Bir çift güvercin havalansa…

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma…

 

Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar, arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil, unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma

/M.Cevdet ANDAY

Şiir kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ama ben bir kalbim yalnızca sevebilirim…

 

 

Kılıç olsam keser, ateş olsam yakardım; ama ben bir kalbim yalnızca sevebilirim.

Hz.İsa

Ohh keyfe bak…. Günün fotosu… 16/09/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler…

Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.”

HRANT DİNK –

kendini tekrarlayan durumları ARTIK AŞALIM…

Alışkanlık bir kağnı tekerleğindeki çatlak gibidir. Biz o kağnıda yolculuk ederken tekerlek döner ve çatlağa geldiğinde sıçramanıza, canınızın yanmasına neden olur.

Alışkanlık haline getirdiğimiz, deneyimi boşa harcadığımız için tekrarlayıp durduğumuz ve canımızı yakan, kendini tekrarlayan durumları ARTIK AŞALIM…

Belli bir alışkanlık aracığılıyla sürekli olarak tatmin olacağımızı sanır, buna inandığımız için de farkında olmadan acı verir ve acı çekeriz…

Artık acı vermeyi de acı çekmeyi de bırakalım… Bakalım bir sonraki derste neler var öyle değil mi???

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu hap diil ki? Böcek…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaralarımız , korkularımız sevilip okşandığında süt dokmüş kediden farkımız kalmıyor ki…

Yaralarımız , korkularımız sevilip okşandığında süt dokmüş kediden farkımız kalmıyor ki…

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

tam bir özgürlük içerisinde, dikkatle ve farkındalıkla, ”KENDİNİZİ”i seyredin…

File:Jiddu Krishnamurti 01.jpg

Duygularınızı, düşüncelerinizi, hareketlerinizi, tepkilerinizi;

kaçmadan, biriktirmeden,  isimlendirmeden, sınıflandırmadan, etiketlendirmeden;

direnmeden, bastırmadan, kontrol etmeye çalışmadan, yadsımadan, onaylamadan, yansıtmadan, yargılamadan (güzel-çirkin, doğru-yanlış ayrımı yapmadan);

herhangi bir kalıba, inanca, dine, dogmaya, öndere, öğretmene,  ideale, modele bağlı olmaksızın;

yorumlamadan, tam bir özgürlük içerisinde,  dikkatle ve  farkındalıkla, ”KENDİNİZİ”i seyredin.

Değiştirmeye çalışmayın, olduğunuz yerde, olduğunuz gibi kalın.

Krishnamurti

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

genel gecer begeniler…

Begendigin veya begenmedigin hicbir sey icin “bu benim gercek zevkim” deme…

genel gecer begeniler için  sabit tutumlar gelistirme.Yasayip gorduklerine göre neyi begenmen ve neyi elemen gerektigi sürekli değiştirecektir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Fırında soslu tavuk…

FIRINDA SOSLU TAVUK
Malzemeler:
8 adet tavuk baget
2 dis sarimsak
2 yemek kasigi yogurt
… 1 yemek kasigi salca
3 yemek kasigi zeytinyagi
2 büyük patates
1çay bardğ bezelye(haşlanmış)
1 havuç(dilimlenmiş)
2 yeşil biber
kekik, karabiber, kırmızıbiber, biberiye(arzuya gore)
tuz ,1 çay kaşıgı köri,1 defne yaprağı
Yapilisi:
Buyukce bir kaba yagı,yogurdu ve salcayi koyup karıştıralım.Sarımsakları ince kıyıp,ilave edelim. Baharatlari ve tuzuda koyup karıştıralım. Sosa bagetleri dokup iyice karistirarak butun sosu tavuklara yedirelim.Buzdolabinda en az 2-4 saat kadar marine olmaya bırakalım.Kenarlari genis fırın tepsinize tavuklari yanyana dizelim.Patates ,havuçları dilimleyip tavukların kenarlarına serelim.biber ve domates dilimleyip onlarıda tavukların arasına serpiştirelim.Ustune 1 bardak kadar sicak su ilave edelim.tavuk bagetlerinin üzerine birer çay kaşıgı tereyağı koyup fırına verelim.200C derecede 30-40 dakika pisirelim.sıcak olarak servis edelim.afiyet olsun.
Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her gün bana geleceğine bir gün kendine gel….

 

zirve

İNSAN HEP KURTARILMAYI BEKLER……..

Keşfedilmeyi, alınıp götürülmeyi. Sanki bu dünyadan değildir. Başka bir gezegenden gelip alınsın ister, başka insanlar tarafından keşfedilsin, sevdikleri tarafından kucaklansın.

Hep bekler durur. Başkalarının beklentilerini karşılar, ama kendi beklentilerini BEKLEME’ye alır.

Onun beklentileri kendi içindedir. Kalbinde gönlünde, aklının bir köşesindedir. Onları beklemeye aldığı sürece, mutsuzdur.
Çünkü kimse onu gelip kurtarmayacaktır. Kimse keşfetmeyecektir. O ancak kendini keşfedebilir. Kendini kucaklayabilir.

Kendini sevdiği, kucakladığı sürece de kendi olmaya başlar.
KENDİMİZ EVET.İÇİNDE TÜM KAİNATIN SIRRINI TAŞIYAN,BİZLER..

Her gün kendisini ziyarete gelen dervişe şeyhi der ki:

“Her gün bana geleceğine bir gün kendine gel….

Kevser Yalçın

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Affetmenin yolları…

1) Affetmenin sağlıklı kalmaya vesile olan davranış olduğunu… kabul edelim.
2) Affetmek ilk anda zor gelse de öfkenin getirdiği zararları ortadan kaldırır.
Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek istemeyebiliriz
ama affetmeye istekliyim demek bile Af sürecini başlatır.
3) Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Koşullu affetmek yoktur.
Affetmek istediğiniz insanın değişmesini beklemeyin. Önce o affetsin demeyin.
4)Önce kendinizi bağışlayın.
Nasıl mı? Bir çiçek alın. Sularken güzel sözler söyleyin. O sözleri bir de
kendinize söyleyin…Bunu lütfen deneyin.
5) Bunu yazın kapınızda bulunsun: “Mutluluk iyi bir sağlık, kötü bir hafıza
demektir.”
( Albert Schweitzer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sonsuza kadar çok bağlayıcı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hatırlanma şeklinizi, karşınızdakiler değil, sizin yaşamda bıraktığınız izler belirleyecek…

gökyüzü ve güneş avatarı, sky and the sun avatar

Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?” sözleri hasta odasında yoğun sessizlik yaşanmasına neden olmuştu. Geçirdiği ameliyatlardan sonra pek toparlayamamış yaşlı bayan hastamızı ilkokula yeni başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine kabul etmememiz başlangıçta sorun yaratmış, kısa süreli ziyaret için izin koparmışlardı.
Hasta odasında ana kız konuşup dertleşirken torun araya girip sormuştu o can sıkıcı soruyu. Kafamı eğip elimdeki dosya ile ilgileniyormuş gibi yaptım. Hastamız torununu yatağın kenarına oturttu. Ellerini tutarak “Şimdi değil, iyileşip eve döneceğim, merak etme. Hemen ölmeyeceğim.
Ama erveya geç hepimiz öleceğiz” dedi. Torun yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi.
        – Ama bu haksızlık, anneanne. Ölünce onlar ı bir daha göremiyoruz.

Dedemi çok özledim ben.
        -Merak etme, insanlar ölünce görünmez olurlar ama hepten yok olmazlar.
        Torun bir süre anneannesinin boynundaki kolye ile oynayarak düşündü.
Sonra “Peki insanlar ne oluyor, ölünce” diye sordu. Anneanne önce bana sonra kızına baktı.

Torununun saçını okşayarak;
        -Bir şekilde aramızda oluyorlar, ölenler. Kimi bir renk, kimi tat veya koku kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin orada yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile hatırlarım. Nerede bir rüzgar saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür, sevinirim. 
        -Peki sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne? 
        -Onu sen bileceksin. Beni nasıl hatırlamak istersen o şekilde geleceğim yanına.
        Ziyaret kısa sürmüştü. Onlar odad an çıktıktan sonra hastamız torununu çok özlemiş olduğunu belirterek ziyarete engel olmadığımız için teşekkür etti. 
     Birkaç gün sonra hastamızın baş ucunda suluboya bir resim vardı.
Mavi gökyüzünde sapsarı güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardı,
resimde. Hastamız resim ile ilgilendiğimi görünce okumakta olduğu gazetesinden kafasını kaldırıp;
        -Torunum benim için yapmış bu resmi, doktor bey.
Resimdeki kız kendisiymiş. Karar vermiş,

ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi olacakmışım, onun için.

Gökyüzüne her baktığında benim yanında olduğumu bilecekmiş, böylelikle.

Bu sımsıcak güneş ise dedesiymiş.
  Gözleri dolmuştu. Birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden. “Torunumun gözünde gökyüzünün mavisi olacakmışım, dedesi de hepimizi ısıtan güneş. Daha ne olsun?” dedi. Öğle arasında bahçeye çıktım. Yağan yağmurun ardından masmavi gökyüzünde açan güneş, sıcaklığını iyice hissettiriyor,ağaçlar sonbahara hazırlanıyordu.


 
Ya siz !!!!

Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz !!!  ???

Hatırlanma şeklinizi, karşınızdakiler değil, sizin yaşamda bıraktığınız izler belirleyecek… 

 

 

 

__._,_.___

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevme zamanı… günün fotosu 15/09/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »