Ballı suyun 9 faydası

Sabahları bir bardak ılık suyun faydasını veya cildiniz için balın ne kadar yararlı olduğunu da duymuş olabilirsiniz. Peki ballı suyun bir arada ne kadar etkili olduğunu biliyor musunuz?

fft20_mf4528558[1]

Ballı su içmek kilo vermenize yardım eder.

Balın içindeki şeker, sağlıklı kalori kaynağı olan doğal şekerdir. Şekerli meşrubatlara karşı duyduğunuz istekle savaşmada önemlidir. Gazoz gibi şekerli içecekler boş kaloriyle doludur. Bunları azaltarak ve ballı suyu tercih ederek kalori alımınızı da azaltırsınız ve kilo verirsiniz.

Düzenli olarak ballı su için:

Sabahları ballı ılık bir bardak su içmek sindirim sisteminizi iyileştirmeye yardım eder. Balın antiseptik etkisi midenizdeki asitlik derecesini hafifletir. Kalın bağırsağınızın susuz kalmasını önler ve kabızlık sorunu yaşamazsınız.

Bağışıklık sistemini destekler:
Bal şaşırtıcı bir bakteri öldürme özelliğine sahiptir. Sade olarak tüketecekseniz organik olmalı. Çünkü bu bal bakterilere karşı faydalı olan enzimlerle doludur. Balın içindeki antioksidanlar ise kötü olan serbest radikallerle savaşır.

Alerjileri azaltır:

Çiğ ve bölgenizin balını kullanmak bölgenizin polenlerine karşı vücudunuzu alıştırmaya yardımcı olur. Ayrıca çevresel alerjilere olan hassasiyetinizi azaltmaya yardımcıdır

Enerji verir:

Enerjinizi artırmak için kahve yerine ılık ballı suyu tercih edin. Vücudunuz çok az susuz kalsa bile kendinizi uyuşuk, tembel ve halsiz hissedersiniz. Bunu önlemek için kahve yerine suyun içine biraz bal ekleyip için. Çünkü kahve idrar söktürücüdür ve vücudunuzun susuzluk çekmesine yol açar.

Boğaz ağrısını hafifletir ve öksürüğü keser:

Ballı sıcak su boğazdaki ağrıyı ve tahrişi azaltmaya yardımcıdır. Ilık su boğazınızı yumuşatırken bal da boğazınızın ince bir tabakayla örtülmesini sağlar. Bu yumuşatıcı etki öksürüğü de azaltmaya yardım eder.

Vücudunuzun toksinlerden arındırır:

Ballı su vücudunuzun toksinlerden arınmasına yardım eder. Düzenli olarak içtiğinizde hastalığa yol açan toksinlerden kurtulursunuz. Bu karışıma limon eklerseniz yararını artırırsınız. Böylece toksinleri vücudunuzdan daha sık atarsınız ve idrar yollarınız sağlıklı kalır.

Gaz sorununa yardımcıdır:

Bağırsaklarınız ağrıyor ve gazınız varsa, bir bardak ılık ballı su içmek gaz sorununuza yardımcı olacaktır. Bal gazı etkisiz hale getirir.

Sağlığınızı korur: Ballı ılık su içmek sadece hidrasyonu artırmaz, aynı zamanda vücuduzdaki iyi kolesterol seviyesini artırmaya ve kardiyovasküler gerilimi azaltmaya yardım ediyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yatmadan önce yağlı yiyecekler tüketildiğinde mide yanmasını tetiklersiniz. Bu nedenle yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olun.

 

Tok bir mideyle yatağa gitmenin sağlıklı bir şey olmadığını bilmeyen yoktur. Okulda ya da işyerinde geçirilen zorlu bir günün ardından vücudumuz ve sindirim sistemimiz günlük fonksiyonlarını yerine getirmek için biraz  dinlenmeye ihtiyaç duyar.

Yatmadan önce yağlı yiyecekler tüketildiğinde mide yanmasını tetiklersiniz. Bu nedenle yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olun.

İşte yatağa gitmeden yememeniz gereken kalorisi yüksek yiyecekler:

Hamur işi: Hamur işi yiyecekler yatmadan önce yememeniz gereken en yağlı yiyeceklerden biridir. Acıktığınız zaman hazırlaması 30 dakikadan az süren birçok hamur işi tarifi var. Ancak hamur işinin yattığınızda yağa dönüşecek olan karbonhidratlar açısından çok zengin olduğunu unutmayın. Ayrıca peynir ve yağla dolu olan hamur işlerinin glisemik indeksi yüksektir.

Pizza: Gündüz sindirim sisteminiz bir dilim pizzayı rahatça sindirebilse de dinlenmeye çekildikleri için gece boyunca sindirim organlarınızın işi zorlaşır. Çok yağlı olan pizzanın içinde asit oranı yüksek malzemeler vardır. Bu nedenle mide yanması riskiniz artar.

Şekerleme: Yağlı ve özellikle şekerleme gibi şekerli ürünler beyin dalgalarınız üzerinde etkiye sahiptir ve geceleri kâbus görmenizi tetikler. Sakin ve rahat bir gece geçirmek için şekerli abur cuburlardan uzak durun ve daha hafif ve az kalorili olan yulaf ununu tercih edin.

Kırmızı et: İyi bir protein ve demir kaynağı olan kırmızı et, stresli ve uzun bir günün ardından ihtiyacınız olan derin, rahatlatıcı ve canlandırıcı bir uykuya dalmanızı önleyecektir.

Çikolata: Bitter çikolata beyniniz ve hafızanız için faydalı, fakat bel çevreniz için ise oldukça zararlıdır. Özellikle gece yediğiniz çikolatadaki tüm kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanıyor. Küçük bir parça çikolata harika bir tatlı olarak yenilebilir, fakat problem insanların bir parçayla sınırlı kalmaması fazla tüketmesidir. Yatmadan çikolatadan uzak durmanızın bir başka nedeni ise çikolatanın kafein ve kalbinizi çalıştıran ve sizi uyanık tutan uyarıcılar içermesidir.

Sebze: Lezzetli, besin maddeleriyle dolu olan sebzeler yatmadan önce yemeniz için iyi değildir. Çünkü soğan, brokoli ve lahana gibi sebzeler sizi uzun süre boyunca tok tutan bol miktarda çözünemeyen lif içerir. Gün içinde bu olumlu bir şeydir, ancak gece boyunca lif sindirim sisteminizde çok yavaş ilerler ve aşırı mide gazına yol açar.

Hamburger: Tüm yağlı, yüksek kalorili yiyecekler gibi, yatmadan önce fastfood gıdalardan uzak durmalısınız. Bunlar midenizde doğal asit üretimini harekete geçirir ve gece boyunca midenizin yanmasına yol açar.

Kırmızıbiber sosu: Belirli malzemelerle karıştırdığınızda kırmızıbiber oldukça sağlıklı ve yararlı olabilir. Fakat yatmadan önce yemeyin. Çünkü bol kalorili olan bu yiyecek protein ve yavaş sindirilen karbonhidratlar açısından zengindir.

Abur cubur ve cips: İşlenmiş abur cuburlardan sadece yatmadan önce değil, her zaman uzak durmalısınız. Çünkü bu yiyeceklerin içinde çeşitli uyku bozukluklarına yol açan monosodyum glutamat isimli maddeden bol miktarda vardır.

alıntı

Egzamaya Bitkisel Çözüm…

Uzmanlar, egzama hastalığının tedavisi için şifa kaynağı bitkilerden yararlanılabileceğini belirtip egzamaya iyi gelen şifalı bitkileri ve bitki kürlerinin tariflerini veriyor. İşte egzama hastalığına karşı kullanılabilecek bitkisel kürler ve tedavi yöntemleri…

Ellerdeki egzamayı gidermek için bitkisel kür

Bir çorba kaşığı kına, bir tatlı kaşığı şap tozu, bir çorba kaşığı zeytinyağı ve aynı ölçüde suyu karıştırıp ellerinize sürün ve ellerinizde bir gece bekletin.

Ellerinizi kimyasal içerikli deterjanlardan koruyun. Günlük el bakımınızda el kreminin de faydasını görürsünüz, düzenli bakım ile sorununuz çözülecektir.

Egzama için beyaz dut kurusu kürü

Bir çelik tencereye yarım litre su koyarak kaynatın. Kaynadıktan sonra içine bir avuç kadar beyaz dut kurusu atın ve 7 dakika daha kısık ateşte kaynatın.

Karışımımız kaynadıktan sonra biraz tenceredeki suyun sıcaklığı ılıktan biraz sıcak olacak şekilde (elinizi yakmayacak) egzamalı olan elinizi tencerenin içine sokarak en az 10 dakika etki ettirecek şekilde bekletin. (En az 10 dakika elinizi tencerenin içinde bekletin). Elinizi çıkarttıktan sonra en az bir saat elinizi yıkamayın. Daha sonra elinizi sadece su ile durulayın.

Uyarı: Bu uygulamayı haftada 3 kez yapın. Karışımı her defasında taze olarak hazırlamak gerekir.

Egzamaya iyi gelen bitkiler de aşağıda sıralanmaktadır.

Funda bitkisi (süpürge otu)
Bazı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak kullanılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında, ayrıca yakacak olarak kullanılır.

Funda bitkisi, ishal kesici ve idrar söktürücüdür. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Nikriste faydalıdır. Anne sütü artırıcıdır. Lapası, ağrıları keser. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi, çıban ve egzamada da faydalıdır.

Genel olarak idrar yolları taşlarına karşı idrar söktürücü olarak kullanılır. Funda bitkisi ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde kullanılır. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve egzamada faydalıdır. Zayıflamak için de kullanıldığı bilinmektedir.

Kına ağacı
Ayak terlemesine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatrın üzerine bağlanırsa fayda görülür. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder, saçları besler ve kuvvetlendirir.

Kudret Narı
Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu – sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

ÖNEMLİ NOT: “Domateste bulunan bazı etkin maddeler egzamayı azdıran etkin maddelerdir. Özellikle farnesal, lycophyll ve pipecolik asit etkin maddelerinin aynı anda domateste bulunması, egzamayı tetiklemektedir. Eğer, egzama ve liken şikâyetiniz var ise, domates tüketiminden uzak durunuz. Egzama hastaları, domatesi tükettikten birkaç saat sonra egzama şikâyetlerinin artış gösterdiğini hayretle gözleyebilirler. Yukarıda belirtmiş olduğum etkin maddeler tek başlarına fonksiyonel değildirler. Yukarıda belirtmiş olduğum etkin maddelerin tamamını bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.”

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbreklerini seven bunları yesin

fft20_mf5094936[1]

Evet, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan son bilimsel çalışmalara göre, aşağıdaki 8 gıda maddesini düzenli olarak tüketenlerin böbrekleri çok daha düzenli çalışıyor ve hastalanma riski ciddi manada azalıyor.

Taze sarımsak güçlü anti-inflamatuar özellikleri ve kolesterolü düşürmek için yeteneğini övünme böbrek diyetler için mükemmel bir seçenektir. Sarımsak nedeniyle sağlıklı böbrekler tutmak için geldiğinde dikkate almak önemlidir aşırı sodyum, gerek kalmadan gıda lezzet büyük bir ekler gerçeği de idealdir. Sarımsak antioksidan yüksektir. Bu bir düzenli olarak sarımsak tüketen de kanserle mücadele yardımcı olabilir kanıtlanmıştır. Ama sorun sarımsak şişkinlik neden olabilir, bir. Bu gaz ve şişkinlik neden vücudun detoks yardımcı kükürt içerir.

Lahana, brokoli, karnabahar ve gibi tüm sebzelerden, böbrekler maksimum kapasitede çalışabilmesi için gereken lif, C vitamini ve K vitamini yüksek, ama lahana aynı zamanda demir büyük bir kaynak olduğu için üst işaretleri kazanır. Kale olduğunu Ayrıca beta karoten, K vitamini, kalsiyum ve bol. Turpgillerden sebze böbrek hastalığı olanlar için idealdir, potasyum da çok düşüktür. Salata, smoothies, makarna sosu, çorbalarda lahana ekleyin veya ev yapımı lahana cips yapabilirsiniz.

Yumurta akı genel sağlığını iyileştirmek yardımcı olabilecek birçok temel vitamin ve mineraller açısından zengindir. Yumurta akı, yüksek protein, düşük potasyum, fosfor ve düşük teklif, ve en iyi durumda böbrekler tutmak için bol miktarda demir içerir. Hemen hemen herhangi bir yağ içerir ve bunların karbohidrat içeriği, aslında az% 1`dir. Yumurta akı omlet haline, ya da sağlıklı bir beslenme artırmak için sallar ilave, şifreli olabilir.

Sarımsak gibi, soğan da kalp ve damar sağlığı teşvik ederken mücadele kanser ve kalp hastalığı yardımcı olabilir güçlü antioksidanlar ile doludur. Çiğ tüketilen özellikle Soğan, böbrek hastalığı olan herkes, özellikle çok önemlidir ki, bir anti-enflamatuar olarak hareket ederler.

Taze soğuk su balıkları , somon, alabalık, ringa, sardalye ve gibi, insan vücudu kendi üretemediği kaliteli protein ve omega-3 yağ asitleri, yüksek. Taze balık tüketen kişiler düzenli sırayla kronik böbrek hastalığına yakalanma riskinin daha az anlamına kalp hastalığı, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol, düşük risk altındadır.

Tüm meyveleri, sağlıklı ve antioksidanlar açısından zengin iken, kızılcık nedeniyle idrar yolu enfeksiyonları defetmek için kendi benzersiz yeteneği bir anılmayı hak ediyor. Idrar asitliğini artırarak, kızılcık zor bakterilerin mesane duvarına eklemek için yapmak. Onlar da onlara herhangi bir diyet için mükemmel bir ek yapmak, kalp hastalığı ve bazı kanser türleri riskini azaltır.

Sonuçta bir elma hakkında o eski atasözü, bir gün gerçek olabilir elma kalp hastalığı düşük oranları, bazı kanser türleri, ve düşük kolesterol düzeyleri ile bağlantılıdır. Elmalar da düşük potasyum içeriği ile birlikte, anti-inflamatuar bileşiklerin, onları mükemmel bir böbrek dostu aperatif yapar içerirler

Dünyanın bazı yerlerinde zeytinyağı yerine tereyağı veya diğer pişirme yağları kullanılır, nüfus birçok diğer hastalıklar arasında kalp hastalığı, kanser, böbrek hastalığı ve, daha az durumlarda muzdarip. Zeytinyağı serbest radikallerin yol açtığı hasarı önlemek ve arteriyel inflamasyonu azaltmaya yardımcı yardımcı antioksidanlar açısından zengindir. Amacınız potansiyel böbrek hasarı önlemek veya diyet bu sekiz gıdalar ekleyerek, kronik böbrek hastalığının zorlukları yönetmenize yardımcı olmak için olsun başlamak için harika bir yoldur. , Ilgili hastalıkların riskini düşürücü iltihabı azaltarak ve gerekli vitamin ve besin miktarını artırarak, mümkün olduğunca sağlıklı ve fonksiyonel Böbreklerinizi tutmak mümkündür. Ne kadar sıklıkla böbrekler için bu en iyi gıdalar mı?

alıntı

Gençlik ve sağlık için E vitamini :

Sağlığımız için oldukça önemli olan vitaminlerden birisi olan E vitamini yaşlanmayı geciktirir, bağışıklık sistemini güçlendirir, hücrelerin yenilenmesini ve daha uzun yaşamasını sağlar.

Sağlıklı beslenme, cilt sağlığı, bağışıklık sistemi ve zeka gelişiminin sağlanmasında oldukça önemli roller üstelenen E vitamini hakkında bilmemiz gerekenler…

En iyi E vitamini kaynakları; buğday, tohumlu besinler, zeytin yağı, soya fasülyesi yağı, arı sütü, balık, ceviz gibi kuruyemişler, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır ve yulaftır.

Vitaminin faydalarını madde bazında genel olarak özetlersek;
-Bağışıklık sistemini güçlendirir.
-Son yıllarda oldukça sık rastlanılan Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.
-Hücrelerin yenilenmesini ve daha uzun yaşamasını sağlar.
-Antioksidan etkisi vardır.
-Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
-Kanser oluşum riskini azaltır.
-Katarakt oluşumuna karşı koruyucu etkisi vardır.
-Hamilelik döneminde oldukça önemlidir, bebeğin zeka gelişimini etkiler.
-Yaşlanmayı geciktirir.
-Vücutta gereksinim olan diğer vitaminler ve mineraller ile birlikte çalışarak etkinliğini arttırır.
E Vitamini kaybını nasıl önleriz?
E vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için suda eriyen vitaminlere kıyasla ısı, ışık gibi dış etkenlere daha dayanıklıdır. Ancak gıdaların ısıtılma, pişirme, dondurulma, işlenme esnasında tahrip olurlar. Bu nedenle yağın kızartılması durumunda E vitamini kaybı çoktur. Önerim iyi bir E vitamini kaynağı olan zeytinyağı kullanmaktadır. Ayrıca mümkün olduğunca yemeği pişirirken yağı soğan ile çok yakmadan pişirmenizdir. Yine mümkün olduğunca sebzeleri kızartmadan, suda ya da buharda haşlayarak üzerine daha sonra zeytinyağı eklemenizi tavsiye ederim.
Günlük E vitamini tüketmek için neler yapmak gerekir?
Yemeklerinizde sadece zeytinyağı kullanınız.
Günde 3-4 adet ceviz veya fındık gibi kuruyemiş yiyiniz.
Diyette olsanız bile salatanıza az da olsa mutlaka zeytinyağı ekleyiniz.
Haftada en az 2 öğün balık yiyiniz.
Bol bol yeşillik yiyiniz.
Salatanızda tavuk, peynir gibi tercihlerinizde ton balığını da unutmayınız.
Beslenme şeklinizin posa yönünden zengin olmasına dikkat ediniz.
Haftada en az 2-3 porsiyon kurubaklagil yemeği yiyiniz.
Bol bol sebze ve meyve yiyiniz.
Günde en az 4-5 porsiyon meyve, 5-6 porsiyon da zeytinyağlı sebze yiyiniz…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte Kilo Aldırmayan Sağlıklı Abur Cuburlar..!!

Kilo veremeyenlerin çoğu yedikleri yemeğin yanında aralarda atıştırdıkları abur cuburlar nedeniyle kilo alıyorlar. Bu nedenle kilo vermek istiyorsanız, yediğiniz abur cuburlara dikkat etmelisiniz.
Kilo aldırmayan, yağsız, vitamin dolu atıştırmalıklar sayesinde hem kilo verir, hem de sağlıklı beslenirsiniz.
Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte yemeniz gereken sağlıklı abur cuburlar:

1. Havuç ve kuru üzüm: A vitamini sağlayan havuç kan basıncınızı düşürmeye yardım eder ve sağlıklı dişlere sahip olmanızı sağlar. Kuru üzümün ise mükemmel antioksidan yararı vardır. Ananas da bağışıklık sisteminizi geliştiren C vitamini sağlar. Sağlıklı bir abur cubur yapmak için az yağlı sade yoğurdun içine biraz havuç rendeleyin, kuru üzüm ile doğranmış ananas ekleyin.

2. Yoğurt ve kuru meyve: Yoğurt içerdiği kalsiyum ile kemiklerinizi güçlendirir. İçindeki D vitamini ise yağsız kaslarınız için mükemmel bir protein kaynağıdır. Yoğurdunuzu tatlandırmak için kurumuş meyve ya da granola ekleyin.

3. Fesleğenli, Mozzarella peyniri ve domatesli sandviç: Taze domates dilimi ve Mozzarella peyniriyle zenginleştirdiğiniz sandviçinizi taze fesleğenle süsleyin.

4. Tarçınlı kabuklu yemiş: Karışık kabuklu yemiş sadece protein sağlamaz, bunun yanında E vitamini de ekler. E vitamini de Alzheimer hastalığı riskini düşürüyor. Tarçın da kan şekerinizi düşürür.

5. Meyve kebabı: İster ızgara isterse çiğ olsun beslenmenize çeşitli meyveler eklemelisiniz. Mango ya da ananas gibi C vitamini bakımından zengin olan tropikal meyve çeşitlerini deneyebilirsiniz. Bunun yanında taze çilek, beyaz üzüm ve yaban mersiniyle antioksidan tedavisi hazırlayabilirsiniz.

6. Fırında yer elması kızartması: Lezzetli, A vitamini deposu olan fırında yer elması normal kızartmadan daha sağlıklıdır. Sızma zeytin yağı ile çiğ yer elmasını sıcak fırına atıp kızartın.

7. Sebzeli pide: Tam tahıllı pidenin içine yerleştireceğiniz çiğ sebzelerle iyi bir atıştırmalık hazırlayabilirsiniz. Tam tahıllar ile sebzeler içerdiği lifler sayesinde sindirim sisteminizi düzenler ve enerji verir.

8. Kızarmış nohut: Nohut lif ve protein bakımından zengindir. Yağlı kuruyemişlere mükemmel bir alternatif olarak nohudu kızartmayı deneyin. Konserve nohutları süzün ve durulayın, sızma zeytinyağı ya da balzamik sirkeyle karıştırın ve fırında kızartın. Tuz ve biber serperek yiyin…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZERDEÇAL, Faydaları Saymakla Bitmiyor

Bu Bitkinin bir çay Kaşığı kadarı bile hafızayı güçlendirmeye yetiyor
Tayvan’da yapılan araştırma, kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketmenin diyabetin ilk evresinde ve bilişsel becerilerinde azalma riski bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi.
Diyabet teşhisi koyulan 60 yaşın üzerinde kadın ve erkeklerin katıldığı araştırmada, bilim adamları zerdeçalın hafızaya etkisini araştırdı.
Katılımcılar kahvaltıdan önce ve saatler sonra hafıza testine tabi tutuldu. Kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketen katılımcılar testlerde daha başarılı oldu.
Araştırmanın sonuçları, “Asia Pacific Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlandı.
Daha önceki araştırmalar, orta yaşlı diyabet hastalarının beyin hacmi kaybına daha yatkın olduğunu, bunun sonucunda da hafıza ve düşünme becerilerini kaybetme riski taşıdıklarını ortaya koymuştu.
ZERDEÇAL’IN TARİHİ
Zerdeçalın, dünya genelinde 4000 yıldır kullanıldığı bilinmektedir. Osmanlı dönemi de dâhil olmak üzere dünyada kullanımı hep baharat olarak kalmıştır. Uzakdoğu başta olmak üzere çok önemli hastalıklara çare olabildiği bilinmekte ve tedavilerinde kullanılmaktadır. Fakat bu bitki kökünün geliştirilememesinin nedeni toz formunun dışında asla işlenemeyişi olmuştur.
Osmanlı kayıtları dâhil mucizevi özellikleri geçmiş literatürlere yansımamıştır. Doğadaki hemen hemen tüm bitkilerin çayı, tentürü, ekstraktı yapılabilirken zerdeçalda bu işlem mümkün olamamıştır. 1900’lü yılların başlarında Avrupalı bir bilim adamı zerdeçalın etken maddesi curcuminin keşfini yaptıktan sonra, son 20 yılda teknolojik araştırmalar neticesinde geç de olsa keşfedilmiş ve yoğun klinik araştırmalar başlatılmıştır.
ZERDEÇAL’IN FAYDALARI
Köri baharatı bugün zerdeçal kullanılarak üretilmektedir. Araştırmalar, bağırsaklarda polip oluşumunu, yemek borusu kanserini, kolon, karaciğer, akciğer ve prostat kanserinde çok etkilidir. Zerdeçal, östrojeni taklit eden kimyasalları etkisiz hale getiren özel bir baharattır. Östrojen taklidi olan bu kimyasallar özellikle kadınlarda meme kanserinin başlamasına neden olur. Zerdeçal hakkında yapılan araştırmalar, bu kimyasalları ortadan kaldırdığını ve %75 oranında tutarak kanserli hücrelerin büyümesini engellediğini ortaya koymaktadır.
Zerdeçal, tümörlerin içinde kan damarı oluşmasına engel olur. Özellikle karaciğer kanserinde hastalığın ilerlemesini yaklaşık %60 oranında engellemektedir. Antiviral etkisi ile özellikle uçuklarda çok etkilidir. Uçuğu oluşturan Herpes virüsünü etkisiz hale getirir. Bu etki yeni kanıtlanmıştır.
ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLMELİ?
Hindistan’da günde en az 1 çay kaşığı zerdeçal kullanılmaktadır. Bu nedenle, Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri daha az görülmektedir. Ayrıca Alzheimer oranı yaşlılarda yok denecek kadar azdır. Zerdeçalın zeytinyağı, karabiber, kırmızıbiber ile birlikte tüketilmesi vücut tarafından tamamen emilmesini sağlamaktadır.
Özellikle kanser başlangıcında ve kanserli hücre oluşumunu engelleyen zerdeçal, bağışıklık sisteminin gelişmesi için de çok faydalıdır. Bu baharat kullanıldıktan sonra bağırsaklarda inceleme yapan araştırmacılar, B tipi bağışıklık hücrelerinin hızla arttığını görmüşlerdir. Hintli bilim adamları ise, zerdeçal ile vücudun daha fazla antikor ürettiğini söylemektedir.
Zerdeçalı kaynayan her yemeğe 1 tatlı kaşığı eklemekle kullanabilirsiniz. Hemen hemen her yemeğe yakışan bir tadı vardır. Süte ekleyerek içilebileceği gibi çayı da tüketilebilir. Fakat belki de en etkili kullanım salatalara ekleyerek, limon ve baharatlar ile kullanımıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D Vitamini Eksikliği…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimyon…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlıklı bir beden için ihmal etmeyin, MEYVE SUYU İÇİN…!

Sağlıklı bir bedene sahip olmanın en kolay yolunun optimal beslenmeden geçtiğini savunan uzmanlar, meyve ve meyve suyu tüketiminin önemini vurguluyor.

İşte meyvelerin dünyası…

Domates
Domatesin antioksidan etkisinin çok kuvvetli olduğu belirtiliyor. Yapılan çalışmalar koroner kalp hastalıkları ve prostat, serviks, kolon, akciğer, meme, özefagus, rektum, rahim, mide, pankreas gibi çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu potansiyel etki gösterdiğine işaret ediyor.

Nar
Nar suyunun içerdiği biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, bakteriyal infeksiyonlar, antibiyotik direnci ve deri hasarlarına karşı önleyici ve tedavi edici potansiyel etkiler sunuyor.

Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne
Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne gibi üzümsü meyve sularında bulunan biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici (akciğer, meme, uterus, kolon, ağız, prostat, özofagus) ve menopoz sonrası dönemde yaşla ilişkili bilişsel zayıflamayı azaltıcı potansiyel etkisi olduğu ileri sürülüyor.

Portakal
Portakal suyunda antioksidan potansiyele ve sağlığı geliştirici kapasiteye sahip bileşenler bulunuyor. Bu bileşenlerin portakal suyunda bulunan C vitaminiyle birlikte bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtiliyor. Bir bardak portakal suyu 132 kcal içeriyor ve günlük C vitamini gereksiniminin %30’unu karşılıyor. C vitamini eksikliğinde diş etlerinde kanama, eklemlerde şişlik ve ağrılar, vücudun diğer yerlerinde ufak darbelerle kanamalar görülüyor. Özellikle turunçgillerde bolca bulunan C vitamini vücuda güç veriyor, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor ve demirin kana geçmesini kolaylaştırıyor.

Havuç
Güneşin rengini bünyesinde barındıran havuç ise, A vitamini aktivitesi gösteren ve bir karotenoid olan beta-karotenden yana çok zengindir. A vitamini; gözlerimizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Karotenoid formları bir antioksidan olarak çalışıyorlar ve çeşitli kanser türleriyle yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı potansiyel koruyucu.

Kayısı
Potasyum, folat ve A vitaminine dönüşebilen karotenoidlerden özellikle beta karoten açısından çok zengin olan kayısı ise gözlerin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Hücre ve dokuların sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlıyor. Ağız, mide, ince bağırsaklar, solunum ve üreme sistemi ile idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayarak vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

Şeftali
Şeftalinin bileşimi inanılmaz yoğun ve etkili. Bu bileşenlerin hepsi güçlü antioksidan etkinlik gösteriyorlar. Şeftali vücudun dış yüzeyini, sindirim, solunum, üreme ve görme organlarını dıştan gelecek mikroplardan koruyan epitel hücrelerin çalışması ve gözün ışık durumuna göre ayarlanması için ve vücudun hastalıklara karşı savunma sisteminin oluşumunda da yardımcı.

Üzüm
Üzüm suyu ise “catechin, epicatechin, quercetin ve anthocyanin” gibi flavonoidlerden zengin. Üzüm suyu flavonoidlerinin potansiyel antioksidan etkinlik göstererek oksidatif strese karşı koruyucu etkinlik gösterdiği, serbest radikal hasarını ve diyetle ilintili kronik hastalık riskini azalttığı ileri sürülüyor. Özellikle mor üzüm ve mor üzüm suyunda bulunan polifenollerin kalp hastalıklarından koruyucu etkisi olduğu bildiriliyor….

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Soğuk Kış Günlerinin Vazgeçilmesi Elma Çayı

Elmanızı soyup afiyetle yedikten sonra soyduğunuz kabuklarını lezzetli bir çay hazırlamak için değerlendirebilirsiniz. Üstelik hazırlaması oldukça kolay elma çayı daha fazla kalori yakmanıza ve zayıflamanıza yardımcı olabilir. Çünkü elma kabuğunda bulunan “ursolik asit” üzerine yapılan araştırmalarda, bu doğal bileşenin kalori yakmayı hızlandırarak kas kütlesinin artmasını sağladığı yönünde sonuçlar elde edilmiş. Zayıflamaya yardımcı olsun olmasın, elma kabuğu çayının oldukça tatlı ve içimi zevkli bir çay olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sadece elma kabuğu çayı yapmanız gerekmiyor, halihazırda içtiğiniz diğer çayları tatlandırmak için de bir kaç adet elma kabuğu atabilirsiniz.

Elma Çayı Tarifi

Elma çayını yeşil veya kırmızı elma kabuklarıyla hazırlayabilirsiniz. Kabukları tarım ilaçlarından iyice arındırmak için musluk altında 2-3 dakika yıkayın. 1 bardak çay için 3-4 adet orta uzunlukta kabuk yeterli olacaktır. İhtiyacınız kadar suyu kaynattıktan sonra içine kabukları atın ve 5 dakika kadar kaynatın. 3-4 dakika soğumasını bekledikten sonra kabukları süzüp çayınızı içebilirsiniz. Bu kadar basit. Elma kabuğunu diğer bir bitki çayıyla birlikte kullanmak isterseniz kabukları kaynattıktan sonra tencereden alın ve bu suyu bitki çayınızı demlemek için kullanın. Çubuk tarçınla birlikte hazırlanan elma çayını tavsiye edebilirim.

alıntı

Zeytinyağının Faydaları

Bir zeytin ağacı çok uzun ömürlü olup 200 ila 2000 yıl kadar yaşayabilir.Bu gün birçok Akdeniz ülkesinde 2000 yıllık zeytin ağacı vardır. Bu nedenle zeytin ağacının adı mitoloji ve botanikte “ölümsüz ağaç” tır. Zeytin dalı öteden beri “barışın simgesi” olarak algılanmıştır. Zeytin; Kutsal kitaplarda ismi geçen çok özel gıdalardandır.

Son zamanlarda kanser ile mücadelede önemli rol oynadığı belirtilen köpekbalığından çıkartılan sgualene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunur. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimiyle bir köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır.

Zeytinyağı kanser lezyonlarını önlemede çok önemli rol oynar.

Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilenir.

Zeytinyağın en sağlıklısı Sızma olanıdır.

Zeytinyağı doğal bir ilaç gibidir.

Yiyeceğin yanı sıra merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan bir losyondur da.

Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara veya ve enfeksiyonlarına karşı da faydalıdır.

Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister sıcak olsun zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asidini azaltır.

Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.

Isıtılmış olsun ya da olmasın, zeytinyağı gastrit asiditeyi azaltabilmektedir.

Tahriş giderici etkileri azaltarak ülsere karşı koruma sağlar. Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona engel olur.

Zeytinyağı safra kesesinin kon traksiyonlarını (kasılma) ve safra salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler.

Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir. Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve bağırsakları rahatlatacaktır.

Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı, basit kronik kabızlığa iyi gelir. Basur şikâyetlerini giderir çiğ olarak içilebilir.

Anne sütünde de bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur.

İçinde bol miktarda bulunan A-D ve E vitaminleri ile Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelerde özellikle önerilen tek yağdır.

Akdeniz diyetinde önerilen tek yağ çeşidi” ZEYTİNYAĞI” dır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır içilirse insan sağlığına diğer katkılarının yanında kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.

Çok eskiden beri halk arasında ağrı, romatizma, burkulma ve adale incinmelerinde; zeytinyağı sürülerek tedavi oluna gelinmiştir.

Kötü kolesterol LDL`yi azaltırken, iyi kolesterol HDL`yi artırır.

Kalbimizin dostu zeytinyağı, hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de yok eder.

Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği “Akdeniz “ülkeleridir.

İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edildiği bilinmektedir.

Yaşamın temel koşulu, vücut hücrelerinin sürekli olarak kendilerini yenileyebilmeleridir. Çocukluk ve gençlik dönemlerin de çok hızlı olan hücre yenilenmesi, yaş ilerledikçe azalır ve yavaşlar.

Beslenme ile yaşlanma arasında güçlü bir ilişki vardır. Besinler vücudumuzda enerjiye çevrilirken oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar.

Hücre gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar, yaşlanma sürecini de hızlandırır. Antioksidan adı verilen bazı maddeler ise, oksidanların olumsuz etkisini ortadan kaldırır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren “zeytinyağı” hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir.

Zeytin üretiminin yoğun olduğu Akdeniz ülkelerinde çok eskiden beri sütü kesilen anneler, yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katarak bebeklerine verip bu eksiliğini gidermeye çalıştığı söylenir.

İçerdiği zengin E, A, D ve K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir.

İçinde bulunan bakır, manganez gibi minerallerde kemik gelişiminde çok olumlu etkiler sağlıyor.Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki insan için yararlıdır.

Zeytinyağı sağlık ve güzellik iksiridir. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır.

Beslenme uzmanları, son yıllarda diyabet rahatsızlıklarının arttığını belirterek diyette önerilen tek yağın bitkisel yağlar olduğunu, bunların içindede tek önerilen yağın “zeytinyağı” olduğunu belirtirler.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan bir başka sorun da, kireçlenmedir. Aralarında kalsiyumun da bulunduğu bazı mineraller, kireçlenmeyi önler. Zeytinyağı, bu minerallerin vücuttaki etkisini artırarak kireçlenmeye karşı önemli bir rol oynar.

Antioksidan maddeler içermesi nedeni ile diğer yağlara göre yüksek sıcaklıklarda bile daha dayanıklıdır ve bu özelliğine bağlı olarak kızartmalarda kullanılabilecek en sağlıklı yağdır.

Zeytinyağı, ekmek, pasta, kek, bisküvi vb gibi fırında pişen mamullere lezzet verir, bu tip gıdaların kurumasını önler.

Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağıda yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir, doğal bir ilaçtır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yağ asidi) ötürü yeni doğmuş bebekler ve gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolu…

fft20_mf5084235[1]

Bağışıklık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, vücudun en büyük korumasının bağışıklık sistemi olduğunu söyledi.

Güçlü bir bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı bizi kalkan gibi koruduğunu belirten Başaralı, “Bağışıklık sisteminin zayıf olması mikropların vücuda rahatça girmesine neden olur. İyi çalışan bir bağışıklık sistemi sağlımızın temelidir. Zayıf bağışıklık sistemi yaygın bir durumdur, çeşitli enfeksiyonlara yakalanan insanların çokluğu da bunun bir göstergesidir. Vücudumuzu bakteriler, virüsler, mantarlar gibi zararlı mikroorganizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemi güçsüzleştiğinde enfeksiyonlara karşı savunma kapasitemiz zayıflar. Yanlış beslenme, çevremizdeki toksinler, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, stres ve ruhsal çatışmalar gibi birçok nedeni bulunmaktadır. Her normal insan enfeksiyona karşı doğuştan savunma mekanizmasına sahiptir. Bu mekanizmaların çoğu doğumdan itibaren iş başında olup, vücuda giren her saldırganı ilk olarak karşılar. Bağışıklık sisteminin merkezinde, kanda ve lenf bezlerindeki B ve T-lenfositleri bulunur. Bağışıklık sistemini etkileyen 3 ayrı faktör vardır. Genetik yatkınlık, çevre kirliliği ya da radyasyon gibi büyük şehirde yaşayanların ister istemez etkilendikleri önemli bir faktördür. Değiştirebileceğiniz yaşam tarzınızdır” ifadelerini kullandı.

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolunu da açıklayan Başaralı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sofranızda sebze ve meyve bol miktarda olsun. Sebze ve meyveler bol miktarda vitamin içeriyor. Mevsiminde yenilen bu yiyeceklerden antioksidan alıyoruz. Antioksidanlar da vücudu temizliyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.

Balık tüketimini arttırın. Balık içeriğindeki omega 3 ve diğer faydalı yağlar sayesinde iyi huylu kolesterolün yükselmesini ve kötü kolesterolün düşmesini sağlar. Sağlıklı bir gelişim için özellikle çocukluk çağından itibaren balık yeme alışkanlığının edinilmesi gerekir.

Tek tip besin diyetlerinden uzak durun. Diyet yapmak uğruna tek tip beslenmeyi değil dengeli beslenmeyi tercih edin. Tüm besin gruplarından dengeli şekilde almalısınız. Denge bozulduğu takdirde metabolizmanız tek bir tarafa doğru kayar, bu durum da hastalıklara zemin hazırlar.

Uzun süre aç kalmayın. Güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı beslenme çok önemlidir. Güne mutlaka sağlıklı bir kahvaltıyla başlayın ve ana öğünleri atlamayın.

Çocuklarınıza paketlenmiş gıda yedirmeyin. Sağlıklı bir nesil için beslenme alışkanlığının küçük yaşlarda edinilmesi gerekir. Bu tip yiyeceklerin faydasından çok zararı vardır. Sağlıklı beslenmenin yanı sıra da mutlaka fiziksel aktivite yapması sağlanmalıdır.

Hayatınızdan hareketi eksik etmeyin. Haftada en az 3 gün, mümkünse her gün 45-60 dakika tempolu bir şekilde yürüyüş yapılmalıdır.

Hem kendinizin hem de çocuklarınızın aşılarını takip edin. Özellikle bebeklik döneminde yapılan aşılar çocuklarımızın bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlar, ömür boyu bizi hastalıklara karşı koruyabilir. Etkisi azalan aşılar ise doktorunuz tarafından belirlenen aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Günde minimum 6 saat uyuyun. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için uyku sisteminizin de düzenli olması gerekir. Günde en az 6 saat uyumalısınız ve uyku saatlerinizin mutlaka gece olması gerekir. Çünkü gece, bazı hormonların salgılanması durur, bazıları ise salgılanmaya başlar. Gece karanlık ortamda uyurken büyüme hormonu salgılanır. İyi bir uykudan sonra sabah uyanıldığında salgılanan kortizol hormonu ise bizi gün içerisindeki stres, ani karar-hareket durumlarına karşı bizi hazır hale getirir.

Sık sık ellerinizi yıkayın. Mikropların hızla yayılmasının ve grip gibi enfeksiyon hastalıklarının oluşmasının en önemli nedenlerinden biri ellerin yeterli şekilde yıkanmamasıdır. Bu nedenle çocuklarımıza mutlaka sabunla el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır, unutmamalıyız ki el yıkama alışkanlığı evde başlar ve okulda pekişir.

Vitamin içmek yerine sebze-meyve yemeliyiz. Unutmamalıyız, vitamin ilaç değil takviyedir. Dengeli beslenemeyen ve stresli bir hayat yaşayanlar doktorları tarafından önerilen dozda vitamin alabilirler. Ancak sebze-meyve yemek vitamin almaktan çok daha faydalıdır.”

alıntı

BUNU YILDA BİR KEZ MUTLAKA YAPIN…

Limon suyu ve sarımsakla yapılan karışım, damar sertlikleri, damar yağlanması, damar tıkanıklıkları ve tansiyon gibi sorunları kalıcı olarak ortadan kaldırıyor.

EVİNİZDE KENDİNİZ YAPABİLİRSİNİZ

– 2 Litre hiç su katılmamış sıkılmış limon suyu

– 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak (Mümkünse Anadolu’da yetiştirilmiş ithal olmayan sarımsaklardan)

– Ağzı sıkı kapanan koyu renkli bir kavanoz (2 litrelik pet şişeler de kullanılabilir)

HAZIRLANIŞI

2 Litrelik kavanoz ya da pet şişeyi dolduracak kadar limon satın alın. Limonların suyunu iyice sıkıp şişeye doldurun. Soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp şişenin kapağını sıkıca kapatın. 25 gün boyunca normal ılık bir yerde tutun ve her gün birkaç kez çalkalayın. Yaklaşık 25 gün sonra sarımsakların limon suyunun içinde eridiğini göreceksiniz.

25 gün sonra hazır hale gelen karışımdan her sabah kahvaltıdan yarım saat önce yarım çay bardağı için. Bunu hergün düzenli olarak ve mümkünse aynı saatte yapın. Bu karışımın içine asla başka bir madde (şeker, tuz, tatlandırıcı vs. katmayın)

FAYDALARI

1- Tüm damar iltihaplarını (vasküler) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu
önlüyor.

2- Kolesterol ve lipidi düşürüyor, zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor.), vücuttaki şeker oranını dengeliyor, pankreasin yenilemesini sağlıyor.

3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinliği yok ediyor ve dokularda ödem oluşmasını engelliyor.

4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini
yapıyor.

5- Tüm romatizmal iltihabi önleyor, her tür romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem yüzeylerinin
yenilenmesini sağlıyor ve her türlü ağrıyı kesiyor.

6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerini yeniliyor, sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor, felç ve inme riskini azaltıyor.

7- Vücudun bağışıklık sistemini son derece mükemmel hale getiriyor ve her türlü alerjiyi, özellikle de damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden engelliyor. Kanser oluşumlarına karşı tüm vücudu koruyor.

Yumurta yemek için 4 akıllı neden…

Yumurta yemek için 4 akıllı neden

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar yumurtanın sağlık açısından son derece yararlı bir besin olduğunu söyledi.

Tutar, yumurtanın en kaliteli protein kaynağı olduğunu ifade ederek, yumurta yemek için 4 akıllı nedeni şöyle sıraladı

“En kaliteli protein kaynağıdır:

Hayatın sağlıklı devam edebilmesi için vücudumuz için gerekli olan tüm besin öğelerinin yeterli ve dengeli alınması önemlidir. Bu besin öğeleri karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve minerallerdir. Şüphesiz ki bütün besin öğeleri sağlık açısından önemli olsa da proteinin vücudumuz açısından ekstra önemi bulunmaktadır. Bağışıklık sisteminin temeli olan proteinin en önemli kaynağı ise yumurtadır. Kaliteli protein kaynağı olarak listenin başında bulunan ve örnek protein kaynağı olarak adlandırılan yumurtanın sadece bu özelliğinden dolayı bile beslenme programınızda bulunması önemlidir.

En uzun süre tok tutan besinlerden birisidir:

Özellikle kilo vermek istiyorsanız yumurta listenizin başında olmalıdır. Sabah kahvaltısı toplum olarak çok sık yapmadığımız ve daha fazla uyuma adına ikinci plana attığımız bir öğündür. Dolaysıyla kahvaltı yapılmadığında yumurta da oldukça nadir tüketilmektedir. Sabah kahvaltı yapılmaması güne aç başlamanıza ve metabolizmanızın yavaşlamasına neden olur. Fakat kahvaltı da en önemli iki besin peynir ve yumurtadır. Siz kahvaltınızı her sabah uyandıktan sonra bir saat içerisinde yapar ve yumurtanızı ihmal etmezseniz gün içerisinde daha uzun süre tok olduğunuzu daha az besin tükettiğinizi göreceksiniz. Bu durum sizin hem daha sağlıklı beslenmenizi hem de kilo vermenizi sağlayacaktır

Pişirme ve hazırlaması pratiktir:

Günümüzde düzensiz beslenmenin en büyük bahanesidir zamansızlık. “Zamanım olmadığı için dışardan söylüyorum”, “hazırlamaya kalksam saat çok geç oluyor” gibi cümleler sıklıkla duyduğumuz cümlelerdir. Yumurta ise bu durumda sizin birinci kurtarıcınız olmaya hazırdır. Hem tok tutması hem hızlı ve pratik olarak hazırlanması nedeni ile zamanınız olmadığında yumurta tüketebilirsiniz. Yumurtanın diğer bir avantajı da birçok sebze ile karıştırılıp hazırlanmasıdır. Bu durumda sizin zaman kazanmanızı sağlar. Ayrıca menemen, omlet veya haşlanmış olarak hazırlayıp baharatlar ile zenginleştirebilirsiniz. Bu şekilde metabolizmanızı daha da hızlandırıp daha hızlı kilo kayıpları yaşarsınız.

Doku ve organların gelişimini sağlar:

Çocuklar için en önemli nokta büyüme ve gelişme sürecinin doğru beslenme ile geçirilmesidir. Bu dönemde yeteri kadar besin öğesi ihtiyacının karşılanamaması ileriki yıllarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve sıklıkla çocukların hasta olmasına neden olur. Özellikle bilişsel performansın gelişmesi için protein içeriği yüksek olan besinlere fazlası ile ihtiyaç vardır. Aynı zamanda doku ve organların gelişimi için yine protein temel besin kaynağıdır. Yumurta da bu besin kaynağının temelidir. Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda hiçbir problem olmadan rahatlıkla tüketilebilir

ALINTI