İnsan kendini ve bilhassa ağzından çıkanları bilmeli, kendi ile yüzleşmeli, kendi kendine söylediklerini bile tartmalı.

anette inselberg kelimelerin gücü

 

Üniversitedeki dört Hukuk öğrencisinin canı o hafta sonu Pazartesi günü sabah yapılacak olan Hukuk Felsefesi sınavına hazırlanmak istemiyordu. Nasıl istesinler ki?
Yakınlardaki bahçede kız lisesinin mezuniyet toplantısı vardı. Hava güzeldi, gençler deli kanlarının damarlarında hızlı aktığı yaşlarda idiler. Kızlar havadan da güzeldiler ve yeni ufuklara açık oldukları bir günlerindeydiler. Özetle gün Hukuk Felsefesi çalışacak gün değildi.
Önce ne yapacaklarını düşündüler, sınavı atlatmanın planlarını yaptılar ve sonra giyinip saçlarını şekle soktular heyecan içerisinde bahçeye gittiler. O gün gece geç vakitlere kadar eğlendiler. Gün boyunca harika ümitler ve heyecanlar yaşadılar.
Ertesi gün ellerini ve giysilerini olabildiğince kirlettiler ve öğlene doğru Hukuk Felsefesi hocasının yanına çıkıp sınava gelirken yolda birlikte bindikleri arabanın lastiğinin patladığını, yedek lastik de patlak olduğundan saatler boyunca arabayı itmek zorunda kaldıklarını bu yüzden sınava yetişemediklerini söylediler. Hoca, soğuk bir ifade ile üç gün sonra dördü için özel bir sınav yapacağını söyledi. Gençler sevinç içerisinde Hukuk Felsefesi çalışmaya ve bir sonraki hafta sonunu hayal etmeye evlerine döndüler.
Sınav günü geldiğinde hoca bu sınavın kendilerine özel bir sınav olacağını söyledi. “Umarım Hukuk felsefesinin ruhunu çalışmışsınızdır” dedi ve her birini ayrı ayrı odalara koydu. Odalarda oturacakları sırada üzerinde 100 puanlık bir tek soru olan bir kağıt vardı;
*Pazartesi günü sınava gelirken bindiğiniz arabanın hangi lastiği patladı? Lütfen aşağıdaki şıklardan birini işaretleyiniz.
a) Ön sol b) Ön sağ c) Arka sol d) Arka sağ
————
Başkalarına yalan söylemek ciddi iştir! Sonunda utanabilirsiniz.
Daha kötüsü de var, yaşama yalan söylemek büyük kayıptır! Yaşamı muhtemelen ıskalarsınız.
En hazin olanı insanın kendi kendine yalan söylemesidir. Asla kazanma şansı yoktur.
Kadının biri Gandi’ye küçük oğlunu getirmiş ve kendisine şunları söylemiş; “Ne olur Mahatma (Yüce Ruh demektir) oğlum durmadan şeker yiyor. Hasta olmasından korkuyorum, seni dinleyecektir. Lütfen ona şeker yememesini söyle”
Gandi yüzünü buruşturmuş. Bir süre düşünmüş sonra da “Gelecek hafta getir onu bana ” demiş.
Bir hafta sonra annesi çocuğunu getirince de çocuğa kısaca “Şeker yememelisin” demiş. Çocuğun annesi şaşkınlıkla sormuş; “Mahatma bunu niye geçen hafta söylemedin?” Gandi gülerek cevap vermiş “Önce bu uyarıyı kendime yapmalı idim. Ben de çok şeker yiyordum. Kendime aynı sözleri geçen hafta söyledim, denedim ve şeker yemeyi bırakabildiğimi gördüm” demiş.
İnsan kendini ve bilhassa ağzından çıkanları bilmeli, kendi ile yüzleşmeli, kendi kendine söylediklerini bile tartmalı.
—————-
(Tazria)

Kaynak:  moris levinin facebook sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Her Şey Değişir – Ritüeller Kitabı” Hakkında Özge Uzun İle Hafta Sonu Programında Yapılan Söyleşi…

Huzurla uyumak için yastığını altına lavanta, ıhlamur, papatya, kantaron ve çörek otlarından oluşan bir kese koy. ..

 

Huzurla uyumak için yastığını altına lavanta, ıhlamur, papatya, kantaron ve çörek otlarından oluşan bir kese koy. ..

Anette İnselberg / Her Şey Değişir

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Huzurla uyumak için yastığını altına lavanta, ıhlamur, papatya, kantaron ve çörek otlarından oluşan bir kese koy. ..

Huzurla uyumak için yastığını altına lavanta, ıhlamur, papatya, kantaron ve çörek otlarından oluşan bir kese koy.

Anette İnselberg/ Her Şey Değişir

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baharın Coşkusuyla Kapılarımızı Açma Ritüeli…

anette inselberg her şey değişir ritüeller kilitleri açma

Bahar tüm coşkusuyla kapımıza dayandı enerjimizi yükseltmeye başladı. 5-15 nisan arası sürecek yeni ayın bu etkisini gelin bir ritüelle taçlandıralım…

Ritüel Malzemeleri

Kırmızı Karton

Bir Kase

Bir Anahtar Kolye

Ritüelin Yapılışı

5-15 nisan tarihleri arasında herhangi bir gün (saati de size bağlı) malzemeleri fotoğraftaki gibi yerleştiriyorsunuz. Akşam dokuzdan sonra anahtarlı kolyeyi sol elinize alıp gözlerinizi kapatıyorsunuz. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan nefes veriyorsunuz. Ve bunu üç kere tekrarlıyorsunuz.

Ve şu sözleri tekrarlıyorsunuz” Bugünden itibaren hayatıma, coşku, aşk, yaşam enerjisi, dileklerimin kabulü, sağlık, bolluk ve bereket giriyor. Tüm kapalı kapılarım kolaylıkla, hızlıca ve çabucak açılıyor, açılıyor, açılıyor.” ve anahtarı suya geri bırakıyorsunuz.

Ertesi gün size uyan bir vakitte sudan anahtarlı kolyenizi sol elle çıkarıp boynunuza bir haftalığına takıyorsunuz. Takıyı takarken ” Tüm kapalı kapılarım kolaylıkla, hızlıca ve çabucak açılıyor, açılıyor, açılıyor” diyorsunuz.

Şifa olsun,

Anette İnselberg / Her Şey Değişir

Not 1: Kırmızı kartonu başka bir ritüelde kullanabilirsiniz.

Not 2: Takıyı başka zamanda kullanabilirsiniz.

Not 3: Suyu bahçeye yada saksınıza dökün.

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resmin altında yazan “Ceci n’est pas une pipe,” Bu, bir pipo değildir demek.

anette inselberg rene magritte

 

Resmin altında yazan “Ceci n’est pas une pipe,” Bu, bir pipo değildir demek.
Doğru!
Çünkü bunun bulunduğu yerde benim küçüklüğümün evindeki tatlı / bildik / tütün külü kokusu olmaz.
Bununla babamın yaptığı gibi halka şeklinde duman üfürüp çocukları ve kendinizi eğlendiremezsiniz.
Bir pipo ile yapabileceğiniz hiç bir şeyi bununla yapamazsınız.
Çünkü René Magritte’in 1928 de yaptığı bu eser bir pipo değildir.
Bir sanat eseridir. Bu bir pipo resmidir…
Bir pipo resmi ile bir pipo ile yapabileceğinizden çok daha fazlasını yaparsınız.
Bunu dudaklarınız değil ruhunuz kullanır.
Ve ruhunuz, vücudunuzdan daha doyurucu ve keyif verici olanı hisseder.
Psikolog Abraham Maslow’un (1908-1970) 1943 yılında yayınladığı kuramına göre insanların ihtiyaçları 5 düzeyde kategorize edilir. İlk dört düzeyde barınma, beslenme, korunma gibi bizi nerede ise hayvanlardan ayırmıyacak olan ihtiyaçlarımız var.
Beşinci düzeyde ise yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü, erdem gereksinimleri var.
“Yaratıcılık” tabi ki sanatı içeriyor. Yani bizi diğer canlılardan gereksinimlerimizin çeşitliliği ayırıyor.
El emeği göz nuru ile bütünleşmiş hayaller, düşünceler, dilekler, duygular yansıtan tasarımı ile bir müzik ezgisi, bir türkü, bir desen, bir çizim, bir takı, bir heykel, bir biblo, bir yemek, bir yazı, bir şiir, bir tasarım, bir duruş, bir kareografi, bir yapı bizi düşündürür, duygulandırır, neşelendirir, nedenini anlamadığınız biçimde sevindirir. Tatlı anıları anarız, belki imreniriz, ilham alır, hayran olur ya da eleştiririz. Bakar, izler, dinler, dokunur, koklar, tadar bunların çok daha ötesindeki duyularımızla keyif alırız. Yaşadığımızı (Daha da ötesi) yaşamdan keyif aldığımızı hissederiz.
Her birimiz bir sanatçı olamayız.
Ama sanatçı duyarlılığı ile yaşamayı öğrenmek ve bizden sonrak kuşaklara öğretmek elimizde. Bir sanat eseri gibi farklı, özgün, ilginç, uyumlu, zarif, asil, güzel, renkli, ilham verici, ses veren, izlenilir, etrafındakilerin beğenisine ve övgüsüne layık bir yaşamı yaratmak elimizde.
Bizi alelade olmaktan kalbimizdeki “ilham dolu” bilgelik ayırıyor.
—————–
(Vayakel)

Kaynak: Moris Levinin facebook sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sahip Olduğumuz Şeylerle Huzurlu Muyuz..?

anette inselberg huzur bilge adam

 

Dünyanın bütün zenginliklerine sahipti, ama şimdi ise zihinsel huzur peşinde koşuyordu. Bir bilgeden diğerine gitmiş ve hepsi de harika tavsiyeler de bulunmuş ama tavsiye kimseye yardımcı olmaz. Sonuçta, sadece aptallar nasihat verir ve sadece aptallar nasihat alır. Bilge insanlar, nasihat vermekte gönülsüz davranır, çünkü bilge bir adam, bu dünyada bedava olarak verilen ve hiç kimsenin almadığı yegane şeyin nasihat olduğunu bilir.
Öyleyse neden uğraşsın? Bilge bir adam, önce nasihati kabul etmen için seni hazırlar. O sana sadece nasihat vermez; senin hazırlanman da gerekir. Seni hazırlamak yıllar sürebilir; önce tarlayı süreceksin ve ancak ondan sonra tohumu ekebilirsin. Sadece bir aptal, taşların, kayaların üstüne tohum atarken, aslında onları ziyan ettiğini aklına getirmez. Bütün bu bilgeler ona nasihatte bulundu ama hiçbir şey yerine oturmadı.
Sonunda, bir şey sormadığı adamın biri, kimsenin tanımadığı bir adam – hatta köyün aptalı olarak görülüyordu – bir gün yolda giderken onu durdurdu ve şöyle dedi:
“Sen gereksiz yere vaktini harcıyorsun. Bu adamların hiçbiri bilge değil. Onları çok iyi tanıyorum, ama aptal olduğum için kimse bana inanmıyor. Belki sen de bana inanmayacaksın, ama tanıdığım bir bilge var. Zihinsel huzur için kendine bu kadar işkence yaptığını görünce, sana doğru insanı göstersem iyi olur diye düşündüm. Sonuçta ben bir aptalım. Kimse benden nasihat istemez ve ben de kimseye vermem. Ama dayanamadım. Seni bu kadar üzgün ve mutsuz görünce sessizliği bozdum. Komşu köydeki şu adama git…”
Zengin adam hemen, içinde çok değerli elmaslar bulunan büyük bir torbayla, güzel atına binip gitti. Köye ulaştı ve adamı gördü. Bu adam, Sufilerin Nasrettin Hocasıydı.
Hocaya sordu: “Zihinsel huzura ulaşmama yardımcı olabilir misin?”
Hoca yanıtladı: “Yardım mı? Onu sana verebilirim.”
Zengin adam düşündü: “Çok garip, önce o aptal tavsiye etti ve ben de çaresizliğim yüzünden, denemekten bir zarar gelmez dedim ve buraya geldim. Bu adam daha büyük bir aptala benziyor. ‘Onu sana verebilirim’ diyor…”
Zengin adam konuştu: “Bana verebilir misin? Her türlü bilgeye gittim hepsi nasihat verdi; şunu yap, bunu yap, disiplinli yaşa, bağış yap, yoksullara yardım et, hastane aç, şunu yap, bunu yap. Bütün bunları söylediler ve aslına bakarsan ben de hepsini yaptım, ama hiçbiri işe yaramadı. Hatta daha da çok bela çıktı başıma. Şimdi sen onu vereceğini mi söylüyorsun?”
Hoca cevap verdi: “Bu iş çok kolay. Şimdi attan in.”
Zengin adam atından indi. Torbasını elinde tutuyordu ve hoca sordu: “Neden o torbayı kalbine bu kadar yakın tutuyorsun?”
“Bunlar çok değerli elmaslar. Eğer bana huzur verebilirsen, sana bu torbayı vereceğim.”
Ama adam daha ne olduğunu bile anlamadan, hoca torbayı kaptı ve koşmaya başladı. Bir an için şok geçiren zengin adam, ne yapacağını bile anlamadı. Sonra hocanın peşine düştü. Ama burası hocanın köyüydü; her sokağı, her kestirmeyi biliyordu ve koşuyordu. Zengin adam, hayatı boyunca hiç koşmamıştı ve çok şişmandı…
Ağlıyor, hızla nefes alıp veriyor ve gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Dolandırıldım! Bu adam hayatım boyunca biriktirdiğim bütün emeğimi, her şeyimi aldı” diye bağırıyordu. Böyle olunca da bir kalabalık toplanmıştı ve hepsi gülüyordu. Zengin adam, “Hepiniz aptal mısınız, bu köy aptallarla mı dolu, ben mahvoldum ve sizler hırsızı yakalamaya çalışmak yerine gülüyorsunuz” dedi.
Kalabalıktan sesler yükseldi: “O bir hırsız değil, çok bilge bir adamdır.”
Zengin adam, “Köyümdeki o aptal bu belayı başıma sardı!” diye söylendi. Ama bir şekilde koşarak, terler akıtarak hocayı takip etti. Hoca, adamın atının hala durmakta olduğu ağacın altına geldi. Elinde torbayla ağacın gölgesine oturdu ve zengin adam da ağlayarak geldi.
Hoca “Şu torbayı al” dedi. Zengin adam torbayı alıp göğsüne bastırdı. Hoca sordu: “Şimdi nasılsın? Bir parça huzur hissediyor musun?” Zengin adam yanıtladı: “Evet, çok huzurlu geliyor. Çok garip bir adamsın ve garip yöntemlerin var.”
Hoca yanıtladı: “Hiçbir gariplik yok; basit bir matematik. Sahip olduğun şeyi kanıksamaya başlıyorsun. Sana, onu kaybetme ihtimalinin gösterilmesi lazım; ancak o zaman ne kaybettiğinin farkına varıyorsun. Yeni hiçbir şey kazanmadın. Bu, huzursuz bir şekilde taşıdığın torbanın kendisi. Şimdi aynı torbayı kalbine bastırıyorsun ve herkes, ne kadar mutlu ve huzurlu olduğunu görüyor; mükemmel bir bilge! Evine git ve kimseyi rahatsız etme…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

05.04. Yeni Ayında Ne Takalım Diyenlere Cevabım Elbette El Fettah Olacak…

47580776_1924636954318014_8512277335565664256_n1[1]

 

Evett bahar tüm coşkusuyla bana şans getirsin, rahmet ve rızk kapılarımı açsın, her türlü sorunum kolaylıkla çözülsün diyorsanız el Fettah kolye ya da bileklik takmalısınız.

Hepimizin sonsuz mucizevi kapıların açılması dileklerimle
Anette İnselberg
Not :El-Fettâh: Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşküllerini çözüp kolaylaştırandır. Her türlü sıkıntıyı gideren rahmet, rızık kapısı açan odur.
Not: El Fettahı Murat ve Aslı çiftinden almak isteyenler için iletişim adresini paylaşıyorum…
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Kolyeler sırasıyla:
Zincirli kolyeler 80₺
İpli kolyeler 60₺
KDV Kargo dahil.
Kolyeler pirinç üzerine altın kaplama olup, ömürboyu garanti veriyoruz.
Altın ve gümüş kolye ve bileklik ücretleri:
Hepsinin hammaddesi 925Ayar gümüş üzerine rodyum ve altın kaplama olarak hazırlandı bu ürünler.
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Kolye Altın Kaplama Gümüş Zincirde 110₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Rodyum Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil
925Ayar Altın Kaplama Gümüş Ya Fettah Bileklik 75₺ KDV Kargo Dahil

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

04.04 Kapısı Ritüeli…

anette inselberg 4-4 kapısı ritüeli

 

“04.04  tarihinde uygulayabileceğiniz bir ritüeli sizlerle paylaşmak istedim. Aşağıdaki maddeleri sırasıyla takip edin. Ve her zaman hatırlayın dilekleriniz çoktan oldu bile…

Ritüelin Malzemeleri:

3 adet kırmızı mum
1 bardak su
3 mum altlığı
Beyaz kağıt
Kırmızı kalem

Ritüelin Yapılışı:

Mumlarımızı ve su dolu bardağı resimdeki gibi yerleştiriyoruz. Dileklerinizi beyaz bir kağıda kırmızı kalemle yazıyorsunuz. Dilekleriniz olumlu ve şimdiki zaman olmalı. “Yeni işime başladım, yeni evim harika, ruh eşimle harika bir ilişkim var, annemle aram çok iyi bugün çok güzel vakit geçirdik” gibi…

Akşam dokuzdan sonra istediğiniz zaman mumları yakıyor ve dileklerinizi yazdığınız kağıdı suyun içine koyuyorsunuz. Dileklerinizi suya koyarken “tüm dileklerimin benim ve bütünün ve ilgili herkesin en yüksek hayrına en hızlı şekilde olmasını şeçiyorum, seçiyorum, seçiyorum” diyorsunuz.

Yüksek enerjili dilek alanınıza akşam hiç dokunmuyorsunuz. Ertesi gün dilediğiniz bir vakit mumdan kalanları, kağıdı ve suyu evinizin yakınındaki bir bahçeye ekerken “tüm dileklerim çoktan oldu, çoktan oldu, çoktan oldu” diyorsunuz.

Şifa olsun,

Anette İnselberg / Her Şey Değişir Kitabından

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Derdiyle Uyuyan Dermanıyla Uyansın İnşAllah

46224551_566904557082941_2446735537741048237_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendime Not: Elinden Gelenin En İyisini Yap…

56184239_1936817379781202_780694818119483392_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »