NAZARA, 3 HARFLİYE VE ENERJİSİZLİĞE: “ÜZERLİK”


…..
Nazardan dolayı yıldızı düşen halsizleşen işleri ‪#‎ters‬ gidenler üzerlik tohumunu tütsüleyin ve buharı /dumanı üzerinize gelsin çok hızlı sonuç alırsınız.

Eskiler ve bazı eskimez kitaplar, ‪#‎Üzerlik‬ otunun kokusu cinni taifeyi ve kem bakışlıları yanınızdan uzaklaştırır veya kovar derler…

Ayrıca ‪#‎Stres‬-Asabiyet-Anksiyete-Mecnuni durumlarda burundan Çekilen kokusuyla-tütsüsüyle belirli noktalara sabitlenmiş fikirler bozulur.

İnşaallah bir ‪#‎şifa‬ bulunur…

Ayrıca bilimsel olarak yapılan araştırmalarda da Üzerlik (Nazar Otu) Otunun, baş ağrısı, iltihapları azaltıcı, cinselliğe etkiside artık biliniyor.
….

Paylaşalım….

kaynak: Ahmet maranki

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kozmik Turşu


Evde hazırlanması kolay, birçok rahatsızlığı iyi gelen turşu tarifi

EVİNİZDE KARIŞIK KOZMİK TURŞU NASIL YAPABİLİRSİNİZ! (mide rahatsızlıklarında, bağışıklık sisteminlerinde, antifungal, antimikrobiyal, antiviral, tansiyon hastalıklarına şifa olan tek ÖZEL turşu budur.)

2 LT. CAM KAVANOZ GEREKLİDİR…
KOZMİK KARIŞIK TURŞU İÇİN GEREKLİ MALZEMELER
Bir avuç nohut (5 tane)
5-6 tane asma yaprağı (isteğe göre koyulacak)
6-7 diş sarımsak
Yarım kg havuç
Yarım kg Lahana
2 ortaboy havuç .
4 dal kereviz yaprağı
.5 dal maydanoz.2 dal brokoli.
2 dal karnabahar.1 tatlı kaşığı kişniş tohumu.
2 çay kaşığı hardal tohumu yoksa tozu.
2 limon (her biri dörde bölünmüş)
1,5 çay bardağı içilebilir organik elma sirkesi
3 yemek kaşığı himalaya tuz

Kalanıda SuYAPILIŞI:
Sebzeler akşamdan içilebilir elma sirkeli suda bekletilir. Sabah yıkanır ve:.
Kavanozun dibine ilk önce 1 yemek kaşığı himalaya tuzu konulur..
Tuzun üstüne Yarım kg Lahana konulur..
Lahananın üstüne, 1-2 dşi sarımsak ve 1-2 diş nohut, 1-2 kişniş tohumu konulur

.. Bunun üzerine, Havuç yuvarlak şekilde kesilir konulur..
Havucun üzerine brokoli, karnabahar, kereviz yaprakları sırasıyla konulur..
Son olarak kalan tuz, kişniş, hardal, maydenoz, sarımsak, nohut konulur üzerine asma yaprağıyla bastırılır, en üstede limon parçacıkları konulur.
Tüm malzemelerin de üzerine 2 bardak su ilave edilir.
Ağzı sıkı bir şekilde kapatılır. 1 gece bekletilir, ertesi gün çökeceği için tekrar su ilave edilir ve kapatalır.
Yaklaşık 21 gün sonra turşunuz hazır olacaktır.

(ÖNEMLİ NOT: Fermente olacağı için turşunuzu güneşe, sıcağa, ışığa karşı bırakmayınız. Turşularınızı naylon kaplarda değil toprak veya cam kaplarda saklayınız.)

kaynak: Ahmet maranki

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kaderden kaçış olmasdığına dair kısa bir öykü…

Bir zamanlar Horasan’da zengin bir bey yaşarmış. Tiflis’teki bir tacir dostunu ziyarete giderken dağ eteğinde düz bir yerde konak vermiş. O sırada kulağına bazı sesler çalınmış.

Araştırınca, sırtını verdiği kayanın arkasında bir mağara olduğunu fark etmiş. Herhalde bu mağarada birileri konuşuyor diye içeri girmiş. İçerde ellerinde kitaplar olan bir grup adamın hem gezindiklerini, hem okuyup hem konuştuklarını, diğer bir grup adamın da bunları yazdıklarını görmüş: ‘Bre siz kimlersiniz ve burada böyle ne yapıyorsunuz?  ‘Ey yolcu, şu gördüklerin ellerindeki kitaptan evlilerin hayatlarını okur, şu gördüklerin de doğacak çocukların kimlerle evleneceklerini yazarlar.’ ‘Hımmm?!. Acaba sorabilir miyim, benim de birkaç güne kalmaz bir çocuğum doğacak, o kiminle evlenecek?’ ‘Hay hay, işte burada, ve böylece yazıyoruz, sizin bir kızınız olacak. Evleneceği erkek yedi gün sonra doğacak. Tiflis’te sizin ziyaretine gitmekte olduğunuz tacirin hizmetçisinin karnındadır.’

Bey yalvarmış: ‘Bunu değiştirmeniz için size bütün servetimi vereyim, kızımı bir hizmetçi evladı ile evlendirmeyin.                          ‘Sevgili misafirimiz, biz burada kader icad etmeyiz, yalnızca takdir edilenleri yazarız!’ Bey çılgına dönmüş. Oradan hızla koşup ‘siz yazdıysanız ben de bozarım’ diyerek atına binmiş ve doğruca Tiflis’e varmış. Orada dostuyla üç gün gülüp eğlenmişler, yiyip içmişler. Bu arada bey o hizmetçiyi gözetler imiş. Üçüncü günün akşamında tacir dostuna:’Aziz dostum,”demiş, eşim bir hizmetkâr istedi benden. Tam sizin evdeki gibi birini tarif etti. Onu bana hediye eder misin?”İyi ama bizim kadıncağız gördüğünüz gibi hamiledir, size pek yararı olmaz.’İyi ya işte, bizim de yakında bir çocuğumuz olacak, hem süt annelik, hem hizmetçilik eder.

‘Peki! Madem istiyorsun!..Bey hizmetçiyi alıp yola düşmüş. Bir köprüden geçerken, zavallının kalbine bir hançer sokup ırmağa atıvermiş. Gel gelelim kadıncağız son nefesini vermeden can havliyle bebeğini doğurup kıyıdan sarkan otların üstüne bırakmış. Çok geçmeden bir ayı, iki yavrusuyla ırmağa su içmeye gelmiş. Anne ayı bebeğin ağlayışını duymuş. Kendi yavrularıyla birlikte onu da inine götürmüş, beslemiş, büyütmüş. Çocuk üç yaşına geldiğinde, tacir o bölgelerde ava çıkmış. Ayı ininin yanından geçerken çocuğu görmüş ve yakalayıp evine götürmüş. Çocuk zamanla ehlileşmiş, terbiyelenmiş. Aradan yıllar geçmiş. Horasanlı bey eski dostunu hatırlayıp tekrar ziyaretine gitmiş. Tacir dostunun evinde bir delikanlı ile karşılaşınca şaşırmış. Birkaç gün delikanlıyı izlemiş, hareketlerini, oturup kalkmasınıve konuşmasını çok beğenmiş, hatta aklından kızına kısmet diye de geçirmiş.

Sonra tacir dostuna sormuş:Aziz dostum, bunca yıldır muhabbetimiz var, lakin bir çocuğunuz olduğunu hatırlamıyorum; maşallah pek iyi yetişmiş, kimdir bu delikanlı?’ Tacir, çocuğun hikâyesini anlatınca Horasanlı bey yıllar öncesini hatırlamış. Çocuğun yaşını hesap etmiş, öldürdüğü hizmetçinin oğlu olduğunu anlamış. Mağaradaki kâtiplerle olan konuşmasını da hatırlamış. O gece bir plan kurmuş. Sabah kahvaltı sırasında tacir dostuna demiş ki: ‘Azizim, aileme bir haber göndermem lazım, bir mektup yazayım da bu delikanlı onu götürüversin!’

Ev sahibi kabul etmiş. Delikanlı üç gün üç gece at koşturmuş, gece yarısı Horasan’da beyin konağına varmış, avlusundan girmiş ama o saatte kimseyi uyandırmamak için atını bir kütüğe bağlayıp başında uyuyakalmış. Tesadüf bu ya, ertesi sabah evden ilk evvel beyin kızı çıkmış. Delikanlıyı görmüş. Görür görmez de vurulmuş. Ona yakından bakayım diye yaklaşınca destarının tülbendi arasında düşmek üzere bir mektup görmüş. Mektubu almış, üzerinde babasının yazısını tanımış. Acil bir haber vardır diye de merak edip açmış ve okumuş. Tek cümle:Bu mektubu getiren delikanlıyı derhal yakalayıp öldürünüz ve gizlice gömünüz. On gün sonra görüşürüz.

Kız bu güzel yüzde ne gibi bir kötülük olabilir ki, diye düşünürken ona gitgide hayran kalmış ve hemen eve koşup eline diviti ve kâğıdı almış. “Bu mektubu getiren delikanlıyla kızımın nikâhını kıyın, on gün sonra geldiğimde beni bir düğünle karşılayın.”           Sonra… Sonrası kolay ey okuyucu; unutma, kader diye bir şey vardır ve kimse kader kâtiplerinin yazdığını bozamıyor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Temel karısıyla Paris’ e gitmiş gezmeye.

Temel karısıyla Paris’ e gitmiş gezmeye.

.Bir alış veriş merkezindeyken Temel karısı Fadime’ yi kaybetmiş, panik halinde onu aramaya başlamış…

Alış veriş merkezi kalabalık olduğu için bir başka karısını kaybeden kişi de tesadüf Temel’ le karşılaşmış….

Temel demiş ki adama : Senin karın nasıl biri, tarif et ben görürsem sana haber vereyim , en azından daha hızlı sonuç alırız . demiş…

Adam tarif etmiş Temel’ e : Karım 1.80 boyunda , sarışın, mavi gözlü, atletik bir yapıya sahip, demiş..

Sonra adam devam etmiş: Peki sizin eşiniz nasıl biri, tarif edin de bulursam size haber vereyim, demiş…. Temel : Siz benim karıyı boş verin, sizinkini arayalım……..:))

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Önsezileriniz Doğru Mu? Cesaretiniz Varsa Test Edin…

Önsezilerinize ne kadar güveniyorsunuz? Belirsizliğin söz konusu olduğu durumlarda mantığınızı mı iç sesinizi mi dinliyorsunuz? Önsezilerinize duyduğunuz güveni test etmeye hazır mısınız? İşte size önsezi… testi… İÇ SESİNİZE KULAK VERİN Aşağıdaki soruları dikkatlice okuyun ve kimsenin yardımı olmadan 5 saniyede cevap verin. 5 saniye içinde vermediğiniz cevapları ‘yanlış’ olarak kabul edin.

 1. Eşiniz akşam eve her zamankinden geç geliyor. Niye geciktiğini soruyorsunuz. Size bir cevap veriyor ama yerinde duramıyor, nezle olmadığı halde ikide bir burnuyla oynuyor ve tekpilerinde, cevaplarında yavaş davrandığını görüyorsunuz. İçgüdünüz size ne diyor?
 A. Size yalan söylediğini
B. Yorgun ve aç olduğunu
C. Aslında arkadaşlarıyla çıkmak istediğini ama çıkamadığı için size biraz tepkili olduğunu
2. Bir kaç gündür eşiniz / sevgiliniz sizi sevdiğini her zamankinden sık söylüyor. Onu biraz dalgın buluyorsunuz. Cinsel isteklerinin arttığını, ışığı söndürmenizi istediğini, sık sık terlediğini ve cep telefonunu hiç elinden bırakmadığını gözlüyorsunuz. İçgüdünüz size ne diyor?
 A. İşinde stres altında olduğunu ve dengeyi evinde, sizinle bulduğunu
B. Bu küçük sorunların, aşk hayatının ve bir kadınla bir erkeğin beraberliğinin cilveleri olduğunu
C. Çok dikkatli ve uyanık olmanız gerektiğini
3. İşinizde, bir çalışma arkadaşınıza yeni bir projeden söz ediyorsunuz. Birden çenesini sıkıyor, hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlıyor, kaşlarını çatıyor, yumruklarını sıkıyor ve sert bir tonda konuşmaya başlıyor. İçgüdünüz size ne diyor?
A. Projenizin onu çok heyecanlandırdığını ve merakını uyandırdığını
B. Söylediklerinize çok sinirlendiğini
C. Fikrinizi beğendiğini ve bir an önce uygulamak gerektiğini düşündüğünü
4. Son günlerde davranışlarında bir gariplik sezdiğiniz bir çalışma arkadaşınızla konuşuyorsunuz. Ortam giderek geriliyor ve birden beyninizde bir flaş patlıyor ve çocukluğunuza ait bir anıyı hatırlıyorsunuz. Bu anınızın o anda yaşamakta olduğunuzla hiç ilgisi yok ama aklınızdan bir türlü gitmiyor. İçgüdünüz size ne diyor?
A. Bu anıyı hemen kafanızdan atmanız gerektiğini
 B. Bu anının mutlaka bir anlamı olması gerektiğini
C. Karşınızdaki çalışanı derhal işten çıkarmanız lazım geldiğini
 5. Cuma akşamı. Haftaların verdiği yorgunlukla biraz dinlenmeye, bir güzel banyo yapmaya karar veriyorsunuz. Sizi son derece stresli günler bekliyor. Bu akşam öncelikle ne yaparsınız?
A. Pazartesi sabahı teslim etmeniz gereken dosyayı unutmamaya çalışırsınız
B. Kafanızda hafta sonu için bir güzel program yaparsınız
 C. Kendinizi koyuverir gerçeklerden bir süre için kopmaya çalışırsınız
6. Açık, dengeli, iyimser bir insanla ciddi bir ilişki yaşamayı hayal ediyorsunuz. Bir akşam küçük bir şirketin sahibi olan, güleryüzlü, hoş bir insanla tanışıyorsunuz. Onun evinde bir kahve içmeyi kabul ediyorsunuz. İçgüdünüz size ne diyor?
A. Çok hoş biri
B. Dikkatli olmam lazım, acaba bana uygun biri mi?
C. Karşısında elim ayağım dolaştı, ne olacaksa olsun…
7. Servisinizin başına yeni bir şef getirildi. Kısaca kendinizi tanıttınız ve işinizden neler beklediğinizi anlattınız. Sizi dikkatle dinledi. Ertesi gün, gerekli olduğunu düşündüğünüz bazı ilave bilgileri de e-mail ile gönderdiniz. Cevap vermedi. Tekrar attınız. Yine cevap vermedi. İçgüdünüz size ne diyor?
A. Herhalde çok işi var, adamın başını ağrıtmayayım
B. Gönderdiğinizi dikkatle okudu ve gerekli bilgiyi aldığı için cevap verme gereği duymadı
C. Bir günde insan bu kadar değişir mi, bu adamdan sakınmalıyım
8. Bir arkadaşınıza bir şey anlatıyorsunuz. Sizi dinlerken hareketlerinde, psikolojisinde bir değişim meydana geldiğini fark ediyorsunuz. Burnunu kısıyor, burnunun kenarlarında dikey çizgiler oluşuyor, yüzü birden ciddileşiyor, kaşlarını ‘V’ yapıyor, gözlerini kısıyor, dudaklarını sıkıyor. İçgüdünüz size ne diyor?
 A. Anlattığım şey onda iğrenme duygusu yarattı
B. Anlattığım şey onda acıma duygusu yarattı
C. Anlattığım şey onda üzüntü yarattı
Doğru Cevaplar: 1.A – 2.C – 3.B – 4.B – 5.C – 6.B – 7.C – 8.A ÖK’nızı nasıl hesaplayacaksınız?
 Yanlış veya boş cevapları dikkate almayın. 8 soruda kaç doğru cevabınız var?
Sonuç ÖK’nız 3/8’den düşük ÖNSEZİNİZ NEREDEYSE SIFIR
Hislerinize hiç mi hiç güvenmiyorsunuz ve bu yüzden, en azından günlük yaşamınızı renklendirebilecek olağanüstü anları ıskalıyorsunuz. Önsezilerinizle değil aklınızla hareket etmeye çalışıyorsunuz. Ama eminim, en küçük bir eleştiri aldığınızda fikir değiştiriyorsunuzdur. Yine de yenilgiyi kabul etmeyin. Biraz zaman ve biraz çalışmayla önsezilerinizi kullanmayı öğrenebilirsiniz.
ÖK’nız 4/8 ila 6/8 arasında İÇ SESİNİZE AZ DA OLSA KULAK KABARTIYORSUNUZ
Başkalarının hareket ve niyetlerini öngörebildiğiniz oluyor. İç sesinizi dinlemeyi biliyorsunuz. Ama etrafta biraz gürültü varsa hatlar karışıyor, iç ses gürültüye gidiyor. Biraz eğitim ve dikkatle daha seçici davranmayı, uyarıyla gürültüyü ayırmayı öğrenebilirsiniz.
 ÖK’nız 7/8 veya 8/8 ÖNSEZİLERİNİZ SİZİN EN İYİ DOSTUNUZ İç sesinizi çok dikkatli dinliyorsunuz. Önsezilerinizi en yakın dostunuz haline getirmişsiniz. Sezgileriniz başkalarıyla ilişkilerinizde size önceden ve doğru kararlar almakta yardımcı oluyor.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İNSANLAR;-GÖRSEL -İŞİTSEL -DOKUNSAL OLARAK 3 AYRILIR.

GÖRSEL İNSANLARI NASIL ANLARIZ.
-Hızlı konuşurlar
-Gözler yukarı kayar
-Gögsün üst kısmından nefes alırlar
-Konuşurken elleri hiç durmaz
-Görsel insanlar hafif öne egilip konuşur
-Konuşurken (gözlerime inanamadım,bir görsen nasıl olmuş…)gibi kelimeleri cok kullanırlar.
Bunları bilirsek (İlişkiler,sevgililer…),iş (satış,anlaşmalar…)düzene koymada kullabiliriz.
Görselse karşımızdaki,uyum sağlamak için;hızlı konuşarak,elimizi çok kullanarak,görsel olarak gördüklerimizi anlatarak konuşmalıyız.Çok güzel bir uyum sağlayıp harika sonuçlar aldıgınızı göreceksiniz

İŞİTSEL İNSANLARI NASIL ANLARIZ?.BU BİZİM NE İŞİMİZE YARAR.
-Birşeyi düşünürken gözler yana kulak hizasına bakar.
-Konuşurken tane tane konuşur ,ayrıntı içinde ayrıntıyla anlatır.Sözlerinin kesilmesinden hoslanmazlar.
-Söyleneni unutmaz.
-Mideden nefes alır,yan dururlar
-Kızdımı elleriyle çenesini kapatırlar.
Bu bilgiler ne işimize yarayacak.Sevgiliniz ,eşiniz, iş arkadaşlarınız uyum ve istediginizi yaptırmak için kullanabilirsiniz.
İşitsel insanlara sevginizi görsel şeyle degil.Kullandıgın kelimelerle göster.Tane tane konuşup ,onun nefes hızında nefes alırsanız cok guzel bir uyum yakaladığınızı görürsünüz.

DOKUNSAL İNSAN ÖZELLİKLERİNE BAKALIM
-Dokunsal insanlar kelime aralarında ııı….ııı..ıı diye konuşurlar.Az ve öz konuşurlar.
-Yere bakarak konuşur.Monoton konuşurlar.
-Konuşurken (konuya parmak basmak,sırtımda yük var….gibi )kelimeleri çok kullanırlar.
Dokunsal insanlar tarafından anlaşılmak istiyorsanız.sevginizi ifade etmek için dokunmanız lazım.Eger bu kişiye bir ürün satmak istiyorsanız o ürüne dokundurmanız gerekir.

kaynak: bilge çelik hoca ders notları ve luna akademi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yemek Yeme Tarzımız Nasıl Seviştiğimiz Hakkında İpuçları Veriyor ?


1-Hızlı yiyenler.Yatakta çok bencildir.Partnerini memnun etme gibi bir derdi yoktur.
2-Çok yavaş yiyip digerlerini sofrada bekletenler.Bunlarda bencildir.Sevişmeden önce duş,dişlerini fırçalama….bir dolu ön hazırlık yaparlar.Bunca hazırlıga ragmen tören çok kısa surer.Hemen sırtını döner yatarlar.
3-Yemege kusur bulanlar.Cinsellikteki komplekslerini bastırmak için hiç birşeyi begenmezler.
4-Önce salatayı sonra yemege geçenler.Hem kendini ,hem partnerini memnun ederler.Mutlu edecek tipler bunlardır.
5-Masayı donatıp yemegi yarım bırakanlar.Gösteriş meraklısı uzun uzun kurlar yaparlar ama skor 0-0 hayal kırıklıgı yaratırlar.
6-Döner yiyip birde lahmacun isteyenler.Süprizlerle dolu tiplerdir.
7-Yemegi sapırtadarak yiyenler.Yatakta zevk alıp zevk verenlerdir.Romantizm eksiktir.
8-Yemegini,salatasını,içecegini aynı anda bitirenler.Yatakta ne eksik nede fazlaları vardır.Sadece karnınızı doyururlar.

luna akademi

KENDİMİZİ KANDIRIYORMUYUZ? HADİ VÜCUDUMUZA SORUP ÖĞRENELİM.

İlk önce ayna karşısına geçelim ve kendi adımızı söyleyip (benim adım …..dır.) deyip, vücudumuz arkaya doğrumu yoksa; öne doğrumu hareket ediyor gözlemleyelim. Adımızı söylediğimizde öne hareket ediyorsa, bu evet detmektir. Ama arkaya doğru hareket ediyorsak, bu hayır demektir.
Sonrada merak ettiginiz;(işimi seviyormuyum? eşimi seviyormuyum?……) yada merak ettiğimiz tüm soruları sorup doğrunun ne olduğunu vücudumuzdan öğrenelim.

Bu yaptığınız testin adı kinesiyolojidir  ve testlerin daha bir çok çeşidi vardır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi organ kendini kaç günde yeniler…

Bilim adamları, vücuttaki organların yaşlanma sürecini aydınlattı. Göz ve beyin dışında kalan tüm organlar kendini yenileyebiliyor ve böylece vücudumuz hayat boyu 10 yaşın altında kalmayı başarabiliyor. …İngiltere’de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre bu durumun nedeni, hücrelerin yenilenmesi yani eski hücrelerin yerini yeni hücrelerin alması olarak açıklanıyor. Ancak bu “kalıcı gençlik” durumundan nasibini alamayan şanssız organlar da yok değil. Beyin, gözler ve sinir sistemi kendini yenileyemiyor. Beyinde; koku alma ve öğrenme merkezleri haricindeki diğer hücreler, tıpkı tam anlamıyla oluşumunu tamamladıktan sonra yenilenemeyen sinir sistemi ve kornea haricinde yenilenemeyen gözler gibi, yaşlanmaya karşı direnemiyor.

KALP KENDİNİ 20 YILDA YENİLİYOR
Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı. Ancak New York Üniversitesi’nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.
SAÇLAR KENDİSİNİ 3-6 YILDA YENİLİYOR
Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor. Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.
MİDE DUVARI KENDİSİNİ 3-5 GÜNDE YENİLİYOR
Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü’nden Jonas Frisen, hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı.
Ancak nikotin, hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.
BAĞIRSAK KENDİSİNİ 2-5 GÜNDE YENİLİYOR
Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti.
İSKELET SİSTEMİ KENDİSİNİ 10 YILDA YENİLİYOR
İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri.
Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.
DİL KENDİSİNİ 10 GÜNDE YENİLİYOR
Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor.
Bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.
KARACİĞER KENDİSİNİ 6 AYDA YENİLİYOR
Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri.
İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay.
AKCİĞER KENDİSİNİ 1 YILDA YENİLİYOR
Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine, sigara içilip içilmemesine göre değişiyor.
Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında…
GÖZLER YENİLENMİYOR
Gözler, kornea tabakası haricinde kendini yenileme özelliğine sahip değil. Zaman geçip yaş ilerledikçe gözleriniz de sizinle birlikte yaşlanıyor.
Aynı şekilde beyin hücreleri de kendini yenileyemiyor ve yaşlanıyor.
Hangi Saatlerde Hangi Organlarımız Yenileniyor?
Yaşam şeklimizi de bu saatlere göre düzenlediğimiz takdirde bu yenilenmeye katkıda bulunabilirsiniz. Örneğin akşam saat 11 de uyumazsak, saat 11 de kendini yenilemeye başlayan safra kesesi bu görevini yapamaz, ve ertesi günü yeterli performansta çalışamaz. Bununla birlikte göz altındaki torbalar ve şişkinlikler safra kesesinde çamur veya taş olduğunun bir belirtisi olabilir. Bunun için en az haftada 3 gece saat 11 de uyumamız gereklidir.
İşte organlar ve saatleri:
23 – 01 arası : Safra Kesesi 01 – 03 arası : Karaciğer 03 – 05 arası: Akciğer 05 – 07 arası : Kalın bağırsak 07 – 09 arası : Mide 09 – 11 arası : Dalak, Pankreas 11 -13 arası : Kalp 13 -15 arası : İnce bağırsak 15 -17 arası : Mesane 17 -19 arası : Böbrek 19 -21 arası : Kalp Kası 21 – 23 arası : Bedenin Isıtılması

Kaynak: Sonsuz Şifa…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En temiz ve en pis iki organ hangisidir?

Lokman Hekim, bir çırağıyla ava çıkmıştı, uzun yoldan evine döneceği sırada bir kabile reisi bu meşhur hekimi misafir etmek istedi. Lokman Hekim, nasıl beden dilinden anlıyorsa öyle de gönül ve ruh dilinden anlıyordu.

Kırmadı kabile reisini. … O gece misafir kaldılar. En semiz koyunlardan biri kesildi. Yemek için harekete geçildi. O sırada Lokman Hekim, çırağını imtihan etmek istedi: – Getir bakayım bana koyunun en temiz iki organını.
Çırak gitti koyunun kalbini ve dilini getirdi. Lokman: “Aferin!” dedi, tam isabet. Bir canlının en temiz iki organı kalbi ve dilidir.”
Yediler, içtiler, şükrettiler. Sabah olduğunda da her misafirin yaptığı gibi, yola revan oldular. Ne var ki yol kısa değil, Lokman aslında ava çıkmış gibi görünüyor; ama bu av sıradan bir yiyecek bulma avı değil. Hekimlik yolunda yeni bitkiler, ilaçlar bulma yolculuğu…
Akşama yakın bir saatte bir başka kabile reisi de Lokman Hekim’e misafir olması için ısrar etti. İmkân varsa, davete icabet etmeli. Lokman Hekim de öyle yaptı.
Yine akşam ve daha semiz bir koyun kesildi. Bu seferki imtihan daha zorluydu.
Lokman, çırağına: “Haydi şimdi de koyunun en pis iki organını getir bana.” dedi.
Çırak gitti, bir süre sonra yine kalp ve dille dönüp geldi. Uzattı kalp ve dili Lokman Hekim’e. İşte efendim, dedi, bir canlının en pis iki organı.
Lokman: “Aferin dedi, sen sadece görünen, duyulan bilgilerle değil; aynı zamanda marifetle de donatmışsın kendini.”

OSMANLI DÖNEMİNDE BİRKAÇ İNCELİK MUTLAKA OKU !

1-Pencerenin önünde sarı çiçek varsa ‘ Bu evde hasta var ..
Evin önünde hatta bu sokakta gürültü yapma .. ‘ anlamına gelirdi ..

2-Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa ‘
Bu evde gelinlik çağına gelmiş , bekar kız var ..
Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etme .. ‘

3-Kız istemeye gelindiğinde damat adayının namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun ‘ diz izine ‘ bakılırdı ..

4-Kahvenin yanında su gelirdi .. Şayet misafir toksa önce kahveyi alır , açsa suyu alırdı .. Ona göre ya yemek sofrası hazırlanır ya meyva ikram edilirdi ..

5-Kapıların üstünde iki tokmak olurdu ..
Biri kalın biri ince .. Gelen bayansa kapıyı ince tokmakla vururdu .. Evin hanımı kapıyı ev haliyle bile açardı ..
Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururdu ..
Evin hanımı kapıyı ya örtünüp açar ya da Bi mahremi ( kocası vs .. ) açardı ..

6-Peygamber efendimiz ( S.A.V. ) ‘ in 63 yaşında vefatından sebep , 63 yaşını geçmiş büyüklerimiz yaşları sorulduğunda ‘ Haddi aştık ‘ derlerdi ..

7-Yolda küçük büyüğünün önünden yürüyemezdi ..

8-Cuma namazına esnaf – ki kuyumcular da dahil – kapıya kilit vurmadan giderlerdi ..

9-Fitre zekat Ramazandan önce Şabanda verilirdi .. Fakir fukara Ramazana erzaksız girmesin diye ..

10- Esnaf Ramazan ayında toplanıp gerçek bir ihtiyaç sahibinin ‘ borç defterini ‘ kapatırdı ..

10- Beyler , konuştukları veya gözleri kaydıkları hanımlarla buluşmaya gidince hediye olarak ‘ ayna ‘ alırdı .. Ki bunun anlamı :
‘ Sana senden daha güzel verebilecek bir hediye yok .. ‘ demekti ..

Nereden nereye ? Kendimize yabancılaştık ,
Nezaketin, güzel ahlakın, öz sevginin,
hakiki saygının Dünyayı kurtardığını unutur olduk…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş:Nasıl bir erkek arıyorsun?’

Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş:
‘Nasıl bir erkek arıyorsun?’
Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine
bakarak sormus: ‘Gerçekten bilmek istiyor musun?’
Adam biraz isteksiz, ‘Evet’ demiş.
Ve kadın baslamış anlatmaya;
‘Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak, bir erkeğe onun benim için
benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabileceğini soracak
konumdayım.
Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum; bir erkeğin yada bir başka
kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum.
Böyle olunca, ‘Sen masaya ne koyuyorsun?’ sorusunu sorma
konumundayım.
Adam kadına bakmış. Paradan söz ettigini düşünüyormuş.
Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: ‘Sözünü ettiğim, para değil.
Ondan öte bir şey istiyorum. Hayatın her alanında mükemmeliyeti
arayan bir erkeğe ihtiyacım var.’
Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz
daha açıklama istemiş. Kadın başlamış anlatmağa:
‘Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum,
çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum. Basit bir adama ihtiyacım yok.
Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum, çünkü dengesiz
bir birleşmeye ihtiyacım yok.
Inananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar.
Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı,
ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum.
Saygı duyabileceğim birini arıyorum. Ona boyun eğmem için
onu saymam gerekir. Ben ona ne kadar dürüst ve açıksam,
onunda bana dürüst ve açık olması gerekir.
Kendi işini , hayatını yürütemeyen adama boyun eğemem.
Boyun eğme konusunda sorunum yok… yeter ki buna değer biri olsun.
Kendine yardım edemeyen adama ben yardım edemem.’
Kadın aklından geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmış.
Adam yüzünde şaşkın bir ifadeyle oturakalmışmış:
‘Çok fazla şey istiyorsun.’ demiş.
‘Değerim çok fazla.’ diye yanıtlamış kadın.
Değeri çok fazla olan bütün kadınlara…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

New York Times gazetesinde yayınlanan vebir müşterinin bankasına yazdığı mektubu ileten bir haber…

41815_147563918596647_6248_n[1]

Sayın Banka Yetkilisi,

Ben 86 yaşında, bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.

Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar’lık bir çek yazdım. Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.

Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.

Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz,terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum.Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım.

Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var.

Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum.

Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.

Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir. Ben de sizin gibi yapacağım. Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak. Sonra da, eğer

1 i tuşlarsa benden randevu alacak,

2 yi tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek,

3 ü tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim,

4 ü tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek,

5 i tuşlarsa tuvalete,

6 yı tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak,

7 yi tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek.

8 I tuşlarsa bunları yenidendinleyebilir.

Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.

Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.

Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü gönderilmesi. Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki. Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim.

İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.

Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.

Saygılarımla,

John Smith

SAKIN OKUMADAN GEÇME !

Geçenlerde yağan kar nedeniyle birçok kaza
yaşandı. Bunlardan birisi zincirleme bir
kazaya karışan ve çok şükür kendisine bir şey
olmayan bir kadının başına geldi. Korkuya
kapılan kadın ilk iş olarak eşini aradı ve
eşinin ilk cevabı “Arabada bir şey var mı?” oldu…

Bir başka kadının doktor randevusu vardı.
Tek başına gitmeye çekindiği bir
randevuydu. Fakat yakın bir akrabası
olmadığından tek başına gitmesi
gerekiyordu ve eşine söyledi ama
gelemeyeceği için ısrar etmedi. Sadece randevu saatini söyledi ve dua istedi… Muayene sonucu korktuğu gibi olmadı,
sonuç iyiydi. Eve geldi ve eşinin randevunun
nasıl geçtiğiyle ilgili bir şeyler sormasını
bekledi… Aradan on beş gün geçti. Hala
bekliyor…

Bir adam arabasından inerken kaydı ve
düştü, ayak bileği incindi. (Sonradan kırık
olduğu anlaşıldı.) Kapıda kendisini
karşılayan eşi arkadaşıyla konuşuyordu.
Adam canının yandığını, ayağının kırılmış
olabileceğini söyledi. Ama kadın “Aaa, öyle mi?” diyerek arkadaşıyla konuşmaya devam
etti, adam donakaldı… Hala donmuş
durumda, duygusu yok…

Bir başka adam babasının hasta olduğunu
öğrendiği için akşam babasına uğramak
istediğini söyleyince, eşi “Ama dışarıda
yemek rezervasyonumuz vardı.” cevabını
alınca üzüntüsünü içine attı…

Ve daha birçok örnek… Her gün
yaşadığımız, yaşattığımız… Kendimiz için önemli olan bir şeyi karşımız
için aynı önemde görmediğimiz onca olayın
içinde kalpler kırılıyor. İlişkiler can çekişiyor. Bazı önemli olaylar vardır, bunların
ıskalanması telafisi zor aralıklar koyar
insanların arasına. Sonra herkes unutmuş
gibi yapar. Bazen çaresizlikten, bazen de
durum acı verse de ilişkiyi bitirmek için
yeterince büyük görülmediğinden…

Fakat hesap bir gün kabardığında, çok küçük bir
rüzgar gelir ve çok güçlü zannedilen ilişkiler
dağılıp gider. Yıpranma yıllar sürer, yıkılması ise bir andır.
Bazen hiç ummadığınız bir şey gelir ve sizin
çok sağlam sandığınız her şeyi alır götürür. Küçük ihmaller, hiçbir zaman küçük
değillerdir. Altlarında daha derin
düşünceleri örterler. Bunların başında da
“Sana değer vermiyorum!” düşüncesi vardır
veya “Senin acın beni ilgilendirmiyor!”
düşüncesi…

İşte ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı
soğur. İnsan, karşısındaki insanın kendisini ne
kadar sevdiğini verdiği hediyelerle ölçmez
çoğu kere. Böyle durumlarda sınanır sevgi.
Ve insan sınanana kadar ne kadar sevildiğini
bilemez. Ne kadar sevdiğini de. Sevgi sınar
çoğu kere ve bazıları kaybeder çok azı da kazanır…

Bu günlerde kaybedenler çoğunlukta
görünüyor. Sanıyorum ki bir nedeni de
yanımızdakinin acısına duyarsızlaşmamız…
Hep eğlenceli bir şeylerin peşinden
koşmamız… Ve sadece kendimiz için yaşama
çabamız… Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Alla Alla Neyle Dolu Ki Senin Kafan…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »