KEKİK; HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİYOR!…

Antiseptik, antispazmotik, antikanserojen, antidiyabetik, antikolestremik olan kekiğin insan vücuduna sentetik ilaçlardan daha çok yararlarını göz önünde bulundurmalıyız!

1- Kekiğin mikrop öldürücü özelliğini asla unutmamalıyız enfeksiyonlu hastalıklar (grip,nezle,faranşit, boğaz ağrıları Boğmaca ve hastalıktan dolayı ateş yapmasını önler )

2- kramplı ağrılar kas ağrılarına çok iyi geliyor

3-Vücutta hücre koruma sistemlerini geliştirir.Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.(yeni doğan bebekler için çok yararlıdır)

4- kan dolaşım bozukluğunu düzenler.

5- Ağız yaralarını geçirmeye birebirdir.

6- Vücutta bakterilerin oluşmasını önler.

7- İç organları temizler, düzenli çalışmasına yardımcı olur.

8- Cüzam, felç ,sara ve sinir hastalıklarına iyi gelir.

9- Kekik çayı alkolikler ve sigara içenler içinde çok faydalı bir koruyucudur.

10 – zayıf ve solgun Çocuklara kekik banyosu yaptırılabilir, yetişkinlerde banyosunu yapabilirler, Kekik banyosu veya çayı rahat uyutur.

11- iştah açıcıdır.

12- kötü kokulu ve yumuşak dışkı normalleşir.

13- Akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp,bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözer. Aynı zamanda o bölgelerde bakteri oluşumunu önler.Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çayı çok etkilidir..

14-Kekik çayına tadlandırıcı olrak karıştırılmış bal ile içmesiyle organizma güçlendirilebilir ve dengeye kavuşturulabilir.

15-Vücudumuzda kapalı damarları acar.

16-Kekik çayı ile ayrıca adet kanamaları dengelenebilir, adet zamanlarındaki kramplı ağrılar geçiştirilir.

17- sindirimi kolaylaştırır.

18- Her ameliyattan doğum dahil önce ve sonra (nekahat dönemi) devamlı cay gibi içilmesi hastanın cabuk iyilşemesine ve vücuda verilen ilaçların yan etkisini dışarı atmasına vesile olur.İlaçların yan etkisinden dolayı böbrek hastası olmayı önler…

19-Ders çalışanlara tavsiye, zekanızı açmak için kekik çayı kullanın.Rahtalatır,dinlendirir,sakinleştirir. Stresi azaltır ve iyi hissettirir. Çalışanlar içinde aynıdır..

20- Günde 2 su bardağı sıcak Kekik çayı yaşlılığı geciktirmekte, tümör oluşumunu engellemekte, antiseptik özelliğinden dolayı dış etkenlere karşı koruyucu ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

KEKİK ÇAYI NASIL HAZIRLANIR!

Kekik çayı hazırlamak için demliğe çayı içeceğiniz bardak kadar su koyun ve kaynatın. Suyu ateşin üzerinden aldıktan sonra 1 yemek kaşığı kurutulmuş kekik atın ve demliğin kapağı kapalı halde 5-10 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Kekik yapraklarının suyun içine inmesi için metal çay poşeti tellerinden kullanabilirsiniz. Otun besin değerlerini kaybetmemesi için su kaynarken atmayın. Sıcak içmeye çalışın.

KEKİK BANYOSU:
70-100 gr kurutulmuş kekik bir tülbentin içine gevşekçe bağlanarak 2-3 litre soğuk suya eklenir. Kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra (kaynatılmaz), üstü kapalı olarak 15 dakika demlendirilir. Tülbentteki posa iyice sıkıldıktan sonra sıcak banyo suyuna (Küvet) eklenir. Banyo suyu sıcaklığı 37-38 derece arasında olmalıdır ve banyo süresi 15-20 dakikayı aşmamalıdır. Bu süre boyunca küvet içerisinde oturularak yapılan banyodan sonra üşütülmemeli ve bir bornoza sarılınarak yatakta bir süre dinlenilmelidir.Kekeğin miktarını artırarak kovaylada yapabilirsiniz…

Dip not:.Özellikle büyüme çağında olan bebek ve çocukların bağışıklık sisteminin,zeka, vücutta hücre koruma sistemlerini gelişiminde çok yararlıdır

Elma Suyunun Faydaları…

C ve E vitamini bakımından oldukça zengin olan elma suyunun hafızayı güçlendirerek, beyine zarar verebilen toksik maddeleri etkisiz hale getirdiği belirlendi.
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bunama ve Alzheimera yakalanma riski, stres ve yaşlanma süreci ile birlikte hız kazanıyor. Uzmanlar bu hastalıklara karşı, stresi ve yaşlanma etkilerini azaltması nedeniyle, antioksidan, C ve E vitamini yönünden zengin olan elma suyu tüketiminin artırılmasını öneriyor.
Anti-oksidan öze…lliği bulunan elma; kalp-damar hastalıkları, prostat kanseri, felç riskini azaltmanın yanı sıra Alzheimer ve demans gibi beyin fonksiyonlarını etkileyen hastalıkları da büyük oranda önlemektedir.
Elma ve elma suyunda bol miktarda demir ve fosfor bulunuyor. Demir, beyin fonksiyonlarının faaliyetlerinde kullanılırken, fosfor ise zihinsel faaliyetlerin etkinliği için enzim yapısına katılıyor.
Elma ve elma suyunda bol miktarda bulunan ve beyin faaliyetlerinde kullanılan en önemli minerallerden demirin beyinde pıhtılaşmayı önleyici özellik taşımaktadır. Elma veya elma suyu beyin hücrelerindeki toksik maddelerin sebep olduğu stres ve yaşlanmanın etkilerini azaltıyor. C ve E vitaminleri yaşlanma ve yaşlanma sonucu ortaya çıkan birçok kronik hastalıkla mücadele etmektedir.
alıntı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hakiki Zeytinyağı Nasıl Anlaşılır?

Gerçek zeytinyağı hangisidir, saf zeytinyağı nasıl anlaşılır, natürel zeytinyağı nasıl olmalıdır? İşte merak edilen tüm bu sorulara yanıt aradık ve araştırdık.
En iyi zeytinyağı rafine edilmemiş olandır. Natürel olarak adlandırılan, zeytin meyvesinin doğal niteliklerini bozmadan elde edilmiş, kendine özgü tat ve kokuda, oleik asit oranı %8’den az olan, gerçek bir meyva suyudur.
Asit oranına göre, natürel sızma, natürel birinci ve ham zeytinyağı olarak üçe ayrılmaktadır.
Zeytinyağı uzmanı değilseniz karşınıza çıkan zeytinyağlarının naturel sızma olup olmadığını anlamanız kolay değildir. Farklı bölgelerin farklı asit oranındaki yağları farklı tatlara sahiptir. İyi bir doğal zeytinyağı zeytin meyvasının taze tat, koku ve aromasını içermeli kusursuz olmalıdır.
Zeytinyağı + 4-5 derecede bulanıklaşır, 0 derece ile 6 derece arasında ise donar. Oda ısısında normal haline döner. Yağın donması kalitesini etkilemez. Aldığınız yağın bir örneğini buzdolabına koyup, donmasını bekleyin. Yağ katkısız ise tamamı katılaşacaktır. Donmayan kısım varsa katkılı olduğunu anlarsınız.
Kaynak: Zeytin Perisi

KARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ…

imagesCASZNAW9

Karbonat ( Sodyum Bikarbonat – İngilizce: Sodium bicarbonate – Kimyasal formülü : NaHCO3 ) Eczanelerde: İngiliz Karbonatı, Solvey Karbonatı, Karbonat, Cep sodası, Garra Karbonat gibi isimlerle satılmaktadır. Eczanelerden almanızı tavsiye ederim. Markette satılanı alsak olmazmı ?Aktardan satın alsak olmazmı ? Bakkal’dan alsak olmaz mı gibilerinden bana …soru sormayın.
Ben size TEKRAR SÖYLÜYORUM ECZANEDEN ALACAĞINIZ KARBONAT EN GÜVENİLİR OLAN KARBONATTIR!!!. Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3dk bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olucak’tır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir.
Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Fazla gelirse o zaman günde 3 kere yarım çay kaşığı içerek buna devam edebilirsiniz. 3 yaşından büyük çocuklarda hastalık olursa yarım çay kaşığı karbonatı 1 bardak suya karıştırıp içirebilirsiniz. Eğer Karbonatlı suu içmekte zorlanıyorsanız, boş ilaç kapsülleri temin edip içlerine sodyum Bikarbonatla doldurup bol suyla hap olarak içebilirsiniz. Eğer Tansiyonunuz yüksekse yada hipertansiyonunuz varsa, hazırladığınız karbonatlı suyu tek seferde içmeyin, gün içinde yudum yudum az az içip öyle bitirin yani güne yaarak ve bol alkali su tüketin. Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa yada yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape yada yatağa uzanı 10 – 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden TANSİYONUNUZUN YÜKSELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORSANIZ UZANIP 10 – 20 DAKİKA DİNLENİN. ARKADAŞIMIN ANNESİ YÜKSEK TANSİYON HASTASIYKEN ŞUANDA YÜKSEK TANSİYON HASTASI DEĞİL! AMA KARBONATLI SU İÇTİKTEN SONRA VÜCUDUNU DİNLİYOR EĞER ÇIKARMIŞ GİBİ HİSSEDERSE YATAĞA UZANIP DİNLENİYOR SONRA KALKIP GÜNLÜK İŞLERİNE DEVAM EDİYOR!.
Kanser hastasıysanız!!!: Eğer Kanser gibi bir hastalığınız varsa Öncelikle sakın Kemoterapi almayın Kemoterapi notumda yazılanları muhakkak okuyun!!!. Gidip dijital pH ölçer alıp idararınızı sabah akşam kontrol edip pH ı 8 in üzerine çıkarmanız ve bu seviyede en az 2 hafta tutmanız gerekir. Buna bağlı olarak karbonat içimi günde 5 – 6 çay kaşığı karbonatlı su içmeniz gerekebilir. 1 çay kaşığı karbonatlı suyu bir miktar içip yatağa yada kanepeye uzanıp 360 derece sağa sola dönerek haraket etmelisiniz . Bu haraketleri yaparken ara ara bardaktaki karbonat tüketilmelidir. Tıpta çok hastalık var. O yüzden bana şuna iyi gelirmi diye sormayın!. Deneyin görün iyi gelip gelmiyeceğini. Duvarımda yığınla hastalığa iYi geldiğini bildiren görüşler var.
Diabet ileşmez die geçiyor, bakın demekki geçiyormuş, kanserin tedavisi yok bakın tedavisi varmış. Trombositleri onkologlar yükseltemeyiz diye konuşurlarken bakın alkali hale gelince trombositler yükseliyormuş .. Daha bir çoğunu paylaştım artık tek tek cevap yazamam. Tek başıma herkese cevap yazmam mümkün değil!!. Eğer şu zamana kadar çok asidik beslendiyseniz, vücudunuz asit tutmuşsa ishal olup sıvi şeklinde wc’ye çıkarabilirsiniz. Ben abartarak 5 gün günde 5 defa içerek her gün 5 -6 defa wc e gittim sırf asitli su çıktı. O 5 gün devamlı salatalık edim, bitkisel beslenmeye ağırlık verdim. 6 cı gün normal sağlıklı bir şekilde dışarı çıktım ve vücut biriktirdiği asitleri attı, 10 cu gün laktik asitler eridi kuluçlar kalmadı.
15 ci gün sigara içtiğim için alt ciğerlerime nefes almakta zorluk çekiordum ama nefes alma sorunum yoktu sadece derin nefes almakta zorluk vardı, o kalktı derin nefes alabilmee başladım. Hangi hastalık olursa olsun, her hastalıkta ayrıca kolloidal gümüş suyu kullanılmasını tavsiye ederim. D vitamini almayı unutmayın çünkü zamanınızın çoğu kapalı alanlarda geçiyor. Kanser dahil pek çok hastalığın nedeni D vitamini eksikliği. Türkiye Cumhuriyetinde eczanelerde Devit-3 ampul satılıyor 300.000 İU bunu ayda 1 kere şekere yada ekmeğe emdirip tüketmeniz gerekir.
Bunu hasta olsanızda olmasanızda herkese tavsiye ediyorum. Yetişkinler için 1 ampul 1 aylık D Vitamini ihtiyacınızın hepsini karşılar. Karbonatın dozunu bana artık sormayın 1,5 senedir anlatmaktan bıktım. Karbonatlı su içerek alkoloz olunsaydı, ben ve beni takip eden herkez ciddi sıkıntılara girerlerdi kimse girmedi. En fazla gaz apar geğirirsiniz geçer yada gaz olarak alttan çıkarırsınız. Yada ishal olursunuz, asit atarsınız. Fazla bitkisel beslenmei doğru bulmuyorum, fazla magnezyumda ishal yapar. Kalsiumla dengelemeniz gerekir, kalsiyum almak için yoğurt yiğin. Ben laktozsuz süt içilmesini daha doğru buluyorum. En Önemlisi Şu bilgileri Lütfen Anlamaya çalışın!!!!. Sodyum Bikarbonatın Önemi Tükrük bezlerinin yoğun miktarda karbonat iyonları salgılayarak yediklerimizi alkali yapar. Midemizin çevresi kandan alınan sodyum klorür’le çevrilidir.Sodyum su ve karbon dioksitle birleşerek alkali TUZ yani SODYUM BİKARBONAT OLUŞTURUR.
Biyokimyada bu şu şekilde formüle edilir: H20 + CO2 + NaCl = NaHCO3 + HCL. Bundan dolayı midemiz aslında yediklerimizi ALKALİ yapmaktan sorumludur. BRUNNER BEZLERİ (12 PARMAK BAĞIRSAĞINDA BULUNUYOR) yüksek miktarda karbonat salgılayarak yediklerimizin alkali halde sindirilmesini sağlıyor. Pankreasımız Yüksek miktarda Sodyum Bikarbonat salgılayarak mideden gelen asitleri nötralize etmek ve yediklerimizi alkali yapmaktan sorumlu. Karaciğerde safra salgısındada yüksek miktarda karbonat içerir. Bedenimiz çürümemek için (kanser olmamak için) kendisini hep karbonatla alkali hale getiriyor. Böbreklerimizin kendisi karbonat ürettir. Böbreklerimiz kanın pH seviyesini alkali tutmakla sorumludur
alıntı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dikkat…Yeterli Su İçmezsek Neler Olabilir…

alıntı

Omega-3’ün yararı saymakla bitmez…

kis yemekleri

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için yağlara ve genç kalmak için de yağ asitlerine vücudun ihtiyacı bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özlem Sert Aydın, özellikle son zamanlarda çok konuşulan Omega-3 yağ asitlerini  anlattı.

Omega-3 nedir?

                             “Omega-3  vücut tarafından yapılamayan ve dışarıdan yiyeceklerle alınması gereken  doymamış yağ asitlerinden biridir ve kendi içinde de EPA ve DHA olarak  ikiye ayrılmaktadır.”

Hangi besinlerde bulunuyor?
 
                             “Omega-3,  bir diğer ismiyle ‘alfa linolenik asit’, yağlı balıklarda, ceviz,  badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu  ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor.”

Hangi yaş grubu almalı?

                             “Vücudun  Omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk,  ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıkta da ihtiyaç devam eder.”

Vücuda faydaları nelerdir?

                             “Başlıca  faydası vücudun enerji üretimine katkıda bulunması. Bu nedenle  Omega-3’ten zengin bir beslenme programı yorgunluğu giderip, kavrama  gücünü ve hareket kabiliyetini artırarak kalp, şeker, tansiyon,  romatizma, migren ağrıları ve cilt problemlerine iyi geliyor.

                             Anne  sütü de doğal bir Omega-3 kaynağı olduğu için ilk altı ay sadece anne  sütüyle beslenmenin önemini bir kez daha vurgulamakta fayda var.

                             Kalp  hastalıklarında da Omega-3 kötü kolesterolü (LDL) düşürüp, iyi  kolesterolü(HDL) artırıyor. Vücutta yağın depo formu olan trigliserit  seviyesini de düşürerek kalp ve damar sağlığını koruyor.
                                                           
                             Bu  özelliğini kanın pıhtılaşmasını önleyerek akışkanlığını sağlamasından.  Kanın yoğunlaşması damarların daralmasına bu da kalp, böbrek, beyin  başta olmak üzere vücuttaki pek çok organın fonksiyonlarını yitirmesine  neden oluyor.”
                                                           
Kanser türlerine karşı da etkili mi?

                             “Kanserde vücut gün içinde birçok mikroorganizmanın saldırısına uğrar ve burada bağışıklık sistemi devreye girer.
                                                           
                             Kötü  huylu hücreleri ve mikroorganizmaları baskı altında tutabilmek ve yok  edebilmek için bağışıklık sistemi Omega-3 yağ asidinden güç almaktadır.  Göğüs, prostat ve kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser  türünde Omega-3’ün yararlı olduğu biliniyor.
                                                           
                             Diyabette  ise kan şekerimizi dengeleyen hormon insülin, yetersiz salgılanmaktadır  ve Omega-3, insülinin yararlılığını artırarak ve tip II diyabette  bulguları azaltmaktadır.”
                                                           
Çocuklar daha çok mu tüketmeli?

                             “Zeka  gelişiminde balığın özellikle çocuklarda zekayı geliştirici özelliğinin  vurgulanması beyindeki yağın ana bileşiminin Omega-3 yağ asitleri  içeren DHA olmasıdır.
                                                           
                             Düzenli olarak  Omega-3’ten zengin besinler tüketenlerde beyin yaşlanması daha da  yavaşlamaktadır. Bunun yanı sıra Alzheimer, depresyon ve şizofreni gibi  rahatsızlıklarda da belirtileri önlediği biliniyor.”
                                                           
Omega-3 içeren yiyecekleri ne sıklıkla tüketmeliyiz?
 
Haftada en az iki kez buğulama veya ızgara olarak balık yiyin   Her gün iki, üç ceviz veya 8-10 adet badem yiyin   Her gün bir tabak yeşil yapraklı sebze yemeği veya salata tüketin   Yoğurt veya salatanızın içine bir yemek kaşığı kadar keten tohumu serpin   Haftda en az iki kez kurubaklagil tüketin   Balık tüketemiyorsanız günde bin mg’lık balık yağı takviyesi alın   Kanın pıhtılaşmasına karşı ilaç kullanıyorsanız, balık ve balık yağı tableti fazla kullanmayın



Dyt. Özlem Sert Aydın

GENÇ VE SAĞLIKLI KALMAK İÇİN 4 AYDA BİR MİDENİZİN DİNLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

nocanvas_geleneksel-tipta-ilkbahar-arinma-ve-yenilenme-mevsimi-zytbr

Kafkas’lı Prof Dr..Sultanov’dan öneriler.. Haftada 1 gün sabah kalktıktan gece yatana kadar sadece süt ve süt ürünleri tüketilir.Haftada bir gün de sadece meyve yenir.4 ayda bir de mide dinlendirilir.Midenizi dinlendirmeye karar verdiğiniz günün sabahı,şu uygulamalar yapılmalıdır. Aç karnına, bir bardağa dörtte bir ölçüde su koyuyorsunuz. Bu suyun içine de 20-30 gram kadar İngiliz tuzu (eczanelerde satılan magnezyum tuzu) veya yerini tutacak benzer bir tuz atıyorsunuz. Sonra bunu iyice karıştırıp bir defada içiyorsunuz. Üstüne de, akşamdan kaynatıp oda sıcaklığında tuttuğunuz suyu yudumluyorsunuz. Bu su, midenizin bulanmaması için bir tedbir sadece.

İki saat sonra bağırsaklarınız boşalacaktır. Bunun arkasından, bir bardak yoğurda bir tatlı kaşığı bal karıştırıp yemeniz gerekiyor. Bütün gün sadece üç-dört defa ballı yoğurt, biraz yulaf arpası, üç-dört adet elma ve bir-iki şişe de maden suyu içilecek.Deneyin ne kadar faydalı olduğunu hemen göreceksiniz. Kafkasların yemekle ilgili sırları .. Kafkasya’da yaşayan insanlar, sofraya kesinlikle doymak için oturmuyorlar. Çünkü doymak, hele aşırı yemek insan sağlığının baş düşmanı. Sadece fazla kilo olarak geri dönmekle kalmıyor, ayrıca organları daha fazla çalıştırarak yıpratıyor ve cinsel performansı da düşürüyor. Ancak, sağlıklı beslenmek kadar önemli olan bir başka husus ise sağlıklı düşünmek. Pozitif düşünün ve gülümseyin.

Kafkaslar’da, 100 yaşının üzerinde olup da hálá dinçliğini koruyan kadın ve erkeklerin, atasözü gibi dillerinden düşürmedikleri bir laf var. Ne zaman kendilerine, ‘Bu zindeliğinizi neye borçlusunuz’ diye sorsanız aynı cevabı alırsınız: – Öncelikle ‘garingula’ olmamaya borçluyuz. Sizin anlayacağınız bir şekilde ifade etmek gerekirse, midemizin kölesi olmayız. Arkasından da, yine atasözü gibi konuşarak şunları ilave edeceklerdir: – Bak sana nasihatimiz olsun. Çok yemek adamı az yemekten de alıkoyar. Fazla tamah baş yarar. Yani, fazla yemek, açgözlülük başa bela getirir. Eğer bizim yaşımıza kadar yaşamak ve genç kalmak istersen bu sözlerimizi hiç aklından çıkarma. Kahvaltıyı tek başına yap, Öğle yemeğini dostunla ye, Akşam yemeğini ise düşmanına ikram et.

‘Her kim ki çok yaşamak ve genç kalmak istiyor, öğle ve akşam yemeklerinden yarı aç kalkmalıdır. Kendisini ‘garingula’ya bırakan uzun yaşayamaz Sofradan kalkarken gözü yemekte kalmalıdır. Bu da uzun yaşamanın ve genç kalmanın sırlarından biridir.’ Prof. Sultanov ve diğer bilimadamlarının yaptığı araştırmalar, ölçülü ve akılcı beslenmenin insan ömrünü en az yüzde 25-40 oranında uzattığını koyuyor ortaya. Çünkü, fazla yemek demek, vücudun daha fazla çalışması demektir. Bu durumda, insan organizması, ölçüsünde yenilen yemekten alınan enerjiyi, fazladan yenen kısım için harcar. Herkes kendi tecrübesinden bilecektir zaten: Fazla yemek yedikten sonra insan yorgun düşer. Arkasından da uyku bastırır. Bütün bunlar, organların hırpalandığının somut göstergeleridir. Bu da, yaşlanmayı çabuklaştırır. Dolayısıyla, fazla yemek yemek, fayda değil, zarar getirir. Çok yemek, fazla kilo anlamına da geliyor artık. Son yıllarda yapılan araştırmalar, ağırlık standartlarını yüzde 10 oranında aşan insanlarda, ölüm oranının da yüzde 10 oranında arttığını gösteriyor. Yüzde 30 aşırı kilo ise bu durumda yüzde 30 fazladan ölüm riski anlamına geliyor. Burada standart olarak şunlar söylenebilir: Boyu 1.80 olan bir erkeğin kilosu 80 kg’yi geçmemelidir. Kadında ise boy ile kilo arasındaki denge, 10 kilo daha eksik olmalıdır. Unutmayın ki, bunlar üst sınırlar. Aşırı şişmanlık, sadece kalp-damar hastalıklarına değil, aynı zamanda şeker, zatürre, grip ve mide-bağırsak sistemi hastalıklarına ve hormon dengesizliğine de neden olur. Bir başka önemli nokta ise şişman insanların seks gücünün şişmanlıkları oranında azaldığı gerçeğidir.

Ertuğrul Akbay’ın ” Yaş 75 Yolun Yarısı ” Kitabından Alıntıdır

Kış aylarında ”Salep” içimi çok güzel..Bakın yararları ve yapılışı hakkında bilgi…(Yani kış gelirse:)))

79932b64808c5dd7_400x300[1]
Kış ayının resmi içeceği salebin sağlığımıza faydası olduğunu çoğumuz biliriz. Ancak bir çiçeğin kökü olduğunu çok az insanın bildiğini fark ettim.
Salep, yabani orkide çiçeklerinin soğanlarına verilen bir isim. Halk arasında çayırotu ya d…a çam çiçeği olarak da biliniyor. Zamanında alkolün yasaklanmasıyla birlikte alkolün yerini boza, şıra ve salep almış. İçimi özellikle kış aylarında tercih edilen salep Türkler’de çok eskiden beri bilinirken Avrupalılar’ın öğrenmesi ancak 15. yüzyılda mümkün olabildi.
Salep, özellikle Güney Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu (Van, Muş, Bitlis) ve Kuzey Anadolu (Kastamonu) bölgelerinde görülüyor. Beyazdan mora kadar değişen bir renk yelpazesine sahip ‘salep otu’, bilimsel olarak bu etkisi kanıtlanmasa da afrodizyak etkisi nedeniyle halk arasında ‘güç otu’ olarak da biliniyor.
Topraktan çıkarılan yabani orkide soğanları, yıkandıktan sonra süt veya suyla kaynatılıyor; süzüldükten sonra ipe diziliyor ve (güneşte kurutmak zarar vereceği için) gölgede kurutuluyor. Sonra da su değirmeninde un gibi öğütülüyor. Böylece kullanıma hazır hale geliyor. Salebin bileşiminde nişasta, şeker, yapışkan özelliği olan musilaj ve bazı azotlu maddeler bulunuyor.
Su veya sütle birlikte hazırlanıldığında şişme özelliği gösteren salep, dondurmanın hammaddesi olarak da kullanılıyor. Maraş dondurması, başlangıçta şeker, süt ve salebin katılmasıyla ortaya çıktı. Salep, dondurma yapımında Türkiye’de ilk defa Kahramanmaraş’ta kullanıldı. Dondurmaya tat, hoş bir aroma ve sakız gibi esneyebilme özelliği kazandıran saleptir.
Sağlımız üzerindeki faydaları çok eskilerden beri bilinen salep; ishal, mide-bağırsak iltihaplanmaları, bronşit ve öksürüğe karşı da kullanılıyor.
Salebin kuvvet verici ve besleyici özelliği de var. Eski gemiciler bu nedenle, uzun seferlere çıktıklarında yanlarına mutlaka salep de alırmış, kumanyaları azaldığında günlük 2 litre suyla birlikte 30 gram toz saleple günlük enerjilerini sağlarlarmış.
Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası var. Salep müsilaj özelliği sayesinde dokular üzerinde yumuşatıcı etki yapar, dokunun üzerinde bir nevi geçici katman oluşturarak korur, rahatlık verir. Bu nedenle öksürük tedavisinde oldukça etkili olduğu görülür. Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak midenin rahatlamasını sağlar. Bunun yanı sıra tarçınla birlikte tüketilirse üst solunum yollarında oldukça etkili olur.
Salep tercihe göre suyla ya da sütle karıştırılarak tüketilir ancak sütle karıştırmak onu daha besleyici hale getirir.
Bir kilo salep elde etmek için 1000-4000 çiçek yumrusu gerekir. Ülkemizde yılda yaklaşık 45 ton salep üretilir ki bu da yaklaşık 45-180 milyon yumru demek oluyor.
EV YAPIMI SALEP Ve işte, kendi salebini hazırlamak isteyenler için ev yapımı salep tarifi:
Malzemeler
 750 ml süt
1 yemek kaşığı toz salep
2,5 yemek kaşığı şeker
1 çay kaşığı tarçın (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı toz zencefil (isteğe bağlı)
Salep, bir su bardağı sütle karıştırılarak macun haline getirilir. Kısık ateşte pişirilmeye bırakılır, salep ocaktayken üzerine yavaş yavaş geri kalan soğuk süt ilave edilerek pişirilir. Bu sırada yavaşça karıştırılmaya devam edilerek topaklanması da engellenir. Boza kıvamına geldiğinde ateşten indirilir, şeker ilave edilerek karıştırılır. Salep tüketilirken salebin üzerine kimi zaman tarçın ve/veya toz zencefil eklenir.
alıntı

Kırmızı Pancar Sağlık Deposu…


 Kırmızı pancarın saç dökülmesi, sedef, egzama, ürtiker, kurdeşen ve karaciğer hastalıkları ile vücutta kaşıntının önlenmesinde faydalı olduğu bildirildi.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu,  anavatanı Akdeniz olan kırmızı pancarın, içerdiği vitamin ve mineraller bakımından adeta enerji deposu olduğunu söyledi. Uslu, kırmızı renkte olan tüm meyve ve sebzelerin antioksidan özelliği taşıdığını vurgulayarak, “Kırmızı pancar yüksek antioksidan etkisiyle başta kanser olmak üzere adeta bin bir derde şifadır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki içerdiği bu vitamin ve mineraller sağlığın çok önemli koruyucularındandır. Örneğin saç dökülmesi, sedef, egzama, ürtiker, kurdeşen ve karaciğer hastalıkları ile vücutta kaşıntının önlenmesinde faydalıdır. Cildi güzelleştiren kırmızı pancar, kalp hastalıklarından da korur” diye konuştu.
Sindirim sistemi açısından çok önemli faydaları olan kırmızı pancarın, mide ve bağırsakları güçlendirici etkisi bulunduğunu anlatan Uslu, şöyle devam etti: “Hazmı kolaylaştırır, kabızlığı yok eder, mide ağrısı ve ekşime sorunlarını anında giderir. Karaciğerin düzenli çalıştırması sebebiyle şeker hastalığını önler. Kansızlıkta ve demir eksikliğinde çok etkilidir. Kansızlık problemi olanların bol miktarda kapari kullanmaları ve mutlaka kırmızı pancar suyu tüketmeleri gerekir. Havuç suyu ile eşit oranda karıştırılarak içilen pancar suyu, kısa sürede kan yapımına destek verir, alyuvar düzeyini yükseltir. Ülkemizde pek çok insanın kansızlık sorunu olduğu dikkate alındığında, bu bilgi çok önem kazanmaktadır. Kansızlık özellikle kadınlarda daha yaygındır. Kansızlık problemini gidermesi sonucu, iştahı da açarak, vücuda dinçlik verir.”
“Pancar suyu tansiyonu düzenler ve sinirleri yatıştırır”
Uslu, kırmızı pancarın kaynatılıp, suyunun içilmesi durumunda idrar söktürücü özeliği bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Böbrek kumu dökmekte faydalıdır. Ayrıca hipertansiyon hastaları günde bir bardak kırmızı pancar suyu içmelidir. Günlük içilen bir bardak pancar suyu, 24 saat boyunca tansiyonu düzenler ve sinirleri yatıştırır. Son derece yararlı olan kırmızı pancar suyunun, yüksek miktarda ve seyreltilmeden içilmesini önermiyoruz. Havuç, elma suyu veya başka meyve ya da sebze suları ile yarı yarıya seyreltilerek içildiği zaman son derece faydalıdır.”
Kırmızı pancarın 15 dakikadan daha uzun süre pişirilmemesi gerektiğine işaret eden Uslu, “Kırmızı pancardaki çok önemli kanser önleyici antioksidanlar olan betanin ve vulgaxanthin uzun süre kaynatıldığı zaman büyük oranda azalmakta ve pancarın bu kanser önleyici antioksidan etkileri önemli miktarda yitirilmektedir. Tüm bu özellikleri dikkate alındığında, kırmızı pancar daha sık tüketilmesi gereken besinler arasında yer almalıdır” dedi. Uslu, kırmızı pancarın suyu sıkılarak, çiğ veya rendelenmiş şekilde tüketilebileceğini belirterek, ayrıca turşusunun da yapılabildiğini kaydetti
alıntı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

IHLAMUR’IN FAYDALARI…


Antispazmodik / spazm çözücü, digestif / hazmettirici, ekspektoran / balgam söktürücü, sedatif / rahatlatıcı, hafif uyuşturucu, sudofirik / terletici, diüretik / idrar söktürücü, kanın hiperkoagülasyonunu ve hiperviskositesini artırıcı.
Faydaları :…
Strese karşı ıhlamur çayının sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.
Bağırsak kurdunu düşürür, bağırsak sancılarınısını giderir.
Uykusuzluğu giderir.
Öksürüğü keser, göğüs yumuşatıcı özelliğe sahiptir.
Gribal enfeksiyonlara karşı ıhlamur faydalıdır.
İdrar söktürücü, terletici özelliği vardır.
Vûcut direncini artırarak tedaviye yardımcı olur.
Göz çapaklanmalarında pamuk yardımı ile gözlere kompres yapılarak çapaklanmayı önler, gözü dinlendirir. (Gözlerinize kompres yaparken gözünüzü kapatmayı unutmayın)
Saçlar yıkandığında beslenip kuvvetlenmesini sağlar. (Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin)
Sabah aç karnına içilmeye devam edilen ıhlamur kilo vermek isteyenlere yardımcı olur.
Yemek üzerine içilirse hazmı güçleştirir.
Kullanım Şekli : Kurutulmuş çiçek ve yaprak karışımından 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10 dakika süreyle demlendirilir. Bu karışımdan günde üç kez birer bardak içilir.
Güzellik İçin : Cildinizde lekeler mi var? Yüzünüzde kırışıklıklar mı oluşmaya başladı?
Kullanım Şekli : 2-3 tatlı kaşığı kurumuş çiçek ve yaprak ıhlamurun üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. Pelte kıvamına gelinceye kadar kaynatmaya devam edin. Kaynamış ve  bekletilmiş sıvıyı cildinize sürdüğünüzde faydasını göreceksiniz.
Yine aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız gaye iyi sonuç alırsınız.
UYARI : Fazlası iç organlara ve beyne zarar verir.
alıntı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sirkenin şaşırtan faydaları…


Sirke soğuk algınlığından, iştahsızlığa, böbrek taşından, kansızlığa bir çok soruna iyi geliyor.
Sinek ısırıklarına sürdüğünüzde kaşınmasını azaltır ve şişmeyi engeller. Saçlarınıza sürdüğünüzde parlaklık ve ca…nlılık verir.
Kil ve magnezyum minerallerinin zengin şekilde bulunduğu elma sirkesi sizi bir çok hastalıktan korur. Kan şekeri ve kansızlık problemi çekenler için son derece faydalıdır.
Diyabete ve aşırı terleme sorununa çözüm niteliği taşır.
Herhangi bir nesneden leke çıkarıcı özelliği vardır.
Özellikle çay kahve fincanlarınızda oluşan lekeleri çıkarmada çok etkilidir.
Mutfağınızda kullandığınız kesme tahtasını temizlemede çok etkilidir.
Özellikle kış aylarında vücudun doğal antibiyotiğidir.
Soğuk algınlığı türü hastalıkları yaşamanızı önler.
Öksürük ve boğaz ağrısına iyi gelir.
alıntı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Şifalı Bitkiler Bizi Koruyor…

 

bir adet portakal kabuğu

bir adet elma kabuğu

bir adet mandalina kabuğu

bir adet limon kabuğu

üç dal maydanoz üç adet

çubuk tarçın

on adet kuşburnu

1 lt suya yukarıdaki tüm malzemeleri koyun,

5 dakika boyunca kaynattıktan sonra ocaktan alın ve 15 dakika dinlenmeye bırakın. Gün içerisinde taze olarak için

alıntı…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Limonlu buzların bazı faydaları şunlardır:

İçeceklerinizde, suda bile limonlu buzlar kullanın.

Kalp çarpıntısını yok eder, …
tıkanmış kalp damarlarını açar.
Kanı temizler.
Günlük enerji ve direncinizin kazanmanızı sağlar.
Böbreklerde meydana gelen tıkanıklıkları ve
böbreklerde oluşan taşları kumları
limon sayesinde giderebilirsiniz.
İdrar yollarındaki iltihapları söker.
Yüksek kolesterolü olan kişiler g
ünde yarım limon yedikleri takdirde kolesterolleri düşer.
Kansızlık problemin limonun faydalı olduğu görülmüştür.
Limon karaciğerdeki bütün hastalıkları temizler.
Diş ve dişeti hastalıklarına limon suyu bire biri gelir.
Limon kabuklarının özellikle cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturur.

alıntı

GEÇMEYEN ÖKSÜRÜKLERE SİHİRLİ KARA TURP…


Sadece Öksürükleri geçirmekle kalmıyor; Romatizma ve damar sertliğine, salata olarak yemek diş ve diş eti sağlığına, kanı temizlemeye, soğuk kış aylarında vücudun ısınmasına, astım hastalığında solunumun düzenlenmesine yardımcı oluyor.
Bal ile kullanımı 2 kez ile sınırlı, 2 defada bir yeni turp kulanmayı unutmayın.
GEÇMİŞ OLSUN

alıntı

Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?

Çin’de yüz okuma tezinin sahibi M.Ö. 3.asırda yaşadığı sanılan filozof Gui-Gu Tze’nin Xiang Bian Wei Mang isimli kitabı bugün de basılmakta ve fizyonomi öğrenci…leri tarafından üzerinde çalışılmaktadır.  Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar. Çin yüz okuma sisteminde yüz Yin-Yang’ın Taoist teorilerine göre 108 temel bölgeye ayrılıyor ve bu bölgelerin her biri vücudumuzdaki organların karşılığı oluyor. Yüz bölgelerindeki biçimlenmeler, renk ve doku değişimleri ise karşılık geldikleri organların ne kadar sağlıklı olduklarına dair ipuçları veriyor. Böylece kişilerin mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına göre değerlendirmeler yapılıp tedavi yöntemleri önerilebiliyor.
Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?
Böbrek: Çok fazla çalışıyor, az uyuyor, yüksek miktarda kahve içiyor ve fazla sorumluluk yükleniyorsanız gözlerinizin altındaki yarım ay şeklindeki böbrek/karaciğer bölgesine bakın. Eğer bu bölge şişik ve mora çalan bir renkteyse bu çok çalıştığınız, adrenalinizi tükettiğiniz, yağlı yemekler yediğiniz ve sıvı dengenizin bozulduğu anlamına geliyor. Kulaklarınız deri renginizden daha koyu ve kırmızı renkteyse şayet, bu durum da çok enerji harcadığınız anlamına geliyor.
Gözlerinizin iç köşesi çukurlaşmış ve koyu mavimsi bir renk almışsa aynı tanılar yapılabilir.
Karaciğer: Yüzünüzdeki böbrek/karaciğer bölgesi koyu kahverengiyse ve bulanık bir görüntü arz ediyorsa, karaciğerinizin işlevi yavaşlıyor demektir. Bunun sebebi gerginlik, stres, öfke, yağlı yemekler veya alkol olabilir. Eğer bu görüntüye başınızın yan bölgesini kaplayan bir acı, çenede gerilme, kaşlar arasında uzunlamasına iki çizgi de eşlik ediyorsa, yağ ve hormonal dengeniz bozulmuş olabilir. Yağ miktarını azaltmaya bakmalısınız.
Kaşlarınızın arasındaki iki çizgi, çengel şeklinde daha küçük iki çizgiyle tamamlanıyorsa, safra kesenizde bazı problemler baş gösterebilir. Aman dikkat! Alnınızdaki benekler veya çizgiler ise yağlı besinler veya aşırı süt ürünü tükettiğiniz anlamına geliyor.
Mide ve Bağırsaklar: Ağız bölgesi, mide ve bağırsakların enerjisini gösterir. Yüzün aşağı bölgesi de karın bölgesine ilişkin işaretler verir. Beyaz noktalar veya deri altında kabarcık hissi ya da deri de oluşan lekeler bir tür mantar hastalığı olan maya enfeksiyonu, fazla şeker veya süt ürünleri kullanımına işaret eder.
Çeneniz kırmızı ve şişkinse bu, organlarınızda yapısal bir zayıflık veya karın bölgenizde bir sıkışıklık olduğu anlamına geliyor.
Alt dudağınız dışarıya çıkık duruyorsa kalın bağırsağın aşağı kesiminde uyuşukluk ve işlev yavaşlaması var demektir.
Üst dudağınız çatlak, kırmızı ve köşede noktalar varsa bu, midenizdeki asitlenme, yanlış diyet nedeniyle de midenizde yanma olduğu anlamına gelir.
Gözlerinizin iç tarafından yanaklarınıza doğru inen çizgiler başka bir bağırsak problemine işaret eder.
Ağız çevresinde sarı renk çizgi veya dudakların renksiz oluşu sindirim enerjisinin zayıf olduğu, beslenme şeklinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelir.
Yeşil renk, karaciğerin ana problem olduğu, çok ince dudaklar ise çalışma delisi bir karakteri gösterir.
Akciğer: Burun delikleri etrafında ve yanakların alt kısmında kırmızılık ve şişkinlik, akciğerlerde rahatsızlık ve balgam oluşumuna işarettir. Eğer bu bölge aniden kızarır ve kurursa, bronşit rahatsızlıkları her an baş gösterebilir demektir.
Enerji ve Canlılık: Çin tedavisinde kaşlar yaratıcılık yeteneğini, zihinsel becerileri ve enerji düzeyini gösterir. Ayrıca diğer insanlarla, ailemizle ve toplumla nasıl iletişime geçtiğimizin de alameti olabilir. Kalınlık ve genişlik arttıkça bu, kişinin daha güçlü, hırslı, iradeli, direşken ve aktif olduğunu gösterir. İnce kaşlar ise hassasiyet, sağlık açısından da kırılganlık göstergesidir.
Farklı yönlerde çıkan kaşlar huzursuz ve aceleci, odaklanmak için diğerlerinin yardımına ihtiyaç duyan bir yapıyı işaret eder.
İnce ve sivri kaşlılar ise yenilikçi, iradeli, bağımsız, öncü ve üstünlük kaygısı, en iyi olma kaygısı güden insanlardır. Hilal şeklindeki kaşlara sahip olanlar karar verirken sezgilerine dayanan ve diğerleriyle çalışmayı seven kişiliklerdir. Kaşları kenarlara geldikçe dağılan kişiler de tiroit bezlerinde problem olabilir.