Bir Tane Kayısıda…

1 TANE KAYISI

1- Beynin daha düzgün çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
2- Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamiri için kayısı tavsiye edilir.
3- Kemikleri geliştirir.
4- Dişlerin sağlamlığını ve kuvvetliliğini artırır.
5- Kan yapımını artırarak kansızlığa engel olur.
6- Mide ve on iki parmak ülserine iyi gelir.
7- Böbreklerdeki taş teşekkülünü engeller.
8- Üreme sistemi üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
9- Ümmün sistemi kuvvetlendirici ve kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
10-Kalbi kuvvetlendirir ve muntazaman çalışmasını sağlar
11-Cildi, mikrop ve mantarlardan korur, güzelleştirir.
12-Deriyi korur ve yaraların tedavi edilmesinde birebir besin aracıdır.
13-Gözlere parlaklık verir.
14-Bağırsak tembelliğini giderir.
15-Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
16-Fazla kiloları önler
17-Safra bezlerini temizler.
18-Basura faydalıdır.
19-A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir.
20-İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
21-Sinirleri güçlendirir.
22-Kabızlığa iyi gelir (aç karnına yenildiğinde hem de her haliyle; kuru, taze yada kompostosu, reçeli, hoşafı…)
23-Yanınızda kayısı bulundurun, çünkü böylece açlıktan kan şekeriniz düştüğünde kayısı yersiniz

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Keten ve Keten tohumu

Keten 30 ila 100 cm boyuna ulaşabilen bir yıllık bir bitkidir. Aslında yabani keten in kültüre alınmasıyla tarımı mümkün olmuştur. Özellikle Akdeniz havzasında yetişir ve yayılım gösterir. Tepeye doğru dallanan yeşil bir gövdeye sahip olan keten ucu sivri olan uzun yapraklara sahiptir. Çiçekleri gök mavisi renginde ve oldukça gösterişlidir. Meyveleri yaz sonlarında olgunlaşır. Meyveler içerisinde 2 adet tohum barındıran sivri yapılı kahve renklidir. Bu bitki özellikle ılıman karakterli iklimleri sevmektedir. Kireçli topraklarda yetişen keten bitkisi tohumları sayesinde üretilebilmektedir.

Keten tohumu neden değerlidir?

Keten tohumunun;

Kolesterolü düşürdüğü, felç ve kanser için iyi bir destek gıdası olduğu,
Sindirim sisteminde mide ve bağırsak iç duvarlarını temizlediği ve
Genelde kabızlığa iyi geldiği,
Özellikle de unutkanlık gibi rahatsızlıklara birebir olduğu bilinmektedir.

Yukarıdaki sayılanlardan farklı olarak keten tohumu;

Kan şekerini ayarlamada,
Bazı deri hastalıklarının iyileştirilmesinde
Bazı yaraların daha çabuk iyileşmesi için destekleyici gıda olarak
Kemik ve destek sistemin kuvvetlendirilmesinde
Bazı solunum yolu rahatsızlıklarında
Deri ve organların dış yüzeylerini örten dokuların yenilenmesine yardımcı olmasında uzun zamanlardan beri kullanılmaktadır.

Keten tohumunun kullanıldığı yerler nerelerdir?

1- Omega–3 içerir hem de yüksek oranda.

Öncelikle ketentohumu yüksek oranda Omega–3 içermektedir. Omega–3 bilindiği üzere daha esnek bir yağ asidi içerir buda hücre zarının daha akışkan olmasını sağlar. Akışkanlığı artan hücre zarında proteinler birbirleriyle daha iyi etkileşime girer. Aslında keten tohumunun hücre zarıyla ilgili rahatsızlıklara iyi gelmesinin esprisi yapısında bulunan Omega–3 yağda yatar. Yukarıda verilenlere dikkat edilirse deri ve iç organların üzerini örten zarlarla ilgili hastalıkların tamamına iyi gelmektedir keten tohumu.

Özellikle balık sevmeyenlerde ve dahası vejetaryenlerde eksikliği önemli olan Omega–3 lerin yerine konulması açısından keten tohumu çok değerlidir.

2. Zayıflatıcıdır.

Keten tohumu ve keten tohumu yağı iki önemli sebepten dolayı zayıflatıcı etkiye sahiptir. Bunlardan birincisi insana tokluk hissi veriri ve yeme dürtüsünü baskılar. İkincisi ise bağırsakların ve sindirim sisteminin daha düzenli ve iyi çalışmasını sağlar.

3- B12 vitamini içermektedir

Yine dışarıdan alınması gereken önemli temel maddelerden birisi de B12 vitaminidir. Bu vitamin açısından oldukça değerli olan keten tohumu yine vejetaryenler için önemli bir besin olmaktadır.

Keten tohumunu nasıl tüketmeliyiz?

Keten tohumunu; yağ şeklinde, taneler halinde veya infüzyon(demlenmiş) şekilde alabilirsiniz.

Öğütülmüş haldeki keten tohumu eğer bir kap içerisinde barındırılmaktaysa yaklaşık 1 ay kadar tazeliğini korumaktadır.

Yok, eğer tohum şeklinde keten tohumu aldıysanız bir bölümünü nemli pamuk arasına alınız ve çimlenmesini bekleyiniz. Eğer keten tohumları çimleniyorsa bilin ki almış olduğunuz keten tohumu tazedir ve rahatlıkla tüketilebilir. (uyarı: Çimlenen keten tohumlarını tüketmeyiniz. Onları atınız )

Diğer yandan yağ halinde tüketilecek olan ürün de güvenilir kanallardan alınmış olmalıdır.

Tane halinde keten tohumu

Bu şekilde alınan keten tohumunun özellikle sindirim sistemini düzenlediği bilinmektedir. Ancak sert tohumlar dişlerle tam öğütülemez ve sindirimi az olur. Genelde 1–1,5 çorba kaşığı sıcak suyla ıslatılarak yoğurt vb yiyecek maddeleriyle karıştırılıp tüketilebilir.

Yağ halinde

Eğer keten tohumu yağı alacaksanız; özellikle küçük şişelerde ve güvenilir yerlerden almalısınız. Aldığınız bu yağı Işık, ısı ve ağır kokulu ortamlardan korumalısınız. Keten tohumu yağı günde 1–1,5 tatlı kaşığı alınabilir. Bazı besinlerle birlikte de alabilirsiniz bu sizin damak zevkinize kalmıştır.

Öğütülmüş halde keten tohumu

Bu konuda dikkatli davranmalısınız. Çünkü almış olduğunuz tozun ne zaman öğütülmüş olduğunu bilemezsiniz. Eğer güvenilir bir yerden almıyorsanız size tavsiyem tohum olarak alın ve çimlendirme tekniğiyle tazeliğini kontrol edin.

Sıvı halinde

Bu şekil keten tohumunun demlenmesi(infüzyon) ile elde edilmektedir. Günlük tüketilebilecek miktarlarda kaynamış suya ketentohumu katılarak yapılır. Fazla beklemeden tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Keten tohumu ekstratı kapsülleri(keten tohumu kapsülleri)

Keten tohumunun etken maddelerinin çıkartılmasıyla oluşturulan ticari kapsüllerdir bunlar şifalı bitkiler satan yerlerde ve eczanelerde bulunabilir.

Uyarılar!

Keten tohumunu küçük yaşındaki çocuklara vermeyiniz. Eğer kullanmak istiyorsanız miktarını az tutunuz.
Keten tohumunu emziren ve hamile olan bayanlar kullanmamalıdır. Bu konuda yeterli bilgi mevcut değildir.
Keten tohumunun çokça kullanılması bayanlarda selülite neden olmaktadır. Kullanımı abartmayınız.

En önemlisi: Bu bitkiler mucizelere neden olmazlar destekleyicidirler asla ilaç yerine geçemezler. Hastalık hallerinde mutlaka doktorunuza başvurunuz

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HÜCRE YENİLEYİCİ KANTORON YAĞI

Antiseptik, kanama durdurucu, yara ve yanık iyileştirici, iltihap önleyici bu mucizevi yağ, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor. Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ:

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadı r. Açık yaralar, taze
yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar. Kantaron yağı;

*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller

* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur

*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur

*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar

*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.

Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz . Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.

Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz .

Kantaron yağı bebeklerin pişiklerinde de çok etkilidir.Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.

Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadı r. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.

Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.

Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.

Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. . Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.

Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bünyeyi Kuvvetlendirici Zencefilli Kış Çayı…

 

 

( Yazın bu karışımı yeşil çay ekleyerek soğuk veya sıcak olarak tüketebilir ) vücut sıcaklığınızı dengeler.Virüslerden koruyucu özelliği vardır.Zayıflatır, kanserden korur ,parlak ve güzel bir cildiniz olur.Hazımsızlığı önler.Özellikle enerji çalışan dostlarıma tavsiye ederim.

Gereken Malzemeler (4 fincan çay için) :

1 küçük kök zencefil
3 parça havlıcan
2 yemek kaşığı ıhlamur
8-9 adet karanfil
İri dilimlenmiş yeşil 1 elma (kabukları ile birlikte)
1 parça çubuk tarçın
1 dilim limon (kabuğu ile birlikte)
İsteyen bir kaç yaprak taze nane ekleyebilir.

Yapılışı:

Zencefil, havlıcan, ıhlamur, karanfil, elma parçalarını çaydanlığın demlik kısmına koyun.
Çaydanlığın alt kısmındaki su kaynamaya başlayınca demlikteki karışımın üzerine sıcak sudan çok az döküp ıslanmasını sağlayın.
1 dakika sonunda sıcak sudan demliği dolduracak kadar su döküp ateşi kısık duruma getirin.
3 dakika sonra kabuk tarçın ve limonu ilave edip 1 dakika kadar daha kaynatın.
İsteyen bal veya esmer şekerle tatlandırabilir

Afiyet olsun…

AKCİĞERLERİMİZİ TEMİZLEMEK İÇİN TARİFİMİZ BURADA

Ah o akciğerlerimiz yok mu?
Sigara içiyoruz. Alışmışız bir kere, bırakamıyoruz. Sevdiklerimiz içiyor, yanından kalkamıyoruz. Yolda yürüyoruz, pöööff bir aracın egzosundan bir duman boşalıveriyor. Alışveriş merkezleri ya da işyerlerinde temiz hava bulmak zor, hele camları yoksa. o hava kaç kere solunmuş kimbilir… Sinemalar da öyle. Listeye buyrun Siz ekleyin.

Halbuki akciğerlerimizi temizlesek neler neler olur!
– Rahat nefes alırız,
– Akciğer esnekliği ve kapasitesi artar,
– Hırıltı ve öksürük azalır,
– Kalp krizi riskinin düşer,
– Akciğer kanseri riski düşer,
– Tüm vücudun toksinlerden arınma kapasitesi yükselir,
– Bağışıklık sisteminin güçlenir,
– Sigarayı bırakmak kolaylaşır:)

Hoş olmaz mı?
O zaman vereceğimiz tarife geçelim:

KEÇİBOYNUZU ÇAYI

Malzemeler
500 ml alkali içme suyu
7-8 keçiboynuzu

Önce 500 ml suyu kaynatın. 7-8 adet keçi boynuzunu küçük küçük kırın ve kaynamakta olan suya atın. Hafif ateşte 5-6 dakika kadar kapağı kapalı olarak kaynatın. 15 dakika dinlendirin.
Daha sonra keçiboynuzlarını sudan çıkarın. (Bu parçaları istenirseniz yiyebilirsiniz). Çayınız hazır.

KULLANIM ŞEKLİ
Bu çayı içerken lütfen sigaradan uzak durun.
Zor! Evet. Olsun. Değer:)
Keçiboynuzu çayınızı size uygun olan şekilde 2’ye ya da 3’e bölerek sabah-akşam veya sabah-öğlen-akşam yemeklerinden önce içebilirsiniz.
Akciğerleriniz, temizleme ihtiyacı hissettiğinizde veya soğukalgınlığı ya da grip gibi bir nedenle akciğerlerinizde herhangi bir rahatsızlık olan bir dönemde çayınızı en az bir hafta boyunca içmenizde fayda var.
İkinci haftadan itibaren de, ihtiyacınıza göre tamamen iyileşene kadar çayınızı içmeye devam edebilirsini

PROPOLİS’İN 100 KAT ANTİBİYOTİK ETKİSİ!

Propolis’in İçeriği:
Propolis, reçineli ve mum kıvamında olan, arılar tarafından ağaçların tomurcuk ve kabuklarından toplanan bir maddedir. Rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Propolis insan sağlığı için de son derece önem taşımakta ve normal bir antibiyotiğin 100 katı kadar etkilidir.
Anti-bakteriyel, anti-fungal (mantar), anti-viral, ateş düşürücü, antiseptik ve kolesterol düşürücüdür. Gözün yüksek basıncını azaltır. Soğuk algınlığına iyi gelir. Ağız içi sağlığı ve sindirim sorunlarının giderilmesi için kullanılır. İçeriğindeki flavonoid oranı yüksektir. Flavonoidler bilindiği gibi en güçlü antikoksidanlardandır. Propolisin araştırmalar sonucu belirlenmiş bazı faydaları aşağıda sıralanmıştır.
PROPOLİS’İN FAYDALARI:
• Yaraların iyileşmesini 4 kata kadar hızlandırır.
• 100 kata kadar antibiyotik etki içerdiği tesbit edilmiştir.
• Çok güçlü bir antioksidandır.
• Kronik bronşit ve bronşiyal astıma karşı etkin çözümdür.
• Diş eti iltihabı ve ağız içi ve gırtlak enfeksiyonlarını giderir.
• Diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna karşı kullanılır.
• Diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
• Sedef hastalığına iyi gelir.
• Deri enfeksiyonlarını giderir.
• Mantar ve zor öldürülen bakteri çeşitlerini engeller.
• Soğuk algınlığına iyi gelmektedir.
• Solunum enfeksiyonlarında; faranjit, kronik bronşit, nezle, burun iltihabı hastalıklarında etkin çözümdür.
• Şampuana katıldığında saç sağlığına ve kepeğe karşı faydalıdır.
• Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir. (Bağırsak Paraziti, ülser, mide iltihabı..vs)
• Kulak enfeksiyonlarına devadır.(İç kulak- dış kulak iltihapları, akut kulak rahatsızlıkları)
• Bağışıklık sistemi bozukluklarını düzeltir.
• İltihaplanmaların her türüne faydalarıdır.(Vajina-uterus, aseptik necrosis, iltihaplanmış yaralar.. vs.)
• Tüberküloza denenmiş devadır.
• Ülser ve gastrite karşı arı sütü ile birlikte kullanılır.
• Akut ve kronik kolite çözümdür.
• Her gün bir kaç kez Propolis ekstarktı ile gargara yapıldığında, plak oluşumunu önler.
DİĞER ETKİLERİ:

Anti-Kanser Etkiler:
Propolis’in etanol ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolis’ten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoiddir. Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.Propolisin, ayrıca, yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur. Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit fenetil ester olduğu belirlenmiştir. Propolis’ten izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür. Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.

Antioksidan Etkiler :
Propolis içerisinde yoğun olarak bulunan flavanoidler, çok güçlü antioksidanlardır. Antioksidanlar, serbest radikalleri sönümleme özelliğine sahiptirler, böylece lipidleri korurlar ve C vitamini gibi diğer bileşiklerin oksitlenmesini ve yıkılmasını engellerler.

Kalp-Damar Etkileri :
Yoğunlaştırılmış propolis ekstraktının, kan basıncını düşürdüğü, sakinleştirici etki yarattığı ve serum glikoz oluşumunu sağladığı bulunmuştur. Propolisde bulunan dihidroflavanoidlerin kılcalları kuvvetlendirdiği ve antihiperlipidemik aktivite oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca, propolisin, karaciğeri alkole ve tetraklorüre karşı koruduğu tespit edilmiştir.

Propolisin antikor oluşumunu tetiklediği ortaya konmuştur. Bir ABD-Polonya ortak çalışması sonucunda , antikor üreten dalak hücrelerinde, kontrol hücrelerine göre 3 kat daha fazla antikor üretildiği bulunmuştur. 24 saat sonra enjekte edilen 2. doz sonrasında etki daha da artmış, fakat daha ileriki dozlarda etki azalmıştır.

Anestezik Etkileri :
Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir. Yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.

Cilt Hastalıklarına Etkileri:
Propolisin, mantar ve athlete’s foot gibi cilt hastalıklarından sorumlu olan maya ve mantarları etkili bir şekilde engellediği belirlenmiştir. Bu organizmalara karşı etki gösteren propolis bileşenleri, flavanoidler ve kafeik asit türevleridir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Avrupa’da patentlenmiştir.

Bağışıklık Sistemine Etkileri :
Yapılan deneylerde propolisin immün tepkiyi tetiklediği belirlenmiştir. Yakın zamanda Japon araştırmacılar, propolis ekstraktının, insanda, bağışıklık fonksiyonlarına bağlı olarak makrofaj aktivasyonu sağladığını göstermişlerdir. Propolis sitokinleri oluşturan bağışıklık hücrelerini aktive eder. Bu sonuçlar propolisin anti-tümör etkisini açıklamaya büyük ölçüde yardımcı olur.
Propolis Üzerinde Yapılan Önemli Bazı Deneyler:
Kulak Enfeksiyonları:
İç kulak iltihabı, dış kulak iltihabı ve benzer kulak rahatsızlığı olan 126 hasta üzerinde % 5- 10 propolis çözeltileri denenmiştir. Bütün rahatsızlıklar için propolisin iyileştirici etkisi olduğu belirtilmiştir (Matel ve ark. 1973). Propolis ayrıca kulaktaki akut rahatsızlıklara karşı da pozitif etki göstermiştir.
Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları:
Bağırsak paraziti şikayeti olan 138 hastaya % 10-20’lik propolis ekstraktı uygulanmıştır. Çocuklarda düşük dozun tedavi edici etkisi olduğu gözlenmiştir. Yetişkinlerde ise % 20 lik propolis ekstraktının, tinidazol ve anti protozoa ilaçlarıyla aynı dozda etki gösterdiği bulunmuştur. Propolis, Danimarka’da ülser ve Crohn hastaları üzerinde denenmiştir. Propolis ekstraktının ülser üzerinde etkili olduğu fakat Crohn hastalığına etkisi olmadığı bulunmuştur.
İltihaplanmalar
Aseptik necrosis hastası olan 22 hastaya düzenli olarak propolis enjekte edilmiş, 32 hastaya ise aynı şartlarda normal tedavi uygulanmıştır. Propolis tedavisi uygulanan hastalarda diğerlerine göre belirgin gelişmeler gözlenmiştir. Vajina ve uterus iltihaplanması şikayeti olan 90 hastaya % 3’lük propolis etanol ekstraktı uygulanmış ve % 50’den fazlasında olumlu gelişmeler sağlanmıştır.
Tüberküloz
Eski Sovyetler Birliği’nden V.H. Karinova ve E.l. Rodionova farklı türlerde ve aşamalardaki 135 tüberküloz hastasıyla çalışmışlardır. Hastaların yaş aralığı 6 ile 50 arasındaydı. Hastalara, alınan tepkiye göre, günde 3 kez 4 ile 10 ay arasında propolis uygulanmıştır. Çalışma sonucunda 12 hasta haricinde bütün hastaların iyileştiği gözlenmiştir. Bu 12 hastanın ise böbrek tüberkülozu olduğu tespit edilmiştir.
Ülser
Romanya’da Dr. A. Vasilca ve Dr. Eugenia Milcu propolisin ülser üzerindeki tedavi edici özellikleri üzerinde çalışmışlardır. 34 kronik ülser hastasına 4 hafta boyunca propolis ekstraktı verilmiştir. 28 hasta tamamen iyileşirken 6 hastada önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bazı hastalara doku biyopsisi uygulanmış ve propolisin yenileyici etkisi gözlenmiştir.
Mitoz
N. Popovic ve N. Oita adındaki Romanyalı medikal araştırmacılar, propolisin hücre bölünmesi üzerindeki etkileri ile ilgili bir bildiri yayınlamışlardır. Araştırmacılar, dokunun hiçbir zaman tamamen kanserli hale gelmediğini, her zaman sağlıklı hücrelerin bulunduğunu ve normal hücrelerin aktivitelerinin kanserli hücreler tarafından etkilendiğini belirtmişlerdir. Propolisin, kanserli hücreleri durdurarak, normal hücrelerin aktivitesini arttırdığını ve dokunun normal hale gelmesini sağladığını ortaya koymuşlardır.
Kolit
Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve ondokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.
Bağışıklık Sistemi
Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis, doğal, salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engelemenin yanında, onları vücuttan temizler.
Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi, propolis, bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır.
Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef, böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde istem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler, proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında, taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.
Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, birçok Sovyet ve Avrupalı bilim adamı tarafından gözlenmiş ve yayınlanmıştır.
PROPOLİS KALİTESİ
Propolis kovandan çıkarıldığında taş sertliğindedir. Bu durumda içeriğinde yüzde 40 oranında balmumu, yüzde 15-20 oranında ise toz ve diğer artık materyaller bulunur. Kovandan çıkışı ardından kullanıma hazırlanması iki şekilde olabilir:
1-Reçinemsi Toz Hali:
Derin dondurucuda tutularak kristalize edilip ardından kırıcı bir makinada çekilerek toz haline getirilir. Bu aşamadan sonra yüzde 10 civarında silisyum dioksit katılarak içindeki balmumu nedeniyle yapışması önlenir veya birbirine yapışan balmumu nedeniyle macun şeklini alır. Kapsüllere konarak ya da 70 derecede alkolde çözerek kullanılması mümkün olabilir. Kullanıma bu şekilde sunulan ürünün kalitesi sadece içeriğindeki aktif maddenin oranına göre belirlenir. İçeriğinin yalnızca küçük bir oranı propolisin etkin maddelerini içerir.
2-Propolis Ekstraktı:
İlk haldeki Propolis işlemden geçirilip damıtılarak içeriğindeki balmumu ve diğer başka materyallerden arındırılır. Ayrıca etkin maddeleri temel alınarak saflaştırma işlemine devam edilir. Böylece propolis ekstraktı ortaya çıkar. Uygulanan prosedüre Yüzde 70 saflıktan yüzde 96 saflığa kadar değişik saflıkta ekstraktlar elde edilebilir. Propolis ekstraktında saflık ve etkin madde oranlarının gözönüne alınmasıyla kalite kategorisi belirlenir. Saflık derecesi ve içeriğiyle (çekilmiş propolise göre) 3 kattan 7 kata kadar daha etkin olabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutluluğunuzu Arttıracak 12 Besin…

Papaya Meyvesi ve Faydaları

Papaya ve Faydaları

 

Papaya Meyvesi ve Faydaları

Papaya, Carica papaya (kavun ağacı) Carica cinsi bir ağaç ve onun meyvesine verilen isimdir. Güney Afrika, Latin Amerika, Avustralya ve Hawaii’de yetiştirilmektedir.

Papaya egzotik meyveler arasında çok değerli bir yere sahiptir. Protein, mineral ve vitaminler gibi günlük alınması gereken besinlerin önemli bir kısmı bu besinlerden sağlanabilir. Papaya meyvesi olgunlaştıkça içerdiği C vitamini miktarı da artar. İçerdiği karbonhidrat da tabi şekerlerden gelmektedir. Kavun ağacı olarak ta adlandırılır.

Papaya’nın Bilinen Yararları

Papaya enerji veren bir besin olması sebebiyle gelişmekte olan çocuklar, hamile ve emziren bayanlar için mükemmel bir kuvvet deposudur.

Papaya’nın eski zamanlardan beri bilinen inanılmaz bir özelliği vardır. Sindirimi en kolay meyvelerden biri olmasının yanı sıra diğer besinlerin kolayca sindirilmesine de katkıda bulunur.

Papaya da bulunan papain adlı enzim yiyeceklerdeki proteinin sindirilmesine yardımcı olur ve özellikle mide suyu eksikliği olması ya da midede çok fazla oranda sağlıksız sıvı bulunması durumunda hayli etkili bir maddedir.

Bu bilgilerden yararlanarak özellikle Hindistan’ da et yemeklerine papaya ilave edilerek etin daha yumuşak ve daha kolay sindirilebilir hale gelmesine katkıda bulunur.

Hem papaya’ nın suyu bazı cilt bozukluklarına da iyi gelmektedir. İçinde irin oluşumu olabilecek şişkinliklere ya da doğrudan irinlere, siğillere, sivilcelere, nasırlara, normal olmayan dışarı uzanan deri çıkıntılarına iyi geldiği görülmüştür.

Papayanın sıvısı kozmetik olarak çillere ve güneşe maruz kalma sonucu oluşan kahverengi lekelere iyi gelip derinin pürüzsüz bir görünüm almasını sağlamaktadır.

Düzenli yendiği takdirde kabızlığa, kanayan basur ve kronik ishale iyi gelir. Papayanın eti yumuşatıcı özelliği de keşfedilmiştir. sifalibitkileriniz

Papaya çekirdeğinden yapılan macunlar, mantar gibi değişik cilt hastalıklarına sürüldüğünde de olumlu sonuçlar verdiği görülmüştür.

Papaya Nasıl ve Nerede Kullanılır?

Olgunlaşmamış papayalar genelde sarıyla karışık yeşildir ve baskı uygulandığında serttirler, olgunlaştıklarında renkleri yarı sarı yarı yeşil durum alır ve basıldığında biraz daha yumuşak bir his verirler, derileri pürüzsüzdür yaralanma izleri ya da aşırı yumuşak bölgeleri yoktur. Papayaları kesmeden yada doğramadan önce yıkayınız. Kabuklarını bıçakla soyun ve ortadan boylamasına ikiye kesin ve çekirdeklerini çıkartın. İstediğiniz gibi dilimleyin. Papaya, taze olarak tüketilmesinin yanı sıra, meyve salatalarında, meyve suyu olarak, kokteyllerinizde, pasta yapımında kullanabilirsiniz. Ayrıca, yemeklerinize aroma ve lezzet katmasının yanı sıra dondurma yapımında da kullanabilirsiniz.

Saklama Koşulları Nasıldır?

Eğer olgunlaşmamış papaya alınmışsa mutfakta güneş ışığından uzak bir yerde 2-3 gün saklanabilir. Olgunlaşma projesini hızlandırmak için genişçe ağzı kapalı kağıt bir torbada elma, muz, armut gibi etilen gazı üreten bir meyveyle beraber 1-2 gün bekletebilirsiniz. Eğer papayayı uzun süreli bekletmek istiyorsanız plastik bir çantada sebzelikten uzak bir yerde buzdolabında saklayabilirsiniz.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Vücudu temizleyen 10 mucize besin

Detoks etkisi gösteren bu besinler vücudu temizler ve kendinizi daha enerji dolu hissetmenizi sağlar.

Vücudu temizleyen 10 mucize besinPancar

B3, B6 ve beta karoten deposu olan pancar, demir, magnezyum, çinko ve kalsiyum açısından da oldukça zengindir. Özellikle karaciğer için de faydalı olan bu besin, vücudun temizlemesini sağlar. Karaciğerin zehirli maddeleri yok etmesi için pancar destek sağlar. Pancarın içerisindeki lif, sindirimi rahatlatır ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Karahindiba

Karahindiba, düzensiz beslenen kişiler için muhteşem bir temizleyicidir. Mineral ve vitamin açısından çok zengin olan bu bitki, bol miktarda antioksidan içerir, sindirim sistemi ve karaciğeri temizler. Salataya ekleyerek tüketebilirsiniz.

Brokoli filizi

Brokoli, sebzeler arasında en faydalılardan biridir. Ancak filizlerinin kendisinden çok daha faydalı olduğu söylenmektedir. Vücudu temizleyen bir bitki olarak bilinen brokoli filizlerini salatanıza veya yemeklerinize ekleyebilirsiniz.

Buğday Çimi

Özellikle karaciğeri temizleyen ve içeriğindeki etken maddeler sayesinde tüm gün kendinizi enerjik hissetmenizi sağlayan buğday çimi, kan şekerini de düşürür

Keten Tohumu

Keten tohumu, vücudu zehirli maddelerden arındırmada çok etkilidir. Sindirim sistemini ve bağırsakları temizlerken Omega-3 yağ asidi desteği de sağlar. Her sabah 1 kaşık öğütülmüş keten tohumunu limonlu suya karıştırarak içebilirsiniz.

Limon

Limonun faydalarını her seferinde tekrar dile getiriyor. Detoks etkisiyle ün yapmış bir meyve olan limon , su ile karıştırılarak sabahları tüketildiğinde vücudu temizler ve besinlerin asit düzeyini dengeler.

Sarımsak

Detoks denilince akla gelen bir diğer besin ise sarımsaktır. Pek çok sorunda olduğu gibi vücudun arındırılması konusunda da oldukça etkilidir. Özellikle mikropların yok edilmesi ve zehirli maddelerin ortadan kaldırılmasında büyük yardımcıdır.

Enginar

Enginar hem oldukça lezzetli hem de faydalı bir bitkidir. Karaciğeri temizlediği bilinir ve özellikle karaciğer değerleri yüksek kişilere önerilir. Ayrıca böbreklere de faydalıdır.

Zerdeçal

Zerdeçala sarı rengini veren madde karaciğer ve sindirim sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmının içinde bulunur.

Elma

Çözünebilir lif olan pektin içeren elma, sindirimi düzenlerken içerisinde flavanoidler de karaciğere destek sağlar. Vücudu temizleyen ve kolay ulaşılabilen bir meyvedir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Renklere Göre Beslenme…

 

 

 

Yeşil Toksin Atıcı-Sarı Güzellik
-Beyaz Bağışıklık Sistemi
-Mor Uzun Hayat-Kırmızı Kalp Sağlığı
-Turuncu Kanserden Koruyucu Olarak kulanabilirsiniz….
Şekil olarak da sebze meyveler ve organlarımız arasında bir bağ olduğunu biliyor musunuz?

* Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

* Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve k
an için faydalı olduğunu göstermiştir.

* Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

* Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

* Fasulye böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

* Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyum yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

* Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.

* İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

* Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.

* Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

* Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

* Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KUŞBURNU ÇAYININ FAYDALARI)))))))))))))))


C Vitamini açısından çok zengindir. Günümüzde birçok ilacın etken maddesi bitkilerden elde edilmektedir. Vücudumuzu hastalık etmenlerinden korumak için desteklememiz gerekir tabi bunun yolu da şifalı bitkilerden geçmektedir. Kuşburnu bu açıdan listenin en başında yer alan bitkilerden biridir. Kuşburnu’nu bu derece etkili yapan içeriğindeki; C vitamininin yanı sıra A, B1, B2, K, P vitaminleri, protein, minareller, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve meyve asitleridir.
Bağışıklık sistemini güçlendirici
Üst solunum yolları rahatsızlıklarında etkili
Romatizma ağrılarında etkili
Kireçlenmede etkili
Kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcı
Vücuda rahatlık verir
İdrar arttırır ve ishali keser
Gözdeki sorunları giderir
Kanı temizler
Basur tedavisinde etkili
KUŞBURNU’NUN KULLANILIŞI VE DOZAJI:
Bitki toz haline getirilmiş formda kullanılması tavsiye edilmez eğer toz formuyla kullanmak istiyorsanız uzman kişilerce hazırlanmış dozajlarda kullanmanızı tavsiye ederiz. Bitkiyi kurutulmuş meyve şeklinde tüketecekseniz 1 fincan suyun ( 150-200 ml ) içerisine 4-5 adet kurutulmuş meyveden konulur 2-3 dk kaynatılır, Günde 4-5 defa aç veya tok içilebilir

Limonun 16 Faydası:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

1. Limon kanı sulandırır kalbi korur.
2. Limon C Vitamini açısından çok zengindir. Soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarına karşı savaşan bitki kimyasalları içerir.
3. Karaciğeriniz limonu sever: “Limon karaciğer için harika bir uyarıcıdır,ürik asitin ve diğer zehirlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur,safrayı sıvılaştırır” Jethro Kloss “Back to Eden” adlı kitabında.
Sabahları içilen bir bardak suya eklenmiş bir limon suyu harika bir karaciğer temizleyicidir.
4. Bağırsakları temizler: Limon bağırsakların çalışmasnı artırır.Düzenli çalışmalarını sağlar.Bunu için bir limon suyunu bir bardak ılık suya ekleyin ve sabahları için.
5. İskorbit hastalığını tedavi eder: 35-70 gr limon suyu suya karıştırılıp her 2-4 saatte bir içilirse iskorbit hastalığını tedavi eder.(35 gr alınırsa 2 saate bir-70 gram alınırsa 4 saatte bir)
6. Limonda bulunan sitrik asit,safra kesesi ve böbrek taşlarını düşürür,kalsiyum birikintilerini çözer.
7. Limonda bulunan C Vitamini hastalıkların ve yaşlanmanın sebeplerinden olan serbest radikalleri nötralize eder.
8. Limon kabuğunda tangeretin isimli bir bitki kimyasalı bulunur.Tangeritin isimli fitokimyasal Parkinson Hastalığı gibi beyin rahatsızlıklarında etkilidir.
9.Limon Ayurveda’da (Hint Tıbbı) çok değer verilen bir meyvadır.Gözler ve sindirim yolları için çok faydalı olduğu kabul edilir.
10.Bağırsak kurtlarını düşürür.
11. Oksijen yetersizliği ve solunum güçlüğü olduğunda (mesela dağa tırmanırken) limon çok yardımcı olur.Everest Tepesine ilk çıkan dağcı Edmund Hillary,başarısının büyük oranda limona bağlı olduğunu söylemişti.
12. Limon anti bakteriyeldir.Deneyler limon suyunun,malarya,kolera,difteri,tifo gibi ölümcül hastalıkları oluşturan bakterileri öldürdüğünü göstermiştir.
13. Limonda bulunan P Vitamni kan damarlarını kuvvetlendirir ve iç kanamayı önler.Limon bu özelliği ile yüksek tansiyonda da faydaldır.
14.Limonda bulunan rutin maddesi şeker hastalığından kaynaklanan retinopati gibi göz bozuklluklarını iyileştirir.
15. Limonda hayvanlarda yapılan deneylerde kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan ve durduran bir yağ olan limonen ve kanser hücrelerinin bölünmesini engelleyen flavonol glikozitler de dahil 22 tane anti kanserojen madde vardır.
16. Reams Biyolojik İonizasyon Teorisine göre limon,dünya üzerinde aniyonik (negatif yüklü iyon) özelliğe sahip tek yiyecektir.

Diğer bütün yiyecekler katyoniktir(pozitif yüklü iyon)

Hücre enerjisini eksi ve artı yükler arasındaki etkileşim sağladığından bu özelliği limonu sağlık için muazzam faydalı bir yiyecek yapıyor

Hünnap meyvesi, hastalık sürecini tersine çevirir; ağır hasta bedenini rahatlatır ve gücü artırdığı söylenir.

Hünnap meyvesi, hastalık sürecini tersine çevirir; ağır hasta bedenini rahatlatır ve gücü artırdığı söylenir. Ortak inanç; meyveler günlük olarak normal oranda alınırsa, fiziksel olarak ten rengi ve tonu geliştirir. Meyvesi; aspirin gibi, ateşi düşürüp ağrı ve stresi azaltmada ve güçlü bir zihinsel yorgunluk, fiziksel güçsüzlük veya ağrı kaynaklı uykusuzluk durumlarında önerilir. Romatizmal semptomlarının tedavisinde saltanatınızı sürmeye ve stres veya yaştan muzdarip olup, gövdeyi gençleştirdiği söylenmektedir. Bağırsak veya solunum gribini önlemek ve birlikte kurtarma işlemi hızlandırmak için kullanılır. Yorgunluğun neden olduğu stres gibi sendromlarda vücudun tekrar kendini inşa etmesini hızlandırarak gücü arttırdığından koruyucu hekimlikte kullanıldığı eski kaynaklarda geçer.

Hünnap meyvesi, guanozin siklik monofosfat (cGMP) ve siklik AMP (cAMP), hücresel düzeyde vücut için haberci olarak hareket en yüksek konsantrasyon içerir.

İçeriğinde niacin, riboflavin, tiamin ağır konsantrasyonları ve A vitamini iki türde içerir. 100 Kat daha fazla C vitamini sonra elma ve 20 kat daha fazla narenciye içerir. Mineraller; kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum, sodyum ve çinko içerir. Hücresel ve sağlık damar işlevlerine destek fenoller ve dokuz bioflavonoid’lerden bir dizi içerir. 18 24 Amino asitler, insan için yaşamsaldır; içeriğinde organik asitler, en önemli varlık betulinic asit çok çeşitli Betulinic Asit bir anti-kanser ajanı olarak geçtiğimiz on yıl içinde araştırmalar yapılmıştır: Neden sadece mitokondri (kanser hücreleri) ni hedefleyerek apoptoz veya programlanmış hücre ölümü gerçekleştirir ve sağlıklı hücrelere dokunmamakta olduğu üzerinde. Ayrıca HIV1 enfeksiyonun ilerlemesini geciktirir bulundu.

Araplar; bitkinin yapraklarını ishal, bağırsak parazit ve solucanları öldürmekte kullanır. Meyveleri, öksürük tedavisi ve diğer akciğer şikayetlerini gidermek için, hatta iç organları yatıştırmaya ve onların su tutmasını azalttığı söyleniyor.

Hünnap meyvesi, hastalık sürecini tersine çevirir; ağır hasta bedenini rahatlatır ve gücü artırdığı söylenir.

Yabani hünnap; özellikle mide ve genel bir tonik olarak kullanılan küçük, ekşi meyve üretir.

Ortak inanç; meyveler günlük olarak normal oranda alınırsa, fiziksel olarak ten rengi ve tonu geliştirir. Meyvesi; aspirin gibi, ateşi düşürüp ağrı ve stresi azaltmada ve güçlü bir zihinsel yorgunluk, fiziksel güçsüzlük veya ağrı kaynaklı uykusuzluk durumlarında önerilir. Romatizmal semptomlarının tedavisinde saltanatınızı sürmeye ve stres veya yaştan muzdarip olup, gövdeyi gençleştirdiği söylenmektedir. Bağırsak veya solunum gribini önlemek ve birlikte kurtarma işlemi hızlandırmak için kullanılır. Yorgunluğun neden olduğu stres gibi sendromlarda vücudun tekrar kendini inşa etmesini hızlandırarak gücü arttırdığından koruyucu hekimlikte kullanıldığı eski kaynaklarda geçer.

Modern Çin tıbbında hünnap, nefes ve ciddi duygusal sıkıntı ve sinirlere bağlı halsizlik darlığı tedavisinde ve tatsız otları maskelemek için ve dalak, mide için kullanılır. Bilim adamları hünnapla beslenen farelerin dayanıklılığını, karbon tetraklorüre maruz bırakılan tavşanlarda bir hafta boyunca günlük hünnap çay tükettiriliyor, onlar diğer gruba göre daha hızlı iyileşiyor. Ayrıca karaciğer üzerindeki hünnap olumlu etkisinin göstergesi olarak; tavşanlara bir toksik kimyasal meyve yedirilerek hünnap tükettirilen grubun daha hızlı iyileştiği dahası; hünnap hepatit ve siroza muzdarip olan hastaların karaciğer fonksiyonlarını geliştirdi.
Taze hünnap, yaralar ve karın ağrısı için mükemmel kabul edilir. Yaprakları tifo hastası çocukların tedavisinde kullanılır. Ayrıca, bulaşıcı hastalıklar için odun özü, güçlü bir kan tonik olarak kabul edilir. Çiçek hastalığı, kızamık ve suçiçeği gibi çocukların döküntülü ateş tedavisinde, son olarak, kabuğu iltihaplı gözler için göz yıkamak için kullanılır. 17. yüzyılda Gerard, söz ettiğinde bir anda Avrupa’da yeterince tanındı. Özellikle akciğer ve böbrekler için mükemmel bir toniktir: Böbrekler ve mesane, boğaz, göğüs ve akciğerlerin pürüzlülüğü ve öksürüğe karşı iyidir.

Hintliler ve Pakistanlılar bir hastalığa eğilimde hünnabı, iyi bir kan temizleyici ve herhangi bir diyet için harika bir ek besin olduğunu kabul ediyorlar. Her iki kültür genel bir tonik, sağlamlaştırıcı ve hastalık önleyici olarak kullanmaktalar.
Hasta olma durumunda fark ettiniz mi? Önce bir sinüs enfeksiyonu, sonra bir kulak enfeksiyonu olur; takibinde bir göğüs rahatsızlığı ve grip gelir. Bazen de bu tekrarlaması yaygındır. Hintliler ve Pakistanlılar jujubes kullandıkları için bu durumu fazla yaşamazlar
alıntı

ISLATILMIŞ BADEM

Islatılmış badem sağlık açısından son derece faydalı olmasının yanı sıra genellikle kozmetik bir ürün olarak kabul edilmektedir. Islatılmış bademin hem çiğnemesi hem de sindirimi kolaydır.
Badem tüm fındık çeşitlerinin en besleyici olan çeşidi olarak kabul edilir. Badem tekli doymamış yağ asitleri bakımından zengin ve kolesterol içermemektedir.Badem çoğunlukla ıslatılmış olarak tüketmek, kozmetik olarak da fayda sağlamaktadır. E vitamini, protein, magnezyum, kalsiyum, fosfor ve niasin, omega- 3 ve omega- 6 yağ asitleri gibi bileşenler bu meyvede paketlenmiş durumdadır. Aşağıda bademin sağlığınıza daha yararlı olmasının bazı yolları sunulmuştur;

1- Sindirim: Islatılmış badem sindirimin iyileştirilmesi için mükemmel bir seçimdir. Örneğin badem ıslatıldığında, tohumun çimlenmesine engel olan enzim serbest hale geçmektedir ve bu da sindirimi kolaylaştırmaktadır. Badem ıslatıldığında lipaz enzimi serbest hale geçer ve bu da yağların sindirimini kolaylaştırmaktadır.

2- Kilo Kaybı: Benzer şekilde kilo kaybı için de ideal bir seçimdir. Bademde bulunan tekli doymamış yağlar iştahı engeller. İştahın kapanması ise fazla yeme alışkanlığını azaltarak kilo kaybına neden olur.
3- Kalp ve Damar Hastalıkları: Islatılmış badem kolesterolü düşürmek için mükemmel bir seçimdir. . Bunlar yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL) yani iyi kolesterolü artırır ve düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) yada kötü kolesterolü düşürür. Ayrıca bademdeki <E vitamini> kalp hastalıklarının oluşma olasılığını düşüren güçlü bir antioksidan olarak etki eder. Bünyesindeki folik asit tıkanmış arterlerin de açılmasına destek verir. Islatılmış badem yemek arterlerinizin daha fazla hasar görmemesini sağlamak için inflamasyonu da azaltmaktadır.

4- Kanser: “Adventist Health Study” e göre ıslatılmış badem, kanser mücadele için hayati rol oynayan B17 vitamini içerir. Yanı sıra E vitamini bakımından zengin ve düşük doymuş yağ içermesi sayesinde kanser oluşma olasılığını minimize eder. Ek olarak tümör büyümesin, baskılayan flavonoidler sayesinde de özellikle de göğüs kanserini önemli oranda azaltır.

5- Diyabet ve Kan Basıncı: Islatılmış badem kan şekeri ve yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkilidir. Islatılmış badem, düşük kalorili besinler ile tüketildiğinde sodyum, insülin düzeyi ve kan şekerini azaltır, antioksidan ve magnezyumun koruyucu etkisini de artırır bu da kan şekerinin ve yüksek tansiyonun dengelemesini sağlar.

6- Gebelik: Islatılmış bademde doğum kusurlarının önüne geçilmesini sağlayan önemli oranda “folik asit“ bulunmaktadır. Bu nedenle, gebe kadınların hamilelik sırasında daha fazla tüketmeleri önerilmektedir.

ISLATILMIŞ BADEM NASIL HAZIRLANIR?

Öncelikle çiğ ve doğal badem alınmalıdır.
Bir bardağa çiğ badem yerleştirin. ½ su bardağı badem başına 2 su bardağı su ekleyin,
Bir gece boyunca su içinde kalsın,
Suyunu süzün, plastik torba veya kavanozlarda buzdolabında depolayın,
Uygun depolama, yaklaşık 1 hafta boyunca ıslatılmış bademlerin taze kalmasını sağlar.

DAHA FAYDALI OLMASI İÇİN FİLİZLENDİRİN
Yukarıdaki yöntem ile tüketilmesinin dışında, bir adım daha ileri giderek filizlendirilebilir ve daha faydalı hale getirilebilir. Bu filizlendirme yolu ile yağ sindirimine yardımcı olan lipaz enzimi salınımını sağlanmaktadır.
10-12 saat süreyle, gece boyunca bademi bekletin.
Durulayın ve buzdolabında bir kavanoza koyun.
Filizlenme buzdolabında bir veya üç gün sonra görülebilir.
Günlük olarak bir avuç kadar yemeniz son derece faydalı olacaktır. Fakat buna zaman bulamıyorsanız, normal bademi de tüketebilir içerisindeki beslenme bileşenleri ve esansiyel yağlardan istifade edebilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lavantanın sağlığımıza faydaları))))))))

Lavanta, karaciğere dosttur ve çok faydası vardır. Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar, karaciğer yetmezliği, hepatit gibi hastalıklara çok iyi gelir. Karaciğere destek olması için günde 1-2 kez ağzınızda az miktarda lavanta çiğneyebilir veya demleyerek çayını içebilirsiniz

Lavanta çayını günde 2 bardak içmek, romatizma ağrılarını keser. Saçlarda lavantayı kaynatıp, soğuyan suyunu kullanırsanız saç dökülmesine çözüm olduğu gibi saçlar kuvvetlenir.

Gözlerde oluşan arpacık ya da alerji kaynaklı kaşıntı ve tahrişlere lavanta çiçeği yaprağı ile kompres yapılırsa gözler rahatlar. Lavanta yağı ile şakaklara yapılan masaj migrene iyi gelir. Hergün 2-3 damla lavanta yağı içmek cinsel açıdan kuvvetlendirir. Lavanta yatıştırıcıdır. Özellikle bölgesel alerjilerde ve kaşıntılarda engelleyici etkisi vardır.

lavanta çiçeği

Lavanta, iyi bir idrar söktürücüdür. Özellikle diyetlerde kullanılması önerilir. Ayrıca lavanta, böbrek ve sindirim sistemi rahatsızlıklarını önler. Mide ve bağırsaklarda oluşan gazı bir araya toplayarak rahat boşaltılmasını sağlar. Gaz şişkinliğini engeller. Bulantı ve kusmayı engeller.

lavanta yağı

Lavanta yağı ile egzama, yanık, sedef hastalığı gibi belirli deri hastalıkları tedavi edicidir. Yağın masaj yapar gibi sürülmesi deride hızlı bir iyileşme periyodu başlatır. Cildi besler ve hızla onarır. Ayrıca akne tedavisinde aspirin ile kullanılan lavanta yağı akneyi hızla düzeltir.Uzmanlar, lavanta yağının fazlasının metabolizmada zehirlenmelere neden olabileceğini bu sebeple emziren anneler, hamiller dahil olmak üzere günde 4-5 damladan fazla kullanılmamasını önermektedir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »