Mutluluk Veren 6 Besin…

BİTTER ÇİKOLATA
Yanlış duymadınız. Sağlıklı bir beslenmede diyetinizi dengelemeyi bize bırakın biz de beslenmenizde çok sevdiğiniz çikolataya da yer ayıralım. Tabiki gofretlerden bahsetmiyoruz. Neden mi? Çünkü çikolatayı sağlık için yararlı kılan özelliği içerdiği kakao miktarıdır. Yapılan araştırmalara göre kendinizi mutsuz hissettiğiniz anlarda, enerjiniz tükendiğinde ya da tatlı isteğinizi bastırmak için  20 g bitter çikolata tercih edin.

KUŞKONMAZ
Kuşkonmaz içeriğinde triptofan denilen bir aminoasit barındırır. Triptofan vücutta mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin sentezine katılır. Serotinin beyinde görevli en önemli ileticidir. Ayrıca kuşkonmaz yüksek folat içeriği ile de depresyonun üstesinden gelir. Kuşkonmaz ile aranız yok mu? O zaman triptofan için hindi eti ya da yumurta da tüketebilirsiniz.

HİNDİ ETİ
Hindi eti içerdiği triptofan aminoasiti ile serotonin denilen mutluluk hormonunu uyarır. Bu sayede kendinizi daha huzurlu hissedersiniz.

YER ELMASI
Yer elması da serotonin üretimini artırıyor. İnsülin düzenlenmesinden sorumlu karotenoid (karotenli maddeler) içeren yer elması, şeker hastaları için oldukça yararlı. Yer elması ayrıca ruhsal sıkıntıyı azaltan, enerji seviyesini artıran ve tansiyonu düşüren potasyum maddesi içeriyor.

MUZ
Muz aynı zamanda yüksek oranda triptofan içeriyor. Bu aminoasit, vücuda SEROTONİN sentezini artırır.

YOĞURT
Düzenli süt içerek ya da yoğurt yiyerek alacağınız enerji metabolizmasında da yer alan bir mineral olan kalsiyum aynı zamanda da ruhunuzu da doruğa taşıyacak. Kalsiyum beyne mutluluk veren sinir ileticilerinin hareketini sağlar. Anksiyete, depresyon, huzursuzluk, unutkanlık ve yavaş anlama gibi

Kaynak: Ferin Batman

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Soğanın Faydaları Ve Zararları Nelerdir Nasıl Kullanılır:

Mutfakların vazgeçilmezidir soğan. Hemen hemen her yemeğe katılan lezzet verici bir sebzedir. Soğanın faydalı bir sebze olduğunu biliriz fakat nelere faydalıdır, zararları var mıdır biliyor muyuz? Acaba soğan neye iyi gelir ve fayda sağlaması için nasıl tüketilmelidir. Soğan sebzesi ile ilgili bilmek istediklerinizi açıklayalım.

Soğan Nedir:

Soğan diğer isimleri Basaliye, Allium cepa, Onion, Oignon olan Zambakgiller familyasından, yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu, acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler, fermentler ve amino asitler vardır. Soğan, A, B ve C vitaminleri ile potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından oldukça zengindir. Uçucu yağının içinde bulunan propil alliin maddesi, gözleri yakar ve yaşartır.

Soğanın Faydaları:

* Soğan doğal antibiyotik gibidir, Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar.
* İdrar söktürücü etkisi vardır.
* idrar tutukluğunda fayda sağlar.
* Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.
* Böbrek ağrısını dindirir.
* Soğan zayıflamaya yardımcıdır, kilo vermek için kullanılır.
* Zihin yorgunluğunu dindirir.
* Baygınlığı geçirir.
* Prostat bezinin hastalanmasını önler.
* İktidarsızlıkta faydalıdır.
* Cinsel gücü artırır.
* Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.
* Öksürüğe iyi gelir ve bronşları temizler.
* Astım nöbeti, akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.
* Kandaki şeker seviyesini düşürür.
* Şeker hastalarında faydalıdır.
* Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
* İhtiyarlamayı geciktirir.
* İştah açar.
* Kalbi kuvvetlendirir ve Koroner damarları genişletir.
* Damar sertliğinde faydalıdır.
* Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur.
* Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.

Soğanın Zararları:

Soğanın iştah açıcı özelliği vardır bu sebeple, diyet yapan kişilerin soğandan bir süre uzak durması yerinde bir karar olur. Soğanın içinde bulunan ince zar mide ağrısına sebep olabilir. Bu yüzden soğanın ince zarının ayıklanarak yenilmesi daha doğru olur. Mide rahatsızlığı olanların çiğ soğanı çok fazla yemeleri ve soğan suyunu ölçülü içmeleri tavsiye edilir.

Soğan Nasıl Kullanılır:

Faydaları saymakla bitmeyen soğan nasıl kullanılmalı, nasıl tüketilmeli açıklayalım. Soğan kadar soğan suyuda çok fayda sağlar. Soğan düzenli ve sürekli şekilde çiğ olarak yenmeli ya da günde üç kez yemeklerden önce bir çorba kaşığı soğan suyu içilmek suretiyle tüketilmelidir. Bazı sorunlar için de kür şeklinde kullanımı önerilmektedir. Soğan kürü uygulaması yapılırken taze olarak hazırlanması ve ılık olarak içilmesi gerekiyor. Başağrısına, bir baş soğan ince kıyılarak haşlanır ve haşlanmış soğan, bir tülbent arasında alına bağlanırsa, ağrıyı dindirir. Vücuda batan ve içinde kalan bir maddeyi atmayı kolaylaştırmak için bir baş soğan sıcak külde közlenir, yarılır ve içine biraz beyaz sabun kıyılır ve bu yaranın üzerine sarılırsa vücudun içinde kalan yabancı cismin atılmasına yardımcı olur

OMEGA 3 HAKKINDAKİ TÜM GERÇEKLER

Omega 3 ya da balık yağı deyince aklınıza ne geliyor? Omega 3 sağlığımız için ne kadar gerekli? Sadece besinleri tüketerek omega 3 gereksinimimizi karşılayabilir miyiz? Balık yağına başvurmak doğru mu? Balık yağı obeziteye yol açar mı, yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu?

Omega 3’e neden ihtiyacımız var?

Omega 3 yaşamsal bir yağ asididir. Bir yandan şeker hatalığına karşı koruyucudur. Hücre zarını kapladığında daha elastik bir hücre zarı oluşturduğu için, örneğin bu bir damar hücresiyse, damarların daha elastik olmasını sağlayarak tansiyonu önleyici bir etkisi vardır. Kansere karşı koruyucu, damarların içinde pıhtı oluşumunu geciktirici, kan sulandırıcı, dolayısıyla kalp krizine karşı koruyucu bir yağ asididir.

Zihinsel performans için de çok önemlidir. Çocukların matematik zekasının gelişmesi, derste dikkatlerinin artması açısından ve hem çocukların hem de yetişkinlerin ruhsal dengelerinin sağlanması için omega 3 çok önemlidir.

Amerika’da bazı psikiyatrik klinikler çok önemli ruhsal hastalıkları bile sırf balık yağı ile tedavi etmeye çalışıyor. Bugünkü yaygın ruhsal hastalık ortamının bir açıklaması olması gerekir. Bunu hemen stresle açıklamak çok doğru olmasa gerek. Bunda omega 3 eksikliğinin etkisini yadsımamak gerekir. Omega 3 strese dayanıklılığı da artırır.

Omega 3 kaynakları neler?

Atalarımız inek sütü, koyun sütü ve bu hayvanların etlerini yediklerinde omega 3 alıyorlarmış. Çünkü omega 3’ün esas kaynağı yeşilliktir. Hayvanlar otlayarak beslendikleri için omega 3 alıyorlar, insanlar da hayvanlardan omega 3 elde ediyorlarmış. Biz, maalesef artık endüstriyel hayvan ürünleri tükettiğimiz için elimizde omega 3 kaynağı olarak bir tek balık kaldı. Balıktaki omega 3 de yosun yemiş olmasından veya yosun yiyen küçük balıkları yemesinden kaynaklanıyor.

Hayvan yetiştiriciliğinde hayvanlara pancar küspesi ya da mısır yediriliyor. Oysa onların genetik yapılarında mısır, pancar küspesi yeme alışkanlığı yok. Bu hayvanlardan artık sadece protein ve bol miktarda damar sertliği yapıcı yağ asidi elde ediyoruz.

Tükettiğimiz balığın nerede ve ne şekilde yetiştirildiği önemli mi?

Balığın nerede yetiştirildiği coğrafi olarak önemli, kültür balığı ya da serbest deniz balığı olup olmaması da bir o kadar önemli. Balık yosun yediği için omega 3 içerir. Oysa kültür balıkçılığında balığa yosun yedirilmiyor. O nedenle balık yiyin dediğimizde “doğal ortamında yetişen balık”tan söz ediyoruz.

Denizlerin kirliliği, özellikle ağır metal açısından, balık yeme sıklığımızı sınırlayan bir faktör.

Hangi balıklar sağlıklı, hangileri sağlıksız?

Denizdeki ağır metaller özellikle yağda depolandığı için büyük balıklar ve dip balıkları sakıncalı olabilir. Mezgit, kalkan, barbun gibi dip balıkları sakıncalı. Bunları hiç tüketmemek ya da yılda bir kere nefsi köreltmek için tüketmek gerekir. Ama küçük balıklarda ciddi bir risk yok. Hamsi, palamut ve lüfer yenebilir. Tabii tüm bu balıkların denizden ağır metal alıp almadıklarının ölçümleri devlet tarafından yapılmalı.

Omega 3’ü balıktan mı yoksa balık yağı kapsülü olarak mı almalı?

Tercihen omega 3’ü balık olarak almak gerekir. Ama balık mevsimseldir ve her yıl bol balık olmaz. Ayrıca deniz kirliliği de önemli bir korkutucu faktördür. Bunlardan dolayı yetişkinler için ihtiyacımız olan günlük 1,6 gram hayvansal kökenli omega 3 yağ asidini balıktan alamıyorsak kapsül olarak almak gerekir.

Vücutta omega 3 eksikliği olduğunu nasıl anlarız?

Bunu kendimiz fark edemeyiz. Orta gelişmiş ve gelişmiş ülkelerin en önemli ölüm nedeni kronik hastalıklardır. Tüm ölümlerin nerdeyse yüzde 60’ı kronik hastalığa bağlıdır. Aşırı şeker, hatalı yağ tüketimi, fazla miktarda kalori alımının yanı sıra omega 3 eksikliği de kronik hastalıkların oluşumunda önemli bir etmendir. Japonya gibi bazı istisnai ülkeler dışında, bütün dünya bir omega 3 eksikliği dönemi yaşıyor.

Çocukluk çağında verilen balık yağı ileriki yaşlarda obeziteye yol açar mı?

Balık yağı şeker hastalığına, karın tipi yağlanmaya karşı koruyucudur. Karaciğer yağlanması tedavisinde şekeri kesiyoruz, hastanın kilo vermesini istiyoruz ve balık yağı takviyesi öneriyoruz. Kilo vermek isteyenler bile bundan yararlanabilir.

Balık yağında doz aşımının yan etkisi var mı?

Bugüne kadar omega 3 eksiği olan insanlar rahatlıkla günlük ihtiyacımız olan 1.6 gramın üstünde balık yağı alıp eski depolarını doldurabilirler. Karaciğer yağlanması olan hastalarda günlük 1,6 gramlık dozun iki katını veriyoruz. Bugüne kadar omega 3’ün fazla alınmasından dolayı herhangi bir yan etki tespit edilmiş değil.

Omega 3 takviyesi seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Her balık yağının nereden üretildiği yazmıyor ne yazık ki. Ama piyasada bazı yabancı kökenli balık yağları menşei sertifikalı olarak satılıyor. Kuzeydeki hangi ülkenin açıklarındaki denizden, hangi balıktan elde edildiği belirtiliyor. Deklare ettiklerinin tersine davranmaları markalarına zarar vereceğinden, nereden ve hangi balıktan üretildiğini açıklayan markaların balık yağlarının güvenilerek alınabileceğini tahmin ediyorum. Ama yüzde yüz garantisini hiç kimse veremez.

Balık yağı alırken ambalajın üstünde “1 gram balık yağı” yazar. Ama asıl içindekilere bakmak gerekir. EPA ve DHA asitlerinin toplamı 1.6 gram olmalıdır. Bu oranlar daha düşükse, günlük ihtiyacı karşılayabilmek için haptan daha fazla almak gerekir. Bunlar hayvansal kökenli omega 3’lerdir. Bir de bitkisel kökenli omega 3’ler vardır, yani alpha linolenic asit. Bunun için ceviz yiyin diyorlar sık sık. Ceviz bir omega 3 kaynağı olarak düşünülemez.

İnsan 7 gram alpha linolenic asitten sadece 1 gram hayvansal omega 3 üretebilir. Günlük ihtiyacınız olan omega 3’ü cevizden almaya kalksanız ortalama on kilo ceviz yemeniz gerekir. Cevizden, semizotundan ya da diğer besinlerden omega 3 almak gibi bir beklentiniz olmamalı. Yumurtanın, özellikle omega 3’ten zenginleştirilmiş olanları tüketilebilir. Ancak omega 3’ün birincil kaynağı balık veya omega 3 kapsülüdür.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KESTANE BALINI TANIYALIM

 

Kestane Balı Haziran ayı başlarında Kestane çiçeğinin çiçeklerini Güneş’e göstermesi ile birlikte arıların bu çiçekten aldığı tüm özlerini, işte o Kestane Balı dediğimiz koyu ve tadı diğer kovan ballarından farklı olan muhteşem Balı yaratmaktadır. Tüm Balların bir çok faydası bulunmaktadır fakat Özellikle Kestane çiçeğinin kendi yapraklarını korumak için kullandığı bir besini, Arıların Kestane Balında bize sunması ayrı bir güzelliktir. İşte bu Koruyucu kalkan görevi yapan toksinlerin Bal’da bulunması bizim vücudumuzda ki direncin yükselmesine, artmasını sağlamaktadır.O yüzden kestane balının bilinen bir zararı yoktur.

Her bal faydalıdır. Ancak Kestane Balının en büyük ve en cezbalıcı özelliği, Kestane çiçeğinden toplanan polenlerin içerisinde bulunan koruyucu bir toksin maddesidir. Toksin denilince hemen aklınıza kötü birşey gelmesin aksine, tamamen insan vücudunun direnci ile alakalıdır. Çiçeğin tüm gövde ve yapraklarında kullandığı bu özel toksin, vücudumuzun direncinin artmasına, hasta olmalara ve kansere en büyük önlem olarak yer almaktadır. Tabi ki kendimize, sağlığımıza ve yediğimiz içtiğimiz maddelere dikkat ettikten sonra bu tür bitkilere yöneleceğiz. Fakat Kestane Balının faydalarını, her sabah kahvaltıda doya doya yiyen bir kişi ilerleyen zamanlarda görebilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kuru Öksürüğe Ne İyi Gelir ?

En bilinen yöntem nane limon derler c vitamini derler bunları biliyoruz mutlaka başka şeylerde vardır evde kendimizin yapabilceği ilaç niyetine önerileri alalım

————————————————

Öksürüğe ne iyi gelir? İşte öksürüğe çare yolları…

– Öksürük pastilleri ya da ballı çay veya bitki çayları boğazda kuruluk, gıcık ve öksürüğü önler.

– Bir elmanın kabuğunu soyun, bir kaç da çekirdeğini koyun, birazcık ıhlamur, bir iki karanfil, belki bir tarçın kabuğu, bir dilim de limon. Bunların hepsini kaynatıp, isterseniz bal ile tatlandırıp sıcak sıcak içebilirsiniz. Ilık ılık vermek suretiyle çocuklar için de kullanabilirsiniz.

– Bir tatlı kaşığı bala toz zencefili karıştırarak macun yapıp için (yeyin), boğazınıza ve öksürüğe çok iyi gelir. (Çocuklara uygulamayın.)

– İki tatlı kaşığı dut pekmezine uygun miktarda karabiber katıp karıştırın ve günde bir kaşık verin. Bir iki güne kadar öksürük geçecektir. Yetişkin ve çocuk kullabilir.

– 1 çay kaşığı karabiber, 1 tatlı kaşığı bal ile ile karıştırılarak verilir. Ardından da süt. Bu formül yetişkinler için de etkilidir.

– Kabukları ile elma, tarçın, zencefil, ıhlamur, ayva ve kabuklu limonu kaynatıp suyunu içirin. Göğsü yumuşatacak ve öksürüğü geçirecektir.

– Çocuğunuzu uykuya yatırırken oda sıcaklığındaki balı sırtına sürüp, üstüne gazete veya kağıt havlu ile kapatıp, uyumasını sağlayın. 2-3 kez denendiğinde öksürüğü kesecektir.

– Ihlamurla ile ayva yaprağı beraber kaynatılıp içilirse, öksürük geçer.

– Bir miktar kekiği su ile kaynatıp içine bal koyup ılıtılır. Ilıyan karışım bebeklere verildiğinde öksürüğü geçer.

– Nişastayı suyla kaynatıp içine limon yada portakal suyu koyun biraz da tatlandırmak için pekmez ekleyin. Bu karışımı ılık ılık içirin. Çocuğunuzun öksürüğü hemen kesilecektir.

– Biraz zeytinyağını ısıtın, ve içine karabiber atarak pişirin, iyice yansın. Sonra ılınınca öksüren Çocuk veya yetişkin kişinin, sırtına ve göğsüne sürüp ovun. Üzerine, hafif emince sıcak bez örtün ve giyinmesini sağlayın.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Kefirin 75 faydası…

Mucizevi içecek kefir muhteşem bir probiyotik kaynağı olarak bilinir. Yüzyıllardır kullanılan kefirin faydaları şu şekilde sıralanabilir.

İşte mucize içecek Kefirin faydaları

1. Tüm alerjilere karşı en kuvvetli iyileştiricidir.

2. Hiçbir yan etkisi bulunmayan güçlü bir antibiyotiktir.

3. Karaciğer hastalıklarını tedavi eder.

4. Safra kesesi taşlarını dökmeye yardımcı olur.

5. Vücudu ağır metal, tuz ve alkolik maddelerden arındırır.

6. Kimyasal antibiyotikleri elimine eder.

7. Böbrek taşlarına iyi gelir.

8. Kötü kolesterolü düşürür.

9. Bağırsak yolunu temizler.

10. Patojen mikro organizmalara karşı etkilidir.

11. Rahatsız Bağırsak Sendromuna iyi gelir.

12. Gastrit tedavisinde etkilidir.

13. Pankreas sorunlarında faydalıdır.

14. Ülseri tedavi edici özelliği vardır.

15. Kolon kanserini önler ve tedavi eder.

16. Sindirimi kolaylaştırır.

17. Vücut fonksiyonlarını düzenler.

18. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

19. Mantara iyi gelir.

20. Yüksek tansiyonu düşürür.

21. İyileşme sürecini hızlandırır.

22. Kanser hücrelerinin büyümesini engeller.

23. Sedef hastalığına iyi gelir.

24. Egzama tedavisinde kullanılır.

25. Enflamatuvar hastalıklara karşı etkilidir.

26. Tümörlerin büyüklüğünü azaltır.

27. Kalp hastalıklarını tedavi eder.

28. Bağırsaklardaki tıkanıklığı tersine çevirir.

29. Kan damarlarını temizler.

30. Enerji verir.

31. Kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

32. Akciğer enfeksiyonlarına karşı etkilidir.

33. Metabolizmayı çalıştırır.

34. Kilo vermeye yardımcıdır.

35. Aknelere iyi gelir.

36. Saçı canlandırır.

37. Diş eti hastalıklarının tedavisinde etkilidir.

38. İlaçların yan etkilerini azaltır.

39. Antibiyotik kullanımı sonrasında vücuttaki iyi bakterileri korur.

40. Sindirim sistemindeki mikrofloranın korumada görev yapar.

41. Tansiyonu düzenler.

42. Kan şekerini düşürür.

43. Yağ asidi ve kolesterol seviyesini düşürür.

44. İshale iyi gelir.

45. Şişkinliği azaltır.

46. Bağırsak hareketlerini hızlandırır.

47. Strese karşı etkilidir.<br />48. Uyku sorunlarını çözer

49. Depresyon sürecinde kullanılabilir.

50. Dikkat eksikliğine iyi gelir.

51. Beynin nörofoksiyonlarını geliştirir.(Refleksler, hafıza, dikkat, 5 duyu)

52. Midedeki gazı azaltır.

53. Laktik asit fermantasyonu ile süt ürünlerinin sindirimini kolaylaştırır.

54. Enfeksiyonlara karşı etkilidir.

55. Vajinal kokuları yok eder.

56. Kırışıklıkları gerginleştirir.

57. Arterite iyi gelir.

58. Kalın bağırsak yangısını iyileştirir.

59. Gut hastalığına karşı etkilidir.

60. Migrene iyi gelir.

61. Romatizma tedavisinde etkilidir.

62. Mide rahatsızlıklarına karşı etkilidir.

63. Detoks etkilidir.

64. Sütün içerisindeki proteinin alımını ve sindirimini arttırır.

65. B3 , B6 ve folik asit üretimini destekler.

66. Tüberküloz tedavisinde etkilidir.

67. Mide kramplarına iyi gelir. Regl döneminde tüketilebilir.

68. Kronik bağırsak enfeksiyonlarının tedavisinde etkilidir.

69. Karaciğer enfeksiyonlarına iyi gelir.

70. Astıma karşı etkilidir.

71. Bronşit hastalarına önerilir.

72. Kansızlığa iyi gelir. Metastazı engeller.

73. Sabahları görülen ağız kokusunu önler.

74. Hepatit tedavisinde etkilidir.

75. Soğuk algınlığı sebebiyle boğazda balgam birikmesini engeller.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bu meyva tam bir mucize ! KİRAZ !

İlkbaharın sevilen meyvesi kiraz çarşıda pazarda yerini almaya başladı. Peki kirazın ağrılar üzerindeki mucize etkisini biliyor musunuz?

Kirazın faydaları saymakla bitmiyor… Ama uzmanlara göre en önemli özelliği ağrıların dindirilmesinde aspirinden bile daha faydalı olması…

Uzmanların verdiği bilgiye göre Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırmacılar bu etkiyi kirazda bulunan ‘antosiyanin’ isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir.

Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmekte.

GÜNDE 20 KİRAZ: Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir Aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır.
KİRAZ STRESE BİREBİR

Kiraz ağrı kesici özelliğinin yanı sıra bir numaralı stres yok edici olarak tanımlanıyor…

*Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor.

*A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.

*Kirazın bir diğer özelliği ise kadınların menopoz dönemlerinde dertlerine derman olması.
KİRAZ BÖBREK DOSTU *İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor.

*Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor.

*Kirazın içinde bulunan kinik asit ise böbreklerin taş ve kum yapmasını önlüyor… Dahası kum ve taş dökmeye yardımcı oluyor.

 

EN İYİ ZAYIFLATICI

*Kirazın sadece böbrekler değil aynı zamanda safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor.

*Kiraz en önemli özelliklerinden biri de vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlaması… Dolayısıyla da dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
*Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önlüyor.

*Kiraz kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesine de büyük katkıda bulunuyor…
SİVİLCELER İÇİN DERMAN

*Kirazın özellikle ergenlik dönemindekiler için mucize niteliğinde bir yararı var… Kanı temizleyen kiraz yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor.

* Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesi de deride kırışıklıkları önleyip gideriyor…
KARACİĞER İÇİN ÇOK FAYDALI

*Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor.

*Kiraz tüketimi ile karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor.
ŞEKER HASTALARI İÇİN EN İYİ TATLI

*Kirazda bulunan ‘levüloz’ adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor.

*Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor.

 

KİRAZIN MEYVESİ KADAR
AĞACI DA ŞİFA KAYNAĞI
*Kirazın ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor…

*Kirazın yaprakları, müshil olarak kullanılıyor…

*Kirazın çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak faydalı…

*Kirazın çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.

* Kirazın sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor.
SAPLARLA HAZIRLANAN ŞİFALI İÇECEK

Bronşite karşı birebir olarak nitelenen kirazın saplarından özel bir şurup hazırlayabilirsiniz…

NASIL HAZIRLANIR? :Gölgede iyice kurutulan sapla şurup veya demleme hazırlanabilir. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor.

*Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği;

*Arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor.

*Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununa yardımcı oluyor.
KİRAZ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:
Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor.

Tavsiyeler şöyle;

*Kirazın rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır.

*Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur.

*Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın.

*Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir.

*Kirazı ayrıca derin dondurucuda saklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir.

Kaynak: Derya Lokman Hekim Şifalı Bitkiler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YOĞURT ALIRKEN SADECE SON KULLANMA TARİHİNE BAKIYORSANIZ DİKKAT!

Yoğurt alırken bu rakamlara dikkat !

Yoğurt satın alırken sadece son kullanım tarihlerine bakıyorsanız, size bir uyarımız var
Yoğurt kapları tehlike mi saçıyor ? Aldığınız yoğurtların plastik kaplarındaki rakamlar size mesaj veriyor.

Yoğurt kabınızın altında 5 rakamı varsa içiniz rahat olsun ama hiçbir rakam yoksa sağlığınız tehlikede !

Marketlerden aldıkları yoğurtların plastik kaplarının altındaki işaretlerde rakam yazmadığının farkına varan tüketiciler sikayetvar.com’a gönderdikleri şikayetlerle bu rakamların önemine dikkat çektiler.

Gelen şikayetler üzerine uzmanlar da “Plastik kapta bulunan yoğurtları almadan önce ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Üçgen işareti içindeki rakamlar size sağlığınız hakkında mesaj veriyor. ‘5’ rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında kullanılır ve zararsızdır” diyerek hem firmaları hem de tüketicileri uyardı.

SADECE SON KULLANMA TARİHİNE BAKIYORSANIZ DİKKAT!

Tüketiciler şikayetlerini “Bir sağlık uzmanının uyarısı üzerine aldığım yoğurtun kabının altındaki işaretleri inceledim. Hepsinin bir anlamı varmış. Kabın altına veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. Benim yoğurt kabımda üçgen içinde rakam yoktu. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat almamaya dikkat ederim ama bugün aceleyle aldığım bir yoğurtta bu işaret yoktu. Sağlıklı plastik olması açısından bu işaretin içinde 5 rakamı yazmalıymış. Mesajımı okuduğunuzda, tercihiniz olan markanın kabının altına bir bakmanızı öneririm.” şeklinde dile getirerek uyardılar.

NELERE DİKKAT ETMELİ?

“Plastik türünün sağlığa zararlı olup olmadığını anlamak için numarasına bakın” diyen Şikayetvar Yöneticisi Dr. Ömer Deveci, nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında şu uyarılarda bulundu:

“Tüketicilerin ve uzmanların plastik ürünlerin gıdada kullanımı hakkında verdikleri bilgiler gerçekten çok çarpıcı. Plastikler türlerine göre 1’den başlayarak 7’ye kadar numaralandırılıyor. Özellikle Herhangi bir plastik ürün ile sunulan gıdayı alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Bağımsız ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı göreceksiniz. Eğer numara varsa kolay ama yoksa aman dikkat. Yoğurt kaplarında üçgen içinde 5 rakamı vardır. 5 rakamı poliproplendir ve zararsızdır. 5 rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır. 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durulmalı. Bunlar zararlıdır. Yoğurt alırken kullandığı plastiğe göre tercihinizi yapın.”

Nasıl anlıyoruz?

Kabın altına veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan
bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. Benim yoğurt kabımda üçgen içinde 5 rakamı vardı. 5 numara “polipropilen”dir, altında da zaten “PP” yazar.

DİKKAT! 3, 6 ve 7 yazanları almayın, “5” yazmalı…

Plastikte kanser tehlikesi… Hangi plastikler zararlı?
Plastikler türlerine göre sınıflandırılıyor. Bu türler 1’den 7’ye kadar numaralandırılıyor.
Özellikle 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durmak şart! O halde hangi plastik türünün zararlı olduğunu anlamak için öncelikle numarasına bakmak gerekiyor. Herhangi bir plastik ürün alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Ya bağımsız, ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı görebilirsiniz. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat! Türkiye’de özellikle semt pazarlarında satılan ürünlerde yok! Numara varsa işiniz daha kolay.
Peki hangi numara, hangi üründe kullanılıyor? Hangileri zararlı, hangileri değil? İşte evde kullanılan plastikleri ayırmanız için üçgen içindeki numaralar hakkında bilmeniz gerekenler:

1. PET veya PETE Polietilen: Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır. Zararsızdır.

2. HDPE Yüksek yoğunluklu polietilen: Deterjan ambalajları ve pet süt şişesinde bulunur. Zararsızdır.

3. PVC Polivinil klorid: Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır!

4. LDPE Az yoğunluklu polietilen: Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsızdır.

5. PP Poliproplen: Şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır.

6. PS Polistiren: Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerdedir. Zararlıdır.

7. DİĞER: Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur. Zararlıdır.

3, 6 ve 7 numaralı plastik kaplar içinde ambalajlanmış gıdalardan uzak duralım!.

KAYNAK: HARUN KOLÇAK

Sindirimi Zor 10 Yiyecek…

 

Çikolata

Bu lezzetin ardından ortaya çıkan kötü sonuçların çoğu sadece çikolata yemekten kaynaklanmaz. Çikolatayı aşırı tüketmekten kaynaklanır. Klasik tarifte bir küçük browni muhtemelen kabul edilebilir; ama üç browni kabul edilemez. Gastro-esophageal reflü hastalığından

Kızarmış tavuk parçaları

Bir yiyeceği, aldığınız bir sosa buladığınız ve yoğun bir biçimde kızarttığınız vakit, o yiyeceği midede seıt bir kıvama dönüştürmüş olursunuz. Kızarmış yiyecekler kaçınılmaz olarak yağlıdır ve yağ içeriği yüksektir. Bu iki özellik de mide için sorundur. Uzmanlara göre, iltihaplı bağırsak hastalığından şikayetçi iseniz yağlı yiyecekler özellikle problem yaratır ve mide bulantısı ile ishale neden olabilir. Daha sağlıklı bir yemek elde etmek için dondurulmuş tavuk göğüsleri üzerinde kendi ekmek kırıntılarınızı kullanın ve kızartmak yerine onları fırınlayın.

Çiğ soğan

Soğan ve sarımsak, pırasa ve arpacık soğanı gibi gıdalar (kalbi koaıyucu etkilerine karşın) mide ağnsına neden olurlar. Bu gıdaları pişirmek problem yaratan bileşenlerin kimilerini etkisiz hale getiriyor gibi görünür. Fakat pişirerek aynı zamanda vücuda yararlı maddeleri de etkisiz hale getirirsiniz. Bu nedenle diyetisyen Mary Ryan, hem pişmiş hem de çiğ soğanı bir arada kullanmanızı öneriyor.

Şekersiz sakız

Sorbitol (şeker, sakız, şekerleme ve diyet çikolatalarda bulunan içerik malzemesi) midede gaza neden olabilir. Sorun yaratan, şeker yerini tutacak maddelerden daha az kullanan şekersiz ürünleri görmek için almadan önce etiketini kontrol edin. Çoğu insan iki ya da üç gramı sorun yaşamadan tüketebilir fakat 10 ya da daha fazla gram içeren bir ürünü sindirmek şüphesiz zor olacaktır.

Narenciye suları

Her sabah portakol suyu içmek oldukça faydalı görünebilir Ancak bu türden asitli içecekler yemek borusunu tahriş edebilir. Midede asit reflüsü hissi yaratsa da bu sadece bir tahriştir. Midede, içeceğin ekstra asidi başka problemlere neden olabilir. Eğer sabah kalkar kalkmaz hiçbir şey yememişseniz mideniz zaten asitle doludur ve ekstra asit eklemeniz midenizin ağrımasına neden olur. Yüksek früktozlu mısır şurubu ile tatlandırılmış limonata içiyorsanız dikkatli olun, çünkü yüksek miktardaki şeker istilası ishale neden olur.

Dondurma

Laktoza karşı toleransının olup olmadığını test eünek için büyük bir kase dondunna ile oturmaktan daha hızlı bir yol yokaır. Şişkinlik, kramp ve gaz açık mesajlardır. Böylelikle sisteminiz bu tür zengin süt ürünlerinden uzak durmanızı size anlatmaya çalışır. Eğer durum böyleyse, tek çare laktoz içermeyen dondurulmuş yiyeceklere (soya ya da pirinç sütünden yapılanlar gibi) geçmektir. Fakat laktoza karşı toleranssız olmasanız bile yarım litrelik bir dondurmayı bir defada yemek midenizde problemler yaratacaktır. Bunun nedeni sindirilmeden önce tüm yağların ve yağ artıklarının midede diğer yiyeceklerden daha uzun süre kalmasıdır.

Patates püresi

Bir kase kremalı patates püresinden daha masum görünemez hiçbir şey. Her şeyden önce, patates ezmesinin sözde ‘uygun yiyecekler’ listesinde en üst sıralara yakın olmasının nedeni budur. “Eğer laktoz toleransı olmayan biriyseniz, bu patateste hiçbir uygunluk göremezsiniz; çünkü çoğu süt ve hatta yoğun krema ile doludur. Patates püresinin yan etkilerini ortadan kaldırmak için evde laktoz içermeyen tam yağlı süt kullanarak yapabilirsiniz.

Baharatlı yiyecekler

Biberler yiyeceğe muhteşem bir baharat tadı katsa da, mideye inerken yemek borusunu tahriş edebilir. Sonuç: yedikten sonra hoş olmayan bir mide ağ rısı. Uzmanlar, “Sıcaklığı ekşi krema ekleyerek dindinneye çalışsanız bile hala tüm baharatı yemiş olursunuz ve aynı ölçüde yemek borusunda tahriş olur” diye uyarıda bulunuyor. Bu yüzden baharatı çok yağlı krema ile maskelemek yerine, eğer rutin olarak etkilerden şikayetçiyseniz daha makul versiyonlarda tüketmeyi deneyin

Fasulyeler

Fasulyenin gastrik rahatsızlıklara neden olduğuna dair kötü bir ünleri vardır. Bunun bir kısmı da doğrudur. Fasulyeleri parçalamak için gerekli enzim sadece mide bakterilerimizde bulunur. Ve düzenli olarak fasulye yemezseniz bunları rahat bir biçimde sindirmek için gerekli enzimlere yeterli derecede sahip olamazsınız. Sonuç, tabii ki, gaz ve şişkinliktir. Fasulyeleri sulu pişirmek işe yarayabilir. (Ekstra sıvı, fasulyelerin içerdiği liften çok miktarda sindirmenize yardımcı olacaktır ve ekstra pişimıe süresi fasulyeleri yemeden önce bile parçalamaya başlayacaktır.) Fasulyeleri diyetinize kademeli olarak dahil etmek, sindirmeniz için gerekli enzimleri oluşturmanıza yardım edecektir.

Brokoli ve çiğ lahana

Bu lif ve besin zengini sebzeler oldukça sağlıklıdır; ancak midede gaz yapıcı yiyeceklerden olduklan çok iyi bilinmektedir. Neyse ki, çözüm basittir. “Onları pişirmek ya da en azından kabuğunu soyarak hafifçe kaynatmak gaza neden olan sülfür bileşenlerini etkisiz hale getirecektir” diyor

kaynak sağlık dünyası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yüzde Yüz Etkili Zayıflatan Göbek Eriten ve Güzelleştiren

Gülden Çimen’in önerdiği bu kür ile yüzlerce kişi aynı anda hem zayıflıyor ve hem de güzelleşiyor.

Bilimsel açıklamasına gelince;yağsız yoğurdun göbek yağlarının %81 inin tek başına erittiği ABD Tennesse Üniversitesinde yapılan araştırmalar da ortaya kondu.Ayrıca zencefil’in yağ yakıcı özelliği aşikar. Yine zerdeçalın hazmı kolaylaştırdığı ve ödem attırdığı bilinmekte. Tarçınıda zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel kanıtlanmıştır.

Kür İçin Gerekli Malzemeler

1 kase yağsız yoğurt
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı tarçın

1 kase yağsız yoğurdun içine 1 çay kaşığı zencefil ,1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı toz tarçın ilave edip karıştırıyoruz.Bunu sabah,öğlen ve akşam olmak üzere 3 kez yapıyoruz ve tüketiyoruz.Tadı da muhteşem.

Aynı zamanda yoğurdun tok tutma özelliğinden açıkmıyoruz. Ben uygulayalı 1 hafta oldu ve şimdiden 3,5 kilo verdim.Yüzümde düşmeden kilolarımı verdim.

Mahakkak denenmesi gereken bir kür çok Doğal çok sağlıklı

BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN PAYLAŞINIZ

Kaynak: şifa evreni

Günlük Bir Bardak Ayran için…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Her Türlü Hastalığın Çaresi Şalgam Çıktı…

 

Şalgamın faydaları üzerine yapılan araştırmalar sonucunda yeni pek çok faydası keşfedilmiş ve kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiği belirlenmiştir.

Şalgamın faydaları arasında ilk sırada hiç tartışmasız kansere karşı koruyucu bir etkiye sahip olması ye alır. Şalgamın içerisinde bulunan etken maddeler hücrelerin DNA yapılarını korumaya yardımcı olurken kanserli hücreleri baskılayarak kanserin ortaya çıkış sürecini yavaşlatmakta ve kanserli hücrelerle savaşmaktadır.

Şalgam çok zengin bir potasyum kaynağı olmakla beraber bu özelliği sayesinde yüksek tansiyon hastalarına tavsiye edilmektedir. Çünkü şalgamda bulunan potasyumun tansiyon düşürücü ve dengeleyici özelliği bulunmaktadır. Ancak düşük tansiyon rahatsızlığı bulunan kişilerin şalgamı kontrollü tüketmeleri ve şalgama bağlı olarak tansiyonlarını daha da düşürmemeleri gerekir.

Şalgamın bir diğer faydası da yüksek oranda lif içermesi sayesinde kabızlığa iyi gelmesidir. Şalgam çok zengin bir lif kaynağıdır ve bu özelliği sayesinde bağırsakları yumuşatarak tuvalet düzeninin oluşmasına yardımcı olmaktadır.

Şalgam kadar şalgamın yaprakları da şifalı bulunmaktadır. Şalgam yapraklarının çok güçlü bir idrar söktürücü olduğunu belirten uzmanlar bu özelliği ile böbrek taşlarının ve böbrek kumunun dökülmesine yardımcı olduğunu iddia etmektedirler. Şalgam diğer turpgillerde olduğu gibi tüm bu özelliklerinin yanı sıra çok etkili bir balgam söktürücüdür.

Almanya’da şalgamın etken maddeleri ile yapılan ilaçlar doktorlar tarafından reçete edilmekte ve balgam söktürücü olarak kullanılmaktadır.

Bilindiği üzere öksürük şuruplarının zararları ile ilgili her geçen gün yeni açıklamalar yapılmakta ve bu zararlardan korunmak isteyen kişiler alternatif tedavi yöntemlerine yönelmektedirler. Bu nedenle balgam ya da öksürük şikayeti olan kişilerin bol bol şalgam tüketmesi tavsiye edilmektedir.

kaynak : şifa evreni:

Ananasın Faydaları Nelerdir ?

Ananas, sıcak iklimlerde yetişen tropikal bir meyve türüdür. İlk kez Orta ve Güney Amerika’da yetiştirilen ananas, Avrupa’ya tanıtılmış ve tüketimi yaygınlaşmıştır. Sağlığımız için önemi büyük olan ananas, vücudumuz için gerekli olan vitamin ve minerelleri bolca bulundurur. Ananasın büyük bir bölümü sudur ve kalorisi çok düşüktür. Yağ bulundurmayan, vücudumuz için gerekli olan potasyum ve magnezyum gibi minerallerini bulunduran enzim etkinleştirici ve antioksidan olma özelliğinden önemli bir meyve türüdür. Ananas geniş yüzeyli, sarı-kahverengi karışımı, bol lif bulunduran, sulu olduğu için zayıflamaya yardımcı olan bir meyvedir. Ananas meyve, sebze veya suyu sıkılarak yenebilir veya salatalarınıza katabilirsiniz.

ananasin-faydalari--hastaliktedaviNet
Uzmanların araştırmalar sonucu, ananasın kansere yakalanma riskini azalttığını ve vücudumuz için önemli olan bromelain enzimi içerdiğini söylemektedirler. Bromelain sindirime yardımcı ve protein ayrıştırıcı bir enzimdir. Deneysel olarak kanser önleyici bir enzim olduğu ispatlanmıştır.Bromelain ayrıca şişkinliği ve ödem oluşumunu engellemektedir.
Ananas içerdiği protein mayası sayesinde sindirime çok yardımcı olup etin sindirilmesinde görev alıp bağırsakların temizlenmesinde önemli bir meyvedir. Ananas B vitamini sayesinde cildi nemlendirir ve saçları parlatma özelliği vardır.
Ananas kan dolaşımını hızlandırarak tansiyonu düzenlemekte ve vücutta yağ birikimini önlemektedir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sağlık İçin ÇOK öNEMLİ…

1..Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
2..Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
3..Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
4..Bol taze sebze ve meyve yiyin.
5..Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği,mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
6..Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
7..Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
8..Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
9..Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
10.. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
11.. Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ). 12..Stresten uzak durun.
13.. İyi uyuyun.
14.. Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
15.. D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
16.. Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
17.. Aşırı alkol kullanmayın.
18.. İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
19.. Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
20.. Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
21.. Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
22.. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

************************** Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İşte havucun 10 faydası…

-Havuç ve havuç suyu az kalori içermesine rağmen besleyicidir. Zayıflamada ve kilo korumada etkilidir. Ara öğünlerde 1-2 küçük havuç yenilmesi tokluk hissi sağlar.

-Karaciğer fonksiyonlarının korunmasında, sindirim sistemi üzerinde oldukça etkilidir.

-Yaşlanmaya bağlı oluşan ağrı ve sızıları havuç suyu içerek azaltabilirsiniz.

-Doğal A vitamini kaynağı olduğu için göz sağlığını, görme gücünü artırır. Kemik bozuklukları ve osteoporoza karşı etkilidir.

-Potasyum ve posa içeriği ile kolesterole, hipertansiyona karşı savaşır.

-Safra kesesi ve karaciğer enzimlerini düzenlenmesi üzerinde çok etkilidir.

-Yağlanmayı azaltır.

-İçerdiği E vitamini ile kanser oluşumunu engeller.

-Havuç suyu güçlü bir antioksidant olan beta- karotenden zengin olduğu için hücre dejenerasyonunu önler. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

-Biraz limon ve zeytinyağı ekleyerek hazırlanan havuç salatası zihni açar, öğrenmeyi hızlandırır.

Kaynak: Sağlık ve Beslenme

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »