Hayat inişli çıkışlıdır

 

Hayat inişli çıkışlıdır

Tıpkı tabiat gibi

Tabiata baksana!

Bir dağın çıkışı varsa, inişi de olmaz mı?

* * *

Bazen öyle olur ki, her şeyin art arda rast gider, “şans dediğin şey”in doludizgin koşar…

İşte o zamanlarda mesele;
şımarmamak,
kendini olduğundan fazla bir şeymiş gibi saymamak,
o gidişata kapılıp her şeyin hep böyle yürüyeceği/işleyeceği zannına kapılmamaktır.

Bazen de öyle olur ki,

Her şeyin ters gider, hep negatiflik, olumsuzluk, “şanssızlık” dediğin şey ya da aksilikler üst üste seni bulur…

İşte o zamanlarda da mesele;

Her şeyin hep böyle gitmeyeceğini, bazı sebeplerden dolayı bunların vuku bulduğunu idrak ederek

Küsmemek, isyan etmemek, direnmek, sebat etmek, mücadeleye devam etmektir…

* * *
“Hakiki ve idrakli iman sahibi” bilir ki, kainatta yersizlik, düzensizlik, adaletsizlik, haksızlık, liyakatsizlik, tesadüf ve şans ya da şanssızlık asla yoktur…

Hepsi ve hepsi Maksad-ı İlahi için meydana gelir ve getirilir…

O Maksad-ı İlahi, o Murad-ı İlahi daima ve daima senin yücelmeni, tüm kainatlarda tekamülünü hedef alır…AS

Çok bunaldığın anlarında ne mi yapmalısın?

Mesela;

Tanrı’nın var olduğunu hatırla!

En azından seni var ettiğini, benim diyebildiğini, düşünebildiğini hatırla!

En zor anlarında aldığın yardımları hatırla!

En karanlık günlerinde sana gönderilen ışıkları hatırla!

Sana bugüne kadar açılan sayısız kucağı hatırla!

Doğmadan önce birilerine verdiğin sözleri ve yeminleri hatırla!

Bugüne kadar sarf ettiğin onca çabayı hatırla!

Ve dua et!

Bak bir kızılderili kabilesinde sabah duasında ne deniyor:

“Sabah uyandığında;

günün ışığı için şükret,

yaşadığın ve gücün yerinde olduğu için şükret,

karnını doyurduğun için şükret;

eğer şükretmek için ortada bir sebep göremiyorsan

hata kendinde demektir.”

O halde tüm sorunlarına rağmen, hiç olmazsa, en azından seni var ettiği için,

benim diyebildiğin için, düşünebildiğin için şükret O’na!

Şükret, silkin,kalk ve kaldığın yerden mücadeleye devam et!

YOLCU YOLUNDA GEREK!

AS, Şubat 2015

Mesane Meridyeninde (İdrar Kesesi Meridyeni) Dengesizlikler Baş Gösterdiğinde:

 

Bugünkü seanslarımda ağırlıklı boyun ,omuzlar ve sırtta oluşan gerginlikler ve ağrılar üzerine çalışma yaptım. Çalışma yaptığım bölgede mesane meridyeni vardır.

Mesane Meridyeninde (İdrar Kesesi Meridyeni) Dengesizlikler Baş Gösterdiğinde:

1. Büyük sinirsel gerginlik yaşanır, kişi aşırı tepkiler verir.

2. Sırtın altındaki kaslar genellikle sertleşir.

3. Gözlerin burun kenarındaki yanlarında acıma ya da batma hissedilir,

4. Baş ağrısı, başın arkasında zonklama meydana gelir.

5. Ayrıca otonom sinir sisteminde de sorunlar ortaya çıkar. Kişi sırtında ürperme hisseder ya da sırtının alt bölgesinde işkence çektiren ağrılar oluşur. Başın arkasından burun kemerine kadar yayılan ağrılar yaşanır.

6. Kimi kez sırt acıdan kıvrılır, adaleler kasılır.

7. Karnın alt bölgesinden bacaklara kadar üşüme hissedilir,

8. İdrar çoğunlukla artar ya da azalır.

9. Kimi kez sistit (mesane iltihabı) görülür.

Her meridyenin tıkanıklığında veya sorununda çeşitli hastalık bulguları oluşmaktadır. Masaj ile bu tıkanıklıklar açılmakta ve vücutta dolaşan enerji düzene binmekte ,böylece hastalık ve hastalık bulguları ortadan kaldırılabilmektedir.

Masaj uygulamasını hastalıklarla karşılaşmadan denge tedavisi (koruyucu) olarak yapmakta mümkündür…

Duyguların enerji bedene etkileri

Coşku kalp ile bağlantılı bir duygudur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.

Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.

Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.

Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.

Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.

Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.

Binnaz d yakar

Huzurlu ve Sağlıklı Olmak için….


AZALTIN:
Yediğiniz yemeği, yemeğin tuzunu….
Çayın şekerini, kullandığınız eşyaları….
Harcadığınız parayı, boşa geçen zamanı….
Gözyaşlarını, kafaya taktıklarınızı….
Kıyafetlerinizi, kuruntularınızı…..
Bilgisayar başında harcadığınız vakti….
Telefonla uğraştığınız süreyi….
İnsanlardan beklentilerinizi, televizyon izlemeyi.
BIRAKIN:
Şikayet etmeyi, çekingenliği….
Rezil olma korkusunu, mazeret üretmeyi….
Başkaları için yaşamayı, yapamam düşüncesini….
Olumsuz düşünmeyi, olumsuz kelimeleri….
Surat asmayı, ön yargıyı….
Herkesi eleştirmeyi, herkesi düzeltmeyi çalışmayı.
ÇOĞALTIN:
Gülümsemeyi, sevmeyi….
Olumlu düşünmeyi, dua etmeyi….
Şükretmeyi, ayaklarınızın toprağa temasını….
Renkli giyinmeyi, sizi iyi hissetiren müzikleri….
İçtiğiniz su miktarını, çocuklarla geçirdiğiniz vakti….
Teşekkür etmeyi, selam vermeyi…
Özür dilemeyi, mazur görmeyi….
Alttan almayı, sevginizi hak edene vermeyi….
İstikrarınızı, hayal kurmayı….
Güzel söz söylemeyi, kitap okumayı….

alıntı

İlginç Bir Psikoloji Testi: Albüm Kapağı

images4I02IJ8P

Eğlenceli bir psikolojik analiz…

Senaryoyu okuduktan sonra size en uygun cevabı seçin.

Cevaplar aşağıda…

Yeni bir şarkıcısınız ve çıkış yapacağınız albümün CD’si henüz basıldı. Şimdi geriye sadece albümün kapağına ne koyacağınıza karar vemek kaldı.

Nasıl bir şey seçersiniz?
1- İmgeler kullanılarak yapılmış huzur verici bir resim ya da egzotik bir yerde çekilmiş fotoğraflar.
2- Komik bir çizgi karakter ya da bir başka eğlenceli desen
3- Özel bir anlamı olmayan ama insanları düşündürmeye sevk eden soyut bir desen
4- Kendi resminiz.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Çözümleme:
Kendi CD’nizi çıkarıyor olmak fikri, psikolojik olarak kendinizi ifade etmek isteği ile ilintilidir.
CD’nizin kapağı için seçtiğiniz desen, diğerlerinin karakterinizde görmesini istediğiniz özellikleri yansıtır.
Seçiminiz kendinizde gördüğünüz en güzel öz niteliklerdir, diye yorumlanabilir.
Şimdi dünyanın geri kalanı sizi nasıl görüyor bir bakalım:
1- İmgeler kullanılarak yapılmış huzur verici bir resim ya da egzotik bir yerde çekilmiş fotograflar:
Kendinizi nazik ve şefkatli, yüzünde başkaları için daima bir gülümseme, dilinde tatlı bir söz olan biri olarak görüyorsunuz. Aslına bakarsanız sizden daha hassas birini hayal etmek mümkün değildir.
Ama başkalarına göre çevrenizde kimi zaman öyle bir duvar çevrili ki kimsenin yanınıza yaklaşmasına izin vermiyorsunuz, o zaman da bütün bu hassasiyet biraz sahte geliyor. Eğer korunma kalkanınızı hiç indirmezseniz ve gerçek hislerinizi göstermezseniz insanlar hep ne düşündüğünüzü merak edecekler.
2- Komik bir çizgi karakter ya da bir başka eğlenceli desen:
Sosyal, konuşkan ve birlikte olunması zevkli bir kişisiniz ve bunu biliyorsunuz. Ama başkaları işin bir başka yüzünü görüyor: güvenilmez, uçarı ve yaşadığı ana kapılıp gidiveren. Başkalarını güldürmek harika birşeydir ama eğer sizinle değil size gülüyorlarsa anlamı çok farklıdır.
3- Özel bir anlamı olmayan ama insanları düşündürmeye sevk eden soyut bir desen:
Doğal yaratıcılığınızı ve yeteneğinizi dünyaya göstermek için çok çaba sarf ediyorsunuz. Yetenekli olabilirsiniz ama unutmayın ki insanlarında yetenekleri var. Parlayabilmeniz için yapmanız gereken başkalarını kabullenmek ve onlarla birlikte çalışmaktır.
Bunu yapana kadar diğerlerine garip gelme riskiniz var. Özgünlüğünüz elbette önemlidir ama bunun sizi kaçık ve eksantirik yapmasına izin vermeyin.
4- Kendi Resminiz:
“İşte bu benim. Beni olduğum gibi kabul edin” deme açık sözlülüğünde birisiniz ve bu dürüstlüğün sizin en güçlü özelliğiniz olduğunu düşünüyorsunuz. Ama sizin dürüstlük olarak adlandırdığınız huy inatçılık olarak da yorumlanabilir: “bu benim ve asla değişmeyeceğim”. Kimse daha iyi olamayacak kadar mükemmel değildir. Eğer aynı imajı sonsuza kadar korumak istiyorsanız bari en azından iyi yanınızı dönün.

Kaynak: fwmail

İnkalar’ ın Efsanevi Kayıp Şehiri

 

Kayıp şehir olarak adlandırılması mı yoksa bilinmezlikleri midir onu cazip kılan? İnka’ların kurdukları son şehir diye söylenmesi mi yoksa bulunduğu yer midir onu cezbedeci yapan?

Nedeni herkese göre değişiyor olsa bile, bugün birçok kişinin görülmesi gereken yerler listesinin başında yer alıyor hatta Latin Amerika denildiğinde belki de ilk akla gelen yer oluyor “bir varmış bir yokmuş Machu Picchu…’’

Dünya’nın en uzun(yaklaşık 7000 km) sıra dağları kabul edilen Andres Dağları’ nın arasında, kutsal vadi olarak adlandırılan ‘Sacred Valley’ de kurulmuş Machu Picchu antik şehri. Urubamba bölgesinde, Cusco’ nun 80 km. kuzeybatısında yer alan Machu Picchu’ nun, İnka İmparator’u Pachacuti tarafından 1450 yıllarda yaptırıldığı düşünülmektedir. 1911 yılında Amerikan tarihçi Hiram Bingham tarafından bulunan şehir, 1913 yılında National Geographic Society’ nin nisan sayısını Machu Picchu antik şehrine ithaf etmesi ile ünlenmiştir.

Machu Picchu’ nun kurulan son İnka şehri olarak düşünülmesi bir yana bugün hala neden ve nasıl kurulmuş olabileceğine dair bilinmezlikleri de devam etmektedir. Bütün bu tartışmalar devam ederken antik şehir, 1983 yılında UNESCO dünya mirası listesine girdiği gibi, 2007 yılında da Dünya’nın yeni yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Hatta bir çok kitap ve internet sayfalarında da ‘ölmeden önce görülmesi gereken yerler’ listelerinin üst sıralarında yerini alıyor. Bunlara ek olarak günümüzde “İnkalar’ ın Kayıp Şehri” olarakta adlandırılması her geçen gün ziyarete gelen turist sayısını artırmakta.

İnkalar dönemindeki ismi bilinmediğinden şu anki adını Türkçesi ‘‘Eski Zirve’’ olan 3082 metre yüksekliğindeki Machu Picchu dağından alıyor. Şehir, dağların arasında nehre yakın, deniz seviyesinden 2430 metre yükseklikte bir tepe üzerinde kurulu. Bu konumu nedeni ile 1532 yıllarında İspanyolların bölgeye gelişi sırasında farkedilmemiş ve günümüze kadar çok iyi bir şekilde kendini korumayı başarmış.

Şehrin yapımında kullanılan bazı kayaların ağırlıklarının 40 kiloya yakın olduğunu bildiğinizde buraya kaç günde nasıl getirilmiş olabileceklerini düşünmeden edemiyorsunuz. Bir çok kayanın üstüste yerleştirilmesi sırasında harç kullanılmadığını görmek, kayaların kesimindeki pürüsüzlük ve birbirlerine sıkıştırma şekilleri sizi şaşkına çevirmeye yetiyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi depremler bölgesi olası Peru’ da fay hattı üzerine kurulmuş bu şehrin 600 yıla yakın süredir dimdik ayakta durması onca yağmura rağmen bugüne kadar gelmiş olması size söyleyecek fazla söz bırakmıyor.

Machu Picchu antik şehrini günde 2500 kişinin ziyaret etmesine izin verilirken hemen yanı başında yer alan ‘Genç Zirve’, Huayan Picchu (antik şehirden 300 metre yüksekte) ve ‘Eski Zirve’ Machu Picchu’ ya (antik şehirden 600 metre yüksekte) sadece 400 kişinin çıkmasına izin veriliyor. Bu nedenle, antik şehir için birgün öncesinden bilet bulabiliyor olsanızda özellikle Huayana Picchu’ ya çıkmak istiyorsanız önceden kombine biletinizi almanız gerekmekte.

Antik şehire ulaşmanın bir çok yolu bulunuyor. En popüler olanı, ‘İnka Yürüyüşü’. 3, 5 veya 7 günlük yürüyüş ve kamp rotaları mevcut. Araç yolları yapılmadan önceki ulaşımı görebilmek için ve yürüyüş sevenler için biraz pahalıda olasa tercih edilebilir ama çok uzun zaman öncesinden yer ayarlamanız gerekiyor. Ben Cusco’ dayken araştırma yaptığım sırada gittiğim tüm firmalar en az 6 ay sonrasına ‘İnka Yürüyüşü’ için gün veriyorlardı.

Machu Picchu antik şehrine ulaşım ve konaklama için bir diğer yol, 6 km uzaklığındaki yerleşim yeri Aguas Calientes. 1900’ lerin başlarında birkaç ailenin yaşadığı bölge 1920 yıllarında Cusco’dan buraya ulaşımı kolaylaştırmak için başlanan tren hattı çalışmaları sorasında işçilerin kamp alanları olarak kullanılmış ve zaman içersinde turizminde artması ile popülaritesi artmış. Bugün tamamen turistik şehir konumunda. Konaklama, alışveriş ve yemek için çok fazla alternatif bulmak mümkün. Ve şehire araç ile tek ulaşım tren. Machu Picchu’ ya, Cusco veya Ollantaytambo’ dan yaklaşık 45 dakikalık tren yolculuğunun ardından Aguas Calientes’e ulaşabilir buradan 15 dakika otobüs yolculuğu veya yaklaşık 1.5 saatlik yürüyüş-hafif tırmanış ile (yarı merdiven patika yollardan) ulaşabilmek mümkün. Eğer günübirlik bir yolculuk yapmayı planlıyorsanız tren biletlerinizi önceden almanızı tavsiye ederim.

Latin Amerika yolculuğum sırasında benim içinde görülmesi gerekli en önemli yerlerden biriydi Machu Picchu ve hedefim 5 günlük yürüyüş turu ile oraya ulaşmaktı. 6 ay sonraya verilen tarihlerin hayal kırıklığından sonra çok daha kısa bir yol olsada başka bir alternatifi tercih ettim. Böylece Aguas Calientes’ e ulaşmak için 2-2.5 saatlik Kutsal Vadi yürüyüşü yapabilecektim ve otobüs yolculuğu olduğu için vadinin tüm güzelliğini görüp bol bol fotoğraf çekebilecektim.

Otobüs yolculuğu Cusco’dan Hidroelectirica’ ya yaklaşık 6 saat sürüyor. Ben otobüse Ollantaytambo’dan binerek yaklaşık 4.5 saat sonra Aguas Calientes’ e doğru yürüyüşe başlıyacabileceğimiz Hidroelectirica’ ya ulaştım. Burası Cuco’dan kalkan trenlerin son durağı. Tren raylarının yanındandan nehir kenarı boyunca Kutsal Vadi’ de keyifli bir yürüyüş sizi bekliyor. Yol boyunca minik evleri, çiftçileri görmek mümkün, tam bir keyif yürüyüşü. Ben oraya buraya bakim derken geç saatlerde elimde fener, tünel ve rayları aşarak Aguas Calientes’ e varmayı başardım. Kalacak yer bile bakmadan ilk işim Machu Picchu bileti için sıraya girmekti. Bilet için kredi kartı kabul etmediklerinden çok hızlı sıra ilerledi, çünkü herkes ATM bulmak için sıradan ayrılmak zorunda kalıyordu. Bir gece önce, çok yoğun sezonda orada değilseniz antik şehir için bilet almak mümün ama Huayana Picchu için imkansız. Ama Machu Picchu dağının çıkışı biraz daha zorlu olduğu için buraya bir sonraki gün çıkmak isteyen 400 kişiden biri olabiliyorsunuz. Ve eğer gün doğumunu antik şehirde izlemek istiyorsanız ve otobüs ile gitme gibi bir planınız varsa biletinizi geceden almalısınız. İlk otobüsler sabah 5:30 gibi hareket ediyor ve o saatte açık ofis bulmanız mümkün değil. Ve ilk otobüslerde yerinizi alma istiyorsanız 45 dakika hatta bir saat öncesinde sırada yerinizi almalısınız.

 

Ben 6 km. yolu yürüyerek gitmek isteyenlerdendim, her anını yaşabilmek ve hissedebilmek için. Durum böyle olunca sabah 4’de elimde fenerler ile diğer gezginler ile yola koyuldum. Patika yollar, otobüse göre daha kestirme ama sonuç olarak yukarı çıkmaya çalıştığım için tahmin ettiğimden daha uzun sürdü. Ama saat 6.10’ da antik şehrin kapılarına dayanmıştım ve şehre ilk girenlerden olmayı başarmıştım. İstediğiniz gibi fotoğraf çekebilmek ve güneşin doğuşunu en güzel izleyeceğiniz yeri bulabilmek için en güzel saatler olduğunu söyleyebilirim.

 

Yıllardır fotoğraflardan gördüğüm hikayesini okuyup durduğum Machu Picchu’ ya Latin Amerika gezimin ikinci ayında ulaşmıştım ve tam da karşımda duruyordu. Her yerde o kadar çok fotoğrafını gördüğün için hiç yabancılık çekmedim sanki hep gördüğüm bildiğim bir yere gelmiş gibiydim. Ama içinde dolaşmak, okuduğum hikayeleri gözümde canlandırmak orada olmamı güzel kılıyordu. Antik şehri hızlıca gezerek güneşin doğuşunu izleyebileceğim güzel bir yere oturdum. Güneş ilk olarak, Huayana Picchu dağının tepesine yumşak bir dokunuş ile geldiğini haber veriyor. Ardında da yavaş yavaş, adım adım şehrin o puslu karanlık görüntüsünü siliyordu. Ve ışıl ışıl cap canlı bir şehri gözler önüne sunuyordu.

 

Gözlere hitap eden bu şölenin hemen ardından Machu Picchu dağına çıkmak için yola koyuldum. Uzaktan bakıldığında dağın üzerine asılmış merdivenleri görmek bir an için ‘nasıl yani?’ demeye yetiyor. Daracık ve yüksek merdivenlerden çıkarken, ‘ Hadi canım nasıl insanlardı ki bunlar?’ demeden kendimi alamıyordum.

Her basamağın her manzaranın keyfini çıkarta çıkarta zirveye gelmeyi başarmıştım. İşte o zaman gerçek manzara göz kırpıyordu. Ucu sonu dağ olan etraftan sadece nehirlerin geçtiği ve bütün bunların arasında aşağıda bir şehir bana bakıyordu ve sanki ‘Anladın mı farkı mı? Neden burdayım biliyor musun?’ der gibiydi. İnsan orada oturup şehre bakarken kendine şu soruları sormadan duramıyor; Neden ordasın? Kimlerdi sakladığın? Nasıl sana ulaşıyorlardı? Yoksa bilmediğimiz yeraltı tünellerin mi vardı? Tüm şehir neye benziyordu? Nesin sen nesin?

kaynak: martı dergisi

Teslimiyet

Eğer yaşadığınız koşulları çekilmez ve katlanılmaz buluyorsanız üç seçeneğiniz var;   Hiçbir bahane yaratmadan ya o durumdan uzaklaşın,   Ya o durumu değiştirin, ya da olduğu gibi kabullenin!   Hayatınızda yaptığınız herhangi bir eylem, eylemsizlikten her zaman daha iyidir.
Eğer yaptığınız eylem bir hataysa en azından bir şey öğrenirsiniz ya da bir ders alırsınız ki, bu durumda o hata… olmaktan çıkar.   Eğer şu an içinde yaşadığınız koşulları değiştirebilmek için gerçekten yapabileceğiniz bir şey yoksa o zaman tüm direncinizi bırakın ve “teslim olun.”
Teslimiyet zayıflık değildir!   O yaşama ve onun getireceklerine, içinizde hiçbir çatışma olmadan güvenmektir.   Yaşadığımız bütün koşullar geçicidir, biz yaşadığımız bir drama sıkı sıkıya yapışmadığımız takdirde mutlaka değişecektir.
Evrenin ve varoluşun doğası, her durumun her koşulun geçiciliğine yakından bağlıdır. Yeter ki; yaşama güvenelim ve direnç göstermeyelim.
Sevtap Ofsal
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Geciken Farkındalıklarda Evrenin Sopasını Yediğimiz An…

Doğum tarihine göre hangi çiçeksin?

 

1 Ocak – 10 Ocak tarihlerinde doğanlar:Çiçeğiniz: Sarı gentiyan.

Sıcak yazı simgeleyen gizemli bir çiçektir. Dağ çayırlarında yetişir. Karaktere gizem katmaktadır. İçe kapanıklık ve suskunluğun nedeni basit bir çekingenlik de olabilir. Bu simgede doğan insan inatla amaçlarına ulaşır. Soğuk havalarda sağlığına dikkat etmelidir.
11 Ocak – 20 Ocak tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Deve dikeni. O hiç kimsenin dikkatini çekmez. Bu nedenle o sürekli kendi kendiyle uğraşır. Bu karakteri deve dikeninin gerçek kişiliğinin saklanmasına neden olur ve insanlar onun bir önemli özelliğini iyi kalpliliğini fark etmezler. O iyi bir dosttur ve ailesine düşkündür. Çok çalışkandır. Verilen bütün işleri yerine getirir. Ama çok çalışmak bir yana sağlığına dikkat edip, dinlenmesini de bilmelidir. Bu insanlarda hipertansiyon görülebilir.
21 Ocak – 31 Ocak tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Ölmez çiçek. Bu insan ciddi birisidir. Modayı yakından takip eder. Çekiciliği ile etrafındakileri kıskandırabilir. Enerji dolu olduğu için zorluklarla başa çıkabilir ve kötü niyetli insanlarla savaşıp onları yenebilir.
1 Şubat – 10 Şubat tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Ökse otu. Bu işaretin bayanı aşırı meraklı ve hafif hareketleri ile dikkat çeker. İnsanları baştan çıkarmak onlar için en basit iştir. Bu işaret altında doğan erkekler spor, vücut geliştirme, karate, tenisle uğraşarak popülariteye ulaşırlar. Ayrıca, bu insanlar sporla uğraştıkları için sağlıklı olur ve kolay hastalanmazlar.
11 Şubat – 19 Şubat tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Güzelavratotu. Bu işarette doğan kadınlar gerçek güzeldirler. Aynı zamanda ciddiyetlerini korurlar. Onlara yaklaşmak kolay bir iş sayılmaz. Erkekler yakışıklı olmasalar da usanmadan çalışırlar. Bu şekilde amaçlarına ulaşmasını da iyi bilirler.
20 Şubat – 28 Şubat tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Küstümotu (mimoza). Bu insanlar hassasiyetleri ile diğerlerinden seçilirler. Mimoza insanı yaptığı iş değerini bulamazsa gerçekten acı çeker. Bu insan ona verilen işi neyin pahasına olursa olsun yerine getirir. Bu yolda gerekirse kendi sağlığını feda eder. Ama sonuç olarak da bir değerlendirme, bir aferin duyma ihtiyacı hisseder. Kalp krizi ve ülser kaçınılmaz hastalıklardandır.
1 Mart – 10 Mart tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Haşhaş. Onun güzelliği herkesi büyüler. Bu insanın ağına yakalanmak kolay, ordan çıkmak oldukça zordur. Onun yolu çok engebelidir. Haşhaş insanı kendi güçlerine inanmalıdır, ancak bu şekilde başarılı olur. Et yemeklerinden uzak durması tavsiye edilir. Sebzeler onun için vitamin kaynağı ve iyi moral deposudur
11 Mart – 20 Mart tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Zambak. Zarif bir insandır. Zambak bir ay çiçeği olduğu için, sırları ancak yarım ay olduğu zaman ortaya çıkar. Her şeye rağmen Zambak nasıl mutlu olacağını iyi bilir.

21 Mart – 31 Mart tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Yüksükotu. Bu işaretin sarı ve solgun çiçeklerine rağmen, bu işareti taşıyan insanlar kararlı bir kişiliğe sahiptirler. Kafaları bir makine kadar hızlı ve dakik çalışır. Yaşamın en zor dönemlerinde bile hızlı bir çözüm bulmak onlar için zor değildir. Hiçbir zaman kendilerini kaybetmezler. Bir az sinirlidirler. Baş ağrıları çekebilirler.
1 Nisan – 10 Nisan tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Manolya. Dürüsttür, her zaman birinci olma isteği en belirgin özelliğidir. Sosyal ilişkilerinde başarılı sayılmaz. Çünkü insanların tavsiye ve önerilerine asla kulak asmaz.

11 Nisan – 20 Nisan tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Ortanca. O iyi kalplidir, cömerttir. Bazen fazla iyi davranır, elinde ne varsa hepsini çevresindekilere vermeye çalışır. Bu huyu bazen yakınları tarafından iyi karşılanmaz.
21 Nisan – 30 Nisan tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Dahlia. O azamici bir kişilik taşımaktadır ve bu huyu amaçlarına ulaşmakta onu engelleyebilir. Dahlia insanı başkalarından çok kendine ve kendi gücüne güvenmelidir. Bu durum sadece iş için değil, özel hayatında da geçerli olabilir.
1 Mayıs – 10 Mayıs tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: İnci çiçeği. Cömert ve iyi kalplidir. Menfaatçi insanlar tarafından acımasızca kullanılmaya yatkındır. İnci çiçeği kadınına iyi bir koruyucu gerekebilir. İş konusunda bu insanlar fazla sorunlar yaşamamaktadırlar. Ani değişiklikler sinirlerini olumsuz etkileyebilir.  
11 Mayıs – 21 Mayıs tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Semiz otu. Kolay güvenemeyen, tehlikelerden sakınan, her zaman darbe bekleyen, hatta sevdiği insana karşı bile dikkatli ve tedbirli olan bir insandır.
22 Mayıs – 31 Mayıs tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Papatya. Bu gelenekseldir: seviyor-sevmiyor. İnsanlar tarafından zor anlaşılsa da onları kendine çekmeyi başarmıştır. Güzel bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen bu insanlar, yaşamlarını rekabet uğruna masa başında geçirmeye hazırdırlar. İş tutkularının nedeni spora olan merakları da olabilir.
1 Haziran – 11 Haziran tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Çançiçeği. Sabit karakterlidir. Her hangi bir değişiklik onu korkutabilir, üzebilir. İyi bir aile ve iyi bir iş sahibi olursa bu kişiliği yüzünden fazla zarar görmez. En sevdiği ulaşım aracı, örneğin iş gezileri için tercih edebileceği araç trendir. Uçak mı? Asla!
12 Haziran – 21 Haziran tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Krizantem. Sakin ve sessizdir, evde oturmayı sever, tedbirlidir, gözlemcidir. Olaylarda dedikoduculuk rolünü üstlenmeye bayılır. Amaçlarına ulaşır.

22 Haziran – 1 Temmuz tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Lale. Lale erkeği şüphesiz Don Juan’dır. Hiçbir şeyi umursamaz. Lale kadını enerjiktir. Kendine güveni sonsuzdur. Bu kadınların eşleri mutsuz olurlar.
2 Temmuz – 12 Temmuz tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Nilüfer. Su, hava ve toprak – üçü bir arada. Çok değişken bir kişiliğe sahiptir. Yaşam onun için kolaydır. Zorlukların üstesinden gelir. Sıkıntılarından çabuk kurtulabilir.
13 Temmuz – 23 Temmuz tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Menekşe. Herkesin gözleri onun üzerindedir. Genelde gölgede saklanır. Ama gerekirse güneşe çıkar ve ihtiyacı olan şeyi elde eder. Hafife alınmamalıdır!
24 Temmuz – 2 Ağustos tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Yaban gülü. Dikenlidir. Çıplak elle tutulamaz. Tabii bu dikenler onun iyi korunmasını sağlar. Kendini iyi savunur ve koşullara ayak uydurmasını bilir.

3 Ağustos – 12 Ağustos tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Ay çiçeği. Kendi yerini güneşin altında bulmuştur. Başarılar onun gözlerini kapatamaz.

13 Ağustos – 23 Ağustos tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Gül. Çiçeklerin kralıdır. Başka insanlar her zaman gül insanını kıskanırlar. Onun aleyhine entrikalar düzenlenir, onu yerinden koparmak için planlar yapılır, komplolar kurulur. Gül hatalı değildir. Ama bütün zamanlarda kendi erişilmezliğini korumak güçtür. Sağlığına dikkat etmeli ve fazla yorulmamalıdır.
24 Ağustos – 2 Eylül tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Hezaren (delphinium). Kendine sert davranır, yabancılara ise tolerans tanır. Çok zeki olduğu söylenemez. Bu nedenle zorluklarla karşılaşabilir. Kendine uzatılan yardım elini kabul etmelidir.

3 Eylül – 11 Eylül tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Karanfil. Karanfil insanı çok sabit fikirlidir. Çevresindekiler bundan rahatsızlık duyabilirler. Ama o yenilmezdir, her zaman doğru yolu seçer ve inatla yolunda durmaya devam eder.
12 Eylül – 22 Eylül tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Saray patı (aster). Saray patı sonbaharın hüzün ve kederini kapatmaya çalışır. Saray patı insanı etrafına neşe saçar. Maalesef bazen insanları neşelendirmekle gecikir. Bu insanlar iyi yönetici olabilirler.
23 Eylül – 3 Ekim tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Funda.

Bu insanlar zarafetleri ile dikkat çekerler. Onlar işlerinde uzmandırlar. Kendi altın ellerinin değerini bilirler. Funda iyi bir dosttur. Arkadaşını kötü günde yalnız bırakmaz.

4 Ekim – 13 Ekim tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Kamelya (Japon gülü). Hoş bir dış görünüşe sahiptir. Sakin ama korkusuzdur. Hareketlerinde çocuksuluk sezinlenir. Sanata yatkınlıkları vardır.
14 Ekim – 23 Ekim tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Leylak. Leylak şafağın, tazeliğin, gençliğin simgesidir. Çalışkan bir insan olan Leylak başkalarına da yardım etmekten zevk alır. Kıskanç iş arkadaşların dikkate almamalıdır.
24 Ekim – 2 Kasım tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Freesia. Korkusuz, inatçı kişilikleri bazen zarar verebilir. Bu işaretin insanları çok sevimli ve sempatik olurlar. Bu sayede işlerinde de ilerleme gösterirler. Bir az diplomatik davranmalıdırlar.
3 Kasım – 12 Kasım tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Orkide insanı gizemli ve anlaşılmaz kişiliği ile dikkat çeker. Şüphecidirler. Çevrelerindeki insanlara karşı dikkatli yaklaşırlar. Sabırla, çalışarak istediklerini adım adım elde ederler.
13 Kasım – 22 Kasım tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Peony. Peony insanı sağlığı için endişelenmeyebilir. Her koşula dayanıklıdır. Tabii işinde çok çalıştığı zamanlarda ara vermeli, dinlenmelidir. Bir az daha tutumlu olmalıdır. Ve planlarında savurgan davranmamayı öğrenmelidir.
23 Kasım – 2 Aralık tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Glayöl (Gladiolus). Glayöl insanı özel yetenekleri ile diğerlerinden farklı olmasa da, çok çalışkan ve başarılıdır. İyi yönetilirse çok şey elde edebilir. Ancak kendini övmekten hoşlanır.
3 Aralık – 12 Aralık tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Keklik otu. Sıcağın sembolüdür. Tazeliği ve rüzgarı sever. Dikkat merkezinde olmaya bayılır. Maymun iştahlılığı ile bazen sınırları geçebilir. İşte bir eleştiri alırsa hemen savunmaya geçer ve sıyrılmayı başarır.
13 Aralık – 22 Aralık tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Lotus. Temizlik sembolüdür. Asya insanları için çok şey ifade eder. Buralarda sadece egzotik açıdan değerlendirilir. Lotus insanı zevklidir, amaçlarına kolay ulaşır. İnsanlarla ilişkilerinde daha esnek davranmalıdır.
23 Aralık – 31 Aralık tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Akça. Bu işaret altında doğan insanlar iyi arkadaş, dost olurlar. Güvenilirdirler. Sakin ve öfkelenmeyen kişilikleri var. Onları kızdırmak zordur.

alıntı

Hah! Okundu!

10384126_10152733861843865_1226424112403955077_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evlendikten Sonra Kendini Çok Saldın Zeliha…

1.Kendimizi ne kadar seviyoruz? 2. Kendimizi ne kadar sayıyoruz? 3. Kendimize ne kadar değer veriyoruz?

 

Özgüven Meselesi “Ben değerliyim, ben yeterliyim”

 

Ben Kimim? Beni ben yapan özelliklerim neler?

Tüm bu özelliklerim ile kendimden memnun muyum?

– / –

  1. Kendimizi ne kadar seviyoruz? 2. Kendimizi ne kadar sayıyoruz? 3. Kendimize ne kadar değer veriyoruz?

Bu üç soruya birle on arasında not verin. Sonuçtan memnun musunuz?

Sonucu değiştirmek için geç değil…

Değerli ve yeterli olmak için “Kendine güven duymak” gerekiyor. Kendine güven duymak, hayatta yaşanılan olaylarla baş etmektir. Kendine güven, hayata karşı yapıcı ve olumlu bir bakış açısını ve kendi gücüne inanmayı gerektirir. Dış etken ve dış çevre onaylarından değil, kişinin kendi yeterlilik ve değerlilik (özsaygı) duygularıyla gelişmelidir. Bugün üzerinde en çok durmamız gereken kavram özsaygıdır. Özsaygı, kişinin kendini tanıması, kendini ve sınırlarını olduğu gibi kabul etmesi ve bundan hoşnut olmasıyla ilgilidir. Özsaygı, kişinin kendisiyle barışıklığından beslenir.

Günlük yaşamda “özgüven” olarak sıklıkla kullandığımız kendine güven tek başına yeterli değildir. Kişinin kendisini tanıması (özsaygı) değer vermesi (öz değer), kendini kontrol edebilmesi (öz denetim) ve etkin yönetmesi (öz disiplin) kişiyi yaşamda mutlu, huzurlu kılar.

Kendine güven duyan insanları anlatırken sadece özgüven ve başarı kelimeleri ile anlatmak eksik kalmaktadır, “her zaman başarılıdır” tanımı yerine, “ne istediğini bilir, kendisine ve çevresine saygısı ve sevgisi vardır, yaşadığı olumsuzluklara rağmen ayakta kalır, kendisine ve çevresine saygı ve sevgisini yitirmez” tanımları daha uygundur.

Gerçek özgüven, yere hiç düşmemek değil, düştüğümüz yerden kendi gücümüzle kalkıp yola devam edebilme gücümüzdür.

Kendine güvenen insan; • Olumlu düşünür, yapıcıdır, • Sürekli iletişim içindedir, eleştiriye açıktır, etkilidir, • Alçak gönüllüdür(ukala değil), doğal ve içtendir, • Duygusal zekası gelişmiştir, esnek ve uyumludur, • Sürekli öğrenir ve değişime açıktır, • Risk alır, elinden gelenin en iyisini yapar, • Sorumluluk alır, cesaretlidir, yeniliğe açıktır, • Kararlıdır (inatçı değil), dengeli ve ölçülüdür, • Endişe duyarak kendini sabote etmez, • Ahlaki ilkeleri vardır ve adildir, • Huzurludur, sevgisini gösterir, • Açık, samimi, dürüst ve doğrudandır, • Kendisini ve duygularını açıkça ortaya koyar, • Gerektiği yerde kendini över(başkalarını küçümsemez ve suçlamaz) • Başkalarının olumlu yönlerini de görür ve ifade eder, • İşbirliği yapmayı bilir, kendi haklarını korur, başkalarının hak ve duygularını da hesaba katar, • Konuşurken doğrudan göz iletişimi kurar, • Beden duruşu diktir, jest ve mimiklerini kullanır, • Dik bir beden duruşunu sahip olurlar, • Sesi işitilir ve açıktır, düzgün ve akıcı bir konuşması vardır,

  • Seçimlerini yaparken ve kararlarını verirken kendi yetenekleri ve gücü doğrultusunda hareket eder…

Kaynak

Özgüven-Nil Gün/Saim Koç

Bana Böyle Davrananı Anında Bırakırım… Burçların Ayrılık Sebepleri…İnanılmaz Ama Doğru…

Koç

Her dediğini yapmanız size sahip olduğunu, avucunda olduğunuzu düşündürmeniz, başkalarıyla ilgilendiğinizi fark ettirmeniz, kıskançlığınız, sahiplenmeniz, bıkması için yeterlidir

Boğa

Zor ayrılır. Seksüel isteksizliğiniz, finansal güvensizlikleriniz, maddi kararlarınızın sık sık yanlış çıkması, birikim sağlamamanız, çok harcamanız geleceğe dönük düşünememeniz ve davranamamanız, doğru ve dürüst olmayan tutumlarınız ayrılmak istemesi için yeterli.

İkizler

Korumacı, sahiplenici ve kıskanç olmanız yeterli. Bir dakikada unutur!

Yengeç

Kaçarsanız kovalar, kovalarsanız kaçar. Düş kırıklığına uğratmanız, incitmeniz, düşündüğü gibi biri olmadığınızı belli etmeniz, eleştirel, şefkatsiz, hırçın tavırlarınız onun kızgınlıklarını körükler ve kendisini anında soğumuş hisseder

Aslan

Gururunu zedelemeniz, hatalarından bahsetmeniz, eleştirmeniz, onu desteklememeniz, takdir etmemeniz çekip gitmesine sebep olur ve bir daha da kolay kolay geri dönmez.

Başak

Dikkatli, özenli, akıllı ve sevecen olmamanız yeterli. Entellektüel birikiminiz ve kültürel yeterliliğiniz de yoksa çok çabuk kaybedersiniz. Geri dönmez, ancak kalbinizi de kırmaz.

Terazi

Modern, popüler, bakımlı ve saygın olmamanız yeterlidir. Nezaketini bozmamak için konuşmadan terk edecektir.

Akrep

Kontrolü ya ona bırakmalısınız ya da elinizden bir saniye bile bırakmamalısınız. Kontrolü kaybetme duygusunu yaşaması ayrılmak ve sizi acılar içinde bırakmak için yeterlidir.

Yay

Gezmekten hoşlanmamanız, başka kültürlere ilgi duymamanız ve akıllı biri olmadığınızı fark ettirmeniz yeterlidir. Buna ego katliamını da eklerseniz, her zamanki hızıyla Yay uzaklaşacaktır.

Oğlak

En zor ayrılan burçtur. Eğer sizi yeterince benimsemişse! Ailesi hakkında olumsuz konuşmalarınız, maddi güvenliğini zora sokmanız, işinde desteklememeniz, finansal konularda savruk ve düşüncesiz davranmanız yeterlidir. Elbette hepsi bir arada olmak koşuluyla!

Kova

Onu istemediğinizi belli etmeniz, bunu söylemeniz veya hissettirmeniz yeterli. Bunlar yoksa kısıtlamanız, hesap sormanız, müdahale etmeniz, arkadaşlıklarına karışmanız ağır sözlerle terk edilmenize rahatlıkla sebep olur

Balık

Aldatmak için sebebe gereksinimi yoktur. Çünkü sebepleri her an değişebilir. Ayrılmak için de! Duygusal dünyasını azıcık sarsacak herhangi bir somut olay yeterlidir. Gerçek sebep kendi çıkarına daha uygun bir durum yakalamış olmasıdır!
alıntı

Ben iyiyi hakediyorum ve bulacağım…

Bedensel hastalıklar sadece mikrop, virüs ve bakteri den oluşmuyor. Bunu tıp da söylüyor, artık biliniyor. Eğer ruhunuza da en az bedeninize gösterdiğiniz kadar özen göstermezseniz, bedeniniz zayıf yerlerini çoğaltır. Üzüldüğünüzde, rahatsızlıklarınızın midenizin ağrımasından, tansiyonunuzun düşmesinden de öteye gitmesini istemiyorsanız ruhunuzun da sesini dinlemeniz gerekiyor…

 Çocukluğunuzdan beri her şey belleğinize yazıldı. Bunlar kendinize olan inançlarınızı da sınırladı. Size sürekli “aptal tembel” diyen bir annenin ruhunuzda yaptığı damgayı görüyor musunuz?: Yeterince iyi değilim, yapamam! Ya, size her kızdığında “seni bırakıp gideceğim başkasının çocuğu ol” diyen bir anne, sizde terk edilmek ve önemsenmemek korkusunu yerleştiren kişi olmasın? Çocukluğunuzda edindiğiniz kalıp inançları “bu sahiden doğru mu?” diye yeniden gözden geçirin.
Ben hayata acı çekmek için gelmişim, kader bana hiç gülmez, beni kimse sevmez ki, insanların hepsi nankördür, hep benim yüzümden, ben önemli değilim, çok güçsüzüm… Bunları çoğaltmak mümkün. Zihninizi de evde temizlik yapar gibi temizleyebilirsiniz. Zihniniz, içinden neler geçtiğini bir tek sizin bildiğiniz bir odadır. Orayı arındırıp olumlu mesajları sürekli tekrarlayarak ve değişmek istediğinizi yineleyerek tertemiz yapabilirsiniz “ben iyiyi hakediyorum ve bulacağım” inancına dönüşecektir. Sadece birkaç gece tekrarlayın bakın neler değişecek yaşamınızda.  L.HAY
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?

Kop.yz%20okuma[1]
Çin’de yüz okuma tezinin sahibi M.Ö. 3.asırda yaşadığı sanılan filozof Gui-Gu Tze’nin Xiang Bian Wei Mang isimli kitabı bugün de basılmakta ve fizyonomi öğrenci…leri tarafından üzerinde çalışılmaktadır.  Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar. Çin yüz okuma sisteminde yüz Yin-Yang’ın Taoist teorilerine göre 108 temel bölgeye ayrılıyor ve bu bölgelerin her biri vücudumuzdaki organların karşılığı oluyor. Yüz bölgelerindeki biçimlenmeler, renk ve doku değişimleri ise karşılık geldikleri organların ne kadar sağlıklı olduklarına dair ipuçları veriyor. Böylece kişilerin mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına göre değerlendirmeler yapılıp tedavi yöntemleri önerilebiliyor.
Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?
Böbrek: Çok fazla çalışıyor, az uyuyor, yüksek miktarda kahve içiyor ve fazla sorumluluk yükleniyorsanız gözlerinizin altındaki yarım ay şeklindeki böbrek/karaciğer bölgesine bakın. Eğer bu bölge şişik ve mora çalan bir renkteyse bu çok çalıştığınız, adrenalinizi tükettiğiniz, yağlı yemekler yediğiniz ve sıvı dengenizin bozulduğu anlamına geliyor. Kulaklarınız deri renginizden daha koyu ve kırmızı renkteyse şayet, bu durum da çok enerji harcadığınız anlamına geliyor.
Gözlerinizin iç köşesi çukurlaşmış ve koyu mavimsi bir renk almışsa aynı tanılar yapılabilir.
Karaciğer: Yüzünüzdeki böbrek/karaciğer bölgesi koyu kahverengiyse ve bulanık bir görüntü arz ediyorsa, karaciğerinizin işlevi yavaşlıyor demektir. Bunun sebebi gerginlik, stres, öfke, yağlı yemekler veya alkol olabilir. Eğer bu görüntüye başınızın yan bölgesini kaplayan bir acı, çenede gerilme, kaşlar arasında uzunlamasına iki çizgi de eşlik ediyorsa, yağ ve hormonal dengeniz bozulmuş olabilir. Yağ miktarını azaltmaya bakmalısınız.
Kaşlarınızın arasındaki iki çizgi, çengel şeklinde daha küçük iki çizgiyle tamamlanıyorsa, safra kesenizde bazı problemler baş gösterebilir. Aman dikkat! Alnınızdaki benekler veya çizgiler ise yağlı besinler veya aşırı süt ürünü tükettiğiniz anlamına geliyor.
Mide ve Bağırsaklar: Ağız bölgesi, mide ve bağırsakların enerjisini gösterir. Yüzün aşağı bölgesi de karın bölgesine ilişkin işaretler verir. Beyaz noktalar veya deri altında kabarcık hissi ya da deri de oluşan lekeler bir tür mantar hastalığı olan maya enfeksiyonu, fazla şeker veya süt ürünleri kullanımına işaret eder.
Çeneniz kırmızı ve şişkinse bu, organlarınızda yapısal bir zayıflık veya karın bölgenizde bir sıkışıklık olduğu anlamına geliyor.
Alt dudağınız dışarıya çıkık duruyorsa kalın bağırsağın aşağı kesiminde uyuşukluk ve işlev yavaşlaması var demektir.
Üst dudağınız çatlak, kırmızı ve köşede noktalar varsa bu, midenizdeki asitlenme, yanlış diyet nedeniyle de midenizde yanma olduğu anlamına gelir.
Gözlerinizin iç tarafından yanaklarınıza doğru inen çizgiler başka bir bağırsak problemine işaret eder.
Ağız çevresinde sarı renk çizgi veya dudakların renksiz oluşu sindirim enerjisinin zayıf olduğu, beslenme şeklinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelir.
Yeşil renk, karaciğerin ana problem olduğu, çok ince dudaklar ise çalışma delisi bir karakteri gösterir.
Akciğer: Burun delikleri etrafında ve yanakların alt kısmında kırmızılık ve şişkinlik, akciğerlerde rahatsızlık ve balgam oluşumuna işarettir. Eğer bu bölge aniden kızarır ve kurursa, bronşit rahatsızlıkları her an baş gösterebilir demektir.
Enerji ve Canlılık: Çin tedavisinde kaşlar yaratıcılık yeteneğini, zihinsel becerileri ve enerji düzeyini gösterir. Ayrıca diğer insanlarla, ailemizle ve toplumla nasıl iletişime geçtiğimizin de alameti olabilir. Kalınlık ve genişlik arttıkça bu, kişinin daha güçlü, hırslı, iradeli, direşken ve aktif olduğunu gösterir. İnce kaşlar ise hassasiyet, sağlık açısından da kırılganlık göstergesidir.
Farklı yönlerde çıkan kaşlar huzursuz ve aceleci, odaklanmak için diğerlerinin yardımına ihtiyaç duyan bir yapıyı işaret eder.
İnce ve sivri kaşlılar ise yenilikçi, iradeli, bağımsız, öncü ve üstünlük kaygısı, en iyi olma kaygısı güden insanlardır. Hilal şeklindeki kaşlara sahip olanlar karar verirken sezgilerine dayanan ve diğerleriyle çalışmayı seven kişiliklerdir. Kaşları kenarlara geldikçe dağılan kişiler de tiroit bezlerinde problem olabilir.