ALKALİ SU KULLANMANIN YARARLARI…

Bağışıklı sisteminin en önemli öğesi, vücudumuzun pH değeridir.

O değeri korumaya yardımcı olan alkali yiyecekler ve alkali su çok büyük önem arz etmektedir.
Türkiye’de damak tadı bakımından en çok tercih edilen sular, sertlikleri çok düşük olan sulardır.
PH değerleri 6.5′tan azdır ve hepsi mineral içeriği bakımından fakir sulardır.
bms_gif
Asidik sulardır, bu da demektir ki, aşındırıcı sulardır.
Alkali su faydalarından biri de, vücudumuzda oluşan fazla asitleri etkisiz hale getirmeye ve vücudumuzdan dışarı atmaya yardımcı olmasıdır.
Anne karnındaki ceninin %99’u, yeni doğan bir bebeğin %95’i su’dur.
Yetişkin bir insan vücudunun %70 – %75’i sudan meydana gelmektedir.
Yaşlandığımızda vücudumuzdaki su oranı %50 – %60 civarlarına düşer. Öldüğümüzde ise vücudumuzdaki su oranı %35 – %40 civarlarındadır.
Buradan anlamanız gereken; vücudumuzdaki su oranı ne kadar yüksek ise,
daha sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşamın bizi beklediğidir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalıkların meydana gelme sebeplerinin
%80 oranında suya bağlı olduğunu ve yine hastalıkların %80 oranında sağlıklı su ile önlenebileceğini söylemektedir.

Artık piyasada suyu elektroliz ederek, alkali su üreten cihazlar ile farklı olarak nanoteknoloji ürünü ve doğal biyoseramik taşlarla suya yaydığı kızılötesi ışınlar, negatif iyonlar ve suya verdiği alkali minerallerle suyu alkali hale getiren ve ORP’yi düşüren cihazlar bulmak mümkün.

Her Su Aynı Değildir.

Ayrıca bilinenin aksine sağlıklı diye içtiğimiz birçok su aslında sağlıklı değildir.
– Musluk suyu oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Klor ve değişik zararlı maddeler içerebilir.
– Hazır sular ve arıtma cihazlarından elde edilen sular genelde asidik, oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Ayrıca mineral yönünden son derece fakir ve adeta saf sudur.
– Artezyen (kuyu) suları oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Değişik kirleticiler, ağır metaller ve tarım ilaçları içerebilir.

Alkali su faydalarından biri de, içenler daha sağlıklı ve zinde olurlar. Daha fazla su tüketmeye başlarlar.Alkali su içerek cildin kurumasının önüne geçebiliriz.

Suyun ideal pH’sının kaç olması lazım?

PH suyun asitlik derecesini gösteren bir terim. pH aralığı 0-14 arasında değişiyor.
7 nötr, 0-7 arası asidik, 7-17 arası alkali su olarak kabul edilir.
Bir su ne kadar çok kalsiyum, magnezyum ve potasyum içeriyorsa, asitliği de o kadar az oluyor; yani pH’sı alkali tarafta oluyor.
pH değerinin 7,5-8.5 arası olması (yani hafif alkali olması) ideal.

Niçin Alkali (İyonize) Su?
Hepimiz vücudumuz hayatta kalabilmek için hafif alkali yapısını koruması gerektiğini biliriz.
Kanımızın pH seviyesi 7.4 ve hücresel sıvı seviyesi ise yaklaşık pH 7.2 dir.
Bu gerçeğe göre, hücrelerimiz sürekli olarak asidik atık üretmekte ve vücut sıvılarımız da hayatta kalabilmemiz için

vücudun pH seviyesini korumaya çalışmaktadırlar. Vücudumuz asidik

atıklardan kurtulmak için oldukça ağır bir çalışma yapar.

Asidik atıklar ter ve idrar ile çıkartılır.
Her ikisi de düşük pH seviyesine sahiptirler. Asidik cilt yüzeyi kendisi ile temas eden birçok mikrop ve virüsü öldürür.

Ayfer İĞDEBELİ
UZM.ESTETİSYEN&KUANTUM KOÇU
TEL:0 5333607881

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Pirinç Yaşlanmayı Geciktiriyor…

 

 

Araştırmalar, pirincin içeriğindeki hücre yenileyiciler sayesinde yaşlanmayı geciktirdiğini ortaya çıkardı.

Pekçok faydası olan pirinç, açlık hissini giderdiğinden Diyet besini olarak da kullanılıyor. Sıvıyı içine çeken bir gıda olduğundan dokulara yerleşmiş tuzu bünyesinde bulundurup, dolaşım sisteminin, kalbin ve böbreklerin yükünü hafifletirken toksinlerden arınmamızı da sağlıyor. Pirinç, AKUT ve kısa süreli enerji sağlaması, bağırsak peristaltik hareketlerini düzenlemesi ve iyileştirmesini sağlarken yaşlanma sürecini de yavaşlatıyor.

Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş’e göre pirinç, iyi bir antioksidan olduğu için vücudu serbest radikallerden temizliyor. Eriş, pirincin doğal antioksidanlar veya bunu destekleyen C vitamini, A vitamini, fenolik ve flavonoid bileşiklere de sahip kanseri önlerken, yaşlanma evresini uzatarak beyin sağlığını korumada son derece faydalı yararlı bir besin olduğunu vurgulayarak, “Alzheimere neden olan serbest radikaller ve toksinlerin etkilerini engelleyen koruyucu enzimleri tetiklemektedir. Pirinç özellikle D vitamini, kalsiyum, lif, demir ve riboflavin gibi vitaminler açısından zengindir. Esmer pirinç ve kepekli tahıllar posadan zengindir. Bu nedenden kabızlık tedavisinde çok faydalıdır. Pirinç, bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi hücrelerin yenilenmesini sağlayarak yaşlanma sürecini yavaşlatır” şeklinde konuştu.

40 binden fazla çeşidi var

America Rice Federation verilerine göre, bütün dünyada kırk binden fazla pirinç çeşidine rastlanıyor. Pek çok ülke mutfağında önemli bir yere sahip olan pirinç, karbonhidrat açısından zengin olduğu için, günlük kalori gereksiniminin büyük bir miktarını karşılayabiliyor. Beyin, aktivitesi için karbonhidrata ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple pirinç beyin sağlığı içinde önemli bir besin maddesidir. Pirinç kolesterol, yağ ve tuz içermediğinden birçok hastalıkta ve bilhassa hipertansiyonu olan bireyler tarafından sorunsuzca kullanılabilmektedir.

kaynak: onedion

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZE SÜPER DESTEK OLMANIZ İÇİN:

1.DİNLENİN
Yapabileceğiniz en kolay ve en etkili yol, belki de!

2.NANE YAĞI KULLANIN
Uçucu nane yağını alın, buhurdanlığa su damlatın ve altına mumu yakın. Kokusunun antibiyotik etkisi var.

3.YEŞİL İÇECEK İÇİN
İçerdiği probiyotikler sindirim sisteminizi temizleyecek, iyi bakteriyi destekleyecek ve bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir.

4.SİZİ ISITACAK ÇORAPLAR GİYİN
Biliyorsunuz, soğuk algınlığı ayakta başlar.

5.ÇİNKO İÇEREN GIDALAR YİYİN
Ispanak, kabak çekirdeği, kaju fıstığı, kakao, bitter içeriği yüksek çikolata, fasulye ve mantarda var.

6.SARIMSAK
Doğal antibiyotiktir.

7.C VİTAMİNİ
Serbest radikalleri temizlemede süper iş görür: 100 gr çileğe ne dersiniz? Ya da portakal, limon, greyfurta?

8.PROPOLİS
Doğal antibiyotiklerden biri daha, arıların ağaçtan ağaca gezerek topladıkları reçineden elde ederek salgıladıkları sıvı. Kovanlarındaki delik yırtık ne varsa hemen tamir ediyorlar ve hiç bakteri olmuyor o kovanda! Aman iyi marka seçin, çocuklara toplatılmış reçineden yapılmış olmasın…

Nane yağı, buhurdanlık, propolis ve daha birçok Sizi iyi hissettirecek şeyler için:

kundo

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇİLEK NE ŞAHANE BİR MEYVE!


100 gr çilek yediğinizde, günlük C Vitamini ihtiyacınızın hepsini karşılıyorsunuz!
Şimdi size yapması çok pratik ve su içmenizi renklendirecek, eğlenceli hale getirecek çok basit bir tarifimiz var:
Bir kap çileği alın, blendera koyun. Yarı seviyesine kadar su ekleyin. Karıştırın. Sonra buz kalıplarına dökün.
Su içeceğiniz zaman, içine bu çilek buzundan bir kaç tane atın: hmmmm mis gibi kokuyor ve nefis görünüyor!
Kaynak: kundo

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğal Ağrı Kesiciler…

Kaynak: Dukan Diyeti

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Peki benim için ne kadar su yeterli?

Kola, Soda, Çay, Kahve … vs. İçtiğinizde Su içmezsiniz!!! Çünkü bu içtiğiniz Sıvılarda Oksijen Miktarı Düşüktür. Vücudunuzun Oksijene İhtiyacı vardır!!!. İçtiğiniz suyun Alkali olması gerekir!!!.

Su vücudumuzdaki organ, doku ve eklemlerin en önemli ve temel bileşenidir. Vücudumuzdaki her organın varlığı suya bağlıdır. Vücudumuzun %75’i sudan meydana gelmiştir. Beynin %85’i, kanın %90’ı, kasların %75’i, böbreklerin %82’si ve kemiklerin %22’si sudur. Vücudumuzdaki organlar ve salgı bezleri eğer iyi ve temiz su ile beslenmezse sonunda görevlerini yapamaz hale gelirler.
Yetişkin bir insan her gün terleme, idrar ve soluk yoluyla yaklaşık 2,5 litre su kaybeder. Vücuttaki su oranı %5 düştüğünde sorunlar gözlenmeye başlar. Yetişkin bir bireyde bu bitkinlik ve huzursuzluk olarak kendini gösterir. Bebeklerde de bu belirtiler su kaybının işareti olabilir. Yaşlı bir insan için %5 su kaybı, özellikle sodyumla birlikte vücuttaki elektrolit oranı düşeceğinden vücut kimyasının bozulmasına neden olur. Bu kişilerde yaşlılık belirtileri genellikle kırışıklık, durgunluk ve hatta uyumsuzluk şeklinde görülür. Vücuttaki su kaybı uzun süre devam ederse, yaşlanma etkisi ve hastalık riski hızlanarak artar.
Eğer yeterli miktarda sıvı almazsak, hücreler dolaşım sisteminden yani kandan sıvı çekerler. Bu da kalbin zorlanmasına sebep olur. Aynı zamanda böbrekler suyu iyi süzemez. Böyle bir durumda böbreğin görevini karaciğer ve diğer organlar üstlenir ve bu durum bu organlarda şiddetli tahribata neden olur. Bunlara ilaveten, kabızlık, deride kuruluk ve kaşıntı, sivilce, burun kanaması, idrar yolları enfeksiyonu, öksürük, nezle, sinüzit ve baş ağrısı gibi sağlık sorunları da görülebilir.

Peki benim için ne kadar su yeterli?

Vücudunuz için gerekli su miktarı ağırlığınızla doğru orantılı. Basit bir hesaplama için vücut ağırlığınızı 32 gram ile çarpabilirsiniz.

Kiloya Göre En Az tüketilmesi
Gereken Su Miktarı pH’ı 8 üstü
olması gerekir!!!.

110 Kilo = 3,63 Litre
100 Kilo = 3,3 Litre
90 Kilo = 2,97 Litre
80 Kilo = 2,64 Litre
70 Kilo = 2,31 Litre
60 Kilo = 1,98 Litre
50 Kilo = 1,65 Litre
40 Kilo = 1,32 Litre
30 Kilo = 0,99 Litre

Kaynak: kemal milar

Turp Ve Bal Mucizesi…

Sadece Öksürükleri geçirmekle kalmıyor;
Romatizma ve damar sertliğine,
salata olarak yemek diş ve diş eti sağlığına,
kanı temizlemeye, s
oğuk kış aylarında vücudun ısınmasına,
astımda solunum düzenlenmesine kullanılmıştır.

Önemli Not% Bal ile kullanımı 2 kez ile sınırlı, 2 defada bir yeni turp kulanmayı unutmayın.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Zeytin Her Derde Deva…

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yaz Aylarında Karpuz Ve Üzüm Tüketin…

alıntı

Yaban Mersini Kurusu Faydaları…

yaban_mersini[1]
Yaban Mersini kurusu faydaları hakkında yararlanacağınız bilgileri bu sayfada sizler için araştırıp bulduk.Yaban Mersini ve diğer böğürtlen ve çilek gibi meyvelerin içinde insüline benzer maddeler vardır ve kan şekerini düşürür. Ayrıca meme, Prostat ve ağız kanser hüclerini laboratur ortamında öldürür. Kolon(kalın bağırsak) kanserine karşı korur.

Yaban Mersini ayrıca cranberry gibi idrar yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir etki gösterir ve E.coli bakterisinin idrar yollarına yapışmasını önler. Yaban Mersini içinde bulunan antosiyanin isimli Antioksidan madde iltihap yapan sitokinleri önlemektedir. İçinde bulunan ellajik asit kanser oluşumunu önler. Yaban mersininden hergün bir-iki su bardağı kadar yemek gerekir.

Yaban Mersini içinde polifenoller, salisilik asit, karaotenler, lif, folik asit, C vitamini, B vitamini, potasyum, manganez, mağnezyum, demir, riboflavin, niasin, fitoöstrojenler vardır. İçinde bu kadar faydalı besin içeren çok az gıda vardır. Yaban mersini, ıspanak ve deniz somonu en önemli üç süper besindir. Yalnızca bu üç besini tüketmek bile sizi birçok hastalıktan korur. Sadece bir porsiyonu beş porsiyon kadar havuç, elma , Brokoli ve balkabağı kadar Antioksidan madde içerir. Yarım su bardağı Yaban Mersini 1733 üniteE vitamini, 1200 mg C vitamini içerir.

Yaban Mersini yaşlanmayı önler , vücuttaki sarkmaları önler, kanserden korur. Alzheimer, bunama, makula dejeneransı gibi hastalıklardan bizi korur. Koyu mavi-mor renkli bu meyvenin rengini antosiyanidin pigmetleri verir. Meyvenin rengi ne kadar koyu olursa bu pigment yani faydalı etkisi o kadar fazladır. Bu meyve multipli sklerozisli hastalarda da faydalı olabilir. Bağırsaklara ve sindirim sistemine faydalıdır, Kabızlık ve ishale iyi gelir. Yaban mersinin kurusunu da tüketebilirsiniz. Yaban Mersini kurusu, erik kurusu Yulaf ezmesiyle birlikte yiyebilirsiniz. Kuru meyveler kırışıklıkları giderir.

Ülkemizde Yaban Mersini başta rize olmak üzere Karadeniz bölgesinde, Antalya ve Isparta bölgesinde yetişmektedir. Rize’de LİKAPA, Trabzon’da LİGARBA, Rize Pazar ilçesinde KASKANAKA, Ardeşen ilçesinde ise ÇERA, Artvin’de MORSİVİT veya MAHABAK olarak isimlendirilen Yaban Mersini göz yorgunluğunu giderici ve gece görme özelliğini artırıcı özelliği de vardır. Varis ve Basur (hemoroid) için de faydalıdır.

Yabanmersini kurusunun sağlık açısından en faydalı olanı doğal yaban mersinininden kurutularak yapılandırDogal yabanmersini dayanıksız oldugundan fazla muhafaza edilememektedir. Fakat kurusu uzun süre saklanabilmektedir.

Diyabet hastalarına ve göz hastalıklarına önemsenecek derecede faydaları vardır.Blueberry ( yabanmersini ) kurusu piyasada yok denecek kadar azdır.Bazı aktar ve büyük süper marketlerde satılan ürünler blueberry kurusu degildir.Yaban Mersini farklı bir cins iolan Cranberry kurusudur ve şeker içermektedir.

Diyabet hastalarına iyi geldiği söylenerek yabanmersini adı altında satışı yapılmaktadır.Bunu kullanan hastaların sağlıkları tehlikeye girmektedir.Bu konuda herkezin duyarlı ve dikkatli olmaları gerekmektedir.Yabanmersini siyahımsı mor şeklindedir.Kurusuda aynı renkte olmaktadır. Kırmızı ve turuncu renklerde olan cranberry ile karıştırılmamalıdır.

Not: Cranberry başka bir çeşit yabanmersini türü olup şekerlidir.Fakat Blueberry ile karıştırılmamalıdır

Kaynak: Şifa market

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

DUT KURUSUNUN FAYDALARI…

41qdp6g4fgezvcdm[1]

 

 

DUT: Demir açısından çok zengin, ödem çözücü, idrar söktürücü, bağırsak kurtlarını düşürücü etkisi var. Sadece dut meyvesinin değil yapraklarının da bu özelliği bulunuyor. Yaprakların bir diğer önemli özelliği ise kanamayı durdurması…
BEYAZ DUTUN FAYDALARI;
*Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir.
*Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır.
*Ateş düşürür.
*Karaciğeri kuvvetlendirir.
*Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder.
*Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır.
*Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak kurtlarını düşürür. Mide ve bağırsakları rahatlatır.
BEYAZ DUT KURUSU KÜRÜ : Egzama için çok faydalıdır.
HAZIRLANIŞI:Bir çelik tencereya yarım litre su koyarak kaynatın. Kaynadıktan sonra içine bir avuç kadar beyaz dut kurusu atın ve 7 dakika daha kısık ateşte kaynatın.
UYGULANIŞI:Karışımımız kaynadıktan sonra biraz tenceredeki suyun sıcaklığı ılıkdan biraz sıcak olacak şekilde (elinizi yakmayacak) egzamalı olan elinizi tencerinin içine sokarak en az 10 dk. etki ettirecek şekilde bekletin.(en az 10 dk. elinizi tencerenin içinde bekletin). Elinizi çıkarttıktan sonra en az bir saat elinizi yıkamayın. Daha sonra elinizi sadece su ile durulayın.
Bu uygulamayı haftada 3 kez yapın. Karışımı her defasında taze olarak hazırlamak gerekir.

Kaynak: Doğal Sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor…

8610c9770444a3c4[1]

Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor.Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç konu ile ilgili bilgiler verdi.

Kuru meyveler, zamanında ve ürün çok iken toplanmış meyvelerin suyunun uçurulması ile hazırlanır.Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmez.Lif açısından zengin olan kuru meyveler sindirim sisteminin de dostudur.Özellikle diyet yapanlar için vazgeçilmez bir Araöğün alternatifidir.Kış ayları için hazırlanan kayısı,erik,üzüm gibi…meyve kurularına tropikal olan meyvelerden kivi,papaya,ananas gibi..renkli renki meyve kuruları da eklenmiştir.Kurutma işleminin yiyecekleri korumak için kullanılan en eski yöntemlerden biri olduğunu ve uzun süre dayanıklılığını koruyacağını ve içerdiği su miktarı düşük olduğundan yiyeceği bozacak mikroorganizmaların gelişip çoğalamamaktadır.Kuru meyvelerin, yaş meyvenin içerdikleri yüzde 90 oranındaki suyun yüzde 10-20 oranlarına düşürülmesi ile elde edilmektedir.Bu işlem ile içlerindeki su oranı azalan sebze ve meyvelerin şeker oranları yükselir ve dayanıklılıkları artar. Kurutma işlemi sonrası C vitamini dışında bütün mineralleri korunur, kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyeller ile öncelikle serbest radikallere karşı korur. Meyveler arasında ise kurutmaya en elverişli olanları elma, armut, vişne, erik, kayısı, üzüm ve dut tur, kivi, mango, muz, çilek, ananastır.Bu kurularının da çeşit çeşit faydaları vardır.

Armut Kurusu;

Armut kurusu vitamin bakımından çok zengindir.böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri gerekir.Yemeklerden önce yenecek olursa faydasından daha da fazla artar.

Erik Kurusu;

Akşamları özellikle şeker oranı düşük meyveler tüketmek gerekir.Bayanların kara erik kurusunu tüketmelerinde fayda var.Çünkü için de bol miktarda Kalsiyum ve D Vitamini bulunur.Bu nedenle tüketimi kemik sağlığının ciddi oranda korunması demektir.Bunun dışında kuru eriğin içerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle; tansiyon,karaciğer, kalp,böbrekler için faydası vardır. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır.kan şekerini düşürür. Kansere karşı koruyucudur ve cildin yaşlanmasını önler

Kivi Kurusu;

A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyumdan çok zengindir. Besleyici değeri de çok yüksek tir.Yüksek lif içeriği bağırsak çalışmasında olumlu etki yaratarak sindirimi kolaylaştırır. Bu durumda kabızlığı önler.Kan basıncını dengeler, tansiyon ve kolesterolü düşürür.Bağışıklık sistemini güçlendirir, nezle ve soğuk algınlığına, kansızlık ve mide rahatsızlıklarına da iyi gelir.Ayrıca cildi güzelleştirir.

Dut Kurusu; 

Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Mango kurusu:  

A, C ve E vitamini içeriği yüksek olan mangonun da sinirler, cilt güzelliği ve saçlar için çok faydalı olduğu ve aynı zamanda kanı temizlediği,  sindirimi hızlandırdığı , kuvvetli antioksidan olan besinlerden birtanesidir.

Kayısı Kurusu;

Besleyicidir ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir; stresi, kansızlığı önler. İçerdiği A vitamini akne gibi cilt bozukluklarının oluşmasını engeller. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, şeker hastalığının gelişimini düşmandır, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Kayısı lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları tespit edilmiştir.

Çilek Kurusu;

Çilek kurusunda da çok miktarda fosfor  ve demir mevcuttur. Ayrıca C, B ve K vitamini açısından da zengindir. Çilek vücuda kuvvet verir, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Bunun yanı sıra çok iyi bir antioksidan olan çilek, bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı kuruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır, kanı temizler, diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir, sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır, ateşi düşürür, romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir ve cildi nemlendirir.

ALINTI

Arıları Korumak İçin Bunları Ekin…

Vücuttaki Zehri Yok Eden Tek Besin O Çıktı…TAHİN

Kansere karşı koruyucudur. Damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. İdrar söktürücüdür.
Cildi güzelleştirir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Göz sağlığı için hayati önem taşır.
Vücuda alınan ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruma sağlar.
Yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarının (Alzheimer) önlenmesinde olumlu etkisi olduğu kanıtlanmıştır.
Tahinde çok miktarda bulunan E vitamini ile tüm bu yararları da vücudumuza kazandırabiliriz.
E vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Vücuda enerji verir. Seks hormonlarının oluşmasına yardımcıdır.
İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır.
Kendine has özel bir kokusu olan tahin, suyla temas etmedikçe uzun zaman bozulmadan saklanabilir.
Safra taşlarının düşürülmesinde, nefes darlığı ve bronşite faydalı olduğu bilinmektedir.
Anne sütünü arıtıcı özelliği bulunmaktadır. Çocukların beyin ve zeka gelişiminde etkilidir.
Kemik gelişiminde, yapısında bulunan bazı maddeler nedeniyle oldukça faydalıdır.
Tek başına tadı hoş gelmese de, pekmezle karıştırmak suretiyle hem daha faydalı olur, hem lezzetli.
karşı vücuda direnç kazandıran bir besinden bahsedeceğiz: Tahin
Tahin (tahan) susamın ezilerek ve çeşitli işlemlere tabi tutularak akıcı yağ gibi bir hale gelmiş şeklidir.
E, C ve B vitaminleri açısından zengindir. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Yaraların iyileşmesini hızlandırır.

kAYNAK:şİFALI ELLER

KARA HİNDİBA

KARA HİNDİBA

Kara Hindiba (Taraxacum officinale), Arslandişi, Radika, Gelingöbeği ve Keklikotu, adlarıyla da tanınır. Nisan ve Mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. Bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir. Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır. Bitki çok ıslak yerleri sevmez. Nisan-Mayıs döneminde köküyle birlikte sökülür ve topraktan arındırılır (yıkanmaz!). Gölge ve havadar bir yerde iyice kuruduktan sonra, ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Sadece yaprak, sap veya kökleri kullanılacak ise; yapraklar çiçeklenmeden önce, kökler ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise çiçeklenme sırasında toplanır. Bitkinin tümü şifalıdır. Vitaminler (A, B Kompeks, C ve D), triterpenler, carotin, flavon ve mineraller (demir, çinko ve bol miktarda potasyum), uçucu yağ, fructose, inulin ve cholin içerirler. İdrar söktürücü, safra salgılarını arttırıcı, karaciğeri güçlendirici, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve antiromatizmal etkileri vardır. Kökleri antiviral, iştah açıcı, safra kesesi ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve sindirime yardımcı özellikler taşırken, yapraklarının idrar arttırıcı ve böbrek fonksiyonlarını destekleyici, çiçeklerinin ise antioksidan ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri vardır.

Karahindiba, çiğ yenildiğinde veya kurutulup çay biçiminde kullanıldığında, kan temizleyici, sindirim kolaylaştırıcı, ter ve idrar söktürücü ve canlandırıcı etkilere sahiptir. Pankreas üzerine olumlu etkisi vardır ve böbreklerin çalışmasında aktif rol oynar. Karahindiba kanı inceltir ve kanın koyu olması halinde başarıyla kullanılabilir. Ergenlik sivilceleri  ısırgan otunun ve karahindibanın kan temizleyici özelliklerini sayesinde iyileştirilebilirler. Karahindiba, öncelikle böbreklerin ve karaciğerin fonksiyonlarını destekleyici bir bitkidir. Potasyum kaybına yol açmayan bir idrar söktürücüdür. Katılgan dokuyu (bağdoku) olumlu etkileyerek, yeterli oranda kanın tüm hücrelere ulaşabilmesine yardımcı olur. Güçsüz ve bitkin kişilere güç kazandırır. Karahindiba, içerdiği mineral tuzların yanı sıra, metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli  maddeleri de içerir. Sarılık ve dalak hastalıklarında da karahindiba başarıyla kullanılabilir. Kan temizleyici etkisi sayesinde, romatizma ve gut hastalıklarında da yardımcı olabilir. Romatizma ve gut hastaları, ilkbahar ve sonbaharda 2-4 haftalık bir kür uygulayabilirler.

Kara Hindiba, safra kesesi ve karaciğer  hastalıklarında oldukça yardımcıdır. Karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkilerden biridir. Günde taze olarak yenilen 5-6 çiçek sapı, kronik karaciğer iltihaplarında ve karaciğer yağlanmasında iyileşme sağlayabilir. Taze çiçek sapları karaciğer ve safrakesesinin çalışmalarını düzenler. Bu saplar şeker hastalığına da iyi gelebilir. Şeker hastalarıbu saplardan günde 10 tane kadar, bitki çiçekli olduğu sürece yiyebilirler. Saplar çiçekleri ile birlikte yıkandıktan sonra çiçekler koparılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yenir. Bunlar acımsı, gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar. Sık sık hastalanan ve kendilerini kötü hisseden kişiler, 14 günlük bir karahindiba çiçek sapı kürü uygulayabilirler. Bu kürün etkisi sizi şaşırtacaktır. Ama bu saplar daha başka hastalıklarda da yardımcı olurlar. Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilirler. Mide sıvılarını düzene sokar ve mideyi atık maddelerden temizler. Eğer taze çiçek sapı kürü 4 hafta sürdürülecek olursa, beze şişkinlikleri de iyileşebilirler. Her yıl ilkbaharda, karahindiba çiçeklerinden, çok lezzetli sağlığa yararlı bir pekmez  yapılabilir (Referans1: M.Treben). Bu değerli bitki  eskiden beri çok önemli bir yere  sahip olmasına rağmen  ne yazık ki, pek çok kişi tarafından tanınmaz ve zararlı bir ot olarak bilinir!

KULLANIM BİÇİMLERİ :

ÇAY HAZIRLAMAK : 

YAPRAK VE SAPLAR : Birtatlı kaşığı dolusu kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, bir su bardağı sıcak su ile 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 defa aç karına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir.

KÖKLER : 1-2 tatlı kaşığı ince kıyılmış dolusu kök, bir bardak soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, birkaç dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay tatlandırılmadan aç karına içilir.

BİTKİ SALATASI : Bitki ayıklanıp yıkandıktan sonra, bir süre sirkeli suda bekletilir. Bütün veya doğranmış yapraklar, üstüne limon ve zeytinyağı eklenerek yenir. Tadı hafif acımsıdır, fakat rahatsız edici değildir. Her ilkbaharda bitkinin tümü taze toplanarak ve haşlanmış patates ve yumurta ile karıştırılarak güzel bir salata da hazırlanabilir.  

ÇİÇEK SAPLARI  : Çiçekleriyle birlikte yıkanan karahindiba sapları, çiçeklerinden ayrılarak, günde 5-10 tane taze olarak yenebilir.

bitkisel-tedavi.com

 

Bitkinin tümü şifalıdır. Vitaminler (A, B Kompeks, C ve D), triterpenler, carotin, flavon ve mineraller (demir, çinko ve bol miktarda potasyum), uçucu yağ, fructose, inulin ve cholin içerirler. İdrar söktürücü, safra salgılarını arttırıcı, karaciğeri güçlendirici, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve antiromatizmal etkileri vardır. Kökleri antiviral, iştah açıcı, safra kesesi ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve sindirime yardımcı özellikler taşırken, yapraklarının idrar arttırıcı ve böbrek fonksiyonlarını destekleyici, çiçeklerinin ise antioksidan ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri vardır.

Karahindiba, çiğ yenildiğinde veya kurutulup çay biçiminde kullanıldığında, kan temizleyici, sindirim kolaylaştırıcı, ter ve idrar söktürücü ve canlandırıcı etkilere sahiptir

. Pankreas üzerine olumlu etkisi vardır ve böbreklerin çalışmasında aktif rol oynar.

Karahindiba kanı inceltir ve kanın koyu olması halinde başarıyla kullanılabilir.

Ergenlik sivilceleri ısırgan otunun ve karahindibanın kan temizleyici özelliklerini sayesinde iyileştirilebilirler. Karahindiba, öncelikle böbreklerin ve karaciğerin fonksiyonlarını destekleyici bir bitkidir. Potasyum kaybına yol açmayan bir idrar söktürücüdür.

Katılgan dokuyu (bağdoku) olumlu etkileyerek, yeterli oranda kanın tüm hücrelere ulaşabilmesine yardımcı olur. Güçsüz ve bitkin kişilere güç kazandırır. Karahindiba, içerdiği mineral tuzların yanı sıra, metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli maddeleri de içerir.

Sarılık ve dalak hastalıklarında da karahindiba başarıyla kullanılabilir.

Kan temizleyici etkisi sayesinde, romatizma ve gut hastalıklarında da yardımcı olabilir. Romatizma ve gut hastaları, ilkbahar ve sonbaharda 2-4 haftalık bir kür uygulayabilirler.

Kara Hindiba, safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında oldukça yardımcıdır.

Karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkilerden biridir.

Günde taze olarak yenilen 5-6 çiçek sapı, kronik karaciğer iltihaplarında ve karaciğer yağlanmasında iyileşme sağlayabilir.

Taze çiçek sapları karaciğer ve safrakesesinin çalışmalarını düzenler. Bu saplar şeker hastalığına da iyi gelebilir.

Şeker hastalarıbu saplardan günde 10 tane kadar, bitki çiçekli olduğu sürece yiyebilirler. Saplar çiçekleri ile birlikte yıkandıktan sonra çiçekler koparılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yenir. Bunlar acımsı, gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar. Sık sık hastalanan ve kendilerini kötü hisseden kişiler, 14 günlük bir karahindiba çiçek sapı kürü uygulayabilirler. Bu kürün etkisi sizi şaşırtacaktır.

Ama bu saplar daha başka hastalıklarda da yardımcı olurlar. Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilirler. Mide sıvılarını düzene sokar ve mideyi atık maddelerden temizler. Eğer taze çiçek sapı kürü 4 hafta sürdürülecek olursa, beze şişkinlikleri de iyileşebilirler.

Her yıl ilkbaharda, karahindiba çiçeklerinden, çok lezzetli sağlığa yararlı bir pekmez yapılabilir (Referans1: M.Treben). Bu değerli bitki eskiden beri çok önemli bir yere sahip olmasına rağmen ne yazık ki, pek çok kişi tarafından tanınmaz ve zararlı bir ot olarak bilinir!
KULLANIM BİÇİMLERİ :

ÇAY HAZIRLAMAK :

YAPRAK VE SAPLAR : Birtatlı kaşığı dolusu kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, bir su bardağı sıcak su ile 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 defa aç karına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir.

KÖKLER : 1-2 tatlı kaşığı ince kıyılmış dolusu kök, bir bardak soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, birkaç dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay tatlandırılmadan aç karına içilir.

BİTKİ SALATASI : Bitki ayıklanıp yıkandıktan sonra, bir süre sirkeli suda bekletilir. Bütün veya doğranmış yapraklar, üstüne limon ve zeytinyağı eklenerek yenir. Tadı hafif acımsıdır, fakat rahatsız edici değildir. Her ilkbaharda bitkinin tümü taze toplanarak ve haşlanmış patates ve yumurta ile karıştırılarak güzel bir salata da hazırlanabilir.

ÇİÇEK SAPLARI : Çiçekleriyle birlikte yıkanan karahindiba sapları, çiçeklerinden ayrılarak, günde 5-10 tane taze olarak yenebilir.
bitkisel-tedavi.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »