Sevmek GEREK… sAYMAK gerek…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi yöne gidileceğini belirleyen …Rüzgâr değil, yelkendir

Bir gemi Doğu’ya gider, biri Batı’ya.

 Esen aynı rüzgârla;

Hangi yöne gidileceğini belirleyen …

Rüzgâr değil, yelkendir
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zamazingo’dan büyük hizmet…Kadınlar günü şerefine Nutella dağıtıyorum… Buyrun … Herkes Sıraya…:)

Zamazingo’dan büyük hizmet…

Kadınlar günü şerefine Nutella dağıtıyorum…

Buyrun … Herkes Sıraya…:)

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resimde saklanan kaç yüz var… Bulanlar bulmayanları çatlatsın…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayata Dair Derlemeler… Aman Dikkat… Yapalım… Yaptıralım…

1 -Yüzeyde hazine bulamazsınız.
2 – Pencereniz kirliyse dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır.
3 – Eğer siz kendinizi sevmiyorsanız başkaları neden sevsin?
4 – Ana babanız doğumunuzdan sorumludur, hayatınızdan değil.
5 – Eğer kendinize yön arıyorsanız yolunu kaybetmiş birine sormayın.
6 – Dostluk, ayrı oldukları zaman insanları birlikte tutar.
7 – Fedakarlık çiçeğin köküdür.
8 – Geçmişi bir kitap gibi kullanın, eviniz gibi değil.
9 – Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.
10 – İlerlemenizin önündeki en büyük engel kendinize güvensizliğinizdir.
11 – Acı, mutluluğa göre daha çok şarkı bestelemiştir.
12 – Her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler hayatin birçok güzelliğini ıskalar.
13 – Gerçek değişim kimi eski şeyleri farklı görmeye başlamaktır.
14 – Kahkaha ruhun dansıdır.
15 – Mucize, enerjinizi korkularınıza değil rüyalarınıza verdiğiniz zaman baslar.
16 – Karsınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mi bekliyorsunuz?
17 – İkiyüzlülük sadece sahibi tarafından görülemez.
18 – Hayatınızı bir para kazanma denemesi olarak kullanmayın.
19 – Gerçek zenginlik vaktinizi insanlara vermektir, para karşılığı satmak değil.
2o – Müziği notaların arasındaki sessizlik meydana getirir
______Richard Wilkins “Mental Tonic________Devamını Gör

Cavit Çağ
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dut ve Dut Pekmezinin Faydaları

 DUT: Meyveleri beyaz ve kara olan dutun barındırdığı vitamin ve minerallerin yanında mikrop öldürücü özelliği vardır.

Ayrıca dutun yaprakları ipek böceklerini beslemek için de kullanılır.

 Dutun Faydaları:

Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir.

 Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır.

Ateş düşürür.

 Karaciğeri kuvvetlendirir.

Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder.

 Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenirse kabızlığı giderir ve hatta ishal yapabilir, bağırsak kurtlarını düşürmeye de yardımcı olur.

 Dut pekmezinin insan sağlığı için yararları:

1-Kansızlık çeken hastalarda çok büyük yararlar sağlar.

2-Mide hastalıklarına özellikle de ülser şikayetine karşı faydalıdır.

 3-Astım ve bronşit hastalıklarına karşı yararlıdır.

4-Soğuğa karşı vücudun direncini artırıcı özelliğe sahiptir.

 5-Sporcular için bir enerji deposudur.

6-Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcıdır.

7-Çocukların zeka gelişimine yardım eder.

8-Gargara şeklinde ağız ve boğaz hastalıklarına karşı etkilidir.

9-Çocuklarda sık sık rastlanan pamukçuk için de yaygın olarak kullanılmaktadır
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Esma Abla… Dul…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta Öyle Seçimler Yap ki;

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadın Hakları…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevilla’da Flamenko…

Cordoba’dan kısa bir yolculuktan sonra Endülüs’ün gözbebeği Sevilla’ya ulaşıyorum. Buralarda Sevilla için şöyle meşhur bir deyiş var ‘’İspanya’nın başkenti Madrid’dir ama Sevilla dünyanın başkentidir’’. Sevdiğim şeyleri sona bırakma huyum olduğundan bu deyişten etkilenerek Endülüs gezimin son durağı yapıyorum Sevilla’yı… Yani anlayacağınız beklentim çok yüksek…

İlk önce dünyanın en büyük gotik katedrallerinden biri olan Sevilla katedralini gezmeye karar veriyorum.  1100’lu yıllarda cami olarak kullanılan bu yapı savaşlar neticesinde yıkılmış ve 1400‘lerde katedral olarak tekrar yapılmış. Katedralin yapımı tam yüz yıl sürmüş ve bu yüz yıllık uğraş neticesinde ortaya büyüleyici bir yapı çıkmış. Katedralin içi mozaik ve heykellerle süslenmiş. Ayrıca burada Kristof Kolomb’un mezarını görmek de mümkün. Amerika’yı keşfetme yolculuğuna buradan çıkan Kolomb daha sonraları kraliçe İsabelle ile fikir ayrılığına düşünce “öldüğüm zaman beni İspanya topraklarına gömmeyin” der. Onun bu isteğine saygı gösterircesine tabutu dört heykelin üstünde taşınmaktadır. Katedralin içini gezmeyi bitirince çatısına çıkmaya karar veriyorum. Ve Sevilla’nın o iki katlı daracık evlerinin olduğu manzara beni selamlıyor. Arkasından aşağı inip bu muazzam yapıya bir de uzaktan bakıyorum. Katedralin çan kulesi hemen dikkatimi çekiyor. Eski caminin minaresi olan bu çan kule artık şehrin sembolü olmuş.

Katedralden çıkınca köşede bekleyen at arabaları gözüme çarpıyor. Uzun zamandır bir Avrupa şehrini at arabasıyla gezme fikri aklımda olduğundan hemen arabaların yanına gidiyorum. Bir saatlik gezinin fiyatının 40€ olduğunu duyunca kararsızlığa düşsem de aman bir daha elime ne zaman böyle bir fırsat geçer diyip biniveriyorum…

Şehrin bütün turistik noktalarını tek tek geziyoruz ama ben daha çok peşimizden gitarıyla şarkı söyleyip koşan adamlara odaklanıyorum. Her köşe başında biri bırakıp biri devralıyor arkamızdan koşma işini. İspanyolcam olmadığından şarkıların sözlerini anlamıyorum ama tavırları, sesleri ve bakışlarından şimdiye kadar duyduğum en güzel aşk şarkılarını söylediklerine emin oluyorum. Birkaçına bahşiş verip arabanın arka koltuğuna iyice yaslanıyorum. Bu bir saatin her dakikasının keyfini çıkarıyorum. Gezinin son durağı olan Alcazar Sarayı’nın önünde iniyorum.

Ve Alcazar Saray. O ne muhteşem bir saray… Ya o bahçesi… Dillere destan.  Hani anlatılmaz yaşanır derler ya kesin burası için söylenmiş olmalı. Saraydaki oymaların, işlemelerin, avluların, tavanların eşsizliği nasıl anlatılır bilemedim. Ya içinde tavus kuşlarının dolandığı, bin bir çeşit çiçek ve ağacın olduğu o bahçesi nasıl anlatılır. En iyisi ben anlatmayayım siz gidin kendi gözlerinizle görün. Bu güzelliği kaçırmayın. Haaa labirent şeklinde tasarlanmış bahçede dolaşırken kaybolmamaya da dikkat edin…

Alcazar’dan sersemlemiş bir halde çıkarak bu sefer Plaza de Espana’ya yani İspanyol Meydanına doğru yelken açıyorum. Burası 200 metre çapında yarım çember şeklinde dizayn edilmiş bir meydan. Duvarlarında ispanya şehirlerini anlatan gravürler var. Etraf sokak satıcılarıyla dolu. Ben bütün hediyelik eşya işimi Sevilla’ya bıraktığım için merakla tezgahların arasında dolanıyorum. Yelpazelerin, kastanyetlerin, şalların hepsi rengarenk ve baştan çıkarıcı gözüküyor. Ama şehirdeki küçük dükkanları da görmek istediğimden henüz alışveriş çılgınlığıma başlamıyorum.

Burada yapılacak o kadar çok şey var ki “önce nereye gitsem” diye şöyle bir duralıyorum. Ve kazanan ‘Quadalquiuir ‘ yani akan büyük su anlamındaki nehir oluyor. Nehir 856 km uzunluğunda ve şehrin tam ortasından geçiyor. Nehir boyu biraz yürüyorum ve şehrin en meşhur köprüsü olan Triana köprüsüne (iki kıyıyı bağlamak için dokuz tane köprü yapmışlar) varıp şehrin karşı kıyısına geçiyorum. Triana köprüsünün üstünde demirlere kilitlenmiş bir sürü anahtarlık görmek mümkün. Bu yörede evlenen kişiler ya da sevgililer aşkları sonsuz olsun diye kilitlerin üstüne isimlerini yazıp bu köprünün demirlerine kilitlermiş. Aşkları sonunda ne oldu bilemem ama niyetleri çok hoşuma gidiyor. Bu köprünün hemen yanından çok hareketli olan Betis caddesine çıkılıyor. Ama şehirde yapacak daha çok işim olduğundan burada ki cafelerde oturmadan Maria Luisa parkına gidiyorum.

Maria Luisa parkını gezmek için bisiklet kiralayabilirsiniz, o kadar büyük yani. İçinde inanılmaz büyük ağaçlar ve İspanya için önemli kişilerin heykelleri var. Yani hem doğayla baş başa olup, hem de kültürünüzü arttırabiliyorsunuz. Ben ağaçlara bayıldığım için her gördüğüm büyük ağaçla fotoğraf çektiriyorum. Böylelikle parkı gezme süremi de iki katına çıkarmış oluyorum.

Sevilla’yı surların içindeki daracık yollar, iki katlı küçük evler, yerel dükkan ve cafelerden oluşan eski  Sevilla ve surların dışında geniş yollar, büyük evler, modern dükkanlardan oluşan yeni Sevilla olarak ayırmak gerekiyor.

Tabi ki hedefim önce eski Sevilla oluyor. O daracık yollar öyle böyle dar değil, yani nerdeyse zor geçiyorsunuz yoldan. Yani karşılıklı evlerde oturan sevgililer birbiriyle rahatça öpüşebilirler yani o kadar yakınlar birbirlerine. Böyle nostaljik şeyleri çok sevdiğimden bu dar yollarda, yöresel dükkanlarda çok uzun süre vakit geçiriyorum. Özellikle yelpazelere bayılıyorum. Ve çeşit çeşit almaya başlıyorum onlardan.

Arkasından yeni Sevilla’ yı da görmek lazım diyerek geniş caddelere atıyorum kendimi.  Burada da yelpaze dükkanlarına girip çıkıyorum. Yelpazelerin el işi olanı, tahta olanı, boyalı olanı, çiçek desenli olanı derken bayağı bu işte ustalaşıyorum. El işi yelpazelerin fiyatı 200 €‘lara kadar çıkarken, plastik yelpazeleri 3 €‘ya bile alabiliyorsunuz. Yani arada büyük bir uçurum var. Ben dayanamayıp çiçek şeklinde yapılmış 10-15 € civarında olanlardan alıyorum. Yani bunları İstanbul’da ne yapacağım meçhul ama görünce insan dayanamıyor işte…

Ve tabi Cervantes’in ünlü romanı Don Kişot ve George Bizet’in ünlü operası Carmen Sevilla’da geçtiğinden şehrin her yerinde bu isimde dükkan ve cafeler görmeniz mümkün. Hele Don Jose’nin Carmen’e aşkını anlatan aryalar oturduğunuz cafelerde mutlaka çalınır.

Bu yoğun günü akşam Flamenko gösterisiyle bitirmeye karar veriyorum. Flamenko gösterileri akşam yedi ve dokuz olmak üzere genelde iki ayrı seansta yapılıyor. Ben 21:00 seansına yemekli olarak yer ayırtıyorum. Otelde üstümü değiştirip gösteriye anca yetişiyorum. İki saat boyunca flamenko ezgileri arasında yapılan birbirinden güzel dansları seyrediyorum. Gösteride giyilen kıyafetlere ise ayrıca bayılıyorum. Gösterinin son on dakikasını ise videoya çekmeden duramıyorum.  Bu gösteriden sonra Sevilla’ya niye flamenkonun başkenti dediklerini de daha iyi anlıyorum. Gerçekten muazzam bir gösteri seyrettikten sonra yorgunluktan ayaklarım sızlayarak otele varıyorum. Sevilla’da geçirdiğim toplam üç gün su gibi akıp gidiyor. Hatta tadı damağımda kalıyor…

Bir sonraki yazım Madrid’den…

Sağlıcakla,

Anette Inselberg

Çalakalem Gezilerim... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karakteriniz Hangi Renk… 7 Soruyu Çözün, BULUN…Sonuca İnanamayacaksınız…Buyrun Testin Başına…

Toplamda yedi soru vardır.Her sorunun altında 4 şık yer almaktadır. Testin sonunda hangi şıkkı daha fazla işaretlediyseniz onun yorumunu okuyun…

1)A. Güçlü, kararlı, girişken ve doğuştan liderim. Düşer kalkar yoluma devam ederim.

B.  Hayata anlamlı renkler katar, eğlenceyi severim. Ömür boyu herkesin mutlu ve neşeli olmasını dilerim.

C.  Her anımı huzurlu ve sakin geçirmek isterim. Kavga gürültüyü sevmem, işlerimde en kolay yolu seçerim.

D.  Herşeyin mükemmel, düzgün, kusursuz olmasını isterim. İlişkilerimde saygılı ve mesafeli olmayı severim.
2) Genellikle hangi tonda ve nasıl konuşursunuz?
A. Hızlı ve sonuca yönelik.

B. Çok hızlı, heyecanlı ve eğlenceli.

C. Daha yavaş ve sakin.

D. Normal ve söyleyeceklerimi aklımda tartarak.
3) Hangisi sizi daha çok strese sokar?


A. Olaylar üzerindeki güç ve kontrolümün azlığını hissetmem.

B. Sıkıcı,rutin işler yapılan ortamda bulunmak.

C. Beni aşacağını düşündüğüm sorunlar üstlenmek.

D. Düzensiz ortamlar eksik yapılan işler.
4) Öğrenci olsanız ve öğretmeniniz sınav kağıdınızı ikinci defa incelediğinde puanınızı artırtığını söylese nasıl bir tepki verirsiniz?


A. Bunu zaten hak ettiğimi düşünürüm.

B. Çok sevinirim, sevincimi belli ederim.

C. Hocama teşekkür eder saygı duyarım.

D. Hocamın nerede hata yaptığını merak eder kağıdımı görmek isterim.
5) Kendinizde gördüğünüz en zayıf yönünüz hangisidir?


A. İnsanlar işleri istediğim gibi yapmadığında, seri olmadıklarına sinirlenmek.

B. Düzensiz, dağınık, programsız olmak.

C. Kimseye hayır diyememek, başkalarının işine koşarken kendi işimi aksatmak.

D. Herşeyin kusursuz ve mükemmel olmasını istemek.
6) Kendinizde gördüğünüz en güçlü yönünüz hangisi?


A. Kısa sürede karar alan ve harekete geçen yapım.

B. Girdiğim ortamlara neşe ve heyecan katan tarafım.

C. Her türlü ortama uyum sağlamam ve çatışmaları önleme gayretim.

D. Herşeyi planlı,programlı ve düzenli yapma huyum.

7) Ertesi gün çözülmesi gereken bir problem varsa o akşamki ruh haliniz nasıl olur?

A. Çok büyük tedirdinlik duymam, çünkü ertesi gün o işi olması gerektiği gibi yapacağımdan eminimdir.

B. Çok tedirginlik duymam, çünkü nasıl olsa işler bir şekilde hallolacaktır.

C. Sorumluluğun üstümde olmasından dolayı tedirginlik duyarım.

D. Tedirginlik duyarım ve gecenin büyük bir bölümünde problemin nasıl çözüleceğiyle ilgili planlar yaparım.

DEĞERLENDİRME
Aldığınız puanların toplamını şıklara göre not edin.
A. Şıkkındaki puanınız ağırlıktaysa: Güçlü kararlı yapıya sahip KIRMIZI karaktere sahip bir kişisiniz. Kırmızılar kimseden yardım istemeyi sevmezler. Kendilerini daima ”haklı” görme eğilimi vardır. Eleştirilmekten hoşlanmazlar ve hiç bir sözün altında kalmazlar. Kararlı iş bitiricidirler. Ani kararlarıyla insanları şaşırtabilirler. Adeta lider doğmuşlardır, aksi bir tarzı benimsemek istemezler. İyi organize ederler.
B. Şıkkındaki puanlarınız çoksa: Popüler, neşeli SARI karakteri ağır basan bir kişisiniz. Sarılar girişkendir. Ayrıntılar üzerinde düşünmezler. Çalışma alanları dağınıktır. Hayata ”beni farket” mesajı verirler. Onları toparlayacak birine ihtiyaç duyarlar. Konuşmayı çok severler. Mutluluk ve enerji yayarlar. Hüzünlü ortamları sevmezler. Unutkanlıkları çoktur. Dikkatsizdirler. Diğerlerine göre insanlara daha çabuk inanırlar. Hazır cevaptırlar.  Çocuk ruhludurlar.İnsanlara çabuk kaynaşıp arkadaş olurlar. İşleri kolay yoldan halledecek parlak fikirleri vardır.
C. Şıkkı puanınız çoksa: Barışçıl, sevecen YEŞİL karakterli bir kişisiniz. Yeşiller çok rahattır. Kendileriyle barışıktırlar. Çatışmadan çok çekinirler.Parolaları ”evde barış, iş yerinde barış ve cihanda barış.” Biran evvel işlerini bitirip dinlenmek isterler. Fıtri arabulucudurlar. Fazla enerji harcamayı sevmezler.
D. Şıkkındaki puanlarınız çoksa: Tertipli düzenli yapıya sahip MAVİ karakterli kişisiniz. Maviler mükemmelliyetçidir. Daima tetbirlidirler. Her zaman kurallardan yana olurlar. Derli toplu ve düzenlidirler. Olayların olumsuz yönünü görüp kaygılanırlar. Detaycı insandırlar. Meraklıdırlar. Araştırmaya yöneliklerdir. ”-meli,-malı” gibi ekleri fazlasıyla kullanırlar. Ciddi ve ağır başlıdırlar. Yeteneklidirler.

Test: Alıntıdır…

Para iyi bir hizmetkar, kötü bir efendidir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben kutlamam, beyim kutlar…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocuğumuza Mutlaka Yapmamız Gerekenler…

1 Küçükken daha, çocuğa ne isterse vermeye başla !   Ki, herkesin onun geçimini sağlamakla   mükellef olduğuna inansın…

 2 Fena sözler söylediğinde gül !   Ki, kendisinin akıllı olduğuna inansın…

3 Ona düşünmeyi, beynini kullanmayı öğretm…e sakın ! Bırak, onsekizine gelince kendisi karar versin…

4 Yerde bıraktığı her şeyi kaldır:kitaplarını, giysilerini,   pabuçlarını…Onun için her şeyi sen yap !   Ki, sorumlulukları hep başkalarına yüklesin…

 5 Onun önünde sık sık kavga et !   Ki, bir gün aile parçalanırsa pek de şaşırmasın…

6 Ona istediği kadar harçlık vermekten kaçınma !   Asla kendi parasını kazanmanın   ne demek olduğunu öğrenmesin…

7 Yiyecekmiş, içecekmiş, konformuş, tüm arzularını yerine getir !   Ki, istediklerini her zaman elde etmeye Şartlansın…

8 Komşulara, öğretmenlere, polise, vs. karşı hep onun tarafında ol !   Ki, hepsine karşı ön yargılarla davransın…

Evet evet, bütün bunları yap !
Ki, günün birinde onun başına bir bela gelirse   kendinden özür dile,   ama onu felaket dolu bir hayata   hazırladığın için   kendine teşekkür etmeyi de
İhmal etme sakın !.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »