Beynin Serotonin Üretimini Arttırarak Sizi Daha Zeki Ve Mutlu Yapacak 6 Alışkanlık

anette inselberg seratonin mutluluk müzik

 

Serotonin, nöronlarımızın birbirleri ile iletişimini sağlamak için üretilen ve merkezi sinir sistemimizin farklı bölgelerinde bulunan bir sinir taşıyıcısı (nörotransmitter) dır. Bu madde, ruh halinin dengeli bir duruma gelmesinde çok önemli bir rol oynar. Buna ek olarak, diğer işlevlerinin yanında iştahın ve uyku döngüsünün düzenlenmesi ve dengelenmesi, öne çıkan diğer fonksiyonları arasında bulunmaktadır. Peki bu maddeyi doğal yollardan arttırmanın bazı yolları olduğunu biliyor muydunuz?
1. Triptofan İçeren Besin Maddeleri
Triptofan serotonin’in üretiminde önemli bir role sahiptir. Hindi eti başta olmak üzere neredeyse protein içeren hemen hemen tüm gıdalarda bulunmaktadır. Ancak en yüksek miktarlarda sıcak süt, kakao, badem ve hindi eti tüketimiyle vücuda alınır. Triptofan içeren gıdaların tüketiminin yanı sıra, bu besinlerin doğru sindirilmesi için lif içeren besinlerde tüketilmelidir. (yeşil sebzeler ve tam tahıllar.)
2. Güneş Altında Eğlenceli Zaman Geçirin
Bir diğer tavsiye edilen alışkanlık ise, günün ilk saatlerinde güneşlenmektir. D vitamini kuşkusuz insan sağlığı için sahip olduğu önemli roller nedeniyle son derece önemli vitaminler arasında bulunmaktadır. Bu rollerden biri de yüksek miktarlarda serotonin üretimine olan katkısı ve insanın daha iyi bir biçimde dinlenmesine olan faydalarıdır.
3. Klasik Müzik Dinleyin
Serotonin üretimi sağlayan en fazla tavsiye edilen alışkanlıklardan bir diğeri de klasik müzik dinlemektir. Dr. Joel Robertson’a göre, beynin bir tür uyumluluk haline girmesini sağlayan matematiksel bir dizilime sahip olan Bach’ın eserleri bu bakımdan özellikle ön plana çıkmaktadır. Robertson ayrıca Chopin, Händel ve Haydn tarafından bestelenmiş olan eserleri de tavsiye etmektedir.
4. Egzersiz Yapın
Serotonin üretimini etkin bir biçimde sağlamanın bir diğer yolu da rutin bir biçimde egzersiz yapmaktır. Spor yapmanın size mutluluk vereceği sadece bir söylenti değil tam aksine bir gerçektir: Terlemenin sinir taşıyıcılarının üretimini ve ortaya çıkmasını artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu bağlamda, koşma, yüzme ve dans etme gibi kardiyovasküler yoğunluklu egzersizler en etkili olan egzersiz türleri arasında bulunmaktadır.
Bunlara ek olarak, yapılan fiziksel aktiviteler, serotonin maddesinin önemli bir bileşeni olan triptofan üretim seviyesini de artırmaktadır. Bunun sonucu olarak beyinde oluşan etki, spor sonrasındaki süreçte de devam etmektedir.
Ancak tüm bunların yanında, fiziksel egzersizleri zihni sakinleştiren birtakım aktivitelerle birleştirerek yapmanın tavsiye edildiğinin de altını çizmek gerekir. Bu nedenle, ormanlık bir alanda yürüyüş yapmak ya da denizde yüzmek, bu tür birleştirmelere verilebilecek güzel örnekler arasında bulunmaktadır.
5. Alkolden Uzak Durun
Alkol, bir merkezi sinir sistemi depresanıdır. Tüketildiği esnada beynin gaba aktivitelerini yavaşlatarak, gevşeme ve rahatlama hissi verir ancak bu durum alkolün etkisi azaldığında geri teper. Bu nedenle de alkol tüketimi sonrası bozuk ruh haline ve ileriki seviyelerde depresyona yol açar. Aslında yapılan son çalışmalara göre, alkol tüketiminin daha düşük seviyelerde serotonin üretimi ile ilgili olduğu dahi ortaya çıkarılmıştır.

6. Masaj Yaptırın
Masaj, stresi azaltmak, ağrı ve kas gerilmelerini hafifletmek için harika bir yöntemdir. Ek olarak masajın mutluluk artıcı ve sağlıklı olmak için mükemmel bir araç olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bir masaj yaptırdığınızda, vücudunuzda serotonin seviyesinin % 28, dopamin seviyesinin ise %31 oranında arttığı görülmektedir. Masajla bilikte aynı zamanda, stres hormonu olan kortizol seviyesinde ise azalma meydana gelmektedir.

kaynak: filoji

Bir Şeyden KURTULMAYA Çalışırken,

57592725_1239687332855857_6871659099042349056_n[1]

19 Nisan Dolunayında Şans, Neşe, Huzur ve Bolluk Getiren Tılsımlar Sizlerle… Aslı Tel. 0541 242 23

anette inselberg tılsımlar

 

Tılsımlar
Bildiğimiz gibi yeryüzünde insanlık tarihi kadar eskidir tılsımlar.
Kimi uğur getirsin, bazısı korunma sağlasın diyerek yapılıp taşınmışlar, bir kısım da güç vermesi, işleri kolaylaştırması için kullanılmışlardır.
İnsanlar rahatlıkla üzerlerinde taşıyabilmek için tılsımları kolyeler, yüzükler, küpeler olarak hazırlamışlar, hatta giydikleri gömleklere, yattıkları şiltelere, savaşlara giderken zırhlarına işlemişler yüzyıllar boyunca.
Farklı durumlar için, enerjisine inandıkları değişik malzemelerden türlü türlü tılsımlar üretmiş insanoğlu. Bazen bir melek ya da çiçek kullanmışlar, farklı dinlere mensuplar sembollerini, Tanrı’nın isimlerini, ilkler gökyüzündeki yıldızları doğanın içinde birlikte yaşadıklarını tılsım olarak işlemişler hayatlarına…
Taşların üzerine yontmuşlar, değerli metallerle bezemişler, kimi zaman belirli ritüellerle elden ele, bir jenerasyondan diğerine aktarmışlardır tılsımları.
Şimdiye kadar gördüğünüz gibi AGd’sign olarak tasarımlarımızda bolluk bereket şans koruma niyetiyle hayatın içinden gelen sembolleri farklı kültürlerdeki öğretileri birleştirdik.
Ve, ne mutlu bize!
Sizden gelen mesajlarda, maillerde gördük ki hayatlarımıza nice pozitif yansımalar olmuş.
İlginize teşekkürler.
Sevgiler…
Aslı ve Murat…
Not :Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden bu tılsımları almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
Chokurei Kolye 80.-₺
Gümüş Mineli Melek Kolye 140.-₺
Gümüş YaFettah Kolye 110.-₺
Gümüş ElVedud Kolye 110.-₺
Gümüş Mineli Merkabah Kolye 140.-₺
Fiyatlara KDV Kargo dahildir.

Her Şey Değişir Kitabımı İmzalı İsteyenler…

anette inselberg her şey değişir

Magnezyum Deposu Yiyecekle, Kalp Krizine Karşı Önlem Alın

anette inselberg magnezyum

Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır. Buna rağmen insanlar günlük ihtiyaçları olan magnezyum konusunda o kadar hassas değiller.
Magnezyum eksikliği halinde vücudumuz bizi uyarıyor ve hastalıklar meydana gelmeye başlıyor.

Magnezyum eksikliği kalp krizi, depresyon ve diyabete de neden olabiliyor.
Profesör ve doktor Rune Eliasson, “Kanınızdaki magnezyum seviyesi düşmeye başladığında, hayatınızı kaybetme riskiniz artıyor demektir” diyor.
Magnezyum eksikliğinin işaretleri
Bilinçsiz yapılan diyetler magnezyum eksikliğine neden olabiliyor.
Magnezyum eksikliğinin ilk belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kas krampları, migren ve yorgunluk var.
Kronik magnezyum eksikliği halsizliğe, değişken ruh haline, anksiyeteye ve kalp ritminde değişikliklere neden olur.
Magnezyum içerek yiyecekler:
Lahana
Pazı
Buğday tohumu
Brüksel lahanası
Brokoli
Marul
Ispanak
Magnezyum deposu olan diğer yiyecekler:
Avokado
Çiğ kakao/tatlandırılmamış kakao tozu
Kabak
Meyveler
Balık yağı
Kimyon
Maydanoz
Hardal tohumu
Rezene
Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, kaju
Ne kadar magnezyuma ihtiyacınız var?

ABD Sağlık Bakanlığı, yaşınıza göre ihtiyacınız olan magnezyum miktarını belirlemiş.
Kadınların günde 310 mg, erkeklerinse 400 mg magnezyum alması gerekiyor.
Profesör Robert Tigerstedt, 20. yüzyılda insanların günlük ortalama 1.250 mg magnezyum aldığını ifade ediyor. Günümüzde ise bu oran 250 miligrama düşmüş. Günde 300-400 mg arası magnezyum almanız öneriliyor.
Magnezyum eksikliğinin suçlularından biri de üreticiler. Günümüzde, beyaz ekmekte %75 daha az magnezyum bulunuyor.
Magnezyum takviyeleri eczanelerden satın alınabiliyor.
Farklı tür takviyeler var. Magnezyum klorür (tadı ekşi olsa da önerilir), magnezyum sitrat (mide ekşimesinden şikayetçiyseniz önerilir) ve magnezyum sülfat (küvette keyif yapmayı sevenlere önerilir) bunlardan bazıları.
Ayrıca kalsiyum ve magnezyum alımını dengede tutmanız gerekiyor. D vitamini, magnezyum alımını engellediğinden aynı anda alınmamalı.
Magnezyum vücuda nasıl yararlı oluyor?
Mineral, 300’den fazla enzim sistemini etkiliyor. Ayrıca kasları ve sinirleri yeniliyor.
Magnezyum son olarak atrium kasılması, yüksek tansiyon, kalp krizi, adet öncesi sendromu, astım, diyabet, kemik erimesi, ayak krampı, hafıza ve böbreklere de iyi geliyor.

Magnezyum eksikliği olan arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.
*Kaynak: newsletter

İki Elinizi Birleştirin Ve El Çizgilerinizin Kesiştiği Noktaya Bakın Sonuç Sizi Çok Şaşırtacak

anette inselberg şifa el çigiler

Eller bazı inanışlara göre kişinin kaderi, seçimleri ve başına gelenlerle ilgili birçok ipucu gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle el falında, elin içindeki uzun çizgiler büyük önem taşımakta. Filoji olarak, Brightside’dan alıntıladığımız bu yazıda el çizgilerinin birleşim şeklinin kişinin aşk hayatı ile ilgili ipuçları verdiği iddia ediliyor. Öncelikle bu yazının eğlence amaçlı yazılmış olduğunu ve sizinde bildiğiniz üzere hiçbir şekilde bilimsel dayanağı olmadığını unutmayın. Yani uzun lafın kısası eski bir deyişininde söylediği gibi; fala inanmayın ama falsızda kalmayın;

Düz bir şekilde birleşiyorlarsa;
Eğer yatay el çizginiz düz bir şekilde eşit olarak birleşiyorsa siz hayatında ciddi ilişkiler arayan ve sevdiği kişiye gönülden bağlanmak isteyen birisiniz. Rastgele ilişkiler sizin tarzınız değil ve dürüstlük kesinlikle olmazsa olmazınız. Sizinle ciddi düşünmeyecek ve size sıcak bir sevgiyle bağlanmayacak biriyle olma fikri size oldukça uzak. Ayrıca etrafınızca mantıklı bir insan olarak görülmektesiniz.

Sol el çizgisi daha altta ise;
Sol el çizgisi diğerinden daha aşağıda olan kişiler, romantik ve tutkulu aşk arayışındadırlar. Onlar için öylesine sevmek söz konusu olamaz. Bir ilişkide yüreğini ortaya koyup çabalayan taraf daima onlardır. Sevdikleri kişiler söz konusu olduğunda fedakardırlar. Ayrıca altıncı hisleri çok gelişmiştir ve önsezileri sayesinde çoğu insanın gerçek niyetini görebilirler.

Sağ el çizgisi daha altta ise;
Sağ yatay el çizgisi daha aşağıda olanlar, ciddi bir ilişki için kendilerini zorlamayı yersiz bulurlar. Onlara göre gerekli şartlar oluşmadan atılan adımlar yersizdir ve insanın mutluluğu bulması için başka bir insana değil sadece kendi içgörüsüne ihtiyacı vardır. Ancak hayatlarına gerçekten sevdikleri biri girdiğinde onları gerçekten önemserler. İlişkilerinde çok içli dışlı olmayı sevmezler ancak karşılarındaki kişiye davranışları ve konuşmalarıyla sevildiğini hissetirmeyi de başarmayı bilirler.

Kaynak: Filoloji