k
doktorunuza danışmadan yapmayınız
kaynak: emre mutlu
k
doktorunuza danışmadan yapmayınız
kaynak: emre mutlu
YÜZ OKUMA ALFABESİ
Yüzün hangi bölümünün büyüklüğü, küçüklüğü ve biçimi neye işaret eder, öğrenmek isteyenler için ayrıntılı bir kaynak
sunuyoruz size. İşte karşınızdakinin sizi nasıl algı-ladığını için anlamak için yüz okuma alfabesi.
ALIN
Geniş: Entelektüel, hayal gücü kuvvetli
Normal: Dengeli, yetenekli
Açık: Sosyal, paylaşımcı, eli açık
Dar: Çok dikkatli, dakik, rakamlarla arası iyi
Dörtgen: İyi kalpli, alçak gönüllü, asil
Dik: Bağımsız
Yuvarlak: Hınçlı, çabuk sinirlenen
Aşırı enli: Kibirli, övünmeyi seven
Bombeli: İnisiyatif sahibi, uyumlu
Çökük: Zorluklara karşı direnci olmayan, ürkek
Aşırı küçük: Cimri, çabuk sinirlenen
Kırışıksız ve düz: Kibarlığa yatkın, dış görünüşe önem veren, süslü
KAŞLAR
Kalkık: Dinamik, hırslı, kolay sinirlenen
Düz: Rahatına düşkün, iyimser, dünyayla barışık
Geniş: Ufku geniş, güvensiz, hassas
Uzun: Güçlü, dirençli
Aşağıya doğru inen: Ters, hoşgörüsüz, kendisinden başka hiçbir fikri kabullenmeyen
Kısa: Sakin karakterli, duygusal, aktif
İnce: Esnek, başarılı, kolay pes eden
Çalı gibi: Güçlü yaradılışlı, başarılı
Kalın ve siyah: Dürüst, alçak gönüllü
Burnun üzerinde birleşen: Çabuk sinirlenen, cimri, dengesiz, maceracı
Kalın, aşağı doğru kavisli: Hayal gücü kuvvetli
Gözlere yakın, hilal şekilli: Ters, başına buyruk
Kavisli ve yüksek: Hayat aşkıyla, enerjiyle dolu
Aşağı doğru: Centilmen, sahiplenici, ciddi ilişkiler yaşayan
GÖZLER
Çukur: Ciddi, gizemli, zaman zaman gaddar, sezgileriyle hareket eden
Burna yakın: Konsantrasyonu kuvvetli, titiz, kararlı
Büyük: Açık, kibar, sözüne güvenilir, tembel
Küçük: Odaklanmış, özel, cesareti ve iradesi zayıf
Ne büyük ne küçük: Asil karakterli
Patlak: Hevesli ve meraklı
Parlak: İhtiraslı
Dış uçları aşağı doğru: Empati yeteneğine sahip, problemleri öngörebilen; bu nedenle de hayal kırıklığına uğramayan,
merhametli
Göz rengi:
Koyu kahve veya koyu mavi: Güvenilir, ciddi
Koyu gri: Cimri
Gri: Sadık
Yeşil: İsabetli karar veren, kinci ve son derece kıskanç
Kahverengi: Diğerlerini düşünen, uysal ve uyumlu, zaman zaman sadakatsiz ve işler istedikleri gibi gitmeyince de çabuk
sinirlenen
Kestane rengine yakın: Dengeli
Kurşuni mavi: Şair ruhlu, romantik, pratik işlerde başarısız, hayalci ve dalgın
Siyah-kahverengi-yeşil: Enerjik.
Siyah: İhtiraslı, ateşli, coşkulu, kurnaz
Mavi: Hassas, çevresi tarafından çok sevilen, çevrenin sevgisine ve takdirine bel bağlayan, üstlendiği vazifelere pek düşkün olmayan
Göz Kapakları
Görülebilen göz kapakları: Verdiği sözü tutan, ilişkilerde samimiyete ve sadakate önem veren, karşısındaki kişilere karşı da aynı beklenti içinde olan
Az görülebilen göz kapakları: İlişkilerde bağlılığa da bağımsızlığa da eşit derecede önem veren, dengeyi sağlamayı bilen
Görünmeyen gözkapakları: Çok iyi odaklanabilen, kişisel özgürlük alanına çok önem veren ve buna saygı gösterilmesini isteyen Aşırı büyük gözkapakları: Ciddiyetsiz, düşünmeden hareket eden
Alt göz kapakları sarkık: Alkole meyilli
BURUN
Dar: Kontrolcü
Geniş: Kendine güveni tam, iyi bir lider
Dolgun: Güçlü, inatçı, cömert ve sabırsız
Küçük ve kısa: Kibirli, cimri, kötü kalpli
Dışa doğru: Lider ruhlu, idare etmeyi seven ve temsilci ruhlu
Düz ve kalkık: Şehvetli, ihtiraslı
Kambur: Barışçı, cömert, eli açık
İçe doğru: Yardımlaşmayı seven, girişken
Sivri: Çabuk sinirlenen, meraklı
Uzun, ağza kadar uzanmış: Cesur, kahraman, akıllı, adil
Geniş ve düz: Sosyal ama kararsız
Burun deliklerinin duvarları kalın: İyi kalpli
Burun deliklerinin duvarları ince: Hırçın
Burun delikleri geniş: Sinirli
Dairevi burun delikleri: Alçakgönüllü
Burnun alınla birleştiği yer çökük: Şehvetli
DUDAKLAR
Geniş ve düşük: Cömert
Kısa ve kalkık: Gururlu
Büyük: Cesur, savaşçı ruhlu
Ensiz, büyük: Hilekar, yalancı
Aşırı büyük alt dudak: Tembel
İnce, ensiz: Şan ve şöhret tutkunu
Kalın ve kalkık: Ağzı kalabalık
Birbirine çok yakın ve sıkışmış: İtici mizaçlı, geçimsiz
Kalın, sarkık: Zevke ve eğlenceye düşkün
İnce ve düşük: Öz konuşan
Üst dudak ve damak önde: Huysuz ve kavgacı
ÇENE
Geniş: Otoriter, dediğim dedik
Aşırı enli, dörtgen: Acımasız, enerji dolu, kaba
Aşırı yuvarlak: Enerji dolu
Dar: Yumuşak başlı
İkiye ayrılmış: Kararsız
İleriye doğru çıkık: İnatçı, hoşgörüsüz
Gamzeli: İnatçı
Keskin uçlu: Çabuk sinirlenen
Yukarı doğru eğik: Zevkine düşkün
Küçük: Kararsız, tereddütlü
YÜZ ŞEKLİ
Enli, etli ve yuvarlak: İyi kalpli
Aşırı uzun: Kibirli, kendini beğenmiş
Çökük: Kötü ahlaklı
Düz şekilli: Ters, başına buyruk ve bazen zalim
Kemikli ve kare: Tedbirli, zaman zaman acımasız, sert, baskın karakterli
Şişman: Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün
Uzun ve oval: Aptal, kendini beğenmiş
Aşırı küçük: Bayağı
Keskin hatlı: Alçak hislere yatkın
Küçük: Cesaretsiz ve iradesiz
Balon şekilli: İyi kalpli, alçak gönüllü
Uzun, dikdörtgen: Asil
Kemikli: Çalışmayı seven, ürkek
Üçgen: Az duyarlı
Zayıf: İhtiyatlı, derin düşünceli
Seyrek sakallı: Dengeli
BAŞ
Büyük: Hassas
Uzun, sivri çene ve sivri kafa: Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın
Küçük: Duyarsız, hoyrat, incitici
Yukarı doğru ensiz: Pişkin ve yırtık
SAÇ RENGİ
Sarı: Cesur
Bal rengi: Soğuk
Kızıl: Kurnaz
Siyah: Korkak
alıntı

Yoğurt satın alırken sadece son kullanım tarihlerine bakıyorsanız, size bir uyarımız var!
Yoğurt kapları tehlike mi saçıyor ? Aldığınız yoğurtların plastik kapl…arındaki rakamlar size mesaj veriyor.
Yoğurt kabınızın altında “5” rakamı varsa içiniz rahat olsun ama hiçbir rakam yoksa sağlığınız tehlikede !
Marketlerden aldıkları yoğurtların plastik kaplarının altındaki işaretlerde rakam yazmadığının farkına varan tüketiciler sikayetvar.com’a gönderdikleri şikayetlerle bu rakamların önemine dikkat çektiler.
Gelen şikayetler üzerine uzmanlar da “Plastik kapta bulunan yoğurtları almadan önce ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Üçgen işareti içindeki rakamlar size sağlığınız hakkında mesaj veriyor. ‘5’ rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında kullanılır ve zararsızdır” diyerek hem firmaları hem de tüketicileri uyardı.
Tüketiciler şikayetlerini “Bir sağlık uzmanının uyarısı üzerine aldığım yoğurtun kabının altındaki işaretleri inceledim. Hepsinin bir anlamı varmış. Kabın altına veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. Benim yoğurt kabımda üçgen içinde rakam yoktu. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat almamaya dikkat ederim ama bugün aceleyle aldığım bir yoğurtta bu işaret yoktu. Sağlıklı plastik olması açısından bu işaretin içinde 5 rakamı yazmalıymış. Mesajımı okuduğunuzda, tercihiniz olan markanın kabının altına bir bakmanızı öneririm.” şeklinde dile getirerek uyardılar.
“Plastik türünün sağlığa zararlı olup olmadığını anlamak için numarasına bakın” diyen Şikayetvar Yöneticisi Dr. Ömer Deveci, nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında şu uyarılarda bulundu:
“Tüketicilerin ve uzmanların plastik ürünlerin gıdada kullanımı hakkında verdikleri bilgiler gerçekten çok çarpıcı. Plastikler türlerine göre 1’den başlayarak 7’ye kadar numaralandırılıyor. Özellikle Herhangi bir plastik ürün ile sunulan gıdayı alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Bağımsız ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı göreceksiniz. Eğer numara varsa kolay ama yoksa aman dikkat. Yoğurt kaplarında üçgen içinde 5 rakamı vardır. 5 rakamı poliproplendir ve zararsızdır. 5 rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır. 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durulmalı. Bunlar zararlıdır. Yoğurt alırken kullandığı plastiğe göre tercihinizi yapın.”
Nasıl anlıyoruz?
Kabın altına veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan
bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. Benim yoğurt kabımda üçgen içinde 5 rakamı vardı. 5 numara “polipropilen”dir, altında da zaten “PP” yazar.
DİKKAT! 3, 6 ve 7 yazanları almayın, “5” yazmalı…
Plastikte kanser tehlikesi… Hangi plastikler zararlı?
Plastikler türlerine göre sınıflandırılıyor. Bu türler 1’den 7’ye kadar numaralandırılıyor.
Özellikle 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durmak şart! O halde hangi plastik türünün zararlı olduğunu anlamak için öncelikle numarasına bakmak gerekiyor. Herhangi bir plastik ürün alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Ya bağımsız, ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı görebilirsiniz. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat! Türkiye’de özellikle semt pazarlarında satılan ürünlerde yok! Numara varsa işiniz daha kolay.
Peki hangi numara, hangi üründe kullanılıyor? Hangileri zararlı, hangileri değil? İşte evde kullanılan plastikleri ayırmanız için üçgen içindeki numaralar hakkında bilmeniz gerekenler:
1. PET veya PETE Polietilen: Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır. Zararsızdır.
2. HDPE Yüksek yoğunluklu polietilen: Deterjan ambalajları ve pet süt şişesinde bulunur. Zararsızdır.
3. PVC Polivinil klorid: Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır!
4. LDPE Az yoğunluklu polietilen: Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsızdır.
5. PP Poliproplen: Şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır.
6. PS Polistiren: Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerdedir. Zararlıdır.
7. DİĞER: Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur. Zararlıdır.
3, 6 ve 7 numaralı plastik kaplar içinde ambalajlanmış gıdalardan uzak duralım!
kaynak: kansersiz yaşam derneği
Eminim birçoğumuz “onun vitamini kabuğunda, asıl orasını yiyeceksin” cümlesini aile büyüklerimizden yüzlerce kez duymuşuzdur. hatta belki de bunu diyen aile büyüklerinden birisinizdir. Peki bu gerçek mi? … birçok besinin kabuğu, kendisinden daha fazla fayda gösterir. İşte O Besinler;
Ahmet Maranki’den Katarakt Hastalığına İyi Gelen Bitkisel Çözüm Kürü:
Katarakt korkulan bir göz hastalığıdır. Halka arasında gözün önüne perde gelmesi olarakta adlandırılan katarakt gözde sık karşılaşılan hastalıklardan biridir. Katarakt gözün şeffaf lensinin saydamlığını kaybetmesidir. Aynen bir camın buğlanması gibi gözde bulanık görme başlar. Elbette uzman doktora görünmenizi tavsiye ederiz. Fakat evde bitkisel yöntemler ile şikayetlerinizi azaltmak isterseniz Prf. Dr. Ahmet Maranki şifalı bitkiler ile hazırlanan bitki kürleri öneriyor.
Katarakt Bitkisel Tedavisi Kürleri:
**Biberiye bir düzineden fazla antioksidan içerdiği gibi, anti katarakt madde olarak bilinen dört farklı kimyasalı daha bünyesinde bulundurur.
**Hoffman- La Roche firmasında görevli bir araştırmacı, karatenoidlerin 3K olarak bilinen kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve katarakta karşı koruyucu etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Karotenoidler ( bunlara beta-karotende dahil) havuca turuncu rengini veren bileşiklerdir. 50 mg. karotenoid almak için 7-8 tane orta boy havuç yenmesi önerilir.
**Soğanda bol miktarda bulunan kuersetin isimli bileşen, şeker hastalığına bağlı olarak gelişen katarakt hastalığını tedavi etmeye yardımcı bir bitkidir.
** Semizotu kataraktı engelleyici bileşikler C vitamini, E vitamini, karotenoid ve diğer güçlü antioksidanlardan özellikle bunların en önemlisi glutathion açısından son derece zengin bir sebzedir. yalnızca 150 gr. kadar taze semizotu bile, içeriğinde son derece yararlı miktarlarda beta karoten ile C ve E vitaminlerini barındırır.
Katarakt Hastalığını Önleyen Çorba Tarifi:
Malzemeler:
* Yarım kilo konserve bal kabağı,
* yarım kilo incecik doğranmış portakal,
* 350 gr. greyfurt suyu,
* 250 gr. doğranmış havuç,
* 250 gr. doğranmış tatlı patates,
* 1 çay kaşığı rendelenmiş hindistan cevizi,
* 2 çay kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu,
* 1 tutam tuz, bir tutam karabiber, bir tutam zerdeçal ve isteğe bağlı şeker.
Yapılışı:
Geniş bir tencereye bal kabağı, doğranmış portakal, havuç, patates, portakal kabuğu, tuz, biber ve zerdeçalı karıştırıp orta ateşte kaynayıncaya kadar bekletilir. Kaynayınca tencerenin kapağını kapatıp, 20 dakika kadar yada sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Daha sonra karışım bir blendra aktarılarak püre haline getirildikten sonra tekrar tencereye konulur. Çok sulu kaldıysa istenilen kıvama getirilene kadar kaynatılır ve üzerine rendelenmiş hindistan cevizi serpilerek servise sunulur.
Kaynak: Ahmet Maranki şifalı bitkiler dergisi.
kaynak: şifalı bitkiler
Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm. Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım. Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum. Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çü…nkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum.
Bütün bildiğim, renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek beni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğimi bilmiyorum ve umurumda da değil. Bildiğim tek şey mutlu olmak, çünkü beni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihaberim. Dünyanın adil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum.
Tekrar basit yaşamak istiyorum. Günümün, bilgisayar arızaları, kağıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedil- mesinden ibaret olmasını istemiyorum. Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum. Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum. İşte, çek defterim ve arabamın anahtarları, kredi kartlarımın ekstreleri, gelir belgelerim. RESMİ OLARAK YETİŞKİNLİKTEN İSTİFA EDİYORUM. Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, önce beni yakalamanız lazım, çünküüüü; Ebeee, elim sendeeeee! Yazarı bilinmiyor.
“Bir gün bir dergâhın şeyhi, kendini din yoluna adamış bir dervişini çağırır. Şeyh, dervişine abdest almak istediğini ve bir ibrik ılık su getirme…sini söyler. Derviş gidip bir ibrik ılık su getirir. Şeyhin avucunun içine döker derviş. Şeyh: “ ben senden ılık su istemiştim, sen bana buz gibi su getirmişsin. Git bana ılık su getir.” Der. Derviş içinden söylene söylene gidip ılık su getirir. Tekrardan şeyhin avucuna bir miktar su boşaltır ibrikten.
Şeyh “ Dervişim ben senden ılık su istedim, sen bana kaynar su getirmişsin. Git bana ılık su getir der. Derviş geldiği yere doğru yönelip söylene söylene tekrardan gidip su getirir. Şeyhin avucuna suyu döker ve o sırada da söylenmektedir. Şeyh kafasını yerden kaldırmadan dervişe “ Ben bir Allah’ın kuluyum ve sen daha bana sabır gösteremiyorsun. İçinden dünyanın küfrünü ediyorsun. Ben seni nasıl bu dergâhta tutabilirim. Sen, bu sabırla derviş olamazsın. Topla eşyalarını ve var git yoluna. Yolun açık olsun.” Der. Derviş bunları duyduktan sonra şeyhinin onu sabır sınavına tabii tuttuğunu anlar ve özür diler ama iş işten geçmiştir. Şeyh, dervişi affetmez.
Velhasıl derviş yollara düşer. Günler sonra bir çobanla karşılaşır. Derviş, çobana; “Yakınlarda bir köy olup olmadığını” sorar. Çoban, “ şu tepenin ardında bir köy var. Adı “Eyvallah Köyü’dür. Ne alırsan al para yerine eyvallah demen yeterli. Fakat 3 şeyden kaçınmalısın:
Birincisi kulun işine karışmayacaksın.
İkincisi Allah’ın işine karışmayacaksın.
Üçüncüsü de yalan söylemeyeceksin. Bunları yapmazsan ömür boyu rahat yaşarsın” Der.
Derviş bunu düşünür ve bundan kolay iş mi var, padişahlar gibi yaşarım. Zaten bir lokma ekmeğe ve bir kap çorbaya eşek gibi çalışıyordum dergâhta diye geçirir içinden. Çobanla vedalaşıp köyün yolunu tutar derviş. Birkaç gün sonra köye ulaşır ve çobanın dediklerini denemek için bir fırına gider. Bir ekmek alır. Fırıncıya eyvallah deyip, ekmeğin ne kadar olduğunu sorar. Fırıncı, dervişe zaten ekmeğin karşılığını eyvallah diyerek ödediğini ve bu köyde para geçmediğini, bir şey alırken eyvallah demesinin yeterli olduğunu söyler. Lakin 3 şeyi yapmayacaksın. Kulun ve Allah’ın işine karışmayıp yalan söylemeyeceksin der.
Derviş bu işe sevinir. Kısa süre sonra kendine bir ev bulup yerleşir, biriyle evlenir ve hayatını kurar. Rahatı yerindedir dervişin. Bir gün sokakta yürürken başı açık bir kadın görür ve bağırır “ ey cemaati Müslim nasıl olurda siz bu kadının sokak ortasında böyle gezmesine izin verirsiniz.” Der ve kadın “zabıta” diye bağırır. Zabıta gelir, dervişin kul işine karıştığını anlayınca nezarethaneye atar ve döverler.
Ertesi gün nezarethaneden çıkar ve bahçedeki havuzun kenarına oturur. Ellerini açıp “ Allah’ım ben kötü bir şey söylemedim. Kadın senin emrettiğin şeylere uymamıştı bende uyarmak istedim. Sen nasıl izin verirsin bu olaya.” Der ve bunu duyan zabıta gelir dervişi alıp “Allah’ın işine karıştığını söyleyip” tekrar nezarethaneye atıp dövmeye başlar.
Ertesi gün derviş, nezarethaneden çıkar. Eve gider. Karısı dervişe iki gündür nerede olduğunu ve yüzünün niye böyle şiş olduğunu sorar. Derviş olayları anlatır ve ekler: “ Benim arkadaşlarım gelecek balığa sözleşmiştik bugün için ama sen onlara benim evde olmadığımı iki gündür gelmediğimi söyle. “ der. Ve uyur. Kapı çalınır, kapıda dervişin arkadaşları dervişi sorar, karısı dervişin size yalan söylememi istediğini söyler ve dervişin arkadaşları dervişi alıp dövmeye başlarlar ve sonunda köyün önde gelenleri tarafından köyden atılır. Derviş beş parasız, yollara düşer ve yaptığı hatayı anlar.”. EYVALLAH’IN AYARINI BİLMEYEN EYVAH!! EYVAH!! DİYE İNLER..
+++
“Eyvallah”ın Tasavvuftaki ıstılâhî manasına bakacak olursak : ‘Hakla kabul ettik, haktandır’ manasını ihtiva ettiğinden eyvallah, sufîyyede hemen hemen her halde zikredilir, bir virddir adeta. “ Derviş kelimesi Farsçada “kapı kapı dolaşan”, “dilenci”, “fakir”, Arapçada “fakir, yoksul ve dilenci” anlamlarına gelir. Dervişlerin eyvallah’ı olduğu gibi illallah’hıda vardır. İllallah bıktım, usandım, yeter artık anlamlarına gelir.