? Eğer bunu bir kere denediyseniz, bu tekniğin ona çok benzediğini göreceksiniz.

Nasıl Yapmalı?

  • Derin bir nefes alın ve burnunuzu tutun. Sonra etrafta yürürken burnunuzdan hava vermeye başlayın. Rahatsızlık hissedene kadar buna devam edin.
  • Şimdi burnunuzu bırakın ve normal nefes alın. Oturun ve birkaç dakika içinde burun yollarınızın açıldığını fark edeceksiniz.

4. Geleneksel tedavi: deniz suyu solüsyonu

Bunun için iki seçenek var: bir eczaneden deniz suyu almak ya da evde tuzlu su hazırlamak.

Bunların her ikisi de etkilidir, ama bizler her zaman evde hazırlanan uygulamaları tercih ediyoruz. Özellikle de kolay oldukları zaman! Sadece biraz su kaynatın, içine tuz atın ve soğumasını bekleyin. Solüsyonu elde ettikten sonra, burun deliklerinize sıkın. Bu solüsyon mukusu sökecek ve tıkalı burun yollarını hemen açacaktır. 

5. Nane: Mukusun en büyük düşmanlarından biri

burun-spreyi

Bildiğiniz gibi, nane solunum yolu problemlerini azaltmak için kullanılmaktadır çünkü içinde asetik ve askorbik asitler bulundurur. 

Bu maddeler öyle etkilidir ki, mentollü veya mentol temelli ürünleri birkaç kez kokladığınızda, probleminiz yavaş yavaş ortadan kalkacak.

6. Sıcak bir duş alın

Su buharı solunum sistemine işler ve bu şekilde bloke olmuş alanları açarak önceden kaçırdığınız derin nefesleri size yeniden kazandırır.

Buna ek olarak, burun kanallarında az miktarda sıcak su da tıkanıklığı açmanıza yardım eder.

Duş almanın durumu daha da kötüleştireceğini düşünmeyin. Duşunuzu alıp çıktıktan sonra kurulanın ve ardından herhangi bir sorun yaşamayacaksınız. Unutmayın ki duş aldığınız zaman tüm hapşırma ve öksürmeyle gelen mikropları da üstünüzden atmış olacaksınız.

Bu önerileri unutmayın çünkü ne yazık ki hepimiz yer yer bunlara ihtiyaç duyabiliriz. 

Bu öneriler sayesinde siz veya sevdikleriniz tıkalı burun yaşarken yardıma hazır olacaksınız. Bunlar kesinlikle denemeye değer!

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Gün Karbonatlı Su İçmenin Faydaları

 

Karbonat, dünya çapında milyonlarca evde kullanılan oldukça yaygın bir üründür. Bu ününün sebebi yalnızca yemeklerde kullanılmasından gelmez, karbonat aynı zamanda belli başlı temizlik işlerini kolaylaştırıp sağlığa da katkı sağlar.

Bugünlerde birçok insan marketlerde bulunan bilindik ürünleri tercih etse de bazı insanlar hayatlarının belirli kısımlarında bu beyaz tozdan faydalanır.

Karbonat, makul ölçülerde, az miktarda tüketilmelidir.  Düzenli kullanımında, asit düzeyini azaltıp kanın doğal pH seviyesini dengelemek yoluyla vücudun genel işleyişini desteklediği görülmüştür.

Karbonatı suda çözmek, dünya genelindeki en eski ve en çok kullanılan tedavilerden biridir. Vücudu çeşitli hastalıklara karşı korumanın en etkili yollarından da biridir.

Doğal bir asit gidericidir

mide-asidi-azaltma

Karbonatın doğal asit giderici özelliği, evde oldukça yaygın olarak kullanılmasının sebeplerinden biridir.

Karbonat tüketimi, o rahatsız edici mide ekşimesini önlemek için mide asitlerini etkisiz hale getirebilir. 

Bir bardak suyla seyreltildiğinde, karbonat iltihaplanmayı ve gazı önler. Bu da hazımsızlıktan daha hızlı kurtulmanızı sağlar.

Doğal alkalileştirici

Çoğu beslenme düzeni vücutta asit üretir ki bu da vücudu farklı hastalıklara yakalanmaya karşı daha hassas hale getirir.

Asitliği etkisiz hale getirmek ve alkalin bir etki yaratmak amacıyla, karbonat doğal bir ilaç olagelmiştir ve vücudun pH dengesini sağlayıp, sağlığı da düzeltir. Vücuttaki asit, büyük ölçüde kemik erimesi (osteoporoz), eklem iltihabı (artrit) ve hatta kanser riskiyle bile ilişkilendirilebilir.

İşte bu yüzden, bu kadar düşük bir maliyete, bu ürün yukarıda bahsettiğimiz hastalıkların oluşumunu bile engelleyebilecek en iyi doğal tedavi olabilir.

Vücudu aşırı alkali hale getirip ona zarar verebileceğinden, çok fazla kullanmamaya özen göstererek günlük az bir miktarda tüketmek faydalı olacaktır. 

Mikrop kırıcıdıragiz-calkalama

Çok özel niteliklerinden biri de hastalığa sebep olan bakteri ve virüsleri azaltmada kullanılabilecek hafif mikrop kırıcı etkisidir.

Bu sebeple, karbonatın gargara olarak kullanımı boğaz ağrısı ve iltihaplanmayı tedavi etmede kullanılabilir.

İdrar yolu enfeksiyonlarını azaltır

Karbonat ve su karışımı, idrardaki asit seviyesini azaltma gücü sayesinde idrar yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir bariyer işlevi görebilir.

Karbonatı su ve kızılcık suyunu birlikte içmek de yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarını önlemede kullanılan yaygın yollardandır.

Gut ve diğer eklem sorunlarını giderir

eklemler

İdrardaki yüksek düzeydeki ürik asit ve vücut dokularındaki kan, acıya ve gut ya da artrit gibi kronik hastalıklara neden olabilir.

Karbonatlı su, kan pH derecesini normalleştirir ve bu tür asidi azaltır. Bu tip hastalıkları tedavi etmede ilaç olarak kullanılabilir.

Fiziksel performansı artırır

Fiziksel faaliyetler sırasında salgılanan laktik asit, kaslarda ve eklemlerde birikebilir. Bu da sertliğe ve kas yorgunluğuna yol açar.

Bunun fiziksel performansınızı etkilemesini önlemek amacıyla suda çözünmüş karbonat içmek iyi bir seçenektir. Çünkü vücudunuzdaki asidi kontrol etmeye yardımcı olacaktır.

Kolesterolü düzenler

Karbonatlı maden suyu içmek, ‘kötü kolesterol’ olarak da bilinen özellikle LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) gibi, yüksek kolesterolü düşürmede olumlu bir etki gösterebilir. 

Ancak, yüksek sodyum seviyesinden dolayı, yüksek tansiyona sahip kişilere önerilmez. Çünkü problemlerini daha kötü hale getirebilir.

Karbonatlı su nasıl yapılır

sodyum-bikarbonat

Daha önce bahsettiğimiz gibi, aşırı tüketimi tehlikeli olumsuz etkiler yaratabilir.

İşte bu yüzden, karbonatı riske girmeden beslenme düzeninize eklemek için aşağıdaki öneriyi aklınızda tutmanız gerekecek:

Genel doz

  • 1/2 çay kaşığı karbonat (3 gr)
  • 1 bardak su (200 mL)

İki malzemeyi karıştırın ve her ana öğünden sonra için.

Soğuk algınlığı ve gribi hafifletmek için

Bu tedavi soğuk algınlığına, gribe ve alerjilere sebep olan mikroorganizmalarla savaşmak için çok iyidir.

Bu gibi durumlarda, ilacı aşağıdaki şekilde kullanın:

  • 1. Gün: Beş doz yarım yemek kaşığı karbonatlı suyu her üç saatte bir alın.
  • 2. Gün: Üç doz (aynı miktar) alın, tüm güne yayın.
  • 3. Gün: Aynı dozu öğle yemeği ve akşam yemeği sonrası alın.

O kadar iyi bir tadı olmasa da, her gün kullanılabilir ve sağlığınız için çok iyi bir karardır. Beslenmenize eklemeye başlayın ve kısa sürede olumlu etkilerini siz de fark edeceksiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZEYTİNİ YEDİKTEN SONRA ÇEKİRDEĞİNİ ÇIKARARAK, BU MUCİZEYİ İSRAF ETMEYİN…!!!

14731129_319296088436311_2674274302025279856_n1
Allah dostlarının tavsiyesine bilimsel dayanak…
Aşağıda okuyacağınız makale Bulgar ve ABD li bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar temel alınarak hazırlanmıştır.
Bu araştırmaların hepsinde zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla
tespit edilmiştir.
Otorite olarak kabul edilen uzmanlar en gelişmiş şartlarda dahi bir ilaç yapsa bu ilacı insanlar üzerinde test etmeden, senelerce hatta birkaç nesil gözlemlemeden neticesi net olarak şudur diyebilmek imkânsızdır.
Zeytin çekirdeğinin yutulması günümüz insanları arasında yeni duyulan bir şey olmasına rağmen eskilerin birçoğunun yaptığı bir uygulamadır.
Yani olumlu etki ve tesirleri senelerdir hatta asırlardır bilinmektedir.
1985’li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir. Yaklaşık 25 sene süren neticede karşılaşılan hadiseler hayret vericidir. Bu neticelere bin kişi değil belki yüz binlerce insan tarafından karşılaşılmıştır demek daha doğrudur:
Midesinde yanma olan herkes zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladığını ifade etmiştir.
Zeytin çekirdeğini yutan kimseler sindirim yolu rahatsızlıklarının bittiğini(kabızlık gibi) ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamış, hatta basuru olup ta yutanlar iyileştiklerini ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeğini senelerdir yuttuğunu bildiğimiz insanlarda kanser hadisesine nadiren rastlanılmıştır.
Son günlerde gelen yoğun telefon trafiğinden dahi birkaç gündür zeytin çekirdeklerini yutmaya başlayıp ta yukarıdaki benzeri rahatlamaları hissettiklerini söyleyen onlarca insan vardır.
Tavsiyemiz bizzat kendinizin denemesidir.
Günde yediğiniz 5–6 tane zeytin çekirdeğini yutun ve kararı kendiniz verin.
Ne biz nede bir başkası değil bizatihi kendi vücudunuz buna karar versin.
Faydasını görürseniz lütfen çevrenizdekilerle de, evinizdeki küçük çocuklarda dâhil olmak üzere, bu uygulamayı yapın.
Bizim elde ettiğimiz verilere göre aklımızın almayacağı kadar şifalı bir doğal uygulamadır. Yapmanın zarar değil fayda verdiğine inanıyor ve çevremize şiddetle tavsiye ediyoruz.
Zeytinyağı asırlardır en iyi, en mükemmel yağ olarak bilinen gıda maddesidir.
Hatta reklâmlar da bile mucize olarak lanse edilir.
Yemeklik zeytinyağı normal şartlar altında muhafaza edilirse bozulmadan yenilebilecek evsafta asırlarca kalabilen yegâne yağdır. Nitekim arkeolojik kazılarda 3 bin, 5 bin yıl önce olduğu tahmin edilen mezarların yanında bozulmamış evsafta zeytinyağı da bulunabilmektedir.
Zeytinyağında +10 derecelerde donmayı temin eden de bu maddelerdir.
Yani evinize satın alacağınız zeytinyağının buzdolabında donabilen olmasına dikkat ediniz.
Zeytinyağından sabun yaparsanız yağlı ciltlerde yağ dengesini, kuru ciltlerde ise yağlandırma özelliği temin eden bir hususiyet olduğunu tespit edersiniz.
Yağ içerisinde antioksidan (bozulmadan kalabilme), sabun içerisinde re-oily (geri yağlandırıcı) olarak tabir ettiğimiz özellikleri sağlayan bu madde veya maddelerin ne olduğu bugün dahi bilinememektedir.
Bu maddelerin ne olduğunun bilinmesi belki de çok uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşamanın da ipuçları olabilecektir.
Zeytinyağını diğerlerinden farklı kılan bu madde veya maddeler en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisindedir.
Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucunu hafifçe törpülerseniz çekirdeğin içinin oyuk olduğunu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğunu görürsünüz.
Bahse konu olan maddelerin burada ki konsantrasyonu %80’lere varan miktarlardadır.
Zeytin çekirdeği muhteviyatında ki bu faydayı elde etmek için ise zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir.
En gelişmiş cihazlarla yapılan araştırmalar zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan geçip mideye ulaştığı anda eridiğini tespit etmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir.
Bu uygulamanın insan vücuduna faidelerinin ise:
1-Ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği;
2-Bağırsak ve sindirim yollarını düzenlediği;
3-Basur ve prostatı engellediği;
4-İç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirgediği.
Lütfen yediğimiz tüm zeytin çekirdeklerini atmayıp yutalım.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARININDA OKUMASI İÇİN PAYLAŞ

Kaynak: Karbonat Facebook Sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 12 Comments »

Lavanta ve Lavanta yağının faydaları

 

Lavantanın Faydaları:
Yatıştırıcı ve uyarıcıdır. İdrar ve gaz söktürür. Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır. Romatizma şikâyetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir. Ateşli hastalara iyi gelir. Özellikle Karaciğere çok faydalı olan Lavanta, karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Bu özelliği ile karaciğer yetmezliği, hepatit B ve C, sarılık gibi hastalıklarda faydası görülür. Lavanta çiçeği yağı kapalı göze kompres yapılırsa gözleri kuvvetlendirir ve rahatlık verir.
Lavanta Nasıl Kullanılır?
Çoğunlukla kokusu için kullanılır. Lavantadan lavanta yağı ve lavanta kolonyası elde edilir. Kokusu tahtakurtu, güve gibi böcekleri uzaklaştırır. Lavanta çayı, romatizma ağrılarını hafifletir, ayrıca saç derisine sürülürse saç dökülmesini azaltır. Lavanta yağı bulantı ve kusmaları giderir. Lavanta yağı ayrıca, başta egzama ve yanık olmak üzere sedef, akne gibi cilt rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Yemek ve salatalara 2-3 damla lavanta yağı katmak cinsel gücü arttırıcı etki gösterir. Lavanta yağı zehirlenmelere ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceği için günde 5-6 damladan fazla almamak gerekir. İçki kullananlar, hamileler ve emziren anneler lavanta kullanmamalıdır.Lavanta uçucu yağı ağız yoluyla alınmamalı.
• Lorazepam (Ativan), diazepam (Valium) ve (Xanax) alprazolam türü ilaç kullananlar doktorlarına danışmalıdır.
• Lavanta uçucu yağının cilde uygulanması bazı kişilerde alerjik bir reaksiyona yol açabilir.
• Lavanta yağının tekrarlanan harici kullanımı ergenlik devresine ulaşmamış erkek çocuklarda meme bezlerinde büyümeye yol açabilir. England Journal of Medicine’ de yayınlanan bir çalışmaya göre lavanta esansiyel yağı genç erkeklerde normal hormon fonksiyonunu bozabilir. Yazıda saf lavanta yağının östrojen etkileri taklit ettiği ve androjen etkisini inhibe ettiği belirtilmiştir.

Lavanta Yağının Faydaları
Aromatik yağların en güzel kokanlarından biri de şüphesiz lavantadır. Lavanta yağının 1-2 damlası aklınıza gelmeyen yerlerde küçük mucizeler yaratabilir. Sağlıktan güzelliğe, ev temizliğine kadar pek çok yerde lavanta yağı kurtarıcımız olabilir.
-Kuru ve çatlak deri lavanta yağı ile ovulursa nemlenir ve çatlakları kapanır.
-Koltukaltına sürülen 1 damla lavanta yağı tüm dedorantlardan daha etkilidir ve gün boyu kalıcıdır.
-Saç kepeğinde, kafa derisini lavanta yağı ile ovmak kepekleri giderir.
-Çatlayan dudaklara 1 damla lavanta sürmek çoğu zaman yeterlidir.
-Soğuktan olan uçuklara 1 damla lavanta yağı sürün.
-Yanıklarda bir damla lavanta yağı acıyı azaltacaktır.
-Ağrıyan ayakları içine 2 damla lavanta yağı eklenmiş bir leğende dinlendirmek yorgunluğunu alacaktır.
-Kesik ve yaralarda bir kaç damla damlatılması bakterileri öldürür ve yarayı temizler.
-Böcek ve arı sokmalarında şişme ve kaşınmayı azaltmak için üzerine 1-2 damla lavanta yağı koyulur.
-Burun kanamasını durdurmak için bir beze birkaç damla lavanta yağı damlatılarak bir küp buza sarılarak burna dıştan koyulması yeterlidir.
-Lavanta yağı damlatılan bir bezi sıkma esnasında çamaşır makinesine koyduğunuzda hem yumuşatacak hem de hoş koku verecektir.
-Spreyli bir şişeye doldurulan suyun üzerine 5-6 damla lavanta yağı ekleyerek eve sıkmak mikropları öldürür ve evin hoş kokmasını sağlar.
-Keten kumaşların arasına lavanta yağı damlatılmış bir peçete koyulması böceklenmesini engeller.
-Göz yaşarması sıklığında burun üstünün lavanta yağıyla ovulması yeterlidir.
-Bir kaç damla lavanta yağı karıştırılmış su güneş yanıklarına iyi gelir.
-Taşıt tutmalarında kulak arkası ya da göbek deliği çevresine lavanta yağı bulantıyı engelleyecektir.
-Egzama ve dermatitte sorunlu alanın lavanta yağı ile ovulması sorunu hafifletir.
-1-2 damla lavanta yağı damlatılmış bir yastık uyku sorunlarını hafifletir. Zeytinyağıyla karışık lavanta yağı yatmadan önce 1-4 damla göğse ve enseye sürülebilir.

Lavanta yağının saça faydaları
Lavanta yağı saçların uzamasının yanı sıra uyku bozuklukları, stres ve kaygının azaltılması için kullanılabilir. Lavanta yağı bitkinin hoş kokulu çiçeğinin damıtılması ile elde edilir. Saç tipiniz ne olursa olsun ve saç derinizdeki tüm sorunların tedavisinde yardımcı doğal ürün olarak lavanta yağını kullanabilirsiniz.
İskoçya’da yapılan bir araştırma alopesi nedeniyle saç dökülmesi yaşayan hastaların 7 ay boyunca her gün lavanta yağı kullanarak saç derisine yapan hastaların %44′ünde yeni saç çıktığını ortaya koyuyor.
Lavanta yağını kekik, biberiye, sedir ağacı ve taşıyıcı jojoba yağı ile üzüm çekirdeği yağıyla karıştırarak kullanabilirsiniz. Taşıyıcı yağlar diğer yağların tahriş edici etkilerini azaltarak herhangi bir cilt sorunu yaşamadan karışımı kullanabilmenize olanak tanır.
Lavanta yağıyla saç derisine masaj yapmak için kullanılacak reçete ise şöyle; 3 damla lavanta yağı, 3 damla biberiye yağı, 2 damla kekik yağı, 2 damla sedir ağacı yağını 4 yemek kaşığı üzüm çekirdeği yağı ve yarım yemek kaşığı jojoba yağı ile karıştırın. Saç derinize sürmeden bu yağların iyice karışmasını sağlayın.
Lavanta Yağının Saça Uygulanışı
Hazırladığınız karışımı tüm saç derinize sürmeden önce küçük bir bölgeye sürerek cildinizin alerjik tepki verip vermediğini görmelisiniz. Eğer bir sorun yoksa her akşam yağı parmak uçlarınızla masaj yaparak dökülmenin çok olduğu bölgelerden başlayarak tüm kafa derinize sürün ve başınıza havlu sararak 5-10 dakika kadar bekletin. Eğer lavanta yağının fazla geldiğini düşünürseniz karışıma biraz daha üzüm çekirdeği yağı katarak inceltebilirsiniz.
Lavanta yağının faydalarını görebilmek için bu uygulamayı 5-6 ay boyunca her akşam tekrarlayın. Hamilelik ve emzirme döneminde lavanta yağı kullanılmamalıdır.
Lavanta yağının diğer faydaları arasında antiseptik özelliği ile yanık ve kesik tedavisinde, kas ağrılarını ve baş ağrısını hafifletmede ve romatizma ağrıları için kullanılmasını sayabiliriz.

Lavantayla ilgili ürünler nasıl üretilir?
Tam açmadan hemen önce toplanıp kurutulmuş çiçekleri ve bunlardan hazırlanan etkili dozda preparatlar kullanılır. Lavanta yağı çiçeklerden su buharı destilasyonuyla elde edilir.
Lavantayla ilgili ürünler kurutulmuş çiçek ve lavanta bitkisinin uçucu yağından yapılır. Çay, tentür, aromaterapi yağı, sabun, losyon ve banyo jeli gibi.
Lavanta Çayı Nasıl Yapılır?
Lavanta Çayı: 1 veya 2 kahve kaşığı lavanta çiçeğinin üzerine bir bardak kaynar su dökülür ve üstü kapalı olacak şekilde 5 dakika demlenip süzülür. Akşamları 1-2 bardak içilir.
Lavanta Banyosu: 100 gram drog üzerine 2 litre kaynar su dökülür, üstü kapalı olarak 5 dakika kadar demlenir, süzüldükten sonra, tam banyo suyuna eklenir.Yatmadan bir saat önce 20 dakika süresinde banyo yapılır.
Lavanta Çayının Yan Etkileri Var mı?
Genel olarak güvenli bir bitki olarak kabul edilir.

Kaynak: Bitki Blog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çay Demlerken Sakın Bunu Yapmayın

megerse_yanlis_yapiyormusuz_h5127511

 

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Bükün, çayın içerisinde tein ve tanenler içeren bir bitki olduğuna dikkat çekerek, bu tein ve tanenlerin bitkilerin kendilerini korumak amacıyla salgılamış oldukları bileşikler olduğunu ifade etti.
Çayın uygun bir yöntemle pişirilmemesinin bu bileşikleri aktifleştirdiğine işaret eden Bükün, bu durumunda kansere varabilecek zararlar oluşturacak olumsuz durumlara yol açtığını vurguladı. Bükün, bunun önüne geçebilmek için çayı demlerken bu bileşiklerin aktif hale gelmesini engelleyecek ısı derecesinde tutulması gerektiğini kaydetti.

ACI İSE İÇMEYİN

Vatandaşların kafe veya çay ocakları gibi yerlerde çay içerken, çayın yüksek ısıya maruz kalıp kalmadığını tadından anlayabileceğine de işaret eden Prof. Bükün, “Normalde çayı içtiğimiz zaman ağırda hoş bir tat bıraktığını hepimiz bilmekteyiz. Bayat çayların ya da tanenlerin aktif hale geldiği çaylar ağızda acı bir tat bırakır. Çay içerken mutlak suretle taze demlenmiş olmasına da dikkat etmeliyiz” dedi.

ÜST DEMLİĞE ÇAY KOYDUKTAN SONRA

Tanenlerin aktif hale gelmemesi için çayın mutlak suretle kaynatılmadan sadece sıcak su ile demlenmesi gerektiğini anlatan Bükün, “Çokça yapılan bir yanlış var. Genelde üstteki demliğe kuru çayı bırakıp, alttaki demlikte suyu kaynatıyoruz. Bu çok yanlış bir durum ve yapılmamalı.
Eğer yapılacaksa da kuru çayı bıraktığımız demliğe biraz soğuk su ilave etmeliyiz. Daha sonra alttaki çaydanlıktaki su kaynayınca çayın üzerine ilave etmeliyiz. Kesinlikle de çayı fokurdayacak derecede kaynatmamalıyız. Yoksa çayımızı sağlığımıza zararlı hale getirmiş oluruz” diye konuştu.

Kaynak: Bir şifa

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Asla Buzdolabına Koymamanız Gereken 11 Yiyecek

 

Buzdolapları market ve manavlardan aldığımız ve hemen tüketmeyeceğimiz yiyecekleri saklamak için en iyi yerdir. Ancak bazı yiyecekleri kesinlikle buzdolabına koymamalısınız çünkü bu yiyecekler buzdolabına girdiklerinde daha hızlı bozulabilirler.Aslında tatlarına ve dokularına zarar verdiğini bilmeden pek çok yiyeceği buzdolabına koyuyor olabilirsiniz. Hangi yiyeceklerin buzdolabına konulmaması gerektiğinden emin değilseniz, bu yazımızı okumaya devam edin.

Soğan

Soğanları en iyi serin ve kuru bir yerde, oda sıcaklığında saklarsınız. Soğan dikkat edilmediği taktirde bakterilerin üremesi için çok elverişli bir zemine dönüşür ve buzdolabına konulduğunda bu bakteriler daha da rahat çoğalırlar. Amerika’daki Ulusal Soğan Birliği’ne (NOA) göre, soğanları kabuklarını soymadan, nefes alabilecekleri bir yerde saklamalısınız. Soğanı soyup doğradıktan sonra ise, hava geçirmeyen bir kabın içerisinde buzdolabına koyabilirsiniz.

Domates

domates

Domatesi buzdolabında sakladığımızda zaman içerisinde dokusu bozulmaya başlar ve en sonunda, ilk aldığımız zamanki tadını kaybeder. Ulusal Tarımsal Araştırma Enstitüsüne göre, domates buzdolabına konulduğunda veya benzer bir soğuğa maruz kaldığında içindeki şeker, asit ve diğer faydalı şeylerin seviyesi düşmektedir. Yani domateslerinizi de kuru bir yerde oda sıcaklığında saklamalısınız.

Patates

Patatesi buzdolabına koyduğunuzda hem tadı değişir hem de yumuşar. Patatesler yıkanmamış halde, kuru, serin ve havadar bir yerde saklanmalıdır çünkü nemli ortamda kaldıklarında filizlenebilirler veya küflenebilirler.

Kahve

kahve

Pek çok başka yiyecek gibi kahve de kuru ve serin bir yerde saklanmalı. Kahvenizi buzdolabına koyarsanız tadını ve kokusunu kaybeder. Ek olarak, kahve diğer yiyeceklerin kokusunu çok kolay emer. Kahvenizi hava geçirmeyen bir kap içerisinde ve mümkünse karanlık bir yerde saklamalısınız.

Sarımsak

Sarımsak en iyi serin, kuru ve oda sıcaklığında olan bir yerde saklanır. Buzdolabına konulduğunda, sarımsak faydalı özelliklerini kaybeder ve oda sıcaklığında aylarca durabilecekken buzdolabında daha çabuk bozulur.

Bal

bal

Kanada, Ontario Arıcılar Derneği balın ağzı sıkıca kapalı bir kutuda, oda sıcaklığında saklanması gerektiğini söylüyor. Balı buzdolabına koyduğunuzda kıvamı koyulaşır ve daha hızlı kristalize olur.

Avokado

Avokadoları buzdolabına koyduğunuzda, olgunlaşmalarını yavaşlatırsınız. Avokado en güzel tam olgunlaştığında yendiği için, oda sıcaklığında saklamaya özen gösterin.

Ekmek

ekmek

Pek çok kişinin yaptığı en büyük yiyecek saklama hatası, ekmeklerini buzdolabına koymalarıdır. Ekmeği buzdolabına koyduğunuzda yaşlanmasını ve bozulmasını hızlandırırsınız ve küflenmesine neden olursunuz. Ekmeğinizin sağlıklı bir şekilde daha uzun süre dayanmasını istiyorsanız, serin ve kuru bir yerde oda sıcaklığında saklayın.

Çikolata

Çikolatayı asla buzdolabına koymamalısınız. Çikolatayı buzdolabına koyabileceğiniz tek durum havanın aşırı sıcak olmasıdır. Çikolatanızın tadını korumasını istiyorsanız onu kuru ve serin bir yerde, oda sıcaklığında saklamalısınız.

Ananas

ananas

Ananası da buzdolabına koyduğunuzda olgunlaşmasını önler ve aromasını kaybetmesine neden olursunuz. Bu meyve soğuğa maruz kaldığında olgunlaşmasını sağlayan enzimler yok olur ve o güzel tadını kaybeder.

Kahvaltılık gevrek ve makarna

Kahvaltılık gevrekler ve markarnalar en iyi serin ve kuru bir yerde ve oda sıcaklığında saklanırlar. Buzdolabı kadar soğuk yerler tatlarını kaybetmelerine neden olur, dokularını kötüleştirir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Portakal, Mandalina, Limon Kabuğu Sirkesi

limon-kabugu-sirkesi-376x2801

 

 

Limon Kabuğu Sirkesi Nasıl Kullanılır?
Öncelikle meyve kabukları çöp değildir, meyve kabukları oldukça değerli vitamin ve mineralleri barındırırlar. Özellikle portakal kabuğu, limon kabuğu yada mandalina kabuğu hem güzel kokularıyla hem de mikrop öldürücü özellikleri ile temizlik amaçlı sirke yapımı için kullanılabilir. Limon kabuğu sirkesi bu amaçla evde pratik bir şekilde yapılan bir üründür.  Ortalama olarak kışın tükettiğimiz turunçgil kabuklarından en az 100 litre sirke yapmak mümkündür. Evlerinizi kimyasal temizleyeciler yerine bazen bu sirke ile temizlediğini düşünün. Ev ekonomisine muazzam bir katkınız oluyor!
Temizlik için Sirke Nasıl Kullanımı
Temizlik amacıyla yapılan sirke; evdeki kötü kokuları yok etme, böcekleri uzak tutma, sebzelerdeki mikrop ve ilaç artıklarını yok etme, bulaşık sonrası bulaşıkları sirkeli su ile durulayıp kanserojen deterjan artıklarından arındırma, banyo suyuna katarak durulanmak yoluyla saç bakımına ve cilt bakımına katkıda bulunmak, evleri temizlemek, mobilyaları parlatmak gibi daha sayamayacağımız pek çok alanda kullanılırlar. Bazı kullanıcılar ise özellikle portakal sirkesinin ayak mantarlarına iyi geldiğini söylemişlerdir. Tabi vücut için kullanılacak sirkenin su ile seyreltilmesi gerekmektedir.
Limon Kabuğu Sirkesi Nasıl Yapılır?
Portakal, Greyfurt ve Mandalina kabukları için de aynı tarif geçerlidir. Ayrıca sadece tek bir çeşit kabuk biriktirmenize de gerek yok. Dilerseniz; limon, mandalina, greyfurt ve portakal kabuklarından hangileri varsa karıştırıp sirke yapabilirsiniz.
Sirke için gereken sadece kışın tükettiğiniz turunçgillerin kabukları. Tükettiğiniz turunçgil kabuklarını atmayıp kuru bir yerde bekletirseniz kendi kendine küflenmeden kuruyacaktır. Tabi küflü ve bozulmuş kabuklar kullanılmamalıdır.

Biriken bu kabuklar iyice yıkanarak, bir kap içine konulur. Tabi kabında dezenfekte olması önemli bunun için kaynar suya batırıp evdeki sirke ile durulanırsa dezenfekte olacaktır. Kabukların üzerini örtecek kadar su eklenir ve kabın ağzına bir tülbent konur. 10-15 gün sonra oluşan sirke süzülerek bir kaba doldurulur ve içerisine bir miktar turşu tuzu veya kaya tuzu atılır . Işık almayan bir yere kaldırılan sirke yaklaşık 35-40 gün sonra hazır hale gelir. Limon kabuğu sirkesi veya portakal, mandalin ve greyfurt kabuğu sirkesi için besin olarak tüketileceği yönünde bir görüşe rastlamadık bu nedenle temizlik amacıyla kullanılmasının uygun olacağını düşündük. Ayrıca; limon kabuğu sirkesi özellikle portakal kabuğu sirkesi’nin kokusu oldukça güzel ve tıpkı oda parfümü gibi kokuyor. Ev içindeki ağır kokuları ise emiyor.
Eğer uygun koşullarda kabukları saklama imkanı varsa aslında bütün meyve kabuklarından sirke elde edilebilir.
Bilindiği gibi limon ve diğer turunçgil kabukları P1 vitamini ( Rutin ) yönünden en zengin besinlerdir. Bu vitamin gençlik iksiri olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle bu kabuklar sadece sirke yapmak için belirli bir oranda tüketilmeleri de gerekmektedir. En azından limonata yaparken içerisine kabuklarını rendelemek, çay içerisine bir miktar limonu kabuğuyla atmak dahi en azından demir emilimini arttırmak için fayda sağlayacaktır

kaynak: organik yaşam

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAŞ AĞRISINI 5 DAKİKADA GEÇİREN MUCİZE ÇÖZÜM..

u_bas-agrisini-5-dakikada-geciren-mucize-2-yontem1

 

1.Yöntem ;
Baş Ağrısı Bitkisel Çözüm için yapmanız gerekenler
Bir bardak taze sıkılmış limon suyuna 2 çay kaşığı Himalaya tuz koyun ve iyice karıştırın. Daha sonra normal su ile daha büyük bir kase içine çözelti olacak şekilde ekleyin. İyice karıştırın ve sonra bir kerede için. Tadı iyi değil ama bunu içtikten hemen sonra baş ağrınızın geçtiğini görecek ve bizlere teşekkür edeceksiniz.
2.Yöntem ;
Limon aromaterapi özellikleri sayesinde baş ağrısına iyi gelir. Bir parça limonu elinizde ovuşturup macun kıvamına getirin ve yüzünüze ve alnınıza sürün.
Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

Kaynak: bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Reflüsü Olan İnsanlar için Uygun Diyet

 

Gastroözofajeal reflü pek çok insanı yemek yediklerinde etkileyen bir hastalıktır. Yemek borusu, çevresinde her zaman kapalı olan ve açıldığında yemek borusunun içerisine gıdanın girmesine izin veren bir kasa sahip olması nedeniyle sıradan bir kas değildir. Bu, mide asidinin “yükselmesini”, diğer bir deyişle reflü olmasını önlemektedir. Bu makalede reflüsü olan insanlar için uygun diyetler hakkında bilgi sağlayacağız.

Reflü Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bu durum, yukarıda anılan kasta zayıflama olduğunda görülür, çünkü asit yemek borusunun duvarlarına yapışmaya başlar. Reflüye sahip olduğunuzun belirtileri asitlik, ağızda acı veya asidik bir tat veya göğüs ağrısıdır. Bu bozukluk GERD (gastroözofageal reflü hastalığı) olarak adlandırılır. Reflünün arkasında, gıda başta olmak üzere çeşitli nedenler bulunur.

Reflüyü önlemek üzere tasarlanmış diyetlere uymak kolaydır. Hastalar bazı istisnalar dışında tüm besin gruplarından gıdalar alabilirler. Onların daha yüksek miktarda C vitamini alması gereklidir (kişinin domates, portakal veya biberleri tolere edememesi durumunda takviyeler alınabilir).

portakal-2

Yemek borusu kası birden fazla nedenden dolayı zayıflayabilir. Belirtilerden kurtulma amacıyla reflüyü tedavi etmek için aşağıdaki bazı öneriler faydalı olabilir:

  • Tütün kullanımından kaçının, çünkü nikotin kası zayıflatır ve gevşetir.
  • Sakız veya oldukça sert olan şekerleri çiğnemekten kaçının, çünkü bunlar yuttuğunuz hava miktarını arttırır ve reflüye neden olur.
  • Gece yemek yedikten hemen sonra uzanmayın. Akşam yemeğinde mümkün olduğunca ağır yemekten kaçının. Yemekten sonra yatmadan en az üç saat beklemenizi öneririz.
  • Sıkı giysilerden, yere eğilmekten veya yemek yedikten sonra egzersiz yapmaktan kaçının.
  • Daha sık, daha ufak porsiyonlar yiyin.

reflü

  • Eğer fazla kiloluysanız, biraz zayıflamaya, en azından birkaç kilo vermeye çalışın, çünkü obezite reflü olasılığını arttırır.
  • Yatağınızın başlığını 15 santim yükseltin.
  • Çok fazla patates kızartması, tam yağlı ürünler (özellikle süt), çikolata, yağlar, biber, kremalar ve fast food yememeye özen gösterin.
  • Turunçgillerin suyu, kahve, çay ve kafeinli içecekler yemek borusunu tahriş eder (bunlardan kaçınmanızı öneririz).
  • Fazla asidik veya baharatlı yemekler yemeyin.
  • Yemek yedikten bir iki saat sonra hafif egzersiz yapın.
  • Alkol tüketiminizi kontrol altında tutun. Bayanların günde iki bardağı, erkekler günde üç bardağı aşmaması önerilir.
  • Mideniz vücudunuzun sol tarafında olduğu için, bu tarafınıza doğru yatın. Sağ tarafa, yüzüstü veya yüzükoyun yatmaktan kaçının.

Reflü için Önerilen Gıda Grupları

Reflüden muzdarip kişilerin tüketmeleri ve/veya kaçınmaları önerilen besin grupları aşağıdaki şekildedir:

  • Süt ürünleri: laktoz içermeyen süt, hafif yoğurt ve az yağlı sütü önermekteyiz. Kaçınılması gerekenler çikolatalı süt veya tam yağlı süttür.
  • Sebzeler: domates dışındakiler tüketilebilir.

sebzeler-3

  • Meyveler: elma, kavun, çilek, muz, şeftali ve armut yemenizi öneririz. Turunçgillerden (üzüm, ananas, portakal, greyfurt ve limon) uzak durunuz.
  • Ekmek ve tahıllar: az yağlı sütle yapılan tüm ekmeler önerilir. Tam yağlı sütle yapılan ekmekten uzak durulmalıdır.
  • Et: az yağ içeren etler, balık, hindi ve tavuk önerilir. Jambon, tavuk derisi, soğuk veya yağlı etlerden kaçınınız.
  • Yağ ve sıvı yağlar: bu karakteristiğe sahip gıdalar, özellikle de hayvan yağı içerenler önerilir.
  • Tatlılar ve şekerlemeler: üç gramın altında yağ içerenler önerilir. Çikolatadan ve yüksek miktarda katı ve sıvı yağ içeren tatlılardan uzak durmalısınız.
  • İçecekler: kafein içermeyen herhangi bir türdeki içecek, çay (nane çayı hariç), meyve suları (turunçgillerin suyu hariç) ve su önerilir. Alkol, kahve, nane çayı ve mineral içecekler önerilmez.
  • Çorbalar: önerilenler sadece az yağ içerenlerdir. Tavuk çorbası, kremalı çorba ve süt içeren çorbalardan uzak durmalısınız.

çorba

Reflüyü Tedavi Etmek için Doğal Takviyeler

Aşağıdaki liste reflüyü tedavi etmek için en iyi doğal takviyeleri listelemekte:

  • Elma sirkesi: bir fincana iki yemek kaşığı veya 10 ml ekleyin. İyice karıştırın ve bunu günde üç defa için.
  • Havuç veya lahana suyu: günde bir fincan içmeniz önerilir.
  • Sindirime iyi gelen bitkiler: bunlar çeşni veya baharat olarak kullanabileceğiniz biberiye, defne, ateş çiçeği, kekiktir.
  • Papaya: bu meyveyi her gün, özellikle sabahları yiyin. Proteinleri sindirmenize yardımcı olacaktır.

papaya

  • Kabartma tozu: bir bardak suda bir çorba kaşığı (veya 5 ml) kabartma tozu çözündürerek belirtileri hafifletebilirsiniz.
  • Zencefil: birkaç dilim zencefil kesin ve bunu birkaç dakika bolca suda kaynatın. Bunu çay içer gibi için ve tatlandırmak için bal ekleyin.

bal-5

  • Badem: çiğ olmaları gerekir. Badem mide pH’ını dengelemeye yardımcı olur ve ayrıca süt içememeniz durumunda vücudunuza kalsiyum sağlar.
  • Aloe vera: suyla günde 60 ml aloe vera içiniz.
  • Ilık limon suyu: bunu kahvaltıdan 15 dakika önce aç karna içerek sindirim sisteminizdeki asit seviyelerini dengeleyebilirsiniz.
  • Papatya çayı: bu reflünün belirtilerini kontrol etmenize yardımcı olacaktır. Papatya yerine çemen otu da kullanabilirsiniz.

Günlük diyetiniz kırmızı elma, zencefil kökü, fesleğen yaprakları, bitkisel çay, rezene tohumu, sarı hardal ve turşu da içerebilir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »