Zayıflatan mucize yeşil mercimek

Zayıflatan mucize yeşil mercimek

Kurubaklagiller sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazı yiyeceklerdir. Hele hele içlerinden bir tanesi tam bir şifa kaynağıdır. Zayıflamak istiyorsanız, bağışıklığım kuvvetlensin istiyorsanız, bağırsaklarım düzenli çalışsın istiyorsanız işte bu mucizeyi yani “yeşil mercimeği” sofralarınızdan eksik etmeyin. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya mucize besin kaynağı yeşil mercimeğin faydalarına dikkat çekiyor
İyi bir bitkisel protein kaynağıdır. Besinlerin ısı etkisi dediğimiz bir mekanizma ile metabolizma hızını hafif arttırır. Sindirime bağlı harcanan enerji artacağı için kilo verme sürecinde mucizevi etki gösterir.
İyi bir bitkisel karbonhidrat kaynağıdır. Yani vücuda kaliteli şeker verir. Özellikle zayıflarken beslenmede günlük alınan kalori azaltılır. Eğer kişi tek yönlü besleniyorsa yeterli şeker alamadığı için buna bağlı halsizlik, yorgunluk, bitkinlik yaşayabilir.
Oysa salatalarına ekleyeceği 2 yemek kaşığı kadar haşlanmış yeşil mercimek vücuda yeterli şekeri verir ve diyete bağlı bu semptomların görülme durumu azalır.
Çok iyi bir lif kaynağıdır. Lifler bitkilerin hücre duvarında olan bileşenlerdir. Beslenme ile midemize girdiklerinde şişerler ve hacim oluştururlar. Bu durumda da az yemeye bağlı acıkma hissi azalır yani daha tok kalarak diyete uyum süreci kolaylaşır.
Mercimek bağırsaklarda ilerlerken bağırsak hareketlerini arttırır. İyi bir metabolizma iyi bir boşaltım sisteminde geçer. Boşaltım sisteminin iyileşmesi zayıflamayı kolaylaştırır.
• Mercimek bir fitoöstrojendir. Yani vücutta kısmi östrojen etkisi gösteren ilaç gibi bir besindir. Özellikle menopoz semptomlarını hafifletir. Meme, rahim kanseri gibi hormon bağımlı kanserlerden korur.
Ancak bu hastalıkların tanısını alan hastaların bu yiyecekten kaçınmasında fayda var, çünkü kısmi östrojen etkisi bu hastalıklara iyi gelmez.
Mercimek çok iyi bir demir kaynağıdır aynı zamanda. Özellikle yumurta veya kıyma ile birlikte pişirilmesi demir açısından daha da zenginleştirir.
Yanında bol limonlu bir salata ile tüketilmesi demirin vücutta daha iyi kullanılmasını sağlar.
Potasyum oranı yüksektir. Bu özelliği tansiyonu düşürür ve dengeler. Kiloya bağlı tansiyonu olanlarda çok etkilidir. Hem zayıflatır hem tansiyonu düşürür.
Kolesterol içeriği sıfır olan bir protein olduğu için kolesterol yüksekliği olanlar güvenle kullanabilir.
ALINTI
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece yemeklere tat vermekle yetinmeyen karabiber şifa dağıtıyor.

Öksürüğü söktürmek için balla karıştırılır ve günde 2 defa aç karnına yenir.

Sadece yemeklere tat vermekle yetinmeyen karabiber şifa dağıtıyor.

İşte faydaları ‘yok artık’ dedirten mucize bitki…

Afrodizyak etkisiyle cinsel sorunlara artık dur diyor ve performansı düşenlere en büyük yardımı ediyor.

Hazımsızlığı yok eder ve kolit gibi hastalıklara karşı mücadelede oldukça başarılıdır.

Kandaki yağ oranını azaltır ve yeni yağ oluşumunu engeller.

Bir cilt hastalığı olan Vitiligonun şifası için en büyük yardımcıdır. Ayrıca cilt kanserini yenmek için önemli maddeler barındırır.

Midenin düzgün hazım sağlaması ishal, kabızlık önleyicidir.

Gaz ve idrar söktürür

Gaz birikmesine de mani olur. Rahatlama sağlar

Antibakteriyel özelliği ile mikroplarla mücadele eder.

Öksürüğü söktürmek için balla karıştırılır ve günde 2 defa aç karnına yenir.

ALINTI

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Melissa Otu…

melisa otu!

Kırışık giderici özelliğinin yanında tonik yapımında kullanılan melisa otu halk dilinde oğulotu olarak da bilinir. Vücuda direnç katmasının yanında doğal gençlik iksiridir. Kısaca sizlere gençlik iksirleri hakkında bilgi verelim.

• Bir tas kaynamış suya, bir avuç melisa konur, 10 dakika kadar yüz buhara tutulur, buhardan sonra melisa ile yapılmış yüz toniği ile yüz yıkanır.
Melisa otu ile tonik yapımı
Tonik yapmak içi, bir su bardağı kaynar suya, bir çorba kaşığı melisa konur. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika tutulur, ateşten alınır, 20 dakika demlenir sonra süzülür. Cilt bu tonik ile yıkanır. Durulamaya gerek yoktur. Bu tonik, her cilt tipine uygundur. Kırışıklıkları giderir. Yaşlanmayı önler.
Terlemeye karşı melisa otu:
Güzelliğin en önemli şartlarından bir tanesi, güzel kokmaktır. Aşırı terlemeyi ve ter kokusunu yok etmek için; Kaynatıp, suyunu vücudunuza sürerseniz. Ter kokusuna son verir.
Böcek ısırmalarına karşı melisa otu:
Melisa otu ezilerek yapılan lapası böcek ısırmalarında en etkili ilaçlardan birisi.
Melisa çayının faydaları:
Melisa çayı, baş dönmelerine, adet dönemi, migren, mide, bağırsak, romatizma, ağrılarına çok fayda sağlıyor. 2 ya da 3 çay kaşığı dolusu ince kıyılmış oğulotu, 1 bardak kaynar suyla haşlanır. 10 dakika kadar demlendikten sonra süzülür. Bitki kesinlikle kaynatılmamalıdır! İsterseniz bal ile tatlandırarak, günde 3 ya da 4 bardak çay gibi içebilirsiniz. Romatizma ve spazm çözücü olarak çok etkilidir.
Hazımsızlık için faydalıdır.
Ruh sağlığı için melisa otu:
Sinir sistemi üzerinde oldukça etkilidir. İçeriğinde bulunan, citrale ve citronellal maddeler nedeniyle, iyi bir sinir yatıştırıcıdır.
Melisa otu sağlık güzellik ve gençlik iksirdir

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sardalye’nin Faydaları


unutmayalım yağlı balık yemeliyiz.
Yapılan araştırmalar sonucu, sardalye balığı ile beslenen çocukların, balık tüketmeyen çocuklara oranla yaklaşık %27 daha zeki oldukları belirlenmiştir. Bu örnek araştırma da gösteriyor ki; Çocukların beyin gelişiminde balığın önemli yeri bulunmaktadır.
Kemik erimesi hastalığını önlemek ve vücudu bu hastalıktan korumak için…
Balığın kılçığında bulunan çok yüksek miktarda kalsiyum ve fosfor, kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli bir besin kaynağıdır. Bu sebeple, kemik erimesi rahatsızlığı yaşayan hastalar mutlaka balık tüketmelidirler.
Kalp krizi, tansiyon, felç ve damar sertliği hastalığından korunmak için…
Kırmızı ete oranla balık eti çok daha az yağlıdır ve birtakım özel yağ asitleri içerir. EPA ve DHA adı verilen bu özel asitler, peynir, sür, et gibi diğer hayvansal besinlerde bulunmaz. Bu yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler. Böylece tansiyonu düşürür, kalp krizi ve felç riskini azaltır. Bu sebeple şeker hastalarının, kalp hastalığı ve felç riskinden daha çok etkilendikleri için diğer insanlara göre daha fazla balık yemelidirler.
Alzheimer hastalığından korunmak ve unutkanlığı önlemek için…
ABD’de yapılan bir araştırma, balığın Alzheimer’ ın yol açtığı hafıza kaybına karşı koruma sağladığını göstermiştir. California Üniversitesi’nde deney fareleri üzerinde yapılan araştırmada, Alzheimer’in öğrenme ve hafızayla ilgili beyin hücreleri arasındaki kimyasal bağlara verdiği zarar üzerinde duruldu.
Bilim adamları, bu rahatsızlığa yol açan insan geni taşıyan farelere, bir tür omega – 3 yağ asidi olan DHA açısından zengin bir beslenme programı uyguladı. Bu tür beslenme, Alzheimer’ın beyindeki olumsuz etkilerini önemli ölçüde azalttığı tespit edildi. DHA oranı yüksek balıklar arasında sardalye, uskumru ve somon da bulunuyor.
Genç kalmak ve güçlü kalmak için…
Balığın gençleştirici etkisinin, içerdiği Omega – 3 yağ asitlerinden kaynaklandığını da belirterek, soğuk su balıklarının (sardalye,somon, uskumru vs.) en yüksek düzeyde Omega3 yağ asidine sahip olduğunu belirtiyor.
Mükemmel bir cilt için…
Özellikle de sardalye ve somonun antioksidan (vücuttaki zararlı maddelerin gelişimini durduran) madde DMAE (Dimethylaminoethanol) içerdiğine işaret eden Perricone, bu maddeyi de ‘yüzü sıkı ve diri tutan, mükemmel cilt formu sağlayan büyülü silah’ olarak görüyor. Ciltte sarkmayı önlediğini vurguluyor
Dip Not:
Ne kadar yağlı balık, o kadar Omega 3 demektir.
Çok yağlı balıklar: Sardalye, somon, uskumru, ton, ringa, hamsi.
Orta yağlı balıklar: Pisibalığı, kefal, lüfer, kılıçbalığı.
Az yağlı balıklar: Morina, kayabalığı, köpekbalığı, dilbalığı, deniz levreği, mezgit..

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Boza Faydaları

Boza Nasıl Yapılır?

Boza yapabilmek için ilk olarak darı bitkisi değirmende öğütülerek kepeği elde edilir. Elde edilen darı kepeği geniş bir kazanda su ile birlikte koyu kıvama gelinceye kadar kavrulur. Kavrulduktan sonra elekten geçirilerek öz haline getirilir. Bu hale gelen boza, eski boza veya hamur mayası ile mayalandırılarak serin bir yere bırakılır. Mayalandıktan sonra asil özelliği olan ekşimsi tadı alabilmesi için şeker ilave edilir.

Soğuk ortamlarda tutulmadığı taktirde 4 günden fazla bekletilirse bozulur. Hammade olarak bakırdan elde edilen bardaklar, tabaklar ve kazanlarda saklanmamalıdır. Bakır bozanın bozulmasını sağlamaktadır. Bu sebeple mermer küpler veya cam sürahilerde bekletilmelidir ve cam bardaklar ile servis edilmelidir.

Boza Faydaları

  • A vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, C vitamini ve E vitamini açısından oldukça zengindirler.
  • İçerisinde birçok besin ögelerini bol miktarda bulundurduğundan sıvı ekmek olarak da adlandırılmaktadır.
  • Bağırsak florasını düzenler ve mide bezlerinin faaliyetini arttırır.
  • Yüksek miktarda enerji kazanmamızı sağlar. 1 litresinde yaklaşık 1000 kalori ihtiyacı sağlar. Özellikle fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan kişilere tavsiye edilmektedir.

Bu ferah ve oldukça besleyici içeceğin bozulduğunu üzerinde kabarcıklar oluşturmaya başladığında anlaşılmaktadır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Karaciğer ve bağırsak dostu karabuğdayın faydaları…

Karaciğer ve bağırsak dostu karabuğdayın faydaları

 

Surp Agop Hastanesi’nden Diyetisyen Gülhan Koca, şifa kaynağı karabuğdayın çok az bilinen faydalarını anlatıyor.

Ülkemizde çok fazla bilmeyen, tüketilmeyen karabuğday, isminden dolayı tahıllar grubunda değerlendirilmesine rağmen aslında bir bitkidir. Kahverengi, üçgen şeklindeki karabuğday özellikle Rusya, Ukrayna, Polonyo, Japonya ve Çin gibi ülkelerde üretilir ve bu ülkelerde oldukça fazla tüketilmektedir. Bu ülkelere bakıldığında obezitenin çok yüksek olmadığını da görüyoruz. Beyaz ekmeğe göre tam hahıllı besinleri tüketmek sağlık açısından doğru bir seçimdir.

 

Karabuğdayda buğday, un, makarna, bulgur gibi tahıllarda bulunan “gluten” maddesi bulunmaz. Gluten, çölyak hastalarının kesinlikle kullanmaması gereken bir maddedir. Çünkü bu maddenin sindirimi çölyak hastalarında mümkün değilidr. Tüketilmesi durumunda ishal, gaz, şişkinlik, ağrı, kramp gibi bazı sindirim problemleri ortaya çıkar. Çölyak hastaları dışında da bazı kişilerde glutene karşı besin intoleransı (duyarlılığı) görülmektedir. Ülkemizde de kişiler bundan haberdar olmasa da sık sık rastladığımız bir durumdur. Bu kişiler gluteni hayatından uzaklaştırdığında sağlığında olumlu etkiler görülmektedir.

 

Lif oranı oldukça yüksek bir besindir. Bağırsakların çalışmasını kolaylaştırır. Açlık duygusunu bastırmakta oldukça fazla etkilidir. Kilo vermeye ve ideal kilonun korunmasına yardımcıdır.

 

Protein açısından zengin bir besindir. Protein vücut yapısında oldukça önemlidir. 100 gr karabuğday 11 gr protein içermektedir. İnsan vücudunda karabuğday proteinin %74’ü kullanılmaktadır.

 

Karabuğdayın yağ oranı diğer proteinden zengin besinlere göre yok denecek kadar azdır. 100 gr karabuğdayda sadece 1.6 gr yağ bulunmaktadır.Yağ içeriğine bakıldığında linoleik yağ asiti diğer tahıllara göre fazladır. Kötü kolesterolü (LDL) düşürücü, iyi kolesterolü (HDL) arttırıcı özelliği bulunmaktadır.

 

Kan şekerinin düzenlenmesi ve şeker hastalığını önlenmesi ve tedavisinde oldukça etkilidir. Beyaz undan yapılmış ekmek ve karabuğdayla yapılan çalışmalarda karabuğdayın kan şekeri ve insülin değerlerinin düşük olduğu görülmüştür.

alıntı

 

Yüksek miktarda “magnezyum” içermektedir. Magnezyum kan şekerinin dengelenmesinde ve insülin salınımın azalmasında rol oynamaktadır. Bu nedenle şeker hastalığına karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Şeker hastalarının da güvenle tüketebilecekleri bir karbonhidrat kaynağıdır.

 

İçeriğindeki ‘kolin’ bileşiği karaciğer dostudur. Karaciğeri yağlanmasını azaltarak karaciğerin daha rahat ve kolay çalışmasını sağlar.

 

‘Rutin’ adı verilen flavonoid sayesinde vücudun serbest radikallerle savaşarak kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyucu etki gösterir. Rutin aynı zamanda kan damarlarını korur, kan akışını düzenler. Hemoroid tedavisinde olumlu etkisi bulunmaktadır.  Pıhtılaşmayı sağlayarak kan kaybını önleyici özellik gösterir. Meniere Hastalığı adı verilen baş dönmesi, çınlama ve  işitme kaybına yol açan hastalığın tedavisinde kullanılır.

 

İçeriğinde “quercetin” bileşeni kan damarlarının seryleşmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarını engeller. Quercetin; şeker hastalığı, katarakt, peptik ülser, astım, gut hastalığı, viral ve kronik enfeksiyonlar, kronik yorgunluk sendromu ve prostat kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde etkilidir. Ayrıca atletik performans ve dayanıklılığı arttırmak için de kullanılır.

En önemli vitaminin C vitamini olduğu sanılıyor. Oysa D vitamini bu dönemde çok daha önemli.”

İç Hastalıkları Uzmanı, “Hayat Kurtaran Vitamin ve Mineraller” Kitabı Yazarı Prof. Dr. Metin Özata uyarıyor: “Bağışıklık sistemini güçlendiren en önemli vitaminin C vitamini olduğu sanılıyor. Oysa D vitamini bu dönemde çok daha önemli.”

***

  • Sonbahar ve kış aylarına geçişte soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara daha sık yakalanıyoruz. Çünkü bu dönemlerde bağışıklık sistemimiz zayıflıyor. Mevsim geçişlerine bağlı hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemimizi güçlendirerek direncimizi arttırmamız gerekiyor.
  • Bağışıklık sistemini güçlendiren en önemli vitamin sanıldığının aksine C vitamini değil D vitaminidir. Bu nedenle sonbahar ve kışa girerken kandaki D vitamini düzeyini ölçtürmek gerekir. Bunun yanında C vitamini, A vitamini, Magnezyum ve Çinko da vücut direncini arttırır.

         “Her gün 15-20 dakika güneş altında kalmak gerekiyorr” 

  • D vitamini özellikle somon balığı, karides gibi yağlı balıklarda ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, peynir ve sütte de az miktarda D vitamini bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için her gün 15-20 dakika güneş altında kalmak gerekir.
  • Siyah üzüm, yeşilbiber, karnabahar, lahana, brokoli, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, üzüm suyu, şalgam ve yeşil yapraklı sebzeler tüketilerek mevsim geçişlerinde ihtiyaç duyduğumuz C vitamini karşılanabilir.

          “Bağışıklık sistemini destekleyen önemli minerallerden biri olan magnezyum ıspanak ve             pırasa gibi yeşil sebzelerde bol bulunur”

  • Uzun süren yağ emilim bozukluğu olan ve yumurta ile süt ürünleri yemeyen vejetaryen kişilerde A vitamin eksikliği olabilir. Bu kişiler ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ile portakal gibi koyu sarı meyveleri yemeliler.
  • Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, balık, patates, ceviz, badem, lahana, kuzu eti ve tahıllarda ise hastalıklardan koruyan çinko vardır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir.
  • Yerfıstığı, kepekli ekmek, soğan, incir, üzüm, hurma, ceviz, badem, tam tahıllar, çavdar, yoğurt, havuçta da magnezyum bulunur.

SUSAM’IN FAYDALARI…

Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. % 52 oranında yağ içeren susam mutfaklarımızdaki baharatların belki de en eski tarihe sahip olanlarından biridir. Sadece baharat olarak değil, ilaç, dini sembol olarak da kullanılan susam bundan 4 bin yıl önce Ortadoğu medeniyetleri arasındaki ticaretin en önemli maddelerinden biriydi. Eskiden büyülü bir gücü olduğuna inanılan susam eski kültürlerinde de farklı amaçlar için kendine yer bulmuş eski mısırlılar susamı öğüterek unundan, Çinliler ise yağını yakarak isinden baskı mürekkebi olarak faydalanmışlar.

Romalılar’ın susamı kimyonla birlikte oğuterek macunsu bir yiyecek hazırlandığıda söylenir.Hindistan’da da susam yağı binlerce yıl boyunca cilt ve saç bakımında kullanıldığı yazılır. Susamın ister tatlı ister tuzlu olsun pek çok yemeğe lezzet katığını biliyorsunuz. Susamı çiğ olarak ya da kavurarak kullanabilirsiniz.Hafif kavrulmuşu her tür tuzlu yiyeceğe serpilir; çeşni ve tat verir.
Tahin helvasının hazırlanmasında kullanılır.Ekmek ve pasta ,simit ve her türlü hamur çeşitlerine üzerine serpilen susam tohumlarından yağ çıkararakta sıvı halde margarin halinede dönüştürülerek yemeklik olarak,da faydalanılıyor.

Susamın Faydaları: Vücuda enerji verir. Cinsel gücü arttırır. Solunum yolu hastalıklarına karşı faydalıdır. Göğsü yumuşatarak nefes darlığı ve bronşite iyi gelir. Antioksidan ve kansere karşı koruyucudur. Susam yağı safra taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırarak kabızlığı giderir. Gaz söktürür. Karın ağrısını azaltır. Karaciğer hastalıklarına karşı faydalıdır. Böbrek iltihaplarını gidermeye yardımcı olur. Kemik erimesine karşı faydalıdır.

Doğal susam yağı; salata, mayonez, soslar, zeytinyağlı yemeklerde özel lezzeti nedeni ile, katkı olarak kulanılıyor. Susam yağının en büyük özelliği vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lesitin açısından çok zengin olmasıdır.Ancak bu maddeleri bozulmadan elde edebilmek için susamın kavrulmaması, sıcak su ile temas etmemesi ve ısıdan mümkün olduğunca korunması gerekir.
Kalsiyum, potasyum, fosfor, B vitamini ve demir de taşıyan susam tohumları kolestrolsuz bir besin olma özelliğini taşıyor.

Susam Yağı muhtelif cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara sürülür. Günde 1 tatlı kaşığı içilerek güçlenmeleri ve beslenmeleri sağlanabilir. Bu kullanış özellikle kepekli, maya ve mantar enfeksiyonlu saçlarda ve kalsiyum ile vitamin eksikliği nedeniyle bozulmuş tırnaklarda çok iyi geldiği ,susam yağının cildi güneşten koruma etkinliği çok yüksek olduğu, yağı ayrıca en ünlü masaj yağı olduğu söylenir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kuru Üzümün Faydaları…

Karaciğerin dostudur. Kan yapar. Kekikle yenirse vücudu şişmanlatır.

  • Kumları döker, idrarın damla damla gelmesinin tedavisinde iyi gelir. Çekirdekleri alınır karabiber konulup yenir.
  • Sert urları eritir. Kuru üzüm, safran, yumurta sarısı, kuş yemi, keten tohumundan merhem yapılıp uygulanır.
  • Unutkanlığı giderir, dimağı kuvvetlendirir. Günlük ile yenilir.
  • Sarılığı giderir, sirke ile yenir.
  • Öksürüğü keser. Anason ile kaynatılır, badem yağı ile içilir.
  • Çıbanları patlatır, iyileştirir. İç yağı ile merhem yapılıp uygulanır.
  • Üzüm çekirdekleri selülit tedavisinde kullanılır.
  • Üzüm ürünlerindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliği, zayıflığı ve ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.
  • Kilo almak isteyen de rejim yapmak isteyen de üzüm yemelidir çünkü enerji verir.
  • Protein ve karbonhidrat kaynağıdırA,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir.
  • Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar.
  • Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder.
  • Karaciğer zaafiyetine, öksürüğe, bronşite de iyi gelir.
  • Mideye çok faydalıdır. Ayrıca Unutkanlığa da iyi gelir. Kuvvetli bir gıdadır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

MUŞMULA

Diğer İsimleri : Beşbıyık, Döngel, İzgil, Mespilus, Germanica, Medlar, Neflier

Botanik Bilgi : Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü gövdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi (Muşmula), buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır, iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Türkiye’de Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde bolca yetiştirilmektedir.

Faydaları

Muşmula meyvesinde çeşitli şekerler, organik asitler, pektin maddeleri, C vitamini ve karoten bulunmaktadır.

Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder.

Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar, ince bağırsak iltihabını giderir.

Kandolaşımını düzenler.

Sinirleri güçlendirir.

Mide hastalıklarında faydalıdır.

Lumbago ve nikriste kullanılır.

Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.

Meyveleri suda pişirilip demlendikten sonra şekerle içilince, ishal ve dizanteri hastalıklarına iyi gelir.

Muşmula çekirdeği idrar artırıcı özelliği bulunduğundan, böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde faydalır.

Muşmula yaprağının kaynatılıp içilmesi halinde şeker hastalığına iyi gelir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ADAÇAYI

Adaçayı 30-70 cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir. Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldar ve acımtırak, ıtırlı bir koku yayarlar. Bahçe ada çayı, güneşli bir yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için, kış boyunca çam dalları ile örtülmesi doğru olur. Ülkemizde İzmir bölgesinde bahçe adaçayı yetiştirilmektedir. Bir başka tür olan çayır ada çayı (Salvia pratensis), çayırlarda, bayırlarda ve meralarda yetişir. Çevresine ıtırlı hoş bir koku yayan mavi–menekşe renkli çiçeklerin pırıltısı uzaklardan seçilebilir. Çayır ada çayı (Anadolu adaçayı) batı ve güney-batı Anadolu’da bol olarak yetişmektedir. Anadolu ada çayından “elma yağı” veya “acı elma yağı” denilen yağ da üretilmektedir. Bu tür adaçayı da kimyasal yapı ve tedavi etkisi bakımından tıbbi (bahçe) adaçayına benzemektedir.

Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir. Pek çok doktorun, ada çayının değerli özelliklerini artık iyice tanımış olduklarını biliyoruz (Referans1: M.Treben). Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Ada çayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Ada çayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır. Ada çayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Ada çayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da (Çalkalama ve Gargara) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada ada çayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır.

Adaçayı, aynı zamanda şişkinlik, ishal ve bağırsak iltihabı rahatsızlıklarında alınır. Çalkalama/gargara yaparak dişeti kanamaları için kullanılır. Haricen uygulandığında, hasar ve yaraları hafifletir, cilt yangılarını tedavi eder. Asya’da bu ilaç kanlı idrar, kanlı balgam, hemorrhoidler için düşünülmüştü. Ve homeopatik (* romatoloji : homeopatik tıp; özel yöntemlerle hazırlanan doğal ürünlerin çoğu kez az miktarlarda alındığında sağlığı düzelteceği inancına dayanan alternatif tedavi yaklaşımı. Bir madde, yüksek dozlarda bir hastalığın semptomlarını oluşturuyor ise, çok küçük dozlarda o hastalığı tedavi edebilir inancına dayanmaktadır. Madde her ne kadar seyreltilir ise, o kadar etkili olabilir. Uygulayanlar, küçük dozlarda hazırlanan bitkisel madde veya minerallerin savunma sistemini uyararak etkili olduklarını düşünmektedirler.) pratisyen hekimler anne sütünün taşma olaylarını nizama sokmak için adaçayı kullanırlar. Adaçayı, tüm bu problemlere yararlı olmasına rağmen, henüz doğrulanmamıştır.

Aynı zamanda da araştırmacılar adaçayının Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalarının( *Endokrinoloji : Tip II DM. İnsülin eksikliği veya insüline doku düzeyinde direnç oluşumu söz konusudur. Tüm DM’li hastaların %90’ı bu gruba girer. Genellikle erişkin yaşlarda görülür. Tedavide oral antidiyabetik ilaçlar ya da insülin kullanılır) tedavisi için adaçayının çok önemli bir yeri olduğunu tahkik ettiler. Yapılan bir çalışmanın göstermiş olduğu pozitif sonuçlar, belgelenmesinin gerekli olduğunu ortaya koydu.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KESTANEBALININ İYİLEŞTİRİCİ ETKİSİ, ANTİBİYOTİKTEN GÜÇLÜDÜR:

Alman bilim adamlarının deneyimlerine göre kestanebalı, yara tedavisinde antibiyotikten daha etkili. Ama yara tedavisinde kullanılan sıradan bal değil. kestanebalı olarak adlandırılan bu bal, birçok antibiyotiğe karşı direnç kazanmış bakterilerin bulaşık olduğu kronik yaraları bile birkaç hafta içinde tamamen iyileştiriyor, diyor Bonn Üniversitesi tıp uzmanları.

Birçok bakterinin antibiyotiklere direnç kazanmasından sonra balın iyileştirici etkisi yeniden keşfedildi. Ancak uzmanlar, insanların özel işlemden geçirilmemiş doğal balla kendi kendilerini tedavi etmemeleri konusunda uyarıyorlar. Nitekim özel olarak hazırlanmayan ballarda bakteri sporları bulunabiliyor. Eski Mısırlılar bile balın yaraları iyileştirici etkisinden haberdardı. îki Dünya Savaşı’nda da askerlerin yaraları ballı sargılarla iyileştirilmişti. Bonn Üniversite Kliniği’ndeki çocuk doktorları tıbbi balı yaraların tedavisinde kullanıyorlar.

Ölü doku bal tedavisiyle kısa sürede yenilenmekte, ayrıca sargılar kolay değiştiği için yeni oluşan cilt tabakalarına zarar gelmiyor. Balın antiseptik bir etkisi var. Arılar bal üretirlerken glikoz oksidaz enzimini ilave ediyorlar. Bu enzim ise balın içindeki şekerden az miktarda hidrojen peroksidin üretilmesine yol açmakta. Balın için- deki hidrojen peroksit durmadan yenilendiği için de yaralardaki bakterilerin öldürülmesi için az miktarda KESTANEBALI yeterli olmakta.

KESTANEBALI NELERE İYİ GELİR….

Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine,
Ağrı ve sancıların giderilmesine,
Ağız yaralarının iyileştirilmesine,
Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine,
Bademcik iltihabının yok edilmesine,
Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine,
Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine,
Baş dönmesinin giderilmesine,
Bel ağrılarının giderilmesine,
Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç ve sinir hastalıklarını gidermede,
Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye,
Cinsel gücü artırmaya,
Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye,
Gözleri güçlendirmeye,
Halsizliğin giderilmesine,
Hazmı kolaylaştırmaya,
Hafızayı güçlendirmeye,
İştah açmaya,
Kabızlığın iyileştirilmesine,
Kalp çarpıntısını gidermeye,
Kanın temizlenmesine,
Kemiklerin kuvvetlenmesine,
Nezle ve grip hastalığının tedavisine,
Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine,
Romatizma ve siyatiğin tedavisine,
Sarılık hastalığının iyileştirilmesine,
Sedef hastalığının giderilmesine.
KESTANE BALI VE TARÇIN MUCİZESİ

Kestane Balı ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.
Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Kestane Balı, asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.
Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir.
Kestane Balı her türlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir.
Bugünün tıp ilmi, kestane balının tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.
ARTRİT
Bir kısım kestane balı 2 kısım ılık su içerisine koyup üzerine bir çay kaşığı toz tarçın ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun ağrıyan yerlerine masaj yapılırsa 1-2 dakika içerisinde ağrının azaldığı görülür.
Artritli hastalar,bir bardak sıcak su içerisinde 2 kaşık kestane balı ve bir çay kaşığı toz tarçını eritip sabah ,akşam alabilirler. Eğer düzenli olarak alırlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.
Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada ;kahvaltıdan önce bir yemek kaşığı kestane balı ve ½ çay kaşığı toz tarçını alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde şifa bulmuşlar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemiyen hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Hergün kullanılan kestane balı ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
Araştırmacılara göre kestane balı, birçok Vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir.
Kestane balının düzenli kullanılması, akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savaşan korpuskülleri de kuvvetlendirir.

DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı kestane balı karışımı ağrıyan dişe tatbil edilir.
Ağrı kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.

HAZIMSIZLIK ve GRİP
Toz tarçın 2 kaşık kestane balı üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler
İspanya da yapılan bir araştırmada kestane balı içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.

İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz tarçın,bir tatlı kaşığı Bal, ılık su içerisinde eritilip içilir.
İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.

KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada ,mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.
Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık kestane balı ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

KALP HASTALIKLARI
Kestane balı ve tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.
Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur.
Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

KISIRLIK
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.
Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.

Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamayan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz tarçın kullanmaktadırlar
Gebe kalamayan kadınlar bir tutam toz tarçın ve yarım tatlı kaşığı kestane balını gün boyunca bir sakızla çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
Amerika Meryland’da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış ve ümitlerini de kaybetmişlerdir.Bu uygulamalar kendilerine anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.

KOLESTEROL
İki kaşık kestane balı, Üç tatlı kaşığı toz tarçın,450 gr.demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir.

Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları için uygulanabilir.
Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.

MİDE AĞRILARI
Kestane balı ve tarçın kürlerinin ,mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

GAZ
Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar kestane balı ve tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.
5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal, 1 kısım tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür.Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama,mantar ve diğer deri infeksiyonlarında eşit miktardaki kestane balı ve tarçın karışımı uygulanır.

SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.

YAŞLILIK
Kestane balı ve tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler.
4 kaşık kestane balı,1 kaşık toz tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumşak tutar, yıpranmasını durdurur.

YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr.Milton, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.

ZAYIFLAMA
Bir bardak kaynar su içerisine eşit miktarda kestane balı ve tarçın konup karıştırılır. Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.
Düzenli uygulanırsa kilo verilir.
Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde ,yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğal Ağrı Kesiciler…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baş ağrınızı geçirecek 9 besin

Acı baharatlar: Baharatlı yiyecekler, baş ağrısından daha hızlı kurtulmanızı sağlıyor. Ağrınız özellikle sinüs tıkanıklığına dayanıyorsa baharatlı yiyecekler tıkanıklığı açmaya yardımcı oluyor, unutmayın hava yolları açılınca baş ağrısına neden olan basınç da ortadan kalkıyor.

Susam: Salatalarınıza, çorbalarınıza susam ekleyin çünkü bu küçük tohumlar, içeriğindeki E vitamini sayesinde östrojen seviyenizi stabilize ederek adet dönemlerinde migren ağrısı çekmenizi önlüyor. Susam, kan dolaşımını düzenlemesinin yanı sıra içeriğindeki magnezyum sayesinde de baş ağrısından korunmanızı sağlıyor.

Tam tahıllı ekmek: Düşük kalorili bir diyet yapıyorsanız beynin en önemli enerji kaynağı olan glikojen depolarınızı kullanmaya başladınız demektir. Bu aynı zamanda dehidrasyona neden olan sıvı kaybının da sebebi olabiliyor. Beyine giden enerjinin azalması ve su kaybı ise baş ağrısını tetikliyor. Diyet yaparken tam tahıllı un, yulaf, meyve gibi doygun karbonatları tercih edin.

Badem: Bir araştırmaya göre bademin içeriğinde bulunan magnezyum, damarları rahatlatarak vücudu baş ağrısından koruyor. Bazı uzmanlar özellikle migren şikayeti olanların, magnezyumdan zengin besinler tükettiklerinde rahatladıklarına inanıyor. Magnezyum alımınızı artırmak için muz, kurutulmuş kayısı, avokado, badem, kaju ve esmer pirinç tüketebilirsiniz.

Ispanak salatası: Kan basıncını düşüren ıspanağı, bu sayede baş ağrısının hafiflemesini de kolaylaştırıyor. Baş ağrısı ile savaşan gıdaları bir araya getirerek güzel bir salata hazırlayabilirsiniz. İki bardak ıspanak salatası, yarım bardak küp şeklinde doğranmış karpuz, yarım bardak doğranmış kuru kayısı, iki çay kaşığı dövülmüş ceviz veya bademi karıştırın, üzerine limon ekleyin.

Karpuz: Susuzluk nedeniyle ortaya çıkan baş ağrısını bir dahaki sefer ilaç içmek yerine karpuz gibi su oranı yüksek meyveler tüketerek giderebilirsiniz. Sebze ve meyvelerde bulunan doğal su, baş ağrısından korunmak için gerekli olan magnezyum gibi mineralleri bol miktarda içeriyor.

Haşlanmış patates: Baş ağrınız özellikle alkole bağlı olarak ortaya çıktıysa güzel bir yemek size iyi gelebilir. Alkol vücutta suyun yanı sıra potasyum gibi elektrolitlerin de kaybına neden oluyor. Bu nedenle potasyumdan zengin gıdalar, akşamdan kalma olanların imdadına yetişiyor. En iyi potasyum kaynaklarından biri olan haşlanmış patates 721 mg, bir muz ise 467 mg potasyum içeriyor.

Kahve: Kafein vücutta su kaybına neden oluyor, su kaybı ise baş ağrısını tetikliyor. Bu çelişki nedeniyle kahvenin baş ağrısına karşı etkili olması da mümkün değil gibi görünüyor. Ancak eğer akşamdan kalma olduğunuz için baş ağrısı çekiyorsanız bir fincan kahve baş ağrınızın hafiflemesini sağlayabiliyor. Ancak gün boyu kahve içmek ağrıdan kurtulmanın iyi bir yolu değil.

Yoğurt: Eğer başınız zonkluyorsa vücudunuz kalsiyum için çağrı yapıyor olabilir. Beyin fonksiyonlarının iyi çalışması için gerekli olan kalsiyum yoğurtta bol miktarda bulunuyor. Şeker ve yapay tatlandırıcı kullanılmamış olanların tercih edilmesi öneriliyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Melatonin en büyük faydası ise kanserden koruması. O zaman bu hormonu ne yiyerek ve hangi alıştırmayla arttırabilirz…Buyrun…

Melatonin en büyük faydası ise kanserden koruması. Kör insanların kansere yakalanmama sebebi de bu. Çünkü sürekli karanlık içinde oldukları için melatonin üretimleri çok fazla.

Bir bilimsel araştırma da göstermiş ki gece vardiyasında çalışanların kansere yakalanma oranı diğerlerine göre çok fazla.

Ek notlar :

-Melatonin hormonunun başka bir özelliği de çocukların 9 yaşından önce ergenliğe girmesini engellemesidir. 9 yaşından sonra salgılanma miktarında değişme olur, etkisinin azalmasıyla eşeysel organlar olgunlaşmaya başlar.

Belki de farkındalığın artmasını engelleme çalışmalarının sonucunda 6-7 yaşında ergenliğe girmiş çocukları seyrediyoruz haber bültenlerinde. Epifiz bezinin hormon salgılama mekanizması bozulmuş çocuklar…

-Melatonin hormonunun üretilebilmesi için uyuduğunuz ortamın tamamen karanlık olması gerekiyor. Yani gece lambası gibi şeyler yakılmamalı. Ya da ışığı kapatıp karanlıkta TV izlemek de hormonun üretimine katkıda bulunmuyor. Ayrıca en kaliteli uyku için 23:00 – 04:00 saatleri arasında uykuda olmak gerekiyor. Rem uykusu da denilen uyku bu saatler arasında gerçekleşiyor ve en çok bu aralıktaki rüyalar hatırda kalıyor. Bunu deneyebilirsiniz, sadece 5 saatlik bir uyku uyunmasına rağmen, tamamen dinç bir şekilde uyanıp güne başlayabiliyorsunuz

-Kızılcık, deve dikeni, rezene, anason, kereviz, ayçiçeği, çemen, hardal ve sarı kantaron, papatya çayı, vişne, lahana, badem, fındık gibi gıda maddeleri ile magnezyum ve çinko içeren diğer gıdalar melatoninden zengindir. Bu tür gıdaların aksam saatlerinde alınması, gündüz alınmasından daha uygun olabilir.

-Bazı sürüngen türlerinin ve deniz canlılarının bir kısmında ve taraklılarda vücut tarafından alınan güneş ışınlarının miktarını ayarlayan organ. Bu canlıların kafatasında bir delik ve başlarının üzerinde küçük bir zar tabakası mevcuttur

Bir Egzersiz : Tratak

Melatoninin bu kadar önemli olması nedeniyle, bunu vücutta arttırmak için ne yapmamız gerektiği hususunda birçok arastırma yapılmaktadır. Bunun için, zaman zaman hayvanlarda kullanılmaktadir, ancak insan fizyolojisi hayvanlardan değisiktir, bu nedenle bu çalışmalar fazla faydalı olmamaktadır. Tantrik Yoga çalışmaları ile vücuttaki Melatonin seviyesinin arttırılması denemeye değerdir. Bu yogalardan biri Nadi Shodhan Pranayama (birbiri ardından burundan nefes alip verme ), digeride Tratak’dır (gözü bir mum ışığına, meditasyonda kullanılan bir diagrama veya noktaya odaklamak).

Tratak gözleri ve zihni bir mum ışığına veya objeye odaklayarak yapılan bir Yoga egzersizidir. Vücudumuzda Melatoninin en cok bu çalışma ile salgılandığı tesbit edilmiştir. Yanan bir mum ışığına gözü fokusluyoruz ve bu işlem sırasında beynimizin sap kısmını da dengelemiş oluyoruz. Gözler mum ışığına odaklandığı zaman epifiz bezine hormon salgılaması için uyarı yapıyor ve hormon salgılanması bu işlemi yaptığımız sürece, her gece artarak devam ediyor. Bağışıklık sistemini korumamız için gece bir müddet mum ışığına odaklanmamız ve sonra uyumamız hormonlarla ilgili çalışmalar yapan doktorlar tarafından şiddetle tavsiye ediliyor.

Tratak beynin her iki yarısında dengeyi sağlar ve epifiz bezinin büyük miktarda Melatonin hormonu üretmesini destekler. Melatonin hormonu, vücutta kanser oluşum riskini büyük oranda düşren bir hormondur. Tratak ayrıca olaylara kolay konsantre olma gücümüzü de arttırır.

Uygulanışı:

Göz seviyenizde önünüze 1 metre kadar uzagınıza bir mum koyun. Gözlerinizi kapatın ve birkaç dakika nefesinize konsantre olun. Yavaş ve düzenli nefes alarak kendinizi derece derece, derin relaks duruma getirin. Sonra gözlerinizi açın ve mumun alevine birkaç dakika bakın. Gözlerinizin fokusunun mum ışığından ayrılmamasına dikkat edin. Mum ışığı zihninizde canlanana kadar focus durumunu bozmayın ve mum ışığına odaklanın. Gözleriniz yasarırsa veya kurursa, ihtiyaciniz olduğu kadar gözlerinizi kirpabilirsiniz. Aklınızdan bütün düşünceleri çıkarın, 2 dakika kadar sonra gözlerinizi kapatın ve mumun alevini gözünüz kapalı olarak, olabildiği kadar çok detayları ile gözünüzün önune getirmeye çalışın, aklınızda canlandırın. Eğer zihninizde, görüntü solgunlaşmaya başlarsa, gözlerinizi kısa bir süre açın. Bunu tam olarak yapabildiğinize emin olana kadar deneyin ve konsantrasyon olma kabiliyetiniz iyice arttığı zaman Tratak yapma zamanınızı uzatın.

Ateş bize verilmiş bir hediyedir ve fiziksel dünyamızda çok buyuk bir yeri vardır. Ateş bize korunma, beslenme ve ışık sağlar. Yediğimiz besinleri onun yardımı ile pişirebiliriz. Metafizik olarak söylersek, element olarak ateş bizim negatif enerjilerden korunmamızı destekler. Şamanizmde ateş, güneyin elementidir ve niteliği kuvvettir, korunmadır, arınmadır, inançtir, güvendir. Ateş bizim ruhsal açlığımızı besler, doyurur. Ateş bizim hepimizin içinde de yanar. Vücudumuzun görevini yapabilmesi icin gereklidir. O aklımızın ve ruhumuzun sağlıklı çalışması icin önemli bir unsurdur. Ateş bize hem yukarıdan hem de aşağıdan gelen bir hediyedir. Anne dünyamızdan yakıt olarak çeşitli sekillerde çıkar ve gökyüzünden hava ile gelir ve bizi kuşatır. Ateş elementi bize ruhsal ışık verir, ruhumuzun gideceği yolu görünür yapar. Bir ateşin karşısına oturup, gözlerinizi hiç alevlere odakladınız mı?

Mum ışığı ile yapılan meditasyonu hepimiz biliyoruz, Tratak dediğimiz, yukarida açıkladığımız. Bunu denerseniz göreceksiniz ki, sizi çok etkileyip, fiziksel ve ruhsal bedeninize rahatlık, huzur, dinginlik verecek, kendinizi yeniden doğmus gibi hissetmenizi sağlayacak, ayrıca (bağışıklık sisteminizi güçlendireceği için)birçok hastalığa da kalkan olma görevini üstlenecektir.
Not: bu yazı alıntıdır. Tercüme ederek derleyen kişinin ellerine sağlık….
Sevgiyle… Serkan Sorguc –

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »