ZEYTİNİ YEDİKTEN SONRA ÇEKİRDEĞİNİ ÇIKARARAK, BU MUCİZEYİ İSRAF ETMEYİN…!!!


Allah dostlarının tavsiyesine bilimsel dayanak… Aşağıda okuyacağınız makale Bulgar ve ABD li bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar temel alınarak hazırlanmış…tır. Bu araştırmaların hepsinde zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla tespit edilmiştir.
Otorite olarak kabul edilen uzmanlar en gelişmiş şartlarda dahi bir ilaç yapsa bu ilacı insanlar üzerinde test etmeden, senelerce hatta birkaç nesil gözlemlemeden neticesi net olarak şudur diyebilmek imkânsızdır.
Zeytin çekirdeğinin yutulması günümüz insanları arasında yeni duyulan bir şey olmasına rağmen eskilerin birçoğunun yaptığı bir uygulamadır. Yani olumlu etki ve tesirleri senelerdir hatta asırlardır bilinmektedir. 1985’li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir. Yaklaşık 25 sene süren neticede karşılaşılan hadiseler hayret vericidir. Bu neticelere bin kişi değil belki yüz binlerce insan tarafından karşılaşılmıştır demek daha doğrudur:
Midesinde yanma olan herkes zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladığını ifade etmiştir.
Zeytin çekirdeğini yutan kimseler sindirim yolu rahatsızlıklarının bittiğini(kabızlık gibi) ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamış, hatta basuru olup ta yutanlar iyileştiklerini ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeğini senelerdir yuttuğunu bildiğimiz insanlarda kanser hadisesine nadiren rastlanılmıştır.
Son günlerde gelen yoğun telefon trafiğinden dahi birkaç gündür zeytin çekirdeklerini yutmaya başlayıp ta yukarıdaki benzeri rahatlamaları hissettiklerini söyleyen onlarca insan vardır.
Tavsiyemiz bizzat kendinizin denemesidir. Günde yediğiniz 5–6 tane zeytin çekirdeğini yutun ve kararı kendiniz verin. Ne biz nede bir başkası değil bizatihi kendi vücudunuz buna karar versin. Faydasını görürseniz lütfen çevrenizdekilerle de, evinizdeki küçük çocuklarda dâhil olmak üzere, bu uygulamayı yapın.
Bizim elde ettiğimiz verilere göre aklımızın almayacağı kadar şifalı bir doğal uygulamadır. Yapmanın zarar değil fayda verdiğine inanıyor ve çevremize şiddetle tavsiye ediyoruz.
Zeytinyağı asırlardır en iyi, en mükemmel yağ olarak bilinen gıda maddesidir. Hatta reklâmlar da bile mucize olarak lanse edilir.
Yemeklik zeytinyağı normal şartlar altında muhafaza edilirse bozulmadan yenilebilecek evsafta asırlarca kalabilen yegâne yağdır. Nitekim arkeolojik kazılarda 3 bin, 5 bin yıl önce olduğu tahmin edilen mezarların yanında bozulmamış evsafta zeytinyağı da bulunabilmektedir. Zeytinyağında +10 derecelerde donmayı temin eden de bu maddelerdir.Yani evinize satın alacağınız zeytinyağının buzdolabında donabilen olmasına dikkat ediniz.
Zeytinyağından sabun yaparsanız yağlı ciltlerde yağ dengesini, kuru ciltlerde ise yağlandırma özelliği temin eden bir hususiyet olduğunu tespit edersiniz. Yağ içerisinde antioksidan (bozulmadan kalabilme), sabun içerisinde re-oily (geri yağlandırıcı) olarak tabir ettiğimiz özellikleri sağlayan bu madde veya maddelerin ne olduğu bugün dahi bilinememektedir. Bu maddelerin ne olduğunun bilinmesi belki de çok uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşamanın da ipuçları olabilecektir.
Zeytinyağını diğerlerinden farklı kılan bu madde veya maddeler en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisindedir. Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucunu hafifçe törpülerseniz çekirdeğin içinin oyuk olduğunu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğunu görürsünüz. Bahse konu olan maddelerin burada ki konsantrasyonu %80’lere varan miktarlardadır. Zeytin çekirdeği muhteviyatında ki bu faydayı elde etmek için ise zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir.
En gelişmiş cihazlarla yapılan araştırmalar zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan geçip mideye ulaştığı anda eridiğini tespit etmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir. Bu uygulamanın insan vücuduna faidelerinin ise:
1-Ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği; 2-Bağırsak ve sindirim yollarını düzenlediği; 3-Basur ve prostatı engellediği; 4-İç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirgediği.
Lütfen yediğimiz tüm zeytin çekirdeklerini atmayıp yutalım.
Kaynak: Akhisar

nOT: dOKTORUNUZA DANIŞMADAN UYGULAMAYINIZ…

Duyu Organlarına Göre Bilgilerin Kalıcılık ORANLARI…

ÇÖREK OTUNUN FAYDALARI

 

Vücudumuz doğası gereği, doymamış yağ asitlerini üretemediğinden bu yağ asitlerini dışarıdan karşılamak zorundadır.Bir gram çörekotu yağı da bu açıdan bir günlük ihtiyacımızı karşılamak için yeterlidir.

ÇÖREK OTUNUN DİĞER ETKİLERİ • Çörek otunda bulunan nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunun genişleyip krampların giderilmesini sağlar. Ayrıca öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücü etkileri de mevcuttur. Düzenli kullanımda kan şekerini düşürücü etkisi vardır. • İçeriğinde bulunan B1, B2 ve B6 vitaminleri, pek çok enzimin üretiminde önemli rol oynar. Çünkü bunlar, savunma ablukalarını yok edip boyun altı bezini ve dolayısıyla da savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon problemlerinin oluşma riskini en aza indirger. Bununla birlikte hücre yenilenmesinde de gereklidir. • Beta karotin, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini destekler. ayrıca içeriğinde bulunan selen, zehirli maddelerin vücuttan atmasında destek olur.
ÇÖREK OTUNUN FAYDALARI Bu kadar mükemmel olarak yaratılan çörek otu, bütün bu özellikleri ile: • Mikrop, virüs ve mantarlara karşı etkili bir savunma aracıdır. • İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir. • Kan şekerini düşürür. • Damar hastalıklarını engeller. • İdrar söktürücü özelliği ile safrayı rahatlatır. • Vücuttaki zehirlerin atılmasını sağlar. • Hazmı kolaylaştırır. • Yaraların daha hızlı iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmelerini hızlandırır. •Alerjiyi engeller. • Savunma sistemini dengeler. • Hormon sistemini ve ruh hâlini güçlendirir.

ÖZEL HALLERDE FAYDALARI • Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı derecede iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri sorunlarına, astım ve alerji sorunlarına da çok iyi gelir. • Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik döneminde oluşan şikayetleri en aza indirir. Yan etkisi olmayıp, hamilelik dönemindeki bayanlar ve bebeklerini ana sütüyle beslemeyi tercih edenler için sütün kalitesini arttırarak bebek için daha faydalı olmasını sağlar. • Egzamalı cilde sık sık çörek otu yağı tatbik edildiğinde deri hızlı iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü etkisi nedeniyle çok yararlıdır.

BAZI HASTALIKLARDA ÇÖREK OTU • Hazımsızlık ve mide şişkinlikleri gibi sorunlarda çörek otunun etkisi eski zamanlardan beri bilinmektedir. • Hemoroite problemine iyi gelir, çünkü damarları güçlendirerek kan dolaşımını arttırır. • Romatizma, şeker hastalığı ve yüksek kolesterol gibi metabolik hastalıklar için çok etkilidir. • İktidarsızlık ve kısırlık sorunlarında da yine etkili bir destekleyicidir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları düzenlemekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir. • Çörek otu yağı kadınlardaki regl dönemi sancılarına ve diş ağrılarına karşı yine başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

SAĞLIKLI OLMAK İÇİN ÇÖREK KÜRÜ İçeriğinde bulunanlarla savunma sistemine, metabolizmaya ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksinlerden arındırır, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını destekler. Cildi berraklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm oluşturur. Çörek otu savunma (immün) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve doğal antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara da çare olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesi ve kepek gibi problemlere karşı da etkilidir.
ÇÖREK OTU NASIL KULLANILIR? Kurutulan tohumlar baharat şeklinde, suda kaynatılarak ya da yağı çıkarılarak tüketilir. Güzel kokulu bir baharat olarak kullanımı çok yaygındır. Çörek otunun tohumlarından elde edilen çörek otu yağı saç dökülmesinde ve saçlı deride oluşan kepeğe karşı oldukça etkilidir. Sirke ile kaynatılıp gargara yapıldığında diş ağrılarına iyi gelir. Suyu ile sivilcelere pansuman yapıldığında sivilceler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. – Bir teoriye göre, çörek otunun kemoterapi ilaçları ve radyoterapi tedavisi ile birlikte kullanılması, çörek otunun anti oksidan etkisi nedeniyle bu tedavi yöntemlerinin etkisini azaltabilir
LÜTFEN PAYLAŞALIM
Bilgi ve kişisel gelişim için Genel Kültür sayfasını beğen
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Strese Karşı Kuru Fasulye…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

EPİFİZ BEZİ için FAYDALI GIDALAR

Epifiz bezi ya da pineal bez üçüncü gözümüzü yöneten ve zihnimizin pşisik algı merkezidir. Bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan bu mini organ hipofiz bezimizin arkasında küçük bir oyuğun içinde yerleşmiştir. Bu mini organ melatonin olarak adlandırdığımız, gündüz ve gece döngümüzü kontrol eden ve bedenimizin günlük ritmini düzenleyen hormonu salgılar. Epifiz bezinin fonksiyonunu ve enerjisini geliştirmek, arttırmak aslında çok önemlidir çünkü …bu bez bedenin fiziksel tüm sistemini etkilediği gibi psişik anlamda farkındalığınızı, bilinçlilik halinizi ve yaşam deneyimlerinizi genişletecek ya da sınırlayacak bir potansiyele sahiptir.
Güneş epifiz için çok önemlidir ve onun için bir tür gıda anlamına gelir. Güneş; gözler, cilt, saçlar, burun kılları ve kulaklar vasıtası ile alınıp sindirilebilir ve aslında her gün en az 30 dakika alınması gerekir. Epifizi tamamen aktif hale getirmek için güneşin gözbebekleri vasıtası ile alınması en iyisidir. Denizde yetişmiş ve güneşte kurutulmuş sebzeler çok yüksek oranda D vitamini, B vitamini ailesindeki vitaminlerin çoğunu ve iyot içerirler. (Bunların neredeyse hiç biri Türk mutfağında olan yiyecekler olmadığı için Türkçe karşılıkları da bulunmuyor ama çok çeşitli deniz yosunları diyebiliriz, kombu, arame, wakame, dulse, nori gibi isimleri olan çoğu Japon mutfağında geniş oranda kullanılıyor).
Kalın yapraklı; kara lanana, şalgam yaprağı, hardal otu, çin lahanası vs. yeşil bitkiler epifiz bezi için çok besleyicidir çünkü bu bez bitkilerin yeşil renginin verdiği özelliklerini alır ve bedenin iyice beslenmesi için gerekli yerlere dağıtır.
Yüksek oranda cıva içeren balıklar, karbon bazlı içecekler, sudaki flor, diş macunları ve dumana maruz kalmamız epifiz bezini olumsuz yönde etkiler ve düzgün çalışmasını engelleyebilir. Et yediğimizde o hayvanın DNA’sını da sindirmiş oluruz, dolayısı ile hayvanın olumlu, olumsuz deneyimlerini de alırız. Bu da epifiz bezinin bireyin psişik mavikopya farkındalığının sürdürülebilirliğini engelleyebilir. (Sanırım burada demek istediği o hayvanın DNA’sında kayıtlı akaşik kaydın bize müdahale ediyor oluşu)
Uygun gıdalar epifiz bezimizi olumlu yönde etkileyebilir ve daha fazla çiğ gıda tüketerek, vejeteryan beslenerek, evimizin havasını ozon makinesi ile temiz tutarak ve temiz su içerek de epifiz bezimizi aktif hale getirebiliriz. Epifiz bezinin psişik farkındalığı artırmak için güneş kadar serotonin hormonuna da ihtiyacı vardır. Serotonin de beyin uykudayken üretilen bir hormondur, dolayısı ile karanlık bir odada uyumanın da epifiz bezi için çok besleyici olacağını söyleyebiliriz. Serotonin üreten gıdalar ise badem, muz, acı biber, pirinç, patates ve börülcedir. Bunların tüketilmesi de epifiz bezi için besleyici olabilir.

Suyu Ayakta İçme’nin Zararları…

“Peygamber efendimiz ayakta su içmeme hususunda da bizi uyarmıştır. bu sözün özüne bakıldığında yine bizim sağlığımız için etkileri çok büyüktür.”
Bir hadisde ayakta su içmenin zararına şu şekilde işaret etmiştir: …“Eğer ayakta su içen kimse midesine verdiği zararı bilseydi içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588).
Yine aynı konu ile alakalı olarak; “Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unuturda içerse kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116)
Bilimsel olarak açıklaması ;
İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak barsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen bir oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek 12 parmak barsağına (duodenum) geçer..
Eğer insan sıvı gıdayı oturarak içerse bunlar önce midede birikir asitle karışarak mikropları ölür ve sonra 12 parmak barsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera da dâhil birçok insan hastalıklarından korunmuş olur.””

Kaynak: şifacı

6 Adımda Masala Çayı


Çay kelimesi Çin, Kenya, Hindistan gibi yerlerde “chai” olarak kullanılıyor. “Masala” ise Ayurvedik yöntemler için de kullanılan baharatların genel adıdır. O halde Masala Chai, Masala baharatlarıyla yapılan geleneksel …Hint çayına verilen addır.
Asırlardır özellikle Asya bölgesinde bu kadar tüketilmesinin ve dünyaya hızlı bir şekilde yayılarak popüler kahve dükkanlarında da satılmaya başlanmasının anlaşılır nedenlerinden bazıları da keyif verici etkisinin yanı sıra sakinleştirci ve sindirimi kolaylaştırmasıdır. Özellikle soğuk havalarda içindeki tarçın ve benzeri baharatların oluşturdugu ısıtıcı etki tüketimini daha da cazip kılmaktadır.
MALZEMELER:
* 3 bardak su * 6-7 adet Kakule (Kakulenin içini açarak ve kabuklarıyla ilave edin) * 2 parça küçük taze Zencefil (Zencefili rendeleyerek yada küçük parçalar halinde ekleyin) * 3-4 adet çubuk Tarçın * 4-5 adet Karanfil * 3-4 adet Karabiber (İsteğe bağlı) * 2 poşet ya da 2 kaşık Siyah Çay * Bal veya tatlandırıcı (İsteğe bağlı) * 3 bardak Süt (En sağlıklısı Keçi sütü);
TARİF:
1. 3 bardak suyu bir tencereye koyuyoruz. 2. Kaynamaya yakın baharatları aktarıyoruz ve bir süre kaynatıyoruz. 3. Bir süre kaynadıktan sonra 3 bardak sütü ve tatlandırıcıları ilave ediyoruz ve kısık ateşte 6-8 dakika hafif pişirmeye devam ediyoruz. 4. Altını kapatıp 5 dk. kadar demlenmesi için bekliyoruz. 5. Servis yapmadan önce süzüyoruz. 6. Ve içini çubuk tarçınla dekore edip nefis çayımız servise sunuyoruz.
AFİYET OLSUN

Kaynak: şifacı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yağ Yaktıran ve Tok Tutan Mucize


Tok tutan yoğurtlu salata tarifi:
1 göğüs eti iyice didiklendikten sonra, karabiberle iyice ovulur. Yarım bağ maydanoz ve yarım bağ dereotu ince ince doğrandıktan sonra, tavuk eti ve sarımsaklı yoğurt ile …karıştırılır. Üzeri kırmızıbiberle süslenir.
Yüksek kalsiyum kaynağı olan yoğurt (içeriğindeki konjuge linoetik asit (CLA) nedeniyle), uygun bir diyetle beraber özellikle karın bölgesindeki yağları eritmektedir. Özellikle kadınların günde yarım kilo yoğurt yemesinde çok fayda vardır. Her gün düzenli olarak yoğurt tüketilmesi daha hızlı yağ yakımına sebep oluyor.
Suyundaki B2 vitamini nedeniyle ağız yaralarına iyi gelen yoğurt, karın yağlarını azaltıcı etkisinin yanı sıra, bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken, bağırsak kanseri riskini de azaltıyor.
Tatlıyı fazla kaçırınca, yoğurt yiyin…
Şekerin vücuda verdiği etkiyi nötralize eden yoğurt, yüksek şekerin ani insülin salgılatma özelliğini azaltırken; iştahı keser, daha uzun süre tok kalmayı sağlar.
Günde 3 bardak tüketildiğinde vücudun tüm kalsiyum ihtiyacını sağlayan yoğurt, kan yağlarını azaltır; kötü kolesterolü düşürürken, iyi kolesterolü artırır. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir.
Cilde parlaklık katan yoğurt, aynı zamanda ağız sağlığı dostudur. Günde 2 kez sadece 90 gr. yoğurt tüketmek; plak oluşma riskini azaltır, kötü nefes kokusunu engeller.
Evde de yapabilirsiniz… Etin olmadığı öğünlerde, mutlaka yer alması gereken yoğurt, her bütçeye uygun kuvvetli bir protein kaynağıdır. Tercih edilirse, günlük sütten evde de yapabilecek yoğurt, 1 lt süte 3 kaşık maya eklendikten sonra ılık bir ortamda 4-5 saat beklenerek elde edilir.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Alüminyum Folyo Mutfağınızdan Eksik Olsun


Nedeni tam olarak belli olmasa da yapılan çalışmalar gösteriyor ki alzheimerlı hastaların beyin dokusunda yüksek oranda alüminyum bulunmaktadır.
Folyo mutfakta çok kullanışlı ama…
… Alüminyum folyo, yiyeceklerin saklanması ve pişirilmesinde mutfağımızın vazgeçilmezidir. Ateşe dayanıklı olması nedeniyle bizlere kolaylık sağlayan alüminyum folyo, bazı maddelerle bir araya geldiğinde reaksiyona geçip çözülebiliyor. Özellikle sıcak, sulu, asitli yiyeceklerin uzun süre alüminyum folyoya maruz kalması ve ısı ile beraber gıdanın alüminyum ile temas etmesi halinde gıdalara alüminyumun migrasyonu, nüfuz etmesi söz konusu olabiliyor. Gıdaların alüminyum emmesine neden oluyor.
Ondokuzmayıs Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre alüminyum kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden birçok sakıncası bulunmaktadır, özellikle fırında yemek pişirirken kullanmak alzheimer, kemik erimesi ve kansere neden olabilmekte ve diyaliz hastaları için sakıncalı sonuçlar oluşturmaktadır.
Alüminyum folyo veya kaplarda yemek pişirmeyin
Alüminyum tencerelerde yemek yapmak, alüminyum folyo veya kapları içerisinde yemeğe ısıl işlem uygulamakla tüketilecek besine daha çok alüminyum geçmesine neden olacaktır. Ayrıca bu şekilde pişmiş bir yemeğin yanında asidik bir besin varsa örneğin bol limonlu bir salata veya portakal suyu gibi alüminyum emilimi daha da hızlanacaktır.
Alüminyumu birçok yoldan alabilmekteyiz
Alüminyum birçok paketlenmiş ürün içerisinde, kullandığımız şampuanlarda, antiperspirant ve deodorantlarda, bazı ilaçlarda hatta eser miktarda içtiğimiz su ve çay içerisinde dahi bulunmaktadır ama emilimi folyo veya kapları kadar olmamakta.
Bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmekte
Alüminyum fazlalığı bebeklerde zeka geriliğine de neden olabilmekte, özellikle hamilelikte uygunsuz kullanımından kaçınmak, bebeğin yemeklerini folyo veya kaplarında pişirmemek önemli.
Demir eksikliğini tetiklemekte
Vücutta mineral dengesi çok önemlidir, eğer alüminyum seviyesi artarsa diğer mineral eksiklikleri görülebilmektedir. Özellikle demir eksikliği en sık görülen problem.
Dikkat edilmesi gerekenler;
*Alüminyum folyoyu eğer buzdolabında veya derin dondurucuda kullanacaksak içerisindeki yiyecek asitli, tuzlu ve sulu bir besin olmasın.
*Yiyecekleri özellikle etleri folyoya sarıp veya alüminyum kaplar içerisinde pişirmeyin.
*Pişirme işlemi için alüminyum tencere yerine çelik tencere, alüminyum folyo veya kapları yerine yağlı kağıt veya kağıt ambalajları tercih edin.

Dereotu’nun Faydaları…


Dereotu, maydanoz, defne yaprağı ve kimyonla aynı aileye aittir.
Orijini Akdeniz’dir. Demir, manganez ve kalsiyum içerir. Bunun yanı sıra güçlü antioksidanlar içerir ve anti enflamatuar özelliği vardır.
…     Taze veya kuru hali birçok tıbbi amaç için kullanılır.      Sindirim sorunları, solunum problemleri, karaciğer problemleri, safra kesesi bozuklukları, böbrek hastalıkları ve idrar yolu hastalıkları tedavisinde kullanılır. Aynı zamanda enfeksiyonlarda, ateşte ve uyku bozukluklarında yardımcıdır.      Boğaz iltihaplarında dereotu tohumlarının çiğnemek faydalıdır.      Baharat olarak da kullanabilir.
Dereotu yağı sabun ve kozmetiklerde kullanılmaktadır.
Dereotu Tohumları:
Dereotu tohumları flavonoidler bakımından zengindir ve karvon ve limonen gibi yağlar tıbbi özellikleri için kullanılmaktadır.      Tohumlar kalsiyum bakımından zengindir ve kemik sağlığını güçlendirir ve osteoporozdan korur.      Antibakteriyal özelliğinden dolayı, bakterilerin artmasını engeller.      Kötü nefes kokusundan kurtulmak için tohumları çiğneyebilirsiniz.      Dereotu tohumları; grip, bronşit ve soğuk algınlığı gibi solunum bozukluklarının tedavisinde faydalıdır.      Bal ve tohumları karıştırıp günde 3 defa tüketerek solunum problemlerinizi rahatlatabilirsiniz.
Dereotu Yağı
Dereotu yağının dezenfektan özelliği olduğu için besinlere eklenerek enfeksiyonlardan korur. Özellikle idrar yolları, böbrek, sindirim ve genital bölge enfeksiyonlarından korur. Cilde uygulandığında da yaraları iyileştir.      Süt oluşumunu artırır.      Sakinleştirici etkisiyle depresyondan korur. Geceleri uykuya da yardımcıdır.
Dereotu Yaprakları
Serbest radikallerden korur.      Kan şekerin seviyesi düzenler diyabet hastaları için idealdir.      Mide rahatsızlıkları için çok etkilidir. Doğranmış dereotu az yağlı yoğurda eklenerek tüketilebilir. Dereotu çayı hazırlayarak da midenizi yumuşatabilirsiniz.      Yanık tedavisine de yardımcıdır. Toz zencefil ve dereotu yapraklarını ezip püre      haline getirip, yanık alana sürün. İyileşmeyi hızlandırır.      Susam yağında dereotunu kaynatıp eklemlere sürünce ağrıları hafifletir.
Dereotu Turşusu
Kalorisi düşük olduğundan kilo vermede faydalıdır. 28 gramında sadece 5 kalori vardır ancak yüksek oranda sodyum içerir.      Salatalıkla karışık dereotu turşusu C vitamini bakımından yüksektir ve cilde faydalıdır. Bağışıklık sistemini de güçlendirir.
Bebekler İçin:
Bebeklerdeki kolik rahatsızlıklarında çok faydalıdır. Tarçın ve papatya çayı ile beraber sindirim sistemlerini rahatlatır. Bebeğin kilosuna göre günde 2-10 ml arası çayı bebeklere daha rahat uyumaları için verilebilir. Tabii ki önce pediatriste danışmak gerekmektedir.
Diğer Besin Değerleri :
Çinko, demir, A vitamini, C vitamini içerdiğinden emziren anneler için faydalıdır. Çinko prolaktin salgılanmasını sağlar bu da sütü artırır. Demir hamilelikten sonra kan kaybı olduğu için alınması gerekir. A vitamini vücudun yenilenmesine yardımcı olurken C vitamini cilt için iyidir.      Kolesterol içermez, kalorisi düşüktür. Lif de içerdiği için kilo vermeye yardımcıdır.      Gaz spazmları çekenler için rahatlatıcıdır.
Yazının Devamı: Dereotu | Bitkiblog.com Follow us: @bitkiblog on Twitter | Bitkiblog on Facebook
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

DONDURULMUŞ LİMON un ŞAŞIRTICI FAYDASI


Bunların tamamı donmuş limondadır.
Restoranlardaki çoğu bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirle…r, hiç bir kısmını ziyan etmezler.
Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız?
Basit… Limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor. Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, suşiye, balık porsiyonlarına katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır. Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve vitamin C aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.
Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir?
Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz. Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız.
İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, HİÇ olmamasından İYİDİR! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın!
Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var.
İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz. Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Kemo-terapi ilaçları üretiminden fayda sağlayan multi-milyoner büyük şirketlerin çıkarlarını riske atmamak adına bu gizemin özenle saklı tutulduğu sürece ne kadar insanın öleceği bilinmez.
Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır. Limon ve misket limonu. (konu olan limondur, diğeri değil). Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpa’sı yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler yapılabilir, dondurma vs.. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.
Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler. Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara / enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.
Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970’den beri 20’nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.
Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 000 kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir

KAYNAK: Haluk Fırtına

MUTLAKA OKUMALISIN ! Beyni Geliştiren Besinler!…


Beyin sadece glikoz ve oksijenle çalıştığından meyvelerde bulunan meyve şekeri kolayca glikoza dönüşür. Sabahları geç kahvaltı ediyor ya da kahvaltıyı ihmal ediyorsanız, o zaman mevsimlik meyve, meyve suyu ve bir bard…ak ılık su almayı alışkanlık hale getirin.

Sabah bir tatlı kaşığı bal.
Zencefil içerdiği maddelerle, beynin yeni fikirler üretmensini sağlar.
Kimyon akla yeni fikirler getirir.
Havuç hatırlama yeteneğimizi artırır; çünkü beyin metabolizmasını canlandıran enzimler içerir.
Ananas ezberlemek için çok yararlı bir besindir.
Avokado kısa süreli hafıza için tüketilebilir.
Çilek stresin etkisini azaltır.
Limon algılama yeteneğini artırır.
Lahana, troin bezlerinin aktivitesini azaltır ve bu da sinirlenmeye iyi gelir.
Soğan aşırı yıpranmaya, fiziki yorgunluğa karşı kanı sulandırır. Böylece beyin oksijeni daha kolay alır.
Bir avuç siyah üzüm.
Balık beyin hücrelerinin gelişimini sağlayan Omega-3 içerir. Haftada bir kez yenmesi tavsiye edilir.
Yumurta İçindeki kolin maddesi, beyin hücrelerini yeniler, güçlendirir.
Ay çekirdeği, bir avuç çekirdek yemek sinirleri yatıştırır. Ayrıca kasların gevşemesini sağlayan magnezyum sayesinde iyi bir uyku sağlar.
Yulaf, vücuda yavaş yavaş ama iyi bir enerji sağlar. Her gün kahvaltıda yemeye dikkat edin.
Barbunya, besinden alınan B1 vitamini eksik olursa, hafızanın normalden daha zayıf olmasına neden olur. Haftada 2-3 kez yenmelidir.
Bezelye, Ergenlik döneminde yaşanan anksiyeteyi yok edecek B1 ve B3 vitaminlerini içerir. Haftada en az iki ya da üç tabak alınmalıdır.
Su, beynin ideal şartlarda çalışması için su oranı yeterli olmalıdır. Günde 6-8 bardak su içilmelidir.
Ceviz
Fıstık
Fesleğen
Karabiber bunların hepsi beyne faydalıdır.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ

kaynak: Gönül Sofrası…

Kültür mantarının faydaları?

Yemesi çok lezzetli olan mantarın faydaları saymakla bitmiyor. İşte mantarın  sağladığı yararlar

Mantarın, insan sağlığını koruyucu B kompleks  vitaminleri ve C vitamini yönünden zengin bir besin maddesi olduğu  bilinmektedir.

Yüksek oranda folik asit ihtiva eden mantarın,  anemi olgularının iyileştirilmesinde de kullanıldığını belirtmekte fayda  vardır.

Mantar proteininin hazm olabilme değerinin,  yüzde 72- 83 arasında olduğunu ve bu proteinin, insanın beslenmesi için gerekli  olan hemen hemen bütün aminoasitleri içerdiğini belirten uzmanlar, Mantar,  özellikle bu yönüyle diğer sebze türleri arasında en yüksek besin değerine  sahiptir. Mantar, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir ve bakır yönünden  azımsanmayacak ölçülerde mineral içerir. Düşük karbonhidrat ve yağ oranı  nedeniyle kalp ve damar hastalıklarında, kandaki şeker düzeyini düşürme özelliği  nedeniyle de şeker hastalıklarında diyet öğesi olarak önermektedirler.

Mantar zehirlenmelerine karşı tanınmayan  mantarların yenmemesi, özellikle kültür mantarlarının tüketilmesine dikkat  etmekte fayda vardır.

Et yerine mantar En iyi bitkisel protein  kaynaklarından biri olan ve bünyesinde yağ bulunmayan mantar, kanser ilaçlarının  üretiminde de kullanılıyor

Mantarın bilinen en iyi bitkisel protein kaynağı  olduğunu belirten uzmanlar, “Vücut, hayvansal gıdalarla, protein kadar da yağ  alıyor, ancak mantarda yağ oranı neredeyse sıfır. Mantarla vücut, saf protein  alır” demektedirler.

Hayvansal gıdalarla alınan yağların damar  tıkanıklıklarına yol açtığını söyleyen Buzmanlar: “Kırmızı veya beyaz et  yediğimiz zaman vücudumuz yüksek oranda yağ alıyor. Bu yağlar, doymuş yağlarla  birlikte geliyor ve kalp damar tıkanıklıklarına yol açıyor. 100 gram etten  alınan protein oranı yüzde 17-20 civarında değişirken, alınan yağ da aynı  miktarda oluyor. Oysa tamamen bitkisel olan mantar ile hemen hemen yüzde sıfır  oranında yağ ile yüzde 5 protein geliyor. Mantar tüketerek yüzyılın hastalığı  kalp ve damar tıkanıklıklarından korunabilirsiniz.”

Mantarın ayrıca vücudun ihtiyacı olan C, B1, B2,  B6 ve D vitaminleri açısından da oldukça zengin olduğunu belirten uzmanlar,  mantarın bünyesinde bol miktarda amino asit bulundurduğunu ve kansızlığa da iyi  geldiğini ifade etmektedirler..

Özellikle kültür mantarı yetiştiriciliğinin çok  kolay olmasına rağmen yeterince üretimin yapılmadığını vurgulayan uzmanlar  “Nüfus sayımız çok yakın olan İngiltere’de üretim 300 bin ton, yani bizden 10  kat fazla. Böylesine önemli bir bitkisel ürünün mutlaka teşvik edilerek, daha  fazla üretimi ve tüketimi sağlanmalı” demekteler.Özellikle sağlığına dikkat  edenler formda kalmak isteyenler için mantar vazgeçilmez bir besindir.

Formda kalmak için mantar yemeklerini sofranızdan eksik etmeyiniz

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kansızlık İçin Meyve Suyu Şart!


Kansızlık ve ona bağlı olarak demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde geri dönülemez etkilere neden olduğunu söyleyen uzmanlar, besinlerden alınan demirin emilimi için C vitaminin …şart olduğunu, dolayısıyla meyve suyu tüketmenin çok önemli olduğunu belirtiyor.
Hayat kaynağı kanın azalmasıyla ortaya çıkan kansızlık ve ona bağlı demir eksikliği yaşam kalitesini azaltıyor. Demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde önemli bir rolü olduğunu ifade eden uzmanlar, besinlerden alınan demirin emilimi için meyve suyu tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kansızlık, kandaki hemoglobin miktarının azalması olarak tanımlanır. Bu da demir eksikliğine neden olur. Demir yetersizliğinin genellikle büyümenin çok hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik çağı ile hamilelik döneminde ortaya çıkmaktadır.
C vitamini demir emilimini artırıyor
Demirin hem hayvansal hem de bitkisel besinlerde bulunmaktadır. Ancak besinlerdeki demirin tamamı vücutta emilemez. Aldığımız demirin yararlı olabilmesi için C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmeliyiz. Örneğin yemekle alınan 500 miligram C vitamini demirin emilimini 6 kat artırır. Bu nedenle vitamin alımını artırmak için meyve suları iyi bir kaynaktır. Özellikle C vitamini içeren portakal suyu, ananas suyu, greyfurt suyu ve limonata gibi meyve sularının yüksek miktarda protein ve demir içeren bir öğünle birlikte tüketilmesi demir emilimini artırır. Kansızlıktan korunmak ve oluştuktan sonra kansızlığı daha etkin ve hızlı bir şekilde tedavi edilebilmek için her yaş grubunda vitamin kaynağı olan meyve suyu tüketimine özen gösterilmelidir.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bezelyenin Faydaları

Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.

Sultani bezelye adı verilen bu çeşit bezelyeler kabuğuyla birlikte yenilir. Bir başka önemli çeşit de, taneleri iri olan araka bezelyesidir. Bezelye taneleri, taze olarak sevilerek çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi, kurutulup, dondurulup ve konservesi yapılıp ileride tüketmek için saklanmaya da pek elverişlidir. Kurutulmuş bezelyeden yapıları un, pek leziz olan bezelye çorbası ile bazı yemeklerin yapımında kullanılır. Ayrıca yalnızca hayvan yemi olarak kullanılmak üzere yetiştirilen yemlik bezelye çeşitleri de vardır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) taze bezelye tanesinin besin değerleri şöyle sıralanabilir: 84 kalori; 6,3 gr. protein; 14.4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,4 gr. yağ; 2 gr. lif; 116 mgr. fosfor; 26 mgr. kalsiyum; 1.9 mgr. demir: 2 mgr. sodyum; 316 mgr. potasyum; 35 mgr. magnezyum; 640 IU A vitamini; 0.35 mgr. B1 vitamini; 0.14 mgr. B2 vitamini; 2.9 mgr. B3 vitamini: 0,16 mgr. B6 vitamini; 35.5 mcgr. folik asit; 27 mgr. C vitamini ve 2.1 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda görüleceği gibi bezelye önemli oranlarda içerdiği protein, karbonhidrat, fosfor, potasyum ve A vitaminiyle çok önemli bir besin türüdür. Bunun yanı sıra;

o Kolayca çözümlenebilir çeşitli lif maddelerini çok miktarda içerdiğinden, bezelye, özellikle kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürücü etki yapar, kalp krizi geçirme rizikosunu da azaltır.

o Gene bu yüksek orandaki lif, midede uzun süre kalır: Böylece kandaki şeker düzeyi artma ve azalmalarını bir düzene sokarak bedenin enerji düzeyini sabit tutar.

o Yüksek oranda B1 vitamini içeren bezelye, uykuyu da düzene sokar. İştahı açar ve insanın ruhsal durumunu düzelterek neşeli olmasını sağlar.

o Bezelye tüketmenin hayvanlarda kansere yakalanma rizikosunu azalttığı, araştırmalarla saptanmıştır: Aynı etki insanlar üzerinde de araştırılmaktadır.

o Bezelyeyi çok tüketen kişilerde akut apandisite çok az rastlandığı gene araştırma sonuçlarıyla saptanmıştır.

o Bezelyede, gebeliği önleyici bazı maddeler bulunmaktadır: Bu maddeler, hem kadınlar ve hem de erkekler üzerinde nüfus planlamasına yardımcı olacak etkiler yapmaktadır.

Bu önemli tıbbi etkilerinden yararlanılmak üzere bezelyenin bolca yenilmesi yeterli olur

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »