500 yıldan beri Galata Mevlevihanesi’nde semazenler gerçek aşkı ararlar.

İstanbul’un 500 yıllık mistik mekanında “gerçek aşk”ı dönerek arayan semazenler, neyin büyülü sesinde Aşk’a ulaşırlarken izleyenleri düşsel bir yolculuğa çıkarıyorlar.

Beyoğlu’nda Tünel’den Yüksekkaldırım’a giden caddenin hemen başındaki bina kapılarının birinde küçük bir tabela vardır. Üzerinde Kültür Bakanlığı Divan Edebiyatı Müzesi Müdürlüğü, Galata Mevlevihanesi yazan bu bina, İstanbul’un en eski mevlevihanesidir.

500 yıldan beri Galata Mevlevihanesi’nde semazenler gerçek aşkı ararlar. Semazen semasıyla aklını birleştirir. Var olmanın temel şartı dönmektir Aşkla yücelip nefsini terk eder. Hakta yok olur, olgunluğa erer ve kâmil bir insan olarak tekrar kulluğa dönerler.

Sema töreni 7 bölümdür. Birinci bölüm “Nat-ı Şerifle başlar. Peygamberimizi methetmek, Ondan önceki peygamberleri ve Tanrıyı methetmek demektir. Bu methiyeden sonra bir kudüm darbesi ile Tanrı’nın “Kün” ol emrini temsil edilir. Üçüncü bölümde her şeye can veren “Nefes”i temsil eden bir ney taksimi duyulur. Dördüncü bölümde Semazenler birbirine üç kez selam vererek peşrev eşliğinde daire şeklinde yürüyüşe geçerler. Birinci turda “Allah kendini dile getirmek için kainatı yarattı ama hiç birisi Allah’ı dile getiremedi”. İkinci turda “Tabiatı yarattı, oradan da dile gelemedi”. Üçüncü turda “Hayvanları yarattı ama ordan da hiç biri dile getiremedi”. Sonraki bölümde Semazenler siyah hırkalarını çıkartır ve manen ebedi aleme doğarlar. Başındaki sikke semazenin nefsinin mezar taşı, tennuresi nefsinin kefenidir. Gerçeğe dönmüştür artık. Kollarını çapraz bağlayarak “Bir” sayısını temsil eder. Böylece Tanrının birliğine şahadet eder. Şeyh efendinin elini öperek Semaya girme iznini alır ve Sema başlar. Semaya başladıktan sonra sağ el yukarı, sol el aşağı dönük olacak şekilde “Hak’tan alır halka veririz” anlamında kollarını iki yana açar. Sema sırasında yerle teması kesmeden sola doğru döndürülen sol ayağa ‘direk’, havadaki sağ elin de yardımıyla vücudu sola döndüren havadaki sağ ayağa ‘çark’ denir. AL! hecesiyle kalkan sağ ayak, ‘LAH’ hecesiyle çarkı tamamlayarak “ALLAH” diyerek yere basar.

Tennureler renkli olduğunda her bir rengin anlamı vardır; kırmızı aşkı, güneşin doğuşunu ve batışını temsil eder. Pembe sevgiyi, yeşil ruhun huzura kavuşmasını sarı aşığın çektiği acıları, beyaz Hz. Muhammed’in nurunu, siyah saflığı, lacivert ise çelebileri temsil eder.

Sema dört Selam’dan oluşur. Birinci Selam, insanın bilgiyle gerçeğe doğarak Yüce Yaradan’ını ve kendi kulluğunu idrakidir… İkinci Selam, insanın yaratılışından dolayı Tanrının kudreti karşısında hayranlık duymasıdır… Üçüncü Selam, insanın hayranlık ve minnet duygusunun “aşk”a dönüşmesiyle, aklın “aşk” a kurban oluşudur. Bu tam teslimiyettir…Dördüncü Selam insanın manevi yolculuğunu tamamlayıp, kaderine razı olarak, yaratılıştaki görevine, kulluğa geri dönmesidir. Altıncı ve yedinci bölümlerde okunan dualarla ve Kur’ an tilâvetiyle Semâ töreni sona erer.

Halk arasında Galata Mevlevihanesi adıyla da bilinen Divan Edebiyatı Müzesi, bilim adamlarınca ‘Divan edebiyatının hafızası’ diye nitelendirilir. Kronolojik sıra ile Divan şairlerinin divanları, Mevlevihane’de yetişmiş olan Şeyh Galib, İsmail Ankaravf, Esrar ve Fasih Dedeler ile şair Leylâ Hanım’a ait elyazması eserlerin yer aldığı müze, 27 Aralık 1975 günü, Şeyh Galib’in hatırasını yaşatmak amacıyla Divan Edebiyatı Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Hüs-ü Aşk’ıyla ; Hamid’den Haşim’e, Asat Halet Çelebi’den Sezai Karakoç’a,Hilmi Yavuz’dan Turan Oflazoğlu’na, Tanpınar’dan Orhan Pamuk’a kadar çok sayıda şair ve yazarı etkileyerek günümüze ulaşmayı başaran çağdaş kültür ve edebiyatımız içinde yaşamaya devam eden Şeyh Galib, etkisi günümüze kadar uzanan tek divan şairidir. Daha hayattayken gazellerine çağdaşları tarafından sayısız nazire yazılan şair, kısa fakat zengin hayatı, özellikle Hüsn-ü aşk adlı orijinal mesnevisiyle bir çok şair ve romancının esin kaynağı olmuştur.

Divan Edebiyatı Müzesi’nin temelini oluşturan Mevlevihanenin kuruluşu, II. Bayezid’in (1481-1512) döneminde Galata sırtlarındaki İskender Paşa’ya ait av köşkünde, 1491 yılında Galata diğer adıyla Kulekapısı Mevlevihanesi’nin kurulmasına tarihlenir. Aslında İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in vakfiyesinde bu amaç için ayrılan ödemelerden anlaşıldığına göre Kalanderhane Camii’nde (eski Akataleptos Manastır Kilisesi) Mevlevi ayinleri yapıldığını biliyoruz.

Ancak Mevleviliğin İstanbul’da yerleşmesi Galata Mevlevihanesi’nin kurulmasıyla başlar.

Sultan-ı Divani Sema’i Mehmed Dede (Ö.1529) Mevlevihane’nin ilk şeyhi olup bu ilk dönemde Mevlevihane’nin ne şekilde olduğu konusunda pek bildiğimiz yoktur. Ancak Evliya Çelebi’nin bildirdiğine göre tekkede yüz kadar derviş hücresi bulunmaktaydı. Bu bilgi bize ilk Mevlevihane’nin geniş bir alanı kapladığını göstermektedir. Bu döneme ait günümüze sadece 1649 tarihli (1851 onarımlı) Gümrük Emini Hasan Ağa Çeşmesi kalmıştır. Sultan III.Mustafa döneminde (1754-1774), İsa Dede’nin Postnişinliği sırasında 1765 yılında çıkan Tophane yangınında Mevlevihane tamamen yanmış, 1766 yılında bina emini tayin edilen Çavuşbaşı Osman Ağa tarafından tekrar inşa edilmiştir. Osmanlı’da, yenilikçi batılı düzeni örnek alarak modernleşme çabalarının başladığı III.Selim dönemindeki (1789-1807) reformlar sırasında, Mevleviliğin ve özellikle Galata Mevlevihanesi’nin desteği ve önemli etkisi olmuştur. Bu dönemde devletinde desteğini alan Galata Mevlevihanesi’nde, Bektaşilerden kaynaklanan muhalefeti önleme konusunda, adeta bir Rönesans dönemi yaşamaya başlamış ve bu etki 1925 yılında tekkelerin kapatılmasına kadar sürmüştür. 1791 yılında postnişinliğe atanan Şeyh Galip (Asıl adı Mehmed Esad) zamanında dergah altın çağını yaşamış ve 1791 yılında geniş çaplı onarım gerçekleşmiştir.

Ancak bu ve bundan sonra da onarımlar yapılmışsa da Mevlevihane’nin ana binasını teşkil eden Semahane’nin 1766 tarihindeki biçimiyle günümüze ulaşarak genel hatlarını koruduğu kabul edilmektedir. Plân olarak dıştan dikdörtgen, içten sekizgen bir görünüm arz etmektedir.

Alt katta derviş hücreleri, ikinci katta Semahane kısmı ile birlikte kuzey yönde Bacılar Dairesi, güney yönde halen idari büro olarak kullanılan bölüm yer almakta, ayrıca mahfillerden oluşan üçüncü kat bulunmaktadır. Sultan II.Mahmud döneminde (1808-1839) Devlet Kethüdası Halet Efendi 1819 yılında halen de mevcut olan yapıların bir kısmını inşa ettirmiştir. Dergahın cadde tarafındaki kendisi için inşa ettirdiği türbe, kütüphane, sebil ve muvakkithane ile birlikte Şeyh Galip ve İsmail Rusuhi Efendi’ye ait türbe bu dönemde yenİen onarılmıştır. Ancak Halet Efendi 1822 yılında Konya’da idam edilince türbeye sadece başı gömülebilmiş, gövdesi Konya’da Mevlana Bahçesi’nde defnedilmiştir.

Mevlevihane 1824 yılında bir yangın geçirmiş ve 1835 yılında tekrar onarılmıştır. Buna ilişkin kitabe iki yanındaki türbe ve muvakkithâne ile bütünlük gösteren ampir üslubundaki cümle kapısının dış yüzündedir. Bu kitabede Yesarizâde Mustafa İzzet’in hattıyla Şair Lebib’in bir şiiri ve II.Mahmud’un tuğrası bulunmaktadır. Kapının arka yüzünde ki kitâbe Şeyh Galib’e aittir.

Bahçede bulunan Şadırvan ve Sarnıç II. Mahmud’un kızı Adile Sultan (Ö.1899) tarafından 1847 yılında inşa ettirilmiştir. Orijinal haliyle günümüze ulaşmayan Şadırvan, Hasan Ağa Çeşmesi ile birlikte Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından 1855-1860 yıllarında onarılmıştır. Mevlevihane’nin son şeklini alan bu onarımlar Kudretullah Efendi’nin (ö.1871) girişimleriyle Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılır. Semahane kapısı üzerindeki kitabe 1851 tarihli olup, bu döneme aittir. Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan Galata ve Pera semtleri gayrimüslimlerin, özellikle Latin kökenlilerin yerleştikleri semt olarak bilinmekte olup, Galata Mevlevihanesi, 1481 yılında kurulan Mekteb-i Sultani yanı Galatasaray Lisesi ile birlikte günümüz Beyoğlu’nda Türk-İslam karakteri taşıyan en önemli tarihi anıttır. 1925 yılında tekkelerin katılmasıyla işlevini tamamlayan Mevlevihane bir süre ilkokul ve lojman olarak kullanılmıştır. 27 Aralık 1975 tarihinde gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra da T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Divan Edebiyatı Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Müzenin gezilecek bölümleri Tarihi mevlevihanede Türk musiki aletleri ile, Mevlevi kültürüne ait eserler sergilenmektedir. Ahşap kafeslerle ayrılmış olan üst kısmında ise kronolojik sıra ile divan şairlerinin divanları yer almaktadır. Müzenin içerisinde ayrıca, derviş hücreleri, türbeler, kütüphane ve bir mezarlık yer almaktadır. Müze olarak kullanılmakta olan Semahanede Türk musiki aletleri ile Mevlevi kültürüne ait eserler sergilenmektedir.

Derviş Hücreleri kagirdir ve yan yana dizilmiş odalardan meydana gelmiştir. Şeyh Galib Türbesi, 19.yüzyıl başlarında Halet Said Efendi tarafından yaptırılmıştır. Mevlevihane bahçesinde gömülüdür. Sebil ve Muvakkithane girişin sağında yer almaktadır. Kütüphane, Halet Said Efendi tarafından yaptırılmıştır. Muvakkithane’nin üst katında yer alır. İçinde 3455 cilt kitap bulunmaktadır.

 
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇATLAK KOVA

Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.
Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.
İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.”
“Neden?…” diye sormuş sucu. “Niye utanç duyuyorsun?…”
Kova cevap vermiş. “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için tasıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu söyle demiş.
“Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.”
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş.
“Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?… Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ortalama insanda, Herhangi bir günde herhangi bir orduya , yetecek kadar ihanet, nefret, şiddet ve saçmalık vardır.

Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
VE Cinayet konusunda En Becerikliler
Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir
VE Nefreti En İyi Becerenler
Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
Ve son olarak
Savaşı en iyi becerenler
Barış vaazı
Verenlerdir.Tanrıyı Vaaz Edenlerin
Tanrıya İhtiyacı Var
Barış Vaaz Edenlerin
Huzuru Yok
SEVGİYİ Vaaz Edenler
SEVGİSİZDİR
VAAZ Verenlerden sakının
Bilmişlerden Sakıının.Durmadan
Kitap
Okuyanlardan
Sakının
Yoksulluktan Nefret Edenlerden
Ya da Gurur Duyanlardan Sakının
Övgü Göstermekte Hızlı Davrananlardan Sakının
Karşılığında Övgü Beklerler

Sansürlemekte Hızlı Davrananlardan Sakının
Bilmedikleri Şeylerden
Korkarlar

Sürekli Kalabalıkları Arayanlardan Sakının;
Tek Başlarına
Bir Hiçtirler

Ortalama Erkekten
Ortalama Kadından
Sakının
Sevgilerinden Sakının

Sevgileri Vasattır, Vasatı
Aranır Dururlar
Ama Nefretleri Dahiyanedir
Nefretleri Seni Beni
Herkesi Öldürebilecek Kadar
Dahiyanedir.

Yalnızlığı İstemezler
Yalnızlığı Anlamazlar
Kendilerinden Farklı
Herşeyi
Yoketmeye
Çalışırlar

Sanat
Yaratamadıklarından
Sanatıı
Anlayamazlar
Yaratma Başarısızlıklarını
Dünyanın Beceriksizliğine
Yorarlar

Kendileri Tam Sevemedikleri İçin
Senin Sevginin
Eksik Olduğuna İnanır
Ve Senden
Nefret Ederler

Ve Nefretleri
Parlak Bİr Elmas
Bir Bıçak
Bir Dağ
Bir Kaplan
Bir Baldıranotu Gibi
Mükemmeldir

En Usta Oldukları
Sanattır
NEFRET!

Charles Bukowski

Burçlar Hakkında Sivri, Hınzır & Cüretkar Yorumlar; NEYE İNANIR?

Mona Indian

 

Yaw ben ne zamandır hiç bir burcun nasırına basıp, nefret ve tehdit mesajları almadım :)))) Ehhh vaktidir… Bugün, ”inanma” konseptini deşmeye karar verdim!

Buyurun efendim, Burç ve Yükselen Burç’a göre okuyun;

KOÇ ve Yükselen KOÇ: Olasılıklara… Koç’un olmuş bitmiş işle ilgisi yoktur :))) Yani herkesin duyduğuna bildiğine inansan noolur, inanmasan noolur? Ama yeni ve keşfedilmeye açık bir olasılık, Koç’un gözlerinin yaşarmasına neden olur. Bir de Koç bir şeye inandı mı vazgeçmesi çok zordur. Yeni bir olasılık öncelik kazanana dek, son keşfine sımsıkı tutunur.

BOĞA ve Yükselen BOĞA: Kontrol edebildiklerine… Boğa avucunda yoğurduğu şeye inanır. Bir kavram, çözüm, araç onun somut olarak kullanıp sonuç elde edebildiği hale gelmeden, Boğa ”soğuk” durur. Ama bir fikrin işe yaradığına bifiil ikna oldu mu da, kolay kolay kimse onu bu inancından vaz geçiremez 🙂

İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: Kah onaaa… kah bunaaa… Ama yani inandığı şeyi bi savunur ki, bizzat keşfini kendi yaptı sanırsın :))) İlgisini çeken her şeyin dibini karıştırır ve hoşuna giden hele de ”oricinal” bir şey buldu mu, bir müddet o konuyu gündeminin baş köşesine taşır ve etrafına da tanıtıp yaymayı iş edinir.  Geçtiğimiz cümledeki ”bir müddet” ifadesinin altını gırmızıylan çizerim :))))

YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Belli olmaz :))))) Yengeç hep kuşkudadır… Yani inandığı bir şeyin ”öyle olmayadabileceği” fikrinin kapısını hep açık tutar. Ama bunu dışa yansıtır mı yooo :))) Ne düşündüğü sorulduğunda ise, çok keskin bir yargı bildirmek yerine, her yere çekilebilecek geniiiiiiş bir açıklama yapar. Taa ki, bir his onun içine doğup, doğal bir kanaat oluşana dek… Öyle bir kanaat oluştuğunda da sebebini sorun, anlatamaz!

ASLAN ve Yükselen ASLAN: KESİNKES İNANIR! Aslan bir şeye inanıyorsa, bunu vurucu, koşulsuz, aksi iddia edilemez bir gerçek olarak görür ve bu şekilde de yansıtır. Fikirleri için kavga çıkartmaya, onun inandığı şeylere inanmayanlara cephe almaya doğal bir yatkınlığı vardır :))) Valla inandığı şey gözünün önünde ufalanıp gitmediği ya da Aslan bu yolda çok ciddi bir şeyleri kaybetmediği sürece, o neye inanıyorsa öyledir :)))

BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: Denenmiş, tekrar denenmiş, defaatle kullanılmış, el alışkanlığı haline gelmiş şeylere inanır. Geleneksel ve sıkıntı çıkartmayacağı emin olan her kavram ile arası iyidir :))) Yeni şeyleri merak eder, araştırır, öğrenir… Ama başı sıkıştı mı yine en iyi bildiği yoldan gider. Fikirleri, yollarını, çözümlerini yıllar içinde mükemmelleştirir. Ama olabildiğince aslını, özünü değiştirmez.

TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Bi şeye inanamaz :)))) Acabaları bitmez… Sistemine giren her yeni bilgi, dengesini bir daha bozar ve onu yepyeni düşüncelere gark eder :))) Tüm olasılıkları tartar… Hiç birinin önermesini göz ardı edebilemez… Bu yüzden de adları kararsız ve sonuç üretmek konusunda çekimser insana çıkmıştır!

AKREP ve Yükselen AKREP: KİMSE BİLMEEEZZZ KİMSE BİLLLMEEEZZZZ :))))))) O kendi uhdesinde olan şeylere inanır. Ortaya dökülenlerin sırrının da döküldüğüne ve değerinin azaldığına inanır. O yüzden etrafında şüphe uyandırır, ama kendisi içindeki doğrudan ASLA şüphe etmez!

YAY ve Yükselen YAY: O neye inanıyorsa doğrudur ki :)))))))))

OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Bizzat araştırıp, deneyip, sonucunu gördüğü şeylere inanır. Pratik yararını göremediği hiç bir şeye de inanmaz. NOKTA :)))))

KOVA ve Yükselen KOVA: O mükemmelliğe inanır! Mükemmel olduğu kanıtlanmamış hiç birşeye inanamaz… O yüzden -yani eskaza herhangi bir yanlış fikre kapılmış olmamak için – her şeyin altında bir şey arar, hata bulur, uymayan parçaları didikler… Uyanı bile acaba başka yerde daha mı iyi durur ki diye yerinden eder :)))) Kurulan her dengeyi bizzat bozarak, inançsızlığını haklı çıkartır… Offf offf :))))))

BALIK ve Yükselen BALIK: Onlar inanmazlar! Anlar ve bilirler… Ya da umurları bilem olmassss :)))))

kaynak: juno astroloji

İSTENİLEN RAKAMLARA İKRAMİYE ÇIKMASINI SAĞLAMAK KOLAY’

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, yurtdışına kaçan bir Milli Piyango mensubunun kendisine gönderdiği itiraflarını açıkladı.

CHP’li Kart, “Milli Piyango Müdürlüğünde yapılan çekilişlerin şaibeli olduğunu, mensupların çoğunun varlığının milyonlarla ifade edildiğini, ancak bunun kamufle edildiğini ayrıntılı olarak ifade etmektedir” dedi.

Milli Piyango çekilişlerinde şaibe olduğunu daha önce de gündeme getiren CHP’li Atilla Kart, yurtdışına kaçan bir Milli Piyango mensubunun itiraflarını gündeme getirdi.

Kendisine “Çok Pişmanım” rumuzuyla bilgiler gönderen kişiden bahseden CHP’li Kart, “Milli Piyango mensubu olduğunu, şu anda yurtdışında güzel bir hayat sürdürdüğünü, Kurum bünyesindeki çıkar örgütlenmesinden kendisinin de yararlandığını ifade etti” dedi.

CHP’li Kart, kendisine ulaşan kişinin “Atilla Bey şaibe olduğunu söylediği dönemde çok tedirgin olduk foyamız ortaya çıkacak diye” şeklinde not düştüğünü belirtti.

‘İSTENİLEN RAKAMLARA İKRAMİYE ÇIKMASINI SAĞLAMAK KOLAY’

AKP’nin Milli Piyango Kurumu’nu denetlemekten kaçınarak halka saygısızlık yaptığını vurgulayan CHP’li Kart, Milli Piyango itirafçısının kendisine ulaştırdığı bilgileri şöyle aktardı:

“Milli Piyango Müdürlüğünde yapılan çekilişlerin şaibeli olduğunu, mensupların çoğunun varlığının milyonlarla ifade edildiğini, ancak bunun kamufle edildiğini; çekiliş sonuçlarını değiştirmek ve istenilen rakamlara ikramiye çıkmasını sağlamanın hiçbir zorluğunun olmadığını; öncelikle TRT payı diye milyonlarca lira verilen canlı yayın ilişkilerinin ortadan kaldırıldığını; birçok özel kanaldan yayın talebi geldiği halde bu taleplerin kabul edilmediğini; önceden çekilişi birkaç vatandaş ve gazetecinin izlerken, TRT sözleşmesinin iptali sebebiyle izlemez hale geldiğini; çekiliş yapıldığında 21.30’da internet sitesinde sonuçlar açıklanıncaya kadar kimsenin haberinin olmadığını, çekiliş sonucu belli olur olmaz ‘son 1 kupon tavrıyla’ hemen çıkan rakamları kapsayacak şekilde belli bayiler aracılığıyla iştirakin sağlandığını; bu yöntemin canlı yayın iptalinden sonra rahatlıkla uygulanır hale geldiğini; ayrıntılı olarak ifade etmektedir.”

Milyonlarca işsizin, dar gelirlinin, emeklinin umutlarının sömürüldüğünü ifade eden CHP’li Kart, “Hükümeti kamuoyuna açıklama yapmaya davet ederken; Tarafımıza ulaşan yeni bulgularla konuyu kamuoyu ve TBMM gündeminde takip etmeyi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Odatv.com

Sevdiklerine bağlı ol, ama bağımlı olma..

 

Sevdiklerine bağlı ol, ama bağımlı olma..
Fedakar ol, ama bazı şeyler için kendini feda etme..
Dünü unutma, ama geçmişe de saplanma..
Sabret ama katlanma..
Eleştir ama suçlama..
İste ama ısrar etme..
Değerlendir ama ön yargıya girme,
Hiç bitmeyecekmiş gibi yaşa
Ama her güzel şeyin,
Bir gün bitebileceğini de unutma…

Saraçoğlu’ndan göbek eriten formül…!

Saraçoğlu'ndan göbek eriten formül...!

 Birçok kadının şikayetçi olduğu karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak mümkün. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, göbeğinden kurtulmak isteyenlere önemli tüyolar verdi.

Birçok kadının muzdarip olduğu inatçı göbek yağalarından İbrahim Saraçoğlu'nun önerdiği kürle kurtulmanız mümkün. Bu kür dometes suyu, maydanoz ve limondan faydalanılarak yapılıyor. 

Güne üzerine limon sıkılmış maydanoz tüketerek başlayın. Öğleden sonra doğal domates suyu için. Ayrıca kürü desteklemek için akşamalrı en az yarım sat yürüyüş yapın.Bunları 1 ay uyguladıktan sonra 10 gün ara verin. Sonra yeniden 1 ay uygulayın. 

Domatesin büyük bir nimet olduğunu belirten Saraçoğlu, "Domates suyu ayrıca kalbiniz dıştan yağ bağlamışsa onu da eritiyor" dedi.

Birçok kadının şikayetçi olduğu karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak mümkün. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, göbeğinden kurtulmak isteyenlere önemli tüyolar verdi.

Birçok kadının muzdarip olduğu inatçı göbek yağalarından İbrahim Saraçoğlu’nun önerdiği kürle kurtulmanız mümkün. Bu kür dometes suyu, maydanoz ve limondan faydalanılarak yapılıyor.

Güne üzerine limon sıkılmış maydanoz tüketerek başlayın. Öğleden sonra doğal domates suyu için. Ayrıca kürü desteklemek için akşamalrı en az yarım sat yürüyüş yapın.Bunları 1 ay uyguladıktan sonra 10 gün ara verin. Sonra yeniden 1 ay uygulayın.

Domatesin büyük bir nimet olduğunu belirten Saraçoğlu, “Domates suyu ayrıca kalbiniz dıştan yağ bağlamışsa onu da eritiyor” dedi.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kan Şekeri ve Kolesterolü Azaltmak İçin Tarçın Çayı İçin…!

Kan Şekeri ve Kolesterolü Azaltmak İçin Tarçın Çayı İçin...!

Tarçın, kan şekeri ve kolesterol seviyenizi düzenlemek için kullanabileceğiniz alternatif bir tedavi aracıdır. Tamamen doğal olması sayesinde korku duymadan kullanabilirsiniz. İçerisinde kimyasal yoktur.

Tarçın Kan Şekerini Nasıl Düşürür?
Tarçın, dünya mutfaklarında oldukça yaygın kullanılan bir baharattır. Tatlılarda, pastalarda ve hatta meyve pürelerinde bile kullanılmaktadır. Ayrıca sağlığımız için birçok faydası olduğundan çeşitli hastalıklarda kullanımı önerilmektedir. 

Kısa bir süre önce, Tip 2 diyabeti olan 70 kişiyle bir araştırma yapıldı. Bu araştırmaya katılan kişiler 40 gün boyunca günlük yiyeceklerine 6 gram tarçın ekledi ve araştırmanın sonunda istisnasız her hastada kan şekeri seviyesinde %29’luk bir azalma gözlemlendi. 

Tarçın Kolesterol Seviyesini Nasıl Düşürür?
Tarçın, kötü kolesterol ile savaşmada oldukça etkili bir baharattır. Tarçının kolesterol üzerindeki etkisi, diyabetli hastaların katıldığı aynı araştırmada da kanıtlanmıştır. Araştırmacılar yüksek kolesterolu olan kişilere de aynı deneyi uyguladı ve hastaların kolesterol seviyelerinde %7-%27 arasında bir azalma gözlemlendi.

Tarçını Nasıl Tüketilmeliyiz?
tarçın 2

Tarçın farklı şekillerde kullanabileceğiniz bir baharattır. Tarçını pastalara ve içeceklere ekleyebileceğiniz gibi, yalnızca tarçın kullanarak da lezzetli bir çay elde edebilirsiniz.

Tarçın çayı yapmanın ilk adımı bir bardak suyu kaynatmaktır. Ardından bir çubuk tarçını ya da bir çay kaşığı tarçın tozunu ekleyin. Hazırladığınız çayın üzerini kapatın ve birkaç dakika demlenmesini bekleyin. İsteğe bağlı olarak az miktarda balla tatlandırın.

Tarçını tüketme yollarından biri de, toz halini kahveye, meyve sularına, kahvaltı gevreklerine veya gün boyunca tükettiğiniz diğer içeceklerinize eklemektir. Toz tarçını aynı zamanda pastalarınıza, kurabiye ve gün boyunca yediğiniz diğer tatlılarınıza da katabilirsiniz.

Tarçın rahatlıkla bulunabilen, ekonomik açıdan erişilmesi kolay bir baharattır. Bu da, evinizde her daim tarçın olabileceği anlamına geliyor. Tarçın tüketirken her zaman tarçın çubuklarını tercih etmeye özen göstermelisiniz, çünkü tarçın çubukları toz tarçından daha konsantredir ve bu sayede sağlığınıza daha yararlıdır. 

Tarçın kilo vermek ya da istediğini kiloda kalmak için oldukça etkili bir yöntem olsa bile unutmamanız gereken bir nokta var. Kan şekeri ve kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmak istiyorsanız doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmayı bırakmamalısınız. Yapmanız gereken tek şey, ilaçlarınızın yanı sıra tarçın da kullanmak.

Tarçın, kan şekeri ve kolesterol seviyenizi düzenlemek için kullanabileceğiniz alternatif bir tedavi aracıdır. Tamamen doğal olması sayesinde korku duymadan kullanabilirsiniz. İçerisinde kimyasal yoktur.

Tarçın Kan Şekerini Nasıl Düşürür?
Tarçın, dünya mutfaklarında oldukça yaygın kullanılan bir baharattır. Tatlılarda, pastalarda ve hatta meyve pürelerinde bile kullanılmaktadır. Ayrıca sağlığımız için birçok faydası olduğundan çeşitli hastalıklarda kullanımı önerilmektedir.

Kısa bir süre önce, Tip 2 diyabeti olan 70 kişiyle bir araştırma yapıldı. Bu araştırmaya katılan kişiler 40 gün boyunca günlük yiyeceklerine 6 gram tarçın ekledi ve araştırmanın sonunda istisnasız her hastada kan şekeri seviyesinde %29’luk bir azalma gözlemlendi.

Tarçın Kolesterol Seviyesini Nasıl Düşürür?
Tarçın, kötü kolesterol ile savaşmada oldukça etkili bir baharattır. Tarçının kolesterol üzerindeki etkisi, diyabetli hastaların katıldığı aynı araştırmada da kanıtlanmıştır. Araştırmacılar yüksek kolesterolu olan kişilere de aynı deneyi uyguladı ve hastaların kolesterol seviyelerinde %7-%27 arasında bir azalma gözlemlendi.
Tarçını Nasıl Tüketilmeliyiz?
tarçın 2

Tarçın farklı şekillerde kullanabileceğiniz bir baharattır. Tarçını pastalara ve içeceklere ekleyebileceğiniz gibi, yalnızca tarçın kullanarak da lezzetli bir çay elde edebilirsiniz.

Tarçın çayı yapmanın ilk adımı bir bardak suyu kaynatmaktır. Ardından bir çubuk tarçını ya da bir çay kaşığı tarçın tozunu ekleyin. Hazırladığınız çayın üzerini kapatın ve birkaç dakika demlenmesini bekleyin. İsteğe bağlı olarak az miktarda balla tatlandırın.

Tarçını tüketme yollarından biri de, toz halini kahveye, meyve sularına, kahvaltı gevreklerine veya gün boyunca tükettiğiniz diğer içeceklerinize eklemektir. Toz tarçını aynı zamanda pastalarınıza, kurabiye ve gün boyunca yediğiniz diğer tatlılarınıza da katabilirsiniz.

Tarçın rahatlıkla bulunabilen, ekonomik açıdan erişilmesi kolay bir baharattır. Bu da, evinizde her daim tarçın olabileceği anlamına geliyor. Tarçın tüketirken her zaman tarçın çubuklarını tercih etmeye özen göstermelisiniz, çünkü tarçın çubukları toz tarçından daha konsantredir ve bu sayede sağlığınıza daha yararlıdır.

Tarçın kilo vermek ya da istediğini kiloda kalmak için oldukça etkili bir yöntem olsa bile unutmamanız gereken bir nokta var. Kan şekeri ve kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmak istiyorsanız doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmayı bırakmamalısınız. Yapmanız gereken tek şey, ilaçlarınızın yanı sıra tarçın da kullanmak.

İnsanların negatif duygu ve düşünceleri kendi bedenlerinin 15 metre etrafına dek yayılıyormuş.

images[3]

İnsanların negatif duygu ve düşünceleri kendi bedenlerinin 15 metre etrafına dek yayılıyormuş. Düşünün kalabalık ve mutsuz şehirlerdeki negatif enerji bulutlarının kuvvetini…
O yüzden belki de insanlardan uzak tenha ve doğa içinde daha kolay şifalanıp arınıyoruz demek ki…
Alıntı:
Messages From God and the Ascended Masters
Judith A. Beals

Görünmez Olan Duygu ve Enerji Nasıl Görünür Hale Gelir?

Beyin dalgalarıyla suyu hareket ettirmek mümkün mü?

Spinoza’nın Epika isimli kitabından esinlenerek yapılan çalışmada kitapta bahsedildiği gibi 48 duyudan bahsediliyor.

İnsanların vücudunun büyük bir kısmı suysa ve duygularında bir elektriksel enerjisi varsa neden bu enerji insanın dışında bulunan bir su havuzuna aktarılmasın. Neden duygu ve düşünceleri görselleştirmeyelim, İlk olarak bu proje beş duygu ile başlamış yani; kızgınlık, üzüntü, mutluluk, nefret, arzu. Bu duyguların her biri su dolu bir kapa yansıtılmış. Daha sonra bu deney Spinoza’nın kitabında olduğu gibi 48 farklı duyguyla gerçekleştiriliyor. Böylece sanatçı kendi iç dünyasını herkese gösterebiliyor.

 https://www.youtube.com/watch?v=ZXMXqULrEWg
Görünmez Olan Duygu ve Enerji Nasıl Görünür Hale Gelir?
Görünmez Olan Duygu ve Enerji Nasıl Görünür Hale Gelir?
Görünmez Olan Duygu ve Enerji Nasıl Görünür Hale Gelir?

https://www.youtube.com/watch?v=ZXMXqULrEWg

Amargi Hillier ‘in Beynin gizli güçleri’ nden alıntılarla;

“Zihninizin yüksek boyut seviyelerinde daha etkili olmasının sebebi beyin dalgalarınızın ya da düşünce dalgalarınızın o seviyeyle çok daha eşit ya da uyumlu boyutta olmasındandır. Düşünceler ve yüksek boyutlar el ele giderler. Bu düşünce çok önemli ve bilinmelidir. Etrafınızdaki dünyada uygulanabilir teknikler bulabilirsiniz ama daha yüksek boyutları ya da farkındalığın daha yüksek seviyelerini içeren tekniklerin 3ncü boyut tekniklerinden daha hızlı ve daha güçlü etkisi vardır.

Hayatınızı ve yaşamınızdaki olayları lehinize çevirmek için düşüncelerinizi kullanmanın anahtarlarından biri İÇE BAKIŞINIZI KULLANARAK İÇİNİZDE ARAMAKTIR. Bu imgeleme kavramına girer.

Hedefinizin gerçekten olduğunu zihninizde canlandırdığınızda bilinçaltınızı ya da farkında olmayan zihninizi kandırarak etkilemiş olursunuz. Zihninizin gözü kalıp tahtasına benzer. Her şey orada başlar. Zihninizin gözüyle görmeye devam edin. Aklınızda bir imge tutmak istek ve arzularınızı gerçekleştirmek için gerekli bir adımdır……

Etrafınızda fark ettiğinizden çok daha fazlasının olduğunu anlamanız önemlidir.
Örnek: Televizyonun önüne geçtiğinizde anteninize gelen radyo dalgalarını göremezsiniz. Hoparlörlerden gelen müzik sesini duyabilir ama ses titreşimlerini göremezsiniz. Ama bilinciniz bu gibi şeylerin farkındadır…..

Düşüncelerinizin yaşamınızı ve çevrenizi ustalıkla idare etmesi için iç görünüzü kullanarak bunun içinizde olduğunu görmelisiniz. Bu kavrama imgelem denir.
Ve zihin gücünüzü geliştirme çalışmanızın temelidir. Zihin gözüyle görmeyi öğrenmek zorundasınız. Daha ileride ne imgelerseniz onu hissedebilmeli, dokunabilmeli ve koklayabilmelisiniz. Zihninizde bir hedefinizin gerçekten oluyormuş gibi gördüğünüzde, etkili bir şekilde zihninizi kandırırsınız. Zihin gözünüz zincirleme etki oluşturur. her şeyin başladığı nokta burasıdır.

İmgelemeniz işi başlatır ve sonra zihninizin bir parçası olayları etkiler……

Zihin güzünüzü kullanma biçiminiz parmak izleriniz kadar eşsiz olacaktır!

Siz 3.boyut dünyasına ayarlısınız. Eğer yüksek diğer boyutlarda da bulunuyorsak neden onları göremiyoruz ya da deneyimleyemiyoruz?

Göremez ya da deneyimleyemezsiniz çünkü bunlara ayarlı değilsiniz……..

Etrafınızdaki 3.boyut dünyasında bulunan tüm nesneleri ölçerseniz ortalama dalga boyu 7.23 cm. olacaktır. Kuantum fiziğinde, her nesne partiküllerden ya da dalgalardan (ses)(dalga boyu) oluşur. Ölçülebilir kendi sinüs dalgası “imzası”na sahiptir. Bu ortalamasıdır ve ayarlı olduğumuz 3.boyut evreninin dalga boyudur (7.23 cm.). Tibet veya Hindu öğretilerinde bu OM sesidir.

Bilincinizi başka bir dalga boyuna getirince, etrafınızda gördüğünüz şeyler yeni dünyanın dalga uzunluğuna göre değişecektir. Nerede olduğunuza ve hangi dalga boyu uzunluğuna ayarlı olduğunuza göre hayat bu farklı boyutlarda değişik olacaktır. 3.boyutta insanların olması gibi, daha yüksek dalga uzunluklarında da yaşam ve bilgi bolluğu vardır.

Bilim adamları gezegenlerde hayat tespit edememişlerdir. Anlamanız gereken şudur ki bunlar üzerinde çalışan bilim adamları bu gezegenlere 3.boyut dalga uzunluğuyla bakıyor 3.boyut dünyasında yaşıyor ve teleskop, bilgisayar, radar, lazer gibi bir sürü 3.boyut araçlarla çalışıyorlar………….

Beyin dalgalarınızı değiştirdiğinizde “dalga boyu farkındalığınızı” da değiştirmeye başlarsınız. Farklı dalga boylarına ayarlanmaya başlarsınız.
Beyin dalgalarınızı değiştirmek demek bir başka boyuta tamamen geçmenin yolu değildir. Ama beyin dalganızı değiştirdiğinizde farkındalığınızı da hafiften değiştirirsiniz ve 4.boyut parladığında 3. boyutun sisi biraz kalkar.Düşünceler hemen belirir”

Sn. Hülya Tokdemir Reis‘e teşekkürlerimizle like ifade simgesi

Birbiri içinden geçen iki ilmeğin oluşturduğu HERAKLES DÜĞÜMÜ;

 

Birbiri içinden geçen iki ilmeğin oluşturduğu HERAKLES DÜĞÜMÜ;

Birliğin yarattığı gücü,
Saadet ve Mutluluğu ifade eden eski ve yaygın bir simgedir.

Sonsuz sevgi ve bağlılık için bir evlilik sembolü olan düğüm
Aşk Düğümü veya Evlilik Düğümü olarak da adlandırılır.

Başlangıçta antik Mısır’da kullanılmış olan düğüm
eski Yunanlılar ve Romalılarda koruyucu tılsım ve bir sevgi belirteci olarak daha popüler oldu.

Herakles Düğümü’nün en eski örnekleri
Mısır Eski Krallık döneminin mühür oymalarında
saç örgüsü motifleriyle birlikte görünür.

Ancak takılarda kullanımı Helenistik dönemde yaygınlaşır
ve bu dönemin bitiminde azalır.

Helenistik dönemin kuyumcuları
diadem, bilezik, kolye zincir baklaları veya kilitleri gibi birçok farklı takı formunda Herakles Düğümü’nü kullanmışlardır.

Yüzeylerine telkari işlemeler ve süs taşı kakmalarla zengin bezemeler yapılan ilmeklerin orta kısmına bazen rozetler, bazen de minyatür Eros ve Nike figürleri yerleştirilerek çok detaylı ve zarif mücevherler yaratılmıştır.

Herakles Düğümü, Bizans mimarisinde sevilen bir bezeme motifi olmuş,

İslam sanatında “Saadet Düğümü” olarak adlandırılıp
kitap süslemelerinde,
Anadolu Beylikleri Devri ve Erken Osmanlı sikkelerinde
arabesk motifleri ile birleştirilip kullanımı sürdürülmüştür.

Kazak Türklerinin folklorik takılarında
bu motif yalınlaştırılıp iç içe geçen
ya da yan yana duran iki daire şeklinde işlenerek

evliliği ve evlilikte iki soyun birleşimini ifade etmek için kullanılmaktadır.

Arkeoloji, Antropoloji ve Folklor Açısından Takılar
ve Süs Eşyalarında Sembollerin Dili,
Altan TÜRE, 87.

Meditasyonun kanserin oluşturduğu ölüm hücrelerini değiştirdiğine dair ilk kanıtlar

Yeni bir çalışmada, meditasyon ve yoga gibi düzenli olarak stres azaltma teknikleri uygulayan göğüs kanseri hastalarında, tedavi sürmese de “fiziksel hücre değişimi” gözlemlendi:

Amerika Kanser Derneği (ACA) tarafından çıkartılan hakemli Cancer dergisinde çıkan çalışmada, katılımcılar en az iki yıl önce göğüs kanseri atlatmış, ortalama 55 yaşındaki belirgin duygusal sıkıntı yaşayan kişilerden oluştu.

Rastlantısal üç grupta incelenen 88 katılımcının, 12 haftalık çalışma öncesinde kan örnekleri incelendi.

İlk grup, haftalık 90 dakikalık toplantılarda “yargılamadan anın farkına varmak” ve Hatha Yoga eğitimlerine tabi tutuldu; dahası katılımcılar her gün evde 45 dakika yoga yaptılar.

İkinci grupsa haftalık 90 dakikalık toplantılarda olumlu-olumsuz duygularını paylaşmaya davet edildi.

Üçüncü, kontrol grubu ise sadece 6 saatlik bir stres azaltma tekniği atölyesine katıldı. Çalışma sonunda kan örnekleri incelendiğinde, bu üç grup arasında dikkate değer farklar gözlemlendi.

Kanada’da, Alberta’da yürütülen çalışmanın başı, Linda Carlson basın bülteninde sonuçları şöyle değerlendirdi

“Farkındalık meditasyonu gibi psikososyal müdahalelerin zihnen daha iyi hissetmeyi sağladığı zaten biliniyordu. Ancak ilk kez biyolojinin anahtar unsurlarını da etkilediğine dair kanıt edindik.”

Çalışmadaki gruplar arasındaki fark telomerlerde:

Kromozomların ucunda kopyalandıkça kısalan, hücrelerin hangi hızla yaşlandığını belirleyen koruyucu protein dizileri mevcut. Bunlara telomer adı veriliyor.

Telomerler tükenince, kromozomlar bozulmaya başlıyor, bu da hücre sağlığına olumsuz etki yapıyor. Çalışma sona erdiğinde, farkındalık eğitimi alıp haftalık toplantılara giden katılımcılarda telomer uzunluklarının değişmediği görülmüş. Halbuki farkındalık eğitimi almayan kontrol grubunda ise telomerler kısalmış.

Carlson, “Üç aylık çalışma dönemi boyunca telomer uzunluğunda böylesi bir farklılık gözlemlemek şaşırtıcıydı” diyor. “Bu durumun sağlığa olası faydalarının nitel olarak belirlenmesi için daha ileri araştırmalar geriyor. Yine de bu umut ve heyecan verici bir keşif.”

Çalışma zihnin ve bedenin birbirini etkilediğini işaret etse de bunun nasıl olduğu, hangi etkenlerle gerçekleştiği belli değil. Telomer uzunluğunu koruyan her iki grup da yaşama stres katan unsurları kabul etmek için zaman harcadı, gerçi her iki grup bunu farklı yöntemlerle denedi.

Meditasyon grup yoga da yaptığı için egzersizin bu sonuçlara etki ettiği düşünülebilir, bu durum sonraki çalışmalarla daha iyi ortaya çıkartılabilir.

Araştırmadaki sonraki basamak, bu sonuçların daha uzun sürede daha büyük gruplarda da geçerli olup olmayacağını, stres azaltımıyla telomer koruma etkisinin kısa süreli olup olmadığını ortaya çıkartmak.

Dahası, telomer uzunluğundaki bu farkların bireyin genel sağlığında gerçekten bir etkisi olup olmadığı da ölçülecek.

hülya Tokdemir reis

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ey Kadınlar Güvenin Kendinize… İşte Burçlara Göre Çekici Yönleriniz…

burclara-gore-kadinlarin-en-cekici-yonleri

Koç kadınının en çekici yönleri

Öz güveni, çekiciliği, hareketli hayatı,
Her zaman işini sağlam yapması, hakkını her zaman koruması,
İlişkilerinde baskın taraf olması, baskılara boyun eğmeyişi, asi ruhu,
Olaylar karşısında kolay kolay pes etmeyişi,
Ulaşılması zor bir kadın olması, İlişkilerinde seçici olması ve saygıya önem vermesi,
Açık, net ve dürüst olması, etkileyici bakışları,
Girdiği her ortamda ilgiyi üzerinde toplamayı başarabilmesi
Zevkli ve eğlenceli oluşu, kendine çok iyi bakması ve sürekli dinç ve bakımlı olması,
Kolay sinirlenip kolay sakinleşmesi.

Boğa Kadının En çekici Yönleri

Bitmek bilmeyen sabrının olması, misafirperverliği,
Güvenilir olması, yemek konusunda becerikli oluşu,
Güzelliğine aşırı önem vermesi, giydiği kıyafeti taşıyabilmesi,
İlişkilerinde aceleci olmayışı, seçici davranması,
Tutumluluğu, sadakati, duygusallığı,
Kendini ifade etmedeki başarısı, çok iyi bir dinleyici olması,
Fiziğine önem verişi, doğal güzelliği,
İlişkilerinde partnerini mutlu etmeyi bilmesi, her zaman onun yanında oluşu.

İkizler Kadınının En Çekici Yönleri

Zekâsı ve engin bilgisi, erkeğine güvenmesi, kıskançlık krizlerine girmeyişi,
Arkadaş canlısı olması, eğlenceli, keyifli, hareketli oluşu,
Duygusallığını dizginleyebilmesi, romantikliği, eğlenmeyi bilmesi,
Düzgün fiziğe sahip olması ve formunu koruması,
Karşısındakini anlaması, empati yeteneği,
Monotonluktan hoşlanmayışı, yerine göre davranabilmesi.

Yengeç kadınının en çekici yönleri

Çok güvenilir olması, sır saklamadaki başarısı,
Tutumlu olması ve elindeki kaynakları verimli kullanabilmesi,
Monotonluktan uzak oluşu,
Masumiyeti ve sadakati, yapmacık olmayan davranışları, en zor günlerde bile sevdiğinin yanında olmayı başarması,
İçten ve dürüst tavırları, sabrı,
Gözlerinin güzelliği, gizemli bakışları,
Mutfaktaki üstün yeteneği,
Üzüntülerinin arasında boğulmayıp hayata tutunmayı başarma yeteneği.

Aslan kadınının en çekici yönleri

Çevresinin dikkatini çeken cazibesi, güzelliği, kadınlığı,
Sıcakkanlı tavırları, çevresindeki popülaritesi,
İlişkilerinde otoriter tavırları, seçiciliği, cinsel ateşi,
Dişiliği, çekiciliği, cazibesi, sıcaklığı, aklı ve güzelliği,
Mağrurluğu güzelliği ile çevresindekilerin dikkatini çekebilme yeteneği,
Sadece sevdiğine karşı olan şefkatli tavırları,
Zekası, gücü, yetenekleri,
Bakımına önem vermesi, hayatında kaliteden asla ödün vermeyişi,
Tüm üstün yeteneklerinin farkında oluşu ve bunları çok iyi kullanmayı bilmesi.

Başak kadınının en çekici yönleri

Mutluluğa giden yolda tüm engelleri aşmadaki başarısı,
İşlerini sağlama almayı bilişi, ilişkilerinde güvene önem vermesi,
Davranışlarında aşırıya kaçmayışı, aşırılıktan hoşlanmayışı,
Titizliği, aklı, tertemiz yüreği ve sadakati, mütevaziliği,
İlişkilerinde mantığının sesini dinleyip doğru kararlar verebilmesi,
Paraya önem vermeyişi, sevdikleri için her şeyi yapma isteği,
Gelişmiş zekâsı, pratikliği ve estetik duyarlılığı,
Çocuksu, şakacı tavırları, sevdiklerini şaşırtmadaki üstün yeteneği

Terazi kadınının en çekici yönleri

Anı yaşamadaki başarısı, mutluluğu her an yakalayabilmesi,
İlişkilerinde kıskanç ve ısrarcı olmayışı,
Kıyafet seçiminde ve giydiğini üzerine yakıştırabilmesindeki yeteneği,
Partneri için yeri geldiğinde arkadaş, yeri, geldiğinde dost, yeri geldiğinde sadık bir âşık olabilmesi,
Çekiciliği ve insanın içini ısıtan gülümsemesi,
Hayatında ve ilişkilerinde mantıklı oluşu, olmayacak bir ilişki için ısrarcı olmayışı,
Popülerliği ve flörte olan düşkünlüğü,
Haklı olduğu konularda hakkını sonuna kadar aramaktan çekinmeyişi.

Akrep kadınının en çekici yönleri

Partnerini baştan çıkarmadaki başarısı, erkeği gözleri ile kendine esir edişi,
Büyüleyici güzelliği, etkili bakışları, gizemli yapısı,
Cinsel yönden karşısındakini mutlu etmedeki başarısı, cinselliği sınırsızca yaşaması,
Yeri geldiğinde melek, yeri geldiğinde şeytan olmadaki doğal yeteneği,
Öz güven duygusunun çok gelişmiş olması, istediğini elde etmedeki başarısı,
Gerektiğinde risk almaktan korkmayışı, azmi ve kararlılığı,
Bütünüyle bir kadın oluşu, teni, kokusu, kıyafet seçimi…

 

Yay kadınının en çekici yönleri

Yay burcu kadınlarının çocuksu halleri, genç görünümleri,
Sorunlarla karşılaşmasına rağmen olaylara olumlu yönlerinden yaklaşması,
Geniş hayal dünyaları, çevresindeki insanları her zaman güldürmeyi başaran mizah anlayışları,
Hareketli ve maceraperest yaşamı, özgürlüğe olan düşkünlüğü,
Kendi özgürlüğüne verdiği değer kadar partnerinin de özgürlüğüne değer vermesi,
Her zaman formda vücudu, asaleti, temiz kalpliliği,
Arkadaşlarına olan düşkünlüğü, bonkörlüğü.

Oğlak kadınının en çekici yönleri

Yaşları ilerlese de güzelliklerinden bir şey kaybetmemeleri,
İşlerini çok sağlam yapmaları,
Sevdiğine olan sadakati,
Erkeğinin her zaman yanında, arkasında olması,
Mütevaziliği, ciddiyeti, dürüstlüğü,
Doğal güzelliği, orantılı vücut yapıları, sadeliği,
Tutumluluğu, yerine ve zamanına göre davranabilmesi.

Kova kadınının en çekici yönleri

Mantığının sesi ile hareket eden aşırı duygusallıktan uzak tavırları,
Zor bir kadın oluşu ve erkekleri peşinden koşturması,
İlişkileri dâhil hayatındaki her konuda seçici davranması,
Kendine has tarzı ve bu tarzın çevresinde uyandırdığı ilgi,
Karşısındaki insanlara her zaman saygılı davranması,
Kendinden emin oluşu ve karşısındakine olan güveni,
Zeki ve arkadaş canlısı oluşu,
Her zaman zarif görünmeyi başarabilmesi.

Balık kadınının en çekici yönleri

Gözleri, bakışları ile çevresindekileri büyüleyici bir kadın oluşu,
Erkeğini mutlu etmedeki başarısı,
Utangaç kişiliğinin altında yatan muzip çocuksu hali,
Hoşgörüsü, cömertliği, güzelliği, insanın içini okşayan gülüşü,
Her konuda çok saf duruşu, kötülükten uzaklığı,
Hayatta sahip olduğu her şeyi sevdikleriyle paylaşması,
Her olumsuz durumdan olumlu sonuçlar çıkarması, karşısındakini rahatlatan konuşmaları,
Merhameti, kendini karşısındakinin yerine koymadaki ustalığı.

kaynak: kadınlar duysun

 

 

 

14 Şubat üzerine enfes bir yazı._________

Bazı ilişkilerde eser miktarda da olsa yetiyor; bazılarında ise çok daha sık aranıyor.

Ancak her ilişki, doğası gereği “rutin dışına çıkmaya” illa ki ihtiyaç duyuyor.

Bu ihtiyaç, ilişki içindeki kişiler kadar para kazanmak isteyen şirketlerin de ilgilerini çekiyor.

Markalar, bu naif ilişki ihtiyacını, kendi para kazanma ihtiyaçları ile ustalıkla (!) birleştiriyor ve kalpli, çiçekli, çikolatalı kağıtlara 14 Şubat’ı sarıyorlar.

İlgi çekici kırmızı kalpler ve her insanın ihtiyacı olan sevgi dolu sözlerin özenle arkaplana yerleştirildiği kıyafetten kozmetiğe, çamaşırdan mücevhere çok çeşitli hediye seçenekleri baktığımız her yere, söz konusu tarihten çok önce yerleştirilmiş oluyor.

Her biri birbirinden güzel, yakışıklı modeller, farklı imgeler ve farklı kelimeler eşliğinde gülümsüyorlar ancak verdikleri mesaj aynı:

“Aşkını gösterebilmen için para harcaman lazım.”

Hayır, lazım değil.

Çünkü, aşk ile paranın organik bir bağı yok.

Ancak, sistemin parçası olan reklamlar, filmler ve diziler, bizi bu ikisinin birbirine sımsıkı bağlı olduğuna o kadar uzun süredir inandırmaya çalışıyorlar ki, “doğal” olan yerine “onların ürettikleri”ni gerçek sanmaya başlayalı çok oluyor.

Böylece, geçen gün bir dizide duyduğum şu replik,

“Aylincim, eşin sana 25 bin dolarlık bir mücevher almış. Ne güzel, demek ki sana çok değer veriyor!”

gündelik hayatların bir parçası halinde:

“Ayşecim, sevgilin sana altın kolye mi aldı? Sana ne kadar çok değer veriyor!”

Söyleyen kişi, “Sen çok değerlisin, sana ne kadar pahalı bir hediye verilmiş” derken; aslında şunu diyor:

“Senin değerin bir altın kolye”.

Oysa ki, insana paha biçilemez.

Aşkın da satın alınabilir herhangi bir eşya ile denk olabileceğine inanmak, aşka inanmamak olur.

Hem, hediyenin değeri, sahiden aşkın büyüklüğünü ve aşık olunan kişinin değerini anlatıyor olsaydı, ona dünyaları da verseniz, hala çok eksik kalırdı.

Peki, ne yapacağız? Hiç hediye almayacağız ya da 14 Şubat yok gibi mi davranacağız?

Ben bu gibi durumları bahane ederek ilişkiye hizmet etmesi yönünde değerlendirme taraftarıyım.

Aşkın an be an bize ne yaşattığı önemlidir. Tarihlerden bağımsız. Bununla beraber, 14 Şubat’ı bir Cuma gününe benzetebiliriz.

Her hafta bir kere Cuma yaşıyor olmamıza rağmen, haftasonunun habercisi olması nedeniyle, onu haftanın diğer günlerinden farklı yaşarız.

Haftasonuna az kalmıştır, heyecanlanırız; akşam dışarı çıkarız, arkadaşlarımızla bir araya geliriz.

Aslında haftanın rutinini kırarız ve bu değişiklik bize iyi gelir.

14 Şubat’ı da, benzer bir şekilde değerlendirerek, ilişkimize yarar hale getirebiliriz.

Buyrun, bir günü bahane ederek, rutini kırma ve bu sayede sevgilimize daha da yaklaşma yolunda heyecan verici öneriler:

1) İçinizdeki eşsizliği keşfedin ve ifade edin.

Tek başınıza kalın, rahatlayın ve aşağıdaki soruları içtenlikle cevaplayın. Yazarsanız duygularınıza dair daha fazla şey görme şansınız olur. Liste ya da paragraf halinde yazmayı tercih edebilirsiniz.

– Sevgilimin hangi özelliklerini seviyorum?

– Onun yanında kendimi nasıl hissediyorum?

– Neden onunla birlikteyim?

– Neden onunla birlikte olmaya devam etmek istiyorum?

– Sevgilim yaşamıma girdiğinden beri bende ve yaşamımda neler değişti?

– O olmasaydı, nasıl bir hayatım olurdu?

Yazdıktan sonra, bunların bir kısmını bugüne kadar bilinçli olarak düşünmemiş olduğunuzu görebilirsiniz.

Bu durumda sevgilinizin bunları bilme olasılığı da iyice zayıf demektir.

Eğer isterseniz, bunları bir mektuba (ya da elektronik mektuba) , kısa (ya da uzun!) mesaja, post-it’lere yazabilir ya da akşam yemeği sırasında ifade edeceğiniz cümleler haline getirerek sevgilinizle paylaşabilirsiniz.

2) Ona hissettiklerinizi eyleme dökün.

Eğer daha rahat hissedecekseniz, gözlerinizi kapatın ve kendinizi bir tiyatro sahnesinde hayal edin. Seyircilere, hiç konuşmadan, sevgilinizi ne kadar çok sevdiğinizi ve önemsediğinizi anlatmanız gerekiyor.

Her şey mümkün; bunu nasıl yaparsınız?

Gerçek yaşamınızda, sahne, ilişkiniz. Seyirciniz de sevgiliniz.

Hayal gücünüz sınırsız olacaktır. Burada da birkaç öneri var:

– Evin her yerini renkli balonlar ile doldurun ve her birinin üzerine ilk maddede yer alan sorulara verdiğiniz cevapları keçeli kalem ile ayrı ayrı yazın,

– Sevgilinizin sevdiği bir şarkıyı çalışıp, sesinizin güzel olup olmadığını önemsemeden ona şarkı söyleyin ya da yalnız ikinize özel bir beste yapın,

– Sevgilinizin en sevdiği yemeği pişirmeyi öğrenin ve ona sürpriz yapın,

– Sevgilinizin uzun zamandır yapmayı istediği ancak ertelediği bir şeyi anımsayın ve onu birlikte yapmayı teklif edin,

– Sevgilinizin sevdiği ya da sevebileceği bir filmi seçin ve birlikte izleyin, ardından üzerine sohbet edin,

– İkinize özel bir gece hazırlayın ve geceye dair detayları fotoğraflayın. Fotoğraflardan güzel bir albüm oluşturun ve sevgilinize gönderin.

3) Hediye vermeyin, anlam verin.

Çocukluğunuzda size hediyeler alınarak sevgi gösterildiyse, bugün sevildiğinizi hissetmek için hala hediye almayı bekliyor olabilirsiniz.

Aynı şekilde, sevgilinize de hediye alarak onu sevdiğinizi gösteriyor olmanız çok olası. Böyle bir durumda:

– Anlam arayın.

Unutmayın, çok az hediye kendi başına anlamlıdır. Ancak hediyeniz, sevgilinize ve ilişkinize özel bir anlam taşırsa, eşsiz demektir. Örneğin, bugün için sevgiliniz adına 14 fidan bağışlayın ve o fidanlar büyüdükçe aşkınızın da büyüyeceğini yazdığınız bir not iliştirerek sertifikası ile birlikte sevgilinize gönderin.

– Eşsiz olun.

Hediye seçerken önceliğiniz, ödeyebileceğiniz en yüksek bedelli olanı bulmak değil, duygularınızın bir yansımasını bulmak olsun. Örneğin, yıldız şeklindeki bir kolye ucunu, onun hayran olduğunuz gamzesini size anımsattığı için almak isteyebilirsiniz. Dünyada başka kim, o yıldızı sizin yanağınızdaki gamze olarak görebilir ki?

– Yaratıcı düşünün.

Örneğin, yolda yürürken onu düşündüğünüz sırada ayağınıza takılan bir taşı alıp, “Seni düşünürken kendimi kaybediyorum sevgilim. Bak, bugün seni düşünürken bu taş ayağıma takıldı, sen de gör istedim…” deyin. Taş ile ilişkiniz arasına böyle bir bağ koyduğunuzda, artık o bir taş değil, ikiniz için değerli bir sembol haline gelir. Sevgiliniz ona her baktığında, sizin onu yolda yürürken kendinizi kaybedecek kadar düşündüğünüzü görecek ve mutlu olacaktır.

Kısacası, ne yaparsanız yapın ama mutlaka yaptığınız şey ile sevgilinize duygu yaşatın. Çünkü insan hafızası, sadece duygu yaşadığı anları sonsuza kadar kaydediyor.

Aşkınız, tarihlerden bağımsız, daim olsun.

Aslı aydemir, PCC

Yeryüzünde Bulunan 32 Doğal Taşın İnsanlar Üzerinde Bıraktığı İddia Edilen Etkileri

1. Akik

Akik
Genel koruma ve iyileşme taşıdır. Cesaret, özgüven ve enerji verir.

2. Yeşim taşı

Yeşim taşı
Bilgelik, merhamet, insaniyetlik, cömertlik, huzur ve uyum taşıdır. Mücevher olarak takıldığı zaman koruyucu ve şans getirici özelliğe sahiptir.

3. Turkuaz

Turkuaz
İyileşme taşıdır. Arkadaşlıkları, şansı ve mutluluğu çeker. Utanç ve suçluluk duygusunu bünyeden atar.

4. Aleksandrit

Aleksandrit
Yenilenme ve düzelme taşıdır. Kişinin daha iyi olmaya kendini açmasını sağlar. Aşk, neşe ve şans getirir.

5. Ametist

Ametist
Gerçekçi rüya görümünü arttırır. Depresyonu atmanıza yardımcı olur, sakin, dingin ve ruhani olmanızı sağlar. Bağımlılık ve strese karşı savaşmanıza yardımcı olur.

6. Apatit

Apatit
Hipertansiyon ve kekemelik gibi sıkıntılara iyi gelir. Suçluluk duygusundan ve yas halinden kurtulmanızı sağlar.

7. Aquamarine

Aquamarine
Görüş yeteneğinizi keskinleştirir, zekayı açar, sakinleştirir ve duygularınızı netleştirmenizi sağlar.

8. Aragonit

Aragonit
Ayaklarınızın yere basmasını ve gerçeklerle yüzleşmenizi sağlar.

9. Yıldıztaşı

Yıldıztaşı
İyi şans taşıdır. Özellikle de maddi konularda. Yaratıcılığı hareketlendirir, zekayı açar ve bakış açınızı genişletir. Gerçekten faydalı bir iyileştirme taşıdır ve zihinsel ve duygusal iyiliği sağlar.

10. Amazon taşı

Amazon taşı
Daha iyi ve net düşünmenizi sağlar.

11. Kan taşı

Kan taşı
Özellikle kan ile ilgili durumlarda iyileşmeyi sağlar. Cesareti ve cömertliği arttırır.

12. Amber

Amber
Negatifliğe karşı koruma, iyileşme, çekicilik ve enerji taşıdır.

13. Azurit

Azurit
Psişik kabiliyeti arttırır ve meditasyona yardımcı olur. Eklem ağrılarına ve romatizma ağrılarına iyi gelir.

14. Krizokol

Krizokol
Gerginliği alır.

15. Sitrin

Sitrin
Sindirime ve zihinsel fonksiyonlara yardımcı olur. Özgüveni arttırır.

16. Mercan

Mercan
Çocuk doğurmaya ve benimsemeye yardımcı olur. Kötü düşünceleri zihninizden uzaklaştırır ve genel iyiliği sağlar.

17. Florit

Florit
Spiritüel enerjiyi arttırır, ruhu dengeler ve iyiliğe odaklanır.

18. Garnet

Garnet
Natürel enerjinizi dengeler. Yüksek derecede koruyuculuğu olan bir taştır.

19. Altın Renkli Yıldıztaşı

Altın Renkli Yıldıztaşı
Gerginliği ve mide problemlerini azaltır.

20. Hematit

Hematit
Kişinin ayaklarının yere basmasını sağlar. Sakinleştirir ve stresi alır. Kan basıncını düşürür.

21. Labradorit

Labradorit
İçsel kuvveti sağlar ve bağımlılıkla mücadeleye yardımcı olur.

22. Lacivert taşı

Lacivert taşı
Duygusal iyileşme ve denge sağlar. İçsel huzur ve dürüstlüğü ortaya çıkartabilmeniz için ruhunuzu temizler.

23. Krisopraz

Krisopraz
Kalp kırıklığına iyi gelir ve depresyonu atlatmanıza yardımcı olur. Duygusal dengeyi, bilgeliği ve huzuru sağlar.

24. Bakır taşı

Bakır taşı
Negatif duygulardan kurtulmanızı ve ruhani ataklardan kurtulmanızı sağlar.

25. Aytaşı

Aytaşı
Parapsikolojik işlere yardımcı olur. Aşkı içine çekerek, kişilerarası ilişkilere yardımcı olur.

26. Morganit

Morganit

&

Aşk, empati, sabır ve şefkati sağlar. Duygusal kişiliği iyileştirir.

27. Oniks

Oniks
Koruyucu bir taştır. Eski ilişkilerden kurtulmanıza ve negatifliği atmanıza yardımcı olur.

28. Rodokrozit

Rodokrozit
Aşk çeken taştır. Eski psikolojik sorunlardan kurtulmanızı sağlar. Görüşünüzü iyileştirir.

29. Peridot

Peridot
Sinir, korku ve gerginliği azaltır. Sindirimi düzenler ve uykusuzluğa karşı savaşmanızı sağlar. Psişik güçlerinizi arttırır.

30. Kuartz

Kuartz
İyileştirici taşların en güçlüsüdür. Psişik güçleri arttırır ve meditasyona yardımcı olur.

31. Obsidyan

Obsidyan
Kabuslara ve duygusal çöküşlere karşı kişiyi korur.

32. Topaz

Topaz
Psikolojik acıyı azaltır. Huzur ve sakinliği sağlar. Affediciliği arttırır.
Kaynak:  istanbella