Bahar yorgunluğunu önlemek için nasıl beslenmeliyiz?

Baharın gelmesi, soğuk kış havasının yerini sıcak havalara bırakmasıyla birlikte vücudumuzda zihinsel ya da bedensel bir takım değişiklikler olabilir. Ve bir çok kişi bu mevsimde halsizlik, yorgunluk, uyku hali, sindirim problemleri, eklem ağrıları gibi şikâyetlerden yakınabilir. Bu şikâyetlerin nedeni ise hava değişimlerinin metabolizma ve hormonlar üzerinde yaptığı etkiden kaynaklanır. Oysa beslenmemizde ve fiziksel aktivitemizde bazı değişiklikler yaparak bahar yorgunluğunu önleyebiliriz. Peki, bunu için neler yapmalıyız?

  • Bahar yorgunluğuyla birlikte sindirim problemleri, vücut kuruluğu, saç dökülmesi, halsizlik gibi sıkıntılar yaşanabilir. Bunun için ilk olarak beslenmemizi kontrol etmekte fayda var. İlk olarak günlük tutabilir ve nasıl beslendiğinizi fark edebilirsiniz.
  • Sık sık beslenmek bu dönem için çok önemli. Ara öğün yaparak mide ve bağırsak sisteminizi düzenleyebilirsiniz. Aynı zamanda gaz ve hazımsızlık şikâyetleriniz varsa az az sık sık beslenmenizde fayda var.
  • Hava değişimine bağlı olarak vücudunuzda ödem, şişkinlik, kabızlık gibi şikâyetleriniz olabilir. Bunun için günde 2-2,5 lt su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Kahve, çay, kola gibi kafeinli içecekler, kafeinin yüksek diüretik etkisinden dolayı iyi bir sıvı kaynağı değildirler ve su yerine tüketilemezler. Kafein idrar yoluyla vücuttan sıvı kaybına sebep olacağından tüketim miktarı artıkça vücuttan sıvı kaybı da artacaktır. Bu nedenle kafeinli içeceklerden uzak durmaya çalışın, yerine su, ayran, süt ya da taze sıkılmış meyve suyu tercih etmeye özen gösterin.
  • Dengeli bir kahvaltı ve öğle yemeği ile hafif bir akşam yemeği yiyerek, ara öğünlerinizi de tüketerek sindirim problemlerinizi azaltmanız mümkün. Akşam yemeğini olabildiğince erken bir saatte, son ara öğününüzü ise yatmadan 2-3 saat önce yemeye özen gösterin.
  • Uykunuzun rahat ve verimli olmasına özen gösterin. Uyku kaliteniz arttıkça yorgunluk hissiniz de azalacak, daha enerjik olarak uyanacaksınız. Bunun için yatmadan önce rezene, papatya gibi bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.
  • Beyaz pirinç, beyaz ekmek, patates, makarna, reçel gibi gıdaların glisemik indeks değerleri yüksektir. Bunların yerine tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği ya da kepek unundan yapılmış, glisemik indeks değeri düşük yiyecekleri tercih edin. Çünkü yüksek glisemik indeksli besinler kan şekerinizde dalganmalara neden olabilir ve bu durum da sizde halsizlik, yorgunluk yaratabilir.
  • Haftada 3-4 gün 30 dakikalık hafif tempolu yürüyüşle enerjinizi artıracak. Size kendinizi daha iyi hissettirecektir.
  • B grubu vitaminleri bahar aylarında yaşanan stresi azaltabilir. Bu nedenle günlük beslenmemizde B grubu vitaminlerine yer vermekte yarar var. Tam tahıllı ekmekleri, kuru baklagilleri, et ürünlerini, süt ve süt ürünlerini, yeşil yapraklı sebzeleri beslenmenizden ihmal etmeyin.
  • Bahar aylarında bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmek, vücudumuzun çevrenin zararlı etkilerine karşı korumak için antioksidan alımına dikkat etmeliyiz. A, C, E vitaminlerinden selenyum, çinko gibi minerallerden yüksek oranda antioksidan alabiliriz

A vitamini içeren besinler, süt, peynir, yumurta sarısı, kuru kayısı, havuç, balık, roka ve tere.
C vitamini içeren besinler, turunçgiller, brokoli, çilek, maydanoz, roka, tere, kırmızı dolmalık biber
E vitamini içeren besinler, bitkisel yağlar, ceviz, badem, tereyağı, brokoli, kivi ve muz.
Selenyum içeren besinler, ceviz, kırımızı et, kepekli unlar ve yiyecekler, süt ürünleri, sebze ve meyveler
Çinko içeren besinler ise, arpa, peynir, kepekli ekmek, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, ay çekirdeğidir

Kaynak: Doktor Sitesi

Reflüye yolaçan 10 yiyecek…

imagesCAAFBOGH

Baharatlar ve reflü

Acı yeşil biber, kırmızı biber ve karabiber içeren gıdalar reflünün en büyük tetikleyicilerindendir. Baharatlar aşırı tüketildiklerinde reflüsü olmayan kişilerde dahi midenin savunma mekanizması olan alkali örtüye zarar verebilirler. Reflü hastalığı olan kişilerde ise asit salınımını artırarak göğüste yanmayı tetiklerler. Bu nedenle çoğu kez yanma hem mide hem de göğüste algılanabilir.

Nane ve reflü

Çoğu kez mide barsak hastalıklarında rahatlama ve tedavi amaçlı kullanılan nane aslında bir reflü tetikleyicidir. Yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğinde gevşemeye yol açtığından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışını artırır ve reflüyü başlatır. Özellikle mide içi basıncının arttığı yemek sonrası dönemde tüketilmemelidir.

Eski kaşar, fıstık, yağlı pirzola ve reflü

Bu gıdaların ortak paydası hepsinin çok yağlı olmasıdır. Yağlı gıdalar mide boşalımını geciktirir. Mide boşalımı geciktiğinde basınç yüksek kalacağından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı hızlanacak ve kolaylaşacaktır. Özellikle de akşam yemeklerinde yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır.

Alkol ve reflü

Özellikle fermente edilmiş alkoller (kırmızı şarap, viski, konyak ve bira) reflüyü arttırır. Özellikle yağlı bir yemeğe eşlik ettiklerinde bu etki çok daha fazla görülecektir. Reflüyü arttırmalarındaki en önemli etken nanede olduğu gibi mide ve yemek borusu arasında çalışan ve reflüye engel olan mide kapak düzeneğinin basıncını düşürmeleri ve reflüyü kolaylaştırmalarıdır.

Kafein ve reflü

Kahve, çay, tatlandırılmış gazlı içecekler, buzlu çay gibi kafein içeren içecekler çoğu reflü hastasının yakından bildiği gibi reflüyü çok hızlı şekilde tetiklerler. Kahve severlerin sabah kahvesi sonrasında gün sonunda kahve ve kafein içeren diğer içecekleri tüketmemeleri gerekir.

Çikolata ve reflü

Çikolata iki nedenle reflüye yol açar. Birincisi özellikle de aç karnına ve çok miktarda tüketildiğinde yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğini gevşetmesi, ikincisi ise kendisi tek başına reflü nedeni olan bol kafein içermesidir.

Gazlı içecekler ve reflü

Gazlı içecekler yemekle birlikte tüketildiğinde zaten artmış olan mide içi basıncını, içerdikleri basınçlı gazın midede serbest hale dönüşmesi ile çok daha fazla arttırırlar. Artmış olan bu basınç ise mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını çok kolaylaştırır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Karaciğerimizi Temizleyen 10 Mucizevi Besin !

karacigeri-temizleyen-10-besin-39919-2g[1]

Sarımsak

Sarımsak çok keskin kokuludur. Küçücük miktarda sarımsak bile karaciğer enzimlerini uyararak, toksinlerin vucuttan dışarıya atılmasını sağlar. İçeriğindeki “alisin” ve “selenyum” karaciğerin temizlenmesine yardım eder.

Greyfurt

Eğer gece oldukça fazla alkol aldıysanız, kahvaltınızda greyfurdu meyve olarak veya sıkılmış halde bulundurmanız mükemmel olabilir. Greyfurt içeriğindeki yüksek miktarda “C vitamini” ve “antioksidantlar” sayesinde karaciğerin doğal yolla hızlı bir şekilde zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Elma

Elmanın içinde yüksek miktarda bulunan “pektin” maddesi, sindirim aşamasında vucudu toksinlerden arındırılarak temizlenmeye ve karaciğerin işini kolaylaştırmaya yarar.

Limon ve Lime

Bir bardak su içine sıkılmış limon veya lime suyu, karaciğerden toksinlerin atılmasına yardımcı safranın uyarılmasını sağlar.

Pancar ve Havuç

Bu sebzelerin içeriğinde bulunan “flavonoidler” ve “beta karoten” karaciğerin çalışmasını ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını destekler.

Yeşil Yapraklı Sebzeler

Eğer karaciğerinize ve vücudunuza genel bir detoks yapmak için yardımcı arıyorsanız, yeşil yapraklı sebzeleri yemek yapacağınız en iyi seçimlerden olur. Üzerinde bulunan yüksek miktardaki “klorofiller” kendi üzerindeki toksinleri de emebilir ve ağır metal, kimyasallar, pestisitleri nötralize ederek karaciğerin ciddi anlamda rahatlamasına ve dinlenmesine destek olur. Ispanak, roka, karahindiba en iyi seçeneklerdir.

Avakado

Avakodo yemek, karaciğerin vücuttan toksinleri temizlenmesi için “glutation” üretimine yardımcı olur. Yapılan çalışmalarda düzenli olarak avakado tüketenlerin daha sağlıklı bir karaciğere sahip olduklarını göstermiştir.

Tam Tahıllar

Tam tahıllardaki yüksek “B vitaminleri” karaciğer sağlığı ve fonksiyonları için oldukça yararlıdır. Beyaz un yerine mümkün olduğu kadar tam tahıllı besinleri tüketmeye özen gösterin.

Zerdeçal

Zerdeçal Hint yemeklerinde sıkça kullanılan, yemeğe sarı rengini veren bir baharattır. Enzimlerin karsinojenleri detoksiye etmesine ve serbest radikallerin karaciğere zarar vermesini engelliyen güçlü bir özelliği vardır.

Ceviz

İçindeki yüksek miktardaki “arjinin”, “glutation” ve “n-3 yağ asitleri” karaciğerin temizlenmesine yardımcıdır. En iyi şekilde faydalanmak için yutmadan önce iyice çiğnemeye özen gösterin

Kaynak: Doktor Sitesi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

UYKUSUZLUK YA DA ZOR UYKUYA DALANLAR İÇİN NEFİS KOKAN BİR ÇÖZÜM: LAVANTA UÇUCU YAĞI

Fotoğraf: UYKUSUZLUK YA DA ZOR UYKUYA DALANLAR İÇİN NEFİS KOKAN BİR ÇÖZÜM: LAVANTA UÇUCU YAĞI

Uykusuzluk, depresyon, sinirlilik gibi duyguları tedavi eder. Ense ve baş ağrılarını giderir. 

Cilde direkt uygulanabilen çok az sayıdaki uçucu yağdan biridir. Buhurdanlıkta veya sabit yağlarla karıştırılarak masaj yoluyla da kullanılır. Buhurdanlığa suyu koyduktan sonra 2-3 damla lavanta uçucu yağı eklemeniz yeterlidir.

Hemen hemen tüm uçucu yağlar ile birlikte kullanılabilir. Meyve kabuğundan soğuk press yöntemi ile üretilmiştir. Aromatik saf uçucu yağdır. Bitkinin çiçeklerinden su buharı distilasyonu yöntemi ile elde edilir.

Lavanta Uçucu Yağı için:
http://www.kundo.co/urunler/kisisel-bakim/sac--vucut/urun-detay/lavanta-ucucu-yagi

Buhurdanlık için:
http://www.kundo.co/urunler/dogal-temizlik/genel/urun-detay/seramik-buhurdanlik

Ben lavanta yağını üstüne damlatıp yanımda taşırım diyorsanız, uçucu yağ lületaşı koku plağı için:
http://kundo.co/urunler/dogal-temizlik/genel/urun-detay/luletasi-koku-plaklari 

Huzurlu ve rahat bir uyku çekeceğiniz bir gece diliyoruz:)

Uykusuzluk, depresyon, sinirlilik gibi duyguları tedavi eder. Ense ve baş ağrılarını giderir.

Cilde direkt uygulanabilen çok az sayıdaki uçucu yağdan biridir. Buhurdanlıkta veya sabit yağlarla karıştırılarak masaj yoluyla da kullanılır. Buhurdanlığa suyu koyduktan sonra 2-3 damla lavanta uçucu yağı eklemeniz yeterlidir.

Hemen hemen tüm uçucu yağlar ile birlikte kullanılabilir. Meyve kabuğundan soğuk press yöntemi ile üretilmiştir. Aromatik saf uçucu yağdır. Bitkinin çiçeklerinden su buharı distilasyonu yöntemi ile elde edilir.

Kaynak: Kundo

 

Zihni Çalıştıran Beş Yiyecek…

20131205054052746

 

Bu besinler zihninizi açıyor…

Muz

B vitamini, güçlü sinirlere sahip olmanızı; potasyum da beyninizin zinde olmasını sağlar. Muz, her ikisini de barındıran bir besindir.

Ispanak

Demir içerdiğinden konsantrasyonunuzu ve enerjinizi artırır. Ispanak, zihin için ideal bir besindir.

Ceviz

Ceviz, kahvaltıda peynir ile tüketildiğinde beyin için harika bir besin haline geliyor.

Yumurta

“Kolin” maddesi yumurta sarısında bulunur ve hafızayı güçlendirir, beyindeki sinir iletimini artırır.

Kırmızı yağsız et

Ispanakta olduğu gibi bol miktarda demir içerir ve beyin için ideal bir besindir.

Pirinç

Esmer pirinç, beyin hücrelerini besleyen bir yapıya sahiptir.

Kaynak: Haberci Burada

Vücudunuzdan Toksin Atmanın Yolları

Toksinlerin solunması veya tüketimi zaman içinde kanserojen etki yaratır ve kansere karşı bünyeniz yenik düşebilir. Vücudunuzdan toksinleri atmanın pek çok yolu var.

 

 

Konserve gıdalar

Konserve yiyecekler vücudunuzda serbest radikallerin üretimini arttırır ve antioksidan rezervlerini tüketebilir.

 

Plastik şişeler

Su içmek sağlığınız için iyidir ancak plastik şişelerden su içmeyin. Plastik şişeler BPA içerir.

 

Makyaj malzemeleri

Siz güzel görünmek peşindesiniz ancak makyaj malzemelerinin içinde zarar verici pek çok madde var. Makyaj malzemesi, alırken seçici davranın.

 

Abur cubur

Obezite başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açana abur cubur yeme alışkanlığınızdan vazgeçin.

 

Ev temizliği

Pek çok temizlik ürünü dioksin içerir. Bu da bağışıklık sistemi üstünde etkilidir. Evde temizlik ürünleri kullanırken dikkatli olun.

 

Diş sağlığı

Dişlerde dolgu yaptırırken civa dolgu kullanmaması konusunda diş hekiminizi uyarın. Cıva dolgular gelecekte otoimmün ve nörolojik sorunlara neden olabilir.

 

Sağlıklı gıdalar

Greyfurt, soğan, sarımsak ve sebzeler detoks etkisine sahiptir. Karaciğer dostu bu gıdaları beslenme planınızda bulundurun.

 

Protein tüketin

Tavuk, fasulye ve yumurta gibi protein yönünden zengin gıdalar tüketin.

 

Mangal etler

Direkt olarak ateşle temas eden etleri detoks yapmak istediğiniz süre boyunca tüketmeyin. Bu tür pişirme yöntemi, serbest radikallerin artmasına neden olur.

 

Gereksiz ilaç kullanmayın

İlaçların aşırı veya gereksiz kullanımı karaciğere ve böbreklere zarar verebilir. Doktor tarafından verilmemiş ilaçları kafanıza göre almayın.
Stres zararlıdır

Aşırı stres, zihin ve beden için zararlıdır. Vücudunuzdaki kortizol düzeyini arttırır.

 

Alerjiler

Gıda alerjilerinizi ve bağırsak sorunlarınızı bilin. Bu sorunlar toksik davranış yaratabilirler. Vücudunuzda karaciğerin fonksiyonları yavaşlayabilir.

 

Fazla kilolarınızdan kurtulun

Vücudunuzda biriken yağlar sağlığınız için uygun değildir. Bir an önce kilo verin.

 

Fiziksel aktivite

Fiziksel aktivite vücudunuzdaki toksinleri yakmaya yardımcı olur. Aerobik, dans, kardiyo gibi sportif aktivitelerin yanı sıra günlük yaşantınızda da hareketli olun.

 

Nefes egzersizleri

Nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga, vücuttan toksin atmak için mükemmeldir.

 

Toksinlerden kurtulmak

Kabızlık gibi bağırsak sorunları toksinlerin devridaim etmesine neden olur. Bağırsak sorunlarından kurtulun.
Zihninizi özgür bırakın

Olumsuz düşünceler, vücudunuzda toksin oluşmasında etkilidir. Zihninizi özgür bırakın ve pozitif olana odaklanın.

 

İyi uyuyun

Her gün 7-8 saat net uyku uyuyun. Vücudunuz gençleşir ve detoks yeteneği kazanır.

 

Antioksidan tespiti

Detoks için en iyi yol, göz alıcı parlak renkli meyve ve sebzelere el atmaktır. Bu teknikle vücuttaki zararlı maddeleri atmak için karaciğeri aktive etmiş olursunuz.

 

Bitki çayları

Yeşil çay, papatya çayı gibi bitki çayları vücudunuzdan toksinleri atmada yardımcıdır.

Öksürüğe İyi Gelen Bitkisel Kür…

Öksürüğe İyi Gelen Bitkisel Kürler

 

Her sebepten ve her hastalıktan kaynaklı olarak ortaya çıkan semptomlardan en bilindik ve yaygın olanı öksürüktür. Öksürük için şişe şişe şurup içmenize ya da başka ilaçlar kullanmanıza gerek yok birkaç kür sayesinde öksürüğünüzden kurtulabilirsiniz. Uyguladığınız kürler sonucunda herhangi bir iyileşme gözlemlemiyorsanız mutlaka ciddi bir hastalığınız var demektir. Bu nedenle doktora görünmelisiniz. Öksürük için uygulanabilecek bazı bitkisel kürler;

Elma kürü;

  • 1 adet kabukları soyulmuş elma,
  •  2-3 adet elma çekirdeği
  • 1 tutam ıhlamur
  • 1-2 adet karanfil
  • 1 adet tarçın kabuğu
  • 1 dilim limon
  • 1 yemek kaşığı bal
  • 1 litre su

Tüm malzemeleri balı dahil etmeden kaynatıp ardından bal katarak tatlandırarak…

Balla Gelen Şifa…

Bir yeriniz yandığında bal ve zeytinyağını karıştırıp yanan kısma uygularsanız acı çekmezsiniz.
Ağrı olan kısıma uygulandığında (özellikle buharı) çok çabuk etki gösterir.
Taze zencefil rendesi ve bal karışımı,grip ve öksürüğü keser.
Elma sirkesi ve bal karışımı yağları yakar.
Saçlara uygulandığında uzatır, besler ve parlatır.
Vücuda sürüldüğünde yumuşatır ve sivilceleri yok eder.
Karın ağrısı bal şerbetiyle kısa sürede geçer.
Yaralı ve iltihaplı deride haricen kullanılır.
Sıcak su ile şerbet yapıldığında kabızlığı yok eder.
Diş ve diş etlerini temizler.
Alerji gibi durumlarda sürüldüğünde etkisi büyüktür.
Romatizmalı hastalarda haricen kullanılabilir.
Kandaki atık maddeleri temizler ve kalp adelesine zindelik verir.
Şifa Olsun.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi Gıdada Ne Kadar Şeker Var?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KURUTULMUS Nar Kabuğu Her Derde Deva . .

NOT : Çay demliğine  1 lira  büyüklüğünde  kurutulmuş  kabuk atmanız  yeterlidir.

Meyve ve meyve suyu olarak tüketilen narın kabuğunun, meme kanseri başta olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydaları olduğu bildirildi.

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, narın insan sağlığına faydalarının saymakla bitmeyeceğini, bu nedenle de bol bol tüketilmesi gereken bir meyve olduğunu söyledi.

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan narın, her derde deva bir ilaç olduğunu ifade eden Uslu, ”Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan da korumaktadır.
İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen özellikle hicaz narı, kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir” dedi.

Mucizevi bir şifa kaynağı olan narın kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluştuğunu vurgulayan Uslu, şunları söyledi:

”Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. Halkımız narı, suyunu içerek tüketmektedir.
Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı, çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.”

”Nar kabuğu, suyundan daha fazla değerlidir”

Nar kabuğunun ise Türk halkı tarafından hiç kullanılmadan çöpe atıldığına dikkati çeken Uslu, şöyle devam etti:

”Halbuki Çin’deki Instutute of hygiene and Environmental Medicine (Hijyen Enstitüsü ve Çevresel Tıp Bilimi) kuruluşunun yaptığı son araştırmalara göre, nar kabuğu, suyuna göre daha fazla oranda değerli bileşikler içermektedir. Yani nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız için faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır. Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksantlar suyundan çok daha fazla miktardadır.”

Prof. Dr. Uslu, araştırmaların, nar kabuğunun kötü huylu kolesterolü azalttığı, beta hücrelerini artırarak diyabetli hastalara, kalp ve damar hastalarına suyuna göre çok daha önemli faydalar sağladığını gösterdiğini anlatarak, şunları kaydetti:

”Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir. Bu yüzden özellikle kanserli hastaların kullanımı amacıyla ellagik asitli içecekler başta İsrail olmak üzere pek çok ülkede eczahanelerde satılmaktadır. Nar kabuğu narın en değerli yeri iken ülkemizde meyve suyu fabrikaları bu değerli maddeyi üstüne bir de para vererek çöpe atmaktadır.

Yine kanserli hastaları tedavi etmek için nar kabuğundan hazırlanmış ellegik asitli kapsüller 50 gramı 50 dolardan eczahanelerde satılmaktadır. Bir firma yüzde 95 saflıktaki nar kabuğundan ürettiği ellagik acitin 1 gramını 83 avrodan satmaktadır. Görüldüğü üzere nar kabuğu nar suyundan çok çok daha fazla değerlidir.

Kanserli hastaların ilk başta vücutlarının pH’sını 7.4′ün üzerine çıkarmaları gerekmektedir. Bunun için gerekli çabayı göstermeleri gerekmektedir. O halde hem kansere yakalanmamak için hem de kansere çözüm amacıyla artık hiçbir işe yaramayan siyah çay, asitli içecekler yerine yeşil çay, ada çayı, zeytin yaprağı çayı gibi bitki çayları ve özellikle de nar kabuğu çayını tüketelim.”

”Sıkılan narın kabukları asla atılmamalı”

Ellagik asit sayesinde nar kabuğunun, kanser hastalığına karşı çok önemli koruyucu, hatta kanseri tedavi edici özellikleri olduğu vurgulayan Uslu, ”Bununla ilgili literatürde çok fazla makale yayınlanmıştır. Tüm bu etkileri nedeniyle özellikle meyve suyu fabrikalarından atılan tüm nar kabuklarının kurutularak özellikle büyükbaş hayvanların gıdalarına karıştırılması durumunda bu hayvanların da daha az hastalığa yakalanması ve sağlıklı olmaları sağlanacaktır. Böylece büyükbaş hayvanlara gereksiz yere antibiyotikler verilmeyeceğinden, bu hayvanların sütünü ve etini kullanan bizlerin de bu antibiyotiklerden etkilenmemizin önüne geçilmiş olacaktır” dedi.

Prof. Dr. Uslu, evde sıkılan narın kabuklarının asla atılmaması gerektiğini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra
100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Hatta çay içmekten üşenirsek, kurutulmuş ve parçalanmış nar kabuklarını, kahve çekme makinelerinde toz haline getirip, bir çay ya da kahve kaşığı tozu salata, peynir gibi gıdalarla direk olarak ta tüketebiliriz. Özellikle şeker hastaları beta hücrelerini artıracak bu tozu tüketmeye özel çaba göstermelidir.
Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur.
Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım.”

Prof. Dr. İbrahim Uslu

Çoğumuzun sevdiği Kaju Fıstığı ağacında bu şekilde yetişir.. sonra kurutulup kavrulduktan sonra soframıza ulaşır..

1186784_737685856256250_888598950_n[1]

Çoğumuzun sevdiği Kaju Fıstığı ağacında bu şekilde yetişir.. sonra kurutulup kavrulduktan sonra soframıza ulaşır..

Kaju ağacı Hindistan, Brezilya ve Afrika Ekvator bölgesinde yetişir, en uygun iklimi buralarıdır, bu yüzden başka bölgelerde pek yetişmez. En büyük ihracatçısı Hindistan’dır, sonra sırada Brezilya gelir.

Bitkinin ve çekirdeğinin oluşum şekli son derece enteresan ve dikkat çekicidir..

Alıntı

Ceviz ağacının dibinde ve gölgesinde oturulmaz, adamı erken öldürür” denir.Peki bunun neden söylenildiğini hiç düşündünüz mü?

1743619_600879083329174_840796308_n[1]
“Ceviz ağacının dibinde ve gölgesinde oturulmaz, adamı erken öldürür” denir. Bu söz yüzünden de ceviz gölgesinde oturmak makbul değildir…
 Peki bunun neden söylenildiğini hiç düşündünüz mü?
Ceviz ağacı sülfür gazı salgılar. Havadaki diğer …gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker ve cevizin altında oturanı sersemletir. Halkta yanlış bir kanaat olarak yerleşmiş. Oysa, Sülfür gazının ozon tabakasını tamir etme özelliği var. Sırf bu sebepten dolayı dünyadaki ceviz ağacının sayısının artırılması gerekiyormuş. Bilgilerinize… okuyunca paylaşalım ki daha çok kişi bilgilensin…
Kaynak: Hanımeli Hamiyet

Alkali Beslenme


Son dönemde alkali beslenme,alkali su,alkali gıdalar kelimelerini daha çok duyar olduk.Modern yaşam hayatımıza bir çok olumluluklar getirirken bazı noktalarda zararları da oldu. Örneğin doğal beslenmeyi kaybetmeye başladık…. Bu nedenle bazı hastalıklar arttı. Öncelikle asit ve alkalinin ne demek olduğunu anlamak için lise yıllarına geri dönerek biraz hafızamızı tazeleyelim. Normalde insanın ph’sı yaklaşık 7.4’dür, yani hafif alkalidir. Bunun biraz altı ve üstü de normaldir ancak 7.35 in altı asidik, 7.45 üstü de alkalikdir. Ancak son yıllarda fast-food gıdalar, asitli meşrubatlar–içecekler, kızartmalar, rafine beyaz şeker ve un, gibi hazır gıdalar ve hatta stres dahi beden ph’sını daha asite doğru kaydırdı.
HANGİ GIDALAR ASİDİKTİR ?
Kümes hayvanları, tüm süt ürünleri, yumurta, rafine edilmiş undan yapılan gıdalar, özellikle beyaz un ve beyaz şeker, sentetik tatlandırıcılar, kimyasal katkı maddeleri, ketçap, mayonez, hardal, gazlı içecekler (maden suyu hariç),fazla miktarda kahve ve siyah çay, alkol, kızartmalar, cips, rafine tuz, fruktoz, mısır şurubu, margarin, jöle, ağır yağlı şarküterilerin yanı sıra sigara, tütün mamülleri, uyuşturucular, radyasyona maruz kalmak da aiditeyi arttırmaktadır. Ayrıca uykusuzluk ve hareketsizlik de olumsuz etkili etmektedir. Şimdi şaşıracaksınız ama nefret, öfke, korku, kıskançlık, yoğun stres gibi olumsuz duygular da bedende yüksek asit oluştururlar.
HANGİ GIDALAR ALKALİDİR ?
Salatalık, buğday çimi, zencefil, zerdeçal, hindibağ, ıspanak, brokoli, kırmızı ve kara turp, soya filizi, pazı, klorella ve spirunella gibi tatlı su yosunları,ısırganotu,kuşkonmaz,karpuz,çörekotu,kavun,zeytinyağı,hurma,nane,kekik,karbonat,soya lesitin ve işlenmemiş doğal tuz alkali gıdaların başlarında geliyor.İlginç bir bilgi de şifalı olduğuna inanılan Zemzem suyunun yüksek derecede alkali olmasıdır. Asidik gıdaları şekersiz komposto yaparak asidik etkilerini azaltabilirsiniz.
ASİT GIDALARIN ZARARI NELERDİR ?
Önce uyuşukluk ve yorgunluk başlar.Durum ilerlerse baş ağrıları, mide bulantıları, sinirlilik, depresyona eğilim, vücut ağrılarında artış, mide de yanma ve asit artışı, kronik yorgunluk hatta pek çok ciddi hastalığın da başlangıcına yol açabilir ve daha kolay hastalanmanın önü açılabilir.Bağışıklık sistemi bu durumdan olumsuz etkilenebilir.Hatta bazı görüşlere göre daha şişman olmanın önünü bile açabilir. Pilavlar, makarnalar,börekler,beyazekmekler,patates kızartmaları, kekler, pastalar, çörekler gibi hızlı karbohidratların aşırı tüketildiği durumlarda yağ asidi üretimi artar ve bel, kalça, karın bölgelerinde depolanır. Şeker,damar hastalıkları gib kronik hastalıkların oluşması kolaylaşabilir.
ALKALİ SU NEDİR NEDEN İÇİLMELİ ?
Ben de alkali beslenmenin ve alkali içmenin çok önemli olduğuna inandığım için uzun süredir alkali su içiyorum. Ayurveda sağlıklı yaşam sistemi genelde asit gıdaları geri plana atarken alkali gıdaları ön plana çıkartır.Beden ph’sını alkali yapmanın en kolay bir yolu da alkalı su içmektir.Alkali suyu almanın en iyi yollarından biri evinize suyu alkalide yapan sisteme sahip filtre taktırmaktır.Herkesin bütçesi evine alkali su filtre sistemi kurmaya uygun olmayabilir, o zaman da üzülmeyin çünkü iyi bir suyla da evinizde kendinize alkali su yapabilirsiniz.
Evde ucuza alkali su nasıl yapılır ?
2 litre suya yaklaşık 1 yemek kaşığına yakın karbonat koyun ve karıştırın. Bu kadar basit ve ucuz. Gün boyu bu suyu için. Hatta sıcak veya soğuk içeceklerinizde bile bu suyu kullanabilirsiniz.
Eğer çok kızartma, ağır yağlı, asitli içecek, beyaz un ve şekerli gıdaları çok tüketen biriyseniz, alkali su içmenizin sağlığınıza olumlu etkileri olabilir.Bu arada şaşırtıcı bir şekilde limon asidik olmasına rağmen uzun vadede az tüketildiğinde bedende alkali etki gösterir.
Bedende kaslarda aşırı asidik etki olduğu zaman ılık susam yağıyla yapılan bir rahatlatıcı masaj stres ve yorgunluğa bağlı asit etkisini azaltır.
ALKALİ YEMEKLERE ,İÇECEKLERE ÖRNEKLER :
Zeytinyağlı ıspanak-pazı, kayısı kompostosu, rezene çayı, baklalı enginar, soya filizli-haşlanmış buğdaylı-zeytinyağlı turplu-salatalıklı salata, taze nane yapraklı maden suyu,alkali suyla yapılan yasemin, ıhlamur,nanepapatya çayları,zeytinyağlı kabak,zerdeçallı sebze çorbası.
AŞIRI ASİDİK BESLENMEYE ÖRNEKLER :
Hamburger yanında patates kızartması, asitli meşrubat ve bol tuz mayonez ketçap, sosis kızartma,beyaz ekmekten tuzlu peynir ve salam-sosisli tost, tavuk kızartma-yağlı pilav, çok şekerli koyu çay-kahve,kızartma börek,yağlı kek-kremalı pasta,kızartma hamur tatlıları.
Size son zamanların en çok konuşulan ve önerilen beslenme şekillerinden olan alkali beslenmeyi ve alkali suyu anlatmaya çalıştım. Uygulayıp yarar gördüğünü söyleyen pek çok kişi var. Bu akımı savunan doktorlar aşırı protein ağırlıklı beslenen kişilerin bol alkali su içmesinin de bedeni asidozdan korumaya yardımcı olabileceğini vurguluyorlar. Bazı doktorlar ise fazla alkalinin sindirim sistemini tembelleştirebileceğini, bu beslenme şeklinin hiçbir bilimsel temelinin bulunmadığını, aşırı karbonatlı su içmenin mide yaralarını tekrardan oluşturabileceğini, karbonatlı su içmenin gerekli olmadığını sadece doğru beslenmenin asit-baz dengesinde yeterli olduğunu savunuyorlar.
kaynak şifacı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi Yiyecekler Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?

Kırmızı Biberin Faydaları…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »