Adaçayı ile Arınma…

1604400_474697689298659_2127676597815542870_n[1]

 
İlk olarak Brezilya’da ve Şamanik şifa felsefesinin uygulamalarında adaçayı otu çok kullanılan bir bitkidir. Adaçayı bizim ülkemizde de sıkça yetişen bir bitki çeşididir. Özelikle Brezilyalılar bu otun kutsal olduğuna inanırlar.
Ot, kuru, ince dalları yakılarak kullanılır. Alev söndüğünde dumanı tütsü olarak kullanılır. Bu methodu kullanmak isterseniz, ince dalların altına küllerin toplanacağı bir tepsi veya kap yerleştirmeniz güvenli olacaktır.
Temizleme işlemine saat yönünden hareketlerle, evinizden ve ya iş yerinizden başlayın. Önce kapılara ve pencerelere, ardından köşelere, koridorlara ve en son da her odanın ortasına gidin. İstediğiniz yönde ilerleyebilirsiniz. Aynı şekilde evinizde ve iş yerinizde sizi rahatsız eden objeleri de temizleyebilirsiniz.
Bittiğinde, içinde adaçayı dalları olan tabağı, tepsiyi bırakın, kendi başına sönsün. Arınmak, temizlenme ve azda olsa korunma için kullandığımız en etkili yöntemdir. Bu işlemi günün her saati ve istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz, ama ilk defa uygulayacaksanız sizlere söylemem gerekir ki Adaçayının kokusu biraz ağır ve boğucu olabilir o yüzden ufak bir parçayla başlamanız kokuya alışmanız için iyi bir adım olabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YENİ DÜNYA RİTÜELİ

17795884_10155181489218866_6218304313551354184_n[1]
Adından da anlaşılacağı gibi, hayatımızda yeni bir dönem başlatıp yeni dünyamızı yaratacağız. Bunun için yaz meyvesi olan ‘yen dünya’ bize yardım edecek.
Bu ritüel ile birlikte hayatımızdaki tüm; şanssızlıklar, bereketsizlikler, tıkanmışlıklar, ters giden durumlar sona erecek.
3 adet ‘yeni dünya’ çekirdeğini elimize alıyoruz ve sesli bir şekilde ‘’ Hayatımın kontrolünü elime alıyorum ve yenilik enerjisini seçiyorum ‘’ diyoruz. Daha sonra bu çekirdekleri uyku öncesi yastığımızın altına koyuyoruz ve 1 gece boyunca yastığımızın altında bekletiyoruz.
Ertesi gün birinci çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Aşk hayatımdaki tüm şanssızlıkları-olumsuzlukları kaldırıyorum ve beni el üstünde tutacak mutlu olacağım harika bir ilişki seçiyorum. ‘’ diyoruz.
İkinci çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Maddi hayatımdaki tüm blokajları kaldırıyorum ve bereketi seçiyorum. ‘’ diyoruz.
Üçüncü çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Tüm hücrelerim her an yenileniyor. Daha çok sağlıklı bir bedene sahip olmayı seçiyorum. ‘’ diyoruz.
Daha sonra bu çekirdekleri evimizin dışında bulunan herhangi bir toprağa gömüyoruz (gömerken sesli bir şekilde 3 kere teşekkür ediyoruz) ve akışta kalarak hayatımızdaki yenilikleri gözlemliyoruz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Reflü İçin Ev Yapımı Çözümler

mide-yanmasi-nasil-onlenir-mide-yanmasi-icin-dogal-yontemler[1]

 

Reflü; stres, kötü yemek alışkanlıkları ve sinirlilik hali yüzünden hergün karşılaştığımız bir sorundur. Fakat bu, “herkesin reflüsü var” diye, bu konuda hiçbir şey yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Bu yazımızda, reflü için yapabileceğiniz şeyleri ele aldık.
Reflü Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Reflü için kullanılan tıbbi terim pirozis olmasına rağmen genellikle reflü olarak bilinir. Göğüs kafesinin hemen altındaki özafagusta “yanma” ya da “ateş” hissi ile tarif edilir. Reflünün diğer belirtileri, ağızda aisidik veya acı bir tattır. Bu tıpkı kusmadan hemen önce ağzımıza gelen tada benzer. Reflü, yiyecek ve içecekleri yutmamızda zorluk yaratabilir, yemek yerken ya da bir şey içerken acı çekmemize sebep olabilir.
Reflü, mide asidinin yukarı çıkmasından kaynaklanır. Acı hissi göğüs bölgesinde başlar ve kimi durumlarda, boğaza, çeneye ya da boyna yayılır. Dünya nüfusunun üçte biri, ayda bir kez bunu yaşamaktadır. Reflüye sebebiyet verebilecek birkaç şey:
Aşırı yemek ya da alkol tüketimi
Midemizin uzun süre dolu olması
Kahvaltıyı atlamak
Yağlı ve baharatlı yiyeceklerin aşırı tüketimi
Hamilelik
60 yaşını geçmiş olmak
Obezite
Bu problemi önlemek için yapabileceğiniz şeyler arasında; kahve, alkol, soslar, baharatlı yemekler ya da kızartma gibi rahatsızlık verici besinlerden uzak durmak vardır. Buna ek olarak, reflü ağrısının başladığını hissediyor ve diğer belirtileri de gösteriyorsanız, bu şekilde yatağa gitmemelisiniz çünkü kafanızı yastığa koymanız, özafagus asidinin boğaza doğru çıkmasına neden olacaktır. Reflüden sıklıkla şikayet ediyorsanız derhal bir doktora başvurmalısınız. Sıkça yaşanan reflü problemi ülser kaynaklı olabilir. Reflünüz yalnızca bazı durumlarda ortaya çıkıyorsa eczanelerden aldığınız asit dengeleyici ilaçları (antiasit) kullanabilir, doğal yöntemleri uygulayabilirsiniz
Mide Asidini Azaltan Besinler
Bu rahatsız edici sağlık sorununu aşağıdaki besinleri tüketerek tedavi edebilirsiniz:
Sakız: Sakız çiğnemek ağız içi tükürük seviyesini arttıracak ve mide asidini dengeleyecektir.
Zencefil: Kaynayan suyun içine atarak içebilirsiniz. Bu etkili bir mide güçlendiricidir.
Hardal: Bir çay kaşığı hardal, reflü belirtilerini azaltacaktır. Hardalı ya sade ya da bir dilim ekmeğin üzerine sürerek yemelisiniz.
Badem: Yemeklerden sonra tüketeceğiniz 2 ya da 3 badem, reflü semptomlarının ortaya çıkmasını engelleyecektir.
Karbonat: Sıcak suya bir çay kaşığı ekleyin. Mide asit seviyesini dengelemek için yavaşça için.
Yulaf Ezmesi: Kahvaltıda, süt veya yoğurtla karıştırarak tüketin.
Patates: Soyun ve rendeleyin. Çıkan suyu bir kaşık yardımı ile için.
Muz: Yemeklerden önce ya da sonra tüketebilirsiniz.
Elma Sirkesi: Bir çay kaşığı elma sirkesini bir bardak su ile karıştırıp için.
Kavun: Bu meyve reflü ile savaşta oldukça etkilidir.
Rezene: Sindirim süreci ve yanma hissi açısından oldukça yararlıdır.
Maydanoz: Taze ya da yemeklerin içinde yiyebilirsiniz.
Papaya: Sindirime yardımcı olur ve midedeki yanma ve rahatsızlık hissini ortadan kaldırır.
Elma: Yiyeceklerin daha rahat ve iyi bir şekilde sindirilmesine yardımcı olur.
Ananas: Ağır ya da aşırı yemek tüketiminden sonra mideyi rahatlamada yardımcıdır.
Tarçın: Yanma hissini azaltmak için içeceklerinize katıp tüketebilirsiniz.
Reflü İçin Doğal Tedaviler
Yemeklerden sonra midenizde meydana gelen yanma hissiyle savaşmak istiyorsanız aşağıdaki tamamen doğal yöntemlerden istediğinizi deneyebilirsiniz.
İki marul yaprağı ve soyulmuş 4 havucun suyunu çıkarın ve blender’a bir bardak su ekleyin. 5 dakika boyunca karıştırıp süzün ve sabahları açken için.
Kaynayan bir kap suya pelinotu ekleyin. Üzerini kapayın ve kahvaltılardan önce için.
Bir litre suyu kaynatın ve içine 15 gram kurutulmuş fesleğen ekleyin. Bir müddet bekleyin ve her yemekten sonra bir bardak olacak şekilde günde 3 kez için.
15 gram adaçayını 30 gram limon otuyla karıştırın. Elde ettiğiniz karışımdan bir çay kaşığı alarak bir bardak sıcak suya ekleyin ve yemeklerden sonra için.
Bir yumurta akını iki çay kaşığı zeytinyağıyla karıştırın. Bunu gün içinde birkaç kez içebilirsiniz.
Bir kaç hurmayı bir miktar suyun içinde kaynatın ve elde ettiğiniz suyu için.
kaynak: sağlıağa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yediğimiz besinlerin de bir titreşimsel enerji frekansı olduğunu ve bundan dolayı vücudun genel enerji frekans titreşim ahengini bozabildiğini biliyor muydunuz?

high-vibration-food1[1]

 

 

Yediğimiz besinlerin de bir titreşimsel enerji frekansı olduğunu ve bundan dolayı vücudun genel enerji frekans titreşim ahengini bozabildiğini biliyor muydunuz? Frekans dört bir yanımızdadır ve her şeyin içinde bulunabilmektedir. Her ne zaman bir nefes alıyorsak, içimize frekans çekiyoruz. Ne zaman müzik dinlesek, frekans ile etkileşim halinde oluruz. Hatta düşündüğümüz zaman bile, düşüncelerimizi ifade etmesine yardım etmek üzere frekansın kuvvetinden faydalanıyoruz. Frekansın bizi şifalandırma veya bize zarar verme becerisi vardır; bu yüzden, sağlıklı kalmak istiyorsak, bunun genel sağlığımızı nasıl etkilediğini anlamamız gerekir. Düşük frekans içeren bir yemek yiyor olmamız da, enerji seviyemizin bozulmasına sebep olur. Teorik olarak, bedenimizin frekans oranını 60 MHz’in üzerinde tutabilirsek, hemen hemen hiç hasta olmayız. Bunun için ‘düşük’ titreşimli gıdalardan kaçınmamız ve bunun yerine ‘yüksek’ titreşimli gıdaları tercih etmemiz söylenir.
Yüksek titreşimli gıdalar:
Taze, sertifikalı organik meyveler ve sebzeler
Raw beslenme, filizlenmiş besinler, buğday çimi
Spirulina gibi doğal takviyeler
Bitkisel Çaylar
Otlar ve baharatlar
Saf veya filtrelenmiş su – ters osmoz veya yeni toplanan kaynak suyu en iyi seçenektir
Zeytinyağı ve hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar
Fındık ve tohumlar
Fermente gıdalar
Kakao
Saf gerçek bal
Bakliyatlar
Karabuğday, kahverengi pirinç, amaranth gibi tahıllar
Düşük titreşimli gıdalar:
Genetiği değiştirilmiş (GDO) gıda maddeleri ve kimyasallar ve pestisitlerle tedavi edilen konvansiyonel gıda maddeleri
Beyaz pirinç ve unlar
Şekerler, tatlandırıcılar (yapay vb.)
Kahve
Soda
Alkol
Et, balık ve kümes hayvanları
İşlenmiş paketlenmiş konserve ve fast food
Kanola, pamuk tohumu, margarin ve bitkisel yağlar gibi sağlıksız yağlar
Dondurulmuş gıdalar
Pastörize edilmiş inekler süt, yoğurt ve peynir
Pişmiş yemekler, fast food, kızartılmış gıdalar ve mikrodalga fırın yemekleri

Kaynak: İntelligent infinity- Merve Karacaoğlu sayfasından alınmıştır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Evde Doğal Yumuşatıcı Nasıl Yapılır?

evde-doğal-yumuşatıcı-nasıl-yapılır-768x556[1]

 

Yumuşatıcı olmadan çamaşırlarını asla yıkayamayanlardansanız, özellikle kokuya duyarlı büyük çoğunluğun içindesiniz. Hem güzel kokan yumuşacık çarşaflarda uyumayı kim sevmez ki?
Bildiğiniz üzere, içinde katkı maddesi bulunan ürünlerin evde doğal olarak yapımı her geçen gün popülaritesini arttırıyor. Kimyasal maddelerin farklı yollardan vücudunuza verdiği zararın önüne geçmek için uygulayabileceğiniz basit yöntemlerden biri de çamaşırlarınızı kendi hazırladığınız yumuşatıcı ile yıkamaktır.
Günlük olarak kullandığımız şampuan, bulaşık deterjanı ve hatta sabunlar bile alerjiye neden olabiliyor. Alerjen cilt tipine uygun olarak üretilen temel temizlik maddelerinin içinde de çok sayıda koruyucu kimyasal olduğunu düşünürsek en güvenlisi ev yapımı doğal tarifler. Bu arada, markasından dolayı yüksek fiyatlara almanıza rağmen çamaşırlarınızın dokusunu yıpratan yumuşatıcıların, çamaşır makinasında kireçlenmeye neden olduğunu da belirtelim. Cildiniz, çamaşırlarınız, makinanız ve bütçeniz için en akıllı tercih doğal yumuşatıcı. Eğer siz de bebeğiniz gibi hassas bir cilde sahipseniz işte hem pratik hem sağlıklı yumuşatıcı reçetesi:
Malzemeler
500 ml elma sirkesi (pH 4,5 – 5,5 aralığında olmalı)
150 ml (3/4 su bardağı) saf su (kaynatılmış soğumuş)
1 çay bardağından biraz daha az miktarda karbonat (beyaz çamaşırlar için)
Sevdiğiniz koku için doğal yağ aroması (tercihe göre lavanta yağı vb)

Yapılışı
Yumuşatıcınızı hazırlamak için daha önce kullandığınız bitmiş bir yumuşatıcı şişesini yıkadıktan sonra tekrar kullanabilirsiniz. Bu size ölçek kullanma imkanı sunacaktır. Kutuyu çoktan çöpe attıysanız 1,5 litrelik su şişesi de kullanabilirsiniz. Bu durumda ölçeğimiz çay bardağı olacak.
Karışımı hazırlayacağınız şişeye elma sirkesi, su ve karbonatı ekledikten sonra şişeyi iyice çalkalayın. Biliyorsunuz karbonat çamaşırlarınızı çok güzel şekilde beyazlatır. Bu nedenle renkli çamaşırlar için hazırlayacağınız şişeye karbonat eklememenizi tavsiye ederiz. Son olarak harika bir koku için 1 yemek kaşığı doğal yağ ekleyin. Lavanta, limon, portakal ya da nane yağı çamaşırlarınızda çok hoş bir koku bırakacaktır. Yağı da ekledikten sonra şişeyi tekrar çalkalayın. İşte doğal yumuşatıcınız hazır! Elma sirkesi çamaşırlarınızda ve makinanızdaki deterjan kalıntılarını temizlerken, karbonat çamaşırlarınıza parlak bir beyazlık katacaktır.
Hemen küçük bir hatırlatma yapalım. Tüm doğal ürünler gibi ev yapımı yumuşatıcının da kullanım süresi sınırlıdır. Hazırladığınız karışımı 20 gün içinde bitiremeyecekseniz ölçekleri küçülterek hazırlamanız daha uygun olur. Her yıkamada çamaşır ağırlığına göre 1-1,5 çay bardağı doğal yumuşatıcı kullanın. Kimyasal ürünlere göre daha fazla kullanmamızın nedeni etkiyi arttırmaktır. Bu ürünler yoğunlaştırılmış yapıda olduğundan, ev yapımı ürünleri kullanırken ölçek konusunda daha cömert davranmanız sorun olmaz. Bir de her kullanımdan önce şişeyi tekrar çalkamalısınız. Böylece karışım ilk hazırladığınız andaki kadar etkili olacaktır.
Doğal yumuşatıcı tariflerine saç kremi ya da duş jeli ekleyenler de mevcut. Ancak bunun ne kadar sağlıklı olduğu konusunda emin olamadığımız için bu tarifte yer vermiyoruz. Siz de doğal yumuşatıcınızı dakikalar içinde hazırlayarak, cildinize hak ettiği özeni gösterin.

alntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SAFRAN ÇAYIYLA GÖZ HASTALIKLARINI TEDAVİ EDİN…

safran-baharat-sari-nokta-goz-icin-752x320[1]

Sarı Nokta Göz Hastalıklarında Safran Baharatı Faydaları
SAFRAN OTU ile GÖZ HASTALIKLARINI TEDAVİ EDİN Bu Baharat Gözlerinizde %97 Oranında İyileşme Sağlıyor
İtalyan uzmanların söylediğine göre,  yaşla bağlantılı ortaya çıkabilen sarı nokta hastalığını ortadan kaldıracak ve yaşınız kaç olursa olsun görüşünüzü %97 oranında iyileştirecek basit bir baharat var!
SAFRAN SARI NOKTA GÖZ HASTALIĞINA İYİ GELİYOR
Sarı nokta hastalığı, insanlarda körlüğün ana sebebi olarak gösterilebilir. Sarı noktamız, görme alanından sorumlu olup gözümüzün merkezinde bulunur. Bizler yaşlandıkça, sarı noktamız fonksiyonlarını yitirmeye başlar. Bu da görmede kayıplara neden olur. Bu hastalık, buğulu görmeye kadar yavaşça ilerler ve en son noktası olan körlüğe kadar gidebilir. Dünya genelinde milyonlarca insan bu hastalıktan muzdariptir. Burada genetik faktörler de bazen etkili olsa da bu süreç sigara kullanımına bağlı olarak hızlanabilir. Neyse ki, sarı nokta hastalığından bizi koruyacak ve görme bozukluklarını tedavi edecek bir baharatımız var:  Safran!

GÖRME YETİSİNİN ARTIRILMASINDA SAFRAN KULLANIMININ FAYDASI
Bir Hint baharatı olan safranın görme kabiliyetine ciddi faydası var. İtalyanların araştırmaları sonucunda, her gün 20mg safran baharatı alan insanların 3 ayda daha iyi sonuçlara geldiği saptandı. Safran otu, vücuttaki oksijen dolaşımını kuvvetlendirirken, hücre ölümünü de engeller. Ki bu da görmenizle doğrudan bağlantılı olan sinir sisteminizin daha sağlıklı olmasına neden olur. Safran içerdiği güzel kokulu yağımsı madde ile hücrelerinizin yaşlanmasını yavaşlatacak ve böylece gözlerinize ışık getirip, gözlerinizdeki damarların çalışmasını iyileştirecektir.
Sarı nokta hastalığının ilerleyişini her gün safran çayı içerek veya safranı baharat olarak kullanırsanız durdurabilirsiniz.

Zencefilli Safran Çayı
Zencefilli Safran Çayı İçin İhtiyacınız Olan Malzemeler

4 Su bardağı su
Yüksek kaliteli göz miktarı safran
Rendelenmiş taze zencefil
2 Yemek kaşığı bal
Bir tarçın çubuğu
Zencefilli Safran Çayı Yapılışı:
Bir tavaya su dökün ve kaynatın.
Aroma oluşana kadar bal, doğranmış ve rendelenmiş zencefil ve tarçın çubuğu ekleyin. Daha sonra safran ekleyin.
En az 15 dakika boyunca çayın kaynamasına izin verin.
Sıcak olarak tüketin.
Kolay Ballı Safran Çayı
Ballı Safran Çayı İçin İhtiyacınız Olan Malzemeler
Su
Yüksek kaliteli safran
2 Yemek kaşığı bal
Ballı Safran Çayı Yapılışı
Tavaya su dökün ve kaynatın.
Üzerine safranı koyun ve 10 dakika pişirin.
Tadı için biraz bal ekleyin.
Bal isteğe bağlıdır ve pek çok Keşmirliler bal eklemeden içerler.

Kaynak: bilgi doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yüz Masajıyla Rahatlama…

giphy1 - Kopya

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüz Masajıyla Rahatlama…

giphy[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pancarla Karaciğerinizi Temizleyin

01[1]

 

Karaciğerin 500’den fazla işlevi olduğu söyleniyor. Çalışmalar bu rakamın daha da fazla olabileceğini dile getiriyor. Yani, karaciğeri düzgün işleyebilmesi için sağlıklı tutmak çok önemlidir.
Karaciğerimize gerekli besinleri sağladığımızda dışarıdan yardıma ihtiyaç duymadan kendi kendini yenileyebilir. Ancak bazen ona fazla yükleme yapabiliriz ve düzenli işlemesine engel olabiliriz. Savurgan bir yaşam, zayıf beslenme, hava kirliliği, kimyasal kullanımı ve diğer bir çok faktör vücutta aşırı toksin birikimine yol açar ve karaciğeri düzenli işlemekten alıkoyar.
Şanslıyız ki karaciğer doğal yollarla, besleyici ögelerin zengin olduğu besinleri yiyerek, antioksidanlarla ve diğer maddelerle temizlenebilir. Sizlere evde hazırlayabileceğiniz ve karaciğeri temizlemek için kullanabileceğiniz mükemmel bir pancar tarifi vereceğiz.

Karaciğeri temizlemek için pancar

İnsanlar uzun zamandır karaciğeri temizlemek ve bir çok hastalıktan korunmak için pancarla tedaviler uyguluyor. Bu sebzeyi diyetinize eklemek çok kolay ve ayrıca bir çok tarifin içinde kullanıldığında çok lezzetli oluyor. Karaciğeri temizler ve detoks yapar çünkü içeriğindeki antioksidanlar uzun vadede hastalıklara yol açan vücuttaki serbest radikallerle savaşır.
Ayrıca betalen, lif, demir, betasiyanin ve folik asit içerir. Bunların hepsi güçlü ve sağlıklı bir karaciğer için gereklidir. Pancar içinde pektin isimli bir lif taşır, bu da toksinlerin karaciğerden atılmasını sağlar. Ayrıca işlevini de güçlendirir.
Bu güzel yararların yanı sıra, pancar yaralı karaciğerin iyileşmesine de yardımcı olur, mide asidi üretimini geliştirir, kötü kolesteroldeki serbest radikallere karşı koruma sağlar ve akciğer, karaciğer, dalak, cilt ve kolon kanserlerini önler.
Karaciğeri temizlemek için pancar tedavisi

Bu güçlü tarif yağlı karaciğer hastalığı yaşayan insanlar için önerilir, ya da sigara ve alkol yüzünden karaciğer problemleri yaşayanlar için. Bu organın işlevini en iyi şekilde yerine getirmesi iyi bir sağlığa ve vücudun zararlı maddeleri atabilmesine bağlıdır. Eğer bunlar gerçekleşmezse uzun vadede ciddi problemler oluşabilir.
Malzemeler
3 litrelik bir kavanoz
700 gr pancar
1 kap organik şeker
1/2 kap kuru üzüm

Hazırlanışı
Pancarları küp küp doğrayın ve diğer malzemelerle kavanozun içine koyun. Kaynattığınız suyun soğumasını bekleyin ve kavanoza ekleyin. Sonra 6-7 gün içinde fermente olmasını bekleyin. Kavanozun üstünü bir bezle kapatın ki nefes alabilsin. Her gün iki kez karıştırın. 7 gün dolduktan sonra, başka bir kaba süzün. İlacınız içmeye hazır!
Öneriler
Günde 3 kez 3 yemek kaşığı almalısınız.
Karışım buzdolabında saklanmalı.
3 ay ara verdikten sonra tedaviyi tekrarlayın.
Yan etkileri
Bu pancar karışımını içtiğiniz süre boyunca idrarınız biraz pembeleşebilir. Panik olmanıza gerek yoktur. Bu yan etki pancarın renginden kaynaklanır ve sağlığa zararlı değildir.
Pancar yemek bazı insanlarda cilt alerjilerine sebep olabilir. Durum buysa, tedaviyi uygulamayın.
Böbrek taşı veya diğer böbrek problemleri yaşayan insanlar bu tedaviyi uygulamamalıdır.
Bu tedavi diyabet sorunu olan insanların kesinlikle uygulamaması gereken bir tedavidir. Çünkü pancar diğer bütün sebzelere göre daha fazla şeker içerir. Ayrıca bu tarifin içerisinde ekstra şeker de bulunmaktadır. Diyabet hastasıysanız asla uygulamayın.
Pancar kabızlığa yardımcı olabilir, çünkü bağırsakları çalıştırır. Ancak, ishal problemleriniz varsa durumu kötüleştirebilir.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüzünüz Sağlığınızı Nasıl Yansıtır?

yüz

 

 

Bazen yüzümüzde sivilceler ve kızarıklıklarla çeşitli değişiklikler yaşarız, bu bazen iç organlarımızın düzenli işlemediğini gösterir.

Yüzünüzdeki çeşitli değişimler vücudunuzda bir şeylerin doğru gitmediğine işaret ediyor olabilir. Bu değişikliklerin bazıları hormonal değişiklikler, aşırı iklimlere maruz kalmak, farklı ilaçları kullanmak, bazı yiyecekler ve diğer faktörlerden kaynaklanabilir. Bazı çalışmalar bu değişiklerinin bazen belli bir nedenden dolayı oluşmadığını ortaya koyuyor, ama bazı durumlarda da sağlığınız için uyarıcı olabilirler.

Eğer sivilce ve kızarıklıklara neden olabilecek aybaşı döneminde değilsek veya başka faktörlere maruz kalmamışsak, başka nedenlerden dolayı konuya dikkat etmeliyiz. Yüzümüzün bir harita olduğunu düşünürsek, olası problemleri ve nasıl tedavi edeceğimizi bulabiliriz. Aşağıda yüzünüzün vücutta olanları anlatan 14 bölgesinden bahsedeceğiz. Numaralarla işaretlenmiş bu bölgelere bakın ve problemi anlamaya çalışın.

1 ve 2. bölgeler etkilenmişse: Sindirim problemleri
Eğer 1 ve 2 numaralı bölgelerdeki sivilce, akne ve lekeleri fark ettiyseniz, sindirim sisteminiz düzenli işlemiyor olabilir. Bu problemi düzeltmek için abur cubur ve aşırı yağlı yiyecekler yemeyi bırakmalısınız. Ayrıca aşırı tuzdan kaçınmalı ve daha fazla su tüketmelisiniz.
3. bölge etkilenmişse: Karaciğer
Eğer değişimler gösteren bölge 3 numaralı bölge ise, karaciğerinizin düzgün işlememe olasılığı var. Bu sağlığa zararlı toksinlerin ve maddelerin tüketilmesinden kaynaklanır. Yapmanız gereken alkol, abur cubur ve laktoz tüketmemektir. Ve meyve ve sebze tüketiminizi arttırmalısınız, ve onları özellikle çiğ tüketmelisiniz. Ayrıca doğal bir karaciğer temizliği yapmakta da yarar var.

4 ve 5. bölgeler etkilenmişse: Böbrekler
Gözlerinizin kontürlerinde oluşan her şey -göz altı morlukları da dahil olmak üzere- susuzluk ve böbrek işlevsizliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden en iyisi su tüketimini arttırmak, tuzdan uzak durmak ve idrar söktürücü daha fazla yiyecek tüketmektir.
6. bölge etkilenmişse: Kalp
Bu bölge sivilce ve siyah noktaların en çok görüldüğü yerlerdir. Ancak birden belirdiklerinde ve bunlardan kurtulmak zor olduğunda bir kalp sorununa işaret ediyor olabilir. Bu problemle savaşmak için diyetinizden yağlı ve sodyum içeren zararlı yiyecekleri çıkarmalısınız. Ayrıca baharatlı yiyeceklerden de uzak durmalısınız. Bunlar yerine omega-3 yağ asitleri tüketiminizi arttırın. Özellikle bitki temelli olanları.
7 ve 8. bölgeler etkilenmişse: Böbrekler
Yine önceki gibi böbrekler kötü işliyor olabilir. Bunun nedeni ise vücutta atık birikimi, su tutulumu ve dehidrasyon olabilir. Bu durumu düzeltmek için bol bol su için; kahveden, gazlı yiyeceklerden ve alkolden kaçının.
9 ve 10. bölgeler etkilenmişse: Solunum yolu sistemleri
Bu bölgeler bir şekilde alerji veya astım gibi solunum yolu sistemlerine işaret ediyor olabilir. Bu bölge lekeler için hassastır ve hatta sigara içmek gibi kötü alışkanlıklardan etkilenir. Bunu düzeltmek için sigara içmeyi bırakın, taze yiyecek tüketimini arttırın ve şeker tüketimini azaltın.

11 ve 12. bölgeler etkilenmişse: Hormonlar
Bu bölgedeki değişiklikler genelde adet dönemindeki hormonal değişikliklerden kaynaklanır. Bunlar kaçınılmaz olsa da, sağlıklı bir diyet, egzersiz, yeterli uyku, bol su içmek, yüzünüzü bol bol yıkamak ve rahatsız edici yiyeceklerden uzaklaşmak iyi gelecektir.
13. bölge etkilenmişse: Mide
Yüzün bu bölgesi zayıf sindirime işaret eder, bağırsaklarınız düzenli çalışmıyor ve kabızlık çekiyor olabilirsiniz. Bu problemle savaşmak için bol bol lif tüketin. Bunu meyve, sebze ve tahıllarda bulabilirsiniz.
14. bölge etkilenmişse: Stres
Eğer yüzünüzün bu bölgesinde bir düzensizlik fark ederseniz, vücudunuzun dinlenmeye ve zamana ihtiyacı olabilir. Stres ciddi sağlık problemlerine yol açabilir ve ilgilenmezseniz durum daha da kötüleşebilir. Bu problemle savaşmak için dinlenmenizi, uyumanızı, şekerleme yapmanızı ve daha çok su içmenizi öneriyoruz.
Unutmayın!
Yüzünüzde sivilce ve kızarıklık gibi düzensizliklerin olmasının bir çok nedeni olabilir. Yukarıda bahsedilen nedenler bunlardan bazıları olabilir. Bu yüzden en doğrusu yüzünüzdeki problemin nedenini ortaya çıkarmak ve uygun tedavi yöntemini bulmak için doktorunuza başvurmaktır

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aloe Verayı Dondurmanın Etkileyici Faydaları

Aloe veranın bütün inanılmaz faydalarından yararlanın. Daha sonrası için aloe vera jelini dondurarak onu nasıl taze tutacağınızı öğrenin.

Bir şey kesindir: aloe veranın faydaları sayısızdır.

Aloe vera, cildimizin bakımını yapmak için mükemmel bir çözümdür, ve aynı zamanda sindirim sistemimiz için iyi bir temizleyici olabilir.

Fakat bazen, bu bitkiden en iyi şekilde yararlanmak için farklı yöntemler kullanmak zorundayız. Bu yöntemlerden bir tanesi aloe vera jelini dondurmaktır.

Aloe vera, jelatinimsi bir içe sahiptir, bu da düzgün bir şekilde muhafaza edilmesinin zor olabileceği anlamına gelmektedir.

Dondurmanın önemi de burada devreye girmektedir.

Cildinize bakmak ve sağlığınızı korumak için çok sayıda faydası olan, basit bir işlemdir.

Aloe Verayı Dondurmanın Sebepleri

Aloe veranın birçok özelliği vardır. Bunların birçoğu hemen etki etmeye başlar.

Fakat eğer aloe vera jeli soğuk, UV ışınları, rüzgar, toz ve diğer elementlere maruz kalırsa, etkisini kaybedebilir.

Bu nedenle aloe vera jelinin dondurulması önemlidir.

Jelin korunması için başka yöntemler de vardır, örneğin cam kavanozda saklamak gibi.

Aloe Verayı Nasıl Dondururuz?

  • Aloe verayı dondurmak için yapmanız gereken ilk şey, aloe vera yapraklarını toplamaktır.
  • Aloe, yılda iki veya üç defa yetişir. Yaprakları yılın ilk büyümesi sırasında seçmelisiniz.
  • Yaprakları topladıktan sonra deriyi çıkarmanız gerekir. Bunu yapmak için keskin bir bıçak kullanmalısınız. İçindeki jöleye zarar vermemek için çok dikkatli olun.
  • Deriyi çıkardığınızda, jeli plastik bir kaba koymanız gerekir. Kullanılacak en iyi kap, birden fazla bölmeli bir buz kalıbı olacaktır. Bu bir kalıp olduğu için, jel, alana uygun olacak biçimde şekil alacaktır.
  • Bütün yapraklardaki jeli kullanmalısınız. Jel kalıbın hepsini değilse de çoğunu doldurmalıdır. Bunu yaptıktan sonra, bu kalıbı dondurucuya koyun.
  • Bunu yaparak, jeli istediğiniz süre boyunca saklayabilirsiniz.

Aloe Vera Jelini Nasıl Kullanırız?

Aloe verayı dondurmak birçok fayda sağlar. Özelliklerini muhafaza ediyor oluşu, bunu yapmak için bir sebeptir.

Ayrıca jelin kıvamını da korur.

Buzdolabında birkaç gün kaldıktan sonra uygulamak kolay olacaktır. Çıkardıktan birkaç dakika sonra orijinal jelatinimsi dokusuna geri dönecektir.

Aloe Vera Kullanmanın Faydaları

Hafif yanıklar veya güneş yanığı durumunda bu jel tavsiye edilmektedir.

Aloe vera, yaralanmaya karşı bir krem olarak kullanılabilir. Bu hem acıdan kurtulmanıza, hem de yanıktan doğabilecek olumsuz etkileri önlemeye yardımcı olur. Aşağıdaki şekilde kullanmalısınız:

  • Önce etkilenen bölgeyi yıkayın.
  • Sonra, nazikçe aloe vera jelini uygulayın.

Bu tedavi, varis tedavisinde de önerilmektedir.

Varisli damarlar yüksek kan basıncı nedeniyle iltihaplanabilir. Bu kan basıncınızı artıran bir engel oluşturur

  • Aloe vera, analjezik etkileri sayesinde varisli damarlarındaki enflamatuvarı azaltmaya yardımcı olur.

Eğer ayaklarınızın üzerinde su toplamış kabarcıklar, iritasyon veya mantar varsa bir hayli önerilmektedir. Bu gibi durumlarda, bu jel harika bir doğal rahatlatıcıdır.

Bu jeli kabarcıklar veya ayaklarınız için kullanmaya karar verirseniz, bunu yatmadan önce uygulamalısınız. Bunun nedeni, ayaklarınızın diğer yüzeylerle olan temas miktarını azaltmaktır.

Aloe verayı dondurmanın faydaları burada da bitmez. Aynı zamanda cilt problemleri ve akne tedavisinde de çok etkilidir. Şöyle yapın:

  • Bunun için, o gün için porsiyonlarınızın hazır olması önerilir. Bu şekilde, hem sabah hem de gece uygulayabilirsiniz.
  • Jeli uyguladıktan 30 dakika sonra cildinizi ılık suyla yıkamalısınız.

Ayrıca unutmayın ki, mükemmel bir su dengeleyici yüz maskesi görevi görür.

Aloe verayı kullanan sayısız doğal tarif vardır ve bunları yapmak için yeterli miktarda aloe vera jeliniz olduğundan emin olmanın en iyi yollarından biri, jelin dondurulmasıdır.

Bu, birçok yararı olan harika bir çözümdür. Haydi buna bir şans verin!

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanıbaşınızda Limon Dilimleriyle Uyumak Sağlığınıza Bakın Ne Kadar Faydalıymış

lemons_feature[1]
Muhtemelen bunu bilmiyordunuz. Üç dilim limon parçasını yatağınızın baş ucuna koyun.
Bunu yapmanız halinde:
Odanızın kokusu değişecek ve odanız ferahlaşacak.
Daha iyi nefes alacaksınız, soğuk algınlığına yakalanma riskiniz azalacak ve astım hastasıysanız daha iyi hissettiğinizi farkedeceksiniz.
Akşamdan kalma hissini üzerinizden atacak ve daha dinç uyanacaksınız.
Enerji içeceğinin sağladığı enerjiden daha fazlasına sahip olacaksınız.
İşte daha iyi bir gün geçirmek için bu kadar basit bir şeyi yapmak yeterli.
Ünlü Hintli doktor JV Hebbar limon yağının faydalarının da saymakla bitmediği açıklamalar yaptı.
İşte limon yağıyla yapabilecekleriniz:
Dişlerinizi beyazlatın

tandblekning[1]
Limon yağı, hindistancevizi yağı ve karbonatı karıştırın. Daha sonra bu karışımla dişlerinizi iki dakika boyunca fırçalayın. Dişleriniz bembeyaz olacak.
Kıyafetlerinizdeki kötü kokuyu giderin
Bazen yıkanan çamaşırlarımızı çamaşır makinesinde unuturuz ve çamaşırlar nem kokar. Bu çamaşırların üstüne birkaç damla limon yağı damlattığınızda çamaşırlarınızın müthiş koktuğunu göreceksiniz.
Ellerinizdeki kötü kokuyu çıkarın
Balık yaptıktan sonra ellerinizde kokusu mu kalıyor? Sıvı deterjanınıza biraz limon yağı ekleyip ellerinizi yıkayın. Kokunun hemen gittiğini farkedeceksiniz.
Kimyasal olmadan temizlik yapın
Banyonuzda kimyasal kullanmaktan hoşlanmıyor musunuz? 40 damla limon yağı, 20 damla su ve biraz sirkeyi karıştırın. Kimyasal yerine bu karışımı kullanarak banyonuzu temizleyin. Her yer temiz ve pırıl pırıl olacak.
Suratınızı güzelleştirin

ansiktstvatt[1]

Limon yağı cildinizi yumuşatır ve nemlendirir. Sivilceleri de geçirir. Tek yapmanız gereken limon yağı, kabartma tozu ve balı karıştırıp sivilce olan bölgeye uygulamanız.
Mücevherlerinizi parlatır
Kuru beze limon yağı dökün ve mücevherlerinizi temizleyin. Pırıl pırıl görünecekler!
Kilo vermede yardımcıdır
Suyunuza iki damla limon yağı damlatın. Bundan günde üç kere için. Sindirim sisteminiz daha iyi çalışacak ve uzun vadede kilo vereceksiniz.
Ruh halinizi dengeler
Limon yağı aromaterapisi ile sık sık depresyona giren kişilerin tedavi edildiği biliniyor.
Yapışkan lekeleri çıkartın
Koltuğunuza veya kıyafetlerinize sakız yapıştığı olmuştur. Bir dahaki sefere o bölgeye biraz limon yağı damlatın ve beklettikten sonra rahatlıkla çıkartın.
Sinir sisteminizi güçlendirin
Limon yağı, sinir sisteminizi güçlendirir ve üşütmenizi engeller. Limon yağını hindistancevizi yağıyla beraber karıştırıp göğsünüze sürün.

kata11[1]

Fotoğraf: Pixabay
Gördüğünüz gibi limon ve limon yağının faydaları saymakla bitmiyor.
Kulağa en güzel geleni ise tüketmeden bile limonların sağlığımıza olan katkıları.
Limon ve limon yağının bilinmeyen yararlarını öğrenmeleri için yazıyı paylaşmayı unutmayın

Kaynak: Newsletter

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi…

Eklem-diz-agrilarini-geciren-dogal-tedavi-yontemi-376x280[1]
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi : Eklem ağrısından mı şikayetçisiniz? .Daha önce hiç sanki tüm gece hiç uyumamış gibi yorgun uyandığınız oldu mu? Ellerinizi bile oynatmak canınızı yakar, merdivenlerden inerken dizleriniz acır.Bu dayanılmaz eklem ağrılarını nasıl tedavi edebilirsiniz? Size bu konuda günlük hayatınızda uygulayabileceğiniz bazı önerilerimiz olacak.
Bu doğal reçete bromelain, C vitamini, silikon ve magnezyum bakımından zengindir ve sadece ağrıyan diz ve eklemleri yatıştırmakla kalmaz aynı zamanda tendon ve bağları da güçlendirir.
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi malzemeler:
1 su bardağı su
Bir fincan yulaf ezmesi
Bir fincan taze sıkılmış portakal suyu
2 su bardağı ananas (Küp küp doğrayın)
Bir çay kaşığı tarçın
Yarım bardak ezilmiş badem
Biraz da bal.
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi yapılışı :
Yulaf ezmesini tencereye koyun ve birkaç dakika pişirin. Soğumasını bekleyin ve blendırdan geçirin. Bir sürahiye Yulaf ezmesini, ananas, badem, tarçın ve portakal suyu ile biraz bal ilave edip su ile seyreltelim. Damak tadımıza göre inceliğiniz ayarlayabiliriz. Karışımı günlük olarak hazırlayın ve gün boyunca 2-3 bardak için. Tüm şikayetleriniz 1 hafta içinde kaybolacak. Hatta ilk rahatlamayı 1 gün sonra hissedeceksiniz.

Kaynak: Diyet evi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NEDEN POLEN TÜKETMELİYİZ

bee-pollen-arı-polen-arısütü-bal-fayda-vitamin-protein-mineral[1]

 

 

NEDEN POLEN TÜKETMELİYİZ

Prof. Dr. Yücel, polen tüketiminin başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğinin altını çizdi. Yücel, polenin yararları hakkında bilgi verdi. Araştırmalarda, polen kullanımının başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok hastalıkta hasarları azalttığı tespit edilmiştir.
PROSTAT HASTALARI İÇİN OLDUKÇA YARARLI
Prostat hastalıkları için de polen tüketimi oldukça yararlıdır. Polen kullanımı, özellikle kronik prostatit tedavisinde, prostat hücrelerinin büyümesini engellemekte, önemli iyileşme sağlamaktadır. Bu amaçla kişinin yaşına, hastalığın düzeyine bağlı olarak hekim gözetiminde tedaviye en az 3 ay süreli kürle devam edilmesi öngörülmektedir. Tedavi sonucunda prostat bezinde küçülme, lökosit sayısında azalma ve idrar akımında artma izlendiği, yapılan bilimsel araştırmalarda bildirilmiştir.
VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIYOR
Polen, insan sağlığı ve beslenmesi yönünden gerekli tüm aminoasit, vitamin, mineral ve diğer maddeleri bir denge içinde bulunduran çok değerli bir besindir. Çocuklarda büyümeyi, motor kasların gelişimini ve beyin fonksiyonlarını desteklemektedir. Polenin, insan sağlığı açısından vücut direncini, fiziksel performansı, besinlerden yararlanmayı artırıcı etkilerinin yanı sıra pek çok rahatsızlıkta tıbbi tedaviye destek sağlayıcı etkisi olduğu bilinmektedir.
KAHVALTIDAN ÖNCE TÜKETİN
Tüketilmeden önce polen alerjisine karşı sağlık kuruluşunda test yaptırılması gerektir. Alerjik reaksiyonu olmayanlar, genel sağlıklarını korumaları amacıyla kahvaltıdan önce, aç karnına polen tüketebilirler

Kaynak: Sağlıkla Kal Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Negatif Enerjilerden Kendimizi Nasıl Temizleriz?

63_d[1]

 

Güzel bir yaz günü deniz kenarında olduğunuzu hayal edin. Bütün bir yılın yorgunluğu denize ayaklarınızı soktuğunuz andan itibaren uçup gitmeye başlar. Denizin iyot kokusunu içinize çektiğinizde bir ohhh dersiniz. Sanki burnunuz açılmış daha fazla oksijen vücudunuzda dolaşmaya başlamıştır.

O denizden hiç çıkmak istemezsiniz. Keşke her gün hava sıcak olsa ve her gün bu keyfi alma imkanım olsa diye aklınızdan geçirirsiniz. Yaşamanın keyfine varırsınız ve kendinizi yeniden keşfedersiniz. Birden, sırtınızdaki yüklerden kurtulduğunuzu ve gençleştiğinizi hissedersiniz. Çocuklar gibi denizin içinde su ile dans edersiniz.

Sizce bu rahatlamanın arkasında neyin etkisi var? Hiç düşündünüz mü?

İnsan vücudunun yaklaşık yüzde yetmişini oluşturan suyun mucizevi bir arındırma gücü vardır.

Özellikle tuzlu su insanı negatif enerjilerden temizler, rahatlatır, yükleri hafifletir. Tuzlu su aslında çok eski zamanlardan beri arındırma, şifalandırma, temizleme ve enerjisel akışı sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Hristiyanlıkta Vaftiz töreninin ana amacı da yeniden doğma ve ruhu ve bedeni arındırmaktır. Vaftiz olunan kişi suyun altına batırılıp çıkarılır, böylece arınmış olarak yeniden doğar.

Ruh ve beden bir bütündür. İnsanın ruhuna iyi gelen bir şey bedenine de iyi gelir. Tam tersi de doğrudur. İnsanın bedene iyi gelen her şey ruhunu da mutlu eder. Haksızlığa uğramak, affedememek, aldatılmak, kalbinizin kırılması, yaptığınız fedakarlıkların bir çırpıda yok sayılması, düşünce hareket ve özgürlüğünüzün kısıtlanması, yaptırımlar, endişeler ve korkular;  sürekli olarak hem beyninizi meşgul eder hem de ruhunuzu acıtır. Ruh acı çekiyor ise eğer bedeniniz de acı çekmeye başlar. Bu acı geniş anlamda düşünülebilir. Çeşitli hastalıklar, enerjisizlik, hayattan keyif alamama, kısırlık, cinsel isteksizlik, akneler, kafa bel sırt bacak ağrıları, panik atak, çeşitli sendromlar; ruhunuzun bir şekilde negatif enerjilerden, blokajlardan veya tıkanıklıklardan kurtulmak için bir sinema perdesi gibi size aktarmış olduğu mesajlardır.

İçinizdeki çocuğu dinlediğinizde, ruhunuzun ya da bedeninizin ihtiyacı olan şeyleri yaptığınızda, kendinize kaliteli zaman yaşattığınızda ruh ve beden hızla şifalanır ve dengeye gelir.

Tuzlu suyun negatif enerjileri ruhtan ve bedenden arındırma gücü vardır. Bu sebeple deniz kenarında, denize temas eden insanlar bu imkanları olmayanlara oranla daha rahat ve daha enerjiktirler.

Günlük hayatta rahatlıkla yapabileceğimiz kolay uygulamalar ile evinizde veya bulunduğunuz ortamlarda, tuzlu su kullanarak o ortamlardaki negatif enerjilerden arınmak mümkündür.

Örneğin iki litre alabilen bir cam kavanoz içine bir avuç kaya tuzu veya himalaya tuzu atıp bulunduğunuz ortama koyduğunuzda, tuzlu su negatif enerjileri içine toplar ve orada hapseder böylelikle ortamın enerjisini arındırır. Enerji terapileri veya meditasyonu sıkça uygulamayan yerlerde 5 gün ila 7 gün de bir tuzlu suyu lavaboya veya evin dışına dökerek yenilenmesi gerekir. Meditasyon, yoga, reiki gibi enerji terapileri ile uğraşan kişilerin bulunduğu ortamlarda suyu 2 günde bir değiştirmekte fayda vardır.

İşten geldiğinizde ellerinizi yıkadıktan sonra tuzlu su ile ya da tuz sabunu ile yıkamanız negatif enerjileri üzerinizden alacaktır.

Ayağınızı bir leğenin içine hazırlamış olduğunuz (koyabileceğiniz derecedeki) sıcak suyun içine biraz tuz eritip on dakika kadar koyarsanız günün bütün yükünü atmış, rahatlamış ve enerji dolmuş olursunuz.

Banyo küvetini doldururken içerisine bir miktar Himalaya tuzu atmak veya duş alırken tuz sabunu ile vücudunuzu temizlemek ve sonra durulamak tüm negatif enerjileri üzerinizden alıp götürecektir. Aynı zamanda enerji alanınızı güçlendirerek auranıza koruma sağlayacaktır.

“Kendime bir iyilik yapıp değerimin farkına varmayı seçiyorum.
Ben değerliyim.
Ben güçlüyüm.
Ben iyi bir insanım.
Hayatımda mutlu olmak, ilerleyebilmek, başarılı olmak ve her şeyden keyif almak için tüm çapalarımdan şu anda kurtuluyorum.

Beni engelleyen, beni ağırlaştıran, beni yorgun ve güçsüz yapan tüm çapalar ile ve benim üzerime yapışmış tüm negatif enerjiler ile bağlantılarımı şu anda kesip atıyorum.  Bu enerjileri, çapaları ve blokajları Evrene serbest bırakıyorum.

Kendimi, ruhumu ve bedenimi, arındırmaya niyet ediyorum.

İlahi şifa enerjisi ile kendimi şifalandırıyorum.

Sağlıklı, mutlu, keyif içinde, enerjik ve sevgi içinde yaşamaya hazırım ve bunu hakkediyorum… “

Alıntı : Serkan Sorguç

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »