Aşk Kimyasal Bir Olaydır…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İnsanları yargılamayın, eleştirmeyin ve suçlamayın…

Basit yaşa, cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini

KALP KRİZİ GEÇİREN KİŞİNİN YAPACAKLARI

Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın.Birdenbire göğsünüzde,kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz.En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.
NE YAPACAKSINIZ..?
PEK ÇOK İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİ SIRADA TEK BAŞINA OLUYOR, ETRAFTA YARDIM EDECEK KİMSE BULUNMUYOR.
KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR.BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?
PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN.ARABANIZI SAĞA ÇEKİN MOTORU DURDURUN DÖRTLÜLERİ YAKIN ARABANIN ARKASINA GEÇİP SIRT ÜSTÜ YERE YATIN EGER SOLUNUM YOLLARINIZDA BIR SIKINTI YOKSA AYAKLARINIZI ARABANIZIN BAGAJINA DOĞRU YUKARI KALDIRIN VE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN;
ÖKSÜRÜK LERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN,DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN,TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN.HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YARDIM GELENE DEK YADA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN.
SAKIN ARABANIZIN İÇİNDE OTURMAYIN BU ESNADA SİZİ GÖREN İNSANLAR YARDIM EDECEKLERDİR DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR.ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR.KALBE UYGULANAN BU TAZYİK,KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR.
BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR. AYAKLARINIZ YUKARI DOĞRU KALDIRILMIŞ OLDUĞUNDAN VÜCUDUNUZDAKİ BÜTÜN KAN KALBE BASINÇ YAPACAKTIR. BU POSİZYONDA YATMAK KALBİN NORMAL ÇALIŞMAYA DÜZENİNE GEÇMESİNE YARDIMCI OLUR BU KONUDA MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK
KİŞİYİ BİLGİLENDİRİN.
BU BİLGİ SAYISIZ İNSANIN HAYATINI KURTARABİLİR !!!
ASLA, ‘BENİM BAŞIMA GELMEZ!’ DİYE DÜŞÜNMEYİN. HAYAT TARZIMIZIN EPEYCE DEĞİŞTİĞİ ŞU SON YILLARDA ARTIK HER YAŞTA İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRİYOR…

Sevdiklerinizi bilgilendirmek için PAYLAŞINIZ

Ağır İşci Roger (Fıkra)

41815_147563918596647_6248_n[1]
> Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boş zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak geçirmektedir. Karısı bu duruma üzülür ve bir hafta sonu onu striptiz kulübune götürmeye karar verir. O akşam beraberce kulübun kapısına gelirler.
>
> Kapıdaki koruma görevlisi,
>
> – “Hey Roger.. seni görmek ne güzel!” der.
>
> – “Daha önce buraya gelmiş miydin Roger..?”
>
> – “Hayır hayır o adamı bowlingten tanıyorum.”
>
> İçeri girerler ve bir masaya otururlar, garson gelir:
>
> – “İyi akşamlar Roger. Her zamanki gibi Cin tonik di mi?”
>
> – “Roger bana bak sen buraya daha önce geldin değil mi?”
>
> Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek zordur..
>
> – “Ne alakası var. Voleyboldan tanırım onu, bir iki tek içmişliğimiz var ordan yani.”
>
> Karısı pek tatmin olmamıştır ama neyse. Derken stiriptizci kızlardan biri masaya gelir:
>
> – “Selam Roger. Yine özel masa şovundan mı istersin?”
>
> Roger boğazına kadar batmıştır… Karısı hışımla yerinden kalkar ve kulübu terk eder. Roger peşinden koşar. Kadın bir taksiye biner ancak taksi kalkamadan Roger da biner. Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir.. ve korkunç sinirlidir..
>
> Şoför:
>
> – “Bu geceki çok suratsızmış Roger..”

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta önemli olan hiç düşmemek değil.. Düştüğün her seferde ayağa kalkabilmektir… !

Hayatta önemli olan hiç düşmemek değil.. Düştüğün her seferde ayağa kalkabilmektir… !

Oğullarınıza: Karşı cinse saygı duymayı öğretin.

Aaaa Siz Hala Çocuğunuza Yüksek Teknoloji Ve Performansa Sahip ”Victor” Oyun Bilgisayarı Almadınız Mı???? Çok Ayıppp:)

Victor, yuksek teknolojili performans ve oyuncu makineleri
Victor, en yeni teknoloji platformunda, son teknolojik özellikleri, kaliteli ve yüksek performanslı bileşenlerle bir araya getirerek,”en teknolojik performans makinelerini siz kullanıcılara sunma” misyonuyla kuruldu. 20 yılı aşkın ve sadece bilgisayar üretmekten gelen tecrübemizi ve bilgimizi, sizlere son heyecanımız Victor performans makineleri olarak sunmaktan gurur duyuyoruz. Son teknolojiyi taşıyan bu yüksek performans makinelerimiz, en gelişmiş teknolojik platformlarda sizlere sorunsuz olarak sunmak, bu alanda tecrübeli kadromuz ve hazır altyapımız ile bizim için gurur kaynağıdır. Herbiri kendi kategorisinin en iyisi olan uluslararası iş ortaklarımızla beraber sizlerin hayallerinize ulaşmanız için çalışıyoruz.

DÜŞÜNCE TUZAKLARI

Doç. Dr. Şafak Nakajima

Bazı düşüncelerimiz bize çok doğru ve mantıklı görünseler de, aslında gerçeği temsil etmezler.

Olumsuz duyguları tetikler; kendimizi kötü hissetmemize yol açarlar.

Bu tür düşünceler, tuzaklarla doludurlar; ya da diğer bir değişle, tuzaklı düşüncelerdir.

Eğer tanımayı başarırsak, onları olumluları ile değiştirebilir ve zamanla daha dengeli, gerçekçi ve huzurlu hayatlar sürebiliriz.

Gelin şimdi, bu düşünce tuzaklarından bazılarına, yakından bakalım:

• Filtreleme: Bir konuda veya olayda, tüm olumlu unsurları atıp sadece olumsuzlara odaklanmaktır. Mükemmel bir sunum yaptığı halde, birinin yaptığı küçük bir eleştiri nedeniyle kendini kötü hissetmek, buna bir örnektir.

• Siyah-Beyaz – Kutuplu düşünme: Her şey ya iyidir ya kötü; ya güzeldir ya çirkin; ya başarılıdır ya başarısız. Hayatın zıtlıklar değil, sayısız ara tonlardan oluştuğunu görememektir. Çok değer verilen bir kişinin tek bir hatası nedeniyle değersizleşmesi, kutuplu bir düşüncedir. O kişi ya muhteşemdir, ya da berbat birisi.

• Aşırı Genelleme: Tek bir bulguya bakıp veya yeterince deneyim sahibi olmaksızın, bir konuda kesin sonuca varma eğilimidir. Bir iş görüşmesinde başarısız olunduğunda, artık işverenler tarafından asla beğenilmeyeceğine, hiç bir zaman iş bulamayacağına inanmak gibi.

• Etiketleme: Kişinin, kendisinin veya başkalarının bir davranışına bakarak, onun kişiliği veya tutumu hakkında kesin hüküm vermesidir. Arkadaşlarıyla bir kez akşam yemeğine çıkan çocuklu yakınını, ‘’sorumsuz anne’’ olarak nitelendirmek veya annesine uğramak yerine eşiyle sinemaya gittiği için kendisini beş para etmez bir evlat olarak tanımlamak, etiketleme örnekleridir.

• Akıl Okuma: Karşısındaki zihninden geçenleri tahmin etmeye dayanan bir düşünce tuzağıdır. Duygu ve davranışlar, bu tahmine göre şekillenir. ‘’Onun yanında satıcıyla pazarlık ettim; benim basit bir insan olduğumu düşünüyor!’’

• Kişiselleştirme: Etrafındaki olaylar veya kişilerle ilgili, kişisel bağlantılar kurulur. Örneğin, koridorda karşılaştığı iş arkadaşının keyifsiz görünmesinden, kendisinin onu kızdırdığı gibi bir sonuca ulaşır.

• Kontrol yanılsaması: Kişi, başkalarının acı ve mutluluklarından, kendisinin sorumlu olduğuna inanır. Bir doktor, ağır bir hastalık sonucu, her tür doğru tedaviye rağmen hastasının kaçınılmaz ölümünden kendisini sorumlu tutabilir. Kişi, aile toplantısında çok fazla gülüp eğlenilmemesini, kendisinin yeterince çaba sarf etmemesine bağlayabilir.

Bu listeye, ”hep haklı çıkmak,” ”başkalarının davranışlarını baskı yoluyla değiştireceğine inanmak” gibi, başka düşünce tuzakları da eklenebilir, elbette.

Onları öğrenip tanımak, haklı kanıt ve temelleri olup olmadığını sorgulamak, hayatta her şeyin göreceli olduğu gerçeğini kabullenip, siyah-beyaz keskinliğinde düşünmekten kaçınmak, başkalarının düşüncelerine kulak vermek, tuzaklı düşüncelerin kendimize ve başkalarına verdiği zararın üzerine düşünüp, bu zararları vermekten vazgeçmek için çaba göstermek, daha verimli ve mutlu hayatlar sürdürmemize yardımcı olacaktır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Leylaaa… Leyla…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

7 Kimyasal İlaca 7 Doğal İlaç…

Ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Senden rızkın, ilmin bol ve hayırlı olanını dileriz.

 

Gecenin Duası:

Ey şanı büyük, keremi bol olan Rabbim. Sen Macid isminle tecelli et, gönlümüze ferahlık ver. Sana sığınan kullarının sıkıntılarını giderdiğin gibi bizim de sıkıntılarımızı gider… Ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Senden rızkın, ilmin bol ve hayırlı olanını dileriz. Amin.

Uğur Koşar ”En Güzel İsimler Allah’ındır” kitabından….

Koruyucu Meleğinizle İrtibat Yolları:

Zihninizi boşaltın. Ortam az aydınlatılmış, temiz, rahat ve sessiz olsun. İsterseniz meditasyon yapın ya da derin nefesle isteğinize konsantre olun.
Niyetinizi belirtirken, mutlaka “İlahi olanla” ya da “Işığa frekanslı” varlıklarla irtibat isteyin. Size görünen varlığa: “İlahi misin?” diye sorun. Bu varlıklar yalan söyleyemezler.

Rüyalar: Uyumadan önce rüyanızda onunla karşılaşmayı dileyin. Size yardımcı herhangi bir varlık olarak görünecektir. Ona ismini sorun. İsmini öğrenirseniz kimseye söylemeyin. Yardım istediğinizde onu bu isimle çağıracaksınız. Zihninizde ilk beliren ad, ona aittir.

Düşünceler ve Duyular: Çekim Yasası’nı bilen herkes de bilir ki düşünceyle bir çok şeyi gerçekleştirmek mümkündür. Meleğiniz sizinle direk kulağınıza konuşabilir ya da fikirler yoluyla konuşur. Size yol gösteren bazı fikirlerin size ait olmadığını bir şekilde anlarsınız. Ani bir şekilde, bilirsiniz.

Dua Etmek: Dua, niyetlerin seslendirilmiş halidir ve kendi başına bir enerjisi ve maddeye form verme yeteneği vardır. Karşılaşmak için dua edin.

Mektup yazmak: Koruyucu Meleğinize bir mektup yazın. Hayatınızda değiştirmek istediğiniz ne varsa, istek ve niyetlerinizi belirtin ve kendisiyle karşılaşmaya hazır olduğunuzu söyleyin.

Resimlemek: Tüm ruhani varlıklar gibi meleklerin de bir biçimi yoktur. Ona biçim veren insanoğlunun bir biçime sokma çabasıdır ya da kişinin deneyimlerine göre bir form alırlar. Siz nasıl görmek isterseniz, öyle görüneceklerdir. Işık, kanatlı bir varlık, rahibe, rahip, ak sakallı dede, derviş vb.

Yardım istemek: İhtiyaç duyduğunuzda yardım isteyin. Niyetiniz kısa ve öz olsun. Bencil bir niyet değilse, yardım hemen gelir.

Korkmamak: Korku onları uzaklaştırır. Korkunun da bir enerji frekansı vardır ve onları iter. Bazen ayak seslerini duyabilir, yatağınıza oturduğunu hissedebilirsiniz. Sevgi ve temiz bir kalp ile sizi korkutmamasını, ama hep yanınızda olmasını isteyin.

Meleğinizle Çalışma ve Soru Sorma İmajinasyonu:

Bu imajinasyonu Başmeleklerle de yapabilirsiniz. Kesinlikle insanoğlu onlardan da yardım alır. Dinleri çarpıtan kişiler yıllarca böyle dediler bize:

Onlar peygamberlere ve aydınlanmış kişilere gelirler. “Ben küçük ve günahkar bir varlığım, bana mı gelecekler?” diye düşünmeyin. Gözlerinizi kapatın. Uzun, loş ışıklı, kırmızı halıların olduğu bir koridorda ilerleyin. Her yer bembeyaz ışıkla dolu. Beyaz mermer basamaklardan inin. Orada bir çok kapı var. Bir kapının üzerinde yardım istediğiniz Başmeleğin ya da kendi koruyucu meleğinizin ismi belirecek. Hazır olduğunuzda kapıyı çalın. Kapı açılıyor ve sizin imajine ettiğiniz formda meleğiniz karşınızda. Ona bir soru sorun. Bu soru, “bu dünyadaki görevim nedir? ” olabilir. “Hayatımı olumlu yönde nasıl değiştirebilirim?” olabilir. “Bu işi yapmam hayırlı mı?” olabilir. Terketmeniz ya da bırakmanız gereken şeyler olabilir. Şimdi, size bir cevap verdi. Bu cevap için teşekkür ettiniz. Kapı kapandı. Cevap o anda, bir hediye biçiminde, bir yazı şeklinde, bir görüntü şeklinde, bir ses şeklinde gelebilir. O akşam ya da ilerleyen günlerde arkadaşınızın “bunu neden dediğimi bilmiyorum” olarak ifade ettiği şekilde olabilir.

Şunu unutmayın. Bazen biz konuşmayız. Bu durum, enerjiyle ya da ruhsal konularla çalışanlarda sıklıkla olur, bazen saf ama sıradan insanlarda da olur( Zeka engelliler, küçük çocuklar gibi) Size öyle bir şey söylerler ki “mesaj” gibi kafanızda yankılanır. Bir kaç gün bu işaretlere dikkat edin. Kültürümüzde bir laf vardır: “Söyleyene değil, söyletene bakın” diye. Emin olan söyleten bazen başkası

alinti

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Renklerin insanların yaşadığı mekanlardaki etkisi

İnsan hayatının önemli bir kısmı kapalı mekanlarda geçtiği için bu konu büyük önem arzetmektedir. Özellikle ev hanımlarının zamanının çok önemli bir kısmı bu kapsamda ele alınmalıdır. Dolayısıyla insanın bulunduğu mekanın rengi kişiliği ile uyumlu olmalıdır. Bu amaçla dekorasyonda doğru renkler seçmeli, odanın şeklini doğru ayarlamalıyız.

Oturma Odası:

Oturma odası, ev sakinlerinin en fazla vakit geçirdikleri mekandır. Bu kısımlar için doğal ve yumuşak renkler tercih edilmelidir. Oturma odalarında dikkat dağıtıcı renklerden uzak durulmalıdır. Yeşilden mora açık renkler tercih edilmeli, kanepe, halı ve sandalyelerin renkleri duvarların renklerinden koyu olmalıdır.

Yemek Odası:

Açık ve orta koyu renklerde olmalıdır. Yemek odası için seçim yaparken yiyeceklerin doğal renklerini gözünüzün önünde bulundurmalısınız. Yeşil ve tonlarından uzak durmalısınız.

Çünkü bu renklerin hastalık hissi veren özellikleri vardır. Masa örtüsü ve peçeteler dikkat çekici sarı tonlarında olmalıdır.

Mutfak:

Mutfakta pembemsi sarı tonlu heyecan ve enerji veren renkleri seçmelisiniz. Bu renkler tembelliği yok eder, enerji verir, yaratıcılığı artırır. Mutfakta iyi aydınlatma olmalı, mutfak tezgahı canlı renkte olmalıdır. Mutfakta kullanılan gereçler, mekânın hakim rengiyle uyum içerisinde olmalıdır.

Yatak Odası:

Gençler ve yeni evliler yatak odalarında yumuşak ve huzur veren, kırmızıya yakın hoş renkleri seçmeli. Bu yaş grubundan büyükler ise yumuşak maviye yakın sarımsı renkler seçmelidirler. Ayrıca seçilecek renkler bulunulan yerin havasına göre uyum içinde olmalıdır. Mesela soğuk yerlerde sıcak renkler, sıcak yerlerde serinlik hissi veren renkler tercih edilmeli.

Çocuk Odası:

Ergenlik çağına gelene kadar çocuk odalarında kırmızı, turuncu ve sarı gibi neşe ve canlılık veren renkleri tercih edilmeli. Daha ileri yaşlarda ise mavinin ve yeşilin tonları kullanılabilir. Bu odalar için koyu renklerden uzak durulmalıdır.

Çalışma Odası:

Bu mekanlarda, insanın anlama ve çalışma yeteneğini artıracak maviden mora kadar olan renkler tercih edilmelidir.

Renklerin dili, yani neyi ifade ettiği konusunda neler söylemek istersiniz?

Yaratılan ve görülebilen bütün renkler pozitiftir ve insanı rahatlatır, ona mutluluk verir. Renklerle kişinin iç dünyasını okur ve insanların hayatını daha düzenli hale getirmiş oluruz. Renklerin dili, yani insan psikolojisine etkisi şöyledir:

Kırmızı:

Bu renk insanın kendisini daha enerjik ve harekete hazır hissetmesini sağlar. Heyecanı ve hareketi sevenler bu rengi seçerler. Bu rengin etkisinde yaş faktörü önemlidir.

Turkuaz:

Dikkatlerin size yönelmesini sağlar. Genellikle insanlara açık bir iç dünyanız vardır.

Bu renkten hoşlananların duygu ve düşüncelerinin saf ve açık olduğu görülür.

Giysilerinizde turkuazı kullanırsanız genç ve dinamik kalırsınız.

Beyaz:

Temizliğin, sağlığın ve masumiyetin ifadesidir. Tarafsızlığın rengidir.

Turuncu:

Bu renk de kırmızı kadar olmasa da enerji ve heyecan veren bir renktir. Turuncu rengi seviyorsanız cesur ve maceracı bir kişiliğe sahipsiniz demektir. Bu rengin insanları gülmeyi ve güldürmeyi severler. Turuncu, diyalog ve mizah yeteneğini artırır.

Yeşil:

Bu renk dinlendirici, yatıştırıcı ve dengeleyici bir atmosfer yaratır. Denge ve uyum sembolüdür. Giysilerinizde yeşili kullanmanız örf ve adetlere bağlılığınızı gösterir.

Bu rengi sevenler aynı zamanda doğayı ve huzuru da severler. Yeşile ilgisi olanların kalbî duygu düzeyleri yüksek olur.

Lacivert:

Bu renk, düzenin ve ruhsallığın ifadesidir. Bu rengin insanları huzur, barış ve sadelikten hoşlanırlar. Giysilerinizde lacivert renge ağırlık verirseniz, sadık ve dürüst, araştırıcı ve başarılı birisiniz demektir.

Mor:

Kendine güven ve özgürlük duygularını harekete geçiren bir renktir mor. Yaratıcı ve ruhsal özellikler taşıdığından ilahîdir ve sanatın rengidir.

Sarı:

Bu renk, entelektüel kişiliğe sahip insanların rengidir. Yönetmeye ve hükmetmeye olan ilgiyi gösterir. Güneşin rengi olduğu için insanlara pozitif duygular aşılar. Zihni açar ve insanın dikkatini artırır.

Siyah:

Bu, tabiatta olmayan bir renktir. Ölüm ve kederi sembolize eder. Işığı reddeder. Bu rengin insanları ruhlarındaki ışığı söndürmeye çalışırlar ve ışık enerjisini vücutlarına sokmazlar. Siyah renk canlılığın ve diğer renklerin reddini ifade eder. Kişiliğin karanlık yönlerini ifade eder. İnsanlar bu rengi saklanmak ve birtakım şeyleri saklamak için giyinirler.

Kahverengi:

Toprak ve bağlılıkla ilgili nitelikleri taşır. Kahverengi kırmızı ve siyah renklerden elde edildiği için her iki rengin özelliklerini de taşır.

Giysilerde kahverengi kullanmak bir yere bağlı olma ve gelecek için sağlanan ilişkiler kurma isteğini gösterir. İnsanlar bu rengin pozitif etkisi ile gerçekçi bir kişilik geliştirebilirler. Negatif etkisi ise değişken ve güvensiz bir yapı gösterir. Kahverengi insanlarda düzen duygusunu ve serbest duyguları harekete geçirir.

Ahmet Maranki

Meditasyondan Bir Çıkacak Pir Çıkacak…