Sigara İçen Amcaya “Amcacım İçme O Sigarayı Sağlığa Zararlı” Dedim.. “Bana mı Zararlı Lan Sağlığa Zararlı” Dedi.. Şoktayım ♥
Sigara İçen Amcaya “Amcacım İçme O Sigarayı Sağlığa Zararlı” Dedim.. “Bana mı Zararlı Lan Sağlığa Zararlı” Dedi.. Şoktayım ♥

Kendi kararından dönmediğin zamanları hatırla, tasarladığın gibi geçen bir avuç günü hatırla, kendine sahip çıktığın zamanları hatırla; ne zaman yüz ifaden değişmedi, cesaretin azalmadı; böylesine uzun bir yaşam boyunca neler başardın; kaç .kişi, sen ne yitirdiğini fark etmeden yaşamını çaldı senden, önemsiz bir üzüntü, aptalca bir sevinç, içini kemiren bir utku, çıkara dayalı bir ahbaplık sana ne kadar zamana mal oldu; Sana ait olanlardan geriye ne kadar az şey kaldığını hatırla: Zamanından önce öldüğünü anlayacaksın!”
Davranışlar kelimelerden daha fazla konuşur, daha çok şey ifade eder.
Oscar Wilde
”İçinizde bir kaos olmadan, bir yıldız doğuramazsınız…” Böyle buyurdu zerdüşt.
Friedrich Nietzsche
Neyiniz İçin Seviliyorsunuz?
Kimi insanları belli niyetlerle hayatlarımıza alırız. Çünkü duruşlarında, sözlerinde, tavırlarında bize belli niyetleri hatırlatırlar. Peki siz bir nasıl bir niyetle bünyeye alınırsınız?
http://testyourself.tr.msn.com/iliskiler/neyiniz/Test.aspx
Tam da tırtıl dünyanın sonunun geldiğini düşündüğü anda bir kelebeğe dönüşüverdi.
Dalay Lama’nın dediği gibi “asla teslim olma (vazgeçme)”.
Her zaman bir ümit vardır. En iyisini ümit et ama en kötüsüne de hazırlıklı ol.
Bu hayatımız için gerçekçi bir yaklaşımdır
Just when the caterpillar thought the world was over, it became a butterfly. As His Holiness the Dalai Lama says, “never give up.” There is always hope. Hope for the best, and expect the worse. This is a realistic attitude for our lives.
‘Başkalarının gözünde nasıl görünüyorum?’ düşüncesini bir yana bırak. Yaşamının geri kalan bölümünü doğanın gerektirdiği gibi yaşayabiliyorsan bundan hoşnut ol.
Kendi doğanın ne istediğine bak ve başka hiçbir şeyin buna engel olmasına izin verme; çünkü, şimdiye değin edindiğin deneyim, sayısız araştırma yapmana karşın hiçbir yerde, ama hiçbir yerde aradığın mutluluğu bulamadığını gösteriyor; ne mantıksal düşüncede, ne maddi zenginlikte, ne şöhrette, ne de haz peşinde koşmakta.
Peki mutluluğu nerede bulabilirim? Kendi doğamın gerektirdiği biçimde yaşamakta.
Bunu nasıl yapabilirim? Davranışlarımın ve eylemlerimin, ilkelerime dayanmasını sağlayarak.
Hangi ilkeler? Bunlar iyi ve kötüyü ele alan ilkelerdir, beni adil, ılımlı, cesur ve özgür kılmayan hiçbir şey benim için iyi değildir; ve bunların tam zıttı olmayan hiçbir şey de kötü değildir.

BEN BU DÜNYAYA, HERKESİN İSTEDİĞİ GİBİ BİRİ OLMAK İÇİN GELMEDİM…!
II. Mahmut ve Abdülmecit döneminde iki kez belediye başkanlığı yapan Hüseyin Hasip Bey görevinden ödün vermeyen,titiz bir o kadar da sert kişiliği ile tanınırdı.Özellikle tüketici haklarını iyi korur, bozuk, çürük ve pahalı satan esnafa göz açtırmazdı.
Bu huyunu iyi bilen esnaf ya da işportacı Hüseyin Hasip Beyin denetime çıktığını duyunca nereye kaçacağını bilemezdi çünkü suçluyu hoşgörmez anında aklına ilk gelen cezayı verirdi…
Denetime çıktığı bir gün sırtında iki çuval yükle ağaca bağlanmış öylece duran bir eşek gördü. “Bu eşeğin sahibi nerede ise hemen bulun getirin” diye emir verdi.Eşeğin sahibi yakın bir kahvede oturmuş dinleniyordu.
Apar topar kahveden alınan adam belediye başkanın karşısına getirildiğinde yarım saat önce geldiğini,eşeğini ağaca bağladıktan sonra dinlenmeye çekildiğini anlattı…
Onun bu sözlerine öfkelenen Hüseyin Hasip Bey hemen talimat verip eşeğin sırtındaki yükü indirtti,bir torba yem buldurup hayvanın boynuna taktırdı.Sonra da eşeğin sahibinin boynuna bir ip geçirterek onu ağaca bağlattı hem de iki çuval yükle…
Adam ağladı,sızladı, o yükle kan ter içinde kaldı ama eşeğin yemini bitirmesini bekledi…
Verilen bu ceza yasalarda ya da yönetmeliklerde yoktu ama ceza öyle etkili oldu ki sadece eşeğin sahibine değil tüm izleyenlere ,daha sonra duyup öğrenenlere ömür boyu unutamayacakları bir “hayvan haklarına saygı” dersi yerine geçti