Ödem atmanın en basit 10 yolu

images[2]

Vücudun çeşitli nedenlerle su tutup şişmesi olarak tarif edilen ödem, sıcak günlerde kadınların kâbusu oluyor. “Kilo mu aldım?” demeden önce, 10 adımda vücudunuzdaki fazla suyu atmanıza yarayacak önerilerime kulak verin…

Özellikle sıcak havada, kadınların canını sıkan ‘ödem’ yani ‘şişlik’, yaygın bir sorun. Bu yaz, aşırı sıcakların etkisiyle, ben dahi ‘acaba kilo mu alıyorum’ endişesi yaşadım. Normal şartlarda tartılmam, ancak yaz başından beri her gün tartıldım…
Sabah ve akşam saatlerinde ellerimde ve ayaklarımda ağrı hissediyorum. Sabahları, yüzüm şiş uyanıyorum. Ağırlığım her gün değişiyor. Gerçekten kilo almayıp su topladığımı nasıl anlıyorum peki? Kıyafet bedenim değişmiyor…
Ödem sadece sıcak havalar nedeniyle oluşmaz. Uzun süre ayakta durmak, fazla tuzlu veya tatlı yemek, az su içmek, uyku problemleri de ödemi tetikler.

Ödemden şikayetçiyseniz, göz önünde bulundurmanız gereken 10 önerim var size…

1 – Yemeklerinize ekstra tuz ilave etmeyin, yemekleri az tuzlu pişirin ve daha çok baharatlandırın.
2 – Şekerin sindirilmesinde çok miktarda su gerekir ve vücut suyu tutar. Tüketilen şeker miktarının azalmasıyla ödem sorunu da azalacaktır.
3 – Gün içinde eğer herhangi bir sağlık probleminiz yoksa ödem atımını hızlandıran biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı ve funda yaprağından destek alınabilir.
4 – Meyvelerden kiraz, ananas ve kayısı; sebzelerdense yeşil yapraklı olanlar vücuttan fazla suyu atmaya yardımcı etkiye sahiptir.
5 – Su içmeye özen gösterin. Asitli içecekler, alkol ve aşırı şekerli içeceklerden uzak durun.
6 – Ara öğünlerinizden birinde probiyotik yoğurt veya kefir tüketin.
7 – Ortalama 7-8 saat uyumaya dikkat edin. Az uyumak da ödem problemini tetikleyebilir.
8 – Sağlıklı kilonuzda kalmaya çalışın. Fazla kilo, damarlar üzerinde ekstra basınç oluşmasına, dolaşımın yavaşlamasına ve vücuttaki sıvı dengesinin bozulmasına neden olur.
9 – Düzenli egzersiz sıvı dengesini düzenlemeye yardım eder, fiziksel aktivite süresince nabzınızı kontrol edin.
10 – Dolaşımı hızlandıracak, rahatlatıcı, lenfatik masajlar yaptırın.

BİR SORU BİR CEVAP

Ödeme sebep olan hastalıklar nelerdir?
Böbrek, kalp, damar, karaciğer hastalıkları ve hormonal bozukluklar.

B6 VE MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ DE ‘ŞİŞİRİR’

– Vitamin ve mineral eksiklikleri de ödemi etkiler; özellikle B6 vitamini ve magnezyum minerali eksikliğinin tetiklediği bilinmektedir.
– Hormon düzensizliği, özellikle troid hormonu ödemi artırır. Bu nedenle hormonlarınızı düzenli kontrol ettirin.
– Tansiyon düzensizliği yine bir diğer etken. Eğer tansiyonunuz varsa ve ilaç kullanmanız gerekiyorsa düzenli kullanın.
– Kadınlarda en çok regl öncesinde ve regl sırasında görülen bu problemi minimuma indirmek için tuzlu ve tatlı yiyeceklerden uzak durmanızda fayda var.

BUNU İÇİN!

1 su bardağı domates suyuna, katı meyve sıkacağında çektiğiniz 1 demet maydanoz, 2 salatalık ve 1 orta boy havuç suyunu karıştırıp için. Dilerseniz 1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil de ekleyebilirsiniz.
İdrara çıkmayı rahatlatan bazı besinler de şunlar:
– Hindiba, su teresi
– Kızılcık, böğürtlengiller
– Salatalık, rezene,
– Üzüm, limon, yeşil salata,
– Siyah havuç, maydanoz, armut, ananas, taze soğan, karpuz

Kaynak: Simge Çıtak

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MAGNEZYUM NE İŞE YARAR?Rahatlamaya.

Evet, çağımızda çok önemli bir işe yarar: Magnezyum tek kelimeyle rahatlama mineralidir. Kabızlık, kasılma, kramp, baş ağrısı, gerginlik gibi rahatsızlıklardan muzdaripseniz, magnezyum eksikliğiniz olma ihtimali yüksektir. ORTALAMA BİR İNSANIN EN FAZLA İHTİYAÇ DUYDUĞU MİNERAL MAGNEZYUMDUR.

VÜCUTTA NEDEN EKSİLİR?
Aşırı alkol, rafine tuz, kafein ve kolada bulunan fosforik asit, çok fazla terlemek, uzun süreli ve yoğun stres, kronik ishal, ağır menstrual kanama, idrar söktürücü ilaçlar, antibiyotikler ve diğer ilaçlar, vücuttaki magnezyum seviyelerini düşürür.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN RAHATSIZLIKLARIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Asabiyet, kalp çarpıntısı veya çarpıntı hissi, sık baş ağrısı, migren, yutkunmada güçlük, kas seğirmesi, ayak ve ellerde kramp, huzursuz bacak sendromu, aşırı stres, depresyon, reflü, uyku uyuyamama, yorgunluk, kabız, astım.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ İLE İLİŞKİLENDİRİLEN HASTALIKLARDAN BAZILARI NELERDİR?
Osteoporoz, kabızlık, insülin direnci, diyabet, böbrek taşı.

MAGNEZYUM ORANI EN YÜKSEK BESİNLER HANGİLERİDİR?
Buğday kepeği, buğday tohumu, arpa, Kaju fıstığı, fındık, badem (saydığımız kuruyemişlerin hepsi çiğ olmalı), avokado, bezelye,
karideste yüksek değerlerde bulunur.

GÜNLÜK İHTİYAÇ NEDİR?
Tüketilmesi önerilen magnezyum miktarı 300 mgdır. Fakat çoğumuz 200 mg tüketiyoruz.
Magnezyum eksikliği olan insanların günde 400 ila 1000 mg alması gerekir. Eksikliğin en iyi göstergeleri stres, kabızlık, uyku uyuyamama, sindirim güçlüğü, baş ağrısı, kas seğirmesidir.
Sağlığınızla ilgili daha fazla bilgi ve magnezyum içeren buğday çimi için:
www.kundo.co
Güzel bir gün diliyoruz,
Bu içerikte, Ultra Önlem kitabından da yararlandık.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 1 Böbrek hastalığı veya ciddi kalp rahatsızlığı olan kişiler, magnezyumu sadece doktor kontrolünde almalıdır.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 2 Magnezyum eksikliğine karar vermek için gerekli testleri yaptırmak ve doktor tavsiyesi ile kullanmak yine çok önemlidir zira herkesin kendi fiziksel sağlık durumuna göre değişebilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Toksin vücuttan nasıl atılır?

Karaciğer, bağırsaklar, böbrek, akciğer ve deri başta olmak üzere pek çok organ, toksinlerin uzaklaştırılması işleminde görev alır. Karaciğerinizi korumak için öncelikle doymuş yağlar, rafine şeker ve alkolden uzak durmalısınız.

Karaciğer, bağırsaklar, böbrek, akciğer ve deri başta olmak üzere pek çok organ, toksinlerin uzaklaştırılması işleminde görev alır. Karaciğerinizi korumak için öncelikle doymuş yağlar, rafine şeker ve alkolden uzak durmalısınız.

İnsanlar bunun dışında topraktan, sudan, soludukları havadan ve aldıkları gıdalardan dolayı da toksik ve zehirleyici maddelerin etkisi altında kalmaktadırlar.

TOKSİNLERİN VÜCUDA BİRÇOK ZARARI VAR

Hava kirliliği, çevre kirliliği nedeniyle içme sularında kurşun, cıva gibi ağır metaller, kafein, alkol, yağlar, bilinçsizce kullanılan ilaçlar sağlıksız katkılar içeren beslenme sistemi bağışıklık sisteminin azalmasına, hormonal dengesizliklere, yaşamın ileri dönemlerinde kalpdamar problemlerine, eklem hastalıkları, aşırı kiloya, diyabete hatta kanser gibi çok çeşitli hastalıklara neden olabilir.

Toksinlerin zararlı etkileri vücudunuzda genellikle, yorgunluk, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, sinirlilik gibi ruhsal veya fiziksel sağlık sorunları olarak kendisini hissettirir.

Pancar ve havuç: Çok iyi bir antioksidan olan beta karoten ve C vitamini bakımından zengindir. Çok güçlü bir toksin temizleyicidir.

Enginar: Kolesterolün düşürülmesinde ve karaciğer detoksunda etkili bir sebzedir.

Susam ve tahin: Karaciğeri alkole karşı korur.

Yeşil yapraklı sebzeler: Klorofil ile karaciğeri ağır metallerin etkilerinden korurlar.

Hindiba ve tere: Safra üretimini ve akışını artırır.

Elma: Sindirim sisteminin toksinlerden arınmasına yardımcıdır.

Ceviz: Arjinin ile karaciğeri korur, aynı zamanda omega 3 içerir.

Somon balığı, ton balığı: Omega 3 içeren yağlar karaciğerin dostudur.

Zerdeçal: Karaciğer için favori bir baharattır.

Limon ve greyfurt : Limon, zengin C vitamini içerir. Vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, safra üretimine yardım eder, mide ve barsaklar üzerinde etkilidir.

Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğere zarar veren toksinlere karşı etkilidir.

Sarımsak ve soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için detoks programının olmazsa olmazıdır. Soğanın ve sarımsağın içinde yer alan kükürt bileşimi Alicin kan dolaşımını uyarır, sindirimi harekete geçirir. Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlar ve karaciğerden toksinleri atılmasında yardımcı olur.

Yeşilçay : Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan şekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hızlandırır, yağ oksidasyonunu artırırlar.

Turpgiller (Beyaz ve kırmızı lahana, şalgam, kırmızı turp, pancar, Brüksel lahanası, kanrabahar): Detoks sistemini güçlendiren antioksidan vitamin ve mineralleri bol miktarda ihtiva ederler. Doku hasarına neden olan serbest radikallere karşı vücudu korurlar. Vücudu toksinlerden temizleyici, güçlendirici ve destekleyici besin elemanlarından zengin sebzelerdir.

KARACİĞER VE TOKSİNLERE KARŞI DESTEKLEYİCİ BESLENME ÖNERİLERİ

Doğada özellikle sebze ve meyvelerde bol miktarda mevcut olan bazı vitamin ve mineraller, polifenoller, flavonoller, antioksidan kaynaklarıdır.

En yaygın olarak bilinen antioksidanlar ise A, C ve E vitaminleri, likopen, flavonoidler, Beta-karoten, selenyumdur.

Karaciğer için beslenmemizde yer alacak besinler, karaciğerin detoksifikasyon (organizmanın kendisine zararlı olan toksik maddelerden temizlenmesi) sürecine yardımcı olmalı ve serbest radikallerin vücut üzerindeki zararlarına karşı koruyucu olan antioksidanlar içermelidir.

Beta-karoten ve E vitaminleri karaciğerin toksinlerden arınmasına yardım eder.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi Sirke Neye İyi Geliyor…

....
İÇİLEBİLİR Sirkeyi sadece salata sosu olarak kullanıyorsanız, çok şey kaybediyorsunuz! Çünkü içilebilir sirke, soğuk algınlığından, iştahsızlığa, böbrek taşından kansızlığa kadar birçok derde deva olabilir
Belki siz de herkes gibi arada sırada içilebilir sirkeyi tencerelerinizi ovmak ve kireç tabakalarını yok etmekte kullanıyorsunuz. Hatta büyükanneniz size, saçlarınızı içilebilir sirkeyle durulamanın en pahalı saç kremlerinden daha iyi parlattığını ya da sivrisinek ısırıklarına iyi geldiğini öğretmiş olabilir.
Fakat, sirkenin faydaları bu kadarla sınırlı değil. Içilebilir Sirke, özellikle de içilebilir elma sirkesi, sağlığınızın dostu ve en değerli yardımcısıdır. Sayısız faydaları, onu her derde deva yapar ve içilebilir sirke, bu nitelikleriyle evdeki doğal eczaneniz de hatırı sayılır bir yeri hak eder. Sirke, kil ve magnezyum klorürle beraber sağlığınız için çok etkili bir sinerji yaratır.
ADAÇAYI SİRKESİ
150gr. adaçayı 1 lt. Içilebilir sirkeyi Adaçayını içine ekleyip bir ay boyunca dinlendirin. Bu sirke diyabete, hormonal sorunlara, yorgunluğa, aşırı terlemeye, mide ağrılarına, depresyona ve sıcak basmasına karşı bire birdir.
ON AROMALI SİRKE
Salatanızı tatlandırmak için kullanılabileceğiniz gibi sağlığınıza da çok iyi gelecektir. Bu karışımı üç hafta demlenmeye bırakın. Sonrasında salatanızı çeşnilendirmek için normal sirkeyle beraber ufak miktarlarda kullanabilirsiniz
15 gr. kıyılmış sarımsak
10 gr. kıyılmış soğan
30 gr. Pelin otu
15 gr. biberiye
15 gr. sedef otu
15 gr. adaçayı
10 gr. lavanta
8 gr. tarçın
3 gr. muskat
1 lt. Içilebilir beyaz üzüm veya elma sirkesi
Tamago-Su

Samurayların sihirli içeceği
Bu sihirden siz de faydalanmak ister misiniz? Bundan daha kolay bir şey yok. Tek problem, esmer pirinç sirkesi bulmakta. En kuvvetli doğal reçete olarak kabul edilen Tamago-Su veya yumurtalı sirke, aşağıdaki şekilde hazırlanıyor:
– Taze bir yumurtayı esmer pirinç sirkesi dolu bir bardağın içine tamamen batacak şekilde bir hafta bırakın. Sirke, kabuğu dahil tüm yumurtayı tamamen çözüp eritecektir. Geriye sadece kabuğu iç taraftan saran zar kalacaktır.
GRİBE KARŞI SİRKE
İçilebilir Sirke eski zamanlarda vebadan korunmak amacıyla kullanılırmış. Veba salgını sırasında cepte bulundurulacak bir şişe sedefotu sirkesini ara sıra koklamak vebadan koruduğu gibi hastaları da tedavi edermiş. Aynı zamanda hasta ile tedavi eden kişi arasında bulunan ateşe bir miktar sedef otu sirkesi damlatılırmış.
2 lt. kuvvetli bir beyaz veya kırmızı üzüm sirkesi
1 avuç deniz tuzu
1 avuç ardıç üzümü
1 avuç sedefotu yaprağı
3 baş sarımsak (ufak doğranmış)
30 gr. dövülmüş karanfil
45 gr. doğranmış melekotu kökü
Özellikleri Bu karışımı kalın camlı bir damacananın içine boşaltın. En az 15 gün güneşte dinlenmeye bırakın. Sonra süzün. İstenirse içine, lezzetlendirici ve gazı yok edici olarak ahududu veya mürver çiçeği eklenebilir. Bu sirke, grip vs. salgınında çok etkilidir. Sabahları bir yudum içilmeli, arada sırada ellere sürülmeli ve buruna çekilmelidir.
Hastalık hissedildiği anda çabucak iki yemek kaşığı içilmeli, sonra ılıtılarak ağrıyan yerlere kompres yapılmalıdır. Bu kompresi dört saatte bir değiştirin ve değiştirdiğiniz kompresi ateşte yakın ki içine çektiği zehir yok olsun.
İşte mükemmel bir dezenfektan olan karışım. Sirkeyi aşağıda listesi olan malzemeler ile karıştırıp en az on gün bekletin, sonra da süzün:
-40 gr. acı Pelin otu
– 40 gr. Pelin otu
-40 gr. karabiberli nane
-40 gr. biberiye
– 40 gr. Sedefotu
– 40 gr. adaçayı
– 40 gr. lavanta
– 30 gr. küçük hindistan cevizi,
30 gr. eğir
30 gr. tarçın
30 gr. kane karanfil
30 gr. sarımsak
2.5 lt. beyaz şarap veya elma sirkesi.
Diğer taraftan 10 gr. kafur bitkisini asetik asit içinde eritip, sıvıyı yukarıdaki karışımı süzmeden birkaç saat önce içine ekliyoruz. Oluşan sıvıyı ağzı tamamen kapalı, hava almayacak bir şekilde şişelerde saklıyoruz.
Özellikleri
Boğaz ağrısına, bademcik şişmesine, gribe, nezleye, öksürüğe ve tüm bulaşıcı hastalıklara karşı aç karına bir tatlı kaşığı içilir. Tuzlu sıcak kaynar suya karıştırılıp gargara yapılır veya solunursa, kor haldeki kömürün üzerine dökülürse veya sıcak metal plakanın üzerine serpilirse bulunduğu odanın havası dezenfekte ederek, antiseptik özelliğini gösterir.
BAL SİRKESİ
Hazırlaması keyifli başka bir sirke tarifi:
-İki litre kaynar suyu bir kilo balın üzerine dökün. Bal iyice eriyinceye kadar karıştırın. Mayalanmayı hızlandırmak için karışıma bir bardak taze meyve suyu eklerseniz, sonuç çok daha iyi olacaktır.
-Bir çorba kaşığı ılık suyun içinde bir miktar mayayı karıştırın.
-Bu mayayı ballı suyun üzerine koyacağınız bir dilim ekmek içi üzerine yayın.
-Kabın üzerini bir tülbentle örtüp, on beş gün kadar dinlendirin.
-Ardından üzerindeki ekmek dilimini alıp, köpüğü temizleyin ve süzün.
-Elde ettiğiniz sıvıyı üzerine tülbent örtülü olarak açık havada sirkeleşinceye kadar yaklaşık bir ay boyunca dinlenmeye bırakın.
FRAMBUAZ SİRKESİ
Nefis ve hazırlaması çok kolaydır. Tek zorluğu bol miktarda frambuaz gerekmesidir.
– İki litre suyu dört bardak taze frambuazın üzerine döküp bir gece boyunca bekletin. Ardından süzüp posasını atın.
– Aynı işlemi bir önceki adımda elde ettiğiniz sıvı ve yine dört bardak frambuazla tekrarlayın ve bütün bir gece bekletin. Bu işlemi, toplamda beş defa tekrarlamak gerekiyor.
Elde edilen frambuaz suyuna 500 gr. rafine edilmemiş şeker ilave edin. Üzerine tülbent örtüp, sıvıyı yaklaşık 25 derecede iki ay boyunca bekletin. Son olarak süzün.
HER DERDE DEVA, ILAÇKOLİK İÇİN
Eski bir tarife göre, her yarım saatte bir, bir tatlı kaşığı sirke bir miktar sıcak suyla seyreltilip içirilir.
MİKROP ÖLDÜRÜCÜ
.. Içilebilir sirkeler salmonella, streptokok gibi bakterileri tek bir temasla öldürebilecek kadar güçlüdür. Bu nedenle bazı Amerikan hastaneleri hastane bakterileriyle savaşırken kullandıkları diğer dezenfektan ürünlerin yerine sirke kullanmaya başlamışlardır. Aynı zamanda buğulama, kompres, lavman ve diğer yöntemlerle uygulanan ‘Dört Hırsız Sirkesi’nin dahili ve harici kullanılabileceği belirtilmektedir
İŞTAH AÇICI
Sirke içeceği (su, sirke ve bal karışımı) iştah açıcı ve hazmı düzenleyicidir. İştahsız insanlar, ana öğünlerden yarım saat önce bu içeceği içmelidirler.
BÖBREK TAŞI
Sütlü ürün (süt, peynir) tüketiminizi azaltmanız gereklidir. Bolca az mineralli (yumuşak) su için. ayrıca günde iki-üç defa bir çorba kaşığı elma sirkesini ılık suyla karıştırıp için.
ASTIM ve SOLUNUM HASTALIKLARI
Tüm vakalarda bal (doğal, işlenmemiş ve ısıtılmamış olmalı) ve elma sirkesi karışımı iyi sonuç vermektedir. Buğday balı daha etkili olabilmektedir
. -Bir kaşık sirke bir kaşık balla karıştırılıp ılık suya eklenir. Günde 3-4 defa içilir. ABD’de sıklıkla uygulanan yöntemde, bir mendil veya tülbent sirkeye batırılıp, bileklerin iç tarafına yerleştirilir ve bir bantla sabitlenir.
BRONŞİT
En iyi sonucu mürver meyvesi sirkesi veriyor gibi görünse de normal sirke de iyi sonuçlar vermektedir. Ballı sıcak suyun içine bir tatlı kaşığı sirke eklenir, ihtiyaca göre günde üç kez veya daha fazla tüketilir.
BULAŞICI HASTALIKLAR
-Bir tatlı kaşığı saf sirkeyi (sirke özü) aynı miktarda balla karıştırıp gün içinde iki defa çiğnemek sizi salgınlardan koruyacaktır. Eğer hastalığa yakalanırsanız bu karışımı günde 3 veya 4 defa çiğneyiniz.
-3 çorba kaşığı ‘içilebilir sirkeye, biraz himalaya tuzu eklediğiniz bir kap sıcak suyun içine ekleyin. Bu karışımla gargara yapın.
-Bu sirkeyle evinizi havalandırabilirsiniz. Ayrıca sirkeyi bir mendile emdirerek gün içinde belirli zamanlarda koklayabilirsiniz
ARTERİT (İLTAHAP)
Sirke, arterit gelişimini yavaşlatabildiği gibi acılarını da dindirir. İki günde bir geleneksel sirke içeceği (1 tatlı kaşığı sirke, ılık su, 1 tatlı kaşığı bal karışımı) yeterli olacaktır. Sabırlı olun, sonuçlar genellikle birkaç hafta sonra kendisini gösterir.
KANSIZLIK
Sirke, anemiye karşı bire bir olan demir, B12 vitamini ve folik asidi, vücudun kolayca emebileceği bir formda barındırır. Sirke, çoğunlukla çok asitli olduğundan yan etkilerinden kaçınmak ve en iyi sonucu almak için günde bir defa ılık ballı suyun içine bir tatlı kaşığı elma sirkesi koyup içmek yeterlidir.
AŞIRI KANAMA
Sirkenin kan pıhtısına karşı kanı sulandırıcı özelliği ile bilinmesinin yanı sıra bununla tamamen zıt olarak aşırı kanamayı engelleyici özelliği de bulunur.
-Aşırı adet kanaması veya hemoroit kanamalarına karşı yemeklerden önce ılık ballı suya bir tatlı kaşığı sirke ekleyip içilmesi tavsiye edilir.
Burun kanamasında sirkeye batırılmış tampon uygulamak yeterlidir…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dereotunun bilinmeyen faydaları…!

Salata ve yemeklerde -özellikle zeytinyağlılarda- sıkça kullanılan kalsiyum deposu dereotu, tam bir şifa kaynağı…

İçinde A, C vitamini ve bol miktarda kalsiyum, demir bulunduran dereotu, keskin kokusu ve nefis tadı ile mutfağın vazgeçilmez sebzelerinden biri. Antioksidanlar ve flavonoidler gibi sağlığımıza eşsiz fayda sağlayan pek çok özelliği incecik yapraklarında barındırıyor. Dereotunun faydalarına ve besin değerine baktığımızda, devasa bir sağlık deposu olduğunun da farkına varıyoruz.

İşte dereotunun bilinmeyen faydaları;

– Mide ve bağırsak gazlarını söker.

– Anne sütünün çoğalmasına yardımcı olur.

– Sindirimi kolaylaştırır ve midenin normal çalışmasını sağlar.

– Uyku verici özelliğe sahiptir. Doğal sakinleştiricidir.

– İdrar sökücü özelliği vardır.

– Vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasını sağlar.

– Adet sancılarını yok eder ve hormonların düzenli çalışmasını sağlar.

– Tohumları ağızda çiğnendiği zaman ağız kokusunu yok eder.

– Diş etlerini korur ve ağzınızda hijyen sağlar.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Damla sakızının faydaları

Memorıal Ankara Hastanesi Diyetisyeni Emine Yüzbaşıoğlu, “Damla sakızı özellikle göğüs hastalıklarına çok iyi geldiği bilinmektedir.
İdrar söktürücü etkisi olarak böbrek fonksiyonlarında faydası vardır. Antiseptik özelliği ile diş ve diş etine çok olumlu bir etkisi var” dedi. Diyetisyen Emine Yüzbaşıoğlu, damla sakızının birçok rahatsızlığa iyi geldiğini belirterek, özellikle göğüs hastalıklarına çok iyi geldiğini, idrar söktürücü etkisinden dolayı ise böbrek fonksiyonlarına faydalı olduğunu ifade etti.
Antiseptik özelliği ile diş ve diş etine çok olumlu bir etkisinin olduğuna da dikkat)çeken Yüzbaşıoğlu, “Mide sıkıntısı olan kişilerde, mide yanmalarında özellikle aç karnına yemekten yarım saat, bir saat önce damla sakızı kullanmak midede olan yanmayı önleyici bir etkisi bulunmaktadır.
Göğüs hastalıklarında da çok güzel bir etkisi vardır damla sakızının. Nefes darlığı çekenlere de bu tür faydaları bulunmaktadır. Toz haline getirilerek daha çok kullanılmaktadır. Su ile karıştırılarak içilebilir” diye konuştu. Günümüzde birçok diş macununun içinde antiseptik özelliği olduğundan dolayı damla sakızının bulunduğunu kaydeden Yüzbaşıoğlu, damla sakızını toz haline getirip gargara yaparak diş ve diş etinin korunabileceğini söyledi.
Kullanım alanlarının ise genellikle tatlılar, damla sakızlı muhallebiler, kek ve kurabiyeler olduğunu kaydeden Yüzbaşıoğlu, kilo problemine dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Kilo problemlerini göz önüne alarak tüketmek gerekir. Damla sakızı faydalı olacak diye fazla tüketip daha sonra kilo yaşamamakta fayda var.” Göğüs hastalıkları, böbrek ve diş eti gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiği söylenen doğal damla sakızı, sağlığın yanı sıra tatlı ve kahvelerde de kullanılıyor.
Damla sakızı birçok hastalığa iyi geliyor ancak fiyatı el yakıyor. Damla sakızının astım hastalarına iyi geldiğini belirten aktar çalışanı Zafer Erkan, damla sakızının havanda dövülerek bal ile toz halinde eritildiğini, daha sonra ise bunu astım hastalarının yediğini belirtti. Damla sakızının kilogram fiyatının bin 100 TL olduğunu ifade eden Erkan, pahalı olmasının nedeninin ise az çıkmasından ve  el zahmetinin fazla olmasından dolayı olduğunu söyledi.
Müşterilerin mecburiyetten 50-100 gram damla sakızı aldığını kaydeden Erkan şöyle devam etti: “100 gramı 115 lira civarı tutuyor. Fiyatını bilmeden 250 gram isteyen müşterilerimiz var. Tartıyoruz, 250-300 lira civarı tutuyor. Fiyatını görünce kalsın diyor. İhtiyaç halinde mecbur kaldığı için 50 gram alıyorlar ama genelde ise 5-10 gram alıyorlar. Tane olarak alan müşterilerimiz de var. 6-7 tane alıyorlar. Onun da fiyatı 7 lira civarında tutuyor.” (İHA
kaynak: my net
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mandalinanın beyaz liflerini atmayın…!

Kışın müjdecisi mandalina özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler ve hastalıklarla savaşanlar için ilk tercih edilen meyvelerdendir.

“Sonbaharın başlarında tezgahlara çıkan, mis kokusuyla içinizi ısıtan, lezzetiyle mutlu eden C vitamini deposu sağlık dostu olan bu ucuz ve besleyici meyve kışın elimizden düşmemelidir” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Berrin Yiğit, mandalinan faydalarını tek tek açıkladı.

Mandalinanın en belirgin faydası bağışıklık sistemi üzerinedir, zengin C vitamini içeriği ve antioksidan özleriyle 7’den 70’e tüketilmesi gereken bir meyvedir. Özellikle sigara içenler, ağır metal zehirlenmesi tehlikesinde olanlar, çok çalışanlar, uykusuz kalanlar, fazla ilaç alanlar her gün düzenli olarak C vitamini kaynağı turunçgilleri bol tüketmelidirler. C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğundan fazlası atılır bu nedenle az az sık yenmelidir. Büyük bardak meyve suyu içmek yerine 1 çay bardağı taze sıkılmış meyve suyunu günde 3 kez tüketmek veya bütün haliyle meyveyi yemek daha doğrudur.

Beyaz lifleri faydalıdır

Mandalinanın kabuğunun hemen altındaki beyaz lifler de çok faydalıdır, atılmamalı bolca yenmelidir.

Potasyumdan zengindir

Potasyum zengini olduğundan tansiyonu düşürür. Kanı temizleyici, damar sağlığını koruyucu etkisi kalp hastalıkları için de mandalinayı önemli kılar. Damar sertliği için de önleyicidir.

Kolesterolü düşürür

İçeriğindeki bitkisel özler kolesterol düşürücü etkilidir ama fazla yenmediği takdirde. Günde 4 adet yeterlidir. Düşük kalorili, bol lifli olmasına rağmen fazla tüketilmemelidir. Harika, aromatik ferahlatıcı kokusunun sakinleştirici etkisi vardır.

Soyulduğu an tüketilmelidir

Taze haliyle soyulduğu an tüketilmelidir, vitamin kaybı olmaması için kabuğu açılmış olanlar satın alınmamalıdır. Reçeli meyve suyu (işlemden geçmiş),marmelatı bu faydaları göstermez.

alıntı

Mısırın Faydaları

 

Atıştırma, çorba, ana yemek ve salatalarda kullanılır. Kebap, haşlama, ızgara ve patlamış mısır gibi çeşitleri vardır.

Uzmanlar anavatanı Güney Amerika olan ve günlük yaşantımızda salatalardan pilavlarımıza kadar kullandığımız mısırın sağlık açısından da oldukça yararlı bir besin olduğunu belirtiyor ve sağlığına önem verenlerin bol bol mısır tüketmesi tavsiyesinde bulunuyor.

Mısır tam bir vitamin deposudur. B1 vitamini, patotonik asit B5 vitamini, folat, niasin B3 Vitamin ve C vitaminini de bol miktarda içermektedir. Mısır ayrıca diyetsel liflerin, fosfor ve magnezyum minerallerinin iyi bir kaynağıdır.

Düşük yağlı kompleks karbonhidrata sahiptir.

Mısırın Sağlığa Faydaları ve İyileştirici Yönleri
Bir bardak mısır günlük lif ihtiyacının yaklaşık % 23’ünü karşılayacak kapasitededir. Yapılan araştırmalar mısırın yüksek kolesterol seviyelerini düşürdüğü, kolon kanseri riskini azalttığı ve İrritabl bağırsak sendromunun bir kısım rahatsızlık verici semptomlarını hafiflettiği göstermiştir.

Mısırda hem çözünen hem de çözünmeyen lif bulunur. Çözünür lifler, kolesterol ile karaciğerden safraya bağlanır. Sonra da vücuttan geçerek kolesterolü alır. Kolesterola ve kalbe iyi gelir.

Belirgin miktarlarda ki folik asit, niasin ve sağlamış olduğu magnezyum ile de son derece faydalı bir besindir.

Mısır, folat, aminoasit ve B vitamini açısından da zengindir. Bu 3 bileşen, Homosistem seviyelerini düşürür. Önemli metabolik süreçleri üretir. Homosistem düzeyleri yükseldiğinde, kalp krizi, inme veya periferik damar hastalıkları görülebilir.

Şu hesaplanmıştır ki folatın günlük değerinin % 100’ünün alınması halinde bu sadece kendi başına her yıl itibari ile muzdarip olunan kalp krizi sayısını % 10 itibari ile geriletebilir.

Mısırda bol miktarda magnezyum bulunur. Magnezyum doğanın sahip olduğu kalsiyum kanal blokörüdür. Arter ve venlerin çevresinde yeterli magnezyum olduğu zaman derin nefes bir iç çekme ile gevşemeyi sağlar…

Mısır vücutta oksijen ve besinlerin dağılımını iyileştirir.

Çalışmalar göstermiştir ki magnezyum eksikliği sadece kalp krizi ile ilişkili olmayıp fakat kalp krizinin hemen akabinde yeterli magnezyumun yoksunluğu kalbe serbest radikal hasarını kolaylaştırır.

Bu itibarla kısmen gevşetici etkileri ile birlikte, mısırda bulunan magnezyumun. Ayrıca astımı ve migren gibi durumların ağırlığını azalttığı, yüksek kan basıncını düşürdüğü ve arteroskeleroz ve diabetik kalp hastalığı riskini gerilettiği gözlenmiştir. Bir kupa mısır magnezyuma yönelik günlük değerin % 16,4’ünü sağlar.

Kanserle savaşır: Akciğer kanseri riskini azaltan antioksidan özelliklere sahip karotenoid içerir 8 yıl boyunca mısır yiyen kişilerin kanser olma riskinin % 27 azaldığı izlendi. Yardımcı gıdalar, papaya, kabak, portakal, kırmızı biber ve şeftalidir. Sindirim sistemini sağlıklı tutar ve kolon kanserini önleyicidir.

Anemiyi engeller: Mısırdaki B12 vitamini ve folik asit, demir eksikliği sonucu oluşan kansızlığı önler. Sindirim sistemini temizler. Mısırdaki çözünmez lifler hemoroid ve kabızlık gibi sindirim rahatsızlıklarına iyi gelir. Lifler dışkıyı şişiren ve hareketini hızlandıran suyu emer.

Beyni besler: B1 vitamini, beynin temel fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar, bilişsel görevlerini bildirir, enerji sağlar ve gıda dönüşümü için idealdir. Sağladığı Tiamin ile, zihinsel fonksiyonları yerine getirir.

Gözlere iyi gelir: Beta karoten ve folat sayesinde yaşa bağlı dejenerasyonu geciktirir. Beta karoteni A vitamininde bulunur. Ispanak ve havuçtan sonra en çok mısırda A vitamini bulunur.

Şeker hastalarına iyi gelir: Diyabet gıda piramidinde, hububat, bezelye, patates ve fasülyenin yanında, mısır nişastası olarak kullanılabilir. Vitamin ve mineralleri, insülinin makul bir aralıkta kalmasını sağlar.

Cilde faydalıdır: Mısır özü yağı zengin bir linoleik asit kaynağıdır. Bu asitler cildin temeli için gereklidir. Mısır nişastası, döküntü ve tahrişlere iyi gelir.

Gebelikte kullanılır: Hamile kalmak için yeterli miktarda folat gerekir, o da mısırda bulunur. Yeni hücre gelişimine ve gebeliğe yardımcı olur. Mısır ekmeği ve mısır gevreği çeşitlere eklenebilir.

Bağırsak ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler
Mısırın yüksek lifli içeriği bağırsak geçişini destekler, kollesterol seviyelerini geriletir ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir.

Diüretiktir
Düzenli olarak yenilmesi eliminasyonu kolaylaştırması yoluyla sıvı birikimini elimine etmeye yardım eder. Ödem durumunda, bir tencere suda kaynatacağınız bir taze mısır koçanı bir saat süre ile kaynatılıp sıkılıp soğutulur. Ödem durumu iyileşinceye kadar günlük 2 ile 3 kupa arasında içilir; tedavinin sonlanmasında önce bir hafta önce bir kupaya indirilerek devam edilir. Bunun sonrasında dozu ihtiyaca göre 2 ile 3 gün için tekrar edebilirsiniz. Ayrıca sadece püsküllerini kullanmak sureti ile bir diüretik infüzyonu da yapmış olabilirsiniz.

Kaşıntıyı azaltır
Hafif kaşıntıya böcek sokmasına bağlı hafif kaşıntıyı rahatlatmak üzere bir miktar suda çözünmüş az bir miktar mısır nişastasını direkt olarak birkaç dakika süre ile deriye uygulamak üzere lapa halinde uygulayın; suçiçeği gibi çocukluk hastalıklarının sebep olduğu kaşıntılar durumunda ılıklı su banyosuna bir tutam mısır nişastası ekleyin; 15 dakika civarında bir banyo bu hastalıklar sebebi ile ortaya çıkan rahatsızlığı geçici olarak geriletecektir.

İshali tedavi eder
Mısır bağırsak geçişini iyileştirirken diğer yandan ishali birkaç saat içerisinde durdurmanın etkili yoludur. Basit olarak öncesinde kaynatılmış olan bir bardak soğuk suya bir iki çay kaşığı mısır nişastası ekleyin ve bunu bu şekilde için. Meyve, su ve sebzelere ilişkin problemi olan ülkelere giderken küçük bir çanta mısır nişastasını yanınıza almanız kolaylık sağlayabilir.

Böbrek fonksiyonlarını destekler
Böbrek fonksiyonu gerilediğinde ya da azaldığında, bir kupa kaynamış suya bir küçük tutam mısır püskülü ekleyin; 20 dakika boyunca karıştırın sıkın ve bir tatlı kaşığı ile sıcak olarak için.

mylife, 09/02/2012

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Biberiye Mucizesi…

LÜTFEN OKUMADAN GEÇME !

1. Eşim evliliğimizden önce başlayan migren ağrılarından şikâyetçi idi ve cebinde bir suru ağrı kesici ilaçlarla dolaşır ve kriz anlarında da başımı kesin de b…u ağrıdan kurtulayım’ derdi. Hacettepe Tip Fakültesi’nde 1980 başlarında MR’ çekilip migren teşhisi konuldu ama olumlu bir sonuç alamadık. 1983 yılında iş yerim Ankara Üniversitesi’nden Gazi Üniversitesi’ ne geçince burada da MR çekilip migren teşhisi konulunca migren tedavisi başladı. Verilen çeşitli haplar etkili olmayınca depresyon tedavisine başlayacağız dediler ve giderek değiştirilen ilaçlar sonucu eşim neredeyse 24 saat uyumaya başladı ilaçların etkisi ile. Bu aşamada ben tedavi ve ilaçları kestirdim. Bitkisel ilaç aramaya başladım ve tanıdığım bir zamanlar orman bakanlığında tıbbi bitkiler araştırma projesi’nde çalışmış emekli tanıdığım biberiye çayını tavsiye etti. Günde 5–6 fincan biberiye çayı tedavisine başladık ve 20–25 gün sonra migren, baş ağrıları sorunları bir daha gelmemek üzere sona erdi.

2. Ortopedist kardeşime ameliyat olan sanatçı Selçuk Ural kardeşime migreni olduğunu söylüyor ve kardeşim biberiye çayını tavsiye ediyor. Selçuk Ural birkaç yıl önce ATV televizyonundaki bir programda migreninin ortopedist doktorunun botanikçi ağabeyinin tavsiyesi ile geçtiğini söylüyor ve teşekkür ediyor.

3. Kayınbiraderimin eşi Elmadağ’da kızakla kayarken düşüp kızak freni demirinin ayak bileği ile diz arası orta bölgede V harfi şeklinde ve büyükçe bir bölgede etini kemiğe kadar kaldırdı. Buraya dikiş atıldı ancak kalkan kısmın büyüklüğünden 1 ay V harfi iç kısmındaki deri canlanmadı ve doktorlar bu bölgeye deri nakli yapmamız gerekir dediler. Kayınbiraderimin bulduğu estetik ameliyatı yapacak doktor Amerika’dan yeni bir ilaç geldi önce birkaç gün bunu sürüp deneyelim, sonuç alamazsak ameliyatı yaparız dedi. Sürülen yağ deriyi 3–4 gün sonra canlandırmaya başladı. Bu yağın üzerine baktığımda Rosmarinus kelimesini görünce biberiye bitkisine olan ilgim çok daha arttı. Kendi kütüphanem ve internetten yaptığım araştırmada biberiye bitkisinin iyi geldiği hastalık ve sorunlar 100’u çok aşınca araştırmayı kestim bu kadar yeter diye.

4. Biberiye yağını yazlık evimize götürdük. Ağabeyimin torunları düşüp veya koşarken başlarını veya eller ve ayaklarını bir yerlere çarptığın da evde başlayan telaşa hiç gerek olmadığını söyleyip bu yağı sürüyordum ve şişmesi, morarması veya ağrıması gereken bölgelerde bunların hiç biri gerçekleşmiyordu.

5. Eşimin işyerinde arkadaşının babasının ayaklarında diz altı bölgesinin dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakları soğuk idi. Biberiye çayı ile bu sorunları çözüldü.

6. Çok yaşlı komşumuzun 2 yıldır geceleri uyuyamama sorunu vardı. Damadı Ankara’da bir devlet hastanesinde beyin cerrahi doçent de çözüm bulamamıştı uyku sorununa. Biberiye çayı içmeye başladıktan sonra gece de gündüz de uyumaya başladı.

7. Yine ayni çok yaşlı komşumuz gut hastalığından da muzdarip idi ve kanında ürik asit yüksek çıkıyordu. Biberiye çayı ile bu sorunu da çözüldü.

8. Kayınpederim boyun kireçlenmesinin sonucunda boynu tamamen hareketsiz duruma geçti. Doktorlar ameliyat yapamayız böyle idare et dediler. Biberiye yağı ile yaptığı masajlar sonucu 1 hafta sonra boynunu hareket ettirmeye başladı.

9. Kızım koşarken çarptığı eli mosmor oldu. Biberiye yağını sürdük, 2 saat sonra morluk geçmeye başladı. Akraba doktora soruyorum söyle morluk normal ne kadar zamanda geçer diye ve 2 günde geçer diyor.

10.Biberiye yağı ecza dolabımızda artık yerini almıştı. Bir yerin mi ağrıyor (örneğin baş ağrısı) sür biberiyeyi en azından geçici olarak ağrı geçsin. Bir yerin kesildi mi, çizildi mi sür biberiye yağını çok süratli olarak iyileşsin.

Umarım arkadaşlar için bu bilgiler yararlı olur.

Prof. Dr. Turhan USLU

TIBBİ ETKİLERİ VE KULLANIMI

Biberiye bitkisi sağlığa çok yararlı olduğu gibi, mükemmel bir
güzelleştiricidir. Önce bitkinin tıbbi etkilerinden söz edelim:

-Kan dolaşımını hızlandırır.Kılcak damarları açar.
-Karaciğeri tedavi eden bitkilerin başında gelir.
-Biberiye yağı,kanser tümörlerinin ve vücuttaki yağ bezelerinin zamanla
eriyerek kaybolmasını sağlar.
-Sinirleri uyarır ve güçlendirir.
-Mide ve bağırsakları uyarır. Böylece sindirime (özellikle yağlı yiyecek
yendiğinde) yardımcı olur.
-Hazımsızlıktan oluşan gazları söktürür.
-Safra salgısını artırır.
-İdrar söktürücüdür.
-Kadınlarda aybaşını düzene sokar. Gecikmeleri önler. İyi bir adet
söktürücüdür.
-Etkili bir toniktir.
-Kas ağrılarını, siyatik ve nevraljiyi hafifletir
-Romatizma ağrılarını azaltır.
-Burkulma ve eziklerde iyileştiricidir.
-Saç diplerindeki bezleri uyarır. Erken saç dökülmelerini önler. Bu nedenle
özel şampuanların yapımında kullanılır.

Biberiye Çayının Hazırlanışı:

Biberiye taneleri iyice ezilir. 2 çorba kaşığı ezilen biberiye taneleri 1 tatlı kaşığı burçak unu ile birlikte sıcak suda 15 dakika boyunca kaynatılırlar. Elde edilen çay şeke ryada bal ile birlikte tatlandırılarak içilir.

SEVDİKLERİNİZ DE OKUYABİLSİN DİYE LÜTFEN PAYLAŞALIM..!!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Pirinç folik asit, demir ve lif zengini

Pirinç folik asit, demir ve lif zengini

pirinc-folik-asit-demir-ve-lif-zengini-5026422[1]

Folik asit, demir ve lif yönünden oldukça zengin olan pirinç, demir eksikliğine yatkınlığı bulunan kadınlar için büyük önem taşıyor.

Pirincin kalp hastalıkları ve belirli kanser türleri ile benzeri birçok sorunu içeren kronik rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olduğunu kanıtlayan, kadınlara odaklanmış pek çok yeni çalışma bulunuyor. USA Rice Federation, yapılan araştırmalar sonucunda pirincin, her yaştan kadının sağlığı için büyük önem taşıyan folik asit ve demir gibi besin öğelerini içeren lifli bir besleyici Diyet içeriği olduğu bildiriyor.
Beslenme araştırmacıları, düşük karbonhidrat diyeti modasının, kadınların folat düzeylerindeki düşüşün olası nedenlerinden biri olduğuna işaret ediyor. Kadınlar, aynı zamanda vücuttaki demir azlığının neden olduğu demir eksikliği anemisine de yatkın. Yeterli demir olmadığında, vücut kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobini üretemiyor. Aneminin bu en yaygın biçimi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınların yaklaşık beşte birini ve hamile kadınların yarısını etkilemekte ve yorgunluk ve güçsüzlükten nefes darlığına, baş ağrılarına ya da konsantrasyon kaybına kadar çeşitlenen semptomlara neden oluyor.

Amerikan Diyet Derneği’nin Kadın Sağlığı ve Üreme Beslenmesi Başkanı, tescilli diyetisyen Jeanne Blankenship, “ABD’deki kadınların çoğunluğu hala günlük demir ve folik asit gereksinimlerini karşılamıyor ki, bunlar kadınlar için kritik önem taşıyan iki besin öğesidir. Pirinç, kadınlara folik asit alımı için harika bir yol. Pirinç, yağsız et ve az yağlı süt ürünlerinden, meyvelere, kuruyemişlere ve sebzelere kadar eşlik ettiği birçok yemeğe besin öğeleri, kıvam ve lezzet Katar” dedi.
Bazı kanser türlerini de önlüyor
Folik asit aynı zamanda, bazı araştırmalar tarafından kalp krizi ve beyin kanaması dahil kalp hastalıklarında bir risk faktörü olduğunu gösterilen kan homosistein düzeylerini düşürmeye de yardımcı oluyor. Amerikan Kalp Derneği’nin yayını Circulation’da yayımlanan araştırma, folik asit zenginleştirmesinin beyin kanamasından kaynaklanan ölümleri azaltmaya yardımcı olduğunu da kanıtlıyor. Daha yakın tarihli araştırmalar ise folik asidin yumurtalık kanseri ve Alzheimer da dahil belirli kanser tiplerini önlemeye yardımcı olduğunu ileri sürüyor.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Sağlık için ”üç ceviz, bir elma”

saglik-icin-uc-ceviz-bir-elma--5034191[1]Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan, ”Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de mucize gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır” dedi.

 Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Özkan, ceviz ve elmanın vücut için en lüzumlu aminoasit, vitamin, antioksidan, fenol ve yağları içerdiğini belirterek, “Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de gerekli gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır” dedi.

Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günlük gıda ihtiyacının karşılanması yanında toplumların daha sağlıklı ve ideal beslenmenin yollarını araştırdığını söyledi.

“Ceviz ve elma, standart beslenmenin dışında sağlıklı vücut için en lüzumlu aminoasit, vitamin, antioksidan, fenol ve yağları içermektedir” diyen Özkan, şunları dile getirdi:

“Özellikle erken yaşlarda (5-20) bu iki meyvenin düzenli tüketilmesi, sağlıklı neslin yetişmesinde ülkemiz için önemli şanstır. Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de mucize gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır. Bu iki meyvenin birlikte tüketilmeleri halinde elmanın karbonhidrat bakımından, cevizin de yağ asitleri bakımından zengin oluşu nedeniyle iyi bir kombinasyon oluşturulmuş olacak ve sağlık açısından sakınca doğurmayacak.

Türkiye’de özellikle okul çağındaki çocuklarda düzenli kahvaltı alışkanlığı gelişmedi. Bu durum hem çocukların sağlıklı büyümelerini zorlaştırmakta hem de okul başarılarını olumsuz etkilemektedir. Kırsal kesim başta olmak üzere ailelerin çoğunluğunun bu duruma duyarsız ve yetersiz kalmaları, çocukların yaşamını ve geleceğini etkilemektedir. Milli eğitim Bakanlığı, ceviz ve elmanın eğitim-öğretim yılı süresince okullarda düzenli tüketilmesini sağlayarak, çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerini olumlu etkileyecek, eğitim ve sağlıklı nesil açısından faydalı bir işe imza atmış olacaktır.”

Elmanın kan şekerini düşürdüğüne, kas deformasyonunu önlediğine, karaciğer, kalın bağırsak ve göğüs kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olduğuna dikkati çeken Özkan, içeriğindeki organik asitler, vitaminler, fosforun kas ve sinir sistemini koruduğunu vurguladı.

Özkan, elmanın böbrek, mesane hastalıkları ve hemoroide karşı da son derece faydalı olduğunu vurgulayarak, “Antioksidan içermesi sebebiyle cildin yaşlanmasını geciktiriyor. İçerdiği posadan dolayı bağırsakları çalıştırıyor ve kabızlığı önlüyor. Bilim insanları tarafından her gün faydalı özelliği saptanan elma, sağlık açısından kabuğu soyulmadan yenmelidir” ifadesini kullandı.

“Ceviz, anlama ve kavramayı geliştiriyor ”

“Ceviz, anlama ve kavramayı geliştiriyor” diyen Özkan, şu bilgiyi paylaştı:

“Cevizdeki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Cevizdeki fitosteroller kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser türlerinden korunmayı sağlıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Antioksidan özelliği dolayısıyla parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların oluşumunu ve gelişimini önlüyor. Ceviz, beyin için gerekli gümüş iyonu içeren ender meyvelerden biridir. Düzenli tüketildiğinde insan vücudu için güzelleştirici etkisi vardır, kalp-damar sağlığını korur. Vücudumuz için gerekli manganez, bakır, potasyum, kalsiyum, çinko ve demir gibi çok sayıda element bulunur.

Sonuçta ceviz, daha sağlıklı yaşam için her yaştaki insanın günlük diyetine eklenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir.”

Özkan, Türkiye’nin ceviz ve elmanın ana vatanı olduğunu söyledi.

Yıllık elma üretiminin 3-3,5 milyon ton, ceviz üretiminin de 150-160 bin ton olduğuna işaret eden Özkan, “Son yıllarda ceviz bahçelerinin kurulumunda çok büyük artışın oldu. Önümüzdeki 10 – 15 yılda verim iki katına çıkabilir. Ceviz üretimimizdeki bu artışla ileriki yıllarda fiyatta kısmen düşüş yaşanacak. Bu durum halkın bu meyveyi düzenli tüketebilmesi açısından olumlu katkı yapacak. Ülkemiz insanı bu iki meyveyi çocukluktan başlayarak hayat boyu tüketmeyi alışkanlık haline getirmelidir. Sağlıklı toplum için günde üç ceviz, bir elma yiyelim ve geleceğe umutla bakalım” değerlendirmesinde bulundu.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Brokolinin Faydaları

Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.

Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

Brokolinin çeşitleri, taşıdığı renklere göre de, beyaz başlı, mor başlı ve yeşil başlı çeşit olarak üçe ayrılır. Çiğ ya da pişirilerek tüketilen brokoli, haşlandığında içerdiği vitaminlerin çoğu kaynayan suya geçeceğinden bu su dökülmeyip değerlendirilmelidir. Kalorisi düşük bir sebze olduğundan diyetlerde yer alan brokoli, dondurularak saklanmaya ve sonradan tüketilmeye çok uygundur.

Brokoli mesane kanseri tümörünün şekline çok benzer ve mesane kanserini önleyici ve tedavidi edici bir sebzedir..
brokoli mutlaka et yenilen öğünlerde garnitür olarak yada salata olarak alınmalı..etin kansere neden olabilecek zararını brokoli yok eder..
brokoli haşlarken biraz limon sıkarsanız kokusunu alır..

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) brokolinin içerdiği besin değerleri şöyle sıralanır: 34 kalori; 2,5 gr. protein; 2,9 gr. karbonhidrat; 0,2 gr. yağ; 0 kolesterol; yüksek oranlarda lif; 76 mgr. fosfor; 100 mgr. kalsiyum; 0,8 mgr. demir; 10 mgr. sodyum; 336 mgr. potasyum; 24 mgr. magnezyum; 0,6 mgr. çinko; 0.10 mgr. B1 vitamini; 0.20 mgr. B2 vitamini; 87 mgr. C vitamini; 1.3 mgr. E vitamini ve küçümsenemeyecek oranda A vitamini kaynağı betakaroten…

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerden görüleceği gibi brokoli, besin olarak en yararlı sebzelerden biridir. Bunun yanı sıra;

Brokoli bedeni kanser tehlikesine karşı korur: Yapılan son bilimsel araştırmalar, Turpgiller familyasındaki sebzelerin kansere karşı bedeni koruduğu; özellikle brokolinin yenilmesinin, akciğer, kolon (kalınbağırsak) ve prostat kanserlerine yakalanma rizikosunu iyice azalttığını ortaya koymuştur.

Brokoli, yüksek oranlarda A vitamini kaynağı betakaroten ile C ve E vitaminleri içerir: Kalp hastalıklarına yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarakt illetine tutulma gibi rizikoları da en aza indirger.

Yüksek oranlarda demir ile folik asit içeren brokoli kansızlığı önler. Ayrıca doğum yapacak kadınların, spina bifida (yani omurganın bir yanının açık olması) hastalığına yakalanmış çocuk doğurması rizikosunu en aza indirir.

Bütün bu önemli tıbbi etkilerinden yararlanılmak üzere, brokolinin diyetimize konularak öncelikle yenilmesi öğütlenmektedir.

Dikkat: Brokoli bedenin iyot emilimini azaltır. Haftada 2-3 kezden fazla brokoli yiyen kişiler, iyotlu besinler ya da iyotlu tuzu almayı ihmal etmemelidir. Özellikle içme suyunun az iyot içerdiği yörelerde, bu önemlidir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN EVDE KOLAYCA YAPABİLECEĞİNİZ BİR TARİF.

Malzemeler

4 Golden elma
4 limon
1 demet maydanoz
1-1.5 cm yüksekliğinde kesilmiş zencefil
İçme suyu
1-2 çubuk tarçın
2-3 adet karanfil

Elmaları ve limonları iyice yıkadıktan sonra, soymadan dörde bölüp bir tencereye yerleştirin. Üzerine yıkanmış 1 demet maydanozu olduğu gibi koyun. 1-1,5 cm de taze zencefili de soyup tencereye atın ve tüm malzemenin üzerine 3-4 cm çıkacak kadar içme suyu ekleyin. Ve sonra herşey tel süzgeçten süzülebilecek kadar yumuşayana kadar kaynatın.

Biraz soğuduktan sonra, ılıkken, tamamını bir tel süzgeçten süzüp bir cam kavanoza veya şişeye aktarın. Şişeye bir-iki çubuk tarçın ve 2-3 karanfil ekleyin, tamamen soğuduktan sonra da buzdolabında saklayın.

Her sabah aç karnına bir bardak su içildikten sonra, bu karışımdan 1 çay bardağı içilebilir. Üzerine 15-20 dakika bir şey yenmemelidir. Hazırlanan karışım bittiğinde tekrarlanması istenirse 2 hafta ara verildikten sonra tekrarlamak önerilir.

Önemli Not: Bu tarifi SADECE şeker hastası olmayanlar ve içindeki malzemelerle ilgili kısıtlama getiren bir tedavi sürecinde bulunmayanlar kullanabilir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAŞLANMAYI KUŞBURNU İLE ÖNLEYİN….


Kuşburnu Yaşlanmayı Geciktiriyor!
Kuşburnu bitkisi, insan sağlığı üzerindeki önemli etkileri sayesinde binlerce yıldan beri birçok kültür tarafından kullanılıyor. Vitamin ve minareler bakımından oldukça zengin olan kuşburnunun, insan sağlığına zararlı hiçbir pestisit ve ağır metal içermiyor.
Kuşburnunun en yüksek oranda C vitamini ve mineral maddeler açısında yüksek oranda fosfor ve potasyum içerdiği söyleyen Diyetisyen E. Funda Tuzgöl, hiç bilinmeyen faydalarını da sıralıyor.
A vitamini olan karoten, B1 B2, E ve K vitaminleri de içermektedir. Mineral madde yönünden de zengin olup yapısında sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, mangan, bakır, çinko gibi katyonlar yanında, sülfat, klorür, nitrat gibi anyonlar da bulunmaktadır.
Kuşburnu Her Derde Deva…
• Dokulardaki sertleşmelere ve kemik erimesine karşı tedavide,
• Bulaşıcı hastalıklarda,
• Profilaksi ve C vitamini eksikliğinin tedavisinde,
• Ateş, genel yorgunluk sırasında ve immün sistemin güçlendirilmesinde,
• Gastrik spazımda, gastirik asit eksikliğinde ve ülserden kaynaklanan şişkinliğin önlenmesinde,
• Bağırsak hastalıklarında ve ishalin önlenmesinde,
• Safra kesesi taşlarının önlenmesinde,
• Gut hastalığında, ürik asit metabolizma bozukluklarında,
• Kireçlenmelerde, siyatiklerde,
• Diyabette kan şekerini düzenlemede,
Karaciğer iltihabını gidermede,
• Gözleri kuvvetlendirmede ve gece körlüğünü önlemede (göz banyosu şeklinde),
• Grip, sekresyonun azaltılmasında, solunum yolları enfeksiyonunda ve öksürük tedavisinde,
• Genel enfeksiyonlar, kabızlık, safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında,
• Romatizmada ve bulaşıcı hastalıkların tedavisinde,
• İştah açmada,
• Vücudun yaşlanmasını geciktirmede,
• Tansiyonu düzenlemede,
• Hemoroit tedavisinde,
• Sindirim sistemimizde bulunan bazı parazit yapıların atılımını kolaylaştırmada,
• Kemik kırılmalarında, raşitizmde, vücudun bağ dokularını güçlendirmede,
• İrinli yaralarda, selülitte, akne ve cilt bozukluğunun giderilmesinde, yara iyileştirici olarak ve yanıklarda,
• Kanser ve bazı rahim hastalıklarında, kanamalarda, hamilelik dönemindeki kramplarda ve menapoz tedavisinde,
• Kanı inceltme, kan devir daimini hızlandırmada ve toksinleri çözmede,
• Çeşitli kanamalarda (hemorojik diatez), kansızlıkta, ve kanı temizlemede,
• Kavrama yeteneği ve beyin fonksiyonlarını güçlendirmede,
• Stresin azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir…

alıntı

Önümüzdeki 6 Ay Antibiyotik Niyetine İçilecek 8 Kış Çorbası

Antibiyotikleri boşver,  bu çorbalar yeter!

 

 

Çorbalarınızı şimdiye kadar hep annenizin elinden içmiş olabilirsiniz. Kuşkonmaz sizin için çengel bulmacada cevaplanması gereken bir kelimeden başka bir şey ifade etmeyebilir. Mercimek çorbası ile ilişkiniz kebapçıdaki bir iştah açıcıdan öteye geçmemiş olabilir. Artık her şey değişecek;
İşte doktora gitmek yerine tavuk suyu çorbaya limon sıkmayı tercih edenlere hitap eden o listeden öneriler:

Eski Mısır yanılıyor olamaz: Kuşkonmaz çorbası
Kuşkonmaz çorbasının eski Mısır’da tedavi amaçlı kullanıldığını biliyor muydunuz? Vitamin deposu kuşkonmazı, garnitür olarak kullanmak yerine çorba yapımında kullanıyoruz. Yemek.com yazarlarından Alp Tuncer, “Diğer sebzeler de gücenmesin” diyerek, çorbada renk ve tatlarını vermesi için patates, havuç gibi sebzelerin de kullanılabileceğini söylüyor.

Yeşil reçete: Yeşil mercimek çorbası
Yeşil mercimek çorbası yeşil reçetenin yazabildiği bütün ilaçları tek başına karşılar, aynı tedavileri de yapar. Hayatımızın tadı tuzu, ana yemeklerin başlangıcı, yaz- kış şifa kaynağı olan çorba tariflerini erişte gibi seçenekler ile daha da bereketli hale getirmek mümkün. Yemek.com yazarlarından Su Irmak bu çorbayla ilgili püf noktaları kısmında “Erişte yerine tel şehriye hatta mantı bile kullanabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.

Kod adı doktor: Tarhana çorbası
Tarhana çorbasını üniversiteye giriş sınavına sokun, en iyi tıp fakültesini kazanır, 6 yıl okur, profesörlere de ilham verir, geri gelir. Bütün yemekler arasında tarhana çorbası hiç şüphesiz en çok Anadolu kokandır, toprak kokandır. Ekşilisi içilir, kahvaltıda içilir, akşam yemeğinde içilir, sahurda içilir. Tarhana çorbası bir çorbanın alabileceği en güzel hallerden, tariflerden biridir. Su Irmak, “Her birinin kendine has tarhana çorbası tarifi olan büyüklerimize saygılarını sunarak” paylaştığı tarifte, tarhana çorbasında kendi hazırladığınız et ya da tavuk suyunu kullanmanızı öneriyor.
 Terbiyeli sebze çorbası

Yaz kış demeden sevdiğiniz ve mevsiminde olan arzu ettiğiniz sebzeleri kullanarak hazırlayabileceğiniz sebze çorbası, hazmı kolaylaştırmanın yanı sıra besleyici ve düşük kalorili bir başlangıç.

Mercimek çorbası

Hazırlaması kolay, zamansız çorbalardan biri de “Mercimek Çorbası”dır.
Birçok sebzeyi içerdiği için sağlık habercisi de olan mercimek çorbası bu pratik tarif ile artık sofranızda.
Anne eli değmiş gibi, afiyet olsun.

Tavuk suyu çorbası

Şifa niyetine çorba tarifleri listemizde bugün en az şehriye çorbası kadar şifalı tavuk suyuna çorba tarifimiz var.
Mercimek çorbası ve ezogelin çorbasıyla birlikte restoran lezzetlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alan tavuk suyu çorbası diğer çorbalara bakıldığında görece bir kaşık daha lezzetlidir.
Ana yemek seçimini düşünün, bu akşamın çorbası belli oldu.

 Şehriye çorbası

Hastalığa şifadır ya çorba işte bu şifanın en güzellerinden biri de şehriye çorbasından gelir. Yapımı olabildiğine kolay, lezzeti nefistir. Şehriye çorbasının terbiyelisi de olur, arpalısı da. Kıymalı da pişirilir, domatesli de. Limon ile de servis yapılır, sirke ile de.
Anlayacağınız şehriye çorbasının lezzetine ulaşmak için birden çok yoldan gidilebilir.

Ezogelin çorbası

Türk mutfağına özgü, binlerce yıllık bir çorbayla karşınızdayız.
Ezogelin çorbası; bereketli, besleyici, lezzetli, pratik olmasının yanı sıra mercimek çorbası ile olan amansız rekabetiyle, bütün kebapçıların olmazsa olmaz çorbası olma özelliğini taşıyor.
Ezo gelin çorbasını Türk mutfak tarihine kazandıran ve çorbaya adını veren Gaziantep’in Uruş (Dokuzyol) köyünde yaşamış olan Ezo Gelin’e şükranlarımızı sunarız.
alıntı yemek.com
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »