A’DAN Z’YE KIŞ SEBZELERİ VE MEYVELERİNİN FAYDALARI)))))))))


❀ ✿ ❁ ✾ ✽ ❃ ❋ ❀ ✿ ❁ ✾ ✽ ❃ ❋❀ ✿ ❁ ✾ ✽ ❃ ❋
– Bal kabağı: Yüksek A vitamini, fosfor ve kalsiyum içeren bal kabağı sadece tatlılarda değil; çorba ve mezelerde de kullanılmalı. Ayrıca lifli yiyeceklerin sık tüketiminin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.
– Brokoli: A vitamini ve potasyumdan zengin, folik asit için iyi bir kaynak olan brokolinin mineral kaybı en az olacak şekilde pişirilmesi çok önemlidir. Bu nedenle az pişirilmeli ve haşlama suyu dökülmemelidir. Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.
– Havuç: A, B1, B2 vitamini ve lif kaynağıdır. Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder. Su içeriği yüksek olduğu için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilir. Ayrıca mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Ancak pişirildikten sonra içindeki maddeler çok kısa bir sürede toksik maddelere dönüşebildiği için hemen tüketilmelidir.
– Ispanak: Demir yönünden zengin olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Betakaroten içerdiği için yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkilidir. Bazı mide kanserlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.
– Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının dörtte birini karşılayabilir. Haşlanmış kabakta bulunan karoten maddesi etkili bir antioksidandır. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.
– Karalahana: Kalsiyum, bakır, demir, potasyum ve C vitamini bakımından zengindir; ayrıca kükürt içerir. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Kansızlığı giderir, idrar söktürür. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir, iştah açar. Ancak guatrı
olanlar tüketmemelidir.
– Kereviz: Kükürtlü sebzelerdendir ve kesildikten sonra en kısa sürede tüketilmesi faydalıdır. Sakinleştirici özelliğinin yanı sıra kanı temizler, kilo almayı önler ve böbrekler için çok yararlıdır.
– Kırmızı ve sarı soğan: Sarı ve beyaz olanların besin öğeleri biraz daha yoğun olmasına rağmen her ikisi de güçlü antioksidanlardır. Savunma sistemini güçlendirir. Grip, nezle, astım gibi enfeksiyonlarda sarımsakla birlikte etkin bir role sahiptir. Öksürük söktürücüdür; bronşları temizler. Kemik erimesine iyi gelir. Kandaki şeker seviyesinin düşürülmesine yardımcı olduğu için şeker hastaları tarafından rahatlıkla kullanılabilir. İdrar söktürücüdür. Böbreklerde biriken kum ve taşların dökülmesine yardımcı
olarak böbrek ağrısını dindirir. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında kullanılır. Kalp damar sağlığı açısından faydalıdır. Çiğ olarak tüketildiğinde mideyi güçlendirir, sindirim sistemini uyarır, idrarı artırır. Ancak mide rahatsızlığı olanlar çiğ olarak tüketmemelidir. Kırmızı soğan sigara içenlerde biriken nikotinin vücuttan atılmasında önemli bir role sahiptir. Kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür. Safrayı incelterek, karaciğerin rahat çalışmasını sağlar.
– Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir. Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor.
– Marul: Su içeriği yüzde 95 civarındadır. A vitamini içerir.
– Mantar: Yüksek enerji, potasyum ve protein içerir. Yağ oranı çok düşüktür.
– Maydanoz: İdrar söktürücü olan maydanoz C vitamini açısından çok zengindir. Aynı zamanda A vitamini ve potasyum için iyi bir kaynaktır. Taze tüketilmesi, pişmiş haline göre daha besleyici olmakla birlikte, ödem atıcı olarak, kaynatılıp suyu içilebilir. Yüksek tansiyonu düşürür, kalbin yorulmasını önler, kansızlığı giderir, safra akışını kolaylaştırır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.
– Patates: Yüksek miktarda nişasta, B ve C vitamini içermesine rağmen, pişirme esnasında ciddi kayıplara uğrar. Aynı zamanda sinir sisteminin düzenli çalışmasını engelleyen bazı toksik maddeler de içerir ve bu toksik maddeler ancak çok iyi pişirildiğinde etkisiz hale gelir. Bu yüzden patatesin çok iyi pişirilmesi de gerekir. Kabuğunun çok ince soyulması vitamin kaybını azaltmak için çok önemlidir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar. Antioksidanlar yönünden çok
zengindir. Kandaki şeker seviyesini düşürerek kanı temizlediği için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilir. Susuzluğu ve karaciğer şişliklerini giderir. Ser bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır.
– Rezene: Uçucu yağlar içerdiğinden kaynatılması yerine sıcak suda bekletilmesi tercih edilmelidir. Anne sütünü artırma konusunda önemli yardımcılardan biridir. Kalsiyum, potasyum gibi minerallerin yanı sıra B vitamini de içerir. Vücut direncini artırır. Düzenli kullanıldığında kolesterolü düşürür.
– Salatalık: Cilt bakımının vazgeçilmez ürünlerinden biri olan ve kükürt içeren salatalık; vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırmasının yanı sıra kolesterolü düşürür. Kasları gençleştirerek; deri hücrelerine elastikiyet verir. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntı, pullanma ve gerginliği önler. Kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır.
– Sarımsak: Enerji verir. Kükürt ve sülfürden zengin olduğu için güçlü bir kanser savaşçısıdır. A, B, C, P vitaminleri içerir. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Romatizma ve eklem iltihaplarında yararlıdır.
– Şalgam: Kalsiyum, demir ve magnezyumdan zengindir. A, C ve B vitamini içerir. Kalsiyum, potasyum ve demir içerir. Kemik ve dişleri güçlendirir. Daha çok suyu tüketilir. İştahı açar. Vücuttaki toksinleri atmak için hem yenmesi hem de suyunun tüketilmesi oldukça sağlıklıdır. Mide ve karaciğere faydalıdır.
– Tere: Yapısındaki madeni tuzlar ve vitaminler sayesinde, kani mikroplardan temizler, hastalıklara karşı direncimizi artırır. Böbrek taşlarını eriterek düşmesini kolaylaştırır. Kandaki şeker oranını düşürür. Güç vericidir, dermansızlık ve halsizliğe iyi gelir.
– Tur

A’DAN Z’YE KIŞ MEYVELERİ
– Armut: Sulu ve tatlı bir meyve olan armut yemeklerden önce tüketilmelidir. Zengin karoten içeriği nedeniyle sarı, yeşil renge sahiptir. A, B1,B2,B3,B6 ve C vitamininden zengindir. Kabuklu olarak tüketilmesi, bağırsak sağlığı açısından çok faydalıdır. Kabızlığı tedavi etmek için sık sık tüketilebilir. Kandaki üre asidi ve üre tuzlarını dışarı atarak böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar.
– Ayva: Altın sarısı renginde hoş kokulu bir meyve olan ayva A ve B vitaminleri, yüksek miktarda potasyum ile tanin ve kireçli tuzlar içerir. Zindelik verir. Çekirdekleri yoğun pektin içerdiği için ishal önleyici olarak kaynatılıp suyu içilebilir. Bronşit, müzmin öksürük ve verem tedavisinde kullanılır.
– Elma: A ve C vitamini içeriği yoğundur. Ayrıca çözünen ve çözünmeyen lifler içermesi nedeniyle hem ishal hem de kabızlık tedavisinde kullanılır. Yine kolon kanserlerinden korunmak adına sıklıkla tüketilmelidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir; sindirimi kolaylaştırır. Kolesterole iyi gelir. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
– Greyfurt: C Vitamini açısından zengin olan greyfurt bağışıklık sistemi için yararlıdır. Ancak ilaç kullanıyorsanız dikkatli olmanızda fayda var.
– Kivi: C vitamini deposu olan kivi enfeksiyonlarla mücadele etmek ve cilt kusurlarını engellemek için faydalıdır.
– Mandalina: Zengin C vitamini içeriğiyle, özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, nezle ve gribe karşı savunma mekanizmamızı güçlendirir. Yüksek orandaki potasyum içeriğiyle yüksek tansiyonu düşürür.
– Nar: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için sıklıkla tüketilmelidir. Folik asit, A ve C vitaminleri içerir. Ayrıca selenyum, magnezyum, fosfor gibi mineralleri çok fazla içermesi nedeniyle, halsizlik durumlarında da kullanılabilir.
– Portakal: C vitamini ve folik asit kaynağı olan portakal bağışıklık sistemini güçlendirir ve kansızlığa iyi gelir.

Kansızlığa İyi Gelen Yiyecekler…

Kansızlık, genellikle kan üretiminde rol oynayan demir minerali, B9 ve B12 vitaminlerinin eksikliğinden oluşur.

Demir eksikliği kadınlarda daha çok görülür.

B9 vitamini taze yeşil sebze tüketmeyen ve fazla alkol alanlarda ortaya çıkmaktadır.

B12 eksikliği ise kırmızı et yemeyen kişilerde olur. B12 vitamini mideden emildiği için bazı mide hastalıkları bu vitaminin eksikliğine yol açabilirler.

Demir Bakımından Zengin Besinler; Kırmızı et, karaciger, dalak, tahin, pekmez, pazı ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, kuru üzüm, kuru kayısı, balık, tavuk, elma, portakal, yumurta, kuru baklagiller.

B9 (Folik asit) içeren besinler; Karaciğer, yumurta sarısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık, ceviz, turunçgiller.

B12 içeren besinler; Karaciğer, et, yumurta, süt, peynir, somon, ton balığı, kabuklu deniz ürünleri.

Köri tozu, demir bakımından zengindir. Yalnız dikkat edilmesi gerekir, çünkü köri tozunun kullanıldığı sayısız yemek tarifi vardır ve aslında körinin ne kadar demir içerdiğini belirlemek zordur, ama genellikle 100 gr.ın 50-60 mg demir içerdiği var sayılmaktadır.

Yeşil yiyecek ve içecekler de anemi hastaları için oldukça gereklidir. Folik asit içerirler; ve özellikle su teresi, karahindiba ve lahana ailesinden brüksel lahanası gibi sebzeler demir açısından zengindir.

Demir, sebzelerin kabuğuna yakın yerlerde daha çok bulunduğundan patates gibi sebzelerin kabuğu içinde pişirilmesi önemli bir noktadır. Bu yöntem daha çok demir alınmasını sağlar. Gıdaların haşlama suyunun (ıspanakta olduğu gibi) atılmasının ise demir kaybına neden olduğunu unutmamak lazım.

Pancar yaprakları ve ıspanakta da demir olduğu halde, bedenin minerallerden yararlanmasına engel olan oksalik asit de içerirler . Bu yüzden bu sebzeler idareli tüketilmelidir. C vitamini bakımından zengin besinleri tüketmek, sebzelerde bulunan demirin emilimine önemli ölçüde yardımcı olur.

Demir, sebzelerin kabuğuna yakın yerlerde daha çok bulunduğundan patates gibi sebzelerin kabuğu içinde pişirilmesi önemli bir noktadır. Bu yöntem daha çok demir alınmasını sağlar. Gıdaların haşlama suyunun (ıspanakta olduğu gibi) atılmasının ise demir kaybına neden olduğunu unutmamak lazım.

Karahindiba kökü demir içeriğiyle kansızlık sorunu olanlar için yararlı olabilir.

Kansızılığa yararlı diğer sebzeler arasında, maydanoz, yeşil biber, havuç, kara lahana ve kuşkonmaz sayılabilir.

alıntı

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZI TOKSİNLERDEN ARINDIRMA…

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZI TOKSİNLERDEN ARINDIRMA KÜRLERİ   Aldığımız, yediğimiz bazı yiyecek ve içecekler vücudumuzda toksin (zararlı sıvı) birikimine neden olurlar. Bu sıvıları vücudumuzdan arındırarak (atarak) sağlıklı ve zinde bir yaşam sürdürmeliyiz. Bu toksinlerden kurtulabilmek için her organın kendine özgü toksinlerden arındırma kürleri uygulamak gerekmektedir.   * Böbrekler tarafından toplanan toksinler; 7 gün boyunca yemeklerden önce bol miktarda, sıkma meyve suları            ve doğal su içerek böbrekler ve mesanede birikmiş toksinlerden temizlenebilir.   * Mide ve bağırsaklara atılan toksinler; 7 gün boyunca yemeklerden önce kara hindiba, maydanoz, brokoli yenmesi durumunda mide ve bağırsaklar toksinlerden arındırılır.     TENİMİZ VE AKCİĞERİN TOKSİNLERDEN TEMİZLENMESİ   Vücumuzda biriken ağır metallerden kurtulmak (temizlemek) için, kaplıca sularına girmek, denizde bolca yüzmek, sauna ve buhar banyosu kürleri uygulamak en doğru yöntemdir.     ENZİMLER   Vücudumuzun toksinlerden arındırılmasında, enzimlerin çok önemli rolü vardır. Enzimler için en iyi kaynak, çiğ sebze ve meyve yemektir. Aç karına yenen meyve ve sebzelerdeki enzimler doğrudan kana karışarak, başta kandaki birikmiş toksinler olmak üzere tüm organlardaki toksinlerin atılmasını sağlarlar.   ANTİOKSİDANLAR   A-C-E vitaminleri toksin temizlemede, önemli etki sağlarlar. Özellikle, portakal, mango C vitamini içeren meyveler yoğun koruma sağlar. A vitamini içeren yumurta ve süt E vitamini için ise tahıllar ve badem önemli yer tutar. Her yemekte ise mutlaka yoğun antioksidan içeren zeytinyağı tercih edilmelidir.   http://www.recepekinci.com/tr
 

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZI
TOKSİNLERDEN ARINDIRMA
KÜRLERİ

Aldığımız, yediğimiz bazı yiyecek ve içecekler vücudumuzda toksin (zararlı sıvı) birikimine neden olurlar.
Bu sıvıları vücudumuzdan arındırarak (atarak) sağlıklı ve zinde bir yaşam sürdürmeliyiz. Bu toksinlerden kurtulabilmek için her organın kendine özgü toksinlerden arındırma kürleri uygulamak gerekmektedir.

* Böbrekler tarafından toplanan toksinler;
7 gün boyunca yemeklerden önce bol miktarda, sıkma meyve suları ve doğal su içerek böbrekler ve mesanede birikmiş toksinlerden temizlenebilir.

* Mide ve bağırsaklara atılan toksinler;
7 gün boyunca yemeklerden önce kara hindiba, maydanoz, brokoli yenmesi durumunda mide ve bağırsaklar toksinlerden arındırılır.

TENİMİZ VE AKCİĞERİN
TOKSİNLERDEN TEMİZLENMESİ

Vücumuzda biriken ağır metallerden kurtulmak (temizlemek) için, kaplıca sularına girmek, denizde bolca yüzmek, sauna ve buhar banyosu kürleri uygulamak en doğru yöntemdir.

ENZİMLER

Vücudumuzun toksinlerden arındırılmasında, enzimlerin çok önemli rolü vardır.
Enzimler için en iyi kaynak, çiğ sebze ve meyve yemektir. Aç karına yenen meyve ve sebzelerdeki enzimler doğrudan kana karışarak, başta kandaki birikmiş toksinler olmak üzere tüm organlardaki toksinlerin atılmasını sağlarlar.

ANTİOKSİDANLAR

A-C-E vitaminleri toksin temizlemede, önemli etki sağlarlar.
Özellikle, portakal, mango C vitamini içeren meyveler yoğun koruma sağlar. A vitamini içeren yumurta ve süt E vitamini için ise tahıllar ve badem önemli yer tutar.
Her yemekte ise mutlaka yoğun antioksidan içeren zeytinyağı tercih edilmelidir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kas ve Kemik Sistemi İçin Şifalı Bitkiler


Bu alanlarda oluşan hastalıklarda, özellikle de romatizma ve eklem iltihabında, beden, eski sağlığına ve dengesine kavuşturulmalıdır. Kemiklerde ve kaslarda oluşan rahatsızlıkların etkili biçimde tedavi edilebilmeleri için, sindirim ve özümleme işlevleri kadar, değişik dışkılama işlevleri de eksiksiz tamamlanmalıdır. Uygun bitkilerin seçiminde bu konuların öncelikle göz önünde bulundurulması gerekir.

Romatizma ilaçları

Romatizma sıkıntılarını azaltan, önleyen ve hatta tamamen ortadan kaldıran özellikleriyle tanınan pek çok şifalı bitki vardır. Burada, antiromatizmal bitkilerin geniş bir listesini ve ayrıca bu konuda belirgin özellikleri öne çıkan öteki bitkileri tanıtmaya çalışacağım. İhtiyaca göre, bedenin her alanı için seçilebilecek olan bu bitkilerin içinde, kan temizleyici, iltihap giderici ve sindirimi destekleyici özellikleri öne çıkanlar: Isırganotu, atkuyruğu, hindiba, sarı kantaron, çıbanotu, karakafesotu, kekik, sinirliot, altınbaşak, beyaz lahana, melekotu kökü, yulaf, biberiye, adaçayı, zencefil, civanperçemi, kereviz(yaprak ve tohum), pelinotu, kurtpençesi, taş anasonu, huş ağacı yaprağı, fasulye kabuğu, çobançantası, lavanta, ıhlamur, mercanköşk, çuhaçiçeği, kuşekmeği, suteresi, eğir kökü, ardıç kozalağı, elma, atkestanesi.

Kan temizleyici ilaçlar

Kan temizleyici ilaçlar, zehirlenen kanı değişikliğe uğratıp iyileştirerek, sağlıklı bir işleyiş biçimini yeniden oluştururlar. Bu doğrultudaki ayrıntılı etkinlikleri ise henüz tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Ama aralarında romatizmanın da yer aldığı pek çok hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılabilirler.

Kan temizleyici ilaçların çoğu bu sistem için kullanılabilirler, ama aşağıdaki bitkiler en etkilileridir: Isırganotu, huş ağacı yaprağı, civanperçemi, elma, hindiba(kök ve yaprak), sinirliot, kereviz (yaprak ve tohum), taş anasonu, fasulye kabuğu, altınbaşak, atkuyruğu.

Romatizma ve eklem iltihabı rahatsızlıklarının çoğunda bu bitkiler, temizleyici ve canlandırıcı etkileri sayesinde, önemli rahatlıklar sağlayabilirler.

İltihap önleyici ilaçlar

Bazı bitkileri iltihap önleyici olarak adlandırmak şaşırtıcı olabilir. Bedenin genel tedavisinde iltihaplanmaların tümünü kontrol altına almak gibi bir amacımız olamaz, çünkü iltihaplanmalar normalde sağlıklı bedensel tepkilerden biridir. Burada adı geçen bitkiler, daha çok iltihap yatıştırıcı etkiler içerirler. Öncelikle, romatizma ve eklem iltihabı hastalıklarındaki, uzun süreli iltihaplanmaların eklemlerde ve dokularda yozlaşma(dejenerasyon) başlattıklarında yardımcı olacaktır bu bitkiler.

Keçisakalı(ergeçsakalı) bu konuda çok önemli bir örnektir. Bu bitki, şişlikleri ve ağrıları azaltan, aspirin benzeri maddeler içerir. Bu maddeler aynı zamanda idrar arttırıcı ve karaciğeri güçlendiricidir. Genel anlamda, dışkılamayı destekleyerek, iltihaplanmanın kaynağı olan metabolizma atıklarından ve zehirli maddelerden bedenin temizlenmesini sağlayabilir.

En etkili iltihap önleyici bitkiler: Keçisakalı(ergeçsakalı), kereviz (yaprak ve tohum), elma, civanperçemi, atkuyruğu, ısırganotu, ardıç kozalağı, altınbaşak, peygamberağacı odunu (guajaka).

Deri uyarıcı ilaçlar (Rubefazientia)

Deriye sürülen uyarıcı ilaçlar, o bölgenin kan dolaşımını hızlandırırlar. Böylece bölge daha fazla kanla beslenir ve bu yolla birikimler ve iltihaplar temizlenebilir. Bu nedenle kas romatizması veya benzeri hastalıklarda deri uyarıcı ilaçların kullanımı çok yararlıdır. Bu ilaçların çoğu, içten kullanılamayacak kadar etkilidir. Bu özellik göz önünde bulundurularak bu ilaçlar duyarlı derilerde dikkatle uygulanmalı ve yaralı derilerde kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu alanda önde gelen bitkiler: Zencefil, acı biber(paprika), nane yağı, acı hardal unu ve ısırganotu dalı.

Zencefil ve acı biber kaynama suyu ile kompresler, nane yağı ile friksiyonlar, acı hardal unu ile lapa kompresleri yapılır. Taze ısırganotu dalı hasta bölgelere sürülür(kamçılanır). Ayrıntılı bilgiler, kitabın ‘şifalı bitkiler’ bölümünde verilmiştir.

İdrar arttırıcı ilaçlar (Diuretika)

İdrar arttırıcı ilaçlar, böbreklerin işlevini destekleyerek, metabolizma atıklarının ve zehirli maddelerin yanı sıra, iltihaplanmadan kaynaklanan zararlı maddelerin dışkılanabilmesine de yardımcı olurlar. Romatizma, eklem iltihabı ve benzeri hastalıkların kaynağında bu zararlı maddeler yattığı için, böbreklerin bu yolla desteklenmesi çok önemlidir. Böbrek problemleri de zaman geçirilmeden çözülmelidir. Bu organların yaşamsal önem taşıyan işlevlerinin desteklenmesinde kullanılabilecek bitkiler: Huş ağacı yaprağı, ısırganotu, atkuyruğu, hindiba, fasulye kabuğu, frenküzümü yaprağı, çuhaçiçeği, kereviz yaprağı ve özellikle kereviz tohumu (ayrıca romatizmaya karşı hararetle tavsiye edilen önemli bir ilaçtır).

Kan dolaşımını uyaran ilaçlar

Kan dolaşımını uyaran ilaçlar, yalnızca kas ve eklemlerin daha fazla kanla beslenmesini sağlamakla kalmayıp, bedenin zehirli maddelerden arınmasına da yardımcı olurlar. Genelde kalbi zorlamayacak bir biçimde, yalnızca çevrel kan dolaşımını düzenleyici bitkiler kullanılır: Acı biber(paprika), alıç, civanperçemi, ökseotu, şekerciboyası kökü. Kullanım biçimleriyle ilgili ayrıntıları, kitabın ‘şifalı bitkiler’ bölümünde bulabilirsiniz.

Ağrı kesici ilaçlar

Hastalık belirtilerini tedavi etmeyi hedeflemediğimiz halde, ağrıları dindirmenin de tedavi etme sanatına dahil olduğunu unutmamalıyız. Romatizma gibi hastalıklarda bazen çok şiddetli olabilen ağrıların şifalı bitkilerle yatıştırılmasının, hastalığın genel anlamda tedavisi için uygulanan geniş kapsamlı tedavinin yalnızca bir bölümü olduğu bilinmelidir. İltihap giderici bitkiler ağrıları azaltabilir, ama ağrıların azaltılabilmesi veya sona erdirilebilmesi için tek çıkar yol, hastalığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Böyle kapsamlı bir tedavinin uygulanması sırasında, kediotu kökü, sarı kantaron, ısırganotu, adaçayı, nane, oğulotu çaylarının içimi yoluyla ağrılar azaltılabilir.

Dıştan ise, beyaz lahana yaprağı kompresi, kantaron yağı, nane yağı, kekik yağı ve İsveç Şurubu ile yapılan friksiyonlar rahatlatıcıdır.

Sindirimi güçlendirici ilaçlar

Kas ve kemik sisteminin verimli çalışabilmesi için, sindirim işlevinin tam olarak gerçekleşmesi, besinlerin beden tarafından gereğince özümlenebilmesi gerekir. Acı madde içeren sindirim uyarıcı ilaçlar bu alanda öne çıkarlar: Centiyane kökü, pelinotu, eğir kökü, civanperçemi.

Kronik kabızlıklarda ise, aynı zamanda karaciğeri de uyaran ilaçlara öncelik verilmelidir: Sarısabır, barut ağacı kabuğu, ayrıkotu kökü, civanperçemi. Veya özel bir karışım kullanılabilir: Barut ağacı kabuğu, civanperçemi, sinameki, ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı bitki, bir su bardağı dolusu suda 10-12 saat demlendirildikten sonra süzülür, ılıklaştırılır ve içilir.

Bir önceki yazımız olan Mide bulantısına kesin çözüm başlıklı makalemizde mide bulantısı, mide bulantısı ilacı ve mide bulantısı ishal hakkında bilgiler verilmektedir

alıntı

Yaratıcılığımızı, Mutluluğumuzu, Dikkatimizi Arttıracak Besinler…

 

Besinlerin beyin fonksiyonları üzerinde etkileri

Beynimiz vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcar.

Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırır, daha verimli yapar, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlar.

BELLEK GÜÇLENDİREN BESİNLER

HAVUÇ: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.

AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken). Fazla miktarda yağ asidi içerir. Yarım avokado yeterlidir.

MUTLULUK İÇİN

KIRMIZI BİBER: Ne kadar acı olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vücudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgılanmasını hareketlendirir. En iyisi çiğ yenmeli.

ÇİLEK: Stresi giderir. Lifli maddesi mutluluk verir. Dozu en az 150 gram.

MUZ: Sırrı serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olması için ihtiyacı vardır.

ÖĞRENME İÇİN

LAHANA: Sinirliliği giderir (tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için). Daha stressiz öğrenilir (örneğin sınav öncesi).

LİMON: C vitamininden dolayı canlandırır, algılama yeteneğini artırır. Dil öğrenme kursundan önce 1 bardak limon suyu için.

YABAN MERSİNİ: Uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlar.

DİKKAT TOPLAMA İÇİN

KARİDES: Beyin besinidir. Vücuda önemli omega 3 yağ asitleri sağlar. Dikkat verme süresini daha uzatır.

SOĞAN: Aşırı yıpranmaya, fiziksel yorgunluğa karşı. Kanı sulandırır, beyin oksijeni daha iyi alır.

CEVİZ, FINDIK, FISTIK: Konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarında, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin oluşumunu hareketlendirirler.

YARATICILIK İÇİN

ZENCEFİL: İçerdiği maddeler beynin yeni fikirler üretmesini sağlar. Kan sulandığı için vücutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir.

KİMYON: İnsanın aklına birden bir fikir getirtir. İçerdiği uçucu yağlar bütün sinir sistemini uyarır, ancak yaratıcı düşünce şartıyla. Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir (bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyonla).

alıntı

Ve Kereviz Mevsimi Başlamıştır…

Latince ismi : Apium graveolens

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

Kereviz Sinirli Olmayı Önlüyor

Akdeniz mutfağının lezzetlerinden kereviz, içerdiği maddeler sayesinde sinirliliği önlüyor.B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geliyor. Uzmanlar düş kırıklığı çekenlerin kereviz ve havuç yemesini tavsiye ediyor. Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kereviz, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetiştiyor ve soğuk havada kolayca don tutuyor.

Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.

Cinsel gücünüzü arttırın: Kereviz

Kerevizin tarihi çok eskilere, antik Yunan’a kadar dayanır. O zamanlar kereviz o kadar kutsal bir bitki olarak biliniyordu ki, spor yarışmalarını kazananların başlarına ödül olarak yabani kerevizden taç yapılıp konulurdu. Ancak kerevizin şöhreti kötü bir talihsizlik sonucu (spor yarışmalarını kazanan kralın oğlunu kereviz yaprakları arasına giren bir yılan soktu) lekelendi ve yalnızca ölüm çelengi olarak kullanılmaya başlandı.

Kereviz, çeşitli iklim koşullarına uyum sağlayabilir, ancak ılıman ve nemli iklimlerde daha verimli olarak yetişir. Geniş yaprakları ve uzun yaprak sapları ve şişkin bir gövdesi vardır. İki çeşit kereviz vardır, bunlarda bir tanesi kökü yumru bağlamayan, yaprak sapları uzun olan yaprak kerevizi, diğeri ise, yaprak sapları kısa kökü yumrulu, kök kerevizidir.
A, B ve C vitamini, kalsiyum, demir, potasyum ve kireç içerir. Kanserden yüksek tansiyona, gripten kolestrole kadar her türlü hastalığa karşı tedavi edici etkisi vardır. Onun mucizevi etkileyici gücü geçmişte Yunanlılar ve Romalılar tarafından keşfedilmiş ve onlar kerevizi tıpta ve yemeklerinde kullanmaya başlamışlardı.

2500 yıl önce hekimlerin babası Hipokrat, “altüst olmuş sinirleriniz için kereviz besininiz ve ilacınız olsun” demiştir. Özellikle erkeklerde cinsel arzuyu kamçılayan ve cinsel gücü arttıran kereviz, zamansız iktidarsızlık için doğal bir çaredir.
Kerevizin anayurdu Akdenizdir. Eski Yunan, Romalılarca koku verici olarak ve ayrıca şifalı ot gibi kullanıldığı bilinmektedir. Yaprakları ise çeşitli dönemlerde hüznün ve zaferin simgesi olmuştur. Homeros, İlyada’sında Archille in bu bitkiyi görkemli saçlarının tedavisinde kullandığından söz eder.

alıntı

Sağlıktaki rolü

C vitamini yönünden oldukça zengin olan kereviz, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının % 15 ini karşılar. 100 gr. kerevizde 2 mgr. A vitamini, 15 mgr. C vitamini, 4 mgr. kalsiyum, 10 mgr. potasyum ve 2 mgr. demir bulunur. İki orta boy kerevizde sadece 20 kalori vardır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar kerevizin kanserden yüksek tansiyona, gripten kolesterole kadar her türlü hastalığa karşı savaştığını ortaya çıkarmıştır.

Amerika da yapılan deneylerde, kerevizin içindeki kimyasal maddelerin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiği, canlılarda tümör oluşumunu önlediği ve tümör oluşum riskini % 38 ile % 50 oranında azalttığı gözlemlenmiştir.

Her gün kereviz yiyen ya da kereviz suyu içen hastaların tansiyonunun düştüğü ve kan basıncının dengelendiği görülür. Vücudun kaybettiği suyu yenilemenin en iyi yolu kereviz suyu içmektir. Kereviz suyu aynı zamanda stresi azaltır, uykusuzluğa iyi gelir ve baş ağrılarını engeller.

Diyet yapanlar için de faydalı olan kereviz suyu, tatlı ihtiyacını engeller. Sindirim sistemi ve böbrekleri dengeli çalıştırır. İyi çiğnenerek yenen kerevizler mideyi güçlendirir. Yorgunluğa ve iştahsızlığa iyi gelir.

Nelere faydası vardır?

– Cinsel gücü arttırır ve cinsel isteği kamçılar
– İç salgı bezlerini, özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır
– Sinir yorgunluğunu engeller
– Kanı pisliklerden temizler
– Akneleri geçirici ve cildi temizleyici özelliği vardır
– Böbrek taşı ve kumunun kolay düşürülmesini sağlar
– Diyet uygulayanların zayıflamasını kolaylaştırır
– Unutkanlığa iyi gelir
– İdrarı söker
– Kan ve süt yapar
– Karaciğeri temizler
– Yüksek tansiyona iyi gelir
– Romatizmayı tedavi edici etkisi vardır
– Uykusuzluğu giderir
– Baş ağrılarını geçirir
– Mideyi güçlendirir

Nasıl kullanılır?

Sofrada: Tohumu öğütülür. Çorba, köri, güveç ve turşulara kullanılır, tuzsuz rejimlerde tuz yerine bu tohum uygulanabilir. Yaprağı salataya doğranabilir, bunun dışında yemeklere de katılabilir. Sebze çorbası ve güveçlere, ateşten alınmadan 3 dakika önce eklenebilir.

Sağlık için: Tohumu kaynatılarak özü çıkarılır ve içilir. Sinirleri yatıştırıcıdır ve midedeki fazla gazı çıkarmaya yardımcı olur. Yaprağı çay gibi demlenerek içilir. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

Satın alma

Kereviz satın alırken sağlıklı yaprakları olan sağlam, körpe kerevizleri seçin. Sapının ezik, çürümüş olmamasına dikkat edin. Kerevizleri buzdolabında, yıkanmamış olarak ve plastik torbalar içinde 2 haftaya kadar taze olarak koruyabilirsiniz.

Kereviz Salatası Tarifi

Malzemeler: 1 adet orta boy kereviz 1,5 limon suyu 4 yemek kaşığı yoğurt 4 yemek kaşığı maydanoz 2 diş sarımsak 1 çay kaşığı tuz 1 çay kaşığı pul biber 1 çay kaşığı nane

Yapılışı: İlk önce kerevizin dışı soyulup, rendelenir. Rendelenen kerevizin üzerine 1,5 limon suyu konur. Suyu çıkana kadar sıkılır. Sıkıldıktan sonra 4 yemek kaşığı yoğurt, 4 yemek kaşığı maydanoz katılır. 2 dişte sarımsak konur. Bir miktar tuz, 1 çay kaşığı pul biber, 1 çay kaşığı nane üzerine serpilir. Yada fotoğrafta ki gibi cevizle süslenebilir ve servise sunulur. Not:Mayanozde çok güzel bira tat katabilir.

Akciğerleri temizleyen 6 mucize besin…

fft20_mf4646646[1]

Özellikle astım hastaları ve sigarayı bırakanların yaşam kalitesini arttıracak besinler…

Zencefil:

Çok kuvvetli bir antioksidan olan zencefil, akciğerleri temizlemektedir.Çeşitli toksinleri, mukusu ve istenmeyen parçacıkları akciğerlerden atmaya yardımcıdır. Bu nedenle zencefil çayı veya zencefili direk olarak yiyebilirsiniz.

Sarımsak: 

Sarımsak kuvvetli bir antioksidan olmasının yanı sıra, içinde bol miktarda bulunana alisin kimyasalı ile akciğerleri temizler.

Okaliptüs:

Okaliptüs doğal bir antibiyotik olmasının yanı sıra içinde yağlar barındırır. Bu uçucu yağlar, akciğer enfeksiyonlarına iyi gelir, kan basıncını arttırarak kanın çoğalmasını sağlar.Öksürük şuruplarında, boğaz pastillerinde bu kimyasal yağ kullanılır. Taze okaliptüs çayı bronşit ve sinüzite iyi gelir. Buharını solumak öksürük ve bronşite iyi gelir.

Ekinezya: 

Soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılır. Bitkinin kökleri çeşitli akciğer enfeksiyonlarında yardımcıdır.

Keçiboynuzu: 

Özellikle sigara içenler için keçiboynuzu çok faydalıdır.5 adet keçiboynuzu 1 litre suda kaynatılır ve aç karna içilirse sigaranın verdiği zararı düzeltmeye yardımcı olur.

Ebegümeci: 

Kaynar suda 1 miktar ebegümeci kaynatılır ve 5-6 saat sonra aç karına 1 bardak içilir. Bu uygulama ile, akciğerlerde ki sigara etkileri yavaşlatılır. Ebegümeci, ayrıca balgam attırır, akciğer kanserini engeller.

kaynak: milliyet

İç organlardaki zehirli maddeler nasıl atılır?

 

Çin tıbbına göre, insan vücudundaki beş iç organda zehirli maddeler birikir, bu zehirli maddelerin birikmesi, vücutta belirtiler bırakır. Şimdi zehirli maddelerin saklandığı yerleri bulalım ve bu zehirli maddeleri yok etme yöntemleri öğrenelim.

Eğer dalakta zehirli maddeler birikirse, yüzde benekler görülür. Yüzünde benekler olan bir kadının sindirim sistemi nisbeten zayıflar; beyazımtırak akıntısı fazla olur; yağ birikir.

Çin tıbbına göre, dalaktaki sindirim iyi olmadığı takdirde, zehirli maddeler zamanında dışarı boşaltılmaz. Bu nedenle kilo vermek isteyen bir kişi, öncelikle dalağının ve midesinin işlevini normalleştirmeli; dalağında zehirli maddeler bulunan kişide ağız kokusu olur, ağız ülseri görülür.

Şimdi dalaktaki zehirli maddeleri boşaltma yöntemlerine geçelim.

  1. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılmasına ekşi yemekler iyi gelir. Ekşi yemekler, bağırsak ve midenin sindirim işlevini pekiştirir, yemeklerdeki zehirli maddelerin en kısa sürede boşaltılmasını sağlar; ayrıca ekşi yemekler dalağı güçlendirir.
  2. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılması için Shangqiu adlı akpunktur noktasına basılabilir. Bu akpuntur noktası, iç topuk kemiğinin altındaki çukurun ortasında bulunur. Bir parmakla bu noktaya, azcık acı hissetecek şekilde basabilirsiniz. Bu basma bir defasında üç dakika sürerse, yeterli olur.
  3. Yemekten sonra yürüyüş yapmak. Spor, dalağa ve mideye yardımcı olur. Bu yöntem azimle uygulanmalı.

Yemek sonrası, zehirli maddelerin en kolay oluştuğu zaman dilimidir. Yemeklerin zamanında sindirilmemesi veya emilmemesi halinde zehirli maddeler birikir. Bu nedenle yemekten sonra yürüyüş tavsiye edilir. Ayrıca yemekten bir saat sonra bir meyve yenebilir.

Aftimuni dalağın en iyi ilacıdır, kaynatılarak içilir. Karabaş otu, kekik, sinameki, anason, kimyon, kuru incir dalağın en güzel ilaçlarındandır. Mercimek, patlıcan, sığır eti, kuyruk ve lahana yenmemelidir.

******

Karaciğer, insanın diğer önemli iç organlarından biridir. Karaciğerde zehirli maddeler birikirse, tırnak üzerine çıkıntılı çizgi veya tırnak çökmesi görülür. Çin tıbbına göre, kirişler karaciğere bağlıdır, tırnak ise kirişlerden bir bölümüdür. Bu nedenle karaciğerde zehirli maddeler biriktiği takdirde, tırnak üzerinde belirgin işaret olur.

Karaciğerde zehirli maddeler bulunursa, kadında mastit görülür; deprasyon başgösterir. Çünkü karaciğer insan vücudunda duyguları ayarlayan iç organdır. Eğer içindeki zehirli maddeler zamanında boşaltılmazsa, Qi dolaşımı engellenir, bu da depresyon duygusuna neden olur. Ayrıca yarım baş ağrısı ve aybaşı ağrıları gibi belirtiler görülür. Yüzün iki yanağı ve göbek, karaciğer ve safra kesesinin “etki alanı”dır. Eğer karaciğerde zehirli maddeler varsa, yüzde ve göbekte mutlaka belirti gözükür.

Karaciğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için, yeşile çalan mavi renkli yemekler tüketilmeli. Örneğin portakal veya limon suyu, karaciğere iyi gelir; karaciğerle bağlantılı akpunktur noktasına basmak iyi gelir. Basılacak nokta, birinci ve ikinci ayak parmaklarının buluştuğu noktanın önündeki çukurun ortasında yer alır. Ağlama, zehirli maddelerin boşaltılmasına yardımcı olur. Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının gözyaşlarına bağlı olduğu, hem Batı tıbbınca, hem de Çin tıbınca doğrulandı. Gözyaşları gerçekten insan vücuduna zararlı maddeler içerir. Bu nedenle istediğiniz zaman ağlayabilirsiniz.

Sülfür içeren besinler karaciğeri temizler, soğan, sarımsak, lahana, brokoli, brüksel lahanası sülfür içeren gıdalardır. Ayrıca enginar karaciğer dostu bir sebzedir.

Alkol, kimyasal ilaçlar, işlenmiş gıdalar, inek eti, aşırı proteinle beslenme karaciğeri yıpratan gıdalardır.

******

İnsan kalbinde zehirli maddeler birikirse, dil ülseri olur, alnında kabarcıklar oluşur, uykusuzluk ve kalp rahatsızlığı meydana gelir.

Çin tıbbına göre, kalple en yakın ilişkili organ dildir. Bu nedenle ülser dilde görülür. Alın, kalbin “nüfuz alanı”dır. Eğer kalpte “ateş” varsa, alın “yanar”, kabarcıklar ortaya çıkar.

Kalpteki zehirli maddelerin boşaltılması için, nilüfer tohumları gibi, acı yemekler tavsiye edilir; kalbi simgeleyen Shaofu adlı akpunktur noktasına basılır. Shaofu, insanın yumruğunu sıktığı zaman, avuçta yüzük parmağı ve küçük parmağının tırnaklarının değdiği yerdir. Bu noktaya güçlü bir şekilde basılır. Yeşil fasülye, zehirli maddelerin idrar yoluyla boşaltılmasına yardımcı olur.

Çin’de yaz mevsiminde hemen hemen her ailede yeşil fasülye suyu içilir. Siz de deneyebilirsiniz.

Kalp için omega 3 yağ asidi içeren somon, ton balığı, ceviz, keten tohumu gibi gıdalar faydalı olacaktır.

******

Akciğerde zehirli maddeler birikirse, insanın cildi pas renginde olur, kabızlık çekilir, duygusal durumunda hassasiyet meydana gelir.

Çin tıbbına göre, akciğer, tüm cildi yönetir. Cildin iyi olup olmaması, akciğerin sağlıklı olup olmamasına bağlıdır. Akciğerdeki zehirli maddelerin miktarı fazla olursa, bu zehirli maddeler akciğerin çalışmasıyla cilde yansır; ayrıca akciğer ve kalın bağırsak tek bir sistemdir. Yukarıda akciğerde zehirli maddeler varsa, aşağıdaki bağırsak içinde de anormal birikim olur, kabızlık çekilir; akciğerdeki zehirli maddeler de Qi ve kan dolaşımını engeller.

Turp, akciğere en iyi gelen yiyecektir. Çin tıbbına göre, kalın bağırsak ile akciğer arasında yakın ilişki vardır. Akciğerdeki zehirli maddelerin ne kadar boşaltılacağı, kalın bağırsağın iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Turp kalın bağırsağın dışkıyı boşaltmasına yardım eder. Turp çiğ de yenir.

Ayrıca akciğeri temsil eden akpunktur noktasına basmak da yararlıdır. Hegu adlı nokta, el sırtında, parmakların arasında bulunur.

Terlemek, akciğere iyi gelir; çünkü terle vücuttaki zehirli maddeler atılır; sıcak duş ve derin nefes da benzer sonuç verir.

Akdiğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için en uygun zaman dilimi sabah 7:00 ile 9:00 arasıdır. Bu zaman içinde bol oksijen almayı sağlayan spor yapılırsa, çok iyi olur.

Meyan kökü, zencefil, okaliptus, brokoli, turp akciğerler için şifalı bitkiler olup sigara akciğer için en büyük zarardır.

******

Böbrek içinde zehirli maddelerin biriktiği zaman, aybaşı miktarı az, süresi kısa ve rengi koyu olur. Aybaşının oluşması ve kaybolması, böbrek işlevinin güçlü olup olmamasına bağlıdır; böbrekteki zehirli maddeler, hidronkusa neden olur, altçenede kabarcıklar oluşur, yorgunluk çekilir.

Böbreği simgeleyen akpunktur noktası Yongquan’dır. Bu nokta, insan vücudundaki en alçak akpunktur noktasıdır. Yongquan, ayak tabanının üçte birinin ilerisinde bulunur. Bu nokta hassas olduğu için fazla güçlü basılmamalıdır. Beş dakika yeterlidir.

Böbrekteki zehirli maddelerin boşaltılması için en iyi zaman dilimi sabah 5:00 ile 7:00 arasıdır. Bu nedenle sabah kalkınca bir bardak su içilmesi çok iyi olur.

Gün boyu yeterli su içilmesi, bedenin susuz bırakılmaması, aşırı tuz alınmaması, likopence zengin gıdalar domates, karpuz, böbrekleri temizleyip koruyacaktır.

kaynak:purneva

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

BİTKİLERİN ŞİFA DİLİ…


Eskiler vazgeçemezler şifalı bitkilerden… Yenilerde merak eder eskiler gibi hangi bitki hangi hastalığa yarar die… İşte size şifalı bitkiler: İşte hastalıkta ve öncesinde devamlı kullanarak sağlıklı bir ömür sürebileceğiniz şifalı bitkiler
ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.
AHUDUDU: Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.
ANASON: Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.
ASMA: Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.
AVOKADO: Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.
AYRIKOTU: İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir. İshal ve dizanteriye birebir; ayva
AYVA: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.
BADEM: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
BEZELYE: Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.
BİBER: Mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler.
BROKOLİ: Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.
BUĞDAY: Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur. Verem ve şeker hastalığına karşı ceviz ağacı
CEVİZ AĞACI: Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır.
ÇAMFISTIĞI: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
ÇEMEN: Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.
ÇİLEK: Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Mide ve bağırsak gazları için çörek otu
ÇÖREKOTU: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Kolanacak olursa baş ağrısını keser.
DEFNE: Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.
DENİZ KADAYIFI: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.
DEVEDİKENİ: Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.
DOMATES: Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller.
DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.
EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Günde bir elma yiyen sağlıklı yaşıyor
ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
ENGİNAR: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.
FESLEĞEN: Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.
FINDIK: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.
GELİNCİK: Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.
GREYFURT: C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar. Ağız ve boğaz iltihapları için bir tutam hatmi
HATMİ: Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak iltihaplarını giderir.
HAVUÇ: Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard’ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Hergün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıf- lığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir.
ISIRGAN: Dıştan tatbik edildiği zaman iç organlarda biriken kanı çeker. Burun kanamalarını keser. Balgam söktürür.
ISPANAK: Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik ahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze.
İNCİR: Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.
KARANFİL: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.
KEKİK: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.
KINAKINA: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. İştah açar. Cilt kaşıntılarında faydalıdır.
KİVİ: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.
KUŞBURNU: Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor. Kanserden korunmak için lahana tüketin
LAHANA: Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır.
MAYDANOZ: Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir, kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur.
MELEKOTU: Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.
MEYANKÖKÜ: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.
MISIR: Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur. Adet sancısı için muz yiyin
MUZ: Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler. Adet sancılarını gidermeye birebirdir.
NAR: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.
NOHUT: Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.
ÖKSEOTU: Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.
PATATES: Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır….alinti

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Doğal Ağrı Kesiciler…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Karalahana’nın Faydaları…

imagesCAHWFH0Z

Turpgillerden “ karalahana”, Karadeniz bölgesinde en sık kullanılan sebzelerden biridir. Genellikle karalahana dolması şeklinde tüketilir. İri, kat kat ve kalın koyu yeşil yapraklıdır. Dünya çapında da yaygın olarak kullanılan bir sebzedir. Pişirilerek tüketildiği gibi salatalarda çiğ olarak da kullanılmaktadır. C vitamininden zengin olup, A, B, E vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum, bakır ve demir minerallerini de bol miktarda içerir.

Karalahananın Sağlık Üzerindeki Etkileri

C vitamini

Karalahana C vitamini açısından zengin bir kaynaktır. En iyi antioksidan olarak C vitamini, erken yaşlanmanın temel nedenlerinden biri olan vücudunuzdaki serbest radikalleri azaltır. Ayrıca hücrelerin aşınma ve yıpranmasını engeller. Bu nedenle Karalahana; kalp problemleri, ülser, bazı kanserler, depresyon, bağışıklık sistemi ve soğuk algınlığı tedavisinde vücudun savunmasında etkin rol oynar. Ayrıca yara ve hasarlı dokular için iyileşme sürecini hızlandırır. Sinir sisteminin düzgün işleyişini düzenleyerek alzheimer hastalığının ve diğer dejeneratif sinir sistemi hastalıklarının etkilerini ve varlığını azaltabilmektedir.

Lif

Yetersiz lif tüketimi kabızlığa neden olmaktadır. Buna bağlı olarak hazımsız , gastrointestinal kanserler, mide ülseri, iştah kaybı gibi problemler ortaya çıkabilmektedir. Karalahana zengin lif içeriği ile bağırsakları harekete geçirerek kabızlık ve diğer sindirim sistemi problemlerine iyi gelir.

Kükürt

Karalahana kükürt mineralinden zengindir. Kükürt enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasında etkili rol oynar. Ayrıca yaraların iyileşmesine büyük oranda yardımcıdır. Ülserin etkilerini ve şiddetini azaltıcı özelliği bulunmaktadır.

E vitamini

Kalp hastalığı, katarakt ve çeşitli kanserlere karşı koruyucudur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kasları onarır. Toksik maddelerin etkisinden korur. A vitamininin emilmesine yardımcıdır. Oksijen kullanımında artış sağlayarak solunuma yardımcı olur . Kırmızı kan hücre yapımına katkıda bulunarak kansızlığı önler. Hava kirliliğine karşı korur.

Demir

Kansızlığı önler. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Karaciğerin vücuda giren zehirli maddelerin etkisini gidermesinde rol alır.

Bakır

Kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. Demirin vücutta depolanması ve kullanılmasında rol oynar. Bazı kanserlerden korunmada rol oynar.

Kanser ve Karalahana

Karalahana içeriğindeki “ lupeol, sinigrin ve sülforafan “ gibi anti-kanser bileşiklerinin enzim aktivitesini uyararak tümörlerin büyümesini inhibe ettiği bilinmektedir. Çinli kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada, diyete düzenli olarak Karalahana gibi sebzeler eklendiğinde meme kanserinde önemli bir azalma görülmüştür.

Karalahananın Anti-inflamatuar (Enfeksiyon Önleyici) Özellikleri

Karalahana içeriğindeki “glutamin” güçlü bir anti-inflamatuar ajandır. Bu nedenle Karalahana alerji, eklem ağrısı, ateş ve çeşitli hastalıklarda enfeksiyon ve tahrişi önlemeye yardımcıdır.

Göz Sağlığı ve Karalahana

Lahana zengin bir “beta-karoten” kaynağıdır. Beta-karoten göz sağlığı için oldukça önemlidir. Bu nedenle karalahana, yaşlandıkça artan makula (gözün arka kısmındaki retina tabakası) dejenerasyonunu önleyerek katarakt oluşumunu geciktirmeye yardımcıdır. Beta-karoten ayrı zamanda anti-kanserojen etkisiyle prostat kanseri riskini düşürmede olumlu etkiye sahiptir.

Kemik Sağlığı ve Karalahana

Karalahana kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi minerallerin iyi bir kaynağıdır. Bu üç temel mineral kemik yapısının korunmasını sağlayarak, osteoporoz ve kemik erimesi gibi hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar.

Kalp hastalıkları, Tansiyon ve Karalahana

Karalahanaki potasyum , vazadilatör etkisiyle kan damarlarını açarak, kanın akışını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle kalp krizi ve felç riskini azaltmaktadır. Yüksek kan basıncına karşı koruyucu etki göstermektedir.

Cilt Bakımı, Erken Yaşlanma ve Karalahana

Antioksidan özelliğiyle cilt sağlığını koruyarak erken yaşlanmayı önler. Yaraların iyileşmesini kolaylaştırır. Kırışıklığa, deride renk değişikliklerine ve noktalara sebep olan serbest radikalleri önleyici özelliktedir.

Lahana ile Detoksifikasyon

Lahana romatizma, gut, artrit, böbrek taşı, cilt hastalıkları ve egzama gibi problemlere yol açan toksinleri, serbest radikalleri, yüksek ürik asiti yok ederek kanı temizler. Yani çok iyi bir detoks özelliği vardır. İçeriğindeki C vitamini ve kükürt sayesinde bu detoks özelliğini göstermektedir.

Dikkat !

Diğer turpgiller gibi karalahana özellikle de kök kısımları iyodun emilimini azalttığı için guatr hastalarının kullanmamasında fayda vardır Devamını Gör

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Şekerin zararları…

 

1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.

2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.

3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.

4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.

5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.

6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.

7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.

8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.

9. Şeker böbreklere hasar verebilir.

10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.

11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.

12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.

13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.

14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.

15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.

16. Şeker gözleri bozabilir.

17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.

18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.

19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.

20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.

21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.

22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.

23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.

24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.

25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.

26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.

27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.

28. Şeker astıma sebep olabilir.

29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.

30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.

31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.

32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.

33. Şeker apendisite yol açabilir.

34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.

35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.

36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.

37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.

38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.

39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.

40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.

41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.

42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.

43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.

44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.

45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.

46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.

47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.

48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.

49. Şeker DNA yapısını bozabilir.

50. Şeker katarakta sebep olabilir.

51. Şeker amfizeme sebep olabilir.

52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.

53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.

54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.

55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.

56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.

57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.

58. Şeker pankreasa zarar verebilir.

59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.

60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.

61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.

62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.

63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır. 64. Şeker depresyona sebep olabilir. 65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir. 66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Şekerin vücudunuza zararları • Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor. • Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor. • Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor. • Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı şekerin zararlarıÖzellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!

Şekerdeki genetik risk Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkları n nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor

alıntı

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağırsak-Beyin İlişkisi ve Psikoloji Sendromları

GAPS
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi 

Bağırsak-Beyin İlişkisi ve Psikoloji Sendromları

1c3d8a98e8e0c05663ade12497f40da9[1]2f63bb51ffb9eb34407ad323312e1104[1]998071f09400b7487669487fc6a1044b[1]
 
 

 

 

Anormal, hasarlı ve geçirgen bağırsak florası ​nedeniyle; toksinler, ağır metaller, katkı maddeleri, iyi sindirilemeyen besinler, bağırsak duvarından kana ve kan yoluyla beyne gider.

Bu yüzden toksinlenen beyin; ​otistik, şizofrenik, epilepsik, depresif, hiperaktif, disleksik, manik vb. semptomlar gösterir.
 

“GAPS’lı (Bağırsak ve Psikoloji Sendromlu) çocuk ve yetişkinlerde, bazen çok şiddetli şekillerde sindirim problemleri vardır. Çeşitli derecelerde kolik, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık, yemek yeme güçlükleri ve yetersiz beslenme; otizm, şizofreni ve diğer GAPS hastalıklarının tipik birer parçasıdır. Aynı şekil​de GAPS’lı çocuğunun normal dışkı yaptığını söyleyen ebeveyn neredeyse yoktur. Yüzlerce otistik çocukla çalışan Dr.Wakefield ve ekibinin bulguları yanısıra, dünya genelinde klinik gözlemleriyle otistik çocuklarda şiddeti kişiye göre değişen sindirim bozuklukları olduğunu destekleyen pek çok doktor var. Şizofreniyi, çölyak gibi sindirim anormallikleriyle ilişkilendiren C. Dohan, R. Cade, K. Rachelt, A. Hoffer, C. Pfeiffer ve başka doktor ve bilim insanları; şizofrenide de bir bağırsak-beyin bağlantısı olduğunu çok ciddi bilimsel bulgularla kanıtladılar. Otizm ve şizofreni dışında; DEHB, disleksi, dispraksi, epilepsi, bipolar bozukluk gibi neredeyse bütün GAPS hastalarının da farklı derecelerde sindirim problemleri yaşadığı biliniyor. Soru şu: Neden GAPS’lı çocuk ve yetişkinlerin sindirim sistemi bu durumda? Bunun, akıl sağlıklarıyla ne ilgisi var?

 
 

Modern tıp, biz insanları farklı sistemlere ve alanlara böldü: kardiyovasküler sistem, sindirim sistemi, sinir sistemi, vb. Bu bölümlere göre her biri insan vücudunun belirli parçalarıyla ilgilenen farklı tıp uzmanlıkları yaratıldı: kardiyoloji, gastroenteroloji, jinekoloji, nöroloji, psikiyatri, vb. Böyle olmasının bir sebebi var. Yıllar içinde tıp bilimiyle ilgili biriken devasa miktarda bilgi var. Dünyada hiçbir doktor hepsini detaylarıyla bilemez. Uzmanlaşmak doktorların belirli bir ilgi alanına odaklanmasını, o alana iyice hâkim olup konularında ustalaşmalarını sağlar.

Ancak doktorlar, uzmanlıklara ayrılarak çalışılmaya başladığından beri bir sorunun farkındalar. Bir alanda uzmanlaşan doktorlar, en iyi bildikleri organları incelemeye eğilimli oluyor, vücudun geri kalanını göz ardı ediyorlar. Her organın vücudun geri kalanıyla birlikte var olduğu ve işbirliği içinde çalıştığı unutuluyor. Her bir sistemin, organın, dokunun ve hatta hücrenin diğerine bağlı olduğu, birbirini etkilediği ve birbiriyle iletişim kurduğu vücudumuz bir bütün olarak yaşar ve çalışır. Hiçbir organ, vücudun geri kalanını hesaba katmadan bırakın tedavi edilmeyi, muayene bile edilmemelidir.

Tıbbın özellikle bir alanı, ilgili organı vücudun geri kalanından ayırarak inceler. Bu alan, psikiyatridir. Akıl sağlığıyla ilgili sorunlar; genetik, çocukluk deneyimleri, psikolojik etkilenimler gibi pek çok açıdan incelenir. Hesaba katılacak son yer hastanın sindirim sistemidir. Modern psikiyatri sindirim sistemini hiç hesaba katmaz. Oysa tıp tarihinde, psikiyatrik hastalıkların sadece bağırsağın “temizlenmesiyle” iyileştirildiğine dair yeterince örnek bulunuyor. Ünlü Japon Profesör Kazudzo Nishi, psikiyatrik vakaların en azından onda birinin, bağırsağın kendi kendini toksinlemesinden kaynaklandığını düşünüyordu.

Psikiyatri hastalarının büyük çoğunluğu sindirim sorunları da yaşar; ancak bunlar genellikle doktorlar tarafından göz ardı edilir. Bağırsak-beyin ilişkisi, çoğu günümüz doktorunun nedense anlayamadığı bir ilişkidir. Milyonlarca antidepresan, uyku hapı ve hastaların beyinlerine etki etmesi için sindirim sistemlerine aldıkları daha bir sürü ilaç reçete etmelerine rağmen, sindirim sistemi ve beyin arasındaki bağlantıyı hala göremiyorlar. Alkolün beynimizi nasıl etkilediğini herkes bilir. Alkollü içecekleri nasıl tüketiriz? Elbette içerek ve sindirim sistemimize göndererek. Ama beyinlerimizi etkileyen toksik maddeleri tüketmemiz gerekmez. Sindirim sistemimizde bazı mikropların bulunması, kendi vücudumuzda sürekli bir toksisite kaynağına sahip olmamız için yeterlidir.  Bir önceki bölümde söylediğimiz gibi, GAPS’lı bir kişinin sindirim sistemi, vücudun ana toksisite kaynağı haline gelir. GAPS’lı çocuk ve yetişkinlerin anormal bağırsak floraları, bilinmeyen sayıda çeşitli nörotoksinler üretir. Bu toksinler hasarlı bağırsak duvarından kana geçerler ve böylece beyne ulaşırlar. Hangi toksinlerin bir araya geldiği kişiye özeldir. Bu yüzden her GAPS hastası birbirinden çok farklıdır. Söylediğim gibi, anormal floranın ürettiği toksinlerin sayısı bilinemez. Yine de GAPS’lı çocuklarda ve yetişkinlerde yaygın olarak görülen bazı nörotoksinler hakkında elle tutulur bir bilgiye sahibiz. Bu toksinler herhangi bir kişiyi akıl hastası yapabilir. Geçen bölümde bazılarına göz atmıştık. Ne yazık ki incelenecek daha çok hastalık var.

 
 

Etanol ve asetaldehid:
Otizm, DEHB, şizofreni, disleksi, dispraksi ve diğer psikolojik problemler söz konusu olduğunda alkolizm genellikle akla gelmez. Ama aralarında ciddi bir ilişki vardır. GAPS hastalarında çeşitli faktörlere bağlı olarak patolojik vücut florasının aşırı çoğaldığını biliyoruz. Bu patojenlerin bir grubu da neredeyse istisnasız olarak, aralarında Candida türlerinin de bulunduğu mayalardır. Mayalar, glikozla ve diğer şeker türleriyle beslenir. Şeker, karbonhidratların sindirilmesiyle açığa çıkar. Bu biyokimyasal süreçte Candida ve diğer mayalar, besinlerden alınan glikozu alkole (etanol) ve yan ürünü olan asetaldehide çevirirler.  Alkol ve yan ürünlerinin moleküler ağırlığı düşüktür. Bu sayede vücuttaki bariyerleri kolaylıkla geçerler. Kana kolayca karışır, plasentayı geçerek anne karnındaki bir cenine rahatça ulaşabilirler. Hamilelik, bağışıklığın doğal olarak baskılandığı bir süreçtir. Bir kadının vücudunda hali hazırda Candida artışı varsa, hamilelik durumu daha da kötüleştirir. Alkolün özellikle de çocuklar için toksik olduğunu hepimiz biliyoruz. Çok az miktarlarda da olsa, sürekli alkol alımından etkilenmeyecek bir organ yoktur.

Asetaldehid, alkol yan ürünlerinin en toksiği olarak bilinir. Bu kimyasalın en yıkıcı etkilerinden biri, proteinlerin yapısını değiştirebilme yeteneğidir. Büyük oranda proteinlerden meydana geliriz. Hormonlardan enzimlere kadar vücudumuzda bulunan sayısız ve çeşitli aktif madde proteindir. Yapıları asetaldehidle değiştiğinde, fonksiyonlarını gereğince yerine getiremezler.  Alkol ve asetaldehid, vücutta pek çok temel besini işe yaramaz hale getirir. Örneğin proteinlere bağlanan asetaldehid; nörotransmitter üretiminde, yağ asitlerinin metabolizmasında ve vücutta daha pek çok süreçte rol alan B6 vitamininin işlevsel eksikliğine yol açar. İşlevsel eksiklik nedir?
Kişi, besinlerden yeterince B6 vitamini alabilir ama asetaldehid, bu vitaminin proteinler üzerindeki çalışma alanını işgal ederek işini yapmasına engel olur. Böylece vitamin vücutta amaçsızca dolaştıktan sonra dışarı atılır. Bu durum sadece B6 vitamini değil, işlevini yerine getirmek için proteinlere bağlanması gereken daha birçok maddenin başına da gelir.

GAPS hastalarında bir başka yaygın işlevsel eksiklik, tiroit yetmezliğidir. Tiroit bezi yeterince hormon üretse de, çalışma alanları asetaldehid ve diğer toksinler tarafından işgal edilmiştir. Sonuç olarak kişide tiroit yetersizliğinin tipik belirtileri olan depresyon, cansızlık, yorgunluk, kilo alma, vücut ısısı kontrolünün zayıflaması, bağışıklığın zayıflaması, vb. görülür.

​Glüten ve kazeindeki opiatlar:

Afyon, morfin, eroin gibi madde bağımlılarının yaygın olarak kullandığı uyuşturuculara, opiatlar denir. Peki, bunların GAPS’lı çocuklar ve yetişkinlerle ne ilgisi vardır? Glüten tahıllarda; en çok da buğday, çavdar, yulaf ve arpada bulunan bir proteindir. Kazein; inek, keçi, koyun, insan sütlerinde, diğer sütlerde ve süt ürünlerinde bulunan süt proteinidir. GAPS’lı hastalarda bu proteinler gerektiği gibi sindirilemez ve kimyasal yapıları morfin, eroin gibi opiatlara benzeyen maddelere dönüşür. Şizofreni, otizm, DEHB, doğum sonrası psikoz, epilepsi, Down sendromu, depresyon ve romatizmalı atardamar yangısı gibi bazı otoimmün hastalıklarda, hastaların idrarlarında glütenomorfin ve kazomorfin adı verilen glüten ve kazein peptitlere rastlanır. Tahıllarda ve sütte bulunan bu opiatların kan-beyin bariyerini geçip tıpkı morfin veya eroin gibi beynin bazı bölgelerinin işlevini engellediği düşünülüyor. GAPS’lı bağırsakta, kötü sindirim ve kötü emilim tablosu ortaya çıkar. Bu esnada patojen bakteriler, mantar ve virüsler bağırsak duvarına zarar vererek; kazomorfin, gliadomorfin gibi kötü sindirilmiş proteinlerin ve diğer maddelerin kana karışmasına ve beyne gitmesine izin verirler.

Glütenomorfin ve kazomorfinler üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda Glütensiz ve Kazeinsiz Diyet (GKD) geliştirildi. Bazı otistik çocuklarda bu diyet sayesinde ciddi gelişmeler kaydediliyor. Ancak çoğu çocukta bir etkisi olmuyor. Çünkü GAP sendromu, glütenomorfinler ve kazomorfinlerden çok daha fazla bileşen içeriyor. Bu yüzden hastaların çoğu diyet uygularken GAPS’ı diğer pek çok açıdan da ele almalı.
Diğer toksinler:
Önceki bölümde Clostridia ailesi ve toksinlerinden bahsetmiştik. Bu ailenin üyeleri oksijensiz ortamda yaşadığı için incelenmeleri çok zordur. Ancak Dr. William Shaw, Clostridia’ya karşı geliştirilen ilaçlarla ciddi ilerleme kaydeden otistik çocukları kitabında detaylarıyla ele almış. Ne yazık ki bu çocuklar ilaç kesilir kesilmez yine otizme geri dönüyorlar. Geçen bölümde bahsettiğimiz gibi Clostridia ve bağırsaktaki diğer patojenlerle başa çıkmanın en iyi yolu, sağlıklı bir bağırsak florası oluşturmak ve yararlı bakteriler sayesinde doğal yollardan kontrol sağlamaktır. Otistik çocuklarda, biyokimya alanında çalışan Dr. Alan Friedman tarafından başka korkutucu toksik maddeler de bulundu. Deltorfin ve delmorfin adlı bu kimyasallar ilk kez Güney Amerika’da, zehirli bir kurbağa türünün derisinde keşfedildi. Yerliler, düşmanlarını felç etmek için oklarının ucunu bu kurbağanın salgıladığı mukusa batırıyorlardı. Deltorfin ve delmorfin, son derece güçlü nörotoksinlerdir. Dr.Friedman bu toksinleri kurbağanın değil, kurbağanın derisinde yaşayan mantarların ürettiğini düşünüyordu. Bu mantarların otistik çocukların bağırsaklarında ortaya çıkması mümkündür. Gelecekteki araştırmaların bu konuyu açıklığa kavuşturacağını umuyoruz. GAPS hastalarında başka bir dizi güçlü toksin daha tespit edildi ve araştırıldı. Bu kitapta bunların hepsini inceleyemeyiz. Ama bilmemiz gereken önemli nokta, GAPS’lı çocukların ve yetişkinlerin oldukça toksik bireyler olduğudur. Bu toksisite sindirim sistemlerinden kaynaklanır. Bu yüzden tedavi için her şeyden önce kişinin sindirim sistemine odaklanmalıyız. Sindirim sistemindeki problemler ortadan kalkmasıyla,  psikoloji sendromları da ortadan kalkacaktır.

 

Kaynak: “GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi” kitabı;
Yazar: Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride,

alıntı

Üzüm Sirkesinin Faydaları

üzüm sirkesi tam bir ilaçtır. İştah açıcı olarak, salata ve turşular içine dökülen sirkenin insan sağlığına sağladığı faydalar şu şekilde özetlenebilir;

* Yorgunluk ve uykusuzluk için yatmadan önce sirkeli su içilmesi,

* Boğaz ağrılarında, sirkeyle gargara yapılması,

* Nasırların ve sertliklerin üzerine, sirkeyle ıslatılmış ekmek konulması,

* Su ile kaynatılıp buharına durulursa baş ağrısı, astım ve cilt lekelerine iyi gelmesi,

* Güneş yanığına sürülmesi,

* Bal karıştırılmış sirkeli su her gün içilirse, düzenli kilo verilmesi,

* Siğillere, sirke döküp üzerine kabartma tozu serpilir ve 15 dak. sonra toz silkelendiği zaman,

* Kaşıntılara ve cilt çatlaklarına sirke sürülmesi,

* Sirkeli bezin mide üzerine konmasında bulantı ve kusmayı önlemesi,

* Sirkeli bezin varislere konması,

* Sirkenin orta dereceli yanıklarda da kullanılması,

* Kepekli ve mat saçlar için durulama suyuna sirke ilave edilmesi,

* Cildi yumşatmak, parlatmak için banyo suyuna bir miktar sirke ilave edilmesi,

gibi birçok faydası vardır.

Bunun yanısıra hijyen amaçlı olarak sirke kullanılabilmektedir. Lavabo banyo gibi sert zeminleri temizlemek için ve sebze ve meyveleri mikroplardan temizlemek için sirkeli su kullanılır.
(alıntıdır)

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Vişnenin Faydalarına Siz De Şaşıracaksınız

visne 300x199 Vişne Faydaları Saymakla Bitmiyor

 

İlkbahar ayları geldikçe, ağaçların çiçekleri açar ve meyveler çıkmaya başlar. Pazarda, manavda birçok meyveyi aynı anda görmek mümkündür. Vişne, kiraz, erik, dut gibi meyveler pazar tezgahlarını süslemeye başlar. Bolca bulunan bu meyveleri çocuktan büyüğe birçok kişi severek tüketir.

Latince adı Prunus cerasus olan vişne, ilkbaharda çıkan meyveler arasındadır. Kiraza çok benzer. Fakat kirazdan farkı tadının hafif mayhoş ve ekşi olmasıdır. Bu yüzden genellikle taze olarak tüketilmez. Meyve suyu, reçel yada marmelat yapımında sıkça kullanılır. Hele ki yaz aylarında sıcak havalarda buz gibi meyve suyu herkes tarafından tüketilir. Hem ferahlık verir hem de serinletici özelliği vardır.

Vişnenin Faydalarına Siz De Şaşıracaksınız

Bu şifalı meyve, latince adının cerasus olmasından dolayı çok eski zamanlarda kerasus olarak da anılırdı. Tabii yörelere göre farklı isimler ile adlandırılabilir. Sağlık için faydaları da oldukça fazladır. İşte vişne faydalarından bazıları:

  1. Yaşlanma karşıtı bir meyvedir. Anti ageing özelliği vardır. Genç kalmanın sırları bu şifalı meyvede saklıdır.
  2. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  3. Göz için de büyük fayda sağlar.
  4. İyi bir A ve C vitamini kaynağıdır.
  5. Kalsiyum, demir ve fosfor gibi mineralleri içerir.
  6. Kabakulak, su çiçeği ve kızamık gibi hastalıklara yakalanma riskini de azaltır.
  7. Sinir sistemini de düzenleyici etkisi vardır.
  8. Kalp dostudur, kalp sağlığı için büyük fayda sağlar.
  9. Kansere karşı da koruma sağlar. Özellikle prostat ve kolon kanserine karşı koruma sağlar.
  10. Saçlarınızın dökülmesinden mi yakınıyorsunuz? Bu leziz meyve saçların dökülmesini de engeller.
  11. Uykusuzluğa karşı da faydalıdır.
  12. İyi bir antioksidandır.
  13. Sindirim sistemine de fayda sağlar. Kabızlık sorununu giderici etkisi vardır.
  14. Kanser hücrelerinin büyümesini engeller.
  15. Bakterilerden ve mantarlardan korur.
  16. Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı da önleyici etkisi vardır.
  17. Boşaltım sistemine de fayda sağlar. Bağırsakları hastalıklara karşı korur.
  18. <img class=”alignright wp-image-6329″ title=”vişne” alt=”visne 300×199 Vişne Faydaları Saymakla Bitmiyor” src=”http://www.sifalibitkitedavisi.com/wp-content/uploads/2013/05/visne-300×199.jpg” width=”300″ height=”199″ />Göz yapısını, görme sistemine de faydalıdır.
  19. Kolesterolü düzenleyici etki yapar.
  20. Parkinson hastalığına karşı da koruma sağlar.
  21. Beyin ve sinir sistemi için oldukça yararlıdır. Beyin fonksiyonlarını geliştirir.
  22. Beyine fayda sağlaması sebebiyle alzheimer hastalığına karşı da koruma sağlar. Unutkanlığa karşı etkilidir.
  23. Damar sertleşmesine karşı da yarar sağlar.
  24. Depresyona, strese karşı da faydalıdır.
  25. Lif içeriği yüksektir.
  26. Kalp atışlarını düzenler, kalp hastalıklarına karşı korur. Bunun sonucunda kalp krizi riskini de azaltır.

Vişne Suyunun Faydaları Nelerdir?

Bu leziz meyvenin taze tüketiminin yanında vişne suyu olarak tüketilmesi de büyük fayda sağlar. İşte vişne suyunun faydaları:

  1. Ferahlık ve serinlik sağlar.
  2. Ürik asit seviyesini azaltır.
  3. Bağırsakları yumuşatıcı özelliği vardır.
  4. Vişne gut hastalığına yakalanma riskini azaltır.
  5. Cildi nemlendirir, vücudu toksinlerden arındırır.
  6. Yüksek demir içeriği nedeniyle anemi yani kansızlık sorununa karşı da faydalıdır.
  7. Vücut ağrılarını geçirir, iltihaplara karşı da fayda sağlar.
  8. Anti kanserojen özelliği vardır.
  9. Kolon kanseri ve mide kanserine karşı koruma sağlar.
  10. Diyabete karşı da korur.

Vişnenin Kullanım Alanları

Bu leziz ve şifalı bitki, meyve suyu sektöründe kullanılabilir. Ayrıca reçel olarak da tüketilebilir. Tatlıların ve pastaların içinde de taze meyve olarak kullanılabilir