Archive | 01 Haziran 2019

Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın.

b267e03b0e508e2beda84b6655e68d3a[1]

Hiç bir zaman geç kalmadınız, kaç kere yoldan dönmüş de olsanız, kaç kere döndürülmüş de olsanız, dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, kendinizin ‘Yüreğiniz’ tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da siz yine de ‘kendinize-Yüreğinize’ yürüyünüz. Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın.
/ Mevlana

Yeni Ayda Gittiğin Her Yerde Sultanlar Gibi Karşılanma Ritüeli

anette-inselberg-ritc3bcel-sulyan-dilekler[1]

Bu ritüeli 1 Haziran -10 haziran tarihleri arasında yapabilirsiniz…

Yeni Ay Ritüeli Malzemeleri:

Pembe karton
Bir bardak su
Sevdiğiniz bir kolye
Çörek otu
Lavanta
Pembe çiçekler (bulamazsanız kağıda çizip boyarsınız)

Yeni ay Ritüelinin Yapılışı:

Gün içinde uygun bir zamanda ritüel alanını oluşturuyorsunuz. Ritüel alanını oluşturmak için adımlar şöyle:

1) Pembe kartonun ortasına bir bardak su ve içine sevdiğiniz kolyeyi koyuyorsunuz

2) Fotoğrafta görüldüğü gibi çörek otlarını yuvarlak yaparak kartonun üzerine serpiyorsunuz

3) Çörek otlarının üzerine lavantaları serpiyorsunuz

4) Pembe çiçekleri çörek otları ve lavantaların üzerine koyuyorsunuz ve üç tane pembe çiçekle yuvarlağı bitiriyorsunuz

5) Akşam 19:00 – 22:00 arası en sevdiğiniz kolyeyi iki avucunuzun içine alıp şu sözleri söylüyorsunuz: ‘’Seni taktığım sürece ……….. ayı içinde her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanacağımı, bana şans, bolluk ve bereket getireceğini biliyor ve sana teşekkür ediyorum”. Sonra takımızı bardaktaki suya geri bırakıyoruz

6) Akşam 19:00 – 22:00 arası yuvarlağın en sonundaki üç pembe çiçeği avuçlarınızın arasına alıyorsunuz ve şu şözleri söylüyorsunuz: “Allahın izniyle sırasıyla üç dilek diliyorum (dileklerinizi dileyin) ve olması için üç gün içinde ya toprağa gömeceğim ya da denize savuracağım. Bütünün ve benim en yüksek hayrıma dileklerim kabul oldu, kabul oldu, kabul oldu”

7) Üç gün içinde takınızı takın ve ayın sonuna kadar hiç çıkarmayın. Takınızı takarken “bundan sonra her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanıyorum” deyin.

8) Üç gün içinde tüm malzemeleri ya toprağa gömün ya da denize savurun. Dileklerinizi temsil eden üç çiçeği gömer ya da savururken “dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu” deyin.

Şifa olsun…

Anette İnselberg/ Her Şey Değişir Kitabımdan

“Platon’un ünlü mağara alegorisi…

61292227_10157387562219962_8847324659130040320_o[1]
Bir mağaranın içinde, dışarıdan gelen ışığa arkalarına dönük olarak ömürlerini geçirmiş olan insanların tek gördükleri önlerine vuran hayvan, insan ve nesne gölgeleridir.
Gerçek formunu hiç görmemiş bu insanlar için tek gerçeklik bu gölgelerdir. Hapis olan kişilerden biri bir gün aniden serbest kalır.
Mağaranın dışındaki dünya ile karşılaşır. Tamamen ışık ile yani gerçek ile tanışan bu kişinin gözleri neredeyse körlük yaşar.
Zamanla şimdiye kadar gerçek sandığı gölgelerin aslında gerçek olmadığını ve gerçeklerin birer karanlık yansıması olduğunu anlamaya başlar…
Hayatın gerçeğini anlayan bu kişi mağaraya dönüp diğer insanlara gölgelerin sahte olduğunu ve asıl gerçeğin dışarıda olduğunu anlatmaya çalışır. Ancak dışarıyı hiç görmeyen bu insanlar anlatılanı idrak edemezler ve kızgınlıkla karşı çıkarlar…
Platon, mağara alegorisi yani benzetmesinde bir şeyleri anlamaya başlamış olan filozofların bunu halka anlatamayışını örneklemek istemiştir.
Bu metafor günümüz dünyası ve düzeni içinde hala geçerlidir. Çünkü insanlar anlayabildikleri kadarını kabul edip kendi anlayışlarının ötesinde anlatılanları kabul etmezler. Bu yüzden gerçekleri anlatanlar bir şekilde toplum içinde baskı altına alınır.
Işığı-gerçeği görmek doğruyu duymak rahatsız edicidir. Bu yüzden zihin karanlığı ve esareti seçer. Cahillik mutluluktur..Gerçek ile yüzleşmek ve özgür olmak cesaret ister.
Herkesin bir gün mağaradan çıkabilecek kadar cesur olması dileğiyle…”

Sen kendin neysen, bil ki hep kendinle karşılaşırsın…

 

61911868_641945619602606_869100694068527104_n[1]

Sevdiğin, senin aynandır.
Hiç böyle düşündün mü? Sevdiğin, en yakın gördüğün 3 insana bak. Hepsinde senin yansıman var. Biri çok eğlenceli, bu yüzden eğlenceli tarafını aynalıyor sana. Biri çok sırdaş, bu yüzden sır tutan tarafını gösteriyor sana. Diğeri çok mutsuz, kırgın tarafını ispatlamaya çalışıyor sana…
Geçmişten bugüne kadar aşık olduğun insanlara bak. Hepsinde senden izler var. Kimisi serseri, kimisi sinirli, kimisi kırılgan, duygusal, kimisi saf, kimisi kızgın. Ama hepsi senin yansıman. Sen kızgınsan mesela ailene, hayata kızgın birini çekersin kendine. Sen serseriysen arkadaşlarınlayken, ilişkide serseri olan birini çekersin kendine…
Çünkü sen, hangi enerjideysen, o enerjideki insanlarla buluşturur hayat seni.
“Ben böyle birini hiç istememiştim” deme. O’nda o kadar çok şey gördün ki, kendinden sakladığın… Bu yüzden sevdin onu..
Her şey ayna görevi görür.
Sen kendin neysen, bil ki hep kendinle karşılaşırsın… “En iyi sen”le karşılaşman dileğiyle! ✨❤️#2017denbeklentim#ayna#ardaerel

Olup biteni nasıl görmüyorlar diye öfkelenmeyin…

61605250_379912069287367_5903925662137188352_n[1]

Olup biteni nasıl görmüyorlar diye öfkelenmeyin. Her varlığın belli bir enerji düzeyi var ve her varlık ancak bu seviyeye uygun bilgilere ulaşabilir.

Evrendeki yayının kendi frekansına uygun olanını alır; üstündeki yayını duyamaz, göremez, hissedemez.

Bundandır k,, ”gözleri vardır; görmezler; kulakları vardır; işitmezler.

Kalplerindeki mühür açılana dek bir üst yayını alamazlar.

Kaynak: kuantum farkındalık