‘Kişisel Şifre’ analizinizi yapmanın ilk adımı, Doğum Tarihinizi bilmeniz

images (64)[1]

 

‘Kişisel Şifre’ analizinizi yapmanın ilk adımı, Doğum Tarihinizi bilmeniz ve bundan elde edilen 8 haneli bir sayılar zinciri elde etmenizdir.
Hesaplamanın temelinde ‘Fadik Sistem’ bulunmaktadır. Yani, herhangi karmaşık sayının, tek haneye ininceye kadar kendi arasında toplanmasına dayanmaktadır.
Böylece: 10, 1+0= 1 1990, 1+9+9+0 = 19 19, 1+9=10 10, 1+0=1 olmaktadır. (Daha hızlı bir hesaplama için karmaşık rakamlardaki ’9′ sayısını, ’0′ yani etkisiz eleman kabul edebilirsiniz. ’9′lar dahi ya da hariç hesaplama yaptığınızda sonucun aynı çıktığını görebilirsiniz.)
Bir örnek doğum tarihi alalım ve Kişisel Şifremizi oluşturan sayıları tespit edelim. Tüm sayılardan en az bir tane olacağı için ben 12 Mayıs 1964 tarihini almayı uygun buldum. 12 Mayıs 1964 = 12.05.1964 = 12 / 05 / 1964 3 5 2 1 4 8 7 6 (toplama işlemlerini kolayca ve hata oranını düşürerek yapmak, ileride detayları verilecek element, işletim sistemleri vs gibi detayları ilk bakışta görebilmek açısından yukarıdaki dizilimi önerebilirim, bununla beraber hesaplanan her yeni şifre yan yana da yazılabilir.)
İlk Hane (Kişilik-Görme Duyusu-Zihin-İnsanlar Sizi Nasıl Görüyor-İlk İzlenim): Doğum Günü tarihidir. Bu örneğimizde 12′dir. Rkamları tek haneye indirgememiz gerektiği için topluyoruz. 12 , 1+2 = 3
İkinci Hane (Sosyal Bilinçlilik-Duyma Duyusu-Duygu-SesTonu-Konuşma Biçimi):Doğum ayına bakılarak hesaplanır. Örneğimizde tek basamaklı bir sayı olan ’5′tir. (Ama, aralık ayı olsa idi, 12 yani 1+2=3 yapacak ve bu haneye bu bulduğumuz sayıyı yazacaktık.)
Üçüncü Hane (Küresel Bilinçlilik-Tatma Duyusu-Dürtünüz-İnançlar ve Dünyayı Algılamanız-Almak İstediğiniz Roller-Dünya Görüşünüz): Doğum Yılınızdır. Örneğimizde 1964′tür. Rakamları bir arada toplayıp, 1+9+6+4=20, ardından 20′yi 2 + 0 = 2şeklinde olacaktır. Ve 3.haneye yazın.
Dördüncü Hane (Yaşam Döngüsü-Koku Duyusu-İş Yapma Biçiminiz-Olaylara Yaklaşımınız-Bir şeylerden Nasıl Uzaklaştığınız) : Üst sıradaki 4.haneyi hesaplamak için ilk üç hanedeki rakamları topluyoruz. 3 + 5 + 2 = 10, tek haneye indirmek için 1 + 0 = 1 rakamını buluyoruz ve yazıyoruz.
Beşinci Hane (Ders hanesi-Dokunma Duyusu-Zihniniz-Öğrenmeniz Gereken Hayat Dersiniz-İnsanların Yaşamına nasıl Dokunuyorsunuz?-Sık Sık karşılaştığınız Önemli Sorunlar): Bu haneyi ‘Yaşam Döngüsü’ ve ‘Kişilik’ Hanesinde yer alan sayıları toplayarak bulabiliriz. Yani 1. hane + 4. Hane toplamı bize bu haneye ait şifreyi vermektedir. Örneğimizde, 3 + 1 = 4 ‘tür.
Altıncı Hane (İçsel Benlik-Ruh Duyusu-Duygularınız-Kendinizi Tanımlama Biçiminiz-Kendiniz Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?- Olduğunu Düşündüğün Kişilik-İçsel Sesiniz): Bu ikinci sıradaki ilk hanedir. Hemen üzerindeki iki sayının toplanması ile bu hane elde edilir. Yani, ‘Kişilik Hanesi’ ile ‘Sosyal Bilinçlilik’ Haneleri toplanır ve İçsel Benlik Sayısı elde edilir. Örneğimizde bu sayılar 3 + 5 = 8′dir.
Yedinci Hane (İçsel Çocuk-sezgi Duyusu-Dürtünüz-Beklenmedik Durumlardaki Tavrınız-Güvenecek Hiçbir Şey Yoksa Güvendiğiniz Dürtünüz): Bu hane, ‘Sosyal Bilinçlilik’ ve ‘Küresel Bilinçlilik’ haneleri toplanarak bulunur. Yani, üst satırda yer alan 2. ve 3. haneler toplanarak elde edilir. Örneğimizde, 5 + 2 = 7′dir.
Sekizinci Hane (Ruh Duygusu-yaradılış Duyusu-Pratiklik-Canlanıp Harekete Geçmemizi Sağlayan Dürtü-Gerçek ve Doğal Kişiliğiniz-Varlığın Derinliğindeki Duyunuz): 3. satırdaki bu hane hemen üzerindeki 2 sayının toplanması ile elde edilir. Yani, ‘İçsel Benlik’ ve ‘İçsel Çocuk’ rakamları toplanarak bulunur. Örneğimizde bu sayılar, 8 + 7 = 15 dolayısı ile 1 + 5 = 6 olacaktır. Böylece Kişisel Şifrelerin hesaplanması tamamlanmış olur.
Dokuzuncu Hane (Kader Şifresi-Yaşam Duyusu-Varoluş Amacınız ve Göreviniz- Evren ile Uyum Sağlamak İçin Ne Yapmanız Gerekiyor?): Kader Şifresini, tüm bu sayıların tamamını yan yana yazıp toplayarak elde ederiz. Şöyle ki: 3 + 5 + 2 + 1 + 4 + 8 + 7 + 6 = 36, 3 + 6 = 9 olarak hesaplarız. ve ). Hanemizi yani Kader Şifremizi buluruz.
Kader Şifresi; 1 Yaratıcılık,Bağımsızlık, Özgünlük, ego, kendine düşkünlük. Bu insan doğal bir liderdir. Kendine yeterlidir ve hırslıdır. İş hayatında aşırılıklardan, Hükmedici davranmaktan ve acelecilikten kaçınmalıdır.
2 Sezgi, İş birlik anlayışı, Tasarım ve kavrama, Aşırı duyarlık, Bağımlılık. Bu insan sevgi dolu,barış yanlısı, eleştirici ve ideal ortaktır. Detaylara gömülmekten, Ve yalnız kalmaktan kaçınmalıdır.
3 Sanat Kabiliyeti, Sosyal kişilik, Dostluk meyli, Yüzeysellik,Ziyankarlık. Bu insan dışa dönüktür. Hayatı ve eğlenceyi sever. Yaratıcı ve duyarlıdır. Rutinden hoşlanmaz. Kendine disiplin uygulamayı öğrenmelidir.
4 Pratiklik, Uygulayıcılık, Güvenirlik, Bükülmezlik, Sağlamlık. Sıkı bir çalışandır. Her şeyin başarılmasını ister. İyi bir arkadaş ve candan olmayı öğrenmelidir. Güvenlik duygusunun aşırılığından sakınmalıdır.
5 Özgürlük, Uyum Kabiliyeti, Gezginlik, Değişkenlik, Erotizm meyli. Cesur, yürekli ve ikna edici bir kişiliktir. Güzel şeylerden ve bunlara sahip olmaktan hoşlanır. Can sıkıntısından fazla etkilenir. Bunun aşırılığından sakınmalıdır. Kolayca amacından sapması olasıdır.
6 Aşk, Sorumluluk, Anlayış, Her işe karışmak, Kıskançlık. Sıcak, koruyucu ve mutlu kişiliktir. Güvenilir ve sağlam yapıdır. Sevdiği insan için her türlü fedakarlığı yapar. Kendini aşırı kötümser hissetmekten ve başkaları tarafından istismar edilmiş duygusundan arınmalıdır.
7 Ruhsallık, Zihni analizcilik, Zeka, Eleştiricilik, Sır saklama ve baskıcılık. Derin bir düşünürdür. Ruhsal meyillidir. Eksantrik ve değişkendir. Soğuk ve mesafeli durmaktan kaçınmalıdır. Yalnızlıktan ve iyi şeylere sahip olamama duygusundan arınmalıdır.
8 Yöneticilik yetenekleri, Organizasyon yeteneği, Güçlülük, Maddi ve adil. Güçlü,kararlı ve sonca giden kişiliktir. Para ve maddi konularda başarılıdır. Amacının karşısında gördüğü insanlar için duygusuz davranma meylinden arınmalıdır.
9 Sanatkar yetenekleri, Hümanist, Romantik, Duygusallık, İsraf ve konfor . Sezgili, Duyarlı ve yaratıcı kişiliktir. Dünyaya kendini kanıtlamak için savaşır. Kötü alışkanlıklarından kurtulmak ve hayatın küçük detaylarından fazla etkilenmemek için çalışmalıdır.
11 Sezgi gücü, Ülkücülük, Keşif yeteneği, Duyarlık, Fanatik. Hayalci ve öngörülü kişiliktir. Sanatkardır. Bilinç üstü gelişmiştir. Çok gergin ve aşırı duyarlı olmaktan korunmalıdır.
22 Pratik bir idealist, Maddi alanda üstünlük,Çabuk zengin olabilen,Saldırgan. Amacına bağlı ve pratik kişiliktir. Global düşünce tarzına sahiptir. Çok erken dünyaya gelmiş olmak duygusundan ve geleceğe fazla düşkün olmaktan sakınmalıdır.

Fil şeklinde çikolata arıyorum! Sizde de mi yok?”

1200px-Chocolate_Elephant_(8307189953)[1]

Bu yazı için Moris Leviye teşekkür ederim…

İstanbul’da bu günlerde (Hristiyanların Paskalya bayramı zamanları) bazı semtlerdeki pastanelerin vitrinlerine çiçek sepeti, hayvan, meyve hatta çocuk şekillerinde çikolatalar konulur.
İşte böyle bir pastaneye garip, hımbıl bir adam hızlı adımlarla girmiş, çikolataların sergilendiği vitrine hızlı bir göz attıktan sonra kasada oturan pastane sahibine dönerek azarlar gibi sert bir sesle; “Fil şeklinde çikolata arıyorum! Sizde de mi yok?” diye sormuş.
Pastane sahibi öfkenin nedenini anlamamış derin bir nefes almış, içinden “Müşteri her zaman haklıdır” diye kendi kendine söylenmiş ve yumuşak neşeli bir sesle; “Efendim hoş geldiniz. Sincap ve tavşan şeklinde çikolatamız var, ya da isterseniz çiçek sepeti şeklinde hem de üç değişik boyda çikolata çeşidimiz var” demiş.
Adam elleri paltosunun ceplerinde, hayal kırıklığı ile başını öne eğip iki yana sallamış ve dudaklarını bükerek “Yok…Ben fil şeklinde çikolata arıyorum” demiş. Pastane sahibi “Fil şeklinde kalıbımız yok, başka pastanelerde de bulabileceğinizi hiç sanmıyorum, size tavşan şeklinde çikolata verelim” deyince de kapıya doğru dönerek üzgün bir sesle “Hayır olamaz… Ben ne yapıp edip fil şeklinde çikolata bulmalıyım!” diye söylenmiş.
Pastane sahibi artık kendini tutamayıp alaycı bir bakış atıp, gülerek “İsterseniz ve bedelini öderseniz fil kalıbı yaptırırız” diye kapıya yönelen adamın arkasından bağırmış. İşte o zaman adam heyecanla dönmüş ve coşku ile “Gerçekten yapar mısınız bunu? Ben fil şeklinde çikolata istiyorum!” demiş. Dükkan sahibi karşısındakinin ciddi olduğunu görünce hemen kağıt kalem çıkarmış ve “Bilesiniz ki ucuza çıkmaz.” deyip hesap yapmaya koyulmuş. Müşteri ise hesabı beklerken kendi kendine sürekli “Ben fil şeklinde çikolata istiyorum!” diyormuş. Tabi her deyişinde pastaneci de hesap yapar gibi yaparken kafasındaki fiyatı yükseltiyormuş. Sonunda pastaneci heyecanını gizleyerek “Fil şeklindeki çikolatanız size …. liraya mal olur” demiş ve karşısındakinin vaz geçeceğinden de korkarak “Çikolatanızı çok güzel ambalajlarız götüreceğiniz yerde sükse yaparsınız” diye ballandırmış. Ama zaten adamda vaz geçecek göz yokmuş ki; “Tamam yapın. Ben fil şeklinde çikolata istiyorum!” demiş, pastane sahibi şaşkın “Peki yaparız ancak bunun bedelini önceden ödemeniz gerekir.” deyince de cebinden bir tomar para çıkarmış ve hemen çikolatanın bedelini ödeyip; “Ne zaman geleyim? Ben fil şeklinde çikolata istiyorum!” diye sormuş. Pastane sahibi “haftaya bugün gelin” demiş. Bir yandan da daha fazla para istemediği için kendi kendine kızıyormuş.
Öbür hafta adam pastane açılır açılmaz heyecanlı adımlarla yine eli ceplerinde pastaneye girmiş ve “Fil şeklinde çikolata geldi mi? Ben fil şeklinde çikolata istiyorum!” diye sormuş. Pastaneci hemen tezgahın arkasına dönmüş ve bir gün önce özene bezene yaldızlı kağıtlarla renkli kordelelerle bir sanat eseri niteliğinde hazırlanmış çikolata paketini adama uzatmış. “Buyruuun! İşte fil şeklinde çikolatanız.” diye de kıkırdamış. Adam paketi kaparcasına pastane sahibinin elinden almış, elleri ayaklarına dolaşarak paketi hoyratça yırtmış, fil şeklindeki çikolataya hızla bir bakmış ve sonra filin hortumunu kırıp ağzına tıkıştırıp şapur şupur çiğnemeye başlamış. Bir yandan da şaşkınlıkla gözlerini fal taşı gibi açmış olan pastane sahibine dönerek ağzı dolu dolu; “Azizim ben hep fil şeklinde çikolata istiyorum! Fil şeklindeki çikolataya bayılırım!” demiş.
——————-
Takıntı!
Kimilerini rezil ve bedbaht eder, kimilerine de eninde sonunda fil şeklinde çikolatayı yedirtir çünkü George Bernard Shaw demiş ki “The reasonable man adapts himself to the world; the unreasonable one persists in trying to adapt the world to himself. Therefore all progress depends on the unreasonable man.” (Makul / mantıklı insan kendini dünyanın gidişine uydurur; mantıksız olan ise dünyayı kendine göre değiştirmeye çalışır. Bu yüzden bütün gelişme / ilerlemeler, mantıksız insanlar tarafından yapılır)
Tarih boyunca pek çok insan kafasına koyduğunu yaptı ve bunun için epey bedel ödedi. Kimi sağlığından oldu, kimi çok azap çekti ama sonunda da istediği gibi -fil şeklinde çikolata -yaptırdı. İyi ki de böyle insanlar arasında faydalı olanlar oldu ve varlar.
İsveç Karolinska Enstitüsü’nün 2014 de yayınlanan bir raporuna göre, dans, edebiyat, fotoğrafçılık vsr gibi yaratıcı dallarda çalışmış olan (ve çalışan) çok başarılı, özgün düşünceli insanların arasında kendisinde ve/veya aile geçmişinde şizofreni gibi zihin hastalıkları bipolar bozukluk ve otizm olanların oranı küçümsenmeyecek boyuttadır.
Bugün olduğu gibi geçmişte de böyleydi ve bugünkü dünyamızın genellikle estetik ve düşünsel büyüsünü kısmen bu tip insanlara borçluyuz.
Size hemen yaşadıkları dönemlerde bir miktar deli olarak nitelendirilen, üretken ama yapıtları ve fikirleri olağanüstü başarılı, evrensel, zaman dışı bir kaç ismi sayayım; Vincent Van Gogh, Ludwig Van Beethoven, Michelangelo, Michael Jackson, Nietzsche, Newton, Leo Tolstoy, Charlie Chaplin, Tesla, Freddie Mercury,…. (Yerli isimleri tartışma açmamak için yazmadım)
Yalnız sanatçılar, mucitler ve düşünürler değil tabi devlet adamları arasında da böyleleri vardır. N.Carolina’da Duke Üniversitesi Psikiatri Merkezi’nin 2006 yılında yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını açıklayan Profesör Marvin Swartz’a göre, 1776-1974 yılları arasındaki 37 ABD başkanından (Washington-Jefferson-Lincoln-Roosevelt gibi en önemlileri dahil) 18 i en az bir akıl hastalığından muzdaripti.
Psikolojik psikiatrik problemler, hatta çılgınlık, büyük düşünür Desiderius Erasmus’a göre hiç de kötü bir şey değil. “Çılgınlığa övgü” isminde bir başyapıtı var.
Kitabın başında Bernard Shaw gibi o da şunları yazmış; “Bazı insanlar hayaller dünyasında yaşarlar, bazıları da sadece gerçeklerle ilgilenir. Birileri de vardır hayalleri gerçek kılarlar….Onlar söyleyemediklerimizi söyler, gösteremediğimizi gösterirler.” İşte bu üçüncü olağanüstü insanları “çılgınlar” diye adlandırdığı belli. Kitabın özeti sayılabilecek harika bir cümleyi paylaşayım; “İnsanlar var güçleriyle sizi ıslıklarken, siz kendinizi alkışlarsanız, zararı nedir? İşte kendinizi alkışlamanızı sağlayan bilgeliğinizin ismi “çılgınlık”tır . İnsanlar çılgınlık yapmanın utanç verici olduğuna inanıyor; ama deli olarak nitelendirilmek korkusu ile aklınıza geleni yapmamak çok daha büyük bir sıkıntıdır. Başınıza taş düşerse bu sahiden kötüdür; ama utanç, şerefsizlik, ayıp ya da hakaret, ancak siz aldırırsanız kötüdürler.”
Asimov demiş ki; “Man’s greatest asset is the unsettled mind.” (İnsanın en büyük varlığı huzursuz zihnidir) Aslında hepimiz azıcık takıntılıyız. Hatta bir kısmımız da bir miktar deliyiz. * En azından gel-gitlerimiz var.
Siz bu yazıyı okuyunca isyan edip “Ben öyle değilim!” diyebilirsiniz. Bunun için şükür edin ama etrafınızda böyle birileri var ise -çok zor biliyorum ama- değerlerini bilin.
————–
(Tazria-Metsora)